Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Coğrafya hipotezi, iklimin, hastalık ortamının ve denize erişimin gelir üzerinde doğrudan etkili olduğunu savunur. Gallup, Sachs ve Mellinger, taşıma maliyetleri, hastalık yükü ve tarımsal verimlilik kanallarını öne çıkardı; kıyılardan uzak bölgeleri ve tropik bölgeleri özellikle dezavantajlı saydı.
- Taşıma maliyeti, ürettiği her mala görünmez bir vergi gibi eklenir. Aynı maliyetle üreten iki ülkeden birinin birim başına 20 dolar fazla taşıma maliyeti ödemesi, onu ihracatçı olmaktan çıkarabilir; denize kıyısı olmayan ülkeler bu maliyeti komşularının altyapısı ve siyasetiyle birlikte üstlenir.
- Rodrik, Subramanian ve Trebbi, kurumlar hesaba katıldığında coğrafyanın doğrudan etkisinin zayıf, kurumlar üzerinden dolaylı etkisinin güçlü olduğunu buldu. Sachs, sıtma bulaşı gibi daha doğrudan bir ölçü kullanıldığında doğrudan etkinin yeniden ortaya çıktığını savundu.
- Bleakley, sıtma kampanyalarından sonra doğan kuşakların yetişkinlikte daha yüksek gelir elde ettiğini buldu; sıtma, bölgesel gelir farklarında önemli ama baskın olmayan bir rol oynuyordu. Alsan, çeçe sineğinin saban kullanımını ve siyasal merkezîleşmeyi engelleyerek bugünkü performansı etkilediğini gösterdi.
- Nunn ve Puga, engebenin dünyanın genelinde geliri düşürdüğünü, ama Afrika'da köle akınlarına karşı korunma sağlayarak tarihsel bir olumlu etki de yarattığını buldu. Coğrafyanın etkisi, teknolojiye ve tarihsel koşullara göre değişir.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Coğrafya hipotezini, hastalık yükünü, denize kıyısı olmayan ülkeyi, taşıma maliyetini, engebeyi ve coğrafyanın doğrudan ve dolaylı etkisini tanımlar.
- Anlama — İklimin, hastalık ortamının ve denize uzaklığın gelir üzerinde hangi kanallardan etkili olabileceğini ve bu etkileri kurumların etkisinden ayırmanın neden zor olduğunu açıklar.
- Uygulama — Taşıma maliyetinin bir ihracatçının kârına etkisini hesaplar ve coğrafyanın gelire toplam etkisini doğrudan ve kurumlar üzerinden işleyen parçalara ayırır.
- Değerlendirme — Coğrafya ile kurumlar arasındaki tartışmada Gallup, Sachs ve Mellinger'in, Rodrik, Subramanian ve Trebbi'nin, Nunn ve Puga'nın ve Alsan'ın bulgularını karşılaştırarak coğrafyanın kalkınmadaki rolüne dair gerekçeli bir yargıya varır.
Sezgi
Açılış
Dünya haritasını kişi başına gelire göre boyadığınızda, göze çarpan bir desen ortaya çıkar. En yoksul ülkelerin önemli bir bölümü tropik kuşakta toplanmıştır; zengin ülkelerin çoğu ise ılıman kuşaklardadır. Bir başka desen daha vardır: denizden uzak, iç bölgelerde kalan ülkeler, kıyıdaki komşularından çoğu zaman daha yoksuldur. Bu desenler, ilk bakışta coğrafyanın ekonomik talihi belirlediği izlenimini verir.
Ama bir harita üzerindeki desen, bir nedenin kanıtı değildir. Tropik ülkelerin çoğu aynı zamanda sömürge yönetimi yaşamış, aynı dönemlerde benzer kurumlar edinmiştir. Önceki derste, kurumların gelir üzerindeki etkisini ölçmeye çalışan araştırmaları ve bu araştırmaların kullandığı araç değişkenin sıtma gibi hastalıkların izini de taşıyabileceğini gördük. Bu ders, iklimin, hastalıkların, denize uzaklığın ve yeryüzü şeklinin kalkınma üzerindeki etkisini ve bu etkinin ne kadarının kurumlar üzerinden işlediğini inceliyor.
Hikâye — Sabanı durduran sinek
Çeçe sineği yalnızca Afrika'da yaşar. Isırdığı canlıya bir parazit bulaştırır; insanlarda uyku hastalığına yol açan bu parazit, sığır ve at gibi evcil hayvanlar için çoğu zaman öldürücüdür. Sineğin yaşayabildiği bölgeler, sıcaklık ve nem gibi iklim koşullarına bağlıdır. Bu yüzden Afrika'nın geniş bölümlerinde yüzyıllar boyunca büyük evcil hayvanları beslemek çok zor, bazı yerlerde neredeyse imkânsız oldu.
Marcella Alsan, bu biyolojik gerçeğin tarihsel bir iz bırakıp bırakmadığını sordu. İklim verilerini kullanarak sineğin yaşamaya uygun olduğu bölgeleri belirledi ve Afrika'daki etnik grupların sömürge öncesi özelliklerini bu bölgelerle karşılaştırdı. Çeçeye uygun bölgelerde yaşayan grupların evcil hayvan kullanma ve saban sürme olasılığı daha düşüktü. Bu gruplar siyasal olarak daha az merkezîleşmişti ve nüfus yoğunlukları daha düşüktü.
Alsan'ın çalışmasının en ikna edici yanı, bir karşılaştırma grubunun varlığıydı. Afrika dışındaki tropik bölgelerde de iklim benzerdi, ama çeçe sineği yoktu. Bu bölgelerde, sineğe uygun iklim ile tarım teknolojisi ya da siyasal örgütlenme arasında aynı ilişki görülmedi. Sonuç, sıcak iklimin kendisinin değil, belirli bir hastalık taşıyıcısının etkili olduğuna işaret ediyordu. Alsan, sineğin bugünkü ekonomik performans üzerindeki etkisinin büyük ölçüde sömürge öncesi siyasal merkezîleşme üzerinden işlediğini gösteren kanıtlar buldu. Coğrafya, doğrudan değil, tarımı ve devlet oluşumunu biçimlendirerek etkili olmuştu.
Kavram
Çeçe sineğinin hikâyesi, coğrafyanın ekonomiyi etkileyebileceği yollardan yalnızca biridir. Coğrafyaya ekonomik kalkınmanın temel belirleyicileri arasında yer veren görüş, uzun bir düşünce geleneğine dayanır.
Coğrafyanın en doğrudan etkisi, insan sağlığı üzerindendir. Bazı hastalıklar yalnızca belirli iklimlerde yaşayan taşıyıcılarla yayılır ve bu hastalıkların toplumlar üzerindeki toplam ağırlığı ölçülebilir.
Coğrafyanın ikinci önemli kanalı ticarettir. Bir ülkenin dünya pazarlarına ne kadar kolay ulaşabildiği, büyük ölçüde denize olan uzaklığına bağlıdır.
Denize uzaklığın ekonomik önemi, malları bir yerden bir yere götürmenin bedelinden gelir. Bu bedel, bir ülkenin hangi malları dünya pazarında satabileceğini belirler.
Yeryüzünün şekli de ticareti ve üretimi etkiler. Dağlık ve engebeli bir arazide yol yapmak, tarla sürmek ve malları taşımak daha zordur.
Coğrafya ile kurumlar tartışmasının merkezinde, coğrafyanın gelir üzerindeki etkisinin nereden geçtiği sorusu yatar. Bu soruyu yanıtlamak için etkinin iki parçaya ayrılması gerekir.
Veri ve kanıt
Bu çalışma, coğrafyanın kalkınma iktisadına geri dönüşünün simgelerinden biri oldu. Sachs'ın savunduğu görüşün politika açısından önemli bir sonucu vardı: eğer coğrafya bir engel oluşturuyorsa, bu engelin yalnızca kurumsal reformlarla değil, sıtmayla mücadele, tropik tarım araştırmaları ve ulaşım altyapısı gibi hedefli yatırımlarla da aşılması gerekir. Sachs, 2003'te yayımladığı bir çalışmada, ekolojik koşullardan güçlü biçimde etkilenen sıtma bulaşının, kurumların kalitesi hesaba katıldıktan sonra bile kişi başına geliri doğrudan etkilediğini savundu. Bu, coğrafyanın etkisinin yalnızca kurumlar üzerinden işlediği görüşüne doğrudan bir itirazdı.
Bu bulgu, tartışmayı «coğrafya mı, kurumlar mı?» sorusundan «coğrafya hangi yoldan etkiliyor?» sorusuna taşıdı. Rodrik ve arkadaşlarına göre coğrafya önemsiz değildi; ama etkisinin büyük kısmı, hangi kurumların kurulacağını belirlemesinden geliyordu. Sachs'ın itirazı ise ölçüm üzerineydi: enlem ya da ekvatora uzaklık gibi kaba coğrafya ölçüleri yerine sıtma bulaşı gibi daha doğrudan bir ölçü kullanıldığında, doğrudan etki yeniden ortaya çıkıyordu. İki çalışma da araç değişkenlere dayandığı için, sonuçlar hangi değişkenlerin hangi amaçla araç olarak seçildiğine duyarlıdır. Bu duyarlılık, tartışmanın neden kesin bir sonuca ulaşmadığını da açıklar.
Yaygın yanlış«Tropik ülkelerin yoksul olması, sıcak iklimin insanları tembelleştirmesinden kaynaklanır.»
Bu eski önyargının hiçbir bilimsel dayanağı yoktur. Coğrafya hipotezini savunan iktisatçılar, iklimin etkisini insanların karakterine değil, ölçülebilir kanallara bağlar: tropik hastalıkların yükü, bazı tropik topraklarda tarımsal verimin düşüklüğü ve ılıman bölgeler için geliştirilen tarım teknolojilerinin tropiklere kolay aktarılamaması. Alsan'ın çalışması da sıcak iklimin kendisinin değil, belirli bir hastalık taşıyıcısının etkili olduğunu gösteriyor.
Yaygın yanlış«Coğrafya değişmez; demek ki coğrafyanın yoksullaştırdığı bir ülke hiçbir şey yapamaz.»
Coğrafyanın kendisi değişmez, ama coğrafyanın ekonomik etkisi teknolojiye ve politikaya bağlıdır. Sıtmayla mücadele kampanyaları, hastalık yükünü birkaç on yılda büyük ölçüde azaltabilir; limanlar, demiryolları ve sınır geçişlerinin kolaylaştırılması taşıma maliyetlerini düşürür. Singapur gibi tropik kuşakta yer alan ülkelerin zenginleşmesi, coğrafi koşulların aşılabileceğini gösteren örneklerdendir. Coğrafya, bir ülkenin önündeki engellerin haritasını çizer; engellerin ne kadar yükseldiğini ise teknoloji ve politika belirler.
Neden önemli?
Coğrafya ile kurumlar tartışması, kuramsal bir merakın ötesinde, kalkınma politikasının önceliklerini belirler. Eğer yoksul ülkelerin asıl engeli kurumlarsa, reform çabaları hukukun üstünlüğüne, mülkiyet haklarına ve yönetimin hesap verebilirliğine yoğunlaşmalıdır. Eğer coğrafya doğrudan bir engelse, bu reformlar gerekli olsa da yeterli olmayabilir; hastalıklarla mücadeleye, tropik koşullara uygun tarım araştırmalarına ve ulaşım altyapısına da kaynak ayrılması gerekir. İki görüş, dış yardımın hangi alanlara yönlendirileceği konusunda da farklı sonuçlara götürür.
Türkiye'de de coğrafya, bölgeler arasındaki gelir farklarının tartışmasında sıkça gündeme gelir. Doğu ve güneydoğu illerinin engebeli arazisi, sert iklimi ve büyük pazarlara ve limanlara uzaklığı, bu bölgelerdeki üretim ve taşıma maliyetlerini yükseltir. Ama bu bölgelerin gelirini yalnızca coğrafyayla açıklamak, eğitim, yatırım ve güvenlik gibi öbür etkenleri gözden kaçırmak olur. Coğrafya ile politikanın etkisini birbirinden ayırmak, bölgesel kalkınma politikalarının tasarımı için de önemlidir.
Model
Çözümlü örnek — Taşıma maliyeti ve ihracat
İki ülke aynı malı, örneğin tekstil ürünlerini, birim başına 100 dolara üretebilsin. Malın dünya pazarındaki fiyatı 120 dolardır. Kıyıdaki ülke, malı limana taşıyıp gemiyle pazara göndermek için birim başına 10 dolar harcar. Denize kıyısı olmayan ülke ise malı önce karayoluyla komşu ülkenin limanına taşımak, sınırda beklemek ve transit ücretleri ödemek zorundadır; toplam taşıma maliyeti birim başına 30 dolardır.
Kıyıdaki ülkenin birim başına kârı 120 − 100 − 10, yani 10 dolardır. Denize kıyısı olmayan ülkenin kârı ise 120 − 100 − 30, yani −10 dolardır; bu ülke malı dünya pazarında zararına satar. Üretim maliyetleri aynı olduğu hâlde, yalnızca taşıma maliyetindeki 20 dolarlık fark, bir ülkeyi ihracatçı, öbürünü ihracat dışı yapar.
Denize kıyısı olmayan ülkenin ihracat yapabilmesi için üretim maliyetini birim başına en fazla 120 − 30, yani 90 dolara indirmesi gerekir; kıyıdaki rakibinden yüzde 10 daha verimli olması gerekir. Bir başka deyişle, taşıma maliyeti, ülkenin ürettiği her mala görünmez bir vergi gibi eklenir.
Taşıma maliyeti ve girdiler
Taşıma maliyeti yalnızca ihracatı değil, ithal edilen girdileri de pahalılaştırır. Tekstil üreten bir ülke, ipliği, boyayı ve makineleri de dışarıdan getiriyorsa, bu girdiler de aynı uzun ve pahalı yoldan geçer. Örneğimizde 100 dolarlık üretim maliyetinin 50 doları ithal girdilerden oluşsun ve denize kıyısı olmayan ülke bu girdileri getirmek için yüzde 20 fazla taşıma maliyeti ödesin. Girdi maliyeti 60 dolara, toplam üretim maliyeti 110 dolara çıkar. Denize kıyısı olmayan ülkenin kârı artık 120 − 110 − 30, yani −20 dolardır.
Bu hesap, taşıma maliyetinin etkisinin neden özellikle küresel üretim zincirlerinde büyüdüğünü gösterir. Modern imalat, parçaların birkaç ülke arasında gidip geldiği zincirler üzerinden örgütlenir. Her geçişte taşıma maliyeti eklenir; bu yüzden uzak ve iç bölgelerde kalan ülkeler, bu zincirlere katılmakta zorlanır. Gallup, Sachs ve Mellinger'in kıyılardan uzak bölgeleri dezavantajlı saymasının nedeni budur.
Komşunun yolu
Denize kıyısı olmayan bir ülkenin taşıma maliyeti, yalnızca kendi coğrafyasına değil, komşularının durumuna da bağlıdır. Komşu ülkenin yolları bozuksa, limanı verimsizse, sınır işlemleri uzun sürüyorsa ya da iki ülke arasında siyasal bir gerginlik varsa, denize kıyısı olmayan ülkenin dış ticareti bu sorunların hepsini üstlenir. Kendi yollarını ne kadar iyileştirirse iyileştirsin, dünya pazarına ulaşmak için komşunun altyapısına ve iyi niyetine muhtaçtır.
Avrupa'da denize kıyısı olmayan İsviçre ve Avusturya gibi ülkelerin zengin olması, bu engelin aşılabildiğini gösterir. Bu ülkeler, iyi altyapıya sahip, ticarete açık ve siyasal olarak istikrarlı komşularla çevrilidir; ayrıca taşıma maliyetinin düşük olduğu yüksek değerli mallar ve hizmetler üretirler. Taşıma maliyeti, malın değerine göre küçük kaldığında önemini yitirir. Bir kilogram ilacın ya da hassas bir makine parçasının taşıma maliyeti, bir kilogram tekstilinkine yakın olabilir; ama malın değeri çok daha yüksek olduğu için bu maliyet fiyatın küçük bir kısmıdır.
Çözümlü örnek — Doğrudan ve dolaylı etki
Coğrafyanın gelir üzerindeki etkisini parçalarına ayırmak için basit bir model kuralım. Bir ülkenin ekvatora uzaklığını coğrafya ölçüsü olarak alalım. Varsayalım ki ekvatora uzaklıktaki bir birimlik artış, kurum puanını 0,8 birim artırıyor. Kurum puanındaki bir birimlik artış, gelirin logaritmasını 1,0 artırıyor. Ayrıca ekvatora uzaklık, kurumlardan bağımsız olarak, gelirin logaritmasını doğrudan 0,1 artırıyor.
Coğrafyanın dolaylı etkisi, kurumlar üzerinden geçen yolun çarpımıdır: 0,8 × 1,0, yani 0,8. Doğrudan etki 0,1'dir. Toplam etki 0,8 + 0,1, yani 0,9'dur. Bu örnekte coğrafyanın toplam etkisinin yaklaşık yüzde 89'u kurumlar üzerinden, yüzde 11'i doğrudan işler. Rodrik, Subramanian ve Trebbi'nin bulgusu, bu tabloya benzer bir sonuca işaret ediyordu: coğrafya önemliydi, ama etkisinin büyük kısmı dolaylıydı.
Şimdi Sachs'ın itirazını modele ekleyelim. Coğrafya ölçüsü olarak ekvatora uzaklık yerine sıtma bulaşının yoğunluğunu kullanalım ve bu ölçünün geliri doğrudan 0,5 düşürdüğünü, kurumları da 0,4 kötüleştirdiğini varsayalım. Bu durumda dolaylı etki 0,4 × 1,0, yani 0,4; doğrudan etki 0,5'tir. Toplam etki 0,9 olarak aynı kalır, ama doğrudan etkinin payı yüzde 11'den yaklaşık yüzde 56'ya çıkar. Aynı toplam etki, coğrafyanın hangi ölçüyle temsil edildiğine göre çok farklı biçimlerde bölüştürülebilir.
Hastalık yükünün kanalları
Hastalık yükü, geliri birkaç farklı yoldan etkiler. En görünür yol, hasta işçilerin çalışamaması ya da daha az verimli çalışmasıdır. Sıtmanın yaygın olduğu bir bölgede bir işçi, yılın bir kısmını hastalıkla geçirebilir. Bir işçinin yılda 250 gün çalışabildiğini ve sıtma nedeniyle bunların 25'ini kaybettiğini düşünelim. İşgücünün tamamı bu kayba uğrarsa, çalışılan gün sayısı yüzde 10 azalır.
Ama daha derin etki, çocukluk döneminde ortaya çıkar. Çocukken sıtmaya sık yakalanan bir kişi, okula daha az gidebilir, bilişsel gelişiminde kalıcı izler taşıyabilir ve yetişkinlikte daha düşük verimle çalışabilir. Bu etki, yetişkinlerin hasta olduğu günlerden çok daha uzun sürer; bir kuşağın bütün çalışma hayatına yayılır. Hastalık yükü ayrıca ailelerin kararlarını da değiştirir: çocuk ölümlerinin yüksek olduğu yerlerde aileler daha çok çocuk sahibi olmayı seçebilir ve her çocuğun eğitimine daha az kaynak ayırabilir.
Hastalık yükünün yatırım üzerinde de bir etkisi vardır. Yabancı yatırımcılar ve yetişmiş işgücü, hastalık riskinin yüksek olduğu bölgelere gitmekte isteksiz olabilir. Turizm gibi sektörler de bu riskten doğrudan etkilenir. Bu kanalların her biri, coğrafyanın gelir üzerindeki doğrudan etkisinin bir parçasıdır.
Çözümlü örnek — Kampanyadan önce ve sonra doğanlar
Hastalık yükünün gelir üzerindeki etkisini ölçmek zordur; çünkü hastalığın yaygın olduğu bölgeler başka açılardan da farklıdır. Hoyt Bleakley, bu sorunu çözmek için sıtmaya karşı yürütülen büyük kampanyaları kullandı. Amerika Birleşik Devletleri'nde 1920 civarında, Brezilya, Kolombiya ve Meksika'da 1955 civarında başlayan kampanyalar, sıtmanın yaygın olduğu bölgelerde hastalığı büyük ölçüde azalttı. Kampanyalar sağlık teknolojisindeki ilerlemeler sayesinde başladığı için, bölgelerin zenginleşmesinin kampanyaları doğurması gibi bir ters nedensellik kaygısı zayıftı.
Bleakley'nin mantığını basit sayılarla izleyelim. Sıtmanın yaygın olduğu bir bölgede kampanyadan önce doğan kuşağın yetişkinlikteki ortalama geliri 100, kampanyadan sonra doğan kuşağınki 115 olsun. Sıtmanın yaygın olmadığı bir karşılaştırma bölgesinde ise aynı iki kuşağın geliri 100'den 105'e çıksın. Karşılaştırma bölgesindeki artış, iki kuşak arasında zaten var olan genel ilerlemeyi yansıtır.
Kampanyanın etkisini bulmak için, önceki derslerde gördüğümüz farkların farkı mantığını kullanırız. Sıtmalı bölgedeki artış 15, karşılaştırma bölgesindeki artış 5'tir; fark 10'dur. Bu, çocukluğunu sıtmasız geçiren kuşağın gelirinin, hastalığın kaldırılması sayesinde yaklaşık yüzde 10 arttığını gösterir. Bleakley'nin bulgusu da buna benzer bir yöndeydi: kampanyadan sonra doğan kuşaklar, önceki kuşağa göre yetişkinlikte daha yüksek gelir elde etti ve bu değişim, önceden var olan eğilimlerle değil, çocuklukta kampanyaya maruz kalmayla zamanlandı. Bleakley'nin tahminlerine göre sıtma, bölgeler arasındaki gelir farklarını açıklamada önemli, ama baskın olmayan bir rol oynuyordu.
Çözümlü örnek — Engebenin iki yüzü
Nathan Nunn ve Diego Puga, engebenin dünyanın büyük bölümünde ticareti ve üretimi zorlaştırarak geliri düşürdüğünü, ama Afrika'da beklenmedik bir biçimde farklı bir etki yaptığını buldu. Köle ticareti döneminde engebeli arazi, akınlara maruz kalan topluluklara korunma sağladı. Köle ticareti sonraki ekonomik gelişmeyi geciktirdiği için, Afrika'da engebenin tarihsel ve dolaylı bir olumlu etkisi de oldu.
Bu iki etkiyi varsayımsal sayılarla gösterelim. Afrika dışında, engebe ölçüsündeki bir birimlik artış, gelirin logaritmasını 0,2 düşürsün. Afrika'da aynı olumsuz etki geçerli olsun, ama engebenin köle akınlarına karşı sağladığı korunma, gelirin logaritmasını ayrıca 0,3 artırsın. Afrika'da engebenin toplam etkisi −0,2 + 0,3, yani +0,1 olur. Aynı coğrafi özellik, bir kıtada geliri düşürürken öbüründe artırır.
Nunn ve Puga, bu farklı etkinin istatistiksel olarak anlamlı ve ekonomik olarak önemli olduğunu, yalnızca Afrika'da görüldüğünü, Afrika'nın öbür coğrafi özellikleriyle açıklanamadığını ve tamamen köle ticareti tarihiyle açıklandığını gösterdi. Bu bulgu, coğrafyanın etkisinin sabit bir doğa yasası olmadığını, tarihsel koşullara göre yön değiştirebildiğini gösterir.
Tarım, artık ve devlet
Alsan'ın çalışması, coğrafyanın kurumları nasıl biçimlendirebileceğine dair somut bir mekanizma önerir. Saban ve çeki hayvanları, bir çiftçinin işleyebildiği toprağı büyük ölçüde artırır. Saban kullanan bir çiftçi, kendi ailesinin ihtiyacından fazlasını üretebilir; bu tarımsal artık, kentlerde yaşayan zanaatkârları, askerleri ve yöneticileri besleyebilir.
Çeçe sineği evcil hayvanları öldürdüğünde, saban da kullanılamaz. Tarımsal artık küçük kalır, nüfus yoğunluğu düşük olur ve merkezî bir devleti besleyecek kaynak birikemez. Alsan'a göre sömürge öncesi dönemde siyasal merkezîleşmenin zayıf kalması, bugünkü ekonomik performansı da etkiledi. Bu zincirde coğrafya, doğrudan değil, tarım teknolojisi ve devlet oluşumu üzerinden, yani kurumları biçimlendirerek etkili olur. Coğrafya ile kurumlar arasındaki tartışma, bu örnekte bir karşıtlıktan çok bir zincire dönüşür.
Coğrafya kurumları nasıl biçimlendirir?
Önceki derste gördüğümüz sömürge kökenleri tartışması da aslında bir coğrafya ile kurumlar zinciridir. Avrupalı yerleşimcilerin ölüm oranları, büyük ölçüde sıtma ve sarıhumma gibi hastalıkların yaygınlığına bağlıydı; yani coğrafyaya. Acemoglu, Johnson ve Robinson'a göre bu hastalık ortamı, hangi kurumların kurulacağını belirledi. Rodrik, Subramanian ve Trebbi'nin bulduğu güçlü dolaylı etki de bu zinciri yansıtır.
Tartışmanın özü, zincirin bugün hâlâ doğrudan bir halkası olup olmadığıdır. Kurumlar görüşünü savunanlara göre coğrafya, geçmişte kurumları biçimlendirdi, ama bugün gelir farklarının asıl kaynağı kurumlardır. Coğrafya görüşünü savunanlara göre ise hastalık yükü ve taşıma maliyetleri, kurumlar ne kadar iyi olursa olsun, bugün de geliri doğrudan düşürür. İki görüşün politika önerileri, bu farktan doğar.
Çözümlü örnek — Tarımsal verim ve nüfus
Gallup, Sachs ve Mellinger'in saydığı üçüncü kanal, tarımsal verimliliktir. Varsayımsal bir örnek kuralım. Ilıman bir bölgede bir hektar tarla yılda 3 ton tahıl, tropik bir bölgede toprak ve iklim koşulları nedeniyle 2 ton tahıl üretsin. Bir kişinin yıllık tahıl ihtiyacı 0,25 ton olsun. Ilıman bölgedeki bir hektar 12 kişiyi, tropik bölgedeki bir hektar 8 kişiyi besler.
Tarımda çalışan bir aile iki hektar işliyor ve beş kişiden oluşuyorsa, ılıman bölgede 6 ton üretip 1,25 tonunu tüketir; geriye 4,75 ton artık kalır. Tropik bölgede 4 ton üretip aynı miktarı tüketir; artık 2,75 tondur. İlk bölgede artık, ikinciye göre yaklaşık yüzde 73 daha fazladır. Bu artık kentleri, zanaatkârları ve devleti besler; tarımsal verimdeki bir farkın, sanayileşme için ayrılabilecek emek ve kaynak üzerinde büyük bir fark yaratmasının nedeni budur.
Modelin sınırları
Buradaki hesaplar, coğrafyayı tek bir ölçüyle, örneğin ekvatora uzaklıkla ya da sıtma bulaşıyla temsil etti. Oysa coğrafya çok boyutludur: iklim, toprak, su kaynakları, yeryüzü şekli, doğal kaynaklar ve denize erişim birbirinden farklı etkiler yaratır ve çoğu zaman birbiriyle ilişkilidir. Tek bir ölçü, bu boyutların birbirine karışan etkilerini taşır ve doğrudan ile dolaylı etkinin hesaplanan payı, seçilen ölçüye çok duyarlıdır.
Modeller ayrıca coğrafyanın etkisini sabit kabul etti. Oysa aynı coğrafi özelliğin ekonomik önemi, teknolojiyle değişir. Deniz taşımacılığındaki gelişmeler, konteynerler ve hava kargosu, taşıma maliyetlerinin yapısını değiştirdi; sıtmayla mücadele araçları, hastalık yükünü azalttı. Nunn ve Puga'nın bulgusu da coğrafyanın etkisinin tarihsel koşullara göre yön değiştirebildiğini gösterdi. Coğrafyanın gelir üzerindeki etkisi, bu yüzden coğrafyanın kendisi ile o dönemin teknolojisi ve kurumları arasındaki etkileşime bağlıdır.
Uygulama
Özet kartı
- Coğrafya hipotezi, iklimin, hastalık ortamının ve denize erişimin gelir üzerinde doğrudan etkili olduğunu savunur. Gallup, Sachs ve Mellinger, taşıma maliyetleri, hastalık yükü ve tarımsal verimlilik kanallarını öne çıkardı; kıyılardan uzak bölgeleri ve tropik bölgeleri özellikle dezavantajlı saydı.
- Taşıma maliyeti, ürettiği her mala görünmez bir vergi gibi eklenir. Aynı maliyetle üreten iki ülkeden birinin birim başına 20 dolar fazla taşıma maliyeti ödemesi, onu ihracatçı olmaktan çıkarabilir; denize kıyısı olmayan ülkeler bu maliyeti komşularının altyapısı ve siyasetiyle birlikte üstlenir.
- Rodrik, Subramanian ve Trebbi, kurumlar hesaba katıldığında coğrafyanın doğrudan etkisinin zayıf, kurumlar üzerinden dolaylı etkisinin güçlü olduğunu buldu. Sachs, sıtma bulaşı gibi daha doğrudan bir ölçü kullanıldığında doğrudan etkinin yeniden ortaya çıktığını savundu.
- Bleakley, sıtma kampanyalarından sonra doğan kuşakların yetişkinlikte daha yüksek gelir elde ettiğini buldu; sıtma, bölgesel gelir farklarında önemli ama baskın olmayan bir rol oynuyordu. Alsan, çeçe sineğinin saban kullanımını ve siyasal merkezîleşmeyi engelleyerek bugünkü performansı etkilediğini gösterdi.
- Nunn ve Puga, engebenin dünyanın genelinde geliri düşürdüğünü, ama Afrika'da köle akınlarına karşı korunma sağlayarak tarihsel bir olumlu etki de yarattığını buldu. Coğrafyanın etkisi, teknolojiye ve tarihsel koşullara göre değişir.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Coğrafya hipotezi | Geography hypothesis | Coğrafi özelliklerin gelirin önemli bir belirleyicisi olduğu görüşü |
| Hastalık yükü | Disease burden | Hastalıkların yol açtığı toplam ölüm, sakatlık ve sağlık kaybı |
| Denize kıyısı olmayan ülke | Landlocked country | Toprakları denize kıyı oluşturmayan ülke |
| Taşıma maliyeti | Transport cost | Bir malı satılacağı yere ulaştırmanın toplam maliyeti |
| Engebe | Ruggedness | Yeryüzü şeklinin düzensizliğinin ölçüsü |
| Coğrafyanın doğrudan ve dolaylı etkisi | Direct and indirect effects of geography | Coğrafyanın gelire kurumlardan bağımsız ve kurumlar üzerinden etkisi |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Coğrafyanın doğrudan etkisi ile dolaylı etkisi arasındaki farkı açıkla; ikisine de birer örnek göster. Rodrik, Subramanian ve Trebbi bu iki etkiden hangisini daha güçlü buldu?
- (Çıktı 2) Tropik ülkelerin ortalamada daha yoksul olması, iklimin geliri doğrudan düşürdüğünü neden tek başına kanıtlamaz? Coğrafya ile kurumların etkisini birbirinden ayırmayı zorlaştıran iki neden yaz.
- (Çıktı 3) Bir mal dünya pazarında birim başına 80 dolara satılıyor. Kıyıdaki bir ülke malı 65 dolara üretip 5 dolara taşıyor; denize kıyısı olmayan bir ülke ise 20 dolara taşıyor. Her iki ülkenin birim kârını hesapla. Denize kıyısı olmayan ülkenin ihracat yapabilmesi için üretim maliyeti en fazla kaç dolar olmalıdır?
- (Çıktı 3) Bir coğrafya ölçüsündeki bir birimlik artış kurum puanını 0,6 artırıyor; kurum puanındaki bir birimlik artış gelirin logaritmasını 1,5 artırıyor; coğrafya ölçüsü geliri ayrıca doğrudan 0,3 artırıyor. Dolaylı etkiyi, toplam etkiyi ve doğrudan etkinin toplam içindeki payını hesapla.
- (Çıktı 2) Alsan, çeçe sineğinin etkisinin sıcak iklimden değil sinekten kaynaklandığını nasıl gösterdi? Bu çalışmada coğrafya, gelir üzerinde doğrudan mı yoksa kurumlar üzerinden mi etkili oluyor?
- (Çıktı 4) Bir yorumcu, «Rodrik ve arkadaşları kurumların her şeyin önüne geçtiğini gösterdi; demek ki yoksul ülkelere sıtma ilacı ya da liman değil, yalnızca hukuk reformu gerekir» diyor. Sachs'ın itirazını, Bleakley'nin bulgusunu ve coğrafyanın dolaylı etkisi kavramını kullanarak bu çıkarımın hangi adımlarının kanıtla desteklendiğini, hangilerinin kanıtın ötesine geçtiğini tartış.
Cevaplar
- Doğrudan etki, coğrafyanın gelir üzerinde kurumlardan bağımsız olarak yaptığı etkidir; örneğin sıtmanın işçilerin çalışabildiği gün sayısını azaltması ya da denizden uzaklığın taşıma maliyetini yükseltmesi. Dolaylı etki, coğrafyanın önce kurumları biçimlendirmesi ve kurumların geliri etkilemesiyle ortaya çıkar; örneğin yüksek hastalık yükü olan sömürgelerde Avrupalıların yerleşmeyip sömürücü kurumlar kurması. Rodrik, Subramanian ve Trebbi, kurumlar hesaba katıldığında coğrafyanın doğrudan etkisini en iyi durumda zayıf, dolaylı etkisini ise güçlü buldu.
- Tropik ülkelerin çoğu, aynı zamanda sömürge yönetimi yaşamış ve benzer kurumlar edinmiştir; bu yüzden gözlenen yoksulluk iklimden değil kurumlardan kaynaklanıyor olabilir. Ayrıca coğrafya ile kurumlar birbiriyle ilişkilidir: coğrafya kurumları biçimlendirmiş olabilir, bu yüzden iki değişkenin etkisi birbirine karışır. İkinci bir zorluk, coğrafyanın tek bir ölçüyle temsil edilememesidir; ekvatora uzaklık gibi kaba ölçüler, hastalık, toprak ve iklim gibi farklı etkileri bir arada taşır ve hangi ölçünün seçildiği sonucu değiştirir.
- Kıyıdaki ülkenin birim kârı 80 − 65 − 5, yani 10 dolardır. Denize kıyısı olmayan ülkenin birim kârı, aynı üretim maliyetiyle 80 − 65 − 20, yani −5 dolardır; bu ülke zararına satar. İhracat yapabilmesi için üretim maliyeti en fazla 80 − 20, yani 60 dolar olmalıdır; bu, kıyıdaki rakibinden birim başına 5 dolar daha düşük bir maliyet demektir.
- Dolaylı etki 0,6 × 1,5, yani 0,9'dur. Toplam etki 0,9 + 0,3, yani 1,2'dir. Doğrudan etkinin toplam içindeki payı 0,3 bölü 1,2, yani yüzde 25'tir; toplam etkinin dörtte üçü kurumlar üzerinden işler.
- Alsan, Afrika dışındaki tropik bölgeleri bir karşılaştırma grubu olarak kullandı. Bu bölgelerde iklim, çeçe sineğine uygun bölgelerdekine benzerdi, ama sinek yoktu. Afrika'da sineğe uygun iklim ile evcil hayvan ve saban kullanımının düşüklüğü, siyasal merkezîleşmenin zayıflığı ve düşük nüfus yoğunluğu arasında ilişki bulunurken, Afrika dışındaki tropiklerde bu ilişki görülmedi. Bu, etkinin sıcak iklimden değil sinekten kaynaklandığına işaret eder. Alsan'a göre sineğin bugünkü performansa etkisi, sömürge öncesi siyasal merkezîleşme üzerinden işledi; yani coğrafya burada ağırlıklı olarak kurumlar üzerinden, dolaylı biçimde etkili oluyor.
- Kanıtla desteklenen kısım şudur: Rodrik, Subramanian ve Trebbi, kurumlar hesaba katıldığında alışılmış coğrafya ölçülerinin doğrudan etkisinin zayıf olduğunu buldu. Ama çıkarım, bu bulgudan iki adım öteye geçiyor. Birincisi, aynı çalışma coğrafyanın kurumlar üzerinden güçlü bir dolaylı etkisini de buldu; yani coğrafya önemsiz değildir. İkincisi, Sachs, sıtma bulaşı gibi daha doğrudan bir ölçü kullanıldığında doğrudan etkinin yeniden ortaya çıktığını savundu; sonuç, coğrafyanın nasıl ölçüldüğüne duyarlıdır. Bleakley'nin bulgusu da sıtmanın ortadan kaldırılmasının, kurumlar değişmeden, sonraki kuşakların gelirini artırdığını gösterir; bu da hastalıkla mücadelenin kendi başına bir getirisi olduğunu destekler. Ayrıca bir hükümetin önündeki seçim «ya hukuk reformu ya sıtma ilacı» biçiminde değildir; iki alana birlikte kaynak ayrılabilir. Kanıtlar, kurumların önemini desteklerken, coğrafi engellere yönelik yatırımların gereksiz olduğu sonucunu desteklemez.
İleri okuma
- John Luke Gallup, Jeffrey D. Sachs, Andrew D. Mellinger (1999). «Geography and Economic Development». International Regional Science Review 22(2). Coğrafyanın gelir üzerindeki kanallarına dair temel çalışma.
- Dani Rodrik, Arvind Subramanian, Francesco Trebbi (2004). «Institutions Rule: The Primacy of Institutions Over Geography and Integration in Economic Development». Journal of Economic Growth 9(2). Kurumların, coğrafyanın ve ticaretin payını ayırma denemesi.
- Nathan Nunn, Diego Puga (2012). «Ruggedness: The Blessing of Bad Geography in Africa». Review of Economics and Statistics 94(1). Engebenin Afrika'daki tarihsel etkisi.
- Marcella Alsan (2015). «The Effect of the TseTse Fly on African Development». American Economic Review 105(1). Bir hastalık taşıyıcısının tarım ve devlet oluşumu üzerindeki etkisi.
Sonraki derse köprü
Bleakley'nin bulgusu, çocuklukta sağlığın yetişkinlikteki geliri etkilediğini gösterdi. Bu, sağlığın ve eğitimin yalnızca kalkınmanın sonucu değil, aynı zamanda kaynağı olabileceğini düşündürür. Sıradaki ders, insanların bilgi, beceri ve sağlığına yapılan yatırımı ele alıyor. Eğitim yılları mı, yoksa gerçekten öğrenilenler mi önemli? Sağlık ve eğitim birbirini nasıl etkiler ve bu yatırımların getirisi nasıl ölçülür?