İçeriğe geç

Ders EKO-206.02 · Seviye 2 — Orta

Kamu malları teorisi

EKO-206 Kamu Ekonomisi

4.636 kelime · yaklaşık 21 dakika okuma · seslendirme 10 dk · veriler Eylül 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • Lindahl fiyatı
  • tercih gizleme sorunu
  • pivot mekanizması
  • sıcak ışıltı
  • koşullu değerleme
  • pasif kullanım değeri
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Lindahl fiyatları, her kişiye kamu malının her birimi için etkin miktardaki marjinal ödeme isteğine eşit bir fiyat biçer; fiyatların toplamı marjinal maliyete eşittir ve herkes aynı miktarı ister. Sahil örneğinde Lindahl fiyatları 30, 20 ve 10 lira, etkin miktar 10 saatti; gönüllü katkıyla hiç temizlik yapılmıyor ve haftada 300 lira kayboluyordu.
  2. Tercih gizleme sorunu, ödemenin beyana bağlı olduğu her mekanizmayı zayıflatır: değerini 10 lira düşük gösteren otel, net kazancını 100 liradan yaklaşık 153 liraya çıkarıyordu. Samuelson, kamu malları için tercihleri kendiliğinden açığa çıkaran bir fiyat sistemi olmadığını gördü.
  3. Clarke ve Groves'un pivot mekanizması, yalnızca kararı değiştiren katılımcıya öbürlerine verdiği net zarar kadar vergi ödeterek doğruyu söylemeyi baskın strateji yapar; ama bütçeyi dengelemez, anlaşmalı yalanlara açıktır ve pek az uygulanır.
  4. Carson ve arkadaşları, Exxon Valdez dökülmesinin pasif kullanım kaybını 1.043 görüşmeyle ölçtü; medyan hane ödeme isteği 31 dolar, zararın alt sınırı 2,8 milyar dolardı. NOAA paneli 1993'te, sıkı standartlarla yapılan koşullu değerleme çalışmalarının başlangıç noktası olacak kadar güvenilir olabileceğine karar verdi.
  5. Saf fedakârlık kuramı, devlet katkısının özel katkıyı liraya lira dışlayacağını öngörür; Andreoni ve Payne ise 8 binden fazla hayır kurumunda her 1.000 dolarlık hibenin bağışları yaklaşık 727 dolar azalttığını ve bunun büyük ölçüde bağış toplama çabasının azalmasından kaynaklandığını buldu. Sıcak ışıltı, dışlanmanın neden tam olmadığını açıklar.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — Lindahl fiyatını, tercih gizleme sorununu, pivot mekanizmasını, sıcak ışıltıyı, koşullu değerlemeyi ve pasif kullanım değerini tanımlar.
  • Anlama — Bir kamu malının etkin miktarını bulmak için gereken bilginin neden kendiliğinden ortaya çıkmadığını ve gönüllü katkıların kuramın öngördüğünden neden farklı davrandığını açıklar.
  • Uygulama — Üç kişilik bir örnekte Lindahl fiyatlarını hesaplar, yanlış beyanın kişiye kazancını bulur ve pivot mekanizmasında her katılımcının ödeyeceği vergiyi hesaplar.
  • Değerlendirme — Exxon Valdez çalışması ile hayır kurumlarına verilen devlet hibeleri üzerine kanıtları kullanarak, kamu mallarının değerini ölçme ve finanse etme yollarının yararlarını ve açıklarını tartar.

Sezgi

Açılış

Bir apartman yöneticisi, bahçeye bir çocuk oyun alanı yapılıp yapılmayacağını sormak için bütün dairelere bir kâğıt dağıtsın. Kâğıtta tek soru var: «Bu alan sizin için ne kadar değerli?» Ama altında küçük bir not da var: «Masraf, yazdığınız değerle orantılı olarak paylaştırılacaktır.» Çocuğu olan daireler bile bu notu okuyunca rakamı biraz düşük yazmayı düşünür. Herkes böyle yaparsa toplanan rakamlar gerçek değerin altında kalır ve belki de oyun alanı hiç yapılmaz.

Temel kursta kamu mallarının neden az üretildiğini ve etkin miktarın ödeme isteklerinin toplamıyla bulunduğunu görmüştük. Bu ders bir adım öteye geçiyor. Etkin miktarı bilmek için herkesin gerçek değerini bilmek gerekir; peki insanlar bunu söylemeye neden istekli olsun? Kamu malları teorisi, bu bilginin nasıl toplanabileceği, nasıl ölçülebileceği ve gönüllü katkıların gerçekte nasıl işlediği üzerine kuruludur.

Hikâye — Hiç görmediği bir koy

24 Mart 1989 gece yarısından hemen sonra Exxon Valdez tankeri, Alaska'nın Prince William Sound koyunda bir resife oturdu. Beş saatten kısa bir sürede yaklaşık 11 milyon galon ham petrol denize döküldü. Petrol Ağustos ayına kadar yaklaşık 26 bin kilometrekarelik bir su alanına yayıldı, bin milden fazla kıyıyı kirletti ve binlerce kuş ile deniz memelisini öldürdü. Balıkçıların ve turizm işletmelerinin kaybı hesaplanabilirdi; zararın bu kısmının bir piyasa fiyatı vardı.

Ama Alaska eyaleti daha zor bir soru sordu. Koyu hiç görmemiş, belki hiç görmeyecek olan milyonlarca Amerikalı, o kıyıların bozulmamış kalmasına bir değer veriyor muydu? Verdiyse, bu değer nasıl ölçülecekti? Eyalet, Richard Carson ve Robert Mitchell'in de aralarında bulunduğu bir ekipten büyük bir anket tasarlamasını istedi. Ekip, ülke genelinden rastgele seçilen hanelerle 1.043 yüz yüze görüşme yaptı ve yüzde 75'lik bir yanıt oranına ulaştı.

Görüşmecilerin gösterdiği haritalar ve fotoğraflarla, katılımcılara koy, dökülmenin etkileri ve benzer bir kazayı önleyecek bir eskort gemisi programı anlatıldı. Ardından her haneye, programın kendilerine belirli bir tutara mal olacağı söylenerek programa oy verip vermeyecekleri soruldu. Medyan hane, bu programa 31 dolar ödemeye razıydı. Bu rakam ülkedeki hane sayısıyla çarpıldığında, zararın en az 2,8 milyar dolar olduğu sonucu çıktı. Rakam büyük bir tartışma başlattı: bir anketle, hiç kullanılmayan bir şeyin değeri ölçülebilir miydi?

Kavram

Valdez tartışmasının arkasında kamu malları teorisinin temel sorusu yatıyordu: bir kamu malının değerini kim, nasıl açığa çıkarır? İsveçli iktisatçı Erik Lindahl 1919'da bu soruya piyasayı taklit eden bir cevap önerdi.

Lindahl'ın çözümü kâğıt üstünde kusursuzdur, ama bir koşula dayanır. Devletin, her kişinin ödeme isteğini bilmesi gerekir.

1970'lerde Edward Clarke ve Theodore Groves, William Vickrey'nin açık artırmalar üzerine önceki fikirlerini genişleterek bu soruna bir mekanizma tasarımı cevabı verdi. Fikirleri, doğruyu söylemeyi her katılımcının kendi çıkarı hâline getirmekti.

Kuram, kamu mallarının gönüllü katkıyla yeterince sağlanamayacağını söyler. Oysa insanlar her yıl hayır kurumlarına, kamu yayıncılarına ve dernek projelerine büyük tutarlar bağışlar; James Andreoni bu davranışı açıklamak için yeni bir güdü önerdi.

Valdez örneği, tercih gizleme sorununu aşmanın bir başka yolunu da gösterdi: insanların ödeme isteğini, gerçek bir ödeme yapmadan, dikkatle kurulmuş bir senaryo üzerinden sormak. Bu yöntem çevre ve sağlık politikalarında yaygın biçimde kullanılır.

Valdez çalışmasının ölçmeye çalıştığı değer, koyu kullanmaktan gelen değer değildi. Örneklemde Alaska'dan hiçbir hane yoktu; bu yüzden koyu balıkçılık ya da gezinti için kullananların çoğunun ankete girme şansı bile olmadı.

Veri ve kanıt

Çalışmanın yöntem seçimleri, tercih gizleme sorununa verilen bilinçli cevaplardı. Katılımcılara «Ne kadar ödersiniz?» diye açık uçlu bir soru sorulmadı; bunun yerine bir seçimdeki gibi, belli bir tutar için evet ya da hayır oyu istendi. Evet oranının tutar arttıkça düşmesi, yanıtların gelişigüzel olmadığının bir işaretiydi. Yine de tartışma bitmedi. Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi, Kenneth Arrow ve Robert Solow'un başkanlık ettiği bir uzman paneli kurdu. Panel 1993'te, dikkatle tasarlanmış koşullu değerleme çalışmalarının doğal kaynak zararlarının yargısal ya da idari tespiti için bir başlangıç noktası olacak kadar güvenilir tahminler üretebileceği sonucuna vardı. Bunun için yüz yüze görüşme, oylama biçiminde soru ve temkinli tasarım gibi koşullar sıraladı.

Saf fedakârlık kuramına göre, yalnızca kamu malının toplam miktarını önemseyen bir bağışçı, devletin koyduğu her lirayı kendi bağışından düşmelidir; dışlanma tam olmalıdır. Sıcak ışıltı modeli ise dışlanmanın kısmi olacağını öngörür, çünkü bağışçı kendi katkısının verdiği tatmini devletin katkısıyla ikame edemez. Andreoni ve Payne'in bulgusu ikisinin arasında, ama beklenmedik bir kanaldan geliyor: bağışçıların kendisi dışlanmaya pek tepki vermiyor; hibe alan kurum bağış istemeyi bırakıyor. Yazarlar bu yüzden hibelerin, kuruluşun belirli bir oranda özel bağış toplaması koşuluna bağlanabileceğini önerdi.

Yaygın yanlış«Bir kamu malının değerini öğrenmek için insanlara ne kadar değer verdiklerini sormak yeterlidir.»
Doğrusu

Yanıtın bir bedeli ya da sonucu varsa insanlar değerlerini stratejik olarak saklayabilir: payına düşecek maliyet beyanına bağlıysa düşük, maliyet başkalarına kalıyorsa yüksek söyler. Güvenilir bilgi için ya pivot mekanizması gibi doğruyu söylemeyi ödüllendiren bir yapı, ya da koşullu değerlemede olduğu gibi stratejik yanıtı zorlaştıran dikkatli bir tasarım gerekir.

Yaygın yanlış«İnsanlar kamu mallarına gönüllü katkı yaptığına göre, kuramın bedavacılık öngörüsü yanlıştır.»
Doğrusu

Kuram, katkıların etkin düzeyin altında kalacağını söyler, sıfır olacağını değil. Sıcak ışıltı gibi güdüler, insanların hiç katkı vermeyeceği öngörüsünü düzeltir; ama katkıların toplumun yararlandığı ölçüde değil, bağışçının kendi tatmini ölçüsünde kalmasını da açıklar. Gönüllü katkılar gerçektir, ama çoğu kamu malı için yeterli değildir.

Neden önemli?

Kamu harcamalarının büyük kısmı, piyasa fiyatı olmayan mallara gider: savunma, temel araştırma, sel koruması, çevre koruma ve kamu sağlığı. Bu harcamaların doğru düzeyde olup olmadığını değerlendirmek için, insanların bu mallara verdiği değeri bir biçimde ölçmek gerekir. Fayda-maliyet analizi, Lindahl'ın etkin miktar koşuluna ve koşullu değerleme gibi yöntemlerle toplanan değer tahminlerine dayanır; yöntemlerin sınırlarını bilmek, analizin sonuçlarını doğru okumanın ön koşuludur.

Türkiye'de de bu sorular güncel. Bir baraj projesinin sular altında bırakacağı bir vadinin ya da bir maden sahasının yok edeceği bir ormanın değeri, ÇED süreçlerinde çoğu zaman yalnızca doğrudan kullanım üzerinden tartışılır; pasif kullanım değeri hesaba katılmaz. Öte yandan belediyelerin ve vakıfların sosyal projelerine verilen kamu destekleri, özel bağışları nasıl etkiliyor? Andreoni ve Payne'in bulgusu, destek programlarının tasarımında bu soruyu sormanın önemini gösteriyor.

Model

Yeni bir örnek: sahil temizliği

Bir kıyı kasabasında üç işletme, halka açık bir kumsalın haftalık temizlik saatine birlikte karar veriyor olsun: bir otel (A), bir restoran (B) ve bir kafe (C). Temizlik bir kamu malıdır: kumsal temiz olduğunda üçünün müşterileri de yararlanır ve birinin yararlanması öbürününkini azaltmaz. Bir saatlik temizliğin maliyeti 60 liradır. G haftalık temizlik saati olmak üzere, işletmelerin bir saat daha temizlik için verebilecekleri en yüksek tutar, lira cinsinden şöyledir. Rakamlar örnektir.

  • A: 50 − 2G
  • B: 40 − 2G
  • C: 30 − 2G

Temel kursta gördüğümüz Samuelson koşuluna göre etkin miktar, marjinal ödeme isteklerinin toplamının marjinal maliyete eşit olduğu noktadır. Toplam (50 − 2G) + (40 − 2G) + (30 − 2G) = 120 − 6G'dir. 120 − 6G = 60 eşitliğinden G = 10 saat bulunur.

Gönüllü katkıyla sonuç

Her işletme tek başına karar verirse ne olur? A'nın ilk saat için ödeme isteği 50 liradır ve bu, 60 liralık maliyetin altındadır. B'nin ve C'ninki bunun da altında kalır. Üç işletmeden hiçbiri tek başına bir saatlik temizliği bile kendi parasıyla yaptırmaya değer bulmaz ve kumsal hiç temizlenmez.

Bu sonuç, bedavacılığın en uç biçimidir. Kimse öbürlerinin katkısından yararlanmak için beklemiyor bile; tek başına hiçbir işletme için temizlik kârlı değil. Oysa üçü birlikte ilk saate 120 lira değer veriyor. Kaybın büyüklüğü, toplam ödeme isteği ile maliyet arasındaki üçgenin alanıdır: sıfır saatte bu fark 60 liradır ve on saatte sıfıra iner. Kayıp, tabanı 10 ve yüksekliği 60 olan üçgenin alanı, yani haftada 300 liradır.

Lindahl fiyatları

Lindahl'ın önerisi, her işletmeye kendi marjinal ödeme isteğine eşit bir saatlik fiyat biçmektir. On saatte A'nın marjinal ödeme isteği 50 − 20 = 30, B'ninki 40 − 20 = 20, C'ninki 30 − 20 = 10 liradır. Bu fiyatlar A'ya 30, B'ye 20, C'ye 10 lira olarak biçilirse, üç fiyatın toplamı 60 liraya, yani maliyete eşit olur.

Bu fiyatlarda her işletme, kendi ödeme isteği fiyatına eşit olana kadar temizlik ister. A 50 − 2G = 30 eşitliğinden 10 saat, B 40 − 2G = 20 eşitliğinden 10 saat, C 30 − 2G = 10 eşitliğinden yine 10 saat ister. Üçü de aynı miktarı talep eder ve bu miktar etkin miktardır. Özel bir malda herkes aynı fiyattan farklı miktarlar alırdı; Lindahl dengesinde herkes farklı fiyatlardan aynı miktarı alır.

Lindahl dengesinin anlamı

Lindahl çözümünün iki çekici yanı vardır. Etkinliği sağlar, çünkü etkin miktar gerçekleşir. Yararlanma ilkesine de uyar: her işletme maldan elde ettiği marjinal yararla orantılı ödeme yapar. Haftalık ödemeler A için 300, B için 200, C için 100 liradır; toplam 600 lira, on saatlik temizliğin maliyetine eşittir.

Her işletme bu çözümden kazançlı çıkar. A'nın on saatten elde ettiği toplam yarar, ödeme isteği eğrisinin altındaki alan, yani 50 × 10 − 10² = 400 liradır; 300 lira öder ve 100 lira net kazanır. B'nin toplam yararı 300, ödemesi 200, net kazancı 100 liradır. C'nin toplam yararı 200, ödemesi 100, net kazancı 100 liradır. Kimse zorla bir şeye katılmış sayılmaz; herkes hiç temizlik yapılmamasına göre daha iyi durumdadır.

Çözümlü örnek — Değerini düşük gösteren otel

Lindahl çözümünün zayıf noktası, fiyatların beyanlara göre belirlenmesidir. A, ödeme isteğinin 50 − 2G değil 40 − 2G olduğunu söylesin. Toplam beyan edilen ödeme isteği 110 − 6G olur ve 110 − 6G = 60 eşitliğinden G = 50/6, yani yaklaşık 8,33 saat bulunur. A'nın beyan ettiği marjinal ödeme isteği bu miktarda 40 − 16,67 = 23,33 liradır; A'ya saat başına bu fiyat biçilir ve haftalık ödemesi yaklaşık 194 lira olur.

A'nın gerçek yararı 8,33 saatte 50 × 8,33 − 8,33², yani yaklaşık 347 liradır. Net kazancı 347 − 194, yani yaklaşık 153 liradır. Doğruyu söylediğinde net kazancı 100 liraydı. A, değerini düşük göstererek kazancını yaklaşık 53 lira artırmıştır. Kumsal biraz daha az temizlenir, ama bu kaybın bedelinin çoğunu B ve C'nin yararındaki düşüş öder.

Tercih gizlemenin genel mantığı

Bu örnek, tercih gizleme sorununun özünü gösterir. Kişinin beyanı iki şeyi etkiler: malın miktarını ve kendi ödemesini. Beyanını biraz düşürmek, miktarı az miktarda düşürür ve bu kaybın bir kısmını başkaları paylaşır; ama ödemesini doğrudan düşürür ve bu kazancın tamamı kişiye kalır. Kişi sayısı arttıkça, bir kişinin beyanının miktar üzerindeki etkisi küçülür ve düşük beyan etmenin çekiciliği artar.

Paul Samuelson, 1954'teki makalesinde bu sorunu açıkça görmüştü: kamu malları için, herkesin gerçek tercihlerini açığa vurmasını sağlayan kendiliğinden işleyen bir fiyat sistemi yoktu. Maliyet paylaşımı beyandan bağımsız olursa, örneğin herkes eşit ödeyecekse, bu kez sorun tersine döner. Maldan çok yararlananlar değerini abartarak daha büyük bir miktar isteyebilir, çünkü abartmanın maliyeti eşit olarak herkese dağılır.

Pivot mekanizması

Clarke'ın önerisi, bir kişinin ödemesini kendi beyanından bağımsız kılmaktı. Üç işletme bu kez bölgeye kurulacak bir gece aydınlatma sistemine karar veriyor olsun; sistem ya kurulacak ya kurulmayacak. Maliyet 90 liradır ve kurulursa her işletmeye 30 lira pay düşecektir. Sistemin işletmelere değeri A için 50, B için 40, C için 5 liradır. Payı düşünce net değerler A için +20, B için +10, C için −25 liradır.

Karar kuralı basittir: beyan edilen net değerlerin toplamı pozitifse sistem kurulur. Toplam 20 + 10 − 25 = 5'tir ve sistem kurulur. Ardından her işletme için sorulur: bu işletmenin beyanı olmasaydı karar değişir miydi? Karar değişiyorsa işletme pivottur ve kararı değiştirmekle öbürlerine verdiği net zararı vergi olarak öder.

Çözümlü örnek — Pivot vergilerini hesaplamak

A olmasaydı, B ve C'nin net değerlerinin toplamı 10 − 25 = −15 olurdu ve sistem kurulmazdı. A'nın beyanı kararı değiştirdi; A pivottur. Sistemin kurulması B ve C'ye toplam 15 liralık net zarar verdiği için A, 30 liralık payına ek olarak 15 lira Clarke vergisi öder. B olmasaydı, A ve C'nin toplamı 20 − 25 = −5 olurdu ve sistem kurulmazdı; B de pivottur ve 5 lira vergi öder.

C olmasaydı, A ve B'nin toplamı 30 olurdu ve sistem yine kurulurdu. C'nin beyanı kararı değiştirmedi; C pivot değildir ve vergi ödemez. Şimdi C'nin yalan söyleme teşvikine bakalım. C, sistemin kurulmasını engellemek için değerini −100 olarak beyan etsin. Toplam 20 + 10 − 100 = −70 olur ve sistem kurulmaz. Ama bu kez C pivottur: onsuz sistem kurulacaktı ve A ile B 30 lira net kazanacaktı. C bu 30 lirayı vergi olarak öder. Sistemin kurulmamasıyla 25 lira kazanır, ama 30 lira vergi öder; yalan ona 5 lira kaybettirir.

Mekanizmanın gücü ve sınırları

Pivot mekanizmasında her katılımcının vergisi, kendi beyanına değil, yalnızca öbürlerinin beyanlarına bağlıdır. Beyanı yalnızca kararı etkiler ve karar, kişinin gerçek değeri toplam içinde doğru yere konduğunda onun için en iyisidir. Bu yüzden doğruyu söylemek, öbürleri ne yaparsa yapsın en iyi stratejidir. Vickrey'nin ikinci fiyat açık artırmasındaki mantık da budur: kazanan kendi teklifini değil, bir sonraki en yüksek teklifi öder.

Ama mekanizmanın ciddi sınırları vardır. Toplanan Clarke vergileri katılımcılara geri dağıtılamaz; dağıtılırsa beyanlar yeniden bu dağıtımı etkiler ve doğruyu söyleme teşviki bozulur. Bu yüzden bütçe dengelenmez ve bir miktar kaynak boşa gider. Mekanizma, katılımcıların birlikte yalan söylemek için anlaşmasına karşı da korunaksızdır. Katılımcıların değerlerini parayla ifade etmesini gerektirdiği için de zenginlerin tercihlerine daha çok ağırlık verir. Bu nedenlerle kamu kararlarında pek az kullanılır, ama mekanizma tasarımının temel fikirlerinden biri olarak kalmıştır.

Gönüllü katkıların kuramı

Theodore Bergstrom, Lawrence Blume ve Hal Varian 1986'da, yalnızca kamu malının toplam miktarını önemseyen bireylerin gönüllü katkılarını inceledi. Böyle bir dünyada şaşırtıcı bir sonuç ortaya çıkar: devlet bir kişinin vergisini artırıp bunu kamu malına harcarsa, o kişi kendi gönüllü katkısını tam olarak aynı tutarda azaltır ve toplam miktar değişmez. Devlet katkısı, özel katkıyı liraya lira dışlar.

Bu öngörü, gözlemlerle uyuşmaz. Andreoni ve Payne'in bulduğu yaklaşık yüzde 73'lük dışlanma bile tam dışlanmanın altındadır ve dışlanmanın çoğu bağışçılardan değil, kuruluşların davranışından gelir. Andreoni ve Payne'in aktardığı gibi, bu alandaki başka çalışmaların çoğu çok daha küçük, kimi zaman sıfıra yakın dışlanmalar bulmuştur. Andreoni'nin sıcak ışıltı modeli bu farkı açıklar: bağışçı, kamu malının miktarından olduğu kadar kendi katkısının kendisinden de yarar sağlar.

Sıcak ışıltının sonuçları

Sıcak ışıltı modelinin politika açısından birkaç sonucu vardır. Devletin kamu malına yaptığı harcama, özel katkıları tamamen yok etmez; bu yüzden devlet desteği toplam miktarı gerçekten artırır. Bağış için verilen vergi indirimleri, katkıyı ucuzlattığı için bağışları artırabilir. Grup büyüdükçe katkıların sıfıra yaklaşacağı öngörüsü de yumuşar, çünkü sıcak ışıltı grubun büyüklüğünden bağımsızdır.

Öte yandan sıcak ışıltı, katkıların nereye gittiğini çarpıtabilir. Bağışçı katkının verdiği tatmine odaklanıyorsa, en görünür ya da duygusal olarak en etkileyici projelere yönelebilir. Bu projeler, toplum için en yüksek marjinal değeri üreten projeler olmayabilir. Gönüllü katkılar bu yüzden kamu mallarının finansmanında önemli bir tamamlayıcıdır, ama etkin miktarı ve bileşimi kendiliğinden sağlamaz.

Saf ve saf olmayan kamu malları

Gerçek hayatta tamamen dışlanamayan ve tamamen rakip olmayan mallar azdır. Bir kumsal, belirli bir kalabalığa kadar rakip değildir; kalabalık arttıkça her ek ziyaretçi öbürlerinin keyfini azaltır. Bir otoyol, gişe konarak dışlanabilir hâle getirilebilir. Temel kursta gördüğümüz kulüp malları, saf kamu malı ile özel mal arasındaki geniş alanın yalnızca bir kısmıdır.

Saf olmayan kamu mallarında Samuelson koşulu, kalabalığın maliyetini de içerecek biçimde genişletilir: etkin miktar, yalnızca üretim maliyetini değil, ek kullanıcıların öbürlerine verdiği sıkışıklık maliyetini de hesaba katar. Bu mallar için dışlama mümkünse, kullanım ücretleri hem finansman sağlar hem de sıkışıklığı düzenler. Ama ücret, rakip olmadığı sürece malın kullanımını gereksiz yere kısar; bu yüzden ücretin düzeyi, sıkışıklık maliyetine göre belirlenmelidir.

Koşullu değerleme nasıl yapılır?

Koşullu değerleme çalışmasının tasarımı, sonuçların güvenilirliğini belirler. Katılımcıya malın ne olduğu, ona ne olacağı, programın onu nasıl koruyacağı ve bedelin nasıl ödeneceği açıkça anlatılır. Ardından, farklı katılımcılara farklı tutarlar sorulur ve her biri yalnızca evet ya da hayır der. Evet oranının tutara göre nasıl düştüğü, ödeme isteğinin dağılımını verir; medyan ödeme isteği, katılımcıların yarısının evet dediği tutardır.

Valdez çalışmasında evet oranı 10 dolarda yüzde 67, 120 dolarda yüzde 34'tü. Evet oranının yüzde 50'ye düştüğü nokta bu iki tutarın arasında bir yerdedir ve istatistiksel modelle 31 dolar olarak bulundu. Ortalama ödeme isteği, dağılımın yüksek tutarlardaki kuyruğuna bağlıdır ve bu kuyruk anketten az bilgiyle tahmin edilir. Bu yüzden medyan, zarar için daha sağlam bir alt sınırdır.

Yönteme yöneltilen eleştiriler

Koşullu değerlemenin eleştirmenleri, yanıtların gerçek ödeme kararlarını yansıtmadığını savunur. Varsayımsal bir soruya evet demek bedava olduğu için, insanlar gerçekte ödeyeceklerinden fazlasını söyleyebilir. Ayrıca bazı çalışmalarda katılımcıların, korunacak kuş sayısı ya da alan büyüklüğü birkaç kat artırıldığında hemen hemen aynı tutarları söylediği gözlendi; bu, yanıtların malın miktarından çok genel bir iyi niyet ifadesini yansıttığı şüphesini doğurdu.

Savunucular ise bu sorunların iyi tasarımla büyük ölçüde azaltılabileceğini ve alternatifin pasif kullanım değerini sıfır saymak olduğunu hatırlatır. Sıfır, hiç kuşkusuz yanlış bir tahmindir. NOAA panelinin sonucu da bu iki görüşün arasında durdu: yöntem kullanılabilir, ama ancak sıkı standartlara uyulduğunda. Tartışma bugün de sürüyor ve pek çok ülkede koşullu değerleme, gözlenen davranışa dayanan yöntemlerle birlikte kullanılıyor.

Modelin sınırları

Bu derste kurduğumuz modeller, kişilerin ödeme isteklerini liraya çevrilebilir ve toplanabilir varsaydı. Oysa aynı 30 lira, bir otel için ve bir kafe için farklı bir yük anlamına gelebilir; ödeme isteği gelirden etkilenir. Lindahl çözümünün yararlanma ilkesine uyması, onu dağılım açısından adil yapmaz. Varlıklı bir kişinin yüksek ödeme isteği, kamu malının onun tercihlerine göre şekillenmesine yol açabilir.

Modeller ayrıca kararları tek bir anda ve tam bilgiyle verilmiş gibi ele aldı. Gerçekte kamu malı kararları siyasal süreçlerde, seçim ve oylama kurallarıyla verilir ve bu süreçler de kendi bilgi ve teşvik sorunlarını taşır. Kamu seçimi teorisi, kursun sonlarına doğru bu süreçleri inceleyecek.

Uygulama

Özet kartı

  1. Lindahl fiyatları, her kişiye kamu malının her birimi için etkin miktardaki marjinal ödeme isteğine eşit bir fiyat biçer; fiyatların toplamı marjinal maliyete eşittir ve herkes aynı miktarı ister. Sahil örneğinde Lindahl fiyatları 30, 20 ve 10 lira, etkin miktar 10 saatti; gönüllü katkıyla hiç temizlik yapılmıyor ve haftada 300 lira kayboluyordu.
  2. Tercih gizleme sorunu, ödemenin beyana bağlı olduğu her mekanizmayı zayıflatır: değerini 10 lira düşük gösteren otel, net kazancını 100 liradan yaklaşık 153 liraya çıkarıyordu. Samuelson, kamu malları için tercihleri kendiliğinden açığa çıkaran bir fiyat sistemi olmadığını gördü.
  3. Clarke ve Groves'un pivot mekanizması, yalnızca kararı değiştiren katılımcıya öbürlerine verdiği net zarar kadar vergi ödeterek doğruyu söylemeyi baskın strateji yapar; ama bütçeyi dengelemez, anlaşmalı yalanlara açıktır ve pek az uygulanır.
  4. Carson ve arkadaşları, Exxon Valdez dökülmesinin pasif kullanım kaybını 1.043 görüşmeyle ölçtü; medyan hane ödeme isteği 31 dolar, zararın alt sınırı 2,8 milyar dolardı. NOAA paneli 1993'te, sıkı standartlarla yapılan koşullu değerleme çalışmalarının başlangıç noktası olacak kadar güvenilir olabileceğine karar verdi.
  5. Saf fedakârlık kuramı, devlet katkısının özel katkıyı liraya lira dışlayacağını öngörür; Andreoni ve Payne ise 8 binden fazla hayır kurumunda her 1.000 dolarlık hibenin bağışları yaklaşık 727 dolar azalttığını ve bunun büyük ölçüde bağış toplama çabasının azalmasından kaynaklandığını buldu. Sıcak ışıltı, dışlanmanın neden tam olmadığını açıklar.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Lindahl fiyatıLindahl priceKişinin etkin miktardaki marjinal ödeme isteğine eşit kişiye özel fiyat
Tercih gizleme sorunuPreference revelation problemKişilerin kamu malına verdikleri değeri stratejik olarak saklama teşviki
Pivot mekanizmasıPivotal mechanismKararı değiştiren katılımcıya öbürlerine verdiği net zararı ödeten yöntem
Sıcak ışıltıWarm glowKatkı vermenin kendisinden alınan tatmin
Koşullu değerlemeContingent valuationPiyasası olmayan bir malın değerini varsayımsal senaryoyla ölçen anket yöntemi
Pasif kullanım değeriPassive use valueBir kaynağa, doğrudan kullanmadan verilen değer

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) Lindahl fiyatını ve pasif kullanım değerini tanımla. Pasif kullanım değeri neden yalnızca beyana dayalı yöntemlerle ölçülebilir?
  2. (Çıktı 2) Sahil örneğinde hiçbir işletmenin tek başına temizlik yaptırmamasını, üçünün birlikte ilk saate 120 lira değer vermesiyle karşılaştır. Bu sonuç, kamu malının etkin miktarını bulmak için gereken bilgi hakkında ne söylüyor?
  3. (Çıktı 3) İki komşunun bir bahçe duvarı için marjinal ödeme istekleri A: 80 − 4G ve B: 40 − 4G'dir; burada G duvarın metre cinsinden uzunluğudur. Bir metre duvarın maliyeti 40 liradır. Etkin uzunluğu ve Lindahl fiyatlarını bul.
  4. (Çıktı 3) Bir projenin maliyeti 120 liradır ve dört kişiye eşit paylaştırılacaktır. Kişilerin projeye biçtiği değerler 60, 45, 20 ve 10 liradır. Proje yapılmalı mı? Pivot mekanizmasına göre kimler vergi öder ve ne kadar?
  5. (Çıktı 2) Saf fedakârlık modeli ile sıcak ışıltı modeli, devletin bir hayır kurumuna 1.000 liralık hibe vermesinin özel bağışlara etkisi hakkında neyi öngörür? Andreoni ve Payne'in bulgusu bu iki öngörüyle nasıl ilişkilidir?
  6. (Çıktı 4) Bir milletvekili, «Anketle çevrenin değerini ölçmek bilim değil, tahmin oyunudur; bu yüzden projelerin değerlendirilmesinde yalnızca piyasa fiyatlarını kullanmalıyız» diyor. Valdez çalışmasının tasarımını, NOAA panelinin sonucunu ve pasif kullanım değerini sıfır saymanın anlamını ışığında bu görüşü tart.

Cevaplar

  1. Lindahl fiyatı, bir kamu malının her birimi için bir kişiye, o kişinin etkin miktardaki marjinal ödeme isteğine eşit olarak biçilen fiyattır; fiyatların toplamı malın marjinal maliyetine eşittir. Pasif kullanım değeri, bir kişinin bir kaynağa onu doğrudan kullanmasa bile verdiği değerdir. Bu değer hiçbir alışverişte görünmez: kişi kaynağı kullanmadığı için ne bir bilet alır, ne yolculuk yapar, ne de bir mülk fiyatına yansıyan bir tercih ortaya koyar. Davranıştan çıkarılamadığı için ancak kişiye sorularak, yani beyana dayalı yöntemlerle ölçülebilir.
  2. Tek başına hiçbir işletmenin ödeme isteği ilk saatin maliyeti olan 60 lirayı karşılamıyor; en yüksek ödeme isteği 50 liradır. Ama üç işletmenin ilk saate verdiği toplam değer 120 liradır ve maliyetin iki katıdır. Kamu malının değeri, kullanıcıların değerlerinin toplamıdır; tek bir kullanıcının değerine bakarak karar veren bir sistem, toplumun çok değer verdiği bir malı hiç üretmeyebilir. Etkin miktarı bulmak için herkesin değerini bilmek gerekir ve bu bilgi kendiliğinden ortaya çıkmaz.
  3. Toplam marjinal ödeme isteği (80 − 4G) + (40 − 4G) = 120 − 8G'dir. 120 − 8G = 40 eşitliğinden G = 10 metre bulunur. On metrede A'nın marjinal ödeme isteği 80 − 40 = 40, B'ninki 40 − 40 = 0 liradır. Lindahl fiyatları A için metre başına 40, B için 0 liradır; toplam 40 lira, marjinal maliyete eşittir. B'nin onuncu metreye verdiği marjinal değer sıfır olduğu için bu miktarda ödemesi gereken bir şey kalmaz.
  4. Her kişinin payı 30 liradır. Net değerler +30, +15, −10 ve −20 liradır; toplam 15'tir ve proje yapılır. Birinci kişi olmasaydı toplam 15 − 10 − 20 = −15 olurdu; birinci kişi pivottur ve 15 lira vergi öder. İkinci kişi olmasaydı toplam 30 − 10 − 20 = 0 olurdu; kural toplam pozitifse projeyi yaptığı için proje yapılmazdı; ikinci kişi pivottur ve öbürlerinin net toplamı sıfır olduğundan vergisi 0'dır. Üçüncü kişi olmasaydı toplam 25, dördüncü olmasaydı 35 olurdu; iki durumda da proje yapılırdı, bu yüzden bu ikisi pivot değildir ve vergi ödemez.
  5. Saf fedakârlık modelinde bağışçı yalnızca kurumun toplam kaynağını önemser; devletin verdiği 1.000 lira, bağışçıların toplam bağışını 1.000 lira azaltır ve dışlanma tamdır. Sıcak ışıltı modelinde bağışçı katkı vermenin kendisinden de tatmin aldığı için devletin katkısı kendi katkısının tam yerini tutmaz; bağışlar daha az azalır ve dışlanma kısmidir. Andreoni ve Payne yaklaşık yüzde 73'lük bir dışlanma buldu, ama bunun çoğu bağışçıların tepkisinden değil, hibe alan kuruluşların bağış toplama çabasını azaltmasından geliyordu. Bağışçıların doğrudan tepkisinin küçük olması, sıcak ışıltı modeliyle uyumludur.
  6. Görüşün haklı olduğu bir nokta var: anket yanıtları gerçek ödeme kararları değildir ve kötü tasarlanmış anketler yanıltıcı sonuçlar verebilir. Ama Valdez çalışması, bu sorunları azaltmak için yüz yüze görüşme, rastgele ulusal örneklem, açık uçlu soru yerine oylama biçiminde soru ve farklı tutarlarla sınama gibi tasarım ilkeleri kullandı; evet oranının tutar arttıkça düşmesi, yanıtların anlamlı olduğunu gösteriyordu. NOAA paneli de sıkı standartlarla yapılan çalışmaların başlangıç noktası olacak kadar güvenilir olabileceğine karar verdi. Yalnızca piyasa fiyatlarını kullanmak ise pasif kullanım değerini sıfır saymak demektir. Bu, kesinlikle yanlış olduğu bilinen bir tahmini, belirsiz ama bilgi içeren bir tahmine tercih etmektir ve çevreye zarar veren projeleri sistematik olarak olduğundan daha kârlı gösterir.

İleri okuma

  • Theodore Bergstrom, Lawrence Blume, Hal Varian (1986). «On the Private Provision of Public Goods». Journal of Public Economics 29(1). Gönüllü katkıların kuramı ve devlet katkısının tam dışlama öngörüsü.
  • Edward H. Clarke (1971). «Multipart Pricing of Public Goods». Public Choice 11. Pivot mekanizmasının ilk formülasyonu.
  • James Andreoni (1990). «Impure Altruism and Donations to Public Goods: A Theory of Warm-Glow Giving». Economic Journal 100(401). Sıcak ışıltı modeli.
  • Richard T. Carson vd. (2003). «Contingent Valuation and Lost Passive Use: Damages from the Exxon Valdez Oil Spill». Environmental and Resource Economics 25(3). Koşullu değerlemenin en çok tartışılan uygulaması.

Sonraki derse köprü

Kamu mallarında sorun, toplumun değer verdiği bir şeyin az üretilmesiydi; bu değeri öğrenmek için Lindahl fiyatlarından pivot mekanizmasına ve koşullu değerlemeye uzanan yollar gördük. Sıradaki ders, piyasa başarısızlığının öbür büyük kaynağına, dışsallıklara dönüyor ve onları düzeltmenin araçlarını karşılaştırıyor. Kirliliğe vergi mi koymalı, alınıp satılabilen izinler mi dağıtmalı, yoksa doğrudan sınırlar mı getirmeli? Zararın büyüklüğü ya da azaltmanın maliyeti belirsizken hangi araç daha az hata yapar?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: bir apartman bahçesi; yönetici her daireye bir kâğıt uzatır. Kâğıtlardaki rakamlar, alttaki masraf notu okununca küçülür; bahçedeki oyun alanı taslağı silikleşir.
  • Hikâye: Alaska kıyısında bir tanker resife oturur, petrol lekesi haritada yayılır. Ardından ABD haritasının dört bir yanında evler belirir; bir görüşmeci her kapıda fotoğraflar gösterir. Evlerden evet ve hayır oyları çıkar; tutar arttıkça evetler azalır. Ekranda 31 dolar ve 2,8 milyar dolar belirir.
  • Kavram: aynı kumsal üç işletmeye bağlanır; her işletmenin önüne farklı büyüklükte bir fiyat etiketi konur, ama üçünün önündeki temizlik saati aynıdır. Etiketlerin toplamı bir saatin maliyetine eşitlenir.
  • Veri ve kanıt: hayır kurumu binaları; birine devletten bir hibe zarfı girer, aynı anda kurumun bağış toplama afişleri azalır ve bağış kutusundaki para düşer.
  • Model: pivot mekanizmasında üç kişi el kaldırır; biri elini indirdiğinde karar değişirse o kişinin üzerinde bir vergi fişi belirir. Yalan söyleyen kişinin fişi büyür.
  • Neden önemli: bir baraj projesi haritası; sular altında kalacak vadinin üzerinde görünmez bir değer etiketi yavaşça belirir.

Seslendirme, koşullu değerlemeyi ne kesin bir ölçüm ne de anlamsız bir tahmin olarak sunar; yöntemin güçlü ve zayıf yanlarını, NOAA panelinin koşullarıyla birlikte aktarır. Gönüllü katkıları küçümsemeden, neden çoğu kamu malı için yeterli olmadığını açıklar.

Kısa kesit

Dikey, elli saniyelik. Seslendirme: «Hiç görmediğiniz bir koyun temiz kalmasına kaç lira verirdiniz?» Ekranda Alaska kıyısı ve petrol lekesi. «Bir anket bu soruyu bin haneye sordu; cevap milyarlarca dolardı.» Ardından evet oylarının tutarla düşen çizgisi. Kapanış: «Peki insanlar gerçek değerini neden saklar? Derste.»