İçeriğe geç

Ders EKO-211.04 · Seviye 2 — Orta

Friedman ve monetarizm

EKO-211 İktisadi Düşünce Tarihi II: Modern Okullar

4.431 kelime · yaklaşık 20 dakika okuma · seslendirme 11 dk · veriler Eylül 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • monetarizm
  • faiz sabitleme
  • sabit para büyüme kuralı
  • uzun ve değişken gecikmeler
  • parasal hedefleme
  • Goodhart yasası
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Friedman 29 Aralık 1967'deki başkanlık konuşmasında, para politikasının faizleri ve işsizliği çok sınırlı sürelerden daha uzun süre sabitleyemeyeceğini; enflasyon ile işsizlik arasında geçici bir ödünleşim olduğunu, ama kalıcı bir ödünleşim olmadığını savundu.
  2. Friedman'a göre beklenmedik bir enflasyon artışının ilk etkileri iki ila beş yıl sürer, tam uyum birkaç on yıl alabilir; para politikasının yapabileceği, paranın bir karışıklık kaynağı olmasını önlemek ve istikrarlı bir arka plan sağlamaktır.
  3. Friedman, belirli bir para büyüklüğünün sabit ve açıklanmış bir hızla, kendi tahminine göre yılda yüzde 3 ila 5 büyümesini önerdi; uzun ve değişken gecikmeler, takdire dayalı ince ayarın ters tepebileceği anlamına geliyordu.
  4. 1970'lerde ve 1980'lerin başında pek çok merkez bankası parasal hedefler benimsedi; Friedman ile Kuttner'e göre 1980'lerin verileri para ile gelir ve fiyatlar arasındaki ilişkiyi keskin biçimde zayıflattı ve Goodhart yasasının anlattığı gibi hedeflenen büyüklükler anlamını yitirdi.
  5. Parasal hedefleme terk edildi, ama monetarizmin uzun dönemde enflasyonun parasal olduğu, kalıcı bir enflasyon–işsizlik ödünleşimi bulunmadığı ve politikanın bir nominal çapaya bağlanması gerektiği fikirleri, enflasyon hedeflemesinin temelinde yaşıyor.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — Monetarizmi, faiz sabitlemeyi, sabit para büyüme kuralını, uzun ve değişken gecikmeleri, parasal hedeflemeyi ve Goodhart yasasını tanımlar.
  • Anlama — Friedman'ın para politikasının neyi yapabileceğine ve neyi yapamayacağına dair görüşünü, neoklasik sentezin ince ayar anlayışına yönelttiği eleştiriyi ve monetarizmin 1970'lerden 1980'lere uzanan dönemde para politikası kurumlarına bıraktığı izi açıklar.
  • Uygulama — Miktar denklemiyle para büyümesinin enflasyona etkisini, faizi sabitlemeye çalışan bir merkez bankasının hızlanan enflasyonla nasıl karşılaştığını ve dolaşım hızındaki değişimlerin bir para kuralını nasıl bozduğunu hesaplar.
  • Değerlendirme — Friedman'ın 1968 başkanlık konuşmasını ve Friedman ile Kuttner'in 1992 bulgularını kullanarak monetarizmin kalıcı katkılarını ve parasal hedeflemenin neden terk edildiğini tartışır.

Sezgi

Açılış

Önceki derste neoklasik sentezin zirvesini gördük: 1960'larda iktisatçılar, para ve maliye politikasını ince ayarla kullanarak ekonomiyi tam istihdama yakın tutabileceklerine inanıyordu. Bu inancın en sistemli ve en inatçı eleştirmeni, Chicago Üniversitesi'nden Milton Friedman'dı. Friedman'a göre sorun, politika yapıcıların iyi niyeti ya da bilgisizliği değil, neyi yapabileceklerine dair yanlış bir inançtı.

Friedman'ın eleştirisinin merkezinde para vardı. Neoklasik sentez, parayı faiz oranları üzerinden işleyen birçok etkenden biri olarak görüyordu; Friedman ise enflasyonun her yerde ve her zaman parasal bir olgu olduğunu, para miktarındaki büyük dalgalanmaların üretimdeki büyük dalgalanmaların da başlıca nedeni olduğunu savundu. Bu görüşe, onun izleyicileri ve eleştirmenleri, monetarizm adını verdi.

Bu dersin dört sorusu var. Friedman, para politikasının neyi yapamayacağını nasıl gösterdi? Onun yerine ne önerdi? Monetarist fikirler 1970'lerin enflasyonuyla boğuşan merkez bankalarında nasıl uygulandı? Ve parasal hedefleme deneyi neden kısa sürede terk edildi, ama Friedman'ın temel fikirlerinin bir kısmı bugün hâlâ merkez bankacılığının temelinde duruyor?

Hikâye — Washington'da bir başkanlık konuşması

29 Aralık 1967'de, Washington'da toplanan Amerikan İktisat Derneği'nin yıllık toplantısında, derneğin başkanı Milton Friedman, geleneksel başkanlık konuşmasını yaptı. Konuşmanın konusu, para politikasının rolüydü. Friedman, sözüne para politikasının neyi yapamayacağını anlatarak başladı. Olumsuzlukların sonsuz dünyasından iki sınırlamayı seçtiğini söyledi: para politikası, faiz oranlarını çok sınırlı sürelerden daha uzun bir süre sabitleyemezdi; işsizlik oranını da çok sınırlı sürelerden daha uzun bir süre sabitleyemezdi.

Friedman'ın gerekçesi, Wicksell'in doğal faiz fikrine Irving Fisher'in nominal ve reel faiz ayrımını ekleyen bir akıl yürütmeydi. Bir merkez bankası, piyasa faizini doğal faizin altında tutmak için para arzını hızla artırırsa, bu önce faizleri düşürür; ama ardından gelen enflasyon, insanların enflasyon beklentilerini yükseltir ve nominal faizleri yukarı iter. Faizi düşük tutmaya devam etmek, giderek daha hızlı bir enflasyon gerektirir. Aynı mantık işsizlik için de geçerliydi: enflasyon ile işsizlik arasında her zaman geçici bir ödünleşim vardı, ama kalıcı bir ödünleşim yoktu. Friedman'a göre geçici ödünleşim enflasyonun kendisinden değil, beklenmedik enflasyondan, yani genellikle yükselen bir enflasyondan kaynaklanıyordu. Yükselen bir enflasyon işsizliği azaltabilirdi; yüksek bir enflasyon azaltamazdı.

Bu «geçici» ne kadar sürerdi? Friedman, tarihsel kanıtlara dayanan kişisel bir yargı olarak, beklenmedik bir enflasyon artışının ilk etkilerinin iki ila beş yıl sürdüğünü, sonra tersine dönmeye başladığını ve yeni enflasyon düzeyine tam uyumun, faizler için olduğu gibi istihdam için de, birkaç on yıl kadar sürebileceğini söyledi. Güney Amerika ülkelerinde görülen çok daha büyük enflasyon değişimlerinde ise uyum sürecinin çok daha hızlı işlediğini ekledi.

Konuşmanın ikinci yarısı, para politikasının ne yapabileceğine ayrılmıştı. Friedman'a göre para politikasının yapabileceği ilk ve en önemli şey, paranın kendisinin büyük bir ekonomik karışıklık kaynağı olmasını önlemekti; Büyük Buhran, merkez bankası hatalardan kaçınsaydı hiç yaşanmayabilir ya da çok daha hafif geçebilirdi. İkincisi, ekonomiye istikrarlı bir arka plan sağlamaktı. Bunun için önerisi, sonraki yıllarda monetarizmin simgesi olacaktı: merkez bankası, belirli bir para büyüklüğünün sabit bir hızla büyümesini açıkça hedeflemeliydi. Kesin büyüme hızı, kesin para tanımı kadar önemli değildi; önemli olan, bilinen ve açıklanmış bir hızın benimsenmesiydi. Friedman'ın kendi tahmini, nihai malların fiyat düzeyini ortalamada kabaca sabit tutmak için dolaşımdaki nakit ile bütün ticari banka mevduatlarının toplamının yılda yüzde 3 ila 5 arasında büyümesi gerektiğiydi.

Konuşmadan birkaç yıl sonra, Amerika'da ve birçok sanayi ülkesinde enflasyon hızlanırken işsizlik de yükseldi. Friedman'ın «kalıcı ödünleşim yoktur» uyarısı, önceki kursta gördüğümüz stagflasyonla birlikte doğrulanmış gibi göründü. 1976'da Nobel iktisat ödülünü aldı.

Kavram

Friedman'ın ve izleyicilerinin görüşünün genel adı şudur.

Friedman'ın para politikasının sınırlarına dair ilk iddiası şuydu.

Friedman'ın önerdiği politika kuralının adı şudur.

Kurala neden ihtiyaç duyulduğunu açıklayan kavram şuydu.

Monetarist fikirlerin uygulamaya dönüştüğü çerçeve şuydu.

Parasal hedeflemenin karşılaştığı sorunu özetleyen bir gözlem de bir kavrama dönüştü.

Veri ve kanıt

Bu konuşma, iktisat tarihinin en etkili metinlerinden biri oldu, çünkü iki farklı iddiayı bir arada taşıyordu. Birincisi, kuramsal bir iddiaydı: uzun dönemde para yalnızca nominal büyüklükleri, fiyatları ve nominal faizleri etkiler; reel büyüklükleri, üretimi, istihdamı ve reel faizi belirleyemez. Friedman bunu, merkez bankasının nominal büyüklükleri kontrol ettiği, ama bu denetimi reel büyüklükleri sabitlemek için kullanamayacağı biçiminde özetledi. Doğal işsizlik oranı ve beklentilerle genişletilmiş Phillips eğrisi, bu iddianın modern biçimleridir. İkincisi, bir politika önerisiydi: takdire dayalı ince ayar yerine basit bir kural. İlk iddia büyük ölçüde iktisadın ana akımına girdi; ikincisi ise, Friedman ile Kuttner'in bulgusunun gösterdiği gibi, uygulamada zorluklarla karşılaştı.

Bu bulgu, parasal hedeflemenin neden terk edildiğini açıklar. Sabit para büyüme kuralı, para ile gelir arasındaki ilişkinin, yani paranın dolaşım hızının, istikrarlı olmasına dayanıyordu. 1980'lerde finansal serbestleşme, yeni mevduat ürünleri ve faiz oranlarındaki büyük dalgalanmalar, insanların para tutma davranışını değiştirdi; dolaşım hızı öngörülemez biçimde oynadı. Para büyüklüğü hedefe ulaştığında bile enflasyon ve büyüme beklenenden farklı çıkabiliyordu. Merkez bankaları bu yüzden, 1980'lerin sonundan ve 1990'lardan itibaren para büyüklüklerini ara hedef olmaktan çıkardı ve faiz oranlarını araç, enflasyonu doğrudan hedef olarak kullanan çerçevelere geçti. Bugünkü enflasyon hedeflemesi, bu geçişin ürünüdür. Monetarizmin kural ve nominal çapa vurgusu yaşamaya devam etti; ama çapa, para büyümesinden enflasyon hedefine taşındı.

Yaygın yanlış«Friedman, para politikasının ekonomi üzerinde hiçbir etkisi olmadığını savundu.»
Doğrusu

Friedman, para politikasının kısa dönemde üretim ve istihdam üzerinde güçlü etkileri olduğunu, hatta Büyük Buhran'ın büyük ölçüde para politikası hatalarından kaynaklandığını savundu. Onun iddiası, para politikasının reel büyüklükleri, örneğin işsizliği ya da reel faizi, uzun dönemde istenen bir düzeye sabitleyemeyeceğiydi. Para politikası güçlüydü; bu yüzden onu takdire bırakmak yerine istikrarlı bir kurala bağlamak gerekiyordu.

Yaygın yanlış«Monetarizm başarısız oldu ve bugünkü merkez bankacılığında hiçbir izi kalmadı.»
Doğrusu

Parasal hedefleme deneyi, Friedman ile Kuttner'in gösterdiği gibi para ile gelir arasındaki ilişkinin bozulması yüzünden büyük ölçüde terk edildi. Ama monetarizmin temel fikirleri, yani uzun dönemde enflasyonun parasal bir olgu olduğu, enflasyon ile işsizlik arasında kalıcı bir ödünleşim bulunmadığı, beklentilerin önemli olduğu ve politikanın öngörülebilir bir nominal çapaya bağlanması gerektiği, bugünkü enflasyon hedeflemesinin ve merkez bankası bağımsızlığının temelinde yaşıyor.

Neden önemli?

Friedman ve monetarizm, 1970'lerin enflasyonuna karşı verilen mücadelenin kuramsal dayanağını sağladı. 1979 sonrası ABD Merkez Bankası politikası, İngiltere'de 1980'lerin başındaki para hedefleri ve pek çok ülkede merkez bankası bağımsızlığının güçlendirilmesi, bu fikirlerden beslendi. Friedman'ın «enflasyon her yerde ve her zaman parasal bir olgudur» sözü, yüksek enflasyonla boğuşan ülkelerde hâlâ tartışmaların merkezindedir.

Türkiye için bu tartışma özellikle önemlidir. Türkiye 1970'lerden 2000'lerin başına kadar yaklaşık otuz yıl yüksek ve kronik enflasyon yaşadı; merkez bankasının kamu açıklarını finanse etmesinin yasaklanması ve enflasyon hedeflemesine geçiş, bu dönemin sona ermesinde önemli rol oynadı. Son yıllarda yeniden yükselen enflasyon, para politikasının neyi yapabileceği ve neyi yapamayacağı sorusunu, Friedman'ın 1967'deki konuşmasındaki biçimiyle yeniden gündeme getirdi.

Model

Çözümlü örnek — Miktar denklemiyle enflasyon

Monetarizmin temel aracı, miktar teorisinin denklemidir: para miktarı çarpı dolaşım hızı, fiyat düzeyi çarpı reel üretime eşittir. Büyüme hızlarıyla yazıldığında, para büyümesi artı dolaşım hızındaki değişim, yaklaşık olarak enflasyon artı reel büyümeye eşittir.

Bir ekonomide para miktarı yılda yüzde 10 büyüsün, dolaşım hızı sabit kalsın ve reel üretim yılda yüzde 3 büyüsün. Enflasyon yaklaşık 10 + 0 − 3 = yüzde 7'dir. Merkez bankası para büyümesini yüzde 5'e indirirse ve öbür büyüklükler değişmezse, enflasyon uzun dönemde yaklaşık yüzde 2'ye iner.

Friedman'ın 1968'deki önerisi bu hesabın tersiydi. Reel üretimin uzun dönemde yılda yaklaşık yüzde 3 büyüdüğü ve paranın dolaşım hızının yavaşça düştüğü bir ekonomide, fiyatları kabaca sabit tutmak için para büyümesinin reel büyümeye ve dolaşım hızındaki düşüşe eşit olması gerekir. Dolaşım hızı yılda yüzde 1 düşüyorsa, para yılda 3 + 1 = yüzde 4 büyümelidir. Friedman'ın yüzde 3 ila 5 aralığı, bu mantıkla uyumludur. Hesabın bütün gücü, dolaşım hızının öngörülebilir olmasına dayanır. Sayılar varsayımdır.

Çözümlü örnek — Faizi sabitlemenin bedeli

Friedman'ın faiz sabitleme argümanını sayılarla görelim. Bir ekonomide doğal reel faiz yüzde 3 ve başlangıçta enflasyon sıfır; nominal faiz de yüzde 3. Merkez bankası nominal faizi yüzde 2'de tutmaya karar versin ve bunun için para arzını hızla artırsın.

İlk yıl, yeni para faizleri düşürür ve harcamayı canlandırır; enflasyon, diyelim, yüzde 2'ye çıkar. İnsanlar enflasyonun yüzde 2 olacağını beklemeye başladığında, Fisher etkisiyle nominal doğal faiz 3 + 2 = yüzde 5'e yükselir. Nominal faizi yüzde 2'de tutmak için, merkez bankası artık faizi doğal düzeyin 3 puan altında tutmak zorundadır; bu, daha hızlı bir para genişlemesi gerektirir. Enflasyon yüzde 4'e çıkar, beklentiler buna uyar ve nominal doğal faiz yüzde 7'ye yükselir.

Her yıl açık büyür ve faizi sabit tutmak için gereken para genişlemesi hızlanır. Sonunda merkez bankası ya faizi yükseltmek zorunda kalır ya da giderek hızlanan bir enflasyonu kabul eder. Friedman'ın «çok sınırlı sürelerden daha uzun süre sabitleyemez» uyarısının mantığı budur. İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında ABD'de devlet tahvili faizlerinin sabitlenmesi ve bunun 1951'de terk edilmesi, Friedman'ın aklındaki tarihsel örneklerden biriydi. Sayılar varsayımdır.

Çözümlü örnek — Yükselen enflasyon ile yüksek enflasyon

Friedman'ın «yükselen bir enflasyon işsizliği azaltabilir, yüksek bir enflasyon azaltamaz» sözünü basit bir modelle görelim. Doğal işsizlik oranı yüzde 5 olsun. İnsanlar bu yılın enflasyonunun geçen yılki kadar olacağını bekliyor. İşsizlik doğal orandan 1 puan aşağıdaysa, enflasyon beklenenin 1 puan üstüne çıkıyor.

Hükümet işsizliği yüzde 4'te tutmak istesin. Başlangıçta enflasyon sıfır. Birinci yıl beklenen enflasyon sıfırdır; işsizlik 1 puan düşük olduğu için enflasyon yüzde 1 olur. İkinci yıl beklenen enflasyon yüzde 1'dir; işsizliği yine yüzde 4'te tutmak için enflasyonun yüzde 2 olması gerekir. Üçüncü yıl yüzde 3, dördüncü yıl yüzde 4. İşsizliği doğal oranın altında tutmanın bedeli, her yıl bir puan hızlanan bir enflasyondur.

Şimdi enflasyon yüzde 4'te sabitlensin. İnsanlar yüzde 4 beklemeye başladığında, enflasyon beklentiye eşittir ve işsizlik doğal orana, yüzde 5'e döner. Yüksek ama sabit bir enflasyon, işsizliği kalıcı olarak düşürmez; yalnızca yükselen, yani beklentileri sürekli aşan bir enflasyon düşürebilir. Beklentilerle genişletilmiş Phillips eğrisinin dayandığı mantık budur ve 1970'lerde yaşananı önceden anlatıyordu. Sayılar varsayımdır.

Çözümlü örnek — Dolaşım hızı oynadığında

Sabit para büyüme kuralının zayıf noktasını görelim. Para büyümesinin her yıl yüzde 4'e sabitlendiğini düşünelim; dolaşım hızının yılda yüzde 1 düşmesini ve reel büyümenin yüzde 3 olmasını bekliyor. Beklenen enflasyon 4 − 1 − 3 = yüzde 0'dır.

1980'lerde olduğu gibi, finansal yenilikler ve faiz dalgalanmaları yüzünden dolaşım hızı beklenmedik biçimde değişsin. Bir yıl insanlar faiz getiren yeni hesaplara geçip hedeflenen parayı daha az tutsun ve dolaşım hızı yüzde 1 düşmek yerine yüzde 3 artsın. Aynı yüzde 4'lük para büyümesiyle nominal gelir 4 + 3 = yüzde 7 büyür; reel büyüme yüzde 3 ise enflasyon yüzde 4'e çıkar.

Ertesi yıl tersi olsun: belirsizlik arttığı için insanlar daha çok para tutsun ve dolaşım hızı yüzde 5 düşsün. Nominal gelir 4 − 5 = yüzde −1 büyür; reel büyüme yüzde 3 olacaksa fiyatların yüzde 4 düşmesi gerekir; fiyatlar bu kadar hızlı düşmezse üretim daralır. Kural, dolaşım hızı istikrarlıyken ekonomiye istikrarlı bir arka plan sağlar; dolaşım hızı oynadığında ise, bu oynamayı doğrudan nominal gelire ve oradan enflasyona ya da üretime aktarır. Friedman ile Kuttner'in 1980'ler için gösterdiği bu istikrarsızlıktı. Sayılar varsayımdır.

Çözümlü örnek — Gecikmeler ve kural

Friedman'ın kural önerisinin arkasındaki mantığı bir olasılık örneğiyle görelim. Bir merkez bankası para politikasını gevşettiğinde, etkinin ortaya çıkması 6 ay ile 24 ay arasında değişsin; ortalama 15 ay. Ekonominin bir durgunluktan çıkması ise ortalama 12 ay sürsün.

Merkez bankası durgunluğun başında politikayı gevşetirse, etki ortalama olarak ekonomi zaten toparlanmaya başladıktan sonra, 15. ayda gelir. Etki 6. ayda gelirse politika yardımcı olur; 24. ayda gelirse, toparlanmış bir ekonomiyi aşırı ısıtır ve enflasyon yaratır. Gecikme ne kadar değişkense, politikanın doğru zamanda etki etme olasılığı o kadar düşer.

Friedman'a göre bu belirsizlik altında, her dalgalanmaya tepki veren bir politika, ortalamada yarardan çok zarar getirebilir. Sabit bir kural, dalgalanmaları tamamen önlemez, ama politikanın kendisini bir dalgalanma kaynağı olmaktan çıkarır. Önceki derste ince ayarın gecikmeler yüzünden nasıl ters tepebileceğini gördük; Friedman'ın çözümü, ince ayar yapmaktan vazgeçmekti. Sayılar varsayımdır.

Çözümlü örnek — Hedeflenen para ve Goodhart yasası

Bir merkez bankası, dar bir para tanımını, örneğin nakit ile vadesiz mevduatların toplamını, yılda yüzde 5 büyütmeyi hedeflesin. Başlangıçta bu dar para ile nominal gelir arasındaki ilişki istikrarlıdır ve dar para yüzde 5 büyüdüğünde nominal gelir de yaklaşık yüzde 5 büyür.

Merkez bankası hedefi tutturmak için dar parayı sınırlamaya başladığında, bankalar müşterilerine vadesiz mevduat yerine faiz getiren ve hedefin kapsamına girmeyen yeni hesaplar sunar. Haneler ve firmalar ödemelerini giderek bu yeni hesaplardan yapar. Dar para yüzde 5 büyürken, bu yeni hesapları da içeren geniş para yüzde 12 büyür ve harcamalar geniş parayla birlikte artar. Merkez bankası hedefini tutturmuştur, ama enflasyon beklendiği gibi düşmez.

Goodhart yasasının anlattığı budur: bir ilişki denetim amacıyla kullanıldığında, insanlar davranışlarını değiştirir ve ilişki bozulur. 1980'lerin başında pek çok ülke, hedefledikleri para büyüklüklerinin anlamını yitirdiğini gördü ve hedefleri ya genişletti ya da tümüyle bıraktı. Bu durum, Lucas eleştirisinin para politikasına özgü bir örneğidir. Sayılar varsayımdır.

Çözümlü örnek — Dezenflasyonun maliyeti

Monetaristler, enflasyonu düşürmenin bir bedeli olduğunu kabul ediyordu. Bu bedelin ölçüsü, daha önce tanıdığımız fedakârlık oranıdır. Bir ekonomide enflasyon yüzde 12 ve fedakârlık oranı 2 olsun: enflasyonu 1 puan düşürmek için, işsizliğin toplamda 2 puan-yıl doğal oranın üstünde kalması gerekiyor.

Enflasyonu yüzde 3'e, yani 9 puan düşürmenin toplam bedeli 9 × 2 = 18 puan-yıllık fazla işsizliktir. Merkez bankası bunu yılda 3 puanlık düşüşlerle üç yılda yaparsa, her yıl işsizlik doğal oranın yaklaşık 6 puan üstünde olur; yılda 1 puanla dokuz yılda yaparsa, her yıl yaklaşık 2 puan üstünde olur. Toplam bedel aynıdır, ama dağılımı farklıdır.

Ama bedel sabit değildir. İnsanların beklentileri geçmişe değil, merkez bankasının açıkladığı ve inanılır bulunan hedefe göre oluşursa, enflasyon daha az işsizlik bedeliyle düşebilir. Monetaristlerin açıklanmış kurallara ve inanılırlığa verdiği önem buradan gelir. 1979 sonrası ABD deneyimi ise, yüksek bir fedakârlığın gerçekten ödendiğini gösterdi. İnanılırlığın bedeli nasıl azaltabileceği sorusu, bir sonraki derste göreceğimiz rasyonel beklentiler devriminin merkezine yerleşti. Sayılar varsayımdır.

Çözümlü örnek — Kuralın hızı nasıl seçilir?

Friedman sabit kuralın hızını keyfî seçmedi; hız, miktar denkleminden türetilir. Fiyatların uzun dönemde sabit kalması isteniyorsa, para büyümesi, reel üretimin büyümesi ile dolaşım hızındaki eğilimsel düşüşün toplamına eşit olmalıdır. Bir ekonomide reel üretim uzun dönemde yılda yüzde 3 büyüsün ve dolaşım hızı, gelir arttıkça insanlar daha çok para tuttuğu için, yılda yüzde 1 düşsün. Fiyat istikrarıyla uyumlu para büyümesi 3 + 1 = yüzde 4'tür.

Aynı ekonomide merkez bankası yüzde 2'lik bir enflasyonu kabul edilebilir bulursa, kural yüzde 6'ya çıkar. Buradan iki sonuç çıkar. Birincisi, kural bir tahmine dayanır: reel büyüme ya da dolaşım hızının eğilimi yanlış tahmin edilirse, kural sürekli bir enflasyon ya da deflasyon üretir. Reel büyüme yüzde 3 değil yüzde 2 çıkarsa, yüzde 4'lük kural yıllarca yaklaşık yüzde 1'lik bir enflasyon doğurur. İkincisi, Friedman'ın tahminindeki yüzde 3 ila 5'lik aralık, kesin bir sayıdan çok bir büyüklük sırasıdır; ona göre asıl önemli olan, hızın tam doğru seçilmesi değil, sabit ve açıklanmış olmasıydı. Küçük bir sürekli sapma, sık ve öngörülemez politika değişikliklerinin yarattığı belirsizlikten daha az zarar verir. Sayılar varsayımdır.

Çözümlü örnek — Faiz mi, para mı?

Merkez bankası ya faizi ya da para miktarını sabitleyebilir, ikisini birden değil. Hangisinin daha iyi olduğu, ekonomiyi en çok hangi tür şokun sarstığına bağlıdır; bu sonucu 1970'te William Poole biçimsel olarak gösterdi.

Birinci durumda şoklar harcamalardan gelsin: firmalar bir yıl yatırımı beklenmedik biçimde artırsın. Para miktarı sabitse, artan harcama para talebini ve faizi yükseltir; yüksek faiz yatırımı kısmen frenler ve nominal gelir, diyelim ki, yüzde 5 yerine yüzde 6 büyür. Faiz sabitse, merkez bankası artan talebi karşılamak için para basar ve nominal gelir yüzde 8 büyür. Bu durumda para kuralı daha istikrarlıdır.

İkinci durumda şoklar para talebinden gelsin: insanlar harcamalarını değiştirmeden bir yıl daha çok para tutmak istesin. Para miktarı sabitse faiz yükselir ve harcamalar gereksiz yere daralır; nominal gelir yüzde 5 yerine yüzde 3 büyür. Faiz sabitse, merkez bankası artan para talebini kendiliğinden karşılar ve nominal gelir yüzde 5'te kalır. Bu durumda faiz kuralı daha istikrarlıdır. 1980'lerde para talebini sarsan finansal yenilikler, dengeyi faiz kuralı lehine çevirdi. Sayılar varsayımdır.

Modelin sınırları

Bu dersteki hesaplar, miktar denkleminin ve uyarlanmış beklentilerin en basit biçimlerine dayanıyor. Gerçekte para ile gelir arasındaki ilişki, faiz oranlarına, finansal yeniliklere ve insanların güvenine göre değişir; Friedman ile Kuttner'in bulgusu, bu ilişkinin ne kadar kırılgan olabileceğini gösterdi. Beklentiler de yalnızca geçmişe bakarak oluşmaz; politika kurallarına, merkez bankasının inanılırlığına ve kamuoyuna yapılan açıklamalara tepki verir.

Monetarizmin kendi içinde de farklı görüşler vardı. Friedman'ın savunduğu sabit kural, bazı monetaristlerce fazla katı bulundu; bazıları para tabanını, bazıları geniş parayı hedeflemeyi önerdi. Uygulamada merkez bankaları para hedeflerini çoğu zaman esnek yorumladı ya da tutturamadı. Monetarizmin sınanması, bu yüzden, saf bir kuralın değil, onun farklı ve eksik uygulamalarının sınanması oldu.

Uygulama

Özet kartı

  1. Friedman 29 Aralık 1967'deki başkanlık konuşmasında, para politikasının faizleri ve işsizliği çok sınırlı sürelerden daha uzun süre sabitleyemeyeceğini; enflasyon ile işsizlik arasında geçici bir ödünleşim olduğunu, ama kalıcı bir ödünleşim olmadığını savundu.
  2. Friedman'a göre beklenmedik bir enflasyon artışının ilk etkileri iki ila beş yıl sürer, tam uyum birkaç on yıl alabilir; para politikasının yapabileceği, paranın bir karışıklık kaynağı olmasını önlemek ve istikrarlı bir arka plan sağlamaktır.
  3. Friedman, belirli bir para büyüklüğünün sabit ve açıklanmış bir hızla, kendi tahminine göre yılda yüzde 3 ila 5 büyümesini önerdi; uzun ve değişken gecikmeler, takdire dayalı ince ayarın ters tepebileceği anlamına geliyordu.
  4. 1970'lerde ve 1980'lerin başında pek çok merkez bankası parasal hedefler benimsedi; Friedman ile Kuttner'e göre 1980'lerin verileri para ile gelir ve fiyatlar arasındaki ilişkiyi keskin biçimde zayıflattı ve Goodhart yasasının anlattığı gibi hedeflenen büyüklükler anlamını yitirdi.
  5. Parasal hedefleme terk edildi, ama monetarizmin uzun dönemde enflasyonun parasal olduğu, kalıcı bir enflasyon–işsizlik ödünleşimi bulunmadığı ve politikanın bir nominal çapaya bağlanması gerektiği fikirleri, enflasyon hedeflemesinin temelinde yaşıyor.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
MonetarizmMonetarismPara miktarını dalgalanmaların ve enflasyonun başlıca belirleyicisi sayan okul
Faiz sabitlemeInterest rate peggingMerkez bankasının faizi piyasadan bağımsız bir düzeyde tutmaya çalışması
Sabit para büyüme kuralıConstant money growth ruleBir para büyüklüğünün her yıl açıklanmış sabit bir hızla büyütülmesi
Uzun ve değişken gecikmelerLong and variable lagsPara politikasının etkisinin uzun ve öngörülemez bir süre sonra ortaya çıkması
Parasal hedeflemeMonetary targetingPolitikanın bir para büyüklüğünün büyüme hedeflerine göre yönlendirilmesi
Goodhart yasasıGoodhart's lawDenetim için kullanılan bir istatistiksel düzenliliğin çökme eğilimi

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) Friedman'a göre para politikası hangi iki şeyi çok sınırlı sürelerden daha uzun süre yapamaz? Bu sınırlamaların ortak mantığı nedir?
  2. (Çıktı 2) Friedman'ın «yükselen bir enflasyon işsizliği azaltabilir, yüksek bir enflasyon azaltamaz» sözünü açıkla. Bu görüş, neoklasik sentezin Phillips eğrisi anlayışından nasıl ayrılır?
  3. (Çıktı 3) Para miktarı yılda yüzde 8 büyüyor, dolaşım hızı yılda yüzde 2 düşüyor ve reel üretim yılda yüzde 2 büyüyor. Enflasyon yaklaşık ne olur? Fiyatları sabit tutmak için para büyümesi ne olmalıdır?
  4. (Çıktı 3) Doğal reel faiz yüzde 2 ve beklenen enflasyon yüzde 3'tür. Merkez bankası nominal faizi yüzde 1'de tutmaya çalışıyor. Nominal doğal faiz nedir ve merkez bankası faizi doğal düzeyin kaç puan altında tutmaktadır? Beklenen enflasyon yüzde 6'ya çıkarsa bu fark ne olur?
  5. (Çıktı 3) Bir merkez bankası para büyümesini yüzde 5'te tutuyor ve reel büyüme yüzde 3. Dolaşım hızı beklenmedik biçimde yüzde 4 artarsa enflasyon ne olur? Dolaşım hızı yüzde 4 düşerse ve fiyatlar değişmezse reel üretim ne olur?
  6. (Çıktı 4) Bir yorumcu, «Friedman haklıydı, enflasyon her zaman paranın çoğalmasından kaynaklanır; bu yüzden merkez bankaları yalnızca para miktarına bakmalı» diyor. Friedman ile Kuttner'in bulgusunu ve Goodhart yasasını kullanarak bu yargının hangi kısmının güçlü, hangi kısmının zayıf olduğunu göster.

Cevaplar

  1. Friedman'a göre para politikası, faiz oranlarını ve işsizlik oranını çok sınırlı sürelerden daha uzun süre belirli bir düzeyde sabitleyemez. Ortak mantık şudur: merkez bankası nominal büyüklükleri, yani para miktarını ve dolayısıyla fiyatları kontrol eder, ama reel faizi ve işsizliği uzun dönemde belirleyemez. Faizi ya da işsizliği doğal düzeyin altında tutmak için para arzını genişletmek enflasyon yaratır; beklentiler bu enflasyona uyduğunda, aynı reel sonucu korumak için giderek daha hızlı bir enflasyon gerekir.
  2. Friedman'a göre enflasyon ile işsizlik arasındaki ödünleşim, enflasyonun kendisinden değil, beklenmedik enflasyondan kaynaklanır. Enflasyon yükselirken, insanların beklentileri gerçekleşen enflasyonun gerisinde kalır ve işsizlik geçici olarak düşer. Enflasyon yüksek ama sabit olduğunda, insanlar onu bekler ve işsizlik doğal orana döner. Neoklasik sentez ise, Samuelson–Solow menüsünde olduğu gibi, daha yüksek bir enflasyona razı olarak kalıcı olarak daha düşük bir işsizliğin satın alınabileceği bir ödünleşim görüyordu.
  3. Enflasyon yaklaşık 8 − 2 − 2 = yüzde 4'tür. Fiyatları sabit tutmak için para büyümesi, reel büyüme ile dolaşım hızındaki düşüşün toplamına, yani 2 + 2 = yüzde 4'e eşit olmalıdır.
  4. Nominal doğal faiz 2 + 3 = yüzde 5'tir. Merkez bankası faizi doğal düzeyin 5 − 1 = 4 puan altında tutmaktadır. Beklenen enflasyon yüzde 6'ya çıkarsa nominal doğal faiz yüzde 8 olur ve fark 7 puana yükselir; faizi yüzde 1'de tutmak giderek daha hızlı bir para genişlemesi gerektirir.
  5. Nominal gelir 5 + 4 = yüzde 9 büyür; reel büyüme yüzde 3 ise enflasyon yaklaşık yüzde 6 olur. Dolaşım hızı yüzde 4 düşerse nominal gelir 5 − 4 = yüzde 1 büyür; fiyatlar değişmezse reel üretim yalnızca yüzde 1 büyür, yani beklenen yüzde 3'lük büyümenin 2 puan altında kalır.
  6. Yargının güçlü yanı, uzun dönemde ve yüksek enflasyonlu ülkelerde para büyümesi ile enflasyon arasındaki ilişkinin güçlü olması ve Friedman'ın kalıcı bir enflasyon–işsizlik ödünleşimi olmadığı yönündeki uyarısının 1970'lerde doğrulanmasıdır. Zayıf yanı ise «yalnızca para miktarına bakmalı» sonucudur. Friedman ile Kuttner'e göre 1980'lerin verileri para ile gelir ve fiyatlar arasındaki ilişkiyi keskin biçimde zayıflattı; finansal yenilikler ve Goodhart yasasının anlattığı davranış değişiklikleri, para büyüklüklerini güvenilmez birer hedef hâline getirdi. Arz şokları, beklentiler ve dolaşım hızındaki değişimler de kısa ve orta dönemde enflasyonu etkiler. Bugün merkez bankaları, para büyüklüklerini göz ardı etmeden, faiz oranını araç, enflasyonu hedef alan çerçeveleri tercih ediyor.

İleri okuma

  • Milton Friedman (1968). «The Role of Monetary Policy». American Economic Review 58(1). Para politikasının sınırlarına dair başkanlık konuşması.
  • Benjamin M. Friedman, Kenneth N. Kuttner (1992). «Money, Income, Prices, and Interest Rates». American Economic Review 82(3). Para ile gelir arasındaki ilişkinin 1980'lerde zayıflaması.
  • Milton Friedman, Anna J. Schwartz (1963). A Monetary History of the United States, 1867–1960. Princeton University Press. Monetarizmin tarihsel temeli.
  • Milton Friedman (1961). «The Lag in Effect of Monetary Policy». Journal of Political Economy 69(5). Para politikasının gecikmeli etkilerine dair tartışma.

Sonraki derse köprü

Friedman, enflasyon ile işsizlik arasındaki ödünleşimin yalnızca beklenmedik enflasyondan kaynaklandığını savunmuştu; ama insanların beklentilerini geçmişe bakarak, yavaş yavaş düzelttiklerini varsayıyordu. 1970'lerde genç bir iktisatçı kuşağı bu varsayımı daha da ileri götürdü: insanlar, ellerindeki bütün bilgiyi, açıklanan politikaları da dahil olmak üzere, kullanarak beklenti oluşturuyorsa ne olurdu? Sıradaki ders, rasyonel beklentiler devrimini ele alıyor. Robert Lucas, Thomas Sargent ve Neil Wallace, öngörülen para politikasının üretimi neden etkilemeyebileceğini nasıl savundu? Bu fikir, makroekonomik modellerin kuruluşunu ve politika tasarımını nasıl dönüştürdü?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: 1967'nin son günlerinde Washington'da bir konferans salonu; kürsüde bir konuşmacı. Ekranda iki kilitli kapı: «faiz» ve «işsizlik».
  • Hikâye: bir para musluğu; musluk açıldıkça faiz göstergesi önce düşer, sonra yükselen enflasyon beklentisiyle yeniden yükselir. Musluk daha çok açılır, gösterge yine yükselir.
  • Kavram: sabit bir hızla dönen bir çark ile «para büyümesi yüzde 4» yazan bir tabela; yanında dalgalı bir yolda ilerleyen bir araba.
  • Veri ve kanıt: para büyümesi ile nominal gelirin 1960'lar ve 1970'lerde birlikte hareket eden, 1980'lerde ayrışan iki çizgisi.
  • Model: bir merkez bankası bir kapıyı kapattığında, paranın başka bir kapıdan akmaya başlaması; Goodhart yasasının görsel anlatımı.
  • Neden önemli: bir enflasyon grafiği ve bir merkez bankası binası.

Seslendirme Friedman'ı yüceltmez de küçümsemez de; monetarizmin kalıcı katkılarını ve parasal hedeflemenin neden terk edildiğini dengeli biçimde aktarır. Doğrudan aktarımlar yalnızca doğrulanmış kaynaklardan yapılır.

Kısa kesit

Dikey, elli saniyelik. Seslendirme: «1967'de bir iktisatçı meslektaşlarına şunu söyledi: para politikası işsizliği istediğiniz düzeyde tutamaz, en fazla kısa bir süre.» Ekranda kilitli bir kapı. «Birkaç yıl sonra enflasyon ve işsizlik birlikte yükseldi.» Kapanış: «Friedman neyi gördü, nerede yanıldı? Derste.»