İçeriğe geç

Ders EKO-206.03 · Seviye 2 — Orta

Dışsallıkların düzeltilmesi

EKO-206 Kamu Ekonomisi

4.291 kelime · yaklaşık 20 dakika okuma · seslendirme 9 dk · veriler Eylül 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • marjinal azaltma maliyeti
  • eşmarjinal ilke
  • emir-denetim düzenlemesi
  • fiyat-miktar seçimi
  • karbon kaçağı
  • vergi etkileşim etkisi
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Her kirletici kaynağın marjinal azaltma maliyeti farklıdır ve azaltma derinleştikçe artar. Eşmarjinal ilkeye göre bir toplam hedef, marjinal maliyetler eşitlendiğinde en ucuza sağlanır; iki fabrikalı örnekte tek tip standart 1,6 milyon, maliyet etkin dağılım 1,2 milyon liraya mal oldu.
  2. Pigou vergisi ve izin piyasası, düzenleyici fabrikaların maliyet eğrilerini bilmeden eşmarjinal ilkeyi uygular; izinlerin başlangıç dağılımı etkinliği değil bölüşümü belirler. Emir-denetim, salımın ölçülemediği, zararın yere göre çok değiştiği ya da her miktarda yüksek olduğu durumlarda anlamlıdır.
  3. Weitzman'a göre maliyetler belirsizken, marjinal zarar eğrisi yataysa vergi, dikse miktar sınırı daha az kayıp üretir. AB karbon piyasasında 2006'da tavanın bağlayıcı olmadığı anlaşılınca fiyat yarıya düştü ve ilk dönem izinleri 2007 sonunda değersizleşti; sonraki dönemlerde istikrar rezervi eklendi.
  4. Colmer ve arkadaşları, AB emisyon ticaret sisteminin Fransız imalat firmalarının salımını ilk dönemde yüzde 14, ikinci dönemde yüzde 16 azalttığını, üretim ve istihdamı küçültmediğini ve karbon kaçağına yol açmadığını buldu. Britanya Kolombiyası'nın gelirini geri veren karbon vergisi salımları yüzde 5–15 azalttı.
  5. Vergi etkileşim etkisi yüzünden çevre vergisi bedava değildir; gelirin başka vergileri indirmekte kullanılması maliyetin bir kısmını geri kazandırır. Gelirin nasıl kullanılacağı, etkinlik ile bölüşüm arasında bir seçimdir.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — Marjinal azaltma maliyetini, eşmarjinal ilkeyi, emir-denetim düzenlemesini, fiyat-miktar seçimini, karbon kaçağını ve vergi etkileşim etkisini tanımlar.
  • Anlama — Aynı kirlilik hedefine farklı araçlarla ulaşmanın neden farklı maliyetler doğurduğunu ve belirsizlik altında vergi ile izin piyasasının neden farklı hatalar yaptığını açıklar.
  • Uygulama — İki firmalı bir örnekte tek tip standart ile maliyet etkin dağılımın maliyetlerini karşılaştırır ve azaltma maliyeti beklenenden yüksek çıktığında vergi ile kotanın yol açtığı kayıpları hesaplar.
  • Değerlendirme — Avrupa Birliği emisyon ticaret sistemi ile Britanya Kolombiyası karbon vergisi üzerine kanıtları kullanarak, bir dışsallığı düzeltecek aracın seçimini ekonomik ve siyasal ölçütlerle tartar.

Sezgi

Açılış

Bir belediye, kent merkezindeki hava kirliliğini yüzde 30 azaltmak istesin. Önünde birkaç yol var. Bütün fabrikalara aynı filtreyi taktırabilir. Her fabrikaya salımını yüzde 30 azaltmasını emredebilir. Kirliliğin her tonuna bir vergi koyabilir ya da toplam salıma bir tavan koyup bu tavanı alınıp satılabilen izinlere bölebilir. Dördü de kâğıt üstünde aynı hedefe yöneliyor.

Ama dördünün faturası çok farklıdır. Bir fabrika salımını ucuza azaltabilirken yandaki fabrika için aynı azaltma çok pahalı olabilir. Belediye bu farkları bilmiyor. Bazı araçlar, bu bilgiyi belediye yerine fabrikaların kendisine buldurur; bazıları ise bilgi eksikliğinin bedelini topluma ödetir. Bu ders, dışsallığı düzeltmenin araçlarını bu gözle karşılaştırıyor.

Hikâye — Bir izin piyasasının ilk yılları

Avrupa Birliği 2005'te dünyanın ilk büyük karbon piyasasını kurdu. Otuz bir ülkede 12 binden fazla elektrik santrali ve sanayi tesisinin toplam karbondioksit salımına bir tavan kondu ve bu tavan, her biri bir ton salıma izin veren belgelere bölündü. İzinler büyük ölçüde tesislere bedelsiz dağıtıldı. Salımını azaltan tesis, artan izinlerini başkalarına satabilecekti. Sistemin ilk dönemi 2005–2007 yıllarını kapsıyordu ve bir deneme niteliği taşıyordu.

İlk aylarda izin fiyatı ton başına 30 euronun üstüne çıktı. Nisan 2006'da tesislerin 2005'teki doğrulanmış salım verileri gelmeye başladığında, dağıtılan izinlerin gerçek salımları karşılamaya fazlasıyla yettiği anlaşıldı. Tavan bağlayıcı değildi. Fiyat o ay yarı yarıya düştü ve ilk dönemin izinleri 2007'nin sonuna gelindiğinde neredeyse hiçbir değer taşımıyordu. İlk dönemin izinleri sonraki döneme aktarılamadığı için, kimsenin artık onlara ihtiyacı yoktu.

Sonraki dönemlerde tavan daraltıldı, izinlerin bir kısmı açık artırmayla satılmaya başlandı ve 2019'da piyasadaki fazla izinleri çekmek için bir istikrar rezervi devreye girdi. 2020'lerde izin fiyatları ilk dönemin birkaç katına çıktı. İlk yılların dersi açıktı: miktarı sabitleyen bir araçta fiyat, düzenleyicinin tahmin edemediği bilgiye göre oluşur. Tavanı koyan, azaltmanın gerçekte ne kadara mal olacağını bilmiyorsa, fiyat ya çöker ya da patlar.

Kavram

Bir dışsallığı düzeltmenin maliyeti, kirliliği azaltmanın maliyetidir. Bu maliyet her kaynak için farklıdır ve azaltma derinleştikçe artar.

Farklı kaynakların azaltma maliyetleri farklıysa, belirli bir toplam azaltmayı en ucuza sağlamanın yolu, azaltmayı bu farklara göre dağıtmaktır. William Baumol ve Wallace Oates 1971'de bu ilkenin fiyat araçlarıyla nasıl uygulanabileceğini gösterdi.

Eşmarjinal ilkeyi uygulamayan, ama çok yaygın bir düzenleme türü vardır. Bu tür düzenlemede devlet, her kaynağın ne yapacağını doğrudan belirler.

Fiyat araçları ile miktar araçları, bilgi tam olduğunda aynı sonuca ulaşır. Martin Weitzman 1974'te, belirsizlik olduğunda ikisinin neden farklı sonuçlar vereceğini gösterdi.

Bir ülke ya da bölge tek başına kirliliği fiyatlandırdığında, kirletici faaliyetin bir kısmı fiyatın olmadığı yerlere kayabilir. Bu kayma, iklim politikasının en çok tartışılan risklerinden biridir.

Pigou vergisi gelir de toplar. Bu gelirin nasıl kullanıldığı, verginin toplam maliyetini değiştirir. Lans Bovenberg ve Ruud de Mooij 1994'te, bu hesabın ilk bakışta sanıldığı kadar kolay olmadığını gösterdi.

Veri ve kanıt

Bu sonuç, sistemin ilk yıllarındaki fiyat çöküşüne rağmen elde edildi. Yazarlar, izin fiyatının düşük seyrettiği dönemlerde bile firmaların fiyatın ileride yükseleceğini bekleyerek, marjinal maliyetleri düşüren enerji tasarrufu yatırımları yaptığını öne sürdü. Bulgunun karbon kaçağı açısından anlamı da önemlidir: düzenleme kapsamındaki firmalar üretimlerini küçültmediyse ve salımı başka firmalara kaydırmadıysa, ölçülen azalma küresel salımda da gerçek bir azalmadır. Yine de bu, Fransız imalat sanayisine ve belirli bir fiyat düzeyine ait bir sonuçtur; çok daha yüksek fiyatlarda kaçak riskinin aynı kalacağı kendiliğinden söylenemez.

Britanya Kolombiyası örneği, fiyat aracının iki özelliğini birlikte gösteriyor. Vergi, salımın ne kadar azalacağını önceden garanti etmedi; tahminlerin geniş aralığı da bunu yansıtıyor. Ama salımın bir tonunun ne kadara mal olacağını baştan belli etti ve firmalar ile haneler kararlarını bu bilinen fiyata göre verdi. Gelirin başka vergilerin indirilmesiyle geri verilmesi de iki işe yaradı: vergi etkileşim etkisini hafifletti ve verginin kamuoyunda kabul görmesini kolaylaştırdı. Yoklamalardaki dönüş, Stockholm'de gördüğümüz tıkanıklık ücreti deneyimini hatırlatıyor.

Yaygın yanlış«Kirliliği azaltmanın en adil ve en etkili yolu, her fabrikaya salımını aynı oranda azaltmasını emretmektir.»
Doğrusu

Tek tip azaltma zorunluluğu, fabrikaların azaltma maliyetlerindeki farkları görmezden gelir. Ucuza azaltabilen fabrika az, pahalıya azaltabilen fabrika çok azaltmak zorunda kalır ve aynı hedefe gereğinden yüksek bir maliyetle ulaşılır. Vergi ya da izin ticareti, azaltmayı maliyeti düşük fabrikalara kaydırarak aynı hedefi daha düşük maliyetle sağlar. Adalet kaygısı varsa, bu maliyet farkından elde edilen kazanç gelir dağılımını düzeltmek için kullanılabilir.

Yaygın yanlış«Karbon vergisinin geliri başka vergileri indirmek için kullanılırsa, çevre vergisi bedava olur; hem çevre temizlenir hem de ekonomi büyür.»
Doğrusu

Bu, güçlü çifte kazanç iddiasıdır ve genel olarak geçerli değildir. Gelirin başka vergileri indirmekte kullanılması, gelirin götürü biçimde dağıtılmasına göre daha iyidir; buna zayıf çifte kazanç denir ve iktisatçılar büyük ölçüde üzerinde anlaşır. Ama vergi etkileşim etkisi yüzünden, çevre vergisinin çevresel faydalar dışarıda bırakıldığında da kendi başına verimliliği artırdığı söylenemez. Karbon vergisinin gerekçesi, önlenen zararın maliyetten büyük olmasıdır; bedava olması değil.

Neden önemli?

Dışsallığı düzeltmenin maliyeti, aracın seçimine göre katlarca değişebilir. Aynı salım hedefine emir-denetimle ulaşmak, fiyat araçlarına göre çok daha pahalı olabilir; bu fark da sonunda daha yüksek fiyatlar, daha düşük ücretler ya da daha az iddialı hedefler olarak topluma döner. Bir ülkenin iklim hedefine ne kadar hızlı yaklaşabileceği, yalnızca siyasal iradeye değil, seçtiği araçların verimliliğine de bağlıdır.

Türkiye için bu sorular artık teorik değil. Temmuz 2025'te yürürlüğe giren İklim Kanunu, ülkenin ilk ulusal emisyon ticaret sisteminin yasal temelini attı; kapsamdaki tesislerin salım izni alması zorunlu hâle getirildi ve ulusal tahsis planları ile piyasa istikrar mekanizmaları öngörüldü. AB'nin ithal mallara uyguladığı karbon bedeli de Türkiye'nin çelik, çimento ve alüminyum ihracatını doğrudan etkiliyor. Sistemin tavanının nasıl belirleneceği, izinlerin bedelsiz mi yoksa açık artırmayla mı dağıtılacağı ve fiyat dalgalanmalarına karşı hangi korumaların konacağı, AB'nin ilk dönem deneyiminden çıkarılacak derslerle doğrudan ilgili.

Model

Azaltma maliyeti eğrileri

İki fabrikanın, kentin havasına aynı türde bir kirletici saldığını düşünelim. Fabrikaların salımlarını azaltmanın marjinal maliyeti, azalttıkları ton sayısıyla birlikte artar. Birinci fabrikanın eski bir kazanı var ve onu modernleştirmek görece ucuz: marjinal azaltma maliyeti MAM₁ = 2a₁'dir. İkinci fabrika zaten verimli çalışıyor ve daha fazla azaltma pahalı: MAM₂ = 6a₂'dir. Burada a ton cinsinden azaltma miktarı, maliyetler ise bin liradır. Rakamlar örnektir.

Bir fabrikanın a ton azaltmasının toplam maliyeti, marjinal maliyet eğrisinin altındaki alandır. Birinci fabrika için bu alan a₁², ikinci fabrika için 3a₂² olur. Belediyenin hedefi, iki fabrikanın toplam salımını 40 ton azaltmaktır.

Çözümlü örnek — Tek tip standart

Belediye en basit yolu seçip her fabrikaya 20 ton azaltmasını emretsin. Birinci fabrikanın maliyeti 20², yani 400 bin lira, ikinci fabrikanınki 3 × 20², yani 1.200 bin liradır. İki fabrikanın faturası birlikte 1,6 milyon lira eder. Hedefe ulaşılmıştır.

Ama bu dağılımda iki fabrikanın marjinal maliyetleri çok farklıdır. Birinci fabrika son tonunu 40 bin liraya azaltıyor, ikincisi ise 120 bin liraya. İkinci fabrikanın bir ton daha az azaltmasına, birinci fabrikanın da bir ton daha fazla azaltmasına izin verilse, toplam azaltma değişmez, ama toplam maliyet yaklaşık 80 bin lira düşer. Bu fırsat var olduğu sürece dağılım maliyet etkin değildir.

Çözümlü örnek — Maliyet etkin dağılım

Eşmarjinal ilkeye göre azaltma, iki fabrikanın marjinal maliyetleri eşitlenene kadar kaydırılmalıdır: 2a₁ = 6a₂, yani a₁ = 3a₂. Toplam azaltma 40 ton olduğuna göre, 3a₂ + a₂ = 40'tan a₂ = 10 ve a₁ = 30 bulunur. İki fabrikanın marjinal maliyeti de 60 bin liradır.

Birinci fabrikanın maliyeti 30², yani 900 bin lira, ikincisininki 3 × 10², yani 300 bin liradır. İki fabrikanın faturası birlikte 1,2 milyon lira eder. Aynı 40 tonluk azaltma, tek tip standarda göre 400 bin lira, yani yüzde 25 daha ucuza gerçekleşir. Fark, hiçbir çevresel kazançtan vazgeçmeden elde edilen saf bir tasarruftur.

Vergi aynı sonuca nasıl ulaşır?

Belediye fabrikaların maliyet eğrilerini bilmek zorunda olsaydı, bu dağılımı hesaplayıp her fabrikaya ayrı bir sınır koyabilirdi. Ama bu bilgiye sahip değildir. Pigou vergisi bu bilgi sorununu çözer. Belediye her ton salıma 60 bin liralık bir vergi koysun. Her fabrika, bir ton azaltmanın maliyeti vergiden düşük olduğu sürece azaltmayı sürdürür ve marjinal maliyetinin vergiye eşitlendiği yerde durur.

Birinci fabrika 2a₁ = 60 eşitliğinden 30 ton, ikinci fabrika 6a₂ = 60 eşitliğinden 10 ton azaltır. Toplam 40 tondur ve dağılım maliyet etkindir. Belediye hiçbir fabrikanın maliyet eğrisini bilmeden, yalnızca bir fiyat ilan ederek, eşmarjinal ilkeyi uygulatmıştır. Fiyat, dağınık bilgiyi toplayan bir araç gibi çalışır.

İzin piyasası aynı sonuca nasıl ulaşır?

Şimdi belediye vergi yerine, salımı 40 ton azaltacak kadar izin dağıtsın ve fabrikaların bu izinleri kendi aralarında el değiştirmesine olanak tanısın. İzinler başlangıçta nasıl dağıtılırsa dağıtılsın, azaltması pahalı olan ikinci fabrika, izin fiyatı kendi marjinal azaltma maliyetinden düşük olduğu sürece birinci fabrikadan izin satın almak ister. Birinci fabrika da izin fiyatı kendi maliyetinden yüksek olduğu sürece ek azaltma yapıp izin satar.

Ticaret, iki fabrikanın marjinal maliyetleri izin fiyatına eşitlenene kadar sürer. Denge izin fiyatı 60 bin lira olur ve azaltma yine 30 ile 10 ton olarak dağılır. David Montgomery 1972'de, izin piyasasının başlangıç dağılımından bağımsız olarak maliyet etkin sonuca ulaştığını genel olarak gösterdi. Bu sonuç Coase teoreminin bir uygulamasıdır: izinlerin kime verildiği, kimin zengin olacağını belirler, ama azaltmanın nerede yapılacağını belirlemez.

Bedelsiz dağıtım ve açık artırma

Başlangıç dağılımı etkinliği etkilemez, ama bölüşümü güçlü biçimde etkiler. Örneğimizde 40 ton azaltmadan sonra iki fabrika birlikte, diyelim, 60 ton salım yapıyor olsun. İzinler açık artırmayla satılırsa belediye 60 × 60 bin, yani 3,6 milyon lira gelir elde eder. İzinler bedelsiz dağıtılırsa aynı değer fabrikalara kalır. Bu, fabrikaların izin sistemine direncini azaltır, ama kamuya gidebilecek bir geliri kirleticilere aktarır.

Bedelsiz dağıtımın bir başka sorunu da, dağıtımın geçmiş salıma göre yapılmasıdır. Geçmişte çok kirleten, daha çok izin alır. Dağıtım gelecekteki salımlara göre güncellenirse, firmalar bugün daha çok kirleterek yarın daha çok izin almaya çalışabilir. AB'nin ilk döneminde tahsis, güvenilir geçmiş salım verisi olmadan ve büyük ölçüde tesislerin ve hükümetlerin tahminlerine dayanarak yapıldı; bu tahminlerin yüksek çıkması, dağıtılan izinlerin fazla kalmasının bir nedeni olarak tartışılır.

Belirsizlik: fiyat mı, miktar mı?

Düzenleyici azaltma maliyetlerini bilseydi, 60 bin liralık vergi ile 40 tonluk azaltma hedefi arasında bir fark olmazdı. Şimdi toplam azaltmanın marjinal maliyetinin, iki fabrikanın eğrilerinin birleşimi olarak 1,5A olduğunu düşünelim; burada A toplam azaltmadır. Toplumun her ek ton azaltmadan elde ettiği fayda, yani önlenen marjinal zarar ise 90 − 0,75A olsun. Etkin azaltma 1,5A = 90 − 0,75A eşitliğinden A = 40, fiyat ise 60 bin liradır.

Düzenleyici bu bilgiyle ya 60 bin liralık bir vergi koyar ya da 40 tonluk bir azaltma sınırı. Ama azaltma maliyetleri beklenenden yüksek çıksın: gerçek marjinal maliyet 30 + 1,5A olsun. Yeni etkin azaltma 30 + 1,5A = 90 − 0,75A eşitliğinden yaklaşık 26,7 ton olur. İki araç bu sürprize farklı tepki verir.

Çözümlü örnek — Maliyet sürprizi

Vergi 60 bin lirada sabit kalır. Fabrikalar 30 + 1,5A = 60 eşitliğinden 20 ton azaltır; etkin düzeyden 6,7 ton az. 20 tonda önlenen marjinal zarar 75, marjinal maliyet 60 bin liradır. Kayıp, bu 15 bin liralık farkla başlayan üçgenin alanıdır: yarım çarpı 6,7 çarpı 15, yani yaklaşık 50 bin lira.

Miktar sınırı 40 tonda sabit kalır. Fabrikalar 40 ton azaltmak zorundadır; etkin düzeyden 13,3 ton fazla. 40 tonda marjinal maliyet 90, önlenen marjinal zarar 60 bin liradır. Kayıp, 30 bin liralık farkla başlayan üçgenin alanıdır: yaklaşık 200 bin lira. Bu örnekte vergi dört kat daha az kayıp üretir. Nedeni, marjinal zarar eğrisinin yatay olmasıdır: azaltma biraz eksik kalsa da zarar hızla artmaz; buna karşılık katı bir sınır, maliyet sürprizinin tamamını firmalara yükler.

Zarar dik olduğunda

Şimdi zararın bir eşikten sonra hızla arttığını düşünelim. Önlenen marjinal zarar 180 − 3A olsun; etkin azaltma yine 40 ton ve fiyat yine 60 bin liradır. Maliyet sürprizinden sonra etkin azaltma 30 + 1,5A = 180 − 3A eşitliğinden yaklaşık 33,3 ton olur. Vergi 20 tonluk azaltmada kalır: 20 tonda marjinal zarar 120, maliyet 60 bin liradır ve kayıp yaklaşık 400 bin liradır.

Miktar sınırı 40 tonda kalır: 40 tonda maliyet 90, zarar 60 bin liradır ve kayıp yaklaşık 100 bin liradır. Bu kez sınır dört kat daha az kayıp üretir. Weitzman'ın kuralı buradan çıkar: zarar eğrisi dikse, yani belirli bir miktarı aşmak felaket doğuruyorsa, miktarı sabitlemek daha güvenlidir. Zarar eğrisi yataysa, maliyet sürprizlerini emen fiyat aracı daha iyidir. Karbondioksit gibi yıllarca birikerek zarar veren bir kirleticide tek bir yılın salımının zarara etkisi küçük olduğu için, birçok iktisatçı kısa dönemde fiyat aracını daha uygun bulur.

Melez araçlar

Uygulamada çoğu sistem, iki aracın özelliklerini birleştirir. İzin piyasasına bir taban fiyat konursa, fiyat çöktüğünde sistem vergi gibi davranmaya başlar; tavan fiyat konursa, maliyetler patladığında düzenleyici ek izin satar ve miktar esner. AB'nin 2019'da devreye aldığı istikrar rezervi, piyasadaki fazla izinleri çekerek ilk dönemin fiyat çöküşünü tekrar yaşamamayı amaçlar.

İzinlerin sonraki dönemlere aktarılabilmesi de bir tür esneklik sağlar. Maliyetlerin geçici olarak yüksek olduğu bir yılda firmalar biriktirdikleri izinleri kullanabilir; maliyetlerin düşük olduğu yıllarda da fazladan azaltıp izin biriktirebilir. AB'nin ilk dönemindeki izinlerin sonraki döneme aktarılamaması, fiyatın dönemin sonunda sıfıra düşmesinin bir nedeniydi.

Emir-denetim ne zaman mantıklıdır?

Fiyat araçlarının üstünlüğü her durumda geçerli değildir. Kirliliğin zararı nerede salındığına göre çok değişiyorsa, örneğin bir fabrika bir okulun hemen yanındaysa, bir tonun her yerde aynı zararı verdiğini varsayan tek bir fiyat, yerel sıcak noktalar yaratabilir. Salımı ölçmek çok pahalı ya da imkânsızsa, vergi ya da izin uygulanamaz ve bir teknolojiyi zorunlu kılmak tek uygulanabilir yol olabilir.

Son olarak bazı maddelerin zararı o kadar büyüktür ki, hiçbir miktarda salıma izin verilmemelidir. Kurşunlu benzinin yasaklanması ya da ozon tabakasına zarar veren bazı kimyasalların üretiminin sonlandırılması böyle kararlardı. Bu durumlarda marjinal zarar eğrisi neredeyse dikeydir ve Weitzman'ın mantığı en uç hâlinde yasağa işaret eder.

Karbon kaçağı ve sınırda düzenleme

Tek bir bölgenin koyduğu karbon fiyatı, o bölgedeki üreticilerin maliyetini artırır. Ürünleri dünya piyasasında satılan, salım yoğun sektörlerde bu maliyet, üretimin fiyatın olmadığı bölgelere kaymasına yol açabilir. Kaçağın büyüklüğü, sektörün ne kadar ticarete açık olduğuna, taşıma maliyetlerine ve fiyatın düzeyine bağlıdır. Colmer ve arkadaşlarının Fransa'daki bulgusu, AB'nin şimdiye kadarki fiyat düzeylerinde kaçağın küçük kaldığını gösteriyor.

Kaçağa karşı iki yol vardır. Birincisi, salım yoğun ve ticarete açık sektörlere bedelsiz izin vermektir; bu, üretim maliyetini düşürür ama gelir kaybına yol açar. İkincisi, ithal malların üretiminde salınan karbon için sınırda bir bedel almaktır. AB, bedelsiz dağıtımı azaltırken sınırda düzenlemeyi devreye alarak birinci yoldan ikincisine geçiyor. Korumacılık dersinde gördüğümüz gibi, bu düzenleme ticaret ortakları tarafından gizli bir koruma olarak da eleştiriliyor.

Verginin gelirini ne yapmalı?

Örneğimizde 60 bin liralık vergi, geriye kalan 60 tonluk salım üzerinden 3,6 milyon lira gelir toplar. Bovenberg ile de Mooij'in modelinde bu verginin bir gizli maliyeti vardır: mal fiyatlarını yükselterek gerçek ücretleri düşürür ve emek üzerindeki mevcut vergilerin yarattığı çarpıklığa ekleme yapar. Bu vergi etkileşim etkisi, çevre vergisinin toplam maliyetini artırır.

Gelir, emek üzerindeki vergileri indirmek için kullanılırsa bu maliyetin bir kısmı geri kazanılır; buna gelir geri dönüşümü denir. Gelir hanelere eşit tutarlarda dağıtılırsa etkileşim maliyeti daha az hafifler, ama dar gelirliler karbon vergisinin yükünden daha iyi korunur. Britanya Kolombiyası geliri vergi indirimleriyle geri verdi; bazı ülkeler ise hanelere doğrudan ödeme yapmayı seçti. Seçim, etkinlik ile bölüşüm arasındaki bir ödünleşimdir.

Modelin sınırları

Modeldeki fabrikalar maliyet eğrilerini biliyor, izin piyasası sorunsuz işliyor ve devlet salımı tam olarak ölçebiliyordu. Gerçekte izin piyasalarında işlem maliyetleri, dolandırıcılık ve piyasa gücü görülebilir; salımın ölçülmesi ve doğrulanması başlı başına bir kurum gerektirir. Önceki dersteki devlet başarısızlığı kaynakları, bu araçların hepsinde geçerlidir.

Model ayrıca her tonun zararını aynı saydı. Yerel kirleticilerde zarar, salımın yerine, zamanına ve etkilenen nüfusa göre değişir. İklim değişikliği gibi küresel bir sorunda ise zararın büyük kısmı başka ülkelerde ve gelecek kuşaklarda ortaya çıkar; bu da tek bir ülkenin yeterli bir fiyat koyma teşvikini zayıflatır. Bu yüzden iklim politikası, bir kamu malı sorunu olarak uluslararası işbirliğine de bağlıdır.

Uygulama

Özet kartı

  1. Her kirletici kaynağın marjinal azaltma maliyeti farklıdır ve azaltma derinleştikçe artar. Eşmarjinal ilkeye göre bir toplam hedef, marjinal maliyetler eşitlendiğinde en ucuza sağlanır; iki fabrikalı örnekte tek tip standart 1,6 milyon, maliyet etkin dağılım 1,2 milyon liraya mal oldu.
  2. Pigou vergisi ve izin piyasası, düzenleyici fabrikaların maliyet eğrilerini bilmeden eşmarjinal ilkeyi uygular; izinlerin başlangıç dağılımı etkinliği değil bölüşümü belirler. Emir-denetim, salımın ölçülemediği, zararın yere göre çok değiştiği ya da her miktarda yüksek olduğu durumlarda anlamlıdır.
  3. Weitzman'a göre maliyetler belirsizken, marjinal zarar eğrisi yataysa vergi, dikse miktar sınırı daha az kayıp üretir. AB karbon piyasasında 2006'da tavanın bağlayıcı olmadığı anlaşılınca fiyat yarıya düştü ve ilk dönem izinleri 2007 sonunda değersizleşti; sonraki dönemlerde istikrar rezervi eklendi.
  4. Colmer ve arkadaşları, AB emisyon ticaret sisteminin Fransız imalat firmalarının salımını ilk dönemde yüzde 14, ikinci dönemde yüzde 16 azalttığını, üretim ve istihdamı küçültmediğini ve karbon kaçağına yol açmadığını buldu. Britanya Kolombiyası'nın gelirini geri veren karbon vergisi salımları yüzde 5–15 azalttı.
  5. Vergi etkileşim etkisi yüzünden çevre vergisi bedava değildir; gelirin başka vergileri indirmekte kullanılması maliyetin bir kısmını geri kazandırır. Gelirin nasıl kullanılacağı, etkinlik ile bölüşüm arasında bir seçimdir.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Marjinal azaltma maliyetiMarginal abatement costSalımı bir birim daha azaltmanın ek maliyeti
Eşmarjinal ilkeEquimarginal principleToplam azaltmanın, marjinal maliyetler eşitken en ucuz olması
Emir-denetim düzenlemesiCommand-and-control regulationTeknolojinin ya da salım sınırının doğrudan emredilmesi
Fiyat-miktar seçimiPrices versus quantitiesBelirsizlikte vergi ile miktar sınırı arasındaki tercih
Karbon kaçağıCarbon leakageSalımın düzenleme dışındaki bölgelere ya da firmalara kayması
Vergi etkileşim etkisiTax-interaction effectÇevre vergisinin emek üzerindeki vergilerin çarpıklığını artırması

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) Marjinal azaltma maliyetini ve eşmarjinal ilkeyi tanımla. Tek tip azaltma zorunluluğu neden eşmarjinal ilkeyi çoğu zaman ihlal eder?
  2. (Çıktı 2) AB karbon piyasasının ilk döneminde izin fiyatının çöküşünü fiyat-miktar seçimiyle açıkla. Aynı bilgi sorunu bir karbon vergisinde nasıl bir sonuç doğururdu?
  3. (Çıktı 3) İki fabrikanın marjinal azaltma maliyetleri MAM₁ = 4a₁ ve MAM₂ = 4a₂'dir; toplam hedef 30 tondur. Tek tip standartta ve maliyet etkin dağılımda toplam maliyeti hesapla. Sonucu, fabrikaların maliyetleri farklı olduğu örnekle karşılaştır.
  4. (Çıktı 3) Toplam azaltmanın marjinal maliyeti 1,5A, önlenen marjinal zarar 90 − 0,75A'dır. Maliyetler beklenenden düşük çıkar ve gerçek marjinal maliyet 1,5A − 15 olur. 60 bin liralık vergi ve 40 tonluk sınır altında azaltma ne olur? Hangi araç daha az kayıp üretir?
  5. (Çıktı 2) Colmer ve arkadaşlarının bulgusu karbon kaçağı hakkında ne söylüyor? Bu bulgunun daha yüksek karbon fiyatlarına genellenmesi neden dikkat ister?
  6. (Çıktı 4) Bir bakan, «Karbon vergisi getirirsek gelirini gelir vergisi indirimi için kullanacağız; böylece hem çevreyi koruyup hem de ekonomiyi büyüteceğiz, kimse kaybetmeyecek» diyor. Vergi etkileşim etkisini, zayıf ve güçlü çifte kazanç ayrımını ve Britanya Kolombiyası deneyimini ışığında iddiayı tart.

Cevaplar

  1. Marjinal azaltma maliyeti, bir kaynağın salımını bir birim daha azaltmasının ek maliyetidir. Eşmarjinal ilke, belirli bir toplam azaltmanın en ucuza, bütün kaynakların marjinal azaltma maliyetleri eşitken sağlanacağını söyler. Tek tip zorunlulukta her kaynak aynı miktarı azaltır; ama kaynakların maliyet eğrileri farklıysa, bu miktarda marjinal maliyetleri de farklı olur. Ucuza azaltabilen kaynağın daha fazla, pahalıya azaltabilenin daha az azaltması, toplamı değiştirmeden maliyeti düşürür; tek tip zorunluluk bu fırsatı kullanmaz.
  2. AB ilk dönemde toplam salım miktarını sabitledi ve fiyatı piyasaya bıraktı. Düzenleyici tesislerin gerçek salımlarını ve azaltma maliyetlerini bilmediği için tavanı gereğinden gevşek koydu. Gerçek salım verileri açıklanınca tavanın bağlayıcı olmadığı anlaşıldı ve fiyat çöktü: bilgi sorununun bedeli fiyat oynaklığı oldu. Bir karbon vergisinde fiyat baştan sabit olurdu; bilgi sorunu bu kez salım miktarındaki belirsizlik olarak ortaya çıkardı. Salım, beklenenden fazla ya da az azalabilirdi, ama fiyat çökmezdi.
  3. Tek tip standartta her fabrika 15 ton azaltır. Her birinin toplam maliyeti 2a², yani 2 × 225 = 450 bin liradır; toplam 900 bin liradır. Maliyet etkin dağılımda 4a₁ = 4a₂ olmalıdır; a₁ = a₂ = 15 ton ve toplam maliyet yine 900 bin liradır. Fabrikaların maliyetleri aynı olduğunda tek tip standart zaten maliyet etkindir. Derslerdeki örnekte tasarruf, maliyetlerin farklı olmasından geliyordu; maliyet farkı büyüdükçe fiyat araçlarının üstünlüğü de büyür.
  4. Etkin azaltma 1,5A − 15 = 90 − 0,75A eşitliğinden A = 105 / 2,25, yani yaklaşık 46,7 tondur. Vergi 60 bin lirada kalır: 1,5A − 15 = 60 eşitliğinden A = 50 ton azaltılır, etkin düzeyden 3,3 ton fazla. 50 tonda marjinal maliyet 60, marjinal zarar 52,5 bin liradır; kayıp yarım çarpı 3,3 çarpı 7,5, yani yaklaşık 12,5 bin liradır. Sınır 40 tonda kalır, etkin düzeyden 6,7 ton az. 40 tonda marjinal zarar 60, marjinal maliyet 45 bin liradır; kayıp yarım çarpı 6,7 çarpı 15, yani yaklaşık 50 bin liradır. Zarar eğrisi yatay olduğu için vergi yine daha az kayıp üretir.
  5. Colmer ve arkadaşları, düzenlenen firmaların salımlarını azaltırken üretimlerini ve istihdamlarını küçültmediğini, salımı düzenlenmeyen firmalara ya da ithal girdilere kaydırmadığını buldu. Bu, ölçülen azalmanın başka bir yerde artışla dengelenmediğini, yani kaçağın küçük olduğunu gösteriyor. Ama bulgu, belirli bir ülkenin imalat sanayisine ve AB'nin 2005–2012 dönemindeki görece düşük fiyatlarına aittir. Fiyat çok yükseldiğinde, özellikle ticarete açık ve salım yoğun sektörlerde, üretimin başka ülkelere kayma teşviki güçlenebilir.
  6. Bakanın iddiasının bir kısmı doğrudur: gelirin gelir vergisi indirimi için kullanılması, geliri götürü biçimde dağıtmaya göre daha iyidir; bu, zayıf çifte kazançtır. Ama güçlü çifte kazanç iddiası, yani çevre vergisinin çevresel faydası sayılmadan bile ekonomiyi büyüteceği iddiası, vergi etkileşim etkisi yüzünden genel olarak geçerli değildir: karbon vergisi fiyatları yükseltir, gerçek ücretleri düşürür ve emek vergilerinin çarpıklığını artırır. Britanya Kolombiyası'nda modeller genel ekonomi üzerindeki etkinin önemsiz olduğunu gösterdi; ama bazı salım yoğun sektörler zorlandı. «Kimse kaybetmeyecek» iddiası da yanlıştır: gelir vergisi indirimi, vergi ödemeyecek kadar düşük gelirlilere ulaşmaz ve salım yoğun sektörlerdeki çalışanlar ile işletmeler kaybedebilir. Karbon vergisinin asıl gerekçesi, önlenen zararın maliyetten büyük olmasıdır.

İleri okuma

  • Martin L. Weitzman (1974). «Prices vs. Quantities». Review of Economic Studies 41(4). Belirsizlik altında vergi ile miktar sınırının karşılaştırılması.
  • William J. Baumol, Wallace E. Oates (1971). «The Use of Standards and Prices for Protection of the Environment». Swedish Journal of Economics 73(1). Fiyat araçlarıyla maliyet etkin azaltma.
  • A. Lans Bovenberg, Ruud A. de Mooij (1994). «Environmental Levies and Distortionary Taxation». American Economic Review 84(4). Vergi etkileşim etkisi ve çifte kazanç.
  • Jonathan Colmer, Ralf Martin, Mirabelle Muûls, Ulrich J. Wagner (2025). «Does Pricing Carbon Mitigate Climate Change? Firm-Level Evidence from the European Union Emissions Trading System». Review of Economic Studies 92(3). AB karbon piyasasının firma düzeyindeki etkileri.

Sonraki derse köprü

Bir çevre vergisinin maliyetinin başka vergilerle etkileşimine bağlı olduğunu gördük; gelir vergisi, tüketim vergileri ve karbon vergisi aynı ekonomide birbirini etkiliyor. Sıradaki ders vergilerin kendisine dönüyor. Devletler geliri, tüketimi, serveti ve şirket kârlarını hangi biçimlerde vergilendirir? Dolaysız ve dolaylı vergiler arasındaki fark nedir ve Türkiye'nin vergi gelirleri bu türler arasında nasıl dağılıyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: bir kentin üzerinde duman; belediye masasında dört kart belirir: filtre, oran, vergi ve izin. Her kartın arkasında farklı büyüklükte bir fatura görünür.
  • Hikâye: Avrupa haritasında binlerce tesis noktası; her birinin üstünde izin belgeleri. Bir fiyat grafiği 30 euronun üstüne çıkar, Nisan 2006'da yarıya iner ve 2007 sonunda sıfıra yaklaşır. Ardından sonraki dönemlerde yeniden yükselir.
  • Kavram: iki fabrikanın yanında iki merdiven; birinin basamakları alçak, öbürününki yüksek. Tek tip standartta ikisi de aynı basamağa çıkar; vergi ilan edilince alçak basamaklı fabrika daha yükseğe çıkar, öbürü aşağıda kalır.
  • Veri ve kanıt: Fransa haritasında düzenlenen ve düzenlenmeyen fabrika çiftleri; düzenlenenlerin bacalarından çıkan duman incelir, üretim çubukları ise aynı kalır. Kanada'da bir benzin pompasında karbon vergisi etiketi, yanında gelir vergisi indirimi.
  • Model: marjinal maliyet ve marjinal zarar eğrileri; maliyet eğrisi yukarı kayınca vergi ve sınırın yarattığı iki kayıp üçgeni yan yana büyür. Zarar eğrisi dikleştiğinde üçgenlerin büyüklüğü yer değiştirir.
  • Neden önemli: Türkiye haritasında çelik ve çimento fabrikaları; sınırda bir karbon etiketi ve İklim Kanunu metni.

Seslendirme, vergiyi de izin piyasasını da her durumda üstün olarak sunmaz; seçimin belirsizliğin türüne, zararın biçimine ve gelirin kullanımına bağlı olduğunu vurgular. Emir-denetimi küçümsemeden hangi durumlarda anlamlı olduğunu açıklar.

Kısa kesit

Dikey, elli saniyelik. Seslendirme: «2006 baharında Avrupa'nın karbon fiyatı birkaç günde yarıya düştü.» Ekranda düşen fiyat çizgisi. «Çünkü tavanı koyanlar, fabrikaların gerçekte ne kadar kirlettiğini bilmiyordu.» Ardından iki fabrika ve bir vergi etiketi. Kapanış: «Kirliliğe fiyat mı koymalı, sınır mı? Derste.»