Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Hadley ile Baxendale davasında 1854'te İngiliz mahkemesi, sözleşme ihlalinde tazmin edilecek zararı, sözleşme yapılırken iki tarafın da öngörebileceği zararla sınırladı; bu kural, olağandışı zararlara maruz kalan tarafı bilgisini açıklamaya yöneltir.
- Beklenti tazminatı, zarar gören tarafı sözleşme yerine getirilmiş gibi, güvenme tazminatı ise sözleşme hiç yapılmamış gibi bir duruma getirir. Beklenti tazminatı ihlal kararlarını doğru yönlendirir; güvenme tazminatı etkin olmayan ihlallere yol açabilir; tam koruma ise fazla güvenme yatırımına neden olabilir.
- Etkin ihlal, sözleşmeyi yerine getirmenin değerinin ihlalinkinden düşük olduğu durumda, karşı tarafa beklenti tazminatı ödenerek sözleşmenin bozulmasıdır; aynen ifa ise aynı sonuca yeniden pazarlıkla ulaşır ama kazancı farklı bölüştürür. Cezai şart, kanıtlama maliyetini azaltır ve güvenilirlik gösterir.
- Johnson, McMillan ve Woodruff, eski sosyalist ülkelerde işleyen mahkemelere duyulan inancın yeni ilişkilerde güveni artırdığını ve girişimcileri yeni tedarikçileri denemeye teşvik ettiğini buldu; mahkemeler ve ilişkiler birbirini tamamlar.
- Macchiavello ile Morjaria, Kenya'nın gül ihracatında sözleşme icrası olmadığı için ticaret hacminin ilişkinin değeriyle sınırlandığını, ilişkinin değerinin yaşla arttığını ve bir arz şoku sırasında teslimatların ilişki yaşının ters U biçimli bir fonksiyonu olduğunu gösterdi.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Beklenti tazminatını, güvenme tazminatını, etkin ihlali, öngörülebilirlik kuralını, cezai şartı ve ilişkisel sözleşmeyi tanımlar.
- Anlama — Hukukun bazı sözleri neden zorla uygulattığını, sözleşme ihlalinde hangi tazminatın tarafları hangi davranışa yönelttiğini ve mahkemelerin zayıf olduğu yerlerde ticaretin nasıl ayakta kaldığını açıklar.
- Uygulama — Farklı tazminat kuralları altında bir satıcının ihlal kararını, bir alıcının güvenme yatırımını ve tekrarlanan bir ilişkide dürüst davranmanın koşulunu hesaplar.
- Değerlendirme — Johnson, McMillan ve Woodruff'un mahkemeler ve ilişkiler bulgusunu ve Macchiavello ile Morjaria'nın Kenya gül ihracatı bulgusunu kullanarak resmî sözleşme icrası ile ilişkisel sözleşmenin rollerini değerlendirir.
Sezgi
Açılış
Bir mobilya atölyesi, bir otelin yeni açılacak restoranı için 40 masa yapmayı kabul ediyor. Anlaşmaya göre masalar iki ay içinde teslim edilecek ve otel her masa için 5 bin lira ödeyecek. Atölye işe başladıktan bir ay sonra, başka bir müşteri aynı masalar için tanesine 8 bin lira teklif ediyor. Atölyenin sahibi düşünüyor: masaları yeni müşteriye satıp otele gecikmenin zararını ödersem, yine de kârlı çıkar mıyım?
Otelin tarafında da bir hesap var. Otel, masaların zamanında geleceğine güvenerek restoranın açılış tarihini duyurmuş, garsonları işe almış ve bir açılış yemeği için davetiyeleri göndermiş. Masalar gelmezse bu harcamaların bir kısmı boşa gidecek. Otel, atölyenin sözünü tutmasını mı istemeli, yoksa zararının ödenmesi ona yeter mi?
Tapu dersinde bir varlığın sahibini ve bu sahipliğin güvencesini konuştuk. Sözleşme hukuku, bu kaynakların el değiştirmesini düzenler: bugün verilen bir sözün gelecekte tutulmasını sağlar. Bu ders, hukukun hangi sözleri neden uygulattığını, bir söz tutulmadığında ne olması gerektiğini ve mahkemelerin işlemediği yerlerde insanların birbirlerine nasıl güvenebildiğini ele alıyor.
Hikâye — Kırık bir mil ve geç gelen bir parça
1853'te İngiltere'nin Gloucester kentinde Hadley ailesinin işlettiği bir un değirmeninde, buhar makinesinin krank mili kırıldı. Değirmen durdu. Yeni bir mil yaptırmak için kırık milin model olarak Greenwich'teki bir makine firmasına gönderilmesi gerekiyordu. Değirmenciler, milin taşınması için Pickford ve Şirketi adlı bir nakliye firmasıyla anlaştılar; firmanın ortaklarından biri Joseph Baxendale'di. Nakliye firmasının ihmali yüzünden mil birkaç gün geç teslim edildi ve değirmen, yeni mil gelene kadar birkaç gün daha kapalı kaldı.
Değirmenciler, değirmenin kapalı kaldığı günlerde kaybettikleri kârı nakliye firmasından istediler. 1854'te İngiltere'nin Exchequer mahkemesi, Hadley ile Baxendale arasındaki davada, sözleşme hukukunun sonraki bir buçuk yüzyılını biçimlendirecek bir karar verdi. Mahkemeye göre sözleşme ihlali hâlinde tazmin edilecek zarar, sözleşme yapılırken iki tarafın da makul olarak öngörebileceği zararla sınırlıydı. Nakliye firmasına, değirmenin başka bir yedek milinin olmadığı ve gecikmenin değirmeni durduracağı söylenmemişti; bir değirmenin genellikle yedek bir mili olabilirdi. Bu yüzden firma, değirmencilerin kaybettiği kârdan sorumlu tutulmadı.
Karar, ilk bakışta değirmencilere haksızlık gibi görünebilir: zarar gerçekti ve firmanın ihmalinden kaynaklanmıştı. Ama iktisatçılar sonradan kararda bir mantık gördü. Nakliye firması, taşıdığı her paketin arkasında hangi büyüklükte bir zarar riskinin yattığını bilemez; bunu bilen, paketi gönderendir. Kural, olağandışı büyük bir zarara maruz kalan tarafı, bu bilgiyi sözleşme yapılırken karşı tarafa açıklamaya yöneltir. Değirmenciler bunu söyleseydi, firma ya daha dikkatli davranabilir, ya daha yüksek bir ücret isteyebilir ya da işi reddedebilirdi.
Hadley ile Baxendale davası, sözleşme hukukunun iktisadi analizinin temel sorusunu gösterir: sözleşme hukuku, yalnızca bir anlaşmazlığı sonradan çözmek için değil, taraflara sözleşme yapılırken doğru bilgiyi paylaşma, doğru önlemleri alma ve doğru yatırımları yapma teşvikleri vermek için vardır.
Kavram
Sözleşme ihlalinde en yaygın tazminat ölçüsü şudur.
Başka bir tazminat ölçüsü şudur.
Sözleşme hukukunun iktisadi analizindeki en tartışmalı fikir şudur.
Hadley ile Baxendale davasından doğan kural şudur.
Tarafların tazminatı önceden belirleme yolu şudur.
Mahkemelere dayanmayan sözleşmelerin adı şudur.
Veri ve kanıt
Bu bulgu, mahkemelerin ve ilişkilerin birbirinin yerine geçen değil, birbirini tamamlayan araçlar olduğunu gösterir. Uzun süredir birlikte çalışan bir tedarikçi ile müşteri, anlaşmazlıklarını mahkemeye gitmeden çözebilir; ama yeni bir tedarikçiyle ilk kez çalışmak, hile hâlinde başvurulabilecek bir mahkemenin varlığına bağlıdır. Mahkemelerin zayıf olduğu ekonomilerde firmalar tanıdıkları çevrenin dışına çıkmakta zorlanır; bu da rekabeti, uzmanlaşmayı ve yeni girişimleri sınırlar.
Bu çalışma, ilişkisel sözleşmelerin mantığını gerçek bir piyasada gösterir. Kenya'dan Avrupa'ya çiçek satan bir üretici ile alıcı arasındaki anlaşmayı bir mahkemede uygulatmak pratik olarak imkânsızdır; iki taraf da ilişkinin gelecekteki değerine güvenir. Arz şoku sırasında gülleri daha yüksek fiyata başka alıcılara satma cazibesi arttığında, üreticiler hangi alıcılara teslimatı sürdürdü? Çok yeni ilişkilerde kaybedilecek fazla bir şey yoktu; çok eski ilişkilerde ise itibar zaten sağlamdı. Teslimatları korumak için en çok çaba, itibarın hâlâ inşa edildiği orta yaştaki ilişkilerde gösterildi.
Yaygın yanlış«Sözleşme hukukunun amacı, verilen her sözün mutlaka yerine getirilmesini sağlamaktır.»
İktisadi açıdan sözleşme hukuku, tarafların sözleşme yaparken doğru bilgiyi paylaşmasını, doğru önlemleri almasını ve doğru yatırımları yapmasını teşvik etmeyi amaçlar. Koşullar değiştiğinde, bir sözleşmeyi yerine getirmek, onu bozup karşı tarafın zararını ödemekten daha maliyetli olabilir. Beklenti tazminatı, bu durumda sözleşmenin bozulmasına izin verirken karşı tarafı sözleşme yerine getirilmiş gibi bir duruma getirir. Bu görüş, sözlerin ahlaki bağlayıcılığını vurgulayanlar tarafından eleştirilir.
Yaygın yanlış«Mahkemelerin zayıf olduğu ülkelerde ticaret yapılamaz.»
Mahkemeler zayıf olduğunda da taraflar, ilişkinin gelecekteki değerine ve itibara dayanarak ticaret yapabilir. Macchiavello ile Morjaria'nın gösterdiği gibi, Kenya'nın gül ihracatı büyük ölçüde bu tür ilişkisel sözleşmelere dayanır. Ama ilişkiler, var olan ortaklıkları sürdürmede güçlü, yenilerini başlatmada zayıftır; Johnson ve arkadaşlarının bulduğu gibi, işleyen mahkemeler yeni tedarikçilerle çalışmayı ve ilişkiye özgü yatırımları kolaylaştırır.
Neden önemli?
Modern bir ekonomide işlemlerin çoğu zamana yayılır: bir işçi ay sonunda maaş alacağına güvenerek çalışır, bir tedarikçi ödemeyi sonra alacağına güvenerek malı teslim eder, bir banka borcun geri ödeneceğine güvenerek kredi verir. Bu güvenin kaynağı, sözlerin tutulmasını sağlayan hukuk kuralları ve kurumlarıdır. Sözleşmelerin uygulanması zayıf olduğunda, insanlar yalnızca tanıdıklarıyla ticaret yapar ve ekonomi uzmanlaşmanın ve büyük piyasaların faydalarından yoksun kalır.
Sözleşme hukukunun tazminat kuralları, yalnızca anlaşmazlıkların nasıl çözüleceğini değil, sözleşmelerin nasıl yazılacağını ve hangi yatırımların yapılacağını da belirler. Bir kural, tarafları aşırı ya da yetersiz önlem almaya, bilgilerini saklamaya ya da paylaşmaya, fazla ya da az güvenme yatırımı yapmaya yöneltebilir.
Mahkemelerin yavaş ve öngörülemez olduğu ekonomilerde, sözleşme hukukunun metni ile uygulaması arasındaki fark büyüktür. Bu durumda firmalar, cezai şartlara, teminatlara, peşin ödemelere ve uzun süreli ilişkilere daha çok başvurur. Bu dersin araçları, bu uyumların ne kadar maliyetli olduğunu ve hangi hukuk reformlarının ticareti kolaylaştırabileceğini anlamayı sağlar.
Model
Çözümlü örnek — İki tazminat ölçüsü
Açılıştaki atölye ve otele sayılar koyalım. Otel 40 masayı tanesi 5 bin liradan, toplam 200 bin liraya almayı kabul etmiş. Masaların otele sağlayacağı değer, restoranın açılabilmesi sayesinde tanesi 7 bin lira, toplam 280 bin liradır. Otel ayrıca masaların geleceğine güvenerek açılış duyuruları ve personel eğitimi için 30 bin lira harcamış.
Atölye masaları teslim etmezse ve otel henüz ödeme yapmamışsa, beklenti tazminatı otelin sözleşmeden beklediği net kazançtır: 280 bin eksi 200 bin, yani 80 bin lira. Bu tutar, oteli masalar teslim edilmiş gibi bir duruma getirir. Güvenme tazminatı ise otelin sözleşmeye güvenerek yaptığı harcamayı, yani 30 bin lirayı karşılar ve oteli sözleşme hiç yapılmamış gibi bir duruma getirir.
İki ölçü arasındaki fark, 50 bin liradır ve otelin sözleşmeden beklediği ek kârı temsil eder. Hangi ölçünün uygulandığı, yalnızca otelin ne kadar tazminat alacağını değil, atölyenin sözleşmeyi bozup bozmayacağını da belirler. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Etkin ihlal
Atölyenin masaları yapma maliyeti tanesi 4 bin, toplam 160 bin liradır. Sözleşmeyi yerine getirirse kârı 200 − 160 = 40 bin liradır. Başka bir müşteri, aynı masalar için tanesi 8 bin, toplam 320 bin lira teklif etsin; bu müşteri için masaların değeri 350 bin lira olsun.
Beklenti tazminatı kuralı altında atölye, masaları yeni müşteriye satıp otele 80 bin lira tazminat öderse, kârı 320 − 160 − 80 = 80 bin lira olur. Bu, sözleşmeyi yerine getirmenin 40 bin liralık kârından büyüktür; atölye sözleşmeyi bozar. Otel, 80 bin liralık tazminatla masalar gelmiş gibi bir duruma gelir. Yeni müşteri de 30 bin liralık bir artı elde eder.
Toplam kazancı karşılaştıralım. Sözleşme yerine getirilseydi, otelin 80 bin ve atölyenin 40 bin lirası olmak üzere toplam 120 bin liralık bir kazanç doğardı. Sözleşme bozulduğunda toplam kazanç, otelin 80, atölyenin 80 ve yeni müşterinin 30 bin lirası olmak üzere 190 bin liradır. Masalar, onlara daha yüksek değer biçen müşteriye gitmiştir ve hiç kimse sözleşme yerine getirilseydi olacağından kötü durumda değildir. Etkin ihlal fikrinin özü budur. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Güvenme tazminatı ve fazla ihlal
Aynı durumda mahkemenin yalnızca güvenme tazminatına, yani 30 bin liraya hükmettiğini varsayalım. Yeni müşteri bu kez masalar için yalnızca 240 bin lira teklif etsin; bu müşteri için masaların değeri 250 bin liradır, yani otelin 280 bin liralık değerinden düşüktür. Masaların otelde kalması toplum açısından daha iyidir.
Atölye sözleşmeyi bozarsa kârı 240 − 160 − 30 = 50 bin lira olur; yerine getirirse 40 bin lira. Atölye sözleşmeyi bozar. Ama bu ihlal etkin değildir: masalar, onlara daha düşük değer biçen müşteriye gitmiştir. Otel, 30 bin liralık tazminatla harcamalarını geri alır ama 50 bin liralık beklenen kârını kaybeder.
Beklenti tazminatı kuralı altında aynı atölye, sözleşmeyi bozarsa 240 − 160 − 80 = 0 lira kazanırdı ve sözleşmeyi yerine getirirdi. Bu karşılaştırma, beklenti tazminatının ihlal kararlarını neden doğru yönlendirdiğini gösterir: ihlal eden taraf, karşı tarafın bütün kaybını hesabına katmak zorunda kalır ve yalnızca ihlal gerçekten daha değerli bir kullanıma yol açıyorsa sözleşmeyi bozar. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Aynen ifa ve yeniden pazarlık
Bazı hukuk sistemlerinde mahkeme, tazminat yerine sözleşmenin aynen yerine getirilmesine, yani aynen ifaya hükmedebilir. Etkin ihlal örneğine dönelim: yeni müşteri masalar için 320 bin lira teklif ediyor ve otel, sözleşmenin aynen yerine getirilmesini isteme hakkına sahip.
Atölye masaları yeni müşteriye satmak istiyorsa, otelin rızasını almak zorundadır. Otelin masalardan beklediği net kazanç 80 bin liradır; otel en az bu kadarını istemeden sözleşmeden vazgeçmez. Atölye ise masaları yeni müşteriye satarak, yerine getirmeye göre 320 − 200 = 120 bin lira fazla gelir elde eder. 80 ile 120 bin lira arasında bir ödeme, iki tarafı da daha iyi durumda bırakır; örneğin atölye otele 100 bin lira öder ve sözleşme karşılıklı rızayla sona erer.
Sonuç, beklenti tazminatı altındakiyle aynıdır: masalar yeni müşteriye gider. Otelin ne kadar alacağı, pazarlıktaki gücüne, atölyenin başka seçeneklerine ve yeni müşterinin ne kadar süre bekleyebileceğine bağlıdır. Fark, kazancın bölüşümündedir: aynen ifa altında otel 80 değil 100 bin lira alır. Calabresi ile Melamed'in iki koruma biçimi burada da görünür: aynen ifa, otelin hakkını bir mülkiyet kuralıyla, beklenti tazminatı ise bir tazmin kuralıyla korur. Taraflar az ve pazarlık ucuzsa, iki kural da etkin sonuca ulaşır; pazarlık pahalıysa ya da taraflardan biri engelleme yoluna giderse, sonuçlar ayrışabilir. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Fazla güvenme yatırımı
Beklenti tazminatının bir yan etkisi de vardır. Otel, açılış için ek bir yatırım yapmayı düşünsün: restoran için 20 bin liralık özel bir aydınlatma sistemi. Masalar gelirse bu sistem restoranın değerini 30 bin lira artırır; masalar gelmezse sistem boşa gider. Masaların gelmeme olasılığı yüzde 40 olsun.
Toplum açısından yatırımın beklenen getirisi 0,60 × 30 bin = 18 bin liradır ve 20 bin liralık maliyetinden düşüktür; yatırım yapılmamalıdır. Ama otel, masalar gelmediğinde atölyeden, aydınlatmanın sağlayacağı ek değer dahil tam bir beklenti tazminatı alabileceğini düşünürse, yatırımın getirisi onun için her durumda 30 bin lira olur ve yatırımı yapar.
Bu soruna fazla güvenme denir: tam koruma altındaki taraf, sözleşmenin bozulma riskini hesaba katmadan yatırım yapar. Öngörülebilirlik kuralı ve tazminatın ancak makul güvenme harcamalarını kapsaması gibi sınırlamalar, bu sorunu hafifletmeye yöneliktir. Tazminat kuralları, iki taraf için birden doğru teşvikleri aynı anda sağlamakta zorlanır: ihlal eden tarafı doğru karar vermeye yönelten tam tazminat, zarar gören tarafı fazla yatırıma yöneltebilir. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Hadley kuralının mantığı
Bir nakliye firmasının 100 müşterisi olsun. Bunların 90'ı, bir gönderi geciktiğinde 1 bin liralık, 10'u ise 20 bin liralık bir zarara uğrasın. Normal özenle bir gönderinin gecikme olasılığı yüzde 10, ek özenle yüzde 2'dir; ek özenin maliyeti gönderi başına 300 liradır.
Ek özen, düşük zararlı bir müşteri için beklenen zararı (0,10 − 0,02) × 1 bin = 80 lira azaltır; bu, 300 liralık maliyetten azdır ve ek özen değmez. Yüksek zararlı bir müşteri için beklenen zarardaki azalma (0,10 − 0,02) × 20 bin = 1.600 liradır; ek özen değer.
Firma hangi müşterinin hangi türden olduğunu bilmiyorsa ve bütün zararlardan sorumluysa, ya herkese ek özen gösterip herkese yüksek bir ücret uygular, ya da herkese normal özen gösterip yüksek zararlı müşterilerin kayıplarını ödemek için ücretleri artırır. İki durumda da düşük zararlı müşteriler, yüksek zararlıların riskini sübvanse eder. Öngörülebilirlik kuralı altında ise firma yalnızca öngörülebilir, yani 1 bin liralık zarardan sorumludur. Yüksek zararlı müşteriler, zararlarının tazmin edilmesini istiyorlarsa bunu firmaya söylemek zorundadır; firma onlara ek özen gösterir ve daha yüksek bir ücret alır. Bilgi, onu elinde tutan taraftan açığa çıkar ve özen, gerektiği yere yönelir. Düşük zararlı müşteriler de artık yüksek zararlıların riskini ödemez. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Cezai şart
Bir inşaat şirketi, bir alışveriş merkezini belirli bir tarihte teslim etmeyi kabul etsin ve sözleşmeye her gecikme günü için 50 bin liralık bir cezai şart konsun. Alışveriş merkezinin sahibinin gecikme nedeniyle günlük gerçek kaybı, kira gelirlerinden yoksun kalma olarak yaklaşık 30 bin lira olsun.
Cezai şart, iki işlev görür. Birincisi, gecikme hâlinde zararın ne olduğunu mahkemede kanıtlama maliyetini ortadan kaldırır. İkincisi, inşaat şirketinin güvenilirliğini gösterir: yüksek bir cezayı kabul eden bir şirket, zamanında teslim edeceğine güvendiğini karşı tarafa bildirmiş olur. Güvenilir bir şirket bu sayede işi alabilir.
Ama gerçek zarardan çok yüksek bir ceza, şirketi aşırı önleme ve gecikme olasılığını sıfırlamak için gereğinden pahalı yöntemlere yöneltebilir; ya da gecikme kaçınılmaz olduğunda, şirketi alışveriş merkezinin sahibiyle pahalı bir anlaşmazlığa sürükleyebilir. Pek çok hukuk sistemi, bu yüzden aşırı yüksek cezai şartları indirme yetkisini mahkemelere verir. İktisatçılar ise, tarafların bilerek kabul ettiği bir tutara mahkemelerin karışmasının, güvenilirlik sinyalini zayıflatabileceğini tartışır. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Mahkemesiz güven
Bir çiçek üreticisi ile bir Avrupalı alıcı arasındaki ilişkiyi düşünelim. Üretici her yıl alıcıya belirli miktarda çiçek teslim ediyor ve bu ilişkiden yılda 5 bin avro kâr ediyor. Bir sezon piyasa fiyatları aniden yükseliyor ve üretici, alıcıya teslim etmek yerine çiçeklerini başka bir alıcıya satarak bir kerelik 30 bin avro fazladan kazanabilir. Ama bunu yaparsa alıcı ilişkiyi sonlandırır.
Yüzde 10'luk bir iskontoyla, her yıl tekrarlanan 5 bin avroluk kârın bugünkü toplamı 50 bin avroya ulaşır. 30 bin avroluk bir kerelik kazanç için 50 bin avroluk bir ilişkiyi feda etmek kârlı değildir; üretici teslimatı sürdürür. İlişki yeniyse ve alıcı üreticiye henüz az sipariş veriyorsa, ilişkinin yıllık kârı 2 bin avro, bugünkü değeri 20 bin avro olabilir; bu durumda 30 bin avroluk kazanç ilişkiden büyüktür ve üretici ilişkiyi bozar.
Bu hesap, mahkemelerin olmadığı bir ortamda ticaret hacminin neden ilişkinin değeriyle sınırlı olduğunu gösterir: alıcı, üreticinin hile yapma cazibesini aşacak kadar büyük bir ilişki kurmadan ona büyük siparişler veremez. İlişkiler zamanla büyür ve itibar birikir. Macchiavello ile Morjaria'nın Kenya'da gözlediği örüntü, bu mantığın gerçek bir piyasadaki izidir. Sayılar varsayımdır.
Modelin sınırları
Bu dersteki modeller, tarafların ihlalin maliyetlerini ve faydalarını açıkça hesapladığını ve tazminatların mahkemelerce doğru ve hızlı biçimde belirlendiğini varsaydı. Gerçekte davalar pahalı ve yavaştır, mahkemeler zararı her zaman doğru ölçemez ve beklenti tazminatı, ihlal edilen tarafın uğradığı öznel kayıpları, örneğin güvenin sarsılmasını ya da zaman kaybını, çoğu zaman karşılamaz. Bu durumda beklenti tazminatı fiilen eksik tazmin olur ve etkin ihlal argümanı zayıflar. Otel, 80 bin liralık tazminatı almak için iki yıl mahkemelerde uğraşmak ve avukata 15 bin lira ödemek zorunda kalırsa, eline geçen net tutar beklentisinin çok altında kalır; atölyenin ihlal hesabı ise bu maliyetleri görmez. Dava maliyetleri ve gecikmeler, ihlali ihlal edilen taraf açısından gerçekte olduğundan daha ucuz hâle getirir.
Etkin ihlal fikri ayrıca, sözlerin ahlaki bağlayıcılığını görmezden geldiği için eleştirilir. Pek çok insan, bir sözü bozmanın, zararı ödense bile yanlış olduğunu düşünür ve bu düşünce, sözleşme ilişkilerinde güveni ayakta tutan normların bir parçasıdır. Son olarak, sözleşmeler hiçbir zaman bütün olasılıkları önceden öngöremez; eksik kalan boşlukların nasıl doldurulacağı, yani mahkemelerin tarafların öngörmediği durumlarda sözleşmeyi nasıl yorumlayacağı, sözleşme hukukunun başlıca sorularından biridir.
Uygulama
Özet kartı
- Hadley ile Baxendale davasında 1854'te İngiliz mahkemesi, sözleşme ihlalinde tazmin edilecek zararı, sözleşme yapılırken iki tarafın da öngörebileceği zararla sınırladı; bu kural, olağandışı zararlara maruz kalan tarafı bilgisini açıklamaya yöneltir.
- Beklenti tazminatı, zarar gören tarafı sözleşme yerine getirilmiş gibi, güvenme tazminatı ise sözleşme hiç yapılmamış gibi bir duruma getirir. Beklenti tazminatı ihlal kararlarını doğru yönlendirir; güvenme tazminatı etkin olmayan ihlallere yol açabilir; tam koruma ise fazla güvenme yatırımına neden olabilir.
- Etkin ihlal, sözleşmeyi yerine getirmenin değerinin ihlalinkinden düşük olduğu durumda, karşı tarafa beklenti tazminatı ödenerek sözleşmenin bozulmasıdır; aynen ifa ise aynı sonuca yeniden pazarlıkla ulaşır ama kazancı farklı bölüştürür. Cezai şart, kanıtlama maliyetini azaltır ve güvenilirlik gösterir.
- Johnson, McMillan ve Woodruff, eski sosyalist ülkelerde işleyen mahkemelere duyulan inancın yeni ilişkilerde güveni artırdığını ve girişimcileri yeni tedarikçileri denemeye teşvik ettiğini buldu; mahkemeler ve ilişkiler birbirini tamamlar.
- Macchiavello ile Morjaria, Kenya'nın gül ihracatında sözleşme icrası olmadığı için ticaret hacminin ilişkinin değeriyle sınırlandığını, ilişkinin değerinin yaşla arttığını ve bir arz şoku sırasında teslimatların ilişki yaşının ters U biçimli bir fonksiyonu olduğunu gösterdi.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Beklenti tazminatı | Expectation damages | Zarar göreni sözleşme yerine getirilmiş gibi bir duruma getiren tazminat |
| Güvenme tazminatı | Reliance damages | Zarar göreni sözleşme hiç yapılmamış gibi bir duruma getiren tazminat |
| Etkin ihlal | Efficient breach | Yerine getirmenin değeri düşük olduğunda tazminat ödenerek sözleşmenin bozulması |
| Öngörülebilirlik kuralı | Foreseeability rule | Tazminatın sözleşme anında öngörülebilir zararla sınırlanması |
| Cezai şart | Liquidated damages clause | İhlal hâlinde ödenecek tutarın sözleşmede önceden belirlenmesi |
| İlişkisel sözleşme | Relational contract | Uygulanması mahkemelere değil ilişkinin gelecekteki değerine dayanan anlaşma |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Bir alım anlaşması bozulduğunda alıcıya beklenti tazminatı ile güvenme tazminatı olarak ne ödenir? Sayılı bir durum kurarak göster. Hangisi genellikle daha yüksektir ve neden?
- (Çıktı 2) Hadley ile Baxendale davasındaki öngörülebilirlik kuralı, ilk bakışta zarar gören tarafa haksızlık gibi görünebilir. Bu kuralın iktisadi mantığını, bilgi asimetrisi kavramıyla açıkla.
- (Çıktı 3) Bir satıcı bir makineyi 60 bin liraya satmayı kabul ediyor; makinenin üretim maliyeti 45 bin, alıcıya değeri 90 bin lira. Başka bir alıcı makine için 100 bin lira teklif ediyor. Beklenti tazminatı altında satıcı sözleşmeyi bozar mı? Güvenme tazminatı 10 bin lira ise ve ikinci alıcı yalnızca 75 bin lira teklif ederse ne olur? Bu ihlal etkin midir?
- (Çıktı 3) Bir tedarikçi, bir müşteriyle ilişkisinden yılda 8 bin lira kâr ediyor ve faiz oranı yüzde 8. Bir kerelik hile yaparak 90 bin lira kazanabilir, ama müşteriyi sonsuza kadar kaybeder. Hile yapar mı? İlişkinin yıllık kârı kaç liranın altına düşerse hile kârlı olur?
- (Çıktı 4) Johnson ve arkadaşlarının bulgusu, mahkemelerin ve ilişkisel sözleşmelerin rolleri hakkında ne söyler? Mahkemelerin zayıf olduğu bir ekonomide yeni kurulan firmalar hangi sorunlarla karşılaşır?
- (Çıktı 4) Macchiavello ile Morjaria'nın bulduğu ters U biçimli örüntüyü açıkla. Bu örüntü, ilişkisel sözleşmelerin hangi özelliğini gösterir?
Cevaplar
- Beklenti tazminatı, zarar gören tarafı sözleşme yerine getirilmiş gibi bir duruma getirir; güvenme tazminatı ise sözleşme hiç yapılmamış gibi bir duruma getirir. Örneğin bir alıcı, kendisi için 150 bin lira değerindeki bir malı 100 bin liraya almak için anlaşmış ve bu anlaşmaya güvenerek 20 bin liralık hazırlık harcaması yapmışsa, beklenti tazminatı 50 bin, güvenme tazminatı 20 bin liradır. Beklenti tazminatı genellikle daha yüksektir, çünkü yalnızca yapılan harcamaları değil, sözleşmeden beklenen kârı da kapsar.
- Nakliye firması, taşıdığı her gönderinin arkasında hangi büyüklükte bir zarar riskinin yattığını bilemez; bu bilgi gönderene aittir. Firma bütün zararlardan sorumlu olsaydı, hangi gönderilerin yüksek riskli olduğunu bilmeden herkese yüksek bir ücret uygulamak zorunda kalırdı ve düşük riskli müşteriler yüksek riskli olanları sübvanse ederdi. Öngörülebilirlik kuralı, olağandışı büyük bir zarara maruz kalan tarafı, bu bilgiyi sözleşme yapılırken açıklamaya yöneltir. Böylece firma, riskli gönderilere daha fazla özen gösterebilir ya da daha yüksek bir ücret alabilir; bilgi asimetrisinin yarattığı etkinsizlik azalır.
- Beklenti tazminatı alıcının beklediği net kazançtır: 90 − 60 = 30 bin lira. Satıcı sözleşmeyi bozarsa 100 − 45 − 30 = 25 bin lira kazanır, yerine getirirse 60 − 45 = 15 bin lira; satıcı sözleşmeyi bozar ve bu ihlal etkindir, çünkü makine ona daha yüksek değer biçen alıcıya gider. Güvenme tazminatı 10 bin lira ise ve ikinci alıcı 75 bin lira teklif ederse, satıcı bozarsa 75 − 45 − 10 = 20 bin, yerine getirirse 15 bin lira kazanır; sözleşmeyi bozar. Ama ikinci alıcının makineye biçtiği değer, en fazla teklif ettiği kadarsa, ilk alıcının 90 bin liralık değerinden düşüktür; bu ihlal etkin değildir.
- İlişkinin gelecekteki değeri 8 bin ÷ 0,08 = 100 bin liradır; bu, 90 bin liralık bir kerelik kazançtan büyüktür ve tedarikçi hile yapmaz. İlişkinin yıllık kârı, bugünkü değeri 90 bin liranın altına düşecek kadar azalırsa hile kârlı olur: 90 bin × 0,08 = 7,2 bin liranın altındaki bir yıllık kârda tedarikçi hile yapar.
- Bulgu, mahkemelerin ve ilişkilerin birbirinin yerine geçmediğini, birbirini tamamladığını gösterir: ilişkiler var olan ortaklıkları sürdürebilir, ama işleyen mahkemeler yeni ortaklıkların başlamasını ve ilişkiye özgü yatırımların yapılmasını kolaylaştırır. Mahkemelerin zayıf olduğu bir ekonomide yeni kurulan firmalar, geçmişi olmadığı için güvenilirliklerini kanıtlayamaz; müşteriler ve tedarikçiler onlarla çalışmaktan kaçınır ya da peşin ödeme ve teminat ister. Bu durum yeni girişleri zorlaştırır, rekabeti azaltır ve var olan firmaları korur.
- Bir arz şoku sırasında üreticiler, çiçeklerini sözleşmeli alıcılar yerine daha yüksek fiyatla başka alıcılara satma cazibesiyle karşılaştı. Çok yeni ilişkilerde ilişkinin değeri düşüktü ve üreticiler bu ilişkileri korumak için fazla çaba göstermedi. Çok eski ilişkilerde ise itibar zaten sağlamdı ve bir kerelik bir aksaklık ilişkiyi tehlikeye atmazdı. En çok çaba, itibarın hâlâ inşa edildiği orta yaştaki ilişkilerde gösterildi. Bu örüntü, ilişkisel sözleşmelerde itibarın zamanla biriken ve korunması gereken bir varlık olduğunu gösterir.
İleri okuma
- Hadley v Baxendale (1854) 9 Exch 341. Öngörülebilirlik kuralının kaynağı olan İngiliz mahkeme kararı.
- Simon Johnson, John McMillan, Christopher Woodruff (2002). «Courts and Relational Contracts». Journal of Law, Economics, and Organization 18(1). Mahkemelerin ve ilişkilerin sözleşme icrasındaki rolleri.
- Rocco Macchiavello, Ameet Morjaria (2015). «The Value of Relationships: Evidence from a Supply Shock to Kenyan Rose Exports». American Economic Review 105(9). İtibar ve ilişkisel sözleşme.
- Stewart Macaulay (1963). «Non-Contractual Relations in Business: A Preliminary Study». American Sociological Review 28(1). İş dünyasında sözleşme dışı ilişkilerin klasik incelemesi.
Sonraki derse köprü
Bu derste sözleşmeleri, taraflar arasında gönüllü olarak kurulan ilişkiler olarak ele aldık ve ihlal hâlinde tazminatın tarafları nasıl yönlendirdiğini gördük. Ama zararların önemli bir kısmı, taraflar arasında hiçbir sözleşme yokken doğar: bir trafik kazası, bir ürünün yol açtığı bir yaralanma ya da bir inşaatın komşu binaya verdiği hasar. Sıradaki ders haksız fiil ve sorumluluk hukukunu ele alıyor: kazaları önlemek için hangi sorumluluk kuralının tarafları doğru özene yönelttiğini, bir yargıcın 1947'de kurduğu formülün ne söylediğini ve kusursuz sorumluluk ile kusur sorumluluğu arasındaki seçimin neye bağlı olduğunu göreceğiz.