İçeriğe geç

Ders EKO-207.10 · Seviye 2 — Orta

Orta gelir tuzağı

EKO-207 Kalkınma Ekonomisi

4.321 kelime · yaklaşık 20 dakika okuma · seslendirme 9 dk · veriler Eylül 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • büyüme yavaşlaması
  • mutlak ve göreli gelir eşiği
  • geçiş matrisi
  • teknoloji sınırına uzaklık
  • yatırıma ve yeniliğe dayalı strateji
  • yatırım, özümseme ve yenilik
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Eichengreen, Park ve Shin, hızlı büyüyen ekonomilerin kişi başına gelirleri 2005 fiyatlarıyla yaklaşık 17 bin dolara ulaştığında büyüme hızlarının en az 2 puan düştüğünü buldu; yeni verilerle yavaşlamaların 10–11 bin ve 15–16 bin dolar civarında iki düzeyde yoğunlaştığını gösterdiler. Eğitim düzeyi yüksek ve yüksek teknoloji ihracatı güçlü ülkelerde yavaşlama daha az olasıydı.
  2. Im ve Rosenblatt'ın geçiş matrisi analizi, orta gelir tuzağına çok az destek verdi; Pritchett ve Summers, verilerdeki en sağlam özelliğin hızlı büyümenin ortalamaya dönüşü olduğunu savundu. Orta gelirli ülkelerin takılması, özel bir tuzaktan çok gruplar arası geçişin her aşamada zor olmasını yansıtabilir.
  3. Mutlak ve göreli eşikler farklı sonuçlar verir: öncü ülkeyle aynı hızda büyüyen bir ülke, mutlak olarak ilerlerken göreli olarak aynı yerde kalır. Tuzak tartışması, önce «neye göre?» sorusunun cevaplanmasını gerektirir.
  4. Acemoglu, Aghion ve Zilibotti'ye göre sınırdan uzak ülkeler yatırıma ve benimsemeye dayalı bir stratejiyle hızla büyür; sınıra yaklaştıkça yeniliğe dayalı stratejiye geçmek gerekir. Yatırıma dayalı stratejide gereğinden uzun kalan bir ülke, yakınsayamayabilir.
  5. Dünya Bankası'nın 2024 raporu, düşük gelirli ülkelere yatırım, alt orta gelirlilere yatırım ve özümseme, üst orta gelirlilere bunlara ek olarak yenilik önerdi; hızlı geçiş yapan ülkelerin yerleşik çıkarları disipline ettiğini, yeteneği ödüllendirdiğini ve kurumlarını modernleştirdiğini vurguladı.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — Büyüme yavaşlamasını, mutlak ve göreli gelir eşiğini, geçiş matrisini, teknoloji sınırına uzaklığı, yatırıma ve yeniliğe dayalı stratejiyi ve yatırım, özümseme ve yenilik çerçevesini tanımlar.
  • Anlama — Hızlı büyüyen orta gelirli ekonomilerin neden yavaşladığını ve bir ülkenin teknoloji sınırına yaklaştıkça büyüme stratejisini neden değiştirmesi gerektiğini açıklar.
  • Uygulama — Bir büyüme yavaşlamasının uzun dönemli gelir kaybını hesaplar ve bir geçiş matrisinden bir ülkenin orta gelir grubunda ortalama ne kadar kalacağını bulur.
  • Değerlendirme — Eichengreen, Park ve Shin'in, Im ve Rosenblatt'ın ve Pritchett ve Summers'ın bulgularını karşılaştırarak orta gelir tuzağının ayrı bir olgu mu, yoksa genel bir yavaşlama eğiliminin adı mı olduğunu gerekçelendirir.

Sezgi

Açılış

Bir ülke düşük gelirden orta gelire çıkarken, önünde görece açık bir yol vardır. Tarımdaki fazla emeği fabrikalara aktarır, zengin ülkelerin çoktan geliştirdiği teknolojileri satın alır ya da kopyalar, ucuz işgücüyle dünya pazarlarında rekabet eder. Ama ücretler yükseldikçe ucuz emek avantajı kaybolur; kopyalanacak hazır teknolojilerin sayısı azalır. Ülke, bir yanda daha ucuz üreten yoksul rakipleri, öbür yanda daha yenilikçi zengin ülkeler arasında sıkışabilir.

Önceki bir derste, bu sıkışmayı anlatan orta gelir tuzağı kavramını tanımlamış ve kaç ülkenin orta gelirden yüksek gelire geçebildiğine dair verilere bakmıştık. Bu ders, kavramın arkasındaki kanıtları sorguluyor. Hızlı büyüyen ekonomiler gerçekten belirli bir gelir düzeyinde mi yavaşlıyor? Orta gelirli ülkeler öbür ülkelerden daha mı fazla takılıp kalıyor? Ve yavaşlamayı aşan ülkeleri öbürlerinden ne ayırıyor?

Hikâye — İki ülke, iki yol

1980'lerin başında bir Brezilyalının ortalama geliri ile bir Korelininki arasında büyük bir fark yoktu. İki ülke de önceki on yıllarda hızla sanayileşmişti; ikisinin de devlet öncülüğünde büyüyen büyük sanayi şirketleri vardı. Brezilya, zengin doğal kaynaklara ve geniş bir iç pazara sahipti; Kore'nin ise doğal kaynağı yoktu ve nüfusu Brezilya'nınkinin kabaca üçte biri kadardı.

1980'ler, iki ülkenin yollarını ayırdı. Brezilya, yüksek dış borç, hızlanan enflasyon ve art arda gelen istikrar programlarıyla geçen, Latin Amerika'da «kayıp on yıl» olarak anılan bir döneme girdi. Kore ise eğitime ve araştırma geliştirmeye yaptığı yatırımı artırdı. Kore'de üniversiteye giden gençlerin payı hızla yükseldi; şirketler yabancı teknolojileri lisanslamaktan kendi ürünlerini tasarlamaya geçti. Kore'nin araştırma geliştirme harcamalarının millî gelire oranı, sonraki on yıllarda dünyanın en yüksekleri arasına yerleşti.

Bugün Kore yüksek gelirli bir ülkedir; Brezilya ise hâlâ üst orta gelir grubundadır. Bu iki ülkenin hikâyesi, orta gelir tuzağı tartışmasında sık sık anlatılır. Ama hikâyenin kendisi bir uyarı da taşır: iki ülke arasındaki fark, 1980'lerde yaşanan dış borç krizine, farklı demografik yapılara, farklı eğitim politikalarına ve farklı kurumlara bağlanabilir. Tek bir karşılaştırma, hangi etkenin belirleyici olduğunu ayıramaz. Bu yüzden iktisatçılar, yüzlerce ülkenin on yıllar boyunca izlediği yolları sistematik olarak incelemeye yöneldi.

Kavram

Orta gelir tuzağı tartışmasının ilk adımı, hızlı büyüyen ekonomilerin ne zaman ve ne ölçüde yavaşladığını ölçmektir. Bunun için iktisatçılar yavaşlamayı belirli bir ölçütle tanımlar.

Bir ülkenin orta gelir grubunda olup olmadığını belirlemek, göründüğü kadar basit değildir. Kullanılan eşiğin türü, hangi ülkelerin «tuzakta» sayılacağını değiştirir.

Orta gelirli ülkelerin öbür ülkelerden daha fazla takılıp takılmadığını anlamak için, ülkelerin gelir grupları arasındaki hareketlerini izleyen bir araç kullanılır.

Ülkelerin büyüme stratejilerinin neden bir noktada değişmesi gerektiğini anlamak için, onların dünyanın en ileri teknolojilerinden ne kadar uzakta olduğuna bakmak gerekir.

Daron Acemoglu, Philippe Aghion ve Fabrizio Zilibotti, sınıra uzaklığın hangi kurumların ve politikaların uygun olduğunu değiştirdiğini gösterdi. Bu fikir, iki farklı büyüme stratejisi arasındaki ayrımla ifade edilir.

Dünya Bankası'nın 2024 Dünya Kalkınma Raporu, bu fikri ülkelerin gelişme aşamalarına göre sıralanmış bir politika çerçevesine dönüştürdü.

Veri ve kanıt

Yazarlar birkaç yıl sonra, daha yeni verilerle analizlerini genişletti. Yeni sonuçlar, yavaşlamaların tek bir gelir düzeyinde değil, biri 10–11 bin dolar, öbürü 15–16 bin dolar civarında olmak üzere iki ayrı düzeyde yoğunlaştığını gösterdi; bazı ülkeler iki kez yavaşlamıştı. Bu, orta gelirli ülkelerde büyümenin tek bir noktada değil, basamak basamak yavaşlayabileceği ve daha fazla ülkenin risk altında olduğu anlamına geliyordu. Yazarlar ayrıca, nüfusun ortaöğretim ve yükseköğretim düzeyinin görece yüksek olduğu ve yüksek teknoloji ürünlerinin ihracatta görece büyük pay aldığı ülkelerde yavaşlamaların daha az olası olduğunu buldu. Bu bulgu, teknoloji merdiveninde yukarı çıkmanın yavaşlamadan kaçınmadaki önemini vurguluyordu.

Im ve Rosenblatt'ın bulgusu, tartışmaya önemli bir ayrım getirdi. Orta gelirli ülkelerin çoğu yüksek gelire geçemiyor olabilir; ama bu, onların öbür ülkelerden daha fazla takıldığı anlamına gelmez. Düşük gelirli ülkeler de uzun süre düşük gelirli kalır; bir gelir grubundan öbürüne geçmek her aşamada zordur. Lant Pritchett ve Lawrence Summers da benzer bir sonuca vardı: onlara göre büyümenin verilerdeki en belirgin özelliği, olağanüstü hızlı büyümenin nadiren kalıcı olması, yani önceki derslerde gördüğümüz ortalamaya dönüştü; bu eğilim, çok tartışılan orta gelir tuzağından verilerde çok daha sağlamdı. Bu görüşe göre orta gelirli ülkelerdeki yavaşlama, özel bir tuzağın değil, hızlı büyümenin genel olarak geçici olmasının bir sonucudur.

Yaygın yanlış«Her ülke kişi başına geliri belirli bir düzeye ulaştığında kaçınılmaz olarak orta gelir tuzağına düşer.»
Doğrusu

Eichengreen, Park ve Shin, hızlı büyüyen ekonomilerin belirli gelir düzeylerinde yavaşlama eğiliminde olduğunu buldu; ama yavaşlamanın gerçekleştiği gelir düzeyleri ülkeden ülkeye farklıydı ve eğitim düzeyi yüksek, yüksek teknoloji ihracatı güçlü ülkelerde yavaşlama daha az olasıydı. Kore, Tayvan ve bazı Avrupa ülkeleri bu yavaşlamaları aşıp yüksek gelir grubuna katıldı. Yavaşlama bir kader değil, bir risktir; ve bu riskin büyüklüğü politikalara bağlıdır.

Yaygın yanlış«Bir ülkenin büyümesi yavaşladıysa, bu kesinlikle orta gelir tuzağına düştüğünü gösterir.»
Doğrusu

Büyüme yavaşlamasının pek çok nedeni olabilir: bir ekonomik kriz, ticaret hadlerindeki kötüleşme, demografik kâr payının sona ermesi ya da yalnızca olağanüstü hızlı büyümenin doğal olarak normale dönmesi. Pritchett ve Summers'ın vurguladığı gibi, hızlı büyüme dönemleri nadiren sürer. Bir yavaşlamayı orta gelir tuzağı olarak nitelemek için, yavaşlamanın yapısal nedenlerini, yani ucuz emek avantajının tükenmesini ve yeniliğe geçilememesini göstermek gerekir.

Neden önemli?

Orta gelir tuzağı, dünya nüfusunun büyük çoğunluğunu ilgilendiren bir sorudur; çünkü dünya nüfusunun çoğu orta gelirli ülkelerde yaşar. Bu ülkelerin yüksek gelire geçip geçemeyeceği, önümüzdeki on yılların küresel refahını belirleyecektir. Tartışma, aynı zamanda politika önceliklerini de biçimlendirir: yavaşlama belirli bir aşamaya özgü bir tuzaksa, o aşamaya özgü politikalar gerekir; genel bir ortalamaya dönüş eğilimiyse, beklentileri daha gerçekçi tutmak ve krizlerden kaçınmak daha önemli hâle gelir.

Türkiye, üst orta gelirli bir ülke olarak bu tartışmanın tam ortasında yer alır. Türkiye'de «orta gelir tuzağı» kavramı, kalkınma planlarında, iktisatçıların yazılarında ve siyasal tartışmalarda sıkça kullanılır. Eğitimin kalitesi, araştırma geliştirme harcamaları, yüksek teknoloji ürünlerinin ihracattaki payı, kurumların istikrarı ve çalışma çağındaki nüfusun payının artık yükselmemesi, Türkiye'nin yüksek gelire geçip geçemeyeceği sorusunun başlıca bileşenleridir. Bu dersin kavramları, bu tartışmayı kanıtlara dayanarak değerlendirmenin araçlarını sunar.

Model

Çözümlü örnek — İki puanlık yavaşlamanın bedeli

Bir ülkenin kişi başına geliri 15 bin dolara ulaşmış ve yıllık büyümesi yüzde 6 düzeyinde. Büyüme hızı bu noktada yüzde 4'e düşerse, yirmi yıl sonra kişi başına gelir ne olur? Yüzde 6 büyüme sürseydi gelir 15 × 1,06 üzeri 20, yani yaklaşık 15 × 3,21, yani yaklaşık 48,1 bin dolara ulaşırdı. Yüzde 4 büyümeyle gelir 15 × 1,04 üzeri 20, yani yaklaşık 15 × 2,19, yani yaklaşık 32,9 bin dolara ulaşır.

İki puanlık yavaşlama, yirmi yıl sonunda kişi başına gelirin yaklaşık yüzde 32 daha düşük olmasına yol açar. Yavaşlamanın ilk yıllarda fark edilmesi zordur; bir yılda yüzde 6 yerine yüzde 4 büyüme, küçük bir fark gibi görünür. Ama bileşik büyümenin mantığı, bu küçük farkın on yıllar içinde büyük bir uçuruma dönüşmesini sağlar.

Yüksek gelir eşiğinin, bu ülke için 30 bin dolar olduğunu varsayalım. Yüzde 6 büyümeyle ülke bu eşiğe yaklaşık 12 yılda ulaşır; çünkü 1,06 üzeri 12 yaklaşık 2,01'dir. Yüzde 4 büyümeyle ise yaklaşık 18 yıl gerekir; çünkü 1,04 üzeri 18 yaklaşık 2,03'tür. Yavaşlama, yüksek gelire geçişi altı yıl geciktirir. Büyüme yüzde 2'ye düşerse, geçiş yaklaşık 35 yıl sürer.

Çözümlü örnek — Geçiş matrisi

Ülkelerin on yıllık dönemlerde gelir grupları arasındaki hareketini varsayımsal bir geçiş matrisiyle gösterelim. Düşük gelirli bir ülkenin on yıl sonra düşük gelirli kalma olasılığı yüzde 85, orta gelire geçme olasılığı yüzde 15 olsun. Orta gelirli bir ülkenin orta gelirli kalma olasılığı yüzde 85, yüksek gelire geçme olasılığı yüzde 10, düşük gelire düşme olasılığı yüzde 5 olsun.

Bir gruptan çıkma olasılığı on yılda p ise, grupta ortalama kalınan süre yaklaşık 10 bölü p yıldır. Düşük gelir grubundan çıkma olasılığı yüzde 15 olduğu için, ortalama kalış süresi yaklaşık 10 bölü 0,15, yani yaklaşık 67 yıldır. Orta gelir grubundan çıkma olasılığı da yüzde 15'tir ve ortalama kalış süresi yine yaklaşık 67 yıldır.

Bu örnekte orta gelirli ülkeler, düşük gelirli ülkelerle aynı süre kendi gruplarında kalır. Orta gelirli ülkelerin çoğunun yüksek gelire geçememesi, bu ülkelere özgü bir tuzağın değil, gruplar arası geçişin her aşamada yavaş olmasının sonucudur. Im ve Rosenblatt'ın geçiş matrisi analizinin orta gelir tuzağına çok az destek vermesi, bu türden bir tabloya dayanıyordu. Bir tuzaktan söz edebilmek için, orta gelir grubunda kalma olasılığının öbür gruplardakinden belirgin biçimde yüksek olması gerekirdi.

Çözümlü örnek — Ortalamaya dönüş

Pritchett ve Summers'ın vurguladığı ortalamaya dönüşü basit bir hesapla görelim. Ülkelerin on yıllık büyüme hızları arasındaki korelasyonun düşük olduğunu, örneğin bir ülkenin bir on yıldaki büyümesinin dünya ortalamasından sapmasının, sonraki on yılda ortalama olarak yalnızca üçte birinin sürdüğünü varsayalım.

Dünya ortalaması yüzde 2 iken yüzde 8 büyüyen bir ülke, ortalamadan 6 puan sapmaktadır. Sonraki on yılda beklenen sapma 6 bölü 3, yani 2 puandır; beklenen büyüme yüzde 4'tür. Bu ülke, hiçbir tuzağa düşmeden, yalnızca olağanüstü büyümenin kalıcı olmaması nedeniyle büyüme hızını yarıya indirmiş olur.

Bu hesap, hızlı büyüyen ülkelere dair tahminlerin neden sık sık fazla iyimser çıktığını açıklar. Tahminciler çoğu zaman son dönemdeki büyüme hızını geleceğe uzatır; oysa veriler, olağanüstü büyümenin genellikle normale döndüğünü gösterir. Pritchett ve Summers, bu yüzden hızlı büyüyen büyük ekonomilere dair uzun dönemli tahminlerde çok daha geniş bir sonuç aralığının düşünülmesi gerektiğini savundu.

Çözümlü örnek — Sınıra uzaklık ve iki strateji

Acemoglu, Aghion ve Zilibotti'nin fikrini sayılarla görelim. Bir ülkenin verimliliği, dünya teknoloji sınırının yüzde a'sı düzeyinde olsun. Ülkenin verimliliği iki kaynaktan artar: var olan teknolojileri benimseyerek ve yeni teknolojiler üreterek. Benimseme yoluyla yıllık verimlilik artışı, sınıra uzaklıkla orantılıdır: 0,1 × (1 − a). Yenilik yoluyla artış ise ülkenin yenilik kapasitesine bağlıdır ve 0,03 olsun.

Sınırın yüzde 30'unda olan bir ülke için benimsemenin katkısı 0,1 × 0,7, yani yüzde 7'dir; yeniliğin katkısı yüzde 3'ten küçüktür. Bu ülke için yatırıma ve benimsemeye dayalı strateji en hızlı büyümeyi sağlar. Sınırın yüzde 75'indeki bir ülke için benimsemenin katkısı 0,1 × 0,25, yani yüzde 2,5'e düşer ve yeniliğin katkısı olan yüzde 3'ün altında kalır. Bu ülke için yeniliğe dayalı strateji daha önemli hâle gelir. İki stratejinin eşit katkı yaptığı nokta, 0,1 × (1 − a) = 0,03 koşulundan a = 0,7, yani sınırın yüzde 70'idir.

Bu modelin önemli bir sonucu, bir strateji için uygun olan kurumların öbürü için zararlı olabilmesidir. Yatırıma dayalı strateji, büyük yerleşik firmaları, uzun süreli banka ilişkilerini ve bazen rekabet kısıtlamalarını destekler. Ülke sınıra yaklaştığında bu kurumlar, yeni firmaların girişini ve en yetenekli yöneticilerin seçilmesini engelleyerek yeniliği yavaşlatabilir. Acemoglu, Aghion ve Zilibotti'ye göre bir toplum, yatırıma dayalı stratejide gereğinden uzun süre kalırsa tuzağa düşebilir ve sınıra yakınsayamayabilir.

Neden ucuz emek tükenir?

Önceki bir derste gördüğümüz Lewis modeli, orta gelir tuzağının kökenlerinden birini açıklar. Tarımdaki emek fazlası sanayiye aktarıldıkça, ekonomi yüksek büyüme hızlarına ulaşır. Ama fazla emek bittiği anda ücret baskısı başlar ve emek yoğun sektörlerdeki rekabet avantajı aşınır. Bu dönüm noktası, çoğu zaman orta gelir düzeyinde gelir.

Bu noktada ülkenin büyüme kaynağını değiştirmesi gerekir: artık daha fazla işçiyi fabrikaya aktararak değil, her işçinin verimliliğini artırarak büyümek zorundadır. Bu geçiş, daha nitelikli bir işgücünü, daha karmaşık ürünleri ve daha fazla yeniliği gerektirir. Demografik kâr payının aynı dönemde sona ermesi, geçişi daha da zorlaştırır: çalışma çağındaki nüfusun payı artık büyümeye katkı yapmaz, hatta azalmaya başlar.

Çözümlü örnek — Mutlak ve göreli eşiğin farkı

Bir ülkenin kişi başına geliri 1980'de 5 bin dolar, öncü ülkeninki 25 bin dolar olsun; ülke öncünün yüzde 20'si düzeyindedir. Otuz yıl boyunca ülke yılda yüzde 2, öncü ülke de yılda yüzde 2 büyüsün. 2010'da ülkenin geliri yaklaşık 5 × 1,81, yani 9 bin dolara, öncüninki yaklaşık 45 bin dolara ulaşır. Ülke hâlâ öncünün yüzde 20'si düzeyindedir.

Mutlak bir eşikle, örneğin 8 bin dolarlık bir orta gelir üst sınırıyla bakılırsa, ülke orta gelirden çıkmış ve ilerlemiştir. Göreli bir eşikle bakılırsa, ülke otuz yıl boyunca aynı yerde kalmış, öncüye hiç yaklaşamamıştır; bu anlamda «tuzakta»dır. Aynı ülke, kullanılan eşiğe göre başarılı ya da başarısız sayılabilir. Im ve Rosenblatt'ın hem mutlak hem göreli eşiklerle kanıt sunmasının nedeni budur: tuzak tartışması, önce «tuzak neye göre?» sorusunun cevaplanmasını gerektirir.

Eğitim ve teknoloji merdiveni

Eichengreen, Park ve Shin'in, eğitim düzeyi yüksek ve yüksek teknoloji ihracatı güçlü ülkelerde yavaşlamanın daha az olası olduğu bulgusu, sınıra uzaklık modeliyle uyumludur. Var olan teknolojileri benimsemek için temel beceriler yeterli olabilir; ama yeni teknolojiler üretmek ve karmaşık ürünler tasarlamak, geniş bir yükseköğretimli ve araştırma deneyimli işgücü gerektirir. Kore'nin 1980'lerde yükseköğretimi hızla genişletmesi, bu geçişin bir parçası olarak görülür.

Ama eğitimin miktarı tek başına yetmez. Beşerî sermaye dersinin gösterdiği gibi, okul yılları öğrenilen becerilerle aynı şey değildir. Yükseköğretim mezunlarının sayısı artsa bile, eğitimin kalitesi düşükse ya da mezunların becerileri ekonominin ihtiyaçlarıyla uyuşmuyorsa, yeniliğe geçiş gerçekleşmeyebilir. Yeniliğe dayalı büyüme, hem nitelikli insan kaynağını hem de bu kaynağın verimli firmalara ve araştırma kurumlarına yönelmesini gerektirir.

Çözümlü örnek — Kur ve yavaşlama

Eichengreen, Park ve Shin'in en dikkat çekici bulgularından biri, reel döviz kurunu düşük değerli tutan ülkelerde yavaşlamaların daha olası olmasıydı. Bu ilişkinin olası bir mekanizmasını basit sayılarla düşünelim. Bir ülke, ulusal parasını düşük değerli tutarak ihracatçılarına yüzde 20'lik bir fiyat avantajı sağlıyor. Bir ihracatçı, bir ürünü 100 dolara üretip dünya pazarında 110 dolara satıyor; düşük kur sayesinde yurt içi maliyetleri dolar cinsinden 80 dolara iniyor ve kârı 10 dolardan 30 dolara çıkıyor.

Bu avantaj, büyümenin ilk aşamasında ihracatı ve yatırımı hızlandırabilir. Ama ücretler yükseldikçe ya da kur bir gün değer kazandığında, bu avantaj ortadan kalkar. Düşük kurla ayakta duran firmalar, verimliliklerini artırmamışsa, 20 dolarlık avantaj kaybolduğunda kârları tekrar 10 dolara iner ve ücret artışları bunu da eritir. Kur desteği, firmaların verimlilik artırma baskısını azaltmış olabilir.

Bu, yazarların bulgusunun kesin bir açıklaması değildir; aynı ilişki, düşük kurun başka sorunların, örneğin zayıf verimliliğin bir belirtisi olmasından da kaynaklanabilir. Ama önemli bir dersi hatırlatır: bir büyüme aşamasında işe yarayan araçlar, bir sonraki aşamaya geçişi zorlaştırabilir. Ucuz kur, ucuz emek gibi, geçici bir avantajdır ve kalıcı bir verimlilik kaynağının yerini tutamaz. Bir ülke bu avantajın sürdüğü yıllarda eğitime, altyapıya ve firmaların teknoloji kapasitesine yatırım yapmışsa, avantaj kaybolduğunda yeni bir rekabet kaynağına sahip olur; yapmamışsa, kurun değer kazanması ya da ücretlerin yükselmesi, büyümenin birden durmasına yol açabilir.

Yerleşik çıkarların disiplini

Dünya Bankası'nın 2024 raporu, orta gelirden yüksek gelire hızla geçebilen az sayıdaki ülkenin bunu yerleşik çıkarları disipline ederek, yetenek havuzlarını genişleterek ve politikalarını ve kurumlarını modernleştirerek başardığını vurguladı. Rapora göre büyük şirketler, kamu iktisadi teşebbüsleri ve güçlü kişiler gibi yerleşik aktörler büyük değer katabilir; ama aynı kolaylıkla değeri azaltabilir de. Hükümetler, küçük ve orta ölçekli işletmeleri kayırmadan ya da büyük şirketleri şeytanlaştırmadan, yeni girişleri teşvik eden rekabet düzenlemeleriyle yerleşik aktörleri disipline etmelidir.

Bu vurgu, önceki derslerde gördüğümüz yaratıcı yıkım kavramıyla doğrudan ilişkilidir. Yeniliğe dayalı büyüme, yeni firmaların eski firmaların yerini alabilmesini gerektirir. Ama yatırıma dayalı büyüme döneminde güçlenen büyük firmalar, siyasal güçlerini kullanarak bu yıkımı engelleyebilir. Orta gelir tuzağının bir kaynağı, bu nedenle ekonomik olduğu kadar siyasaldır: bir önceki aşamanın kazananları, bir sonraki aşamanın önünde durabilir. Bu yüzden rekabet politikası, orta gelirli ülkeler için bir düzenleme ayrıntısı değil, büyüme stratejisinin merkezî bir parçasıdır.

Modelin sınırları

Buradaki hesaplar, ülkeleri tek bir büyüme hızıyla ya da tek bir gelir grubuyla temsil etti. Oysa büyüme, bir ülkenin içinde bölgeler ve sektörler arasında çok farklı olabilir; bir ülkenin bazı bölgeleri yüksek gelirli ülkelerle rekabet ederken, bazıları düşük verimli tarıma bağlı kalabilir. Ülke ortalamaları, bu iç farklılıkları gizler ve bir ülkenin yavaşlamasının nedenlerini yanlış teşhis etmeye yol açabilir.

Modeller ayrıca yavaşlamayı çoğunlukla içsel nedenlerle açıkladı. Oysa pek çok yavaşlama, dış şoklarla başlar: bir dış borç krizi, emtia fiyatlarında sert bir düşüş ya da küresel bir finansal kriz. Brezilya'nın 1980'lerdeki yavaşlaması, büyük ölçüde bir dış borç krizinin sonucuydu. Yavaşlamanın yapısal bir tuzaktan mı, yoksa bir krizin uzun süren etkilerinden mi kaynaklandığını ayırt etmek, doğru politikayı seçmek için gereklidir ve çoğu zaman kolay değildir.

Uygulama

Özet kartı

  1. Eichengreen, Park ve Shin, hızlı büyüyen ekonomilerin kişi başına gelirleri 2005 fiyatlarıyla yaklaşık 17 bin dolara ulaştığında büyüme hızlarının en az 2 puan düştüğünü buldu; yeni verilerle yavaşlamaların 10–11 bin ve 15–16 bin dolar civarında iki düzeyde yoğunlaştığını gösterdiler. Eğitim düzeyi yüksek ve yüksek teknoloji ihracatı güçlü ülkelerde yavaşlama daha az olasıydı.
  2. Im ve Rosenblatt'ın geçiş matrisi analizi, orta gelir tuzağına çok az destek verdi; Pritchett ve Summers, verilerdeki en sağlam özelliğin hızlı büyümenin ortalamaya dönüşü olduğunu savundu. Orta gelirli ülkelerin takılması, özel bir tuzaktan çok gruplar arası geçişin her aşamada zor olmasını yansıtabilir.
  3. Mutlak ve göreli eşikler farklı sonuçlar verir: öncü ülkeyle aynı hızda büyüyen bir ülke, mutlak olarak ilerlerken göreli olarak aynı yerde kalır. Tuzak tartışması, önce «neye göre?» sorusunun cevaplanmasını gerektirir.
  4. Acemoglu, Aghion ve Zilibotti'ye göre sınırdan uzak ülkeler yatırıma ve benimsemeye dayalı bir stratejiyle hızla büyür; sınıra yaklaştıkça yeniliğe dayalı stratejiye geçmek gerekir. Yatırıma dayalı stratejide gereğinden uzun kalan bir ülke, yakınsayamayabilir.
  5. Dünya Bankası'nın 2024 raporu, düşük gelirli ülkelere yatırım, alt orta gelirlilere yatırım ve özümseme, üst orta gelirlilere bunlara ek olarak yenilik önerdi; hızlı geçiş yapan ülkelerin yerleşik çıkarları disipline ettiğini, yeteneği ödüllendirdiğini ve kurumlarını modernleştirdiğini vurguladı.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Büyüme yavaşlamasıGrowth slowdownHızlı büyümenin belirgin ve kalıcı biçimde düşmesi
Mutlak ve göreli gelir eşiğiAbsolute and relative income thresholdsSabit tutara ya da öncü ülkeye göre tanımlanan gelir grubu sınırları
Geçiş matrisiTransition matrixGelir grupları arasındaki geçiş olasılıklarını gösteren tablo
Teknoloji sınırına uzaklıkDistance to the frontierVerimliliğin en ileri teknolojiye göre ne kadar geride olduğu
Yatırıma ve yeniliğe dayalı stratejiInvestment-based and innovation-based strategySınıra uzaklığa göre değişen iki büyüme stratejisi
Yatırım, özümseme ve yenilikInvestment, infusion and innovationGelişme aşamasına göre sıralanmış politika çerçevesi

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) Mutlak gelir eşiği ile göreli gelir eşiği arasındaki farkı açıkla. Aynı ülke, iki eşiğe göre neden farklı değerlendirilebilir?
  2. (Çıktı 2) Acemoglu, Aghion ve Zilibotti'ye göre bir ülkenin büyüme stratejisi, teknoloji sınırına yaklaştıkça neden değişmelidir? Yatırıma dayalı stratejide gereğinden uzun kalmanın riski nedir?
  3. (Çıktı 3) Bir ülkenin kişi başına geliri 12 bin dolar ve yıllık büyümesi yüzde 7. Büyüme yüzde 3'e düşerse, on beş yıl sonra kişi başına gelir yüzde 7 büyüme sürseydi olacağından yüzde kaç daha düşük olur? (1,07 üzeri 15 yaklaşık 2,76; 1,03 üzeri 15 yaklaşık 1,56.)
  4. (Çıktı 3) Bir geçiş matrisinde orta gelirli bir ülkenin on yılda orta gelirli kalma olasılığı yüzde 90, düşük gelirli bir ülkenin düşük gelirli kalma olasılığı yüzde 80'dir. Her iki grupta ortalama kalış süresini hesapla. Bu tablo orta gelir tuzağı fikrini destekler mi?
  5. (Çıktı 2) Eichengreen, Park ve Shin'in bulgularına göre yavaşlama riskini azaltan etkenler nelerdir? Bu etkenler, sınıra uzaklık modeliyle nasıl ilişkilidir?
  6. (Çıktı 4) Bir siyasetçi, «Türkiye orta gelir tuzağına düştü; büyüme yavaşladıysa bunun tek nedeni budur» diyor. Im ve Rosenblatt'ın, Pritchett ve Summers'ın ve Eichengreen, Park ve Shin'in bulgularını kullanarak bu teşhisin güçlü ve zayıf dayanaklarını ortaya koy; teşhisi sınamak için hangi kanıtlara bakılması gerektiğini belirt.

Cevaplar

  1. Mutlak gelir eşiği, orta gelir grubunu sabit fiyatlarla belirli bir kişi başına gelir aralığıyla tanımlar ve zamanla değişmez. Göreli eşik ise bir ülkenin gelirini, Amerika Birleşik Devletleri gibi öncü bir ülkenin gelirine oranla ölçer. Bir ülke öncü ülkeyle aynı hızda büyürse, mutlak geliri artar ve mutlak bir eşiği aşabilir; ama öncüye oranı değişmediği için göreli olarak aynı yerde kalır. Bu yüzden aynı ülke, mutlak eşiğe göre ilerlemiş, göreli eşiğe göre ise takılıp kalmış sayılabilir.
  2. Sınırdan uzak ülkeler, var olan teknolojileri benimseyerek hızla büyüyebilir; bunun için yatırımı en yüksek düzeye çıkarmak ve var olan firmalara dayanmak etkilidir. Sınıra yaklaştıkça benimsenecek teknolojiler azalır ve büyüme, yeni teknolojiler üretmeye bağımlı hâle gelir; bu da genç firmaları, kısa süreli ilişkileri ve en yetenekli firmaların ve yöneticilerin seçilmesini gerektirir. Yatırıma dayalı stratejiyi destekleyen kurumlar, örneğin rekabet kısıtlamaları ve yatırım sübvansiyonları, sınıra yakın bir ülkede yeni firmaların girişini engelleyerek yeniliği yavaşlatır. Gereğinden uzun kalan bir ülke, bu yüzden sınıra yakınsayamayabilir.
  3. Yüzde 7 büyümeyle on beş yıl sonra gelir 12 × 2,76, yani yaklaşık 33,1 bin dolar olur. Yüzde 3 büyümeyle gelir 12 × 1,56, yani yaklaşık 18,7 bin dolar olur. Yavaş büyüme senaryosundaki gelir, hızlı büyüme senaryosundakinin 18,7 bölü 33,1, yani yaklaşık yüzde 57'sidir; gelir yaklaşık yüzde 43 daha düşüktür.
  4. Orta gelir grubundan çıkma olasılığı on yılda yüzde 10 olduğu için ortalama kalış süresi yaklaşık 10 bölü 0,10, yani 100 yıldır. Düşük gelir grubundan çıkma olasılığı yüzde 20 olduğu için ortalama kalış süresi yaklaşık 10 bölü 0,20, yani 50 yıldır. Bu tabloda orta gelirli ülkeler, düşük gelirli ülkelerden iki kat uzun süre kendi gruplarında kalıyor; bu, orta gelir grubuna özgü bir takılmaya işaret eder ve tuzak fikrini destekler. Im ve Rosenblatt'ın gerçek verilerle yaptığı analiz ise böyle belirgin bir fark bulmadı.
  5. Eichengreen, Park ve Shin, nüfusun ortaöğretim ve yükseköğretim düzeyinin görece yüksek olduğu ve yüksek teknoloji ürünlerinin ihracatta görece büyük pay aldığı ülkelerde yavaşlamaların daha az olası olduğunu buldu. Sınıra uzaklık modeline göre, sınıra yaklaşan bir ülkenin büyümesi yeni teknolojiler üretmeye bağlıdır; bunun için nitelikli bir işgücüne ve karmaşık ürünler üretebilen firmalara ihtiyaç vardır. Yükseköğretim ve yüksek teknoloji ihracatı, bir ülkenin yeniliğe dayalı stratejiye geçebilecek kapasiteye sahip olduğunun göstergeleridir.
  6. Teşhisin güçlü dayanağı şudur: Eichengreen, Park ve Shin, hızlı büyüyen ekonomilerin orta gelir düzeylerinde yavaşlama eğiliminde olduğunu gösterdi ve Türkiye'nin eğitim kalitesi ve yüksek teknoloji ihracatı gibi göstergeleri, yavaşlama riskini artıran etkenlerle ilişkilendirilebilir. Ama «tek neden» iddiası zayıftır. Im ve Rosenblatt, geçiş matrisi analizinin orta gelir tuzağına çok az destek verdiğini buldu; Pritchett ve Summers, hızlı büyümenin genel olarak ortalamaya döndüğünü vurguladı. Yavaşlama, bir krizin, ticaret hadlerindeki bir kötüleşmenin, demografik değişimin ya da kurumsal sorunların da sonucu olabilir. Teşhisi sınamak için, yavaşlamanın hangi dönemde başladığına, toplam faktör verimliliğindeki değişime, ücretlerin verimliliğe göre seyrine, yüksek teknoloji ihracatının payına, eğitimin kalitesine ve yavaşlamanın bir krizle çakışıp çakışmadığına bakılmalıdır.

İleri okuma

  • Barry Eichengreen, Donghyun Park, Kwanho Shin (2012). «When Fast-Growing Economies Slow Down: International Evidence and Implications for China». Asian Economic Papers 11(1). Hızlı büyüyen ekonomilerin yavaşladığı gelir düzeyleri.
  • Fernando Gabriel Im, David Rosenblatt (2013). «Middle-Income Traps: A Conceptual and Empirical Survey». World Bank Policy Research Working Paper 6594. Tuzak kavramının tanımı ve geçiş matrisi analizi.
  • Lant Pritchett, Lawrence H. Summers (2014). «Asiaphoria Meets Regression to the Mean». NBER Working Paper 20573. Hızlı büyümenin kalıcılığı ve ortalamaya dönüş.
  • Daron Acemoglu, Philippe Aghion, Fabrizio Zilibotti (2006). «Distance to Frontier, Selection, and Economic Growth». Journal of the European Economic Association 4(1). Sınıra uzaklık ve büyüme stratejileri.

Sonraki derse köprü

Brezilya'nın hikâyesinde doğal kaynak zenginliği, bir avantaj olarak anılmıştı; ama Kore, doğal kaynağı olmadan Brezilya'yı geride bıraktı. Bu karşıtlık, kalkınma ekonomisinin şaşırtıcı bir sorusuna kapı açar. Sıradaki ders, doğal kaynak zenginliğinin neden çoğu zaman beklenen refahı getirmediğini ele alıyor. Petrol ya da maden gelirleri, bir ülkenin öbür sektörlerini nasıl zayıflatabilir? Kaynak zenginliği siyaseti ve kurumları nasıl etkiler ve bazı ülkeler bu laneti nasıl aşmıştır?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: bir merdiven; alt basamaklarda ucuz emek ve hazır teknoloji simgeleri, üst basamaklarda araştırma laboratuvarları. Bir figür orta basamakta durur; altından daha ucuz üreten rakipler, üstünden yenilikçi ülkeler geçer.
  • Hikâye: Brezilya ve Kore'nin gelir çizgileri 1980'de birbirine yakın başlar; 1980'lerde Brezilya'nın çizgisi borç ve enflasyon simgeleriyle düzleşir, Kore'ninki üniversite ve laboratuvar simgeleriyle yükselir.
  • Kavram: bir geçiş matrisi tablosu; hücreler olasılıklarla dolar, ülke simgeleri gruplar arasında oklarla hareket eder.
  • Veri ve kanıt: yatay bir gelir çizgisinde yavaşlama noktaları belirir; noktalar önce tek bir tepe, sonra iki tepe oluşturur.
  • Model: bir teknoloji sınırı çizgisi; sınırdan uzak ülkeler hızla yaklaşır, sınıra yaklaştıkça hız düşer ve yalnızca yeni teknoloji üreten ülkeler sınırı ileri iter.
  • Neden önemli: dünya haritası üzerinde orta gelirli ülkeler vurgulanır; Türkiye'nin üzerinde bir soru işareti belirir.

Seslendirme, orta gelir tuzağını kanıtlanmış bir yasa gibi sunmaz; kavramı destekleyen ve sorgulayan bulguları aynı ağırlıkta aktarır. Ülkeleri başarılı ve başarısız diye yargılamak yerine, farklı yolların arkasındaki koşulları anlatır.

Kısa kesit

Dikey, elli saniyelik. Seslendirme: «1980'de Brezilya ile Güney Kore aşağı yukarı aynı gelirdeydi.» Ekranda iki ülkenin gelir çizgileri yan yana. «Bugün Kore zengin, Brezilya hâlâ orta gelirli. Bir tuzak mı, yoksa bir seçim mi?» Kapanış: «Orta gelir tuzağı gerçek mi? Derste.»