İçeriğe geç

Ders EKO-215.04 · Seviye 2 — Orta

Girişimciliğin ekonomisi

EKO-215 İnovasyon, Girişimcilik ve Teknoloji Ekonomisi

4.554 kelime · yaklaşık 21 dakika okuma · seslendirme 10 dk · veriler Eylül 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • yeni bileşim
  • girişimci kârı
  • geçimlik ve dönüştürücü girişimcilik
  • parasal olmayan fayda
  • yukarı ya da dışarı dinamiği
  • brüt iş yaratma ve yok etme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Schumpeter girişimciyi yeni bileşimleri, yani yeni ürünleri, yöntemleri, pazarları, kaynakları ve örgütlenmeleri hayata geçiren kişi olarak tanımladı ve riskin girişimciye değil sermaye sahibine düştüğünü savundu; Knight ise kârı, sigortalanamaz belirsizliğe katlanmanın karşılığı olarak gördü.
  2. Girişimci kârı, yeni bileşimin getirdiği geçici bir fazladır; rakipler taklit ettikçe erir ve yeniliğin kalıcı kazancı düşen fiyatlarla tüketicilere geçer.
  3. Haltiwanger, Jarmin ve Miranda, firma yaşı kontrol edildiğinde firma büyüklüğü ile büyüme arasında sistematik bir ilişki kalmadığını ve iş yaratmada öne çıkanın küçük değil genç firmalar olduğunu gösterdi; genç firmaların katkısı, çoğu kapanırken hayatta kalanların hızla büyümesinden oluşan yukarı ya da dışarı dinamiğine dayanır.
  4. Hurst ve Pugsley, yeni kurulan küçük işletmelerin pek azının yeni bir fikri pazara getirmeyi amaçladığını, çoğunun büyüme isteğinin az olduğunu ve kendi patronu olmak gibi parasal olmayan faydaların kuruluş kararında birinci derecede rol oynadığını buldu.
  5. Hamilton'a göre on yıldır işinde olan girişimcilerin medyan kazancı maaşlı işe göre yüzde 35 düşüktür; bu fark, parasal olmayan faydalarla ya da hayatta kalma yanlılığının beslediği iyimserlikle açıklanabilir. Finansman kısıtları ise girişimcilerin en iyi fikirlere sahip olanlar değil, fikirlerini finanse edebilenler arasından seçilmesine yol açabilir.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — Yeni bileşimi, girişimci kârını, geçimlik ve dönüştürücü girişimciliği, parasal olmayan faydayı, yukarı ya da dışarı dinamiğini ve brüt iş yaratma ile yok etmeyi tanımlar.
  • Anlama — Girişimcinin ekonomideki rolüne dair Schumpeter'in ve Knight'ın yaklaşımlarını karşılaştırır; küçük firmalar ile genç firmalar arasındaki farkın istihdam tartışması için neden önemli olduğunu açıklar.
  • Uygulama — Bir kişinin maaşlı iş ile kendi işini kurma arasındaki kararını beklenen gelir, risk ve parasal olmayan faydalarla hesaplar; bir kuşak yeni firmanın zaman içindeki istihdam katkısını izler.
  • Değerlendirme — Haltiwanger, Jarmin ve Miranda'nın genç firmalar bulgusunu ve Hurst ile Pugsley'in küçük işletmeler bulgusunu karşılaştırarak girişimciliği destekleyen politikaların hedefini değerlendirir.

Sezgi

Açılış

İki kişi aynı yıl kendi işini kuruyor. Biri, mahallesinde yıllardır çalıştığı berber dükkânının karşısına kendi dükkânını açıyor; hedefi, patron olmak, kendi saatlerini belirlemek ve düzenli bir müşteri çevresi edinmek. Öbürü, kargo firmalarının rotalarını daha verimli planlayan bir yazılım geliştiriyor; hedefi, birkaç yıl içinde yüzlerce çalışanı olan ve başka ülkelere açılan bir şirket kurmak. İkisi de resmî istatistiklerde yeni bir girişim olarak sayılır; ikisi de bir girişimcidir.

Ama ekonomi açısından bu iki girişim çok farklı şeyler yapar. Berber dükkânı var olan bir hizmeti var olan bir pazara sunar; büyüme amacı yoktur ve sahibine bağımsızlık sağlar. Yazılım girişimi ise yeni bir ürünü pazara getirmeye çalışır; başarılı olursa rakiplerin yerini alabilir, başarısız olursa birkaç yıl içinde kapanır. Girişimciliği destekleyen bir politika, bu iki girişimden hangisini hedeflediğini bilmelidir.

Önceki derslerde inovasyonun büyümenin motoru olduğunu, araştırmanın nasıl finanse edildiğini ve ağ etkilerinin yeni teknolojileri nasıl zorlayabildiğini gördük. Bu ders, yeniliği pazara taşıyan kişilere, girişimcilere odaklanıyor: girişimci ekonomide ne işe yarar, insanlar neden kendi işini kurar ve yeni firmaların istihdam ve büyümeye katkısı ne kadardır?

Hikâye — Kimin kârı?

Yirminci yüzyılın başında iki iktisatçı, aynı soruya farklı cevaplar verdi: girişimci kimdir ve kârı nereden gelir? Joseph Schumpeter, 1911'de Almanca yayımlanan ve 1934'te İngilizceye çevrilen «Ekonomik Gelişme Kuramı» adlı kitabında, ekonomik gelişmeyi yeni bileşimlerin hayata geçirilmesi olarak tanımladı. Yeni bileşim beş durumu kapsıyordu: tüketicilerin henüz tanımadığı yeni bir malın ya da bir malın yeni bir niteliğinin piyasaya sürülmesi, sektörde henüz denenmemiş yeni bir üretim yönteminin uygulanması, yeni bir pazarın açılması, hammadde ya da ara malları için yeni bir kaynağın ele geçirilmesi ve bir sektörün yeniden örgütlenmesi, örneğin bir tekel konumunun yaratılması ya da yıkılması.

Schumpeter'e göre girişimci, bu yeni bileşimleri hayata geçiren kişiydi. Girişimcilik bir meslek değil, bir işlevdi: yeni bileşimleri gerçekleştirmek, bir askerî liderin stratejik kararları gibi bir meslek olamazdı. Bir işletmeyi alışılmış biçimde yöneten kişi, yeni bir bileşim gerçekleştirmediği sürece girişimci değildi. Schumpeter bir adım daha attı ve riskin girişimciye değil, üretim araçlarının ya da onları satın almak için ödenen sermayenin sahibine düştüğünü, bu yüzden girişimcinin risk taşıyan kişi olarak tanımlanamayacağını yazdı. Risk, girişimciye kredi veren kapitalistindi.

Aynı dönemde Amerikalı iktisatçı Frank Knight, 1921'de yayımlanan «Risk, Belirsizlik ve Kâr» kitabında farklı bir cevap verdi. Önceki derslerde gördüğümüz gibi Knight, olasılıkları bilinen ve sigortalanabilen risk ile olasılıkları bilinemeyen belirsizliği birbirinden ayırdı. Ona göre rekabetçi bir piyasada kâr, ancak bu ikinci tür belirsizliğin varlığı sayesinde sürebilirdi: bilinen riskler sigortayla ya da fiyatlarla karşılanır ve kâr bırakmaz. Girişimci, sonucunu hiç kimsenin olasılıklarla hesaplayamayacağı kararların sorumluluğunu üstlenen kişiydi ve kârı bu yükün karşılığıydı.

İki yaklaşım, bugün girişimcilik tartışmalarının iki yüzünü temsil eder. Schumpeter'in girişimcisi yenilikçidir; ekonominin rutin akışını bozan ve yaratıcı yıkımı başlatan kişidir. Knight'ın girişimcisi ise belirsizlikle yaşayan bir karar vericidir; yenilik yapmasa bile, bilinmeyen bir gelecek için bugünden kaynakları bir araya getirir. Bir mahalle berberi Knight'ın tanımına uyar, Schumpeter'inkine uymaz; yeni bir yazılım girişimi ikisine de uyar.

Hikâye, bu dersin temel sorusunu hazırlar: politika yapıcılar ve kamuoyu girişimciliği övdüğünde, hangi girişimciliği kastederler? Kendi işini kuran herkes mi, yoksa yeni bileşimler gerçekleştirerek ekonomiyi dönüştüren azınlık mı?

Kavram

Schumpeter'in girişimciliği tanımlayan kavramı şudur.

Girişimcinin gelirinin kaynağına dair kavram şudur.

İki farklı girişimcilik türünü ayıran ayrım şudur.

Kendi işini kurma kararında paranın ötesindeki kazanç şudur.

Yeni firmaların yaşam döngüsünü tanımlayan örüntü şudur.

İstihdam değişimini ayrıştırmanın ölçüsü şudur.

Veri ve kanıt

Bu bulgu, uzun süredir tekrarlanan bir iddiayı düzeltir. Küçük firmalar ortalamada daha hızlı büyüyor görünür; ama bunun nedeni küçük olmaları değil, çoğunun yeni kurulmuş olmasıdır. Yeni bir firma sıfırdan başlar ve ilk yıllarında ya hızla büyür ya da kapanır. Aynı büyüklükte ama yirmi yıllık bir firma ise genellikle büyümez. Politika açısından sonuç açıktır: istihdamı artırmak isteyen bir devlet, küçük firmaları değil, yeni firmaların kurulmasını ve genç firmaların büyümesini kolaylaştırmaya odaklanmalıdır.

İki çalışma birbirini tamamlar ve birlikte, girişimcilik politikasının ortak bir yanılgısını düzeltir. Haltiwanger ve arkadaşları, iş yaratmanın motorunun genç firmalar olduğunu gösterir; Hurst ve Pugsley ise yeni kurulan küçük işletmelerin çoğunun büyümeyi hedeflemediğini gösterir. Bu iki bulgu birleştiğinde, genç firmaların istihdama katkısının büyük kısmının, hızla büyüyen küçük bir azınlıktan geldiği anlaşılır. Küçük işletmelere yönelik genel destekler, büyük ölçüde büyümeyi amaçlamayan işletmelere ulaşır; bu işletmeler sahiplerine bağımsızlık ve gelir sağlar ama ekonomiyi dönüştürmez.

Yaygın yanlış«Küçük işletmeler ekonominin iş yaratma motorudur; bu yüzden küçük olmak başlı başına desteklenmelidir.»
Doğrusu

Haltiwanger, Jarmin ve Miranda, firma yaşı kontrol edildiğinde firma büyüklüğü ile büyüme arasında sistematik bir ilişki kalmadığını buldu. Küçük firmaların hızlı büyüyor görünmesinin nedeni, çoğunun yeni kurulmuş olmasıdır. İş yaratmada öne çıkan özellik küçüklük değil gençliktir; küçük ama eski firmalar genellikle büyümez.

Yaygın yanlış«Kendi işini kuran herkes, yenilik yapan ve büyümek isteyen bir girişimcidir; girişim sayısı bir ülkenin yenilik kapasitesini gösterir.»
Doğrusu

Hurst ve Pugsley, yeni kurulan küçük işletmelerin pek azının pazara yeni bir fikir getirmeyi amaçladığını, çoğunun var olan bir hizmeti var olan bir pazara sunduğunu ve büyüme isteğinin az olduğunu buldu. İşletme kurma kararında kendi patronu olmak ve esnek çalışma gibi parasal olmayan faydalar birinci derecede rol oynuyordu. Girişim sayısı, dönüştürücü girişimciliğin değil, genel olarak kendi işini kurmanın bir ölçüsüdür.

Neden önemli?

Türkiye'de kendi hesabına çalışanların ve küçük işletmelerin istihdamdaki payı, birçok gelişmiş ülkeye göre yüksektir. Bu işletmelerin önemli bir kısmı, kayıt dışı istihdam tartışmasında gördüğümüz gibi, düşük verimlilikle çalışır ve büyümez. Aynı zamanda son yıllarda teknoloji girişimleri ve bunlara yatırım yapan fonlar da çoğalmıştır. Girişimcilik politikası, bu iki farklı dünyayı birbirinden ayırmayı gerektirir.

Devletler girişimciliği desteklemek için hibeler, ucuz krediler, vergi indirimleri, kuluçka merkezleri ve eğitim programları gibi pek çok araç kullanır. Bu araçların etkisi, hangi girişimcilere ulaştıklarına bağlıdır. Geçimlik bir işletmeye verilen destek, bir aileye gelir ve bağımsızlık sağlayabilir; bu, bir sosyal politika amacı olarak değerli olabilir. Ama aynı desteğin ekonomik büyümeye ve inovasyona katkısı, hızla büyüme potansiyeli olan dönüştürücü bir girişime verilen destekten farklıdır.

Girişimcilik tartışması ayrıca bireysel kararları da ilgilendirir. Kendi işini kurmayı düşünen biri, beklenen gelirini, risklerini ve parasal olmayan faydaları doğru değerlendirmelidir. Başarılı girişimcilerin hikâyeleri görünür, kapanan binlerce işletmenin hikâyesi görünmez; önceki derslerde gördüğümüz hayatta kalma yanlılığı, girişimciliğin beklenen getirisini olduğundan yüksek gösterir.

Model

Girişimciliğin iktisadı iki düzeyde hesaplanır: bir kişinin kendi işini kurup kurmama kararı ve binlerce yeni firmanın toplamda ekonomiye kattıkları. Aşağıdaki hesaplar önce bireyden, sonra firma kuşaklarından, en son da piyasa sürecinden söz ediyor. Kaynak gösterilmeyen tutarlar ve oranlar örnek olsun diye seçilmiştir.

Çözümlü örnek — Maaş mı, kendi işin mi?

Bir yazılım mühendisi, yıllık 600 bin lira maaşlı bir işte çalışıyor. Kendi şirketini kurmayı düşünüyor. Şirket başarılı olursa, beş yıl boyunca yılda ortalama 2 milyon lira kazanacağını, başarısız olursa bu süre içinde yılda ortalama 200 bin lira kazanıp sonra maaşlı işe döneceğini tahmin ediyor. Başarı olasılığını yüzde 25 olarak görüyor.

Kendi işinin beklenen yıllık geliri 0,25 × 2.000 + 0,75 × 200 = 500 + 150 = 650 bin liradır. Maaşın 50 bin lira üstündedir. Beklenen gelire bakan biri şirketi kurar.

Ama bu karar risk içerir. Mühendis, yüzde 75 olasılıkla maaşının üçte birine düşecektir. Riskten kaçınan bir kişi, bu belirsiz gelirin yerine daha düşük ama kesin bir geliri tercih edebilir. Önceki derslerdeki kesinlik eşdeğeri mantığıyla, mühendis bu kumarı kesin 520 bin liraya eşdeğer görüyorsa, beklenen geliri 650 olsa bile kendi işi ona maaştan 80 bin lira daha kötü görünür.

Şimdi parasal olmayan faydaları ekleyelim. Mühendis kendi patronu olmaya, kendi fikrini hayata geçirmeye yılda 100 bin liralık bir değer veriyorsa, kendi işinin toplam değeri 520 + 100 = 620 bin liraya çıkar ve maaşı aşar. Karar, gelir hesabı ile tercihlerin birleşimidir. Aynı rakamlarla, bağımsızlığa değer vermeyen ve riskten daha çok kaçınan biri maaşlı işte kalır.

Çözümlü örnek — Daha az kazanıp yine de devam etmek

Barton Hamilton, 2000'de Journal of Political Economy'de yayımlanan çalışmasında ABD verileriyle kendi hesabına çalışanların kazançlarını maaşlı çalışanlarla karşılaştırdı. Girişimcilerin çoğunun, maaşlı işe göre hem daha düşük başlangıç kazançlarına hem de daha düşük kazanç artışına sahip olmalarına rağmen işe girdiklerini ve işte kaldıklarını buldu; on yıldır işinde olan kişiler için medyan kazanç farkı yüzde 35'ti. Bu fark, düşük yetenekli çalışanların kendi hesabına çalışmaya yönelmesiyle açıklanamıyordu. Hamilton, kendi hesabına çalışmanın parasal olmayan faydalarının büyük olduğu sonucuna vardı.

Bu bulgunun ne anlama geldiğini bir hesapla görelim. Maaşlı bir işte yılda 500 bin lira kazanabilecek bir kişi, kendi işinde on yıl sonra medyan olarak yüzde 35 daha az, yani 325 bin lira kazanıyorsa, bu kişi her yıl 175 bin liralık bir gelirden vazgeçmektedir. Bu kişi işini sürdürüyorsa, kendi işinin ona sağladığı parasal olmayan faydaların, ya da başarı olasılığına dair iyimserliğinin, en az bu tutar kadar değerli olması gerekir.

Hamilton ayrıca bu farkın, maaşlı çalışanların aldığı sağlık sigortası gibi yan hakları içermediği için gerçek farkı olduğundan küçük gösterebileceğini belirtti. İki yorum mümkündür: girişimciler bağımsızlığa gerçekten çok değer veriyordur, ya da kendi başarı olasılıklarını olduğundan yüksek tahmin ediyordur. İkinci yorum, bir sonraki örnekteki hayatta kalma yanlılığıyla bağlantılıdır.

Çözümlü örnek — Görünen girişimciler

Bir şehirde beş yıl önce bin kafe açılmış olsun. Bunların 300'ü hâlâ açık ve sahipleri yılda ortalama 800 bin lira kazanıyor. Kapanan 700 kafenin sahipleri ise ortalama 300 bin liralık birikimlerini kaybetmiş ve maaşlı işe dönmüştür.

Bir kişi kafe açmayı düşünürken çevresindeki açık kafelere bakarsa, gördüğü tek şey 800 bin lira kazanan sahiplerdir; kapanan kafeler artık yoktur. Bu kişi, kafe işletmenin beklenen getirisini 800 bin lira olarak algılar. Gerçek beklenen değer ise, kapananlar hesaba katıldığında çok daha düşüktür: başarı olasılığı yüzde 30'dur ve başarısızlık bir birikim kaybıyla sonuçlanır.

Önceki derslerde gördüğümüz hayatta kalma yanlılığı, girişimcilik kararlarında güçlü bir etkiye sahiptir. Başarılı girişimcilerin hikâyeleri yayımlanır, kapanan işletmelerinkiler yayımlanmaz. Bu, girişimciliğin beklenen getirisini sistematik olarak olduğundan yüksek gösterir ve Hamilton'ın bulduğu düşük kazançlara rağmen insanların neden kendi işini kurmaya devam ettiğinin bir açıklaması olabilir.

Çözümlü örnek — Bir kuşak firmanın beş yılı

Bir yılda yüz yeni firma kurulmuş olsun ve her biri 5 çalışanla başlasın. Bu kuşak, kuruluş yılında 500 iş yaratmıştır. Sonraki beş yılda firmaların yarısı kapanır ve kapananların 250 çalışanı işini kaybeder. Hayatta kalan 50 firmanın ortalama büyüklüğü ise 12 çalışana çıkar; toplam 600 çalışan.

Beşinci yılın sonunda bu kuşağın istihdamı 600'dür; kuruluştaki 500'den daha fazladır. Ama bu net sonucun arkasında büyük brüt hareketler vardır. Kuruluşta 500 iş yaratılmış, kapananlarla 250 iş yok edilmiş, hayatta kalanların büyümesiyle 50 × 7 = 350 ek iş yaratılmıştır. Toplam brüt iş yaratma 850, brüt iş yok etme 250'dir.

Hayatta kalan 50 firmanın hepsi eşit büyümez. Bunların beşinin, ortalama 50 çalışana ulaşan hızlı büyüyen firmalar olduğunu, kalan 45'inin ise ortalama yaklaşık 7,8 çalışanda kaldığını varsayalım. Beş hızlı büyüyen firma 250 çalışan istihdam eder; bu, kuşağın beşinci yıldaki istihdamının yüzde 40'ından fazlasıdır. Yüz firmanın yalnızca beşi, kuşağın istihdamının neredeyse yarısını oluşturur. Yukarı ya da dışarı dinamiği budur: çoğu yeni firma ya kapanır ya da küçük kalır; iş yaratmayı küçük bir azınlık sürükler.

Çözümlü örnek — Küçük mü, genç mi?

Haltiwanger ve arkadaşlarının bulgusunun mantığını dört firma grubuyla görelim. Her grupta yüz firma var ve yıllık istihdam büyümeleri şöyle: küçük ve genç firmalar yüzde 10, küçük ve eski firmalar yüzde 0, büyük ve genç firmalar yüzde 10, büyük ve eski firmalar yüzde 0. Ekonomide küçük firmaların dörtte üçü genç, büyük firmaların ise yalnızca onda biri genç.

Yaşa bakmadan yalnızca büyüklüğe göre karşılaştırırsak, küçük firmaların ortalama büyümesi 0,75 × 10 + 0,25 × 0 = yüzde 7,5, büyük firmalarınki 0,1 × 10 + 0,9 × 0 = yüzde 1'dir. Küçük firmalar büyüklerden çok daha hızlı büyüyor görünür ve «küçük firmalar iş yaratır» sonucu çıkar.

Ama aynı yaştaki firmaları karşılaştırdığımızda fark kaybolur: genç firmalar, küçük de olsalar büyük de olsalar, yüzde 10 büyür; eski firmalar ise her iki büyüklükte de büyümez. Büyüklük ile büyüme arasındaki görünen ilişkinin tamamı, küçük firmaların çoğunun genç olmasından kaynaklanmaktadır. Bu, önceki derslerde gördüğümüz çıkarılan değişken yanlılığının bir örneğidir: yaş hem büyüklüğü hem büyümeyi etkiler ve yaşı hesaba katmayan bir karşılaştırma yanıltıcı sonuç verir.

Çözümlü örnek — Yeni bileşimin geçici kârı

Schumpeter'in girişimci kârı kavramını bir sayısal örnekle izleyelim. Bir sektörde bir ürünün birim maliyeti 20 lira ve rekabet nedeniyle fiyatı da 20 liradır; hiçbir firma ekonomik kâr elde etmez. Bir girişimci yeni bir üretim yöntemi bulur ve birim maliyeti 15 liraya indirir. Fiyat hâlâ 20 lira olduğu için birim başına 5 lira kâr eder ve yılda 100 bin birim satarak 500 bin lira kazanır.

Bu kâr kalıcı değildir. Rakipler yöntemi fark eder ve taklit etmeye başlar. Her yıl daha fazla firma yeni yönteme geçtikçe arz artar ve fiyat düşer: birinci yıl 20, ikinci yıl 18,5, üçüncü yıl 17, dördüncü yıl 15,5 ve beşinci yıl 15 lira olsun. Girişimcinin birim kârı sırasıyla 5; 3,5; 2; 0,5 ve 0 liraya iner. Beş yıllık toplam kârı, satışlar sabitse, 100 bin × (5 + 3,5 + 2 + 0,5) = 1,1 milyon liradır.

Beşinci yılın sonunda sektördeki bütün firmalar yeni yöntemi kullanır, fiyat yeni maliyete iner ve kâr sıfırlanır. Tüketiciler artık her birimi 5 lira daha ucuza alır; yeniliğin kalıcı kazancı onlara geçmiştir. Schumpeter'e göre girişimci kârı, yeni bileşimin ödülüdür ve taklitle eriyerek ekonomiye yayılır. Girişimciyi harekete geçiren bu geçici kârdır; toplumun asıl kazancı ise kârın erimesiyle ortaya çıkan kalıcı fiyat düşüşüdür.

Çözümlü örnek — Sigortalanabilir risk ve sigortalanamaz belirsizlik

Knight'ın ayrımını iki durumla görelim. Bir fırın sahibi, fırınının yangın çıkma olasılığının yılda yüzde 1 olduğunu biliyor; bu olasılık binlerce fırının geçmiş verisinden hesaplanmıştır. Bir sigorta şirketi, binlerce fırını sigortalayarak bu riski bir araya getirir ve yıllık prim karşılığında fırın sahibini korur. Bu risk, fırın sahibinin kârını belirlemez; bir maliyet kalemi olarak fiyata yansır.

Aynı fırın sahibi, şehirde daha önce hiç satılmamış bir ekmek türünü üretmeye karar veriyor. Talebin ne olacağını kimse bilmiyor; geçmiş veri yok, benzer bir deneyim yok. Hiçbir sigorta şirketi bu ekmek türünün satılmama riskini sigortalamaz, çünkü olasılığı hesaplamanın bir yolu yoktur. Fırın sahibi bu belirsizliği kendisi taşır. Ekmek tutarsa elde edeceği kâr, Knight'a göre bu sigortalanamaz belirsizliğin karşılığıdır.

İki yaklaşım, hangi durumda girişimciliğin varlığını açıklar? Birinci durumda fırın sahibi Knight'ın anlamında bir girişimci değildir; yalnızca bilinen bir işi yürütmektedir. İkinci durumda hem Knight'ın girişimcisidir, çünkü ölçülemez bir belirsizliğe katlanır, hem de Schumpeter'in, çünkü yeni bir ürünü pazara getirerek yeni bir bileşim gerçekleştirir.

Çözümlü örnek — İyi fikir, boş cep

Girişimciliğin önündeki engellerden biri finansmandır. İki kişinin aynı derecede iyi bir iş fikri olduğunu varsayalım. Fikrin hayata geçirilmesi 1 milyon lira gerektiriyor ve beklenen getirisi yüzde 30. Birinci kişinin 1 milyon lira birikimi var; ikinci kişinin ise yalnızca 200 bin lirası.

Birinci kişi işi kendi birikimiyle kurar. İkinci kişi bankaya gider; ama banka, yeni bir işletmenin başarı olasılığını bilemediği ve girişimcinin ne kadar çaba göstereceğini gözlemleyemediği için teminat ister. İkinci kişinin teminat olarak gösterebileceği bir varlığı yoksa, kredi alamaz ve iyi fikri hayata geçmez. Önceki derslerde gördüğümüz finansman kısıtı burada girişimcilik kararını doğrudan belirler: girişimciler, en iyi fikirlere sahip olanlar değil, fikirlerini finanse edebilenler arasından seçilir.

Bu sorun, sonraki derste ele alacağımız girişim sermayesi gibi kurumların neden var olduğunu açıklar: bazı yatırımcılar, teminat yerine şirketin ortaklık payını alarak ve şirketi yakından izleyerek, bankaların finanse edemeyeceği girişimlere kaynak sağlar. Ama bu kurumlar, yalnızca hızla büyüme potansiyeli olan dönüştürücü girişimlerle ilgilenir; geçimlik bir işletme için teminat sorunu devam eder.

Modelin sınırları

Buradaki örnekler, girişimcilerin başarı olasılıklarını ve kazançlarını tahmin edebildiğini varsayar. Gerçekte bu tahminler belirsizdir ve girişimcilerin iyimserliğine açıktır. Hamilton'ın bulduğu düşük kazançlar, girişimcilerin parasal olmayan faydalara yüksek değer vermesiyle de, başarı olasılıklarını abartmalarıyla da açıklanabilir; iki açıklamayı birbirinden ayırmak zordur.

Firma kuşağı örneği, yeni firmaların istihdam katkısını ölçmenin basitleştirilmiş bir biçimidir. Gerçekte yeni firmalar, yerleşik firmalardan çalışan ve müşteri çekerek onların küçülmesine de yol açabilir; bu durumda yeni firmaların brüt iş yaratması, ekonominin toplam istihdamını aynı ölçüde artırmaz. Haltiwanger ve arkadaşlarının bulgusu ABD verilerine dayanır; genç firmaların rolü, piyasaya giriş ve çıkışın ne kadar kolay olduğuna göre ülkeden ülkeye farklılık gösterebilir.

Geçimlik ve dönüştürücü girişimcilik ayrımı keskin değildir. Bazı küçük işletmeler zamanla büyür ve dönüştürücü hâle gelir; bazı büyüme hedefli girişimler ise küçük kalır. Bir işletmenin hangi gruba ait olduğu kuruluşta her zaman bilinemez. Bu belirsizlik, desteklerin hedeflenmesini zorlaştırır.

Son olarak, girişimciliğin toplumsal değeri yalnızca istihdam ve büyümeyle ölçülmez. Geçimlik işletmeler, sahiplerine bağımsızlık, ailelerine gelir ve mahallelerine hizmet sağlar; bu faydaların değeri, iktisadi büyüme ölçülerine tam olarak yansımaz. Hangi girişimciliğin destekleneceği, bu farklı değerler arasında bir tercih gerektirir.

Uygulama

Özet kartı

  1. Schumpeter girişimciyi yeni bileşimleri, yani yeni ürünleri, yöntemleri, pazarları, kaynakları ve örgütlenmeleri hayata geçiren kişi olarak tanımladı ve riskin girişimciye değil sermaye sahibine düştüğünü savundu; Knight ise kârı, sigortalanamaz belirsizliğe katlanmanın karşılığı olarak gördü.
  2. Girişimci kârı, yeni bileşimin getirdiği geçici bir fazladır; rakipler taklit ettikçe erir ve yeniliğin kalıcı kazancı düşen fiyatlarla tüketicilere geçer.
  3. Haltiwanger, Jarmin ve Miranda, firma yaşı kontrol edildiğinde firma büyüklüğü ile büyüme arasında sistematik bir ilişki kalmadığını ve iş yaratmada öne çıkanın küçük değil genç firmalar olduğunu gösterdi; genç firmaların katkısı, çoğu kapanırken hayatta kalanların hızla büyümesinden oluşan yukarı ya da dışarı dinamiğine dayanır.
  4. Hurst ve Pugsley, yeni kurulan küçük işletmelerin pek azının yeni bir fikri pazara getirmeyi amaçladığını, çoğunun büyüme isteğinin az olduğunu ve kendi patronu olmak gibi parasal olmayan faydaların kuruluş kararında birinci derecede rol oynadığını buldu.
  5. Hamilton'a göre on yıldır işinde olan girişimcilerin medyan kazancı maaşlı işe göre yüzde 35 düşüktür; bu fark, parasal olmayan faydalarla ya da hayatta kalma yanlılığının beslediği iyimserlikle açıklanabilir. Finansman kısıtları ise girişimcilerin en iyi fikirlere sahip olanlar değil, fikirlerini finanse edebilenler arasından seçilmesine yol açabilir.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Yeni bileşimNew combinationÜretim araçlarının yeni bir ürün, yöntem, pazar, kaynak ya da örgütlenme için bir araya getirilmesi
Girişimci kârıEntrepreneurial profitBütün girdilerin piyasa maliyeti düşüldükten sonra girişimciye kalan fazla
Geçimlik ve dönüştürücü girişimcilikSubsistence and transformational entrepreneurshipGeçim ve bağımsızlık için kurulan işletme ile hızla büyümeyi hedefleyen girişim ayrımı
Parasal olmayan faydaNonpecuniary benefitBir işin gelir dışında sağladığı bağımsızlık, esneklik ve tatmin gibi faydalar
Yukarı ya da dışarı dinamiğiUp-or-out dynamicsYeni firmaların çoğunun kapanması, hayatta kalanların hızla büyümesi
Brüt iş yaratma ve yok etmeGross job creation and destructionBüyüyen ve açılan işyerlerinin eklediği ile küçülen ve kapananların kaybettiği işler

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) Schumpeter'in yeni bileşim kavramının kapsadığı beş durumu say. Bir mahallede açılan yeni bir berber dükkânı bu durumlardan birine girer mi?
  2. (Çıktı 2) Schumpeter'in ve Knight'ın girişimci tanımları arasındaki temel farkı açıkla. İki tanım, girişimcinin risk taşıyıp taşımadığı konusunda nasıl ayrılır?
  3. (Çıktı 3) Yıllık maaşı 480 bin lira olan biri kendi işini kurmayı düşünüyor. Başarı olasılığı yüzde 20, başarılı olursa yıllık geliri 1,5 milyon, başarısız olursa 150 bin liradır. Beklenen geliri hesapla. Kişi bu belirsiz geliri kesin 400 bin liraya eşdeğer görüyorsa ve parasal olmayan faydalara yılda 60 bin lira değer veriyorsa, ne karar verir?
  4. (Çıktı 3) Yüz yeni firma 4'er çalışanla kuruluyor. Beş yıl sonra 40 firma hayatta ve bunların 4'ü 40'ar, kalan 36'sı 6'şar çalışana sahip. Kuşağın beşinci yıldaki toplam istihdamını, brüt iş yaratmayı, brüt iş yok etmeyi ve hızlı büyüyen dört firmanın istihdamdaki payını hesapla.
  5. (Çıktı 4) Haltiwanger ve arkadaşlarının bulgusu ile Hurst ve Pugsley'in bulgusu birbiriyle nasıl bağdaştırılabilir? İkisi birlikte, girişimcilik politikası için ne önerir?
  6. (Çıktı 4) Bir bakan, «Girişim sayımız son beş yılda iki katına çıktı; bu, ülkemizin yenilikçi bir ekonomiye dönüştüğünün kanıtıdır» diyor. Bu yargıyı dersteki ayrımlar ve kanıtlarla değerlendir.

Cevaplar

  1. Yeni bileşim beş durumu kapsar: tüketicilerin henüz tanımadığı yeni bir malın ya da bir malın yeni bir niteliğinin piyasaya sürülmesi, sektörde henüz denenmemiş yeni bir üretim yönteminin uygulanması, yeni bir pazarın açılması, hammadde ya da ara malları için yeni bir kaynağın ele geçirilmesi ve bir sektörün yeniden örgütlenmesi. Bir mahallede açılan sıradan bir berber dükkânı, var olan bir hizmeti var olan bir pazara sunduğu için genellikle bu durumlardan hiçbirine girmez. Ama dükkân, örneğin daha önce o bölgede olmayan bir hizmet sunuyorsa ya da hizmeti yeni bir biçimde örgütlüyorsa, küçük ölçekte de olsa yeni bir bileşim sayılabilir.
  2. Schumpeter'in girişimcisi yenilikçidir: yeni bileşimleri hayata geçiren kişidir ve girişimcilik bir meslek değil, bir işlevdir. Knight'ın girişimcisi ise ölçülemez belirsizlik altında karar veren ve bu belirsizliğin sonucuna katlanan kişidir; yenilik yapması gerekmez. Risk konusunda iki tanım açıkça ayrılır: Schumpeter, riskin üretim araçlarının ya da sermayenin sahibine düştüğünü, bu yüzden girişimcinin risk taşıyan kişi olarak tanımlanamayacağını yazdı. Knight'a göre ise girişimcinin kârı, tam da sigortalanamayan belirsizliği taşımasının karşılığıdır.
  3. Beklenen gelir 0,20 × 1.500 + 0,80 × 150 = 300 + 120 = 420 bin liradır; maaşın 60 bin lira altındadır. Kişi bu belirsiz geliri kesin 400 bin liraya eşdeğer görüyorsa, parasal olmayan faydalarla birlikte kendi işinin değeri 400 + 60 = 460 bin liradır ve 480 bin liralık maaşın altında kalır. Kişi maaşlı işte kalır. Kararı değiştirmek için parasal olmayan faydalara yılda 80 bin liradan fazla değer vermesi gerekirdi.
  4. Beşinci yılda istihdam 4 × 40 + 36 × 6 = 160 + 216 = 376 çalışandır; kuruluştaki 400'ün altındadır. Brüt iş yaratma, kuruluştaki 400 iş ile hayatta kalanların büyümesinin toplamıdır: hayatta kalan 40 firma başlangıçta 160 çalışana sahipti ve şimdi 376 çalışana sahip, yani 216 ek iş; toplam brüt iş yaratma 616'dır. Brüt iş yok etme, kapanan 60 firmanın 240 çalışanıdır. Hızlı büyüyen dört firma 160 çalışanla kuşağın istihdamının yaklaşık yüzde 43'ünü oluşturur.
  5. İki bulgu birbirini tamamlar. Haltiwanger ve arkadaşları iş yaratmanın motorunun genç firmalar olduğunu gösterir; Hurst ve Pugsley ise yeni kurulan küçük işletmelerin çoğunun büyümeyi hedeflemediğini gösterir. İkisi bir araya geldiğinde, genç firmaların istihdama katkısının büyük kısmının hızla büyüyen küçük bir azınlıktan geldiği anlaşılır. Politika açısından bu, bütün küçük işletmelere eşit destek vermenin iş yaratma ve büyüme hedefi için etkili olmayabileceğini, buna karşın yeni firmaların kurulmasını ve genç firmaların büyümesini kolaylaştıran düzenlemelerin, finansmana erişimin ve piyasaya girişteki engellerin kaldırılmasının daha önemli olduğunu önerir. Geçimlik işletmelere destek ise sosyal politika amacıyla ayrıca değerlendirilmelidir.
  6. Yargı, girişim sayısını yenilikçiliğin ölçüsü olarak kullanır; ama Hurst ve Pugsley'in bulgusuna göre yeni kurulan küçük işletmelerin çoğu yeni bir fikri pazara getirmeyi amaçlamaz ve büyüme isteği azdır. Girişim sayısındaki artış, dönüştürücü girişimciliğin değil, genel olarak kendi işini kurmanın arttığını gösterebilir; hatta maaşlı iş bulmanın zorlaştığı dönemlerde insanlar zorunluluktan kendi işini kurabilir. Yenilikçiliği değerlendirmek için girişim sayısına değil, genç firmaların hayatta kalma ve büyüme oranlarına, hızla büyüyen firmaların payına, yeni ürün ve patent sayılarına ve verimlilik artışına bakmak gerekir.

İleri okuma

  • Joseph A. Schumpeter (1934). The Theory of Economic Development. Harvard University Press. Yeni bileşim ve girişimcinin işlevi.
  • Frank H. Knight (1921). Risk, Uncertainty and Profit. Houghton Mifflin. Risk, belirsizlik ve kârın kaynağı.
  • John Haltiwanger, Ron S. Jarmin, Javier Miranda (2013). «Who Creates Jobs? Small versus Large versus Young». Review of Economics and Statistics 95(2). Firma yaşı ve iş yaratma.
  • Barton H. Hamilton (2000). «Does Entrepreneurship Pay? An Empirical Analysis of the Returns to Self-Employment». Journal of Political Economy 108(3). Kendi hesabına çalışmanın kazançları ve parasal olmayan faydalar.

Sonraki derse köprü

Dersin son örneğinde parlak bir planı olan ama bankaya gösterecek hiçbir varlığı bulunmayan girişimci eli boş döndü. Bankalar, başarı olasılığı düşük ama başarılı olursa kazancı çok büyük olan bir işletmeye borç vermekte isteksizdir; çünkü borç verenin kazancı faizle sınırlıdır, kaybı ise anaparanın tamamı olabilir. Bu boşluğu dolduran yatırımcılar, borç yerine şirketin ortaklık payını alır ve yüz girişimden birkaçının olağanüstü başarısına oynar. Sıradaki ders girişim sermayesini ve değerlemeyi ele alıyor: bu yatırımcıların nasıl çalıştığını, henüz kâr etmeyen bir şirketin nasıl değerlendiğini ve yatırımın aşamalara bölünmesinin girişimciyle yatırımcı arasındaki ilişkiyi nasıl biçimlendirdiğini göreceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: aynı caddede iki kepenk açılıyor; birinde bir berber dükkânı, öbüründe dizüstü bilgisayarlarla dolu küçük bir ofis.
  • Hikâye: 1911 tarihli Almanca bir kitap kapağı ile 1921 tarihli İngilizce bir kitap kapağı; iki portre, «yenilik» ve «belirsizlik» sözcükleri.
  • Kavram: beş ok, yeni ürün, yeni yöntem, yeni pazar, yeni kaynak ve yeni örgütlenme; hepsi tek bir girişimci figürüne bağlanıyor.
  • Model: yüz firmalık bir ızgarada kapanan kutuların sönmesi, hayatta kalanların büyümesi ve beş kutunun ızgaranın yarısını doldurması; ardından bir fiyat çizgisinin taklitçiler geldikçe inmesi.
  • Kanıt: küçük ve büyük firmaları gösteren iki sütunun, yaş eklendiğinde dört sütuna ayrılması ve farkın kaybolması.
  • Kapanış: iyi bir fikri olan ama cebi boş bir girişimci, banka kapısında geri çevriliyor; başka bir kapıda ortaklık teklif eden bir yatırımcı bekliyor.

Kısa kesit

Ekranda yüz yeni işletmenin tabelası yan yana yanıyor. Yıllar geçtikçe tabelaların yarısı sönüyor, kalanların çoğu aynı boyda kalıyor, yalnızca birkaçı büyüyerek ekranın yarısını kaplıyor. Seslendirme, iş yaratmanın bu küçük azınlıktan geldiğini ve küçük işletmelerin çoğunun büyümeyi zaten amaçlamadığını anlatıyor; son sahnede izleyiciye kendi işini kurarken hangi tabela olmak istediği soruluyor.