Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Turizmin fiyatlara yansımayan bedelleri, kalabalık, çevresel yük, altyapı maliyeti, suç ve mahalle dönüşümü biçiminde ortaya çıkar. Tıkanıklık dışsallığı nedeniyle, ziyaretçilerin kendi kararlarıyla oluşan sayı, toplum açısından en uygun sayının üzerine çıkar ve aşırı kalabalık, bir yerin sunduğu değeri büyük ölçüde yok edebilir.
- Venedik, 25 Nisan 2024'te 29 günlük bir denemeyle günübirlik ziyaretçilerden 8.30 ile 16.00 arasında 5 euro giriş ücreti almaya başladı; konaklayanlar ve kentte yaşayanlar muaftı. AFAR'ın aktardığına göre 485 bin kişi bilet aldı, gelir 2,43 milyon euro, maliyet yaklaşık 3 milyon euroydu. 2025'te ücret 54 güne genişletildi ve son dört günde alınan biletler 10 euroya çıkarıldı.
- Doğru giriş ücreti, en uygun ziyaretçi sayısında son ziyaretçinin öbür ziyaretçilere ve yerel halka yüklediği bedele eşittir. Düşük bir ücret kalabalığı pek değiştirmez; ücret ile kota arasındaki seçim, verimlilik ile hakkaniyet arasındaki bir dengedir. Zamanlamayı düzenlemek, toplam sayıyı değiştirmeden tıkanıklık bedelini büyük ölçüde azaltabilir.
- Montolio ve Planells-Struse, İspanya'nın illerinde 2000–2008 döneminde, illerin gözlenmeyen özelliklerini ve turizmin olası içselliğini hesaba katan yöntemlerle, turist varışlarının hem mala hem kişiye karşı suçları anlamlı ölçüde artırdığını buldu.
- Koens, Postma ve Papp, 13 Avrupa kentinde 80 paydaşla yaptıkları araştırmada, aşırı turizmin çok boyutlu ve karmaşık bir sorun olduğunu, sorunlara turizm dışındaki paydaşların da neden olduğunu ve kavramın iyi tanımlanmadığını gösterdi. Türkiye'de 1 Ocak 2023'ten bu yana konaklama hizmetlerinden yüzde 2 konaklama vergisi alınmaktadır; vergi, günübirlik ziyaretçileri kapsamaz.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Tıkanıklık dışsallığını, taşıma kapasitesini, giriş ücretini, konaklama vergisini, ziyaretçi kotasını ve turistikleşmeyi tanımlar.
- Anlama — Turizmin yerel halka ve öbür ziyaretçilere neden fiyatlara yansımayan bedeller yüklediğini ve bu bedellerin neden belirli yerlerde ve zamanlarda yoğunlaştığını açıklar.
- Uygulama — Bir destinasyonda ziyaretçi sayısının toplumsal olarak en uygun düzeyini, bu düzeyi sağlayacak giriş ücretini ve bir konaklama vergisinin gelirini ve yükünün dağılımını sayısal örneklerle hesaplar.
- Değerlendirme — Montolio ile Planells-Struse'nin İspanya'da turizmin suç oranlarına etkisine dair bulgusunu ve Koens, Postma ile Papp'ın Avrupa kentlerinde aşırı turizm kavramına dair çözümlemesini kullanarak, giriş ücreti, kota ve vergi gibi araçların etkinliğini ve sınırlarını tartar.
Sezgi
Açılış
Tarihî bir kentin dar sokaklarında bir yaz sabahı. Kruvaziyer gemilerinden inen binlerce yolcu, aynı saatlerde aynı köprüye, aynı meydana, aynı müzeye yöneliyor. Kentte yaşayan bir emekli, her sabah gittiği fırına ulaşmak için kalabalığın arasından geçmekte zorlanıyor; mahallenin bakkalı hediyelik eşya dükkânına dönüşmüş, kiralar yükselmiş, eski komşuların bir kısmı kentin dışına taşınmış. Öbür yandan meydanda fotoğraf çekmeye çalışan bir turist de memnun değil: kalabalık yüzünden ne meydanı görebiliyor ne de rahatça yürüyebiliyor.
Bu sahnede herkes bir bedel ödüyor, ama bu bedellerin hiçbiri bir fiyata yansımıyor. Her bir turist, kente gelme kararını verirken, kendi kalabalığa katkısını, yerel halkın yaşadığı rahatsızlığı ya da öbür turistlerin deneyimindeki bozulmayı hesaba katmaz. Bu, önceki derslerde gördüğümüz negatif dışsallıktır; turizmde ise belirli yerlerde ve belirli saatlerde yoğunlaşarak görünür hâle gelir.
Önceki derslerde turizmin bir ülkeye kazandırdığı geliri ve dövizi gördük. Bu ders, turizmin fiyatlara yansımayan bedellerini ele alıyor: kalabalığın, çevresel yükün ve kentsel dönüşümün ekonomisini ve bu bedelleri fiyatlamak için kullanılan araçları.
Hikâye — Kente girmek için bilet
25 Nisan 2024'te Venedik, kente günübirlik gelen ziyaretçilerden bir giriş ücreti almaya başladı. Euronews'in o gün yayımladığı habere göre, deneme uygulaması nisan ile temmuz ortası arasında toplam 29 gün sürecekti ve ücret, belirlenen günlerde sabah 8.30 ile öğleden sonra 16.00 arasında kente girenlerden alınacaktı. Ücret 5 euroydu. Kentte yaşayanlar, Venedik doğumlular, öğrenciler ve çalışanlar ile otel ya da başka bir konaklama rezervasyonu olan turistler ücretten muaftı.
Habere göre uygulamanın amacı, kalabalığı azaltmak, daha uzun ziyaretleri teşvik etmek ve kentte yaşayanların yaşam kalitesini iyileştirmekti. Kent, günübirlik ziyaretçi sayısı günde 30 ile 40 bine ulaştığında zorlanıyordu. Ziyaretçiler çevrim içi bir platformdan ya da kiosklardan bir karekod alıyor, yedi giriş noktasında rastgele denetimler yapılıyor ve ücreti ödemeyenlere 50 ile 300 euro arasında para cezası kesiliyordu.
AFAR dergisinin aktardığına göre deneme döneminde 485 bin kişi giriş bileti satın aldı ve uygulama 2,43 milyon euro gelir getirdi; uygulamanın maliyeti ise yaklaşık 3 milyon euroydu. Kent buna rağmen uygulamayı 2025'te genişletti: ücret yüksek sezonda 54 gün uygulanacak, en az dört gün önceden alınan biletler 5 euro, dört günden kısa süre kala alınanlar 10 euro olacaktı.
Venedik'in deneyi, aşırı turizm tartışmasının merkezindeki soruları somut hâle getirir. 5 euroluk bir ücret, bir günü Venedik'te geçirmek için yüzlerce euro harcayan bir turisti caydırır mı? Ücret kalabalığı azaltmıyorsa, amacı nedir: davranışı değiştirmek mi, gelir toplamak mı, yoksa ziyaretçi sayısını ölçmek mi? Maliyetinin gelirinden fazla olması uygulamayı başarısız mı kılar? Konaklayan turistlerin muaf tutulması, günübirlik ziyaretçileri daha uzun kalmaya mı yöneltir, yoksa yalnızca yükü onlara mı yığar? Cevaplar, bir meydanın kalabalığını fiyatlamaya çalışan basit bir hesapla başlıyor.
Kavram
Aşırı turizmin merkezindeki ekonomik kavram şudur.
Bir yerin kaldırabileceği yükün sınırını anlatan kavram şudur.
Kalabalığı doğrudan fiyatlamanın bir aracı şudur.
Turizmin bedellerini dolaylı olarak fiyatlamanın yaygın bir yolu şudur.
Ziyaretçi sayısını fiyat yerine miktarla sınırlamanın aracı şudur.
Turizmin kentsel dokuya etkisini anlatan kavram şudur.
Veri ve kanıt
Bu bulgu, turizmin bedellerinden birini sayısal olarak ölçmesi bakımından önemlidir. Turizmin suç üzerindeki etkisi birkaç kanaldan gelebilir: turistler, yabancı oldukları bir kentte, yanlarında para ve değerli eşya taşıyan kolay hedeflerdir; kalabalık, suçu kolaylaştırır; turizm bölgelerindeki gece hayatı, belirli suç türlerini artırabilir. Bu bedellerin bir kısmını turistler, bir kısmını yerel halk taşır ve güvenlik harcamalarını yerel yönetimler üstlenir. Yazarların içsellik sorununu ele alma çabası önemlidir: suçun az olduğu yerler daha çok turist çekiyor olabilir; bu ters ilişki, basit bir korelasyonda turizmin suça etkisini gizleyebilirdi.
Bu çalışma, aşırı turizm tartışmasına önemli bir uyarı ekler. Kentlerde yaşanan kalabalık, kira artışı ve mahalle dönüşümü gibi sorunların hepsi turizmden kaynaklanmaz; kentsel nüfus artışı, konut politikası, gayrimenkul yatırımı ve yerel halkın da kullandığı ucuz uçuşlar gibi etkenler de rol oynar. Sorunu yalnızca turistlere yüklemek, yanlış politikalara yol açabilir: örneğin turist sayısını sınırlamak, konut arzının yetersizliğinden kaynaklanan bir kira artışını çözmeyebilir. Bu bulgu, nitel bir çalışmaya dayanır ve sorunların büyüklüğünü ölçmez; ama ekonomik çözümlemenin hangi soruları sorması gerektiğini, yani hangi bedelin hangi kaynaktan geldiğini ayırt etmenin önemini gösterir.
Yaygın yanlış«Turizm yalnızca gelir ve iş getirir; turistlerin yerel halka herhangi bir bedel yüklediğine dair ölçülebilir bir kanıt yoktur.»
Montolio ve Planells-Struse, İspanya'nın illerinde 2000–2008 döneminde, illerin gözlenmeyen özelliklerini ve turizmin olası içselliğini hesaba katan yöntemlerle, turist varışlarının hem mala hem de kişiye karşı suçlar üzerinde olumlu ve anlamlı bir etkisi olduğunu buldu.
Yaygın yanlış«Kentlerdeki kalabalık, kira artışı ve mahalle dönüşümü sorunlarının tek nedeni turistlerdir; turist sayısını sınırlamak bu sorunları çözer.»
Koens, Postma ve Papp, 13 Avrupa kentinde 80 paydaşla yaptıkları araştırmada, aşırı turizmin çok boyutlu bir sorun olduğunu, sorunlara turizm dışındaki paydaşların da neden olduğunu ve sorunların daha geniş toplumsal ve kentsel gelişmeler bağlamında görülmesi gerektiğini buldu.
Neden önemli?
Turizm, bir yerin en değerli varlıklarını, yani doğal güzelliğini, tarihî dokusunu, kültürünü ve sakinliğini, ziyaretçilere sunar. Ama bu varlıkların çoğu, önceki derslerde gördüğümüz ortak mallar gibidir: herkesin kullanımına açıktır ve kullanım arttıkça bozulur. Fiyatı olmayan bir varlık aşırı kullanılır; bu, ortak malların trajedisinin turizmdeki biçimidir. Aşırı turizm, bir destinasyonun uzun dönemde turistleri çeken özelliklerini de aşındırabilir.
Bu sorun, Türkiye'nin turizm bölgeleri için de geçerlidir. Tarihî yarımadalar, kıyı kasabaları ve doğal alanlar, yaz aylarında taşıma kapasitelerinin sınırına yaklaşabilir. Konaklama vergisi, giriş ücretleri, ziyaretçi kotaları ve imar kararları, bu bedelleri yönetmenin araçlarıdır. Bu ders, hangi aracın hangi durumda işe yarayacağını değerlendirmenin ekonomik mantığını veriyor.
Model
Aşırı turizmin ekonomisini, bir meydanın kalabalığından başlayarak hesaplayacağız: tıkanıklık dışsallığının ziyaretçi sayısını nasıl en uygun düzeyin üzerine çıkardığını, bu düzeyi sağlayacak giriş ücretini, Venedik'in ücretinin neden kalabalığı pek değiştirmediğini, ücret ile kotanın farkını, konaklama vergisinin yükünün kime düştüğünü ve zirve saatlerdeki yığılmanın maliyetini. Venedik'in ve Gelir İdaresi'nin sayıları gerçektir; öbür rakamlar mekanizmayı göstermek için kurgulanmıştır.
Çözümlü örnek — Kalabalık meydan
Tarihî bir meydana bir günde N ziyaretçi geliyor. Bir ziyaretçinin meydandan aldığı keyfin parasal değeri, kalabalık arttıkça azalıyor: 100 − 0,002N lira. Meydana gelmenin ulaşım ve zaman maliyeti kişi başına 40 liradır.
Her ziyaretçi, kendi keyfi maliyetini aştığı sürece gelir. Ziyaretçilerin kararlarıyla oluşan denge, 100 − 0,002N = 40 eşitliğinden N = 30.000'dir. Bu noktada son gelen ziyaretçinin net kazancı sıfırdır.
Ama toplum açısından en uygun sayı farklıdır. Toplam net kazanç, N × (100 − 0,002N − 40) = 60N − 0,002N²'dir. Bu toplam, ek bir ziyaretçinin toplam kazanca katkısı sıfır olduğunda, yani 60 − 0,004N = 0 olduğunda en yüksektir: N = 15.000. En uygun sayı, dengedeki sayının yarısıdır.
Fark tıkanıklık dışsallığından gelir: 15.000'in üzerinde gelen her ziyaretçi, kendi net kazancı olumlu olsa bile, öbür ziyaretçilerin keyfini toplamda bundan daha fazla azaltır. Dengede, 30.000 ziyaretçinin her birinin net kazancı sıfırdır ve toplam net kazanç sıfıra iner; en uygun düzeyde ise toplam net kazanç 15.000 × (100 − 30 − 40) = 450.000 liradır. Kalabalık, meydanın sunduğu değerin tamamını yok etmiştir.
Çözümlü örnek — Doğru giriş ücreti
Ziyaretçi sayısını 15.000'e indirmek için ne kadar giriş ücreti gerekir? Ücret, en uygun düzeyde son ziyaretçinin öbürlerine yüklediği ek bedele eşit olmalıdır: 0,002 × 15.000 = 30 lira. Ücretle birlikte ziyaretçinin kararı 100 − 0,002N = 40 + 30 olur; N = 15.000.
Bu, önceki derslerde gördüğümüz Pigou vergisinin turizmdeki uygulamasıdır: vergi, ziyaretçinin hesaba katmadığı dışsal bedeli onun kararına ekler. Ücretin geliri, 15.000 × 30 = 450.000 liradır; meydanın bakımına, temizliğine ya da yerel halkın hizmetlerine harcanabilir.
Yerel halkın da kalabalıktan rahatsız olduğunu hesaba katalım. Her ziyaretçinin kentte yaşayanlara toplam 10 liralık bir rahatsızlık yüklediğini varsayalım. Toplam net kazanç 60N − 0,002N² − 10N olur; en uygun düzey 50 − 0,004N = 0'dan N = 12.500'e iner. Doğru ücret de 0,002 × 12.500 + 10 = 35 liraya çıkar. Ücret, hem öbür ziyaretçilere hem de yerel halka yüklenen bedeli içermelidir.
Çözümlü örnek — Venedik'in beş eurosu
Venedik'e bir günlük gezi yapan bir turistin ulaşım, yeme içme ve zaman maliyeti toplam 200 euro olsun. 5 euroluk giriş ücreti, bu maliyeti yalnızca yüzde 2,5 artırır. Günübirlikçilerin gelme kararı toplam masrafa −0,5 esneklikle tepki veriyorsa, ziyaretçi sayısı yaklaşık 0,5 × 2,5 = yüzde 1,25 azalır.
Günde 35.000 olan günübirlik ziyaretçi sayısını, kentin zorlandığı söylenen aralığın altına, örneğin 25.000'e indirmek için ziyaretçi sayısının yaklaşık yüzde 28,6 azalması gerekir. Aynı esneklikle bu, toplam maliyetin yaklaşık 28,6 / 0,5 ≈ yüzde 57 artmasını, yani yaklaşık 114 euroluk bir giriş ücretini gerektirir.
Bu hesap, Venedik'in 5 euroluk ücretinin neden kalabalığı belirgin biçimde azaltmasının beklenemeyeceğini gösterir. Ücretin yalnızca 8.30 ile 16.00 arasında alınması ise başka bir etki yaratabilir: bazı ziyaretçiler gelişlerini sabahın erken ya da akşamın geç saatlerine kaydırabilir; bu, kalabalığın toplam büyüklüğünü değil, gün içindeki dağılımını değiştirir. 2025'te dört günden kısa süre kala alınan biletin 10 euro olması da kalabalığı azaltmaktan çok, ziyaretçilerin önceden plan yapmasını ve kentin gelecek günlerin kalabalığını önceden görmesini amaçlıyor olabilir.
Çözümlü örnek — Gelir, maliyet ve amaç
AFAR'ın aktardığına göre Venedik'in 2024 denemesinde 485 bin kişi bilet aldı. 5 euroluk ücretle bu, 485.000 × 5 = 2.425.000 euro, yani yaklaşık 2,43 milyon euro eder; aktarılan gelirle örtüşür. Uygulamanın maliyeti yaklaşık 3 milyon euroydu. Uygulama, maliyetinin altında gelir getirmişti; bilet başına maliyet yaklaşık 3.000.000 / 485.000 ≈ 6,2 euroydu.
Bu sonuç, uygulamanın bir vergi olarak başarısız olduğunu gösterir; ama uygulamanın amacı yalnızca gelir toplamak değilse, değerlendirme değişir. Bir giriş sisteminin kurulması, kente kaç kişinin hangi gün girdiğini ölçmeyi, gelecekteki kalabalığı önceden görmeyi ve gerektiğinde daha güçlü önlemler almayı mümkün kılar. Bu, sistemin bir altyapı yatırımı olarak değerlendirilebileceği anlamına gelir: kurulum maliyeti ilk yıl yüksektir, sonraki yıllarda bilet sayısı ve ücret arttıkça birim maliyet düşer.
Bir politikayı değerlendirirken, onun amacını açıkça belirlemek gerekir. Amaç kalabalığı azaltmaksa, ücret çok düşüktür; amaç gelir toplamaksa, maliyet çok yüksektir; amaç ölçmek ve gelecekteki politikalara zemin hazırlamaksa, ilk yılın sonuçları başka bir ölçütle okunmalıdır.
Çözümlü örnek — Ücret mi, kota mı?
Bir doğal alana günde 30.000 kişi gelmek istiyor ve alanın taşıma kapasitesi 12.500 kişi olarak belirlenmiş. Ziyaretçilerin alana gelmekten elde edeceği net değer, 0 ile 60 lira arasında eşit dağılmış.
Yönetim bir kota uygular ve 12.500 bileti kurayla dağıtırsa, bilet alanların ortalama net değeri, bütün ziyaretçilerin ortalaması olan 30 liradır; toplam değer 12.500 × 30 = 375.000 liradır.
Yönetim bunun yerine 35 liralık bir giriş ücreti koyarsa, yalnızca net değeri 35 liranın üzerinde olanlar gelir: 30.000 × (60 − 35) / 60 = 12.500 kişi. Bu kişilerin ortalama net değeri (35 + 60) / 2 = 47,5 liradır; toplam değer 12.500 × 47,5 = 593.750 liradır. Ücret, aynı sayıda ziyaretçiyi alana ona en çok değer verenlerden seçtiği için, toplam değeri kotaya göre yaklaşık yüzde 58 artırır. Ücretin geliri ise 12.500 × 35 = 437.500 liradır.
Ama kota ile kuranın bir avantajı da vardır: herkese, ödeme gücünden bağımsız olarak eşit bir şans tanır. Ücret, alanı ödeme gücü yüksek olanlara ayırabilir; bu, adalet açısından eleştirilebilir. Bir uzlaşma, ücretin gelirini yerel halka ve düşük gelirli ziyaretçilere indirimli giriş olarak geri döndürmek ya da biletlerin bir kısmını kurayla, bir kısmını ücretle dağıtmaktır.
Çözümlü örnek — Konaklama vergisinin yükü kime düşer?
Gelir İdaresi Başkanlığı'nın rehberindeki örnekte, katma değer vergisi hariç 5.000 liralık bir konaklama bedeli üzerinden yüzde 2 oranla 100 lira konaklama vergisi hesaplanır. Bu verginin yükünü kim taşır: turist mi, otel mi?
Önceki derslerde gördüğümüz vergi yükünün dağılımı kuralına göre, verginin tüketiciye yansıyan payı, arz esnekliğinin arz ve talep esnekliklerinin mutlak değerleri toplamına oranıdır. Kısa dönemde otellerin kapasitesi sabit olduğu için arz esnekliği düşüktür; örneğin 0,5. Turistlerin bir destinasyondaki otel talebinin esnekliği −1,5 ise, tüketiciye yansıyan pay 0,5 / (0,5 + 1,5) = yüzde 25'tir. 100 liralık verginin 25 lirasını turist, 75 lirasını otel taşır.
Uzun dönemde otellerin kapasitesi değişebilir; arz esnekliği örneğin 3'e çıkarsa, tüketiciye yansıyan pay 3 / (3 + 1,5) ≈ yüzde 67'ye yükselir. Konaklama vergisinin yükü, bu yüzden, kısa dönemde ağırlıklı olarak otellere, uzun dönemde ağırlıklı olarak turistlere düşer. Ayrıca konaklama vergisi yalnızca konaklayan turistlerden alınır; günübirlik ziyaretçiler, kentin kalabalığına katkıda bulundukları hâlde vergi ödemez. Venedik'in giriş ücretinin konaklayanları muaf tutup günübirlikçileri hedeflemesinin mantığı budur.
Çözümlü örnek — Bakkal neden hediyelikçiye dönüşür?
Tarihî bir mahallede bir dükkânın sahibi, dükkânını kiraya vermek istiyor. Bir bakkal, mahalle sakinlerine satış yaparak ayda 40.000 lira kira ödeyebiliyor. Bir hediyelik eşya dükkânı ise, mahalleden geçen turistlere yaptığı satışlarla ayda 90.000 lira kira ödeyebiliyor.
Dükkân sahibi hediyelikçiyi seçer; bu, onun için akılcı bir karardır. Ama mahallenin bakkalı kaybolur ve sakinler gündelik alışverişleri için daha uzağa gitmek zorunda kalır. Mahalledeki yüz hanenin her birinin bu yüzden ayda 600 liralık ek zaman ve ulaşım maliyetine katlandığını varsayalım; toplam 60.000 lira. Dükkân sahibinin ek kira geliri 50.000 liradır; mahallenin toplam kaybı bundan büyüktür.
Bu hesap, turistikleşmenin bir dışsallık boyutu olduğunu gösterir: tek tek akılcı kiralama kararları, toplamda mahalle sakinlerinin yaşam kalitesini, hiçbir fiyata yansımayan biçimde düşürebilir. Bazı kentlerin tarihî merkezlerde belirli ticaret türlerine kota koymasının ya da mahalle esnafını desteklemesinin gerekçesi budur. Ama bu tür kısıtlamaların da bir bedeli vardır: dükkân sahiplerinin gelirini düşürür ve turistlerin talep ettiği hizmetlerin arzını azaltır. Konut tarafındaki benzer dönüşümü, yani dairelerin kısa süreli kiralık konaklamaya dönüşmesini, sıradaki derste ele alacağız.
Çözümlü örnek — Taşıma kapasitesi kaç kişidir?
Bir koyun plajı 10.000 metrekaredir. Bir ziyaretçinin rahat bir deneyim için 10 metrekareye ihtiyaç duyduğunu varsayarsak, fiziksel taşıma kapasitesi aynı anda 1.000 kişidir. Ziyaretçiler ortalama dört saat kalıyor ve plaj günde on iki saat açık olduğuna göre, günde üç tur ziyaretçi ağırlanabilir: günlük fiziksel kapasite 3.000 kişidir.
Ama başka sınırlar da vardır. Koyun tek otoparkı 300 araç alıyor ve her araçta ortalama üç kişi geliyor; aynı anda en fazla 900 kişi karayoluyla gelebilir. Koydaki tuvalet ve atık sistemi günde 2.000 kişiye yetecek biçimde kurulmuş. Deniz çayırlarını korumak için biyologlar, günde 1.500'den fazla ziyaretçinin dip ekosistemine zarar vereceğini söylüyor.
Koyun taşıma kapasitesi, bu sınırların en küçüğüdür: günde 1.500 kişi. Bu hesap, taşıma kapasitesinin tek bir sayı olmadığını, fiziksel, altyapısal ve çevresel sınırların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösterir. Ayrıca kapasite sabit değildir: otopark büyütülürse ya da atık sistemi genişletilirse altyapı sınırı yükselir; ama çevresel sınır yatırımla kolay kolay değişmez. Koens ve arkadaşlarının vurguladığı çok boyutluluk, burada sayısal bir biçim alır.
Çözümlü örnek — Aynı saatte iki gemi
Bir liman kentine sabah aynı saatte iki kruvaziyer gemisi yanaşıyor ve her biri 6.000 yolcuyu tarihî merkeze indiriyor. Meydandaki kalabalığın yarattığı rahatsızlığın, aynı anda bulunan ziyaretçi sayısının karesiyle orantılı olduğunu varsayalım; kalabalık büyüdükçe her ek kişinin yarattığı rahatsızlık artar.
İki gemi aynı saatte gelirse, meydanda 12.000 kişi bulunur ve rahatsızlık 12² = 144 birimdir. Gemiler biri sabah, biri öğleden sonra gelecek biçimde ayarlanırsa, meydanda her seferinde 6.000 kişi bulunur ve toplam rahatsızlık 6² + 6² = 72 birimdir; yarı yarıya azalır.
Ziyaretçi sayısı değişmediği hâlde, yalnızca zamanlamayı değiştirmek tıkanıklık bedelini yarıya indirir. Bu, önceki derste gördüğümüz zirve yük mantığının dışsallıklara uygulanmasıdır: sorun, toplam ziyaretçi sayısından çok, belirli yerlerde ve saatlerde yoğunlaşmasıdır. Liman yönetimlerinin gemilerin yanaşma saatlerini düzenlemesi, ücret ya da kota gibi araçlardan çok daha düşük maliyetle büyük bir kazanç sağlayabilir.
Çözümlü örnek — Yaz nüfusunun su faturası
Bir kıyı kasabasında kışın 20.000 kişi yaşıyor. Yazın kasabaya 60.000 turist geliyor ve kasabanın nüfusu 80.000'e çıkıyor. Bir yerleşik günde 150 litre, bir turist otel havuzları, çamaşırhaneler ve duşlar nedeniyle günde 300 litre su kullanıyor.
Kışın günlük su talebi 20.000 × 150 = 3 milyon litre, yazın 3 milyon + 60.000 × 300 = 21 milyon litredir; yaz talebi kışınkinin yedi katıdır. Borular, depolar ve arıtma tesisi en kalabalık ağustos gününe göre boyutlanmak zorundadır. Bu altyapının yıllık maliyeti 70 milyon lira ise ve bu maliyet yalnızca yerleşiklerin su faturalarına yansıtılırsa, kişi başına yıllık 3.500 lira düşer.
Turistlerin altyapı maliyetine yol açtıkları payı ödemesi için, maliyetin zirve talebe göre paylaştırılması gerekir: yaz talebinin yüzde 86'sı turistlerden geldiğine göre, altyapı maliyetinin büyük kısmını onlar taşımalıdır. Bu, bir konaklama vergisinin ya da yaz aylarında daha yüksek su tarifelerinin gerekçesi olabilir. Aksi takdirde yerel halk, turizmin altyapı bedelini kendi faturalarıyla öder; bu da yerel halkın turizme tepkisinin ekonomik bir kaynağıdır.
Modelin sınırları
Meydan, gemi ve koy hesapları birer oyuncak modeldir; gerçeğin yalnız iskeletini taşır. Kalabalık meydan modelindeki keyif fonksiyonu ve maliyetler varsayımdır; gerçek tıkanıklık bedelleri ölçülmesi güç, kişiden kişiye değişen ve çoğu zaman parasal karşılığı tartışmalı bedellerdir. Yerel halkın rahatsızlığı da tek bir sayıyla temsil edilemez: kalabalıktan rahatsız olanlarla turizmden geçimini sağlayanlar aynı kentte yaşar ve bedellere farklı ağırlıklar verir.
Venedik'in ücretine dair hesaplar, ziyaretçilerin talep esnekliğine dair bir varsayıma dayanır; gerçek etki, ücretin uygulandığı günlere, saatlere ve muafiyetlere göre değişebilir. Ayrıca Koens ve arkadaşlarının uyardığı gibi, kentlerdeki sorunların hepsi turizmden kaynaklanmaz; konut piyasası, kentsel nüfus artışı ve yerel yönetim kapasitesi de rol oynar. Ücret, kota ve vergi gibi araçlar, bu daha geniş sorunları tek başına çözemez.
Uygulama
Özet kartı
- Turizmin fiyatlara yansımayan bedelleri, kalabalık, çevresel yük, altyapı maliyeti, suç ve mahalle dönüşümü biçiminde ortaya çıkar. Tıkanıklık dışsallığı nedeniyle, ziyaretçilerin kendi kararlarıyla oluşan sayı, toplum açısından en uygun sayının üzerine çıkar ve aşırı kalabalık, bir yerin sunduğu değeri büyük ölçüde yok edebilir.
- Venedik, 25 Nisan 2024'te 29 günlük bir denemeyle günübirlik ziyaretçilerden 8.30 ile 16.00 arasında 5 euro giriş ücreti almaya başladı; konaklayanlar ve kentte yaşayanlar muaftı. AFAR'ın aktardığına göre 485 bin kişi bilet aldı, gelir 2,43 milyon euro, maliyet yaklaşık 3 milyon euroydu. 2025'te ücret 54 güne genişletildi ve son dört günde alınan biletler 10 euroya çıkarıldı.
- Doğru giriş ücreti, en uygun ziyaretçi sayısında son ziyaretçinin öbür ziyaretçilere ve yerel halka yüklediği bedele eşittir. Düşük bir ücret kalabalığı pek değiştirmez; ücret ile kota arasındaki seçim, verimlilik ile hakkaniyet arasındaki bir dengedir. Zamanlamayı düzenlemek, toplam sayıyı değiştirmeden tıkanıklık bedelini büyük ölçüde azaltabilir.
- Montolio ve Planells-Struse, İspanya'nın illerinde 2000–2008 döneminde, illerin gözlenmeyen özelliklerini ve turizmin olası içselliğini hesaba katan yöntemlerle, turist varışlarının hem mala hem kişiye karşı suçları anlamlı ölçüde artırdığını buldu.
- Koens, Postma ve Papp, 13 Avrupa kentinde 80 paydaşla yaptıkları araştırmada, aşırı turizmin çok boyutlu ve karmaşık bir sorun olduğunu, sorunlara turizm dışındaki paydaşların da neden olduğunu ve kavramın iyi tanımlanmadığını gösterdi. Türkiye'de 1 Ocak 2023'ten bu yana konaklama hizmetlerinden yüzde 2 konaklama vergisi alınmaktadır; vergi, günübirlik ziyaretçileri kapsamaz.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Tıkanıklık dışsallığı | Congestion externality | Yeni bir kullanıcının öbür kullanıcıların deneyimini kötüleştirmesi ve bunu hesaba katmaması |
| Taşıma kapasitesi | Carrying capacity | Bir destinasyonun kabul edilemez zarar görmeden ağırlayabileceği en yüksek ziyaretçi sayısı |
| Giriş ücreti | Entry fee | Bir kente, alana ya da anıta girmek için ziyaretçilerden alınan ücret |
| Konaklama vergisi | Accommodation tax | Geceleme hizmetleri üzerinden alınan vergi |
| Ziyaretçi kotası | Visitor quota | Bir alana girebilecek ziyaretçi sayısının üst sınırla belirlenmesi |
| Turistikleşme | Touristification | Kentsel alanların yerel ihtiyaçlardan çok turist taleplerine göre dönüşmesi |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Tıkanıklık dışsallığını açıkla. Bir ziyaretçinin bir meydana gelme kararında hangi bedeli hesaba katmaz?
- (Çıktı 2) Turizmin bedelleri neden belirli yerlerde ve belirli saatlerde yoğunlaşır? Bu yoğunlaşma, politika araçlarının seçimini nasıl etkiler?
- (Çıktı 3) Bir ziyaretçinin bir müzeden aldığı keyfin değeri 120 − 0,004N, gelme maliyeti 40 liradır. Ziyaretçilerin kendi kararlarıyla oluşan sayıyı, toplum açısından en uygun sayıyı ve bu sayıyı sağlayacak giriş ücretini hesapla.
- (Çıktı 3) Konaklama vergisi oranı yüzde 2, gecelik oda fiyatı vergi hariç 4.000 liradır. Vergi tutarı nedir? Kısa dönemde otel arzının esnekliği 0,4, talebin esnekliği −1,6 ise verginin ne kadarını turist taşır?
- (Çıktı 4) Montolio ve Planells-Struse'nin bulgusu, bir turizm bölgesinin güvenlik harcamalarının kim tarafından finanse edilmesi gerektiği konusunda ne düşündürür?
- (Çıktı 4) Bir belediye başkanı, «Kentimizdeki kira artışlarının ve mahalle dönüşümünün tek sorumlusu turistlerdir; turist sayısını yarıya indirirsek sorun çözülür» diyor. Avrupa kentlerindeki paydaş görüşmeleri ve bakkal örneği bu iddiayı nerede zayıflatır?
Cevaplar
- Tıkanıklık dışsallığı, sınırlı bir alana yeni katılan her kullanıcının öbür kullanıcıların deneyimini kötüleştirmesi ve bu bedeli kendi kararında hesaba katmamasıdır. Bir ziyaretçi meydana gelirken, kendi keyfini ve maliyetini karşılaştırır; ama meydanı öbür ziyaretçiler ve yerel halk için biraz daha kalabalık hâle getirmesinin, yani onların keyfini azaltmasının ve gündelik hayatlarını zorlaştırmasının bedelini hesaba katmaz.
- Turistler belirli yerlere, yani en ünlü anıtlara, meydanlara ve plajlara, ve belirli zamanlara, yani yaz aylarına, hafta sonlarına ve günün belirli saatlerine yoğunlaşır. Tıkanıklık bedeli, aynı anda aynı yerde bulunan kişi sayısıyla hızla arttığı için, bu yoğunlaşma bedeli büyütür. Bu, politika araçlarının da yere ve zamana göre hedeflenmesi gerektiği anlamına gelir: yalnızca belirli günlerde ve saatlerde uygulanan ücretler, saatlik kotalar, önceden rezervasyon ve gemilerin yanaşma saatlerinin düzenlenmesi, genel ve sabit bir vergiden daha etkili olabilir.
- Ziyaretçilerin kararlarıyla oluşan denge 120 − 0,004N = 40 eşitliğinden N = 20.000'dir. Toplam net kazanç N × (80 − 0,004N) = 80N − 0,004N²'dir; en yüksek olduğu nokta 80 − 0,008N = 0'dan N = 10.000'dir. Doğru giriş ücreti, bu noktada son ziyaretçinin öbürlerine yüklediği bedeldir: 0,004 × 10.000 = 40 lira.
- Vergi tutarı 4.000 × 0,02 = 80 liradır. Turiste yansıyan pay 0,4 / (0,4 + 1,6) = yüzde 20'dir; turist 16 lirasını, otel 64 lirasını taşır.
- Bulgu, turist varışlarının hem mala hem kişiye karşı suçları artırdığını gösterir; bu, turizmin yerel güvenlik hizmetlerine ek bir yük getirdiği anlamına gelir. Bu yükün yalnızca yerel halkın vergileriyle karşılanması, turizmin bedelinin bir kısmını yerel halka yüklemek olur. Konaklama vergisi ya da giriş ücreti gibi turistlerden alınan gelirlerin bir kısmının güvenlik harcamalarına ayrılması, bu bedeli ona yol açanlara yansıtmanın bir yoludur. Ancak bulgu İspanya'ya aittir ve suçun hangi türlerinin, hangi kanallardan arttığını ayrıntılı olarak göstermez; politikanın yerel koşullara göre tasarlanması gerekir.
- Görüşün doğru yanı, turizmin kira artışlarına ve mahalle dönüşümüne katkıda bulunabilmesidir; dersteki bakkal ve hediyelikçi örneği, turist talebinin dükkânların kullanımını nasıl değiştirdiğini gösterdi. Ama Koens ve arkadaşları, aşırı turizmin çok boyutlu bir sorun olduğunu, sorunlara turizm dışındaki paydaşların da neden olduğunu ve sorunların daha geniş kentsel gelişmeler bağlamında görülmesi gerektiğini buldu. Kira artışları, konut arzının yetersizliği, kentsel nüfus artışı ve gayrimenkul yatırımı gibi turizm dışı etkenlerden de kaynaklanabilir; turist sayısını yarıya indirmek bu etkenleri ortadan kaldırmaz. Ayrıca turist sayısını yarıya indirmenin, turizmden geçinen yerel halka da büyük bir bedeli olur. Daha uygun bir yaklaşım, sorunların kaynaklarını ayırmak ve her biri için hedefli araçlar kullanmaktır.
İleri okuma
- Daniel Montolio, Simón Planells-Struse (2016). «Does Tourism Boost Criminal Activity? Evidence from a Top Touristic Country». Crime & Delinquency 62(12). Turizmin suç oranlarına etkisi.
- Ko Koens, Albert Postma, Bernadett Papp (2018). «Is Overtourism Overused? Understanding the Impact of Tourism in a City Context». Sustainability 10(12). Aşırı turizm kavramının çözümlemesi.
- Alberto Gago, Xavier Labandeira, Fidel Picos, Miguel Rodríguez (2009). «Specific and General Taxation of Tourism Activities: Evidence from Spain». Tourism Management 30(3). Turizme özgü vergilerin etkileri.
- Gelir İdaresi Başkanlığı (2023). Konaklama Vergisi Rehberi. Türkiye'de konaklama vergisinin kapsamı, matrahı ve oranı.
Sonraki derse köprü
Bu derste turizmin kentlere yüklediği bedelleri ve bu bedelleri fiyatlamanın araçlarını gördük; mahalle dükkânlarının hediyelikçiye dönüşmesine de değindik. Ama turistikleşmenin en tartışmalı cephesi konuttur: bir kentin dairelerinin bir kısmı, uzun süreli kiracılar yerine kısa süreli konaklayan turistlere kiralanmaya başlar. Çevrim içi konaklama platformları bu dönüşümü nasıl hızlandırdı? Bu platformlar otellerle nasıl rekabet ediyor, turistlere ve ev sahiplerine ne kazandırıyor? Kiralar ve ev fiyatları üzerindeki etkileri ne kadar büyük ve kentler bu platformları nasıl düzenliyor? Sıradaki ders paylaşım ekonomisini ve konaklamayı ele alıyor.