İçeriğe geç

Ders 0.5 · Modül 0: Mantık ve Argüman Okuryazarlığı

Kavram analizi: gerekli ve yeterli koşul aramak

Araç: Koşul Tablosu · 5K: Kavram · 2.860 kelime · yaklaşık 13 dakika okuma

Bu ders programın önceki sürümündendir (v1) ve yeni program tamamlanana kadar arşivde okunur kalır. Yeni programa geç

Giriş

Bir market rafında iki ambalaj yan yana duruyor. Birinin üzerinde iri harflerle "doğal" yazıyor, ötekinde yazmıyor. İlki daha pahalı ve insanlar onu seçiyor. Peki "doğal" bu ambalajda tam olarak ne anlama geliyor? Katkı maddesi içermemek mi, tarlada yetişmiş olmak mı, işlenmemiş olmak mı, yoksa yalnızca yeşil bir etiket taşımak mı? Aynı kelimeyi kullanan iki kişi aynı şeyi kastetmiyorsa, "doğal ürün daha sağlıklıdır" tartışması hiçbir zaman bir sonuca varmaz; çünkü taraflar aslında farklı iddiaları savunuyordur.

Geçen dersin belirsizlik ailesi bizi tam bu noktaya getirdi: bir argüman ancak anahtar kelimelerinin anlamı sabitse değerlendirilebilir. Bu derste bir kavramın anlamını sabitlemenin felsefedeki en eski ve en keskin yöntemini öğreneceksin: bir şeyin o kavramın kapsamına girmesi için neyin gerekli, neyin yeterli olduğunu aramak. Bu yöntem, bir sonraki modülde "bilgi" kavramının kendisini masaya yatırırken ana aletimiz olacak.

Bu dersin kazanımları:

  • Gerekli koşul ile yeterli koşul arasındaki farkı tanımlar, "eğer … o hâlde" cümleleriyle ilişkisini açıklarsın. (anla)
  • Bir kavram için koşul önerir ve iki yönlü karşı-örneklerle bu koşulları sınarsın. (uygula)
  • Bir tanımın sözlük tanımı mı, şart koşan tanım mı, ikna edici tanım mı olduğunu ve bir tartışmada hangisinin gerektiğini değerlendirirsin. (değerlendir)

Ana anlatım

Gerekli koşul: onsuz olmayan

Bir ateşin yanması için oksijen gerekir. Oksijen yoksa ateş yoktur. Bu, oksijenin ateş için gerekli koşul olduğu anlamına gelir. Ama oksijen tek başına ateş yakmaz; bulunduğun odada şu an bol oksijen var ve hiçbir şey yanmıyor. Yakıt ve yeterli ısı da gerekir. Gerekli koşul, bir şeyin olması için bulunması şart olan ama bulunması o şeyi garanti etmeyen koşuldur.

İkinci derste öğrendiğin "eğer … o hâlde" biçimleri burada doğrudan işe yarar. "Oksijen ateş için gereklidir" cümlesi, "Eğer ateş varsa oksijen vardır" cümlesiyle aynı şeyi söyler. Buradan geçerli olarak şu çıkar: oksijen yoksa ateş yoktur (modus tollens). Ama şu çıkmaz: oksijen var, o hâlde ateş var. Bu, sonucu doğrulama hatasının ta kendisidir. Gerekli koşulu yeterli koşul sanmak, günlük hayatta sık yapılan ve pahalıya patlayan bir hatadır. "İyi bir diploma iyi bir iş için gereklidir" doğru olabilir; ama diplomalı olmak iyi bir işi garanti etmez.

Yeterli koşul: varsa yeten

Bir şekil kareyse dikdörtgendir. Kare olmak, dikdörtgen olmak için yeterli koşuldur: bir şeklin kare olduğunu bilmek, onun dikdörtgen olduğunu bilmek için yeter. Ama gerekli değildir; kare olmayan pek çok dikdörtgen vardır. Yeterli koşul, bulunduğunda sonucu garanti eden ama sonuca ulaşmanın tek yolu olmayan koşuldur.

Gerekli ve yeterli koşulun birbirinin aynası olduğuna dikkat et: P, Q için yeterliyse, Q da P için gereklidir. Kare olmak dikdörtgen olmak için yeterli, dikdörtgen olmak da kare olmak için gereklidir. Bir koşul hem gerekli hem yeterli olduğunda iki kavram tam olarak aynı durumları kapsar. "Dört kenarı eşit ve dört açısı dik olan dörtgen" ile "kare" böyle bir çifttir: biri varsa öteki de vardır, biri yoksa öteki de yoktur. Mantıkçılar bunu "ancak ve ancak" ifadesiyle yazar.

Bu ayrımın en çok istismar edildiği yer sağlık reklamlarıdır. "C vitamini bağışıklık sisteminin normal işleyişi için gereklidir" cümlesi büyük olasılıkla doğrudur: ciddi bir eksiklik bağışıklığı gerçekten zayıflatır. Ama ambalaj bu cümleyi, sanki fazladan vitamin almak bağışıklığı güçlendirmek için yeterliymiş gibi kullanır. Gerekli bir koşulun eksikliğini gidermek ile yeterli bir koşulu sağlamak farklı şeylerdir; bir reklam cümlesi okurken ilk soracağın şey, "gerekli" dediği şeyi "yeterli" gibi mi sattığıdır.

Kavram analizinin hedefi: tek tek gerekli, birlikte yeterli

Bir kavramı analiz etmek, onun kapsamına giren her şeyi ve yalnızca onları seçen koşullar listesini aramaktır. Klasik örnek "bekâr" kelimesidir: bir kişinin bekâr olması için evli olmaması gerekir, yetişkin olması gerekir. Bu koşulların her biri tek başına gereklidir: evli biri bekâr değildir, bir bebeğe de bekâr demeyiz. Ve ikisi birlikte yeterlidir: evli olmayan her yetişkin bekârdır. Böyle bir liste bulunduğunda kavram, sınırları keskin bir biçimde çizilmiş olur.

Bu hedefin değeri, belirsiz tartışmaları çözülebilir hâle getirmesidir. İki kişi "Ahmet bekâr mı?" diye tartışıyorsa ve koşullarda anlaşmışlarsa, geriye yalnızca olgular kalır: Ahmet evli mi, yetişkin mi? Anlaşmazlık kavramdan olguya taşınır ve olgular kontrol edilebilir. Kavram analizinin epistemolojideki bütün önemi buradadır: bir iddiayı denetlemeden önce, iddianın hangi durumda doğru sayılacağında anlaşmak gerekir. 5K'nın Kavram kapısı tam bu adımı sorar.

Karşı-örnekle sınamak: iki yönlü test

Önerilen bir koşul listesini nasıl sınarız? İkinci dersteki Karşı-Örnek Testi'nin kavramlara uyarlanmış hâliyle, ama bu kez iki yönden. Birinci yön yeterliliği sınar: bütün koşulları karşılayan ama kavramın kapsamına girmediğini hepimizin kabul edeceği bir durum bulabilir miyim? Bulursam koşullar yeterli değildir, bir koşul eksiktir. İkinci yön gerekliliği sınar: kavramın kapsamına açıkça giren ama koşullardan birini karşılamayan bir durum bulabilir miyim? Bulursam o koşul gerekli değildir, listeden çıkmalıdır.

"Bekâr" analizine bu testi uygulayalım. Yeterlilik yönünde bir karşı-örnek arayalım: evli olmayan yetişkin bir erkek düşünelim, otuz yıldır aynı kişiyle aynı evde yaşıyor, üç çocukları var ama hiç resmî nikâh kıymamışlar. Ona "bekâr" demek bize tuhaf gelir. Ya da hayatını manastırda geçiren ve evlenmeyi hiç düşünmemiş bir keşiş. Resmî olarak bekâr, ama gündelik dilde onu bekâr diye tanıtmak bir şeyleri kaçırır. Görüyorsun ki en basit görünen kavram bile sınandığında esner. Bu esneme analizin başarısızlığı değil, kavramın gerçek yapısı hakkında bir bilgidir: gündelik "bekâr" kavramı yalnızca medeni durumu değil, belirli bir yaşam biçimini de çağrıştırıyor.

Bu iki yönlü test, bir sonraki modülde epistemolojinin en ünlü karşı-örneklerini okurken elimizdeki temel alet olacak. Yüzyıllar boyunca "bilgi" kavramı için önerilen koşulları sınayan filozofların yaptığı iş, tam olarak bu testi uygulamaktır.

İlk deneme: "bilmek" için aday koşullar

Yöntemi bu programın asıl kavramına bir kez, kaba biçimde uygulayalım; ayrıntıyı bir sonraki modüle bırakarak. "Ayşe, trenin saat dokuzda kalktığını biliyor" cümlesi ne zaman doğrudur? İlk aday koşul doğruluktur. Gereklilik testine sokalım: tren aslında onda kalkıyorsa Ayşe'nin dokuzda kalktığını bildiğini söyleyebilir miyiz? Söyleyemeyiz. "Biliyordum ama yanlış çıktı" cümlesi kulağa tuhaf gelir; doğrusu "Bildiğimi sanıyordum" olur. Demek ki bilinen şeyin doğru olması gerekli bir koşul gibi görünüyor.

İkinci aday koşul inançtır. Ayşe trenin dokuzda kalktığına inanmıyorsa, örneğin tarifeyi görmüş ama gözüne yanlış geldiği için hiç ciddiye almamışsa, onun bunu bildiğini söyleyebilir miyiz? Çoğumuz tereddüt ederiz; birinin bir şeyi bildiği hâlde ona hiç inanmaması tuhaf bir durumdur. O hâlde inanç da gerekli bir koşul adayıdır.

Şimdi yeterlilik testini deneyelim: doğru ve inanılan her şey bilinen şey midir? Ayşe'nin arkadaşı yazı tura atıp "Tren dokuzda kalkıyor" dese ve Ayşe ona inansa, tren de gerçekten dokuzda kalksa, Ayşe bunu biliyor mu? Sezgimiz hayır diyor: Ayşe'nin inancı doğru ama bu doğruluk şansa bağlı. Demek ki doğruluk ve inanç birlikte yeterli değil; bir koşul daha eksik ve bu eksik koşulun ne olduğu epistemolojinin en eski sorularından biridir. Bir sonraki modül bu eksik koşulu arayacak ve bulunan her adayın da iki yönlü testten nasıl geçtiğini ya da geçemediğini gösterecek.

Her kavram tanımlanabilir mi?

Kavram analizinin bir sınırı var ve bu sınırı bilmek, yöntemi doğru kullanmanın parçasıdır. Ludwig Wittgenstein, ölümünden sonra 1953'te yayımlanan Felsefi Soruşturmalar'da "oyun" kelimesini ele alır ve okura bütün oyunların ortak özelliğini bulmayı önerir. Satranç, futbol, saklambaç, tek başına oynanan kâğıt falı: hepsinde kazanan mı var? Kâğıt falında yok. Hepsinde rakip mi var? Yok. Hepsi eğlenceli mi? Profesyonel bir satranç turnuvası için bu şüpheli. Wittgenstein'ın önerisi, bu tür kavramları bir ailenin üyeleri gibi düşünmektir: aile üyelerinin hepsinde ortak tek bir yüz hattı yoktur, ama biri burnuyla, öteki gözleriyle, bir başkası yürüyüşüyle birbirine benzer. Buna aile benzerliği denir.

Bir başka sınır da bulanıklıktır. "Kel" kavramını düşün: tek bir saç teli olan kişi keldir, gür saçlı biri kel değildir. Ama aradaki kaçıncı telde "kel" bitip "kel değil" başlar? Keskin bir sınır yoktur. Yüzlerce yıllık "kum yığını" bilmecesi de aynı yapıdadır: bir kum yığınından tek bir tane almak onu yığın olmaktan çıkarmaz, ama tanesi tanesi alınırsa sonunda yığın kalmaz. Bulanık kavramlar yanlış kavramlar değildir; çoğu gündelik kavramımız böyledir. Ama bulanık bir kavramla kurulan bir iddiayı denetlerken, sınır vakalarının tartışmayı kilitleyebileceğini bilmek gerekir. Bu durumda yapılacak şey, amaca uygun bir eşik koymak ve bunu açıkça söylemektir.

Tanım türleri: sözlük, şart koşan, ikna edici

Kavram analizinin gündelik hayattaki en pratik sonucu, farklı tanım türlerini ayırt etmektir. Sözlük tanımı bir kelimenin dilde nasıl kullanıldığını raporlar; doğru ya da yanlış olabilir, çünkü gerçek kullanımla karşılaştırılabilir. Şart koşan tanım ise bir kelimeyi belirli bir amaç için bilerek sabitler: bir araştırmada "düzenli egzersiz"in "haftada en az üç gün, otuzar dakika tempolu yürüyüş" olarak tanımlanması gibi. Şart koşan tanım doğru ya da yanlış değildir; yararlı ya da yararsızdır ve açıkça söylendiği sürece meşrudur. Bilimsel çalışmalarda bu tür tanımlara işlemsel tanım denir, çünkü kavramı ölçülebilir bir işleme bağlarlar.

Üçüncü tür dikkat ister. İkna edici tanım, bir kelimenin duygusal yükünü koruyup içeriğini sessizce değiştirir. Amerikalı filozof Charles Stevenson bu olguyu 1938'de yayımladığı "İkna Edici Tanımlar" makalesinde inceledi. "Gerçek özgürlük, yalnızca doğru olanı seçme özgürlüğüdür" cümlesi, "özgürlük" kelimesinin olumlu yükünü korurken anlamını neredeyse tersine çevirir. Reklamlarda "doğal", politik konuşmalarda "demokrasi", tartışmalarda "gerçek bilim insanı" ifadeleri sık sık bu işi görür. Bir tanımla karşılaştığında sorman gereken soru şudur: bu tanım kelimenin kullanımını mı raporluyor, bir amaç için açıkça mı sabitliyor, yoksa sessizce mi değiştiriyor?

Örnekler

Basit örnek: sandalye nedir?

Bir öneriyle başlayalım: "Sandalye, dört ayaklı, sırtlıklı, bir kişinin oturması için yapılmış mobilyadır." Gereklilik yönünde sınayalım: üç ayaklı bir sandalye de sandalyedir, tek ayaklı ofis koltuğu da. O hâlde "dört ayaklı" gerekli bir koşul değildir; listeden çıkar. Yeterlilik yönünde sınayalım: sırtlığı olan, dört ayaklı, bir kişilik ama bebek arabasına takılan bir oturak sandalye midir? Tereddüt ederiz. Belki "bağımsız duran" gibi bir koşul eklemek gerekir. Birkaç turdan sonra liste daralır ve her turda kavramın gerçekten neyle ilgili olduğunu, yani ayak sayısıyla değil işlev ve biçimle ilgili olduğunu öğreniriz. Analiz bir tanımla bitmese bile, hangi özelliklerin önemli olduğunu gösterir.

Orta örnek: "sağlıklı atıştırmalık" etiketi

Bir kafe menüsüne "sağlıklı atıştırmalıklar" başlığı ekliyor. Koşul Tablosu ile başlığı inceleyelim. Aday koşullar: düşük şeker, yüksek lif, işlenmemiş malzeme, az kalori. Hangisi gerekli? Kuruyemiş kalorisi yüksek olduğu hâlde çoğu beslenme uzmanının sağlıklı saydığı bir atıştırmalıktır; o hâlde "az kalori" gerekli değildir. Hangisi yeterli? Şekersiz ama tuz oranı çok yüksek bir kraker düşük şeker koşulunu karşılar ama sağlıklı sayılmaz; o hâlde "düşük şeker" tek başına yeterli değildir. Sonuç: kafenin başlığı şart koşan bir tanıma bağlanmadığı sürece hiçbir şey iddia etmiyor, ama bir şey iddia ediyormuş gibi görünüyor. Kafe "şeker oranı yüzde beşin altında ve tam tahıllı" gibi açık bir ölçüt yazarsa etiket denetlenebilir hâle gelir.

Gerçek hayat örneği: "aynı hanede yaşayan" kişi

Bir belediye, kira yardımı başvurusunda "aynı hanede yaşayan kişi sayısını" soruyor ve yardım miktarını buna göre belirliyor. Bir başvuru sahibi, hafta içi yurtta kalan ve hafta sonları eve gelen üniversiteli oğlunu sayması gerekip gerekmediğini soruyor. Bir başkası, altı aydır yanında kalan yaşlı annesini. Burada "hane" kavramının sözlük tanımı yetmez; belediyenin bir şart koşan tanım yapması gerekir. Olası koşullar: aynı adreste ikamet kaydı, yılın belirli bir süresinden fazlasında aynı çatı altında kalmak, ortak bütçe. Her koşul farklı başvuru sahiplerini dışarıda bırakır ya da içeri alır ve bu seçim hem adalet hem kaynak kullanımı açısından sonuç doğurur. Kavram analizi burada soyut bir felsefe egzersizi değil, kimin yardım alacağını belirleyen bir karardır. Belediyenin yapması gereken, koşulları açıkça yazmak ve sınır vakaları için bir itiraz yolu bırakmaktır.

Vakaya dönüş

Modülün süregelen vakasına son kez, bu kez Koşul Tablosu ile dönüyoruz. Başlıktaki dört kavramın her biri ayrı bir analiz ister.

"Kanser" tek bir hastalık değildir; farklı dokularda, farklı mekanizmalarla gelişen yüzlerce hastalığın ortak adıdır. Bir içeceğin bir kanser türünün riskini azaltırken başka bir türünkini değiştirmemesi, hatta artırması mümkündür. Başlık bu kavramı tek bir şey gibi kullanarak, gerekli olan bir ayrımı atlıyor. "Günde bir fincan" bir işlemsel tanım gerektirir: fincan kaç mililitre, içecek nasıl hazırlanmış, "günde" her gün mü, çoğu gün mü? Araştırmada bu muhtemelen bir ankette verilen cevaba dayanıyordur ve okur bunu bilmeden kendi fincanını aynı şey sanar.

"Risk" ve "azaltıyor" kelimeleri ise ilk derste başlattığımız ayrımı tamamlar. Göreli risk ile mutlak risk arasındaki fark bir kavram farkıdır: "yüzde kırk azalma" hangisini kastediyorsa, iddianın anlamı tamamen değişir. "Azaltıyor" fiili de nedensellik iddia eder; üçüncü derste gördüğümüz gibi araştırma yalnızca birlikte görülmeyi göstermiş olabilir. Bu modül boyunca aynı başlığa beş açıdan baktık ve şimdi elinde kaba bir 5K denetimi var: iddianın ne söylediği, neye dayandığı, hangi safsatalarla savunulduğu ve kelimelerinin ne kadar kaygan olduğu. Modül projesi, bu denetimi kendi seçtiğin bir köşe yazısına uygulamanı istiyor.

Araç kartı: Koşul Tablosu

AlanAçıklama
Ne işe yararKavramın hangi durumlara uygulandığını, gerekli ve yeterli koşullar arayarak netleştirir
5K kapısıKavram
Adımlar1) Kavram için aday koşulları listele. 2) Her koşul için gereklilik testi: kavrama açıkça giren ama bu koşulu karşılamayan bir durum var mı? 3) Bütün liste için yeterlilik testi: bütün koşulları karşılayan ama kavrama girmeyen bir durum var mı? 4) Liste daralmıyorsa aile benzerliği ya da bulanıklık olabilir; o zaman amaca uygun bir şart koşan tanım yaz ve bunu açıkça söyle.
Ne zaman kullanılırTartışma aynı kelimenin farklı anlamları yüzünden ilerlemediğinde, ya da bir etiket ("doğal", "sağlıklı", "bilimsel") fazla iş gördüğünde
Sık hataGerekli koşulu yeterli sanmak; ikna edici bir tanımı sözlük tanımı gibi kabul etmek

Egzersiz

Hedefin mükemmel bir tanım bulmak değil. Hedefin, kavramın hangi özelliklerinin gerçekten iş gördüğünü ve hangilerinin yalnızca alışkanlıkla kavrama yapıştırıldığını görmek.

Mini test

  1. "Sınavı geçmek için derslere katılmak gereklidir." Bu cümleyi "eğer … o hâlde" biçiminde yaz. Derslere katılan herkesin sınavı geçeceği sonucu çıkar mı?
  2. Aşağıdakilerden hangisinde P, Q için yeterli ama gerekli değildir? (a) P: oksijen var, Q: ateş yanıyor (b) P: bir sayı dörde bölünüyor, Q: sayı çift (c) P: yetişkin, Q: bekâr (d) P: şekil dörtgen, Q: şekil kare
  3. "İnsan, tüysüz iki ayaklı hayvandır" tanımına yeterlilik yönünden bir karşı-örnek ver.
  4. Bir araştırma "obez" kavramını "vücut kitle indeksi otuz ve üzeri" olarak tanımlıyor. Bu hangi tür tanımdır ve doğru ya da yanlış olabilir mi?
  5. Bir siyasetçi "Gerçek vatansever, hükümeti hiçbir koşulda eleştirmeyen kişidir" diyor. Bu tanımın türünü adlandır ve neden sorunlu olduğunu açıkla.
Cevapları göster
  1. "Eğer sınavı geçtiysen derslere katılmışsındır." Hayır, çıkmaz. Gerekli koşul sonucu garanti etmez; derslere katılıp sınavı geçemeyenler olabilir. Bunu çıkarmak sonucu doğrulama hatasıdır.
  2. (b). Dörde bölünen her sayı çifttir (yeterli), ama iki ve altı gibi dörde bölünmeyen çift sayılar vardır (gerekli değil). (a)'da P gerekli ama yeterli değil; (c) ve (d)'de P gereklidir ama yeterli değildir.
  3. Tüyleri yolunmuş bir tavuk. Tüysüz ve iki ayaklıdır ama insan değildir. Antik dünyada Platon'un tanımına karşı bu itirazın yapıldığı anlatılır.
  4. Şart koşan (işlemsel) tanım. Doğru ya da yanlış değil, amaç için yararlı ya da yararsızdır; örneğin kas kütlesi yüksek bir sporcuyu yanlış sınıflandırabilir, bu da tanımın sınırlarını gösterir.
  5. İkna edici tanım. "Vatansever" kelimesinin olumlu yükünü korurken içeriğini sessizce değiştirir ve eleştiri yapan herkesi kavramın dışına iter. Sözlük kullanımıyla karşılaştırıldığında, eleştirenlerin de vatansever olabildiği görülür.

Özet

  • P, Q için gerekli koşulsa "eğer Q ise P"; yeterli koşulsa "eğer P ise Q". P, Q için yeterliyse Q, P için gereklidir.
  • Kavram analizi, tek tek gerekli ve birlikte yeterli koşulları arar; bulunduğunda anlaşmazlık kavramdan olguya taşınır.
  • Koşullar iki yönlü karşı-örnekle sınanır: koşulları karşılayıp kavrama girmeyen durum yeterliliği, kavrama girip bir koşulu karşılamayan durum gerekliliği çürütür.
  • Her kavram böyle tanımlanamaz: aile benzerliği gösteren ve bulanık kavramlarda amaca uygun bir şart koşan tanım yapılır ve bu açıkça söylenir.
  • Sözlük tanımı kullanımı raporlar, şart koşan tanım bir amaç için sabitler, ikna edici tanım duygusal yükü koruyup içeriği sessizce değiştirir.

Flashcard'lar

Ön yüzArka yüz
Gerekli koşulun biçimi?Eğer Q ise P: P yoksa Q de yok
Yeterli koşulun biçimi?Eğer P ise Q: P varsa Q de var
Oksijen ateş için gerekli mi, yeterli mi?Gerekli ama yeterli değil
Yeterlilik nasıl sınanır?Koşulların hepsini karşılayıp kavrama girmeyen bir durum aranır
Gereklilik nasıl sınanır?Kavrama girip koşulu karşılamayan bir durum aranır
Aile benzerliği nedir?Örneklerin ortak tek bir özellik yerine örtüşen benzerliklerle bağlandığı kavram yapısı
Şart koşan tanım neden doğru ya da yanlış değildir?Kullanımı raporlamaz, bir amaç için anlamı sabitler; yararlı ya da yararsızdır
İkna edici tanım nedir?Kelimenin duygusal yükünü koruyup içeriğini sessizce değiştiren tanım

Sonraki derse köprü

Modül 0 burada bitiyor. Artık elinde bir iddiayı ayıklamak, bir argümanın biçimini sınamak, çıkarım türünü etiketlemek, safsatayı yakalamak ve anahtar kavramları netleştirmek için beş araç var. Bir sonraki modül bu araçları en büyük soruya çeviriyor: bilgi nedir? Ders 1.1 bu soruyla neden bugün her zamankinden daha çok ilgilenmemiz gerektiğini soracak ve yeni bir süregelen vakayla açılacak: bir seçim sonucunu doğru "tahmin eden" bir yorumcu. Biliyor muydu, yoksa şanslı mıydı? Bu soruyu cevaplamak için bu derste öğrendiğin Koşul Tablosu'nu "bilmek" fiiline uygulamamız gerekecek. İlk ders sana kendi bilgi iddialarının envanterini çıkartacak.

Günlük sorusu: Son tartışmalarından birini hatırla: anlaşamadığınız şey bir olgu muydu, yoksa aynı kelimeye verdiğiniz farklı anlamlar mı?

Tarihte bu tartışma

Kavram analizi, Batı felsefesinin başlangıcındaki Sokratik diyalogların temel işidir. Platon'un Euthyphron'unda Sokrates dindarlığın, Theaitetos'ta ise bilginin ne olduğunu sorar ve muhatabının önerdiği her tanımı karşı-örneklerle sınar; diyalogların çoğu kesin bir tanıma varmadan biter. Aristoteles bir tanımın, tanımlananı önce ait olduğu cinse yerleştirip sonra onu aynı cinsin öteki üyelerinden ayıran farkı söylemesi gerektiğini savundu: "insan, akıl sahibi hayvandır" kalıbı buradan gelir. İslam mantık geleneğinde bu ayrım hadd ve resm kavramlarıyla sürdü: İbn Sînâ, özü veren tam tanımı (hadd) ile şeyi ayırt edici özelliklerinden tanıtan betimlemeyi (resm) birbirinden ayırdı. Yirminci yüzyılda Wittgenstein'ın aile benzerliği fikri, gerekli ve yeterli koşul aramanın her kavram için uygun bir yöntem olmayabileceğini gösterdi ve bu tartışma bugün de sürüyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.