İçeriğe geç

Ders EKO-217.02 · Seviye 2 — Orta

Tarım piyasalarının özellikleri

EKO-217 Tarım ve Gıda Ekonomisi

4.361 kelime · yaklaşık 20 dakika okuma · seslendirme 9 dk · veriler Ekim 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • bolluk paradoksu
  • ortak verim şoku
  • doğal korunma
  • rekabetçi depolama
  • mevsimsel fiyat farkı
  • zorunlu hasat satışı
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Gıda talebi fiyata düşük duyarlılık gösterdiği için, bol bir hasat fiyatı miktarın artışından daha büyük oranda düşürür ve çiftçilerin toplam gelirini azaltabilir; buna bolluk paradoksu denir. Davenant'ın 1699'da yayımladığı ve King'e atfettiği tabloya göre hasat onda bir eksik olduğunda fiyat onda üç, onda iki eksik olduğunda onda sekiz yükseliyordu.
  2. Hava koşullarından kaynaklanan verim şokları çoğu zaman ortaktır ve fiyata yansır. Bu, satacak ürünü kalan çiftçiye doğal bir korunma sağlar; ama bireysel şoklara karşı koruma sağlamaz ve gıdayı satın alan haneler ile verimi bölgeden çok daha fazla düşen çiftçiler için kayıptır. Ortak şok, ürünün tamamını önceden satan çiftçiyi de kötü yılda zor duruma sokar.
  3. Ekim ile hasat arasındaki gecikme, örümcek ağı modelindeki gibi fiyat salınımlarına yol açabilir. Rekabetçi depolama ise bol yılların ürününü kıt yıllara aktarır ve hasat ile sonraki aylar arasındaki fiyat farkını depolama maliyetine doğru çeker; ama stoklar tükendiğinde fiyat sıçramalarını önleyemez.
  4. Burke, Bergquist ve Miguel, Kenya'da küçük çiftçilerin kredi kısıtı nedeniyle ucuza satıp pahalıya aldığını, zamanında verilen kredinin onlara tahılı saklama imkânı vererek yüzde 29 getiri sağladığını ve kredinin yerel mevsimsel fiyat farkını daralttığını gösterdi; faydanın bir kısmı fiyatlar yoluyla kredi almayanlara da geçti.
  5. Roberts ve Schlenker, geçmiş verim şoklarını kullanarak tarımsal arz ve talep esnekliklerini ölçtü ve ABD'nin 2009 yenilenebilir yakıt standardının dört temel ürünün fiyatlarını yaklaşık yüzde 20 artırdığını tahmin etti; esneklikler düşük olduğunda küçük bir talep kayması fiyatları belirgin biçimde yükseltir.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — Bolluk paradoksunu, ortak verim şokunu, doğal korunmayı, rekabetçi depolamayı, mevsimsel fiyat farkını ve zorunlu hasat satışını tanımlar.
  • Anlama — Tarım fiyatlarının neden öbür malların fiyatlarından daha dalgalı olduğunu, talebin fiyata düşük duyarlılığı, üretimin hava koşullarına bağlılığı ve üretim kararlarının gecikmesiyle açıklar.
  • Uygulama — Bir hasat şokunun fiyata ve çiftçilerin toplam gelirine etkisini talep esnekliğinden hesaplar; depolamanın mevsimsel fiyat farkını nasıl sınırladığını ve bir çiftçinin hasatta satmak ile saklamak arasındaki seçimini hesaplar.
  • Değerlendirme — Burke, Bergquist ve Miguel'in Kenya'daki kredi deneyine dair bulgusunu ve Roberts ile Schlenker'in tarımsal arz ve talep esnekliklerine dair yöntem ve bulgusunu kullanarak, tarım fiyatlarındaki dalgalanmanın kimi ve nasıl etkilediğine dair iddiaları tartar.

Sezgi

Açılış

Bir yaz, ülkenin buğday bölgelerinde yağmurlar tam zamanında yağıyor ve hasat, son yılların en bol hasadı oluyor. Haberler, çiftçilerin iyi bir yıl geçireceğini müjdeliyor. Ama sonbaharda çiftçi derneklerinden şikâyetler yükseliyor: buğday fiyatı o kadar düşmüş ki, çiftçilerin eline geçen toplam para, kurak geçen önceki yıldakinden bile az.

Bu şikâyet ilk bakışta anlamsız görünür: daha fazla ürün, nasıl daha az gelir getirebilir? Cevap, tarım piyasalarının özgün yapısındadır. İnsanlar ekmek fiyatı düştü diye iki kat ekmek yemez; buğday bol olduğunda, onu sattırabilmek için fiyatın çok düşmesi gerekir. Fiyat, miktarın arttığından daha hızlı düşerse, çiftçilerin toplam geliri azalır.

Önceki derste tarımın ekonomideki ağırlığını gördük. Bu ders, tarım ürünlerinin piyasalarını öbür piyasalardan ayıran özelliklere bakıyor: talebin fiyata duyarsızlığına, arzın hava koşullarına bağlılığına, ekim kararlarının hasattan aylar önce verilmesine ve depolamanın fiyatları zaman içinde nasıl bağladığına.

Hikâye — Onda bir eksik, onda üç pahalı

1699'da İngiliz yazar ve siyasi aritmetikçi Charles Davenant, ticaret dengesine dair bir denemesinde, buğday hasadındaki eksiklik ile buğday fiyatı arasındaki ilişkiyi gösteren bir tablo yayımladı. Tabloya göre hasat olağan düzeyinden onda bir eksik olduğunda fiyat olağan düzeyin onda üçü kadar yükseliyordu; hasat onda iki eksik olduğunda fiyat onda sekiz yükseliyordu. Eksiklik büyüdükçe fiyat artışı çok daha hızlı büyüyordu.

Davenant, bu verilerin kaynağı olarak çağdaşı Gregory King'i gösterdi. King, 1696'da İngiltere'nin nüfusunu ve servetini tahmin eden bir çalışma hazırlamış siyasi aritmetikçiydi. On dokuzuncu yüzyılın başından itibaren bu ilişki genellikle King'e atfedildi ve «King yasası» adıyla anıldı. Ancak iktisat tarihçileri, tablonun King'in eserlerinde asıl kaynağının bulunamadığını ve kimilerinin tahmini Davenant'ın kendisine ait saydığını not eder. Kimin olursa olsun, tablo bugün bir talep eğrisinin ilk sayısal tahminlerinden biri olarak görülür.

Tablonun asıl dikkat çekici sonucu, iki satırın çarpımından çıkar. Hasat onda bir eksik ve fiyat onda üç yüksekse, çiftçilerin sattığı buğdayın toplam değeri 0,9 × 1,3 = 1,17, yani olağan bir yıla göre yüzde 17 daha fazladır. Hasat onda iki eksikse, toplam değer 0,8 × 1,8 = 1,44 olur. Kötü hasat yılları, en azından satacak ürünü kalan çiftçiler için, toplamda daha yüksek gelir yılları olabilir; bol hasat yılları ise tersine, daha düşük gelir yılları.

Bu sonuç, üç yüzyılı aşkın bir süredir tarım politikasının en eski sorularından birini besler: bol bir hasat çiftçiler için neden bir felakete dönüşebilir ve kötü bir hasat neden en çok, satacak ürünü olmayan ve gıdayı satın almak zorunda olan yoksulları vurur?

Kavram

Tarım piyasalarının en bilinen özelliği şudur.

Tarımsal riskin bireysel değil toplu olmasının nedeni şudur.

Ortak şokların çiftçinin gelirine etkisini yumuşatan mekanizma şudur.

Tarım fiyatlarını zaman içinde birbirine bağlayan mekanizma şudur.

Tarım piyasalarında yıl içinde düzenli olarak görülen bir örüntü şudur.

Küçük çiftçilerin bu fırsatı neden kaçırdığını açıklayan davranış şudur.

Veri ve kanıt

Bu bulgu, zorunlu hasat satışının bir tercih değil bir kısıt olduğunu gösterir. Çiftçiler mevsimsel fiyat farkını bilmiyor değildir; ama hasatta nakde ihtiyaç duyar ve borç bulamazlarsa, ürünlerini düşük fiyattan satmak zorunda kalırlar. Bulgunun ikinci yanı daha ince bir derstir: birçok çiftçi aynı anda ürününü saklamaya başladığında, hasat fiyatı yükselir ve sonraki aylardaki fiyat düşer; mevsimsel fark daralır. Bu, kredi alan çiftçinin bireysel kazancını azaltır, ama krediye erişemeyen komşularına da daha iyi fiyatlar olarak yansır.

Bu çalışma iki açıdan öğreticidir. Birincisi, yönteme dairdir: tarımda fiyat ile miktar birlikte belirlenir ve aralarındaki ilişkiden bir talep ya da arz eğrisi çıkarmak kolay değildir. Hava, bu sorunu çözmenin doğal bir aracıdır; çünkü hava verimi değiştirir ama insanların gıda talebini doğrudan değiştirmez. Depolama ise bir yılın şokunu sonraki yılların fiyatlarına taşır. İkincisi, sonuca dairdir: bitkisel ürünlerin bir kısmının yakıt üretimine yönlendirilmesi gibi bir talep değişikliği, temel gıda fiyatlarını belirgin biçimde yükseltebilir. Talep ve arz esneklikleri düşük olduğunda, küçük görünen bir talep kaymasının fiyat etkisi büyük olur.

Yaygın yanlış«Küçük çiftçiler ürünlerini hasatta ucuza satıp aylar sonra pahalıya geri alıyorsa, bu onların fiyat hareketlerini bilmediğini gösterir.»
Doğrusu

Burke, Bergquist ve Miguel, Kenya'da kredi piyasasındaki aksaklıkların çiftçilerin tahılı zaman içinde aktarmasını sınırladığını ve zamanında kredi verildiğinde çiftçilerin daha düşük fiyattan alıp daha yüksek fiyattan sattığını, yatırımın getirisinin yüzde 29 olduğunu gösterdi. Sorun bilgi değil, nakit kısıtıydı.

Yaygın yanlış«Gıda ürünlerinin küçük bir kısmının yakıt üretimine kaydırılması gıda fiyatlarını önemli ölçüde etkilemez; dünya üretimi çok büyüktür.»
Doğrusu

Roberts ve Schlenker, ABD'nin 2009 yenilenebilir yakıt standardının mısır, pirinç, soya ve buğday fiyatlarını, etanol için kullanılan ürünlerin üçte biri yem olarak geri kazanılsa bile yüzde 20 artırdığını tahmin etti; güven aralığı yüzde 14 ile yüzde 35 arasındaydı.

Neden önemli?

Tarım fiyatlarındaki dalgalanma, hem üreticiler hem tüketiciler için önemli bir risk kaynağıdır. Çiftçi için, bir yılın geliri yalnızca kendi tarlasının verimine değil, bütün bölgenin ve dünyanın verimine bağlıdır. Tüketici için, özellikle gelirinin büyük kısmını gıdaya harcayan yoksul haneler için, gıda fiyatlarındaki bir sıçrama doğrudan bir refah kaybıdır. Engel yasası, yoksul hanelerin gıda fiyatlarına zengin hanelerden çok daha duyarlı olduğunu da hatırlatır.

Bu dersin araçları, sonraki derslerde ele alacağımız tarım politikalarını değerlendirmenin de temelidir. Fiyat destekleri, alım garantileri, kamu stokları, ürün sigortası ve ihracat yasakları, hepsi tarım piyasalarının bu özelliklerine verilen cevaplardır. Bir politikanın kime fayda sağlayacağını anlamak için, önce talebin ne kadar esnek olduğunu, şokların ne kadar ortak olduğunu ve depolamanın fiyatları nasıl bağladığını bilmek gerekir.

Model

Tarım piyasalarının özelliklerini üç araçla inceleyebiliriz: talep esnekliği, arzın gecikmesi ve depolama. Aşağıda önce bir hasat şokunun fiyata ve gelire etkisini, sonra bireysel ve ortak şokların farkını, ardından fiyatların zaman içinde nasıl hareket ettiğini ve depolama kararını hesaplıyoruz. Davenant'ın tablosundaki oranlar dışında kalan her sayı kurgudur; yalnız mekanizmayı görünür kılmak için kullanılıyor.

Çözümlü örnek — Bol hasat, düşük gelir

Buğdaya talebin fiyat esnekliğinin −0,25 olduğunu ve bu esnekliğin sabit kaldığını varsayalım. Bu, fiyat yüzde 1 düştüğünde talep edilen miktarın yalnızca yüzde 0,25 arttığı anlamına gelir. Bol bir hasat, piyasaya gelen buğday miktarını yüzde 10 artırıyor.

Bu ek buğdayın satılabilmesi için fiyatın düşmesi gerekir. Sabit esneklikle fiyat, miktarın −1 / 0,25 = −4'üncü kuvvetiyle değişir: yeni fiyat, eskisinin 1,1⁻⁴ ≈ 0,683 katıdır. Fiyat yaklaşık yüzde 32 düşer.

Çiftçilerin toplam geliri, miktar ile fiyatın çarpımıdır: 1,1 × 0,683 ≈ 0,751. Hasat yüzde 10 arttığı hâlde toplam gelir yaklaşık yüzde 25 azalır. Bu, bolluk paradoksunun sayısal hâlidir: talep esnekliği mutlak değerce 1'den küçük olduğunda, miktar artışı toplam geliri düşürür. Esneklik −0,5 olsaydı, fiyat 1,1⁻² ≈ 0,826 katına iner ve gelir 1,1 × 0,826 ≈ 0,909'a, yani yüzde 9 düşerdi; talep ne kadar esnek değilse, paradoks o kadar sert işler.

Çözümlü örnek — Davenant'ın tablosundaki esneklik

Davenant'ın tablosunda hasat yüzde 10 eksik olduğunda fiyat yüzde 30 yükseliyor. Bu iki değişimin oranı −10 / 30 ≈ −0,33'tür; yaklaşık bir talep esnekliğidir. Hasat yüzde 20 eksik olduğunda fiyat yüzde 80 yükseliyor; oran −20 / 80 = −0,25'tir.

İki satır, talebin kıtlık büyüdükçe daha da esnek olmayan hâle geldiğini gösterir. Bu mantıklıdır: hasat biraz eksik olduğunda insanlar buğdayın yerine başka tahıllara geçebilir, ekmeği daha az israf edebilir ya da hayvan yemini azaltabilir. Kıtlık büyüdükçe bu ikame imkânları tükenir ve kalan buğday, hayatta kalmak için gereken asgari gıdadır; fiyat ne olursa olsun alınır.

Bu özellik, gıda kıtlıklarının neden bu kadar yıkıcı olabildiğini açıklar. Küçük bir arz düşüşü fiyatları yönetilebilir ölçüde artırır; ama büyük bir düşüş, fiyatları yoksulların hiç ulaşamayacağı düzeylere çıkarabilir. Tablonun üç yüzyıl önceki rakamları bugünün piyasalarına doğrudan uygulanamaz; ama talebin bu biçimi, gıda güvenliği politikalarının neden en kötü senaryolara odaklandığını açıklar.

Çözümlü örnek — Ortak şok ve doğal korunma

İki çiftçi düşünelim. İkisinin de olağan yılda 100 ton buğdayı var ve buğdayın olağan fiyatı ton başına 1'dir; olağan gelirleri 100'dür.

Birinci çiftçinin tarlasını, yalnızca onun tarlasına düşen bir dolu vuruyor; verimi yüzde 20 düşüyor, ama bölgenin geri kalanı etkilenmediği için piyasa fiyatı değişmiyor. Geliri 80 × 1 = 80'e iner; yüzde 20 kayıp.

İkinci çiftçinin tarlası, bütün bölgeyi vuran bir kuraklıktan etkileniyor; onun da verimi yüzde 20 düşüyor, ama bölgenin bütün hasadı da yüzde 20 düştüğü için, Davenant'ın tablosunda olduğu gibi fiyat yüzde 80 yükseliyor. Geliri 80 × 1,8 = 144 olur; yüzde 44 artış.

Bu örnek, doğal korunmanın gücünü ve sınırlarını gösterir. Ortak bir şok, satacak ürünü kalan çiftçiyi fiyat artışıyla korur, hatta kazandırabilir. Ama bireysel bir şokta böyle bir koruma yoktur. Daha önemlisi, ortak şokta kaybeden, gıdayı satın alan haneler ve verimi bölgeden çok daha fazla düşen çiftçilerdir: verimi yüzde 60 düşen bir çiftçinin geliri 40 × 1,8 = 72'ye iner. Ortak şoklar, aynı köydeki çiftçiler arasında birbirine yardım etme imkânını da azaltır: herkes aynı anda zor durumdadır.

Çözümlü örnek — Örümcek ağında fiyatlar

Bir sebze piyasasında çiftçiler bu yılki ekim kararını geçen yılın fiyatına göre veriyor. Arz Q = 20 + 2P₍önceki₎, talep Q = 100 − 4P biçimindedir. Denge fiyatı, 20 + 2P = 100 − 4P eşitliğinden P ≈ 13,3'tür.

Geçen yıl fiyat 10'du. Bu yıl çiftçiler 20 + 2 × 10 = 40 birim eker; bu miktarın satılması için fiyat (100 − 40) / 4 = 15 olur. Gelecek yıl çiftçiler 15'lik fiyata bakarak 20 + 30 = 50 birim eker; fiyat (100 − 50) / 4 = 12,5'e düşer. Ertesi yıl 45 birim ekilir ve fiyat 13,75 olur.

Fiyatlar 10, 15, 12,5, 13,75 diye dengenin etrafında salınarak 13,3'e yaklaşır. Salınımın sönmesi, arzın fiyata duyarlılığının, yani 2'nin, talebinkinden, yani 4'ten küçük olmasından kaynaklanır. Arz talepten daha duyarlı olsaydı, salınımlar giderek büyürdü. Örümcek ağı modeli, çiftçilerin geçmiş fiyata göre karar verdiği varsayımına dayanır; çiftçiler ileriye bakan beklentiler oluşturur ya da vadeli fiyatları kullanırsa salınım küçülür. Ama ekim ile hasat arasındaki gecikme, tarım piyasalarında fiyat dalgalanmasının kalıcı bir kaynağıdır.

Çözümlü örnek — Depolama fiyatları nasıl bağlar?

Hasatta buğdayın fiyatı ton başına 100'dür. Buğdayı bir ay saklamanın maliyeti, deponun kirası, fire ve paranın faiziyle birlikte, ton başına 2'dir. Altı ay saklamanın maliyeti 12'dir.

Altı ay sonra beklenen fiyat 112'den yüksekse, buğdayı bugün alıp saklamak kârlıdır; tüccarlar bunu yaptıkça hasattaki fiyat yükselir ve altı ay sonraki fiyat düşer. Rekabetçi depolama, böylece, iki fiyat arasındaki farkı depolama maliyetine doğru çeker: altı ay sonraki fiyat, stok olduğu sürece, yaklaşık 112'yi aşmamalıdır.

Ama bir yörede altı ay sonraki fiyat düzenli olarak 140 oluyorsa, depolama maliyetinin üzerinde 28'lik bir mevsimsel fiyat farkı vardır. Bu fark, birilerinin bu fırsatı değerlendiremediğini gösterir: depolama tesisi olmayabilir, ürünü saklayacak olanlar kredi bulamayabilir ya da yörenin piyasası başka piyasalardan kopuk olabilir. Burke, Bergquist ve Miguel'in Kenya'da gözlediği tam da böyle bir farktı.

Depolamanın bir sınırı da vardır: buğday ancak varsa saklanabilir. Art arda iki kötü hasatta stoklar tükenir ve fiyat, depolamanın sınırlayabileceği düzeyin çok üstüne sıçrayabilir. Bu yüzden tarım fiyatları çoğu zaman uzun süre sakin seyreder ve zaman zaman ani sıçramalar yapar.

Çözümlü örnek — Satmak mı, saklamak mı?

Bir çiftçinin hasatta 10 çuval mısırı var. Hasatta fiyat çuval başına 100, altı ay sonra 150'dir. Çiftçinin hasatta çocuklarının okul masrafları için 500 nakde ihtiyacı var.

Kredi yoksa, çiftçi 5 çuvalı hasatta 500'e satar ve masrafları öder. Kalan 5 çuvalı saklar ve altı ay sonra 750'ye satar. Masraflardan sonra elinde 750 kalır.

Altı ay vadeli ve yüzde 10 maliyetli bir kredi varsa, çiftçi 500 borç alıp masrafları öder ve 10 çuvalın hepsini saklar. Saklama sırasında yüzde 5 fire olduğunu varsayalım; altı ay sonra 9,5 çuvalı 150'den 1.425'e satar ve borcunu 550 olarak öder. Elinde 875 kalır. Kredi, çiftçinin elinde kalan tutarı 750'den 875'e, yani 125 artırır.

Bu hesap, zorunlu hasat satışının maliyetini ve kredinin neden yüksek getiri sağlayabildiğini gösterir. Kredinin maliyeti 50'dir; sağladığı ek kazanç 125'tir.

Çözümlü örnek — Herkes saklarsa ne olur?

Önceki örnekteki gibi kredi bütün köydeki çiftçilere verilirse, çiftçilerin çoğu hasatta satmaz ve ürünlerini saklar. Hasatta köy piyasasına gelen mısır azalır ve fiyat 100'den 110'a çıkar; altı ay sonra ise herkes aynı anda sattığı için fiyat 150'den 140'a düşer.

Kredi alan çiftçinin çuval başına kazancı, 150 − 100 = 50'den 140 − 110 = 30'a iner. Kredinin bireysel getirisi düşer. Ama hasatta ürününü satmak zorunda kalan, örneğin krediye erişemeyen komşular, çuval başına 10 daha fazla alır ve altı ay sonra mısır satın alan haneler 10 daha az öder.

Bu, Burke ve arkadaşlarının vurguladığı genel denge etkisidir. Kredi programının değerini yalnızca kredi alanların kazancıyla ölçen bir değerlendirme, toplam faydayı eksik tahmin eder; çünkü faydanın bir kısmı fiyatlar yoluyla başkalarına geçer.

Çözümlü örnek — Bir talep kaymasının fiyat etkisi

Bir tahıla talebin kısa dönem fiyat esnekliği −0,2, arzının kısa dönem fiyat esnekliği 0,1 olsun. Yeni bir kullanım alanı, örneğin bu tahılın bir kısmının yakıt üretiminde kullanılması, her fiyatta talebi yüzde 5 artırıyor.

Yeni dengede talep ve arzın aynı miktarda buluşması için fiyatın değişimi yaklaşık olarak, talep kaymasının iki esnekliğin mutlak değerlerinin toplamına bölümüdür: 5 / (0,2 + 0,1) ≈ yüzde 16,7. Talepteki yüzde 5'lik bir kayma, fiyatı üç katından fazla bir oranda yükseltir.

Esneklikler iki katına çıksaydı, fiyat artışı 5 / 0,6 ≈ yüzde 8,3 olurdu. Bu hesap, Roberts ile Schlenker'in esneklikleri doğru ölçmeye neden bu kadar önem verdiğini gösterir: bir politikanın fiyat etkisi, esnekliklerin büyüklüğüne çok duyarlıdır ve esneklik tahminlerindeki belirsizlik, fiyat etkisinin güven aralığını genişletir.

Çözümlü örnek — Vadeli satış ve ortak şokun tuzağı

Bir çiftçi, ekim zamanında 100 ton buğday hasat etmeyi bekliyor. Hasattaki fiyatın belirsizliğinden korunmak için, ürününün tamamını hasat zamanı teslimli bir vadeli işlem sözleşmesiyle ton başına 1'den satıyor. Bu sözleşmeyle çiftçi, hasatta fiyat ne olursa olsun 100 ton için 100 almayı güvenceye alır.

Olağan bir yılda hasat 100 tondur ve fiyat 0,8'e düşerse, çiftçi sözleşme sayesinde yine 100 alır; vadeli satış onu fiyat düşüşünden korumuştur. Ama bütün bölgeyi vuran bir kuraklıkta çiftçinin hasadı 60 tona düşer ve fiyat 1,6'ya çıkar. Çiftçi 100 ton teslim etmek zorundadır; eksik 40 tonu piyasadan 1,6'dan, yani 64'e satın almalıdır. Sözleşmeden 100 alır, ama eksik tonlar için 64 öder; net geliri 36'dır.

Vadeli satış yapmasaydı, 60 tonu 1,6'dan satar ve 96 alırdı. Fiyat riskinden korunmak için yaptığı satış, kötü bir hasat yılında onu doğal korunmadan yoksun bırakmış ve gelirini düşürmüştür. Bu, ortak verim şokunun bir sonucudur: verim ile fiyat ters yönde hareket ettiğinde, ürünün tamamını önceden satmak aşırı korunma olur. Çiftçiler bu yüzden genellikle beklenen ürünlerinin yalnızca bir kısmını önceden satar; örneğin 60 tonu önceden satsaydı, kuraklık yılında sözleşmeden 60 alır ve teslim için bütün hasadını kullanırdı; olağan bir yılda ise satmadığı 40 tonu piyasa fiyatından satardı.

Çözümlü örnek — Gıda fiyatı kimi vurur?

Gıda fiyatları yüzde 20 artıyor. Bütçesinin yüzde 50'sini gıdaya harcayan yoksul bir hane, aynı sepeti alabilmek için yaklaşık 0,5 × 0,20 = yüzde 10 daha fazla harcamak zorundadır. Bütçesinin yüzde 15'ini gıdaya harcayan varlıklı bir hane için bu oran 0,15 × 0,20 = yüzde 3'tür.

Aynı fiyat artışı, yoksul hanenin reel gelirini varlıklı haneninkinin üç katından fazla azaltır. Ama gıdayı satan bir çiftçi hane için hesap farklıdır: hanenin sattığı gıdanın değeri harcadığından fazlaysa, fiyat artışı reel gelirini artırır. Gıda fiyatlarındaki bir artışın kime zarar verdiği, bu yüzden, hanelerin gıdanın net alıcısı mı yoksa net satıcısı mı olduğuna bağlıdır. Kırsal alanlarda bile pek çok küçük çiftçi, yılın bir kısmında gıdanın net alıcısıdır.

Modelin sınırları

Bu dersteki hesaplar, tarım piyasalarının temel özelliklerini göstermek için basitleştirilmiştir. Gerçek piyasalarda talep esnekliği ürüne, ülkeye ve zaman ufkuna göre değişir; uzun dönemde tüketiciler ve üreticiler kısa dönemde olduğundan daha fazla uyum sağlayabilir. Ülkeler arasındaki ticaret, bir ülkedeki hasat şokunun yurt içi fiyata etkisini büyük ölçüde yumuşatabilir: dışa açık bir piyasada fiyat dünya fiyatına bağlıdır ve yerel bir hasat şoku fiyatı daha az etkiler.

Örümcek ağı ve depolama örnekleri de basit beklenti varsayımlarına dayanır. Gerçek çiftçiler ve tüccarlar, geçmiş fiyatın yanında vadeli fiyatları, hava tahminlerini ve politika beklentilerini de hesaba katar. Ayrıca bu ders, tarım fiyatlarındaki dalgalanmanın tamamen kötü olduğunu söylemez: fiyatlar, kıtlığı ve bolluğu üreticilere ve tüketicilere ileten sinyallerdir; dalgalanmayı tamamen bastırmaya çalışan politikalar, bu sinyalleri de bozabilir.

Uygulama

Özet kartı

  1. Gıda talebi fiyata düşük duyarlılık gösterdiği için, bol bir hasat fiyatı miktarın artışından daha büyük oranda düşürür ve çiftçilerin toplam gelirini azaltabilir; buna bolluk paradoksu denir. Davenant'ın 1699'da yayımladığı ve King'e atfettiği tabloya göre hasat onda bir eksik olduğunda fiyat onda üç, onda iki eksik olduğunda onda sekiz yükseliyordu.
  2. Hava koşullarından kaynaklanan verim şokları çoğu zaman ortaktır ve fiyata yansır. Bu, satacak ürünü kalan çiftçiye doğal bir korunma sağlar; ama bireysel şoklara karşı koruma sağlamaz ve gıdayı satın alan haneler ile verimi bölgeden çok daha fazla düşen çiftçiler için kayıptır. Ortak şok, ürünün tamamını önceden satan çiftçiyi de kötü yılda zor duruma sokar.
  3. Ekim ile hasat arasındaki gecikme, örümcek ağı modelindeki gibi fiyat salınımlarına yol açabilir. Rekabetçi depolama ise bol yılların ürününü kıt yıllara aktarır ve hasat ile sonraki aylar arasındaki fiyat farkını depolama maliyetine doğru çeker; ama stoklar tükendiğinde fiyat sıçramalarını önleyemez.
  4. Burke, Bergquist ve Miguel, Kenya'da küçük çiftçilerin kredi kısıtı nedeniyle ucuza satıp pahalıya aldığını, zamanında verilen kredinin onlara tahılı saklama imkânı vererek yüzde 29 getiri sağladığını ve kredinin yerel mevsimsel fiyat farkını daralttığını gösterdi; faydanın bir kısmı fiyatlar yoluyla kredi almayanlara da geçti.
  5. Roberts ve Schlenker, geçmiş verim şoklarını kullanarak tarımsal arz ve talep esnekliklerini ölçtü ve ABD'nin 2009 yenilenebilir yakıt standardının dört temel ürünün fiyatlarını yaklaşık yüzde 20 artırdığını tahmin etti; esneklikler düşük olduğunda küçük bir talep kayması fiyatları belirgin biçimde yükseltir.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Bolluk paradoksuParadox of plentyBol hasadın fiyatı miktardan daha çok düşürüp çiftçilerin toplam gelirini azaltması
Ortak verim şokuCovariate yield shockBir bölgedeki çiftçilerin çoğunun verimini aynı anda etkileyen şok
Doğal korunmaNatural hedgeVerim düştüğünde fiyatın yükselmesi nedeniyle gelirin verimden daha az dalgalanması
Rekabetçi depolamaCompetitive storageFiyat farkı depolama maliyetini aştığında ürünün saklanması ve böylece fiyatların zaman içinde bağlanması
Mevsimsel fiyat farkıSeasonal price gapHasattaki düşük fiyat ile sonraki kıtlık dönemindeki yüksek fiyat arasındaki fark
Zorunlu hasat satışıDistress sale at harvestNakit ihtiyacı nedeniyle ürünün en düşük fiyatlı hasat döneminde satılması

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) Ortak verim şoku ile doğal korunma arasındaki ilişkiyi açıkla. Bireysel bir şokta doğal korunma neden işlemez?
  2. (Çıktı 2) Tarım fiyatları neden sanayi mallarının fiyatlarından daha dalgalıdır? Talep, arz ve zaman boyutundaki nedenleri ayrı ayrı açıkla.
  3. (Çıktı 3) Bir ürüne talebin fiyat esnekliği sabit ve −0,5'tir. Hasat yüzde 20 artarsa fiyat ve çiftçilerin toplam geliri yaklaşık yüzde kaç değişir?
  4. (Çıktı 3) Hasatta fiyat 200, aylık depolama maliyeti 3'tür. Dört ay sonra fiyat 230 ise, depolama maliyetinin üzerindeki mevsimsel fiyat farkı nedir? Bir çiftçi 10 birimi saklamak için yüzde 8 maliyetli bir krediyle 1.000 borç alırsa ve fire yoksa, saklamanın kazancı nedir?
  5. (Çıktı 4) Burke, Bergquist ve Miguel'in bulgusuna göre bir kredi programının değerlendirmesinde neden yalnızca kredi alanların kazancına bakmak yanıltıcıdır?
  6. (Çıktı 4) Bir yorumcu, «Biyoyakıt üretimi, dünya tahıl üretiminin küçük bir kısmını kullanıyor; gıda fiyatlarına etkisi önemsizdir» diyor. Roberts ve Schlenker'in bulgusunu ve bu dersteki talep kayması hesabını kullanarak bu görüşü değerlendir.

Cevaplar

  1. Ortak verim şoku, bir bölgedeki çiftçilerin çoğunun verimini aynı anda düşürür; toplam arz azaldığı için piyasa fiyatı yükselir. Doğal korunma, bu fiyat artışının, verimi düşen çiftçinin gelir kaybını kısmen ya da tamamen karşılamasıdır. Bireysel bir şokta yalnızca o çiftçinin verimi düşer; toplam arz neredeyse değişmediği için fiyat da değişmez ve çiftçinin gelir kaybını telafi edecek bir fiyat artışı olmaz.
  2. Talep tarafında, gıda temel bir ihtiyaçtır ve talebin fiyat esnekliği düşüktür; bu yüzden arzdaki küçük değişiklikler fiyatı büyük ölçüde değiştirir. Arz tarafında, üretim hava koşullarına bağlıdır ve bu koşullar çiftçilerin denetiminde değildir; şoklar çoğu zaman ortaktır. Zaman boyutunda, çiftçi ne kadar ekeceğine ürünü görmeden çok önce karar verir ve arz fiyat değişikliklerine ancak gecikmeyle tepki verebilir; depolama sınırlıdır ve stoklar tükendiğinde fiyat sıçramaları önlenemez.
  3. Sabit esneklikle fiyat, miktarın −1 / 0,5 = −2'nci kuvvetiyle değişir: 1,2⁻² ≈ 0,694. Fiyat yaklaşık yüzde 31 düşer. Toplam gelir 1,2 × 0,694 ≈ 0,833'e, yani yaklaşık yüzde 17 düşer.
  4. Dört aylık depolama maliyeti birim başına 4 × 3 = 12'dir. Fiyat farkı 230 − 200 = 30'dur; depolama maliyetinin üzerindeki fark 30 − 12 = 18'dir. Çiftçi 10 birimi saklarsa, dört ay sonra 10 × 230 = 2.300 alır; hasatta satsaydı 2.000 alırdı. Depolama maliyeti 10 × 12 = 120, kredi maliyeti 1.000 × 0,08 = 80'dir. Saklamanın net kazancı 2.300 − 2.000 − 120 − 80 = 100'dür.
  5. Kredi alan çiftçiler ürünlerini sakladıkça, hasatta piyasaya gelen ürün azalır ve hasat fiyatı yükselir; sonraki aylarda ise saklanan ürün piyasaya geldiği için fiyat düşer. Bu, kredi alanların çuval başına kazancını azaltır; çok sayıda çiftçi kredi aldığında bireysel getiri, az sayıda çiftçinin kredi aldığı durumdakinden düşük olur. Ama aynı fiyat değişiklikleri, hasatta satmak zorunda kalan ve kredi almayan çiftçilere daha yüksek fiyat, sonraki aylarda gıda satın alan hanelere daha düşük fiyat olarak yansır. Yalnızca kredi alanların kazancına bakmak, bu genel denge etkilerini göz ardı eder ve programın toplumsal faydasını olduğundan düşük gösterebilir.
  6. Görüş, talep kaymasının büyüklüğüne bakıyor ama esnekliklere bakmıyor. Tarım ürünlerinin talep ve arz esneklikleri kısa dönemde düşük olduğunda, küçük bir talep kayması fiyatları orantısız biçimde yükseltir; dersteki örnekte yüzde 5'lik bir talep kayması, esneklikler −0,2 ve 0,1 iken fiyatı yaklaşık yüzde 17 artırıyordu. Roberts ve Schlenker, ABD'nin 2009 yenilenebilir yakıt standardının dört temel ürünün fiyatlarını yaklaşık yüzde 20 artırdığını tahmin etti; güven aralığı yüzde 14 ile yüzde 35 arasındaydı. Etkinin büyüklüğü tartışılabilir, ama önemsiz olduğu söylenemez.

İleri okuma

  • Marshall Burke, Lauren Falcao Bergquist, Edward Miguel (2019). «Sell Low and Buy High: Arbitrage and Local Price Effects in Kenyan Markets». Quarterly Journal of Economics 134(2). Kredi kısıtı, depolama ve yerel fiyatlar.
  • Michael J. Roberts, Wolfram Schlenker (2013). «Identifying Supply and Demand Elasticities of Agricultural Commodities: Implications for the US Ethanol Mandate». American Economic Review 103(6). Hava şoklarıyla esnekliklerin ölçülmesi.
  • Angus Deaton, Guy Laroque (1992). «On the Behaviour of Commodity Prices». Review of Economic Studies 59(1). Rekabetçi depolama modeli ve emtia fiyatlarının dalgalanması.
  • Brian D. Wright (2011). «The Economics of Grain Price Volatility». Applied Economic Perspectives and Policy 33(1). Tahıl fiyatlarındaki sıçramalar ve stokların rolü.

Sonraki derse köprü

Bu derste tarım fiyatlarındaki sert iniş çıkışların kaynağını ve faturanın kime kesildiğini gördük: bol hasatta düşen çiftçi gelirleri, kıt yıllarda yükselen gıda fiyatları, nakit sıkıntısı çeken küçük üreticilerin hasatta ucuza satması. Hükümetler bu sorunlara yüzyıllardır müdahale eder. Sıradaki ders tarımsal destek politikalarını ele alıyor: fiyat destekleri ve alım garantilerinin, girdi sübvansiyonlarının ve doğrudan gelir desteklerinin nasıl işlediğini, desteklerin gerçekte hangi çiftçilere ulaştığını ve piyasa fiyatlarını, üretim kararlarını ve ticareti nasıl etkilediğini göreceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: bol bir hasattan sonra tarlada yığılmış buğday çuvalları; ardından bir borsada düşen fiyat tabelası ve endişeli çiftçiler.
  • Hikâye: on yedinci yüzyıl İngiltere'sinde bir yazı masası; Davenant'ın tablosu; hasat eksikliği arttıkça yükselen fiyat sütunları.
  • Kavram: aynı köyde iki tarla; birine dolu düşüyor, öbürüne bütün bölgeyi kaplayan bir kuraklık; fiyat tabelasının yalnızca ikincisinde değişmesi.
  • Model: dengenin etrafında salınarak daralan bir örümcek ağı; bir depo ve hasat ile kıtlık ayları arasında çizilen bir köprü.
  • Kanıt: Kenya'da bir köy pazarı; çuvallarını depoya taşıyan çiftçiler; bir tarım alanında yakıt fabrikasına giden mısır kamyonları.
  • Kapanış: bir devlet alım merkezinin önünde sıraya girmiş traktörler.

Kısa kesit

Kısa videonun ilk karesinde bir çiftçinin defteri var: hasat yüzde 10 fazla, gelir yüzde 25 az. Ekranda bir talep eğrisi beliriyor; dik bir eğri. Arz sağa kaydıkça fiyat noktası hızla aşağı kayıyor ve fiyat ile miktarın çarpımı olan dikdörtgen küçülüyor. Seslendirme, bolluğun neden bir sorun olabildiğini anlatıyor ve izleyiciye, bir çiftçi olsaydı bol bir yılda ürününün ne kadarını saklayacağını soruyor.