Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Schumpeter 1942'de yaratıcı yıkımı, ekonominin yapısını içeriden durmaksızın devrimcileştiren, eskisini yıkıp yenisini yaratan süreç olarak tanımladı ve onu kapitalizmin temel olgusu saydı; önemli rekabetin, fiyat rekabetinden değil, var olan firmaların temellerini vuran yeni mallardan, teknolojilerden ve örgütlenme biçimlerinden geldiğini savundu.
- Bir sektörün verimlilik artışı; firma içi iyileşme, firmalar arası yeniden dağılım, giriş ve çıkış bileşenlerine ayrılabilir. Foster, Haltiwanger ve Krizan, 1990'larda ABD perakende sektöründeki emek verimliliği artışının neredeyse tamamının, verimli yeni işyerlerinin çok daha az verimli kapanan işyerlerinin yerini almasından geldiğini buldu.
- Piyasa seçilimi verimsiz firmaları ayıklayarak ortalama verimliliği artırır; sübvansiyonlar, zombi firmalar ve kaynak yanlış dağılımı bu seçilimi bozar ve aynı kaynaklarla elde edilebilecek üretimi düşürür.
- Davis ve von Wachter, toplu işten çıkarmalarla işini kaybeden ABD'li erkeklerin, işsizliğin düşük olduğu dönemlerde işten çıkarılma öncesi kazançlarının 1,4 yılına, yüksek olduğu dönemlerde 2,8 yılına denk gelen bir bugünkü değer kaybına uğradığını buldu; kayıp, yeni iş bulunduktan sonra da süren düşük kazançlarla birikir.
- Yaratıcı yıkımın kazançları dağınık, kayıpları yoğundur; bu asimetri siyasi direnç doğurur. Kapanacak firmaları kurtarmak verimliliği feda eder, kapanmalarına izin vermek ise işçilerin kayıplarını telafi edecek politikalar gerektirir; ücret sigortası ve yeniden eğitim gibi araçlar bu kayıpları ancak kısmen karşılar.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Verimlilik ayrıştırmasını, piyasa seçilimini, firmalar arası yeniden dağılımı, kaynak yanlış dağılımını, yerinden edilmiş işçiyi ve iz bırakma etkisini tanımlar.
- Anlama — Bir sektörün verimlilik artışının yalnızca var olan firmaların iyileşmesinden değil, verimli firmaların büyüyüp verimsizlerin küçülmesinden ve kapanmasından da geldiğini; bu sürecin işini kaybeden işçiler için neden kalıcı bir bedel doğurabildiğini açıklar.
- Uygulama — Bir sektörün verimlilik artışını firma içi iyileşme, yeniden dağılım, giriş ve çıkış bileşenlerine ayırır; işini kaybeden bir işçinin kazanç kaybının bugünkü değerini hesaplar.
- Değerlendirme — Foster, Haltiwanger ve Krizan'ın perakende sektörü bulgusunu ve Davis ile von Wachter'in iş kaybının bedeline dair bulgusunu karşılaştırarak yaratıcı yıkımı yavaşlatan ya da kolaylaştıran politikaları değerlendirir.
Sezgi
Açılış
Bir ilçenin çarşısında otuz yıldır açık olan bir nalbur dükkânı düşünelim. Dükkânın sahibi müşterilerinin çoğunu adıyla tanıyor, her ürünü raflarda kendi elleriyle yerleştiriyor. Bir gün ilçenin girişine büyük bir yapı market zinciri açılıyor. Zincirin mağazası daha geniş, ürün çeşidi daha fazla, fiyatları daha düşük; stoklarını bir bilgisayar sistemiyle izliyor ve tedarikçilerinden çok büyük miktarlarda alım yapıyor. Birkaç yıl içinde nalbur dükkânı kapanıyor.
Bu hikâye iki farklı biçimde anlatılabilir. Birinci anlatıda, ilçenin tüketicileri daha ucuza ve daha çok çeşitle alışveriş yapmaya başlamıştır; perakende sektörü daha az emekle daha çok satış yapar hâle gelmiştir; ekonomi daha verimlidir. İkinci anlatıda, otuz yıllık bir işletme kapanmış, sahibi ve iki çalışanı işini kaybetmiştir; çarşı sessizleşmiştir. İki anlatı da doğrudur.
Önceki dersin sonunda, bir teknolojinin yayılmasının öbür yüzünün, onu benimseyemeyenlerin geride kalması olduğunu söylemiştik. Bu ders o öbür yüze odaklanıyor: yeni firmaların eski firmaların yerini alması, ekonominin verimlilik artışına ne kadar katkıda bulunur, bu sürecin bedelini kim öder ve devletler bu süreci yavaşlatmalı mı, hızlandırmalı mı, yoksa yalnızca kaybedenlerin yükünü hafifletmeye mi çalışmalı?
Hikâye — Sürekli esen fırtına
1942'de Avusturya asıllı iktisatçı Joseph Schumpeter, Harvard'daki yıllarında yazdığı «Kapitalizm, Sosyalizm ve Demokrasi» adlı kitabını yayımladı. Kitabın yedinci bölümü yalnızca birkaç sayfaydı, ama iktisatta en çok alıntılanan metinlerden biri oldu. Bölümün başlığı «Yaratıcı Yıkım Süreci» idi.
Schumpeter, kapitalizmin tarihini bir dizi devrim olarak anlattı. Tarımın, demir ve çelik sanayisinin, enerji üretiminin ve ulaşımın tarihi, onun deyişiyle, posta arabasından uçağa uzanan devrimlerin tarihiydi. Yeni pazarların açılması ve zanaat atölyesinden dev şirketlere uzanan örgütsel gelişme, aynı sanayi dönüşümünün parçalarıydı. Schumpeter bu dönüşümü, ekonominin yapısını içeriden durmaksızın devrimcileştiren, eskisini durmaksızın yıkan ve yenisini durmaksızın yaratan bir süreç olarak tanımladı ve ekledi: «This process of Creative Destruction is the essential fact about capitalism», yani bu yaratıcı yıkım süreci kapitalizmin temel olgusudur.
Schumpeter'in asıl hedefi, dönemin ders kitaplarındaki rekabet anlayışıydı. Ders kitapları, aynı malı aynı yöntemle üreten firmaların fiyat üzerinden rekabet ettiği bir dünyayı inceliyordu. Schumpeter'e göre gerçek dünyada önemli olan bu tür rekabet değil, yeni maldan, yeni teknolojiden, yeni tedarik kaynağından ve yeni örgütlenme biçiminden gelen rekabetti. Bu rekabet, belirleyici bir maliyet ya da kalite üstünlüğü sağlıyor ve var olan firmaların kâr ve üretim marjlarını değil, temellerini ve varlıklarını vuruyordu. Schumpeter, bu tür rekabetin öbüründen ne kadar etkili olduğunu bir benzetmeyle anlattı: bombardımanın bir kapıyı zorlamaktan daha etkili olması gibi.
Schumpeter'in bakışında, var olan her şirket bu «sürekli esen yaratıcı yıkım fırtınası» içinde yaşıyordu ve onun davranışı ancak bu fırtına içinde anlaşılabilirdi. Bir şirketin bugün yüksek kâr elde etmesi, onun kalıcı bir tekel gücüne sahip olduğunu göstermezdi; yarın yeni bir teknoloji onu ortadan kaldırabilirdi.
Schumpeter'in metni, yaratıcı yıkımın yaratıcı yüzünü vurgular. Bu dersin kanıt bölümü, iki yüzü de ölçmeye çalışan çalışmaları ele alıyor: yeni firmaların eskilerinin yerini almasının verimliliğe katkısını ölçen bir çalışma ve bu süreçte işini kaybeden işçilerin uğradığı kaybı ölçen bir başkası.
Kavram
Bir sektörün verimlilik artışını kaynaklarına bölmenin yöntemi şudur.
Rekabetin verimli firmaları ayıklama işlevi şudur.
Seçilimin işleyiş biçimlerinden biri şudur.
Seçilimin bozulduğu durumu tanımlayan kavram şudur.
Yaratıcı yıkımın bedelini taşıyan kişi şudur.
Bu bedelin kalıcılığını anlatan kavram şudur.
Veri ve kanıt
Bu bulgu, açılıştaki nalbur hikâyesinin istatistiksel karşılığıdır. Perakende sektörünün verimlilik artışı, var olan dükkânların daha verimli hâle gelmesinden değil, neredeyse tamamen tek şubeli küçük dükkânların kapanıp yerlerine büyük zincirlerin yeni ve verimli mağazalarının açılmasından gelmişti. Bu, yaratıcı yıkımın verimlilik katkısının ne kadar büyük olabileceğini gösterir: bu sektörde, yıkım olmadan neredeyse hiç verimlilik artışı olmayacaktı. Ama aynı bulgu, bu verimlilik artışının bedelini kapanan küçük işletmelerin sahiplerinin ve çalışanlarının ödediğini de gösterir.
Bu bulgu, yaratıcı yıkımın öbür yüzünü ölçer. Bir işçi için işini kaybetmek, birkaç aylık işsizliğin ötesinde, yirmi yıla yayılan bir kazanç kaybı demektir. Kaybın büyüklüğü, işin kaybedildiği zamana bağlıdır: durgunlukta işini kaybedenler, iyi zamanlarda kaybedenlerin iki katı kayba uğrar. Bu, yaratıcı yıkımın bedelinin, ekonominin bütünü için küçük, ama yükü taşıyan bireyler için çok büyük olabileceğini gösterir. Toplumun verimlilik kazancı ile bireylerin kaybı arasındaki bu asimetri, yaratıcı yıkıma yönelik siyasi direncin ana kaynağıdır.
Yaygın yanlış«Bir sektörün verimliliği, o sektördeki firmaların kendi yöntemlerini iyileştirmesiyle artar; firmaların kapanması yalnızca bir kayıptır.»
Foster, Haltiwanger ve Krizan, 1990'larda ABD perakende sektöründeki emek verimliliği artışının neredeyse tamamının, daha verimli yeni işyerlerinin çok daha az verimli kapanan işyerlerinin yerini almasıyla açıklandığını buldu. Bazı sektörlerde verimlilik artışının asıl kaynağı, firmaların kendi iyileşmesi değil, verimsiz firmaların yerini verimli firmaların almasıdır.
Yaygın yanlış«İşini kaybeden bir işçi birkaç ay içinde yeni bir iş bulur; yaratıcı yıkımın bireyler için bedeli geçicidir.»
Davis ve von Wachter, toplu işten çıkarmalarla işini kaybeden ABD'li erkeklerin, sonraki yirmi yılda, işsizliğin düşük olduğu dönemlerde işten çıkarılma öncesi kazançlarının 1,4 yılına, yüksek olduğu dönemlerde 2,8 yılına denk gelen bir kayba uğradığını buldu. Kayıp, yeni iş bulunduktan sonra da süren düşük kazançlarla birikir.
Neden önemli?
Yaratıcı yıkım, verimlilik artışının ve yaşam standardındaki yükselişin önemli bir kaynağıdır; ama aynı zamanda siyasi olarak en zor süreçlerden biridir. Kazançlar dağınık ve görünmezdir: milyonlarca tüketici biraz daha ucuza alışveriş yapar. Kayıplar ise yoğun ve görünürdür: belirli bir kasabada belirli bir fabrika kapanır, belirli işçiler işini kaybeder. Bu asimetri, devletleri yaratıcı yıkımı yavaşlatmaya, kapanmak üzere olan firmaları kurtarmaya ve yeni rakiplerin girişini engellemeye iter.
Türkiye'de de bu gerilimin birçok örneği vardır. Zincir marketlerin yaygınlaşması, mahalle bakkallarını ve küçük esnafı zorlamış; bu durum, büyük mağazaların açılış saatlerine, yer seçimine ve indirim kampanyalarına yönelik düzenleme tartışmalarına yol açmıştır. Tekstil gibi sektörlerde uluslararası rekabetin yoğunlaşması, bazı bölgelerde fabrikaların kapanmasına ve üretimin başka ülkelere ya da başka illere kaymasına neden olmuştur. Her durumda soru aynıdır: verimlilik kazancını korurken kaybedenlerin yükünü nasıl hafifletmek gerekir?
Önceki derslerde gördüğümüz zombi firmalar, bu sorunun bir cevabının bedelini gösterir: kapanması gereken firmaları yapay olarak ayakta tutmak, hem verimlilik artışını yavaşlatır hem de sağlıklı firmaların büyümesini engeller. Öte yandan iş kaybının yüksek bedeli, bu süreci tamamen piyasaya bırakmanın da sosyal ve siyasi maliyetleri olduğunu gösterir.
Model
Yaratıcı yıkımın iki tarafının da hesabını yapacağız: sektörün kazandığı verimlilik ve işçinin kaybettiği gelir. Önce verimlilik artışını kaynaklarına ayırıyor, sonra kaynakların yanlış yerde tutulmasının bedelini ölçüyor, en son da iş kaybının yirmi yıla yayılan maliyetini ve onu hafifletmeye yönelik politikaları tartıyoruz. Davis ile von Wachter'e ait olanlar dışındaki rakamlar kurgudur.
Çözümlü örnek — Verimlilik artışını dörde bölmek
Bir perakende sektöründe başlangıçta iki işletme var. A işletmesinin çalışan başına satışı 10, B'ninki 6 birimdir ve her biri sektör istihdamının yarısını oluşturur. Sektörün ortalama verimliliği 0,5 × 10 + 0,5 × 6 = 8'dir.
Bir yıl sonra B kapanmıştır. A, yöntemlerini iyileştirerek verimliliğini 11'e çıkarmış ve istihdamdaki payını yüzde 70'e yükseltmiştir. Yeni bir zincir mağaza, C, çalışan başına 14 birim satışla açılmış ve istihdamın yüzde 30'unu almıştır. Sektörün yeni ortalaması 0,7 × 11 + 0,3 × 14 = 7,7 + 4,2 = 11,9'dur. Toplam artış 11,9 − 8 = 3,9 birimdir.
Bu artışı kaynaklarına ayıralım. Birincisi, firma içi iyileşme: A'nın verimliliğindeki 1 birimlik artış, başlangıçtaki payı olan 0,5 ile çarpılır; katkı 0,5'tir. İkincisi, yeniden dağılım: A'nın payı 0,2 artmıştır ve A başlangıçta ortalamanın 2 birim üstündeydi; katkı 0,2 × 2 = 0,4'tür. Bu iki etkinin birlikte çalışmasından, yani verimliliği artan firmanın payının da artmasından gelen çapraz katkı 0,2 × 1 = 0,2'dir. Üçüncüsü, giriş: C, ortalamanın 6 birim üstünde verimlilikle istihdamın yüzde 30'unu almıştır; katkı 0,3 × 6 = 1,8'dir. Dördüncüsü, çıkış: B, ortalamanın 2 birim altında verimlilikle istihdamın yarısını oluşturuyordu ve kapanması ortalamayı 0,5 × 2 = 1,0 yükseltmiştir.
Toplam 0,5 + 0,4 + 0,2 + 1,8 + 1,0 = 3,9'dur. Artışın yalnızca 0,5'i, yani yaklaşık yüzde 13'ü firmaların kendi iyileşmesinden gelmiştir; geri kalanı yeniden dağılım, giriş ve çıkıştan, yani yaratıcı yıkımdan gelmiştir. Foster, Haltiwanger ve Krizan'ın ABD perakende sektörü için bulduğu tablo, bu örnekten bile daha çarpıcıydı: artışın neredeyse tamamı giriş ve çıkıştan geliyordu.
Çözümlü örnek — Bombardıman ile kapı zorlamak
Schumpeter'in iki rekabet türü arasındaki farkı sayılarla görelim. Bir kasabada birkaç mahalle nalburu var; her birinin birim maliyeti 100 lira, satış fiyatı 110 liradır. Nalburlar birbirleriyle fiyat üzerinden rekabet eder: biri fiyatını 105 liraya indirirse, öbürleri de indirir ve her satıştan kalan pay yarıya iner. Nalburlar zorlanır, ama ayakta kalır. Bu, Schumpeter'in kapı zorlamaya benzettiği rekabettir.
Şimdi kasabaya, toplu alım, bilgisayarlı stok yönetimi ve büyük mağaza düzeni sayesinde birim maliyeti 70 lira olan bir zincir mağaza giriyor ve 85 liradan satıyor. Nalburların maliyeti 100 lira olduğu için, 85 liralık fiyata inemezler; inerlerse her satışta 15 lira zarar ederler. Fiyatlarını korurlarsa müşterilerini kaybederler. Zincirin 30 liralık maliyet üstünlüğü, nalburların kâr marjını değil, varlıklarını tehdit eder. Bu, Schumpeter'in bombardımana benzettiği rekabettir.
Bu iki rekabet türü arasındaki fark, politika açısından da önemlidir. Fiyat rekabeti, firmaların davranışını değiştirir ama sektörün yapısını korur. Yeni bir teknoloji ya da iş modelinden gelen rekabet ise sektörün yapısını değiştirir: eski firmalar kapanır, yeni firmalar büyür ve işçiler bir işten öbürüne geçmek zorunda kalır. Bu geçişin bedeli de büyük ölçüde ikinci tür rekabetten doğar.
Çözümlü örnek — Seçilim ortalamayı nasıl yükseltir?
Bir sektörde yüz firma var ve verimlilikleri 1 ile 100 arasında eşit aralıklarla dağılmış; ortalama verimlilik yaklaşık 50,5'tir. Her yıl rekabet, verimliliği en düşük 10 firmayı piyasadan çıkarıyor ve yerine, verimlilikleri 40 ile 100 arasında eşit dağılmış 10 yeni firma giriyor.
Birinci yılın sonunda, verimliliği 1 ile 10 arasındaki firmalar çıkmış, ortalaması 70 olan 10 yeni firma girmiştir. Kalan 90 firmanın ortalaması 55,5'tir. Yeni ortalama (90 × 55,5 + 10 × 70) ÷ 100 = 56,95'tir. Hiçbir firmanın verimliliği değişmeden, sektörün ortalaması bir yılda yaklaşık 6,5 puan artmıştır.
Seçilimin gücü, verimsiz firmaların ne kadar hızlı çıktığına bağlıdır. Bir sübvansiyon ya da kredi yapılandırması, en verimsiz 10 firmanın kapanmasını engellerse, ortalama yalnızca yeni girişlerle artar ve artış çok daha yavaş olur. Önceki derslerde gördüğümüz zombi firmalar, tam olarak bu tür bir seçilim bozulmasıdır: kapanması gereken firmaların ayakta tutulması, sektörün verimlilik artışını yavaşlatır.
Çözümlü örnek — Emeği yanlış yerde tutmak
Bir ekonomide iki firma, X ve Y, toplam 100 işçiyi paylaşıyor. X'in üretimi 20 × √L, Y'ninki 10 × √L ile veriliyor; X, aynı sayıda işçiyle Y'nin iki katı üretir. Her iki firmada da işçi sayısı arttıkça ek işçinin katkısı azalır.
Toplam üretimin en yüksek olması için, son işçinin her iki firmadaki katkısının eşit olması gerekir. Bu koşul, Y'deki işçi sayısının X'tekinin dörtte biri olmasını gerektirir: X'te 80, Y'de 20 işçi. Toplam üretim 20 × √80 + 10 × √20 ≈ 178,9 + 44,7 = 223,6 birimdir.
Şimdi Y'nin bir sübvansiyon ya da siyasi bağlantıları sayesinde 50 işçiyi elinde tuttuğunu varsayalım. X'te de 50 işçi kalır. Toplam üretim 20 × √50 + 10 × √50 ≈ 141,4 + 70,7 = 212,1 birime düşer. Aynı 100 işçiyle üretilen miktar yaklaşık yüzde 5 azalmıştır. Hiçbir firma verimsizleşmemiş, hiçbir teknoloji kaybolmamıştır; yalnızca işçiler yanlış firmadadır. Kaynak yanlış dağılımı budur. Ülkeler arasındaki verimlilik farklarının bir kısmının, emeğin ve sermayenin firmalar arasında ne kadar iyi dağıtıldığından kaynaklandığı düşünülür.
Çözümlü örnek — Yirmi yıla yayılan kayıp
Davis ve von Wachter'in bulgusunun büyüklüğünü bir işçinin kazanç yoluyla görelim. Bir fabrika işçisi yılda 100 bin lira kazanıyor ve fabrikası kapanıyor. İşçi birinci yılın bir kısmını işsiz geçiriyor ve daha düşük ücretli bir işe başlıyor; o yılki kazancı eskisinden yüzde 40 düşük. Sonraki yıllarda kazancı toparlanıyor, ama eski düzeyine hiç ulaşmıyor: ikinci yılda yüzde 15 düşük, sonraki her yıl bu fark yüzde 7 küçülüyor.
Yirmi yıllık bu kayıpların yıllık yüzde 5 ile bugünkü değeri, işçinin eski yıllık kazancının yaklaşık 1,45 katıdır; yani yaklaşık 145 bin lira. Bu, Davis ve von Wachter'in işsizliğin düşük olduğu dönemler için bulduğu 1,4 yıllık kayba yakındır. İşçi yalnızca birkaç ay işsiz kalmıştır; ama kaybın büyük kısmı, yeni işinde yıllarca daha az kazanmasından gelir. İz bırakma etkisi budur.
Aynı işçi bir durgunlukta işini kaybetseydi, daha uzun süre işsiz kalır, daha düşük ücretli bir işe girer ve daha yavaş toparlanırdı. Birinci yılda yüzde 60, ikinci yılda yüzde 25 düşük kazanç ve yılda yalnızca yüzde 5 küçülen bir fark varsayarsak, bugünkü değer eski yıllık kazancın yaklaşık 2,6 katına çıkar. Davis ve von Wachter'in durgunluk dönemleri için bulduğu 2,8 yıl, bu büyüklüktedir.
Çözümlü örnek — Fabrikayı kurtarmak mı, işçiyi korumak mı?
Bir kasabadaki fabrika kapanmak üzere. Fabrikanın 500 işçisi var. Hükümetin önünde iki seçenek var. Birincisi, fabrikaya yılda 30 milyon lira sübvansiyon vererek onu beş yıl daha ayakta tutmak. İkincisi, fabrikanın kapanmasına izin verip işini kaybeden işçilere destek sağlamak.
Birinci seçenekte, beş yıllık maliyet 150 milyon liradır; işçi başına 300 bin lira. Fabrika verimsiz olduğu için, bu süre boyunca kaynaklar daha verimli kullanımlara geçmez; kaynak yanlış dağılımı sürer. Beş yıl sonra fabrika büyük olasılıkla yine kapanır ve işçiler, beş yıl daha yaşlanmış ve becerileri daha da eskimiş olarak iş arar.
İkinci seçenekte, işçilerin her birine, yeni işlerindeki ücret eski ücretlerinin altındaysa, aradaki farkın yarısını iki yıl boyunca ödeyen bir ücret sigortası verildiğini varsayalım. Bir önceki örnekteki işçi için bu destek, birinci yılda 20 bin, ikinci yılda 7,5 bin, toplam yaklaşık 27,5 bin lira eder. Buna yeniden eğitim ve iş arama desteği için işçi başına 30 bin lira eklensin. Toplam maliyet işçi başına yaklaşık 57,5 bin lira, 500 işçi için yaklaşık 29 milyon liradır.
İkinci seçenek çok daha ucuzdur ve kaynakların yeniden dağılımına izin verir. Ama işçilerin kaybını tamamen karşılamaz; yirmi yıla yayılan 145 bin liralık kayba karşı yalnızca 27,5 bin liralık bir ücret desteği sunar. Önceki derslerde gördüğümüz ticaret uyum yardımı programları da bu tür bir yaklaşıma dayanır; ama bu programların işçilerin kayıplarını ne ölçüde telafi ettiği tartışmalıdır. Bu örnek, politika seçiminin bir ödünleşim olduğunu gösterir: verimliliği koruyan politika, kayıpları tam olarak telafi etmez; kayıpları önleyen politika, verimliliği feda eder.
Çözümlü örnek — Durgunlukta yıkım
Yaratıcı yıkım, ekonomik döngülerle de ilişkilidir. Bazı iktisatçılar, durgunlukların verimsiz firmaları ayıklayarak bir temizlik işlevi gördüğünü savunur. Bir durgunlukta talep düşer ve en verimsiz firmalar kapanır; durgunluk bittiğinde ekonomi daha verimli bir firma yapısıyla toparlanır.
Bu görüşü bir örnekle sınayalım. Bir durgunlukta, verimliliği en düşük 20 firma kapanıyor ve sektörün ortalama verimliliği yüzde 3 artıyor. Ama aynı durgunlukta, kapanan firmalarda çalışan 2 bin işçi, işsizliğin yüksek olduğu bir dönemde iş arıyor. Davis ve von Wachter'in bulgusuna göre bu işçilerin her biri, iyi zamanlarda işini kaybeden bir işçinin yaklaşık iki katı kayba uğrar.
Ayrıca durgunlukta yalnızca verimsiz firmalar kapanmaz. Kredi bulamayan genç ve verimli firmalar da kapanabilir; önceki derslerde gördüğümüz yukarı ya da dışarı dinamiğinde hayatta kalması gereken firmalar, finansman kuruduğu için yok olabilir. Durgunluğun temizlik etkisi, bu nedenle, bazen beklenenden daha zayıftır ve bedeli iyi zamanlardaki yaratıcı yıkımdan daha yüksektir. Bu, yaratıcı yıkımı desteklemenin en iyi zamanının, ekonominin güçlü ve işsizliğin düşük olduğu dönemler olduğunu düşündürür.
Modelin sınırları
Buradaki verimlilik ayrıştırması, işyerlerinin verimliliğinin doğru ölçülebildiğini varsayar. Gerçekte emek verimliliği çoğu zaman satış ya da katma değer üzerinden ölçülür; bir işyerinin yüksek fiyatlar uygulayabilmesi, onu daha verimli gösterebilir. Büyük zincirlerin verimlilik üstünlüğünün bir kısmı, tedarikçiler karşısındaki pazarlık gücünden kaynaklanıyor olabilir.
Foster, Haltiwanger ve Krizan'ın bulgusu, ABD perakende sektörüne ve belirli bir döneme aittir. İmalat sanayisinde ya da hizmet sektörlerinin başka alanlarında, firma içi iyileşmenin payı daha yüksek olabilir. Yaratıcı yıkımın verimlilik katkısı sektörden sektöre değişir. Ayrıca kapanan firmaların bıraktığı boşluğu yeni firmaların ne hızla doldurduğu da önemlidir. Bir ilçede kapanan bir fabrikanın yerine yıllarca yeni bir işveren gelmezse, ayrıştırmanın çıkış bileşeni sektörün ortalamasını yükseltse bile, o ilçenin toplam üretimi ve istihdamı düşer. Ortalama verimlilik ile toplam üretim farklı şeyleri ölçer.
Davis ve von Wachter'in bulgusu, ABD'de toplu işten çıkarmalarla işini kaybeden ve işinde belirli bir kıdeme sahip erkeklere aittir. Kadınlar, genç işçiler ya da kıdemi kısa olanlar için kayıplar farklı olabilir. Ayrıca kayıplar, sosyal güvenlik sistemlerinin, işsizlik sigortasının ve işgücü piyasası kurumlarının farklı olduğu ülkelerde farklı büyüklükte olabilir.
Son olarak, yaratıcı yıkımın toplumsal değerlendirmesi, verimlilik kazançlarının ve kayıpların farklı kişilere düşmesi nedeniyle bir değer yargısı içerir. Kazananların kaybedenleri telafi edebilecek kadar kazanması, önceki derslerde gördüğümüz gibi, telafinin fiilen yapıldığı anlamına gelmez.
Uygulama
Özet kartı
- Schumpeter 1942'de yaratıcı yıkımı, ekonominin yapısını içeriden durmaksızın devrimcileştiren, eskisini yıkıp yenisini yaratan süreç olarak tanımladı ve onu kapitalizmin temel olgusu saydı; önemli rekabetin, fiyat rekabetinden değil, var olan firmaların temellerini vuran yeni mallardan, teknolojilerden ve örgütlenme biçimlerinden geldiğini savundu.
- Bir sektörün verimlilik artışı; firma içi iyileşme, firmalar arası yeniden dağılım, giriş ve çıkış bileşenlerine ayrılabilir. Foster, Haltiwanger ve Krizan, 1990'larda ABD perakende sektöründeki emek verimliliği artışının neredeyse tamamının, verimli yeni işyerlerinin çok daha az verimli kapanan işyerlerinin yerini almasından geldiğini buldu.
- Piyasa seçilimi verimsiz firmaları ayıklayarak ortalama verimliliği artırır; sübvansiyonlar, zombi firmalar ve kaynak yanlış dağılımı bu seçilimi bozar ve aynı kaynaklarla elde edilebilecek üretimi düşürür.
- Davis ve von Wachter, toplu işten çıkarmalarla işini kaybeden ABD'li erkeklerin, işsizliğin düşük olduğu dönemlerde işten çıkarılma öncesi kazançlarının 1,4 yılına, yüksek olduğu dönemlerde 2,8 yılına denk gelen bir bugünkü değer kaybına uğradığını buldu; kayıp, yeni iş bulunduktan sonra da süren düşük kazançlarla birikir.
- Yaratıcı yıkımın kazançları dağınık, kayıpları yoğundur; bu asimetri siyasi direnç doğurur. Kapanacak firmaları kurtarmak verimliliği feda eder, kapanmalarına izin vermek ise işçilerin kayıplarını telafi edecek politikalar gerektirir; ücret sigortası ve yeniden eğitim gibi araçlar bu kayıpları ancak kısmen karşılar.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Verimlilik ayrıştırması | Productivity decomposition | Verimlilik artışının firma içi, yeniden dağılım, giriş ve çıkış bileşenlerine ayrılması |
| Piyasa seçilimi | Market selection | Verimli firmaların büyümesi, verimsizlerin küçülüp kapanması |
| Firmalar arası yeniden dağılım | Between-firm reallocation | Kaynakların ve pazar payının daha verimli firmalara kayması |
| Kaynak yanlış dağılımı | Misallocation | Emeğin ve sermayenin en verimli olmayan firmalarda tutulması |
| Yerinden edilmiş işçi | Displaced worker | İşyerinin kapanması ya da toplu işten çıkarma nedeniyle işini kaybeden işçi |
| İz bırakma etkisi | Scarring effect | İşini kaybeden işçinin yıllarca eski kazancının altında kalması |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Verimlilik ayrıştırmasının dört bileşenini say. Hangileri yaratıcı yıkımın katkısını ölçer?
- (Çıktı 2) Schumpeter'in fiyat rekabeti ile yeni teknolojiden gelen rekabet arasında yaptığı ayrımı açıkla. Bu ayrım, sektörlerin dönüşümünü ve işçilerin karşılaştığı riskleri anlamak için neden önemlidir?
- (Çıktı 3) Bir sektörde başlangıçta A işletmesinin verimliliği 12, B'ninki 8'dir ve her biri istihdamın yarısını oluşturur. Bir yıl sonra B kapanmış, A'nın verimliliği 13'e çıkmış ve payı yüzde 60 olmuş, yeni giren C ise 15 verimlilikle istihdamın yüzde 40'ını almıştır. Sektörün ortalama verimliliğindeki artışı hesapla ve dört bileşene ayır.
- (Çıktı 3) Yılda 80 bin lira kazanan bir işçi işini kaybediyor. Birinci yılda kazancı yüzde 50, sonraki dört yılda yüzde 20 düşük, beşinci yıldan sonra eski düzeyinde. Yıllık yüzde 5 ile kayıpların bugünkü değerini yaklaşık olarak hesapla ve eski yıllık kazancın kaç katı olduğunu bul.
- (Çıktı 4) Foster, Haltiwanger ve Krizan'ın bulgusu ile Davis ve von Wachter'in bulgusu birlikte, bir hükümetin zincir mağazaların açılmasını kısıtlama önerisine nasıl yaklaşması gerektiğini söyler?
- (Çıktı 4) Bir milletvekili, «Durgunluklar ekonominin temizlik dönemidir; verimsiz firmaları kurtarmamalı, kapanmalarına izin vermeliyiz» diyor. Bu yargının güçlü ve zayıf yanlarını dersteki kanıtlarla değerlendir.
Cevaplar
- Dört bileşen; var olan firmaların kendi verimliliklerindeki artış, pazar payının daha verimli firmalara kayması yani yeniden dağılım, yeni giren firmaların katkısı ve kapanan firmaların çıkışının katkısıdır. Son üçü, yani yeniden dağılım, giriş ve çıkış, yaratıcı yıkımın katkısını ölçer. Yeniden dağılım ile firma içi iyileşmenin birlikte çalışmasından gelen bir çapraz katkı da bulunabilir.
- Fiyat rekabetinde aynı malı aynı yöntemle üreten firmalar fiyat üzerinden yarışır; bu rekabet kâr marjlarını daraltır ama firmaların varlığını genellikle tehdit etmez. Yeni teknolojiden, yeni maldan ya da yeni örgütlenme biçiminden gelen rekabet ise belirleyici bir maliyet ya da kalite üstünlüğü sağlar ve var olan firmaların temellerini vurur; Schumpeter bunu bir kapıyı zorlamak ile bombardıman arasındaki farka benzetti. Bu ayrım önemlidir, çünkü sektörlerin dönüşümü ve işçilerin işlerini kaybetmesi büyük ölçüde ikinci tür rekabetten kaynaklanır. Fiyat rekabeti işçilerin ücretlerini etkileyebilir; teknoloji rekabeti ise işlerini ortadan kaldırabilir.
- Başlangıçtaki ortalama 0,5 × 12 + 0,5 × 8 = 10'dur. Yeni ortalama 0,6 × 13 + 0,4 × 15 = 7,8 + 6 = 13,8'dir; artış 3,8'dir. Firma içi iyileşme 0,5 × 1 = 0,5; yeniden dağılım 0,1 × (12 − 10) = 0,2; çapraz katkı 0,1 × 1 = 0,1; giriş 0,4 × (15 − 10) = 2,0; çıkış 0,5 × (10 − 8) = 1,0. Toplam 0,5 + 0,2 + 0,1 + 2,0 + 1,0 = 3,8'dir. Artışın yalnızca 0,5'i firma içi iyileşmeden gelmiştir.
- Birinci yılın kaybı 40 bin lira, ikinci ile beşinci yıllar arasındaki kayıplar yılda 16 bin liradır. Bugünkü değer yaklaşık 40 ÷ 1,05 + 16 × (1 ÷ 1,05² + 1 ÷ 1,05³ + 1 ÷ 1,05⁴ + 1 ÷ 1,05⁵) ≈ 38,1 + 16 × 3,38 ≈ 38,1 + 54,0 = 92,1 bin liradır. Bu, eski yıllık kazancın yaklaşık 1,15 katıdır.
- Foster, Haltiwanger ve Krizan'ın bulgusu, perakende sektöründeki verimlilik artışının neredeyse tamamının, verimli zincir mağazaların verimsiz küçük işyerlerinin yerini almasından geldiğini gösterir; zincirlerin açılmasını kısıtlamak, bu verimlilik artışını ve tüketicilerin daha ucuz ve çeşitli alışveriş imkânını büyük ölçüde engeller. Davis ve von Wachter'in bulgusu ise işini kaybedenlerin uğradığı kayıpların büyük ve kalıcı olduğunu gösterir; kapanan küçük işletmelerin sahipleri ve çalışanları gerçek bir bedel öder. Birlikte, kısıtlamanın verimliliği koruma açısından maliyetli olduğunu, ama kaybedenlerin yükünü hafifletecek politikaların, örneğin yeniden eğitim, ücret sigortası ya da küçük işletmelerin yeni iş modellerine geçişini destekleyen programların gerekli olduğunu söyler. Hükümet, yıkımı engellemek yerine bedelini paylaştırmayı hedeflemelidir.
- Yargının güçlü yanı, verimsiz firmaların kurtarılmasının piyasa seçilimini bozması ve zombi firmalarda görüldüğü gibi verimlilik artışını yavaşlatmasıdır. Zayıf yanları ise ikidir. Birincisi, Davis ve von Wachter'in bulgusuna göre durgunlukta işini kaybeden işçilerin kayıpları, iyi zamanlarda kaybedenlerin yaklaşık iki katıdır; yıkımın bedeli durgunlukta en yüksektir. İkincisi, durgunlukta yalnızca verimsiz firmalar değil, kredi bulamayan genç ve verimli firmalar da kapanabilir; temizlik etkisi zayıflar. Daha dengeli bir yaklaşım, verimsiz firmaları süresiz kurtarmamak, ama durgunluk döneminde işçilere yönelik desteği güçlendirmek ve verimli firmaların finansmana erişimini korumaktır.
İleri okuma
- Joseph A. Schumpeter (1942). Capitalism, Socialism and Democracy. Harper & Brothers. Yedinci bölüm, «The Process of Creative Destruction».
- Lucia Foster, John Haltiwanger, C. J. Krizan (2006). «Market Selection, Reallocation, and Restructuring in the U.S. Retail Trade Sector in the 1990s». Review of Economics and Statistics 88(4). Perakendede giriş ve çıkışın verimlilik katkısı.
- Steven J. Davis, Till von Wachter (2011). «Recessions and the Costs of Job Loss». Brookings Papers on Economic Activity 2011(2). İş kaybının uzun dönemli bedeli.
- Chang-Tai Hsieh, Peter J. Klenow (2009). «Misallocation and Manufacturing TFP in China and India». Quarterly Journal of Economics 124(4). Kaynak yanlış dağılımının toplam verimliliğe etkisi.
Sonraki derse köprü
Bu dizide devletin inovasyona dokunduğu pek çok noktayla karşılaştık: araştırmaya verilen vergi indirimleri ve fonlar, girişim sermayesine aktarılan kamu kaynakları, ekosistem kurma çabaları, teknoloji yayılımını hızlandıran programlar ve yaratıcı yıkımın kaybedenlerine verilen destekler. Bu araçların her biri ayrı ayrı tartışıldı; ama bir hükümet bunlar arasında seçim yapmak, onları bir arada tasarlamak ve hangi alanlara öncelik vereceğine karar vermek zorundadır. Sıradaki ders, bu dizinin kapanış dersi olarak inovasyon politikalarını ve teşvikleri bütün olarak ele alıyor: yatay ve hedefli araçlar arasındaki seçimi, devletin kazanan teknolojileri seçmeye çalışmasının riskini, büyük hedefler etrafında kurulan programların gerekçesini ve politikaların nasıl değerlendirilmesi gerektiğini göreceğiz.