İçeriğe geç

Ders EKO-209.01 · Seviye 2 — Orta

Rasyonellik varsayımı ve sınırları

EKO-209 Davranışsal İktisada Giriş

4.410 kelime · yaklaşık 20 dakika okuma · seslendirme 11 dk · veriler Eylül 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • homo economicus
  • tutarlılık olarak rasyonellik
  • sınırlı rasyonellik
  • tatmin edici seçim
  • «sanki» yaklaşımı
  • sistematik sapma
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. İktisattaki rasyonellik, tercihlerin içeriğine değil tutarlılığına dair bir varsayımdır; bencillik ya da her şeyi bilmek anlamına gelmez. Homo economicus, modelleri kurmayı kolaylaştıran bir soyutlamadır.
  2. Simon'ın sınırlı rasyonelliği, insanların sınırlı bilgi ve hesaplama kapasitesiyle makul kararlar verdiğini söyler. Tatmin edici seçim, arama maliyetliyken bir istek düzeyini karşılayan ilk seçeneği seçmektir ve en iyi strateji olabilir.
  3. Friedman'ın «sanki» yaklaşımı, kuramların varsayımlarının gerçekçiliğine değil öngörülerine göre değerlendirilmesini savunur. Becker, rastgele seçen tüketicilerin bile bütçe kısıtı nedeniyle talep yasasına uyduğunu gösterdi.
  4. List'in fuar deneyinde deneyimsiz katılımcıların yalnızca yüzde 6,8'i takas ederken, deneyimli katılımcılar ve profesyonel satıcılar yüzde 50'lik standart öngörüye yaklaştı. Sistematik sapmalar gerçektir, ama deneyimle küçülebilir.
  5. Choi ve arkadaşları, tutarlılığın kişiden kişiye büyük farklılık gösterdiğini ve servetle güçlü biçimde ilişkili olduğunu buldu. Agarwal ve arkadaşları, finansal hataların yaşa göre U biçiminde değiştiğini ve en az hatanın yaklaşık 53 yaşında yapıldığını gösterdi.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — Homo economicus'u, tutarlılık olarak rasyonelliği, sınırlı rasyonelliği, tatmin edici seçimi, «sanki» yaklaşımını ve sistematik sapmayı tanımlar.
  • Anlama — İktisatta rasyonelliğin bencillik ya da her şeyi bilmek değil, tercihlerin tutarlılığı anlamına geldiğini ve bu varsayımın neden kullanıldığını açıklar.
  • Uygulama — Bir dizi seçimin tutarlılıkla bağdaşıp bağdaşmadığını sınar, maliyetli aramada bir istek düzeyinin nasıl belirlenebileceğini hesaplar ve rastgele seçim yapan bir tüketicinin bile fiyat artışına nasıl tepki vereceğini gösterir.
  • Değerlendirme — Spor hatırası fuarındaki takas deneyini, tutarlılığın servetle ilişkisini ve finansal hataların yaşa göre değişimini karşılaştırarak rasyonellik varsayımının hangi durumlarda iyi, hangi durumlarda kötü bir yaklaşım olduğunu tartar.

Sezgi

Açılış

İktisat derslerinin büyük kısmı, bir karakterin çevresinde kuruldu. Bu karakter ne istediğini bilir, seçeneklerini karşılaştırır, bütçesinin izin verdiği en iyi seçeneği seçer ve bir kez karar verdiğinde, koşullar değişmedikçe kararını değiştirmez. Tüketici kuramında bütçe doğrusu üzerindeki en yüksek kayıtsızlık eğrisini, emek arzında ücret ile boş zaman arasındaki dengeyi, belirsizlik altında beklenen faydası en yüksek piyangoyu bu karakter seçti.

Bu karakter gerçekte kimseye benzemez. Kimse her gün süpermarketteki bütün fiyatları karşılaştırmaz, kimse emeklilik planını hesap makinesiyle kurmaz, pek çok kişi spor salonu üyeliğini alıp gitmez. Buna rağmen iktisat bu karakterle, çoğu zaman şaşırtıcı ölçüde iyi öngörüler yapar: fiyatlar yükselince insanlar daha az alır, vergiler değişince davranışlar kayar, ücretler farklılaşınca insanlar yer değiştirir.

Bu kurs, bu gerilimin üzerine kuruluyor. İlk ders iki soruyu soruyor. İktisatçılar «rasyonel» derken tam olarak neyi kastediyor? Ve bu varsayım hangi koşullarda gerçeğe yakındır, hangi koşullarda ondan sistematik biçimde uzaklaşır?

Hikâye — Orlando'daki spor hatırası fuarı

İktisatçı John List, Florida'nın Orlando kentindeki bir spor kartı ve hatıra eşyası fuarında dolaşıyordu. Fuardaki masalarda beyzbol kartları, imzalı toplar ve eski maç biletleri alınıp satılıyordu. Bazı katılımcılar her hafta sonu bu fuarlarda ticaret yapan profesyonel satıcılardı; bazıları ise koleksiyonuna birkaç parça eklemek için gelmiş sıradan meraklılardı.

List bu insanlara kısa bir anket doldurmalarını rica etti ve karşılığında ellerine bir hatıra eşyası verdi. Katılımcıların bir kısmı, Cal Ripken'ın art arda oynanan maç rekorunu kırdığı 14 Haziran 1996 tarihli maçın bilet koçanını aldı. Öbürleri, Nolan Ryan'ın 300. galibiyetini kazandığı 31 Temmuz 1990 tarihli maçta taraftarlara dağıtılan bir hatıra belgesini aldı. Ön çalışmalar, iki eşyanın insanlara yaklaşık aynı değerde göründüğünü gösteriyordu. Anket bitince List her katılımcıya aynı teklifi yaptı: elindeki eşyayı öbürüyle değiştirmek ister misin?

Eşyalar rastgele dağıtıldığına göre, insanların bu eşyalara verdiği değer kimin ne aldığına bağlı değilse, katılımcıların yaklaşık yarısının kendi zevkine uymayan eşyayı almış olması ve onu değiştirmek istemesi gerekirdi. Oysa takas oranı bunun çok altında kaldı: bilet koçanı alanların yüzde 32,8'i, belgeyi alanların yüzde 34,6'sı takas etti. İnsanlar, rastgele ellerine geçen eşyayı, yalnızca ellerinde olduğu için daha değerli buluyor gibiydi.

Asıl ilginç olan, bu ortalamanın arkasındaydı. Profesyonel satıcıların yüzde 43,6 ile 45,7'si takas etti; bu, yüzde 50'lik öngörüye oldukça yakındı. Sıradan katılımcılarda ise oran yüzde 20–25'te kaldı. Sıradan katılımcılar arasında bile, ayda altı ya da daha fazla alım satım yapan deneyimli olanların yüzde 46,7'si takas ederken, daha seyrek alım satım yapan deneyimsizlerin yalnızca yüzde 6,8'i, yani 44 kişiden üçü takas etti. List bir yıl sonra aynı fuara döndü ve aynı kişilerin davranışını yeniden ölçtü; aradaki yılda daha fazla ticaret yapanların davranışının da standart öngörüye yaklaştığını buldu.

Bu deney, bu dersin iki mesajını aynı anda taşıyor. Birincisi, insanlar standart kuramdan sapar ve bu sapmalar rastgele değildir; hepsi aynı yöne, ellerindekini tutmaya doğrudur. İkincisi, sapmaların büyüklüğü sabit değildir: aynı kararı sık veren, sonuçlarını gören ve bundan öğrenen insanlarda sapma küçülür.

Kavram

Kuramların merkezindeki karakterin bir adı var.

Homo economicus'a yöneltilen eleştirilerin bir kısmı, rasyonelliğin iktisattaki anlamının yanlış anlaşılmasından doğar.

Tutarlılık bile, insanların bilgi toplama ve hesaplama kapasitesinin sınırsız olduğunu varsayar. Herbert Simon, 1955'te bu varsayımı sorguladı.

Simon, sınırlı rasyonelliğin pratikte nasıl işlediğine dair bir de öneri getirdi.

Rasyonellik varsayımının gerçekçi olmadığı eleştirisine karşı, Milton Friedman 1953'te etkili bir savunma yaptı.

«Sanki» yaklaşımı, önemli bir soruyu açık bırakır: insanlar ne zaman sanki rasyonelmiş gibi davranır, ne zaman davranmaz? Davranışsal iktisat, bu sorunun cevabının bir kısmını, rastgele olmayan sapmalarda arar.

Veri ve kanıt

Bu çalışma, rasyonellik tartışmasını «evet ya da hayır» sorusundan bir ölçüm sorusuna çevirdi. İnsanlar ne tamamen tutarlıydı ne de tamamen rastgele seçim yapıyordu; her katılımcı, tutarlılık yelpazesinin bir yerindeydi. Çalışmanın çalışma belgesi sürümüne göre yüksek gelirli, daha eğitimli ve daha genç katılımcılar ortalamada daha tutarlıydı. Servetle kurulan ilişki ise tutarlılığın yalnızca bir laboratuvar merakı olmadığını düşündürür. Ama bu ilişki bir nedensellik kanıtı değildir: tutarlı karar verenler servet biriktirebildiği gibi, servet de insanlara daha rahat ve dikkatli karar verme olanağı tanıyor olabilir. Yazarlar birçok değişkeni hesaba katsa da, bu yönü kesin olarak ayıramaz.

Bu çalışma, List'in bulgusunu gerçek finansal kararlarda tamamlar. Deneyim önemlidir: gençler, kredi kartları ve ev kredileriyle ilk kez karşılaştıklarında pahalı hatalar yapar ve zamanla öğrenir. Ama deneyimin faydası sınırsız değildir; ileri yaşlarda bilişsel yeteneklerin gerilemesi, biriken deneyimin getirisini aşındırır. Rasyonellik, bir kişinin sabit bir özelliği değil, kararın türüne, kişinin deneyimine ve bilişsel durumuna göre değişen bir performanstır. Bu bulgunun politika sonucu da önemlidir: en çok hata yapan gruplar, gençler ve yaşlılar, karmaşık finansal ürünlere karşı en savunmasız olanlardır.

Yaygın yanlış«İktisat, insanların bencil olduğunu ve yalnızca parayı düşündüğünü varsayar; rasyonel insan bencil insandır.»
Doğrusu

İktisattaki rasyonellik, tercihlerin içeriğine değil, tutarlılığına dair bir varsayımdır. Başkalarının iyiliğini önemseyen, bağış yapan ya da ailesi için fedakârlık eden biri de, tercihleri tutarlıysa ve bu tercihlere göre en iyi seçeneği seçiyorsa rasyoneldir. Bencillik, bazı modellere eklenen ayrı bir varsayımdır; bu kursun ilerleyen derslerinde sosyal tercihler, bu varsayımın ne zaman bozulduğunu inceleyecek.

Yaygın yanlış«Davranışsal iktisat, insanların irrasyonel olduğunu ve iktisat kuramının çöktüğünü gösterdi.»
Doğrusu

Davranışsal iktisat, insanların belirli durumlarda standart modelden sistematik biçimde saptığını gösterdi. Ama aynı kanıtlar, sapmaların deneyimle, öğrenmeyle ve piyasa kurumlarıyla küçülebildiğini de gösteriyor: List'in fuarındaki deneyimli tüccarlar standart öngörüye çok yakın davrandı. Davranışsal iktisat, standart kuramı çöpe atmaktan çok, onun hangi koşullarda iyi bir yaklaşım olduğunu belirlemeye ve gerektiğinde onu genişletmeye çalışır.

Neden önemli?

Rasyonellik varsayımının ne kadar gerçekçi olduğu, yalnızca kuramsal bir tartışma değildir. Bir hükümet emeklilik tasarrufunu teşvik etmek istediğinde, insanların vergi indirimine hesap yaparak tepki vereceğini mi, yoksa otomatik katılım gibi basit bir düzenlemenin daha etkili olacağını mı varsaymalı? Bir düzenleyici, karmaşık kredi ürünlerinin satışını serbest bırakmalı mı, yoksa bazı tüketicilerin bu ürünleri yanlış anlayacağını hesaba katmalı mı? Bu soruların cevabı, insanların ne kadar ve hangi yönde standart modelden saptığına bağlıdır.

Ama rasyonellikten sapmaları abartmanın da bir bedeli vardır. İnsanların kendi çıkarlarını bilmediğini varsayan bir politika, onların seçimlerini gereğinden fazla kısıtlayabilir ve karar verme özgürlüğünü zayıflatabilir. Sapmaların varlığı, devletin her zaman daha iyi bildiği anlamına gelmez; devleti yönetenler de sınırlı rasyonel insanlardır. Bu yüzden davranışsal iktisat, hem piyasa başarısızlıklarına hem de devlet başarısızlıklarına dikkatle bakmayı gerektirir.

Model

Çözümlü örnek — Seçimlerin tutarlılığını sınamak

Bir tüketici iki mal arasında, elma ve armut arasında seçim yapıyor. Birinci durumda geliri 100 lira, elmanın fiyatı 2, armudun fiyatı 4 lira. Tüketici 30 elma ve 10 armut alıyor: 30 × 2 + 10 × 4 = 100 lira. İkinci durumda geliri yine 100 lira, ama fiyatlar değişmiş: elma 4, armut 2 lira. Bu kez tüketici 10 elma ve 30 armut alıyor: 10 × 4 + 30 × 2 = 100 lira.

Bu seçimler tutarlı mı? Birinci durumda, ikinci durumda seçilen demetin, 10 elma ve 30 armudun, maliyeti 10 × 2 + 30 × 4 = 140 liradır; bütçe 100 lira olduğu için bu demet alınamazdı. İkinci durumda, birinci durumda seçilen demetin, 30 elma ve 10 armudun, maliyeti 30 × 4 + 10 × 2 = 140 liradır; bu demet de alınamazdı. İki durumda da öbür demet ulaşılabilir değildi; bu yüzden seçimler birbiriyle çelişmez. Tüketici, fiyatı düşen malı daha çok alıyor; bu, tutarlı tercihlerle uyumludur.

Şimdi üçüncü bir durum ekleyelim: gelir 100 lira, elma ve armut 2,5'ar lira. Tüketici 20 elma ve 20 armut alıyor: 20 × 2,5 + 20 × 2,5 = 100 lira. Bu fiyatlarla birinci durumdaki demetin, 30 elma ve 10 armudun, maliyeti de 30 × 2,5 + 10 × 2,5 = 100 liradır; yani tüketici bu demeti alabilirdi ama 20–20'yi seçti. Bu, 20–20'nin 30–10'dan en az o kadar iyi bulunduğunu açığa vurur. Birinci durumda ise 20–20 demetinin maliyeti 20 × 2 + 20 × 4 = 120 liradır; alınamazdı. Çelişki yok.

Bir çelişki şöyle olurdu: tüketici birinci durumda, ulaşabildiği hâlde X demetini bırakıp Y'yi seçer, başka bir durumda ise ulaşabildiği hâlde Y'yi bırakıp X'i seçer. Bu durumda X'in Y'den, Y'nin de X'ten kesin olarak iyi bulunduğu açığa vurulmuş olur; bu tutarlı tercihlerle bağdaşmaz. Choi ve arkadaşları, her katılımcının 25 seçimini bu tür çelişkiler için taradı ve çelişkileri ortadan kaldırmak için bütçelerin ne kadar küçültülmesi gerektiğini ölçtü. Bu ölçü, bir kişinin tutarsız seçimler yüzünden gelirinin ne kadarını boşa harcadığının bir üst sınırı olarak yorumlanabilir.

Çözümlü örnek — Maliyetli aramada istek düzeyi

Bir kişi bir buzdolabı almak istiyor. Mağazalardaki fiyatlar 9.000 ile 11.000 lira arasında eşit olasılıkla dağılıyor ve her mağazayı ziyaret etmenin maliyeti, zaman ve yol dahil, 200 lira. Kişi, bir istek düzeyi belirliyor: bu düzeyin altında bir fiyat bulduğu ilk mağazadan alacak.

İstek düzeyi 9.500 lira ise, bir mağazada bu fiyatın altında bulma olasılığı (9.500 − 9.000) ÷ 2.000 = yüzde 25'tir. Ortalama olarak 1 ÷ 0,25 = 4 mağaza ziyaret eder ve 4 × 200 = 800 lira arama maliyetine katlanır. Bulduğu fiyat ortalama olarak 9.000 ile 9.500'ün ortası, yani 9.250 liradır. Toplam beklenen maliyet 9.250 + 800 = 10.050 lira olur.

İstek düzeyi 10.000 lira ise, olasılık yüzde 50, ortalama ziyaret sayısı 2, arama maliyeti 400 lira, beklenen fiyat 9.500 lira ve toplam 9.900 liradır. İstek düzeyini çok düşük tutmak, arama maliyetini artırdığı için kişiye daha pahalıya gelir.

En iyi istek düzeyi, bir mağaza daha aramanın beklenen kazancının arama maliyetine eşit olduğu düzeydir. Bu örnekte bu koşul, (r − 9.000)² ÷ (2 × 2.000) = 200 denklemiyle yazılır. Buradan (r − 9.000)² = 800.000 ve r − 9.000 ≈ 894, yani r ≈ 9.894 lira bulunur. Bu istek düzeyinde toplam beklenen maliyet de yaklaşık 9.894 liradır. Simon'ın tatmin edici seçimi, bu anlamda irrasyonel değildir: arama maliyetliyken «yeterince iyi»yi kabul etmek, en iyi stratejinin kendisi olabilir. Emek arzı dersinde gördüğümüz rezervasyon ücreti, aynı mantığın iş arayanlar için biçimidir. Ama gerçek insanlar fiyat dağılımını bilmez ve bu hesabı yapmaz; istek düzeylerini deneyimle, bazen isabetli, bazen isabetsiz biçimde ayarlar.

Çözümlü örnek — Rastgele hata ile sistematik sapma

Bir malın gerçek değeri 100 lira ve 1.000 kişi bu değeri tahmin ediyor. Birinci durumda her kişinin tahmini, gerçek değerin 20 lira altında ya da 20 lira üstünde, eşit olasılıkla. Tahminlerin ortalaması yaklaşık 100 liradır; hatalar birbirini götürür. Kalabalığın ortalaması doğru değere çok yakındır.

İkinci durumda her kişi, örneğin elindeki bir eşyaya fazladan değer biçme eğilimi nedeniyle, tahminine ortalama 15 lira ekliyor; bunun çevresindeki dağılım yine 20 liralık rastgele hatalardan oluşuyor. Tahminlerin ortalaması yaklaşık 115 liradır. Kalabalık ne kadar büyük olursa olsun, ortalama 100'e yaklaşmaz. Rastgele hatalar ortalamada kaybolur; sistematik sapmalar ise toplanarak piyasa düzeyinde bir sonuca dönüşür.

List'in fuarında da aynı ayrım görülür. Eşyalar rastgele dağıtıldığı için, bazı katılımcıların bilet koçanını, bazılarının belgeyi daha çok beğenmesi rastgele bir farktır ve takas oranı yaklaşık yüzde 50 olmalıdır. Takas oranının yüzde 33 civarında kalması, rastgele farklarla açıklanamayacak, herkeste aynı yöne işleyen bir eğilimi gösterir.

Bu ayrım, modelcinin işini de değiştirir. Rastgele hatalar varsa, standart modelin öngörüsü ortalamada doğru kalır; modele yalnızca bir gürültü terimi eklemek yeterlidir. Sistematik bir sapma varsa ise ortalama öngörü de yanlıştır ve modeli düzeltmek için sapmanın yönünü ve büyüklüğünü açıkça modele katmak gerekir. Davranışsal iktisadın önerdiği modellerin çoğu, standart modeli atmak yerine ona bu türden bir veya iki ek parametre ekler; parametre sıfır olduğunda standart model yeniden elde edilir.

Çözümlü örnek — Rastgele seçen tüketici de talep yasasına uyar

Gary Becker 1962'de şaşırtıcı bir noktaya dikkat çekti: talep eğrisinin aşağı eğimli olması için bireylerin rasyonel olması gerekmez. Bir tüketicinin geliri 100 lira, armudun fiyatı 2 lira olsun ve tüketici bütçe doğrusu üzerinde tamamen rastgele bir nokta seçsin. Ortalama olarak gelirinin yarısını armuda harcar, yani 50 ÷ 2 = 25 armut alır.

Armudun fiyatı 4 liraya çıktığında, bütçe doğrusu daralır. Rastgele seçen tüketici yine ortalama olarak gelirinin yarısını armuda harcar ve 50 ÷ 4 = 12,5 armut alır. Tüketici hiçbir hesap yapmadığı hâlde, fiyat iki katına çıktığında ortalama talep yarıya iner. Talep yasası, bireysel rasyonellikten değil, bütçe kısıtının kendisinden doğar.

Tüketici ve üretici rantı dersinde gördüğümüz sıfır zekâlı alıcı ve satıcılar da benzer bir sonuca işaret etmişti: yalnızca zarar etmeme kısıtına uyan rastgele teklifler, çift taraflı açık artırmada toplam kazancın büyük kısmını gerçekleştiriyordu. Bu iki sonuç, «sanki» yaklaşımının neden sık sık işe yaradığını açıklar: bazı öngörüler için bireylerin rasyonelliği değil, kısıtlar ve piyasa kurumları belirleyicidir. Ama aynı sonuçlar sınırı da gösterir: bir kişinin tasarruf oranı, sigorta seçimi ya da kredi kararı gibi, piyasanın düzeltmediği bireysel kararlarda rasyonellikten sapmalar doğrudan kişinin refahını etkiler.

Çözümlü örnek — Fuardaki takas oranları ne kadar şaşırtıcı?

Standart öngörüye göre her katılımcı yarı yarıya olasılıkla takas eder. Deneyimsiz 44 katılımcıda beklenen takas sayısı 44 × 0,5 = 22'dir. Gözlenen takas sayısı ise 3'tür. Rastgele şans eseri 22 yerine 3 takas görülme olasılığı son derece küçüktür; List'in istatistiksel testi de takas davranışının yarı yarıya olduğu hipotezini binde birin altında bir anlamlılık düzeyinde reddetti. Deneyimli 30 katılımcıda ise beklenen takas sayısı 15, gözlenen 14'tür; bu fark şansla kolayca açıklanabilir ve test hipotezi reddetmedi.

Bütün katılımcılar birlikte düşünüldüğünde, bilet koçanı alan 70 ve belge alan 78 kişiden oluşan 148 kişilik örneklemde beklenen takas sayısı 74'tür; gözlenen 23 + 27 = 50'dir. Ortalamadaki sapma, 24 takas eksikliği, grubun tamamına yayılmış değildir; büyük kısmı deneyimsiz katılımcılardan gelir. Bu hesap, bir sapmanın varlığını gösteren ortalama bir rakamın, sapmanın kimde yoğunlaştığını gizleyebileceğini hatırlatır. Bir politika ya da bir pazarlama stratejisi, bütün tüketicilerin aynı ölçüde saptığını varsayarsa, hem deneyimli olanları gereksiz yere kısıtlayabilir hem de deneyimsiz olanları yeterince korumayabilir.

Friedman'ın savunmasına bir ek ve bir itiraz

Friedman'ın savunması çoğu zaman bir seçilim argümanıyla desteklenir: kâr maksimizasyonuna yakın davranmayan firmalar rekabette zarar eder ve piyasadan çekilir; ayakta kalanlar, bilerek ya da bilmeyerek, sanki kârı en yükseğe çıkarıyormuş gibi davrananlardır. Bu argüman, firmalar için güçlüdür; çünkü rekabet, hatalı kararların bedelini hızla ve açıkça ödetir.

Ama aynı argüman haneler için zayıftır. Emeklilik için yetersiz tasarruf eden, pahalı bir kredi seçen ya da gereksiz bir sigorta alan bir hane piyasadan çekilmez; yalnızca daha yoksul yaşar. Hatalarını düzeltecek bir rekabet baskısı yoktur. Hatta bazı piyasalarda firmalar, tüketicilerin sistematik sapmalarından yararlanan ürünler tasarlama güdüsüne sahip olabilir. Bu yüzden «sanki» yaklaşımının gücü, kararın bir firmaya mı, yoksa bir haneye mi ait olduğuna ve piyasanın hataları cezalandırıp cezalandırmadığına göre değişir.

Rasyonellik varsayımı ne zaman güvenilir?

Bu dersteki kanıtlardan, rasyonellik varsayımının güvenilir olduğu koşullar için bir kontrol listesi çıkarılabilir. Birincisi, kararın sık tekrarlanıp tekrarlanmadığı: List'in deneyimli tüccarları, günlük alışveriş yapan tüketiciler ya da her gün fiyat belirleyen firmalar, aynı kararı çok kez verir ve hatalarından öğrenir. Emeklilik planı, ev kredisi ya da meslek seçimi ise hayatta birkaç kez verilir; öğrenme fırsatı azdır. Agarwal ve arkadaşlarının bulgusu, bu tür kararlarda yaşın ve deneyimin önemini gösterir.

İkincisi, geri bildirimin hızı ve açıklığı: kararın sonucu hemen ve açıkça görülüyorsa öğrenme kolaydır; sonuç yıllar sonra ve başka etkenlerle karışarak ortaya çıkıyorsa zordur. Üçüncüsü, hataların bedelini kimin ödediği ve bir piyasanın hataları düzeltip düzeltmediği: rekabetçi bir piyasada kötü kararlar veren bir firma zamanla elenebilir; ama kötü bir emeklilik kararı veren bir hane piyasadan elenmez, yalnızca daha yoksul yaşlanır. Dördüncüsü, kararın karmaşıklığı: seçenek sayısı ve hesaplama yükü arttıkça, sınırlı rasyonelliğin payı artar.

Modelin sınırları

Bu ders, rasyonelliği tutarlılık olarak tanımladı ve sapmaları bu ölçüte göre değerlendirdi. Ama tutarlılık tek başına iyi karar anlamına gelmeyebilir: tutarlı biçimde yanlış bilgiye dayanan ya da ileride pişman olacağı tercihlere göre davranan biri de tutarlıdır. Öte yandan tutarsız görünen bazı seçimler, modelin gözden kaçırdığı gerçek nedenlere dayanabilir. List'in fuarındaki katılımcılar, belki takas etmenin zahmetini ya da bir başkasıyla pazarlık etmenin tatsızlığını göze almak istemedi; bu, modele eklenmeyen bir maliyettir.

Deneyimle sapmaların küçülmesi de dikkatle yorumlanmalıdır. Deneyimli tüccarlar, belki zaten sapmaya daha az eğilimli oldukları için tüccar olmuş olabilir; List'in bir yıl sonraki takip ölçümü bu seçilim sorununu hafifletmeye çalıştı ama tümüyle ortadan kaldıramaz. Son olarak, laboratuvar ve fuar deneyleri küçük tutarlarla ve belirli bağlamlarda yapıldı; büyük tutarlı, nadir ve karmaşık kararlarda davranışın nasıl değiştiği ayrıca incelenmelidir.

Uygulama

Özet kartı

  1. İktisattaki rasyonellik, tercihlerin içeriğine değil tutarlılığına dair bir varsayımdır; bencillik ya da her şeyi bilmek anlamına gelmez. Homo economicus, modelleri kurmayı kolaylaştıran bir soyutlamadır.
  2. Simon'ın sınırlı rasyonelliği, insanların sınırlı bilgi ve hesaplama kapasitesiyle makul kararlar verdiğini söyler. Tatmin edici seçim, arama maliyetliyken bir istek düzeyini karşılayan ilk seçeneği seçmektir ve en iyi strateji olabilir.
  3. Friedman'ın «sanki» yaklaşımı, kuramların varsayımlarının gerçekçiliğine değil öngörülerine göre değerlendirilmesini savunur. Becker, rastgele seçen tüketicilerin bile bütçe kısıtı nedeniyle talep yasasına uyduğunu gösterdi.
  4. List'in fuar deneyinde deneyimsiz katılımcıların yalnızca yüzde 6,8'i takas ederken, deneyimli katılımcılar ve profesyonel satıcılar yüzde 50'lik standart öngörüye yaklaştı. Sistematik sapmalar gerçektir, ama deneyimle küçülebilir.
  5. Choi ve arkadaşları, tutarlılığın kişiden kişiye büyük farklılık gösterdiğini ve servetle güçlü biçimde ilişkili olduğunu buldu. Agarwal ve arkadaşları, finansal hataların yaşa göre U biçiminde değiştiğini ve en az hatanın yaklaşık 53 yaşında yapıldığını gösterdi.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Homo economicusHomo economicusTutarlı tercihli, her şeyi bilen ve maliyetsiz hesap yapan model karar vericisi
Tutarlılık olarak rasyonellikRationality as consistencyTam ve geçişken tercihlere göre ulaşılabilir en iyi seçeneği seçmek
Sınırlı rasyonellikBounded rationalitySınırlı bilgi, dikkat ve hesaplama kapasitesiyle verilen makul kararlar
Tatmin edici seçimSatisficingBir istek düzeyini karşılayan ilk seçeneği seçmek
«Sanki» yaklaşımıAs-if methodologyKuramı varsayımlarının gerçekçiliğine değil öngörülerine göre değerlendirmek
Sistematik sapmaSystematic deviationStandart öngörüden aynı yönde ve öngörülebilir biçimde uzaklaşma

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) İktisatta rasyonelliğin tutarlılık olarak tanımlanması neyi içerir, neyi içermez? Bağış yapan bir kişi bu tanıma göre rasyonel olabilir mi?
  2. (Çıktı 2) Simon'ın sınırlı rasyonellik ve tatmin edici seçim kavramları, homo economicus'tan nasıl ayrılır? Tatmin edici seçim neden her zaman bir hata sayılmamalıdır?
  3. (Çıktı 3) Bir tüketicinin geliri 120 liradır. Birinci durumda A malı 2, B malı 4 liradır ve tüketici 20 A ile 20 B alır. İkinci durumda A 4, B 2 liradır ve tüketici 24 A ile 12 B alır. Bu seçimler tutarlı mıdır? Açıkla.
  4. (Çıktı 3) Mağazalardaki fiyatlar 4.000 ile 6.000 lira arasında eşit olasılıkla dağılıyor ve her mağaza ziyareti 100 liraya mal oluyor. İstek düzeyi 4.500 ve 5.000 lira olduğunda toplam beklenen maliyeti hesapla. Hangisi daha iyidir?
  5. (Çıktı 3) Geliri 200 lira olan ve bütçe doğrusu üzerinde rastgele bir nokta seçen bir tüketici, ortalama olarak gelirinin yarısını her mala harcıyor. Bir malın fiyatı 5 liradan 8 liraya çıkarsa, bu maldan ortalama talebi nasıl değişir?
  6. (Çıktı 4) Bir yorumcu, «Davranışsal iktisat insanların irrasyonel olduğunu kanıtladı; bu yüzden devlet insanların finansal kararlarını onların yerine vermeli» diyor. List'in fuar deneyini, Choi ve arkadaşlarının ve Agarwal ve arkadaşlarının bulgularını ve «sanki» yaklaşımını kullanarak bu iddiayı değerlendir.

Cevaplar

  1. Tutarlılık olarak rasyonellik, tercihlerin tam ve geçişken olmasını ve kişinin bu tercihlere göre ulaşabileceği en iyi seçeneği seçmesini içerir. Kişinin neyi istediğine, bencil olup olmadığına, riskten kaçıp kaçmadığına ya da bugünü yarına tercih edip etmediğine dair bir şey söylemez. Bağış yapan bir kişi, başkalarının iyiliğini önemsiyorsa ve bağış kararları bu tercihle tutarlıysa rasyoneldir.
  2. Homo economicus bütün seçenekleri ve sonuçlarını bilir ve bunları maliyetsiz biçimde hesaplar. Simon'a göre ise insanların bilgisi, dikkati, hesaplama kapasitesi ve zamanı sınırlıdır; bu yüzden işe yarayan kurallar kullanır ve bir istek düzeyini karşılayan ilk seçeneği seçerler. Arama ve karşılaştırma maliyetliyken aramayı sürdürmenin beklenen kazancı, maliyetinden küçük olabilir; bu durumda «yeterince iyi»yi kabul etmek en iyi stratejidir.
  3. Birinci durumda harcama 20 × 2 + 20 × 4 = 120 liradır. İkinci durumda seçilen demetin, 24 A ile 12 B'nin, birinci durumdaki maliyeti 24 × 2 + 12 × 4 = 96 liradır; yani tüketici birinci durumda bu demeti alabilirdi ama 20–20'yi seçti. Bu, 20–20'yi 24–12'ye tercih ettiğini açığa vurur. İkinci durumda 20–20'nin maliyeti 20 × 4 + 20 × 2 = 120 liradır ve tüketici bu demeti de alabilirdi; ama 24 × 4 + 12 × 2 = 120 liralık 24–12'yi seçti. Bu, 24–12'yi 20–20'ye tercih ettiğini açığa vurur. İki durumda da öbür demet ulaşılabilirken farklı seçim yapıldığı için seçimler tutarsızdır.
  4. İstek düzeyi 4.500 liradayken olasılık 500 ÷ 2.000 = 0,25, ortalama ziyaret 4, arama maliyeti 400 lira, beklenen fiyat 4.250 lira ve toplam 4.650 liradır. İstek düzeyi 5.000 liradayken olasılık 0,5, ortalama ziyaret 2, arama maliyeti 200 lira, beklenen fiyat 4.500 lira ve toplam 4.700 liradır. 4.500 liralık istek düzeyi daha iyidir. En iyi istek düzeyi (r − 4.000)² ÷ 4.000 = 100 koşulundan r ≈ 4.632 liradır.
  5. Fiyat 5 lirayken ortalama talep 100 ÷ 5 = 20 birim, fiyat 8 lirayken 100 ÷ 8 = 12,5 birimdir. Ortalama talep 7,5 birim düşer. Tüketici hiçbir hesap yapmadığı hâlde, bütçe kısıtı talep yasasını üretir.
  6. İddianın ilk yarısı kanıtı abartıyor, ikinci yarısı ise ondan çıkmıyor. Kanıtlar, insanların belirli durumlarda sistematik biçimde saptığını gösterir: List'in deneyimsiz katılımcıları ellerindeki eşyayı değiştirmekte çok isteksizdi, Agarwal ve arkadaşları gençlerin ve yaşlıların pahalı finansal hatalar yaptığını buldu. Ama aynı kanıtlar sapmaların herkeste aynı olmadığını ve deneyimle küçülebildiğini de gösterir: deneyimli tüccarlar standart öngörüye yaklaştı, Choi ve arkadaşları tutarlılığın kişiden kişiye büyük farklılık gösterdiğini buldu. «Sanki» yaklaşımı ve Becker'in sonucu, bireyler kusursuz olmasa da pek çok öngörünün tuttuğunu hatırlatır. Kararları devletin vermesi ise devletin daha iyi bildiğini ve kendi sınırlı rasyonelliğinden ve çıkarlarından arınmış olduğunu varsayar; bu da kanıtlanmış değildir. Daha savunulabilir bir sonuç, sapmaların en büyük ve en pahalı olduğu karmaşık ve nadir kararlarda, seçim özgürlüğünü ortadan kaldırmadan bilgilendirme, basitleştirme ya da varsayılan seçenekler gibi araçların tartışılabileceğidir. Bu araçların ne kadar ileri gitmesi gerektiği ise bir değer tercihidir.

İleri okuma

  • John A. List (2003). «Does Market Experience Eliminate Market Anomalies?». Quarterly Journal of Economics 118(1). Spor hatırası fuarında deneyim ve takas davranışı.
  • Syngjoo Choi, Shachar Kariv, Wieland Müller, Dan Silverman (2014). «Who Is (More) Rational?». American Economic Review 104(6). Tutarlılığın ölçülmesi ve servetle ilişkisi.
  • Sumit Agarwal, John C. Driscoll, Xavier Gabaix, David Laibson (2009). «The Age of Reason: Financial Decisions over the Life Cycle and Implications for Regulation». Brookings Papers on Economic Activity 40(2). Finansal hataların yaşa göre değişimi.
  • Herbert A. Simon (1955). «A Behavioral Model of Rational Choice». Quarterly Journal of Economics 69(1). Sınırlı rasyonelliğin ve tatmin edici seçimin kurucu metni.

Sonraki derse köprü

Bu ders, sistematik sapmaların var olduğunu ve deneyimle küçülebildiğini gösterdi, ama sapmaların kendilerini adlandırmadı. Fuardaki katılımcıların ellerindeki eşyayı tutması, bu sapmalardan yalnızca biriydi. Sıradaki ders, davranışsal iktisatçıların ve psikologların belgelediği bilişsel önyargıları ele alıyor. İnsanların yargılarında tekrar tekrar ortaya çıkan önyargılar hangileridir? Bu önyargılar zihnin hangi kestirmelerinden doğar ve hangi durumlarda işe yarayan bir kestirme, pahalı bir hataya dönüşür?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: bir ders kitabı sayfasında bütçe doğrusuna teğet bir kayıtsızlık eğrisi ve yanında hesap makinesiyle bir karakter; ardından aynı sayfanın önünde süpermarkette, bir telefon ekranında ve bir banka masasında kararsız gerçek insanlar.
  • Hikâye: bir spor kartı fuarının masaları; bilet koçanı ve hatıra belgesi iki ayrı kutuda. Takas oranları yüzde 50'lik bir referans çizgisinin yanında yükselen çubuklar olarak belirir: deneyimsiz katılımcıların kısa çubuğu, deneyimli olanların ve satıcıların çizgiye yaklaşan çubukları.
  • Kavram: homo economicus'un silueti; üzerine «tutarlı», «bencil değil», «her şeyi bilmez» etiketleri. Ardından bir dizi mağaza kapısı ve bir istek düzeyi çizgisi; çizginin altındaki ilk fiyatta kapı açılır.
  • Veri ve kanıt: tutarlılık puanlarının dağılımını gösteren bir histogram ve servetle ilişkisini gösteren bir eğim; ardından yaşa göre U biçiminde bir hata eğrisi, dibinde 53 yazısı.
  • Model: iki bütçe doğrusu ve üzerlerinde seçilen noktalar; bir çelişkinin nasıl görüneceği kırmızı bir döngüyle gösterilir. Rastgele noktalar serpiştirilmiş iki bütçe doğrusu; fiyat artınca noktaların ortalaması sola kayar.
  • Neden önemli: bir emeklilik başvuru formu ve bir kredi sözleşmesi; önlerinde farklı yaşlarda insanlar.

Seslendirme, insanları ne kusursuz hesap makineleri ne de sürekli hata yapan varlıklar olarak sunar. Standart kuramın gücünü ve sınırlarını aynı ağırlıkta aktarır; davranışsal bulguları kuramın çöküşü olarak değil, kuramın ne zaman işe yaradığına dair bir bilgi olarak anlatır.

Kısa kesit

Dikey, elli saniyelik. Seslendirme: «Bir fuarda insanlara rastgele iki hatıra eşyasından biri verildi ve takas etmeleri teklif edildi.» Ekranda bilet koçanı ve belge. «Yarısının takas etmesi beklenirdi. Deneyimsizlerin yüzde yedisinden azı takas etti; deneyimli tüccarlar ise neredeyse yarı yarıya.» Kapanış: «İnsanlar rasyonel mi? Derste.»