Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Ortanca seçmen kuramının öngördüğü politika yakınsaması, adayların sözlerine bağlanabilmesine dayanır; Lee, Moretti ve Butler, ABD Temsilciler Meclisi'nde kıl payı seçimlerle seçim gücünün yasa koyucuların oy davranışını etkilemediğini ve seçmenlerin politikaları yalnızca seçtiğini buldu.
- Byrne ve de Roos'a göre bir kentin perakende akaryakıt piyasasında baskın firmalar, fiyat liderliği ve fiyat deneyleriyle odak noktaları yaratarak üç yıllık kademeli bir geçişte fiyatları eşgüdümledi ve marjları artırdı.
- Ossa'nın hesabına göre en uygun gümrük vergileri ortalama yüzde 62, dünya ticaret savaşı vergileri yüzde 63'tür; işbirliğinin çöküşü hükümet refahını ortalama yüzde 2,9 azaltır.
- Konu bağlama, bir anlaşmadaki fazla teşviki öbür anlaşmaya aktararak, tek başına sürdürülemeyen işbirliklerini kendi kendini uygulatır hâle getirebilir.
- Seçimlerde, piyasalarda ve devletler arasında gözlenen verimsizliklerin önemli bir kısmı, tarafların gelecekteki davranışlarına bugünden inandırıcı biçimde bağlanamamasından doğar.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — İnandırıcı taahhüt sorununu, politika yakınsamasını, fiyat liderliğini, Nash tarifesini, konu bağlamayı ve güvenlik ikilemini tanımlar.
- Uygulama — Bir seçim yarışmasında taahhüt gücüne göre platformların ne kadar yakınsadığını, iki ülke arasında birbirine bağlanan anlaşmaların hangi sabır düzeyinde kendi kendini uygulattığını hesaplar.
- Analiz — Seçimlerde, piyasalarda ve devletler arası çatışmalarda gözlenen verimsiz sonuçların ortak bir kökenini, yani gelecekteki davranışa bugünden bağlanamamayı çözümler.
- Değerlendirme — Yakın seçimler, akaryakıt fiyatları ve gümrük vergileri üzerine yapılmış ampirik çalışmalara dayanarak, oyun teorisinin kurumları açıklama ve tasarlama gücünü değerlendirir.
Sezgi
Açılış
Aynı gün üç ayrı odada üç ayrı karar veriliyor. Bir seçim kampanyasının merkezinde bir aday, seçmenlerin çoğunluğuna yaklaşmak için programını yumuşatıp yumuşatmamayı tartışıyor. Bir perakende zincirinin yönetim kurulunda, fiyatları perşembe sabahı biraz yükseltip rakiplerin ne yapacağını görmek öneriliyor. Bir başkentte ticaret heyeti, karşı tarafın gümrük vergilerine misilleme yapıp yapmamayı konuşuyor. Bu üç odada konuşulan dil farklı; ama sorulan soru aynı: karşı taraf ne yapacak ve benim bugünkü kararım onun kararını nasıl değiştirecek?
Bu seri, stratejik düşüncenin araçlarını adım adım kurdu: önce durağan dengeleri, sonra zamana yayılan ve kendini yineleyen etkileşimleri, ardından bilgisi eksik tarafları, en sonda da kurallarla ve taklitle biçimlenen davranışları. Son ders, bu araçların gerçek kurumlarda nasıl birlikte çalıştığını üç alanda inceliyor. Üç alanı birbirine bağlayan bir tema da göreceğiz: verimsiz sonuçların şaşırtıcı bir kısmı, tarafların yarın ne yapacaklarına bugünden inandırıcı biçimde söz verememesinden doğar.
Hikâye — seçmenler politikayı etkiler mi, seçer mi?
Ortanca seçmen kuramı, kamu seçimini işlediğimiz derste gördüğümüz gibi, iki partinin seçmenlerin ortasına doğru yakınsayacağını öngörür. Ama bu öngörünün gizli bir varsayımı vardır: adaylar, seçim kampanyasında söz verdikleri politikayı seçildikten sonra uygulayacaklarına inandırıcı biçimde bağlanabilmelidir. David Lee, Enrico Moretti ve Matthew Butler, bu varsayımın gerçekte geçerli olup olmadığını ABD Temsilciler Meclisi verileriyle sınadı.
Bu bulgu, oyun teorisinin bir uygulamasının, kuramın varsayımlarından birini sınamaya nasıl dönüştüğünü gösteriyor. Ortanca seçmen sonucu yanlış değildir; ama taahhüt gücü olmadan geçerli değildir.
Kavram — bağlanabilmek
Lee ve arkadaşlarının bulgusunun merkezinde, oyun teorisinin en verimli kavramlarından biri durur.
Veri ve kanıt — piyasada ve sınırda
İş dünyasında oyun teorisinin en eski konusu, rakiplerin açık bir anlaşma yapmadan nasıl yüksek fiyatlarda buluşabileceğidir. Tekrarlanan oyunlar dersinde işbirliğinin bir denge olarak sürdürülebileceğini görmüştük; ama işbirliğinin nasıl başladığı, yani birçok olası denge arasından birinin nasıl seçildiği açık kalmıştı. David Byrne ve Nicolas de Roos, bu soruyu benzersiz bir veri setiyle inceledi.
Uluslararası ilişkilerde ise oyun teorisinin klasik uygulamalarından biri ticaret politikasıdır. Her ülke, gümrük vergisiyle ticaret hadlerini kendi lehine çevirebilir; ama herkes bunu yaparsa herkes kaybeder. Ralph Ossa, bu oyunun büyüklüğünü verilerle hesapladı.
Yaygın yanlış«Seçim rekabeti, kazanmak isteyen her adayı ortaya iter; bu yüzden hangi aday kazanırsa kazansın uygulanan politika aşağı yukarı aynı olur» diye düşünülür.
Lee, Moretti ve Butler'ın kıl payı seçimlere dayanan bulgusunda seçim gücündeki dışsal bir artış, iki partinin adaylarının oy davranışını değiştirmedi; uygulanan politikayı belirleyen, hangi adayın kazandığıydı. Yakınsama, adayların sözlerine bağlanabilmesine dayanır ve bu taahhüt gücü gerçekte zayıf görünüyor.
Yaygın yanlış«Firmalar ancak gizlice bir araya gelip anlaşırlarsa fiyatları birlikte yükseltebilir» diye düşünülür.
Byrne ve de Roos'un incelediği akaryakıt piyasasında baskın firmalar, açık bir anlaşmaya gerek kalmadan, fiyat liderliği ve fiyat deneyleriyle odak noktaları yaratarak üç yıl içinde fiyatları eşgüdümledi ve marjları artırdı.
Neden önemli? — kurumları okumak ve tasarlamak
Bu üç uygulamanın ortak dersi, oyun teorisinin kurumları iki yönde kullanmamızı sağlamasıdır. Birincisi okumaktır: bir piyasada, bir mecliste ya da bir ittifakta gözlenen davranışın arkasındaki teşvikleri görmek. İkincisi tasarlamaktır: kuralları, daha iyi dengelerin kendi kendini uygulattığı biçimde değiştirmek. Bağımsız merkez bankaları, anayasal sınırlar ve bağlı gümrük vergileri, taahhüt sorununa verilmiş kurumsal cevaplardır; rekabet otoritelerinin fiyat duyurularını ve bilgi paylaşımını izlemesi, eşgüdümün araçlarını hedef alır; uluslararası anlaşmaların birden çok konuyu bir arada müzakere etmesi, işbirliğinin teşviklerini birleştirir. Bu dersin örnekleri, kuramın bu tasarım kararlarına nasıl sayılarla yön verebileceğini gösteriyor.
Model
Aşağıdaki hesaplar öğretmek için seçilmiş temsilî sayılarla yapılıyor; hiçbiri bir ülkenin, partinin ya da şirketin gerçek verisi değil.
Çözümlü örnek — Söz tutulabiliyorsa
Seçmenler 0 ile 1 arasındaki bir politika ekseni üzerinde düzgün dağılmış; ortanca seçmen 0,5'te duruyor. İki parti var: L partisinin kendi ideal politikası 0,2, R partisinin 0,8. Partiler kampanyada bir platform açıklıyor ve seçmenler kendilerine en yakın platforma oy veriyor.
Partiler açıkladıkları platformu kesin olarak uygulamak zorundaysa, her parti seçimi kazanmak için ortaya yaklaşır. L partisi 0,4'ü açıklarsa, R partisi 0,45'i açıklayarak seçmenlerin yarıdan fazlasını kazanır; L partisi buna 0,48 ile cevap verir. Denge, iki partinin de 0,5'i açıkladığı ve hangisi kazanırsa kazansın 0,5'in uygulandığı durumdur. Ortanca seçmen kuramının öngörüsü budur: seçmenler politikayı etkiler.
Çözümlü örnek — Söz tutulamıyorsa
Şimdi partilerin seçildikten sonra kendi ideal politikalarını uyguladığını varsayalım: kampanya sözü bağlayıcı değildir ve seçmenler bunu bilir. L partisi ne söylerse söylesin 0,2'yi, R partisi 0,8'i uygulayacaktır. Seçmenler platformlara değil, uygulanacak politikalara bakarak oy verir: 0,5'in solundakiler L'yi, sağındakiler R'yi seçer.
Bu durumda seçimin tek işlevi, iki aşırı politikadan hangisinin uygulanacağını belirlemektir. Bir ilçede L'yi destekleyen seçmen kitlesi dışsal bir nedenle büyüse bile, iki partinin uyguladığı politika değişmez; yalnızca L'nin kazanma olasılığı artar. Lee, Moretti ve Butler'ın kıl payı seçimlerde bulduğu örüntü budur: seçim gücündeki dışsal artış, adayların oy davranışını kaydırmadı.
Çözümlü örnek — Kısmi taahhüt
Gerçek, iki ucun arasında olabilir. Bir partinin kampanyada açıkladığı platform x ise, seçildikten sonra uyguladığı politika, x ile kendi ideal noktası arasında bir ağırlıklı ortalama olsun: uygulanan politika (1 − λ) × x + λ × ideal. λ = 0 tam taahhüdü, λ = 1 hiç taahhüt olmamasını gösterir.
L partisinin ideali 0,2'dir. Uygulanacak politikayı 0,5'e çekmek için x platformunu açıklaması gerekir: (1 − λ) × x + λ × 0,2 = 0,5. λ = 0,3 için 0,7x + 0,06 = 0,5 ve x ≈ 0,63 bulunur. Bu platform eksenin içindedir, ama seçmenler partinin kendi idealinden bu kadar uzak bir sözü ciddiye alıp almayacağını sorgulayabilir. λ = 0,7 için 0,3x + 0,14 = 0,5 koşulu x = 1,2 verir; bu mümkün değildir. L partisi en fazla x = 1 açıklayabilir ve uygulanan politika 0,3 + 0,14 = 0,44 olur. Taahhüt gücü zayıfladıkça, rekabet politikaları ortaya çekmekte giderek etkisizleşir.
Çözümlü örnek — Bir fiyat deneyinin hesabı
Bir kentte iki büyük akaryakıt zinciri var. İki zincir de litre başına düşük bir marjla satarsa her biri günde 4 birim kâr eder; ikisi de yüksek marjla satarsa her biri 10 birim. Biri yüksek, öbürü düşük marjla satarsa, düşük marjlı olan müşteri çekip 13, yüksek marjlı olan 1 birim kazanır. Tekrarlanan oyunlar dersinde gördüğümüz gibi, yüksek marj bir denge olarak sürdürülebilir; ama düşük marj da bir dengedir.
Lider zincir bir perşembe sabahı fiyatını yükseltiyor. Rakip izlemezse, lider bir gün boyunca 1 birim kâr eder; düşük fiyatta kalsaydı alacağı 4 birime göre 3 birim kaybeder ve ertesi gün eski fiyata döner. Rakip izlerse, iki zincir yüksek marj dengesine geçer ve lider her gün 4 yerine 10, yani 6 birim fazla kazanır. Yeni dengenin en az 30 gün süreceğini varsayalım. Rakibin izleme olasılığı p ise, deneyin beklenen getirisi p × 6 × 30 − (1 − p) × 3'tür. Bu ifade, p 3 ÷ 183 ≈ 0,016'yı aştığında pozitiftir. Yüzde ikilik bir başarı şansı bile denemeyi değerli kılar. Deneyin ucuzluğu, liderin tekrar tekrar denemesine ve rakibe, hangi fiyatta buluşulmak istendiğini açıkça göstermesine izin verir.
Çözümlü örnek — Ticaret savaşı
İki ülke, birbirlerinin mallarına gümrük vergisi koyup koymamayı seçiyor. İkisi de serbest ticaret uygularsa her biri 10 birim refah elde eder. Biri vergi koyar, öbürü koymazsa, vergi koyan ülke ticaret hadlerini lehine çevirip 12, öbürü 6 alır. İkisi de vergi koyarsa her biri 8 alır.
Bu bir mahkûmlar ikilemidir: rakip ülkenin seçimi hangisi olursa olsun, vergi koymak tek başına daha iyidir; ama iki ülke de vergi koyduğunda ikisi de serbest ticarete göre 2 birim kaybeder. Ossa'nın verilerle hesapladığı tablo bu yapının ölçeğini verir: dünya çapında bir ticaret savaşında vergiler ortalama yüzde 63'e çıkar ve işbirliğinin çöküşü hükümet refahını ortalama yüzde 2,9 azaltır. Ticaret anlaşmalarının işlevi, bu ikilemden kaçışı sağlamaktır.
Oyun her yıl tekrarlanıyorsa ve bir ülkenin vergi koyması, öbürünün süresiz misillemesiyle karşılanıyorsa, serbest ticaret bir denge olarak sürdürülebilir. Sapmanın tek yıllık kazancı 12 − 10 = 2, cezanın her yılki bedeli 10 − 8 = 2'dir; sapmanın kazancı ile cezanın yıllık bedeli eşit olduğundan gereken iskonto katsayısı tam yarıdır. Ülkeler geleceğe yeterince önem veriyorsa, dışarıdan bir uygulayıcı olmadan da serbest ticaret kendi kendini uygulatır. Dünya Ticaret Örgütü'nün uyuşmazlık sistemi bu açıdan bir mahkemeden çok, misillemenin ne zaman ve ne ölçüde meşru olduğunu belirleyen bir eşgüdüm aracı gibi çalışır.
Çözümlü örnek — Anlaşmaları birbirine bağlamak
İki ülke iki ayrı konuda tekrarlanan bir oyun oynuyor: ticaret ve iklim. Ticarette işbirliği her dönem her ülkeye 10, tek taraflı sapma 14, karşılıklı sapma 8 verir. İklimde işbirliği her dönem 5, tek taraflı sapma 9, karşılıklı sapma 4 verir. Ülkeler, sapan tarafı süresiz cezalandıran tetik stratejileri kullanıyor.
Her anlaşma ayrı ayrı ele alınırsa, ticarette işbirliğini ayakta tutan iskonto eşiği (14 − 10) ÷ (14 − 8) ≈ 0,67'dir; iklim işbirliği için (9 − 5) ÷ (9 − 4) = 0,8'dir. İskonto katsayısı 0,75 ise ticaret anlaşması ayakta kalır, iklim anlaşması kalmaz.
İki anlaşma birbirine bağlanırsa, yani bir konudaki sapma iki konuda birden cezalandırılırsa, en cazip sapma iki konuda birden sapmaktır: dönemlik kazanç 4 + 4 = 8, cezanın dönemlik bedeli (10 − 8) + (5 − 4) = 3'tür. Gerekli iskonto katsayısı 8 ÷ (8 + 3) ≈ 0,73'tür. İskonto katsayısı 0,75 iken iki anlaşma da ayakta kalır. Ticaret anlaşmasındaki fazla teşvik, iklim anlaşmasına aktarılmış olur.
Çözümlü örnek — Önleyici savaş
İki devlet, yılda 100 birim değer üreten bir bölge üzerinde anlaşmazlık içinde. Bugün bir savaş çıkarsa A devleti 0,6 olasılıkla kazanır ve bölgeyi kalıcı olarak alır; savaşın her iki tarafa maliyeti 10 birimdir. Savaşın A için beklenen değeri 0,6 × 100 − 10 = 50, B için 0,4 × 100 − 10 = 30'dur. A'ya 50 ile 70 arasında, B'ye 30 ile 50 arasında pay veren her paylaşım, iki tarafa da savaştan daha iyi gelir. Pazarlık dersinin diliyle, anlaşma alanı boş değildir.
Şimdi B'nin hızla güçlendiğini ve bir dönem sonra A'nın kazanma olasılığının 0,3'e düşeceğini varsayalım. O zaman A, gelecekteki bir savaşta en fazla 0,3 × 100 − 10 = 20 bekleyebilir ve pazarlıkta 20 ile 40 arasında bir pay alır. B, bugün A'ya 50'den fazla vereceğine söz verse bile, güçlendikten sonra bu sözü tutmayacağı bilinir. A, bugün savaşarak 50'lik bir beklenen değer, beklemekle ise en fazla 40 elde edebilir. A önleyici bir savaşı seçer; iki taraf da toplam 20 birimlik savaş maliyetine katlanır, oysa her iki taraf için daha iyi paylaşımlar mümkündü. Savaşın nedeni bilgi eksikliği değil, B'nin gelecekteki gücüne bağlanamamasıdır.
Çözümlü örnek — Güven artırıcı önlemler
Güvenlik ikilemini sayılarla görelim. İki komşu devlet, bir dönem boyunca silahlanıp silahlanmamaya karar veriyor. İkisi de silahlanmazsa her biri 6 birim refah elde eder; ikisi de silahlanırsa silahların maliyeti yüzünden 3'er birim. Biri silahlanır, öbürü silahlanmazsa, silahlanan taraf güvenlik üstünlüğü kazanıp 8, silahlanmayan taraf açık hâle gelip 1 alır. Tek dönemlik oyunda iki taraf da silahlanır ve her biri 6 yerine 3 alır.
Şimdi iki devletin karşılıklı denetim anlaşması yaptığını varsayalım: her devlet, öbürünün silahlanmaya başladığını bir dönem içinde fark edebiliyor ve hemen karşılık verebiliyor. Oyun tekrarlanıyorsa ve sapma bir sonraki dönemden itibaren karşılıklı silahlanmayla cezalandırılıyorsa, silahlanmama dengesi (8 − 6) ÷ (8 − 3) = 0,4'lük bir iskonto katsayısında sürdürülebilir. Denetim zayıfsa ve sapma ancak üç dönem sonra fark ediliyorsa, sapan devlet üç dönem boyunca 8 alır ve gerekli sabır artar. Örneğin üç dönemlik gecikmede sapmanın kazancı üç dönem boyunca 2'şer birimdir ve ceza ancak dördüncü dönemde başlar; işbirliği için gereken iskonto katsayısı 0,4'ün belirgin biçimde üzerine çıkar. Denetim ve doğrulama kurumlarının değeri buradan gelir: sapmanın fark edilme süresini kısaltarak işbirliği için gereken sabrı azaltırlar.
Çözümlü örnek — Yurttaş-aday
Bir ilçede belediye başkanlığı için aday olmak isteyen iki kişi var: biri 0,3, öbürü 0,7 politikasını savunuyor ve seçilirse kendi politikasını uygulayacak. Seçmenler eksen boyunca eşit yoğunlukta yayılmış. İki aday da adaylığını koyarsa, ortanca seçmenin 0,5'te durması nedeniyle iki aday yarı yarıya şansla kazanır ve beklenen politika 0,5'tir; ama gerçekleşen politika ya 0,3 ya 0,7'dir.
Ortaya, 0,5'i savunan üçüncü bir aday girerse ne olur? Oylar üçe bölünür: 0,4'ün solundakiler birinci adaya, 0,4 ile 0,6 arasındakiler üçüncüye, 0,6'nın sağındakiler ikinci adaya gider. Kenardaki adaylar yüzde 40'ar, ortadaki aday yüzde 20 oy alır ve ortadaki aday kaybeder. Ortada durmak, aday sayısı ikiden fazla olduğunda zayıf bir konum olabilir. Yurttaş-aday modellerinin bir sonucu budur ve iki partili yakınsama sonucunun, aday sayısının sabit olduğu varsayımına ne kadar dayandığını gösterir: kimin aday olacağı da stratejik bir karardır ve dengede birbirinden belirgin biçimde farklı adaylar görülebilir.
Modelin sınırları
Bu dersin modelleri, gerçek kurumların çok sadeleştirilmiş hâlleridir. Seçim modeli tek bir politika ekseni varsayar; oysa seçmenler birden çok konuya bakar ve adayların karakterleri, kimlikleri ve yetkinlikleri de oy kararını etkiler. Fiyat deneyi örneği, rakibin izleme olasılığını sabit sayar; gerçekte bu olasılık deneyler tekrarlandıkça değişir ve Byrne ile de Roos'un bulduğu üç yıllık geçiş, bu öğrenme sürecinin ne kadar zaman aldığını gösterir. Ticaret savaşı tablosu, bütün ticaret ilişkisini tek bir sayıya indirger; Ossa'nın hesabı ise çok ülkeli ve çok sektörlü bir model gerektirir. Önleyici savaş örneği, tarafların güç dengesinin değişimini kesin olarak bildiğini varsayar. Modellerin değeri, ayrıntıları değil, gözlenen bir verimsizliğin arkasındaki mekanizmayı yalıtmalarıdır.
Teknik
Taahhüt ile seçim yarışması
Hotelling ile Downs'un modelinde adaylar yalnızca seçilmeyi önemser ve platformlarına bağlıdır; tek boyutlu bir politika uzayında ve tek tepeli tercihlerde benzersiz denge, iki adayın da ortanca seçmenin ideal noktasını açıklamasıdır. Adayların kendi politika tercihleri olduğunda bile, platformlarına bağlı oldukları sürece yakınsama büyük ölçüde korunur; seçim sonucundaki belirsizlik, adayların ideal noktalarına doğru bir miktar uzaklaşmaya yol açar.
Taahhüt kaldırıldığında sonuç değişir. Alberto Alesina 1988'de American Economic Review'da, tekrarlanan seçimlerde adayların itibar mekanizmasıyla kısmi bir taahhüt sağlayabildiğini, ama tek dönemlik bir etkileşimde açıklanan platformların inandırıcı olmadığını ve uygulanan politikanın adayların idealine döndüğünü gösterdi. Martin Osborne ile Al Slivinski ve Timothy Besley ile Stephen Coate, 1996 ve 1997'de, adaylığın kendisinin bir seçim olduğu ve kazananın kendi idealini uyguladığı «yurttaş-aday» modellerini geliştirdi. Bu modellerde seçmenler, platformlar arasında değil, kişiler arasında seçim yapar ve denge, birbirinden belirgin biçimde farklı adayları içerebilir.
Seçimin etkisini yakın seçimlerle ölçmek
Lee, Moretti ve Butler'ın tasarımı, bir partinin bir bölgedeki oy payının yüzde 50'yi kıl payı aştığı ve kıl payı kaçırdığı seçimleri karşılaştırır. Bu iki grup, oy payının eşik çevresinde neredeyse rastgele dağıldığı varsayımı altında, başka her bakımdan benzerdir; eşikteki sıçrama, kazanmanın nedensel etkisini ölçer. Yazarlar, bir sonraki dönemde temsilcinin yoklama oylarına yansıyan politikayı iki bileşene ayırır. Birincisi, kazanmanın bir sonraki seçimde partinin kazanma olasılığını artırması yoluyla doğan etkidir: seçmenler hangi partiyi seçecek. İkincisi, kazanmanın partinin seçim gücünü artırması yoluyla iki partinin de adaylarının davranışını değiştirmesidir: seçmenler politikayı etkiliyor mu. Yakınsama kuramı ikinci bileşenin büyük olmasını öngörür; yazarlar bu bileşeni sıfıra yakın buldu.
Eşgüdümün başlatılması
Tekrarlanan oyunlarda halk teoremi, sabırlı oyuncular için çok sayıda dengenin varlığını garanti eder; ama hangisinin oynanacağını söylemez. Yüksek fiyatlı bir dengeye geçiş bir eşgüdüm sorunudur: her firma, öbürleri yüksek fiyata geçerse geçmek, geçmezse geçmemek ister. Açık iletişim, birçok rekabet hukukunda yasak olduğu için firmalar, fiyatların kendisini bir iletişim aracı olarak kullanabilir. Bir fiyat artışı, hem bir öneri hem de onu öneren için bir maliyettir; maliyetli olması, onu boş bir sözden daha inandırıcı kılar.
Fiyat liderliği dengesinde lider, rakiplerin izleyeceğine inandığı bir fiyat yolunu ilan eder; izleyiciler, sapmanın fiyat savaşına yol açacağını bilerek izler. Byrne ve de Roos'un bulgusu, bu tür dengelerin bir anda değil, deneme ve yanılmayla kademeli olarak kurulduğunu gösterir. Rekabet politikası açısından iki sonuç önemlidir. Birincisi, açık bir anlaşma kanıtı olmadan da eşgüdüm mümkündür; bu yüzden fiyat duyuruları, kamuya açık fiyat platformları ve rakipler arası bilgi paylaşımı dikkatle izlenmelidir. İkincisi, birleşmeler, eşgüdümü kolaylaştıran firmaların sayısını ve simetrisini değiştirerek gizli anlaşma olasılığını etkileyebilir.
Ticaret anlaşmalarının ticaret hadleri kuramı
Büyük bir ülke gümrük vergisi koyduğunda ithal ettiği malın dünya fiyatı düşer; maliyetin bir kısmı yabancı üreticilere yansır. Bu ticaret hadleri dışsallığı, her ülkenin tek başına seçtiği verginin, ortak refahı en yükseğe çıkaran düzeyden yüksek olmasına yol açar. Harry Johnson 1953'te, misilleme altında bile bir ülkenin ticaret savaşından kazançlı çıkabileceğini, ama genellikle iki tarafın da kaybettiğini gösterdi. Kyle Bagwell ve Robert Staiger, ticaret anlaşmalarının temel işlevinin bu dışsallığı içselleştirmek olduğunu savundu: karşılıklılık ilkesi ve ayrımcılık yapmama kuralı, ülkelerin ticaret hadleri güdüsünü nötrleştirecek biçimde tasarlanmıştır.
Ossa'nın katkısı, bu kuramsal tabloyu nicel hâle getirmektir. Nash tarifeleri, her ülkenin öbürlerinin vergilerini veri alarak kendi hükümet refahını en yükseğe çıkardığı bir sabit nokta problemi çözülerek hesaplanır. Ossa'nın bulduğu ortalama yüzde 63'lük ticaret savaşı vergisi ile yüzde 62'lik tek taraflı en uygun vergi arasındaki yakınlık dikkat çekicidir: misillemenin en uygun vergiyi pek değiştirmediğini, ama refah kaybını büyük ölçüde artırdığını gösterir.
Çok piyasalı temas ve konu bağlama
B. Douglas Bernheim ve Michael Whinston, 1990 tarihli makalelerinde, firmaların birden çok piyasada karşılaştığı durumlarda teşvik kısıtlarının birleştirilebileceğini gösterdi. Tek tek piyasalarda işbirliği koşulu, sapmanın tek dönemlik kazancının, cezanın iskontolu kaybından küçük olmasıdır. Piyasalar birleştirildiğinde bu koşullar toplanır: bir piyasada fazla olan teşvik, başka bir piyasadaki eksik teşviki karşılayabilir. Piyasalar tamamen simetrikse birleştirmenin bir yararı yoktur; ama piyasalar arasında sabır, kâr ya da sapma kazancı bakımından farklılık varsa, birleştirme işbirliği bölgesini genişletir. Model bölümündeki ticaret ve iklim örneği bu sonucun uluslararası ilişkilerdeki karşılığıdır.
Kurumsal taahhüt araçları
Taahhüt sorununun kurumsal çözümlerinin ortak mantığı, gelecekteki karar vericinin seçeneklerini bugünden daraltmak ya da sözden dönmenin maliyetini artırmaktır. Kydland ile Prescott'un zaman tutarsızlığı üzerine 1977 tarihli çalışması, takdir yetkisi olan bir politika yapıcının, her an en iyi görüneni seçerken uzun dönemde daha kötü bir sonuca sürüklenebileceğini ortaya koydu; para politikasında bu, merkez bankası bağımsızlığı ve açık enflasyon hedefleri gibi kurallar için bir gerekçe oldu. Seçim siyasetinde partilerin iç disiplini, adayların seçilmeden önce açıkladıkları sicilleri ve tekrarlanan seçimlerin itibar mekanizması aynı işlevi görür. Uluslararası ilişkilerde ise bağlı gümrük vergileri, uluslararası yargı yetkisinin kabulü ve karşılıklı denetim, devletlerin gelecekteki kendilerini bağlamasının araçlarıdır. Bu kurumların hiçbiri taahhüt sorununu tamamen ortadan kaldırmaz; ama sözden dönmeyi pahalı hâle getirerek, bu dersin örneklerindeki verimsiz dengelerin yerine daha iyi dengelerin kurulmasına izin verir.
Fiyat sinyallerinin hukuki ve ekonomik yorumu
Fiyat liderliğinin ekonomik etkisi ile hukuki değerlendirmesi arasında bir gerilim vardır. Firmaların rakiplerinin fiyatlarına bakarak kendi fiyatlarını ayarlaması, rekabetçi bir piyasada da olağan bir davranıştır; rakibin fiyat indirimini izlemek rekabetin kendisidir. Eşgüdümü rekabetten ayıran, fiyat değişikliklerinin maliyete ya da talebe değil, rakiplerin tepkisine dair bir sinyale dayanmasıdır. Ekonomik analiz bu ayrımı veriyle yapmaya çalışır: fiyat artışlarının maliyet şoklarıyla ilişkisi, artışların hangi gün ve hangi firmadan başladığı, izleyicilerin ne kadar sürede izlediği ve deneylerin ne sıklıkla başarısız olduğu. Byrne ve de Roos'un yaptığı da budur: fiyat örüntüsünün zaman içindeki değişimini, maliyetlerle açıklanamayan bir denge geçişi olarak belgelediler.
Savaşın rasyonelci açıklamaları
James Fearon 1995'te International Organization dergisinde, savaşın maliyetli olduğu için iki tarafın da tercih edeceği bir pazarlık alanının her zaman bulunduğunu, bu yüzden rasyonel devletler arasındaki savaşın ancak belirli mekanizmalarla açıklanabileceğini savundu. Üç mekanizma öne sürdü: tarafların güçleri ya da kararlılıkları hakkında özel bilgiye sahip olması ve bu bilgiyi yanlış aktarma teşviki; gelecekteki güç değişimleri karşısında taahhüt sorunları; ve bölünmez konular. Birinci mekanizma, pazarlık dersinde gördüğümüz eksik bilgili pazarlıktaki gecikmenin uluslararası karşılığıdır; ikincisi, Model bölümündeki önleyici savaş örneğidir.
Güvenlik ikilemi, bu dersin üç alanını birbirine bağlayan yapıyı bir kez daha gösterir: tek tek rasyonel kararlar ortak bir verimsizliğe yol açar ve bu verimsizlikten kaçış, ya tekrarlanan etkileşimin gölgesine, ya karşılıklı denetim ve doğrulama gibi bilgi kurumlarına, ya da tarafların kendi gelecekteki seçeneklerini bugünden kısıtlayan taahhüt araçlarına dayanır.
Uygulama
Özet kartı
- Ortanca seçmen kuramının öngördüğü politika yakınsaması, adayların sözlerine bağlanabilmesine dayanır; Lee, Moretti ve Butler, ABD Temsilciler Meclisi'nde kıl payı seçimlerle seçim gücünün yasa koyucuların oy davranışını etkilemediğini ve seçmenlerin politikaları yalnızca seçtiğini buldu.
- Byrne ve de Roos'a göre bir kentin perakende akaryakıt piyasasında baskın firmalar, fiyat liderliği ve fiyat deneyleriyle odak noktaları yaratarak üç yıllık kademeli bir geçişte fiyatları eşgüdümledi ve marjları artırdı.
- Ossa'nın hesabına göre en uygun gümrük vergileri ortalama yüzde 62, dünya ticaret savaşı vergileri yüzde 63'tür; işbirliğinin çöküşü hükümet refahını ortalama yüzde 2,9 azaltır.
- Konu bağlama, bir anlaşmadaki fazla teşviki öbür anlaşmaya aktararak, tek başına sürdürülemeyen işbirliklerini kendi kendini uygulatır hâle getirebilir.
- Seçimlerde, piyasalarda ve devletler arasında gözlenen verimsizliklerin önemli bir kısmı, tarafların gelecekteki davranışlarına bugünden inandırıcı biçimde bağlanamamasından doğar.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| İnandırıcı taahhüt sorunu | Credible commitment problem | Gelecekte tutulmayacağı bilinen sözün anlaşmayı engellemesi |
| Politika yakınsaması | Policy convergence | Rakip partilerin önerilerinin seçmenlerin ortasına doğru yaklaşması |
| Fiyat liderliği | Price leadership | Bir firmanın fiyat değişikliklerini başlattığı, öbürlerinin izlediği örüntü |
| Nash tarifesi | Nash tariff | İşbirliği olmayan ticaret savaşı dengesindeki gümrük vergisi |
| Konu bağlama | Issue linkage | Farklı konulardaki işbirliğini tek anlaşmada birleştirme |
| Güvenlik ikilemi | Security dilemma | Güvenlik arayışının karşılıklı tehdit algısıyla güvensizliği artırması |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Politika yakınsaması hangi varsayıma dayanır? Bu varsayım geçerli değilse seçimler hangi işlevi görür?
- (Çıktı 2) Kısmi taahhüt örneğinde λ = 0,5 ise L partisi uygulanan politikayı 0,5'e çekmek için hangi platformu açıklamalıdır? Bu mümkün müdür?
- (Çıktı 2) Bağlantılı anlaşmalar örneğinde iklim işbirliğinde tek taraflı sapmanın getirisi 9 yerine 11 olsaydı, iki konu birbirine bağlandığında gereken en düşük iskonto katsayısı ne olurdu? İskonto katsayısı 0,75 iken iki anlaşma da ayakta kalır mıydı?
- (Çıktı 3) Önleyici savaş örneğinde B'nin güçlenmesi A'nın kazanma olasılığını 0,3 yerine 0,5'e düşürseydi, A savaşı seçer miydi? Sonucu yorumlayın.
- (Çıktı 3) Bir fiyat deneyinin hesabında yeni yüksek fiyat dengesinin yalnızca 5 gün süreceği bekleniyorsa, deneyin değerli olması için rakibin izleme olasılığı en az ne olmalıdır? Bu sonuç, rekabet otoritelerinin fiyat savaşlarını ve fiyat istikrarını nasıl yorumlaması gerektiği hakkında ne söyler?
- (Çıktı 4) Bir siyaset yorumcusu, «Oyun teorisi gerçek siyasette ve diplomaside işe yaramaz; insanlar bu kadar hesaplı davranmaz» diyor. Bu görüşü bu dersteki üç ampirik çalışmayla değerlendirin.
Cevaplar
- Politika yakınsaması, adayların kampanyada açıkladıkları platformu seçildikten sonra uygulayacaklarına inandırıcı biçimde bağlanabilmesine dayanır. Bu varsayım altında, seçimi kazanmak isteyen her aday ortanca seçmene yaklaşır ve hangi aday kazanırsa kazansın uygulanan politika ortaya yakındır. Adaylar sözlerine bağlanamıyorsa, seçmenler platformlara değil adayların gerçek tercihlerine bakar ve seçimler yalnızca hangi adayın, dolayısıyla hangi politika görüşünün uygulanacağını belirler. Lee, Moretti ve Butler'ın bulgusu, ABD Temsilciler Meclisi'nde bu ikinci durumun daha geçerli olduğunu gösteriyor.
- Koşul 0,5x + 0,5 × 0,2 = 0,5, yani 0,5x = 0,4 ve x = 0,8'dir. Bu platform 0 ile 1 aralığındadır, dolayısıyla teknik olarak mümkündür. Ama L partisinin kendi idealinden bu kadar uzak bir platform açıklaması, yani R partisinin idealine eşit bir program önermesi, seçmenlerin gözünde ciddi bir inandırıcılık sorunu yaratır; taahhüt zayıfken platformun yakınsamayı sağlamak için ne kadar abartılması gerektiğini gösterir.
- İklimde tek taraflı sapmanın kazancı 11 − 5 = 6 olur. Bağlantılı sapmanın dönemlik kazancı 4 + 6 = 10, cezanın dönemlik bedeli yine 3'tür. Gereken iskonto katsayısı 10 ÷ (10 + 3) ≈ 0,77 olur. İskonto katsayısı 0,75 bu sınıra ulaşmadığından bağlantılı anlaşma ayakta kalmaz; ama yalnızca iklimde sapmak cazip olabilir, bu yüzden ayrıca 6 ≤ 0,75 × 3 ÷ 0,25 = 9 koşulunu da kontrol etmek gerekir; bu koşul sağlanır. Asıl sorun iki konuda birden sapmanın cazibesidir. Ticaret anlaşmasındaki fazla teşvik, iklimdeki büyük sapma kazancını karşılamaya yetmez; bağlantı ancak bir yere kadar işe yarar.
- B güçlendikten sonra savaşın B için beklenen değeri 0,5 × 100 − 10 = 40, A için 40 olur. Pazarlık alanı A'ya 40 ile 60 arasında pay veren paylaşımlardır. A'ya bugün savaşın değeri olan 50'yi veren bir paylaşım bu aralığın içindedir: B güçlendikten sonra bile A'ya 50 vermek, B için savaşmaktan, yani 40 almaktan daha iyidir. Bu yüzden B'nin «güçlendikten sonra da sana 50 vereceğim» sözü kendi çıkarıyla tutarlıdır ve inandırıcıdır. A önleyici savaşı seçmez. Dersteki örnekte güç değişimi o kadar büyüktü ki B, güçlendikten sonra A'ya 40'tan fazlasını vermek için hiçbir nedene sahip olmayacaktı ve 50'lik bir söz inandırıcı değildi. Taahhüt sorunu, güç değişimi pazarlık alanını A'nın bugünkü savaş değerinin altına itecek kadar büyük olduğunda ortaya çıkar.
- Deneyin beklenen getirisi p × 6 × 5 − (1 − p) × 3 olur. Bu ifade p × 30 + 3p ≥ 3, yani p ≥ 3 ÷ 33 ≈ 0,09 olduğunda pozitiftir. Yeni denge daha kısa süreceği beklendiğinde deney daha az caziptir, ama yüzde dokuzluk bir başarı şansı yine de yeter. Rekabet otoriteleri için bu, tekrarlanan küçük fiyat artışlarının ve bunların rakiplerce hızla izlenmesinin, açık bir anlaşma olmasa bile eşgüdüm denemelerinin işareti olabileceği anlamına gelir. Fiyat istikrarı her zaman rekabetin göstergesi değildir; eşgüdümlü bir dengenin de göstergesi olabilir.
- Yorumcunun gözlemi bir ölçüde doğrudur: insanlar her zaman kuramın varsaydığı ölçüde hesaplı değildir ve bu dersin modelleri gerçek kurumları büyük ölçüde sadeleştirir. Ama bu dersteki ampirik çalışmalar, oyun teorisinin gerçek kurumlarda ölçülebilir öngörüler ürettiğini gösteriyor. Lee, Moretti ve Butler, ABD Temsilciler Meclisi'nde seçim gücündeki dışsal bir değişikliğin yasa koyucuların davranışını değiştirmediğini, yani taahhüt sorununun yakınsama öngörüsünü bozduğunu kıl payı seçimlerle gösterdi. Byrne ve de Roos, akaryakıt piyasasında baskın firmaların fiyat liderliği ve deneylerle eşgüdümü adım adım kurduğunu, yani tekrarlanan oyunlardaki denge seçiminin piyasada gözlenebildiğini buldu. Ossa, ticaret savaşının ve işbirliğinin değerini nicel olarak hesapladı. Kanıtlarla daha uyumlu okuma şudur: oyun teorisi insanları her an hesap yapan makineler olarak değil, davranışı teşviklerle ve kurallarla sistematik biçimde şekillenen aktörler olarak görür; bu bakış, kurumları okumakta ve tasarlamakta güçlüdür.
İleri okuma
- David S. Lee, Enrico Moretti, Matthew J. Butler (2004). «Do Voters Affect or Elect Policies? Evidence from the U.S. House». Quarterly Journal of Economics, 2004. Kıl payı seçimlerle politika yakınsamasının sınanması.
- David P. Byrne, Nicolas de Roos (2019). «Learning to Coordinate: A Study in Retail Gasoline». American Economic Review 109(2). Fiyat liderliği ve gizli anlaşmanın başlatılması.
- Ralph Ossa (2014). «Trade Wars and Trade Talks with Data». American Economic Review 104(12). Ticaret savaşlarının ve görüşmelerinin nicel hesabı.
Sonraki derse köprü
Bu derste firmaların açık bir anlaşma olmadan fiyatları eşgüdümleyebildiğini ve marjlarını artırabildiğini gördük. Ama bir piyasada fiyatların maliyetin ne kadar üzerinde olduğu, yani firmaların ne kadar piyasa gücüne sahip olduğu, dışarıdan nasıl ölçülür? Marjinal maliyet doğrudan gözlenmez; yoğunlaşma oranları da tek başına yanıltıcı olabilir. Sıradaki ders, endüstriyel organizasyon serisini açıyor ve piyasa gücünün ölçülmesini ele alıyor.