Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Becker, 1960'larda bir sözlü sınava geç kalıp otopark ile kuralsız park arasında seçim yaparken, yasayı çiğnemenin de bir kâr-zarar hesabıyla açıklanabileceğini düşündü; 1968'de yayımladığı çalışma, suç davranışının rasyonel olduğu varsayımının sonuçlarını araştırdı.
- Beklenen ceza, yakalanma olasılığı ile cezanın şiddetinin çarpımıdır. Becker'in modeline göre caydırıcılığın en ucuz yolu yüksek ceza ve düşük denetimdir; ama failin ödeme gücü, orantılılık ve insanların düşük olasılıklara tepkisi bu sonucu sınırlar. Para cezası, aynı caydırıcılık için hapisten ucuzdur.
- Drago, Galbiati ve Vertova, İtalya'nın 2006 toplu affını kullanarak beklenen cezada bir aylık artışın mükerrirliği 0,16 yüzde puan azalttığını ve mükerrirliğin beklenen cezaya esnekliğinin −0,74 olduğunu buldu.
- Chalfin ile McCrary, suçun polise ve yasal iş olanaklarına duyarlı olduğuna dair önemli kanıtlar bulunduğunu, cezaların şiddetine duyarlılığa dair kanıtların ise çok daha az olduğunu belirtti. Şimdiki zaman yanlılığı, uzak cezaların genç failler için neden zayıf kaldığını açıklar.
- Marjinal caydırıcılık, cezaların suçların ağırlığıyla orantılı olmasını gerektirir; görünür polis suçu yerel olarak azaltır ama suç kaymasına yol açabilir; caydırıcılık ile etkisiz kılmayı ayırmak, uzun cezaların maliyetine değip değmediğini değerlendirmek için gereklidir.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Caydırıcılığı, etkisiz kılmayı, cezanın kesinliğini ve şiddetini, marjinal caydırıcılığı, mükerrirliği ve suç kaymasını tanımlar.
- Anlama — Bir failin kararını kazanç ve beklenen bedel arasında bir tercih gibi kurmanın ne demek olduğunu ve yakalanma olasılığı ile cezanın şiddetinin davranışı neden farklı ölçülerde etkileyebildiğini açıklar.
- Uygulama — Bir suçun beklenen maliyetini, farklı denetim ve ceza bileşimlerinin kamu maliyetini, geleceğe ertelenen bir cezanın genç bir failin gözündeki ağırlığını ve cezaların suçlar arasındaki sıralamasının etkisini hesaplar.
- Değerlendirme — Drago, Galbiati ve Vertova'nın İtalyan af bulgusunu ve Chalfin ile McCrary'nin literatür değerlendirmesini kullanarak polis, hapis ve yasal iş olanaklarının suçu azaltmadaki rolünü değerlendirir.
Sezgi
Açılış
Bir belediye, bir çarşıda sık yaşanan yankesicilik olaylarına karşı iki öneriyi tartışıyor. Birincisi, yankesicilik için öngörülen hapis cezasının iki katına çıkarılmasını istemek. İkincisi, çarşıya daha fazla zabıta ve güvenlik kamerası yerleştirmek. Birincisi belediyeye neredeyse hiç maliyet getirmez; ikincisi pahalıdır. Hangisi daha etkili olur?
İlk bakışta cezayı artırmak cazip görünür: ceza ağırlaştıkça suç işlemenin bedeli artar. Ama bir yankesici, işlediği her on eylemden yalnızca birinde yakalanıyorsa ve yakalandığında bile yargılanıp ceza alması yıllar sürüyorsa, cezanın iki katına çıkması onun kararını ne kadar değiştirir? Öte yandan kameralar ve zabıtalar, yakalanma olasılığını doğrudan artırır; ama yankesiciler belki yalnızca birkaç sokak ötedeki başka bir çarşıya geçer.
Bu kursun önceki derslerinde hukuk kurallarını birer örtük fiyat olarak ele aldık ve haksız fiillerde tazminatın kazaları nasıl önlediğini gördük. Bu ders, aynı mantığı kasıtlı eylemlere, yani suçlara uyguluyor: suçu bir iktisadi seçim olarak modellemenin ne anlama geldiğini, bu modelin hangi öngörülerde bulunduğunu ve bu öngörülerin kanıtlarla ne ölçüde örtüştüğünü ele alıyor.
Hikâye — Bir park yeri ve bir sınav
1960'larda Chicago Üniversitesi'nden iktisatçı Gary Becker, bir öğrencisinin sözlü sınavı için arabasıyla Columbia Üniversitesi'ne gidiyordu ve geç kalmıştı. 1992'de Nobel ödülünü aldığında yaptığı konuşmada anlattığına göre, arabasını bir otoparka mı koyacağına, yoksa ceza yeme riskini göze alıp sokağa kuralsız mı park edeceğine hızla karar vermek zorundaydı. Ceza yeme olasılığını, cezanın büyüklüğünü ve otoparkın maliyetini hesapladı ve riski göze alıp sokağa park etmenin kârlı olduğuna karar verdi. Becker'in parantez içinde eklediği gibi, ceza da yemedi.
Sınav odasına yürürken aklına bir şey geldi: kent yetkilileri de muhtemelen benzer bir hesap yapmıştı. Park etmiş araçları ne sıklıkla denetleyecekleri ve ihlal edenlere ne kadar ceza verecekleri, kendisi gibi olası ihlalcilerin yapacağı hesaplara dair tahminlerine bağlı olmalıydı. Becker'in anlattığına göre, talihsiz öğrenciye sorduğu ilk soru, hem ihlalcilerin hem de polisin en iyi davranışını bulmaktı; Becker bunu henüz kendisi de yapmamıştı.
Becker, o dönemde suç üzerine yapılan tartışmalara, suç davranışının akıl hastalığı ve toplumsal baskıdan kaynaklandığı ve suçluların çaresiz kurbanlar olduğu görüşünün hâkim olduğunu yazdı. Kendisi, suçluların motivasyonlarının diğer herkesinkinden kökten farklı olduğu varsayımına yakın değildi; bunun yerine suç davranışının rasyonel olduğu varsayımının kuramsal ve ampirik sonuçlarını araştırdı. Bu araştırma 1968'de Chicago'nun köklü iktisat dergisinde «Crime and Punishment: An Economic Approach», yani «Suç ve Ceza: Bir İktisadi Yaklaşım» başlığıyla yayımlandı.
Becker'in yaklaşımı hem etkili hem de tartışmalı oldu. Etkiliydi, çünkü polis sayısının, cezaların ve yasal iş olanaklarının suç üzerindeki etkisini ölçülebilir sorulara dönüştürdü. Tartışmalıydı, çünkü suçluların maliyet ve fayda hesabı yaptığı varsayımı, pek çok suçun dürtüsel, alkol ya da madde etkisi altında ya da umutsuzluk içinde işlendiği gerçeğiyle çelişiyor gibi görünüyordu. Sonraki onlarca yılın araştırmaları, bu iki tarafın her birinde doğru bir yan olduğunu gösterdi.
Kavram
Cezanın temel amaçlarından biri şudur.
Hapsin caydırıcılıktan farklı bir etkisi şudur.
Beklenen cezanın iki bileşeni şudur.
Cezaların suçlar arasındaki sıralamasına dair ilke şudur.
Cezanın sonraki davranışa etkisinin ölçüsü şudur.
Yerel önlemlerin bir yan etkisi şudur.
Veri ve kanıt
Bu çalışmanın zekâsı, af yasasının yarattığı dışsal farklılıktadır. Serbest bırakılan eski mahkûmların her biri, cezasının ne kadarının bağışlandığına bağlı olarak, yeniden suç işlerse farklı ek sürelerle karşı karşıyaydı. Bu fark, kişilerin kendi özelliklerinden değil, affın zamanlamasından ve cezalarının ne kadarını çekmiş olduklarından kaynaklanıyordu. Böylece, beklenen cezası daha yüksek olan eski mahkûmların daha az suç işlediği gözlendiğinde, bunun cezanın caydırıcılığından kaynaklandığı sonucuna varılabiliyordu.
İki kaynak birlikte, Becker'in modelinin nerede güçlü, nerede zayıf olduğunu gösterir. Drago ve arkadaşları, beklenen cezanın arttırılmasının belirli bir grupta, yani cezaevinden yeni çıkmış ve affın koşullarını bilen kişilerde, mükerrirliği azalttığını buldu. Chalfin ile McCrary ise geniş bir literatürde, yakalanma olasılığını artıran polisin ve suçun fırsat maliyetini artıran yasal iş olanaklarının etkisine dair kanıtların, cezanın şiddetine dair kanıtlardan çok daha güçlü olduğunu gösterdi. Bu fark, olası faillerin uzak ve belirsiz cezalardan çok, yakın ve kesin sonuçlara tepki verdiğini düşündürür.
Yaygın yanlış«Cezaları ağırlaştırmak, suçu azaltmanın en etkili ve en ucuz yoludur.»
Beklenen ceza, yakalanma olasılığı ile cezanın şiddetinin çarpımıdır; ama insanların bu iki unsura aynı ölçüde tepki vermediğine dair kanıtlar vardır. Chalfin ile McCrary'nin değerlendirmesine göre, suçun polise ve yasal iş olanaklarına duyarlı olduğuna dair önemli kanıtlar varken, cezaların şiddetine duyarlı olduğuna dair kanıtlar çok daha azdır. Ağır cezalar ayrıca ucuz değildir: uzun hapis cezalarının cezaevi maliyeti yüksektir ve cezaevinden çıkanların iş bulma olanaklarını azaltabilir.
Yaygın yanlış«Suçlular rasyonel değildir; bu yüzden iktisadi modeller suçu açıklamakta işe yaramaz.»
Suçların bir kısmı dürtüsel ya da madde etkisi altında işlenir ve bu kişiler uzak cezaları hesaba katmayabilir. Ama bu, suçun teşviklere hiç tepki vermediği anlamına gelmez. Drago ve arkadaşları, İtalya'da beklenen cezası artan eski mahkûmların yeniden suç işleme olasılığının düştüğünü gösterdi; polisin görünürlüğü ve yasal iş olanakları da suçu etkiler. İktisadi model, bütün faillerin kusursuz hesap yaptığını değil, suçun ortalamada teşviklere tepki verdiğini varsayar; davranışsal bulgular, bu tepkinin biçimini, örneğin yakın sonuçların uzak sonuçlardan daha etkili olmasını açıklar.
Neden önemli?
Suç, hem mağdurlarına hem de topluma büyük maliyetler yükler: mağdurların maddi ve manevi kayıpları, korku nedeniyle değişen günlük davranışlar, güvenlik harcamaları ve polis, mahkeme ve cezaevi sistemlerinin maliyeti. Suçla mücadeleye ayrılan kaynakların nasıl kullanılacağı, yani polise mi, cezaevlerine mi, yoksa suçun kökenlerine yönelik eğitim ve istihdam programlarına mı harcanacağı, bu maliyetleri doğrudan etkiler.
Suç politikası tartışmaları çoğu zaman cezaların ağırlığı üzerinde yoğunlaşır; çünkü cezayı artırmak görünür ve kısa vadede ucuz bir adımdır. Ama bu dersin kanıtları, yakalanma olasılığının ve yasal gelir olanaklarının, cezanın şiddetinden daha etkili olabileceğini gösterir. Bu, kaynakların cezaevi kapasitesinden polise, soruşturmaların hızına ve suç riski yüksek gençlere yönelik programlara kaydırılmasının değerlendirilmesi gerektiğini düşündürür.
Hapis cezalarının uzunluğu, affın ve şartlı tahliyenin kullanımı gibi konular, pek çok ülkede kamuoyunun yoğun ilgisini çeker. Toplu aflar, cezaevi doluluğunu hafifletmek için zaman zaman başvurulan bir araçtır. Drago ve arkadaşlarının çalışması, bir affın tasarımının, yani bağışlanan sürenin yeniden suç hâlinde cezaya eklenip eklenmemesinin, affın suç üzerindeki etkisini belirlediğini gösterir.
Model
Çözümlü örnek — Becker'in park hesabı
Becker'in park kararını sayılarla kuralım. Otoparkın ücreti 30 lira, sokağa kuralsız park etmenin cezası 200 lira olsun. Becker'in sınav süresince bir denetim görevlisinin arabasına ceza yazma olasılığı yüzde 10 olsun. Sokağa park etmenin beklenen maliyeti 0,10 × 200 = 20 liradır ve otoparkın 30 liralık ücretinden düşüktür; Becker sokağa park eder.
Kent yetkilileri, Becker'in düşündüğü gibi, bu hesabı önceden görebilir. Kuralsız parkı caydırmak istiyorlarsa, beklenen cezayı 30 liranın üstüne çıkarmaları gerekir. Bunu iki yolla yapabilirler: denetim olasılığını yüzde 15'in üstüne çıkararak ya da cezayı 300 liranın üstüne çıkararak. İkisi de aynı beklenen maliyeti yaratır.
Ama iki yolun kent için maliyeti farklıdır. Denetim olasılığını artırmak, daha fazla görevli istihdam etmek demektir ve pahalıdır. Cezayı artırmak ise neredeyse bedavadır: yazılan cezanın tutarı değişir, görevli sayısı değişmez. Becker'in modelinin bu ilk ve en ünlü sonucu, cezaların yüksek, yakalanma olasılığının düşük tutulmasının kamu için en ucuz caydırıcılık yolu olduğudur. Bu sonucun sınırları ise bu dersin geri kalanının konusudur. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Denetim ve cezanın bileşimi
Bir kent, bir çarşıda yankesiciliği caydırmak için beklenen cezayı 400 liraya ulaştırmak istesin. Her yüzde birlik yakalanma olasılığı, çarşıya yıllık 50 bin liralık ek güvenlik harcaması gerektirsin. Para cezası ise istenildiği kadar artırılabilsin.
Yakalanma olasılığı yüzde 20 ve ceza 2 bin lira olursa, beklenen ceza 400 liradır ve güvenlik harcaması yılda 1 milyon liradır. Yakalanma olasılığı yüzde 5 ve ceza 8 bin lira olursa, beklenen ceza yine 400 liradır, ama güvenlik harcaması yılda 250 bin liraya düşer. Yüzde 1 ve 40 bin liralık bir ceza ise harcamayı 50 bin liraya indirir.
Bu mantık sonuna kadar götürüldüğünde, çok küçük bir yakalanma olasılığı ve çok büyük bir ceza öngörülür. Ama pratikte bu sınırda birkaç sorun çıkar. Birincisi, yankesicilerin çoğu 40 bin liralık bir cezayı ödeyemez; cezanın ödenemeyen kısmı caydırıcı değildir. İkincisi, çok ağır cezalar orantısız ve adaletsiz görülür ve mahkemeler bunları uygulamaktan kaçınabilir. Üçüncüsü, bu dersin kanıt bölümünde gördüğümüz gibi, insanlar düşük olasılıklı ağır cezalara, yüksek olasılıklı hafif cezalara verdikleri kadar güçlü tepki vermeyebilir. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Hapis para cezasından neden pahalıdır?
Para cezası, faili cezalandırırken topluma çok az maliyet getirir: failin ödediği para kamuya aktarılır ve toplam kaynak azalmaz. Hapis ise hem faile hem de topluma maliyetlidir: bir mahkûmun cezaevinde bir yıl tutulmasının kamuya maliyeti yılda 200 bin lira olsun; mahkûm bu süre boyunca yasal bir işte de çalışamaz ve topluma üretim kaybettirir.
Bir failin 50 bin liralık bir para cezasını ödeyebildiğini ve bunun, onun için üç aylık hapis kadar caydırıcı olduğunu varsayalım. Para cezası kamuya 50 bin lira gelir sağlar; üç aylık hapis kamuya 50 bin lira maliyet getirir. Aynı caydırıcılık için para cezası, hapisten 100 bin lira daha ucuzdur.
Becker'in modeli bu yüzden, failin ödeyebildiği ölçüde para cezasının hapse tercih edilmesini önerir. Hapis, failin para cezasını ödeyemeyecek kadar varlıksız olduğu durumlarda ve etkisiz kılmanın, yani tehlikeli kişilerin toplumdan uzak tutulmasının önemli olduğu ağır suçlarda anlam kazanır. Bu sonuç, zenginlerin cezadan parayla kurtulabileceği ve yoksulların hapse gireceği gibi bir adalet sorununu da beraberinde getirir; bazı ülkelerin gelire göre ayarlanan günlük para cezaları bu sorunu hafifletmeye yöneliktir. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Uzak ceza, yakın ödül
Chalfin ile McCrary'nin, suçun cezaların şiddetine yakalanma olasılığı kadar güçlü tepki vermediği gözlemine bir açıklama arayalım. Genç bir fail, bir hırsızlıktan bugün 5 bin lira kazanacak olsun. Yakalanırsa, yargılama iki yıl sürecek ve ardından hapis cezası başlayacak olsun.
Bir hapis yılının fail için maliyeti, her yıl için 1 birim olsun. Fail geleceği yıllık yüzde 10 oranında iskonto ediyorsa, ikinci yıldan altıncı yıla kadar süren beş yıllık bir cezanın bugünkü ağırlığı yaklaşık 3,4 birimdir. Fail geleceği yüzde 30 oranında iskonto ediyorsa, yani şimdiki zaman yanlılığı güçlüyse, aynı cezanın bugünkü ağırlığı yaklaşık 1,9 birime düşer. Bu fail için cezayı iki yıldan beş yıla çıkarmak, ağırlığı yalnızca yaklaşık 1 birimden 1,9 birime artırır: ceza uzar, ama uzayan yıllar geleceğin çok uzağında kalır.
Buna karşılık, yakalanma olasılığını artırmak ya da yargılamayı hızlandırmak, cezanın hem daha kesin hem daha yakın olmasını sağlar. İskonto oranı yüksek olan gençler için bu, cezanın uzunluğunu artırmaktan daha etkili olabilir. Önceki kurslarda gördüğümüz şimdiki zaman yanlılığı, suç politikasında da somut bir sonuç doğurur. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Affın mükerrirlik hesabı
Drago ve arkadaşlarının bulgusunu bir hesaba dönüştürelim. Af yasasıyla serbest kalan iki eski mahkûm düşünelim. Birincinin 4 aylık, ikincinin 16 aylık cezası bağışlanmış olsun; ikisi de yeniden suç işlerse, bağışlanan süre yeni cezalarına eklenecek. İkinci kişinin olası bir yeni suçta beklediği ek ceza 12 ay daha fazladır.
Her ek ay mükerrirlik olasılığını 0,16 yüzde puan azaltıyorsa, 12 aylık fark, ikinci kişinin yedi aylık dönemde yeniden suç işleme olasılığını birinciye göre yaklaşık 1,9 yüzde puan düşürür. Esneklik biçiminde ifade edersek, beklenen cezadaki yüzde 10'luk bir artış, ortalama mükerrirliği yaklaşık yüzde 7,4 azaltır.
Bu sayılar, cezanın şiddetinin davranışı etkileyebileceğini gösterir. Ama çalışmanın bağlamına dikkat etmek gerekir: bu kişiler cezaevinden yeni çıkmıştı, affın koşullarını biliyordu ve ek cezanın kendilerine uygulanacağından büyük ölçüde emindi. Cezanın hem kesin hem de açıkça bilinir olduğu bu durumda, şiddetin etkisi, Chalfin ile McCrary'nin geniş literatürde gözlediğinden daha belirgin olabilir. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Etkisiz kılma mı, caydırıcılık mı?
Bir ülke, iki kez ağır suçtan hüküm giymiş kişilere üçüncü ağır suçta çok uzun bir hapis cezası öngören bir yasa çıkarsın. Yasadan sonra bu gruptaki suçların azaldığı gözlensin. Bu azalmanın bir kısmı, uzun cezaya çarptırılanların cezaevinde tutulmasından, yani etkisiz kılmadan; bir kısmı ise henüz cezaevinde olmayanların ağır cezadan korkup suçtan kaçınmasından, yani caydırıcılıktan kaynaklanabilir.
İki etkiyi ayırmak için, cezaevinde olmayan ve yasanın tehdidi altında bulunan kişilerin davranışına bakmak gerekir. Eric Helland ile Alexander Tabarrok, Kaliforniya'nın böyle bir yasasını incelerken, ağır suçtan yargılanıp ağır suçtan mahkûm olanlarla ağır suçtan yargılanıp daha hafif bir suçtan mahkûm olanları karşılaştırdı ve iki ağır mahkûmiyeti olanların tutuklanma oranlarının yüzde 17 ile 20 arasında azaldığını buldu. Bu karşılaştırma, yalnızca caydırıcılık etkisini ölçmeyi amaçlıyordu.
Bu ayrım politika için önemlidir. Etkisiz kılma, her mahkûm için yıllarca süren cezaevi maliyeti gerektirir; caydırıcılık ise bir ceza tehdidinin başkalarının davranışını değiştirmesiyle, cezaevi maliyeti olmadan işler. Bir yasanın faydasının çoğu caydırıcılıktan geliyorsa, yasa maliyetine değebilir; faydasının çoğu etkisiz kılmadan geliyorsa, aynı etki daha ucuz yollarla, örneğin daha sıkı denetimli serbestlikle, elde edilebilir mi diye sormak gerekir. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Marjinal caydırıcılık
Bir soygunun cezası 10 yıl, soygun sırasında bir tanığı öldürmenin cezası da 10 yıl olsun. Soyguncu, yakalanma olasılığını azaltmak için tanığı ortadan kaldırmayı düşünürse, bunun kendisine hiçbir ek ceza getirmeyeceğini görür; tanığı öldürmek yalnızca yakalanma olasılığını düşürür. Cezaların eşitliği, soyguncuyu daha ağır suça yöneltir.
Cinayetin cezası 25 yıl olursa, tanığı öldürmek, yakalanma olasılığını azaltsa bile beklenen cezayı artırır. Tanığı öldürmek yakalanma olasılığını yüzde 45'ten yüzde 30'a indirsin. Tanığı öldürmemenin beklenen cezası 0,45 × 10 = 4,5 yıl, öldürmenin beklenen cezası 0,30 × 25 = 7,5 yıldır; soyguncu tanığı öldürmez. Ceza sıralaması, faili daha az zararlı suçu seçmeye yöneltir.
Bu mantık, bütün suçlara en ağır cezayı vermenin neden yanlış olabileceğini gösterir. Küçük suçlara verilen çok ağır cezalar, faillerin küçük suçtan daha ağır suça geçmesinin ek bir maliyeti olmadığı durumlar yaratır. Cezaların suçların ağırlığıyla orantılı olması, yalnızca bir adalet ilkesi değil, aynı zamanda bir caydırıcılık ilkesidir. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Polis ve suç kayması
Bir kentin bir mahallesinde her ay 50 araç hırsızlığı olsun. Mahallenin bazı sokaklarına, bir güvenlik tehdidi nedeniyle kalıcı polis noktaları konsun. Polis noktalarının bulunduğu sokaklarda hırsızlıklar büyük ölçüde azalsın; aynı mahallenin öbür sokaklarında ise belirgin bir değişiklik olmasın.
Rafael Di Tella ile Ernesto Schargrodsky, 1994'te Buenos Aires'teki bir terör saldırısından sonra Yahudi kurumlarına verilen polis korumasını kullanarak tam da bu soruyu incelediler ve görünür polisin araç hırsızlıkları üzerinde büyük bir caydırıcı etkisi olduğunu, ama bu etkinin polisin konuşlandığı dar alanla sınırlı kaldığını buldular. Bu bulgu, polisin suçu gerçekten azalttığını gösterir; ama etkinin yerel olması, polis konuşlanmasının kentin bütününe yayılma biçiminin önemli olduğunu da düşündürür.
Suç kaymasının hesaplanması, bir önlemin net etkisini belirler. Polis noktalarının olduğu sokaklarda hırsızlık ayda 10 azalır, ama komşu sokaklarda 4 artarsa, net azalma 6'dır. Önlemi değerlendiren bir çalışma yalnızca polis noktalarının olduğu sokaklara bakarsa, etkiyi olduğundan büyük bulur. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Yasal gelir ve suçun fırsat maliyeti
Genç bir kişinin önünde iki seçenek olsun: ayda ortalama 10 bin lira kazandıran bir hırsızlık çetesine katılmak ya da ayda 8 bin lira kazandıran bir işte çalışmak. Hırsızlığın beklenen maliyeti, yakalanma ve hapse girme riski nedeniyle ayda 3 bin lira olsun. Hırsızlığın net getirisi 7 bin lira, yasal işinki 8 bin liradır; kişi yasal işi seçer.
Bir durgunlukta yasal iş olanakları azalır ve bulunabilen işlerin ücreti 6 bin liraya düşerse, hırsızlığın 7 bin liralık net getirisi yasal işi aşar. Aynı kişi, cezalarda hiçbir değişiklik olmadan suça yönelebilir. Chalfin ile McCrary'nin, suçun cazip yasal emek piyasası olanaklarına duyarlı olduğuna dair önemli kanıtlar bulunduğunu belirtmesi bu mekanizmaya işaret eder.
Bu hesap, suç politikasının yalnızca ceza ve polisten ibaret olmadığını gösterir. Gençlerin eğitimine, mesleki becerilerine ve iş bulma olanaklarına yapılan yatırımlar, suçun fırsat maliyetini artırarak suçu azaltabilir. Suçun iktisadi modeli, bu yüzden hem caydırıcılığı hem de suçun alternatiflerini aynı çerçevede ele alır. Sayılar varsayımdır.
Modelin sınırları
Becker'in modeli, faillerin beklenen maliyeti ve getiriyi karşılaştırdığını varsayar. Gerçekte suçların bir kısmı öfke, alkol ya da madde etkisi altında, bir kısmı ise failin yakalanma olasılığını çok düşük sandığı bir iyimserlikle işlenir. Bu durumlarda cezanın şiddeti çok az etki eder; kesinlik ve yakınlık ise daha önemli hâle gelir. Davranışsal bulgular, iktisadi modeli terk etmeyi değil, onu insanların gerçek karar verme biçimine uyarlamayı gerektirir.
Ayrıca model, cezanın toplumsal maliyetlerini, özellikle uzun hapis cezalarının mahkûmların aileleri ve toplumla bağları üzerindeki etkilerini ve cezaevinden çıkanların iş bulma olanaklarının azalmasını tam olarak hesaba katmaz. Cezaevi, kişiyi başka suçlularla bir araya getirerek suç becerilerini artırabilir; bu, cezanın uzun vadede mükerrirliği artırabileceği anlamına gelir. Suç politikasının değerlendirilmesi, caydırıcılığın yanında bu etkileri ve adalet kaygılarını da içermelidir.
Uygulama
Özet kartı
- Becker, 1960'larda bir sözlü sınava geç kalıp otopark ile kuralsız park arasında seçim yaparken, yasayı çiğnemenin de bir kâr-zarar hesabıyla açıklanabileceğini düşündü; 1968'de yayımladığı çalışma, suç davranışının rasyonel olduğu varsayımının sonuçlarını araştırdı.
- Beklenen ceza, yakalanma olasılığı ile cezanın şiddetinin çarpımıdır. Becker'in modeline göre caydırıcılığın en ucuz yolu yüksek ceza ve düşük denetimdir; ama failin ödeme gücü, orantılılık ve insanların düşük olasılıklara tepkisi bu sonucu sınırlar. Para cezası, aynı caydırıcılık için hapisten ucuzdur.
- Drago, Galbiati ve Vertova, İtalya'nın 2006 toplu affını kullanarak beklenen cezada bir aylık artışın mükerrirliği 0,16 yüzde puan azalttığını ve mükerrirliğin beklenen cezaya esnekliğinin −0,74 olduğunu buldu.
- Chalfin ile McCrary, suçun polise ve yasal iş olanaklarına duyarlı olduğuna dair önemli kanıtlar bulunduğunu, cezaların şiddetine duyarlılığa dair kanıtların ise çok daha az olduğunu belirtti. Şimdiki zaman yanlılığı, uzak cezaların genç failler için neden zayıf kaldığını açıklar.
- Marjinal caydırıcılık, cezaların suçların ağırlığıyla orantılı olmasını gerektirir; görünür polis suçu yerel olarak azaltır ama suç kaymasına yol açabilir; caydırıcılık ile etkisiz kılmayı ayırmak, uzun cezaların maliyetine değip değmediğini değerlendirmek için gereklidir.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Caydırıcılık | Deterrence | Cezanın, suçun beklenen maliyetini yükselterek olası failleri vazgeçirmesi |
| Etkisiz kılma | Incapacitation | Hapsin, failleri cezaevinde tutarak suç işleyemez hâle getirmesi |
| Cezanın kesinliği ve şiddeti | Certainty and severity of punishment | Yakalanma olasılığı ile cezalandırıldığında alınacak cezanın büyüklüğü |
| Marjinal caydırıcılık | Marginal deterrence | Ağır suçlara ağır cezalarla faili daha az zararlı suça yöneltme |
| Mükerrirlik | Recidivism | Cezalandırılmış bir kişinin yeniden suç işlemesi |
| Suç kayması | Crime displacement | Yerel bir önlemin suçu başka bir yere, zamana ya da türe kaydırması |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Caydırıcılık ile etkisiz kılma arasındaki farkı açıkla. Uzun bir hapis cezası suçu hangi iki yolla azaltabilir ve bu iki yolu birbirinden ayırmak neden zordur?
- (Çıktı 2) Becker'in modeline göre bir kent kuralsız parkı caydırmak için neden denetimi artırmak yerine cezayı yükseltmeyi tercih edebilir? Bu sonucu sınırlayan üç etken say.
- (Çıktı 3) Kaçak su kullanmak bir haneye yılda 2 bin lira kazandırıyor; denetim yılda yüzde 5 olasılıkla yakalıyor ve yakalananı 20 bin lira cezalandırıyor. Hane kaçak kullanımı sürdürür mü? Caydırıcılığı yalnız denetimi sıklaştırarak sağlamak için olasılık hangi eşiği geçmeli; yalnız cezayı büyüterek sağlamak için tutar hangi eşiği geçmeli?
- (Çıktı 3) Bir soygunun cezası 8 yıl, bir tanığı öldürmenin cezası da 8 yıldır. Tanığı öldürmek yakalanma olasılığını yüzde 50'den yüzde 35'e indiriyorsa, beklenen cezalar nedir ve soyguncu ne yapar? Cinayetin cezası 20 yıl olursa sonuç nasıl değişir?
- (Çıktı 4) İtalya'nın 2006 affı, eski mahkûmlar arasında beklenen ceza farkını nasıl rastlantısal biçimde yarattı? Bulgu, cezaların şiddetinin önemsiz olduğu görüşünü nasıl sorgular?
- (Çıktı 4) Chalfin ile McCrary'nin değerlendirmesi ile Drago ve arkadaşlarının bulgusu arasında bir çelişki var mıdır? İki bulguyu bağdaştıran bir açıklama öner.
Cevaplar
- Caydırıcılık, cezanın suçun beklenen maliyetini yükselterek olası failleri suçtan vazgeçirmesidir; failin kararını değiştirerek işler. Etkisiz kılma ise hapsin failleri cezaevinde tutarak suç işleyemez hâle getirmesidir; failin kararını değil, fırsatını değiştirir. Uzun bir hapis cezası, hem cezaevindekileri toplumdan uzak tutarak hem de dışarıdakileri ağır cezadan korkutarak suçu azaltabilir. İki etki aynı anda ortaya çıktığı ve suçtaki toplam azalma gözlendiğinde hangisinden kaynaklandığı doğrudan görülemediği için ayırmak zordur; bunun için cezaevinde olmayan ama cezanın tehdidi altındaki kişilerin davranışını ayrıca incelemek gerekir.
- Beklenen ceza, denetim olasılığı ile cezanın çarpımıdır. Denetimi artırmak daha fazla görevli istihdam etmeyi gerektirdiği için pahalıdır; cezayı artırmak ise neredeyse hiç maliyet getirmez. Bu yüzden aynı beklenen cezaya, cezayı yükselterek daha ucuza ulaşılabilir. Bu sonucu sınırlayan etkenler şunlardır: faillerin çok yüksek cezaları ödeyemeyecek olması, çok ağır cezaların orantısız ve adaletsiz görülüp uygulanmaması ve insanların düşük olasılıklı ağır cezalara yüksek olasılıklı hafif cezalar kadar tepki vermemesi.
- Beklenen ceza 0,05 × 20 bin = 1 bin liradır ve 2 bin liralık kazançtan düşüktür; hane kaçak kullanımı sürdürür. Yalnız denetimle caydırmak için olasılığın 2 bin ÷ 20 bin, yani yüzde 10 eşiğini aşması gerekir. Yalnız cezayla caydırmak için tutarın 2 bin ÷ 0,05, yani 40 bin lira eşiğini aşması gerekir.
- Cezalar eşitken, tanığı öldürmemenin beklenen cezası 0,50 × 8 = 4 yıl, öldürmenin 0,35 × 8 = 2,8 yıldır; soyguncu tanığı öldürmeyi seçer. Cinayetin cezası 20 yıl olursa, öldürmenin beklenen cezası 0,35 × 20 = 7 yıla çıkar ve 4 yıldan büyüktür; soyguncu tanığı öldürmez. Cezaların suçun ağırlığıyla orantılı olması, marjinal caydırıcılık yoluyla daha ağır suçu önler.
- İtalya'nın 2006'daki toplu affı, mahkûmların kalan cezalarının bir kısmını bağışlayıp onları serbest bıraktı, ama yeniden suç işlemeleri hâlinde bağışlanan süreyi yeni cezalarına ekledi. Serbest kalanların her biri, cezasının ne kadarının bağışlandığına bağlı olarak, yeniden suç işlerse farklı uzunlukta ek cezalarla karşı karşıyaydı ve bu fark kişilerin kendi özelliklerinden değil affın zamanlamasından kaynaklanıyordu. Drago ve arkadaşları, beklenen cezası daha yüksek olanların daha az yeniden suç işlediğini ve esnekliğin −0,74 olduğunu buldu. Bu, cezanın şiddetinin en azından belirli koşullarda davranışı anlamlı ölçüde etkileyebildiğini gösterir.
- Açık bir çelişki yoktur; iki bulgu farklı bağlamlara dairdir. Chalfin ile McCrary, geniş bir literatürde, suçun polise ve iş olanaklarına duyarlılığına dair kanıtların, cezaların şiddetine duyarlılığa dair kanıtlardan çok daha güçlü olduğunu belirtti. Drago ve arkadaşlarının çalışmasında ise ek ceza, kişilerin çok iyi bildiği, kesin biçimde uygulanacağı ve cezaevinden yeni çıkmış oldukları için somut olarak hissettikleri bir cezaydı. Bağdaştırıcı açıklama, cezanın şiddetinin ancak ceza kesin, iyi bilinen ve yakın hissedildiğinde güçlü bir etkisi olduğu, genel nüfus için ise uzak ve belirsiz kalan ceza artışlarının zayıf etkili olduğudur.
İleri okuma
- Gary S. Becker (1968). «Crime and Punishment: An Economic Approach». Journal of Political Economy 76(2). Suçun iktisadi analizinin kurucu makalesi.
- Francesco Drago, Roberto Galbiati, Pietro Vertova (2009). «The Deterrent Effects of Prison: Evidence from a Natural Experiment». Journal of Political Economy 117(2). İtalyan toplu affı ve mükerrirlik.
- Aaron Chalfin, Justin McCrary (2017). «Criminal Deterrence: A Review of the Literature». Journal of Economic Literature 55(1). Polis, ceza ve iş olanaklarının suça etkisine dair kapsamlı değerlendirme.
- Rafael Di Tella, Ernesto Schargrodsky (2004). «Do Police Reduce Crime? Estimates Using the Allocation of Police Forces After a Terrorist Attack». American Economic Review 94(1). Görünür polisin yerel caydırıcı etkisi.
Sonraki derse köprü
Failin hesabını kurarken, yakalanan bir failin cezalandırılmasının ancak bir yargılama sonucunda mümkün olduğunu ve yargılamanın hızının cezanın caydırıcılığını etkilediğini gördük. Yargı sistemi, yalnızca ceza davalarında değil, sözleşme ve haksız fiil anlaşmazlıklarında da bu kursun bütün kurallarının uygulandığı yerdir. Sıradaki ders yargı sistemini ve dava ekonomisini ele alıyor: anlaşmazlıkların çoğunun neden mahkeme kararından önce uzlaşmayla sona erdiğini, hangi davaların karara kadar gittiğini ve yargılama süreçlerinin uzunluğunun ve usul kurallarının ekonomiye maliyetini göreceğiz.