Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Hukukun ekonomik analizi, hukuk kurallarını insanların davranışlarını biçimlendiren teşvikler olarak inceler. Director'ın 1958'de kurduğu dergi, Coase'un 1960, Calabresi'nin 1961 ve Becker'in 1968 çalışmaları ve Posner'ın 1973 tarihli kitabı alanın kuruluşunu belirledi.
- Bir kural, ihlale bir örtük fiyat yükler: cezanın büyüklüğü ile yakalanma olasılığının çarpımı. Aynı beklenen maliyete daha yüksek bir ceza ya da daha sık bir denetimle ulaşılabilir.
- Sonradan bakış, bir davada kimin haklı olduğunu sorar; önceden bakış, bir kararın gelecekte herkese hangi teşvikleri vereceğini sorar. Bir kuralın bütün sonuçlarını görmek için iki bakış birlikte gerekir.
- Peltzman, otomobil güvenliği düzenlemelerinin etkisinin telafi eden davranışla neredeyse tamamen yok olduğunu savundu; Cohen ile Einav ise emniyet kemeri yasalarının trafik ölümlerini azalttığını, ama etkinin resmî tahminlerden küçük olduğunu ve telafi eden davranışın anlamlı olmadığını buldu.
- Posner'ın ortak hukukun etkinliği hipotezi ve Jolls, Sunstein ve Thaler'in davranışsal yaklaşımı, alanın iki farklı genişlemesini temsil eder. Kesin kurallar sık ve benzer durumlarda, genel ölçütler seyrek ve farklı durumlarda daha az maliyetlidir; hukukun ifade işlevi ve bölüşüm kaygıları ise etkinlik hesabının dışında kalır.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Hukukun ekonomik analizini, örtük fiyatı, önceden ve sonradan bakışı, telafi eden davranışı, ortak hukukun etkinliği hipotezini ve davranışsal hukuk ve iktisadı tanımlar.
- Anlama — Hukuk kurallarının insanların davranışlarını neden birer fiyat gibi etkilediğini ve bir kuralın etkisinin neden yalnızca amaçladığı davranışla sınırlı kalmadığını açıklar.
- Uygulama — Bir cezanın ya da sorumluluk kuralının beklenen maliyetini, bir kuralın davranış üzerindeki önceden etkisini ve telafi eden davranışın bir güvenlik düzenlemesinin net etkisini nasıl değiştirdiğini basit hesaplarla gösterir.
- Değerlendirme — Peltzman'ın ve Cohen ile Einav'ın trafik güvenliği bulgularını karşılaştırarak, hukuk kurallarının davranışa etkisi hakkındaki iktisadi öngörülerin güçlü ve zayıf yanlarını değerlendirir.
Sezgi
Açılış
Bir belediye, bir caddede hız sınırını saatte 50 kilometreden 30 kilometreye indiriyor ve ihlal cezasını iki katına çıkarıyor. Bir hukukçu bu karara, trafik güvenliğini sağlamak için konulmuş bir kural olarak bakar: sürücülerin uyması gereken yeni bir yükümlülük getirilmiştir, uymayanlar cezalandırılacaktır. Bir iktisatçı ise aynı karara başka bir soruyla yaklaşır: bu kural sürücülerin davranışını nasıl değiştirecek?
İktisatçıya göre ceza, hız yapmanın fiyatıdır. Sürücü, hızlı gitmenin kendisine sağladığı zaman kazancını, yakalanma olasılığıyla çarpılmış ceza tutarıyla karşılaştırır. Denetim seyrekse, iki katına çıkmış ceza bile beklenen maliyeti fazla artırmayabilir. Kural ayrıca başka davranışları da değiştirebilir: bazı sürücüler o caddeyi kullanmaktan vazgeçip yan sokaklara yönelebilir ve bu sokaklarda yeni bir tehlike doğabilir.
Bu kurs, hukuku bu gözle, yani insanların davranışlarını biçimlendiren bir teşvikler sistemi olarak ele alıyor. Önceki kurslarda dışsallıkları, Coase teoremini ve hakların nasıl korunduğuna dair kuralları gördük. Bu ilk ders, bu bakış açısının ne olduğunu, nereden geldiğini ve nerede sınırlarına ulaştığını soruyor.
Hikâye — Bir hukuk fakültesinde iktisat
Hukuk ile iktisadın kesişimi yeni değildir. Adam Smith'ten Jeremy Bentham'a kadar pek çok düşünür, yasaların insanların davranışlarını nasıl etkilediği üzerine yazmıştı. Bentham, suç ve ceza üzerine yazarken, cezanın suçtan elde edilecek kazancı aşması gerektiğini savunmuştu. Ama hukukun ekonomik analizi, bağımsız bir alan olarak ancak 20. yüzyılın ikinci yarısında, büyük ölçüde Chicago Üniversitesi'nin hukuk fakültesinde biçimlendi.
Bu fakültede ders veren iktisatçı Aaron Director, 1958'de Journal of Law and Economics'i kurdu. Ronald Coase'un, önceki kursta ele aldığımız 1960 tarihli «Sosyal Maliyet Sorunu» makalesi bu dergide yayımlandı. Hemen ardından, Yale'de genç bir hukukçu olan Guido Calabresi, 1961'de haksız fiil hukukunu risklerin dağılımı açısından inceleyen bir makale yayımladı; Calabresi'nin mülkiyet ve tazmin kuralları ayrımını da Coase teoremi dersinde görmüştük. 1968'de Gary Becker, suç ve cezayı bir iktisadi seçim sorunu olarak ele alan bir makale yazdı.
Bu çalışmaları bir alana dönüştüren kitap, 1973'te yayımlanan Richard Posner'ın «Economic Analysis of Law», yani «Hukukun Ekonomik Analizi» oldu. Posner, sözleşmelerden haksız fiillere, mülkiyetten ceza hukukuna kadar hukukun hemen her alanını, iktisadın araçlarıyla, özellikle de etkinlik ölçütüyle incelemeyi önerdi. Posner'ın en tartışmalı tezlerinden biri, yargıçların yüzyıllar içinde geliştirdiği ortak hukuk kurallarının, yargıçlar bunu bilinçli olarak amaçlamasalar bile, toplumsal refahı en büyük yapan, yani etkin kurallara doğru evrildiğiydi.
Aslında bir yargıç, bu fikri Posner'dan çok önce, bir davanın kararında açıkça kullanmıştı. 1947'de ABD'li yargıç Learned Hand, New York limanında bağlama yerinden kopan bir mavnanın sahibinin ihmalkâr olup olmadığına karar verirken, önlem almanın yükünün, zarar olasılığı ile zararın büyüklüğünün çarpımından küçük olması durumunda sorumluluk doğacağını cebirsel bir formülle ifade etti. Formülün kendisi ve sınırları, bu kursun haksız fiil dersinin konusu olacak. Hukukun ekonomik analizi bu tür fikirleri bir araya getirdi; ama alan kurulur kurulmaz sert eleştirilerle de karşılaştı: hukukun amacının yalnızca etkinlik olup olamayacağı, insanların iktisatçıların varsaydığı kadar rasyonel olup olmadığı ve adalet kavramının maliyet-fayda hesabına indirgenip indirgenemeyeceği tartışıldı.
Kavram
Bu kursun konusunun adı şudur.
Alanın temel fikri şudur.
Alanın zamanla ilgili temel ayrımı şudur.
Kuralların beklenmedik etkilerinden biri şudur.
Alanın en tartışmalı tezlerinden biri şudur.
Alanın standart varsayımlarını sorgulayan yaklaşım şudur.
Veri ve kanıt
Peltzman'ın çalışması, hukukun ekonomik analizinin temel fikrini en çarpıcı biçimde gösteren örneklerden biridir: bir kural, insanların kararlarının hesabını değiştirir ve insanlar bu yeni hesaba göre davranır. Emniyet kemeri ve daha sağlam bir kaporta, sürücünün kaza hâlinde yaralanma olasılığını azaltır; bu da hızlı ve dikkatsiz sürmenin sürücü için beklenen maliyetini düşürür. Sürücü daha hızlı sürerse, kendisinin korunmasından kazanılan güvenliğin bir kısmı, korunmasız olan yayalara ve öbür sürücülere yüklenebilir.
İki çalışma birlikte, hukukun ekonomik analizinin hem gücünü hem de kanıta bağımlılığını gösterir. Peltzman, kuramın öngördüğü bir davranışsal tepkinin güvenlik düzenlemesinin etkisini tamamen yok edebileceğini savundu. Cohen ile Einav ise daha zengin bir veri setiyle ve kullanımın içselliğini hesaba katan bir yöntemle, emniyet kemeri yasaları söz konusu olduğunda bu tepkinin anlamlı olmadığını buldu. Doğru soru, telafi eden davranışın var olup olmadığı değil, belirli bir kural ve belirli bir bağlamda ne kadar büyük olduğudur; bu da kuramla değil, verilerle cevaplanır.
Yaygın yanlış«Hukukun ekonomik analizi, her hukuki sorunu paraya çevirir ve adaleti önemsemez.»
Alan, hukuk kurallarının davranış üzerindeki etkilerini öngörmeyi ve farklı kuralların sonuçlarını karşılaştırmayı amaçlar; bu, adalet kaygılarını dışlamak zorunda değildir. Bir kuralın adil olup olmadığı sorusu, onun hangi davranışlara yol açacağı sorusundan bağımsız değildir: iyi niyetle konulmuş ama beklenmedik davranışlara yol açan bir kural, amaçladığı kişilere zarar verebilir. Etkinliğin hukukun tek ölçütü olup olmadığı ise alanın içinde de tartışılan normatif bir sorudur.
Yaygın yanlış«Bir kural bir riski azaltmak için konduysa, o riski mutlaka azaltır.»
İnsanlar kurallara uyum sağlarken davranışlarını değiştirir. Peltzman, otomobil güvenliği düzenlemelerinin etkisinin sürücülerin daha dikkatsiz sürmesiyle neredeyse tamamen telafi edildiğini savundu; Cohen ile Einav ise emniyet kemeri yasalarında böyle bir telafinin anlamlı olmadığını, ama yasaların etkisinin resmî tahminlerden küçük olduğunu buldu. Bir kuralın net etkisi, doğrudan etkisi ile insanların tepkisinin toplamıdır ve ölçülmeden bilinemez.
Neden önemli?
Yasalar ve yönetmelikler, çoğu zaman amaçlarına göre değerlendirilir: bir kuralın niyeti iyiyse, sonucunun da iyi olacağı varsayılır. Hukukun ekonomik analizi, bu varsayımın yerine bir soru koyar: bu kural insanların davranışlarını nasıl değiştirecek ve bu değişikliğin toplam sonucu ne olacak? Bu soru, kira denetiminden asgari ücrete, trafik cezalarından iflas kurallarına kadar pek çok alanda politika tartışmalarını daha somut hâle getirir.
Önceden ve sonradan bakış ayrımı, hukuk kararlarının uzun vadeli etkilerini görmek için özellikle önemlidir. Bir mahkeme, zor durumdaki bir borçluyu borcundan kurtarmakla o davada adil bir sonuç elde edebilir; ama bu tür kararlar yaygınlaşırsa, kredi verenler gelecekte daha yüksek faiz isteyebilir ya da kredi vermekten kaçınabilir ve bundan en çok zarar görenler, kredi bulmakta zaten zorlanan borçlular olabilir.
Bu kurs, önümüzdeki derslerde mülkiyet haklarını, sözleşmeleri, haksız fiilleri, suç ve cezayı, yargı sistemini, fikri mülkiyeti, iflası ve düzenleyici kurumları bu gözle inceleyecek. Her derste, bir kuralın davranışa etkisini öngörmek için iktisadi bir model kuracak, bu öngörüyü ampirik kanıtlarla sınayacak ve modelin neyi kaçırdığını soracağız.
Model
Çözümlü örnek — Cezanın beklenen fiyatı
Bir sürücü, bir caddede hız sınırını aşarak her yolculukta 5 dakika kazansın ve zamanına dakika başına 4 lira değer versin; hız yapmanın ona sağladığı fayda 20 liradır. Hız ihlalinin cezası 1.000 lira, bir yolculukta yakalanma olasılığı ise yüzde 1 olsun. Hız yapmanın beklenen maliyeti 1.000 × 0,01 = 10 liradır. Sürücü için hız yapmak, 20 liralık faydaya karşılık 10 liralık beklenen maliyet getirir; sürücü hız yapar.
Belediye cezayı iki katına, 2.000 liraya çıkarsın. Beklenen maliyet 20 liraya yükselir ve sürücü, hız yapmakla yapmamak arasında kayıtsız hâle gelir. Ceza 2.500 liraya çıkarsa, beklenen maliyet 25 lira olur ve sürücü hız yapmayı bırakır. Aynı sonuca, cezayı değiştirmeden yakalanma olasılığını yüzde 2,5'e çıkararak da ulaşılabilir: 1.000 × 0,025 = 25 lira.
Bu basit hesap, hukukun ekonomik analizinin temel fikrini gösterir. Bir kuralın davranış üzerindeki etkisi, kuralın metnine değil, ihlalin beklenen maliyetine bağlıdır ve bu maliyet, cezanın büyüklüğü ile yakalanma olasılığının çarpımıdır. İki unsurdan hangisinin artırılacağı ayrı bir sorudur: denetim pahalıdır, ceza artırmak ise ucuzdur; ama çok yüksek cezaların adalet ve orantılılık sorunları doğurduğunu suç ve ceza dersinde göreceğiz. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Önceden ve sonradan bakış
Bir kiracı, iş kaybı nedeniyle üç aydır kirasını ödeyemiyor ve ev sahibi tahliye için mahkemeye başvuruyor. Mahkeme, kiracının zor durumunu göz önüne alarak tahliyeyi bir yıl ertelesin. Sonradan bakıldığında bu karar merhametlidir: kiracı ve ailesi evsiz kalmaz, ev sahibi ise bir yıllık kirayı kaybeder ama muhtemelen buna katlanabilir.
Önceden bakıldığında tablo değişir. Bu tür kararlar yaygınlaşırsa, ev sahipleri gelecekteki kiracıların ödeme yapmama durumunda uzun süre tahliye edilemeyeceğini hesaba katar. Ödememe olasılığı yüzde 5, ödememe hâlinde kaybedilen kira 12 aylık olsun; aylık kirası 10 bin lira olan bir evde beklenen kayıp yılda 0,05 × 120 bin = 6 bin liradır. Ev sahipleri bu kaybı karşılamak için kiraları artırabilir, daha yüksek depozito isteyebilir ya da düzenli geliri olmayan kiracılara ev vermekten kaçınabilir.
Böyle bir kuralın bedelini en çok, sonradan bakışın korumak istediği kişilere benzeyen gelecekteki kiracılar öder: geliri düzensiz, depozito veremeyecek durumdaki insanlar. Bu, merhametli kararların yanlış olduğu anlamına gelmez; ama bir kuralın bütün sonuçlarını görmek için hem sonradan hem de önceden bakmak gerekir. Önceden bakış, tartışmayı kiracı ile ev sahibi arasındaki bir çatışmadan, bugünkü ve gelecekteki kiracılar arasındaki bir ödünleşime taşır. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Telafi eden davranış
Bir sürücü, hızını seçerken hızlı gitmenin zaman kazancını kaza riskinin beklenen maliyetiyle karşılaştırsın. Emniyet kemeri takmadan, belirli bir hızda kaza hâlinde ağır yaralanma olasılığı yüzde 1 olsun. Emniyet kemeri zorunlu hâle geldiğinde bu olasılık aynı hızda yüzde 0,6'ya düşsün.
Sürücü hızını değiştirmezse, kendi yaralanma riski yüzde 40 azalır. Ama sürücü, artık daha güvende olduğunu hissederek biraz daha hızlı sürebilir. Daha hızlı sürmek kaza olasılığını artırır; sürücünün kendi yaralanma riski, örneğin yüzde 0,7'ye çıkar ve azalma yüzde 40'tan yüzde 30'a iner. Ama daha hızlı sürüş, emniyet kemeri takmayan yayaların ve bisikletlilerin riskini artırır. Yayaların riski önceki düzeyinden, örneğin yüzde 10 yükselebilir.
Bu örnekte kuralın net etkisi, sürücülerin korunmasındaki kazanç ile yayaların artan riski arasındaki dengeye bağlıdır. Peltzman, bu dengenin otomobil güvenliği düzenlemelerinde neredeyse sıfır olduğunu savundu; Cohen ile Einav ise emniyet kemeri yasalarında sürücülerin hızlanmasının anlamlı olmadığını buldu. İki çalışma, aynı kuramsal mekanizmanın gerçek dünyadaki büyüklüğünün bağlama göre değiştiğini gösterir. Telafi eden davranışın büyüklüğü, sürücülerin riski ne kadar doğru algıladığına, hızlanmanın onlara ne kadar zaman kazandırdığına ve yayaların trafikte ne kadar yer tuttuğuna bağlıdır; bu etkenler kentten kente ve ülkeden ülkeye değişir. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Kuralın birden fazla davranışı etkilemesi
Açılıştaki caddeye dönelim. Belediye hız sınırını düşürüp denetimi artırdığında, caddedeki kazalar yüzde 30 azalsın. Ama sürücülerin bir kısmı, yolculuklarını daha hızlı yapabilecekleri yan sokaklara kaydırsın ve bu sokaklardaki trafik yüzde 20 artsın. Yan sokaklarda okullar, parklar ve yaya geçitleri varsa, bu sokaklardaki kaza riski artabilir.
Kuralın toplam etkisini değerlendirmek için yalnızca caddeye bakmak yetmez. Caddede yılda 20 kaza oluyordu ve 14'e inmişse, 6 kaza önlenmiştir. Yan sokaklarda yılda 10 kaza oluyorsa ve trafik yüzde 20 arttığında kazalar da aynı oranda artarsa, 2 kaza eklenir. Net etki 4 kazalık bir azalmadır; kuralın doğrudan etkisinin üçte ikisi.
Bu örnek, hukuk kurallarının değerlendirilmesinde sık yapılan bir hatayı gösterir: kuralın hedeflediği davranışa bakmak ve insanların kuraldan kaçınmak için başka davranışlara yönelebileceğini göz ardı etmek. Vergi kurallarında vergiden kaçınma, çevre kurallarında kirletici üretimin başka bölgelere kayması ve kira kontrolünde kiralık konut arzının azalması, aynı mantığın örnekleridir. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — İki kuralın karşılaştırılması
Bir inşaat şirketi, komşu binaya zarar verme riski taşıyan bir kazı yapacak. Şirket kazı sırasında ek destek sistemleri kurarak riski azaltabilir; bu önlemin maliyeti 50 bin liradır. Önlem alınmazsa komşu binanın zarar görme olasılığı yüzde 10, zarar ise 800 bin liradır; önlem alınırsa zarar olasılığı yüzde 2'ye düşer.
Önlem almanın toplumsal faydası, beklenen zarardaki azalmadır: (0,10 − 0,02) × 800 bin = 64 bin lira. Bu, önlemin 50 bin liralık maliyetinden büyüktür; toplum açısından önlem alınmalıdır.
Birinci kuralda şirket, verdiği zarardan hiçbir durumda sorumlu tutulmasın. Şirket önlem almanın maliyetini tek başına öder ama faydası komşuya gider; şirket önlem almaz. İkinci kuralda şirket, verdiği zararın tamamından sorumlu tutulsun. Şirket artık beklenen tazminatı kendi hesabına katar: önlemsiz beklenen tazminat 80 bin, önlemle 16 bin liradır. Önlem 50 bin liraya 64 bin liralık tazminat tasarrufu sağlar; şirket önlem alır. Sorumluluk kuralı, şirketin kendi hesabını toplumun hesabıyla hizalar. Haksız fiil dersinde, bunun farklı sorumluluk kuralları altında nasıl değiştiğini ve kazaların önlenmesinde her iki tarafın da rolü olduğunda ne olduğunu göreceğiz. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Ortak hukuk neden etkinliğe yönelebilir?
Posner'ın ortak hukukun etkinliği hipotezine sonraki araştırmacılar bir mekanizma önerdi. Etkin olmayan bir kural, toplumsal refahı düşürdüğü için, bu kuraldan zarar görenler için büyük kayıplar yaratır. Bu kişilerin, kuralı mahkemede sorgulamak için dava açmaya daha istekli olduğu varsayılabilir. Etkin bir kural ise daha az kayıp yaratır ve daha az sorgulanır.
Bir hukuk sisteminde iki kural olsun: biri etkin, öbürü etkin değil. Etkin kural her yıl yüzde 5, etkin olmayan kural yüzde 20 olasılıkla davaya konu olsun ve her davada kuralın değişme olasılığı yüzde 50 olsun. Etkin olmayan kural her yıl yüzde 10 olasılıkla değişir; etkin kural yüzde 2,5 olasılıkla. Zamanla, etkin olmayan kurallar daha sık değişir ve hukuk sistemi, yargıçlar etkinliği hiç amaçlamasa bile, etkin kurallarda birikme eğilimi gösterir.
Bu mekanizmanın varsayımları tartışmalıdır. Etkin olmayan bir kuraldan zarar görenler dağınık ve örgütsüzse, kuraldan yararlananlar ise az sayıda ve örgütlüyse, dava açma eğilimi tam tersine işleyebilir. Ayrıca yargıçlar, bir kuralı değiştirirken daha etkin bir kural seçmek zorunda değildir. Bu yüzden hipotez, ampirik olarak sınanması gereken bir iddia olarak kalır. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Kesin kural mı, genel ölçüt mü?
Bir yasa koyucu, sürücülerin hızını iki biçimde düzenleyebilir. Birincisi kesin bir kuraldır: «Bu caddede hız sınırı saatte 50 kilometredir.» İkincisi genel bir ölçüttür: «Sürücüler hava ve yol koşullarına uygun makul bir hızla gitmelidir.» Kesin kuralı yazmak, hangi sayının doğru olduğunu önceden belirlemeyi gerektirir ve pahalıdır; ama uygulamak ucuzdur, çünkü sürücünün hızını ölçmek yeterlidir. Genel ölçütü yazmak ucuzdur, ama her olayda bir yargıcın koşulları değerlendirip «makul» hızın ne olduğuna karar vermesi gerekir.
Kesin kuralı tasarlamanın maliyeti bir kerelik 100 bin lira, her olayda uygulamanın maliyeti 10 lira olsun. Genel ölçütün tasarım maliyeti ihmal edilebilir, ama her olayda uygulaması 500 lira olsun. Olay yılda 10 bin kez yaşanıyorsa, kesin kuralın toplam maliyeti 100 bin + 100 bin = 200 bin lira, genel ölçütünki 5 milyon liradır. Olay yılda 100 kez yaşanıyorsa, kesin kural 101 bin, genel ölçüt 50 bin lira tutar.
Sık yaşanan ve benzer durumlarda kesin kurallar, seyrek yaşanan ve birbirinden çok farklı durumlarda genel ölçütler daha az maliyetlidir. Kesin kuralların bir bedeli daha vardır: her durumu önceden öngöremezler; sisli bir gecede 50 kilometre de tehlikeli olabilir. Genel ölçütlerin bedeli ise belirsizliktir: sürücü, bir davadan önce hangi hızın makul sayılacağını tam olarak bilemez. İki biçim arasındaki seçim, hukukun ekonomik analizinin ilk derste sorduğu soruların tipik bir örneğidir. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Davranışsal bir düzeltme
Bir kural, insanların rasyonel olarak beklenen maliyeti hesapladığını varsayar. Ama davranışsal iktisat, insanların küçük olasılıkları çoğu zaman görmezden geldiğini ya da abarttığını, bugünü geleceğe aşırı biçimde tercih ettiğini gösterir.
Bir sürücü, yüzde 1'lik bir yakalanma olasılığını pratikte sıfır sayıyorsa, 1.000 liralık ceza onun davranışını hiç etkilemez. Aynı sürücü, geçen ay bir arkadaşının ceza yediğini duymuşsa, olasılığı yüzde 10 sanıp hız yapmaktan vazgeçebilir. Bu durumda denetimin görünürlüğü, örneğin cadde üzerindeki bir hız kamerası tabelası, cezanın büyüklüğünden daha etkili olabilir.
Jolls, Sunstein ve Thaler'in çalışması, bu tür davranışsal bulguların hukukun ekonomik analizine nasıl katılabileceğine dair sistemli bir çerçeve önerdi: bir kuralın etkisini öngörmek için insanların gerçekte nasıl karar verdiğini hesaba katmak. Bu, standart analizi terk etmek değil, onu daha gerçekçi varsayımlarla yeniden kurmaktır. Sayılar varsayımdır.
Modelin sınırları
Bu dersteki modeller, hukuk kurallarını insanların davranışlarını etkileyen fiyatlar olarak ele aldı. Bu bakış, pek çok kuralın beklenmedik etkilerini anlamak için güçlüdür; ama hukukun bütün işlevlerini açıklamaz. Hukuk, bir toplumun değerlerini ifade eder, insanlara neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlatır ve bu ifade işlevi, cezanın beklenen maliyetinden bağımsız olarak davranışı etkileyebilir. Bir kuralın meşru görülmesi, ona uyulmasında cezanın büyüklüğünden daha belirleyici olabilir. İnsanların büyük çoğunluğu kırmızı ışıkta, yakalanma olasılığı sıfıra yakın olan boş bir kavşakta bile durur; bu davranışı yalnızca beklenen ceza hesabıyla açıklamak zordur. Alışkanlık, sosyal norm ve kurala duyulan saygı, hukukun etkisinin önemli bir kısmını taşır.
Ayrıca etkinlik ölçütü, kazananların kazancının kaybedenlerin kaybından büyük olmasını yeterli görür; kaybedenlerin gerçekten telafi edilip edilmediğini sormaz. Hukukun bölüşüm ve hak kaygılarını, etkinlik hesabının dışında kalan değerler olarak ayrıca hesaba katmak gerekir. Son olarak, bir kuralın etkisi ölçülmeden bilinemez; Peltzman ile Cohen ve Einav arasındaki fark, kuramsal bir öngörünün ancak ampirik bir sınamayla anlam kazandığını gösterir.
Uygulama
Özet kartı
- Hukukun ekonomik analizi, hukuk kurallarını insanların davranışlarını biçimlendiren teşvikler olarak inceler. Director'ın 1958'de kurduğu dergi, Coase'un 1960, Calabresi'nin 1961 ve Becker'in 1968 çalışmaları ve Posner'ın 1973 tarihli kitabı alanın kuruluşunu belirledi.
- Bir kural, ihlale bir örtük fiyat yükler: cezanın büyüklüğü ile yakalanma olasılığının çarpımı. Aynı beklenen maliyete daha yüksek bir ceza ya da daha sık bir denetimle ulaşılabilir.
- Sonradan bakış, bir davada kimin haklı olduğunu sorar; önceden bakış, bir kararın gelecekte herkese hangi teşvikleri vereceğini sorar. Bir kuralın bütün sonuçlarını görmek için iki bakış birlikte gerekir.
- Peltzman, otomobil güvenliği düzenlemelerinin etkisinin telafi eden davranışla neredeyse tamamen yok olduğunu savundu; Cohen ile Einav ise emniyet kemeri yasalarının trafik ölümlerini azalttığını, ama etkinin resmî tahminlerden küçük olduğunu ve telafi eden davranışın anlamlı olmadığını buldu.
- Posner'ın ortak hukukun etkinliği hipotezi ve Jolls, Sunstein ve Thaler'in davranışsal yaklaşımı, alanın iki farklı genişlemesini temsil eder. Kesin kurallar sık ve benzer durumlarda, genel ölçütler seyrek ve farklı durumlarda daha az maliyetlidir; hukukun ifade işlevi ve bölüşüm kaygıları ise etkinlik hesabının dışında kalır.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Hukukun ekonomik analizi | Economic analysis of law | Hukuk kurallarının davranış ve refah üzerindeki etkilerinin iktisadın araçlarıyla incelenmesi |
| Örtük fiyat | Implicit price | Bir hukuk kuralının bir davranışa yüklediği, piyasada açıkça ödenmeyen maliyet |
| Önceden ve sonradan bakış | Ex ante and ex post perspective | Bir kuralı teşvikleri ve anlaşmazlık çözümü açısından değerlendirme ayrımı |
| Telafi eden davranış | Offsetting behavior | Bir güvenlik önlemi riski azaltınca insanların daha az dikkatli davranması |
| Ortak hukukun etkinliği hipotezi | Efficiency of the common law hypothesis | Yargıç yapımı kuralların zamanla etkin kurallara doğru evrildiği iddiası |
| Davranışsal hukuk ve iktisat | Behavioral law and economics | Hukukun ekonomik analizinin davranışsal bulgularla yeniden kurulması |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Önceden ve sonradan bakış arasındaki farkı bir örnekle açıkla. Bir mahkemenin sonradan bakışla adil olan bir kararı, önceden bakışla neden sorun yaratabilir?
- (Çıktı 2) Bir kütüphane, geç iade edilen kitaplar için gün başına 1 liralık bir ceza koyduktan sonra geç iadelerin arttığını gözlemliyor. Bu gözlemi hukukun ekonomik analiziyle ve bu analizin sınırlarıyla nasıl açıklarsın?
- (Çıktı 3) Bir fabrika, kirletici bir atığı yasa dışı biçimde dökerek yılda 300 bin lira tasarruf ediyor. Ceza 2 milyon lira ve yakalanma olasılığı yüzde 10'dur. Fabrika atığı döker mi? Aynı caydırıcılık için yakalanma olasılığı sabit kalırsa ceza en az ne olmalıdır? Ceza sabit kalırsa yakalanma olasılığı en az ne olmalıdır?
- (Çıktı 3) Bir önlemin maliyeti 30 bin lira. Önlem alınmazsa zarar olasılığı yüzde 8, önlemle yüzde 3; zarar 500 bin liradır. Toplum açısından önlem alınmalı mıdır? Failin zarardan hiç sorumlu olmadığı ve tamamen sorumlu olduğu iki kural altında fail ne yapar?
- (Çıktı 4) Peltzman'ın ve Cohen ile Einav'ın bulgularını karşılaştır. Bu iki çalışma arasındaki fark, hukukun ekonomik analizinin öngörüleri hakkında ne söyler?
- (Çıktı 4) Bir eleştirmen, «Hukukun ekonomik analizi, adaleti etkinliğe feda eder» diyor. Bu eleştiriyi değerlendir; alanın içinden verilebilecek bir cevabı ve cevabın sınırlarını açıkla.
Cevaplar
- Sonradan bakış, bir olay gerçekleştikten sonra önümüzdeki anlaşmazlıkta kimin haklı olduğunu ve zararın nasıl paylaştırılacağını sorar. Önceden bakış ise bir kararın, gelecekte benzer durumlara girecek herkesin davranışını nasıl etkileyeceğini sorar. Örneğin kirasını ödeyemeyen bir kiracının tahliyesini uzun süre erteleyen bir karar, o davada kiracıyı korur ve adil görünebilir; ama bu tür kararlar yaygınlaşırsa ev sahipleri gelecekte kiraları artırabilir, daha yüksek depozito isteyebilir ya da düzensiz geliri olan kiracılara ev vermekten kaçınabilir. Böylece kararın korumak istediği gruba benzeyen gelecekteki kiracılar zarar görebilir.
- Hukukun ekonomik analizine göre gün başına 1 liralık ceza, kitabı geç iade etmenin açık bir fiyatıdır. Bu fiyat, geç iadenin öznel maliyetinden, örneğin kütüphaneciye karşı duyulan mahcubiyetten düşükse, ceza geç iadeyi ucuzlatmış olur: okurlar artık geç iadeyi bir hizmet satın almak gibi görür ve bedelini ödeyerek vicdanlarını rahatlatır. Bu açıklama, cezanın bir sosyal normun yerini aldığını ve normun caydırıcılığının cezanınkinden büyük olduğunu varsayar. Analizin sınırı, standart modelin bu tür normları ve cezanın bir davranışın anlamını değiştirebileceğini genellikle hesaba katmamasıdır.
- Beklenen ceza 2 milyon × 0,10 = 200 bin liradır ve 300 bin liralık tasarruftan küçüktür; fabrika atığı döker. Yakalanma olasılığı yüzde 10'da kalırsa, caydırıcılık için ceza en az 300 bin ÷ 0,10 = 3 milyon lira olmalıdır. Ceza 2 milyon lirada kalırsa, yakalanma olasılığı en az 300 bin ÷ 2 milyon = yüzde 15 olmalıdır.
- Önlemin toplumsal faydası, beklenen zarardaki azalmadır: (0,08 − 0,03) × 500 bin = 25 bin lira. Bu, önlemin 30 bin liralık maliyetinden küçüktür; toplum açısından önlem alınmamalıdır. Fail hiç sorumlu değilse, önlem almanın bütün maliyetini kendisi taşır ama faydası başkasına gider; önlem almaz. Fail tamamen sorumluysa, önlem 30 bin liraya 25 bin liralık beklenen tazminat tasarrufu sağlar; fail yine önlem almaz. İki kural da bu örnekte toplum için doğru sonucu verir; tam sorumluluk, failin hesabını toplumun hesabıyla hizalar.
- Peltzman, otomobil güvenliği düzenlemelerinin karayolu ölümlerini azaltmadığını, çünkü sürücülerin daha dikkatsiz sürerek kazancı telafi ettiğini savundu. Cohen ile Einav ise emniyet kemeri kullanımına dair ayrıntılı bir panel veri seti ve kullanımın içselliğini hesaba katan bir yöntemle, emniyet kemeri yasalarının ölümleri azalttığını ve telafi eden davranışın anlamlı olmadığını buldu. Bu fark, hukukun ekonomik analizinin öngörülerinin mekanizmaları doğru tanımlayabileceğini, ama bu mekanizmaların büyüklüğünün bağlama ve kurala göre değiştiğini ve ancak dikkatli ampirik çalışmalarla belirlenebileceğini gösterir.
- Eleştiri, alanın normatif kanadının etkinliği hukukun tek ölçütü yapma eğilimine yönelikse haklı bir noktaya işaret eder: etkinlik, kazananların kazancının kaybedenlerin kaybından büyük olmasını yeterli görür ve kaybedenlerin telafi edilip edilmediğini sormaz. Alanın içinden verilebilecek cevap, ekonomik analizin öncelikle bir kuralın davranışa etkisini öngörmeye yaradığı ve bu öngörünün adalet kaygılarına da hizmet ettiğidir: iyi niyetli ama beklenmedik davranışlara yol açan bir kural, korumak istediği kişilere zarar verebilir. Cevabın sınırı, hangi sonucun adil olduğuna dair normatif sorunun ekonomik analizle tek başına cevaplanamamasıdır.
İleri okuma
- Richard A. Posner (1973). Economic Analysis of Law. Little, Brown. Alanı kuran ders kitabı; sonraki baskılarıyla sürekli güncellenmiştir.
- Sam Peltzman (1975). «The Effects of Automobile Safety Regulation». Journal of Political Economy 83(4). Telafi eden davranışın klasik çalışması.
- Alma Cohen, Liran Einav (2003). «The Effects of Mandatory Seat Belt Laws on Driving Behavior and Traffic Fatalities». Review of Economics and Statistics 85(4). Emniyet kemeri yasalarının etkisinin panel verisiyle sınanması.
- Christine Jolls, Cass R. Sunstein, Richard Thaler (1998). «A Behavioral Approach to Law and Economics». Stanford Law Review 50(5). Davranışsal hukuk ve iktisadın sistemli çerçevesi.
Sonraki derse köprü
Bu derste hukuk kurallarını, insanların davranışlarını biçimlendiren örtük fiyatlar olarak ele aldık ve bir kuralın etkisinin hem doğrudan sonuçlarına hem de insanların tepkisine bağlı olduğunu gördük. Bu kuralların en temeli, bir şeyin kime ait olduğunu belirleyen kurallardır. Sıradaki ders mülkiyet haklarını ele alıyor: mülkiyet haklarının neden ve hangi koşullarda ortaya çıktığını, bir toprağın ya da evin tapusunun sahibinin yatırım ve kredi kararlarını nasıl değiştirdiğini ve mülkiyet haklarının açıkça tanımlanmadığı durumlarda kaynakların nasıl kullanıldığını göreceğiz.