Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Mikrofinans, bankaların hizmet vermediği düşük gelirli hanelere küçük tutarlı kredi, tasarruf, sigorta ve ödeme hizmetleri sunar. Küçük kredilerin faizi, sabit işlem maliyeti küçük bir tutara bölündüğü için yüksektir; 50 dolarlık işlem maliyeti, 200 dolarlık bir kredinin yüzde 25'ine denk gelir.
- Kredi tayınlaması, kredi verenlerin borçluların riskini gözleyemediği durumda faizi yükseltmek yerine bazı başvuruları reddetmesidir; çünkü faiz artışı güvenli borçluları kaçırıp riskli olanları çeker ve kârı düşürebilir.
- Grup sorumluluğu, akran seçimi ve akran izlemesi yoluyla geri ödemeyi artırabilir, ama başarılı üyelere ek yük bindirir. Giné ve Karlan, Filipinler'de grup sorumluluğunun kaldırılmasının temerrüdü artırmadığını buldu.
- Hyderabad deneyinde mikrokredi, işletme yatırımlarını ve mevcut işletmelerin kârlarını artırdı, ama tüketim, sağlık, eğitim ve kadınların karar gücünde anlamlı bir değişiklik yaratmadı. Field ve arkadaşları, iki aylık ödemesiz dönemin uzun dönem kârları ve temerrüdü birlikte artırdığını gösterdi.
- Meager, yedi deneyi birleştirerek mikrokredinin ortalama etkisinin dönüştürücü olmadığını ve farklılaşmanın yaklaşık yüzde 60'ının örnekleme değişkenliğinden kaynaklandığını buldu; işletme deneyimi olan hanelerde etkiler daha büyüktü. Dupas ve Robinson, güvenli tasarruf hesaplarının bazı haneler için krediden daha önemli olabileceğini gösterdi.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Mikrofinansı, kredi tayınlamasını, grup sorumluluğunu, akran seçimini ve akran izlemesini, ödemesiz dönemi ve etki heterojenliğini tanımlar.
- Anlama — Yoksul borçlulara küçük kredi vermenin neden pahalı olduğunu, bankaların faizi yükseltmek yerine neden kredi vermeyi reddedebileceğini ve grup sorumluluğunun geri ödemeyi hangi mekanizmalarla artırabileceğini açıklar.
- Uygulama — Küçük bir kredinin başa baş faiz oranını hesaplar, ters seçim altında faiz artışının kredi verenin kârını nasıl düşürdüğünü gösterir ve ortalama bir etkiyi farklı hane gruplarının etkilerine ayırır.
- Değerlendirme — Hyderabad deneyinin, Meager'ın yedi deneyi birleştiren çözümlemesinin, Giné ve Karlan'ın ve Field ve arkadaşlarının bulgularını kullanarak mikrofinansın hangi haneler için, hangi sözleşme biçimiyle işe yaradığını kanıta dayanarak tartışır.
Sezgi
Açılış
Bir sokak satıcısı, her sabah toptancıdan sebze alıp akşama kadar satıyor. Sebzeyi peşin alacak parası yetmediği için, toptancıya ya da mahalledeki bir borç verene gün sonunda yüksek bir pay ödüyor. Bir ay boyunca biraz para biriktirse, bu paydan kurtulabilir; ama her gün ortaya çıkan küçük harcamalar, bir hastalık ya da bir tören, biriktirdiğini eritiyor. Bir banka ona kredi vermiyor, çünkü ne teminatı ne kayıtlı bir geliri var.
Mikrofinans, bu satıcının önündeki engeli kaldırmak için doğdu. Önceki derslerde, Bangladeş'te başlayan mikrokredi hareketini ve kurayla yapılan deneylerin ortalama etkinin sınırlı olduğunu gösterdiğini kısaca gördük. Bu ders, o sonuca nasıl ulaşıldığını ve arkasındaki mekanizmaları inceliyor: yoksullara kredi vermek neden zordur, grup sorumluluğu ne işe yarar, sözleşmenin biçimi sonucu nasıl değiştirir ve ortalama bir etki, farklı haneler için neyi gizler?
Hikâye — Hyderabad'ın mahalleleri
2000'lerin ortasında Hindistan'ın Hyderabad kentinde, grup kredisi veren bir mikrofinans kurumu yeni mahallelere açılmaya hazırlanıyordu. Abhijit Banerjee, Esther Duflo, Rachel Glennerster ve Cynthia Kinnan, bu genişlemeyi bir deneye dönüştürdü. Kurum, rastgele seçilen 52 mahallede faaliyete başladı; öbür mahalleler bir süre karşılaştırma grubu olarak kaldı. Böylece mikrokredinin etkisi, kredi almayı seçen hanelerin zaten farklı olabileceği sorunundan arındırılarak ölçülebilecekti.
Sonuçlar, mikrokredinin hayranlarını da eleştirmenlerini de şaşırttı. Kurumun faaliyete geçtiği mahallelerde mikrokredi kullanan hanelerin payı 8,4 puan arttı. Küçük işletmelere yapılan yatırım ve mevcut işletmelerin kârları yükseldi. Haneler dayanıklı mallara daha çok harcadı ve araştırmacıların «ayartıcı mallar» dediği, anlık zevk için yapılan harcamaları azalttı. Ama hane tüketimi anlamlı biçimde artmadı. Sağlık, eğitim ve kadınların hane içindeki karar gücü üzerinde anlamlı bir değişiklik bulunmadı.
İki yıl sonra karşılaştırma mahalleleri de mikrokrediye erişmişti. Deney mahallelerindeki haneler daha uzun süre ve daha yüksek tutarlarda borç almıştı; buna rağmen iki grup arasında anlamlı farkların çok azı sürüyordu. Araştırmacılar makalelerine «Mikrofinansın mucizesi mi?» adını, sonuna bir soru işareti koyarak verdi. Mikrokredi, yoksulluğu sona erdiren bir mucize değildi; ama bazı hanelerin işletmelerine yatırım yapmasını ve harcamalarını yeniden düzenlemesini sağlayan bir araçtı.
Kavram
Hyderabad'daki kurum, yoksul hanelere hizmet veren finans kuruluşlarının bir örneğiydi. Bu kuruluşların sunduğu hizmetler, yalnızca krediden ibaret değildir.
Bankaların yoksul borçlulara kredi vermemesi, yalnızca onların yoksulluğundan kaynaklanmaz. Joseph Stiglitz ve Andrew Weiss, kredi piyasalarının neden fiyatla dengelenmeyebileceğini gösterdi.
Mikrofinansın bu soruna getirdiği en bilinen çözüm, bireysel teminat yerine bir grubun ortak sorumluluğuna dayanan kredi sözleşmesidir.
Grup sorumluluğunun geri ödemeyi neden artırabileceğine dair iktisatçılar iki temel mekanizma önerdi. Her ikisi de, kredi verenin bilmediği bilgiye komşuların sahip olmasından yararlanır.
Klasik mikrokredi sözleşmesinin bir başka özelliği, geri ödemenin kredi verildikten hemen sonra, genellikle haftalık taksitlerle başlamasıdır. Bu özelliği değiştiren sözleşmeler de denendi.
Mikrokredinin ortalama etkisinin küçük olması, herkes için küçük olduğu anlamına gelmez. Bir müdahalenin etkisi, onu alan kişilere göre çok farklı olabilir.
Veri ve kanıt
Meager'ın çalışması, tek tek deneylerin bıraktığı bir belirsizliği giderdi. Her deney farklı bir ülkede, farklı bir kurumla ve farklı bir sözleşmeyle yapılmıştı; bu yüzden sonuçların birbirinden farklı olması, mikrokredinin etkisinin bağlama göre değiştiği biçiminde de, deneylerin küçük örneklemlerinden gelen tesadüfi farklılık biçiminde de yorumlanabilirdi. Meager, farklılığın büyük kısmının tesadüften kaynaklandığını ve ortalama etkinin gerçekten küçük olduğunu gösterdi. Ama aynı zamanda, deneyimli girişimciler gibi belirli bir grubun mikrokrediden daha çok yararlandığını da ortaya koydu. Bu bulgu, mikrokrediyi herkese dağıtılacak bir araç olarak değil, belirli haneler için uygun bir araç olarak düşünmeyi gerektirir.
Bu sonuç, mikrofinansın kuruluş öyküsünün merkezindeki bir inancı sarstı. Grup sorumluluğu, uzun süre mikrokredinin yüksek geri ödeme oranlarının sırrı olarak görülmüştü. Giné ve Karlan'ın bulgusu, en azından bu bağlamda, geri ödemeyi sağlayan şeyin ortak sorumluluk değil, düzenli haftalık toplantılar, kredi görevlisiyle kurulan ilişki ve gelecekte kredi alabilme beklentisi gibi başka unsurlar olabileceğini düşündürüyordu. Bulgunun her bağlamda geçerli olup olmadığı açık bir sorudur; grup üyelerinin birbirini daha az tanıdığı ya da kredi görevlisinin daha seyrek geldiği yerlerde sonuç farklı olabilir.
Yaygın yanlış«Yıllık yüzde 30'u, hatta yüzde 50'yi bulan mikrokredi faizleri tefeciliktir; yoksulları sömürmektedir.»
Küçük kredilerin faizleri, bankaların büyük kredilerine göre yüksektir, çünkü borçlunun değerlendirilmesi, taksitlerin takibi ve toplanması, tutar ne olursa olsun kabaca aynı emeği ister; bu maliyet küçük bir tutara bölününce oran olarak büyür. Yüksek faizin bir kısmı bu maliyeti yansıtır. Öte yandan bazı kurumların maliyetlerinin çok üstünde kâr elde ettiği ve borçluları aşırı borçlandırdığı örnekler de vardır. Faizin sömürü olup olmadığı, oranın kendisine değil, kurumun maliyetlerine, rekabet koşullarına ve borçlulara ne kadar şeffaf bilgi verdiğine bakılarak değerlendirilmelidir.
Yaygın yanlış«Mikrokredinin ortalama etkisi küçük çıktığına göre, mikrofinans işe yaramaz ve tamamen terk edilmelidir.»
Ortalama etkinin küçük olması, hiçbir hanenin yararlanmadığı anlamına gelmez. Meager'ın bulgusu, işletme deneyimi olan hanelerde etkilerin daha büyük olduğunu gösteriyor. Ayrıca mikrofinans yalnızca kredi değildir; tasarruf ve sigorta hizmetleri, hanelerin ani harcamaları karşılamasına ve tüketimlerini dengelemesine yardım edebilir. Doğru soru, mikrofinansın işe yarayıp yaramadığı değil, kimin için ve hangi biçimde işe yaradığıdır.
Neden önemli?
Mikrofinans, kalkınma politikasının en popüler araçlarından biri oldu. Milyonlarca haneye ulaştı, büyük özel ve kamu kaynağı çekti ve yoksulluğu aşağıdan yukarıya, piyasa araçlarıyla azaltma umudunu simgeledi. Kurayla yapılan deneylerin sonuçları bu umudu dengeledi; ama aynı zamanda, bir kalkınma aracının etkisinin nasıl ölçüleceği konusunda da bir örnek oldu. Mikrofinans tartışması, bir politikanın popülerliği ile etkisinin aynı şey olmadığını, ve sağlam kanıtın bir aracı ne göklere çıkarması ne de gömmesi gerektiğini gösterdi.
Türkiye'de de mikrokredi, özellikle kadınların gelir getirici faaliyetlerini desteklemek amacıyla, Grameen modelini örnek alan programlar aracılığıyla uygulandı. Bunun yanında küçük işletmelerin finansmana erişimi, kamu kredi garanti mekanizmaları ve kalkınma ajanslarının destekleri gibi araçlarla gündemde kalmaya devam ediyor. Mikrofinans deneylerinin dersleri, bu programların hangi haneleri hedeflemesi gerektiği, sözleşmelerin nasıl tasarlanacağı ve etkilerin nasıl ölçüleceği konusunda doğrudan yol gösterir.
Model
Çözümlü örnek — Küçük kredi neden pahalıdır?
Bir kredi kurumunun fon maliyeti yıllık yüzde 10 olsun. Bir krediyi değerlendirmek, takip etmek ve taksitlerini toplamak, tutar ne olursa olsun 50 dolara mal olsun. Kurum, 10 bin dolarlık bir kredi için 50 doları tutarın yüzde 0,5'i olarak faize ekler; başa baş faiz oranı yüzde 10,5 olur.
Aynı kurum, 200 dolarlık bir mikrokredi verdiğinde 50 dolarlık maliyet, tutarın yüzde 25'ine denk gelir. Başa baş faiz oranı yüzde 35'e çıkar. Borçluların yüzde 3'ü krediyi hiç ödemezse, kurum bu kaybı da karşılamak zorundadır; başa baş oran yaklaşık yüzde 39'a yükselir. Bu hesapta kurum hiç kâr etmiyor; yine de faiz oranı bir banka kredisinin neredeyse dört katıdır.
Bu hesap, mikrokredinin faizlerinin neden yüksek olduğunu ve bu faizi düşürmenin iki yolunu gösterir: kredi başına işlem maliyetini düşürmek ya da kredi tutarını büyütmek. Grup toplantıları, işlem maliyetini düşürmenin bir aracıdır: bir kredi görevlisi, tek bir toplantıda yirmi borçlunun taksitlerini toplayabilir. Cep telefonu ile ödeme gibi dijital araçlar da bu maliyeti azaltır.
Çözümlü örnek — Faizi artırmak neden işe yaramayabilir?
Bir kredi veren, her birine 100 lira borç vereceği iki tür borçluyla karşılaşıyor ve hangisinin hangisi olduğunu bilmiyor. Güvenli borçlunun projesi kesin olarak 120 lira getirir. Riskli borçlunun projesi yüzde 80 olasılıkla 160 lira getirir, yüzde 20 olasılıkla hiçbir şey getirmez; proje başarısız olursa borç ödenmez. Borçluların yarısı güvenli, yarısı risklidir.
Güvenli borçlu, geri ödeyeceği tutar 120 liradan azsa, yani faiz yüzde 20'nin altındaysa borç alır. Riskli borçlu ise başarılı olduğunda 160 lira kazandığı ve başarısız olduğunda hiçbir şey ödemediği için, faiz yüzde 60'a kadar borç almaya razıdır. Faiz yüzde 15 olduğunda iki tür de borç alır. Güvenli borçlu 115 lira öder; riskli borçlu ortalamada 0,8 × 115, yani 92 lira öder. Kredi verenin ortalama geri alışı 103,5 liradır; 100 liralık kredi başına 3,5 lira kazanır.
Kredi veren faizi yüzde 25'e çıkarsın. Güvenli borçlular artık borç almaz; yalnızca riskli borçlular kalır. Bunlar ortalamada 0,8 × 125, yani 100 lira öder; kredi verenin kârı sıfıra düşer. Faizi artırmak, kârı artırmak yerine düşürdü; çünkü iyi borçluları kaçırdı. Bu yüzden kredi veren, borç almak isteyen çok kişi olsa bile faizi yüzde 15'te tutar ve bazı başvuruları reddeder. Kredi tayınlaması budur ve yoksul, teminatsız borçlular genellikle bu reddedilenler arasındadır.
Çözümlü örnek — İki kişilik grup
Grup sorumluluğunun geri ödemeyi nasıl etkileyebileceğini basit bir örnekle görelim. İki borçlu, birbirinden bağımsız olarak, her biri yüzde 80 olasılıkla başarılı oluyor. Bireysel sözleşmede kredi veren, her kredinin yüzde 80'ini geri alır.
Grup sorumluluğu altında, bir üye başarısız olduğunda öbür üye başarılıysa onun borcunu da öder. Her iki üyenin birden başarısız olma olasılığı 0,2 × 0,2, yani yüzde 4'tür. Bu durumda kredi veren, olasılıkların yüzde 96'sında her iki krediyi de tam olarak geri alır. Grup sorumluluğu, bireysel teminatın yerini tutan bir sigorta işlevi görür.
Ama bu sigortanın bir bedeli vardır. Başarılı bir üye, öbür üyenin başarısız olduğu durumda onun borcunu da ödemek zorundadır. Her kredinin geri ödemesi 110 lira ise, başarılı bir üyenin beklenen ek ödemesi 0,8 × 0,2 × 110, yani yaklaşık 17,6 liradır. Güvenli bir borçlu, bu ek yükü taşımak istemeyebilir ve kredi almaktan vazgeçebilir. Giné ve Karlan'ın, grup sorumluluğunun güvenilir müşterileri caydırabileceği kaygısı, bu hesaptan kaynaklanır.
Akran seçimi ve izlemenin mantığı
Grup sorumluluğunun iki mekanizması, kredi verenin bilgi eksikliğini, borçluların birbirleri hakkındaki bilgisiyle telafi eder. Akran seçiminde, güvenli borçlular grup kurarken birbirini seçer, çünkü riskli bir üye onlara ek maliyet yükler. Riskli borçlular da kendi aralarında grup kurmak zorunda kalır. Kredi veren, hangi borçlunun güvenli olduğunu bilmese de, grupların kendiliğinden ayrışması ona bu bilgiyi dolaylı olarak sağlar.
Akran izlemesinde ise grup üyeleri, birbirinin krediyi verimli bir işe mi harcadığını, yoksa riskli ya da tüketime yönelik bir amaca mı yönelttiğini izler. Komşular, birbirinin günlük hayatını bir kredi görevlisinden çok daha iyi gözlemler. Ama bu izlemenin bir karanlık yüzü de vardır: grup baskısı, ödeme güçlüğü çeken bir üyeyi sosyal olarak dışlamaya, onu başka bir yerden borç almaya ya da varlıklarını satmaya zorlayabilir. Mikrofinansın tarihinde, aşırı borçlanma ve ağır tahsilat baskısıyla ilişkilendirilen krizler bu riski görünür kıldı.
Çözümlü örnek — Ödemesiz dönemin etkisi
Klasik mikrokredi sözleşmesinde geri ödeme, kredi verildikten hemen sonra, haftalık taksitlerle başlar. Bir satıcıyı düşünelim. 1.000 liralık bir krediyle iki seçeneği var: her gün sattığı malı gündelik olarak almak, ya da toptan ve indirimli bir fiyatla büyük bir stok almak. Birinci seçenek, her hafta 25 lira ek kâr getirir ve taksitleri hemen ödemesini sağlar. İkinci seçenek, üç ay sonra toplu olarak 500 lira ek kâr getirir, ama ilk haftalarda nakit akışı yaratmaz.
Haftalık taksitler kredi verildikten bir hafta sonra başlıyorsa, satıcı ikinci seçeneği seçemez; çünkü ilk taksitleri ödeyecek nakdi olmaz. Üç ay, kabaca on iki hafta sürer; birinci seçenek bu sürede yaklaşık 300 lira getirir, ikincisi ise 500 lira. Getirisi daha yüksek yatırım, sözleşmenin biçimi yüzünden yapılamaz.
Erica Field, Rohini Pande, John Papp ve Natalia Rigol, Hindistan'da yaptıkları bir deneyde, klasik sözleşmeyi iki aylık ödemesiz dönem içeren bir sözleşmeyle karşılaştırdı. Ödemesiz dönem, kısa dönemde işletme yatırımlarını ve uzun dönemde kârları artırdı, ama temerrüt oranlarını da yükseltti. Yazarlara göre erken geri ödeme isteyen sözleşmeler, getirisi yüksek ama likit olmayan riskli yatırımları caydırarak mikrofinansın küçük işletmelerin büyümesi üzerindeki etkisini sınırlıyordu. Kredi veren için bu bir ödünleşimdir: ödemesiz dönem borçlunun kazancını artırırken kredi verenin riskini yükseltir.
Çözümlü örnek — Ortalamanın arkasında
Meager'ın bulgusunu basit sayılarla düşünelim. Bir deneyde mikrokrediye erişen 100 hanenin 20'si daha önce bir işletme işletmiş olsun. Bu 20 hanenin aylık kârı mikrokredi sayesinde ortalama 50 lira artsın. Öbür 80 hanenin kârı ise hiç değişmesin.
Ortalama etki, (20 × 50 + 80 × 0) bölü 100, yani 10 liradır. Bu küçük ortalama, mikrokredinin kimse için işe yaramadığını değil, küçük bir grup için anlamlı bir etki yarattığını gizler. Kredi yalnızca deneyimli girişimcilere yönlendirilseydi, aynı kaynakla ortalama etki beş kat büyük olurdu.
Ama bu yönlendirme kolay değildir. Deneyimli girişimcileri seçmek için bilgi toplamak maliyetlidir ve deneyimsiz ama yetenekli girişimcileri dışarıda bırakabilir. Ayrıca Meager, deneyimli hanelerdeki etkilerin daha büyük ama daha değişken olduğunu da buldu: bazıları çok kazanırken, bazıları kaybedebilir. Etki heterojenliği, hedeflemenin hem fırsatını hem riskini gösterir.
Kredi mi, tasarruf mu?
Mikrofinans tartışması uzun süre krediye odaklandı. Ama yoksul hanelerin ihtiyacı yalnızca borç almak değil, güvenle biriktirmektir. Kredi, bugün sahip olunmayan bir tutarı gelecekteki gelirle ödemektir; tasarruf ise bugünkü gelirle gelecekteki bir tutarı biriktirmektir. Her ikisi de küçük ödemeleri büyük bir tutara dönüştürür, ama tasarrufta faiz ödenmez.
Pascaline Dupas ve Jonathan Robinson, Kenya'nın kırsal kesiminde kendi işini yapan kişilere faiz getirmeyen banka hesaplarına rastgele erişim sağladı. Para çekme ücretleri yüksek olmasına rağmen, çoğu kadın olan pazar satıcılarının önemli bir kısmı hesapları kullandı, daha çok biriktirdi ve işletmelerine yaptıkları yatırımı artırdı. Bisiklet taksisi süren erkeklerde ise bir etki görülmedi. Bu bulgu, bazı hanelerin önündeki engelin borç bulamamak değil, biriktirdiklerini akrabaların taleplerinden, ani harcamalardan ya da kendi anlık isteklerinden korumak olduğunu düşündürür.
Çözümlü örnek — Tefeci ile mikrokredi
Açılıştaki satıcıya dönelim. Satıcı her sabah bir borç verenden 1.000 lira alıp sebze satın alıyor ve akşam 1.050 lira geri ödüyor. Günlük faiz yüzde 5'tir. Ayda 25 gün çalışıyorsa, bir ayda borç verene 25 × 50, yani 1.250 lira ödüyor; bu, borç aldığı tutardan fazladır.
Şimdi satıcının bir mikrofinans kurumundan 1.000 liralık, aylık yüzde 3 faizli bir kredi aldığını düşünelim. Bu parayı sermaye olarak kullanıp her sabah sebzeyi kendi parasıyla alırsa, borç verene ödediği 1.250 liradan kurtulur ve kuruma yalnızca 30 lira faiz öder. Aylık kazancı 1.220 lira artar. Bu fark, satıcının birkaç ay içinde kendi sermayesini biriktirip hiç borç almadan çalışabilmesine de yol açabilir. Mikrokredinin yıllık faizi bir banka kredisinden çok yüksek görünse bile, borçlunun gerçek alternatifi banka değil, çok daha pahalı olan borç verendir.
Bu hesap, mikrokrediye erişimin bazı haneler için neden büyük bir kazanç olabileceğini gösterir. Ama iki koşula bağlıdır. Birincisi, satıcının krediyi sermaye olarak tutması, yani ani bir harcamaya kaptırmaması gerekir. İkincisi, satıcı zaten günlük borç alıyor olmalıdır; borç almayan bir hane için aynı kredi yeni bir yük olabilir. Hyderabad deneyinde etkilerin çoğunlukla mevcut işletmelerde görülmesi, bu koşulların önemini hatırlatır.
Aşırı borçlanma
Mikrofinans piyasaları hızla büyüdüğünde, yeni bir risk ortaya çıkar. Aynı bölgede birden çok kurum faaliyet gösterdiğinde, bir hane bir kurumdan aldığı kredinin taksitini ödemek için başka bir kurumdan borç alabilir. Kurumlar birbirinin kredilerini göremiyorsa, bir hanenin toplam borcu, ödeme gücünün çok üstüne çıkabilir. Her kurum kendi kredisinin düzenli ödendiğini görür; ama bu ödemeler, yeni borçlarla finanse edilmektedir.
Bu tür bir borç sarmalı, bir şokla birden çözülebilir. Bir kuraklık, bir hastalık ya da kurumların kredi vermeyi yavaşlatması, hanenin eski borçlarını yenileriyle ödemesini imkânsız hâle getirir ve geri ödemeler hızla çöker. Bu riski azaltmak için pek çok ülke, mikrofinans kurumlarının borçluların toplam borcunu görebileceği kredi bilgi sistemleri kurdu ve borçlu başına kredi sayısına sınırlar getirdi. Bu sınırların da bir bedeli vardır: kredi sayısını kısıtlamak, gerçekten verimli bir yatırım fırsatı olan bir haneyi de ek finansmandan yoksun bırakabilir. Aşırı borçlanma, kredi piyasalarında bilginin yalnızca kredi veren ile borçlu arasında değil, kredi verenler arasında da paylaşılması gerektiğini gösterir.
Modelin sınırları
Buradaki hesaplar, borçluları iki türe ayırdı ve olasılıkları kesin olarak bilinir kabul etti. Gerçekte borçluların riski süreklidir, zamanla değişir ve borçluların kendileri de kendi başarı olasılıklarını tam olarak bilmez. Grup sorumluluğu örneğinde üyelerin başarılarının birbirinden bağımsız olduğunu varsaydık; oysa aynı köydeki borçlular aynı kuraklıktan ya da aynı fiyat düşüşünden etkilenir. Riskler birlikte gerçekleştiğinde, grup sorumluluğunun sigorta işlevi zayıflar.
Modeller ayrıca mikrokredinin etkisini yalnızca borçlunun kârı üzerinden ölçtü. Oysa mikrokredinin etkileri, başka işletmelere, piyasadaki fiyatlara ve borç verenlerin davranışına da yayılabilir. Bir mahallede çok sayıda yeni küçük işletme açıldığında rekabet artar ve var olan işletmelerin kârı düşebilir. Kurayla yapılan deneyler, bu genel denge etkilerini ancak dikkatle tasarlandığında yakalayabilir.
Uygulama
Özet kartı
- Mikrofinans, bankaların hizmet vermediği düşük gelirli hanelere küçük tutarlı kredi, tasarruf, sigorta ve ödeme hizmetleri sunar. Küçük kredilerin faizi, sabit işlem maliyeti küçük bir tutara bölündüğü için yüksektir; 50 dolarlık işlem maliyeti, 200 dolarlık bir kredinin yüzde 25'ine denk gelir.
- Kredi tayınlaması, kredi verenlerin borçluların riskini gözleyemediği durumda faizi yükseltmek yerine bazı başvuruları reddetmesidir; çünkü faiz artışı güvenli borçluları kaçırıp riskli olanları çeker ve kârı düşürebilir.
- Grup sorumluluğu, akran seçimi ve akran izlemesi yoluyla geri ödemeyi artırabilir, ama başarılı üyelere ek yük bindirir. Giné ve Karlan, Filipinler'de grup sorumluluğunun kaldırılmasının temerrüdü artırmadığını buldu.
- Hyderabad deneyinde mikrokredi, işletme yatırımlarını ve mevcut işletmelerin kârlarını artırdı, ama tüketim, sağlık, eğitim ve kadınların karar gücünde anlamlı bir değişiklik yaratmadı. Field ve arkadaşları, iki aylık ödemesiz dönemin uzun dönem kârları ve temerrüdü birlikte artırdığını gösterdi.
- Meager, yedi deneyi birleştirerek mikrokredinin ortalama etkisinin dönüştürücü olmadığını ve farklılaşmanın yaklaşık yüzde 60'ının örnekleme değişkenliğinden kaynaklandığını buldu; işletme deneyimi olan hanelerde etkiler daha büyüktü. Dupas ve Robinson, güvenli tasarruf hesaplarının bazı haneler için krediden daha önemli olabileceğini gösterdi.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Mikrofinans | Microfinance | Düşük gelirli hanelere küçük kredi, tasarruf, sigorta ve ödeme hizmetleri |
| Kredi tayınlaması | Credit rationing | Faizi yükseltmek yerine bazı borçlulara kredi vermeyi reddetmek |
| Grup sorumluluğu | Joint liability | Grup üyelerinin birbirinin borcundan sorumlu olduğu sözleşme |
| Akran seçimi ve akran izlemesi | Peer selection and peer monitoring | Borçluların birbirini seçmesi ve izlemesiyle bilgi sorununun hafiflemesi |
| Ödemesiz dönem | Grace period | Kredi ile ilk taksit arasında tanınan süre |
| Etki heterojenliği | Heterogeneity of treatment effects | Bir müdahalenin etkisinin kişiler arasında farklılaşması |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Akran seçimi ile akran izlemesi arasındaki farkı açıkla. Hangisi ters seçim, hangisi ahlaki tehlike sorununu hafifletir?
- (Çıktı 2) Bir kredi veren, kredi talebi arzı aştığı hâlde faizi neden yükseltmeyebilir? Ters seçimin bu karardaki rolünü açıkla.
- (Çıktı 3) Bir kurumun fon maliyeti yıllık yüzde 12, kredi başına işlem maliyeti 40 dolardır. 400 dolarlık bir kredinin başa baş faiz oranı nedir? Aynı kurum 2.000 dolarlık bir kredi verseydi başa baş oran ne olurdu?
- (Çıktı 3) Güvenli borçlunun projesi kesin olarak 130 lira, riskli borçlunun projesi yüzde 75 olasılıkla 170 lira getiriyor; her biri 100 lira borç alıyor ve borçluların yarısı güvenli. Faiz yüzde 20 olduğunda kredi verenin 100 lira başına ortalama geri alışı nedir? Faiz yüzde 35'e çıkarsa kim borç almaya devam eder ve ortalama geri alış ne olur?
- (Çıktı 2) Giné ve Karlan'ın bulgusu, grup sorumluluğunun mikrokredinin geri ödeme başarısındaki rolü hakkında neyi düşündürür? Bu bulgunun başka bağlamlara genellenmesinin sınırları nelerdir?
- (Çıktı 4) Bir gazeteci, «Kurayla yapılan deneyler mikrokredinin yoksulluğu azaltmadığını kanıtladı; mikrofinans bir hayal kırıklığıdır» diye yazıyor. Hyderabad deneyini, Meager'ın çözümlemesini, Field ve arkadaşlarının ödemesiz dönem deneyini ve Dupas ve Robinson'un tasarruf bulgusunu kullanarak bu değerlendirmenin neyi doğru saptadığını ve neyi gözden kaçırdığını tartış.
Cevaplar
- Akran seçimi, borçluların grup kurarken birbirini tanıdıkları için güvenilir kişileri seçmesi ve riskli borçluları dışarıda bırakmasıdır; kredi verenin borçluların türünü bilmemesinden kaynaklanan ters seçim sorununu hafifletir. Akran izlemesi, kredi alındıktan sonra grup üyelerinin birbirinin krediyi nasıl kullandığını gözlemesi ve ödemeye zorlamasıdır; borçluların krediyi aldıktan sonra riskli davranmasından kaynaklanan ahlaki tehlike sorununu hafifletir.
- Kredi veren, borçluların riskini gözleyemiyorsa, faizi yükseltmek güvenli borçluları piyasadan çıkarır; çünkü güvenli projeler yüksek faizi karşılayamaz. Geriye başarısız olduklarında borcu ödemeyen riskli borçlular kalır ve kredi verenin ortalama geri alışı düşebilir. Bu ters seçimdir. Bu yüzden kredi veren, kârını en yüksek yapan görece düşük bir faizde kalır ve fazla talebi faizle değil, bazı başvuruları reddederek karşılar.
- 400 dolarlık kredide 40 dolarlık işlem maliyeti tutarın yüzde 10'udur; başa baş faiz oranı yüzde 12 + yüzde 10, yani yüzde 22'dir. 2.000 dolarlık kredide işlem maliyeti yüzde 2'dir ve başa baş oran yüzde 14'e iner. Aynı kurum, yalnızca kredi tutarı büyüdüğü için çok daha düşük bir faizle kredi verebilir.
- Faiz yüzde 20'de güvenli borçlu 130 liralık getirisiyle 120 lirayı ödeyebildiği için borç alır; riskli borçlu da alır. Güvenli borçlu 120, riskli borçlu ortalamada 0,75 × 120, yani 90 lira öder; ortalama geri alış 105 liradır. Faiz yüzde 35'e çıkarsa güvenli borçlunun ödemesi gereken 135 lira, 130 liralık getirisini aşar; borç almaz. Yalnızca riskli borçlular kalır ve ortalamada 0,75 × 135, yani 101,25 lira öder. Faiz artışı, ortalama geri alışı 105'ten 101,25'e düşürür.
- Giné ve Karlan, Filipinler'de grup sorumluluğu kaldırıldığında temerrüdün artmadığını buldu. Bu, mikrokredinin yüksek geri ödeme oranlarını sağlayan şeyin ortak sorumluluktan çok, haftalık toplantılar, kredi görevlisiyle kurulan ilişki ve gelecekte kredi alabilme beklentisi gibi başka unsurlar olabileceğini düşündürür. Ama deneyde gruplar toplantılarını sürdürdü; toplantıların da kaldırıldığı bir durumda sonuç farklı olabilirdi. Ayrıca grup üyelerinin birbirini daha az tanıdığı ya da ekonomik şokların daha yaygın olduğu bağlamlarda grup sorumluluğunun rolü daha büyük olabilir.
- Gazeteci, deneylerin ortak bulgusunu doğru saptıyor: Hyderabad deneyinde ve Meager'ın yedi deneyi birleştiren çözümlemesinde mikrokredinin tüketim ve hane işletmeleri üzerindeki ortalama etkisi dönüştürücü değildi. Ama değerlendirme dört şeyi gözden kaçırıyor. Birincisi, ortalama etki küçük olsa da Hyderabad'da işletme yatırımları ve mevcut işletmelerin kârları arttı ve Meager işletme deneyimi olan hanelerde daha büyük etkiler buldu; etki heterojenliği ortalamanın arkasında kalıyor. İkincisi, Field ve arkadaşlarının deneyi, sonucun sözleşmenin biçimine bağlı olduğunu gösterdi: ödemesiz dönem uzun dönem kârları artırdı, ama temerrüdü de yükseltti. Üçüncüsü, mikrofinans yalnızca kredi değildir; Dupas ve Robinson, güvenli tasarruf hesaplarının bazı hanelerin yatırımını artırdığını buldu. Dördüncüsü, beklentinin kendisi abartılıydı: bir finansal hizmetin tek başına yoksulluğu bitirmesi beklenemezdi. Daha dengeli bir değerlendirme, mikrofinansın bir mucize de bir hayal kırıklığı da olmadığını, belirli haneler için belirli biçimlerde yararlı bir araç olduğunu söylerdi.
İleri okuma
- Abhijit Banerjee, Esther Duflo, Rachel Glennerster, Cynthia Kinnan (2015). «The Miracle of Microfinance? Evidence from a Randomized Evaluation». American Economic Journal: Applied Economics 7(1). Hyderabad'da mikrokredinin kurayla değerlendirilmesi.
- Rachael Meager (2019). «Understanding the Average Impact of Microcredit Expansions: A Bayesian Hierarchical Analysis of Seven Randomized Experiments». American Economic Journal: Applied Economics 11(1). Yedi deneyin birleştirilmesi ve dış geçerlilik.
- Erica Field, Rohini Pande, John Papp, Natalia Rigol (2013). «Does the Classic Microfinance Model Discourage Entrepreneurship among the Poor? Experimental Evidence from India». American Economic Review 103(6). Ödemesiz dönemin yatırım ve temerrüde etkisi.
- Pascaline Dupas, Jonathan Robinson (2013). «Savings Constraints and Microenterprise Development: Evidence from a Field Experiment in Kenya». American Economic Journal: Applied Economics 5(1). Tasarruf hesaplarına erişimin küçük işletmelere etkisi.
Sonraki derse köprü
Mikrofinans, yoksulluğa aşağıdan, piyasa araçlarıyla ve küçük tutarlarla yaklaşan bir müdahaleydi. Kalkınma politikasının öbür ucunda ise zengin ülkelerin ve uluslararası kuruluşların yoksul ülkelere aktardığı büyük kaynaklar durur. Sıradaki ders, dış yardımın etkinliğini ele alıyor. Yardım büyümeyi hızlandırır mı, yoksa alıcı ülkelerin kurumlarını zayıflatabilir mi? Yardımın etkisi hangi koşullarda artar ve büyük ölçekli yardım programlarının sonuçları nasıl ölçülür?