İçeriğe geç

Ders EKO-211.02 · Seviye 2 — Orta

Hayek ve Avusturya okulu

EKO-211 İktisadi Düşünce Tarihi II: Modern Okullar

4.342 kelime · yaklaşık 20 dakika okuma · seslendirme 10 dk · veriler Eylül 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • Avusturya iş çevrimi kuramı
  • yanlış yatırım
  • üretimin dolambaçlılığı
  • zorla tasarruf
  • bilimcilik
  • kendiliğinden düzen
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Hayek 1931'de Londra İktisat Okulu'nda verdiği ve Fiyatlar ve Üretim adıyla yayımlanan konferanslarla Keynes'in başlıca rakibi oldu; iki iktisatçı 1931–1932'de Economica'da sert bir tartışmaya girdi.
  2. Avusturya iş çevrimi kuramına göre kredi genişlemesi faizi yapay olarak düşürür, uzun ve dolambaçlı projeleri çekici kılar ve zorla tasarruf yoluyla kaynakları tüketimden yatırıma kaydırır; patlama yanlış yatırımların birikmesi, bunalım ise onların tasfiyesidir.
  3. Hayek 1974 Nobel konuşmasında, toplam talep ile istihdam arasındaki basit ilişkiye dayanan politikaları ve fizik bilimlerini taklit eden bilimciliği eleştirdi; işsizliğin asıl nedenini göreli fiyatlar ve kaynak dağılımı arasındaki uyumsuzluklarda gördü.
  4. Drehmann, Borio ve Tsatsaronis'e göre kredi ve konut fiyatlarının birlikte hareketinden oluşan finansal döngünün tepe noktaları finansal krizlerle çok yakından ilişkilidir ve finansal döngünün daralma evresiyle çakışan durgunluklar çok daha derindir.
  5. Hayek'in bilgi sorunu ve kredi patlamaları uyarısı, stagflasyonun ve 2008 krizinin ardından yeniden önem kazandı; ama modern araştırmalar Avusturya okulunun müdahalesizlik önerisini değil, patlama döneminde makro ihtiyati önlemleri öne çıkarır.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — Avusturya iş çevrimi kuramını, yanlış yatırımı, üretimin dolambaçlılığını, zorla tasarrufu, bilimciliği ve kendiliğinden düzeni tanımlar.
  • Anlama — Hayek'in bunalımları talep yetersizliğiyle değil, kolay kredinin doğurduğu hatalı yatırımlarla açıklamasını ve bilgi sorununa dayanan müdahale eleştirisini açıklar.
  • Uygulama — Faizdeki bir düşüşün uzun ve kısa vadeli projelerin değerini nasıl farklı etkilediğini, para yaratmanın zorla tasarruf yoluyla kaynakları nasıl kaydırdığını ve merkezî bir planlayıcının bilgi yükünü hesaplar.
  • Değerlendirme — Hayek'in Nobel konuşmasını ve finansal döngü üzerine yakın dönem bulgularını kullanarak Avusturya okulunun Keynes'e itirazlarının bugün hâlâ geçerli olan ve olmayan yanlarını tartışır.

Sezgi

Açılış

Keynes Genel Teori'yi yazarken, bunalımın nedenine dair tam ters bir açıklama, Londra'da, yalnızca birkaç kilometre ötede öğretiliyordu. Bu açıklamaya göre sorun, yetersiz talep değil, bunalımdan önceki patlama yıllarının kendisiydi: ucuz kredi, ekonomiyi sürdürülemeyecek yatırımlara sürüklemişti ve bunalım, bu yanlışların acı ama kaçınılmaz bir düzeltmesiydi. Bu açıklamanın sahibi, Avusturyalı genç bir iktisatçı olan Friedrich Hayek'ti.

İki iktisatçının rekabeti, yirminci yüzyıl iktisadının en ünlü tartışmalarından biri oldu. Keynes'in fikirleri savaş sonrası dönemde zafer kazandı; Hayek ise uzun süre gölgede kaldı, sonra 1970'lerin krizleriyle yeniden gündeme geldi ve Nobel ödülüne layık görüldü. Bugün, 2008 krizi gibi kredi patlamalarının ardından gelen bunalımlarda, iki iktisatçının adı yeniden birlikte anılıyor.

Bu ders üç soruyu izliyor. Avusturya okulu bunalımları nasıl açıkladı ve bu açıklama Keynes'inkinden nerede ayrıldı? Hayek'in bilgi ve bilimcilik eleştirisi, iktisat politikasına dair ne söylüyordu? Ve bu fikirlerin bugün hâlâ geçerli olan yanı nedir?

Hikâye — Londra'da dört konferans ve bir tartışma

1931'in başında, Londra İktisat Okulu'ndan Lionel Robbins, Viyana'dan Friedrich Hayek'i bir dizi konferans vermeye davet etti. Hayek dört konferansta, bunalımların kaynağını para ile üretimin zamansal yapısı arasındaki ilişkide aradı. Konferanslar aynı yıl Fiyatlar ve Üretim adıyla kitap olarak yayımlandı ve Hayek, Londra İktisat Okulu'nda profesör oldu. Pek çok iktisat tarihçisine göre Robbins'in amaçlarından biri de, Cambridge'deki Keynes'e karşı güçlü bir kuramsal ses bulmaktı.

Tartışma kısa sürede başladı. Hayek, Ağustos 1931'de ve Şubat 1932'de Economica dergisinde Keynes'in bir önceki kitabı Para Üzerine Bir İnceleme'yi sert biçimde eleştirdi. Keynes, Kasım 1931'de aynı dergide yanıt verdi ve Hayek'in Fiyatlar ve Üretim'ini, okuduğu en korkunç karmaşalardan biri olarak niteledi. Tartışma dergi sayfalarından kişisel yazışmalara taşındı. İki iktisatçı birbirine saygı duyuyor, ama birbirini ikna edemiyordu.

Hayek'in açıklamasının özü şuydu. Bir merkez bankası ya da bankacılık sistemi, faiz oranını, tasarrufların ve yatırım fırsatlarının belirleyeceği düzeyin altına indirirse, firmalar uzun vadeli, sermaye yoğun projelere yönelir. Ama hanelerin tasarruf tercihi değişmemiştir; onlar yine bugün tüketmek istemektedir. Ekonomi, gerçekte tamamlanamayacak projelerle dolar. Kredi genişlemesi durduğunda ya da tüketicilerin talebi kendini gösterdiğinde, bu projelerin bir kısmı yarım kalır; bunalım, bu yanlış yatırımların tasfiyesidir. Bu açıklamaya göre bunalımı daha fazla kredi ya da harcamayla bastırmak, yalnızca düzeltmeyi erteler ve yeni yanlışlar biriktirir.

Keynes'in Genel Teori'si 1936'da yayımlandığında, Hayek ona ayrıntılı bir eleştiri yazmadı; sonradan bunu pişmanlıkla andı. Keynes'in fikirleri savaş sonrası dönemde iktisadın ana akımı oldu. Hayek ise ilgisini iktisat kuramından bilgi, hukuk ve siyaset felsefesine kaydırdı. 1944'te yayımladığı Köleliğe Giden Yol, merkezî planlamanın özgürlüğü tehdit ettiğini savundu ve geniş bir okur kitlesine ulaştı. Otuz yıl sonra, 1974'te, İsveçli iktisatçı Gunnar Myrdal'la birlikte Nobel iktisat ödülüne layık görüldü. Ödül konuşmasında, Keynesyen iktisada ve iktisat mesleğinin kendisine yönelik keskin bir eleştiride bulundu.

Kavram

Hayek'in bunalım açıklamasının adı şudur.

Kuramın merkezindeki kavram, yatırımların niteliğine dairdir.

Faizin bu kuramdaki ağırlığını açıklamak için Avusturya okulu, üretimin zaman boyutuna odaklanır.

Kredi genişlemesinin kaynakları nasıl kaydırdığını açıklayan bir kavram daha vardır.

Hayek'in sonraki çalışmaları, iktisadın yöntemine yöneldi.

Hayek'in toplumsal düzene bakışının temelinde ise şu kavram vardır.

Veri ve kanıt

Hayek'in konuşması, bir bilimsel yöntem tartışmasıdır. Ona göre iktisatçılar, ölçebildiklerini önemli, ölçemediklerini önemsiz saymaya eğilimliydi; bu yüzden yanlış bir kuram, daha çok nicel kanıtla desteklendiği için, doğru ama ölçülmesi zor bir açıklamadan daha «bilimsel» kabul edilebiliyordu. Konuşmanın zamanlaması da önemlidir: 1974, önceki kursta gördüğümüz stagflasyonun ortasıydı; Keynesyen talep yönetiminin enflasyonu ve işsizliği birlikte artırdığı görülüyordu. Hayek konuşmasını, toplumsal olaylarda insanın, eserini biçimlendiren bir zanaatkâr gibi değil, bitkileri için uygun ortamı sağlayan bir bahçıvan gibi davranması gerektiği uyarısıyla bitirdi. Bu, onun kendiliğinden düzen fikrinin politika yapıcılara yönelik bir özetiydi.

Bu çalışma, Avusturya okulunun temel sezgisinin bir bölümünün, çok farklı bir kuramsal çerçevede, modern merkez bankacılığı araştırmalarında yeniden ortaya çıktığını gösterir. Kredinin ve varlık fiyatlarının birlikte yükseldiği uzun patlamalar, krizlerle sonuçlanır; durgunluğu kısa vadede yumuşatan gevşek politikalar, bir sonraki patlamanın tohumlarını ekebilir. Bu, Hayek'in «düzeltmeyi erteleme» uyarısına benzer. Ama önemli farklar da vardır: Drehmann ve arkadaşları, Avusturya okulunun önerdiği gibi bunalımda hiçbir müdahale yapılmamasını değil, patlama döneminde kredi büyümesini sınırlayan makro ihtiyati politikaları öne çıkarır. Önceki derslerde gördüğümüz makro ihtiyati araçlar, bu düşünce çizgisinin kurumsal sonucudur.

Yaygın yanlış«Hayek ile Avusturya okulu, her türlü devlet faaliyetine karşı çıktı ve devletin ekonomide hiçbir rolü olmaması gerektiğini savundu.»
Doğrusu

Hayek, merkezî planlamaya ve ayrıntılı ekonomik yönlendirmeye karşı çıktı; ama devletin hukuk düzenini sağlaması, rekabetin işlemesini güvence altına alması ve piyasanın sağlayamadığı bazı hizmetleri sunması gerektiğini kabul etti. Köleliğe Giden Yol'da bile, herkes için belirli bir asgari geçim güvencesinin özgürlükle çelişmediğini yazdı. Onun asıl itirazı, devletin var olması değil, gerekli bilgiyi toplayamayacağı alanlarda ayrıntılı kararlar almaya kalkmasıydı.

Yaygın yanlış«Keynes ile Hayek tartışmasında biri tamamen haklı, öbürü tamamen haksız çıktı.»
Doğrusu

Keynes'in toplam talebin istihdamı belirleyebileceği fikri, derin durgunluklarda politika tepkisinin temeli oldu; Hayek'in bilgi sorunu ve kredi patlamalarının yanlış yatırımlara yol açabileceği fikri ise, stagflasyonun ve finansal krizlerin ardından yeniden önem kazandı. Drehmann ve arkadaşlarının finansal döngü bulguları gibi modern çalışmalar, iki geleneğin sezgilerini farklı biçimlerde birleştirir. İki iktisatçının tartışması, bugün de farklı koşullarda farklı ağırlıklarla yeniden ortaya çıkan bir gerilimdir.

Neden önemli?

Hayek ve Avusturya okulu, iktisat politikasına dair iki önemli uyarı bıraktı. Birincisi, fiyatlar ve faizler yalnızca maliyet değil, bilgi taşır; onları yapay olarak bozmak, kararları yanlış yönlere sürükleyebilir. İkincisi, iktisatçıların ve politika yapıcıların bilgisinin sınırları vardır; karmaşık bir ekonomiyi ayrıntılı biçimde yönetmeye çalışmak, bu sınırları aşan bir özgüven gerektirir. Bu uyarılar, 1970'lerin stagflasyonundan sonra ve 2008 krizinden sonra yeniden tartışıldı.

Avusturya okulunun fikirleri, bugün de iktisat politikası tartışmalarında yer alır: düşük faizlerin uzun sürmesinin varlık fiyatlarını şişirip şişirmediği, merkez bankalarının kredi patlamalarına karşı erken davranıp davranmaması gerektiği ve devletin sanayi politikasıyla kazananları seçmeye çalışmasının ne kadar akıllıca olduğu gibi sorular, Hayek'in çizdiği çerçevede tartışılır. Türkiye'de de, önceki derslerde gördüğümüz düşük faiz ve kredi genişlemesi dönemleri, bu tartışmaların yerel örnekleridir.

Model

Çözümlü örnek — Faiz ve projenin süresi

Avusturya okulunun temel mekanizmasını iki projeyle görelim. Bir firma bugün 100 lira yatırım yaparak iki projeden birini seçebilir. Kısa proje iki yıl sonra 112 lira getirecek; uzun proje on yıl sonra 180 lira getirecek.

Faiz yüzde 5 olsun. Kısa projenin bugünkü değeri 112 ÷ 1,05 üzeri 2 ≈ 112 ÷ 1,1025 ≈ 101,6 liradır. Uzun projenin bugünkü değeri 180 ÷ 1,05 üzeri 10 ≈ 180 ÷ 1,629 ≈ 110,5 liradır. İki proje de kârlıdır; uzun proje biraz daha çekicidir.

Faiz yüzde 2'ye düşsün. Kısa projenin bugünkü değeri 112 ÷ 1,0404 ≈ 107,7 liraya, uzun projeninki 180 ÷ 1,219 ≈ 147,7 liraya çıkar. Faizdeki düşüş kısa projenin değerini yaklaşık yüzde 6, uzun projeninkini yaklaşık yüzde 34 artırmıştır. Faiz düştüğünde uzun vadeli, dolambaçlı projeler orantısız biçimde çekici hâle gelir.

Avusturya okuluna göre bu, faiz tasarrufçuların gerçekten daha sabırlı hâle gelmesiyle düştüyse iyi bir şeydir: toplum, uzun projelere ayıracak kaynağı gerçekten serbest bırakmıştır. Ama faiz, kredi genişlemesiyle yapay olarak düşürüldüyse, uzun projelere yönelen kaynaklar, tüketicilerin hâlâ bugün istediği mallardan çekilmiştir ve bu projelerin tamamlanması için gereken kaynak ileride bulunamayabilir. Sayılar varsayımdır.

Çözümlü örnek — Zorla tasarruf

Bir ekonomide bir yılda 100 birim mal üretiliyor; hanelerin tüketmek istediği 80 birim, firmaların yatırım için kullanmak istediği 20 birimdir. Fiyat düzeyi 1 ve toplam harcama 100 lira.

Bankalar, yeni kredi yaratarak firmalara 10 lira ek borç versin. Firmalar bu parayla yatırım mallarına yönelir. Üretim kısa vadede artamadığı için, toplam harcama 110 liraya çıkarken mal miktarı 100 birimde kalır ve fiyatlar yüzde 10 artar. Hanelerin 80 liralık tüketim harcaması artık 80 ÷ 1,1 ≈ 72,7 birim mal satın alabilir. Firmaların 30 liralık yatırım harcaması ise 30 ÷ 1,1 ≈ 27,3 birim mal satın alır.

Kaynaklar, tüketicilerin kendi tercihleri olmadan, yaklaşık 7,3 birim tüketimden yatırıma kaymıştır; bu zorla tasarruftur. Hayek'e göre bu kayma kalıcı değildir. Haneler, fiyatlar yükseldiği için gelirlerinin artmasını talep eder ve tüketimlerini eski düzeye getirmeye çalışır. Kredi genişlemesi sürdürülmezse, firmalar yatırım projelerini tamamlayacak kaynağı bulamaz; kredi genişlemesi hızlanarak sürdürülürse, enflasyon da hızlanır. İki durumda da patlama sonsuza kadar süremez. Sayılar varsayımdır.

Çözümlü örnek — Patlama ve tasfiye

Yukarıdaki ekonomide kredi genişlemesi birkaç yıl sürsün ve firmalar uzun projelere başlasın: yeni fabrikalar, madenler, konutlar. Sonra merkez bankası enflasyonu durdurmak için krediyi kıssın ve faizler yükselsin.

Yarım kalmış projelerin bir kısmı artık kârlı değildir. Diyelim ki başlanan 30 birimlik uzun projenin 12 birimlik kısmı terk edilir. Bu projelerde çalışan işçiler ve kullanılan makineler başka işlere kaydırılmalıdır. Ama bir maden için kazılmış bir tünel ya da yarım kalmış bir fabrika binası, tüketim malı üreten bir işe kolayca dönüştürülemez. Sermaye malları özgüldür ve bu kayıp kalıcıdır.

Avusturya okuluna göre bunalım, bu tasfiyenin ve kaynakların yeniden dağılımının zamanıdır. İşsizlik, yatırım malları kesiminde yoğunlaşır ve işçilerin tüketim malı kesimine kayması zaman alır. Keynes'in çözümü, talebi artırarak bu işçileri istihdamda tutmaktır; Hayek'in itirazı ise bunun, yanlış yerlerdeki işleri yapay olarak sürdüreceği ve düzeltmeyi erteleyeceğidir. İki görüş arasındaki fark, işsizliğin nedeninin toplam talep eksikliği mi, kaynakların yanlış dağılımı mı olduğuna dair farklı teşhislerden gelir. Sayılar varsayımdır.

Çözümlü örnek — İki faiz arasındaki açık

Avusturya okulu, İsveçli iktisatçı Knut Wicksell'in bir fikrine dayanır: ekonomide, tasarruf ile yatırımı dengeleyecek bir faiz düzeyi vardır; önceki derslerde gördüğümüz nötr faiz, bu fikrin modern karşılığıdır. Bankaların uyguladığı piyasa faizi bu düzeyin altına inerse, yatırım talebi tasarrufu aşar.

Bir ekonomide bu denge faizi yüzde 5 olsun ve bu faizde firmalar yılda 100 birim yatırım yapmak, haneler de 100 birim tasarruf etmek istesin. Bankalar faizi yüzde 3'e indirsin. Faizdeki her 1 puanlık düşüş yatırım talebini 10 birim artırsın, tasarrufu 5 birim azaltsın. Yüzde 3'lük faizde yatırım talebi 120, tasarruf 90 birimdir. Aradaki 30 birimlik açık, bankaların yeni yarattığı krediyle kapatılır.

Wicksell'e göre bu açık sürdükçe fiyatlar yıldan yıla yükselmeye devam eder; birikimli bir süreç başlar. Hayek bu mekanizmaya bir boyut ekledi: yalnızca fiyat düzeyi değil, üretimin yapısı da bozulur; ek krediyle başlatılan 30 birimlik yatırım, tüketicilerin gerçekten ertelemeye razı olduğu kaynaklarla desteklenmediği için sürdürülemez. Açık kapandığında, yani faiz yeniden yüzde 5'e çıktığında, bu yatırımların bir kısmı yarım kalır. Keynes ise yatırımın faizden çok beklentilere bağlı olduğunu ve bunalımda sorunun fazla değil, eksik yatırım olduğunu savunuyordu. Sayılar varsayımdır.

Çözümlü örnek — Aynı bunalıma iki reçete

Bir ekonomide beş yıllık bir kredi patlamasının ardından bunalım başlasın. İnşaat ve makine kesiminde 1 milyon işçi işsiz kalsın. Keynes'in reçetesiyle devlet, talebi desteklemek için kamu yatırımı yapar ve faizleri düşük tutar. Diyelim ki bu, bir yıl içinde 600 bin işçiyi yeniden işe döndürür; ama bunların büyük kısmı yine inşaat ve makine kesiminde çalışır ve patlama döneminde biriken fazla kapasite erimez.

Hayek'in reçetesiyle devlet müdahale etmez; faizler yüksek kalır ve yanlış yatırımlar tasfiye edilir. Diyelim ki ilk yıl yalnızca 200 bin işçi, tüketim malı üreten kesimlere geçerek iş bulur; işsizlik daha uzun sürer ve daha acı vericidir. Ama üç yıl sonra ekonominin yapısı, tüketicilerin gerçek tercihlerine daha uygun hâle gelmiş olabilir.

İki reçete arasındaki seçim, işsizliğin nedenine dair teşhise ve kısa vadeli acıya ne kadar ağırlık verildiğine bağlıdır. İşsizliğin çoğu genel bir talep düşüşünden kaynaklanıyorsa, Keynes'in reçetesi hem daha hızlı hem de daha az maliyetlidir; çoğu kesimler arası uyumsuzluktan kaynaklanıyorsa, talebi desteklemek düzeltmeyi yavaşlatabilir. 1930'ların deneyimi, müdahalesizliğin deflasyonla birleştiğinde çok ağır bir maliyeti olabileceğini gösterdi. Gerçek bunalımlarda iki tür işsizlik çoğu zaman bir arada bulunur; bu yüzden politika tartışması, hangisinin daha ağır bastığına dair bir yargıya dayanır. Sayılar varsayımdır.

Çözümlü örnek — Göreli fiyatlar ve işsizlik

Hayek'in Nobel konuşmasındaki argümanı basit bir örnekle görelim. Bir ekonomide iki kesim var: otomobil ve yazılım. Tüketicilerin talebi otomobilden yazılıma kaydı. Otomobil kesiminde 10 bin işçi fazla, yazılım kesiminde 10 bin işçi eksik. Toplam talep değişmemiş, yalnızca bileşimi değişmiştir.

Bu durumda otomobil kesiminde işsizlik, yazılım kesiminde ise ücret artışları ve açık pozisyonlar görülür. Göreli fiyatların ve ücretlerin değişmesi, yani otomobil kesiminde ücretlerin görece düşmesi, yazılım kesiminde yükselmesi, işçileri yeni kesime yönlendirir. Bu süreç zaman alır; işçilerin yeni beceriler öğrenmesi gerekebilir.

Hükümet, otomobil kesimindeki işsizliği gidermek için toplam talebi yüzde 5 artırırsa ne olur? Talebin bir kısmı yine otomobile gider ve bazı işçiler işlerine döner; ama yazılım kesiminde talep daha da artar, ücretler ve fiyatlar yükselir. Hayek'e göre bu politika işsizliği geçici olarak azaltır, ama kaynakların doğru kesime kaymasını yavaşlatır ve enflasyon yaratır. İşsizliği kalıcı olarak düşük tutmak için talebin sürekli ve giderek hızlanarak artırılması gerekir. Bu, Hayek'in 1970'lerin enflasyonuna dair teşhisiydi. Hayek, konuşmasında bu teşhisin bir öngörüde bulunabileceğini de belirtti: kuramın yanlışlanabilir olduğunu, örneğin para arzı sabitken genel bir ücret artışı işsizliğe yol açmasaydı yanlış çıkacağını yazdı. Ama doğru ücret ve fiyat yapısının ne olması gerektiğine dair sayısal bir öngörü yapmanın mümkün olmadığını, çünkü bu yapıyı belirleyen bilginin hiçbir istatistikte toplanamayacağını ekledi. Keynesyenler ise gerçek ekonomilerde işsizliğin büyük kısmının bu tür kesimler arası uyumsuzluktan değil, genel bir talep düşüşünden kaynaklandığını savunur. Sayılar varsayımdır.

Çözümlü örnek — Planlayıcının bilgi yükü

Hayek'in bilgi sorununu sayılarla görelim. Bir ekonomide bir milyon farklı mal ve hizmet olsun. Bir merkezî planlayıcı, her mal çifti arasındaki değişim oranını, yani göreli fiyatı, belirlemek isterse, kaç oran belirlemesi gerekir? Mal çiftlerinin sayısı n × (n − 1) ÷ 2 formülüyle bulunur: 1.000.000 × 999.999 ÷ 2 ≈ 500 milyar çift.

Aslında her malın tek bir para fiyatı olduğunda, bir milyon fiyat bütün göreli fiyatları belirler; piyasa bu sorunu böyle basitleştirir. Ama planlayıcının sorunu yalnızca fiyatları hesaplamak değildir. Her malın üretim yöntemi, her fabrikanın kapasitesi, her tüketicinin tercihleri ve bunların her gün nasıl değiştiği bilgisine de ihtiyacı vardır. Hayek'e göre bu bilgi, milyonlarca insanın zihnine dağılmış, çoğu zaman yazıya bile dökülemeyen, yere ve zamana özgü bilgidir. Önceki derslerde gördüğümüz kalay örneği ve hesaplama tartışması, bu bilginin fiyatlar aracılığıyla nasıl kullanılabildiğini gösteriyordu.

Bu hesap, Hayek'in bilimcilik eleştirisini de somutlaştırır. Ölçülebilen birkaç toplam büyüklüğe, örneğin toplam talebe ve toplam istihdama dayanan bir politika, bu milyonlarca ayrıntılı bilginin tümünü görmezden gelir. Sayılar bir örnektir.

Çözümlü örnek — Finansal döngü ve durgunluğun derinliği

Drehmann ve arkadaşlarının bulgusunu basit bir örnekle görelim. Bir ekonomide olağan bir durgunluğun, finansal döngünün genişleme evresinde gerçekleştiğinde, üretimi yüzde 2 düşürdüğünü varsayalım. Aynı büyüklükteki bir şok, finansal döngünün daralma evresinde, yani kredinin geri çekildiği ve konut fiyatlarının düştüğü bir dönemde gelirse, haneler ve firmalar borçlarını azaltmaya çalıştığı için harcamalarını daha fazla kısar; durgunluk, diyelim, yüzde 5'e derinleşir.

Politika yapıcılar, bu derin durgunluğu faizleri hızla düşürerek ve krediyi yeniden canlandırarak yumuşatmaya çalışabilir. Yazarlara göre bu tepki, finansal döngünün uzunluğunu hesaba katmazsa, kısa vadede durgunluğu sınırlar, ama yeni bir kredi patlamasına ve ileride daha büyük bir durgunluğa zemin hazırlayabilir. Diyelim ki her müdahale, bir sonraki finansal döngünün genliğini yüzde 20 artırıyor. Bir sonraki daralmadaki kayıp yüzde 5'ten yüzde 6'ya çıkar.

Bu, Avusturya okulunun «düzeltmeyi erteleme» uyarısının modern bir biçimidir. Ama sonuç, Avusturya okulunun önerdiği gibi hiçbir şey yapmamak değil, patlama döneminde kredi büyümesini sınırlayan önlemler almaktır. Sayılar varsayımdır; yazarların bulgusu yönü gösterir, bu örnekteki büyüklükleri değil.

Modelin sınırları

Bu dersteki modeller, Avusturya iş çevrimi kuramının mantığını basit sayılarla gösteriyor; ama kuramın kendisi, ana akım iktisatta pek çok eleştiriyle karşılaştı. Eleştirmenler, girişimcilerin faizin yapay olarak düşük olduğunu fark edip buna göre davranabileceğini, kuramın her bunalımda sermaye mallarının tüketim mallarından daha fazla etkilenmesini öngördüğünü ama bunun her zaman gözlenmediğini ve kuramın 1930'lardaki gibi derin ve uzun bunalımlarda hiçbir müdahalede bulunmamayı önermesinin büyük insani maliyetleri olduğunu belirtti. Hayek'in kendisi de sonraki yıllarda, 1930'larda deflasyona karşı daha güçlü tepki verilmesi gerektiğini kabul etti.

Avusturya okulu, nicel modellerden ve istatistiksel sınamalardan genellikle uzak durdu; Hayek'in bilimcilik eleştirisi de bunun bir gerekçesiydi. Bu, kuramın öngörülerini sınamayı zorlaştırır. Drehmann ve arkadaşlarının finansal döngü çalışmaları gibi modern araştırmalar, benzer sezgileri nicel olarak sınanabilir biçimlerde yeniden kurmaya çalışır, ama Avusturya okulunun sermaye kuramını ve politika sonuçlarını olduğu gibi benimsemez.

Uygulama

Özet kartı

  1. Hayek 1931'de Londra İktisat Okulu'nda verdiği ve Fiyatlar ve Üretim adıyla yayımlanan konferanslarla Keynes'in başlıca rakibi oldu; iki iktisatçı 1931–1932'de Economica'da sert bir tartışmaya girdi.
  2. Avusturya iş çevrimi kuramına göre kredi genişlemesi faizi yapay olarak düşürür, uzun ve dolambaçlı projeleri çekici kılar ve zorla tasarruf yoluyla kaynakları tüketimden yatırıma kaydırır; patlama yanlış yatırımların birikmesi, bunalım ise onların tasfiyesidir.
  3. Hayek 1974 Nobel konuşmasında, toplam talep ile istihdam arasındaki basit ilişkiye dayanan politikaları ve fizik bilimlerini taklit eden bilimciliği eleştirdi; işsizliğin asıl nedenini göreli fiyatlar ve kaynak dağılımı arasındaki uyumsuzluklarda gördü.
  4. Drehmann, Borio ve Tsatsaronis'e göre kredi ve konut fiyatlarının birlikte hareketinden oluşan finansal döngünün tepe noktaları finansal krizlerle çok yakından ilişkilidir ve finansal döngünün daralma evresiyle çakışan durgunluklar çok daha derindir.
  5. Hayek'in bilgi sorunu ve kredi patlamaları uyarısı, stagflasyonun ve 2008 krizinin ardından yeniden önem kazandı; ama modern araştırmalar Avusturya okulunun müdahalesizlik önerisini değil, patlama döneminde makro ihtiyati önlemleri öne çıkarır.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Avusturya iş çevrimi kuramıAustrian business cycle theoryÇevrimleri kredinin faizi yapay olarak düşürmesiyle açıklayan kuram
Yanlış yatırımMalinvestmentYapay düşük faizle kârlı görünen ama sürdürülemeyen yatırım
Üretimin dolambaçlılığıRoundaboutness of productionÜretimin ara mallar üzerinden zamana yayılan uzun yollarla yapılması
Zorla tasarrufForced savingKredi genişlemesinin fiyatları yükseltip tüketimi istek dışı kısması
BilimcilikScientismFizik bilimlerinin yöntemlerinin toplumsal olaylara eleştirisiz uygulanması
Kendiliğinden düzenSpontaneous orderKimsenin tasarlamadığı, bireylerin etkileşiminden doğan düzen

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) Avusturya iş çevrimi kuramına göre bir kredi patlaması nasıl başlar ve neden bir bunalımla sona erer? Bu açıklamada yanlış yatırım ve zorla tasarruf kavramları nasıl bir rol oynar?
  2. (Çıktı 2) Hayek'in 1974 Nobel konuşmasına göre iktisatçıların işsizliğe dair yaygın kuramı neden yanlıştı? Bilimcilik eleştirisi bu argümanla nasıl ilişkilidir?
  3. (Çıktı 3) Bir proje bugün 100 lira yatırım gerektiriyor ve 8 yıl sonra 150 lira getirecek. Faiz yüzde 6 iken ve yüzde 2 iken projenin bugünkü değerini hesapla. Faizdeki düşüş projenin değerini yüzde kaç artırır?
  4. (Çıktı 3) Bir ekonomide 200 birim mal üretiliyor; haneler 160, firmalar 40 liralık harcama yapıyor ve fiyat düzeyi 1'dir. Bankalar firmalara 20 lira yeni kredi verir ve üretim değişmez. Yeni fiyat düzeyini ve hanelerin tüketebildiği mal miktarını hesapla. Zorla tasarruf ne kadardır?
  5. (Çıktı 3) Bir ekonomide 10 bin farklı mal var. Bütün mal çiftleri arasındaki göreli fiyatların sayısı nedir? Her malın tek bir para fiyatı olduğunda kaç fiyat yeterlidir?
  6. (Çıktı 4) Bir televizyon programında şu söyleniyor: «2008 krizi Hayek'in haklı olduğunu kanıtladı; merkez bankaları faizleri hiç düşürmemeli ve bunalımda müdahale etmemeliydi» diyor. Bu dersteki kavramlara ve kanıtlara dayanarak bu yargının hangi yönünü yerinde, hangi yönünü aşırı bulduğunu göster.

Cevaplar

  1. Avusturya iş çevrimi kuramına göre patlama, kredi genişlemesinin piyasa faizini tasarruf ve yatırım tercihlerinin belirleyeceği düzeyin altına indirmesiyle başlar. Düşük faiz, uzun ve dolambaçlı projeleri kârlı gösterir; firmalar bu projelere yönelir. Yeni kredinin yarattığı harcama fiyatları yükseltir ve tüketiciler, istekleri dışında, tüketimlerini kısmak zorunda kalır; bu zorla tasarruftur ve kaynaklar tüketimden yatırıma kayar. Ama tüketicilerin tercihi değişmediği için bu durum kalıcı değildir; kredi genişlemesi durduğunda ya da tüketiciler tüketimlerini geri kazanmaya çalıştığında, projeler kaynak bulamaz. Bunlar yanlış yatırımlardır ve bunalım, onların tasfiyesidir.
  2. Hayek'e göre yaygın kuram, toplam istihdam ile toplam talep arasında basit bir pozitif ilişki olduğunu ve toplam harcamayı uygun düzeyde tutarak tam istihdamın kalıcı olarak sağlanabileceğini söylüyordu. Hayek bu kuramın güçlü nicel kanıtları olduğunu kabul etti, ama onu temelden yanlış buldu; ona göre işsizliğin asıl nedeni, talebin mallar arasındaki dağılımı ile kaynakların üretim arasındaki dağılımı arasındaki uyumsuzluklardı. Bilimcilik eleştirisi, bu yanlış kuramın neden kabul gördüğünü açıklar: iktisatçılar fizik bilimlerini taklit ederek ölçebildiklerini önemli saydılar; göreli fiyat bozulmaları ölçülemediği için göz ardı edildi, toplam talep ile istihdam arasındaki ölçülebilir ilişki ise tek nedensel bağ gibi kabul edildi.
  3. Faiz yüzde 6 iken bugünkü değer 150 ÷ 1,06 üzeri 8 ≈ 150 ÷ 1,594 ≈ 94,1 liradır; proje kârlı değildir. Faiz yüzde 2 iken 150 ÷ 1,02 üzeri 8 ≈ 150 ÷ 1,172 ≈ 128,0 liradır; proje kârlı hâle gelir. Değer 128,0 ÷ 94,1 ≈ 1,36, yani yaklaşık yüzde 36 artar.
  4. Toplam harcama 160 + 40 + 20 = 220 liraya çıkar, mal miktarı 200 birimde kalır ve fiyat düzeyi 220 ÷ 200 = 1,1 olur. Haneler 160 ÷ 1,1 ≈ 145,5 birim mal tüketebilir. Önceki 160 birime göre yaklaşık 14,5 birimlik tüketim, hanelerin isteği dışında yatırıma kaymıştır; zorla tasarruf budur.
  5. Göreli fiyatların sayısı 10.000 × 9.999 ÷ 2 = 49.995.000'dir, yani yaklaşık 50 milyon. Her malın tek bir para fiyatı olduğunda 10.000 fiyat yeterlidir; göreli fiyatlar bu fiyatların oranlarından bulunur.
  6. Yargının yerinde olan yanı, 2008 krizinden önce uzun süre düşük tutulan faizlerin ve hızlı kredi büyümesinin konut piyasasında bir patlamaya ve yanlış yatırımlara katkıda bulunmuş olmasıdır; Drehmann ve arkadaşlarının bulguları, finansal döngünün tepe noktalarının krizlerle yakından ilişkili olduğunu gösterir. Aşırı olan yanı ise iki noktadadır. Birincisi, aynı araştırmacılar patlamaya karşı faizleri tamamen sabit tutmayı değil, kredi büyümesini sınırlayan makro ihtiyati önlemleri öne çıkarır. İkincisi, bunalımda hiç müdahale etmemek, 1930'larda olduğu gibi banka iflaslarına, deflasyona ve kitlesel işsizliğe yol açabilirdi; Hayek'in kendisi de sonraki yıllarda 1930'larda deflasyona karşı daha güçlü tepki verilmesi gerektiğini kabul etti. Kriz, Hayek'in bazı uyarılarını doğruladı, ama onun 1930'lardaki müdahalesizlik reçetesini doğrulamadı.

İleri okuma

  • Friedrich A. Hayek (1974). «The Pretence of Knowledge». Nobel ödül konuşması, nobelprize.org. Bilimcilik eleştirisi ve işsizliğe dair Avusturya görüşü.
  • Friedrich A. Hayek (1931). Prices and Production. Routledge. Avusturya iş çevrimi kuramının Londra konferansları.
  • Mathias Drehmann, Claudio Borio, Kostas Tsatsaronis (2012). «Characterising the Financial Cycle: Don't Lose Sight of the Medium Term!». BIS Working Papers 380. Finansal döngünün ampirik özellikleri.
  • Nicholas Wapshott (2011). Keynes Hayek: The Clash That Defined Modern Economics. W. W. Norton. İki iktisatçının rekabetinin anlatısı.

Sonraki derse köprü

Keynes ile Hayek arasındaki tartışma, savaş sonrası dönemde Keynes'in lehine kapanmış görünüyordu; ama Keynes'in fikirleri, üniversitelerde ve ders kitaplarında onun yazdığından farklı bir biçim aldı. Sıradaki ders, neoklasik sentezi ele alıyor. Hicks'in ve Samuelson'un öncülük ettiği bu yaklaşım, Keynes'in kısa dönem analizini klasik iktisadın uzun dönem mantığıyla nasıl birleştirdi? Fiyatların ve ücretlerin yapışkanlığı, bu birleştirmede nasıl bir köprü rolü oynadı ve bu sentez, Keynes'in belirsizlik ve beklentilere dair vurgusundan neyi geride bıraktı?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: 1931'de Londra'da iki bina: Cambridge'e giden bir tren ve Londra İktisat Okulu'nun kapısı. İki ayrı kürsüde iki konuşmacı.
  • Hikâye: Economica dergisinin sayfaları arasında gidip gelen iki mektup; sayfalarda altı çizilmiş cümleler. Ardından 1974'te Stockholm'de bir ödül töreni.
  • Kavram: bir üretim zinciri; tohumdan ekmeğe, madenden otomobile uzanan basamaklar. Faiz düştüğünde basamaklar uzar; kredi durduğunda üst basamaklardaki projeler yarım kalır.
  • Veri ve kanıt: kredi ve konut fiyatlarının birlikte yükselip düştüğü uzun dalgalar; dalgaların tepe noktalarında kriz işaretleri.
  • Model: bir bahçıvan ile bir zanaatkâr yan yana; zanaatkâr bir heykeli biçimlendirir, bahçıvan bitkilerin büyümesi için ortamı hazırlar.
  • Neden önemli: bir merkez bankası toplantı salonu; masada bir yanda enflasyon grafiği, öbür yanda kredi grafiği.

Seslendirme, Keynes ile Hayek tartışmasını iki tarafın da güçlü ve zayıf yanlarıyla, tarafsız biçimde anlatır. Avusturya okulunun fikirlerini ne yüceltir ne de küçümser; modern araştırmaların hangi sezgilerini doğruladığını, hangilerini doğrulamadığını açıkça belirtir. Doğrudan alıntılar yalnızca doğrulanmış kaynaklardan yapılır.

Kısa kesit

Dikey, elli saniyelik. Seslendirme: «1931'de Londra'da genç bir Avusturyalı, Keynes'e karşı tam ters bir teşhis koydu: bunalımın kökü talep eksikliği değil, önceki patlamadaki ucuz krediydi.» Ekranda uzayan ve sonra çöken bir üretim zinciri. «Kırk üç yıl sonra Nobel aldı ve meslektaşlarına şunu söyledi: işleri berbat ettik.» Kapanış: «Hayek neyi gördü? Derste.»