Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Okul seçimi, ailelerin çocuklarının okulunu seçebilmesini ve okulların öğrenci için yarışmasını sağlar. Okul kuponları, bağımsız yönetimli devlet okulları ve okullar arası serbest kayıt, seçimin farklı biçimleridir; adrese dayalı kayıt ise seçimi konut piyasasına taşır.
- Özel ve devlet okulları arasındaki ham puan farkları, okulların kattığı değerden çok öğrencilerin farkını yansıtabilir. Kura temelli karşılaştırmalar bu sorunu çözer; Hindistan'daki bir kupon deneyinde kurayı kazananlarla kaybedenlerin çoğu dersteki puanları arasında fark çıkmadı.
- Hsieh ve Urquiola, Şili'nin 1981'deki ülke çapındaki kupon programından sonra binin üzerinde özel okulun açıldığını ve özel okula kaydın 20 yüzde puanı arttığını, ama ortalama eğitim sonuçlarının iyileştiğine dair kanıt olmadığını ve ayrışmanın arttığını buldu.
- Abdulkadiroğlu ve arkadaşları, Boston'da kurayı kazananları kaybedenlerle karşılaştırarak, bağımsız yönetimli okulların ortaokul ve lise öğrencilerinin puanlarını büyük ölçüde artırdığını, ama benzer bağımsızlıktaki pilot okulların çoğunlukla küçük ve anlamsız etkiler yarattığını buldu.
- Seçimin bireysel etkisi ile toplam etkisi farklıdır: öğrencilerin yer değiştirmesi okul ortalamalarını değiştirse de toplam öğrenmeyi değiştirmeyebilir. Krema sıyırma, rekabet etkisi, ek ücret ve okulların öğrenci seçme hakkı, sonucu belirleyen tasarım unsurlarıdır.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Okul kuponunu, bağımsız yönetimli devlet okulunu, kurayla yerleştirme tasarımını, krema sıyırmayı, okullar arası rekabet etkisini ve adrese dayalı okul kaydını tanımlar.
- Anlama — Okul seçiminin öğrenmeyi hangi kanallardan etkileyebileceğini, özel ve devlet okulları arasındaki ham puan farklarının neden yanıltıcı olduğunu ve seçimin öğrencileri okullar arasında nasıl ayrıştırabileceğini açıklar.
- Uygulama — Bir kuraya dayanan karşılaştırmadan okul etkisini hesaplar; öğrencilerin okul değiştirmesinin geride kalan okulun akran bileşimine etkisini, bir kuponun okul bütçelerine etkisini ve okul bölgesinin konut fiyatlarına yansımasını sayısal örneklerle gösterir.
- Değerlendirme — Hsieh ile Urquiola'nın Şili'deki ülke çapındaki kupon programına dair bulgularını ve Abdulkadiroğlu ile arkadaşlarının Boston'daki kura temelli bulgularını karşılaştırarak okul seçimini genişletme önerilerini tartar.
Sezgi
Açılış
Bir mahallede iki ortaokul var. Biri devlet okulu; mahallede oturan her çocuğu kabul etmek zorunda, öğretmenlerini merkezi bir sistem atıyor, bütçesi öğrenci sayısından çok kadrolara bağlı. Öbürü özel bir okul; öğrencisini kendisi seçiyor, ücret alıyor, öğretmenlerini kendisi işe alıp çıkarabiliyor. Özel okulun sınav sonuçları daha yüksek. Bir veli, devletin her çocuk için harcadığı parayı, ailelerin seçtiği okula götürebilecekleri bir çeke çevirmesini öneriyor: okullar öğrenci kazanmak için yarışırsa, hepsi daha iyi olmaz mı?
Bu öneri, iktisatçıların eğitim üzerine yürüttüğü en uzun tartışmalardan birinin özüdür. Milton Friedman, 1950'lerde, devletin eğitimi finanse etmesi ile okulları kendisinin işletmesinin iki ayrı karar olduğunu savunmuş ve ailelere okul seçme imkânı veren bir çek sistemi önermişti. Destekleyenler için rekabet, öbür piyasalarda olduğu gibi okulları da verimli olmaya zorlar. Eleştirenler için ise eğitim, sıradan bir mal değildir: bir okulun kalitesi büyük ölçüde öğrencilerine bağlıysa, okullar daha iyi öğretmek yerine daha iyi öğrencileri seçerek yarışabilir.
Önceki derste öğretmenlerin farkını ve bu farkı ölçerken öğrencilerin sınıflara nasıl dağıtıldığının ne kadar önemli olduğunu gördük. Bu derste aynı soruyu okullar düzeyinde soruyoruz: aileler okulları seçebildiğinde ne olur?
Hikâye — Bir ülke çapında okul çeki
Şili, 1981'de, askerî yönetim döneminde, ülke çapında bir okul seçimi sistemine geçti. Özel bir okula gitmek isteyen her öğrenciye bir kupon verildi; devlet, öğrenci başına ödemeyi ister belediyelerin işlettiği devlet okuluna, ister kuponu kabul eden özel okula yapıyordu. Kısa sürede piyasaya binin üzerinde özel okul girdi ve özel okullara giden öğrencilerin oranı 20 yüzde puanı arttı. Artış, büyük, kentli ve varlıklı belediyelerde daha belirgindi.
Bu, okul seçiminin bugüne kadar uygulanan en geniş deneylerinden biriydi. Destekleyenler, Şili'yi rekabetin eğitimi nasıl dönüştürebileceğinin bir kanıtı olarak gösterdi. Ama Chang-Tai Hsieh ve Miguel Urquiola, programın etkisini belediyeler arasındaki farklardan yararlanarak ölçtüklerinde başka bir tablo buldular: seçimin ortalama eğitim sonuçlarını iyileştirdiğine dair bir kanıt yoktu; buna karşılık, devlet okullarının «en iyi» öğrencileri özel okullara geçtikçe öğrenciler okullar arasında daha çok ayrışmıştı.
Aynı dönemde ABD'de, okul seçiminin daha sınırlı bir biçimi yayılıyordu: kamu kaynağıyla işleyen ama bağımsız yönetilen okullar. Bu okullara başvuru çok olduğunda, yerler kurayla dağıtılıyordu. Kura, iktisatçılara beklenmedik bir fırsat sundu: kurayı kazanan ve kaybeden öğrenciler, başvuru yapmış olmaları bakımından birbirine benzerdi; aralarındaki tek sistematik fark, hangi okula gittikleriydi. Boston'daki bu kuraları inceleyen Atila Abdulkadiroğlu ve arkadaşları, bazı okulların öğrencilerin puanlarını büyük ölçüde artırdığını buldu.
Böylece okul seçimi tartışması iki ayrı soruya ayrıldı. Birincisi, belirli bir okula giden bir öğrenci bundan kazanır mı? İkincisi, bütün bir sistemi seçime açmak, toplam olarak öğrenmeyi artırır mı, yoksa yalnızca öğrencileri okullar arasında yeniden dağıtır mı? Bu dersin araçları, bu iki soruyu birbirinden ayırmak içindir.
Kavram
Seçimi finanse etmenin en bilinen aracı şudur.
Seçimin devlet okulları içindeki biçimi şudur.
Okulların etkisini ölçmenin güçlü bir yolu şudur.
Seçimin en çok tartışılan yan etkisi şudur.
Seçimin geride kalan okullara etkisi şudur.
Seçimin olmadığı yerdeki varsayılan kural şudur.
Veri ve kanıt
Bu çalışmanın gücü, sorduğu sorunun düzeyindedir. Özel okulların öğrencileri devlet okullarınınkinden daha yüksek puan alıyor olabilir; ama bu, özel okulların daha iyi öğrettiğini değil, daha iyi öğrencileri çektiğini gösteriyor olabilir. Hsieh ve Urquiola, tek tek okullara değil bütün belediyelere baktılar: öğrenciler yalnızca okullar arasında yer değiştiriyorsa, bir belediyenin ortalaması değişmez. Belediyelerin ortalamasının yerinde saymasına karşın ayrışmanın artması, kuponların toplam öğrenmeyi artırmaktan çok, öğrencileri yeniden sıraladığını düşündürür.
Bu bulgu, Şili'den farklı bir soruya yanıt verir. Kura, krema sıyırma sorununu tek tek öğrenciler düzeyinde çözer: kazananlar ve kaybedenler aynı başvuru havuzundandır, dolayısıyla aralarındaki fark seçilimden değil okuldan gelir. Bulgunun en dikkat çekici yanı, iki okul türünün karşılaştırılmasıdır: benzer bağımsızlığa sahip okullardan biri büyük kazanç yaratırken öbürü yaratmıyordu. Bu, «seçim iyidir» ya da «seçim kötüdür» gibi genel bir sonuçtan çok, okulların nasıl yönetildiğinin önemli olduğunu düşündürür. Ama kuralı okulların etkisi, aşırı talep gören, yani ailelerin zaten iyi bulduğu okullara aittir; bütün bir sistemin seçime açılmasının toplam etkisini tek başına göstermez.
Yaygın yanlış«Özel okulların öğrencileri daha yüksek puan aldığına göre, kuponla daha çok öğrenciyi özel okula göndermek ülkenin ortalama başarısını yükseltir.»
Hsieh ve Urquiola, Şili'de kupon programından sonra binin üzerinde özel okulun açıldığını ve özel okullara kaydın 20 yüzde puanı arttığını, ama belediyelerin ortalama eğitim sonuçlarının iyileştiğine dair kanıt olmadığını, buna karşılık devlet okullarının en iyi öğrencileri özel okullara geçtikçe ayrışmanın arttığını buldu.
Yaygın yanlış«Kamu kaynağıyla işleyen bağımsız okulların öğrencileri daha başarılıysa, bu yalnızca bu okulların daha iyi öğrencileri seçmesindendir.»
Abdulkadiroğlu ve arkadaşları, Boston'da aynı başvuru havuzundan kurayı kazananlarla kaybedenleri karşılaştırarak, bağımsız yönetimli okullara gidenlerin ortaokulda ve lisede büyük ve anlamlı puan kazançları elde ettiğini buldu; ama benzer bağımsızlığa sahip pilot okullarda kazançlar çoğunlukla küçük ve anlamsızdı.
Neden önemli?
Okul seçimi, eğitim politikasının en ideolojik tartışmalarından biridir ve çoğu zaman genel ilkelerle yürütülür: bir taraf piyasanın gücüne, öbür taraf kamu eğitiminin eşitleyici rolüne güvenir. Bu dersteki kanıtlar, iki tarafın da yarı haklı olabileceğini gösterir. Bazı okullar, kendilerine gelen öğrencileri gerçekten daha iyi eğitir; ama seçimin toplam etkisi, kuponun tasarımına, okulların öğrenci seçip seçemediğine ve ailelerin okulları neye göre seçtiğine bağlıdır.
Türkiye'de de seçim, adrese dayalı ilkokul ve ortaokul kaydı, sınavla öğrenci alan liseler ve özel okullar arasında sürekli tartışılır. Ailelerin iyi bir okulun kayıt alanına taşınması, okul bölgelerindeki kiraları yükseltir; özel okullara geçiş, devlet okullarında kalan öğrencilerin akran ortamını değiştirir. Bu tartışmalarda, bir okulun başarısı ile o okulun öğrencilere kattığı değeri birbirinden ayırabilmek, doğru politikayı seçmenin ön koşuludur.
Model
Okul seçiminin ekonomisini parça parça hesaplayacağız: kuponun okul bütçelerine etkisinden başlayıp ham puan farklarının neden yanılttığına, bir kuradan okul etkisinin nasıl çıkarıldığına, krema sıyırmanın geride kalan okula etkisine, bireysel ve toplam etki ayrımına, rekabet etkisine, okul bölgesinin konut fiyatlarına yansımasına ve kuponun tasarımına geçeceğiz. Hsieh ile Urquiola'nın, Abdulkadiroğlu ve arkadaşlarının, Muralidharan ile Sundararaman'ın ve Epple ile Romano'nun bulguları gerçektir; puanlar, tutarlar, öğrenci sayıları ve fiyatlar ise hesabı izlenebilir kılmak üzere seçilmiş örnek değerlerdir.
Çözümlü örnek — Para öğrenciyle giderse
Bir ilçede devlet, ortaokul öğrencisi başına yılda 60.000 lira harcıyor. Bir devlet okulunun 600 öğrencisi var; bütçesinin bir kısmı, öğretmen maaşları ve bina giderleri gibi, öğrenci sayısı azalınca hemen azalmayan sabit giderlerdir. Varsayım olarak okulun yıllık 36 milyon liralık bütçesinin 21,6 milyon lirası, yani yüzde 60'ı, kısa dönemde sabittir.
Kupon sistemiyle 60 öğrenci özel okula geçerse ve her öğrencinin parası onunla birlikte giderse, okulun bütçesi 3,6 milyon lira azalarak 32,4 milyon liraya iner. Sabit giderler değişmediği için, öğrenci başına değişken harcama (36 − 21,6) / 600 = 24.000 liradan (32,4 − 21,6) / 540 = 20.000 liraya düşer.
Bu hesap, rekabetin geride kalan okula iki yönlü bir baskı yarattığını gösterir. Öğrenci kaybetme tehdidi okulu iyileşmeye zorlayabilir; ama kayıp gerçekleştiğinde, okul kalan öğrencilerine daha az kaynak ayırmak zorunda kalır.
Çözümlü örnek — Ham fark neden yanıltır?
Bir ildeki özel ortaokulların öğrencileri bir sınavda ortalama 72, devlet ortaokullarının öğrencileri 60 puan alıyor. 12 puanlık fark özel okulların etkisi midir?
Özel okula giden öğrencilerin ailelerinin daha eğitimli ve varlıklı olduğunu, bu öğrencilerin okula başlamadan önce de daha yüksek puan aldığını varsayalım. Okula girişteki puanları 66 ve 56 ise, girişteki 10 puanlık farkın büyük bir kısmı yıl sonuna da taşınır. Okulların kattığı değeri ölçmek için, önceki derste öğretmenler için yaptığımız gibi, öğrencilerin başlangıç noktasını hesaba katmak gerekir: farkın 10 puanı öğrencilerden, yalnızca 2 puanı okuldan geliyor olabilir.
Karthik Muralidharan ve Venkatesh Sundararaman, Hindistan'ın Andhra Pradesh eyaletinde özel okul kuponlarını kurayla dağıtan bir deneyde bu sorunu doğrudan gösterdiler. İki ve dört yıl sonra, kurayı kazananlarla kaybedenlerin ana dil, matematik, İngilizce ve fen ile sosyal bilgiler puanları arasında bir fark bulmadılar; bu, devlet ve özel okullar arasındaki büyük kesitsel puan farklarının çoğunlukla gözlenmeyen değişkenleri yansıttığını düşündürüyordu.
Çözümlü örnek — Kuradan okul etkisine
Bir bağımsız yönetimli okula 400 öğrenci başvuruyor ve 200 yer kurayla dağıtılıyor. Bir yıl sonra kurayı kazananların ortalama puanı 64, kaybedenlerinki 58'dir. Kurayı kazanmanın etkisi 6 puandır.
Ama kazananların hepsi okula gitmez: bazıları başka bir okulu tercih eder. Kazananların yüzde 80'inin okula gittiğini, kaybedenlerin yüzde 5'inin ise sonradan boşalan yerlerden okula girdiğini varsayalım. Okula gitme oranlarındaki fark 0,80 − 0,05 = 0,75'tir. Okula gitmenin etkisi, kurayı kazanmanın etkisinin bu farka bölünmesiyle bulunur: 6 / 0,75 = 8 puan.
Bu, önceki derslerde gördüğümüz araç değişken mantığıdır: kura, okula gitmeyi etkileyen ama başka hiçbir yoldan puanı etkilemeyen bir araçtır. Bulunan 8 puan, kuranın sonucuna göre okula giden öğrencilere ait bir LATE'tir; okula hiç başvurmayan öğrencilere aynı etkinin uygulanacağı garanti değildir.
Çözümlü örnek — Geride kalan sınıf
Bir devlet okulunun sekizinci sınıfında 30 öğrenci var; ortalama puanları 60. Bir öğrencinin puanı, kendi yeteneğine ek olarak sınıf arkadaşlarının ortalama puanının 0,2 katı kadar etkileniyor. Sınıfın en başarılı 6 öğrencisi, ortalama puanları 80 olan, özel okula geçiyor.
Kalan 24 öğrencinin ortalaması (30 × 60 − 6 × 80) / 24 = 55'tir. Akran ortalaması 60'tan 55'e düştüğü için, kalan her öğrencinin puanı 0,2 × 5 = 1 puan azalır. Ayrılan 6 öğrenci yeni okulda daha yüksek bir akran ortalamasına kavuşabilir; ama kalanlar, okulları hiçbir şeyi değiştirmeden kaybeder.
Bu hesap, krema sıyırmanın mekanizmasını gösterir: seçimi kullanan öğrencilerin kazancı, kullanmayanların kaybıyla kısmen dengelenebilir. Akran etkisinin büyüklüğü ve biçimi belirsizdir; ama en başarılı öğrencilerin ayrılması, geride kalanların ortamını her durumda değiştirir.
Çözümlü örnek — Bireysel etki ve toplam etki
Bir ilde 1.000 öğrenci ve iki okul var. Hiçbir okul gerçekte daha iyi öğretmiyor; ama A okulu en başarılı 300 öğrenciyi seçiyor. A'nın ortalaması 75, B'ninki 55; ilin ortalaması (300 × 75 + 700 × 55) / 1.000 = 61'dir.
Bir kupon sistemiyle A, 300 yerine 400 öğrenciyi seçebiliyor. A'ya geçen 100 öğrenci, B'nin en iyi öğrencileridir; ortalama puanları 65 olsun. A'nın ortalaması (300 × 75 + 100 × 65) / 400 = 72,5'e iner, B'ninki (700 × 55 − 100 × 65) / 600 ≈ 53,3'e düşer. İlin ortalaması ise (400 × 72,5 + 600 × 53,3) / 1.000 ≈ 61, yani değişmez.
Okulların ortalamaları değişti, öğrenciler yer değiştirdi, ama ilin toplam öğrenmesi aynı kaldı. Hsieh ve Urquiola'nın belediye düzeyinde bakmasının nedeni budur: yalnızca tek tek okullara bakan biri, A'nın yüksek ortalamasını seçimin başarısı sanabilirdi. Toplam etkiyi görmek için, öğrencilerin yer değiştirdiği bütün piyasaya bakmak gerekir.
Çözümlü örnek — Hiç başvurmayanlar ne kazanır?
Muralidharan ve Sundararaman'ın deneyinin ayırt edici yanı, kurayı iki aşamada yapmasıydı: önce köyler, kuponun dağıtılacağı ve dağıtılmayacağı köyler olarak kurayla ayrıldı, sonra kupon köylerinde başvuran öğrenciler arasında ikinci bir kura yapıldı. Böylece hem kuponu kazanan öğrencinin kendi kazancı, hem de kupon programının, kupona başvurmayan devlet okulu öğrencilerine ve zaten özel okulda okuyan öğrencilere yayılan etkisi ölçülebiliyordu.
Bu tasarım, önceki örnekteki sorunu çözer. Kuponun yalnızca öğrencileri yeniden dağıttığı bir dünyada, devlet okulunda kalan öğrencilerin puanları, kupon köylerinde öbür köylerden daha düşük çıkardı. Araştırmacılar, kupona başvurmayan devlet okulu öğrencileri ve özel okul öğrencileri üzerinde bir yayılma etkisi bulmadılar; bu, kupon kazananların kazancının öbür öğrencilerin kaybından gelmediğini düşündürüyordu. Ayrıca kurayı kazananlar, devlet okullarında okutulmayan Hintçede çok daha yüksek puan aldılar ve özel okulların öğrenci başına ortalama maliyeti, devlet okullarınınkinin üçte birinden azdı.
Hindistan ve Şili'nin farklı sonuçları, seçimin etkisinin bağlama bağlı olduğunu gösterir: okulların öğrenci seçip seçemediği, akran etkilerinin gücü ve okulların maliyet yapısı, sonucu değiştirir.
Çözümlü örnek — Rekabet devlet okulunu iyileştirir mi?
Bir devlet okulu, öğrenci başına 60.000 lira alıyor ve her yıl öğrencilerinin yüzde 10'unu özel okullara kaptırma riskiyle karşı karşıya. Okulun müdürü, öğretmenlerin mesleki gelişimine öğrenci başına 2.000 lira harcarsa, öğrenci kaybının yüzde 10'dan yüzde 4'e düşeceğini tahmin ediyor.
600 öğrencili bir okul için mesleki gelişimin maliyeti 600 × 2.000 = 1,2 milyon liradır. Önlenen kayıp 600 × (0,10 − 0,04) = 36 öğrencidir; bu, 36 × 60.000 = 2,16 milyon liralık bütçe demektir. Müdür için iyileşmeye yatırım yapmak kârlıdır.
Rekabet etkisi bu hesaba dayanır: okul, bütçesi öğrenci sayısına bağlıysa iyileşmeye teşvik edilir. Ama okulun bütçesi öğrenci kaybından etkilenmiyorsa, müdür öğretmenlerini seçemiyorsa ya da öğrenci kaybı merkezi atamalarla telafi ediliyorsa, bu teşvik zayıflar. Caroline Hoxby, ABD'de aileler arasında okul bölgesi seçiminin daha geniş olduğu kentlerde devlet okullarının daha üretken olduğunu buldu; ama rekabetin gücü, okulların teşviklerine bağlıdır.
Çözümlü örnek — Okul bölgesinin fiyatı
Bir ilçede iki mahalle, bir caddenin iki yanında yer alıyor; evler, büyüklük ve yaş bakımından benzer. Caddenin bir yanındaki evler, yüksek başarılı bir ilkokulun kayıt alanında; öbür yanındakiler daha düşük başarılı bir okulun alanında. İlk yandaki üç odalı bir dairenin aylık kirası 30.000, öbür yandakinin 27.000 lira olsun.
Aradaki 3.000 liralık fark, yılda 36.000 lira eder. Çocuğu ilkokulun dört yılı boyunca bu okula gitmek isteyen bir aile, kayıt hakkı için toplamda 144.000 lira öder. Bu, adrese dayalı kayıt sisteminin örtük bir fiyatıdır: iyi okula erişim ücretsiz görünür, ama kiraya ya da ev fiyatına yansımıştır.
Bu fiyat, adrese dayalı sistemin de bir seçim sistemi olduğunu gösterir: ama bu seçim, yalnızca o fiyatı ödeyebilen ailelere açıktır. Kupon ya da kura gibi araçlar, okul seçimini konut piyasasından ayırarak bu fiyatı ödeyemeyen ailelere de seçim imkânı sunmayı amaçlar.
Çözümlü örnek — Ek ücret ve kim yararlanır?
Bir kupon sisteminde kuponun değeri 60.000 liradır. Bir özel okul, yıllık ücretini 100.000 lira olarak belirliyor ve kuponun üstündeki 40.000 lirayı ailelerden istiyor. Yıllık geliri 400.000 lira olan bir aile için bu, gelirinin yüzde 10'u; geliri 1,2 milyon lira olan bir aile için yüzde 3,3'tür.
Ek ücrete izin verilirse, kupon, zaten özel okula gidebilecek varlıklı ailelere bir sübvansiyona dönüşebilir ve düşük gelirli ailelerin seçme imkânını sınırlı ölçüde artırır. Dennis Epple ve Richard Romano'nun kuramsal modelinde, öğrenciler yetenek ve gelir bakımından farklıdır, başarı hem kendi yeteneğe hem akranların yeteneğine bağlıdır ve özel okullar yüksek yetenekli, düşük gelirli öğrencilere ücret indirimi verirken düşük yetenekli, yüksek gelirli öğrencilerden ek ücret alır. Bu modelde kuponlar özel sektörün payını ve öğrencilerin ayrışmasını artırır ve yüksek yetenekli öğrencilere, düşük yetenekli öğrencilere göre daha çok fayda sağlar.
Bu nedenle kupon programlarının tasarımı, sonuçlarını belirler: ek ücretin yasaklanıp yasaklanmadığı, kuponun gelire göre değişip değişmediği ve okulların öğrenci seçip seçemeyeceği.
Çözümlü örnek — Türkiye'de özel okula eğitim desteği
Türkiye'de 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'na 1 Mart 2014'te 6528 sayılı Kanunla eklenen bir madde, özel ilkokul, ortaokul ve liselerde öğrenim gören Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilere, okulun öğrenim süresini aşmamak üzere eğitim ve öğretim desteği verilebileceğini düzenler. Desteğin verileceği toplam öğrenci sayısı her yıl Maliye Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığınca birlikte belirlenir. Destek; yörenin kalkınmada öncelik derecesi ve gelişmişlik durumu, ailenin gelir düzeyi, eğitim bölgesinin öğrenci sayısı, öğrencinin ve gideceği okulun başarı düzeyi gibi ölçütler ayrı ayrı ya da birlikte dikkate alınarak verilebilir.
Bu, sınırlı bir kupon programıdır. Ölçütler, programın kimlere ulaşacağını belirler. Destek gelir düzeyine göre verilirse, düşük gelirli ailelerin seçme imkânı artar. Okulun ya da öğrencinin başarısına göre verilirse, başarılı öğrencilerin özel okullara geçişi kolaylaşır ve bu, krema sıyırmayı güçlendirebilir. Örnek olarak, destek tutarının yıllık 30.000 lira, okul ücretinin 150.000 lira olduğunu varsayalım: destek, ücretin yalnızca beşte birini karşılar ve kalan 120.000 lirayı ödeyebilen aileler için seçimi kolaylaştırır; ödeyemeyen aileler için çok az şey değiştirir.
Modelin sınırları
Bu dersteki hesaplar, okul seçiminin mekanizmalarını göstermek için basitleştirilmiştir. Gerçekte okullar yalnızca test puanlarıyla değil, disiplin anlayışları, değerleri, dil eğitimleri, servis imkânları ve okul sonrası etkinlikleriyle de yarışır; aileler de okulları yalnızca okulun kattığı değere göre değil, akranlara, yakınlığa ve itibara göre seçer. Akran etkilerinin büyüklüğü, okulların sabit giderleri ve rekabete tepkileri her yerde farklıdır.
Şili, Boston ve Andhra Pradesh'in bulguları kendi kurumlarına, dönemlerine ve okul piyasalarına aittir. Kura temelli bulgular, aşırı talep gören okullara ve başvuran öğrencilere ait LATE'lerdir; bütün bir sistemin seçime açılmasının sonuçlarını tek başına göstermez. Türkiye'deki eğitim ve öğretim desteğinin uygulamadaki tutarları ve kapsamı yıllara göre değişen düzenlemelerle belirlenmiştir; bu derste yalnızca kanundaki çerçeve ele alınmıştır.
Uygulama
Özet kartı
- Okul seçimi, ailelerin çocuklarının okulunu seçebilmesini ve okulların öğrenci için yarışmasını sağlar. Okul kuponları, bağımsız yönetimli devlet okulları ve okullar arası serbest kayıt, seçimin farklı biçimleridir; adrese dayalı kayıt ise seçimi konut piyasasına taşır.
- Özel ve devlet okulları arasındaki ham puan farkları, okulların kattığı değerden çok öğrencilerin farkını yansıtabilir. Kura temelli karşılaştırmalar bu sorunu çözer; Hindistan'daki bir kupon deneyinde kurayı kazananlarla kaybedenlerin çoğu dersteki puanları arasında fark çıkmadı.
- Hsieh ve Urquiola, Şili'nin 1981'deki ülke çapındaki kupon programından sonra binin üzerinde özel okulun açıldığını ve özel okula kaydın 20 yüzde puanı arttığını, ama ortalama eğitim sonuçlarının iyileştiğine dair kanıt olmadığını ve ayrışmanın arttığını buldu.
- Abdulkadiroğlu ve arkadaşları, Boston'da kurayı kazananları kaybedenlerle karşılaştırarak, bağımsız yönetimli okulların ortaokul ve lise öğrencilerinin puanlarını büyük ölçüde artırdığını, ama benzer bağımsızlıktaki pilot okulların çoğunlukla küçük ve anlamsız etkiler yarattığını buldu.
- Seçimin bireysel etkisi ile toplam etkisi farklıdır: öğrencilerin yer değiştirmesi okul ortalamalarını değiştirse de toplam öğrenmeyi değiştirmeyebilir. Krema sıyırma, rekabet etkisi, ek ücret ve okulların öğrenci seçme hakkı, sonucu belirleyen tasarım unsurlarıdır.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Okul kuponu | School voucher | Eğitim harcamasının ailenin seçtiği okula gitmesini sağlayan ödeme |
| Bağımsız yönetimli devlet okulu | Charter school | Kamu kaynağıyla işleyen ama yönetimde bağımsız olan okul |
| Kurayla yerleştirme tasarımı | Lottery-based design | Kurayı kazananlarla kaybedenleri karşılaştırarak okul etkisini ölçme |
| Krema sıyırma | Cream skimming | Okulların en kolay eğitilecek öğrencileri seçerek çekmesi |
| Okullar arası rekabet etkisi | Competitive effect | Öğrenci kaybetme tehdidinin okulların kalitesine etkisi |
| Adrese dayalı okul kaydı | Residence-based school assignment | Öğrencinin oturduğu adrese göre okula kaydedilmesi |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Okul kuponu ile bağımsız yönetimli devlet okulu arasındaki farkı açıkla. Her biri ailelere ne tür bir seçim imkânı sunar?
- (Çıktı 2) Adrese dayalı okul kaydının neden aslında bir seçim sistemi olduğunu açıkla. Bu sistemde seçimi kimler yapabilir?
- (Çıktı 3) Bir okula 600 öğrenci başvuruyor, 300 yer kurayla dağıtılıyor. Kurayı kazananların ortalaması 70, kaybedenlerinki 66'dır. Kazananların yüzde 90'ı, kaybedenlerin yüzde 10'u okula gidiyor. Okula gitmenin etkisi nedir?
- (Çıktı 3) 25 öğrencilik bir sınıfın ortalaması 64'tür. Ortalaması 84 olan en başarılı 5 öğrenci başka bir okula geçiyor. Kalan öğrencilerin ortalaması nedir? Akran etkisi sınıf ortalamasının 0,2 katıysa, kalan bir öğrencinin puanı ne kadar değişir?
- (Çıktı 4) Hsieh ile Urquiola'nın ve Abdulkadiroğlu ile arkadaşlarının bulguları birbiriyle çelişiyor mu? İkisini birlikte değerlendir.
- (Çıktı 4) Bir siyasetçi, «Bütün öğrencilere kupon verelim, özel okullar devlet okullarından daha başarılı; böylece ülkenin başarısı artar» diyor. Bu derste gördüğün kanıtlar ve yaptığın hesaplar, önerinin hangi varsayımlarını sarsıyor?
Cevaplar
- Okul kuponu, devletin öğrenci için harcadığı paranın ailenin seçtiği okula, devlet ya da özel olması fark etmeksizin gitmesini sağlar; aileye özel okullar dahil daha geniş bir seçim imkânı sunar. Bağımsız yönetimli devlet okulu ise kamu kaynağıyla işleyen, ücret almayan ama yönetimde, öğretmen istihdamında ve müfredatta olağan kurallardan muaf olan bir okuldur; aileye devlet sistemi içinde, ücret ödemeden farklı bir okul seçme imkânı sunar.
- Adrese dayalı kayıtta öğrenciler oturdukları adrese göre okula kaydedilir; bu, seçimi ortadan kaldırmaz, konut piyasasına taşır. İyi bir okulun kayıt alanındaki evlerin kiraları ve fiyatları yükselir; o fiyatı ödeyebilen aileler, ev seçerek okulu da seçmiş olur. Bu yüzden seçimi yapabilenler, çoğunlukla iyi okulların kayıt alanında oturmaya gücü yeten varlıklı ailelerdir.
- Kurayı kazanmanın etkisi 70 − 66 = 4 puandır. Okula gitme oranlarındaki fark 0,90 − 0,10 = 0,80'dir. Okula gitmenin etkisi 4 / 0,80 = 5 puandır.
- Kalan 20 öğrencinin ortalaması (25 × 64 − 5 × 84) / 20 = (1.600 − 420) / 20 = 59'dur. Akran ortalaması 64'ten 59'a, yani 5 puan düşer; kalan bir öğrencinin puanı 0,2 × 5 = 1 puan azalır.
- İki çalışma farklı soruları yanıtlar. Abdulkadiroğlu ve arkadaşları, kurayla tek tek öğrencilerin bir okula gitmesinin etkisini ölçer ve Boston'daki bağımsız yönetimli okulların büyük kazançlar yarattığını bulur. Hsieh ve Urquiola ise bütün bir ülkenin seçime açılmasının belediye düzeyindeki toplam etkisini ölçer ve ortalama sonuçlarda bir iyileşme bulmaz, ayrışmanın arttığını görür. Birlikte okunduklarında, bazı okulların gerçekten daha iyi öğretebileceğini, ama seçimi genişletmenin toplam etkisinin, okulların öğrenci seçip seçemediğine, kuponun tasarımına ve yeni okulların kalitesine bağlı olduğunu gösterirler. Boston'daki pilot okulların sonuçları da her bağımsız okulun aynı kazancı yaratmadığını hatırlatır.
- Görüş, özel okulların daha yüksek ortalamasını onların daha iyi öğretmesine bağlıyor. Ama ham farklar büyük ölçüde öğrencilerin farkını yansıtabilir; Hindistan'daki kura deneyinde kurayı kazananlarla kaybedenlerin çoğu derste puanları arasında fark çıkmadı. Şili'de ülke çapındaki kupon programından sonra özel okula kayıt 20 yüzde puanı arttı, ama ortalama eğitim sonuçlarında bir iyileşme görülmedi ve ayrışma arttı. Dersteki hesap da öğrencilerin yer değiştirmesinin okul ortalamalarını değiştirip toplamı değiştirmeyebileceğini, en başarılı öğrencilerin ayrılmasının geride kalanların akran ortamını kötüleştirebileceğini gösterdi. Öte yandan Boston'daki kura bulguları ve Hindistan'daki düşük maliyetler, bazı okulların daha verimli olabileceğini gösterir. Asıl soru, kuponun tasarımıdır: ek ücrete, öğrenci seçimine izin verilip verilmediği ve kuponun kimlere ulaştığı, sonucu belirler.
İleri okuma
- Karthik Muralidharan, Venkatesh Sundararaman (2015). «The Aggregate Effect of School Choice: Evidence from a Two-Stage Experiment in India». Quarterly Journal of Economics 130(3). İki aşamalı bir kura deneyiyle kuponların bireysel ve toplam etkileri.
- Caroline M. Hoxby (2000). «Does Competition Among Public Schools Benefit Students and Taxpayers?». American Economic Review 90(5). Okul bölgeleri arasındaki seçimin devlet okullarının üretkenliğine etkisi.
- Dennis Epple, Richard E. Romano (1998). «Competition between Private and Public Schools, Vouchers, and Peer-Group Effects». American Economic Review 88(1). Akran etkileri altında özel ve devlet okulları arasındaki rekabetin ve kuponların kuramsal modeli.
- Atila Abdulkadiroğlu, Tayfun Sönmez (2003). «School Choice: A Mechanism Design Approach». American Economic Review 93(3). Ailelerin tercihlerini öğrencilerin okullara yerleştirilmesine çeviren kuralların mekanizma tasarımıyla çözümlenmesi; Boston, Columbus, Minneapolis ve Seattle planlarının kusurları.
Sonraki derse köprü
Bu derste okul seçiminin öğrencileri okullar arasında nasıl yeniden dağıtabileceğini gördük: seçimi en çok kullananların ve iyi okulun kayıt alanına taşınabilenlerin çoğunlukla varlıklı aileler olduğunu fark ettik. Bu gözlem daha geniş bir soruya açılıyor: bir çocuğun eğitimde ne kadar ilerleyeceği, kendi çabasından ve yeteneğinden çok, hangi aileye ve hangi bölgeye doğduğuna mı bağlıdır? Başarı farklarının ne kadarı çocuğun seçemediği koşullardan gelir ve bu pay nasıl ölçülür? Eşitsizlik okula başlamadan önce mi açılır, okul onu daraltır mı, genişletir mi? Sıradaki ders eğitimde fırsat eşitsizliğini ele alıyor.