Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Mutlak yoksulluk sınırı reel değeri sabit bir yaşam standardını, göreli sınır ise toplumun ortalamasına göre geride kalmayı ölçer. Uluslararası yoksulluk sınırı, düşük gelirli ülkelerin ulusal sınırlarının ortancasına dayanır; Haziran 2025'te 2021 fiyatlarıyla günde 2,15 dolardan 3 dolara çıkarıldı.
- Yeni sınır, verisi bulunan 23 düşük gelirli ülkenin ulusal sınırlarının ortancası olan günde 3,04 dolara dayanıyordu. Güncelleme aşırı yoksul sayısını 125 milyon artırdı; 2024 için tahmin, sınır yalnızca enflasyon kadar artırılsaydı yaklaşık 540 milyon, yeni sınırla 817 milyondu.
- Kafa sayısı oranı yoksulların oranını, yoksulluk açığı yoksulluğun derinliğini, açıkların karesi ise şiddetini ölçer; üçü FGT ölçüler ailesinin üyeleridir. On kişilik örnekte oran yüzde 50, açık yaklaşık 0,173, açıkların karesi yaklaşık 0,084'tü.
- Kafa sayısı oranını hedeflemek, kaynakları sınırın hemen altındakilere yöneltir ve en yoksulları görünmez kılabilir; Sen'in eleştirisi, iyi bir ölçünün yoksulların arasındaki eşitsizliğe de duyarlı olması gerektiğidir.
- 2025 küresel çok boyutlu yoksulluk endeksine göre 109 ülkedeki 6,3 milyar insanın 1,1 milyarı, yani yüzde 18,3'ü çok boyutlu yoksuldu ve bunların 887 milyonu iklim tehlikelerine doğrudan maruzdu. Endeks, sağlık, eğitim ve yaşam standardındaki on göstergede ağırlıklı yoksunlukları sayar ve üçte bir eşiğini aşanları yoksul kabul eder.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Mutlak yoksulluk sınırını, uluslararası yoksulluk sınırını, kafa sayısı oranını, yoksulluk açığını, FGT yoksulluk ölçülerini ve çok boyutlu yoksulluk endeksini tanımlar.
- Anlama — Bir yoksulluk sınırının nasıl belirlendiğini, bu sınırın küçük değişikliklerinin yoksul sayısını neden büyük ölçüde değiştirebildiğini ve yoksulluğu yalnızca gelirle ölçmenin sınırlarını açıklar.
- Uygulama — Küçük bir nüfusta kafa sayısı oranını, yoksulluk açığını ve yoksulluğun derinliğine duyarlı ölçüyü hesaplar ve bir hanenin çok boyutlu yoksul olup olmadığını belirler.
- Değerlendirme — Dünya Bankası'nın 2025'te güncellediği yoksulluk sınırı ile çok boyutlu yoksulluk endeksinin bulgularını kullanarak, yoksulluğun azalıp azalmadığına dair iddiaları tartışır.
Sezgi
Açılış
«Dünyada yoksulluk azalıyor» ve «dünyada yoksulluk artıyor» cümlelerini aynı hafta, iki farklı gazetede okumak mümkündür. Bazen ikisi de doğrudur. Biri yoksul sayısını, öbürü yoksulların oranını ölçüyor olabilir; biri günde 3 dolarlık bir sınır, öbürü daha yüksek bir sınır kullanıyor olabilir; biri yalnızca geliri, öbürü sağlık ve eğitimi de hesaba katıyor olabilir. Yoksulluğa dair her rakam, arkasında bir dizi seçim taşır.
Önceki derste ülkeleri ortalama gelirleriyle yan yana koyduk. Ortalama ise en alttakileri gizler: kişi başına geliri yüksek bir ülkede de milyonlarca insan temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor olabilir. Bu ders, yoksulluğun nasıl ölçüldüğünü inceliyor: sınırın nasıl çizildiğini, bu sınırın altında kalanların nasıl sayıldığını ve yoksulluğun derinliğinin ve boyutlarının nasıl hesaba katıldığını.
Hikâye — Günde bir dolardan üç dolara
1990'da Dünya Bankası, yıllık Dünya Kalkınma Raporu'nu yoksulluğa ayırdı. Rapor için Martin Ravallion ve arkadaşları, dünyadaki yoksul sayısını ülkeler arasında karşılaştırılabilir biçimde hesaplamanın bir yolunu aradı. Her ülkenin kendi yoksulluk tanımı vardı; ama bu tanımlar ülkenin zenginliğiyle birlikte yükseliyordu. Ravallion ve arkadaşları, dünyanın en yoksul ülkelerinin kendi yoksulluk sınırlarına baktılar ve bunların, satın alma gücü paritesiyle çevrildiğinde, günde yaklaşık bir dolar civarında toplandığını gördüler. «Günde bir dolar» sınırı böyle doğdu.
Bu sınır, yıllar içinde fiyatlar ve satın alma gücü paritesi hesapları güncellendikçe birkaç kez yeniden belirlendi. Mantığı ise aynı kaldı: uluslararası yoksulluk sınırı, dünyanın en yoksul ülkelerinin kendi yoksulluk sınırlarının tipik değerini yansıtmalıydı. Haziran 2025'te Dünya Bankası, 2021 fiyatlarıyla yapılan yeni satın alma gücü paritesi hesaplarına geçti. Düşük gelirli ülkelerden verisi bulunan 23'ünün ulusal yoksulluk sınırlarının ortancası günde 3,04 dolar çıktı; bu rakam yuvarlanarak yeni uluslararası yoksulluk sınırı günde 3 dolar oldu.
Önceki sınır günde 2,15 dolardı. Yeni sınır, fiyat değişikliklerinin açıklayabileceğinden çok daha yüksekti; bunun nedeni, en yoksul ülkelerin son yıllarda kendi yoksulluk sınırlarını yükseltmiş olmasıydı. Sonuç çarpıcıydı: dünya bir gecede yoksullaşmadığı hâlde, aşırı yoksul sayısına dair tahminler 125 milyon kişi arttı. Yoksulluk sınırının nerede çizildiği, dünyada kaç yoksul olduğunu belirleyen en önemli kararlardan biriydi.
Kavram
Bir yoksulluk ölçüsü, ilk olarak kimin yoksul sayılacağını belirleyen bir sınıra ihtiyaç duyar. Bu sınırın bir türü, zaman ve yer değişse de aynı yaşam standardını temsil etmeyi amaçlar.
Ülkeler arasında karşılaştırma yapmak için ortak bir sınıra ihtiyaç vardır. Dünya Bankası bu sınırı, en yoksul ülkelerin kendi sınırlarına dayanarak belirler.
Bir sınır belirlendikten sonra, en basit ölçü sınırın altında kalanları saymaktır. Yoksulluk istatistiklerinin çoğu bu ölçüyle verilir.
Yoksulların sınırın ne kadar altında olduğunu ölçmek için, her yoksulun sınırdan uzaklığını hesaba katan bir ölçüye ihtiyaç vardır.
Amartya Sen 1976'da, iyi bir yoksulluk ölçüsünün yoksulların kendi aralarındaki eşitsizliğe de duyarlı olması gerektiğini savundu. James Foster, Joel Greer ve Erik Thorbecke 1984'te bu fikri basit bir ölçüler ailesine dönüştürdü.
Gelir, yoksulluğun tek boyutu değildir. Sabina Alkire ve James Foster, bir kişinin aynı anda yaşadığı yoksunlukları birlikte sayan bir yöntem geliştirdi; bu yöntem, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın küresel yoksulluk ölçüsünün temeli oldu.
Veri ve kanıt
Bu revizyon, yoksulluk rakamlarının neden dikkatle okunması gerektiğini gösteriyor. Aynı yıl ve aynı gelir verileriyle, sınırın 2,38 dolardan 3 dolara çıkması yoksul sayısını yaklaşık yüzde 50 artırdı. Bunun nedeni, dünyada pek çok insanın gelirinin bu iki sınır arasında toplanmasıdır: sınır biraz yükseldiğinde, sınırın hemen üstünde yaşayan büyük bir kitle yoksul sayılmaya başlar. Öte yandan uzun dönemli eğilim, sınırın seçiminden bağımsız olarak açıktır: aşırı yoksulluk içinde yaşayanların oranı, 1990'da her iki ya da üç kişiden biri iken bugün kabaca on kişiden birine inmiştir.
Çok boyutlu endeksin ölçtüğü yoksulluk, gelir yoksulluğuyla örtüşür ama aynı değildir. Bir hane, geliri sınırın biraz üstünde olsa bile, temiz suya, elektriğe ya da okula erişemiyorsa yoksul sayılabilir; tersine, geliri geçici olarak düşük olan ama bu hizmetlere erişen bir hane yoksul sayılmayabilir. İki ölçü, farklı politikalara işaret eder: gelir yoksulluğu nakit transferlerle, çok boyutlu yoksulluk ise altyapı, sağlık ve eğitim yatırımlarıyla daha doğrudan hedeflenir. Endeksin zayıf yanı, göstergelerin ve ağırlıklarının seçiminin bir değer yargısı içermesidir.
Yaygın yanlış«Yoksulluk rakamları, yoksulluğun nesnel ve kesin bir ölçüsüdür.»
Her yoksulluk rakamı, sınırın nerede çizildiğine, gelirin mi tüketimin mi ölçüldüğüne, satın alma gücü paritesinin hangi yılın fiyatlarıyla hesaplandığına ve anketlerin nasıl tasarlandığına bağlıdır. Dünya Bankası'nın 2025 güncellemesi, aynı gelir verileriyle sınırın değişmesinin yoksul sayısını yüz milyonlarca kişi değiştirebildiğini gösterdi. Rakamların yönü ve uzun dönemli eğilimi, tek bir yılın düzeyinden daha güvenilirdir.
Yaygın yanlış«Yoksulluğu azaltmanın en iyi yolu, yoksulluk oranını en çok düşüren politikadır.»
Kafa sayısı oranı, yalnızca sınırın altında kalanları sayar. Bu oranı en hızlı düşürmenin yolu, sınırın hemen altındaki kişileri sınırın biraz üstüne çıkarmaktır; en yoksullara yapılan yardım ise onları sınırın üstüne çıkaramadığı için oranı hiç değiştirmeyebilir. Yoksulluğun derinliğini ve şiddetini ölçen göstergeler, en yoksullara ulaşan politikaları da görünür kılar.
Neden önemli?
Yoksulluk ölçüleri, yalnızca istatistik değil, politika araçlarıdır. Birleşmiş Milletler'in sürdürülebilir kalkınma hedeflerinden ilki, aşırı yoksulluğu 2030'a kadar sona erdirmektir ve bu hedefin izlenmesi uluslararası yoksulluk sınırına dayanır. Yardımların hangi ülkelere ve hangi bölgelere yönlendirileceği, sosyal yardım programlarının kimleri kapsayacağı ve bir hükümetin başarısının nasıl değerlendirileceği, hangi ölçünün kullanıldığına bağlıdır. Yanlış bir ölçü, yanlış insanlara ulaşan politikalar üretebilir.
Türkiye'de TÜİK, yoksulluğu, önceki derslerde gördüğümüz gibi, eşdeğer hane gelirinin medyanının belirli bir yüzdesine göre çizilen göreli bir sınırla ölçer. Bu ölçü, toplumun geri kalanına göre geride kalanları gösterir; ama ülkenin genel gelir düzeyi yükseldiğinde de sınır yükseldiği için, mutlak yaşam standartlarındaki iyileşmeyi göstermez. Mutlak ve göreli ölçüleri birlikte okumak, hem yoksulların yaşam koşullarının nasıl değiştiğini hem de toplumdan ne kadar kopuk kaldıklarını anlamayı sağlar.
Model
Çözümlü örnek — On kişilik bir köy
On kişilik bir köyde kişilerin günlük gelirleri dolar cinsinden 1,0; 1,5; 2,0; 2,5; 2,8; 3,5; 5; 8; 12 ve 20 olsun. Yoksulluk sınırı günde 3 dolar olsun. Sınırın altında beş kişi vardır: 1,0; 1,5; 2,0; 2,5 ve 2,8 dolar kazananlar. Kafa sayısı oranı 5 bölü 10, yani yüzde 50'dir.
Yoksulluk açığını hesaplamak için her yoksulun sınıra oranla açığını buluruz. Birinci kişinin açığı (3 − 1) / 3, yani yaklaşık 0,667'dir; öbürlerinin açıkları sırasıyla 0,5; 0,333; 0,167 ve 0,067'dir. Açıkların toplamı yaklaşık 1,733'tür; bunu köyün bütün nüfusuna, yani 10'a bölersek yoksulluk açığı yaklaşık 0,173 çıkar. Bu, ortalama olarak her köylünün, yoksulluk sınırının yüzde 17,3'ü kadar bir açığa denk düştüğü anlamına gelir.
Çözümlü örnek — Açığı kapatmanın maliyeti
Yoksulluk açığının pratik bir yorumu vardır. Bütün yoksulları tam olarak sınıra çıkarmak için gereken en küçük toplam transfer, yoksulluk açığı çarpı yoksulluk sınırı çarpı nüfustur: 0,173 çarpı 3 çarpı 10, yani günde yaklaşık 5,2 dolardır. Bu tutar, beş yoksulun sınıra olan uzaklıklarının toplamına eşittir: 2 + 1,5 + 1 + 0,5 + 0,2.
Bu hesap, yoksulluğu sona erdirmenin kâğıt üstünde ne kadar ucuz olabileceğini gösterir: köyün toplam geliri günde 58,3 dolardır ve açığı kapatmak bunun yalnızca yüzde 9'u kadardır. Ama bu, transferin kusursuz hedeflendiği, yani her yoksula tam ihtiyacı kadar ödendiği ve hiçbir yoksul olmayana ödeme yapılmadığı varsayımına dayanır. Önceki derslerde gördüğümüz dışlama ve kapsama hataları, idari maliyetler ve çalışma teşviklerindeki bozulmalar, gerçek maliyeti bu alt sınırın çok üstüne çıkarır.
Çözümlü örnek — Açıkların karesi
Yoksulluğun şiddetine duyarlı ölçü için açıkların karesini alırız: 0,444; 0,25; 0,111; 0,028 ve 0,004. Toplam yaklaşık 0,838'dir; nüfusa böldüğümüzde yaklaşık 0,084 bulunur. Bu ölçüde en yoksul kişinin katkısı, toplamın yarısından fazlasıdır. Açıkların karesi, büyük açıklara orantısız ağırlık verir ve yoksulların kendi aralarındaki eşitsizliği hesaba katar.
Şimdi bir yardım programının 0,3 dolarlık bir transferi iki farklı kişiye verme seçeneğini düşünelim. Transfer 2,8 dolar kazanan kişiye verilirse, bu kişi 3,1 dolara çıkar ve yoksul olmaktan kurtulur. Kafa sayısı oranı yüzde 50'den yüzde 40'a iner. Transfer en yoksul kişiye verilirse, geliri 1,0'dan 1,3 dolara çıkar; kafa sayısı oranı hiç değişmez. Ama açıkların karesiyle ölçülen yoksulluk, ikinci durumda birincisine göre çok daha fazla azalır: en yoksulun açığının karesi 0,444'ten yaklaşık 0,321'e iner.
Hangi ölçü, hangi politika?
Bu örnek, Sen'in eleştirisinin özünü gösterir. Kafa sayısı oranını hedefleyen bir hükümet, kaynaklarını sınırın hemen altındakilere yöneltmeye teşvik edilir; çünkü oranı en hızlı düşüren yol budur. En yoksullar, sınırı aşamayacakları için bu hesapta görünmez kalır. Yoksulluk açığı ve açıkların karesi, bu çarpıklığı düzeltir: en yoksullara yapılan her yardım, bu ölçüleri düşürür.
Ölçülerin hiçbiri tek başına yeterli değildir. Kafa sayısı oranı, kamuoyunun kolayca anladığı bir sayıdır ve yoksulluğun yaygınlığını gösterir. Yoksulluk açığı, yoksulluğun derinliğini ve onu kapatmanın maliyetini gösterir. Açıkların karesi, en yoksulların durumunu öne çıkarır. İyi bir yoksulluk raporu, bu üç ölçüyü birlikte sunar ve hangisinin neyi gösterdiğini açıklar.
Aynı mantık sınırın seçimi için de geçerlidir. Tek bir sınıra bağlı kalmak yerine, birkaç farklı sınırla yapılan hesapları yan yana koymak, sonuçların ne ölçüde sınırın seçimine bağlı olduğunu gösterir. Dünya Bankası da aşırı yoksulluk sınırının yanında, alt-orta ve üst-orta gelirli ülkelerin tipik yoksulluk tanımlarını yansıtan daha yüksek sınırlarla hesaplanmış yoksulluk oranlarını yayımlar. Bir ülkenin aşırı yoksulluğu neredeyse sıfıra indirmiş olması, daha yüksek bir sınırla bakıldığında nüfusunun önemli bir kısmının hâlâ yoksul olmasıyla birlikte var olabilir. Hangi sınırın anlamlı olduğu, ülkenin gelir düzeyine ve sorulan soruya bağlıdır.
Sınıra duyarlılık
Yoksulluk sınırının küçük bir değişikliği, kafa sayısı oranını büyük ölçüde değiştirebilir. Köy örneğinde sınır 3 dolardan 3,6 dolara çıkarılsa, 3,5 dolar kazanan kişi de yoksul sayılır ve oran yüzde 50'den yüzde 60'a yükselir. Sınır 2,5 dolara indirilse, yalnızca üç kişi yoksul kalır ve oran yüzde 30'a düşer. Sınırın yüzde 20'lik bir değişikliği, oranı yüzde 20 ile yüzde 40 arasında değiştirmiştir.
Bu duyarlılık, gelirlerin sınırın çevresinde ne kadar yoğunlaştığına bağlıdır. Dünya Bankası'nın 2025 güncellemesinde, sınırın 2,38 dolardan 3 dolara çıkması yoksul sayısını yaklaşık yüzde 50 artırdı; bu, dünyada yüz milyonlarca insanın gelirinin bu dar aralıkta toplandığını gösterir. Bu insanlar aşırı yoksulluk sınırının hemen üstündedir ve küçük bir şok, örneğin bir hastalık, kötü bir hasat ya da gıda fiyatlarındaki bir artış, onları yeniden sınırın altına itebilir.
Çözümlü örnek — Göreli sınır
Köy örneğine göreli bir sınır uygulayalım. On kişinin gelirleri sıralandığında ortadaki iki değer 2,8 ve 3,5 dolardır; medyan gelir bunların ortalaması, yani 3,15 dolardır. Sınır medyanın yüzde 60'ı olarak çizilirse günde yaklaşık 1,89 dolar olur. Bu sınırın altında yalnızca 1,0 ve 1,5 dolar kazanan iki kişi kalır; göreli yoksulluk oranı yüzde 20'dir.
Şimdi iki farklı değişikliği düşünelim. Köyün en zengin üç kişisinin geliri iki katına çıksın; medyan değişmez ve göreli yoksulluk oranı yüzde 20'de kalır. Ardından köydeki herkesin geliri iki katına çıksın; medyan 6,3 dolara, göreli sınır 3,78 dolara yükselir ve yine iki kişi yoksul sayılır. Göreli ölçü, herkes eşit oranda zenginleştiğinde değişmez; oysa 3 dolarlık mutlak sınırla bakıldığında, gelirleri iki katına çıkan köyde yalnızca 2 dolara yükselen en yoksul kişi yoksul kalır ve oran yüzde 50'den yüzde 10'a iner. İki ölçü, aynı değişikliği bambaşka biçimde yorumlar.
Çözümlü örnek — Büyümenin yoksullara etkisi
Köydeki herkesin geliri yüzde 10 artsın. 2,8 dolar kazanan kişinin geliri 3,08 dolara çıkar ve 3 dolarlık sınırın üstüne geçer; 2,5 dolar kazanan kişi 2,75 dolara çıkar ama yoksul kalır. Kafa sayısı oranı yüzde 50'den yüzde 40'a iner. Yüzde 10'luk bir büyüme, yoksul sayısını yüzde 20 azaltmıştır.
Büyümenin yoksulluğu ne kadar azalttığı, gelirlerin sınırın çevresinde nasıl dağıldığına ve büyümenin kimlere ulaştığına bağlıdır. Büyüme yalnızca en zenginlere giderse, oran hiç değişmez; en yoksullara yönelirse, hem oran hem de açık hızla azalır. Aynı ortalama büyüme hızı, gelir dağılımının biçimine göre yoksulluk üzerinde çok farklı etkiler yaratabilir. Kalkınma politikalarında büyüme ile dağılımın birlikte düşünülmesinin nedeni budur.
Mutlak mı, göreli mi?
Mutlak bir yoksulluk sınırı, zaman içinde aynı yaşam standardını temsil eder; bu yüzden yoksulluğun gerçekten azalıp azalmadığını izlemek için uygundur. Göreli bir sınır ise toplumun ortalama yaşam standardına bağlıdır; bir kişinin, toplumun geri kalanının olağan saydığı bir hayata katılıp katılamadığını ölçer. Zengin ülkelerin çoğu, TÜİK'in yaptığı gibi, göreli sınırlar kullanır.
İki yaklaşım arasındaki fark, yoksulluğun doğasına dair farklı bir görüşü yansıtır. Adam Smith, Ulusların Zenginliği'nde, bir toplumda saygın biri olarak görülmek için gereken şeylerin, örneğin bir keten gömleğin, o toplumun geleneklerine bağlı olduğunu yazmıştı. Aynı gelir, yoksul bir köyde bir aileyi rahat yaşatırken, zengin bir kentte onu toplumsal hayatın dışına itebilir. Bu yüzden bazı araştırmacılar, hem mutlak bir tabanı hem de ortalama gelirle yükselen bir bileşeni birleştiren sınırlar önerir.
Ölçmenin güçlükleri
Yoksulluk ölçümü, hane anketlerine dayanır ve bu anketlerin tasarımı sonuçları değiştirebilir. Gelişmekte olan ülkelerin çoğunda gelir yerine tüketim ölçülür, çünkü tarımda ve kayıt dışı işlerde gelir düzensizdir ve hatırlanması zordur. Tüketim sorularının nasıl sorulduğu da önemlidir. Hindistan'ın 2022–2023 hane anketi, sık tüketilen mallar için daha kısa, seyrek alınan mallar için daha uzun bir hatırlama süresi kullandı; bu yöntem, insanların tüketimini daha doğru yakalayarak daha yüksek tüketim düzeyleri ölçtü ve Dünya Bankası'nın Hindistan için tahminlerini geçmişe doğru değiştirdi.
Satın alma gücü paritesi hesapları da düzenli olarak güncellenir ve her güncelleme, ülkelerin göreli gelirlerini değiştirebilir. 2021 fiyatlarıyla yapılan son güncelleme, düşük gelirli ülkelerde yaşam maliyetinin daha önce sanıldığından düşük olduğunu, dolayısıyla bu ülkelerdeki gelirlerin satın alma gücüyle daha yüksek olduğunu gösterdi. Yoksulluk rakamlarındaki bir değişiklik, bu yüzden, yoksulların hayatındaki bir değişiklikten değil, ölçüm yöntemindeki bir değişiklikten de kaynaklanabilir.
Çözümlü örnek — Çok boyutlu yoksulluk
Küresel çok boyutlu yoksulluk endeksi üç alanda on göstergeye bakar. Sağlık alanında beslenme ve çocuk ölümü, eğitim alanında eğitim yılı ve okula devam göstergelerinin her biri altıda bir ağırlık taşır. Yaşam standardı alanındaki altı gösterge, yani yemek pişirme yakıtı, tuvalet, içme suyu, elektrik, konut ve varlıklar, her biri on sekizde bir ağırlık taşır. Bir hanenin ağırlıklı yoksunluklarının toplamı üçte bir ya da daha fazlaysa, hane çok boyutlu yoksul sayılır.
Bir hane düşünelim: hanede okul çağında olup okula gitmeyen bir çocuk var, yemek odunla pişiriliyor, tuvalet ortak kullanılıyor ve evin zemini topraktan. Okula devam yoksunluğu altıda bir, öbür üç yoksunluk on sekizde birer ağırlık taşır. Toplam, altıda bir artı on sekizde üç, yani üçte birdir; hane çok boyutlu yoksuldur. Bu hanenin geliri yoksulluk sınırının biraz üstünde olabilir; gelir ölçüsü onu yoksul saymazken, çok boyutlu ölçü sayar.
Endeksin yapısı
Çok boyutlu yoksulluk endeksi, iki sayının çarpımıdır: çok boyutlu yoksulların nüfusa oranı ve bu yoksulların ortalama yoksunluk yoğunluğu. Bir ülkede nüfusun yüzde 30'u çok boyutlu yoksulsa ve bu yoksullar ortalama olarak ağırlıklı göstergelerin yüzde 50'sinde yoksunsa, endeks 0,3 çarpı 0,5, yani 0,15'tir.
Bu yapı, yoksulluk açığına benzer bir mantık taşır. Yoksulların oranı değişmese bile, yoksulların yaşadığı yoksunluklar azaldığında endeks düşer. Endeks ayrıca hangi göstergelerin yoksulluğa en çok katkıda bulunduğunu da gösterir; bir ülkede yoksulluğun esas kaynağı eğitim eksikliği, başka bir ülkede temiz suya erişim olabilir. Bu ayrıntı, kaynakların hangi alanlara yönlendirilmesi gerektiğine dair doğrudan bilgi verir.
Modelin sınırları
Bu dersteki ölçüler, yoksulluğu hane düzeyinde ölçtü ve hane içindeki kaynakların herkese eşit dağıldığını varsaydı. Oysa aynı hanede kadınlar ve çocuklar, erkeklere göre daha az beslenme ve sağlık hizmeti alabilir. Hane düzeyindeki ölçüler, bu hane içi eşitsizliği göremez; bu yüzden bazı araştırmalar, bireylerin beslenme ve sağlık durumunu doğrudan ölçmeye yönelir.
Ölçüler ayrıca yoksulluğu tek bir anda ölçtü. Oysa bazı insanlar yıllarca yoksul kalırken, bazıları kötü bir yılın ardından yoksulluktan çıkar. Kronik ve geçici yoksulluk, farklı politikalar gerektirir: kronik yoksulluk eğitim, sağlık ve varlık birikimiyle, geçici yoksulluk ise sigorta ve sosyal koruma programlarıyla daha iyi karşılanır. Aynı insanları yıllar boyunca izleyen panel anketleri, bu ayrımı yapmanın tek yoludur; ama bu anketler pahalıdır ve gelişmekte olan ülkelerin çoğunda seyrek yapılır.
Uygulama
Özet kartı
- Mutlak yoksulluk sınırı reel değeri sabit bir yaşam standardını, göreli sınır ise toplumun ortalamasına göre geride kalmayı ölçer. Uluslararası yoksulluk sınırı, düşük gelirli ülkelerin ulusal sınırlarının ortancasına dayanır; Haziran 2025'te 2021 fiyatlarıyla günde 2,15 dolardan 3 dolara çıkarıldı.
- Yeni sınır, verisi bulunan 23 düşük gelirli ülkenin ulusal sınırlarının ortancası olan günde 3,04 dolara dayanıyordu. Güncelleme aşırı yoksul sayısını 125 milyon artırdı; 2024 için tahmin, sınır yalnızca enflasyon kadar artırılsaydı yaklaşık 540 milyon, yeni sınırla 817 milyondu.
- Kafa sayısı oranı yoksulların oranını, yoksulluk açığı yoksulluğun derinliğini, açıkların karesi ise şiddetini ölçer; üçü FGT ölçüler ailesinin üyeleridir. On kişilik örnekte oran yüzde 50, açık yaklaşık 0,173, açıkların karesi yaklaşık 0,084'tü.
- Kafa sayısı oranını hedeflemek, kaynakları sınırın hemen altındakilere yöneltir ve en yoksulları görünmez kılabilir; Sen'in eleştirisi, iyi bir ölçünün yoksulların arasındaki eşitsizliğe de duyarlı olması gerektiğidir.
- 2025 küresel çok boyutlu yoksulluk endeksine göre 109 ülkedeki 6,3 milyar insanın 1,1 milyarı, yani yüzde 18,3'ü çok boyutlu yoksuldu ve bunların 887 milyonu iklim tehlikelerine doğrudan maruzdu. Endeks, sağlık, eğitim ve yaşam standardındaki on göstergede ağırlıklı yoksunlukları sayar ve üçte bir eşiğini aşanları yoksul kabul eder.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Mutlak yoksulluk sınırı | Absolute poverty line | Reel değeri sabit tutulan yoksulluk sınırı |
| Uluslararası yoksulluk sınırı | International poverty line | Dünya Bankası'nın ülkeler arası karşılaştırma için kullandığı günlük sınır |
| Kafa sayısı oranı | Headcount ratio | Sınırın altında kalanların nüfusa oranı |
| Yoksulluk açığı | Poverty gap | Yoksulların sınıra oranla ortalama açığı |
| FGT yoksulluk ölçüleri | Foster–Greer–Thorbecke poverty measures | Açıkların kuvvetleriyle yoksulluğu ölçen ölçüler ailesi |
| Çok boyutlu yoksulluk endeksi | Multidimensional poverty index | Sağlık, eğitim ve yaşam standardındaki yoksunlukları birleştiren ölçü |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Mutlak ve göreli yoksulluk sınırı arasındaki farkı açıkla. Uluslararası yoksulluk sınırı hangi türdendir ve nasıl belirlenir?
- (Çıktı 2) Dünya Bankası'nın 2025 güncellemesinde yoksul sayısının 125 milyon artması, dünyanın yoksullaştığı anlamına gelir mi? Bu artışın nedenlerini açıkla.
- (Çıktı 3) Sekiz kişinin günlük gelirleri 1, 2, 2,5, 3,5, 4, 6, 9 ve 15 dolardır; yoksulluk sınırı 3 dolardır. Kafa sayısı oranını, yoksulluk açığını ve açıkların karesiyle ölçülen yoksulluğu hesapla. Bütün yoksulları sınıra çıkarmak için gereken en küçük günlük transfer nedir?
- (Çıktı 3) Aynı örnekte, bir programın 0,6 dolarlık bir transferi ya 2,5 dolar kazanan kişiye ya da 1 dolar kazanan kişiye vermesi mümkündür. Her iki durumda kafa sayısı oranı ve yoksulluk açığı nasıl değişir?
- (Çıktı 3) Bir hanede beş yaşından küçük bir çocuk yetersiz besleniyor, evde elektrik yok ve içme suyu uzak bir kaynaktan getiriliyor. Küresel çok boyutlu yoksulluk endeksinin ağırlıklarıyla hanenin ağırlıklı yoksunluğunu hesapla. Hane çok boyutlu yoksul mudur?
- (Çıktı 4) Bir politikacı, «Son on yılda ülkemizde yoksulluk oranı yarıya indi; yoksulluk sorunu büyük ölçüde çözüldü» diyor. Kafa sayısı oranının sınırlarını, sınıra duyarlılığı, yoksulluk açığını ve çok boyutlu yoksulluğu ele alarak bu iddiayı değerlendirirken hangi ek soruları sorman gerekir?
Cevaplar
- Mutlak yoksulluk sınırı, reel değeri sabit tutulan ve zaman içinde yalnızca fiyat değişikliklerine göre güncellenen bir sınırdır; aynı yaşam standardını temsil eder. Göreli yoksulluk sınırı ise toplumun ortalama ya da medyan gelirine bağlıdır ve toplum zenginleştikçe yükselir. Uluslararası yoksulluk sınırı mutlak bir sınırdır: Dünya Bankası, verisi bulunan düşük gelirli ülkelerin ulusal yoksulluk sınırlarını satın alma gücü paritesiyle ortak birime çevirir ve bunların ortancasını alır. Bu sınır yeni fiyat verileri geldiğinde güncellenir.
- Hayır. Artışın bir kısmı, sınırın 2017 fiyatlarından 2021 fiyatlarına geçilmesiyle enflasyon kadar yükselmesinden, daha büyük kısmı ise en yoksul ülkelerin kendi ulusal yoksulluk sınırlarını yükseltmiş olması yüzünden uluslararası sınırın reel olarak da yükselmesinden kaynaklanıyordu. Aynı gelir verileriyle daha yüksek bir sınır kullanıldığında, sınırın hemen üstünde yaşayan pek çok insan yoksul sayılmaya başladı. Dünyadaki insanların gelirleri değişmemiş, yoksulluğun tanımı değişmişti.
- Yoksul olanlar 1, 2 ve 2,5 dolar kazanan üç kişidir; kafa sayısı oranı 3 bölü 8, yani yüzde 37,5'tir. Açıklar 0,667, 0,333 ve 0,167'dir; toplam 1,167'dir ve sekize bölündüğünde yoksulluk açığı yaklaşık 0,146 olur. Açıkların kareleri 0,444, 0,111 ve 0,028'dir; toplam 0,583'tür ve sekize bölündüğünde yaklaşık 0,073 olur. Bütün yoksulları sınıra çıkarmak için gereken en küçük transfer 2 + 1 + 0,5, yani günde 3,5 dolardır.
- Transfer 2,5 dolar kazanan kişiye verilirse, bu kişi 3,1 dolara çıkar ve yoksul olmaktan kurtulur; kafa sayısı oranı yüzde 37,5'ten yüzde 25'e iner. Yoksulluk açığı, bu kişinin 0,167'lik açığının yok olmasıyla yaklaşık 1,0 bölü 8, yani 0,125'e düşer. Transfer 1 dolar kazanan kişiye verilirse, bu kişi 1,6 dolara çıkar ama yoksul kalır; kafa sayısı oranı değişmez. Yoksulluk açığı, bu kişinin açığının 0,667'den 0,467'ye inmesiyle yaklaşık 0,967 bölü 8, yani 0,121'e düşer. Yoksulluk açığı ikinci durumda biraz daha fazla azalır ve açıkların karesiyle ölçülen yoksulluk çok daha fazla azalır.
- Çocuğun yetersiz beslenmesi sağlık alanındaki beslenme göstergesinde altıda bir ağırlık taşır. Elektrik ve içme suyu yoksunluklarının her biri on sekizde bir ağırlık taşır. Toplam, altıda bir artı on sekizde iki, yani on sekizde beştir; bu yaklaşık 0,278'dir ve üçte birin, yaklaşık 0,333'ün altındadır. Hane çok boyutlu yoksul sayılmaz, ama eşiğe yakındır; tek bir ek yoksunluk onu yoksul yapar.
- İddiayı değerlendirmek için önce hangi sınırın kullanıldığını ve bu sınırın dönem boyunca aynı kalıp kalmadığını sormak gerekir; sınır ya da ölçüm yöntemi değiştiyse karşılaştırma yanıltıcı olabilir. İkinci olarak, yoksulların sınırın ne kadar altında olduğunu, yani yoksulluk açığının ve açıkların karesinin nasıl değiştiğini sormak gerekir; oran yarıya inmiş olabilir ama geride kalan yoksullar daha derin bir yoksulluk içinde olabilir. Üçüncü olarak, sınırın hemen üstünde yaşayanların sayısını sormak gerekir; bu insanlar küçük bir şokla yeniden yoksul olabilir. Son olarak, çok boyutlu yoksulluğun, yani sağlık, eğitim ve temel hizmetlere erişimdeki yoksunlukların nasıl değiştiğini sormak gerekir. Oranın yarıya inmesi gerçek bir ilerleme olabilir, ama sorunun çözüldüğünü göstermez.
İleri okuma
- James Foster, Joel Greer, Erik Thorbecke (1984). «A Class of Decomposable Poverty Measures». Econometrica 52(3). FGT yoksulluk ölçüleri.
- Amartya Sen (1976). «Poverty: An Ordinal Approach to Measurement». Econometrica 44(2). Yoksulluk ölçülerinin taşıması gereken özellikler.
- Sabina Alkire, James Foster (2011). «Counting and Multidimensional Poverty Measurement». Journal of Public Economics 95(7–8). Çok boyutlu yoksulluk endeksinin yöntemi.
- Joe Hasell, Bertha Rohenkohl, Pablo Arriagada (2025). «$3 a day: A new poverty line has shifted the World Bank's data on extreme poverty». Our World in Data. Uluslararası yoksulluk sınırının 2025 güncellemesinin açıklaması.
Sonraki derse köprü
Yoksulluğu ölçtük; ama ölçüm, yoksulluğun neden bazı ülkelerde bu kadar yaygın ve kalıcı olduğunu açıklamaz. Aynı coğrafyayı, benzer bir kültürü ve ortak bir tarihi paylaşan ülkeler bile bazen çok farklı kalkınma yolları izler. Sıradaki ders bu farkın olası açıklamalarından birine, kurumlara bakıyor. Mülkiyet haklarının korunması, hukukun üstünlüğü ve siyasal gücün sınırlanması, bir ülkenin zenginleşip zenginleşemeyeceğini nasıl etkiler? Kurumların etkisini, zenginliğin kurumları iyileştirmesinden nasıl ayırabiliriz?