İçeriğe geç

Ders EKO-206.08 · Seviye 2 — Orta

Sosyal yardım politikaları

EKO-206 Kamu Ekonomisi

4.288 kelime · yaklaşık 19 dakika okuma · seslendirme 9 dk · veriler Eylül 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • gelir testi
  • yardım kesinti oranı
  • şartlı nakit transfer
  • çalışmaya bağlı vergi kredisi
  • evrensel temel gelir
  • dışlama ve kapsama hataları
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Gelir testine dayalı bir yardımda yardım, kazanç arttıkça kesinti oranı kadar azalır; yüzde 100'lük kesinti, yardımın bittiği eşiğe kadar çalışmanın getirisini sıfırlar. Kesinti oranı, prim ve vergilerle birlikte etkin marjinal vergi oranını oluşturur; birden fazla yardım üst üste bindiğinde bu oran yüzde 100'ü aşabilir.
  2. Cömertlik, kesinti oranı ve maliyet arasında bir demir üçgen vardır: yardımın bittiği eşik G / k'dir ve kesinti oranını düşürmek programı daha geniş bir kitleye yayar.
  3. Meksika'daki Progresa, 495 yerleşimin 314'ünde rastgele başlatıldı ve yardımı çocukların okula devamına bağladı. Schultz, ilkokulu bitiren çocuklarda kayıt oranının yüzde 58'den yaklaşık 69'a, ortaokulda kızlarınkinin yüzde 67'den 9,2 puan arttığını buldu.
  4. Eissa ve Liebman, ABD'de çalışmaya bağlı vergi kredisinin 1986'daki genişlemesinin çocuklu bekâr kadınların işgücüne katılımını 2,8 puana kadar artırdığını buldu; düşük gelirlilerin çalışma kararı, çalışma saatlerinden çok daha duyarlıdır.
  5. Alatas ve arkadaşları, Endonezya'da 640 köyde topluluk sıralamasının yoksulları formülden biraz daha kötü belirlediğini, ama memnuniyeti artırdığını gösterdi. Evrensel temel gelir ile düz vergi birleşimi bir negatif gelir vergisine denktir; asıl fark yararlanmama, damgalanma ve idari maliyettedir.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — Gelir testini, yardım kesinti oranını, şartlı nakit transferi, çalışmaya bağlı vergi kredisini, evrensel temel geliri ve dışlama ile kapsama hatalarını tanımlar.
  • Anlama — Gelire göre azalan yardımların çalışma kararlarını neden etkilediğini, şartlı transferlerin bu etkiyi nasıl tersine çevirmeye çalıştığını ve yoksulları hedeflemenin neden hatasız olamayacağını açıklar.
  • Uygulama — Bir yardım programında yardım kesinti oranı, yardımın bittiği gelir düzeyi ve etkin marjinal vergi oranını hesaplar; çalışmaya bağlı bir kredinin ek kazanca etkisini bulur.
  • Değerlendirme — Meksika'daki şartlı nakit transfer deneyi ile Endonezya'daki hedefleme deneyinin kanıtlarını kullanarak, cömertlik, çalışma teşviki ve maliyet arasındaki ödünleşimleri tartışır ve bir yardım tasarımı önerir.

Sezgi

Açılış

Ayda belirli bir tutarda yardım alan tek başına bir anne, yarı zamanlı bir iş teklifi alıyor olsun. İşten her ay birkaç bin lira kazanacak. Ama kazandığı her liraya karşılık yardımından da bir lira kesilecekse, çalışmak ona hiçbir şey kazandırmaz; üstüne çocuk bakımını ve yol masrafını da cebinden öder. Yardımın kendisi, onu çalışmaktan alıkoyan bir duvara dönüşür. Oysa aynı yardım, kazandığı her lira için yalnızca elli kuruş azalsaydı, iş teklifi onun için gerçek bir fırsat olurdu.

Sosyal yardım politikalarının merkezinde bu tür ayrıntılar vardır. Yardımın kime verileceği, ne kadar verileceği, hangi koşullara bağlanacağı ve gelir arttıkça ne hızla azalacağı, programın hem yoksulluğu ne ölçüde azalttığını hem de insanların davranışını nasıl değiştirdiğini belirler. Önceki derslerde gördüğümüz eşitlik ile etkinlik arasındaki ödünleşim, en keskin biçimini burada, en yoksulların hayatında alır.

Hikâye — Okula giden çocuklar için ödenen para

1990'ların ortasında Meksika'da hükümet, kırsal yoksullukla mücadele için yeni bir program tasarladı. Programın mimarları, aileleri yalnızca bugünkü yoksulluktan kurtarmak değil, çocuklarının eğitim ve sağlığına yatırım yaparak yoksulluğun kuşaktan kuşağa geçmesini kırmak istiyordu. Progresa adı verilen programda, yoksul ailelerin annelerine para veriliyordu; ama bir koşulla: çocuklar okula kayıtlı olmalı ve öğretmenlerinin onayladığı okul günlerinin en az yüzde 85'ine devam etmeliydi.

Programın uygulanışı da alışılmadık biçimde tasarlandı. Başlangıçta seçilen 495 kırsal yerleşimin yaklaşık üçte ikisi, 314'ü, programı 1998 yazından 2000 yazına kadar aldı; kalan 181 yerleşim ise programı üçüncü yılda aldı ve o zamana kadar karşılaştırma grubu olarak kullanıldı. Yerleşimler rastgele seçildiği için, iki grup arasındaki farklar doğrudan programın etkisini gösteriyordu. Yardımlar ortaokulda daha yüksekti ve kızlar için biraz daha fazlaydı, çünkü bu topluluklarda kızların okula devamı ortaokulda erkeklere göre düşüyordu.

Paul Schultz, bu deneyin verileriyle programın okula kayda etkisini ölçtü. İlkokulu bitiren ve ortaokula geçme yaşına gelen çocuklarda kayıt oranı yaklaşık yüzde 58'den yüzde 69'a çıktı. Ortaokulda kızların kayıt oranı yüzde 67'den 9,2 puan, erkeklerinki yüzde 73'ten 6,2 puan arttı. Program sonraki yıllarda adı değişerek bütün ülkeye yayıldı ve onlarca ülkenin sosyal yardım sistemine model oldu. Yardımı bir davranışa bağlamak, sosyal politikada yeni bir dönemin başlangıcıydı.

Kavram

Sosyal yardımların çoğu, yalnızca ihtiyacı olanlara ulaşmak için bir ölçüt kullanır. Bu ölçüt çoğu zaman hanenin geliri ya da varlıklarıdır.

Gelir testine dayanan bir yardımda, hanenin geliri arttıkça yardım azalır. Bu azalmanın hızı, yardımın çalışma teşvikleri üzerindeki etkisini belirler.

Progresa'nın mimarları, yardımı gelirin yanı sıra bir davranışa da bağladı. Bu tasarım, yardımın ailenin kararlarını hangi yönde etkileyeceğini doğrudan belirlemeye çalışır.

Bazı yardımlar, çalışmayı cezalandırmak yerine ödüllendirecek biçimde tasarlanır. Bu yardımlarda kazanç arttıkça yardım başta artar, sonra azalır.

Gelir testinin bütün sorunlarından kaçınmanın radikal bir yolu, testi tamamen kaldırmaktır. Bu fikir, son yıllarda yeniden yoğun biçimde tartışılmaktadır.

Gelir testine dayalı her program, kimin yoksul olduğuna karar vermek zorundadır. Gelirin kayıt dışı olduğu ülkelerde bu karar tahminlere dayanır ve kaçınılmaz olarak hatalar içerir.

Veri ve kanıt

Bu bulgu, çalışma teşviklerinin nerede en güçlü olduğunu gösterdi. Kuram, kredinin azalma bölgesindeki çalışanların saatlerini kısmasını da öngörüyordu, çünkü o bölgede her ek kazanç krediyi azaltır. Ama bu etki küçüktü; asıl etki, hiç çalışmayanların çalışmaya başlamasıydı. Önceki derste optimal gelir vergisi için sözünü ettiğimiz katılım kararı, burada ampirik olarak doğrulandı: düşük gelirlilerin çalışıp çalışmama kararı, çalışma saatleri kararından çok daha duyarlıdır. Bu yüzden düşük gelirlilere yönelik yardımları çalışmaya bağlamak, onları çalışmaktan caydırmak yerine çalışmaya çekebilir.

Bu deney, hedeflemenin yalnızca teknik bir sorun olmadığını gösterdi. Formül, tüketim verisi açısından daha isabetliydi; ama köylüler, bir hanenin yoksulluğunu yalnızca tüketimle değil, çalışabilecek biri olup olmadığıyla, hastalıklarla, bakmakla yükümlü olduğu kişilerle ve gelecekteki riskleriyle değerlendiriyordu. Yardımın meşruiyeti, kimin yoksul sayıldığına dair toplumun kendi yargısıyla uyumlu olmasına bağlıdır. Bu, önceki derste etiketleme için gördüğümüz gibi, hedefleme ölçütlerinin de değer yargılarından bağımsız olmadığını hatırlatır.

Yaygın yanlış«Sosyal yardımlar insanları tembelleştirir; yardım alanlar çalışmayı bırakır.»
Doğrusu

Yardımın çalışma kararına etkisi tasarımına bağlıdır. Kazanç arttıkça tamamen kesilen bir yardım, çalışmayı gerçekten caydırabilir. Ama kesinti oranı düşük tutulan ya da çalışmaya bağlanan yardımlar, çalışmayı teşvik edebilir; Eissa ve Liebman'ın bulgusu bunu gösterir. Pek çok çalışma, gelişmekte olan ülkelerdeki nakit transferlerin yetişkinlerin çalışmasını belirgin biçimde azaltmadığını da bulmuştur. Sorun yardımın varlığı değil, tasarımıdır.

Yaygın yanlış«Yardımı yalnızca en yoksullara vermek her zaman en verimli yoldur; gelir testi ne kadar sıkı olursa o kadar iyidir.»
Doğrusu

Sıkı bir gelir testi, kapsama hatalarını azaltır ama dışlama hatalarını, idari maliyetleri ve yararlanmamayı artırır. Yardımın gelirle hızla azalması da yüksek etkin marjinal vergi oranları yaratır ve çalışmayı caydırır. Hedeflemenin kazancı, bu maliyetlerle birlikte tartılmalıdır; bazı durumlarda daha geniş kapsamlı bir yardım, daha az kaynakla daha fazla yoksula ulaşabilir.

Neden önemli?

Sosyal yardımlar, bir toplumun en yoksul üyelerinin hayatında belirleyici bir yer tutar. Yardımın tasarımı, yoksul bir ailenin çocuğunun okula devam edip etmeyeceğini, yoksul bir annenin iş teklifini kabul edip etmeyeceğini ve yardıma ihtiyacı olanların ona ulaşıp ulaşamayacağını belirler. Aynı bütçeyle, iyi tasarlanmış bir program yoksulluğu belirgin biçimde azaltabilirken, kötü tasarlanmış bir program yoksulluk tuzakları yaratabilir.

Türkiye'de de sosyal yardımlar son yirmi yılda hızla genişledi. 2000'lerin başından bu yana uygulanan şartlı eğitim ve sağlık yardımları, yaşlılık ve engellilik aylıkları, doğum ve çocuk yardımları ve çeşitli ayni destekler, farklı kurumlar aracılığıyla dağıtılıyor. Bu programların nasıl hedeflendiği, gelir arttıkça nasıl azaldığı ve kayıtlı istihdamla nasıl etkileştiği, hem yoksullukla mücadelenin başarısını hem de kayıt dışılığı doğrudan etkiliyor. Yardım almaya devam etmek için kayıtlı işe girmekten kaçınmak, bu etkileşimin en bilinen ve en tartışılan örneğidir.

Model

Çözümlü örnek — Gelir testinin bütçe kısıtı

Bir yardım programını basit bir formülle yazalım. Hane, hiç kazancı yokken aylık G kadar yardım alsın ve her ek kazanç lirası için yardım k kadar azalsın. Hanenin kazancı E ise yardım G − k × E olur, bu tutar sıfırın altına inemez. Hanenin toplam geliri E + G − k × E'dir. Yardım, kazancın G / k'ye ulaştığı yerde tamamen biter; bu noktaya yardımın bittiği eşik denir.

Aylık yardım 10 bin lira ve kesinti oranı yüzde 100 olsun. Hane ayda 6 bin lira kazanırsa yardımı 4 bine düşer ve toplam geliri yine 10 bin liradır. 10 bin liraya kadar kazanç, hanenin toplam gelirini hiç artırmaz; hane için bu aralıkta çalışmanın getirisi sıfırdır. Kesinti oranı yüzde 50 olursa, 6 bin liralık kazançla yardım 7 bine düşer ve toplam gelir 13 bin liraya çıkar. Yardım ancak kazanç 20 bin liraya ulaştığında biter.

Etkin marjinal vergi oranı

Yardım kesinti oranı, hanenin karşılaştığı tek kesinti değildir. Kayıtlı bir işe giren kişi, kazancından gelir vergisi ile prim de öder. Kesinti oranı yüzde 50 ise ve kazancın yüzde 15'i prim olarak kesiliyorsa, hanenin her ek brüt kazanç lirasından elinde yalnızca 35 kuruş kalır. Bu hanenin etkin marjinal vergi oranı yüzde 65'tir; önceki derslerde gördüğümüz en yüksek gelir dilimlerinin oranlarından bile yüksektir.

Birden fazla yardım aynı anda alınıyorsa durum daha da ağırlaşabilir. Gelir testine dayanan iki ayrı yardımın her biri kazançla azalıyorsa, kesinti oranları toplanır ve etkin marjinal vergi oranı yüzde 100'ü aşabilir. Bu durumda ek kazanç, hanenin toplam gelirini azaltır. Farklı kurumların ayrı ayrı tasarladığı programlar, birlikte ele alınmadığında bu tür yoksulluk tuzakları yaratabilir.

Demir üçgen

Bir gelir testine dayalı programın üç özelliği vardır: yardımın cömertliği, yani G; kesinti oranı, yani k; ve programın maliyeti. Bu üçü arasında bir demir üçgen vardır. Cömertliği artırıp kesinti oranını düşürmek istersek, yardımın bittiği eşik G / k yükselir ve daha çok hane yardım alır; maliyet artar. Maliyeti sabit tutmak istersek, ya cömertlikten ya da düşük kesinti oranından vazgeçmek gerekir.

Örnekte yardım 10 bin lira ve kesinti oranı yüzde 100 iken, yardım ayda 10 bin liranın altında kazanan bütün hanelere ulaşır. Kesinti oranı yüzde 50'ye inince eşik 20 bin liraya çıkar; kazancı bu iki eşik arasında kalan haneler de yardım almaya başlar ve maliyet artar. Kesinti oranı yüzde 25'e inerse eşik 40 bin liraya çıkar ve yardım, ortalama gelirli hanelerin bir kısmına da ulaşabilir. Çalışma teşvikini korumanın bedeli, programı daha geniş bir kitleye yaymaktır.

Çalışmaya bağlı kredinin yapısı

Çalışmaya bağlı bir vergi kredisi, bu demir üçgeni farklı bir yoldan aşmaya çalışır. Varsayımsal bir kredi şöyle işlesin: aylık 20 bin liraya kadar kazancın yüzde 20'si kadar kredi verilir, yani en fazla 4 bin lira; kazanç 20 ile 30 bin lira arasındayken kredi 4 bin lirada sabit kalır; 30 bin liranın üstünde her ek kazanç lirası için kredi 20 kuruş azalır ve kazanç 50 bin liraya ulaştığında biter.

Hiç çalışmayan biri için ilk kazanılan her lira, 1,20 lira eder; kredi, çalışmaya başlamayı ödüllendirir. 30 ile 50 bin lira arasında kazananlar ise her ek lirada 20 kuruş kredi kaybeder; bu bölgede kredi, bir miktar çalışma caydırıcılığı yaratır. Eissa ve Liebman'ın bulgusu, birinci etkinin ikincisinden çok daha güçlü olduğunu gösterdi. Kredinin zayıf yanı, hiç çalışamayanlara, yani engellilere, bakım yükü taşıyanlara ve iş bulamayanlara ulaşmamasıdır; bu yüzden çalışmaya bağlı krediler çoğu zaman başka yardımlarla birlikte kullanılır.

Şartlı transferin mantığı

Şartlı nakit transfer, aileye iki şey birden verir: bugün harcayabileceği bir gelir ve çocuğunu okula göndermenin maliyetini düşüren bir fiyat indirimi. Progresa'da yardımlar, çocukların okula gitme yerine çalışarak kazanabileceği gelirin önemli bir kısmını karşılayacak biçimde ayarlanmıştı. Schultz'un hesabına göre yardımlar, okula devamın aileye özel maliyetini yüzde 50 ile 75 arasında azaltıyordu.

Şartsız bir transfer yalnızca gelir etkisi yaratır: aile daha zengindir ve belki çocuğunu daha çok okula gönderir, belki göndermez. Şartlı transfer ise okulun göreli fiyatını da düşürür. Koşulun gerekçesi, önceki derslerde gördüğümüz erdem malı mantığıdır: toplum, çocukların eğitimine ailelerin tek başına seçeceğinden daha fazla değer verir, çünkü eğitimin faydası çocuğun kendi geleceğine ve topluma da ulaşır. Koşulun maliyeti ise denetim yükü ve koşulu yerine getiremeyen en yoksul ailelerin dışlanma riskidir.

Şartlı mı, şartsız mı?

Şartlı transferlerin başarısı, şartsız transferlerle karşılaştırıldığında ne kadarının koşuldan, ne kadarının paradan geldiği sorusunu doğurdu. Bazı deneyler, şartsız transferlerin de okula devamı artırdığını, ama genellikle daha az artırdığını buldu. Öte yandan koşul, okulu olmayan ya da sağlık ocağı uzak köylerde anlamsızdır ve bu köylerin en yoksul ailelerini cezalandırabilir.

Seçim, programın amacına bağlıdır. Amaç bugünkü yoksulluğu hafifletmekse, şartsız transfer daha basit ve daha kapsayıcıdır. Amaç çocukların beşerî sermayesine yatırımsa ve aileler bu yatırımı kendiliğinden yeterince yapmıyorsa, koşul bir fark yaratabilir. Bu yüzden karma yollar sık denenir: koşulları esnek uygular, ya da koşul yerine yalnızca bir yönlendirme yapar.

Evrensel temel gelirin maliyeti

Evrensel temel gelir, gelir testinin bütün sorunlarını ortadan kaldırır: kesinti oranı yoktur, dışlama hatası yoktur, yardım almak için başvurmak gerekmez. Ama maliyeti büyüktür. 60 milyon yetişkini olan bir ülkede her yetişkine ayda 5 bin lira ödemek, yılda 3,6 trilyon lira eder. Bu tutar, o ülkenin milli gelirinin önemli bir kısmına denk gelebilir ve yeni vergilerle finanse edilmesi gerekir.

Temel gelirin cömertliği ile maliyeti arasındaki ödünleşim sert biçimde işler. Aynı bütçeyle, gelir testine dayalı bir program yoksul hanelere çok daha yüksek tutarlar verebilir. Temel gelir, herkese ödendiği için ya çok pahalıdır ya da yoksulların ihtiyacını karşılamayacak kadar düşüktür. Temel gelirin savunucuları ise finansmanın yeni vergilerle yapıldığında varlıklıların ödediği verginin aldıkları temel gelirden fazla olacağını, net etkinin gelir testine dayalı bir programa yaklaşacağını hatırlatır.

Çözümlü örnek — Temel gelir ve negatif gelir vergisi

Bir temel gelir ile düz oranlı bir gelir vergisini birleştirelim. Herkes ayda 5 bin lira temel gelir alsın ve bütün kazançlarından yüzde 25 vergi ödesin. Kazancı olmayan biri net 5 bin lira alır. 20 bin lira kazanan biri 5 bin vergi öder ve temel geliriyle net sıfırdır. 40 bin lira kazanan birinin vergisi 10 bin liradır; 5 bin temel geliri düşünce net katkısı 5 bin lira olur.

Bu sistemin net etkisi, kazancı 20 bin liranın altında olanlara ödeme yapan, üstünde olanlardan vergi alan bir negatif gelir vergisidir. Milton Friedman'ın 1960'larda savunduğu negatif gelir vergisi de bu mantığa dayanıyordu. Temel gelir ile gelir testine dayalı yardım arasındaki fark, bu yüzden sanıldığı kadar büyük değildir; asıl fark, ödemenin önce herkese yapılıp vergiyle geri alınması ya da yalnızca ihtiyacı olanlara yapılmasıdır. Bu fark, yararlanmama, damgalanma ve idari maliyet açısından önemlidir.

Çözümlü örnek — Hedefleme hataları

Bir köyde 1.000 hane olsun ve bunların 300'ü yoksul olsun. Bir hedefleme formülü, 300 haneyi yardım için seçsin, ama seçtiği hanelerin yüzde 30'u aslında yoksul olmasın. Formül 210 yoksul haneyi doğru seçmiş, 90 yoksul olmayan haneyi yanlışlıkla seçmiştir; bu 90 hane kapsama hatasıdır. Seçilmeyen 90 yoksul hane ise dışlama hatasıdır.

Program, dışlama hatasını azaltmak için seçilen hane sayısını 400'e çıkarırsa, yoksulların daha büyük bir kısmına ulaşır ama yoksul olmayanlara yapılan ödeme de artar. Seçilen hane sayısını 200'e indirirse, kapsama hatası azalır ama daha çok yoksul dışarıda kalır. İki hatanın göreli maliyeti, programın amacına ve toplumun değer yargılarına bağlıdır. Bir yoksulu dışarıda bırakmak, bir yoksul olmayana ödeme yapmaktan daha ağır bir hata olarak görülebilir. Toplum dışlama hatasını kapsama hatasından örneğin üç kat daha ağır sayıyorsa, 300 hane seçildiğinde hataların ağırlıklı toplamı 90 çarpı 3 artı 90, yani 360 birimdir. 400 hane seçildiğinde dışlanan yoksul sayısı 40'a iner ve kapsama hatası 140'a çıkarsa, toplam 40 çarpı 3 artı 140, yani 260 birim olur. Bu ağırlıklarla daha geniş kapsamlı program daha iyi sonuç verir; ağırlıklar değişirse sonuç da değişir.

Yararlanmama

Hedeflemenin bir başka sorunu, hak sahibi olanların yardımı almamasıdır. Başvuru süreçleri karmaşıksa, belgeler zor toplanıyorsa ya da yardım almak toplumsal bir damga taşıyorsa, hak sahiplerinin bir kısmı hiç başvurmaz. Bu durumda yardım, onu en çok ihtiyacı olanlara değil, bilgiye ve zamana en çok sahip olanlara gidebilir.

Yararlanmamayı azaltmanın yolları, başvuruyu basitleştirmek, idari verileri kullanarak hak sahiplerini otomatik olarak belirlemek ve yardımı damgalayıcı olmayan biçimde sunmaktır. Bu yollar, bir önceki derslerde gördüğümüz varsayılan seçeneklerin gücüyle aynı mantığı taşır. Her ek başvuru engeli, bir filtre işlevi görür; ama bu filtre, çoğu zaman en yoksulları eler. Yararlanmama oranı yüksek bir programın resmî hedefleme başarısı bu yüzden yanıltıcı olabilir: kâğıt üstünde yalnızca yoksullara ödeme yapan bir program, yoksulların önemli bir kısmına hiç ulaşmıyor olabilir.

Yardımlar ve iş çevrimi

Sosyal yardımların bir işlevi de ekonominin dalgalanmalarını yumuşatmaktır. Bir durgunlukta işini kaybeden ya da geliri düşen haneler gelir testine dayalı yardımlara hak kazanır ve harcamalarını tamamen kesmek zorunda kalmaz. Yardım harcamaları bu yüzden durgunlukta kendiliğinden artar, genişlemede azalır; önceki derslerde gördüğümüz otomatik istikrarlayıcılar gibi çalışır.

Bu işlevin iyi çalışması, yardım sisteminin hızına bağlıdır. Başvuruların aylarca sürdüğü, hak sahipliğinin bir önceki yılın gelirine göre belirlendiği bir sistem, ani bir gelir kaybına geç tepki verir. Salgın dönemi bu farkı görünür kıldı: idari verileri güncel ve bankacılık sistemiyle bağlantılı olan ülkelerin yardımları çok daha hızlı ulaştırabildiği gözlendi. Bir yardım sisteminin kalitesi, yalnızca normal zamanlardaki hedeflemesiyle değil, kriz anında ne kadar hızlı genişleyebildiğiyle de ölçülür.

Modelin sınırları

Buradaki hesaplar, hanelerin gelirlerini doğru bildiğini ve kararlarını yalnızca kendi gelirlerine göre verdiğini varsaydı. Kazançların büyük kısmının kayıt dışı olduğu yerlerde ise haneler kazançlarını kolayca gizleyebilir ve gelir testi, kayıtlı çalışmayı caydıran bir araca dönüşebilir. Yardım sisteminin tasarımı, bu yüzden emek piyasası ve vergi idaresiyle birlikte düşünülmelidir.

Modeller ayrıca yardımların uzun vadeli etkilerini hesaba katmadı. Çocukların eğitim ve sağlığına yapılan yatırımlar, yıllar sonra daha yüksek kazançlar ve daha düşük yardım ihtiyacı olarak geri dönebilir. Bir yardım programının gerçek maliyeti, bugünkü harcamasından bu gelecekteki kazançlar düşülerek hesaplanmalıdır; bu hesap, bazı programların kendini finanse ettiğini bile gösterebilir.

Uygulama

Özet kartı

  1. Gelir testine dayalı bir yardımda yardım, kazanç arttıkça kesinti oranı kadar azalır; yüzde 100'lük kesinti, yardımın bittiği eşiğe kadar çalışmanın getirisini sıfırlar. Kesinti oranı, prim ve vergilerle birlikte etkin marjinal vergi oranını oluşturur; birden fazla yardım üst üste bindiğinde bu oran yüzde 100'ü aşabilir.
  2. Cömertlik, kesinti oranı ve maliyet arasında bir demir üçgen vardır: yardımın bittiği eşik G / k'dir ve kesinti oranını düşürmek programı daha geniş bir kitleye yayar.
  3. Meksika'daki Progresa, 495 yerleşimin 314'ünde rastgele başlatıldı ve yardımı çocukların okula devamına bağladı. Schultz, ilkokulu bitiren çocuklarda kayıt oranının yüzde 58'den yaklaşık 69'a, ortaokulda kızlarınkinin yüzde 67'den 9,2 puan arttığını buldu.
  4. Eissa ve Liebman, ABD'de çalışmaya bağlı vergi kredisinin 1986'daki genişlemesinin çocuklu bekâr kadınların işgücüne katılımını 2,8 puana kadar artırdığını buldu; düşük gelirlilerin çalışma kararı, çalışma saatlerinden çok daha duyarlıdır.
  5. Alatas ve arkadaşları, Endonezya'da 640 köyde topluluk sıralamasının yoksulları formülden biraz daha kötü belirlediğini, ama memnuniyeti artırdığını gösterdi. Evrensel temel gelir ile düz vergi birleşimi bir negatif gelir vergisine denktir; asıl fark yararlanmama, damgalanma ve idari maliyettedir.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Gelir testiMeans testYardımın hanenin gelirine ya da varlıklarına göre belirlenmesi
Yardım kesinti oranıBenefit reduction rateHer ek kazanç lirası için yardımdan kesilen tutar
Şartlı nakit transferConditional cash transferBelirli davranışlara bağlanan nakit yardım
Çalışmaya bağlı vergi kredisiIn-work tax creditDüşük ücretli çalışanlara kazançla artan ödeme
Evrensel temel gelirUniversal basic incomeHerkese koşulsuz ödenen sabit nakit tutar
Dışlama ve kapsama hatalarıExclusion and inclusion errorsİhtiyaç sahibinin dışarıda kalması ve ihtiyaç sahibi olmayanın yardım alması

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) Gelir testini ve yardım kesinti oranını tanımla. Yüzde 100'lük bir kesinti oranı neden bir yoksulluk tuzağı yaratabilir?
  2. (Çıktı 2) Şartlı nakit transferin şartsız transferden farkını gelir etkisi ve fiyat etkisi kavramlarıyla açıkla. Koşulun hangi durumlarda en yoksul aileleri dışlama riski vardır?
  3. (Çıktı 3) Bir yardım programında kazancı olmayan haneye ayda 12 bin lira yardım verilir ve kesinti oranı yüzde 60'tır. Yardımın bittiği kazanç eşiğini bul. Kazancın yüzde 15'i prim olarak kesiliyorsa, bu aralıkta hanenin etkin marjinal vergi oranı nedir? Hane 10 bin lira kazanırsa toplam net geliri ne olur?
  4. (Çıktı 3) Dersteki varsayımsal çalışmaya bağlı kredide, ayda 15 bin, 25 bin ve 40 bin lira kazanan üç kişinin alacağı krediyi hesapla. Her biri için bir lira ek kazancın krediyi nasıl etkilediğini açıkla.
  5. (Çıktı 2) Bir köyde 800 hanenin 200'ü yoksuldur. Bir formül 200 hane seçer ve seçtiklerinin yüzde 25'i yoksul değildir. Kapsama ve dışlama hatalarını hesapla. Seçilen hane sayısı 300'e çıkarılırsa ve yeni seçilenlerin yarısı yoksulsa, iki hata nasıl değişir?
  6. (Çıktı 4) Bir düşünce kuruluşu, «Bütün sosyal yardımları kaldırıp yerine her yetişkine eşit bir temel gelir verelim; böylece hem bürokrasi hem de çalışma caydırıcılığı ortadan kalkar» diyor. Demir üçgeni, temel gelirin maliyetini, negatif gelir vergisi denkliğini, Eissa ve Liebman'ın bulgusunu ve hedefleme deneyini ele alarak önerinin güçlü ve zayıf yanlarını tart.

Cevaplar

  1. Gelir testi, yardım hakkının ve miktarının hanenin gelirine ya da varlıklarına göre belirlenmesidir. Yardım kesinti oranı, hanenin kazandığı her ek lira için yardımdan kesilen tutardır. Kesinti oranı yüzde 100 olduğunda, hane yardımın bittiği eşiğe kadar kazandığı her lirayı yardım kaybı olarak geri verir; toplam geliri değişmez. Çalışmanın bu aralıkta hiçbir getirisi yoktur, üstelik ulaşım ve çocuk bakımı gibi masraflar çıkar. Hane çalışmamayı seçebilir ve yardıma bağımlı kalır; bu bir yoksulluk tuzağıdır.
  2. Şartsız transfer yalnızca gelir etkisi yaratır: aile daha zengindir ve parayı istediği gibi harcar. Şartlı transfer ise buna ek olarak bir fiyat etkisi yaratır: çocuğu okula göndermek, transferi almanın koşulu olduğu için, okulun aile için göreli maliyetini düşürür. Koşul, okulu ya da sağlık ocağı olmayan ya da çok uzak olan yerlerde, çocuğunu okula gönderemeyecek kadar yoksul ya da çocuğunun emeğine muhtaç ailelerde, ve belgeleri toplamakta zorlanan hanelerde en yoksulları dışlama riski taşır.
  3. Yardımın bittiği eşik 12 bin bölü 0,6, yani 20 bin liradır. Bu aralıkta her ek brüt kazanç lirasından 60 kuruş yardım kesilir ve 15 kuruş prim ödenir; etkin marjinal vergi oranı yüzde 75'tir. Hane 10 bin lira kazanırsa, primden sonra eline 8.500 lira kalır; yardımı 12 bin eksi 6 bin, yani 6 bin liraya düşer. Toplam net geliri 14.500 liradır.
  4. 15 bin lira kazanan kişi, kazancının yüzde 20'si, yani 3 bin lira kredi alır; bir lira ek kazanç krediyi 20 kuruş artırır. 25 bin lira kazanan kişi, kredinin sabit bölgesindedir ve 4 bin lira alır; ek kazanç krediyi değiştirmez. 40 bin lira kazanan kişi, 30 bin liranın üstündeki 10 bin lira için 2 bin lira kredi kaybeder ve 2 bin lira alır; bir lira ek kazanç krediyi 20 kuruş azaltır.
  5. Formülün seçtiği 200 hanenin yüzde 25'i, yani 50'si yoksul değildir; kapsama hatası 50 hanedir. Seçilenlerin 150'si yoksuldur; 200 yoksulun 50'si dışarıda kalır ve dışlama hatası 50 hanedir. Seçilen hane sayısı 300'e çıkarılırsa ve yeni seçilen 100 hanenin yarısı yoksulsa, seçilen yoksul sayısı 200'e çıkar; dışlama hatası sıfıra iner. Ama yoksul olmayan seçilenler 50'den 100'e çıkar; kapsama hatası iki katına çıkar.
  6. Önerinin güçlü yanları gerçek: temel gelir kesinti oranını ortadan kaldırarak çalışma caydırıcılığını azaltır, başvuru gerektirmediği için yararlanmama ve dışlama hatalarını ortadan kaldırır ve damgalanmayı önler. Ama demir üçgen burada da işler: herkese ödeme yapmak ya çok pahalıdır ya da tutar yoksullar için yetersiz kalır. 60 milyon yetişkine ayda 5 bin lira ödemek yılda 3,6 trilyon lira eder. Temel gelir yeni vergilerle finanse edilirse, düz vergiyle birleşimi bir negatif gelir vergisine denk olur ve varlıklıların net katkısı artar; bu durumda fark, gelir testinden çok idari yöntemdedir. Eissa ve Liebman'ın bulgusu, çalışmaya bağlı yardımların çalışmaya katılımı artırabildiğini gösterir; temel gelir böyle bir teşvik sağlamaz. Hedefleme deneyi ise hedeflemenin kusurlu olsa da yardımı yoksullara yoğunlaştırabildiğini gösterir. Bütün yardımları kaldırmak, engellilik ve bakım gibi özel ihtiyaçları da görmezden gelir. Daha gerçekçi bir yol, temel gelirin avantajlarını, örneğin otomatik hak belirleme ve düşük kesinti oranlarını, mevcut sisteme taşımaktır.

İleri okuma

  • T. Paul Schultz (2004). «School Subsidies for the Poor: Evaluating the Mexican Progresa Poverty Program». Journal of Development Economics 74(1). Şartlı nakit transferin okula kayda etkisi.
  • Nada Eissa, Jeffrey B. Liebman (1996). «Labor Supply Response to the Earned Income Tax Credit». Quarterly Journal of Economics 111(2). Çalışmaya bağlı kredinin işgücüne katılıma etkisi.
  • Vivi Alatas, Abhijit Banerjee, Rema Hanna, Benjamin A. Olken, Julia Tobias (2012). «Targeting the Poor: Evidence from a Field Experiment in Indonesia». American Economic Review 102(4). Hedefleme yöntemlerinin karşılaştırılması.
  • Rema Hanna, Benjamin A. Olken (2018). «Universal Basic Incomes versus Targeted Transfers: Anti-Poverty Programs in Developing Countries». Journal of Economic Perspectives 32(4). Temel gelir ile hedefli yardımların karşılaştırılması.

Sonraki derse köprü

Sosyal yardımların, vergilerin ve emeklilik kurallarının nasıl tasarlanması gerektiğini sorarken, devletin bu kararları toplum için en iyisini arayan tek bir karar verici gibi aldığını varsaydık. Oysa bu kararlar seçimlerde, meclislerde ve bürokraside verilir. Sıradaki ders bu sürece bakıyor. Seçmenler, siyasetçiler ve bürokratlar kendi teşviklerine göre davrandığında, kamu kararları nasıl ortaya çıkar? Çoğunluk kuralı hangi sonuçlara yol açar ve küçük ama örgütlü gruplar kamu politikasını nasıl etkiler?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: bir anne, elinde bir iş teklifi ve bir yardım belgesiyle masada oturur. Kazandığı her lira ekranda belirdiğinde, yardım belgesinden aynı tutar silinir ve toplam gelir çubuğu kıpırdamaz. Ardından kesinti yarıya inince çubuk yükselmeye başlar.
  • Hikâye: Meksika'nın kırsalında köyler; bazılarının üzerinde bir okul simgesi ve para kesesi belirir, bazıları bekler. Okula giden kızların sayısı, programı alan köylerde artar. Ardından harita, programın başka ülkelere yayıldığı oklarla dolar.
  • Kavram: bir bütçe doğrusu grafiği; yardımın düz bölgesi, azalma bölgesi ve bitiş eşiği renklerle ayrılır. Yanında bir çalışma kredisi grafiği: önce yükselen, sonra düz, sonra alçalan bir yamuk.
  • Veri ve kanıt: ABD'de çocuklu bekâr kadınların işgücüne katılım çizgisi 1986'dan sonra karşılaştırma grubundan ayrılır. Ardından Endonezya'da bir köy toplantısı; köylüler hane kartlarını zenginden yoksula dizer, yanında bir bilgisayar formülü aynı haneleri sıralar.
  • Model: demir üçgenin üç köşesinde cömertlik, kesinti oranı ve maliyet; bir köşe çekildiğinde öbür ikisi hareket eder.
  • Neden önemli: Türkiye haritasında farklı yardım programlarının simgeleri; kayıtlı işe giren bir kişinin üzerinden üç yardımın aynı anda kalktığı bir sahne.

Seslendirme, sosyal yardımları ne tembellik aracı ne de her sorunun çözümü olarak sunar; tasarımın, çalışma teşviklerini ve yoksulluğu nasıl etkilediğini kanıtlarla dengeli biçimde aktarır. Temel gelir tartışmasını, savunucularının ve eleştirmenlerinin argümanlarıyla birlikte anlatır.

Kısa kesit

Dikey, elli saniyelik. Seslendirme: «Meksika bir gün yoksul annelere şöyle dedi: çocuğun okula giderse sana para vereceğiz.» Ekranda okula yürüyen çocuklar. «Ortaokula giden kızların sayısı belirgin biçimde arttı.» Ardından onlarca ülkenin haritası. Kapanış: «Peki yardımı bir şarta bağlamak her zaman doğru mu? Derste.»