İçeriğe geç

Ders EKO-215.06 · Seviye 2 — Orta

Startup ekosistemleri (Türkiye dahil)

EKO-215 İnovasyon, Girişimcilik ve Teknoloji Ekonomisi

4.252 kelime · yaklaşık 19 dakika okuma · seslendirme 9 dk · veriler Eylül 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • girişim ekosistemi
  • rekabet yasağı sözleşmesi
  • yerel yanlılık
  • sertifikasyon etkisi
  • fon sepeti
  • girişimci geri dönüşümü
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Girişim ekosistemleri, girişimcilerin, yatırımcıların, üniversitelerin, deneyimli çalışanların ve hizmet sağlayıcıların birbirini güçlendirdiği bütünlerdir; değerleri, bileşenlerin miktarından çok aralarındaki ilişkilerin yoğunluğundan gelir.
  2. Saxenian, Silikon Vadisi'nin Route 128'e üstünlüğünü, şirketler arası sınırların geçirgenliği ve mühendislerin sık iş değiştirmesiyle açıkladı; Gilson, Kaliforniya'nın rekabet yasağı sözleşmelerini genel olarak uygulamamasının bu hareketliliğe katkıda bulunmuş olabileceğini savundu. Marx, Strumsky ve Fleming, Michigan'ın 1985'teki politika değişikliğini kullanarak rekabet yasağının mucitlerin hareketliliğini azalttığını buldu.
  3. Bernstein, Giroud ve Townsend, yatırımcıların portföy şirketlerine yolculuk süresini kısaltan yeni havayolu hatlarının inovasyonu ve başarılı çıkış olasılığını artırdığını gösterdi; izleme fiziksel yakınlık gerektirir ve bu, girişim sermayesinin birkaç şehirde yoğunlaşmasını açıklar.
  4. Lerner, ABD'nin en büyük kamu küçük işletme inovasyon programından destek alan firmaların daha hızlı büyüdüğünü ve girişim sermayesi çekme olasılıklarının daha yüksek olduğunu, ama bu etkinin girişim sermayesi faaliyeti bulunan bölgelerle sınırlı kaldığını buldu; kamu desteği bir sertifikasyon işlevi görebilir, ama bir ekosistemi sıfırdan kuramaz.
  5. Başarılı satışların ardından kurucuların ve erken çalışanların yeni girişimler kurması ve yatırım yapması, ekosistemin kendi kendini beslemesini sağlar; en başarılı girişimlerin daha büyük ekosistemlere taşınması ise bu döngüyü keser. Türkiye'de teknoloji geliştirme bölgeleri, TÜBİTAK destekleri ve fon sepetleri gibi araçlar bu dersin sorularıyla değerlendirilebilir.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — Girişim ekosistemini, rekabet yasağı sözleşmesini, yerel yanlılığı, sertifikasyon etkisini, fon sepetini ve girişimci geri dönüşümünü tanımlar.
  • Anlama — Teknoloji girişimlerinin ve onlara yatırım yapan fonların neden birkaç şehirde yoğunlaştığını ve bir ekosistemin bileşenlerinin birbirini nasıl güçlendirdiğini açıklar.
  • Uygulama — Yatırımcının yakınlığının izleme maliyetini, çalışan hareketliliğinin bilgi yayılmasını ve bir kamu fon sepetinin özel sermayeyi ne ölçüde harekete geçirdiğini basit sayısal örneklerle hesaplar.
  • Değerlendirme — Bernstein, Giroud ve Townsend'in yakınlık bulgusunu ve Lerner'in kamu desteği bulgusunu karşılaştırarak devletin bir girişim ekosistemi kurma çabalarının olanaklarını ve sınırlarını değerlendirir.

Sezgi

Açılış

Dünyanın dört bir yanındaki hükümetler, kendi Silikon Vadilerini kurmak istiyor. Teknoloji parkları açılıyor, kuluçka merkezleri kuruluyor, genç girişimcilere hibeler dağıtılıyor, yabancı yatırımcılar davet ediliyor. Ama bu çabaların çoğu, beklenen sonucu vermiyor: parklar dolmuyor, girişimler büyümüyor, yatırımcılar gelmiyor. Öte yandan birkaç şehir, hiçbir büyük plan olmadan, yeni şirketlerin, yatırımcıların ve yeteneklerin toplandığı merkezlere dönüşüyor.

Bu farkın nedeni, bir girişim merkezinin tek bir bileşenden değil, birbirini besleyen birçok bileşenden oluşmasıdır: üniversiteler ve araştırma kurumları, deneyimli mühendisler ve yöneticiler, girişim sermayesi fonları, avukatlar ve danışmanlar, başarılı olup yeniden yatırım yapan eski girişimciler ve en önemlisi, bunların arasındaki yoğun ilişkiler. Bu bileşenlerden birini dışarıdan getirmek kolaydır; hepsini aynı anda ve birbirleriyle ilişki içinde var etmek zordur.

Önceki derslerde girişimcileri ve onları finanse eden girişim sermayesini tek tek ele aldık. Bu ders, bu aktörlerin bir arada bulunduğu yerlere, girişim ekosistemlerine odaklanıyor: yeni şirketler neden belirli yerlerde kümelenir, bir ekosistemi başarılı kılan nedir, devlet bir ekosistem kurabilir mi ve Türkiye'nin girişim ekosistemi bu açıdan nerede durur?

Hikâye — İki bölge, iki kültür

1970'lerde ABD'de iki bölge, elektronik ve bilgisayar sanayisinin merkeziydi. Biri, Kaliforniya'da San Francisco'nun güneyindeki ve sonradan Silikon Vadisi olarak anılan bölgeydi. Öbürü, Massachusetts'te Boston'ın çevresinden geçen ve adını bir otoyoldan alan Route 128 bölgesiydi. Önceki derste gördüğümüz Digital Equipment, Route 128'in en parlak şirketlerinden biriydi. İki bölge de güçlü üniversitelere, askerî araştırma fonlarına ve girişim sermayesine sahipti.

1980'lerde iki bölgenin yolları ayrıldı. Mini bilgisayar sanayisi kişisel bilgisayarlar karşısında zorlanınca, Route 128'in büyük şirketleri güç kaybetti. Silikon Vadisi ise sanayinin yeni dalgasına uyum sağladı ve büyümeye devam etti. Kaliforniya Üniversitesi'nden AnnaLee Saxenian, 1994'te yayımladığı «Bölgesel Üstünlük» adlı kitabında bu farkı iki bölgenin sanayi kültürüyle açıkladı.

Saxenian'a göre Route 128'in şirketleri kendi içine kapalıydı: tasarımdan üretime her şeyi kendi bünyelerinde yapar, çalışanlarının sadakatine güvenir ve bilgiyi şirket içinde tutarlardı. Silikon Vadisi'nde ise şirketler arasındaki sınırlar geçirgendi: mühendisler sık sık şirket değiştirir, eski iş arkadaşlarıyla bilgi paylaşır, yeni şirketler kurar ve rakipler arasında gayrı resmî ağlar oluşurdu. Bu ağlar, bölgenin bütününün yeni teknolojilere hızla uyum sağlamasını mümkün kılıyordu.

Hukukçu Ronald Gilson, sonraki yıllarda bu farka hukuki bir açıklama ekledi: Kaliforniya, çalışanların işten ayrıldıktan sonra rakip bir şirkette çalışmasını yasaklayan sözleşmeleri genel olarak uygulamıyordu; Massachusetts ise uyguluyordu. Gilson'a göre bu küçük hukuki fark, mühendislerin şirketler arasında serbestçe dolaşmasını ve bilginin bölge içinde yayılmasını kolaylaştırarak Silikon Vadisi'nin avantajına katkıda bulunmuş olabilirdi.

Hikâye, girişim ekosistemlerinin başarısının yalnızca kaynakların miktarına değil, kaynaklar arasındaki ilişkilerin biçimine de bağlı olduğunu düşündürür. Ama tek bir tarihsel karşılaştırmadan kesin bir sonuç çıkarmak zordur; iki bölge başka birçok açıdan da farklıydı. Bu ders, ekosistemlerin işleyişine dair daha sistematik kanıtları ele alıyor.

Kavram

Bu dersin temel birimi şudur.

Bilginin şirketler arasında dolaşımını etkileyen hukuki araç şudur.

Yatırımcıların coğrafi tercihini tanımlayan kavram şudur.

Kamu desteğinin bir işlevi şudur.

Devletin girişim sermayesini desteklemek için sıkça kullandığı araç şudur.

Ekosistemlerin kendi kendini beslemesinin mekanizması şudur.

Veri ve kanıt

Bu çalışmanın tasarımı zekicedir. Yatırımcıların yakınındaki şirketlerin daha başarılı olması, yatırımcıların zaten iyi şirketleri seçmesinden kaynaklanabilir. Ama yeni bir havayolu hattının açılması, yatırım kararı verildikten sonra gerçekleşen ve şirketin niteliğiyle ilgisi olmayan bir olaydır. Hat açıldıktan sonra şirketin inovasyonunun ve başarı olasılığının artması, yatırımcının daha kolay ulaşabilmesinin etkisini gösterir. Bulgu, girişim sermayesinin neden birkaç şehirde yoğunlaştığını da açıklar: izleme, fiziksel yakınlık gerektirir.

Lerner'in bulgusu, kamu desteklerinin hem olanaklarını hem de sınırlarını gösterir. Destekler işe yarayabilir; ama yalnızca girişim sermayesinin zaten var olduğu bölgelerde. Bu, kamu desteğinin bir ekosistemi sıfırdan kuramayacağını, ancak var olan bir ekosistemin içinde tamamlayıcı bir rol oynayabileceğini düşündürür. Birden çok destek almanın performansı artırmaması da, desteklerin bazı firmalar için büyümenin değil, destek toplamanın bir iş modeli hâline gelebileceğine işaret eder.

Yaygın yanlış«Bir ekosistem kurmak için yeterince para ve bina yeter; teknoloji parkı açılır, hibe dağıtılır ve girişimler gelir.»
Doğrusu

Lerner, kamu desteği alan firmaların üstün performansının önemli ölçüde girişim sermayesi faaliyeti bulunan bölgelerle sınırlı olduğunu buldu. Bernstein ve arkadaşları da yatırımcıların yerinde katılımının inovasyonu ve başarılı çıkışı artırdığını gösterdi. Bir ekosistem, kaynakların miktarından çok, yatırımcılar, girişimciler ve deneyimli çalışanlar arasındaki yoğun ilişkilere dayanır; bu ilişkiler bina ve hibeyle kısa sürede yaratılamaz.

Yaygın yanlış«Girişim sermayesi yatırımcıları için mesafe önemsizdir; iyi bir şirkete dünyanın her yerinden yatırım yapılabilir ve internet çağında şirketleri uzaktan izlemek kolaydır.»
Doğrusu

Bernstein, Giroud ve Townsend, yatırımcıların portföy şirketlerine yolculuk süresini kısaltan yeni havayolu hatlarının şirketlerin inovasyonunu ve başarılı çıkış olasılığını artırdığını gösterdi; yatırımcıların yaklaşık yüzde 90'ı doğrudan uçuşların şirketlerle etkileşimlerini artırdığını belirtti. Yüz yüze izleme, iletişim teknolojilerine rağmen önemini korur.

Neden önemli?

Girişim sermayesi yatırımları ve hızla büyüyen teknoloji şirketleri, dünya genelinde birkaç büyük şehirde yoğunlaşmıştır. Bu yoğunlaşma, ekosistemi olmayan ülkelerin ve şehirlerin girişimcilerinin, finansmana ve deneyime ulaşmak için ya göç etmesine ya da çok daha zor koşullarda çalışmasına yol açar. Bir ülkenin kendi ekosistemini geliştirmesi, bu nedenle, yeteneklerini elde tutmak ve yeni teknolojilerin ticarileşmesinden pay almak için önemlidir.

Türkiye'de teknoloji girişimleri ve onlara yatırım yapan fonlar, son on yılda belirgin biçimde çoğalmıştır. İstanbul, bu faaliyetin büyük kısmını çeker; Ankara ve İzmir gibi üniversite şehirleri de öne çıkar. Özellikle mobil oyun ve hızlı teslimat gibi alanlarda bazı Türk şirketleri yabancı yatırımcılar ve alıcılar tarafından yüksek değerlerle değerlendirilmiştir. Kamu da 2001'de çıkarılan 4691 sayılı kanunla kurulan teknoloji geliştirme bölgeleri, TÜBİTAK'ın bireysel girişimcilere yönelik destekleri ve girişim sermayesi fonlarına kaynak sağlayan fon sepetleri gibi araçlarla ekosistemi desteklemeye çalışır.

Bu desteklerin ne ölçüde işe yaradığı, bu dersin sorularıyla değerlendirilebilir. Teknoloji geliştirme bölgelerinde vergi avantajı için yer alan ama gerçek bir girişimcilik ağının parçası olmayan şirketler, desteklerin sertifikasyon değil yer değiştirme etkisi yarattığına işaret edebilir. Başarılı girişimlerin kurucularının yeniden girişim kurup kurmadığı ve yatırım yapıp yapmadığı ise ekosistemin kendi kendini besleme gücünün bir göstergesidir.

Model

Bir ekosistemin nasıl işlediğini görmek için onu parçalarına ayırıp her parçanın hesabını yapmak gerekir: yatırımcının zamanı, mühendisin iş değiştirmesi, kamunun parası ve başarılı bir satışın ardından serbest kalan servet. Aşağıdaki sayıların tamamı öğretim amaçlı kurgudur; gerçek bir ekosistemden ölçülmemiştir.

Çözümlü örnek — Yatırımcının takvimi

Bir girişim sermayesi yöneticisinin portföyünde on şirket var ve her ay şirket ziyaretlerine ayırabileceği 40 saati bulunuyor. Aynı şehirdeki bir şirketi ziyaret etmek yol dahil 4 saat, başka bir şehirdeki şirketi ziyaret etmek ise uçuş ve bekleme dahil 12 saat sürüyor.

On şirketin hepsi aynı şehirdeyse, yönetici ayda 10 ziyaret yapabilir; her şirketi ayda bir kez görür. Şirketlerin yarısı başka şehirdeyse, beş yerel ziyaret 20 saat, beş uzak ziyaret 60 saat tutar; toplam 80 saat gerekir. Yönetici 40 saatle ancak yarısını yapabilir ve uzak şirketleri iki ayda bir görebilir.

Şimdi uzak şehre doğrudan bir uçuş açıldığını ve uzak ziyaretin süresinin 12 saatten 6 saate indiğini varsayalım. Beş uzak ziyaret artık 30 saat tutar; yerel ziyaretlerle birlikte 50 saat. Yönetici hâlâ her şirketi her ay göremez, ama uzak şirketleri görme sıklığı belirgin biçimde artar. Bernstein ve arkadaşlarının bulgusu tam da bu mekanizmaya dayanır: yolculuk süresinin kısalması, yatırımcının şirketle daha sık etkileşim kurmasını ve sorunları erken fark etmesini sağlar.

Bu hesap, yatırımcıların neden yakınlarındaki şirketlere yatırım yapmayı tercih ettiğini de açıklar. Uzak bir şirkete yatırım yapmak, yöneticinin en kıt kaynağı olan zamanını daha çok tüketir. Bu yüzden girişim sermayesi, birkaç şehirde yoğunlaşır ve bu şehirlerdeki girişimciler, öbür şehirlerdekilere göre finansmana daha kolay ulaşır.

Çözümlü örnek — Yeni hattın etkisini ayırmak

Bernstein ve arkadaşlarının tasarımının mantığını sayılarla görelim. Aynı fonun portföyünde iki grup şirket olsun. Birinci grubun bulunduğu şehirlere yeni doğrudan uçuşlar açılıyor; ikinci grubun şehirlerinde bir değişiklik yok. Hat açılmadan önceki üç yılda iki grup da yılda ortalama 2 patent başvurusu yapıyor.

Hat açıldıktan sonraki üç yılda birinci grubun ortalaması yılda 3'e, ikinci grubun ortalaması 2,4'e çıkıyor. Her iki grubun patentleri de artmıştır; ama bu artışın bir kısmı, bütün şirketleri etkileyen genel eğilimlerden, örneğin fonun deneyiminin artmasından ya da sektörün büyümesinden kaynaklanır. İkinci grubun artışı, 0,4, bu genel eğilimin bir tahminidir.

Birinci grubun artışı 1'dir. Genel eğilim çıkarıldığında, yeni hattın etkisi 1 − 0,4 = 0,6 patent olarak tahmin edilir. Bu yöntem, önceki derslerde gördüğümüz karşı olgusal durumu, yani hat açılmasaydı birinci grubun ne yapacağını, ikinci grubun deneyimiyle tahmin eder. Yöntemin güvenilirliği, iki grubun hat açılmadan önce benzer eğilimler izlemesine ve hatların şirketlerin beklenen başarısıyla ilgisiz nedenlerle açılmasına bağlıdır.

Çözümlü örnek — Mühendis şirket değiştirince

Bir bölgede iki yazılım şirketi, A ve B var. A'nın mühendisleri, yeni bir veri işleme yöntemi geliştirmiş. Bir A mühendisi B'ye geçerse, yöntemin genel fikri B'ye de taşınır ve B kendi ürününde benzer bir iyileştirme yapabilir. Bu iyileştirmenin B'ye değeri 5 milyon lira, A'ya maliyeti ise, B ile rekabetin biraz sertleşmesi nedeniyle, 2 milyon lira olsun.

Bölgenin toplam kazancı 5 − 2 = 3 milyon liradır; bilgi yayılmıştır. Ama A'nın açısından bu bir kayıptır. A, rekabet yasağı sözleşmeleriyle mühendislerinin B'ye geçmesini engelleyebilirse, 2 milyonluk kaybı önler; bölge ise 3 milyonluk net kazançtan yoksun kalır.

Öte yandan A, mühendislerinin kolayca ayrılabileceğini bilirse, onların eğitimine daha az yatırım yapabilir. A'nın bir mühendisin eğitimine 1 milyon lira harcaması, mühendis kalırsa şirkete 3 milyon lira kazandıracak, ama mühendis yarı olasılıkla ayrılacaksa, beklenen kazanç 1,5 milyona iner. Kazanç hâlâ maliyetin üstündedir ve eğitim yapılır; ama ayrılma olasılığı yüzde 70'e çıkarsa, beklenen kazanç 0,9 milyona iner ve eğitim yapılmaz. Rekabet yasağı, bilgi yayılması ile işverenin eğitim teşviki arasında bir ödünleşim yaratır.

Çözümlü örnek — Michigan'ın kazara deneyi

Matt Marx, Deborah Strumsky ve Lee Fleming, 2009'da Management Science'ta yayımlanan çalışmalarında, Michigan eyaletinin 1985'te, görünüşe göre kazara, rekabet yasağı sözleşmelerini uygulamama politikasını tersine çevirmesinden yararlandılar; değişiklik, mucitlerin kendi seçimlerinden bağımsız bir sarsıntıydı. Farkların farkı yöntemiyle ve Michigan ekonomisinin merkezindeki otomobil sanayisindeki değişiklikleri kontrol ederek, rekabet yasağı sözleşmelerinin uygulanmasının mucitlerin hareketliliğini gerçekten azalttığını buldular. Etki, firmaya özgü becerilere sahip ve dar teknik alanlarda uzmanlaşmış mucitler için daha güçlüydü.

Bu bulgunun anlamını bir hesapla görelim. Bir bölgede her yıl mucitlerin yüzde 8'inin şirket değiştirdiğini varsayalım. Rekabet yasağının uygulanmaya başlanması bu oranı yüzde 6'ya indirirse, bin mucitli bir bölgede her yıl 80 yerine 60 mucit şirket değiştirir. On yılda 200 daha az geçiş olur. Her geçiş bir miktar bilgiyi bir şirketten öbürüne taşıyorsa, bölgedeki bilgi yayılması belirgin biçimde yavaşlar. Etkinin dar alanlarda uzmanlaşmış mucitlerde daha güçlü olması, bu kişilerin rakip şirketlerden başka gidebilecekleri bir yer olmamasıyla açıklanabilir.

Bulgu, Gilson'un Silikon Vadisi ile Route 128 arasındaki farka dair açıklamasını destekleyen bir kanıttır. Ama rekabet yasağının bir bölgenin girişim başarısını ne ölçüde belirlediğini tek başına göstermez; hareketlilik, ekosistemin birçok bileşeninden yalnızca biridir.

Çözümlü örnek — Kamu parası özel parayı çeker mi?

Bir hükümet, girişim sermayesi ekosistemini desteklemek için 100 milyon liralık bir fon sepeti kuruyor. Fon sepeti, özel yatırımcıların da katıldığı girişim sermayesi fonlarına, her fonun yüzde 25'ini geçmeyecek biçimde kaynak sağlıyor. 100 milyon liralık kamu kaynağı, kural gereği en az 300 milyon liralık özel kaynakla birleşir; toplam 400 milyon liralık bir fon büyüklüğü ortaya çıkar.

Kâğıt üzerinde kamu, her lirasıyla üç lira özel sermayeyi harekete geçirmiştir. Ama önceki derslerde gördüğümüz katkısallık sorusu burada da geçerlidir. Özel yatırımcılar bu fonlara kamu desteği olmasa da 200 milyon lira koyacak idiyse, kamu desteğinin gerçekten harekete geçirdiği özel sermaye 100 milyon liradır; kaldıraç üç değil birdir.

Fon sepetinin bir başka faydası, sertifikasyondan ve deneyimden gelir. Kamu kaynağı, yeni kurulan ve henüz başarı geçmişi olmayan fon yöneticilerinin ilk fonlarını toplamalarını kolaylaştırabilir; bu yöneticiler deneyim kazandıkça, sonraki fonlarını kamu desteği olmadan toplayabilir. Fon sepetinin başarısı, bu nedenle, yalnızca toplanan paranın miktarıyla değil, desteklenen fon yöneticilerinin sonraki fonları kamudan bağımsız olarak toplayıp toplayamadığıyla da ölçülmelidir.

Çözümlü örnek — Seçilmiş olmanın verdiği bilgi

Lerner'in bulduğu sertifikasyon etkisinin mantığını bir olasılık hesabıyla görelim. Bir bölgedeki genç teknoloji şirketlerinin yüzde 20'sinin iyi olduğunu, yani başarılı olma potansiyeli taşıdığını varsayalım. Özel yatırımcılar hangisinin iyi olduğunu doğrudan bilemez. Bir kamu kurumu, bilimsel hakemler aracılığıyla şirketlerin projelerini değerlendiriyor ve iyi şirketlerin yüzde 60'ını, kötü şirketlerin ise yüzde 10'unu destek için seçiyor.

Destek alan bir şirketin iyi olma olasılığı nedir? Yüz şirketin 20'si iyi, 80'i kötüdür. İyi şirketlerden 12'si, kötü şirketlerden 8'i seçilir. Seçilen 20 şirketin 12'si iyidir; seçilen bir şirketin iyi olma olasılığı yüzde 60'tır. Desteğin kendisi şirkete küçük bir tutar sağlasa bile, seçilmiş olmak, şirketin iyi olma olasılığını yüzde 20'den yüzde 60'a çıkaran bir bilgidir. Özel yatırımcılar bu bilgiyi kullanarak desteklenen şirketlere daha kolay yatırım yapar.

Bu mekanizma, Lerner'in bulgusunun iki yönünü açıklar. Birincisi, sertifikasyonun değeri, bilgiyi kullanacak özel yatırımcıların bulunmasına bağlıdır; girişim sermayesi olmayan bir bölgede seçilmiş olmanın bir alıcısı yoktur. İkincisi, birden çok destek almak yeni bir bilgi vermez; ilk seçim zaten şirketin niteliğini belgelemiştir.

Çözümlü örnek — Bir satışın ardından

Bir bölgedeki bir teknoloji şirketi 500 milyon dolara satılıyor. Kurucular ve erken çalışanlar, şirketin yaklaşık yüzde 30'una sahip. Satıştan 150 milyon dolar bu gruba geçiyor; grupta 3 kurucu ve 40 erken çalışan var.

Bu grubun bir kısmı yeni şirketler kurar, bir kısmı başka girişimlere küçük yatırımlar yapar ve bir kısmı yeni girişimcilere danışmanlık eder. Beş yıl içinde 40 erken çalışanın 8'inin kendi şirketini kurduğunu ve kuruculardan ikisinin toplam 20 milyon dolarla on beş girişime yatırım yaptığını varsayalım. Bu yeni şirketlerden biri de birkaç yıl sonra başarılı bir satış gerçekleştirirse, döngü tekrarlanır.

Girişimci geri dönüşümü, ekosistemlerin kendi kendini beslemesinin temel mekanizmasıdır. Başarılı bir satış, yalnızca bir şirketin sonu değil, yeni şirketlerin başlangıcıdır. Bu yüzden ilk başarılı satışların gerçekleşmesi, genç bir ekosistem için özellikle önemlidir: önceki derste gördüğümüz kritik kütle mantığına benzer biçimde, birkaç başarılı çıkış olmadan deneyim ve sermaye döngüsü başlamaz. Başarılı girişimcilerin yurtdışına taşınması ise bu döngüyü keser.

Çözümlü örnek — Kalmak mı, gitmek mi?

Türkiye'de kurulmuş bir yazılım girişiminin kurucuları, şirketi ABD'ye taşımayı düşünüyor. İstanbul'da kalırlarsa, bir sonraki yatırım turunu alma olasılıklarını yüzde 40, turu alırlarsa şirketin ulaşabileceği değeri 50 milyon dolar olarak tahmin ediyorlar. ABD'ye taşınırlarsa, yatırım alma olasılığını yüzde 30, turu alırlarsa değeri 150 milyon dolar olarak tahmin ediyorlar; ama taşınmanın maliyeti ve kurucuların kişisel kayıpları 5 milyon dolara denk geliyor.

İstanbul'da kalmanın beklenen değeri 0,4 × 50 = 20 milyon dolar, ABD'ye taşınmanın beklenen değeri 0,3 × 150 − 5 = 40 milyon dolardır. Kurucular taşınır. Bu karar, kendi açılarından akılcıdır; ama İstanbul ekosistemi açısından, olası bir başarılı çıkışın ve onun ardından gelecek girişimci geri dönüşümünün kaybı demektir.

Ekosistemler arasındaki bu rekabet, küçük ekosistemlerin büyümesini zorlaştırır: en başarılı girişimler, daha büyük ekosistemlere çekilir. Bir ülkenin bu çekimi azaltmak için yapabilecekleri arasında, yerel yatırımcı sayısını artırmak, şirketlerin yurtdışı pazarlara erişimini kolaylaştırmak ve kurucuların taşınmadan da uluslararası yatırımcılara ulaşabileceği hukuki yapılar sağlamak sayılabilir. Ama her durumda, bazı girişimlerin taşınması kaçınılmazdır ve bu taşınmalar ekosistem için tamamen kayıp da değildir; yurtdışındaki kurucular, zamanla deneyimlerini ve sermayelerini geri getirebilir.

Modelin sınırları

Buradaki örnekler, bir ekosistemin bileşenlerini ayrı ayrı ele aldı; oysa ekosistemin değeri, bu bileşenlerin birbirini güçlendirmesinden gelir. Yatırımcıların yakınlığı, çalışan hareketliliği, kamu desteği ve girişimci geri dönüşümü birbirine bağlıdır ve tek bir bileşenin etkisini ötekilerden ayırmak zordur.

Kanıtların önemli bir kısmı ABD'den gelir. Bernstein ve arkadaşlarının havayolu hattı bulgusu, Lerner'in kamu desteği bulgusu ve Marx ile arkadaşlarının Michigan bulgusu, belirli bir hukuki ve kurumsal ortamda elde edilmiştir. Bu bulguların, daha küçük sermaye piyasalarına, farklı hukuk sistemlerine ve farklı iş kültürlerine sahip ülkelere ne ölçüde aktarılabileceği ayrı bir sorudur.

Ekosistemlerin tarihsel gelişimi, önceki derste gördüğümüz patika bağımlılığına tabidir. Silikon Vadisi'nin bugünkü üstünlüğü, 1950'lerden bu yana biriken bir sürecin sonucudur; bu süreci bir politika paketiyle kısa sürede başka bir yerde tekrarlamak mümkün olmayabilir. Politika yapıcıların gerçekçi hedefi, bir Silikon Vadisi kurmak değil, kendi ekosistemlerinin özgül güçlü yanlarını geliştirmek olabilir.

Son olarak, ekosistemlerin başarısı çoğu zaman girişim sayısı, toplanan yatırım ya da ulaşılan değerlemelerle ölçülür. Bu ölçüler, ekosistemin topluma sağladığı gerçek faydayı, yani yeni ürünleri, verimlilik artışlarını ve kaliteli istihdamı tam olarak yansıtmaz; değerlemelerin şiştiği dönemlerde ise yanıltıcı olabilir.

Uygulama

Özet kartı

  1. Girişim ekosistemleri, girişimcilerin, yatırımcıların, üniversitelerin, deneyimli çalışanların ve hizmet sağlayıcıların birbirini güçlendirdiği bütünlerdir; değerleri, bileşenlerin miktarından çok aralarındaki ilişkilerin yoğunluğundan gelir.
  2. Saxenian, Silikon Vadisi'nin Route 128'e üstünlüğünü, şirketler arası sınırların geçirgenliği ve mühendislerin sık iş değiştirmesiyle açıkladı; Gilson, Kaliforniya'nın rekabet yasağı sözleşmelerini genel olarak uygulamamasının bu hareketliliğe katkıda bulunmuş olabileceğini savundu. Marx, Strumsky ve Fleming, Michigan'ın 1985'teki politika değişikliğini kullanarak rekabet yasağının mucitlerin hareketliliğini azalttığını buldu.
  3. Bernstein, Giroud ve Townsend, yatırımcıların portföy şirketlerine yolculuk süresini kısaltan yeni havayolu hatlarının inovasyonu ve başarılı çıkış olasılığını artırdığını gösterdi; izleme fiziksel yakınlık gerektirir ve bu, girişim sermayesinin birkaç şehirde yoğunlaşmasını açıklar.
  4. Lerner, ABD'nin en büyük kamu küçük işletme inovasyon programından destek alan firmaların daha hızlı büyüdüğünü ve girişim sermayesi çekme olasılıklarının daha yüksek olduğunu, ama bu etkinin girişim sermayesi faaliyeti bulunan bölgelerle sınırlı kaldığını buldu; kamu desteği bir sertifikasyon işlevi görebilir, ama bir ekosistemi sıfırdan kuramaz.
  5. Başarılı satışların ardından kurucuların ve erken çalışanların yeni girişimler kurması ve yatırım yapması, ekosistemin kendi kendini beslemesini sağlar; en başarılı girişimlerin daha büyük ekosistemlere taşınması ise bu döngüyü keser. Türkiye'de teknoloji geliştirme bölgeleri, TÜBİTAK destekleri ve fon sepetleri gibi araçlar bu dersin sorularıyla değerlendirilebilir.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Girişim ekosistemiEntrepreneurial ecosystemBir bölgede yeni şirketlerin kurulmasını ve büyümesini destekleyen etkileşimli aktörler bütünü
Rekabet yasağı sözleşmesiNon-compete agreementÇalışanın ayrıldıktan sonra rakip bir işte çalışmasını yasaklayan hüküm
Yerel yanlılıkLocal biasYatırımcıların yakınlarındaki şirketlere yatırım yapmayı tercih etmesi
Sertifikasyon etkisiCertification effectSeçilip desteklenmenin şirketin niteliğine dair öbür yatırımcılara bilgi vermesi
Fon sepetiFund of fundsDoğrudan şirketlere değil, girişim sermayesi fonlarına yatırım yapan fon
Girişimci geri dönüşümüEntrepreneurial recyclingBaşarılı girişimlerden çıkan servet ve deneyimin yeni girişimlere aktarılması

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) Girişim ekosisteminin başlıca bileşenlerini say. Bu bileşenlerden hangisi kamu tarafından en kolay, hangisi en zor sağlanabilir?
  2. (Çıktı 2) Girişim sermayesi yatırımcılarının neden yakınlarındaki şirketlere yatırım yapmayı tercih ettiğini açıkla. Bu tercih, küçük şehirlerdeki girişimciler için ne anlama gelir?
  3. (Çıktı 3) Bir kamu kurumu genç teknoloji şirketlerinin iyi olanlarının yüzde 50'sini, kötü olanlarının yüzde 5'ini destek için seçiyor. Şirketlerin yüzde 10'u iyiyse, destek alan bir şirketin iyi olma olasılığı nedir?
  4. (Çıktı 3) Yeni doğrudan uçuş açılan şehirlerdeki şirketlerin yıllık patent ortalaması 1,5'ten 2,4'e, uçuş açılmayan şehirlerdekilerin ortalaması 1,5'ten 1,8'e çıkıyor. Uçuşun etkisini tahmin et ve bu tahminin güvenilir olması için gereken varsayımı belirt.
  5. (Çıktı 4) Uçuş hattı bulgusunu ve kamu programı bulgusunu yan yana koyduğunda, bir ülkenin küçük şehirlerde girişimciliği destekleme politikası için hangi sonuca varırsın?
  6. (Çıktı 4) Bir bakan, «Rekabet yasağı sözleşmelerini tamamen yasaklarsak, Silikon Vadisi gibi bir ekosistem kurarız» diyor. Michigan bulgusu ve Route 128 karşılaştırması bu iddianın hangi kısmını destekliyor, hangi kısmını desteklemiyor?

Cevaplar

  1. Başlıca bileşenler; üniversiteler ve araştırma kurumları, deneyimli mühendisler ve yöneticiler, girişim sermayesi fonları ve öbür yatırımcılar, avukatlar ve danışmanlar gibi hizmet sağlayıcılar, başarılı olup yeniden yatırım yapan eski girişimciler ve kamu kurumlarıdır. Kamu tarafından en kolay sağlanabilecekler, fiziksel altyapı, teknoloji parkları, hibeler ve fon sepetleri yoluyla finansmandır. En zor sağlanabilecekler ise deneyimli çalışanlar, başarılı eski girişimcilerin deneyimi ve bileşenler arasındaki güvene dayalı yoğun ilişkilerdir; bunlar ancak zaman içinde ve başarılı girişimlerin birikimiyle oluşur.
  2. Fon yöneticileri, para koydukları şirketlerin işlerini gözle görmek, girişimcilerle ve yöneticilerle yüz yüze görüşmek, sorunları erken fark etmek ve yerel bilgi ağlarından yararlanmak ister. Bu, zaman gerektirir ve yöneticinin en kıt kaynağı zamanıdır; uzak bir şirket, yakın bir şirketten daha çok zaman tüketir. Bernstein ve arkadaşları, yolculuk süresinin kısalmasının inovasyonu ve başarılı çıkışı artırdığını gösterdi. Bu tercih, girişim sermayesi fonlarının bulunmadığı küçük şehirlerdeki girişimcilerin finansmana ulaşmasını zorlaştırır; bu girişimciler ya büyük şehirlere taşınmak ya da yerel kaynaklarla sınırlı kalmak zorunda kalabilir.
  3. Yüz şirketin 10'u iyi, 90'ı kötüdür. İyi şirketlerden 5'i, kötü şirketlerden 4,5'i seçilir. Seçilen 9,5 şirketin 5'i iyidir; destek alan bir şirketin iyi olma olasılığı 5 ÷ 9,5 ≈ yüzde 53'tür. Seçilmiş olmak, iyi olma olasılığını yüzde 10'dan yüzde 53'e çıkarır.
  4. Uçuş açılan şehirlerdeki artış 0,9, açılmayan şehirlerdeki artış 0,3'tür. Uçuşun etkisi, farkların farkı mantığıyla 0,9 − 0,3 = 0,6 patent olarak tahmin edilir. Bu tahminin güvenilir olması için, uçuş açılmasaydı iki grubun patent ortalamalarının aynı eğilimi izleyeceğinin, yani ikinci grubun artışının birinci grup için geçerli karşı olgusal durumu temsil ettiğinin varsayılması gerekir. Ayrıca uçuşların, şirketlerin beklenen başarısıyla ilgisiz nedenlerle açılmış olması gerekir.
  5. Bernstein ve arkadaşlarının bulgusu, yatırımcıların şirketlere ulaşabilmesinin başarı için önemli olduğunu gösterir; Lerner'in bulgusu ise kamu desteğinin yalnızca girişim sermayesinin bulunduğu bölgelerde etkili olduğunu gösterir. Birlikte, küçük şehirlerde yalnızca hibe dağıtmanın yetersiz kalacağını, girişimcileri yatırımcılarla bağlayan kanalların da gerektiğini öğretir. Bu kanallar arasında büyük şehirlerdeki fonlarla ortak yatırım programları, ulaşım bağlantılarının iyileştirilmesi, yerel yatırımcı ağlarının geliştirilmesi ve küçük şehirlerdeki girişimlerin büyük ekosistemlerdeki yatırımcılar tarafından görünür kılınması sayılabilir.
  6. Yargının güçlü yanı, Marx ve arkadaşlarının Michigan bulgusunun rekabet yasağının mucitlerin hareketliliğini azalttığını göstermesi ve Gilson'un Kaliforniya'nın bu sözleşmeleri uygulamamasının Silikon Vadisi'nin avantajına katkıda bulunmuş olabileceğini savunmasıdır. Hareketlilik bilgi yayılmasını kolaylaştırır. Yargının zayıf yanı, bir ekosistemin tek bir hukuki kurala indirgenmesidir. Silikon Vadisi'nin gelişimi, üniversiteler, askerî araştırma fonları, girişim sermayesi, deneyimli çalışanlar ve on yıllara yayılan bir birikimin ürünüdür. Rekabet yasağının kaldırılması hareketliliği artırabilir, ama öbür bileşenler yoksa bir ekosistem yaratmaz. Ayrıca işverenlerin çalışanlarının eğitimine yatırım yapma teşviki azalabilir.

İleri okuma

  • AnnaLee Saxenian (1994). Regional Advantage: Culture and Competition in Silicon Valley and Route 128. Harvard University Press. İki teknoloji bölgesinin karşılaştırmalı öyküsü.
  • Shai Bernstein, Xavier Giroud, Richard R. Townsend (2016). «The Impact of Venture Capital Monitoring». Journal of Finance 71(4). Yolculuk süresi, izleme ve inovasyon.
  • Josh Lerner (1999). «The Government as Venture Capitalist: The Long-Run Impact of the SBIR Program». Journal of Business 72(3). Kamu desteklerinin uzun dönemli etkisi.
  • Matt Marx, Deborah Strumsky, Lee Fleming (2009). «Mobility, Skills, and the Michigan Non-Compete Experiment». Management Science 55(6). Rekabet yasağı ve mucit hareketliliği.

Sonraki derse köprü

Bu derste yeni teknolojilerin nerede ve hangi koşullarda doğduğunu inceledik. Ama bir teknolojinin topluma katkısı, onu geliştiren girişimin başarısıyla sınırlı değildir; asıl etki, teknolojinin binlerce firmaya ve milyonlarca kullanıcıya yayılmasıyla ortaya çıkar. Bu yayılma şaşırtıcı ölçüde yavaş ve eşitsizdir: aynı ülkenin aynı sektöründe bazı firmalar yeni bir yöntemi hemen benimserken, öbürleri onlarca yıl eski yöntemlerle çalışmaya devam eder; bazı ülkeler bir teknolojiyi icadından hemen sonra kullanırken, öbürleri yarım yüzyıl gecikir. Sıradaki ders teknoloji yayılımını ele alıyor: benimsemenin neden zamana yayıldığını, firmaları ve ülkeleri erken ya da geç benimsemeye iten etkenleri ve bu farkların verimlilik ve gelir farklarına nasıl dönüştüğünü göreceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: bir haritada dünya genelindeki teknoloji parklarının noktaları yanıp sönüyor; birkaç şehir ise yoğun ışık kümelerine dönüşüyor.
  • Hikâye: 1970'lerin Kaliforniya'sında ve Massachusetts'inde iki otoyol; birinde şirketler arasında çizgiler kesişiyor, öbüründe her şirket kendi duvarlarının içinde kalıyor.
  • Kavram: bir ekosistem çizimi; üniversite, fon, girişim, deneyimli çalışan ve kamu kurumu düğümleri ve aralarındaki okların kalınlaşması.
  • Model: bir yatırımcının takviminde saatlerin doldurulması ve yeni bir uçuş hattının açılmasıyla boşalan saatler; bir mühendisin bir şirketten öbürüne yürürken bir bilgi paketini taşıması.
  • Kanıt: bir ABD haritasında yeni açılan uçuş hatları ve patent sayılarının artması; ardından kamu destek programının yalnızca girişim sermayesinin yoğun olduğu bölgelerde parlaması.
  • Kapanış: başarılı bir satışın ardından eski çalışanların yeni şirket tabelaları asması.

Kısa kesit

Kısa videoda bir mühendis, eski şirketinden ayrılıp karşı binadaki yeni bir girişime geçiyor ve elindeki bir ışık topu yeni binayı aydınlatıyor. Başka bir şehirde aynı mühendisin önünde bir kapı kapanıyor ve ışık topu çantada kalıyor. Seslendirme, rekabet yasağı sözleşmelerinin ve çalışan hareketliliğinin ekosistemler için neden önemli olduğunu anlatıyor ve bir ekosistemin binalardan değil insanlardan oluştuğunu hatırlatıyor.