İçeriğe geç

Ders EKO-213.01 · Seviye 2 — Orta

Çevre bir ekonomik sorun mu?

EKO-213 Çevre ve Doğal Kaynak Ekonomisi

4.245 kelime · yaklaşık 19 dakika okuma · seslendirme 10 dk · veriler Eylül 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • kaynak ve yutak işlevleri
  • kütle dengesi ilkesi
  • özümseme kapasitesi
  • madde ve enerji akışı
  • doğal sermaye
  • ekosistem hizmetleri
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Çevre, kıt kaynakların alternatif kullanımlar arasında paylaştırılması sorusunun bir örneğidir; bir kaynağın fiyatının olmaması onu kıt olmaktan çıkarmaz. Doğal çevre ekonomiye hem kaynak hem de yutak olarak hizmet eder.
  2. Boulding 1966'da, sınırsız kaynak ve yutak varsayan kovboy ekonomisiyle, stoku en az akışla korumaya çalışan uzay adamı ekonomisini karşılaştırdı ve milli hasılayı madde ve enerji akışının kaba bir ölçüsü olarak gördü.
  3. Ayres ve Kneese'nin kütle dengesi yaklaşımına göre madde yok edilemez; bu dersteki örnekte 1.000 ton kömür, atmosfere 2.200 ton karbondioksit bıraktı. Kirlilik istisnai değil yaygın bir dışsallıktır ve sıfır kirlilik çoğu zaman ne mümkün ne de en iyi düzeydir.
  4. Atık akışı özümseme kapasitesini aştığında fark birikir; birikimi durdurmak için akışın kapasitenin altına inmesi gerekir. Milli gelir hesapları doğal sermayenin azalmasını düşmez ve savunma harcamalarını bir kazanç gibi kaydeder.
  5. Costanza ve arkadaşları dünya ekosistem hizmetlerinin değerini yılda ortalama 33 trilyon dolar olarak tahmin etti; Bockstael ve arkadaşları ise iktisadi değerin toplam değil, iyi tanımlanmış değişikliklerin ödünleşimi olduğunu vurguladı.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — Kaynak ve yutak işlevlerini, kütle dengesi ilkesini, özümseme kapasitesini, madde ve enerji akışını, doğal sermayeyi ve ekosistem hizmetlerini tanımlar.
  • Anlama — Çevrenin neden bir kıtlık ve seçim sorunu olarak iktisadın konusu olduğunu ve neden piyasa fiyatlarında çoğu zaman görünmediğini açıklar.
  • Uygulama — Bir üretim sürecinin girdi ve atık kütlelerini, bir yutağın birikim dinamiğini ve bir çevresel zararın milli gelir hesaplarındaki izini basit sayılarla hesaplar.
  • Değerlendirme — Costanza ve arkadaşlarının dünya ekosistem hizmetleri tahminini ve Bockstael ve arkadaşlarının bu tür tahminlere yönelttiği eleştiriyi karşılaştırarak çevrenin bir tek sayıyla değerlenip değerlenemeyeceğini tartışır.

Sezgi

Açılış

Bir kasabanın kıyısındaki gölde yıllardır balık tutuluyor, yazları insanlar yüzüyor. Göle yakın bir fabrika açıldığında kasabada iş olanakları artıyor, gelirler yükseliyor. Birkaç yıl sonra gölün suyu bulanıklaşıyor, balık azalıyor, yüzmek yasaklanıyor. Kasabanın milli gelir hesabındaki katkısı artmış, ama bir şey kaybolmuş.

Bu kayıp bir ekonomik sorun mu? İlk bakışta hayır gibi görünebilir: gölün suyunun bir fiyatı yok, kimse onu satın almamış, hiçbir faturada görünmüyor. Kirlenmiş göl belki bir biyoloğun, bir mühendisin ya da bir ahlak felsefecisinin sorunudur. Ama balıkçının azalan geliri, yüzmek için artık uzaktaki bir plaja giden ailenin harcadığı yol parası ve temiz su için kurulması gereken arıtma tesisinin maliyeti, hepsi birer ekonomik kayıptır.

Bu kurs, çevrenin ekonomik bir sorun olduğunu, hatta iktisadın en temel sorusunun, yani kıt kaynakların alternatif kullanımlar arasında nasıl paylaştırılacağı sorusunun, en açık örneklerinden biri olduğunu savunuyor. Bu ilk ders, bu iddianın dayanaklarını ve sınırlarını ele alıyor.

Hikâye — Kovboy ekonomisinden uzay gemisi ekonomisine

8 Mart 1966'da Washington'da, Resources for the Future adlı araştırma kuruluşunun düzenlediği ve büyüyen bir ekonomide çevre kalitesini konu alan bir toplantıda iktisatçı Kenneth Boulding bir konuşma yaptı. Konuşmanın başlığı «The Economics of the Coming Spaceship Earth», yani «Yaklaşan Uzay Gemisi Dünya'nın İktisadı» idi.

Boulding, insanlığın tarihinin büyük bölümünde kendini sınırsız bir düzlüğün üzerinde yaşıyor gibi hissettiğini söyledi: her zaman gidilecek yeni bir toprak, çıkarılacak yeni bir maden, atıkların bırakılabileceği yeni bir yer vardı. Bu açık ekonomiye, sınırsız ovaların simgesi olan ve pervasız, sömürücü davranışlarla anılan kovboya gönderme yaparak «kovboy ekonomisi» adını verdi. Geleceğin kapalı ekonomisine ise «uzay adamı ekonomisi» dedi: Dünya tek bir uzay gemisine dönüşmüştü ve bu gemide ne çıkarmak ne de kirletmek için sınırsız bir depo vardı.

Boulding'e göre bu iki ekonomi, başarıyı farklı ölçüyordu. Kovboy ekonomisinde üretim ve tüketim iyi şeylerdi ve ekonominin başarısı, girdilerden çıktılara akan madde ve enerjinin miktarıyla ölçülüyordu; gayrisafi milli hasıla, bu akışın kaba bir ölçüsüydü. Uzay adamı ekonomisinde ise asıl önemli olan, insanların bedenleri ve zihinleri de dahil olmak üzere, toplam sermaye stokunun niteliği ve korunmasıydı. Aynı stoku daha az akışla koruyan her teknolojik değişme bir kazançtı. Boulding, üretimin ve tüketimin iyi değil kötü şeyler olarak görülmesinin iktisatçılara çok tuhaf geleceğini de ekledi.

Üç yıl sonra, 1969'da Robert Ayres ve Allen Kneese, American Economic Review'da «Production, Consumption, and Externalities» başlıklı bir makale yayımladı. Rüdiger Pethig'in 2003'teki değerlendirmesine göre bu makale iki temele dayanan bir araştırma programı başlattı: atık üreten madde akışlarının kütlenin korunumu ilkesine göre incelenmesi ve kirlilik dışsallığının istisnai değil, yaygın bir olgu olarak görülmesi. Pethig, dışsallık yaklaşımının çevre iktisatçıları arasında geniş kabul gördüğünü, ama kütle dengesi yaklaşımının aynı ilgiyi görmediğini de belirtti.

Kavram

Doğal çevrenin ekonomi için gördüğü iki işlev şudur.

Ayres ve Kneese'nin dayandığı fizik ilkesi şudur.

Bir yutağın sınırı şudur.

Boulding'in ölçmeye çalıştığı büyüklük şudur.

Çevreyi bir servet kalemi olarak görmenin adı şudur.

Bu stoğun sağladığı akışların adı şudur.

Veri ve kanıt

Bu tahmin, yayımlandığı günden bu yana çevre tartışmalarında en çok anılan sayılardan biri oldu. Gücü, görünmeyeni görünür kılmasındaydı: fiyatı olmadığı için sıfır sayılan hizmetlerin, küresel milli gelirden daha büyük bir değer taşıyabileceğini söylüyordu. Ama aynı özellik, bir soruyu da beraberinde getirdi: bütün dünya gelirinden büyük bir değer, hangi anlamda bir «değer»dir?

İki çalışma, çevresel değerleme tartışmasının iki tarafını temsil eder. Costanza ve arkadaşları, doğanın katkısının fiyatsız olduğu için görmezden gelindiğini ve bir büyüklük sırası vermenin bu ihmali düzeltebileceğini savundu. Bockstael ve arkadaşları ise ekonomik değerin bir ödünleşim kavramı olduğunu, yani «şu ekosistemde şu değişiklik olursa neyden ne kadar vazgeçeriz» sorusunun cevabı olduğunu vurguladı; bütün biyosferin toplam değeri, böyle bir seçimin konusu olmadığı için iktisadi anlamda iyi tanımlanmış bir büyüklük değildir. İki görüş, doğanın önemli olduğunda değil, bu önemin nasıl ölçüleceğinde ayrışır. Bu kursun çevresel değerleme dersi bu tartışmaya yeniden dönecek.

Yaygın yanlış«Çevre korunması ahlaki bir konudur; iktisat yalnızca piyasada alınıp satılan şeylerle ilgilenir.»
Doğrusu

İktisat, kıt kaynakların alternatif kullanımlar arasında paylaştırılmasını inceler; bir kaynağın piyasada fiyatının olmaması onu kıt olmaktan çıkarmaz. Temiz su, temiz hava ve balık stokları kıttır ve bir kullanım öbürünü dışlar: gölü atık yutağı olarak kullanmak, onu balıkçılık ya da yüzme için kullanmayı engeller. Ahlaki değerlendirmeler bu seçimde önemli bir yer tutar, ama seçimin kendisi bir ekonomik sorundur.

Yaygın yanlış«Çevre iktisatçılarının amacı kirliliği sıfıra indirmektir.»
Doğrusu

Kütle dengesi ilkesi, hiçbir üretimin atıksız olamayacağını gösterir; kirliliği sıfıra indirmek, çoğu durumda üretimi sıfıra indirmek demektir. Çevre iktisadının sorusu, kirliliğin zararıyla onu azaltmanın maliyetini karşılaştırarak hangi düzeyin toplum için en iyi olduğudur. Bazı zehirli maddeler için bu düzey sıfıra çok yakın, bazı atıklar için ise özümseme kapasitesinin içinde kalan pozitif bir düzey olabilir.

Neden önemli?

Çevre sorunları, iktisadın ürettiği en güçlü aracın, yani fiyat sisteminin, işlemediği yerlerde ortaya çıkar. Piyasalar, fiyatı olan kaynakların kıtlığını fiyat artışıyla haber verir ve kullanıcıları tasarrufa yöneltir. Fiyatı olmayan bir yutak dolarken böyle bir uyarı gelmez; kirletenin yüklediği maliyet, başkalarının, çoğu zaman gelecek kuşakların hesabına yazılır. Bu kurstaki derslerin büyük kısmı, bu eksik fiyatın nasıl tamamlanabileceğini ele alıyor.

Çevreyi ekonomik bir sorun olarak görmenin pratik bir sonucu da vardır: çevre politikası da bir maliyet ve fayda meselesidir. Bir emisyon sınırı, bir vergi ya da bir yasak, bir yandan sağlığı ve doğayı korur, öbür yandan üretim maliyetlerini ve fiyatları etkiler. Bu etkileri ölçmeden yapılan politikalar ya gereğinden pahalı olur ya da gereken korumayı sağlamaz.

Hızlı sanayileşen ve kentleşen ekonomilerde bu soru özellikle keskindir. Büyüme bir yandan milyonlarca insanın gelirini artırırken, öbür yandan havaya, suya ve toprağa yeni yükler bindirir. Kursun sonunda göreceğimiz sürdürülebilir kalkınma kavramı, bu iki hedefin nasıl birlikte gözetilebileceği sorusuna verilmiş cevapları tartışır.

Model

Çözümlü örnek — Bir santralin kütle dengesi

Bir termik santral yılda 1.000 ton kömür yaksın ve bu kömürün yüzde 60'ı karbon, yüzde 10'u yanmayan kül, geri kalanı nem, hidrojen ve kükürt gibi öğeler olsun. Kütle dengesi ilkesine göre bu maddelerin hiçbiri yok olmaz; santralden elektrikle birlikte başka biçimlerde çıkar.

Karbon, yanarken havadaki oksijenle birleşerek karbondioksite dönüşür. Bir karbon atomunun kütlesi 12, bir karbondioksit molekülünün kütlesi 44 birimdir; bu yüzden her ton karbon, 44 ÷ 12, yani yaklaşık 3,67 ton karbondioksit üretir. 600 ton karbon, 600 × 44 ÷ 12 = 2.200 ton karbondioksit demektir. Bu kütlenin 1.600 tonu, yakıttan değil, yanma sırasında havadan alınan oksijendir. 100 ton kül ise ya bir depolama alanına gider ya da çimento gibi bir ürüne katılır; öbür 300 ton da su buharı ve kükürt dioksit gibi gazlar olarak bacadan çıkar.

Bu hesabın iktisadi anlamı şudur: santralin ürettiği elektriğin kütlesi yoktur, ama girdisinin kütlesi, atık olarak çevreye ağırlaşarak döner. 1.000 ton kömür, atmosfere 2.200 ton karbondioksit bırakır. Ayres ve Kneese'nin vurguladığı gibi, bu atıklar üretimin istisnai bir yan etkisi değil, maddenin korunumundan doğan zorunlu bir sonucudur. Kirliliği azaltmanın yolu, maddeyi yok etmek değil, biçimini, yerini ya da miktarını değiştirmektir: daha az kömür yakmak, karbonu yakalayıp depolamak ya da külü yeniden kullanmak. Sayılar varsayımdır.

Çözümlü örnek — Yutak dolarken

Bir göl, yılda 40 ton organik atığı zarar görmeden ayrıştırabilsin; bu, gölün özümseme kapasitesidir. Kasabanın evleri göle yılda 30 ton atık bırakıyorken atıklar birikmez, göl temiz kalır.

Fabrika açıldıktan sonra toplam atık yılda 70 tona çıksın. Artık göl her yıl 70 − 40 = 30 ton atığı ayrıştıramaz ve bu fark birikir. On yıl sonra gölde 300 ton birikmiş atık vardır. Belediye bir düzenlemeyle fabrikanın atığını yarıya indirse ve toplam atık yılda 50 tona düşse bile birikim durmaz; yalnızca yavaşlar ve yılda 10 tona iner. Birikimin durması için atık akışının kapasitenin, yani 40 tonun altına inmesi gerekir.

Bu örnek, çevre sorunlarının neden çoğu zaman gecikmeli fark edildiğini gösterir. Sorunu yaratan akıştır, ama görünen stoktur: göl, atık kapasiteyi aştığı ilk yıl değil, birikim belirli bir düzeye ulaştığında bulanıklaşır. Gerçek göllerde durum daha da zordur, çünkü biriken atık oksijeni azaltarak gölün ayrıştırma kapasitesini de düşürebilir; kapasite, birikim arttıkça daralır. Sayılar varsayımdır.

Çözümlü örnek — Kaynak işlevi: bir akiferin bilançosu

Yutak örneğinin kaynak tarafındaki karşılığını bir yeraltı suyu havzasıyla görelim. Bir ovanın altındaki akiferde 1.000 milyon metreküp su bulunsun ve yağışlar bu akiferi her yıl 50 milyon metreküp beslesin. Çiftçiler yılda 50 milyon metreküpten az su çektikçe akiferin stoku korunur; bu, doğal sermayenin «faizini» kullanıp «anaparasına» dokunmamak gibidir.

Sulu tarım yayıldıkça yıllık çekim 80 milyon metreküpe çıksın. Akifer her yıl 30 milyon metreküp küçülür; bu hız sürerse yaklaşık 33 yılda tükenir. Ama sorun tükenmeden çok önce başlar: su seviyesi düştükçe kuyuların daha derine inmesi gerekir, pompalama için harcanan enerji artar ve her metreküpün çıkarma maliyeti yükselir. Bu maliyet artışı, su kıtlaşırken fiyatın bir kısmının kendiliğinden yükseldiğini gösterir; ama her çiftçi yalnızca kendi pompasının maliyetini öder, kendi çekiminin komşularının kuyularını da derinleştirdiğini hesaba katmaz.

Milli gelir hesapları bu süreçte de yanıltıcı bir tablo çizer. Çekilen fazladan 30 milyon metreküp su, daha fazla ürün ve daha yüksek bir tarım hasılası olarak kaydedilir; akiferin küçülmesi ise hiçbir hesapta bir sermaye kaybı olarak görünmez. Bir işletme makinelerini yıpratarak kâr etse muhasebesi bunu amortisman olarak düşer; bir ekonomi doğal sermayesini tüketerek büyüdüğünde, bu düşüş çoğu zaman yapılmaz. Yenilenemeyen kaynakların nasıl kullanılması gerektiğini bu kursun Hotelling kuralı dersi, ortak kullanılan kaynakların yönetimini ise balıkçılık ve ortak kaynaklar dersi ayrıntılı olarak ele alacak. Sayılar varsayımdır.

Çözümlü örnek — Aynı hizmet, farklı akış

Boulding'in akış ile stok arasındaki ayrımını iki kasabayla görelim. Her iki kasabada da 1.000 hane var ve her hanenin bir buzdolabı var; kasabaların buzdolabı stoku aynıdır ve haneler aynı hizmeti, yani soğuk saklamayı alır. Birinci kasabadaki buzdolapları ortalama 10 yıl, ikinci kasabadakiler 20 yıl dayansın.

Birinci kasaba stoku korumak için her yıl 1.000 ÷ 10 = 100 yeni buzdolabı alır ve 100 eskisini atar. İkinci kasaba yılda yalnızca 50 buzdolabı alır ve 50 atar. Bir buzdolabı 20.000 TL ise birinci kasabanın bu kalemden yıllık harcaması 2 milyon TL, ikincisininki 1 milyon TL olur. Milli gelir hesabında birinci kasaba daha fazla üretim ve tüketim gösterir; ama iki kasaba aynı hizmeti alır ve birinci kasaba iki kat fazla hammadde tüketip iki kat fazla atık üretir.

Boulding'in uzay adamı ekonomisinde ikinci kasaba daha başarılıdır: aynı stoku daha az akışla korur. Bu, milli gelirin tek başına refahın ölçüsü olarak kullanılmasına yönelik eleştirilerin bir kaynağıdır. Ama tersi de tek başına doğru değildir: dayanıklı bir buzdolabını üretmek daha pahalı olabilir ve teknoloji geliştikçe eski bir buzdolabını daha uzun kullanmak, daha verimli yeni bir cihaza geçmekten daha fazla enerji harcatabilir. Hangi kasabanın daha iyi durumda olduğu, bu maliyetlerin tartılmasına bağlıdır. Sayılar varsayımdır.

Çözümlü örnek — Kirlenen gölün milli gelir hesabındaki izi

Açılıştaki kasabaya dönelim. Fabrika yılda 100 milyon TL katma değer üretsin. Göl kirlendiği için balıkçıların katma değeri 20 milyon TL'den 8 milyon TL'ye, yani 12 milyon TL düşsün. Yüzmek için artık uzaktaki bir plaja giden aileler, yakıt ve yol için yılda 3 milyon TL fazladan harcasın. Belediye de içme suyu için yılda 15 milyon TL'lik bir arıtma tesisi işletmek zorunda kalsın.

Gayrisafi yurtiçi hasıla bu değişiklikleri nasıl kaydeder? Fabrikanın 100 milyon TL'si eklenir, balıkçılığın 12 milyon TL'lik kaybı çıkarılır. Ama ailelerin yakıt harcaması ve belediyenin arıtma hizmeti de birer üretimdir ve hasılaya eklenir. Sonuçta kasabanın ölçülen hasılası 100 − 12 + 3 + 15 = 106 milyon TL artar. Oysa ailelerin ve belediyenin 18 milyon TL'lik harcaması, kirlilikten önce sahip olunan bir şeyi, yani yakındaki temiz bir gölü, yeniden elde etmek için yapılan savunma harcamalarıdır.

Kirliliğin refah üzerindeki etkisini daha iyi yansıtan bir hesap, bu savunma harcamalarını bir kazanç değil bir maliyet olarak görür: 100 − 12 − 3 − 15 = 70 milyon TL. Bu hesap da eksiktir, çünkü gölün yüzme ve manzara gibi hiçbir harcamaya yansımayan değerini ve gölde biriken atığın gelecekteki maliyetini içermez. Milli gelir hesapları bu amaçla tasarlanmamıştır; çevresel kayıpları izlemek için doğal sermaye hesapları gibi ek hesaplar geliştirilmiştir. Sayılar varsayımdır.

Çözümlü örnek — Hava neden bedavaydı?

Göl örneğinde, kasabanın atığı 40 tonluk özümseme kapasitesinin altında kaldıkça, göle bir ton daha atık bırakmanın kimseye bir maliyeti yoktu. Kıt olmayan bir şeyin fırsat maliyeti sıfırdır; bu yüzden yutak kullanımının fiyatının sıfır olması, o dönem için bir hata değildi. Sorun, kullanım kapasiteyi aştığında fiyatın sıfırda kalmasıdır.

Kapasitenin üstündeki her ton atığın, balıkçılığa, yüzmeye ve içme suyuna verdiği zarar 2 milyon TL olsun. Fabrikanın bir ton atığı azaltmasının maliyeti ise 1 milyon TL olsun. Atık 70 tondan 40 tona indirildiğinde, 30 ton × 1 milyon = 30 milyon TL harcanır, ama 30 ton × 2 milyon = 60 milyon TL'lik zarar önlenir; toplum 30 milyon TL kazançlıdır. 40 tonun altına inmek ise hiçbir zararı önlemez, yalnızca her ton için 1 milyon TL maliyet getirir.

Bu basit örnekte toplum için en iyi atık düzeyi sıfır değil, 40 tondur. Bu, önceki bölümdeki ikinci yanlışın somut bir gösterimidir. Gerçek dünyada zarar ve azaltma maliyetleri sabit değildir ve kapasitenin kendisi belirsizdir; bu yüzden en iyi düzeyi bulmak, bu kursun sonraki derslerindeki araçları gerektirir. Ama sorunun biçimi aynı kalır: fiyatı olmayan bir kaynak kıtlaştığında, kullanımını kim, ne kadar ve hangi bedelle azaltmalı? Sayılar varsayımdır.

Çözümlü örnek — Toplam değer ve son birimin değeri

Bir kıyıdaki sulak alan 1.000 hektar olsun ve bir yatırımcı bunun 10 hektarını kurutup bir otel yapmak istesin. İktisatçının sorusu, sulak alanın tamamının ne kadar değerli olduğu değil, bu 10 hektarın kaybının kuş göçüne, balık üremesine ve sel korumasına ne kadar zarar vereceğidir. Sulak alan geniş kaldıkça son birkaç hektarın katkısı görece küçük olabilir; alan daraldıkça her hektarın kaybı daha ağır hâle gelir.

Önceki derslerde gördüğümüz elmas ve su paradoksu burada da geçerlidir: suyun toplam değeri çok yüksek, ama bol olduğu yerde son bir litrenin değeri düşüktür. Bockstael ve arkadaşlarının eleştirisi tam da bu noktadadır: iktisadi değer, iyi tanımlanmış bir değişikliğin, yani son birimlerin kazanılması ya da kaybedilmesinin değeridir. Bütün biyosferin değeri ise böyle bir değişiklik değildir; biyosfer olmadan hiçbir gelir de olmayacağı için, bu değerin milli gelirle karşılaştırılması iktisadi bir ödünleşimi anlatmaz.

Costanza ve arkadaşlarının tahmininin savunucuları ise bu sayının bir alışveriş fiyatı olarak değil, doğanın katkısının büyüklük sırasını gösteren bir uyarı olarak okunması gerektiğini vurgular. İki okuma da bir şeyi doğru yakalar: doğanın katkısı büyüktür, ama politika kararları için gereken bilgi, toplam değer değil, belirli bir değişikliğin kazanç ve kayıplarıdır.

Modelin sınırları

Bu dersteki örnekler, çevre sorunlarını basit sayılarla ele aldı; gerçek sistemler çok daha karmaşıktır. Özümseme kapasitesi sabit bir sayı değildir; mevsimlere, sıcaklığa ve birikmiş kirliliğe bağlı olarak değişir. Bazı ekosistemler bir eşik aşıldığında aniden ve geri dönüşsüz biçimde değişebilir: bir göl oksijensiz kaldığında, atık akışı azaltılsa bile eski hâline dönmesi yıllar alabilir ya da hiç dönmeyebilir. Bu tür eşiklerin varlığı, zarar ile azaltma maliyetini karşılaştıran basit hesabı daha belirsiz ve daha temkinli bir karara dönüştürür.

Ayrıca bu ders, çevresel maliyetlerin kime düştüğü sorusuna yalnızca değindi. Fabrikanın kazancı sahiplerine ve çalışanlarına, gölün kaybı ise balıkçılara ve kasabanın ailelerine düşer; bir toplam kazanç, bazı grupların önemli kayıplarını gizleyebilir. Kayıplar zaman içinde de dağılır: akiferin tükenmesinin ya da gölde biriken atığın bedelini, bugün karar veren kuşak değil, sonraki kuşaklar öder. Bugünkü kazançla gelecekteki kaybı karşılaştırmak için hangi iskonto oranının kullanılacağı, çevre iktisadının en çok tartışılan sorularından biridir; küçük bir oran farkı, uzak gelecekteki bir zararın bugünkü ağırlığını kat kat değiştirir. Çevre politikasının hem etkinlik hem de bölüşüm boyutu vardır ve kursun sonraki dersleri ikisini birlikte ele alacak.

Uygulama

Özet kartı

  1. Çevre, kıt kaynakların alternatif kullanımlar arasında paylaştırılması sorusunun bir örneğidir; bir kaynağın fiyatının olmaması onu kıt olmaktan çıkarmaz. Doğal çevre ekonomiye hem kaynak hem de yutak olarak hizmet eder.
  2. Boulding 1966'da, sınırsız kaynak ve yutak varsayan kovboy ekonomisiyle, stoku en az akışla korumaya çalışan uzay adamı ekonomisini karşılaştırdı ve milli hasılayı madde ve enerji akışının kaba bir ölçüsü olarak gördü.
  3. Ayres ve Kneese'nin kütle dengesi yaklaşımına göre madde yok edilemez; bu dersteki örnekte 1.000 ton kömür, atmosfere 2.200 ton karbondioksit bıraktı. Kirlilik istisnai değil yaygın bir dışsallıktır ve sıfır kirlilik çoğu zaman ne mümkün ne de en iyi düzeydir.
  4. Atık akışı özümseme kapasitesini aştığında fark birikir; birikimi durdurmak için akışın kapasitenin altına inmesi gerekir. Milli gelir hesapları doğal sermayenin azalmasını düşmez ve savunma harcamalarını bir kazanç gibi kaydeder.
  5. Costanza ve arkadaşları dünya ekosistem hizmetlerinin değerini yılda ortalama 33 trilyon dolar olarak tahmin etti; Bockstael ve arkadaşları ise iktisadi değerin toplam değil, iyi tanımlanmış değişikliklerin ödünleşimi olduğunu vurguladı.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Kaynak ve yutak işlevleriSource and sink functionsÇevrenin ekonomiye girdi sağlaması ve atıkları alması
Kütle dengesi ilkesiMaterials balance principleBir sürece giren maddenin kütlesinin, çıkan ürün, atık ve birikenlerin toplamına eşit olması
Özümseme kapasitesiAssimilative capacityBir ortamın belirli sürede zarar görmeden zararsız hâle getirebildiği atık miktarı
Madde ve enerji akışıThroughputEkonomiye çevreden girip atık olarak çevreye dönen toplam madde ve enerji
Doğal sermayeNatural capitalZaman içinde fayda akışı sağlayan doğal varlıkların stoku
Ekosistem hizmetleriEcosystem servicesDoğal sistemlerin insan refahına doğrudan ve dolaylı katkıları

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) Kaynak işlevi ile yutak işlevi arasındaki farkı açıkla ve her birine bir çevre sorunu örneği ver. Kütle dengesi ilkesi bu iki işlevi nasıl birbirine bağlar?
  2. (Çıktı 2) Bir öğrenci, «temiz havanın fiyatı yoksa, onu kullanmak ekonomik bir karar değildir» diyor. Kıtlık ve fırsat maliyeti kavramlarıyla bu görüşü değerlendir. Temiz havanın fiyatının sıfır olması hangi koşulda yanlış bir sinyal olur?
  3. (Çıktı 3) Bir fabrika yılda 500 ton, yüzde 80'i karbon olan bir yakıt yakıyor. Kütle dengesi ilkesine göre fabrika atmosfere yılda kaç ton karbondioksit bırakır? Bu kütlenin ne kadarı havadan gelen oksijendir?
  4. (Çıktı 3) Bir nehrin özümseme kapasitesi yılda 60 ton. Nehre yılda 90 ton atık bırakılıyor. Beş yıl sonra kaç ton atık birikmiş olur? Atık yılda 70 tona indirilirse birikim ne olur? Birikimin durması için atık en fazla ne olmalıdır?
  5. (Çıktı 3) Bir ilçede orman yangını sonrasında 40 milyon TL'lik yeniden ağaçlandırma yapılıyor ve hane halkları hava kirliliği nedeniyle 5 milyon TL'lik hava temizleyici alıyor. Bu harcamalar ilçenin ölçülen hasılasını nasıl etkiler? Bu etki refahtaki değişimi doğru yansıtır mı?
  6. (Çıktı 4) Bir gazete başlığı, «Doğanın değeri dünya gelirinin iki katı» diyor. Costanza ve arkadaşlarının tahmini ile Bockstael ve arkadaşlarının eleştirisini kullanarak bu başlığı değerlendir. Bir sulak alanın kurutulup kurutulmaması kararı için hangi tür değer bilgisi gerekir?

Cevaplar

  1. Kaynak işlevi, çevrenin ekonomiye hammadde, enerji ve su sağlamasıdır; aşırı avlanan bir balık stoku ya da tükenen bir akifer kaynak sorunlarıdır. Yutak işlevi, çevrenin atıkları almasıdır; kirlenen bir göl ya da atmosferde biriken karbondioksit yutak sorunlarıdır. Kütle dengesi ilkesine göre kaynaktan çekilen her madde, eninde sonunda yutağa döner; bu yüzden kaynak kullanımını artıran bir ekonomi, yutaklara bindirdiği yükü de artırır.
  2. Görüş yanlıştır. Bir şeyin ekonomik bir sorun olması için kıt olması, yani bir kullanımın öbürünü dışlaması yeterlidir; fiyatının olması gerekmez. Temiz hava, kirleticilerin özümseme kapasitesinin altında kaldığı sürece kıt değildir ve fiyatının sıfır olması doğru bir sinyaldir. Kirlilik kapasiteyi aştığında hava kıtlaşır; bir ton daha kirleticinin başkalarının sağlığına bir maliyeti vardır ve fiyatın sıfırda kalması, bu maliyeti kimsenin hesaba katmadığı yanlış bir sinyal olur.
  3. Yakıttaki karbon 500 × 0,8 = 400 tondur. Her ton karbon 44 ÷ 12 ton karbondioksit ürettiğinden, fabrika 400 × 44 ÷ 12 ≈ 1.467 ton karbondioksit bırakır. Bu kütlenin 1.467 − 400 = 1.067 tonu havadan gelen oksijendir.
  4. Yıllık birikim 90 − 60 = 30 tondur; beş yılda 150 ton birikir. Atık 70 tona indirilirse birikim durmaz, yılda 10 tona düşer. Birikimin durması için atık yılda en fazla 60 ton olmalıdır.
  5. Yeniden ağaçlandırma ve hava temizleyiciler birer üretim ve harcama olarak ölçülen hasılaya eklenir; ilçenin hasılası 45 milyon TL artmış görünür. Oysa bu harcamalar, yangından ve kirlilikten önce var olan ormanı ve temiz havayı yeniden elde etmeye yönelik savunma harcamalarıdır. Refah artmamış, tersine yangın ve kirlilik nedeniyle azalmıştır; ölçülen hasıladaki artış bu kaybı gizler.
  6. Başlık, Costanza ve arkadaşlarının ortalama 33 trilyon dolarlık tahminini o dönemin yaklaşık 18 trilyon dolarlık küresel milli hasılasıyla karşılaştırır ve doğanın katkısının büyüklüğünü vurgulamak için yararlı bir uyarı olabilir. Ama Bockstael ve arkadaşlarının belirttiği gibi, iktisadi değer iyi tanımlanmış değişikliklerin ödünleşimidir; bütün biyosferin kaybı böyle bir seçim olmadığından, onun «değerini» dünya geliriyle karşılaştırmak iktisadi bir anlam taşımaz. Sulak alan kararı için gereken bilgi, toplam değer değil, kurutulacak belirli alanın kaybının kuş göçüne, balık üremesine, sel korumasına ve su kalitesine vereceği ek zararın değeri ve bunun otelin getireceği kazançla karşılaştırılmasıdır.

İleri okuma

  • Kenneth E. Boulding (1966). «The Economics of the Coming Spaceship Earth». Henry Jarrett (ed.), Environmental Quality in a Growing Economy içinde. Johns Hopkins University Press. Kovboy ekonomisi ile uzay adamı ekonomisi ayrımı.
  • Robert U. Ayres, Allen V. Kneese (1969). «Production, Consumption, and Externalities». American Economic Review 59(3). Kütle dengesi yaklaşımı ve yaygın dışsallık.
  • Robert Costanza ve diğerleri (1997). «The Value of the World's Ecosystem Services and Natural Capital». Nature 387(6630). Ekosistem hizmetlerinin küresel değer tahmini.
  • Nancy E. Bockstael ve diğerleri (2000). «On Measuring Economic Values for Nature». Environmental Science & Technology 34(8). Doğanın iktisadi değerinin ne anlama geldiğine dair eleştirel bir değerlendirme.

Sonraki derse köprü

Bu derste Ayres ve Kneese'nin kirliliğin istisnai değil yaygın bir dışsallık olduğu iddiasını gördük ve göl örneğinde, zararın ve azaltma maliyetinin karşılaştırılmasıyla sıfırdan farklı bir en iyi kirlilik düzeyine ulaştık. Ama bu karşılaştırmayı sabit sayılarla yaptık. Sıradaki ders dışsallık teorisini ele alıyor: bir üreticinin kendi maliyetiyle toplumun katlandığı maliyet arasındaki farkın marjinal düzeyde nasıl tanımlandığını, piyasanın bu fark yüzünden neden fazla kirlilik ürettiğini ve bu fazlalığın yarattığı refah kaybının bir grafikte nasıl ölçüldüğünü göreceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: bir gölün kıyısında balık tutan, yüzen insanlar; bir fabrikanın bacasının yükselmesi ve gölün renginin yavaş yavaş bulanıklaşması; köşede yükselen bir hasıla sayacı.
  • Hikâye: sonsuz bir ovada at süren bir figürün görüntüsünün, uzayda süzülen kapalı bir gemiye dönüşmesi; geminin içinde girdilerin ve atıkların bir döngü içinde dolaşması.
  • Kavram: ekonomiyi temsil eden bir kutuya çevreden hammadde oklarının girmesi ve atık oklarının çıkması; yutağı temsil eden bir kabın, taşma çizgisine kadar dolması.
  • Veri ve kanıt: dönen bir kürede ormanların, okyanusların ve sulak alanların ayrı renklerle belirmesi ve 33 trilyon ile 18 trilyon dolarlık iki çubuğun yan yana gelmesi; ardından çubukların yerini «bu hektarın kaybı» sorusunun alması.
  • Model: 1.000 tonluk bir kömür yığınının 2.200 tonluk bir karbondioksit bulutuna dönüşmesi; göldeki birikimin yıl yıl artan bir sütunla gösterilmesi; hasıla hesabında savunma harcamalarının artı işaretinden eksi işaretine geçmesi.
  • Neden önemli: bir sanayi bölgesinin, bir nehrin ve aşağı kesimdeki tarlaların tek bir karede görülmesi.

Seslendirme, çevreyi ne ekonomik büyümenin düşmanı ne de ona feda edilecek bir süs olarak anlatır; çevre korumacıların ve iş dünyasının kaygılarını ciddiye alarak, ikisinin de aynı kıtlık sorusunun farklı yüzlerine baktığını gösterir. Costanza ve Bockstael arasındaki tartışmada taraf tutmaz. Boulding'in, Ayres ve Kneese'nin, Costanza'nın ve Bockstael'in görüşleri özgün metinlerinden ya da onları özetleyen yayımlanmış değerlendirmelerden aktarılmıştır; ekrandaki göl, santral ve kasaba sayıları varsayımdır.

Kısa kesit

Dikey, yarım dakikalık bir anlatım. Seslendirme: «1.000 ton kömür yaktınız. Havaya ne kadar karbondioksit gitti?» Ekranda bir soru işareti. «2.200 ton. Madde yok olmaz, yer değiştirir.» Kapanış: «Çevre bir ekonomik sorun mu? Derste.»