İçeriğe geç

Ders EKO-209.03 · Seviye 2 — Orta

Kayıptan kaçınma

EKO-209 Davranışsal İktisada Giriş

4.694 kelime · yaklaşık 21 dakika okuma · seslendirme 11 dk · veriler Eylül 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • kayıptan kaçınma
  • referans noktası
  • kayıptan kaçınma katsayısı
  • bağış etkisi
  • kabul etme ile ödeme istekliliği arasındaki fark
  • statüko yanlılığı
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Kayıptan kaçınma, bir referans noktasına göre kayıp olarak algılanan sonucun, aynı büyüklükteki bir kazançtan daha ağır basmasıdır. Referans noktası mevcut durum, bir beklenti, bir hedef ya da geçmişteki bir fiyat olabilir.
  2. 150 makaleden 607 tahmini birleştiren meta-analize göre kayıptan kaçınma katsayısının ortalaması 1,955'tir; kayıplar kazançlardan yaklaşık iki kat ağır basar. Bu yüzden insanlar yarı yarıya olasılıklı bir oyunu, kazanç kaybın yaklaşık iki katına ulaşmadıkça reddeder.
  3. Bağış etkisi, bir mala sahip olmanın ona verilen değeri artırmasıdır. Kahneman, Knetsch ve Thaler'in bardak pazarlarında beklenen ticaretin yalnızca yüzde 20'si gerçekleşti ve satış değerleri alış değerlerinin yaklaşık iki katıydı.
  4. Pope ile Schweitzer'e göre en iyi golfçüler bile, aynı zorluktaki par puttlarına göre birdie puttlarını yaklaşık 2 puan daha az isabet ettiriyor. Genesove ile Mayer'e göre zarar eden ev satıcıları, alış fiyatı ile piyasa değeri arasındaki farkın yüzde 25–35'i kadar daha yüksek fiyat istiyor.
  5. Statüko yanlılığı, mevcut durumdan her ayrılışın bir kayıp içermesinden beslenir. Kayıptan kaçınma, ücretlerin aşağı doğru katılığını, piyasalarda fiyatlar düşerken işlem hacminin daralmasını ve reformlara direnci açıklamaya yardım eder.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — Kayıptan kaçınmayı, referans noktasını, kayıptan kaçınma katsayısını, bağış etkisini, kabul etme ile ödeme istekliliği arasındaki farkı ve statüko yanlılığını tanımlar.
  • Anlama — İnsanların sonuçları mutlak düzeylere göre değil, bir referans noktasına göre kazanç ya da kayıp olarak değerlendirmesinin, küçük riskleri reddetmeyi, alım satımın azalmasını ve mevcut durumu korumayı nasıl açıkladığını açıklar.
  • Uygulama — Kayıptan kaçınma katsayısı verildiğinde bir kişinin kabul edeceği en küçük kazancı, bir malın satış ve alış değerleri arasındaki farkı ve bir satıcının zarar ederken isteyeceği fiyatı hesaplar.
  • Değerlendirme — Golf, konut piyasası ve meta-analiz kanıtlarını karşılaştırarak kayıptan kaçınmanın ne kadar büyük, ne kadar yaygın ve hangi koşullarda zayıf olduğunu tartar.

Sezgi

Açılış

Bir arkadaşın sana bir yazı tura oyunu öneriyor. Yazı gelirse 110 lira kazanacaksın, tura gelirse 100 lira kaybedeceksin. Beklenen değeri artı 5 liradır; oyunu oynamak, ortalama olarak seni zenginleştirir. Yine de çoğu insan bu teklifi reddeder. Kazanç miktarını 150'ye çıkarsan bile pek çok kişi tereddüt eder; bir kısmı ancak 200 lira civarında ikna olur.

Bu davranış, beklenen fayda kuramının riskten kaçınma kavramıyla açıklanmaya çalışılabilir. Ama sorun şudur: bu kadar küçük tutarlarda riskten kaçınma neredeyse yok olmalıdır. Serveti yüzlerce bin lira olan birinin, 100 liralık bir kaybı telafi etmek için 200 liralık bir kazanç istemesi, beklenen fayda kuramının diliyle akıl almaz ölçüde güçlü bir riskten kaçınma gerektirir; öyle ki bu kişi, büyük tutarlarda hiçbir makul riski almamalıdır. Oysa aynı kişiler büyük kararlarda gayet makul riskler alır.

Daniel Kahneman ve Amos Tversky'nin önerdiği açıklama başkadır. İnsanlar sonuçları, servetlerinin toplam düzeyine göre değil, bulundukları noktadan bir kazanç ya da kayıp olarak değerlendirir; ve kayıplar, aynı büyüklükteki kazançlardan daha ağır basar. 100 liralık kaybın acısı, 100 liralık kazancın sevincinin yaklaşık iki katıdır. Bu ders, bu asimetrinin nereden geldiğini değil, iktisadi kararlarda nerede ve ne kadar güçlü göründüğünü soruyor.

Hikâye — Tiger Woods ve par

Profesyonel golfte bir oyuncunun turnuvadaki başarısı, dört gün boyunca attığı toplam vuruş sayısıyla ölçülür. Her delikte bir vuruş eksik ya da fazla, toplam puanda aynı değeri taşır. Ama her deliğin bir de «par» değeri vardır: iyi bir oyuncunun o deliği kaç vuruşta bitirmesi beklendiğini gösteren sayı. Par'ın bir vuruş altında bitirmeye «birdie», bir vuruş üstünde bitirmeye «bogey» denir. Toplam skor açısından par'ın hiçbir özel anlamı yoktur; ama oyuncular için par, her delikte göze batan bir referans noktasıdır.

Devin Pope ve Maurice Schweitzer, bu ayrımın oyuncuların davranışını etkileyip etkilemediğini sordu. 2004–2009 arasında PGA Turu'ndaki 239 turnuvada, her biri en az 1.000 putt yapmış 421 profesyonel golfçünün, lazerle ölçülmüş 2,5 milyondan fazla puttunu incelediler. Karşılaştırdıkları şey şuydu: aynı uzaklıktan, aynı yeşil alanda yapılan bir putt, birdie için mi yoksa par için mi yapıldığına göre farklı sonuçlanıyor muydu? Birdie puttu isabet ederse oyuncu par'ın altına iner, yani bir kazanç elde eder; par puttu kaçarsa par'ın üstüne çıkar, yani bir kayıp yaşar.

Yazarlar, topun yeşil üzerindeki konumunu, oyuncuların farklı becerilerini, yeşil alanı tanımanın etkisini ve delikler arasındaki farkları hesaba kattı. Sonuç açıktı: golfçüler, aynı zorluktaki par puttlarına göre birdie puttlarını yaklaşık 2 puan daha az isabet ettiriyordu. Oyuncular, bir kaybı önlemek için yaptıkları puttlarda, eşdeğer bir kazanç için yaptıklarından daha odaklı ve daha başarılıydı. Bu etki, dünyanın en iyi golfçülerinde, Tiger Woods dahil, görülüyordu. Yazarların hesabına göre bu fark, en iyi 20 golfçüye toplamda yılda yaklaşık 1,2 milyon dolar ödül kaybettiriyordu.

Bu bulgu, önceki derslerde tartıştığımız bir soruya güçlü bir cevap verir: deneyim, rekabet ve yüksek ödüller önyargıları ortadan kaldırır mı? Golfçüler, aynı kararı binlerce kez veren, sonuçlarını anında gören ve hatalarının bedelini parayla ödeyen profesyonellerdir. Buna rağmen, anlamsız bir referans noktası olan par, davranışlarını sistematik biçimde etkiliyordu. Kayıptan kaçınma, deneyimli tüccarların fuarında neredeyse kaybolan bir eğilim değil, en iyi profesyonellerde de süren bir eğilim olabilir.

Kavram

Hikâyenin merkezindeki eğilim, davranışsal iktisadın en çok kullanılan kavramıdır.

Kayıptan kaçınma, kazançların ve kayıpların neye göre ölçüldüğü sorusunu doğurur.

Kayıptan kaçınmanın büyüklüğü tek bir sayıyla özetlenir.

Kayıptan kaçınmanın en çarpıcı sonuçlarından biri, bir şeye sahip olmanın onun değerini değiştirmesidir.

Bağış etkisi, iktisatçıların bir malın değerini ölçmek için sorduğu iki soruya farklı cevaplar verilmesine yol açar.

Kayıptan kaçınma, var olan durumu değiştirmeye karşı bir direnç de yaratır.

Veri ve kanıt

Bu çalışma, kayıptan kaçınmanın büyük tutarlı, gerçek bir piyasadaki izidir. Standart kurama göre bir satıcının istediği fiyat, evin bugünkü piyasa değerine ve satışın aciliyetine bağlı olmalıdır; evi yıllar önce kaça aldığı, bugünkü kararla ilgisiz bir batık maliyettir. Ama satıcılar için alış fiyatı bir referans noktasıdır ve onun altında satmak bir kayıp olarak algılanır. Sonuç, piyasa düzeyinde de görülür: fiyatlar düştüğünde, pek çok satıcı zararına satmak istemediği için yüksek fiyatlar ister ve evler uzun süre satılmaz. Satış hacmi fiyatlarla birlikte düşer. Yatırımcıların da, daha zayıf olsa da, aynı davranışı göstermesi, etkinin yalnızca duygusal bağlılıktan kaynaklanmadığını düşündürür. Yatırımda elden çıkarma etkisi, aynı eğilimin hisse senetlerindeki biçimidir.

Bu meta-analiz, sıkça tekrarlanan «kayıplar kazançlardan iki kat ağır basar» sözünü sağlam bir temele oturtur. Tek tek çalışmalar çok farklı tahminler verir: bazılarında katsayı 1'e yakın, bazılarında 3'ün üstündedir. Ama yüzlerce tahminin ortalaması, 2'ye çok yakındır ve belirsizlik aralığı dardır. Bu, kayıptan kaçınmanın rastlantısal bir laboratuvar bulgusu olmadığını, farklı alanlarda ve yöntemlerle tekrarlanan bir örüntü olduğunu gösterir. Yine de ortalama, herkesin aynı katsayıya sahip olduğu anlamına gelmez. Kişiler arasında ve durumlar arasında büyük farklar vardır; bazı insanlar ve bazı kararlar kayıptan kaçınma göstermez.

Yaygın yanlış«Kayıptan kaçınma, riskten kaçınmanın başka bir adıdır; ikisi de insanların riskli seçeneklerden uzak durmasını anlatır.»
Doğrusu

Riskten kaçınma, beklenen fayda kuramında servetin azalan marjinal faydasından doğar ve küçük tutarlarda neredeyse yok olur. Kayıptan kaçınma ise kazançlar ile kayıplar arasındaki bir asimetridir ve referans noktasının hemen çevresinde, küçük tutarlarda bile güçlüdür. Bu yüzden küçük bir kazanç–kayıp oyununu reddetmek, riskten kaçınmayla değil kayıptan kaçınmayla açıklanır. Kayıptan kaçınma risk olmadan da görülür: bağış etkisinde hiçbir belirsizlik yoktur.

Yaygın yanlış«Kayıptan kaçınma yalnızca deneyimsiz insanlarda ve küçük tutarlarda görülür; profesyoneller ve yüksek ödüller onu ortadan kaldırır.»
Doğrusu

List'in fuarında deneyimli tüccarlarda bağış etkisi neredeyse kayboluyordu; ama Pope ile Schweitzer, binlerce kez aynı kararı veren ve milyonlarca dolarlık ödüller için oynayan en iyi golfçülerde de kayıptan kaçınma buldu. Genesove ile Mayer ise evler gibi büyük tutarlı varlıklarda, yatırımcılar dahil, kayıptan kaçınmanın satıcı davranışını etkilediğini gösterdi. Deneyim bazı bağlamlarda etkiyi azaltır, ama onu genel olarak ortadan kaldırmaz.

Neden önemli?

Kayıptan kaçınma, pek çok iktisadi olguyu açıklamaya yardım eder. Ücretler neden düşmekte zorlanır? Çalışanlar mevcut ücretlerini referans noktası olarak alır ve ücret kesintisini, eşdeğer bir zam eksikliğinden çok daha ağır bir kayıp olarak algılar. Vergi reformları neden zor geçer? Kaybedenler kayıplarını kazananların kazançlarından daha güçlü hisseder ve daha yüksek sesle karşı çıkar. Borsalarda ve konut piyasalarında fiyatlar düştüğünde işlem hacmi neden daralır? Sahipler zararına satmak istemez.

Kayıptan kaçınma, politika tasarımına da ipuçları verir. Aynı teşvik bir kazanç ya da bir kayıp olarak sunulduğunda farklı sonuçlar verebilir. Bir vergi indirimi ile bir cezadan kurtulma, ekonomik olarak aynı olsa bile, farklı algılanabilir. Emeklilik planlarında, zam aldıkça tasarruf oranını artırmayı önceden kabul etmek, ele geçen ücrette bir düşüş hissettirmediği için, tasarrufu artırmanın bir yolu olarak önerilmiştir. Bu araçlar, kayıptan kaçınmayı insanların kendi hedeflerine ulaşmalarına yardım edecek biçimde kullanabilir; ama aynı bilgiyle, insanları kendi aleyhlerine olan seçimlere yönlendirmek de mümkündür.

Model

Çözümlü örnek — Kazanç–kayıp oyununu kabul etmek

Bir kişinin sonuçları referans noktasına göre değerlendirdiğini ve basit bir değer fonksiyonu kullandığını varsayalım: x liralık bir kazanç x kadar, x liralık bir kayıp ise λ × x kadar değer kaybı yaratıyor. Bu, kazançlar ve kayıplar için eğimi farklı, düz çizgilerden oluşan bir değer fonksiyonudur; kıvrımlı biçimi ilerideki bir derste ele alınacak.

Açılıştaki oyunu düşünelim: yarı yarıya olasılıkla G lira kazanç ya da 100 lira kayıp. Oyunun değeri 0,5 × G − 0,5 × λ × 100'dür. Kişi oyunu, bu değer sıfırdan büyükse kabul eder: G > λ × 100.

Kayıptan kaçınma katsayısı 1 ise, yani kazançlar ve kayıplar eşit ağırlıktaysa, kişi 100 liradan fazla her kazancı kabul eder; 110 liralık kazançlı oyun onun için cazip olur. Katsayı 2 ise, kişi ancak 200 liradan fazla bir kazanç için oyunu kabul eder. Meta-analizdeki ortalama katsayı olan 1,955 ile kabul eşiği yaklaşık 196 liradır. Açılışta anlattığımız davranış, katsayısı 2 civarında olan birinin davranışıdır.

Aynı hesap, katsayının deneylerde nasıl ölçüldüğünü de gösterir. Bir araştırmacı katılımcılara, kayıp sabit kalırken kazancı adım adım artıran bir dizi oyun sunar ve katılımcının hangi kazançta oyunu kabul etmeye başladığına bakar. Bu eşiğin kayba oranı, kayıptan kaçınma katsayısının bir tahminidir. 100 liralık kayıp için 250 lirada kabul etmeye başlayan birinin katsayısı yaklaşık 2,5'tir.

Rabin'in kalibrasyon argümanı

Açılışta, küçük bir kazanç–kayıp oyununu reddetmenin beklenen fayda kuramıyla açıklanmasının neden zor olduğunu söylemiştik. Matthew Rabin 2000'de bu sezgiyi bir teoremle kesinleştirdi. Beklenen fayda kuramında riskten kaçınma, servetin azalan marjinal faydasından gelir. Bir kişi, servetinin hangi düzeyde olursa olsun, yarı yarıya olasılıkla 100 dolar kaybedip 110 dolar kazandığı oyunu reddediyorsa, bu kişinin fayda fonksiyonu, her 210 dolarlık aralıkta marjinal faydanın belirgin biçimde düşmesini gerektirir. Bu düşüş, binlerce dolarlık aralıklar boyunca birikince aşırı sonuçlar doğurur: Rabin'in gösterdiği gibi, böyle biri yarı yarıya olasılıkla 1.000 dolar kaybedeceği bir oyunu, kazanç tutarından bağımsız olarak reddetmelidir.

Gerçekte kimse böyle davranmaz: 100 dolarlık küçük oyunu reddeden pek çok kişi, 1.000 dolar kaybetme riskine karşı büyük bir kazanç sunan bir oyunu seve seve kabul eder. Rabin'in sonucu, küçük tutarlardaki riskten kaçınmanın servetin marjinal faydasıyla açıklanamayacağını gösterir. Kayıptan kaçınma ise bu davranışı doğal biçimde açıklar: küçük oyunlarda kayıp, referans noktasına göre değerlendirilir ve iki kat ağırlık taşır; büyük bir kazanç ise bu ağırlığı rahatça aşar.

Çözümlü örnek — İki iş arasında statüko

Bir çalışan şu anda yıllık 500 bin lira maaşla, evine 30 dakika uzaklıkta bir işte çalışıyor. Ona 580 bin lira maaşlı, ama evine 60 dakika uzaklıkta bir iş teklif ediliyor. Çalışanın, günlük fazladan 30 dakikalık yolu yılda 60 bin liralık bir maliyet olarak değerlendirdiğini varsayalım.

Standart bir karşılaştırmada yeni iş 80 bin lira daha fazla maaş ve 60 bin liralık ek yol maliyeti getirir; net kazanç 20 bin liradır ve çalışan işi değiştirmelidir. Kayıptan kaçınan bir çalışan için ise, mevcut işi referans noktası olduğunda, maaş artışı bir kazanç, uzayan yol ise bir kayıptır. Katsayı 2 ise değişimin değeri 80.000 − 2 × 60.000 = −40.000 lira olur ve çalışan mevcut işinde kalır.

Şimdi aynı çalışanın tersine, şu anda 580 bin liralık ve 60 dakikalık işte olduğunu ve ona 500 bin liralık, 30 dakikalık iş teklif edildiğini düşünelim. Bu kez yol kısalması 60 bin liralık bir kazanç, maaş düşüşü ise 80 bin liralık bir kayıptır. Değişimin değeri 60.000 − 2 × 80.000 = −100.000 lira olur ve çalışan yine mevcut işinde kalır.

İki iş aynıdır; ama çalışan, hangisinde başladıysa orada kalmayı seçer. Bu, statüko yanlılığının kayıptan kaçınmadan nasıl doğduğunu gösterir: birden fazla boyutta farklılaşan seçenekler arasında her değişim bazı boyutlarda bir kayıp içerir ve bu kayıplar, öbür boyutlardaki kazançlardan daha ağır basar. Sonuç olarak insanlar, standart kuramın öngördüğünden daha az iş, ev ve sözleşme değiştirir.

Çözümlü örnek — Bardak pazarındaki eksik ticaret

Daniel Kahneman, Jack Knetsch ve Richard Thaler'in 1990'da yayımladığı deneylerden birinde, Cornell Üniversitesi'nde ileri düzey bir hukuk ve iktisat dersindeki 44 öğrenciden, sıra düzeninde bir atlayarak seçilen 22'sine, üniversite kitapçısında 6 dolara satılan, üniversite amblemli birer kahve bardağı verildi. Bardağı olanlara satış, olmayanlara alış fiyatları soruldu ve dört ayrı pazar kuruldu.

Bardaklar rastgele dağıtıldığına göre, bardağa verilen değer sahiplikten etkilenmiyorsa, satıcıların ve alıcıların değerlendirmeleri benzer olmalıydı ve bardakların yaklaşık yarısı, yani 11 tanesi el değiştirmeliydi. Gerçekleşen ticaret ise dört pazarda sırasıyla 4, 1, 2 ve 2 bardaktı. Gözlenen işlem hacminin beklenen hacme oranı bardaklar için yalnızca 0,20'ydi. İlk bardak pazarında satıcıların istediği ortanca fiyat 5,25 dolar, alıcıların ödemeye razı olduğu ortanca fiyat ise 2,75 dolardı; son pazarda bu değerler 5,25 ve 2,25 dolardı. Satış değeri alış değerinin 1,9 ile 2,3 katı arasındaydı. Ticaret, pazarlar tekrarlandıkça artmadı.

Aynı öğrenciler, aynı derste, değeri deneyci tarafından belirlenen ve paraya çevrilebilen jetonlarla da pazarlar kurmuştu. Bu jeton pazarlarında alış ve satış değerleri aynı çıktı ve gerçekleşen işlem hacmi beklenenle birebir örtüştü. Yani öğrenciler pazarın kurallarını anlamıştı; eksik ticaret, kuralların anlaşılmamasından değil, gerçek bir mala sahip olmanın o mala verilen değeri artırmasından kaynaklanıyordu.

Basit modelimiz bu farkı açıklar. Bir öğrencinin bardağa verdiği «tüketim değeri» V ise ve bardağı vermek λ ağırlığıyla bir kayıp olarak algılanıyorsa, satış için isteyeceği tutar yaklaşık λ × V, alış için ödeyeceği tutar ise yaklaşık V olur. λ = 2 ile satış fiyatı alış fiyatının iki katına çıkar. Deneydeki 1,9 ile 2,3 katlık fark, bu öngörüyle tutarlıdır.

Çözümlü örnek — Zararına satmak istemeyen ev sahibi

Bir kişi evini beş yıl önce 3 milyon liraya aldı. Bugün benzer evlerin piyasa değeri 2,6 milyon lira. Standart kurama göre, satmaya karar veren bu kişinin isteyeceği fiyat, alış fiyatından bağımsız olarak, piyasa değeri çevresinde olmalıdır. Alış fiyatı ile beklenen satış fiyatı arasındaki fark 400 bin liradır.

Genesove ile Mayer'in bulgusuna göre, nominal kayıpla karşı karşıya olan satıcılar bu farkın yüzde 25–35'i kadar daha yüksek fiyat ister. Bu örnekte bu, 100 ile 140 bin lira daha yüksek, yani 2,70 ile 2,74 milyon lira arasında bir istek fiyatı demektir. Satıcılar sonunda farkın yüzde 3–18'i kadar daha yüksek fiyata satar; bu örnekte 12 ile 72 bin lira, yani 2,612 ile 2,672 milyon lira arasında bir satış fiyatı.

Aynı piyasa değerindeki bir başka ev sahibi, evini 2 milyon liraya almışsa, kâr ederek satacaktır ve istek fiyatını piyasa değerine yakın tutar. İki ev aynıdır; ama biri daha uzun süre satılık kalır ve daha yüksek bir fiyatla satılır. Bu, satıcılar açısından bir takastır: daha yüksek bir fiyat için daha uzun bekleme. Piyasa düzeyinde ise, fiyatlar düştüğünde satılık evlerin satış süresi uzar ve işlem sayısı azalır.

Çözümlü örnek — Golfte bir vuruşun değeri

Golf örneğini sayılarla düşünelim. Bir oyuncu, 2 metreden bir putt yapacak. Bu uzaklıktan bir par puttunu yüzde 70 isabet ettirdiğini varsayalım. Pope ile Schweitzer'in bulgusuna göre, aynı uzaklıktan bir birdie puttunu yaklaşık 2 puan daha az, yani yüzde 68 oranında isabet ettirir.

Bir turnuva boyunca bu oyuncunun 40 birdie puttu yaptığını düşünelim. Par puttlarındaki odaklanmayı birdie puttlarında da gösterebilseydi, 40 × 0,02 = 0,8 vuruş daha az atardı. Profesyonel golfte turnuvalar çoğu zaman bir ya da iki vuruşla kazanılır ve sıralamadaki küçük farklar ödüllerde büyük farklara yol açar. Bu yüzden tek tek puttlarda küçük görünen bir fark, bir sezon boyunca önemli bir gelir kaybına dönüşebilir. Bu kaybın farkında olan bir oyuncu, her puttu par ile değil, yalnızca o puttun kendi başarı olasılığıyla düşünmeye çalışabilir; ama Pope ile Schweitzer'in bulgusu, en deneyimli oyuncuların bile referans noktasının etkisinden tümüyle kurtulamadığını gösteriyor.

Bu örnekteki sayılar örnektir; ama mantık önemlidir. Toplam skor açısından birdie ile par puttu arasında hiçbir fark yoktur; bir vuruş her iki durumda da bir vuruştur. Oyuncunun davranışını değiştiren tek şey, par'ın bir referans noktası olmasıdır. Yazarlar, oyuncuların birdie puttlarını daha temkinli vurduğuna dair kanıtlar da raporladı; bu temkin, kaybı önleme odağının kazanç aramaya göre daha güçlü olduğuyla uyumludur.

Çözümlü örnek — Ücret kesintisi ve enflasyon

Bir çalışanın aylık ücreti 40 bin lira ve enflasyon yüzde 0. İşveren, zor bir dönemde ücreti yüzde 5 kesmek, yani 38 bin liraya indirmek zorunda. Başka bir ekonomide enflasyon yüzde 10 ve işveren ücreti yüzde 5 artırarak 42 bin liraya çıkarıyor. Reel olarak iki çalışanın durumu aynıdır: ikisi de satın alma gücünün yaklaşık yüzde 5'ini kaybeder.

Ama çalışanlar ücretlerini nominal tutarlarla değerlendiriyor ve mevcut ücretlerini referans noktası olarak alıyorsa, birinci durum bir kayıp, ikinci durum ise küçük bir kazanç gibi algılanır. Kayıptan kaçınma katsayısı 2 olan bir çalışan için, 2 bin liralık nominal kesinti, 2 × 2.000 = 4.000 liralık bir değer kaybı gibi hissedilir; 2 bin liralık nominal zam ise 2.000 liralık bir kazanç gibi. İki durum arasındaki algı farkı, reel olarak eşit iki sonuç için 6.000 liralık bir değer farkıdır.

Bu mantık, işverenlerin nominal ücret kesintilerinden neden kaçındığını ve ücretlerin neden aşağı doğru katı olduğunu açıklamaya yardım eder. Düşük enflasyonlu dönemlerde, reel ücret düşüşleri ancak nominal kesintilerle gerçekleşebilir; bu da işverenleri, ücretleri kesmek yerine çalışan sayısını azaltmaya yöneltebilir. Önceki derslerde gördüğümüz para yanılsaması ile kayıptan kaçınma, burada birlikte işler.

Modelin sınırları

Bu dersteki model, referans noktasını verili aldı. Oysa referans noktasının ne olduğu çoğu zaman belirsizdir: mevcut durum mu, bir beklenti mi, bir hedef mi, geçmişteki bir fiyat mı? Aynı kişi, farklı durumlarda farklı referans noktaları kullanabilir ve araştırmacı hangisini seçerse sonuçlar ona göre değişir. Bazı modeller referans noktasını kişinin beklentileriyle tanımlar; bu durumda beklenen bir kayıp, bir kayıp olarak hissedilmeyebilir.

Kayıptan kaçınmanın kapsamı da tartışmalıdır. Bazı psikologlar, kayıpların kazançlardan her zaman daha ağır basmadığını, küçük tutarlarda ve bazı bağlamlarda etkinin zayıf ya da hiç olmadığını savunur; bağış etkisinin bir kısmının kayıptan kaçınmadan değil, sahiplikle birlikte gelen başka etkenlerden, örneğin mevcut durumu değiştirme isteksizliğinden ya da deneyin nasıl kurulduğundan kaynaklanabileceğini ileri sürer. Meta-analiz, ortalama katsayının 2'ye yakın olduğunu gösterse de, bu ortalamanın ardındaki farklılık büyüktür. Deneyimli tüccarlarda bağış etkisinin neredeyse kaybolması da, kayıptan kaçınmanın herkesin sabit bir özelliği olmadığını hatırlatır.

Uygulama

Özet kartı

  1. Kayıptan kaçınma, bir referans noktasına göre kayıp olarak algılanan sonucun, aynı büyüklükteki bir kazançtan daha ağır basmasıdır. Referans noktası mevcut durum, bir beklenti, bir hedef ya da geçmişteki bir fiyat olabilir.
  2. 150 makaleden 607 tahmini birleştiren meta-analize göre kayıptan kaçınma katsayısının ortalaması 1,955'tir; kayıplar kazançlardan yaklaşık iki kat ağır basar. Bu yüzden insanlar yarı yarıya olasılıklı bir oyunu, kazanç kaybın yaklaşık iki katına ulaşmadıkça reddeder.
  3. Bağış etkisi, bir mala sahip olmanın ona verilen değeri artırmasıdır. Kahneman, Knetsch ve Thaler'in bardak pazarlarında beklenen ticaretin yalnızca yüzde 20'si gerçekleşti ve satış değerleri alış değerlerinin yaklaşık iki katıydı.
  4. Pope ile Schweitzer'e göre en iyi golfçüler bile, aynı zorluktaki par puttlarına göre birdie puttlarını yaklaşık 2 puan daha az isabet ettiriyor. Genesove ile Mayer'e göre zarar eden ev satıcıları, alış fiyatı ile piyasa değeri arasındaki farkın yüzde 25–35'i kadar daha yüksek fiyat istiyor.
  5. Statüko yanlılığı, mevcut durumdan her ayrılışın bir kayıp içermesinden beslenir. Kayıptan kaçınma, ücretlerin aşağı doğru katılığını, piyasalarda fiyatlar düşerken işlem hacminin daralmasını ve reformlara direnci açıklamaya yardım eder.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Kayıptan kaçınmaLoss aversionKayıpların aynı büyüklükteki kazançlardan daha ağır basması
Referans noktasıReference pointSonuçların kazanç ya da kayıp olarak değerlendirildiği karşılaştırma düzeyi
Kayıptan kaçınma katsayısıLoss aversion coefficientBir kaybın eşit kazanca göre kaç kat ağır bastığını gösteren sayı
Bağış etkisiEndowment effectBir mala yalnızca sahip olunduğu için daha fazla değer biçilmesi
Kabul etme ile ödeme istekliliği arasındaki farkWTA–WTP gapBir malı vermek için istenen ile onu almak için ödenen tutar arasındaki fark
Statüko yanlılığıStatus quo biasMevcut durumu ya da önceki seçimi koruma eğilimi

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) Kayıptan kaçınma ile riskten kaçınma arasındaki farkı açıkla. Küçük tutarlı bir kazanç–kayıp oyununu reddetmek neden riskten kaçınmayla açıklanamaz?
  2. (Çıktı 2) Bağış etkisi ve kabul etme ile ödeme istekliliği arasındaki fark, kayıptan kaçınmayla nasıl açıklanır? Bu farkın bir kamu malının değerini ölçen bir anket için sonucu nedir?
  3. (Çıktı 3) Bir kişinin kayıptan kaçınma katsayısı 2,5'tir. Yarı yarıya olasılıkla 400 lira kaybedeceği bir oyunu kabul etmesi için kazanç en az ne olmalıdır? Kazanç 800 lira olduğunda oyunun bu kişi için değeri nedir?
  4. (Çıktı 3) Bir kişi bir kupaya, sahip olmadığında 60 lira ödemeye razıdır. Kayıptan kaçınma katsayısı 2 ise ve bu kişi basit modelimize uyuyorsa, kupaya sahip olduğunda onu satmak için yaklaşık ne kadar ister? 30 kişiye kupa verilip 30 kişiye verilmezse ve herkesin değerlendirmesi bu modele uyuyorsa, piyasada neden standart kuramın öngördüğünden az ticaret olur?
  5. (Çıktı 3) Bir ev sahibi evini 5 milyon liraya aldı; bugünkü beklenen satış fiyatı 4,2 milyon liradır. Genesove ile Mayer'in bulgularını kullanarak bu satıcının isteyeceği fiyatın ve gerçekleşecek satış fiyatının aralığını hesapla.
  6. (Çıktı 4) Bir yorumcu, «Kayıptan kaçınma bir laboratuvar merakıdır; gerçek piyasalarda, deneyimli oyuncular ve büyük paralar söz konusu olduğunda ortadan kalkar» diyor. Pope ile Schweitzer'in, Genesove ile Mayer'in ve meta-analizin bulgularını, List'in fuar deneyini ve modelin sınırlarını birlikte ele alarak bu görüşe bir cevap yaz.

Cevaplar

  1. Riskten kaçınma, beklenen fayda kuramında servetin azalan marjinal faydasından doğar; servet yüzlerce bin lirayken 100 liralık bir kazanç ya da kayıp, faydayı neredeyse doğrusal biçimde değiştirir ve riskten kaçınma neredeyse yok olur. Bu yüzden 110 liralık kazançlı ve 100 liralık kayıplı bir oyunu reddetmek, beklenen fayda kuramıyla ancak inanılmaz ölçüde güçlü bir riskten kaçınmayla açıklanabilir. Kayıptan kaçınma ise referans noktasının hemen çevresinde kazançlar ile kayıplar arasındaki bir asimetridir ve küçük tutarlarda bile güçlüdür; katsayısı 2 olan biri 200 liranın altındaki kazançları reddeder.
  2. Bir malı vermek bir kayıp, edinmek bir kazanç olarak algılandığında, kayıptan kaçınan biri malı vermek için, onu edinmek için ödeyeceğinden daha fazla ister. Bu, bağış etkisidir ve kabul etme tutarının ödeme tutarını aşmasına yol açar. Bir kamu malının değerini ölçen bir anket, insanlara «bu parkı korumak için ne kadar ödersiniz?» diye sorarsa düşük, «bu parkın yok edilmesini ne kadar tazminatla kabul edersiniz?» diye sorarsa çok daha yüksek bir değer bulur. Hangi sorunun sorulacağı, mevcut durumun ne olduğuna ve kimin hakkının korunduğuna dair bir karardır.
  3. Oyunun değeri 0,5 × G − 0,5 × 2,5 × 400 = 0,5 × G − 500'dür. Kabul için G > 2,5 × 400 = 1.000 lira olmalıdır. Kazanç 800 lira olduğunda değer 0,5 × 800 − 500 = 400 − 500 = −100'dür; kişi oyunu reddeder, oysa oyunun beklenen parasal değeri 0,5 × 800 − 0,5 × 400 = 200 liradır.
  4. Satış için yaklaşık 2 × 60 = 120 lira ister. Standart kurama göre kupaların rastgele dağıtıldığı bir piyasada, kupaya en çok değer verenlerin elinde toplanması için kupaların yaklaşık yarısının el değiştirmesi gerekir. Ama bağış etkisi nedeniyle kupa sahiplerinin istediği fiyatlar, kupası olmayanların ödemeye razı olduğu fiyatların yaklaşık iki katıdır; bu yüzden pek çok potansiyel alıcı ile satıcı arasında karşılıklı kabul edilebilir bir fiyat bulunamaz ve ticaret beklenenden çok daha az olur.
  5. Alış fiyatı ile beklenen satış fiyatı arasındaki fark 800 bin liradır. Satıcı bu farkın yüzde 25–35'i, yani 200 ile 280 bin lira kadar daha yüksek, 4,40 ile 4,48 milyon lira arasında bir fiyat ister. Satış fiyatı ise farkın yüzde 3–18'i, yani 24 ile 144 bin lira kadar daha yüksek, 4,224 ile 4,344 milyon lira arasında gerçekleşir. Bu daha yüksek fiyatın karşılığında satıcı, evini daha uzun süre satamayabilir.
  6. Yorumcunun haklı olduğu bir nokta var: List'in fuarında deneyimli tüccarlarda bağış etkisi neredeyse kayboluyordu; deneyim, bazı bağlamlarda etkiyi azaltabilir. Ama bu genelleme kanıtların önemli bir kısmıyla çelişiyor. Pope ile Schweitzer, binlerce kez aynı kararı veren ve milyonlarca dolarlık ödüller için oynayan en iyi golfçülerde de kayıptan kaçınma buldu. Genesove ile Mayer, evler gibi büyük tutarlı varlıklarda, yatırımcılar dahil, zarar eden satıcıların daha yüksek fiyat istediğini ve daha geç sattığını gösterdi. Meta-analiz ise 150 makaledeki 607 tahminin ortalamasının 2'ye yakın olduğunu ve bu ortalamanın dar bir belirsizlik aralığı içinde olduğunu buldu. Öte yandan modelin sınırları, kayıptan kaçınmanın büyüklüğünün kişiye, bağlama ve referans noktasının nasıl belirlendiğine göre değiştiğini hatırlatır. Kanıtların bütünü, kayıptan kaçınmanın ne her yerde aynı güçte görülen bir yasa ne de gerçek piyasalarda kaybolan bir laboratuvar merakı olduğunu, pek çok gerçek piyasada ölçülebilir etkiler yaratan ama deneyim ve bağlamla değişen bir eğilim olduğunu gösterir.

İleri okuma

  • Devin G. Pope, Maurice E. Schweitzer (2011). «Is Tiger Woods Loss Averse? Persistent Bias in the Face of Experience, Competition, and High Stakes». American Economic Review 101(1). Profesyonel golfçülerde kayıptan kaçınma.
  • David Genesove, Christopher Mayer (2001). «Loss Aversion and Seller Behavior: Evidence from the Housing Market». Quarterly Journal of Economics 116(4). Konut piyasasında zarar eden satıcıların davranışı.
  • Alexander L. Brown, Taisuke Imai, Ferdinand M. Vieider, Colin F. Camerer (2024). «Meta-analysis of Empirical Estimates of Loss Aversion». Journal of Economic Literature 62(2). Kayıptan kaçınma katsayısı tahminlerinin meta-analizi.
  • Daniel Kahneman, Jack L. Knetsch, Richard H. Thaler (1990). «Experimental Tests of the Endowment Effect and the Coase Theorem». Journal of Political Economy 98(6). Bardak deneyleri ve bağış etkisi.

Sonraki derse köprü

Bu dersteki her örnekte, bir sonucun kazanç mı kayıp mı sayılacağı, bir referans noktasına bağlıydı: par, alış fiyatı, mevcut ücret, eldeki bardak. Ama referans noktası her zaman dünyada hazır bulunmaz; bazen, bir seçeneğin nasıl anlatıldığı ya da bize ilk gösterilen sayının ne olduğu tarafından belirlenir. Sıradaki ders, çapalama ve çerçevelemeyi ele alıyor. Rastgele bir sayı, insanların bir malın değerine dair tahminlerini nasıl etkileyebilir? Aynı seçenek bir kazanç ya da bir kayıp olarak anlatıldığında, insanların seçimleri neden değişir?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: yazı tura atan bir el; ekranın bir yanında 110 liralık kazanç, öbür yanında 100 liralık kayıp. Kazanç tutarı yavaşça 150'ye, sonra 200'e yükselir; izleyicinin yüzünde tereddüt ancak 200'de kaybolur.
  • Hikâye: bir golf yeşili; iki top aynı uzaklıkta, birinin üzerinde «birdie», öbürünün üzerinde «par» yazıyor. Par puttu deliğe girer, birdie puttu delikten kısa kalır. Ardından 2,5 milyon puttu temsil eden noktalardan oluşan bir bulut ve iki isabet eğrisi arasındaki ince fark.
  • Kavram: kırılma noktası referans noktasında olan iki eğimli bir değer çizgisi; kayıp tarafındaki eğim, kazanç tarafındakinin iki katı dik. Ardından bir kahve bardağı ve iki etiket: sahibinin istediği fiyat ve alıcının ödeyeceği fiyat.
  • Veri ve kanıt: Boston haritasında satılık evler; zarar eden satıcıların evlerinin üzerinde daha yüksek fiyat etiketleri ve daha uzun süre asılı kalan «satılık» tabelaları. Ardından yüzlerce noktadan oluşan bir tahmin dağılımı ve 1,955'te duran ortalama çizgisi.
  • Model: bardak pazarında beklenen 11 işlem ile gerçekleşen 4, 1, 2 ve 2 işlem yan yana çubuklar olarak. Ardından iki ücret bordrosu: biri nominal kesinti, öbürü enflasyonla eriyen nominal zam; iki bordronun reel değeri aynı, ama çalışanın yüzündeki ifade farklı.
  • Neden önemli: bir tartının bir kefesinde reformun kazananları, öbür kefesinde kaybedenler; kaybedenlerin kefesi daha ağır basar.

Seslendirme, kayıptan kaçınmayı bir kusur olarak değil, insanların kazanç ve kayıplara verdiği tepkideki derin bir asimetri olarak anlatır. Etkinin büyüklüğüne ve kapsamına dair tartışmaları, kanıtların güçlü yanlarıyla birlikte aktarır.

Kısa kesit

Dikey, elli saniyelik. Seslendirme: «Dünyanın en iyi golfçüleri, aynı uzaklıktan par için vurduklarında, birdie için vurduklarından daha isabetli.» Ekranda iki top ve bir delik. «Toplam skorda iki vuruş aynı değerde. Fark, birinin kayıptan kaçmak, öbürünün kazanç aramak olması.» Kapanış: «Kaybetmek neden kazanmaktan daha çok acıtır? Derste.»