Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Coase 1960 makalesinde, 1879 tarihli şekerci ile doktor davasını ve Pigou'nun lokomotif örneğini masaya yatırdı ve dışsallığın karşılıklı nitelikte olduğunu savundu: bir tarafı korumak öbürüne zarar verir, gerçek soru hangi zararın önlenmesinin daha değerli olduğudur.
- Değişmezlik önermesine göre işlem maliyeti sıfırsa hakların başlangıç dağılımı kaynak kullanımını değiştirmez, yalnızca kimin kime ödeme yapacağını belirler; Coase'un sığırcı ve çiftçi örneğinde sürü, sorumluluk kimde olursa olsun aynı kaldı.
- İşlem maliyeti pozitifse hakların dağılımı sonucu belirler; yüz komşu örneğinde örgütlenme maliyeti ve bedavacılık, hak fabrikadayken etkin sonucu engelledi. Bağış etkisi ve gelir etkisi, işlem maliyeti olmadan da değişmezliği bozabilir.
- Calabresi ile Melamed'in mülkiyet ve tazmin kuralları, bir hakkın nasıl korunacağını ayırır; engelleme sorunu, mülkiyet kuralının çok taraflı pazarlıkları kilitleyebileceğini, tazmin kuralının ise zararın doğru ölçülmesini gerektirdiğini gösterir.
- Hoffman ile Spitzer'in deneyinde 114 kararın yüzde 89,5'i Pareto etkindi, ama kazanç sıklıkla eşit bölüşüldü; Ellickson, Shasta County'de yasadaki değişikliğin davranışı değiştirmediğini, ama bunun nedeninin düşük değil yüksek işlem maliyetleri ve komşuluk normları olduğunu buldu.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Zararın karşılıklı niteliğini, değişmezlik önermesini, mülkiyet ve tazmin kurallarını, engelleme sorununu ve hukuk dışı düzeni tanımlar.
- Anlama — İşlem maliyeti yokken hakların başlangıç dağılımının kaynak kullanımını neden değiştirmediğini, işlem maliyeti varken neden değiştirdiğini açıklar.
- Uygulama — Coase'un sığırcı ve çiftçi örneğinde ve bir kirletici ile çok sayıda komşu arasındaki pazarlıkta, farklı hak dağılımları altında sonucu ve tarafların kazançlarını hesaplar.
- Değerlendirme — Hoffman ile Spitzer'in laboratuvar deneylerini ve Ellickson'un Shasta County saha çalışmasını karşılaştırarak Coase'un önermesinin hangi koşullarda işlediğini değerlendirir.
Sezgi
Açılış
Bir sitede yaşayan bir müzisyen, akşamları evinde piyano çalışıyor. Alt kattaki komşu, gece vardiyasından döndükten sonra uyumaya çalışıyor ve piyano sesinden rahatsız oluyor. Site yönetimi toplanıyor. İlk akla gelen soru şudur: müzisyen komşusuna zarar veriyor, onu nasıl durdurmalıyız?
Ama bir dakika düşününce soru o kadar tek yönlü görünmüyor. Müzisyen susturulursa, bu kez o bir zarar görür: çalışamaz, belki bir konseri kaçırır, belki başka bir ev aramak zorunda kalır. Komşunun uyku hakkını korumak, müzisyenin çalışma hakkını kısıtlamak demektir. Gerçek soru, kimin kime zarar vermesine izin verileceği ve hangi zararın daha büyük olduğudur.
Belki de tarafların kendileri daha iyi bir çözüm bulabilir: müzisyen ses yalıtımı yaptırabilir, çalışma saatini değiştirebilir, ya da komşu bir kulak tıkacıyla sorunu çözebilir. Bu ders, dışsallık sorununa bu bakışı getiren ve devletin vergisinden önce tarafların pazarlığını soran bir fikri ele alıyor.
Hikâye — Şekerci ile doktor
1879'da Londra'da bir mahkeme, iki komşu arasındaki bir anlaşmazlığı karara bağladı. Wigmore Sokağı'nda bir şekerci, iki havan ve tokmakla çalışıyordu; bunlardan biri aynı yerde 60 yılı aşkın, öbürü 26 yılı aşkın bir süredir kullanılıyordu. Wimpole Sokağı'ndaki komşu binaya bir doktor taşındı. Makineler doktora sekiz yıl boyunca hiçbir zarar vermedi; ta ki doktor bahçesinin ucuna, şekercinin mutfağının hemen yanına bir muayenehane yaptırana kadar. Makinelerin gürültüsü ve titreşimi, doktorun hastalarını dinlemesini imkânsız kılıyordu. Mahkeme, Sturges ile Bridgman arasındaki bu davada doktoru haklı buldu ve şekercinin makinelerini kullanmasını yasakladı.
Seksen yıl sonra İngiliz iktisatçı Ronald Coase, 1960'ta yayımlanan «The Problem of Social Cost», yani «Sosyal Maliyet Sorunu» makalesinde bu davaya geri döndü. Coase'a göre geleneksel yaklaşım, sorunu A'nın B'ye zarar verdiği ve A'nın nasıl durdurulacağı sorusu olarak görüyordu; bu yanlıştı. Karşı karşıya olunan sorun karşılıklıydı: B'yi zarardan korumak A'ya zarar veriyordu. Gerçek soru, A'nın B'ye mi, B'nin A'ya mı zarar vermesine izin verileceğiydi.
Coase, mahkeme kararının şekercinin makineleri durduracağı anlamına gelmediğini gösterdi. Doktor, şekerciye gürültü yapma hakkını belirli bir bedel karşılığında satabilirdi; şekercinin kazancı doktorun kaybından büyükse, bu alışveriş ikisini de daha iyi durumda bırakırdı. Karar tersi yönde olsaydı, bu kez doktor şekerciye makineleri durdurması için para ödeyebilirdi. Pazarlık masrafsızsa, kaynağın nasıl kullanılacağı, yani makinelerin çalışıp çalışmayacağı, mahkemenin kararına değil, hangi kullanımın daha değerli olduğuna bağlıydı. Mahkeme yalnızca kimin kime ödeme yapacağını belirliyordu.
Coase aynı makalede, Pigou'nun lokomotif kıvılcımları örneğine de döndü. Britanya'da bir demiryolunun, lokomotif kıvılcımlarının yol açtığı yangınların zararını normalde tazmin etmek zorunda olmadığını belirtti. Pigou'nun devletin bu doğal durumu düzeltmesi gerektiği önerisinin olgulara dair bir yanlış anlamaya dayandığını, demiryollarını tazminata zorlamanın ise zorunlu olarak arzu edilir olmadığını savundu. Coase'a göre doğru karşılaştırma, farklı düzenlemelerin toplam ürün değerini nasıl etkilediğiydi; buna pazarlık yapmanın maliyeti de dahildi.
Kavram
Coase'un sorunu yeniden çerçevelemesinin adı şudur.
Coase teoreminin daha güçlü biçimi şudur.
Bir hakkın nasıl korunduğuna dair iki kuraldan ilki şudur.
İkinci kural şudur.
Pazarlığı zorlaştıran bir durum şudur.
Resmî hukukun dışında işleyen çözümlerin adı şudur.
Veri ve kanıt
Bu deney, Coase'un önermesinin «ideal koşullarda» ne kadar güçlü işlediğini gösterir: taraflar az, bilgi tam ve pazarlık ucuz olduğunda, insanlar büyük çoğunlukla ortak kazancı en büyük yapan sonuca ulaşır. Aynı deneyin ikinci bulgusu da önemlidir: hakkın kime verildiği, kaynağın kullanımını değiştirmese de kazancın nasıl bölüşüldüğünü etkiler ve insanlar bu bölüşümde yalnızca kendi çıkarlarını değil, adalet duygularını da gözetir.
Ellickson'un bulgusu, Coase teoremini hem doğrular hem de onu beklenmedik bir yönden sınırlar. Değişmezlik önermesinin öngördüğü sonuç gözlenir: yasa değiştiğinde davranış değişmez. Ama mekanizma farklıdır: insanlar hakları pazarlıkla takas etmez, yasayı hiç bilmez ya da önemsemez ve komşuluk normlarıyla hareket eder. Ellickson'un aktardığı bir sığırcının sözleriyle, her şey iyi komşulukla ilgilidir. İki çalışma birlikte okunduğunda, Coase'un sorusunun, yani «taraflar kendi aralarında etkin bir sonuca ulaşabilir mi» sorusunun cevabının, laboratuvardaki pazarlık kurallarına değil, gerçek toplulukların ilişki yapısına bağlı olduğu görülür.
Yaygın yanlış«Coase teoremi, dışsallıklarda devlete hiç gerek olmadığını, piyasanın her şeyi kendiliğinden çözeceğini söyler.»
Coase'un kendisi, işlem maliyetlerinin sıfır olduğu bir dünyanın gerçekçi olmadığını açıkça vurguladı. Teoremin asıl dersi, işlem maliyetleri pozitif olduğunda hakların nasıl dağıtıldığının ve hangi kurumların seçildiğinin kaynak kullanımını belirlediğidir. Devlet, hakları tanımlayarak, pazarlığı kolaylaştırarak ya da pazarlığın imkânsız olduğu yerlerde vergi ve düzenleme kullanarak rol oynamaya devam eder.
Yaygın yanlış«Hakların kime verildiği önemsizdir, çünkü sonuç her durumda aynıdır.»
İşlem maliyeti sıfır olsa bile hakların dağılımı, kimin kime ödeme yapacağını, yani servetin dağılımını belirler; Hoffman ile Spitzer'in deneyinde de bölüşüm, kimin denetleyici olduğundan etkilenebiliyordu. İşlem maliyeti pozitifse, hakların dağılımı kaynak kullanımını da değiştirir. Ayrıca insanlar sahip oldukları bir şey için, onu edinmek için ödeyeceklerinden daha yüksek bir bedel isteme eğilimindeyse, başlangıç dağılımı sonucu işlem maliyeti olmadan da etkileyebilir.
Neden önemli?
Coase'un fikri, çevre politikasında devletin rolünü yeniden düşünmeye zorlar. Bir kirletici ile birkaç komşu arasındaki anlaşmazlıkta, en etkili çözüm bir vergi değil, hakların açıkça tanımlanması ve tarafların pazarlık etmesine izin verilmesi olabilir. Binlerce insanı etkileyen hava kirliliğinde ise pazarlık imkânsızdır ve Pigou vergisi ya da düzenleme daha uygun araçlardır. Doğru araç, işlem maliyetlerinin yapısına bağlıdır.
Coase'un yaklaşımının en önemli uygulamalarından biri, bir sonraki derste ele alacağımız emisyon ticareti sistemleridir. Bu sistemler, kirletme hakkını açıkça tanımlanmış ve alınıp satılabilir bir mülk hâline getirir. Coase, 1960 makalesinden bir yıl önce Federal Communications Commission üzerine yazdığı makalede de radyo frekanslarının yönetimsel kararlarla değil fiyat mekanizmasıyla dağıtılmasını savunmuştu; şekerci ile doktor davasını ilk kez o makalede örnek olarak kullanmıştı.
Kentlerde komşular arasındaki gürültü, koku ve manzara anlaşmazlıklarından, tarım arazilerinde su kullanım haklarına kadar birçok gündelik sorun, Coase'un sorusunu gündeme getirir. Bu sorunların bir kısmı pazarlıkla, bir kısmı mahkemelerde, bir kısmı ise Ellickson'un gözlediği gibi komşuluk normlarıyla çözülür. Hangi yolun işleyeceğini anlamak, hukuk kurallarını ve kamu politikasını tasarlarken kritik önem taşır.
Model
Çözümlü örnek — Coase'un sığırcısı ve çiftçisi
Coase'un 1960 makalesindeki sayısal örnekle başlayalım. Bir sığırcı ile bir çiftçi komşu arazilerde çalışıyor ve aralarında çit yok. Sürüdeki hayvan sayısı arttıkça çiftçinin ürün kaybı artıyor: 1 hayvanda yıllık kayıp 1 ton, 2 hayvanda 3 ton, 3 hayvanda 6 ton, 4 hayvanda 10 ton. Her ek hayvanın yol açtığı ek kayıp sırasıyla 1, 2, 3 ve 4 tondur. Ürünün fiyatı ton başına 1 dolar, çiftçinin arazisini çitle çevirmenin yıllık maliyeti ise 9 dolardır.
Coase'un örneğini bir adım ileri götürelim ve her hayvanın, ürün kaybı hesaba katılmadan sığırcıya 3,5 dolar net kazanç sağladığını varsayalım; bu sayı Coase'un değil, bizimdir. Toplum için en iyi sürü büyüklüğü, bir hayvanın kazancının yol açtığı ek zarardan büyük olduğu sürece hayvan eklemekle bulunur. Üçüncü hayvan 3,5 dolar kazandırıp 3 dolarlık zarar verir ve eklenmeye değer. Dördüncü hayvan ise 3,5 dolar kazandırıp 4 dolarlık zarar verir ve eklenmemelidir. Etkin sürü 3 hayvandır; bu sürüde toplam zarar 6 dolardır ve çit kurmak, yani 9 dolar harcamak buna değmez.
Bu dersteki bütün hesaplarda olduğu gibi, buradaki kazanç varsayımı yalnızca pazarlığın mantığını göstermek içindir. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Hak kimde olursa olsun
Önce sığırcının verdiği zarardan sorumlu olduğunu varsayalım. Sığırcı her hayvan için hem kazancını hem de ödemek zorunda olduğu zararı hesaba katar. Dördüncü hayvan ona 3,5 dolar kazandırır ama 4 dolarlık tazminata yol açar; bu yüzden sığırcı 3 hayvanda durur ve çiftçiye 6 dolar öder.
Şimdi sığırcının hiçbir sorumluluğu olmadığını varsayalım. Sığırcı kendi hesabına 4 hayvan tutmak ister, çünkü dördüncü hayvan ona 3,5 dolar kazandırır ve hiçbir maliyeti yoktur. Ama çiftçi, dördüncü hayvanın kendisine 4 dolarlık zarar verdiğini bilir; sığırcıya bu hayvanı tutmaması için 3,5 dolardan fazla, 4 dolardan az bir ödeme teklif edebilir. Örneğin 3,75 dolar öderse, sığırcı 3,5 dolarlık kazancından vazgeçip 0,25 dolar fazladan kazanır, çiftçi de 4 dolarlık zarardan kurtulup 0,25 dolar kazanır. Sürü yine 3 hayvanda kalır.
İki durumda da sürü 3 hayvandır; değişmezlik önermesinin söylediği tam olarak budur. Değişen, paranın hangi yöne aktığıdır: birinci durumda sığırcı çiftçiye 6 dolar öder, ikincisinde çiftçi 6 dolarlık zarara katlanır ve üstüne sığırcıya 3,75 dolar öder. Hakların dağılımı, kaynağın kullanımını değil, servetin dağılımını belirledi. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Şekerci ile doktor
Şekerci ile doktor davasına sayılar koyalım. Makinelerin şekerciye yılda sağladığı değer 100 lira, gürültünün doktorun muayenehanesine verdiği zarar yılda 200 lira olsun. Mahkeme doktoru haklı bulup makineleri yasaklarsa, şekercinin doktora gürültü hakkı için teklif edebileceği en yüksek bedel 100 liradır; doktor en az 200 lira ister. Anlaşma olmaz ve makineler durur.
Mahkeme şekerciyi haklı bulsaydı, doktor şekerciye makineleri durdurması için 100 liradan fazla, 200 liradan az bir ödeme teklif ederdi; örneğin 150 lira. Şekerci 100 liralık değerinden vazgeçip 50 lira kazançlı çıkar, doktor 200 liralık zarardan kurtulup 50 lira kazançlı çıkar. Makineler yine durur. İki kararda da kaynak, daha değerli kullanımına, yani sessiz bir muayenehaneye gider.
Sayılar tersine dönse, yani makineler 200, sessizlik 100 lira değerinde olsaydı, iki kararda da makineler çalışmaya devam ederdi: mahkeme doktoru haklı bulsa bile şekerci ona gürültü hakkını satın alırdı. Coase'un vurguladığı gibi, mahkemenin kararı arazinin nasıl kullanılacağını ancak pazarlığın maliyeti, pazarlıktan elde edilecek kazançtan büyükse belirler. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Yüz komşu ve bir fabrika
Şimdi tek bir fabrikanın dumanının 100 haneyi etkilediğini varsayalım. Her haneye yıllık zarar 3 lira, toplam zarar 300 liradır. Fabrikanın dumanı durdurmak için filtre takmasının maliyeti 200 liradır. Etkin sonuç filtrenin takılmasıdır, çünkü 300 liralık zararı 200 liraya önlemek toplumsal bir kazançtır.
Haneler temiz hava hakkına sahipse, fabrika kirletmeye devam etmek için her haneden izin almak zorundadır ve her hane en az 3 lira ister. Toplam bedel 300 liradır ve filtrenin 200 liralık maliyetinden yüksektir; fabrika filtre takar. Sonuç etkindir ve pazarlığa bile gerek kalmaz.
Fabrika kirletme hakkına sahipse, hanelerin filtre için 200 lirayı aralarında toplaması gerekir. Hane başına 2 lira, her birinin 3 liralık zararından azdır; ama bu parayı toplamak için yüz haneyi bir araya getirmek, kimin ne kadar ödeyeceğini kararlaştırmak ve anlaşmanın uygulanmasını sağlamak gerekir. Bu örgütlenmenin maliyeti 150 lira olsun. Hanelerin net kazancı 300 − 200 − 150 = −50 liradır; anlaşma yapılmaz ve duman devam eder.
Üstelik her hane, öbürlerinin ödeme yapacağını umarak kendi payını ödemekten kaçınmak ister; önceki derslerde gördüğümüz bedavacılık sorunu, örgütlenmeyi daha da zorlaştırır. Bu örnekte işlem maliyeti pozitif olduğu için hakların kime verildiği, havanın temiz mi kirli mi olacağını belirledi. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Ödemeye razı olmak ile kabul etmeye razı olmak
Yüz komşu örneğini bir kez daha, bu kez işlem maliyetlerini tamamen sıfırlayarak ele alalım. Haneler kusursuz biçimde örgütlenebiliyor ve fabrikayla pazarlık bedelsiz. Filtrenin maliyeti bu kez 400 lira olsun.
Önceki derslerde gördüğümüz bağış etkisi nedeniyle, hanelerin temiz havaya biçtiği değer, temiz havaya sahip olup olmadıklarına göre değişsin. Temiz hava hakkı zaten hanelerdeyse, her hane bu hakkı fabrikaya satmak için en az 6 lira ister; kabul etmeye razı olunan bedel 6 liradır. Hak fabrikadaysa, her hane temiz havayı satın almak için en fazla 3 lira öder; ödemeye razı olunan bedel 3 liradır.
Haneler hak sahibiyken, fabrikanın kirletmeye devam etmek için ödemesi gereken toplam bedel 100 × 6 = 600 liradır ve 400 liralık filtreden pahalıdır; fabrika filtre takar. Fabrika hak sahibiyken ise hanelerin filtre için toplayabileceği en yüksek tutar 100 × 3 = 300 liradır ve 400 liralık maliyeti karşılamaz; filtre takılmaz, duman sürer.
İşlem maliyeti sıfır olduğu hâlde, hakların başlangıçta kime verildiği havanın temiz mi kirli mi olacağını belirledi. Değişmezlik önermesi, bir hakka biçilen değerin o hakka sahip olunup olunmamasından bağımsız olduğunu varsayar. Laboratuvar ve saha çalışmaları, pek çok malda bu iki bedel arasında önemli bir fark bulunduğunu gösteriyor; çevre kalitesi gibi piyasada alınıp satılmayan ve yakın bir ikamesi olmayan mallarda bu fark özellikle büyük olabilir. Aynı sonuç gelir etkisinden de doğabilir: hakkı kazanan hanelerin serveti arttıkça temiz havaya biçtikleri değer yükselebilir. Bu durumda «etkin sonuç» tek bir sonuç değildir; hangi sonucun etkin olduğu, hakların kimde olduğuna bağlıdır. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Son parsel
Bir belediye, bir çevre yolu yapmak istiyor ve güzergâh üzerinde 10 parsel var. Her parselin sahibine göre değeri 10 bin lira, yolun kente sağlayacağı toplam fayda ise 500 bin lira. Parsellerin toplam değeri 100 bin lira olduğu için yol yapılmaya değer.
Belediye ilk dokuz parseli 10'ar bin liradan satın alsın. Onuncu parselin sahibi artık durumun farkındadır: onun parseli olmadan yol yapılamaz ve yolun 500 bin liralık faydası boşa gider. Parselini 10 bin liraya değil, belki 300 bin liraya satmayı teklif eder. Her parsel sahibi son parselin sahibi olmayı bekleyerek satmayı geciktirirse, pazarlık hiç sonuçlanmayabilir. Bu, engelleme sorunudur.
Mülkiyet kuralı, her parsel sahibine rızası olmadan hakkının alınamayacağı güvencesini verir ve burada pazarlığı kilitler. Birçok ülkede kamulaştırma, bu hakkı bir tazmin kuralıyla korur: devlet, sahibin rızası olmadan parseli alabilir, ama piyasa değeri üzerinden bir bedel öder. Bu çözümün kendi sorunları vardır: bedeli belirlemek zordur ve sahibin parsele biçtiği öznel değer, piyasa değerinin üzerinde olabilir. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Dava mı, komşuluk mu?
Ellickson'un gözlemini sayılarla düşünelim. Bir köyde bir çiftçinin tarlasına komşusunun ineği yılda birkaç kez girsin ve her seferinde 50 liralık bir zarar versin. Yasaya göre hayvan sahibi sorumludur, ama zararı mahkemede almak için bir avukata, bilirkişiye ve aylar süren bir sürece yaklaşık 2.000 lira harcamak gerekir. Tek bir olay için dava açmak anlamsızdır.
Öte yandan iki komşu, yıllar boyunca birbirlerinden alet ödünç alır, hasatta yardımlaşır ve birbirinin çocuklarını okula götürür. Çiftçi zararı bir tür zihinsel hesaba yazar; komşu, ineği kaçtığında özür diler, çiti onarır ya da bir sonraki hasatta daha fazla yardım eder. Hesap kabaca dengelendiği sürece kimse yasaya başvurmaz. Komşu bu dengeyi sürekli bozarsa, önce dedikodu, sonra yardımın kesilmesi, en son da belki bir uyarı gelir.
Bu düzenin etkinliği, ilişkinin sürekliliğine dayanır. İlişki tek seferlik olsaydı, örneğin tarla bir şirkete, inek uzak bir işletmeye ait olsaydı, normlar işlemez ve iki taraf ya dava açmayı ya da zararı sessizce üstlenmeyi seçmek zorunda kalırdı. Sayılar varsayımdır.
Çözümlü örnek — Dört kural
Calabresi ile Melamed'in çerçevesi, bir fabrika ile komşuları arasındaki anlaşmazlığa dört farklı kuralla bakmayı sağlar. Birinci kuralda komşular mülkiyet kuralıyla korunur: mahkeme fabrikanın kirletmesini yasaklar ve fabrika ancak komşuların rızasını satın alarak kirletebilir. İkinci kuralda komşular tazmin kuralıyla korunur: fabrika kirletmeye devam edebilir, ama zararı öder.
Üçüncü kuralda fabrika mülkiyet kuralıyla korunur: komşular kirliliği durdurmak için fabrikanın rızasını satın almak zorundadır. Dördüncü kuralda fabrika tazmin kuralıyla korunur: komşular fabrikayı durdurabilir, ama fabrikanın kaybını tazmin etmek koşuluyla.
Yüz komşu örneğinde birinci kural etkin sonucu verdi, çünkü fabrikanın tek bir karar vericisi vardı ve komşuların örgütlenmesine gerek kalmadı. İkinci kuralda fabrika, 300 liralık tazminat ile 200 liralık filtre arasında seçim yapar ve filtre takar; bu kural da etkindir ve komşuların pazarlık etmesini gerektirmez. Tazmin kuralları, çok sayıda tarafın pazarlık etmesinin zor olduğu durumlarda, sonucun pazarlığa bağımlılığını azaltır; ama zararın doğru ölçülmesini gerektirir. Hangi kuralın seçileceği, işlem maliyetlerinin ve bilginin nerede daha düşük olduğuna bağlıdır. Sayılar varsayımdır.
Modelin sınırları
Değişmezlik önermesi, işlem maliyetleri sıfırken bile üç durumda bozulabilir. Birincisi, hakların değeri tarafların servetine göre büyükse, hakkı kazanan taraf zenginleşir ve bu gelir etkisi tercihlerini değiştirebilir. İkincisi, önceki derslerde gördüğümüz bağış etkisi nedeniyle insanlar sahip oldukları bir hakkı satmak için, aynı hakkı satın almak için ödeyeceklerinden daha yüksek bir bedel isteyebilir; bu durumda hakkın kime verildiği sonucu değiştirir. Üçüncüsü, taraflar birbirlerinin değerlemelerini bilmiyorsa, her biri daha iyi bir pay koparmak için gerçek değerini gizleyebilir ve pazarlık, karşılıklı yarar sağlayacak bir anlaşma varken bile başarısız olabilir.
Coase teoremi ayrıca, pazarlıkların gelecekte başka tarafları ve kararları nasıl etkileyeceğini göz ardı eder. Kirletmemek için para alınabileceğini bilen bir girişimci, yalnızca bu parayı almak için kirletici bir tesis kurmayı tehdit edebilir. Bu tür stratejik davranışlar, hakların dağılımının uzun dönemde yeni girişleri ve yatırımları da etkileyebileceğini gösterir. Son olarak, iklim değişikliği gibi, zararın henüz doğmamış kuşaklara düştüğü sorunlarda, etkilenen tarafların bir kısmı pazarlık masasında hiç yer alamaz.
Uygulama
Özet kartı
- Coase 1960 makalesinde, 1879 tarihli şekerci ile doktor davasını ve Pigou'nun lokomotif örneğini masaya yatırdı ve dışsallığın karşılıklı nitelikte olduğunu savundu: bir tarafı korumak öbürüne zarar verir, gerçek soru hangi zararın önlenmesinin daha değerli olduğudur.
- Değişmezlik önermesine göre işlem maliyeti sıfırsa hakların başlangıç dağılımı kaynak kullanımını değiştirmez, yalnızca kimin kime ödeme yapacağını belirler; Coase'un sığırcı ve çiftçi örneğinde sürü, sorumluluk kimde olursa olsun aynı kaldı.
- İşlem maliyeti pozitifse hakların dağılımı sonucu belirler; yüz komşu örneğinde örgütlenme maliyeti ve bedavacılık, hak fabrikadayken etkin sonucu engelledi. Bağış etkisi ve gelir etkisi, işlem maliyeti olmadan da değişmezliği bozabilir.
- Calabresi ile Melamed'in mülkiyet ve tazmin kuralları, bir hakkın nasıl korunacağını ayırır; engelleme sorunu, mülkiyet kuralının çok taraflı pazarlıkları kilitleyebileceğini, tazmin kuralının ise zararın doğru ölçülmesini gerektirdiğini gösterir.
- Hoffman ile Spitzer'in deneyinde 114 kararın yüzde 89,5'i Pareto etkindi, ama kazanç sıklıkla eşit bölüşüldü; Ellickson, Shasta County'de yasadaki değişikliğin davranışı değiştirmediğini, ama bunun nedeninin düşük değil yüksek işlem maliyetleri ve komşuluk normları olduğunu buldu.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Karşılıklı nitelik | Reciprocal nature of harm | Bir tarafı zarardan korumanın öbür tarafa zarar vermesi |
| Değişmezlik önermesi | Invariance thesis | İşlem maliyeti yokken hak dağılımının kaynak kullanımını değiştirmediği önermesi |
| Mülkiyet kuralı | Property rule | Hakkın ancak sahibinin rızasıyla alınabildiği koruma biçimi |
| Tazmin kuralı | Liability rule | Hakkın rıza olmadan ihlal edilebildiği ama belirlenmiş bir tazminatın ödendiği koruma biçimi |
| Engelleme sorunu | Holdout problem | Son hak sahiplerinin onaylarının değerini bilerek anlaşmayı aşırı bedelle kilitlemesi |
| Hukuk dışı düzen | Order without law | Anlaşmazlıkların resmî hukuk yerine gayriresmî normlarla çözülmesi |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Mülkiyet kuralı ile tazmin kuralı arasındaki farkı, bir fabrika ile komşuları arasındaki anlaşmazlık üzerinden açıkla. Engelleme sorunu hangi kuralla daha kolay ortaya çıkar?
- (Çıktı 2) Bir öğrenci, «Coase teoremi doğruysa, çevre yasalarına hiç gerek yoktur» diyor. İşlem maliyeti kavramını ve yüz komşu örneğini kullanarak bu görüşü değerlendir.
- (Çıktı 3) Coase'un örneğinde her hayvanın sığırcıya net kazancı 3,5 dolar yerine 2,5 dolar olsaydı etkin sürü büyüklüğü kaç olurdu? Sığırcı sorumlu değilken çiftçi hangi hayvan için ve hangi aralıkta bir ödeme teklif ederdi?
- (Çıktı 3) Bir fabrikanın dumanı 50 haneye yılda 4'er lira zarar veriyor; filtrenin maliyeti 150 lira. İşlem maliyeti sıfırken, hak hanelerdeyken ve fabrikadayken sonucu ve tarafların ödemelerini bul. Haneleri örgütlemenin maliyeti 60 lira olursa, hak fabrikadayken sonuç ne olur?
- (Çıktı 4) Hoffman ile Spitzer'in deneyinde denetleyicilerin kazancı sıklıkla eşit bölüşmeyi kabul etmesi, Coase teoreminin hangi varsayımı hakkında ne söyler? Bu bulgu, teoremin kaynak kullanımına dair öngörüsünü mü, bölüşüme dair öngörüsünü mü sorgular?
- (Çıktı 4) Ellickson'un Shasta County bulgusu, Coase teoremini destekler mi, çürütür mü? İki cevabı da savun ve bu bulgunun büyük bir kentteki hava kirliliği sorununa ne ölçüde aktarılabileceğini tartış.
Cevaplar
- Mülkiyet kuralında komşuların temiz hava hakkı ancak onların rızasıyla alınabilir; fabrika kirletmek istiyorsa komşuların kabul edeceği bir bedeli ödemek zorundadır. Tazmin kuralında fabrika, komşuların rızası olmadan kirletebilir, ama mahkemenin ya da yasanın belirlediği zararı öder. Engelleme sorunu mülkiyet kuralıyla daha kolay ortaya çıkar, çünkü her hak sahibi anlaşmayı reddedebilir ve son kalanlar onaylarının değerini bilerek aşırı bedel isteyebilir; tazmin kuralında bedel dışarıdan belirlendiği için bu kilitlenme yaşanmaz.
- Görüş yanlıştır. Coase teoremi, işlem maliyetleri sıfırsa tarafların etkin sonuca kendileri ulaşacağını söyler; Coase'un kendisi bu varsayımın gerçekçi olmadığını vurguladı. Yüz komşu örneğinde, hak fabrikadayken hanelerin örgütlenme maliyeti ve bedavacılık, etkin sonucu, yani filtreyi engelledi. Çevre sorunlarının çoğunda etkilenenler çok sayıdadır ve dağınıktır; hakların tanımlanması, pazarlığın kolaylaştırılması ya da pazarlığın imkânsız olduğu yerlerde vergi ve düzenleme gibi devlet araçları bu yüzden gereklidir.
- Hayvanların yol açtığı ek zarar sırasıyla 1, 2, 3 ve 4 dolardır. Kazanç 2,5 dolar olduğunda ikinci hayvan eklenmeye değer, çünkü 2,5 > 2; üçüncü hayvan eklenmemelidir, çünkü 2,5 < 3. Etkin sürü 2 hayvandır. Sığırcı sorumlu değilken kendi hesabına en az 4 hayvan tutmak ister. Çiftçi, üçüncü hayvan için 2,5 ile 3 dolar arasında, dördüncü hayvan için 2,5 ile 4 dolar arasında bir ödeme teklif ederek sürünün 2 hayvanda kalmasını sağlar.
- Toplam zarar 50 × 4 = 200 liradır ve filtrenin 150 liralık maliyetinden büyüktür; etkin sonuç filtrenin takılmasıdır. Hak hanelerdeyse fabrika, 200 lira izin bedeli ödemek yerine 150 liralık filtreyi takar ve hanelere bir şey ödemez. Hak fabrikadaysa, haneler filtre için 150 lirayı, hane başına 3 lira olmak üzere, fabrikaya öder ve filtre takılır; hanelerin net kazancı 200 − 150 = 50 liradır. Örgütlenme maliyeti 60 lira olursa, hanelerin net kazancı 200 − 150 − 60 = −10 lira olur; anlaşma yapılmaz ve duman sürer.
- Coase teoremi, tarafların kendi çıkarlarını en büyüklemeye çalıştığını varsayar; denetleyici, kendi başına elde edebileceğinden daha az bir payı kabul etmez. Denetleyicilerin kazancı sıklıkla eşit bölüşmesi, deneklerin adalet duygularını ya da birbirlerinin kazancını da gözettiğini gösterebilir. Bu bulgu, kaynak kullanımına dair öngörüyü büyük ölçüde sorgulamaz, çünkü kararların yüzde 89,5'i yine Pareto etkindi; asıl sorguladığı, kazancın nasıl bölüşüleceğine dair öngörüdür.
- Destekler yönde bakıldığında, Shasta County'de yasadaki değişiklik davranışı değiştirmedi; değişmezlik önermesinin öngördüğü sonuç gözlendi. Çürütür yönde bakıldığında, bu sonucun nedeni Coase'un varsaydığı gibi düşük işlem maliyetleri ve pazarlık değil, yüksek işlem maliyetleri ve yasayı görmezden gelen komşuluk normlarıydı; mekanizma teoreminkinden farklıydı. Büyük bir kentteki hava kirliliğine bu bulgu pek aktarılamaz: kirleticiler ve etkilenenler çok sayıdadır, birbirlerini tanımazlar ve sürekli, karşılıklı ilişkiler içinde değildirler; bu yüzden ne pazarlık ne de komşuluk normları etkin bir sonuç sağlayabilir.
İleri okuma
- R. H. Coase (1960). «The Problem of Social Cost». Journal of Law and Economics 3. Karşılıklı nitelik, şekerci ile doktor, sığırcı ile çiftçi.
- Guido Calabresi, A. Douglas Melamed (1972). «Property Rules, Liability Rules, and Inalienability: One View of the Cathedral». Harvard Law Review 85(6). Hakların korunma biçimlerine dair çerçeve.
- Elizabeth Hoffman, Matthew L. Spitzer (1982). «The Coase Theorem: Some Experimental Tests». Journal of Law and Economics 25(1). Coase teoreminin laboratuvar sınaması.
- Robert C. Ellickson (1986). «Of Coase and Cattle: Dispute Resolution among Neighbors in Shasta County». Stanford Law Review 38(3). Komşuluk normlarının resmî hukukun yerini alması.
Sonraki derse köprü
Bu derste Coase'un, hakları açıkça tanımlamanın ve alınıp satılabilir kılmanın dışsallıkları vergisiz çözebileceği fikrini ve bu fikrin işlem maliyetleri yükseldiğinde nasıl zorlandığını gördük. Hava kirliliğinde binlerce kirletici ile milyonlarca etkilenen arasında pazarlık mümkün değildir; ama devlet, kirletme hakkının toplam miktarını belirleyip bu hakları kirleticilere dağıtır ve aralarında alınıp satılmasına izin verirse, Coase'un mülkiyet fikri bir piyasaya dönüşebilir. Sıradaki ders emisyon ticareti sistemlerini ele alıyor: tavanın nasıl belirlendiğini, izinlerin bedelsiz mi yoksa açık artırmayla mı dağıtıldığını ve bu tasarım seçimlerinin izin fiyatlarını ve salımları gerçek sistemlerde nasıl etkilediğini göreceğiz.