Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Giriş engelleri yapısal, stratejik ya da düzenleyici kaynaklı olabilir; Bain ölçek ekonomilerini de engel sayar, Stigler yalnızca girişçinin katlandığı maliyetleri engel sayar. Politika cevabı engelin kaynağına bağlıdır.
- Asgari etkin ölçek pazar talebine göre büyükse pazar yalnızca birkaç firmaya yer bırakır; batık maliyetler ölçek ekonomileriyle birleştiğinde girişi en güçlü biçimde zorlaştırır.
- Milgrom ve Roberts'ın sinyal modelinde sınır fiyatlama, düşük maliyetli yerleşik firmanın türünü göstermesinin bir yoludur; ayrıştırıcı dengede giriş miktarı tam bilgidekiyle aynıdır, ama fiyatlar düşer.
- Djankov ve arkadaşlarına göre 85 ülkede girişi daha ağır düzenleyen ülkelerde mallar daha kaliteli değildi, yolsuzluk ve kayıt dışılık daha yüksekti; Bertrand ve Kramarz'a göre Fransa'da imar kurullarının girişi caydırması perakende yoğunlaşmasını artırdı ve istihdam artışını yavaşlattı.
- Dunne, Roberts ve Samuelson, ABD imalat verilerinde girenleri yeni firmalar, yeni tesislerle çeşitlenen mevcut firmalar ve ürün bileşimini değiştiren mevcut firmalar olarak ayrıştırdı ve girenlerin giriş sonrası performansını inceledi; giriş engellerini değerlendirirken girişin kendisi kadar girenlerin büyüyüp kalıcı olabilmesine de bakmak gerekir.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Yapısal ve stratejik engelleri, asgari etkin ölçeği, mutlak maliyet üstünlüğünü, sınır fiyatlamayı, düzenleyici giriş engelini ve firma çalkantısını tanımlar.
- Uygulama — Ölçek ekonomilerinin bir pazarda yaşayabilecek firma sayısını nasıl sınırladığını ve bir sinyal oyununda sınır fiyatın hangi düzeyde oluştuğunu hesaplar.
- Analiz — Giriş engellerinin teknolojiden mi, yerleşik firmaların stratejik davranışından mı, yoksa devlet düzenlemelerinden mi kaynaklandığını ayırt etmenin neden önemli olduğunu çözümler.
- Değerlendirme — Ülkeler arası giriş düzenlemesi verileri, Fransız perakende sektörü ve ABD imalat sanayiindeki giriş–çıkış örüntülerine dayanarak, giriş engellerinin rekabet ve istihdam üzerindeki etkilerini değerlendirir.
Sezgi
Açılış
Bir girişimci küçük bir şehirde ikinci bir market açmak istiyor. Önünde birkaç engel var. Belediyeden ruhsat almak aylar sürüyor ve bir kurul, mevcut esnafın görüşünü alarak başvuruyu değerlendiriyor. Şehirdeki tek büyük market, tedarikçilerden yıllardır büyük hacimlerle aldığı için daha ucuza mal alıyor. Müşterilerin çoğu o marketin sadakat kartını kullanıyor ve biriktirdikleri puanları bırakmak istemiyor. Üstelik büyük market, yeni bir rakibin geleceğini duyar duymaz fiyatlarını düşürebilir. Bu engellerin hangisi meşrudur, hangisi rekabeti bozar?
Kavramın kendisini dosya serisinde tanıtmıştık: bir giriş engeli, yeni bir firmanın bir piyasaya girip rekabet etmesini zorlaştıran her şeydir. Oyun teorisi serisinde pazardaki firmaların yeni rakipleri uzak tutmak için geri alınamaz yatırımları nasıl kullandığını, Stackelberg dersinde de önleyici kapasiteyi gördük; ürün farklılaştırması dersinde kalite ve reklam harcamalarının yoğunlaşmayı nasıl sürdürebildiğini işledik. Bu ders bu parçaları bir araya getiriyor ve bir soruya odaklanıyor: engellerin kaynağı nedir ve rekabet politikası hangilerine müdahale etmelidir?
Hikâye — 85 ülkede şirket kurmak
Girişin önündeki en görünür engellerden biri devletin koyduğu kurallardır. Hukuk kökenleri ve kurumlar üzerine çalışmalarıyla tanınan Djankov, La Porta, Lopez-de-Silanes ve Shleifer, mahkemeler üzerine yaptıkları ülkeler arası karşılaştırmadan önce, yeni bir şirket kurmanın önündeki yasal adımları ölçen bir veri seti derlediler.
Bu bulgu, giriş düzenlemesinin savunulma gerekçesini doğrudan sorguluyor. Düzenleme, tüketicileri kalitesiz ürünlerden ve güvensiz işletmelerden korumak için konduysa, ağır düzenlemeli ülkelerde malların kalitesinin daha yüksek olması beklenirdi. Veriler bunu göstermiyor; bunun yerine, düzenlemenin yolsuzluk ve kayıt dışılıkla birlikte bulunduğunu gösteriyor.
Kavram — engelin kaynağı
Giriş engellerinin tanımı üzerine endüstriyel organizasyonda uzun bir tartışma vardır. Joe Bain 1956'da engeli, yerleşik firmaların fiyatlarını rekabetçi düzeyin üzerine çıkarıp yine de girişi önleyebilmesini sağlayan her şey olarak tanımladı. George Stigler 1968'de daha dar bir tanım önerdi: yalnızca yeni girenin katlanması gereken ama yerleşik firmaların katlanmadığı maliyetler. İki tanımın farkı, ölçek ekonomileri gibi herkese aynı biçimde uygulanan maliyetlerin engel sayılıp sayılmamasıdır.
Yapısal engellerin en önemlisi, üretimin belirli bir ölçeğe ulaşmadan pahalı olmasıdır.
Bir başka yapısal engel, yerleşik firmanın her ölçekte daha düşük maliyetle üretebilmesidir.
Veri ve kanıt — düzenleme, istihdam ve firma dinamikleri
Giriş düzenlemesinin ekonomik sonuçlarını tek bir sektörde izlemek, ülkeler arası karşılaştırmalardan daha kesin nedensel çıkarımlara izin verir. Marianne Bertrand ve Francis Kramarz, Fransa'da büyük perakende mağazalarının açılmasını düzenleyen kuralların etkisini inceledi.
Giriş engellerinin tartışılmasında sık unutulan bir olgu, girişin aslında ne kadar yaygın olduğudur. Timothy Dunne, Mark Roberts ve Larry Samuelson, ABD imalat sanayiinde giriş ve çıkışın örüntülerini ayrıntılı biçimde belgeledi.
Dunne ve arkadaşlarının incelediği sorulardan biri, sektörlerin giriş ve çıkış oranlarının birbiriyle nasıl ilişkili olduğudur. Girişin yüksek olduğu sektörlerde çıkış da yüksekse, girişin kolay olduğu sektörler aynı zamanda kalıcı olmanın zor olduğu sektörler olabilir; bir sektöre çok sayıda firmanın girmesi, oradaki rekabetin yoğun olduğunu tek başına göstermez. Giriş engelinin asıl etkisi, girişin kendisini değil, giren firmaların büyüyüp yerleşik firmalara gerçek bir rakip olabilmesini sınırlamak olabilir.
Yaygın yanlış«Giriş düzenlemeleri, tüketicileri kalitesiz ve güvensiz işletmelerden korumak için gereklidir; düzenleme ne kadar sıkıysa piyasa o kadar sağlıklıdır» diye düşünülür.
Djankov ve arkadaşlarının 85 ülkeli verisinde girişi daha ağır düzenleyen ülkelerde kamu ve özel malların kalitesi daha iyi değildi; buna karşılık yolsuzluk daha yüksek ve kayıt dışı ekonomi daha büyüktü.
Yaygın yanlış«Büyük mağazaların açılmasını sınırlamak, küçük işletmeleri koruyarak istihdamı artırır» diye düşünülür.
Bertrand ve Kramarz'ın Fransız perakende sektörü çalışmasında imar kurullarının girişi daha güçlü caydırması perakendeci yoğunlaşmasını artırdı ve istihdam artışını yavaşlattı.
Neden önemli? — engeli doğru teşhis etmek
Giriş engelleri, piyasa gücünün kalıcı olup olmadığını belirler. Engellerin olmadığı bir piyasada yüksek kârlar yeni girişleri çeker ve kendiliğinden erir; engellerin yüksek olduğu bir piyasada ise yüksek kârlar uzun süre sürebilir. Ama engellerin kaynağı politika açısından belirleyicidir. Ölçek ekonomilerinden doğan bir engel, toplumsal açıdan etkin olabilir: pazar, birkaç büyük firmanın düşük maliyetle üretmesine uygundur. Yerleşik firmaların stratejik davranışından doğan bir engel, rekabet hukukunun müdahale alanına girer. Devletin koyduğu bir engel ise, düzenlemenin gerekçesinin sorgulanmasını gerektirir. Aynı yüksek yoğunlaşma, bu üç kaynaktan birinden doğabilir ve her biri farklı bir politika cevabı gerektirir.
Model
Bu bölümün hesapları gerçek firmalara değil, kurgusal market, fabrika ve tesislere dayanır; amaç her engel türünün mantığını sayıyla göstermektir.
Çözümlü örnek — Pazar kaç fabrikaya yeter?
Bir bölgede çimento talebi yılda 100 bin tondur. Bir fabrikanın yıllık sabit maliyeti 1,6 milyon lira, ton başına değişken maliyeti 20 liradır. Ortalama maliyet, 20 + 1.600.000 ÷ q formülüyle üretim arttıkça düşer: 20 bin tonda 100, 40 bin tonda 60, 80 bin tonda 40 lira. Asgari etkin ölçek, ortalama maliyetin düşüşünün durduğu yerdir; bu örnekte fabrika kapasitesinin üst sınırı olan 50 bin tonda ortalama maliyet 52 liraya iner.
Fiyat 52 liranın altındaysa hiçbir fabrika etkin ölçekte bile kâr edemez. Pazar 100 bin ton ise, etkin ölçekte iki fabrika pazarı tam olarak karşılar. Üçüncü bir fabrika girerse, üçü pazarı paylaşmak zorunda kalır ve her biri yaklaşık 33 bin ton üretir; bu ölçekte ortalama maliyet 20 + 1.600.000 ÷ 33.333 ≈ 68 liradır. Fiyatın 68 liranın üzerinde kalması gerekir, ama üçüncü fabrikanın girişiyle artan arz fiyatları düşürür. Pazar, teknolojinin kendisi nedeniyle en fazla iki fabrikaya yer bırakır. Bu engeli kimse kasıtlı olarak kurmamıştır.
Çözümlü örnek — Ucuz girdiye erişim
Bir bölgedeki tek kireç taşı ocağı, yerleşik çimento fabrikasına aittir. Yerleşik fabrika kireç taşını ton başına 10 liraya çıkarıyor; yeni bir girişçi ise kireç taşını başka bölgeden ton başına 25 liraya getirmek zorunda. Başka maliyetler eşit. Yerleşik fabrikanın birim maliyeti 20, girişçininki 35 liradır.
Fiyatla rekabet ederlerse, Bertrand dersinde gördüğümüz gibi yerleşik fabrika fiyatını 35 liranın hemen altına koyarak bütün pazarı korur. Girişçinin giriş kararı, yerleşik firmanın maliyet üstünlüğü kadar bir kâr marjını yerleşik firmaya bırakır. Bu engel yapısaldır, ama kıt girdiye erişimin kaynağına göre politika sonucu değişir: ocak yerleşik firmanın erken ve verimli bir yatırımının sonucuysa, bu bir verimlilik ödülüdür; ocağın başka bir girişçiye satılması yerleşik firma tarafından engelleniyorsa, bu dikey ilişkiler dersinde göreceğimiz kaynak kapatma tartışmasına girer.
Çözümlü örnek — Batık maliyet ve vur-kaç girişi
Bir havalimanı ile şehir merkezi arasında servis otobüsü işleten tek bir firma, bilet fiyatını maliyetin belirgin biçimde üzerinde tutuyor. Yeni bir firma bu hatta otobüs çalıştırabilir. Otobüsler başka hatlarda da kullanılabildiği için, girişin batık maliyeti yalnızca hat ruhsatı ve tanıtım için harcanan 50 bin liradır.
Yeni firma girerse, yerleşik firmanın fiyatını düşürmesi bekleniyor ve giriş sonrası her firma ayda 5 bin lira kâr edecek. Yeni firma hatta en az on ay kalacağını düşünüyorsa, toplam kâr 50 bin lira olur ve batık maliyeti tam karşılar. On aydan önce çıkmak zorunda kalırsa zarar eder. Batık maliyet ne kadar büyükse, girişçinin piyasada kalacağına o kadar emin olması gerekir. Batık maliyet sıfıra yaklaşırsa, girişçi kâr fırsatı gördüğünde girip fırsat kaybolduğunda kayıpsız çıkabilir; temel kursta çekişmeli piyasa olarak gördüğümüz bu durumda, yerleşik firma tek başına olsa bile fiyatını yüksek tutamaz.
Çözümlü örnek — Fiyatla sinyal vermek
Bir bölgede tek bir marketler zinciri var. Zincirin birim maliyeti ya 20 lira, yani düşüktür, ya da 40 lira, yani yüksektir; zincir kendi maliyetini bilir, potansiyel bir girişçi bilmez. Pazar talebi Q = 100 − p'dir. Girişçi, zincirin maliyeti yüksekse girmek ister, çünkü giriş sonrasında rekabet edip kâr edebilir; düşükse girmez, çünkü zincirle rekabet edemez. Oyun iki dönemlidir: birinci dönemde zincir tek başına fiyat koyar, girişçi bu fiyatı görür ve ikinci dönem için giriş kararı verir.
Tam bilgide düşük maliyetli zincirin tekel fiyatı (100 + 20) ÷ 2 = 60, kârı 40 × 40 = 1.600; yüksek maliyetlininki (100 + 40) ÷ 2 = 70, kârı 30 × 30 = 900 liradır. Yüksek maliyetli zincir girişle karşılaşırsa ikinci dönemde 300 lira, girişi caydırırsa 900 lira kazanacaktır. Bu yüzden yüksek maliyetli zincir, birinci dönemde düşük maliyetliyi taklit edip girişi caydırmak ister.
Düşük maliyetli zincirin kendini ayırt etmesi için, yüksek maliyetli zincirin taklit etmek istemeyeceği kadar düşük bir fiyat koyması gerekir. Yüksek maliyetli zincir p fiyatını koyarsa birinci dönemde (p − 40)(100 − p) kazanır; taklit ederek ikinci dönemde 600 lira fazla kazanır. Taklidin değmemesi için 900 − (p − 40)(100 − p) ≥ 600, yani (p − 40)(100 − p) ≤ 300 olmalıdır. Bu eşitsizlik p ≤ 45,5 civarında sağlanır. Düşük maliyetli zincir birinci dönemde fiyatını 60 yerine yaklaşık 45,5'e indirir ve (45,5 − 20) × 54,5 ≈ 1.390 lira kazanır; tekel kârına göre yaklaşık 210 lira kaybeder.
Bu sonucun şaşırtıcı yanı şudur: dengede yüksek maliyetli zincir taklit etmez, 70 lirayı koyar ve girişle karşılaşır; düşük maliyetli zincir sınır fiyatını koyar ve giriş olmaz. Ama tam bilgide de düşük maliyetli zincirle karşılaşan girişçi zaten girmeyecekti. Sınır fiyatlama gözlenir, ama giriş miktarı tam bilgidekiyle aynıdır. Tüketiciler ise birinci dönemde düşük fiyattan kazanır. Bu, sınır fiyatlamanın her zaman rekabeti bozan bir uygulama olmadığını gösterir.
Çözümlü örnek — Sadakat puanlarının bedeli
Bir şehirdeki büyük market, müşterilerine her alışverişte puan veriyor; puanlar ancak belirli bir eşiğe ulaşınca indirime dönüşüyor. Ortalama bir müşterinin elinde, eşiğe ulaşmasına az kaldığı için kullanılmayı bekleyen, kendisine 15 lira değerinde görünen bir puan birikimi var. Yeni bir market açılıyor.
Müşteri, yeni markete geçerse bu 15 lirayı kaybedecek. Yeni market, müşteriyi çekmek için ilk alışverişlerde en az 15 lira daha ucuz olmak zorunda. Girişçinin maliyeti yerleşik marketinkiyle aynıysa, bu fark girişçinin ilk dönem kârından çıkar. Dosya serisinde geçiş maliyetini kavram olarak gördük; burada bir giriş engeline dönüşüyor. Geçiş maliyetleri, yerleşik firmanın mevcut müşterilerini bir ölçüde rakiplerden korur. Ama aynı geçiş maliyetleri, firmaların müşteri kazanmak için ilk dönemlerde agresif indirimler yapmasına da yol açar: yeni müşteriyi bağlamanın değeri yüksek olduğu için, firmalar ilk alışverişlerde büyük fedakârlıklar yapar.
Çözümlü örnek — Daha iyi ama yalnız
Bir şehirde esnafın kullandığı tek bir sipariş uygulaması var ve 1.000 esnaf onu kullanıyor. Bir esnaf için uygulamanın değeri, uygulamanın kendi kalitesinden gelen 10 birim ile ağdaki her esnaf için 0,01 birimin toplamıdır: 10 + 0,01 × 1.000 = 20. Yeni bir uygulama, kalite bakımından daha iyi: kendi değeri 15 birim. Ama henüz hiç kullanıcısı yok.
Tek başına geçen bir esnaf, yeni uygulamadan yalnızca 15 birim değer alır; eski uygulamada kalırsa 20 alır. Kimse tek başına geçmek istemez. Oysa bütün esnaf birlikte geçseydi, yeni uygulama her birine 15 + 0,01 × 1.000 = 25 birim değer sağlardı; eski uygulamanın 20'sinden fazla. Daha iyi ürün, kullanıcılar birbirini beklediği için pazara giremez. Yeni uygulama, ilk kullanıcılarına aradaki 5 birimlik farkı kapatacak bir indirim ya da ödül sunmak zorundadır; ancak yeterli sayıda esnaf geçtikten sonra ağ etkisi onun lehine dönmeye başlar. Bu eşik, bu örnekte 500 esnaftır: 15 + 0,01 × 500 = 20, yani yeni ağdaki değer eski ağdakine eşitlenir.
Çözümlü örnek — Ruhsatın fiyatı neyi gösterir?
Bir şehirde taksi ruhsatı sayısı sabit ve ruhsatlar serbestçe alınıp satılabiliyor. Bir taksinin, ruhsat bedeli dışındaki bütün maliyetler düşüldükten sonra yılda 60 bin lira kâr bıraktığını ve faiz oranının yüzde 10 olduğunu varsayalım. Bir ruhsatın piyasa fiyatı, bu kârın bugünkü değerine yaklaşır: 60.000 ÷ 0,10 = 600 bin lira.
Ruhsat sınırı olmasaydı, kâr gören yeni sürücüler piyasaya girer ve taksi kârları normal düzeye inerdi. Ruhsatın 600 bin liralık fiyatı, bu yüzden sınırın yarattığı aşırı kârın bir ölçüsüdür: girişin serbest olduğu bir piyasada ruhsatın değeri sıfıra yakın olurdu. Ruhsat fiyatı ne kadar yüksekse, sınır o kadar bağlayıcıdır ve yolcuların ödediği fiyatlar ile bekleme süreleri o kadar yüksektir.
Bu hesap, ruhsat sınırının kaldırılmasının neden siyasal olarak zor olduğunu da açıklar. Ruhsatı yakın zamanda 600 bin liraya satın alan bir sürücü, aşırı kârdan yararlanmamıştır; yalnızca o kârın değerini önceki sahibine ödemiştir. Sınır kaldırılırsa en büyük kaybı o yaşar. Giriş engelinin yarattığı rant, ilk ruhsat sahiplerine gitmiştir; sonradan gelenler yalnızca onun bedelini taşır.
Çözümlü örnek — Ruhsat kurulu
Bir şehirde büyük bir marketin açılması bir kurulun onayına bağlı. Kurulda yerel esnaf temsilcileri de var. Yeni bir marketin açılmasının şehre yıllık 2 milyon liralık tüketici kazancı getireceği, mevcut esnafa ise yıllık 800 bin liralık kâr kaybı yaşatacağı tahmin ediliyor. Toplumsal net kazanç 1,2 milyon liradır.
Tüketici kazancı yüz binlerce haneye dağılmıştır; her haneye düşen tutar küçüktür ve hanelerin kurula başvurup itiraz etmesi için bir neden yoktur. Esnafın kaybı ise birkaç düzine işletmede yoğunlaşmıştır ve her biri için önemlidir. Esnaf temsilcileri kurulda aktif olarak itiraz eder, tüketiciler sessiz kalır. Kurul başvuruyu reddederse toplum 1,2 milyon lira kaybeder. Djankov ve arkadaşlarının kamu tercihi yorumu bu mantığa dayanır: giriş düzenlemesi, dağınık tüketicilerin değil, örgütlü yerleşik firmaların ve onların desteğine ihtiyaç duyan politikacıların çıkarına işleyebilir. Bertrand ve Kramarz'ın Fransız imar kurulları bulgusu da aynı yöndedir.
Modelin sınırları
Bu dersin modelleri her engeli ayrı ayrı yalıtır. Gerçek piyasalarda yapısal, stratejik ve düzenleyici engeller iç içedir: bir düzenleme ölçek ekonomilerini artırabilir, bir yerleşik firma düzenleyici süreci stratejik olarak kullanabilir. Asgari etkin ölçek örneği, talebin ve teknolojinin sabit olduğunu varsayar; teknoloji değiştikçe, örneğin yeni küçük ölçekli üretim yöntemleri ortaya çıktıkça, yapısal engeller de değişir. Sınır fiyatlama modeli, girişçinin yerleşik firmanın maliyeti hakkındaki tek bilgi kaynağının fiyat olduğunu varsayar; gerçekte başka bilgi kaynakları da vardır. Ruhsat kurulu örneği, kurulun kararlarının yalnızca baskı gruplarının etkisiyle alındığını varsayar; gerçek kurullar güvenlik, çevre ve şehir planlaması gibi meşru kaygıları da gözetir. Engellerin etkisini ölçmek, Bertrand ve Kramarz'ın yaptığı gibi, düzenlemedeki farklılıklardan yararlanan dikkatli ampirik tasarımlar gerektirir.
Teknik
Bain ve Stigler tanımları
Bain'in tanımı sonuç odaklıdır: yerleşik firmaların rekabetçi düzeyin üzerinde fiyat koyup girişi önleyebildiği her durum bir engeldir. Bu tanım ölçek ekonomilerini, mutlak maliyet üstünlüklerini ve ürün farklılaştırmasını engel sayar. Stigler'in tanımı ise maliyet asimetrisine odaklanır: yalnızca yeni girenin katlandığı ama yerleşik firmanın girerken katlanmadığı maliyetler engeldir. Bu tanımla ölçek ekonomileri engel değildir, çünkü yerleşik firma da girerken aynı ölçeğe ulaşmak zorundaydı. Christian von Weizsäcker 1980'de Stigler'in tanımına bir refah boyutu ekledi: bir engel, toplumsal açıdan kaynak dağılımını bozan bir maliyet asimetrisidir.
R. Preston McAfee, Hugo Mialon ve Michael Williams 2004'te bu tartışmayı iki kavrama ayırarak düzenlemeyi önerdi: ekonomik giriş engeli, Stigler anlamında yalnızca girişçinin katlandığı maliyetler; rekabet hukuku açısından giriş engeli ise girişi geciktiren ve bu sırada tüketici refahını azaltan her maliyet. Bu ayrım, politika açısından neyin müdahale konusu olduğunu netleştirir: ölçek ekonomileri bir ekonomik engel olmayabilir, ama girişi geciktirdiği ölçüde rekabet hukukunun dikkate alması gereken bir etkendir.
Batık maliyetler ve çekişmelilik
William Baumol, John Panzar ve Robert Willig'in çekişmeli piyasalar kuramı, batık maliyetlerin sıfır olduğu ve girişçilerin yerleşik firmaların fiyat tepkisinden önce girip çıkabildiği piyasalarda, tek bir firmanın bile rekabetçi fiyat koymak zorunda kaldığını gösterir. Kuramın asıl katkısı, giriş engelinin özünün ölçek ekonomileri değil, batık maliyetler olduğunu vurgulamasıdır: ölçek ekonomileri tek başına, batık maliyet olmadan, yerleşik firmayı koruyamaz, çünkü girişçi aynı ölçekte girip fiyatı biraz kırarak pazarı alabilir. Ölçek ekonomileri batık maliyetlerle birleştiğinde ise yerleşik firma, girişçinin girdikten sonra kalıcı olarak zararla karşılaşacağını bildiği için güvendedir.
Kuramın eleştirisi, iki varsayımının, yani batık maliyetlerin sıfır olmasının ve yerleşik firmaların fiyatlarını girişçiden daha yavaş ayarlamasının, gerçek piyasalarda nadiren sağlanmasıdır. Havayolu piyasalarında, uçakların hatlar arasında taşınabildiği için çekişmelilik beklenmişti; ama sonraki çalışmalar, yerleşik firmaların fiyatlarını hızla ayarladığını ve hat başına piyasa gücünün sürdüğünü gösterdi.
Sınır fiyatlamanın kuramsal geçmişi
Sınır fiyatlama fikri, Bain'in yanı sıra Paolo Sylos-Labini ve Franco Modigliani'nin 1950'lerdeki çalışmalarına dayanır. Bu ilk modeller, girişçinin yerleşik firmanın giriş öncesi üretimini giriş sonrasında da sürdüreceğini varsaydığını kabul ediyordu; bu varsayım altında yerleşik firma, giriş öncesinde yüksek üretim ve düşük fiyat seçerek girişçiyi caydırabilirdi. Oyun teorisi bu varsayımı sorguladı: giriş gerçekleştiğinde yerleşik firmanın giriş öncesi üretimini sürdürmesi için bir neden yoktur; geçmişteki fiyat, giriş sonrası rekabeti doğrudan etkilemez. Bu yüzden tam bilgide sınır fiyatlama inandırıcı değildir.
Milgrom ve Roberts 1982'de Econometrica'da, sınır fiyatlamayı eksik bilgi altında bir sinyal oyunu olarak yeniden kurdular. Marketler zinciri hesabı, bu modelin sayılarla kurulmuş küçük bir sürümüdür. Ayrıştırıcı dengede düşük maliyetli yerleşik firma, yüksek maliyetlinin taklit etmeyeceği kadar düşük bir fiyat koyar; giriş miktarı tam bilgidekiyle aynıdır, ama fiyatlar düşer. Birleştirici dengelerde ise iki tür de aynı düşük fiyatı koyar ve girişçi, yerleşik firmanın türünü öğrenemediği için bazı durumlarda tam bilgide gireceği hâlde girmez; bu dengelerde sınır fiyatlama girişi gerçekten azaltır. Sinyal oyunları dersinde gördüğümüz sezgisel ölçüt, bu modelde birleştirici dengeleri eler ve en düşük maliyetli ayrıştırıcı dengeyi seçer.
Geçiş maliyetleri ve giriş
Paul Klemperer 1987'de, geçiş maliyetlerinin piyasa dinamiklerini nasıl biçimlendirdiğini gösterdi. Geçiş maliyetli piyasalarda firmalar iki aşamalı bir hesap yapar: bugün düşük fiyatla müşteri kazanmak, yarın o müşterilerden yüksek fiyat almayı mümkün kılar. Bu yüzden rekabet, tüketicilerin ilk kez seçim yaptığı anda yoğunlaşır, sonra gevşer. Yeni girişçiler için geçiş maliyetleri bir engeldir: yerleşik firmanın mevcut müşterileri, girişçinin fiyatı ancak geçiş maliyeti kadar düşükse geçer. Ama yeni nesil tüketiciler, yani henüz hiçbir firmaya bağlanmamış olanlar, girişçi için bir fırsattır. Geçiş maliyetlerinin rekabet üzerindeki toplam etkisi, piyasaya ne hızla yeni tüketicilerin girdiğine bağlıdır.
Rekabet politikası açısından geçiş maliyetleri, firmaların bilerek yükseltebildiği bir değişkendir: sadakat programları, uzun süreli sözleşmeler, uyumsuz teknik standartlar ve veri taşınabilirliğinin kısıtlanması. Telekomünikasyonda numara taşınabilirliğinin zorunlu kılınması, bankacılıkta hesap taşıma kolaylıkları ve dijital platformlarda veri taşınabilirliği kuralları, geçiş maliyetlerini düşürerek giriş engellerini azaltmayı amaçlayan düzenlemelerdir.
Girişin ampirik ölçümü
Giriş engellerinin büyüklüğü doğrudan gözlenemez; ama engellerin piyasa yapısına etkisi gözlenebilir. Temel kursta andığımız Bresnahan ve Reiss'ın giriş eşikleri yöntemi bunun bir örneğidir: bir pazarın ikinci, üçüncü ya da dördüncü firmayı kaldırmak için ne kadar büyük olması gerektiğini, farklı büyüklükteki pazarlardaki firma sayılarından tahmin eder. Giriş eşikleri firma sayısıyla birlikte orantıdan hızlı artıyorsa, bu yeni firmaların girişiyle rekabetin yoğunlaştığını ve her firmanın kâr marjının düştüğünü gösterir.
İkinci bir yaklaşım, düzenlemedeki değişikliklerin doğal deney olarak kullanılmasıdır. Bertrand ve Kramarz'ın imar kurulu verisi, kurulların onay oranlarındaki bölgesel ve zamansal farklılıklardan yararlanır. Benzer tasarımlar, eczane, taksi ve meslek lisanslarındaki değişikliklerin fiyatlar ve hizmet kalitesi üzerindeki etkisini ölçmek için kullanılır. Üçüncü bir yaklaşım, Dunne ve arkadaşlarının yaptığı gibi, giriş, büyüme ve çıkışın sektör düzeyindeki örüntülerini ayrıntılı olarak belgelemektir. Bu örüntüler, engellerin girişin kendisini mi, yoksa girenlerin büyüyüp kalıcı olmasını mı sınırladığını ayırt etmeye yardım eder.
Ağ etkileri ve uyumluluk
Bazı piyasalarda bir ürünün kullanıcıya değeri, onu kullanan başka kişilerin sayısıyla artar: bir mesajlaşma uygulaması, bir ödeme sistemi ya da bir işletim sistemi. Bu ağ etkileri güçlü bir giriş engeli yaratabilir: yeni bir girişçinin ürünü daha iyi olsa bile, kullanıcıları başlangıçta az olduğu için tüketicilere daha az değer sunar. Tüketiciler, başkalarının geçmesini beklediği sürece kimse geçmez. Bu durum, koordinasyon oyunlarında gördüğümüz bir kilitlenmedir.
Ağ etkilerinden doğan engelin büyüklüğü, ürünlerin birbiriyle uyumlu olup olmadığına bağlıdır. Yeni bir telefon şirketinin abonesi, eski şirketin abonelerini arayabiliyorsa, ağ etkisi şirketler arasında paylaşılır ve giriş engeli küçülür. Uyumluluk yasal olarak zorunlu kılınabilir ya da yerleşik firmanın tercihine bırakılabilir; yerleşik firma, uyumsuzluğu girişi zorlaştırmak için stratejik olarak seçebilir. Dijital piyasalarda birlikte çalışabilirlik ve veri taşınabilirliği kuralları, bu engeli azaltmaya yönelik düzenlemelerdir. Bu kuralların bir bedeli de vardır: uyumluluk, yerleşik firmanın ağ etkisine yaptığı yatırımın getirisini azaltır ve ağ kurmaya yönelik yatırım teşviklerini zayıflatabilir.
Düzenlemenin siyasal iktisadı
Stigler 1971'de, düzenlemenin çoğu zaman tüketiciler için değil, düzenlenen sektör için tasarlandığını öne sürdü. Bu görüşe göre örgütlü ve küçük bir grup olan yerleşik firmalar, düzenleyicileri etkilemek için güçlü bir teşvike sahiptir; dağınık ve kalabalık tüketiciler ise bu teşvikten yoksundur. Djankov ve arkadaşlarının ülkeler arası bulgusu bu görüşle uyumludur: ağır giriş düzenlemesi daha iyi mallarla değil, daha yüksek yolsuzlukla ve daha büyük kayıt dışılıkla birlikte görülür. Ama kamu yararı görüşü tamamen dışlanamaz: bazı sektörlerde, örneğin ilaçta, finansal hizmetlerde ve tıp mesleğinde, giriş düzenlemesi bilgi asimetrilerini gidermek için gerekli olabilir. Politika sorusu, bir düzenlemenin bu tür bir piyasa başarısızlığını gidermek için ne kadar gerekli olduğu ile ne kadar giriş engeli yarattığı arasındaki dengedir. Bu dengeyi kurmanın bir yolu, düzenlemelerin düzenli aralıklarla yeniden gözden geçirilmesi ve her yeni giriş kuralının, getireceği faydanın ve yaratacağı engelin birlikte ölçüldüğü bir etki analizine tabi tutulmasıdır.
Uygulama
Özet kartı
- Giriş engelleri yapısal, stratejik ya da düzenleyici kaynaklı olabilir; Bain ölçek ekonomilerini de engel sayar, Stigler yalnızca girişçinin katlandığı maliyetleri engel sayar. Politika cevabı engelin kaynağına bağlıdır.
- Asgari etkin ölçek pazar talebine göre büyükse pazar yalnızca birkaç firmaya yer bırakır; batık maliyetler ölçek ekonomileriyle birleştiğinde girişi en güçlü biçimde zorlaştırır.
- Milgrom ve Roberts'ın sinyal modelinde sınır fiyatlama, düşük maliyetli yerleşik firmanın türünü göstermesinin bir yoludur; ayrıştırıcı dengede giriş miktarı tam bilgidekiyle aynıdır, ama fiyatlar düşer.
- Djankov ve arkadaşlarına göre 85 ülkede girişi daha ağır düzenleyen ülkelerde mallar daha kaliteli değildi, yolsuzluk ve kayıt dışılık daha yüksekti; Bertrand ve Kramarz'a göre Fransa'da imar kurullarının girişi caydırması perakende yoğunlaşmasını artırdı ve istihdam artışını yavaşlattı.
- Dunne, Roberts ve Samuelson, ABD imalat verilerinde girenleri yeni firmalar, yeni tesislerle çeşitlenen mevcut firmalar ve ürün bileşimini değiştiren mevcut firmalar olarak ayrıştırdı ve girenlerin giriş sonrası performansını inceledi; giriş engellerini değerlendirirken girişin kendisi kadar girenlerin büyüyüp kalıcı olabilmesine de bakmak gerekir.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Yapısal ve stratejik engeller | Structural and strategic barriers | Teknolojiden ya da yerleşik firma davranışından doğan engeller |
| Asgari etkin ölçek | Minimum efficient scale | Ortalama maliyetin en düşüğe ulaştığı en küçük üretim |
| Mutlak maliyet üstünlüğü | Absolute cost advantage | Her ölçekte daha düşük birim maliyet |
| Sınır fiyatlama | Limit pricing | Girişi caydırmak için kısa dönemli en iyi fiyatın altına inme |
| Düzenleyici giriş engeli | Regulatory barrier to entry | Devletin koyduğu ruhsat, lisans ve onay kuralları |
| Firma çalkantısı | Firm turnover | Bir sektörde giren ve çıkan firmaların toplam ağırlığı |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Bain ve Stigler'in giriş engeli tanımları arasındaki fark nedir? Ölçek ekonomileri hangi tanıma göre bir giriş engelidir?
- (Çıktı 2) Çimento örneğinde pazar talebi 100 bin ton yerine 160 bin ton olsaydı ve fabrika kapasitesinin üst sınırı yine 50 bin ton olsaydı, pazar etkin ölçekte kaç fabrikaya yer bırakırdı? Dördüncü bir fabrika girerse her fabrikanın ortalama maliyeti ne olurdu?
- (Çıktı 2) Sınır fiyatlama örneğinde yüksek maliyetli zincirin girişi caydırarak ikinci dönemde elde edeceği ek kazanç 600 yerine 400 lira olsaydı, ayrıştırıcı sınır fiyatı yaklaşık ne olurdu? Sonucu yorumlayın.
- (Çıktı 3) Çekişmeli piyasalar kuramına göre ölçek ekonomileri tek başına neden yerleşik bir firmayı korumaz? Batık maliyetler bu sonucu nasıl değiştirir?
- (Çıktı 3) Sadakat puanları ve geçiş maliyetleri bir giriş engeli yaratırken, aynı zamanda neden firmalar arasında yoğun rekabete de yol açabilir?
- (Çıktı 4) Bir milletvekili, «Büyük alışveriş merkezlerinin açılmasını sınırlayan sıkı imar kuralları, küçük esnafı korur ve istihdamı artırır» diyor. Bu görüşü Bertrand ile Kramarz'ın ve Djankov ve arkadaşlarının bulgularıyla değerlendirin.
Cevaplar
- Bain'in tanımı sonuca odaklanır: yerleşik firmaların rekabetçi düzeyin üzerinde fiyat koyup girişi önlemelerini sağlayan her şey bir engeldir. Stigler'in tanımı maliyet asimetrisine odaklanır: yalnızca yeni girenin katlandığı, yerleşik firmanın girerken katlanmadığı maliyetler engeldir. Ölçek ekonomileri Bain'in tanımına göre bir engeldir, çünkü yerleşik firmaların fiyatlarını yüksek tutmalarına izin verebilir. Stigler'in tanımına göre ise engel değildir, çünkü yerleşik firma da girerken aynı ölçeğe ulaşmak zorundaydı ve aynı maliyetlere katlandı.
- 160 bin tonluk talep, etkin ölçekte 50 bin ton üreten üç fabrikayı tam karşılamaya yetmez, ama 150 bin tonla üç fabrikaya yer bırakır; dördüncü fabrika girerse her biri 40 bin ton üretir. Bu ölçekte ortalama maliyet 20 + 1.600.000 ÷ 40.000 = 60 liradır; etkin ölçekteki 52 liranın üzerindedir. Pazar büyüdükçe daha çok fabrikaya yer açılır; asgari etkin ölçeğin pazar talebine oranı, yaşayabilecek firma sayısını belirler.
- Koşul 900 − (p − 40)(100 − p) ≥ 400, yani (p − 40)(100 − p) ≤ 500 olur. p² − 140p + 4.500 ≥ 0 eşitsizliğinin kökleri 70 ± √400 = 70 ± 20'dir; p ≤ 50 gerekir. Düşük maliyetli zincir fiyatını 45,5 yerine 50'ye indirmekle yetinir. Taklidin yüksek maliyetli zincire getirisi azaldıkça, düşük maliyetli zincirin kendini ayırt etmek için yapması gereken fedakârlık da azalır.
- Batık maliyetler sıfırsa, bir girişçi yerleşik firmayla aynı ölçekte girebilir, fiyatı biraz kırarak pazarı alabilir ve yerleşik firma tepki verirse kayıpsız çıkabilir. Bu tehdit altında yerleşik firma, tek başına olsa bile, ortalama maliyetin üzerinde fiyat koyamaz; ölçek ekonomileri onu korumaz. Batık maliyetler varsa, girişçi girdikten sonra piyasadan çıkarken bu maliyetleri kaybeder; giriş, ancak piyasada yeterince uzun süre kalıp batık maliyeti karşılayacak kadar kâr edeceğine inanıyorsa mantıklıdır. Yerleşik firmanın giriş sonrası fiyat kırma tehdidi bu güveni zayıflatır ve yerleşik firma, batık maliyet ölçüsünde fiyatlarını yüksek tutabilir.
- Geçiş maliyetleri, yerleşik firmanın mevcut müşterilerini girişçilere karşı bir ölçüde korur; girişçi bu müşterileri ancak geçiş maliyeti kadar daha ucuz olarak çekebilir. Ama aynı geçiş maliyetleri, bir müşteriyi kazanmanın gelecekteki değerini artırır: kazanılan müşteri, geçiş maliyeti nedeniyle uzun süre firmada kalır. Bu yüzden firmalar, özellikle henüz hiçbir firmaya bağlanmamış yeni tüketicileri kazanmak için ilk dönemlerde agresif indirimler yapar. Rekabet, müşterinin ilk seçiminde yoğunlaşır, sonra gevşer. Toplam etki, piyasaya ne hızla yeni tüketicilerin girdiğine bağlıdır.
- Milletvekilinin görüşü ilk bakışta makul görünür: büyük mağazalar küçük esnafla rekabet eder ve bazı esnaf işletmelerini kapatabilir. Ama Bertrand ve Kramarz'ın Fransız perakende sektörü çalışmasında imar kurullarının girişi daha güçlü caydırması perakendeci yoğunlaşmasını artırdı ve istihdam artışını yavaşlattı; korunan esnafın kazancı, sektördeki toplam istihdam artışının kaybını telafi etmedi. Djankov ve arkadaşlarının ülkeler arası verisinde de ağır giriş düzenlemesi daha kaliteli mallarla değil, daha yüksek yolsuzlukla ve daha büyük kayıt dışılıkla birlikte görüldü. Bu bulgular, imar kurallarının küçük esnafın değil, yerleşik büyük perakendecilerin rekabetten korunmasına da hizmet edebileceğini gösteriyor. Küçük işletmeleri desteklemek isteniyorsa, girişi sınırlamak yerine onların maliyetlerini düşüren ve rekabet güçlerini artıran politikalar daha etkili olabilir.
İleri okuma
- Simeon Djankov, Rafael La Porta, Florencio Lopez-de-Silanes, Andrei Shleifer (2002). «The Regulation of Entry». Quarterly Journal of Economics 117(1). 85 ülkede giriş düzenlemesinin ölçülmesi.
- Marianne Bertrand, Francis Kramarz (2002). «Does Entry Regulation Hinder Job Creation?». Quarterly Journal of Economics 117(4). Fransız perakende sektöründe imar kurullarının etkisi.
- Timothy Dunne, Mark J. Roberts, Larry Samuelson (1988). «Patterns of Firm Entry and Exit in U.S. Manufacturing Industries». RAND Journal of Economics 19(4). Giriş ve çıkışın sektör örüntüleri.
Sonraki derse köprü
Bu dersteki engellerin birinde, kireç taşı ocağı örneğinde, girişçinin önündeki sorun bir girdiye erişimdi: girdinin sahibi aynı zamanda rakipti. Üreticiler ile tedarikçiler, üreticiler ile dağıtımcılar arasındaki ilişkiler, rekabetin yalnızca aynı pazardaki rakipler arasında değil, üretim zincirinin farklı halkaları arasında da işlediğini gösterir. Bir firma tedarikçisini ya da dağıtımcısını satın aldığında ne olur? Münhasır sözleşmeler ve yeniden satış fiyatı kısıtlamaları rekabeti mi bozar, yoksa verimliliği mi artırır? Sıradaki ders, dikey ilişkileri ele alıyor.