İçeriğe geç

Ders EKO-215.02 · Seviye 2 — Orta

Ar-Ge ve patent sistemi

EKO-215 İnovasyon, Girişimcilik ve Teknoloji Ekonomisi

4.614 kelime · yaklaşık 21 dakika okuma · seslendirme 10 dk · veriler Eylül 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • Ar-Ge yoğunluğu
  • temel ve uygulamalı araştırma
  • Ar-Ge'nin toplumsal getirisi
  • pazar çalma etkisi
  • Ar-Ge vergi teşviki
  • katkısallık
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Araştırmanın faydası bilgi taşmaları yoluyla başka firmalara, tüketicilere ve topluma geçer; özel getiri toplumsal getiriden küçük olduğunda piyasa, toplum için değerli olan araştırmaların bir kısmını yapmaz. Bloom, Schankerman ve Van Reenen, ABD firmalarında toplumsal getirinin özel getirinin en az iki katı olduğunu buldu.
  2. Vannevar Bush 1945'te temel araştırmayı teknolojik ilerlemenin yol göstericisi olarak tanımladı ve herhangi bir temel araştırmanın sonucunun öngörülemeyeceğini vurguladı; bu belirsizlik ve uzun vade, temel araştırmanın büyük ölçüde kamu fonlarıyla ve üniversitelerde yapılmasının gerekçesidir.
  3. Pazar çalma etkisi, bazı araştırmaların yeni değer yaratmaktan çok rakiplerin müşterilerini ele geçirmeye yönelmesine ve aşırı araştırmaya yol açabilir; araştırmanın toplumsal değeri, taşma ile pazar çalma arasındaki dengeye bağlıdır.
  4. Dechezleprêtre, Einiö, Martin, Nguyen ve Van Reenen, Birleşik Krallık'ta bir büyüklük eşiği değişikliğini kullanarak Ar-Ge vergi indiriminin patentleri ve Ar-Ge'yi yedi yıla kadar artırdığını, yakın firmalara taşma olduğunu ve etkinin finansman kısıtı olan firmalarda yoğunlaştığını buldu.
  5. Goolsbee, Ar-Ge harcamasının çoğunluğunun araştırmacı ücretleri olduğunu ve araştırmacı arzı esnek olmadığı için devlet desteklerinin önemli bir kısmının daha yüksek ücretlere gittiğini gösterdi; desteklerin katkısallığı, araştırmacı arzına ve hangi firmalara verildiklerine bağlıdır.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — Ar-Ge yoğunluğunu, temel ve uygulamalı araştırmayı, Ar-Ge'nin toplumsal getirisini, pazar çalma etkisini, Ar-Ge vergi teşvikini ve katkısallığı tanımlar.
  • Anlama — Piyasanın neden toplum açısından gereğinden az araştırma yaptığını, patentin, vergi teşviklerinin ve doğrudan kamu fonlarının bu açığı hangi yollarla kapatmaya çalıştığını açıklar.
  • Uygulama — Bir araştırma projesinin özel ve toplumsal getirisini karşılaştırır; bir vergi teşvikinin Ar-Ge'nin maliyetini ve firmanın araştırma kararını nasıl değiştirdiğini, teşvikin ne kadarının araştırmacı ücretlerine gittiğini hesaplar.
  • Değerlendirme — Dechezleprêtre, Einiö, Martin, Nguyen ve Van Reenen'in vergi teşviki bulgusunu ve Goolsbee'nin araştırmacı ücretleri bulgusunu karşılaştırarak Ar-Ge desteklerinin etkinliğini değerlendirir.

Sezgi

Açılış

Bir ilaç şirketi, yeni bir antibiyotik geliştirmek için on yıl sürecek bir araştırma programına başlamayı düşünüyor. Program başarılı olursa milyonlarca hasta iyileşecek, dirençli bakterilerle mücadelede yeni bir yol açılacak. Ama başarı olasılığı düşük; yüz aday molekülden belki biri hastalara ulaşacak. Başarılı olsa bile, keşfin arkasındaki bilimsel fikirler yayımlanacak, rakip laboratuvarlar bu fikirlerden yararlanarak kendi ilaçlarını geliştirecek.

Şirketin yöneticileri, programın maliyetini ve beklenen gelirini hesaplıyor. Hesapta topluma sağlanacak faydanın tamamı yer almıyor; yalnızca şirketin kendi satışlarından elde edeceği gelir var. Rakiplerin bu keşiften yararlanarak geliştireceği ilaçlar, hastaların kazanacağı sağlık ve bilimsel bilgideki ilerleme, şirketin kasasına girmiyor. Toplum için açıkça değerli olan program, şirket için kârsız görünebilir.

Önceki derste inovasyonun uzun dönemli büyümenin motoru olduğunu gördük. Hukuk ve ekonomi dizisinde ise patentin, buluş yapanın yatırımını geri kazanmasını sağlayan bir araç olarak nasıl işlediğini ele almıştık. Bu ders, soruyu araştırmayı yapan tarafın gözünden soruyor: araştırmaya ne kadar kaynak ayrılır, piyasa neden toplumun istediğinden daha az araştırma yapar ve devlet bu açığı patentin yanında hangi araçlarla kapatmaya çalışır?

Hikâye — Bilimin sonsuz sınırı

17 Kasım 1944'te ABD Başkanı Franklin Roosevelt, savaş boyunca ülkenin bilimsel araştırma çalışmalarını yöneten Vannevar Bush'a bir mektup yazdı. Savaşta radar, penisilin üretimi ve daha birçok alanda elde edilen başarının, barış döneminde de sürdürülüp sürdürülemeyeceğini soruyordu. Roosevelt raporu göremedi; Nisan 1945'te öldü. Bush, Temmuz 1945'te «Bilim, Sonsuz Sınır» başlıklı raporunu yeni başkan Harry Truman'a sundu.

Bush'un raporu, temel araştırmanın ekonomik rolüne dair etkili bir argüman ortaya koydu. Temel araştırmanın yeni bilgiye yol açtığını, bilimsel bir sermaye sağladığını ve bilginin pratik uygulamalarının ondan çekildiği bir fon oluşturduğunu yazdı. Yeni ürünlerin ve yöntemlerin yetişkin olarak doğmadığını, yeni ilkeler ve kavramlar üzerine kurulduğunu vurguladı. Raporun en çok alıntılanan cümlesi şuydu: «basic research is the pacemaker of technological progress», yani temel araştırma teknolojik ilerlemenin yol göstericisidir.

Bush, temel araştırmanın neden piyasaya bırakılamayacağını da açıkladı. Önemli keşiflerin çoğunun, çok farklı amaçlarla yapılan deneylerden çıktığını belirtti. Temel bilimdeki çalışmaların bir kısmından önemli ve çok yararlı keşiflerin çıkacağının istatistiksel olarak kesin olduğunu, ama herhangi bir araştırmanın sonucunun doğrulukla öngörülemeyeceğini yazdı. Sonucu öngörülemeyen ve faydası çoğunlukla başkalarına giden bir faaliyete, kâr peşindeki bir firmanın yeterince yatırım yapmasını beklemek zordu.

Raporun önerisi, üniversitelerdeki temel araştırmayı destekleyecek bir federal kurumdu. Bu öneri, uzun siyasi tartışmaların ardından 1950'de ABD Ulusal Bilim Vakfı'nın kurulmasıyla hayata geçti. Rapor, sonraki on yıllarda pek çok ülkenin bilim politikasını etkiledi; ama bir itiraza da kaynaklık etti. Eleştirmenler, temel araştırmadan uygulamaya uzanan tek yönlü bir yol varsayımının gerçeği basitleştirdiğini, birçok bilimsel ilerlemenin pratik sorunlarla uğraşırken ortaya çıktığını savundu.

Hikâye, bu dersin iki temel sorusunu birlikte ortaya koyar. Birincisi, araştırmanın faydası neden büyük ölçüde onu yapan tarafın dışına taşar? İkincisi, devlet araştırmayı desteklemeye karar verdiğinde, bunu nasıl yapmalıdır: doğrudan fonlayarak mı, vergi indirimleriyle mi, yoksa patent gibi mülkiyet haklarıyla mı?

Kavram

Bir ülkenin ya da firmanın araştırmaya ayırdığı çabayı ölçen gösterge şudur.

Araştırmanın amacına göre yapılan ayrım şudur.

Araştırmanın piyasada yetersiz kalmasının ölçüsü şudur.

Araştırmanın başkalarına verdiği zararın bir biçimi şudur.

Devletin araştırmayı desteklemede en yaygın kullandığı dolaylı araç şudur.

Destek politikalarını değerlendirmenin temel ölçütü şudur.

Veri ve kanıt

Bu çalışmanın tasarımı, Ar-Ge teşviklerini değerlendirmenin temel zorluğunu aşar. Teşvikten yararlanan firmalar, yararlanmayanlardan genellikle zaten daha yenilikçidir; destek alanlarla almayanları doğrudan yan yana koymak, teşvikin etkisini firmaların kendi özelliklerinden ayıramaz. Büyüklük eşiğinin hemen altındaki ve hemen üstündeki firmalar ise birbirine çok benzer; eşiğin bir tarafında kalmak neredeyse şans eseridir. Bulgu iki açıdan önemlidir: teşvik yalnızca harcamayı değil, patentle ölçülen çıktıyı da artırmıştır ve etkisi finansman kısıtı yaşayan firmalarda yoğunlaşmıştır. Bu, teşvikin, iyi fikri olup onu finanse edemeyen firmalar için özellikle etkili olduğunu düşündürür.

İki çalışma, Ar-Ge desteklerinin etkinliğine dair iki farklı tablo çizer. Dechezleprêtre ve arkadaşları, belirli bir vergi teşvikinin firmaların patent ve Ar-Ge çıktısını gerçekten artırdığını gösterir. Goolsbee ise, araştırmacı sayısı kısa dönemde artırılamıyorsa, desteklerin bir kısmının yeni araştırma yerine daha yüksek ücretlere dönüşeceğini hatırlatır. İki bulgu bağdaştırılabilir: küçük bir firma grubuna verilen teşvik, araştırmacı piyasasının genel ücret düzeyini pek etkilemez; ülke çapında büyük bir fon artışı ise etkileyebilir. Ar-Ge desteklerinin etkisi, araştırmacı arzının ne kadar hızlı artabildiğine bağlıdır; bu yüzden eğitim ve göç politikaları da Ar-Ge politikasının bir parçasıdır.

Yaygın yanlış«Devlet Ar-Ge'ye ne kadar para verirse, o kadar fazla araştırma yapılır; harcama artışı doğrudan inovasyon artışıdır.»
Doğrusu

Goolsbee, Ar-Ge harcamalarının çoğunluğunun araştırmacı ücretlerinden oluştuğunu ve bu çalışanların arzı kısa dönemde esnek olmadığı için devlet fonlarının önemli bir kısmının daha yüksek ücretlere gittiğini buldu. Harcamadaki artış, araştırma miktarındaki artıştan büyük olabilir; hatta desteklenmeyen firmalar yükselen ücretler nedeniyle araştırmalarını azaltabilir. Araştırmacı arzını artırmadan yapılan büyük harcama artışları, beklenenden daha az ek araştırma sağlar.

Yaygın yanlış«Vergi teşvikleri, firmaların zaten yapacakları araştırmanın vergisini düşürür; araştırmaya hiçbir katkı yapmaz.»
Doğrusu

Katkısallık sorunu gerçektir ama her teşvikte aynı ölçüde değildir. Dechezleprêtre ve arkadaşları, bir büyüklük eşiğindeki değişikliği kullanarak, vergi indiriminin kaliteye göre düzeltilmiş patentleri ve Ar-Ge'yi yedi yıla kadar anlamlı biçimde artırdığını ve etkinin finansman kısıtı olan firmalarda yoğunlaştığını buldu. Teşvikin katkısallığı, hangi firmalara ve hangi koşullarda verildiğine bağlıdır.

Neden önemli?

Ar-Ge harcamaları, bir ülkenin gelecekteki verimliliğine yaptığı yatırımın önemli bir parçasıdır. Ülkeler arasında Ar-Ge yoğunluğu büyük farklılıklar gösterir: bazı ülkeler gayrisafi yurtiçi hasılalarının birkaç yüzdesini araştırmaya ayırırken, bazıları bunun çok altında kalır. Ama yüksek harcama, tek başına yüksek inovasyon anlamına gelmez; harcamanın hangi alanlara, hangi kurumlar eliyle ve hangi teşviklerle yapıldığı en az miktarı kadar önemlidir.

Türkiye'de Ar-Ge desteklerinin önemli bir kısmı, 2008'de çıkarılan 5746 sayılı kanunla düzenlenen Ar-Ge merkezleri ve bunlara tanınan vergi ve sigorta primi indirimleri ile TÜBİTAK'ın proje destekleri aracılığıyla verilir. Bu destekler, bu dersteki soruların hepsini gündeme getirir: destek, firmaların zaten yapacağı araştırmayı mı ödüllendiriyor yoksa yeni araştırma mı doğuruyor, desteklerin ne kadarı araştırmacı ücretlerine gidiyor ve desteklenen araştırmanın faydası ne ölçüde başka firmalara taşıyor?

Bu soruların cevabı, bir vergi teşvikinin kamu bütçesine maliyetini haklı çıkarıp çıkarmadığını belirler. Vergi teşvikleri, doğrudan harcama olarak bütçede görünmediği için, gözden kaçmaya daha yatkındır; bu yüzden etkilerinin düzenli ve güvenilir biçimde değerlendirilmesi ayrıca önemlidir.

Model

Ar-Ge politikası, firmanın kasasına giren kazanç ile topluma yayılan kazanç arasındaki açığın ve destek araçlarının bu açığı nasıl değiştirdiğinin hesabına dayanır. Bu bölümdeki tutarlar, başka bir kaynak anılmadıkça uydurma rakamlardır ve milyon lira cinsindendir; amaç, her aracın hangi durumda işe yarayıp hangi durumda boşa gittiğini somut olarak görmektir.

Çözümlü örnek — Toplum için değerli, firma için kârsız

Bir makine üreticisi, enerji tüketimini azaltan yeni bir motor tasarımı için 100 harcamayı düşünüyor. Araştırma başarılı olursa, firmanın yeni motor satışlarından elde edeceği ek kârın bugünkü değeri 80'dir. Firma için proje 20 zarar demektir ve yapılmaz.

Ama araştırmanın faydası firmayla sınırlı kalmaz. Motor tasarımının arkasındaki fikirler, teknik yayınlar, çalışanların iş değiştirmesi ve ürünün incelenmesi yoluyla başka firmalara geçer. Bu firmaların benzer tasarımlarla elde edeceği kazancın bugünkü değeri 70, daha az enerji tüketen müşterilerin firmaya ödediklerinin üzerinde elde edeceği kazanç 50 olsun. Projenin toplumsal getirisi 80 + 70 + 50 = 200'dür; maliyetin iki katı.

Toplum açısından yapılması gereken bir proje, piyasada yapılmaz. Bu, önceki derslerde gördüğümüz pozitif dışsallığın ve bilgi taşmasının araştırmadaki biçimidir. Devlet projenin maliyetinin en az 20'sini karşılarsa, örneğin yüzde 25'lik bir destek verirse, firmanın maliyeti 75'e iner ve proje 80'lik özel getiriyle kârlı hâle gelir. Toplum 25'lik bir destekle, 100'lük net kazanç sağlayan bir projeyi hayata geçirmiş olur.

Sorun, devletin hangi projenin bu durumda olduğunu bilmemesidir. Firmaya göre 20 zararlı ama toplum için çok değerli bir proje ile firmaya göre 30 kârlı olup zaten yapılacak bir proje, dışarıdan bakıldığında birbirine benzer. Destek her ikisine de verilirse, ikincisine verilen destek araştırmayı artırmaz; yalnızca firmanın kârını artırır.

Çözümlü örnek — Başkasının müşterisini çalmak için araştırma

Araştırma her zaman eksik yapılmaz. İki firmanın aynı pazarda benzer ürünler sattığını düşünelim. A firması, ürününü biraz daha çekici gösterecek bir iyileştirme için 50 harcıyor. Bu iyileştirme sonucunda A'nın kârı 80 artıyor. Ama artışın 60'ı, müşterilerin B'den A'ya geçmesinden geliyor; B'nin kârı 60 azalıyor. Tüketicilerin ürün iyileşmesinden elde ettiği ek kazanç ise küçük, 10 civarında.

A için proje 80 − 50 = 30 kârlıdır. Toplum açısından ise hesap farklıdır: A'nın kazancı 80, B'nin kaybı 60, tüketicilerin kazancı 10'dur; toplam kazanç 30, maliyet 50'dir. Proje toplum için 20 kayıptır. Bu, pazar çalma etkisidir: özel getiri toplumsal getiriyi aşar ve firma toplum açısından gereğinden fazla araştırma yapar.

Gerçek bir araştırmanın hem bilgi taşması hem de pazar çalma etkisi vardır; hangisinin ağır bastığı ampirik bir sorudur. Nicholas Bloom, Mark Schankerman ve John Van Reenen, 2013'te Econometrica'da yayımlanan çalışmalarında ABD firmalarının verileriyle bu iki etkiyi ayırmaya çalıştılar. Teknoloji taşmalarının nicel olarak baskın olduğunu, bu yüzden Ar-Ge'nin brüt toplumsal getirisinin özel getirisinin en az iki katı olduğunu buldular. Ayrıca daha küçük firmaların, daha çok teknolojik nişlerde faaliyet gösterdikleri için daha düşük toplumsal getiri yarattığını gösterdiler. Ortalamada eksik araştırma sorunu ağır basar; ama bu ortalama, her projede aynı değildir.

Çözümlü örnek — Getiriler iki kat farklıysa

Bloom ve arkadaşlarının bulgusunun politika açısından ne anlama geldiğini basit bir örnekle görelim. Bir firmanın önünde, her biri 10 maliyetli yüz araştırma projesi var. Projelerin özel getirisi birbirinden farklıdır: en iyisi yüzde 40, en kötüsü yüzde 0 getiri sağlıyor ve projeler bu aralığa eşit olarak dağılmış. Firma, özel getirisi sermaye maliyeti olan yüzde 10'u aşan projeleri yapar; yani 75 proje.

Her projenin toplumsal getirisi, özel getirisinin iki katı olsun. Toplum açısından, toplumsal getirisi yüzde 10'u aşan, yani özel getirisi yüzde 5'i aşan bütün projeler yapılmalıdır; bu 87 ya da 88 proje eder. Piyasa, toplumsal açıdan değerli olan projelerin yaklaşık 12'sini yapmamaktadır.

Devlet, firmanın sermaye maliyetini yüzde 10'dan yüzde 5'e indirecek bir destek verirse, firma özel getirisi yüzde 5'i aşan projeleri yapar ve toplumsal açıdan doğru proje sayısına ulaşılır. Ama bu destek, zaten yapılacak olan 75 projeye de verilir. Bu örnekte, 12 ek projenin ortaya çıkması için 87 projenin tamamı desteklenmektedir. Desteğin büyük kısmı, katkısallık açısından boşa gider. Yalnızca ek araştırmaya destek veren tasarımlar, örneğin firmanın geçmiş yıllardaki harcamasını aşan kısma verilen artımsal teşvikler, bu sorunu hafifletmeyi amaçlar.

Çözümlü örnek — Vergi teşviki maliyeti nasıl düşürür?

Kurumlar vergisi oranının yüzde 20 olduğu bir ülkede, bir firma 100'lük Ar-Ge harcamasını zaten normal bir gider olarak vergi matrahından düşebiliyor. Harcamanın firmaya vergi sonrası maliyeti 100 × (1 − 0,20) = 80'dir.

Devlet, Ar-Ge harcamalarının matrahtan iki kat düşülmesine izin veren bir teşvik getiriyor. Firma artık 100'lük harcama için 200 lirayı matrahtan düşebilir ve 0,20 × 200 = 40 vergi tasarrufu sağlar. Vergi sonrası maliyet 100 − 40 = 60'a iner. Ar-Ge'nin maliyeti, teşvikten önceki 80'e göre yüzde 25 düşmüştür.

Firmanın Ar-Ge harcaması, maliyetteki düşüşe ne kadar tepki verir? Ar-Ge'nin maliyet esnekliği 1 ise, yüzde 25'lik maliyet düşüşü harcamayı yaklaşık yüzde 25 artırır. Dechezleprêtre ve arkadaşları, patent sayısının Ar-Ge'nin kullanıcı maliyetine göre esnekliğinin 2'den küçük olmasını istatistiksel olarak dışlayabildi. Esneklik 2 ise, aynı maliyet düşüşü patent sayısını yaklaşık yüzde 50 artırır. Bu tepkinin büyük kısmı, finansman kısıtı olan firmalardan gelir: iyi fikri olup onu finanse edecek parası olmayan bir firma için vergi tasarrufu, projeyi başlatacak nakdi sağlar.

Teşvikin maliyeti, vazgeçilen vergi gelirleridir. Firma teşvikten sonra 125 harcarsa, devlet 0,20 × 125 = 25 lira ek vergi gelirinden vazgeçer ve karşılığında 25'lik ek Ar-Ge elde eder. Ek araştırmanın toplumsal getirisi, bu vergi kaybından ve vergilerin kendi verimlilik kayıplarından büyükse teşvik haklıdır.

Çözümlü örnek — Zaten yapılacak araştırmaya ödeme

Katkısallığı sayılarla görelim. Bir ülkede iki tür firma var. Birinci türdeki 100 firma, destek olsun olmasın her biri 10'luk araştırma yapıyor. İkinci türdeki 100 firma ise destek olmadan hiç araştırma yapmıyor; harcamanın yüzde 30'u karşılanırsa her biri 5'lik araştırma yapıyor.

Devlet bütün Ar-Ge harcamalarının yüzde 30'unu karşılayan bir program başlatıyor. Birinci türdeki firmalar 1.000'lik harcamaları için 300 destek alır; araştırmaları değişmez. İkinci türdeki firmalar 500'lük yeni harcamaları için 150 destek alır. Program toplam 450'ye mal olur ve 500'lük ek araştırma sağlar; ek araştırma başına maliyet 0,9'dur.

Program yalnızca ikinci tür firmalara yönelik olabilseydi, 150'lik bir maliyetle aynı 500'lük ek araştırma elde edilebilirdi; ek araştırma başına maliyet 0,3 olurdu. Sorun, devletin firmaları bu iki türe ayıramamasıdır. Dechezleprêtre ve arkadaşlarının bulgusu, finansman kısıtının iyi bir işaret olabileceğini düşündürür: küçük ve genç firmalar, dış finansmana daha zor ulaşır ve teşvike daha güçlü tepki verir. Birçok ülkenin küçük ve orta büyüklükteki firmalara daha cömert teşvikler vermesinin bir gerekçesi budur.

Katkısallık sorununun bir biçimi de yeniden sınıflandırmadır. Bir firma, teşvikten yararlanmak için mühendislerinin rutin üretim işlerini araştırma olarak kaydedebilir. Kayıtlardaki Ar-Ge harcaması artar ama gerçek araştırma değişmez. Bu yüzden teşviklerin değerlendirilmesinde yalnızca harcamaya değil, patent, yeni ürün ve verimlilik gibi sonuçlara da bakılır.

Çözümlü örnek — Para artınca bilim insanı artmıyorsa

Goolsbee'nin bulgusunun mekanizmasını görelim. Bir ülkede 10.000 araştırmacı var ve her birinin yıllık ücreti 1 milyon lira; toplam Ar-Ge harcaması 10 milyar liradır ve basitlik için tamamı ücretlerden oluşmaktadır. Devlet Ar-Ge fonlarını artırarak toplam harcamayı yüzde 10 artırıyor.

Araştırmacı arzı tamamen esnek olsaydı, yani ücret değişmeden yeni araştırmacılar bulunabilseydi, 1.000 yeni araştırmacı işe alınır ve araştırma miktarı yüzde 10 artardı. Ama yeni bir fizikçi ya da yazılım mühendisi yetiştirmek yıllar alır. Kısa dönemde araştırmacı sayısı yalnızca yüzde 5 artabiliyorsa, harcamanın geri kalanı ücret artışına gider: harcama 11 milyar, araştırmacı sayısı 10.500 olur ve ortalama ücret yaklaşık 1,048 milyona yükselir.

Harcama yüzde 10 artmış, gerçek araştırma çabası ise yalnızca yüzde 5 artmıştır. Harcamaya bakan bir değerlendirme, politikanın etkisini iki kat abartır. Goolsbee'nin geleneksel tahminlerin yüzde 30 ile 50 arasında fazla olabileceği sonucu bu mekanizmaya dayanır.

Bir yan etki daha vardır. Artan ücretler, destek almayan firmaların araştırmacılarını da pahalılaştırır. Destek almayan bir firma, araştırmacılarına daha yüksek ücret ödemek zorunda kalır ve araştırma bütçesi sabitse daha az araştırmacı çalıştırır. Devlet desteği, desteklenmeyen araştırmanın bir kısmını dışlar. Uzun dönemde bu sorunun çözümü, araştırmacı arzını artırmaktır: mühendislik ve fen eğitimine yatırım ve nitelikli göçü kolaylaştıran düzenlemeler, Ar-Ge desteklerinin etkisini artırır.

Çözümlü örnek — Sonucu öngörülemeyen yüz proje

Bush'un temel araştırmaya dair istatistiksel argümanını sayılarla görelim. Bir kamu fonu, her biri 1 milyon liraya mal olan yüz temel araştırma projesini destekliyor. Her projenin önemli bir keşfe yol açma olasılığı yüzde 5, bir keşfin topluma değeri ise 50 milyon liradır. Hangi projenin başarılı olacağı önceden bilinemez.

Tek bir projenin beklenen değeri 0,05 × 50 = 2,5 milyon liradır; maliyetin iki buçuk katı. Ama tek bir projenin sonucu çok belirsizdir: yüzde 95 olasılıkla hiçbir şey çıkmaz. Yüz projelik bir portföyde ise en az bir keşfin çıkma olasılığı 1 − 0,95¹⁰⁰ ≈ 0,994'tür; ortalama beş keşif beklenir ve portföyün beklenen değeri 250 milyon liradır.

Bir firma için bu hesap farklıdır. Birincisi, keşfin 50 milyonluk değerinin yalnızca küçük bir kısmını, belki 5 milyonunu kendisi alabilir; geri kalanı bilgi taşmasıyla başkalarına gider. Firma için tek bir projenin beklenen değeri 0,05 × 5 = 0,25 milyon liradır ve maliyetin çok altındadır. İkincisi, bir firma yüz projelik bir portföyü finanse edecek kadar büyük olmayabilir. Temel araştırmanın büyük ölçüde üniversitelerde ve kamu fonlarıyla yapılmasının iktisadi gerekçesi budur.

Çözümlü örnek — Yirmi beş yıl sonraki fayda

Temel araştırmanın bir başka özelliği, faydasının çok geç gelmesidir. Bir keşfin, yapıldıktan 25 yıl sonra topluma 100 milyon liralık bir fayda sağladığını varsayalım. Bu faydanın bugünkü değeri, hangi iskonto oranının kullanıldığına bağlıdır.

Yüksek riskli projelerde yüzde 12'lik bir getiri bekleyen bir firma için bugünkü değer 100 ÷ 1,12²⁵ ≈ 5,9 milyon liradır. Yüzde 4'lük bir iskonto oranı kullanan bir kamu kurumu için ise 100 ÷ 1,04²⁵ ≈ 37,5 milyon liradır. Aynı keşif, iskonto oranına göre altı kattan fazla farklı değerlendirilir.

Bu hesap, firmaların uygulamalı araştırmaya ve kısa vadeli geliştirmeye yönelmesinin, temel araştırmayı ise büyük ölçüde kamuya ve üniversitelere bırakmasının bir başka nedenini gösterir. Ama hesap, kamunun daha düşük iskonto oranı kullanmasının her zaman doğru olduğunu göstermez; gelecek kuşakların kazancını bugüne ne oranda indirgeyeceğimiz sorusu, çevre politikasında olduğu gibi burada da bir değer yargısı içerir.

Modelin sınırları

Buradaki örnekler, araştırmanın toplumsal getirisinin bilinebildiğini ya da en azından ortalama olarak tahmin edilebildiğini varsayar. Gerçekte bu getiriler çok belirsizdir ve tahminleri kullanılan yöntemlere duyarlıdır. Bloom ve arkadaşlarının toplumsal getirinin özel getirinin en az iki katı olduğu bulgusu ABD firmalarının belirli bir dönemine aittir; başka ülkelerde ya da sektörlerde oran farklı olabilir.

Örnekler ayrıca araştırmacı arzını ya sabit ya da tamamen esnek kabul eder. Gerçekte arz kısa dönemde esnek değildir, uzun dönemde ise eğitim ve göç politikalarıyla genişleyebilir. Goolsbee'nin bulgusu kısa dönem etkisine daha yakındır; uzun dönemde Ar-Ge desteklerinin bir kısmı daha fazla insanın bilim ve mühendislik eğitimi almasına yol açarak araştırmacı arzını artırabilir.

Patent, vergi teşviki ve doğrudan fon arasındaki seçim burada kısaca ele alındı. Patent, araştırmanın getirisini artırır ama tekel fiyatlarıyla ölü ağırlık kaybı yaratır; hukuk ve ekonomi dizisinde bu ödünleşimi ayrıntılı olarak gördük. Vergi teşviki, hangi projenin yapılacağına firmanın karar vermesini sağlar ama pazar çalma etkisi yüksek projeleri de destekler. Doğrudan fon, toplumsal getirisi yüksek temel araştırmayı hedefleyebilir ama fon dağıtan kurumların doğru projeleri seçebilmesini gerektirir. Uygulamada ülkeler üçünü bir arada kullanır; biri öbürünün eksiğini kapatır.

Son olarak, Ar-Ge harcaması inovasyonun yalnızca bir kısmını ölçer. Birçok yenilik, özellikle hizmet sektöründe ve küçük firmalarda, resmî bir araştırma bütçesi olmadan, üretim sürecinde deneme yanılmayla ortaya çıkar. Ar-Ge istatistikleri bu yenilikleri kaçırır.

Uygulama

Özet kartı

  1. Araştırmanın faydası bilgi taşmaları yoluyla başka firmalara, tüketicilere ve topluma geçer; özel getiri toplumsal getiriden küçük olduğunda piyasa, toplum için değerli olan araştırmaların bir kısmını yapmaz. Bloom, Schankerman ve Van Reenen, ABD firmalarında toplumsal getirinin özel getirinin en az iki katı olduğunu buldu.
  2. Vannevar Bush 1945'te temel araştırmayı teknolojik ilerlemenin yol göstericisi olarak tanımladı ve herhangi bir temel araştırmanın sonucunun öngörülemeyeceğini vurguladı; bu belirsizlik ve uzun vade, temel araştırmanın büyük ölçüde kamu fonlarıyla ve üniversitelerde yapılmasının gerekçesidir.
  3. Pazar çalma etkisi, bazı araştırmaların yeni değer yaratmaktan çok rakiplerin müşterilerini ele geçirmeye yönelmesine ve aşırı araştırmaya yol açabilir; araştırmanın toplumsal değeri, taşma ile pazar çalma arasındaki dengeye bağlıdır.
  4. Dechezleprêtre, Einiö, Martin, Nguyen ve Van Reenen, Birleşik Krallık'ta bir büyüklük eşiği değişikliğini kullanarak Ar-Ge vergi indiriminin patentleri ve Ar-Ge'yi yedi yıla kadar artırdığını, yakın firmalara taşma olduğunu ve etkinin finansman kısıtı olan firmalarda yoğunlaştığını buldu.
  5. Goolsbee, Ar-Ge harcamasının çoğunluğunun araştırmacı ücretleri olduğunu ve araştırmacı arzı esnek olmadığı için devlet desteklerinin önemli bir kısmının daha yüksek ücretlere gittiğini gösterdi; desteklerin katkısallığı, araştırmacı arzına ve hangi firmalara verildiklerine bağlıdır.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Ar-Ge yoğunluğuR&D intensityAr-Ge harcamasının GSYH'ye ya da satış gelirine oranı
Temel ve uygulamalı araştırmaBasic and applied researchGenel bilgi üretmeyi amaçlayan araştırma ile belirli bir uygulamaya yönelik araştırma ayrımı
Ar-Ge'nin toplumsal getirisiSocial return to R&DAraştırmanın, onu yapan firmaya ek olarak topluma sağladığı toplam getiri
Pazar çalma etkisiBusiness-stealing effectAraştırmanın yeni değer yaratmak yerine rakiplerin kârını ele geçirmesi
Ar-Ge vergi teşvikiR&D tax incentiveAraştırma harcamalarının vergi matrahından ya da vergiden düşülmesine izin veren düzenleme
KatkısallıkAdditionalityBir desteğin, destek olmasaydı yapılmayacak ek araştırmayı ortaya çıkarma derecesi

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) Temel araştırma ile uygulamalı araştırma arasındaki farkı açıkla. Hangisinde bilgi taşması daha büyük olma eğilimindedir ve neden?
  2. (Çıktı 2) Bilgi taşması ve pazar çalma etkisi, bir firmanın araştırma kararını karşıt yönlerde nasıl etkiler? Piyasada araştırmanın eksik mi fazla mı yapıldığı hangi etkiye bağlıdır?
  3. (Çıktı 3) Kurumlar vergisi oranı yüzde 25 olan bir ülkede Ar-Ge harcamaları normalde gider yazılabiliyor. Devlet, harcamaların matrahtan 1,5 kat düşülmesine izin veren bir teşvik getiriyor. 100'lük Ar-Ge harcamasının vergi sonrası maliyeti teşvikten önce ve sonra ne olur? Ar-Ge'nin maliyet esnekliği 1,2 ise harcama yaklaşık ne kadar artar?
  4. (Çıktı 3) Bir ülkede toplam Ar-Ge harcaması 20 milyar lira ve tamamı araştırmacı ücretlerinden oluşuyor. Devlet harcamayı yüzde 15 artırıyor ve araştırmacı sayısı yalnızca yüzde 6 artabiliyor. Ortalama ücret ne kadar artar? Harcamaya bakan bir değerlendirme, politikanın etkisini ne ölçüde abartır?
  5. (Çıktı 4) Dechezleprêtre ve arkadaşlarının bulgusu ile Goolsbee'nin bulgusu birbiriyle çelişir mi? İki bulguyu bağdaştıran koşulları açıkla.
  6. (Çıktı 4) Bir milletvekili, «Ar-Ge yoğunluğumuz gelişmiş ülkelerin yarısı; Ar-Ge teşviklerini iki katına çıkarırsak aradaki farkı kapatırız» diyor. Bu önerinin varsayımlarını, katkısallık ve araştırmacı arzı açısından değerlendir.

Cevaplar

  1. Temel araştırma, belirli bir ticari uygulama hedeflemeden yeni bilgi üretmeyi amaçlar; uygulamalı araştırma ise belirli bir ürün ya da sorun için bilgiyi kullanır. Temel araştırmada bilgi taşması daha büyük olma eğilimindedir: ürettiği bilgi genel olduğu için birçok alanda ve birçok firma tarafından kullanılabilir, genellikle yayımlanır ve belirli bir ürüne bağlı olmadığı için patentle korunması zordur. Uygulamalı araştırmanın sonuçları ise belirli bir ürüne gömülüdür ve firma bu sonuçların getirisinin daha büyük kısmını kendisi alabilir.
  2. Bilgi taşması, araştırmanın faydasının bir kısmının başkalarına gitmesi demektir; firma bu faydayı hesaba katmadığı için araştırmayı toplumsal açıdan gereğinden az yapar. Pazar çalma etkisi ise firmanın kazancının bir kısmının yeni değerden değil rakiplerin kaybından gelmesi demektir; firma rakiplerin kaybını hesaba katmadığı için araştırmayı gereğinden fazla yapar. Piyasadaki araştırmanın eksik mi fazla mı olduğu, bu iki etkiden hangisinin ağır bastığına bağlıdır. Bloom ve arkadaşlarının ABD bulgusunda taşma etkisi baskındı.
  3. Teşvikten önce 100'lük harcamanın vergi tasarrufu 0,25 × 100 = 25, vergi sonrası maliyeti 75'tir. Teşvikten sonra 150 lira matrahtan düşülür ve vergi tasarrufu 0,25 × 150 = 37,5'e çıkar; vergi sonrası maliyet 62,5 olur. Maliyet 75'ten 62,5'e, yani yaklaşık yüzde 16,7 düşmüştür. Esneklik 1,2 ise harcama yaklaşık 1,2 × 16,7 ≈ yüzde 20 artar.
  4. Harcama 23 milyar liraya çıkar, araştırmacı sayısı yüzde 6 artar. Ortalama ücret 1,15 ÷ 1,06 ≈ 1,085 katına, yani yaklaşık yüzde 8,5 artar. Harcama yüzde 15 artarken gerçek araştırma çabası yalnızca yüzde 6 artmıştır; harcamaya bakan bir değerlendirme etkiyi 15 ÷ 6 = 2,5 kat abartır. Ayrıca yükselen ücretler, destek almayan firmaların araştırmacı istihdamını azaltabilir.
  5. İki bulgu doğrudan çelişmez; farklı koşullara bakar. Dechezleprêtre ve arkadaşları, bir büyüklük eşiğindeki görece küçük bir firma grubuna verilen teşvikin etkisini inceler; bu grup araştırmacı piyasasının küçük bir parçası olduğu için teşvik genel ücret düzeyini pek etkilemez ve etki doğrudan ek araştırmaya dönüşür. Goolsbee ise devletin bütün ekonomideki Ar-Ge fonlarının genel etkisine bakar; bu ölçekte araştırmacı arzının kısıtı belirgin hâle gelir ve desteğin bir kısmı ücretlere gider. Bağdaştırıcı koşul, desteğin ölçeği ve araştırmacı arzının esnekliğidir: hedefli ve finansman kısıtı olan firmalara yönelik teşvikler, araştırmacı arzı genişletilirken yapılan büyük harcama artışları daha etkili olur.
  6. Öneri, teşvik artışının doğrudan Ar-Ge artışına dönüşeceğini varsayar. İki sorun vardır. Birincisi katkısallıktır: teşviklerin büyük kısmı zaten araştırma yapan firmalara gidiyorsa, teşvikin iki katına çıkması kayıtlı harcamayı artırsa da gerçek araştırmayı çok daha az artırır; yeniden sınıflandırma da kayıtlı yoğunluğu gerçek çabadan bağımsız olarak şişirebilir. İkincisi araştırmacı arzıdır: Goolsbee'nin bulgusuna göre araştırmacı sayısı kısa dönemde hızla artırılamıyorsa, ek teşviklerin önemli bir kısmı ücret artışına gider. Daha etkili bir yaklaşım, teşvikleri artımsal ve finansman kısıtı olan firmalara yönelik tasarlamak, temel araştırma fonlarını güçlendirmek ve mühendislik ve fen eğitimini genişleterek araştırmacı arzını artırmaktır. Ayrıca Ar-Ge yoğunluğu bir girdi ölçüsüdür; hedef, harcamayı değil inovasyonu ve verimliliği artırmak olmalıdır.

İleri okuma

  • Vannevar Bush (1945). Science, the Endless Frontier: A Report to the President. United States Government Printing Office. Temel araştırmanın kamu desteğine dair kurucu metin.
  • Nicholas Bloom, Mark Schankerman, John Van Reenen (2013). «Identifying Technology Spillovers and Product Market Rivalry». Econometrica 81(4). Bilgi taşması ile pazar çalma etkisinin ayrıştırılması.
  • Antoine Dechezleprêtre, Elias Einiö, Ralf Martin, Kieu-Trang Nguyen, John Van Reenen (2023). «Do Tax Incentives Increase Firm Innovation? An RD Design for R&D, Patents, and Spillovers». American Economic Journal: Economic Policy 15(4). Vergi teşviklerinin patent ve Ar-Ge üzerindeki etkisi.
  • Austan Goolsbee (1998). «Does Government R&D Policy Mainly Benefit Scientists and Engineers?». American Economic Review 88(2). Ar-Ge desteklerinin araştırmacı ücretlerine yansıması.

Sonraki derse köprü

Bu derste bir araştırmanın değerini, onu yapan firmanın ve bilgi taşmasıyla yararlanan başkalarının kazancıyla ölçtük. Ama bazı yeniliklerin değeri, onları kaç kişinin kullandığına bağlıdır: tek bir telefon işe yaramaz, bir iletişim uygulaması arkadaşlarınız da kullanıyorsa değerlidir, bir şarj soketi ancak cihazlar ona uyumluysa kullanışlıdır. Bu tür teknolojilerde en iyi tasarım her zaman kazanmaz; önce yaygınlaşan kazanabilir. Sıradaki ders ağ etkilerini ve standartları ele alıyor: kullanıcı sayısıyla artan değerin pazarları neden tek bir kazanana doğru ittiğini, standart savaşlarının nasıl sonuçlandığını ve bir teknolojiye kilitlenmenin maliyetini göreceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: bir laboratuvarda yüzlerce test tüpü; birinin rengi değişiyor ve ondan çıkan ışık, başka laboratuvarlara, fabrikalara ve hastanelere dağılıyor.
  • Hikâye: 1944 tarihli bir mektup ve 1945 tarihli bir raporun kapağı; ardından bir üniversite kampüsünde yeni kurulan laboratuvarlar.
  • Kavram: bir motor tasarımından çıkan kazanç okları; biri firmanın kasasına, çok daha kalın olanları başka firmalara ve müşterilere uzanıyor.
  • Model: vergi teşviki örneğinde 80'den 60'a inen bir maliyet çubuğu; Goolsbee örneğinde para torbası büyürken araştırmacı sayısının yavaş artması ve ücret etiketlerinin yükselmesi.
  • Kanıt: bir büyüklük eşiğinin iki yanında duran benzer firmalar; eşiğin bir tarafındakilerin patent sayısının artması.
  • Kapanış: yüz projelik bir ızgarada yalnızca beş kutunun yanması ve «hangileri yanacaktı, önceden bilebilir miydik?» sorusu.

Kısa kesit

Altmış saniyede bir mühendis yeni bir motor tasarlıyor ve fikirleri ekranın kenarlarından başka firmalara akıyor. Seslendirme, firmanın bu akıştan neden kazanç elde edemediğini ve bu yüzden toplumun istediğinden az araştırma yaptığını anlatıyor; son sahnede devletin verdiği teşvikin bir kısmının araştırmaya, bir kısmının ise yükselen ücretlere gittiği gösteriliyor.