İçeriğe geç

Ders EKO-209.09 · Seviye 2 — Orta

Eleştiriler ve sınırlar

EKO-209 Davranışsal İktisada Giriş

4.570 kelime · yaklaşık 21 dakika okuma · seslendirme 11 dk · veriler Eylül 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • dış geçerlilik
  • deneyci talep etkisi
  • katılımcı seçilimi
  • sonradan açıklama sorunu
  • davranışsal refah iktisadı
  • davranışsal kamu seçimi
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Gneezy ile List'in saha deneyinde, beklenmedik biçimde yüksek ücret alan işçiler ilk 90 dakikada yaklaşık yüzde 25 daha fazla iş yaptı; ama sonra fark kayboldu. Hediye alışverişi gerçekti, ama kısa ömürlüydü ve işveren için toplamda kârlı değildi.
  2. Levitt ile List'e göre laboratuvar ile gerçek piyasalar; gözlenme, tutarların büyüklüğü, bağlam ve katılımcı seçilimi bakımından farklılaşır. Bu farklar, laboratuvar bulgularının sahada küçülmesine ya da bazen büyümesine yol açabilir; bulgular kuram ışığında yorumlanmalıdır.
  3. DellaVigna'nın derlemesine göre standart dışı tercihler, inançlar ve karar verme biçimleri, tüketimden finansa, suçtan oy vermeye kadar sahada da gözlenir; asıl soru etkilerin varlığı değil, hangi koşullarda ve ne büyüklükte olduğudur.
  4. Sonradan açıklama sorunu, her davranışın bir önyargıyla açıklanabilmesidir; buna karşı en güçlü savunma, bir ortamda ölçülen parametrelerle başka bir ortamda başarılı öngörüler yapmaktır.
  5. Davranışsal refah iktisadı, seçimler çerçeveye bağlıyken refahın nasıl ölçüleceğini sorar; davranışsal kamu seçimi ise düzenleyicilerin de önyargılara açık olduğunu hatırlatır. Bu yüzden davranışsal politikalar şeffaflık, deneme ve değerlendirme gerektirir.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — Dış geçerliliği, deneyci talep etkisini, katılımcı seçilimini, sonradan açıklama sorununu, davranışsal refah iktisadını ve davranışsal kamu seçimini tanımlar.
  • Anlama — Laboratuvar bulgularının gerçek piyasalara neden her zaman taşınmadığını, davranışsal modellerin hangi koşullarda öngörü gücü kazandığını ve davranışsal politikaların refah temelinin neden tartışmalı olduğunu açıklar.
  • Uygulama — Laboratuvar ile sahadaki etki büyüklüklerini karşılaştırarak bir müdahalenin ölçeklendiğinde beklenen etkisini hesaplar ve bir düzenleyicinin de yanılabildiği durumda bir müdahalenin beklenen net faydasını bulur.
  • Değerlendirme — Sahadaki hediye alışverişi deneyini, laboratuvar ile gerçek dünya arasındaki farkları inceleyen çalışmayı ve saha kanıtlarının derlemesini karşılaştırarak davranışsal iktisadın güçlü ve zayıf yanlarına dair dengeli bir değerlendirme yapar.

Sezgi

Açılış

Rasyonellik varsayımıyla açılan bu kurs, homo economicus'tan sapmaların uzun bir kataloğunu oluşturdu: dikkatin nereye kaydığı, olasılıkların nasıl yanlış tartıldığı, kaybın neden ağır geldiği, bir sayının ya da bir kelimenin kararı nasıl büktüğü, bugünün neden fazla çektiği, başkalarının payının neden önemsendiği. Her birinin arkasında bir deney, bir veri seti ya da bir saha çalışması vardı. Ama o derslerin neredeyse her birinde, aynı uyarı da tekrarlandı: çarpıcı bir bulgu, başka bir örneklemde, başka bir ortamda ya da daha büyük bir ölçekte sınandığında çoğu zaman küçüldü.

Davranışsal iktisat, standart iktisadın eleştirisi olarak doğdu. Ama bugün kendisi de eleştirilerin hedefidir. Bazı eleştirmenler, laboratuvarda gözlenen davranışların gerçek piyasalarda ne kadar önemli olduğunu sorgular. Bazıları, davranışsal iktisadın her yeni gözleme yeni bir önyargı adı vererek açıklama ürettiğini, ama öngörü üretmediğini ileri sürer. Bazıları da, insanların kendi iyiliklerini bilmediği varsayımına dayanan politikaların, iktidara insanları yönlendirme konusunda tehlikeli bir güç verdiğini söyler.

Kursun bu son dersi, bu eleştirileri ciddiye alıyor. Amaç, davranışsal iktisadı çürütmek ya da savunmak değil, onun güçlü ve zayıf yanlarını birlikte görmek: hangi bulgular sağlamdır, hangileri kırılgandır ve bu yaklaşımın bize ne söyleyip ne söyleyemeyeceği nedir?

Hikâye — Hediyenin ömrü

Sosyal tercihler dersinde, işverenin piyasanın gerektirdiğinden yüksek ücret ödemesine işçilerin daha fazla çabayla karşılık verdiği hediye alışverişi fikrini görmüştük. Laboratuvar deneyleri bu fikri destekliyordu: daha yüksek ücret teklifleri, ortalamada daha yüksek çabayla karşılanıyordu. Uri Gneezy ve John List, bu bulgunun gerçek bir işte, gerçek işçilerle ve bir deneyde olduklarını bilmeyen insanlarla da geçerli olup olmadığını sınamak istedi.

İlk deneylerinde, ABD'nin Orta Batı bölgesindeki bir üniversitede küçük bir kütüphanenin kitaplarını bilgisayara kaydetmek için ilan verdiler. İlanlar, altı saat sürecek tek seferlik bir iş için saatte 12 dolar vaat ediyordu. Katılımcılar bir deneye katıldıklarını bilmiyordu. 19 kişiyi işe aldılar. Bir gruba, söz verildiği gibi saatte 12 dolar ödendi. Öbür gruba ise iş anlatıldıktan sonra, vaat edilenin üstünde, saatte 20 dolar ödeneceği söylendi. Bu, hediye alışverişi fikrinin öngördüğü türden bir jestti.

Sonuç ilk başta fikri doğruluyor gibiydi. İlk 90 dakikada, ücretleri artırılan işçiler ortalama 51,7 kitap kaydetti; artırılmayanlar ise 40,7 kitap. Bu, yaklaşık yüzde 25'lik bir farktı ve istatistiksel olarak anlamlıydı. Ama ilk 90 dakikadan sonra, iki grubun çabası ayırt edilemez hâle geldi. Hediyenin etkisi, bir buçuk saat içinde sönmüştü.

Gneezy ile List, aynı deneyi bir üniversite araştırma merkezi için kapı kapı bağış toplayan öğrencilerle tekrarladı. Bu kez vaat edilen ücret saatte 10 dolardı ve bir gruba 20 dolar ödendi. Öğle yemeğinden önceki ilk üç saatte, ücretleri artırılan öğrenciler saatte ortalama 11 dolar, artırılmayanlar ise 6,40 dolar topladı; yaklaşık yüzde 70'lik bir fark. Ama öğleden sonra, iki grubun topladığı para arasındaki fark saatte yalnızca 39 sente indi ve anlamlı değildi.

Yazarların vardığı sonuç, iki yönlüydü. Hediye alışverişi gerçekti: işçiler, beklenmedik bir cömertliğe gerçekten daha fazla çabayla karşılık verdi. Ama bu etki kısa ömürlüydü ve işverenin bakış açısından toplamda kârlı değildi: aynı bütçeyle, piyasa ücretinden daha fazla işçi çalıştırmak, daha fazla kitap kaydettirecek ve daha fazla bağış toplatacaktı. Laboratuvardaki kısa deneylerde güçlü görünen bir davranış, altı saatlik gerçek bir işte hızla sönüyordu.

Kavram

Hikâyenin gösterdiği ilk sorunun bir adı var.

Laboratuvar bulgularının gerçek dünyaya taşınmasını zorlaştıran etkenlerden biri, katılımcıların gözlendiklerini bilmesidir.

Bir başka etken, deneylere kimlerin katıldığıdır.

Davranışsal iktisada yöneltilen kuramsal bir eleştiri, onun açıklama biçimiyle ilgilidir.

Davranışsal iktisadın politika önerileri, bir refah sorusuna dayanır.

Son eleştiri, politikayı tasarlayanların da insan olduğunu hatırlatır.

Veri ve kanıt

Bu çalışma, laboratuvar deneylerini reddetmez; onların ne zaman güvenilir bir rehber olduğunu sorar. Laboratuvarda katılımcılar gözlendiklerini bilir, küçük tutarlarla oynar, kararlarını yapay bir bağlamda verir ve çoğu zaman bu tür kararları ilk kez verir. Gerçek piyasalarda ise insanlar çoğu zaman gözlenmez, tutarlar büyüktür, bağlam tanıdıktır ve kararları o piyasaya kendi seçimiyle girmiş deneyimli kişiler verir. Bu farklar, laboratuvardaki cömertliğin ve adalet duygusunun sahada abartılı görünmesine yol açabilir. Ama ters yönde işleyen etkiler de vardır: gerçek hayatta itibar kaygıları ve tekrarlanan ilişkiler, sosyal tercihleri laboratuvarda olduğundan daha önemli kılabilir. Hikâyedeki hediye alışverişi deneyi, bu soruların somut bir örneğidir.

Bu derleme, Levitt ile List'in sorusuna bir tür cevap verir. Davranışsal iktisadın bulgularının önemli bir kısmı, yalnızca laboratuvarda değil, gerçek piyasalarda, gerçek paralarla ve deneyimli insanlarla da gözlenmiştir: bu kursta gördüğümüz golf, konut piyasası, emeklilik tasarrufu, taşkın sigortası ve bilet platformu örnekleri bunun kanıtlarıdır. Derlemenin önemli bir katkısı, şirketlerin ve piyasaların bu sapmalara nasıl tepki verdiği sorusunu da gündeme getirmesidir: bazı durumlarda piyasa sapmaları düzeltir, bazı durumlarda ise şirketler onlardan yararlanır ve onları kalıcı kılar. Eleştiri ile savunma arasındaki tartışma, bu yüzden «davranışsal etkiler var mı» sorusundan «hangi koşullarda ve ne büyüklükte» sorusuna kaymıştır.

Yaygın yanlış«Davranışsal iktisat, laboratuvarda öğrencilerle yapılan oyunlardan ibarettir; gerçek piyasalarda insanlar rasyonel davranır ve bu sapmalar kaybolur.»
Doğrusu

Laboratuvar bulgularının dış geçerliliği gerçek bir sorundur; hediye alışverişi etkisi sahada 90 dakika içinde söndü. Ama pek çok davranışsal etki, sahada, gerçek paralarla ve profesyonellerle de gözlenmiştir: en iyi golfçülerde kayıptan kaçınma, konut satıcılarında zarar etme isteksizliği, emeklilik tasarrufunda varsayılanların gücü. Bazı sapmalar piyasada küçülür, bazıları sürer; hangisinin hangisi olduğu ampirik bir sorudur.

Yaygın yanlış«Standart iktisat kuramı yanlış olduğu kanıtlandığı için artık kullanılmamalı; yerini davranışsal iktisat almalıdır.»
Doğrusu

Davranışsal yaklaşım, standart kuramın yerine geçmekten çok onun kapsamını genişletir. Pek çok davranışsal model, standart modele bir ya da iki parametre ekler ve bu parametre sıfır olduğunda standart modele döner. Standart kuram, pek çok durumda hâlâ iyi bir yaklaşımdır ve davranışsal iktisadın kendisi de tekrar, dış geçerlilik ve öngörü gücü bakımından sınırlıdır. İki yaklaşım birbirinin rakibi olmaktan çok, farklı koşullarda farklı ölçülerde işe yarayan araçlardır.

Neden önemli?

Davranışsal iktisada yöneltilen eleştiriler, iktisadın bir bilim olarak nasıl ilerlediğini gösterir. Bir alan, eleştirilerle karşılaştığında ya savunmaya geçer ya da kendini düzeltir. Davranışsal iktisat, son yıllarda önemli ölçüde kendini düzeltti: önceden kaydedilmiş deneyler, büyük örneklemler, tekrar çalışmaları, meta-analizler ve laboratuvar bulgularının sahada sınanması, alanın standartları hâline geldi. Hipotez testi dersinde gördüğümüz, iktisat deneylerinin tekrarlanabilirliğini sınayan çalışmalar ve bu kursun önceki derslerindeki çapalama, dürtme ve seçim fazlalığı tekrarları, bu sürecin parçalarıdır.

Eleştirilerin politika için de önemli sonuçları vardır. Davranışsal bulgulara dayanan politikalar, bu bulguların sağlamlığı kadar sağlamdır. Tek bir çarpıcı laboratuvar bulgusuna dayanarak geniş ölçekli bir politika tasarlamak, beklenen etkinin çok altında sonuçlar verebilir. Politikayı tasarlayanların da önyargılara açık olduğu gerçeği, davranışsal politikaların şeffaflık, deneme ve değerlendirme süreçleriyle birlikte uygulanmasını gerektirir. Davranışsal iktisat, insanların kusurlarını görmek için güçlü bir mercektir; ama o merceği tutanların da insan olduğunu unutmamak gerekir.

Model

Çözümlü örnek — Hediye mi, piyasa ücreti mi?

Gneezy ile List'in kütüphane deneyinin sonuçlarını, bir işverenin bakış açısından hesaplayalım. İşverenin 1.200 dolarlık bir bütçesi var ve kitapları bilgisayara kaydettirmek istiyor. İşçiler altı saat çalışıyor.

Piyasa ücretinde, saatte 12 dolardan, bir işçi altı saatte 72 dolar kazanır. Bütçe 1.200 ÷ 72 ≈ 16,7 işçiye yeter. Hediye ücretinde, saatte 20 dolardan, bir işçi 120 dolar kazanır ve bütçe 10 işçiye yeter.

Deneyde ilk 90 dakikada hediye grubundaki işçiler ortalama 51,7, piyasa ücretindekiler 40,7 kitap kaydetti; sonraki saatlerde iki grubun çabası ayırt edilemiyordu. Basitleştirmek için, iki grubun kalan 4,5 saatte aynı hızla, 90 dakika başına 40 kitap kaydettiğini varsayalım. Piyasa ücretindeki bir işçi altı saatte 40,7 + 3 × 40 = 160,7 kitap, hediye ücretindeki bir işçi 51,7 + 3 × 40 = 171,7 kitap kaydeder.

Bütçenin tamamıyla, piyasa ücretinde 16,7 × 160,7 ≈ 2.680 kitap, hediye ücretinde ise 10 × 171,7 ≈ 1.717 kitap kaydedilir. Hediye, işçi başına çabayı yaklaşık yüzde 7 artırmış, ama maliyeti yüzde 67 artırmıştır. Bu hesaptaki kalan saatlere dair varsayım bir basitleştirmedir; ama Gneezy ile List'in vardığı sonuçla uyumludur: aynı bütçeyle piyasa ücretinde daha fazla işçi çalıştırmak, toplamda daha fazla iş yaptırırdı.

Bu örnek, bir davranışsal etkinin varlığı ile önemi arasındaki farkı gösterir. Hediye alışverişi etkisi istatistiksel olarak anlamlıydı; ama ekonomik olarak, bu tek seferlik iş için, bir ücret politikasını haklı çıkaracak büyüklükte değildi. Uzun süreli iş ilişkilerinde, işçilerin işverenle ilişkisinin devam ettiği ve ücretin tekrar tekrar bir jest olarak algılandığı durumlarda sonuç farklı olabilir; bu da bulgunun dış geçerliliğinin sınırlarını gösterir.

Çözümlü örnek — Laboratuvardan sahaya ne kadar kalır?

Bir davranışsal müdahale, laboratuvar deneyinde bir davranışın görülme oranını yüzde 20'den yüzde 35'e, yani 15 puan artırıyor. Bir politika yapıcı bu müdahaleyi bütün ülkeye uygulamayı düşünüyor. Sahada beklenen etkiyi tahmin etmek için üç ayarlama yapması gerekir.

Birincisi, yayımlanan etkiler seçici yayımlama ve düşük güç nedeniyle abartılı olabilir. İktisat deneylerinin tekrarlarında etkiler, ortalama olarak özgün etkilerin yaklaşık üçte ikisi büyüklüğünde bulunmuştur; bu, 15 puanlık etkiyi yaklaşık 10 puana indirir. İkincisi, laboratuvardaki etki, katılımcıların dikkatinin yoğun olduğu kısa bir ortamda ölçülmüştür; sahada insanların yalnızca bir kısmı müdahaleyi fark eder. Sahadaki kişilerin yarısının müdahaleyi fark ettiğini varsayarsak, etki 5 puana iner. Üçüncüsü, etki zamanla sönebilir; hediye alışverişi deneyinde olduğu gibi, ilk dönemdeki etkinin ancak bir kısmı kalıcı olabilir. Etkinin yarısının kalıcı olduğunu varsayarsak, uzun dönemde beklenen etki 2,5 puandır.

Bu hesaptaki her oran bir varsayımdır; ama sonucun büyüklüğü öğreticidir. Laboratuvarda 15 puanlık bir etki, sahada ve uzun dönemde 2,5 puana, yani altıda birine inebilir. Dürtme birimlerinin deneylerinde bilimsel dergilerdeki etkilerin yaklaşık altıda biri büyüklüğünde etkiler bulunması, bu tür bir küçülmenin gerçekçi olduğunu düşündürür. Politika yapıcılar için ders, laboratuvar bulgularını doğrudan uygulamak yerine, müdahaleyi önce sahada, gerçek koşullarda ve yeterli bir süre boyunca sınamaktır.

Çözümlü örnek — Laboratuvardaki öğrenci, piyasadaki tüccar

Bir sapmanın, örneğin bağış etkisinin, laboratuvarda ve bir piyasada ne kadar görüneceğini düşünelim. Nüfusun yüzde 30'u bu sapmayı güçlü biçimde, yüzde 70'i zayıf biçimde gösteriyor. Güçlü sapma gösterenler, takas edilmesi gereken eşyaların yüzde 80'ini ellerinde tutuyor; zayıf sapma gösterenler ise yalnızca yüzde 20'sini.

Laboratuvara gönüllü üniversite öğrencileri geliyor ve bu öğrenciler nüfusa benziyor. Laboratuvarda ortalama olarak eşyaların 0,3 × 0,8 + 0,7 × 0,2 = 0,24 + 0,14 = 0,38'i, yani yüzde 38'i gereksiz yere elde tutulur. Piyasada ise alım satım yapan tüccarlar, bu piyasaya girmeyi seçmiş kişilerdir; güçlü sapma gösterenler ticaretten hoşlanmadıkları için tüccar olmayı daha az seçer. Tüccarların yalnızca yüzde 10'u güçlü sapma gösteriyorsa, piyasada gereksiz yere elde tutulan eşyaların oranı 0,1 × 0,8 + 0,9 × 0,2 = 0,08 + 0,18 = 0,26'dır.

Laboratuvar ile piyasa arasındaki 12 puanlık farkın bir kısmı öğrenmeden değil, yalnızca kimin piyasaya girdiğinden kaynaklanır. Kursun ilk dersinde gördüğümüz spor hatırası fuarı deneyinde List, bu seçilim ile deneyimin etkisini ayırmak için aynı kişilere bir yıl sonra geri dönmüştü. Bu hesap, katılımcı seçiliminin iki yönlü bir sonucunu da gösterir: piyasadaki ortalama davranış rasyonele daha yakın olabilir, ama piyasanın dışında kalan ve sapmayı güçlü biçimde gösteren insanlar, belki de korunmaya en çok ihtiyaç duyanlardır.

Çözümlü örnek — Yanılabilen düzenleyici

Bir düzenleyici, tüketicilerin bir ürünü seçerken sistematik bir hata yaptığını düşünüyor ve bu ürünün satışını kısıtlayan bir düzenleme hazırlıyor. Düzenleme, tüketiciler gerçekten hata yapıyorsa her tüketiciye ortalama 500 liralık bir kazanç sağlayacak. Ama tüketiciler aslında hata yapmıyorsa, yani ürünü kendi gerçek tercihleri nedeniyle seçiyorlarsa, düzenleme onlara ortalama 300 liralık bir kayıp yaşatacak.

Düzenleyicinin, tüketicilerin hata yaptığı konusunda yüzde 80 emin olduğunu varsayalım. Düzenlemenin beklenen net faydası 0,8 × 500 − 0,2 × 300 = 400 − 60 = 340 liradır; düzenleme yerinde görünür.

Ama bu dersteki davranışsal kamu seçimi eleştirisi, düzenleyicinin kendi güveninin de aşırı kesinlikten etkilenebileceğini hatırlatır. Bilişsel önyargılar dersinde gördüğümüz şirket yöneticileri gibi, düzenleyicinin yüzde 80'lik güveni de abartılı olabilir. Tüketicilerin gerçekten hata yaptığı olasılığı yüzde 50 ise, beklenen net fayda 0,5 × 500 − 0,5 × 300 = 250 − 150 = 100 liraya düşer. Olasılık yüzde 35 ise, 0,35 × 500 − 0,65 × 300 = 175 − 195 = −20 lira olur ve düzenleme zarar verir.

Bu hesap, davranışsal politikaların neden hem bireylerin hem de düzenleyicilerin sınırlarını hesaba katması gerektiğini gösterir. Bir düzenlemenin yararı, tüketicilerin hata yaptığından ne kadar emin olunduğuna bağlıdır; ve bu güvenin kendisi de sınanmalıdır. Kısıtlama yerine bilgilendirme ya da kolayca çıkılabilen bir varsayılan gibi daha hafif araçlar, düzenleyici yanıldığında daha az zarar verir; bu, özgürlükçü paternalizmin temel savunularından biridir. Örneğin kolayca çıkılabilen bir varsayılan, tüketiciler hata yapıyorsa 500 yerine 300 liralık bir kazanç, hata yapmıyorsa 300 yerine yalnızca 50 liralık bir kayıp yaratıyorsa, yüzde 35'lik olasılıkta bile beklenen net fayda 0,35 × 300 − 0,65 × 50 = 105 − 32,5 = 72,5 lira olur ve pozitif kalır.

Çözümlü örnek — Gözlenmenin payı

Bir diktatör oyununda, katılımcıların deneycinin kimin ne verdiğini görebildiği standart bir düzenekte, verilen pay ortalamada yüzde 25 çıkıyor. Deneycinin bile kimin ne verdiğini bilemeyeceği, tamamen anonim bir düzenekte ise ortalama olarak yüzde 10'u veriliyor. Bu sayılar örnektir; ama anonimliği artıran tasarımların verme davranışını belirgin biçimde azalttığı, Elizabeth Hoffman ve arkadaşlarının 1990'lardaki deneyleri gibi çalışmalarla gösterilmiştir.

Bu örnekte, standart düzenekte gözlenen cömertliğin 25 − 10 = 15 puanı, yani yüzde 60'ı, gözlenmenin etkisidir; yalnızca yüzde 40'ı anonim koşullarda da süren bir cömertliktir. Gerçek hayattaki bir bağış kararı, bu iki düzenekten hangisine daha çok benziyorsa, laboratuvar bulgusu o ölçüde geçerlidir. Bir hayır kurumunun kapı kapı bağış topladığı durum, gözlenen düzeneğe; internetten isimsiz bağış yapma olanağı ise anonim düzeneğe daha yakındır.

Bu hesap, deneyci talep etkisinin bir ölçüm hatası olarak değil, bir bilgi olarak da okunabileceğini gösterir. İnsanların başkalarının gözü önünde daha cömert davranması, gerçek hayatta da önemli bir etkendir; sosyal baskı ve itibar, bağış, vergi uyumu ve işbirliği gibi pek çok davranışı etkiler. Sorun, laboratuvardaki gözlenme düzeyinin, incelenen gerçek hayat durumundaki gözlenme düzeyiyle örtüşüp örtüşmediğidir.

Çözümlü örnek — Hangi seçim gerçek tercihtir?

Bir çalışan, emeklilik planına katılım formu ona «katılıyorum» kutusu işaretli olarak verildiğinde katılıyor; kutu işaretsiz verildiğinde ise katılmıyor. Standart iktisatta seçim, tercihi açığa vurur; ama bu çalışanın iki seçimi birbiriyle çelişir. Hangisi onun gerçek tercihidir?

Bernheim ile Rangel'in önerdiği yaklaşımlardan birine göre, refah değerlendirmesinde yalnızca çerçeveden bağımsız olarak tutarlı olan seçimler kesin bilgi verir. Bu çalışan, başka koşullar aynıyken katılmayı ya da katılmamayı tutarlı biçimde seçmediği için, iki seçenek arasındaki tercihi belirsizdir. Bu durumda politika yapıcı, iki varsayılandan hangisinin çalışanın refahını artırdığını seçimlerine bakarak söyleyemez; başka bilgilere, örneğin çalışanın emeklilikte yeterli gelire sahip olup olmayacağına ya da ona doğrudan ve dikkatle sorulduğunda ne istediğini söylediğine bakmak zorundadır.

Şimdi 100 çalışanın 60'ının her iki çerçevede de katıldığını, 15'inin her iki çerçevede de katılmadığını ve 25'inin çerçeveye göre davrandığını düşünelim. Refah değerlendirmesi 75 çalışan için açıktır: 60'ı katılmayı, 15'i katılmamayı tercih eder. Belirsizlik yalnızca 25 çalışan için vardır. Katılmanın varsayılan olduğu bir düzenleme, ilk 60 çalışanı etkilemez, son 15'inin çıkmak için küçük bir zahmete katlanmasını gerektirir ve ortadaki 25 çalışanı katılımda tutar. Bu düzenlemenin iyi olup olmadığı, bu 25 çalışanın emeklilik gelirinin yeterli olup olmayacağına dair ek bilgilere bağlıdır. Davranışsal refah iktisadı, bu tür kararları seçimlere değil, seçimlerin tutarlı olduğu alanlara ve ek kanıtlara dayandırmayı önerir.

Çözümlü örnek — Her şeyi açıklayan kuram

Bir yatırımcı hisse senedi alıyor ve fiyat düşüyor. Yatırımcı hisseyi satmıyor. Bir davranışsal iktisatçı bunu kayıptan kaçınmayla ya da elden çıkarma etkisiyle açıklar. Başka bir yatırımcı aynı durumda hisseyi hemen satıyor. Bu da «aşırı tepki» ya da «panik» olarak açıklanabilir. Bir üçüncü yatırımcı fiyat düşünce daha fazla hisse alıyor; bu da «aşırı güven» ya da «çapalama» ile açıklanabilir. Üç zıt davranışın üçü de bir önyargıyla açıklanabiliyorsa, önyargılar bu durumda hiçbir şey öngörmüyor demektir.

Sonradan açıklama sorununu aşmanın yolu, bir parametreyi bir ortamda ölçüp başka bir ortamda öngörü yapmaktır. Örneğin kayıptan kaçınma katsayısının 2 civarında olduğunu, kazanç–kayıp oyunlarındaki deneylerden biliyoruz. Bu katsayıyı kullanarak, deneyden hiç bilgi almadan, konut satıcılarının zarar ettiklerinde ne kadar yüksek fiyat isteyeceğini ya da golfçülerin birdie ve par puttlarındaki farkın hangi yönde olacağını öngörebiliriz. Öngörü tutarsa, kuram yalnızca açıklamamış, öngörmüştür. Davranışsal iktisadın en güçlü bulguları, bu tür bağımsız öngörülerin tuttuğu bulgulardır; en zayıfları ise yalnızca sonradan bulunmuş açıklamalara dayananlardır.

Modelin sınırları

Eleştirilerin kendileri de eleştiriye açıktır. Laboratuvar bulgularının sahada küçülmesi, her zaman laboratuvarın yanıltıcı olduğunu göstermez; bazen sahada etkiyi ölçmek daha zordur ve gürültü etkiyi gizler. Standart kuramın da kendi sonradan açıklama sorunu vardır: yeterince esnek tercihler varsayılırsa, standart kuram da hemen her davranışı açıklayabilir. Piyasaların sapmaları düzelttiği iddiası da, önceki derslerde gördüğümüz gibi, her piyasa için geçerli değildir.

Davranışsal refah iktisadının soruları ise hâlâ açıktır. Bir insanın hangi seçiminin onun gerçek tercihini yansıttığına karar vermek, yalnızca bir iktisat sorusu değil, aynı zamanda felsefi bir sorudur. Bu soru, özgürlük, özerklik ve refah arasındaki dengeye dair değer yargıları gerektirir; bu yargılar, kanıtlarla birlikte ama kanıtlardan ayrı olarak tartışılmalıdır.

Uygulama

Özet kartı

  1. Gneezy ile List'in saha deneyinde, beklenmedik biçimde yüksek ücret alan işçiler ilk 90 dakikada yaklaşık yüzde 25 daha fazla iş yaptı; ama sonra fark kayboldu. Hediye alışverişi gerçekti, ama kısa ömürlüydü ve işveren için toplamda kârlı değildi.
  2. Levitt ile List'e göre laboratuvar ile gerçek piyasalar; gözlenme, tutarların büyüklüğü, bağlam ve katılımcı seçilimi bakımından farklılaşır. Bu farklar, laboratuvar bulgularının sahada küçülmesine ya da bazen büyümesine yol açabilir; bulgular kuram ışığında yorumlanmalıdır.
  3. DellaVigna'nın derlemesine göre standart dışı tercihler, inançlar ve karar verme biçimleri, tüketimden finansa, suçtan oy vermeye kadar sahada da gözlenir; asıl soru etkilerin varlığı değil, hangi koşullarda ve ne büyüklükte olduğudur.
  4. Sonradan açıklama sorunu, her davranışın bir önyargıyla açıklanabilmesidir; buna karşı en güçlü savunma, bir ortamda ölçülen parametrelerle başka bir ortamda başarılı öngörüler yapmaktır.
  5. Davranışsal refah iktisadı, seçimler çerçeveye bağlıyken refahın nasıl ölçüleceğini sorar; davranışsal kamu seçimi ise düzenleyicilerin de önyargılara açık olduğunu hatırlatır. Bu yüzden davranışsal politikalar şeffaflık, deneme ve değerlendirme gerektirir.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Dış geçerlilikExternal validityBulguların başka insanlara, ortamlara ve zamanlara genellenebilmesi
Deneyci talep etkisiExperimenter demand effectKatılımcıların deneycinin beklentisine göre davranması
Katılımcı seçilimiParticipant selectionDeneye ya da piyasaya katılanların rastgele bir örnek olmaması
Sonradan açıklama sorunuAd hoc explanation problemGözlemi sonradan uygun bir önyargıyla açıklama eğilimi
Davranışsal refah iktisadıBehavioral welfare economicsSeçimler çerçeveye bağlıyken refahın nasıl ölçüleceğini soran alan
Davranışsal kamu seçimiBehavioral public choiceDavranışsal bulguları politikacılara ve düzenleyicilere uygulayan yaklaşım

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) Dış geçerlilik ile iç geçerlilik arasındaki farkı açıkla. Bir laboratuvar deneyi neden iç geçerliliği yüksek ama dış geçerliliği düşük olabilir?
  2. (Çıktı 2) Gneezy ile List'in saha deneyi, laboratuvardaki hediye alışverişi bulguları hakkında ne söyler? Bu sonuç, uzun süreli iş ilişkilerinde de geçerli olmak zorunda mıdır?
  3. (Çıktı 3) Bir işverenin 2.400 liralık bir bütçesi var. Piyasa ücreti günlük 200, hediye ücreti günlük 300 lira. Piyasa ücretindeki bir işçi günde 50 birim, hediye ücretindeki bir işçi 58 birim iş yapıyor. Bütçenin tamamıyla her iki ücret politikasında yapılacak toplam işi hesapla. Hangi politika işveren için daha iyidir?
  4. (Çıktı 3) Bir müdahale laboratuvarda bir davranışı 12 puan artırıyor. Tekrarlarda etkilerin ortalama yüzde 60'ının korunduğunu, sahada insanların yüzde 40'ının müdahaleyi fark ettiğini ve etkinin yarısının kalıcı olduğunu varsayarak, sahada uzun dönemde beklenen etkiyi hesapla.
  5. (Çıktı 3) Bir düzenleme, tüketiciler hata yapıyorsa kişi başı 400 lira kazanç, yapmıyorsa 400 lira kayıp yaratıyor. Tüketicilerin hata yaptığı olasılığı yüzde 70, yüzde 50 ve yüzde 40 olduğunda beklenen net faydayı hesapla. Düzenleyici hangi koşulda bu düzenlemeyi uygulamalıdır?
  6. (Çıktı 4) Bir köşe yazarı, «Davranışsal iktisat, her gözleme bir önyargı adı veren ve tekrar edilemeyen deneylere dayanan bir modadır; iktisatçılar standart kurama geri dönmelidir» diyor. Bir başkası, «Bu alan, insanların akıl dışı davrandığını kanıtladı ve devletin onları korumasını meşrulaştırdı» diyor. Bu dersteki kanıtları ve kavramları kullanarak iki görüşü de değerlendir.

Cevaplar

  1. İç geçerlilik, bir çalışmanın kendi örneklemi ve ortamı içinde nedenselliği güvenilir biçimde göstermesidir; dış geçerlilik ise bulguların başka insanlara, ortamlara ve zamanlara genellenebilmesidir. Bir laboratuvar deneyi, rastgele atama ve kontrollü koşullar sayesinde iç geçerliliği yüksek bir çalışma olabilir. Ama katılımcılar gözlendiklerini bilir, küçük tutarlarla oynar, yapay bir bağlamda karar verir ve çoğu zaman gönüllü üniversite öğrencileridir. Gerçek piyasalar bu boyutlarda farklıysa, laboratuvardaki bulgu sahada aynı biçimde ve büyüklükte görülmeyebilir.
  2. Deney, hediye alışverişinin gerçek bir işte, gerçek işçilerle de var olduğunu, ama etkinin laboratuvarda göründüğünden çok daha kısa ömürlü olduğunu gösterdi: işçiler ilk 90 dakikada yaklaşık yüzde 25 daha fazla iş yaptı, sonra fark kayboldu. Bu, kısa laboratuvar deneylerinin, zamanla sönen etkileri abartabileceğini düşündürür. Ama deneydeki iş tek seferlikti. Uzun süreli iş ilişkilerinde, işçilerin işverenle ilişkisinin devam ettiği ve yüksek ücretin tekrar tekrar bir jest olarak algılandığı durumlarda, karşılıklılık daha kalıcı olabilir; bu yüzden sonuç her iş ilişkisine genellenemez.
  3. Piyasa ücretinde bütçe 2.400 ÷ 200 = 12 işçiye yeter ve toplam iş 12 × 50 = 600 birimdir. Hediye ücretinde bütçe 2.400 ÷ 300 = 8 işçiye yeter ve toplam iş 8 × 58 = 464 birimdir. Piyasa ücreti işveren için daha iyidir; hediye işçi başına çabayı yüzde 16 artırmış, ama maliyeti yüzde 50 artırmıştır.
  4. Tekrarlardan sonra etki 12 × 0,6 = 7,2 puandır. Sahada insanların yüzde 40'ı fark ettiğinde 7,2 × 0,4 = 2,88 puana iner. Etkinin yarısı kalıcı olduğunda uzun dönemde beklenen etki 2,88 × 0,5 = 1,44 puandır; laboratuvardaki etkinin yaklaşık sekizde biri.
  5. Yüzde 70'te beklenen net fayda 0,7 × 400 − 0,3 × 400 = 280 − 120 = 160 liradır. Yüzde 50'de 200 − 200 = 0 liradır. Yüzde 40'ta 160 − 240 = −80 liradır. Kazanç ve kayıp eşit büyüklükte olduğu için, düzenleme ancak tüketicilerin hata yaptığı olasılığı yüzde 50'nin üstündeyse beklenen bir fayda sağlar. Ama düzenleyicinin bu olasılığa dair tahmini de aşırı kesinlikten etkilenebileceği için, bu tahminin bağımsız kanıtlarla sınanması ve düzenleyici yanıldığında zararı sınırlayan hafif araçların tercih edilmesi gerekir.
  6. Birinci görüşün haklı olduğu noktalar vardır: bazı ünlü bulgular tekrar ve saha çalışmalarında küçüldü ya da kayboldu ve sonradan açıklama sorunu gerçek bir risktir. Ama görüş, sahadan gelen kanıtların ağırlığını hesaba katmıyor. Pek çok davranışsal etki, DellaVigna'nın derlediği gibi sahada, gerçek paralarla ve profesyonellerde de gözlenmiştir ve bazı davranışsal parametreler bir ortamda ölçülüp başka ortamlarda başarılı öngörüler için kullanılmıştır. Ayrıca standart kuram da esnek tercihlerle her şeyi açıklayabilir. İkinci görüş ise kanıtların ötesine geçiyor: kanıtlar insanların belirli koşullarda sistematik biçimde saptığını gösteriyor; genel bir akıl dışılık hükmü ise bu kanıtlardan çıkmaz. Devletin müdahalesi, düzenleyicilerin de önyargılara açık olduğunu hatırlatan davranışsal kamu seçimi eleştirisi ve refahın nasıl ölçüleceğine dair belirsizlik nedeniyle, kendiliğinden meşru değildir. Kanıtlar, davranışsal iktisadı ne bir moda ne de sınırsız bir müdahale gerekçesi olarak görmeyi destekler; onu, standart kuramla birlikte, sağlam bulguları kırılgan olanlardan ayırarak kullanılması gereken bir araç olarak görmeyi destekler.

İleri okuma

  • Uri Gneezy, John A. List (2006). «Putting Behavioral Economics to Work: Testing for Gift Exchange in Labor Markets Using Field Experiments». Econometrica 74(5). Hediye alışverişinin sahada sınanması.
  • Steven D. Levitt, John A. List (2007). «What Do Laboratory Experiments Measuring Social Preferences Reveal About the Real World?». Journal of Economic Perspectives 21(2). Laboratuvar bulgularının genellenebilirliği.
  • Stefano DellaVigna (2009). «Psychology and Economics: Evidence from the Field». Journal of Economic Literature 47(2). Davranışsal iktisadın saha kanıtlarının derlemesi.
  • B. Douglas Bernheim, Antonio Rangel (2009). «Beyond Revealed Preference: Choice-Theoretic Foundations for Behavioral Welfare Economics». Quarterly Journal of Economics 124(1). Davranışsal refah iktisadının temelleri.

Sonraki derse köprü

Bu kurs, insanların bugün nasıl karar verdiğini inceledi ve bu kararların kültüre, kurumlara ve deneyime göre değiştiğini gösterdi. On beş toplum çalışmasında gördüğümüz gibi, piyasalarla bütünleşme ve işbirliği biçimleri, insanların davranışlarını şekillendiren uzun tarihsel süreçlerin ürünüdür. Sıradaki kurs, bu uzun tarihe dönüyor ve dünya ekonomik tarihini inceliyor. İlk ders, insanlık tarihinin büyük kısmında yaşam standartlarının neden neredeyse hiç yükselmediğini soruyor. Teknoloji ilerlediği hâlde gelirler neden uzun dönemde yerinde saydı ve nüfus ile kaynaklar arasındaki ilişki bu durgunluğu nasıl açıklar?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: bu kursun sekiz dersinin simgeleri bir duvarda asılı; her birinin yanında, sonraki tekrar çalışmalarını temsil eden küçük bir soru işareti belirir.
  • Hikâye: bir üniversite kütüphanesinde bilgisayar başında kitap kaydeden işçiler; bir grubun önünde 12, öbürünün önünde 20 dolarlık bir etiket. Kaydedilen kitap sayısı çubukları ilk 90 dakikada ayrışır, sonra eşitlenir. Ardından kapı kapı bağış toplayan öğrenciler; öğleden önce ayrışan, öğleden sonra birleşen iki çizgi.
  • Kavram: bir laboratuvar odasının camından içeri bakan bir deneyci ve camın öbür yanında davranışını ayarlayan bir katılımcı. Ardından her davranışa bir etiket yapıştıran bir el ve etiketlerle dolmuş bir pano.
  • Veri ve kanıt: bir terazinin bir kefesinde laboratuvar, öbür kefesinde gerçek piyasa; gözlenme, tutar, bağlam ve seçilim ağırlıkları kefeler arasında yer değiştirir. Ardından golf, konut, emeklilik ve sigorta simgelerinden oluşan bir saha kanıtları haritası.
  • Model: 15 puanlık bir laboratuvar etkisinin üç aşamada 2,5 puana küçülmesi. Bir düzenleyicinin elindeki büyüteç; büyütecin içinde de küçük bir önyargı simgesi.
  • Neden önemli: önceden kayıt, tekrar ve meta-analiz simgelerinin bir araya gelerek bir kalkan oluşturması.

Seslendirme, davranışsal iktisadı ne çöken bir moda ne de tartışmasız bir devrim olarak sunar. Eleştirileri ve savunmaları eşit ağırlıkla aktarır ve alanın kendini düzeltme sürecini, bilimin olağan işleyişinin bir parçası olarak anlatır.

Kısa kesit

Dikey, elli saniyelik. Seslendirme: «Bir kütüphane, işçilerine söz verdiğinden fazla ücret ödedi. İşçiler daha çok çalıştı.» Ekranda yükselen bir çubuk. «Ama yalnızca bir buçuk saat. Sonra her şey eskisi gibi oldu.» Kapanış: «Laboratuvarda gördüğümüz davranışlar, gerçek hayatta ne kadar sürer? Derste.»