Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Hotelling, 18 Haziran 1947 tarihli bir mektupta Ulusal Parklar İdaresi'ne, bir parkın değerinin ziyaretçilerin katlandığı yol masraflarından ölçülebileceğini önerdi; bu fikir, seyahat maliyeti yöntemi olarak çevre iktisadının temel araçlarından biri oldu.
- Ortaya çıkan tercih yöntemleri, gerçek davranışa dayandığı için güvenilirdir ama yalnızca kullanım değerlerini yakalar; beyan edilen tercih yöntemleri pasif kullanım değerlerini ölçebilir ama varsayımsal yanlılık ve kapsam duyarsızlığı gibi sorunlara açıktır.
- Chay ile Greenstone, Temiz Hava Yasası'nın yarattığı eşikleri kullanarak konut değerlerinin partikül kirliliğine esnekliğini 0,20 ile 0,35 arasında buldu; basit kesitsel karşılaştırmalar ise zaman zaman ters işaretli sonuçlar veriyordu.
- Hausman, koşullu değerlemenin varsayımsal yanlılık, ödeme ve kabul etme istekliliği farkı ve kapsam sorunları nedeniyle umutsuz olduğunu savundu; Kling, Phaneuf ve Zhao ise bu yöntemlerin geçerliliğini tartışmak için bir çerçeve önerdi ve bir sayının hiç sayı olmamasından daha iyi olup olmadığını sordu.
- Bu dersteki parkın yıllık dinlenme değeri yaklaşık 240 bin liraydı ve 20 liralık bir giriş ücreti 30 bin liralık bir kayba yol açıyordu. Korunma harcamaları bir alt sınır verir, seçim deneyleri özellikleri ayrı ayrı değerler, fayda aktarımı ise hız kazandırır ama hata payı taşır.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Ortaya çıkan ve beyan edilen tercihi, seyahat maliyeti yöntemini, hedonik fiyatlamayı, varsayımsal yanlılığı ve kapsam duyarsızlığını tanımlar.
- Anlama — Piyasası olmayan bir çevresel değerin, insanların başka piyasalardaki davranışlarından ya da anketlerdeki cevaplarından nasıl çıkarılabildiğini ve her yaklaşımın hangi değerleri yakalayıp hangilerini kaçırdığını açıklar.
- Uygulama — Bölgesel bir seyahat maliyeti hesabıyla bir parkın yıllık tüketici rantını, bir hedonik esneklikle hava kalitesindeki bir iyileşmenin konut değerine etkisini ve bir fayda aktarımı düzeltmesini hesaplar.
- Değerlendirme — Chay ile Greenstone'un konut piyasası bulgusunu ve Hausman ile Kling, Phaneuf ve Zhao arasındaki koşullu değerleme tartışmasını kullanarak bir değerleme çalışmasının güvenilirliğini değerlendirir.
Sezgi
Açılış
Bir belediye, kentin kenarındaki bir koruyu yeni bir konut alanına açmayı düşünüyor. Konut projesinin getirisi kolayca hesaplanabilir: satılacak daire sayısı, fiyatları, inşaat maliyeti. Koruyu savunanlar ise karşı hesaba bir sayı koyamıyor. Koruya giriş ücretsiz; kimse orada yürüyüş yapmak, kuş izlemek ya da gölgede oturmak için bir fatura ödemiyor. Toplantıda biri şunu söylüyor: «Korunun değeri sıfır mı, yoksa sonsuz mu?»
İki cevap da yanlıştır. Korunun bir piyasa fiyatı olmaması, değerinin sıfır olduğu anlamına gelmez; ama sonsuz da değildir, çünkü koruyu korumanın da bir bedeli vardır. Bu kursun ilk dersinde çevrenin, fiyatı olmasa da kıt olduğu için iktisadın alanına girdiğini gördük; önceki derslerde de Pigou vergisinin doğru düzeyinin marjinal zararın ölçülmesine bağlı olduğunu vurguladık. Bu ders, bu ölçümün nasıl yapıldığını ele alıyor.
İktisatçıların piyasası olmayan değerleri ölçmek için kullandığı yöntemler iki büyük gruba ayrılır. Birinci grup, insanların gerçek davranışlarından, örneğin bir parka gitmek için ne kadar yol yaptıklarından ya da temiz havalı bir semtte ev için ne kadar fazla ödediklerinden yola çıkar. İkinci grup, insanlara doğrudan sorar. İki grubun da güçlü ve zayıf yanları vardır.
Hikâye — Bir parkın değerini ölçmek
1947'de ABD Ulusal Parklar İdaresi'nin müdürü Newton Drury, birkaç iktisatçıya bir soru yöneltti: ulusal parkların ekonomik değeri nasıl ölçülebilirdi? Parkların giriş ücreti düşüktü; ziyaretçilerin parklardan elde ettiği tatminin bu ücretin çok üstünde olduğu açıktı. Ama ne kadar üstünde?
Cevap verenlerden biri, iki ders önce tükenebilir kaynaklarla tanıdığımız Harold Hotelling'di. ABD'nin ulusal bilim kuruluşunun 2005'te Hotelling için yayımladığı biyografik anıya göre, Hotelling'in en çok kullanılan iktisadi fikirlerinden biri bir makalede değil, 18 Haziran 1947 tarihli bu mektupta yer alıyordu. Hotelling, insanların parklara ulaşmak için genellikle uzun mesafeler kat ettiklerine ve bu yüzden önemli para harcamaları yaptıklarına dikkat çekti. Parka en uzaktan gelen ziyaretçiler, parkın değeri ile yol masrafı arasında sıfır net tatmin elde eden kişiler olarak düşünülebilirdi. Daha yakından gelenler ise bir artı elde ediyordu ve bu artı hesaplanabilirdi. Bütün nüfus üzerinden toplandığında, parkın sağladığı toplam tatminin bir ölçüsüne ulaşılabilirdi.
Mektup, Ulusal Parklar İdaresi'nin 1949'da hazırladığı bir raporda yer aldı. Fikir, 1950'lerin sonunda Marion Clawson gibi araştırmacılar tarafından uygulamaya dönüştürüldü ve seyahat maliyeti yöntemi adıyla çevre iktisadının en yaygın kullanılan araçlarından biri oldu. Hotelling'in önerisinin gücü, insanlara parkı ne kadar değerli bulduklarını sormak yerine, bu değeri parka gitmek için gerçekten katlandıkları masraftan çıkarmasındaydı.
Ama bu yöntem, bir değerin yalnızca bir kısmını yakalar. Parka hiç gitmeyen ama onun var olduğunu bilmekten mutluluk duyan birinin değeri, yol masraflarında görünmez. Bu tür pasif kullanım değerlerini ölçmek için, insanlara doğrudan sormaya dayanan yöntemler geliştirildi; kamu ekonomisi kursunda Exxon Valdez dökülmesinden sonra yapılan böyle bir çalışmayı gördük. Bu yöntemlerin güvenilirliği bugün hâlâ tartışılıyor; kanıt bölümü bu tartışmanın iki tarafını ele alıyor.
Kavram
Değerleme yöntemlerinin birinci ailesi şudur.
İkinci aile şudur.
Hotelling'in önerdiği yöntemin adı şudur.
Konut piyasasına dayanan yöntem şudur.
Beyan edilen tercih yöntemlerinin başlıca sorunlarından biri şudur.
Bir başka sorun şudur.
Veri ve kanıt
Bu çalışma, hedonik yöntemin gücünü ve tuzağını birlikte gösterir. Tuzak, kirli semtlerin başka açılardan da farklı olmasıdır: sanayi bölgelerine yakın, daha eski, daha yoğun olabilirler. Basit bir karşılaştırma bu farkları kirliliğe yükler ve bazen temiz havanın konut fiyatlarını düşürdüğü gibi anlamsız sonuçlar verir. Chay ile Greenstone, kirlilikteki düşüşü yasanın bir eşiğine bağlayarak, kirliliğin başka etkenlerden ayrılmış değişimini kullandı; böylece temiz havanın değeri, gerçek piyasa davranışından güvenilir biçimde çıkarılabildi.
Hausman'ın eleştirisi, aynı dergi sayısındaki başka bir makaleyle birlikte okunmalıdır. Catherine Kling, Daniel Phaneuf ve Jinhua Zhao, 1989'daki Exxon Valdez dökülmesinden 2010'daki BP felaketine kadar geçen sürede beyan edilen tercih yöntemleri literatüründe neler olduğunu değerlendirdi ve bu yöntemlerin geçerliliğini tartışmak için kuramsal gelişmelere, deneysel kanıtlara ve daha açık geçerlilik ölçütlerine dayanan bir çerçeve önerdi. Makalelerinin başlığı tartışmanın özünü özetler: «Bir sayı, hiç sayı olmamasından daha iyi hâle geldi mi?» Mahkemeler ve düzenleyiciler, pasif kullanım değerleri için bir sayıya ihtiyaç duyar; beyan edilen tercih yöntemleri reddedilirse, bu değerler çoğu kararda fiilen sıfır sayılır. Hausman'a göre güvenilmez bir sayı, hiç sayı olmamasından kötüdür; öbür tarafa göre sıfır da bir sayıdır ve genellikle en kötüsüdür.
Yaygın yanlış«Bir çevresel malın piyasa fiyatı yoksa, iktisat onun değerini ölçemez.»
Piyasa fiyatı olmayan malların değeri, insanların başka piyasalardaki davranışlarından çıkarılabilir: bir parka gitmek için katlanılan yol masrafı, temiz havalı bir semtte ev için ödenen fazla fiyat bu değeri ortaya çıkarır. Chay ile Greenstone'un hava kalitesi tahmini böyle bir çalışmadır. Bu yöntemler kullanım değerlerini yakalar; pasif kullanım değerleri için ise tartışmalı olan beyan edilen tercih yöntemlerine başvurmak gerekir.
Yaygın yanlış«Ankette insanlar bir gölün temizlenmesi için kişi başı 100 lira ödemeye razı olduklarını söylediyse, gölün temizlenmesinin kişi başı değeri 100 liradır.»
Beyan edilen ödeme istekliliği, varsayımsal yanlılık nedeniyle gerçek ödeme istekliliğinden yüksek olabilir; kapsam duyarsızlığı nedeniyle bir gölün mü on gölün mü temizlendiğine az tepki verebilir; soru ödeme istekliliği yerine kabul etme istekliliği olarak sorulsaydı çok farklı bir sayı çıkabilirdi. Hausman gibi eleştirmenlere göre bu sorunlar yöntemi kullanılamaz kılar; savunucularına göre ise anket tasarımı ve sınamalarla sınırlandırılabilir. Her iki durumda da tek bir anket sayısı, belirsizliği ve sınamaları raporlanmadan bir karar için yeterli değildir.
Neden önemli?
Çevre politikalarının çoğu, fayda-maliyet analizine dayanır: bir hava kalitesi standardının, bir sulak alanın korunmasının ya da bir barajın yapılmasının faydaları, maliyetleriyle karşılaştırılır. Maliyetler çoğu zaman piyasa fiyatlarıyla kolayca ölçülür; faydalar ise büyük ölçüde piyasası olmayan değerlerdir. Değerleme yapılmazsa, bu faydalar hesapta fiilen sıfır sayılır ve kararlar sistematik olarak çevre aleyhine kayar.
Değerleme, hukukta da kritik bir rol oynar. Bir petrol dökülmesinden, bir sanayi kazasından ya da yasa dışı bir kirletmeden sonra zararın tazmin edilmesi gerektiğinde, mahkemeler zararın parasal bir ölçüsüne ihtiyaç duyar. Koşullu değerleme tartışmasının bu kadar sert olmasının bir nedeni, milyarlarca dolarlık tazminatların bu yöntemlerin sonuçlarına bağlı olabilmesidir.
Çevresel değerleme ayrıca, bir sonraki derste göreceğimiz sürdürülebilir kalkınma tartışmasının temel bir girdisidir. Bir ülkenin doğal sermayesinin azalıp azalmadığını izlemek, ormanların, suların ve toprakların değerini ölçmeyi gerektirir. Bu ölçümlerin belirsizliği, sürdürülebilirlik göstergelerinin de belirsiz olmasına yol açar.
Model
Çözümlü örnek — Bir parkın seyahat maliyeti hesabı
Bir milli parkın çevresi üç bölgeye ayrılsın. Yakın bölgede 50 bin kişi yaşıyor ve parka gidiş dönüş yol maliyeti kişi başına 20 lira; orta bölgede 100 bin kişi yaşıyor ve maliyet 60 lira; uzak bölgede 200 bin kişi yaşıyor ve maliyet 100 lira. Ziyaret kayıtları, yakın bölgeden her bin kişinin yılda 80, orta bölgeden 40, uzak bölgeden sıfır ziyaret yaptığını gösteriyor.
Bu üç nokta, bin kişi başına ziyaret sayısı ile yol maliyeti arasında basit bir ilişki verir: ziyaret = 100 − yol maliyeti. Yol maliyeti burada bir fiyat gibi davranır ve bu ilişki, parkın talep eğrisidir. Hotelling'in önerisindeki gibi, en uzak bölgedeki insanlar parktan sıfır net tatmin elde eder; yol maliyeti 100 liraya çıktığında ziyaret sıfıra iner.
Yakın bölgedeki her bin kişinin parktan elde ettiği tüketici rantı, talep eğrisinin altında ve 20 liralık yol maliyetinin üstünde kalan üçgendir: 80 × 80 ÷ 2 = 3.200 lira. Bölgede 50 bin kişi, yani 50 kez bin kişi yaşadığından, bölgenin toplam rantı 160 bin liradır. Orta bölgede her bin kişinin rantı 40 × 40 ÷ 2 = 800 lira, toplam 100 × 800 = 80 bin liradır. Uzak bölgenin rantı sıfırdır. Parkın yıllık dinlenme değeri yaklaşık 240 bin liradır. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Giriş ücreti ne değiştirir?
Park yönetimi, kişi başına 20 liralık bir giriş ücreti koymayı düşünsün. Ziyaretçiler için bu, yol maliyetine eklenen bir fiyattır. Yakın bölgenin toplam maliyeti 40 liraya çıkar ve ziyaret bin kişi başına 60'a iner; orta bölgenin maliyeti 80 liraya çıkar ve ziyaret 20'ye iner.
Yeni durumda yakın bölgenin rantı 60 × 60 ÷ 2 × 50 = 90 bin lira, orta bölgeninki 20 × 20 ÷ 2 × 100 = 20 bin liradır; ziyaretçilerin toplam rantı 240 binden 110 bin liraya düşer. Park yönetimi ise yakın bölgeden 60 × 50 = 3.000, orta bölgeden 20 × 100 = 2.000 ziyaret için 20'şer lira, yani 100 bin lira gelir elde eder. Ziyaretçilerin kaybı 130 bin lira, yönetimin kazancı 100 bin liradır; aradaki 30 bin lira, ücret yüzünden gerçekleşmeyen ziyaretlerin kaybıdır.
Bu hesap, seyahat maliyeti yönteminin yalnızca bir parkın değerini ölçmek için değil, giriş ücreti, yeni bir yol ya da parkın bir bölümünün kapatılması gibi kararların etkisini değerlendirmek için de kullanılabildiğini gösterir. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Yöntemin gizli varsayımları
Seyahat maliyeti hesabı birkaç önemli varsayım içerir. Birincisi, yol maliyetinin yalnızca yakıt ya da bilet parası olmadığıdır: parka gitmek için harcanan zamanın da bir değeri vardır. Yakın bölgeden gelenler için yolculuk bir saat, uzak bölgeden gelenler için beş saat sürüyorsa ve zamanın değeri hesaba katılmazsa, uzak bölgedekilerin maliyeti küçümsenir ve talep eğrisi yanlış tahmin edilir. Zamanın değeri çoğu zaman ücretin bir kesri olarak varsayılır ve sonuç bu varsayıma duyarlıdır.
İkincisi, insanların parka yakın oturmayı parkı sevdikleri için seçmiş olabilmesidir. Doğayı seven biri, parka yakın bir yerde ev almış olabilir; bu durumda yakın bölgedeki yüksek ziyaret oranı yalnızca düşük yol maliyetinden değil, bu bölgedeki insanların farklı tercihlerinden de kaynaklanır. Üçüncüsü, bir yolculukta birden fazla yeri ziyaret eden turistlerin yol maliyetinin hangi kısmının bu parka ait olduğunu belirlemenin zorluğudur. Bu varsayımların her biri, sonucu önemli ölçüde değiştirebilir.
Çözümlü örnek — Hava kalitesinin konut fiyatındaki payı
Chay ile Greenstone'un tahmin ettiği esnekliği bir hesaba dönüştürelim. Bir kentte ortalama bir evin fiyatı 2 milyon lira olsun ve yeni bir düzenleme, havadaki partikül yoğunluğunu yüzde 20 azaltsın. Esneklik 0,20 ile 0,35 arasındaysa, ev değerleri yüzde 4 ile yüzde 7 arasında artar; bu, ev başına 80 bin ile 140 bin lira arasında bir değer artışı demektir.
Kentte 100 bin ev varsa, toplam değer artışı 8 ile 14 milyar lira arasındadır. Bu sayı, kent sakinlerinin temiz havaya biçtiği değerin, konut piyasasına yansıyan kısmıdır. Düzenlemenin maliyetiyle karşılaştırıldığında, politikanın faydasına dair önemli bir girdi sağlar.
Aynı hesabı basit bir kesitsel karşılaştırmayla yapmaya çalışalım: temiz semtlerdeki evlerin kirli semtlerdekilerden yüzde 30 pahalı olduğunu gözlemleyelim. Bu farkın ne kadarının havadan, ne kadarının temiz semtlerin daha yeni, daha büyük, okullara ve parklara daha yakın evlere sahip olmasından kaynaklandığını ayırmak zordur. Chay ile Greenstone, kesitsel tahminlerin zaman zaman ters işaretli çıktığını gördü; kirliliği bir yasal eşikle ilişkilendiren tasarımları bu karışıklığı ayırmak için geliştirilmişti. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Kapsam sınaması
Bir araştırma ekibi, üç farklı anket grubuna bir sulak alanda korunacak göçmen kuşların sayısını farklı biçimlerde sorsun. Birinci gruba 2 bin, ikinci gruba 20 bin, üçüncü gruba 200 bin kuşun korunması için ne kadar ödemeye razı oldukları sorulsun. Cevapların ortalaması sırasıyla 80, 78 ve 88 lira olsun.
Kurtarılan kuş sayısı yüz kat arttığı hâlde ödeme istekliliği neredeyse değişmemiştir. İktisadi değerin miktarla birlikte artması beklenir; azalan marjinal fayda nedeniyle orantılı artmasa bile, yüz katlık bir değişikliğin belirgin bir fark yaratması gerekir. Bu tür bir sonuç, kapsam duyarsızlığının tipik bir örneğidir ve Hausman'ın eleştirisinin merkezindedir: cevaplayanlar belirli bir miktara değil, «kuşları korumak» gibi genel bir amaca değer biçiyor olabilir.
Beyan edilen tercih yöntemlerinin savunucuları, iyi tasarlanmış anketlerde kapsam sınamalarının geçildiğini ve kötü sonuçların çoğu zaman anketin miktarı açıkça anlatmamasından kaynaklandığını savunur. Bu yüzden iyi bir beyan edilen tercih çalışması, kapsam sınamasını tasarımının bir parçası yapar ve sonuçlarını raporlar. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Varsayımsal yanlılığı düzeltmek
Bir ankette katılımcılara, bir gölün temizlenmesi için bir kerelik 100 liralık bir katkıya evet ya da hayır demeleri sorulsun ve yüzde 60'ı evet desin. Aynı koşullarda, katılımcılardan gerçekten para toplanan bir deneyde ise yalnızca yüzde 30'u ödesin. Beyan edilen oran, gerçek davranışın iki katıdır.
Bu farka varsayımsal yanlılık denir. Araştırmacılar bunu sınırlamak için birkaç yöntem kullanır. Katılımcılara, anketin sonucunun gerçek bir karar için kullanılacağı ve cevaplarının vergilerini etkileyebileceği anlatılır; bu, cevabın sonuç doğurduğu hissini artırır. Katılımcılara, varsayımsal soruların gerçek ödemelerden yüksek cevaplar verme eğiliminde olduğu hatırlatılır. Ya da cevaplarından ne kadar emin oldukları sorulur ve yalnızca «kesinlikle eminim» diyenlerin evet cevapları sayılır.
Bu yöntemlerin her biri farkı daraltabilir, ama tamamen kapatacağı garanti değildir. Varsayımsal yanlılığın büyüklüğü malın türüne, anketin biçimine ve katılımcılara göre değişir; bu yüzden aynı düzeltme faktörünü her çalışmaya uygulamak yanıltıcı olabilir. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Korunma harcamaları
Bir kentin şebeke suyunda bir kirlilik tespit edilsin ve 50 bin hane, sorun giderilene kadar damacana su almaya başlasın. Her hane ayda 150 lira harcasın. Bu harcama, temiz suyun hanelere değeri hakkında bir bilgi verir: haneler, temiz içme suyuna en az bu kadar değer biçmektedir. Kirlilik bir yıl sürerse, korunma harcamalarının toplamı 50 bin × 150 × 12 = 90 milyon liradır.
Bu sayı, ortaya çıkan tercihe dayanan bir alt sınırdır. Hanelerin kaybı damacana parasından ibaret değildir: su taşımanın zahmeti, yemek pişirmek ve diş fırçalamak için de temiz su bulmanın güçlüğü ve kirliliğin sağlığa verebileceği zararlar bu harcamaya yansımaz. Ayrıca her hane korunma harcaması yapmaz; kirliliği bilmeyenler ya da damacana alamayacak kadar yoksul olanlar, hiçbir harcama yapmadıkları için bu hesapta görünmez, ama belki de en büyük zararı onlar görür.
Korunma harcamaları, hava kirliliğinde maske ve hava temizleyici alımı, gürültüde çift cam taktırma gibi birçok alanda gözlenebilir. Bu harcamalar, kirliliğin maliyetinin görünür bir parçasıdır ve kamuoyu tartışmalarında somut bir sayı olarak işe yarar; ama bir alt sınır olduklarını akılda tutmak gerekir. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Seçim deneyi
Koşullu değerlemenin tek bir soru sorduğu yerde, seçim deneyi katılımcılara birkaç özellik bakımından farklılaşan seçenekler sunar. Bir sulak alanın korunması için hazırlanmış bir ankette her seçenek üç özelliğe sahip olsun: korunan kuş türü sayısı, su kalitesi ve hane başına yıllık maliyet. Katılımcılar, her soruda iki seçenekten birini ya da mevcut durumu seçsin.
Yüzlerce cevaptan tahmin edilen bir seçim modelinde, fayda her ek korunan kuş türü için 0,4 birim artsın, her lira maliyet için 0,02 birim azalsın. Bir kuş türüne biçilen marjinal değer, bu iki katsayının oranıdır: 0,4 ÷ 0,02 = 20 lira. Katılımcılar, başka her şey aynıyken bir türün daha korunması için hane başına yılda 20 lira ödemeye razıdır.
Seçim deneyleri, bir malın farklı özelliklerinin değerini ayrı ayrı ölçebildiği ve katılımcılara gerçek alışveriş kararlarına daha çok benzeyen seçimler sunduğu için koşullu değerlemeden daha güvenilir bulunabilir. Ama aynı temel sorunları, yani varsayımsal yanlılığı ve katılımcıların karmaşık seçimlerde basit kurallara başvurmasını paylaşır. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Başka bir yerin sayısını kullanmak
Her karar için yeni bir değerleme çalışması yapmak pahalı ve zaman alıcıdır. Bu yüzden kararlar çoğu zaman, başka bir yerde yapılmış bir çalışmanın sonuçlarını yeni yere uyarlayarak alınır; buna fayda aktarımı denir. Bir ülkede bir gölün temizlenmesi için hane başına ödeme istekliliği 100 lira bulunmuş olsun ve aynı değer, gelirin yüzde 80'i olan bir bölgedeki benzer bir göl için kullanılmak istensin.
Ödeme istekliliği gelirle birlikte artar. Bu artışın esnekliği 0,5 kabul edilirse, yeni bölgedeki ödeme istekliliği yaklaşık 100 × 0,8^0,5 ≈ 89 lira olur. Esneklik 1 kabul edilirse 80 lira olur. Sonuç, bu varsayıma bağlıdır.
Fayda aktarımının hataları gelir farkıyla sınırlı değildir. İki gölün büyüklüğü, alternatif göllerin varlığı, ziyaretçilerin kullanımı ve kirliliğin türü farklı olabilir. Aktarılan değerler, yeni yere ne kadar benzeyen bir çalışmadan alındıklarına göre değişen hata payları taşır. Bu yüzden fayda aktarımı, hızlı bir ön değerlendirme için yararlıdır, ama büyük ve geri dönüşsüz kararlar için yerinde bir çalışmanın yerini tutmaz. Sayılar varsayımdır.
Modelin sınırları
Çevresel değerleme yöntemleri, insanların kendi refahlarına dair değerlendirmelerini ölçer. Bu, iktisadın tüketici egemenliği ilkesinin bir uzantısıdır; ama bazıları, doğanın değerinin insanların ödeme istekliliğine indirgenemeyeceğini, bazı çevresel değerlerin ticari ödünleşimlerin konusu olmaması gerektiğini savunur. Bu itiraz, iktisadi değerlemenin bir tercih olduğunu, tek geçerli bakış açısı olmadığını hatırlatır.
Ödeme istekliliği ayrıca gelire bağlıdır. Yoksul bir bölgedeki insanların temiz havaya biçtiği değer, varlıklı bir bölgedekilerden düşük çıkabilir; bu değerlere dayanan bir fayda-maliyet analizi, kirletici tesisleri yoksul bölgelere yönlendirebilir. Bu yüzden değerleme sonuçları, dağılım etkileri ve hak temelli kaygılarla birlikte değerlendirilmelidir. Son olarak, değerleme tahminleri geniş belirsizlik aralıkları taşır ve bu aralıklar tek bir sayıyla değil, bir aralık olarak raporlanmalıdır.
Uygulama
Özet kartı
- Hotelling, 18 Haziran 1947 tarihli bir mektupta Ulusal Parklar İdaresi'ne, bir parkın değerinin ziyaretçilerin katlandığı yol masraflarından ölçülebileceğini önerdi; bu fikir, seyahat maliyeti yöntemi olarak çevre iktisadının temel araçlarından biri oldu.
- Ortaya çıkan tercih yöntemleri, gerçek davranışa dayandığı için güvenilirdir ama yalnızca kullanım değerlerini yakalar; beyan edilen tercih yöntemleri pasif kullanım değerlerini ölçebilir ama varsayımsal yanlılık ve kapsam duyarsızlığı gibi sorunlara açıktır.
- Chay ile Greenstone, Temiz Hava Yasası'nın yarattığı eşikleri kullanarak konut değerlerinin partikül kirliliğine esnekliğini 0,20 ile 0,35 arasında buldu; basit kesitsel karşılaştırmalar ise zaman zaman ters işaretli sonuçlar veriyordu.
- Hausman, koşullu değerlemenin varsayımsal yanlılık, ödeme ve kabul etme istekliliği farkı ve kapsam sorunları nedeniyle umutsuz olduğunu savundu; Kling, Phaneuf ve Zhao ise bu yöntemlerin geçerliliğini tartışmak için bir çerçeve önerdi ve bir sayının hiç sayı olmamasından daha iyi olup olmadığını sordu.
- Bu dersteki parkın yıllık dinlenme değeri yaklaşık 240 bin liraydı ve 20 liralık bir giriş ücreti 30 bin liralık bir kayba yol açıyordu. Korunma harcamaları bir alt sınır verir, seçim deneyleri özellikleri ayrı ayrı değerler, fayda aktarımı ise hız kazandırır ama hata payı taşır.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Ortaya çıkan tercih | Revealed preference | Değerin gerçek piyasa davranışından çıkarılması |
| Beyan edilen tercih | Stated preference | Değerin anketlerde varsayımsal sorularla ölçülmesi |
| Seyahat maliyeti yöntemi | Travel cost method | Dinlenme değerinin yol maliyeti ile ziyaret sıklığı ilişkisinden türetilmesi |
| Hedonik fiyatlama | Hedonic pricing | Bir malın fiyatının özelliklerinin ayrı değerlerine ayrıştırılması |
| Varsayımsal yanlılık | Hypothetical bias | Varsayımsal sorulara gerçek davranıştan farklı, genellikle yüksek cevap verilmesi |
| Kapsam duyarsızlığı | Scope insensitivity | Beyan edilen değerin, değerlenen değişikliğin büyüklüğüne az duyarlı olması |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Ortaya çıkan tercih ile beyan edilen tercih yöntemleri arasındaki farkı açıkla. Hiç görmeyeceğin bir kutup ayısının yaşamaya devam ettiğini bilmenin değeri hangi yöntemle ölçülebilir ve neden?
- (Çıktı 2) Bir çalışma, hava kalitesi iyi olan semtlerdeki evlerin kirli semtlerdekilerden yüzde 25 pahalı olduğunu bulup temiz havanın değerinin bu fark olduğunu söylüyor. Bu sonucu neden kuşkuyla karşılarsın? Chay ile Greenstone bu sorunu nasıl aştı?
- (Çıktı 3) Bir gölün çevresinde iki bölge var. Yakın bölgede 40 bin kişi yaşıyor ve yol maliyeti 10 lira; uzak bölgede 60 bin kişi yaşıyor ve yol maliyeti 50 lira. Bin kişi başına yıllık ziyaret sayısı, 70 eksi yol maliyetidir. Gölün yıllık dinlenme değerini hesapla.
- (Çıktı 3) Konut değerlerinin partikül kirliliğine esnekliği 0,3 ve ortalama ev fiyatı 3 milyon lira olsun. Kirlilik yüzde 15 azalırsa ev başına değer artışı ne olur? Bu sayı temiz havanın değerinin tamamını mı gösterir?
- (Çıktı 4) Bir ankette 5 bin, 50 bin ve 500 bin ağacın korunması için ortalama ödeme istekliliği sırasıyla 60, 62 ve 65 lira çıkıyor. Bu sonucu Hausman'ın eleştirisiyle nasıl yorumlarsın? Beyan edilen tercih yöntemlerinin bir savunucusu ne cevap verebilir?
- (Çıktı 4) «Güvenilmez bir sayı, hiç sayı olmamasından kötüdür» görüşünü, Hausman ile Kling, Phaneuf ve Zhao arasındaki tartışmayı ve bir çevre felaketinin tazminat davasını düşünerek değerlendir.
Cevaplar
- Ortaya çıkan tercih yöntemleri, değeri insanların gerçek piyasa davranışlarından, örneğin yol masraflarından ya da konut fiyatlarından çıkarır; beyan edilen tercih yöntemleri ise insanlara varsayımsal bir değişiklik için ne ödemeye razı olduklarını sorar. Hiç görülmeyecek bir hayvanın varlığını bilmenin değeri, hiçbir davranışa, örneğin bir ziyarete ya da bir alışverişe yansımadığı için ortaya çıkan tercih yöntemleriyle ölçülemez; yalnızca beyan edilen tercih yöntemleriyle ölçülebilir.
- Temiz semtler başka açılardan da farklıdır: daha yeni, daha büyük evlere, daha iyi okullara ve parklara sahip olabilirler ve sanayi bölgelerinden uzaktırlar. Yüzde 25'lik farkın ne kadarının havadan, ne kadarının bu özelliklerden kaynaklandığı ayrılamaz. Chay ile Greenstone, Temiz Hava Yasası'nın standart dışı ilçelerdeki kirleticilere getirdiği düzenlemeyi bir araç değişken olarak kullandı; kirlilikteki düşüşü yasanın eşiğine bağlayarak, kirliliğin başka etkenlerden ayrılmış değişimini elde etti ve sonuçlarını süreksizlik ve eşleştirme sınamalarıyla doğruladı.
- Yakın bölgede bin kişi başına ziyaret 70 − 10 = 60'tır; her bin kişinin rantı 60 × 60 ÷ 2 = 1.800 lira, bölgenin toplamı 40 × 1.800 = 72 bin liradır. Uzak bölgede ziyaret 70 − 50 = 20'dir; her bin kişinin rantı 20 × 20 ÷ 2 = 200 lira, bölgenin toplamı 60 × 200 = 12 bin liradır. Gölün yıllık dinlenme değeri yaklaşık 84 bin liradır.
- Ev değeri 0,3 × 15 = yüzde 4,5 artar; bu, ev başına 3 milyon × 0,045 = 135 bin liradır. Bu sayı temiz havanın değerinin tamamını göstermez: yalnızca konut piyasasına yansıyan kısmını, yani o semtte yaşayanların ve ev almayı düşünenlerin marjinal ödeme istekliliğini gösterir. Kiracıların, semtte çalışan ama başka yerde yaşayanların ve sağlık etkilerini tam olarak bilmeyenlerin değeri eksik yansıyabilir.
- Korunan ağaç sayısı yüz kat arttığı hâlde ödeme istekliliği yalnızca 60'tan 65 liraya çıkmıştır. Hausman'a göre bu, kapsam duyarsızlığının bir örneğidir ve katılımcıların belirli bir miktara değil, «ağaçları korumak» gibi genel bir amaca değer biçtiğini, cevaplarını istikrarlı tercihlerden değil o anda uydurarak verdiğini gösterir. Bir savunucu ise azalan marjinal fayda nedeniyle değerin orantılı artmasının beklenmediğini, anketin miktarları katılımcılara yeterince açık anlatıp anlatmadığının sınanması gerektiğini ve iyi tasarlanmış çalışmalarda kapsam sınamalarının geçildiğini savunabilir.
- Hausman'ın görüşüne göre, varsayımsal yanlılık ve kapsam sorunları nedeniyle koşullu değerleme sonuçları güvenilmezdir ve bu sayılara dayanan kararlar keyfîdir. Kling, Phaneuf ve Zhao ise bu tartışmayı, sayı olmadığında ne olduğunu sorarak çerçeveler: bir çevre felaketinin tazminat davasında pasif kullanım değerleri için bir sayı yoksa, bu değerler fiilen sıfır sayılır ve kirleten, verdiği zararın bir kısmından sorumlu tutulmaz. Dengeli bir değerlendirme, sayının belirsizliğinin açıkça raporlanması, kapsam ve geçerlilik sınamalarının yapılması ve sonuçların öbür kanıtlarla birlikte değerlendirilmesi koşuluyla, dikkatle tasarlanmış bir tahminin sıfırdan daha bilgilendirici olabileceğini kabul eder.
İleri okuma
- Kenneth Y. Chay, Michael Greenstone (2005). «Does Air Quality Matter? Evidence from the Housing Market». Journal of Political Economy 113(2). Hedonik yöntemin yarı deneysel bir uygulaması.
- Jerry Hausman (2012). «Contingent Valuation: From Dubious to Hopeless». Journal of Economic Perspectives 26(4). Koşullu değerlemenin sert bir eleştirisi.
- Catherine L. Kling, Daniel J. Phaneuf, Jinhua Zhao (2012). «From Exxon to BP: Has Some Number Become Better Than No Number?». Journal of Economic Perspectives 26(4). Beyan edilen tercih yöntemlerinin geçerliliğine dair bir çerçeve.
- National Academy of Sciences (2005). «Harold Hotelling». Biographical Memoirs 87. Hotelling'in 1947 mektubu ve seyahat maliyeti fikrinin kökeni.
Sonraki derse köprü
Bu derste ormanların, göllerin ve temiz havanın değerini ölçmenin yollarını gördük. Bu ölçümler, tek tek kararların ötesinde bir soruyu da mümkün kılar: bir ülke büyürken, doğal sermayesini tüketerek mi büyüyor, yoksa gelecek kuşaklara en az kendi aldığı kadar zengin bir servet mi bırakıyor? Sıradaki ders sürdürülebilir kalkınmayı ele alıyor: kavramın nasıl tanımlandığını, doğal sermayenin fiziksel ve insan yapımı sermayeyle ne ölçüde ikame edilebileceğine dair farklı görüşleri ve bir ekonominin toplam servetindeki değişimin nasıl ölçülmeye çalışıldığını göreceğiz.