İçeriğe geç

Ders 1.6 · Modül 1: Bilgi Nedir?

JTB ve Gettier: Platon'un sorusundan 1963'ün üç sayfalık depremine

Araç: Gettier Tarayıcı · 5K: Karşı-görüş · 2.779 kelime · yaklaşık 13 dakika okuma

Bu ders programın önceki sürümündendir (v1) ve yeni program tamamlanana kadar arşivde okunur kalır. Yeni programa geç

Giriş

Sabah ofise geliyorsun ve otoparkta iş arkadaşın Ahmet'in kırmızı arabasını görüyorsun. Aynı model, aynı renk, aynı yerde, her sabahki gibi. "Ahmet gelmiş" diye düşünüyorsun. Ahmet gerçekten ofiste. Ama o gün arabası serviste; otoparktaki kırmızı araba, tesadüfen aynı arabadan alan ve o sabah ilk kez oraya park eden yeni bir müşterinin. Ahmet otobüsle gelmiş. İnancın doğruydu. Gerekçeliydi de: her sabah o arabayı görüp Ahmet'i ofiste bulmuştun. Peki Ahmet'in ofiste olduğunu biliyor muydun?

Çoğu insanın sezgisi hayır der. İnancın doğruydu, ama doğruluğu gördüğün şeyle ilgisizdi; bir tesadüf, gerekçeni doğruya bağlamıştı. Bir önceki derste, gerekçeli ve doğru bir inancın doğruluğunun yine de şansa bağlı olup olamayacağı sorusunu açık bırakmıştık. Bu sahne o sorunun cevabıdır ve epistemoloji tarihinin en ünlü üç sayfalık makalesi tam olarak bu cevabı vermişti. Bu derste o makaleyi, onun sarstığı tanımı ve altmış yıldır süren cevap arayışını inceleyecek; kendi Gettier durumlarını tanımak için bir tarayıcı kuracaksın.

Bu dersin kazanımları:

  • Gerekçelendirilmiş doğru inanç analizini ve Gettier'in iki karşı-örneğinin yapısını açıklarsın. (anla)
  • Bir durumun Gettier yapısı taşıyıp taşımadığını, gerekçe zincirini ve şans noktasını işaretleyerek tespit edersin. (analiz et)
  • Gettier sorununa verilen başlıca cevapları, her birine yöneltilen en güçlü itirazla birlikte tartarsın. (değerlendir)

Ana anlatım

Klasik analiz: gerekçelendirilmiş doğru inanç

Bu modül boyunca adım adım bir tanıma doğru ilerledik. Kavram analizinde "bilmek" için aday koşullar aradık; doğruluğu ve inancı bulduk, sonra gerekçelendirmeyi ekledik. Bu üç koşulun birlikte bilgiyi tanımladığı görüşüne İngilizcedeki baş harflerinden ötürü JTB (justified true belief) denir. Analiz şöyle ifade edilir: S kişisi P önermesini bilir, ancak ve ancak P doğruysa, S P'ye inanıyorsa ve S'nin P'ye inancı gerekçelendirilmişse.

Kavram analizinde öğrendiğin dili hatırla: JTB analizi üç koşulun her birinin gerekli, üçünün birlikte yeterli olduğunu söyler. Önceki derslerde gerekliliği sınamıştık: yanlış bir şeyi bilemeyiz, inanmadığımız şeyi bilemeyiz, yazı turayla doğru tahmin ettiğimiz şeyi bilemeyiz. Ama yeterlilik henüz sınanmamıştı. Yeterliliği çürütmek için bir karşı-örnek gerekir: üç koşulu da karşılayan ama bilgi olmadığını hepimizin kabul edeceği bir durum. Açılıştaki otopark sahnesi tam olarak böyle bir durumdur.

Platon'un sorusu

JTB analizinin kökeni genellikle Platon'a götürülür. Theaitetos diyaloğunda Sokrates genç bir matematikçi olan Theaitetos ile bilginin ne olduğunu araştırır. İlk öneri bilginin algı olduğudur; reddedilir. İkinci öneri bilginin doğru kanaat olduğudur; bu da reddedilir, çünkü iyi bir hatip jüriyi doğru bir sonuca ikna edebilir ve jüri yine de olayı bilmiyordur. Üçüncü öneri bilginin açıklamalı doğru kanaat, yani bir gerekçeyle desteklenmiş doğru kanaat olduğudur.

Diyaloğun ilginç yanı, bu üçüncü öneriyi de kabul etmeden bitmesidir. Sokrates "açıklama" kelimesinin birkaç olası anlamını tek tek sınar ve hiçbirinin işe yaramadığını gösterir. Yani JTB analizi, Platon'un kabul ettiği bir tanım değil, onun sorup cevapsız bıraktığı bir sorudur. Yine de sonraki yüzyıllarda, özellikle yirminci yüzyılın ortasında, felsefecilerin büyük bir kısmı bu analizi bilginin makul bir tanımı olarak kullandı. 1963'e kadar.

1963: üç sayfa

1963'te Amerikalı filozof Edmund Gettier, Analysis dergisinde "Gerekçelendirilmiş Doğru İnanç Bilgi midir?" başlıklı, üç sayfadan biraz uzun bir makale yayımladı. Makale iki kurgu durum sunar ve ikisinde de JTB'nin üç koşulu karşılanır ama sonuç bilgi değildir. Makale kısa, teknik açıdan sade ve tek bir amaca yönelikti: analizin yeterli olmadığını göstermek. Etkisi ise orantısız biçimde büyük oldu; sonraki on yıllarda bu iki durumu açıklamaya çalışan yüzlerce makale yazıldı.

Gettier'in birinci durumu şöyledir. Smith ve Jones aynı işe başvurmuştur. Smith'in, Jones'un işi alacağına dair güçlü bir gerekçesi vardır: şirket müdürü ona bunu söylemiştir. Ayrıca Smith on dakika önce Jones'un cebindeki bozuklukları saymış ve on tane olduğunu görmüştür. Smith bu iki bilgiden şu sonuca varır: "İşi alacak kişinin cebinde on bozuk para var." Bu inanç gerekçelidir, çünkü gerekçeli iki inançtan geçerli bir çıkarımla elde edilmiştir. Sonuçta işi Jones değil, Smith alır. Ve Smith'in kendisi de, farkında olmadan, cebinde on bozuk para taşımaktadır. Smith'in inancı doğrudur, inanılmıştır, gerekçelidir; ama Smith işi alacak kişinin cebinde on bozuk para olduğunu bilmiyordu.

İkinci durum ve ortak yapı

Gettier'in ikinci durumu aynı yapıyı başka bir yoldan kurar. Smith'in, Jones'un bir Ford arabası olduğuna dair güçlü bir gerekçesi vardır: Jones yıllardır bir Ford kullanır ve Smith'i sık sık onunla gezdirir. Smith'in öteki arkadaşı Brown'ın nerede olduğu hakkında ise hiçbir fikri yoktur. Smith rastgele bir şehir seçer ve şu önermeyi kurar: "Ya Jones'un bir Ford'u var ya da Brown Barselona'da." Bu önerme mantık açısından ilk öncülden çıkar ve bu yüzden gerekçelidir. Sonuçta Jones'un Ford'u kiralıktır, yani Jones'un bir Ford'u yoktur. Ama Brown, tamamen tesadüfen, gerçekten Barselona'dadır. Önerme doğrudur, gerekçelidir, inanılmıştır; ama bilgi değildir.

İki durumun ortak bir iskeleti vardır ve bu iskeleti tanımak, Gettier durumlarını tanımanın anahtarıdır. Birinci adımda kişi, gerekçeli ama yanlış bir inanca sahiptir: Jones işi alacak, Jones'un bir Ford'u var. İkinci adımda bu yanlış inançtan geçerli bir çıkarımla yeni bir inanç türetir. Üçüncü adımda bu yeni inanç, türetildiği yanlış inançla ilgisi olmayan bir sebepten ötürü tesadüfen doğru çıkar. Gerekçe bir yere, doğruluk başka bir yere işaret eder ve ikisi şans eseri aynı cümlede buluşur. Otopark sahnesinde de aynısı olur: gerekçe "otoparktaki araba Ahmet'in" diyordu ve bu yanlıştı; sonuç "Ahmet ofiste" ise başka bir sebepten doğruydu.

Neden bu kadar önemli?

İlk bakışta Gettier'in durumları yapay görünebilir: kim cebindeki bozuklukları sayar, kim rastgele bir şehirle ayrık önerme kurar? Ama yapının kendisi gündelik hayatta sık görülür. Yanlış bir öncülden doğru bir sonuca varmak, bir haberin yanlış kaynağa dayanıp doğru çıkması, bir tanının yanlış tahlile dayanıp doğru olması; bunların hepsi aynı iskeleti taşır. Gettier'in yaptığı, bu iskeleti bir tanıma karşı-örnek olarak kullanmaktı. Bu iskeletin pratik bir dersi de var: bir kararı yalnızca sonucuna göre değerlendirmek, sonucun doğru çıktığı Gettier durumlarını başarı sanmamıza yol açar. İyi işleyen kurumlar bu yüzden sonucu ve süreci ayrı ayrı denetler; doğru çıkmış ama yanlış bir yoldan varılmış bir karar, bir sonraki seferde aynı yoldan yanlışa varacaktır.

Ayrıca Gettier'in karşı-örnekleri bize bilginin doğası hakkında olumlu bir şey de öğretir. Bilgi, doğru bir inanç ile iyi bir gerekçenin yan yana durmasından fazlasıdır; ikisinin doğru biçimde bağlanmasını gerektirir. Gerekçe inancı doğruya taşıyan yol olmalıdır, doğruya tesadüfen komşu bir yol değil. Bu olumlu fikri nasıl ifade edeceğimiz, Gettier'den sonraki bütün tartışmanın konusudur.

Birinci cevap: yanlış öncül yasağı

İlk ve en doğal cevap, iki durumun ortak iskeletinden doğar. Madem her iki durumda kişi yanlış bir inançtan yola çıkıyor, JTB'ye dördüncü bir koşul ekleyelim: bilgi, yanlış bir öncüle dayanmamalıdır. Bu cevap 1963'te, Gettier'in makalesinin hemen ardından Michael Clark tarafından önerildi. Smith'in inancı "Jones işi alacak" yanlışına dayandığı için bilgi değildir; otopark sahnesindeki inanç "bu araba Ahmet'in" yanlışına dayandığı için bilgi değildir.

Bu cevap Gettier'in iki durumunu ortadan kaldırır, ama yeni karşı-örneklere yenilir. Kısa sürede, kişinin hiçbir yanlış öncülden çıkarım yapmadığı ama inancın yine şansa bağlı olduğu durumlar kuruldu. Bir tarladaki koyuna benzeyen bir kayayı görüp "Tarlada koyun var" diye düşünen ve gerçekten tarlanın arka köşesinde, görmediği bir koyunun durduğu biri, belki bilinçli bir çıkarım yapmıyordur; doğrudan gördüğüne inanıyordur. Yine de bilmiyordur. Bu tür durumlar, sorunun yalnızca çıkarım zincirlerindeki yanlışlarla sınırlı olmadığını gösterdi.

İkinci cevap: bozulmazlık

İkinci büyük cevap, gerekçeye dışarıdan bakar. Keith Lehrer ve Thomas Paxson 1969'da, bilgi için gerekçenin bozulmaz olması gerektiğini savundular: kişinin bilmediği ama bilseydi gerekçesini çökertecek doğru bir bilgi olmamalıdır. Smith'in durumunda böyle bir bilgi vardır: "Jones işi almayacak." Smith bunu bilseydi, gerekçesi çökerdi. Otopark sahnesinde de vardır: "Ahmet'in arabası bugün serviste."

Bozulmazlık fikri güçlüdür ve gündelik denetimde işe yarar bir soru sordurur: bilmediğim ama bilseydim fikrimi değiştirecek bir şey var mı? Ama felsefi bir tanım olarak kendi zorluklarıyla karşılaştı. Bazı bozucular yanıltıcıdır: yalan söyleyen biri, gerçek bir bilgiyi bozacak bir iddia ortaya atabilir ve bu iddianın bozucu sayılıp sayılmayacağını ayırmak için yeni ölçütler gerekir. Bu ölçütleri kurma girişimleri giderek karmaşık hâle geldi.

Üçüncü cevap ve sonrası: bağlantıyı başka yerde aramak

Üçüncü bir çizgi, sorunu gerekçenin içeriğinde değil, inanç ile olgu arasındaki bağda aradı. Alvin Goldman 1967'de, bilginin inanç ile onu doğru yapan olgu arasında uygun bir nedensel bağ gerektirdiğini savundu: Ahmet'in ofiste olması, senin "Ahmet ofiste" inancına neden olmadı; o inancın nedeni başka birinin arabasıydı. Goldman sonraki yıllarda bu fikri geliştirerek inancı üreten sürecin güvenilirliğine odaklanan bir görüşe vardı; gerekçelendirme teorileri modülünde güvenilircilik adıyla ele alacağız.

Sonraki onyıllarda başka cevaplar da geldi: inancın küçük değişikliklere karşı güvenli olmasını isteyenler, bilgiyi bilen kişinin erdemlerinden türetenler ve Timothy Williamson gibi bilginin analiz edilemeyecek kadar temel olduğunu, onu başka koşullardan kurmaya çalışmanın yanlış bir başlangıç olduğunu savunanlar. Linda Zagzebski 1994'te karamsar bir teşhis koydu: gerekçe doğruluğu garanti etmediği sürece, herhangi bir analize her zaman bir Gettier durumu kurulabilir; önce bir talihsizlik gerekçeyi yanlış yere götürür, sonra bir talih onu tesadüfen doğruya bağlar. Bu tartışma bugün de kapanmış değildir.

Sezgilerin rolü

Gettier'in bütün argümanı tek bir şeye dayanır: okurun, Smith'in bilmediği yönündeki sezgisine. Kanıt olarak bir sezgiyi kullanmak meşru mudur? Bu soru, bir sonraki modülün sezgi dersinde ayrıca işleyeceğimiz bir sorudur. Ama Gettier tartışmasında ilginç bir gelişme oldu: 2000'lerin başında bazı araştırmacılar, Gettier sezgilerinin kültürden kültüre değişebileceğini öne süren deneyler yayımladı. Daha sonra farklı ülkelerde ve dillerde yapılan daha geniş çalışmalar, bu sezginin şaşırtıcı ölçüde yaygın olduğunu gösterdi.

Bu tartışmanın ayrıntısını sosyal epistemoloji modülünün deneysel felsefe dersine bırakıyoruz. Burada bizi ilgilendiren şudur: Gettier'in karşı-örneği, bir tanımı sınamanın Modül 0'da öğrendiğin yönteminin, yani yeterlilik yönünde karşı-örnek aramanın, felsefe tarihindeki belki en etkili uygulamasıdır. Üç sayfa, bir kavram analizini yıkmak için bir argümanın ne kadar kısa olabileceğini gösterir.

Örnekler

Basit örnek: otoparktaki kırmızı araba

Açılıştaki sahneyi Gettier Tarayıcı'dan geçirelim. Gerekçe zinciri: "Otoparkta Ahmet'in arabası var" ve "Ahmet'in arabası oradaysa Ahmet ofistedir", buradan "Ahmet ofiste." Zincirin ilk halkası yanlıştır: araba Ahmet'in değil. Sonuç ise doğrudur, ama başka bir sebepten: Ahmet otobüsle gelmiştir. Doğruluğu sağlayan şey, gerekçenin işaret ettiği şey değildir. Bozucu var mı? Evet: "Ahmet'in arabası bugün serviste." Bu bilgiyi bilseydin gerekçen çökerdi. Tarayıcının dört sinyalinin dördü de yanıyor: bu tam bir Gettier durumudur. Pratik sonuç şudur: aynı gerekçeyle yarın yanılabilirsin, çünkü gerekçen ile Ahmet'in varlığı arasındaki bağ bugün kopmuştu ve bunu fark etmedin.

Orta örnek: yanlış kaynağa dayanan doğru alıntı

Bir haber sitesi, bir bakanın bir toplantıda "Bu yıl vergi artışı olmayacak" dediğini yazıyor. Muhabir bu alıntıyı, toplantıya katıldığını söyleyen bir kaynaktan almış. Sonradan anlaşılıyor ki kaynak toplantıya katılmamış ve alıntıyı uydurmuş. Ama bakan aynı cümleyi, aynı gün başka bir basın toplantısında gerçekten söylemiş. Haber doğrudur. Muhabirin inancı gerekçeliydi, çünkü kaynağı daha önce güvenilir çıkmıştı. Ama muhabir bakanın bunu söylediğini bilmiyordu; doğruluk, gerekçesinin işaret ettiği toplantıdan değil, bambaşka bir toplantıdan geliyordu. Gazetecilik açısından sonuç açıktır: bir haberin doğru çıkması, kaynağın güvenilir olduğunu göstermez. Bu kaynak bir sonraki haberde yanlış bilgi verecektir.

Gerçek hayat örneği: karışan tahlil tüpü

Bir laboratuvarda iki hastanın kan tüpü karışıyor. Hekim, kendi hastasına ait olduğunu sandığı sonuca bakarak "Kansızlığınız var" diyor ve demir takviyesi yazıyor. Sonuç aslında öteki hastaya ait. Ama tesadüfen, hekimin kendi hastası da kansız ve değerleri öteki hastanınkine çok yakın. Tanı doğrudur, hekimin inancı gerekçelidir, ama tanı şansa bağlıdır. Bu durumun pratik önemi büyüktür: tesadüf bu kez hastaya zarar vermedi, ama aynı karışıklık bir sonraki seferde yanlış bir tanıya yol açacak. Hastane kalite sistemleri, sonucun doğru çıkmasına değil, sonuca giden sürecin güvenilirliğine bakar; Gettier yapısı bu yaklaşımın felsefi gerekçesini verir. Bu örnek bir tanı önerisi değil, bir süreç analizidir.

Vakaya dönüş

Seçim yorumcusu için bir Gettier senaryosu kuralım. Yorumcu tahminini, en güvendiği anket şirketinin son anketine dayandırmış olsun. Anket X adayını açık farkla önde gösteriyor. Ama sonradan anlaşılıyor ki anketin verilerinde bir kodlama hatası varmış: bir bölgenin oyları yanlışlıkla iki kez sayılmış ve hatalı kayıt X'i olduğundan çok önde göstermiş. Doğru hesaplanmış anket, yarış başa baş diyormuş. Ama seçim günü, beklenmedik bir katılım artışı X'e zafer getiriyor.

Tarayıcıyı çalıştıralım. Gerekçe: güvenilir bir anket. Zincirde yanlış bir halka var mı? Evet: "Anket X'i açık farkla önde gösteriyor" bilgisi, hatalı bir kayda dayanıyor. Doğruluğu sağlayan şey gerekçenin işaret ettiği şey mi? Hayır: X, anketin gösterdiği açık farktan değil, anketin hiç ölçmediği bir katılım artışından kazandı. Bozucu var mı? Evet: "Anket kodlama hatası içeriyor." Bu senaryoda yorumcunun tahmini gerekçeliydi, doğruydu, inanılmıştı; ama yorumcu bilmiyordu.

Bu senaryonun bir gerçek olduğunu iddia etmiyoruz; yorumcunun gerçekte neye dayandığını bilmiyoruz. Ama senaryo, önceki derste sorduğumuz soruyu daha da keskinleştiriyor: yorumcunun bir gerekçesi olsa bile, bu gerekçenin doğruluğa doğru biçimde bağlanıp bağlanmadığını ayrıca sormamız gerekiyor. "Biliyor muydu?" sorusunun cevabı artık üç değil, dört şeye bakmayı gerektiriyor.

Araç kartı: Gettier Tarayıcı

AlanAçıklama
Ne işe yararGerekçeli ve doğru bir inancın, doğruluğunu gerekçesinden mi yoksa tesadüften mi aldığını tespit eder
5K kapısıKarşı-görüş
Adımlar1) Gerekçe zincirini halka halka yaz. 2) Zincirde yanlış bir halka var mı? 3) İnancı doğru yapan olgu, gerekçenin işaret ettiği olgu mu, yoksa başka bir şey mi? 4) Bilseydin gerekçeni çökertecek bir bozucu var mı? 5) Dört sinyalden en az ikisi yanıyorsa, doğru sonuca rağmen yöntemi güvenilir sayma.
Ne zaman kullanılırDoğru çıkmış bir sonuç, sonuca giden yolun kanıtı olarak sunulduğunda; bir kaynağın ya da sürecin güvenilirliği değerlendirilirken
Sık hataSonuç doğru çıktı diye zincirdeki yanlış halkayı önemsiz saymak

Egzersiz

Bu egzersiz ilk denemede zor gelebilir, çünkü Gettier durumları doğası gereği fark edilmez: sonuç doğru çıktığında kimse gerekçesini yeniden kontrol etmez. En verimli arama yeri, sonradan "Aslında yanlış sebepten haklıymışım" dediğin anlardır.

Mini test

  1. JTB analizinin üç koşulu nelerdir ve analiz bu koşullar hakkında ne iddia eder?
  2. Gettier'in birinci durumunda Smith'in inancını doğru yapan şey ile gerekçelendiren şey neden farklıdır?
  3. Yanlış öncül yasağı Gettier'in iki durumunu nasıl açıklar ve neden yetersiz kalır?
  4. "Bilseydin gerekçeni çökertecek bir bilgi" kavramının adı nedir? Otopark örneğinde bu bilgi nedir?
  5. Bir yatırım danışmanı, yanlış yorumladığı bir şirket raporuna dayanarak hisse değerinin artacağını söylüyor; hisse, raporla ilgisiz bir satın alma haberi yüzünden artıyor. Bu durumu Gettier Tarayıcı ile değerlendir.
Cevapları göster
  1. Doğruluk, inanç ve gerekçe. Analiz, bu üçünün her birinin bilgi için gerekli, üçünün birlikte ise yeterli olduğunu iddia eder.
  2. Gerekçe Jones'un işi alacağına ve cebindeki paralara dayanıyordu; inancı doğru yapan ise Smith'in kendisinin işi alması ve cebinde on para olmasıydı. Gerekçe ile doğruluk farklı kişilere işaret ediyordu ve tesadüfen aynı cümlede buluştu.
  3. İki durumda da kişi yanlış bir inançtan çıkarım yaptığı için bilgi dışı kalır; ama çıkarım yapılmadan, doğrudan bir algıyla kurulan ve yine şansa bağlı olan durumlar (koyuna benzeyen kaya gibi) bu yasağın dışında kalır.
  4. Bozucu. Otopark örneğinde bozucu, "Ahmet'in arabası bugün serviste" bilgisidir.
  5. Gettier yapısı taşır: zincirde yanlış bir halka var (raporun yanlış yorumu), doğruluğu sağlayan şey gerekçenin işaret ettiği şey değil (satın alma haberi), bozucu var (raporun doğru yorumu). Tahmin doğru çıktı ama danışmanın yöntemi bu isabetle güvenilir sayılamaz.

Özet

  • JTB analizi, bilgiyi gerekçelendirilmiş doğru inanç olarak tanımlar ve üç koşulun birlikte yeterli olduğunu iddia eder.
  • Kökeni Platon'un Theaitetos'udur; ama Platon "açıklamalı doğru kanaat" önerisini de kabul etmeden bırakır.
  • Gettier 1963'te iki karşı-örnekle analizin yeterli olmadığını gösterdi: gerekçeli, doğru ve inanılan ama tesadüfen doğru olan inançlar.
  • Gettier durumlarının iskeleti: gerekçeli ama yanlış bir inanç, ondan türetilen yeni bir inanç ve bu inancın başka bir sebepten tesadüfen doğru çıkması.
  • Başlıca cevaplar: yanlış öncül yasağı, bozulmazlık, nedensel bağ ve sonrasında güvenilircilik, güvenlik, erdem ve bilgi-önce yaklaşımları. Hiçbiri tartışmayı kapatmadı.
  • Gettier Tarayıcı, doğru çıkmış bir inancın doğruluğunu gerekçesinden mi tesadüften mi aldığını dört sinyalle sınar.

Flashcard'lar

Ön yüzArka yüz
JTB'nin açılımı?Gerekçelendirilmiş doğru inanç (justified true belief)
Gettier makalesinin yılı ve uzunluğu?1963, yaklaşık üç sayfa
Theaitetos'taki üçüncü bilgi önerisi?Açıklamalı doğru kanaat
Gettier iskeletinin üç adımı?Gerekçeli yanlış inanç, ondan türetilen inanç, tesadüfen doğru çıkması
Yanlış öncül yasağının zayıflığı?Çıkarımsız ama şansa bağlı durumları kapsamaz
Bozucu ne demek?Bilseydin gerekçeni çökertecek bilgi
Goldman'ın 1967 önerisi?İnanç ile olgu arasında uygun nedensel bağ
Zagzebski'nin teşhisi?Gerekçe doğruluğu garanti etmedikçe her analize bir Gettier durumu kurulabilir

Sonraki derse köprü

Bu modül boyunca bilgiyi ya hep ya hiç bir durum gibi ele aldık: ya biliyorsun ya bilmiyorsun. Ama inancın derecelerini, gerekçenin derecelerini ve şansın her zaman bir ölçüde işin içinde olduğunu gördük. Belki "biliyor muyum?" sorusu kadar önemli bir soru da "ne kadar emin olmalıyım?" sorusudur. Ders 1.7 kesinlik, olasılık, kanaat ve şüphe arasındaki farkları bir termometrenin derecelerine yerleştirecek ve ilk derste söz verdiğimiz kalibrasyon fikrine dönecek. Araç kutuna Epistemik Termometre girecek ve modülün sonunda seçim yorumcusuna son kararını vereceksin.

Günlük sorusu: Doğru çıktığı için hiç sorgulamadığın bir sonucunu düşün. Gerekçesini bugün yeniden kontrol etsen, zincirde yanlış bir halka bulur muydun?

Tarihte bu tartışma

Gettier'in karşı-örneğine benzeyen durumlar, 1963'ten çok önce başka geleneklerde tartışılmıştı. Sekizinci yüzyılda yaşamış Budist düşünür Dharmottara'ya atfedilen bir örnekte, sıcak bir günde susamış bir yolcu uzakta bir serap görür ve orada su olduğuna inanır; vardığında gerçekten su bulur, ama bu su serabın gösterdiği yerde değil, bir kayanın altındadır. On ikinci yüzyılda Hint filozofu Śrīharṣa da benzer yapıda örnekler tartıştı. Batı'da Bertrand Russell 1948'de, durmuş bir saate bakıp tesadüfen doğru saati okuyan birinin durumunu anlattı; bu örnek gerekçelendirme teorileri modülünün süregelen vakalarından biri olacak. Ama bu örnekleri JTB analizine karşı sistemli bir itiraz olarak kullanan ve epistemolojinin gündemini değiştiren Gettier oldu. Hint ve Budist epistemolojisindeki bu tartışmalara Tarih Hattı'nda döneceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.