İçeriğe geç

Ders EKO-205.12 · Seviye 2 — Orta

Doğrudan yabancı yatırım

EKO-205 Uluslararası İktisat

4.268 kelime · yaklaşık 19 dakika okuma · seslendirme 9 dk · veriler Eylül 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • doğrudan yabancı yatırım
  • yatay yabancı yatırım
  • dikey yabancı yatırım
  • yakınlık-yoğunlaşma ödünleşimi
  • verimlilik yayılması
  • kâr kaydırma
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Doğrudan yabancı yatırım, yönetimde söz hakkı ve kalıcı çıkar içeren yatırımdır; Dunning'in çerçevesine göre sahiplik, konum ve içselleştirme avantajları birlikte sağlandığında şirketler yurt dışında üretim yapar. Yatay yatırım pazara yakın olmayı, dikey yatırım faktör maliyeti farklarından yararlanmayı amaçlar.
  2. Yakınlık-yoğunlaşma ödünleşimine göre ticaret maliyetleri yüksek ve ölçek ekonomileri düşük olduğunda yerinde üretim tercih edilir; açıklayıcı örnekte 20 liralık birim ticaret maliyeti ve 1,5 milyon liralık sabit maliyetle eşik satış 75 bin birimdi. Helpman, Melitz ve Yeaple'a göre en verimli firmalar yatırım yapar, orta verimlilikteki firmalar ihracat yapar.
  3. Greenstone, Hornbeck ve Moretti, büyük bir fabrikanın açılmasından beş yıl sonra kazanan ilçelerdeki mevcut fabrikaların verimliliğinin kaybeden ilçelere göre yüzde 12 daha yüksek olduğunu buldu; ama işgücü maliyetleri de yükseldi.
  4. Aitken ve Harrison, Venezuela'da yabancı yatırımın aynı sektördeki yerli tesislerin verimliliğini olumsuz etkilediğini ve net etkinin küçük olduğunu buldu; Javorcik ise Litvanya'da yabancı iştiraklerin yerli tedarikçileri üzerinden pozitif yayılmalar buldu. Yayılmalar, yatırımın türüne ve bağlantıların yapısına bağlıdır.
  5. Tørsløv, Wier ve Zucman'a göre çok uluslu şirket kârlarının yüzde 36'sı vergi cennetlerine kaydırılıyor; 2021'de yüzde 15'lik küresel asgari kurumlar vergisi üzerinde uzlaşıldı. Teşvikler yayılma dışsallığıyla gerekçelendirilebilir, ama ülkeler arası yarış teşvikleri yayılmaların değerini aşan düzeylere çıkarabilir.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — Doğrudan yabancı yatırımı, yatay ve dikey yabancı yatırımı, yakınlık-yoğunlaşma ödünleşimini, verimlilik yayılmasını ve kâr kaydırmayı tanımlar.
  • Anlama — Şirketlerin bir pazara neden ihracat yerine yerinde üretimle girdiğini, bazı aşamaları neden yabancı iştiraklerde yürüttüğünü ve gelen sermayenin ev sahibi ülkenin firmalarını hangi kanallardan etkilediğini açıklar.
  • Uygulama — İhracat ile yerinde üretim arasındaki seçimi sabit ve değişken maliyetlerle hesaplar ve kâr kaydırmanın ev sahibi ülkenin vergi gelirine etkisini bulur.
  • Değerlendirme — Yabancı yatırımın verimlilik yayılmalarına dair farklı sonuçlar veren kanıtları, yatırım teşviklerinin maliyetini ve uluslararası vergi rekabetini dengeli biçimde tartar.

Sezgi

Açılış

Bir ülkenin hükümeti, büyük bir yabancı otomobil üreticisinin yeni fabrikasını kendi topraklarına çekmek için başka ülkelerle yarışıyor olsun. Arazi, vergi indirimi, altyapı yatırımı ve istihdam desteği gibi teşvikler sunuluyor. Fabrikanın gelmesi binlerce iş, yeni teknoloji ve yerli tedarikçiler için büyük bir pazar vaat ediyor. Ama bu teşviklerin bedeli vergi ödeyenlerin cebinden çıkıyor. Hükümet, fabrikanın getireceği faydaların bu bedeli aşıp aşmayacağını nasıl bilebilir?

Önceki derste parçaların ülkeden ülkeye nasıl dolaştığını izledik; bu dolaşımın arkasında çoğu zaman tek bir şirketin kararları vardı. Kursun kapanış dersi, çok uluslu şirketlerin yabancı ülkelerde doğrudan üretim yapma kararlarını ve bu kararların ev sahibi ülkeler üzerindeki etkilerini inceliyor. Şirketlerin neden yurt dışına yatırım yaptığını, yabancı sermayenin yerli firmalara teknoloji taşıyıp taşımadığını ve ülkelerin yatırım çekmek için neden birbirleriyle yarıştığını soracağız.

Hikâye — Kazanan ve kaybeden ilçeler

ABD'de büyük şirketler yeni bir fabrika kuracakları yeri seçerken, genellikle birkaç aday bölgeyi inceler ve sonunda ikisi arasında karar verir. Eyaletler ve ilçeler bu fabrikaları çekmek için vergi indirimleri, arazi ve altyapı desteği sunarak yarışır. Kazanan bölge fabrikayı alır; ikinci sırada kalan bölge ise son aşamaya kadar gelmiş ama kaybetmiştir.

Michael Greenstone, Richard Hornbeck ve Enrico Moretti, bu seçim sürecini zekice bir araştırma tasarımına dönüştürdüler. Bir iş dergisinin yer seçimi haberlerinden, büyük fabrikaların kurulduğu kazanan ilçeleri ve son aşamada kaybeden ilçeleri belirlediler. Kaybeden ilçeler, şirketin kendi değerlendirmesine göre kazananlara en çok benzeyen yerlerdi; bu yüzden fabrika gelmeseydi kazanan ilçede ne olacağını gösteren iyi bir karşılaştırma grubu oluşturuyorlardı.

Sonuçlar çarpıcıydı. Fabrikanın açılmasından önce kazanan ve kaybeden ilçelerdeki mevcut fabrikaların verimlilik eğilimleri birbirine benziyordu. Açılıştan beş yıl sonra ise kazanan ilçelerdeki mevcut fabrikaların toplam faktör verimliliği, kaybeden ilçelerdekine göre yüzde 12 daha yüksekti. Etki, yeni fabrikayla benzer işgücünü ve teknolojiyi kullanan fabrikalarda daha büyüktü. Ama işgücü maliyetleri de kazanan ilçelerde yükselmişti; bu yüzden mevcut şirketlerin kârlarındaki artış, verimlilik artışından daha küçük kaldı. Büyük bir fabrikanın komşularına verimlilik taşıdığı artık ölçülebilir hâle gelmişti.

Kavram

Bir şirketin yabancı bir ülkede fabrika kurması ya da oradaki bir şirketi satın alması, sıradan bir portföy yatırımından farklıdır. Bu fark, yatırımın yönetimde söz sahibi olmayı amaçlamasından gelir.

Bir şirketin sınır ötesinde fabrika açma gerekçeleri kabaca ikiye ayrılır. Birinci grup, yabancı pazara yakın olma isteğidir.

İkinci grup, üretimin farklı aşamalarını farklı ülkelerin maliyet avantajlarına göre dağıtma isteğidir. Bu tür yatırım, önceki derste gördüğümüz değer zincirleriyle doğrudan bağlantılıdır.

Yatay yatırım kararı, iki güç arasındaki bir dengeye dayanır. Bu denge, yabancı yatırım kuramının temel kavramlarından biridir.

Hükümetlerin yabancı yatırımı çekmek için teşvik vermesinin en önemli gerekçesi, yabancı şirketlerin yerli firmalara bilgi ve teknoloji taşıyacağı beklentisidir. İktisat yazını bu beklentiye özel bir ad verir.

Çok uluslu şirketlerin farklı ülkelerde iştirakleri olması, onlara vergi planlaması için de olanaklar sunar. Bu olanaklar, ev sahibi ülkelerin vergi gelirlerini doğrudan etkiler.

Veri ve kanıt

Aitken ile Harrison'ın bulgusu, yabancı yatırımın yerli firmalara teknoloji taşıyacağına dair iyimser beklentiyi sorguladı. Olası bir açıklama, yabancı şirketlerin aynı sektördeki yerli rakiplerinden pazar payı çalmasıydı: yerli firmaların satışları düştüğünde, sabit maliyetleri daha az üretime bölünüyor ve ölçülen verimlilikleri azalıyordu. Ayrıca yabancı şirketler, teknolojilerinin rakiplerine sızmasını önlemek için çaba gösterebilirdi. Aynı sektördeki yayılmalar, bu yüzden hem olumlu hem olumsuz güçlerin bileşkesiydi.

Javorcik'in bulgusu, yayılmanın nereden aranması gerektiğine dair önemli bir ders verdi. Yabancı şirketler aynı sektördeki rakiplerine teknolojilerini sızdırmak istemeyebilir; ama tedarikçilerinin daha kaliteli ve daha ucuz girdi üretmesinden çıkarları vardır. Bu yüzden tedarikçilere teknik yardım, kalite standartları ve eğitim sağlarlar. Tamamen yabancı sermayeli yatırımlarda yayılmanın görülmemesi, bu iştiraklerin girdilerini daha çok ithal etmesiyle ya da yerli tedarikçilerle daha az bağ kurmasıyla açıklanabilir.

Yaygın yanlış«Yabancı yatırım her zaman yerli firmalara teknoloji ve verimlilik taşır; bu yüzden onu çekmek için verilen her teşvik kendini amorti eder.»
Doğrusu

Kanıtlar karışıktır. Aitken ve Harrison, aynı sektördeki yerli firmalar üzerinde olumsuz etkiler bulurken, Javorcik tedarikçiler üzerinden olumlu yayılmalar buldu; Greenstone, Hornbeck ve Moretti ise büyük fabrikaların komşu fabrikaların verimliliğini artırdığını gösterdi. Yayılmaların büyüklüğü, yatırımın türüne, yerli tedarikçilerin kapasitesine ve ortaklık yapısına bağlıdır. Teşviklerin kendini amorti edip etmeyeceği, bu koşullara ve teşvikin büyüklüğüne göre değişir.

Yaygın yanlış«Doğrudan yabancı yatırım ile portföy yatırımı arasında bir fark yoktur; ikisi de yabancı sermaye girişidir.»
Doğrusu

Doğrudan yatırım, yönetimde söz hakkı ve kalıcı bir çıkar içerir; fabrikalar, makineler ve kurulmuş işletmeler bir kriz anında kolayca satılıp ülkeden çıkarılamaz. Portföy yatırımları ise hisse senedi ve tahvil gibi kolayca alınıp satılabilen varlıklardır ve hızla geri çekilebilir. Ödemeler dengesi dersinde gördüğümüz gibi, bu yüzden fabrikalarla karşılanan bir cari açık, borsa ve tahvil akımlarıyla karşılanan bir açığa göre krizlerde çok daha az sarsılır.

Neden önemli?

Doğrudan yabancı yatırım, gelişmekte olan ülkeler için sermaye, teknoloji, yönetim bilgisi ve dünya pazarlarına erişim kaynağı olarak görülür. Bu yüzden pek çok ülke, yatırım ajansları kurarak, vergi indirimleri ve serbest bölgeler sunarak yabancı yatırımı çekmeye çalışır. Ama bu çabaların maliyeti yüksek olabilir ve faydaları, yatırımın türüne ve ülkenin kendi kapasitesine bağlıdır. Hangi yatırımın ne kazandıracağını anlamak, teşvik politikalarının verimli tasarlanması için gereklidir.

Türkiye için yabancı yatırım, hem büyümenin hem de dış finansmanın önemli bir kaynağıdır. 2000'lerin ortasında özelleştirmeler ve banka satın almalarıyla yabancı yatırım girişleri hızla arttı; otomotiv ve beyaz eşya gibi sektörlerde yabancı şirketlerin Türkiye'deki fabrikaları, Avrupa'ya yönelik değer zincirlerinin önemli halkaları hâline geldi. Yabancı yatırımın bundan sonra hangi sektörlere yöneleceği ve yerli tedarikçilerle ne ölçüde bağ kuracağı, Türkiye'nin verimlilik artışı ve değer zincirlerinde yükselme hedefleri açısından belirleyici olacaktır.

Model

Şirketler neden yurt dışına gider?

John Dunning, çok uluslu şirketlerin varlığını açıklamak için üç koşula dayanan bir çerçeve önerdi. Birincisi, sahiplik avantajıdır: şirket, teknoloji, marka ya da yönetim bilgisi gibi yabancı ülkedeki rakiplerine karşı üstünlük sağlayan bir varlığa sahip olmalıdır. İkincisi, konum avantajıdır: yabancı ülkede üretim yapmak, pazar büyüklüğü, düşük maliyet ya da ticaret engellerinden kaçınma gibi nedenlerle ana ülkede üretip ihraç etmekten daha kârlı olmalıdır.

Üçüncüsü, içselleştirme avantajıdır: şirket, bu varlığını yabancı bir şirkete lisans vermek ya da üretimi taşerona bırakmak yerine kendi iştiraki aracılığıyla kullanmayı tercih etmelidir. Bu tercih, teknolojinin sızma riskinden, sözleşmelerin eksik kalmasından ve kalite kontrolünün güçlüğünden kaynaklanabilir. Üç koşul birlikte sağlandığında şirket, doğrudan yatırım yapar.

Yatay yatırım: ihracat mı, yerinde üretim mi?

Yatay yatırım kararı, yakınlık-yoğunlaşma ödünleşimiyle açıklanır. Yabancı bir pazara ihracat yapan şirket, her birim için taşıma maliyeti ve gümrük vergisi öder, ama üretimini tek bir fabrikada yoğunlaştırarak ölçek ekonomilerinden yararlanır. Yerinde üretim yapan şirket, ticaret maliyetlerinden kurtulur, ama ikinci bir fabrikanın sabit maliyetine katlanır.

S. Lael Brainard 1997'de, ABD'nin ihracatı ile yabancı iştiraklerinin satışları arasındaki dengeyi inceledi ve ticaret maliyetleri yüksek olduğunda iştirak satışlarının ihracata göre arttığını, tesis düzeyinde ölçek ekonomileri büyük olduğunda ise azaldığını buldu. Bu bulgu, yakınlık-yoğunlaşma ödünleşiminin gerçek kararları gerçekten yönlendirdiğini gösterdi.

Çözümlü örnek — Eşik satış miktarı

Bir şirketin yabancı bir pazarda yılda belirli sayıda birim sattığını düşünelim. İhracat yaparsa, her birim için 20 lira taşıma ve gümrük maliyeti öder. Yerinde üretim yaparsa, bu maliyetten kurtulur ama yeni fabrikanın yılda 1,5 milyon liralık sabit maliyetine katlanır; birim başına diğer maliyetler iki durumda da aynıdır.

İki seçenek, satış miktarı çarpı 20'nin 1,5 milyona eşit olduğu noktada, yani 75 bin birimde eşit maliyetlidir. Şirket yılda 75 binden az satıyorsa ihracat, fazla satıyorsa yerinde üretim daha ucuzdur. Yılda 100 bin birim satan bir şirket için ihracat 2 milyon liraya, yerinde üretim 1,5 milyon liraya mal olur ve şirket yatırım yapar. Gümrük vergisi yükselirse eşik düşer ve daha fazla şirket yatırıma yönelir; bu, önceki derslerde gördüğümüz korumacılığın bir yan etkisidir: gümrük vergileri, ithalatı yerli üretimle değil, yabancı şirketlerin yerinde üretimiyle ikame edebilir.

Hangi şirketler yatırım yapar?

Firma heterojenliği dersinde, yalnızca en verimli firmaların ihracat yaptığını gördük. Elhanan Helpman, Marc Melitz ve Stephen Yeaple 2004'te bu mantığı yabancı yatırıma genişlettiler. Yabancı bir pazara hizmet etmenin iki yolu vardır ve ikisinin de sabit maliyetleri farklıdır: ihracatın sabit maliyeti görece düşük, yerinde üretimin sabit maliyeti ise yüksektir.

Bu yüzden firmalar verimliliklerine göre sıralanır. En verimsiz firmalar yalnızca iç pazara satar; orta verimlilikteki firmalar ihracat yapar; en verimli firmalar ise yabancı pazarlara yerinde üretimle hizmet eder. Bu öngörü, ABD firma verileriyle desteklendi: yabancı iştiraki olan firmalar, yalnızca ihracat yapan firmalardan, onlar da yalnızca iç pazara satan firmalardan ortalamada daha verimliydi.

Dikey yatırım ve değer zincirleri

Dikey yatırımda şirket, üretimin emek yoğun aşamalarını ücretlerin düşük olduğu ülkelere, sermaye ve bilgi yoğun aşamalarını ise gelişmiş ülkelere yerleştirir. Bu yatırımlar, önceki derste gördüğümüz küresel değer zincirlerinin omurgasını oluşturur ve iştiraklerin üretiminin önemli bir kısmı ana şirkete ya da başka ülkelerdeki iştiraklere satılır.

Gerçekte yatırımların çoğu tam olarak yatay ya da dikey değildir. James Markusen'in bilgi sermayesi modeli, iki türü birleştirir: şirketin merkezinde üretilen bilgi, farklı ülkelerdeki fabrikalarda aynı anda kullanılabilir ve bu, yatırım kararlarını hem pazar büyüklüğüne hem de faktör maliyetlerine bağlı kılar. Ampirik çalışmalar, gelişmiş ülkeler arasındaki yatırımların çoğunun yatay, gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere yatırımların ise daha çok dikey özellikler taşıdığını gösterir.

Yeni tesis mi, satın alma mı?

Doğrudan yatırım iki biçimde gerçekleşebilir. Yeni tesis yatırımında şirket, yabancı ülkede sıfırdan bir fabrika ya da işletme kurar; bu, ülkenin üretim kapasitesini ve istihdamını doğrudan artırır. Birleşme ve satın almada ise şirket, mevcut bir yerli şirketin kontrolünü satın alır; bu durumda üretim kapasitesi ilk anda değişmez, yalnızca sahiplik el değiştirir.

İki biçimin etkileri farklıdır. Yeni tesis yatırımları istihdam ve kapasite yaratma bakımından daha görünürdür. Satın almalar ise satın alınan şirkete yeni teknoloji, yönetim ve pazar erişimi getirerek onun verimliliğini artırabilir; ama aynı zamanda rekabeti azaltabilir ya da şirketin bazı faaliyetlerinin yurt dışına taşınmasına yol açabilir. Türkiye'de 2000'lerin ortasındaki yabancı yatırım girişlerinin önemli bir kısmı, özelleştirmeler ve banka satın almaları biçiminde, yani mevcut varlıkların el değiştirmesiyle gerçekleşti.

Lisans, taşeron ve kendi iştiraki

Dunning'in içselleştirme koşulu, şirketlerin yabancı pazarlara neden bazen lisans vererek ya da taşeron kullanarak, bazen de kendi iştirakleriyle girdiğini açıklar. Lisans anlaşmasında şirket, teknolojisini ya da markasını bir ücret karşılığında yabancı bir şirkete kullandırır; bu, yatırım gerektirmez ama teknolojinin kontrolünü kısmen kaybetme riskini taşır.

Teknoloji kolayca taklit edilebiliyorsa, sözleşmelerle korunması güçse ya da kalite kontrolü kritikse, şirket kendi iştirakini tercih eder. Önceki derste gördüğümüz iPhone örneğinde Apple, montajı kendi iştiraki yerine bağımsız bir şirkete bırakmıştı; çünkü montaj, standartlaşmış ve sözleşmeyle tanımlanabilir bir işti. Tasarım ve yazılım gibi temel bilgi varlıklarını ise kendi içinde tuttu. Bu seçim, aynı şirketin farklı aşamalar için farklı örgütlenme biçimleri kullanabildiğini gösterir.

Yatırım ortamı ve kurumlar

Yabancı yatırımcıların ülke seçiminde vergi teşvikleri kadar, hatta ondan daha fazla, kurumsal ortam belirleyicidir. Mülkiyet haklarının korunması, sözleşmelerin uygulanabilirliği, hukuki öngörülebilirlik, makroekonomik istikrar, nitelikli işgücü ve altyapı, yatırım kararlarında öne çıkan etkenlerdir. Bir fabrika onlarca yıl faaliyet göstereceği için, yatırımcılar bugünkü koşullardan çok gelecekteki kuralların istikrarına bakar.

Bu yüzden teşvikler, zayıf bir kurumsal ortamın eksikliklerini tam olarak telafi edemez. Kurumsal sorunları olan bir ülke, aynı yatırımı çekmek için daha büyük teşvikler vermek zorunda kalabilir; kurumları güçlü bir ülke ise daha az teşvikle daha kalıcı yatırımlar çekebilir. Teşvik yarışına girmek yerine kurumsal kalitenin iyileştirilmesi, uzun dönemde daha verimli bir yatırım politikası olabilir.

Dışarıya yapılan yatırım

Doğrudan yatırım yalnızca gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere akmaz. Son on yıllarda gelişmekte olan ülkelerin şirketleri de yurt dışında giderek daha fazla yatırım yapmaya başladı. Türk şirketleri de inşaat, perakende, gıda, dayanıklı tüketim malları ve bankacılık gibi sektörlerde başta komşu bölgeler ve Avrupa olmak üzere yurt dışında iştirakler kurdu ve şirketler satın aldı.

Dışarıya yapılan yatırımın ana ülke üzerindeki etkileri de tartışmalıdır. Bir görüş, yurt dışı yatırımların şirketlerin yeni pazarlara erişmesini, ölçek kazanmasını ve teknoloji edinmesini sağlayarak ana ülkedeki faaliyetleri de güçlendirdiğini savunur. Öbür görüş, üretimin yurt dışına taşınmasının ana ülkede istihdam kaybına yol açabileceğini vurgular. Ampirik kanıtlar, etkinin yatırımın türüne bağlı olduğunu gösterir: pazar arayışındaki yatay yatırımlar ana ülkedeki faaliyetleri genellikle tamamlar, maliyet düşürmeye yönelik dikey yatırımlar ise bazı aşamaların ana ülkeden çıkmasına yol açabilir.

Yayılmanın kanalları

Yabancı yatırımın yerli firmalara yayılması birkaç kanaldan gerçekleşebilir. Birinci kanal işçi hareketliliğidir: yabancı iştiraklerde eğitim alan işçiler ve yöneticiler, yerli firmalara geçtiklerinde bilgilerini de götürür. İkinci kanal gösterim etkisidir: yerli firmalar, yabancı şirketlerin ürünlerini ve süreçlerini gözlemleyip taklit eder.

Üçüncü kanal rekabettir: yabancı şirketlerin girişi, yerli firmaları daha verimli olmaya zorlayabilir; ama Aitken ile Harrison'ın bulgusunda olduğu gibi, pazar paylarını da azaltabilir. Dördüncü kanal, Javorcik'in vurguladığı tedarik ilişkileridir: yabancı şirketler, tedarikçilerinin kalitesini ve verimliliğini artırmak için onlara bilgi ve destek sağlar. Kanalların göreli önemi, yerli firmaların yeni bilgiyi özümseme kapasitesine bağlıdır.

Teşviklerin mantığı ve bedeli

Hükümetlerin yabancı yatırımı teşviklerle desteklemesinin iktisadi gerekçesi, yayılmaların yarattığı dışsallıktır. Bir yabancı şirket, yerli firmalara taşıdığı verimliliğin karşılığını almaz; bu yüzden kendi kararıyla toplumsal açıdan optimal olandan az yatırım yapabilir. Teşvikler, bu dışsallığı içselleştirmeye yönelik bir araç olarak savunulabilir.

Ama teşviklerin bedeli yüksek olabilir. Açıklayıcı bir hesapla, 3 bin kişilik istihdam vaat eden bir fabrikaya 300 milyon liralık teşvik veren bir hükümet, yaratılan her iş için 100 bin lira öder. Bu bedel, fabrikanın yaratacağı yayılmalar, vergi gelirleri ve yerli tedarikçilere sağlayacağı pazar ile karşılaştırılmalıdır. Greenstone, Hornbeck ve Moretti'nin bulgusu, büyük fabrikaların yayılmalarının gerçek olduğunu gösterir; ama teşviklerin bu yayılmaların değerini aşıp aşmadığı her yatırım için ayrıca değerlendirilmelidir. Ülkeler ve bölgeler aynı yatırım için yarıştığında, teşvikler yayılmaların değerini aşan düzeylere çıkabilir ve kazancın büyük kısmı şirkete kalır.

Kâr kaydırma ve vergi rekabeti

Çok uluslu şirketler, iştirakler arası işlemlerin fiyatlarını belirleyerek kârlarını ülkeler arasında aktarabilir. Yüksek vergili bir ülkedeki iştirak, düşük vergili bir ülkedeki iştirakten pahalı girdi ya da fikri mülkiyet kullanım hakkı satın alırsa, kârı düşük vergili ülkede görünür. Thomas Tørsløv, Ludvig Wier ve Gabriel Zucman, dünya genelinde çok uluslu şirket kârlarının yüzde 36'sının vergi cennetlerine kaydırıldığını tahmin ettiler.

Açıklayıcı bir örnekle, yüzde 25 kurumlar vergisi oranı olan bir ülkede 100 milyon lira kâr eden bir iştirak, kârının yüzde 36'sını vergisiz bir ülkeye kaydırırsa, ev sahibi ülkenin vergi geliri 25 milyondan 16 milyon liraya düşer; 9 milyon liralık bir kayıp oluşur. Bu kayıpları sınırlamak için ülkeler, 2021'de Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü çerçevesinde büyük çok uluslu şirketler için yüzde 15'lik küresel asgari kurumlar vergisi üzerinde uzlaştı. Bu uzlaşma, vergi rekabetinin sınırsız sürmesini önlemeye yönelik bir adımdır; ama uygulamanın kapsamı ve etkinliği tartışılmaya devam etmektedir.

Yabancı yatırım ve ödemeler dengesi

Yabancı yatırım, ödemeler dengesini birkaç yoldan etkiler. Yatırımın kendisi, finans hesabında yükümlülüklerde bir artış olarak kaydedilir ve cari açığın istikrarlı bir finansman kaynağı olur. Ama zamanla yabancı şirketler kârlarını ana ülkelerine aktarır; bu aktarımlar, cari işlemler hesabının birincil gelir kaleminde bir gider olarak görünür.

Ayrıca yabancı iştirakler, üretimlerinde ithal girdi kullanıyorsa ithalatı, üretimlerini ihraç ediyorsa ihracatı artırır. Net etki, yatırımın türüne bağlıdır: ihracata yönelik dikey yatırımlar dış ticaret dengesini iyileştirebilir; iç pazara yönelik ve ithal girdiye dayalı yatay yatırımlar ise zamanla kâr transferleri ve ithalat yoluyla cari açığı büyütebilir. Bu yüzden yabancı yatırımın dış dengeye katkısı, yalnızca giriş anındaki tutara bakılarak değerlendirilemez.

Kaygılar ve düzenleme

Yabancı yatırım her zaman memnuniyetle karşılanmaz. Stratejik sektörlerde, örneğin enerji, telekomünikasyon ve savunma alanlarında, yabancı kontrolün ulusal güvenlik riskleri taşıdığı kaygısı yaygındır. Son yıllarda pek çok gelişmiş ülke, yabancı satın almaları güvenlik açısından inceleyen mekanizmalarını güçlendirdi.

Bir başka kaygı, yabancı şirketlerin yerli rakipleri piyasadan çıkararak pazar gücü kazanması ve kârlarını yurt dışına aktarmasıdır. Bu kaygıların bir kısmı meşrudur ve rekabet politikası ile vergi düzenlemesi yoluyla ele alınabilir. Ama aşırı kısıtlamalar, yabancı yatırımın getirebileceği sermaye, teknoloji ve pazar erişiminden de mahrum kalınmasına yol açabilir. Politika tasarımında denge, yatırımın türüne ve sektörün özelliklerine göre kurulmalıdır.

Uygulama

Özet kartı

  1. Doğrudan yabancı yatırım, yönetimde söz hakkı ve kalıcı çıkar içeren yatırımdır; Dunning'in çerçevesine göre sahiplik, konum ve içselleştirme avantajları birlikte sağlandığında şirketler yurt dışında üretim yapar. Yatay yatırım pazara yakın olmayı, dikey yatırım faktör maliyeti farklarından yararlanmayı amaçlar.
  2. Yakınlık-yoğunlaşma ödünleşimine göre ticaret maliyetleri yüksek ve ölçek ekonomileri düşük olduğunda yerinde üretim tercih edilir; açıklayıcı örnekte 20 liralık birim ticaret maliyeti ve 1,5 milyon liralık sabit maliyetle eşik satış 75 bin birimdi. Helpman, Melitz ve Yeaple'a göre en verimli firmalar yatırım yapar, orta verimlilikteki firmalar ihracat yapar.
  3. Greenstone, Hornbeck ve Moretti, büyük bir fabrikanın açılmasından beş yıl sonra kazanan ilçelerdeki mevcut fabrikaların verimliliğinin kaybeden ilçelere göre yüzde 12 daha yüksek olduğunu buldu; ama işgücü maliyetleri de yükseldi.
  4. Aitken ve Harrison, Venezuela'da yabancı yatırımın aynı sektördeki yerli tesislerin verimliliğini olumsuz etkilediğini ve net etkinin küçük olduğunu buldu; Javorcik ise Litvanya'da yabancı iştiraklerin yerli tedarikçileri üzerinden pozitif yayılmalar buldu. Yayılmalar, yatırımın türüne ve bağlantıların yapısına bağlıdır.
  5. Tørsløv, Wier ve Zucman'a göre çok uluslu şirket kârlarının yüzde 36'sı vergi cennetlerine kaydırılıyor; 2021'de yüzde 15'lik küresel asgari kurumlar vergisi üzerinde uzlaşıldı. Teşvikler yayılma dışsallığıyla gerekçelendirilebilir, ama ülkeler arası yarış teşvikleri yayılmaların değerini aşan düzeylere çıkarabilir.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Doğrudan yabancı yatırımForeign direct investmentYönetimde söz hakkı ve kalıcı çıkar içeren yabancı yatırım
Yatay yabancı yatırımHorizontal FDIAynı malı yabancı pazarda yerinde üretmek için yatırım
Dikey yabancı yatırımVertical FDIÜretim aşamalarını maliyet avantajına göre dağıtan yatırım
Yakınlık-yoğunlaşma ödünleşimiProximity-concentration trade-offPazara yakınlık ile üretimi yoğunlaştırma arasındaki seçim
Verimlilik yayılmasıProductivity spilloverYabancı şirketlerin bilgisinin yerli firmalara piyasa dışı yollarla geçmesi
Kâr kaydırmaProfit shiftingKârların yüksek vergili ülkelerden düşük vergili ülkelere aktarılması

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) Yatay ve dikey yabancı yatırımı birbirinden ayır. Hangi tür ülke çiftleri arasında hangisinin daha yaygın olmasını beklersin?
  2. (Çıktı 2) Aitken ve Harrison ile Javorcik'in yayılmalara dair farklı sonuçlar bulmasını nasıl açıklarsın? Yabancı şirketlerin aynı sektördeki rakiplerine ve tedarikçilerine karşı tutumları neden farklı olabilir?
  3. (Çıktı 3) Bir şirket yabancı bir pazara ihracat yaparsa birim başına 15 lira ticaret maliyeti öder; yerinde üretim yaparsa yılda 900 bin liralık ek sabit maliyete katlanır. Eşik satış miktarını hesapla. Ticaret maliyeti 25 liraya çıkarsa eşik ne olur?
  4. (Çıktı 3) Kurumlar vergisi oranı yüzde 20 olan bir ülkede bir iştirak 200 milyon lira kâr ediyor. Kârının yüzde 30'unu vergisiz bir ülkeye kaydırırsa ev sahibi ülkenin vergi kaybı ne olur? Vergisiz ülke yerine yüzde 15'lik küresel asgari vergi uygulanan bir ülkeye kaydırırsa, grubun toplam vergi yükü ne olur?
  5. (Çıktı 3) Bir hükümet, 2.500 kişilik istihdam vaat eden bir fabrikaya 250 milyon dolarlık teşvik veriyor. İş başına teşvik maliyetini hesapla. Fabrika beklenen istihdamın yalnızca yüzde 60'ını gerçekleştirirse, gerçekleşen iş başına maliyet ne olur?
  6. (Çıktı 4) Bir bakan, «Yabancı yatırım her koşulda ülkemize teknoloji ve istihdam getirir; bu yüzden teşvikleri sınırsız artırmalıyız» diyor. Yayılmalara dair karışık kanıtları, Greenstone, Hornbeck ve Moretti'nin bulgusunu, kâr kaydırmayı ve teşvik yarışını kullanarak bu iddiadaki abartıyı ayıkla.

Cevaplar

  1. Yatay yatırımda şirket, ana ülkesinde ürettiği malın aynısını yabancı pazarda üretmek için tesis kurar; amaç, ticaret maliyetlerinden kaçınmak ve pazara yakın olmaktır. Dikey yatırımda şirket, üretim zincirinin belirli bir aşamasını, o aşama için en düşük maliyetli ülkeye taşır; amaç, faktör maliyeti farklarından yararlanmaktır. Yatay yatırım, büyük ve zengin pazarlar arasında, yani yüksek gelirli ülkelerin birbirine yaptığı yatırımlarda ağırlıktadır; dikey yatırım ise gelişmiş ülkelerden ücretlerin düşük olduğu gelişmekte olan ülkelere doğru daha yaygındır.
  2. Aitken ve Harrison aynı sektördeki yerli firmalara, Javorcik ise yabancı şirketlere girdi sağlayan sektörlerdeki tedarikçilere baktı. Yabancı şirketler aynı sektördeki rakipleriyle pazar payı için rekabet eder ve teknolojilerinin onlara sızmasını önlemek ister; ayrıca rakiplerin satışlarını azaltarak onların ölçülen verimliliğini düşürebilirler. Tedarikçiler söz konusu olduğunda ise yabancı şirketlerin çıkarı, onların daha kaliteli ve ucuz girdi üretmesidir; bu yüzden onlara bilgi, standart ve eğitim sağlarlar. Farklı sonuçlar, yayılmanın yönünün şirketlerin teşviklerine bağlı olduğunu gösterir.
  3. Eşik satış miktarı, 900 bin bölü 15, yani 60 bin birimdir. Şirket yılda 60 binden fazla satıyorsa yerinde üretim daha ucuzdur. Ticaret maliyeti 25 liraya çıkarsa eşik 900 bin bölü 25, yani 36 bin birime düşer; daha yüksek ticaret maliyeti, daha az satış miktarında yerinde üretimi kârlı kılar.
  4. Kaydırılan kâr 200'ün yüzde 30'u, yani 60 milyon liradır. Ev sahibi ülke bu kâr üzerinden yüzde 20, yani 12 milyon lira vergi kaybeder; vergi geliri 40 milyondan 28 milyon liraya düşer. Kâr yüzde 15'lik asgari vergi uygulanan bir ülkeye kaydırılırsa, grup kaydırılan 60 milyon üzerinden 9 milyon lira, kalan 140 milyon üzerinden 28 milyon lira öder; toplam vergi yükü 37 milyon liradır. Kaydırma yapılmasaydı 40 milyon lira ödeyecekti; asgari vergi, kaydırmanın kazancını 12 milyondan 3 milyon liraya indirir.
  5. İş başına teşvik maliyeti, 250 milyon bölü 2.500, yani 100 bin dolardır. Fabrika beklenen istihdamın yalnızca yüzde 60'ını, yani 1.500 işi gerçekleştirirse, gerçekleşen iş başına maliyet 250 milyon bölü 1.500, yani yaklaşık 167 bin dolara çıkar. Bu, teşviklerin istihdam hedeflerine bağlanması ve hedefler gerçekleşmezse geri alınabilmesi gerektiğini gösterir.
  6. İddia, kanıtların karmaşıklığını ve teşviklerin bedelini göz ardı ediyor. Yayılmalara dair kanıtlar karışıktır: Aitken ve Harrison aynı sektördeki yerli firmalar üzerinde olumsuz etkiler bulurken, Javorcik tedarikçiler üzerinden olumlu yayılmalar buldu ve bu yayılmalar tamamen yabancı sermayeli yatırımlarda görülmedi. Greenstone, Hornbeck ve Moretti, büyük fabrikaların komşu fabrikaların verimliliğini artırdığını gösterdi; bu, teşviklerin belirli bir gerekçesi olduğunu gösterir, ama teşviklerin bu faydaları aşmaması gerekir. Kâr kaydırma, yabancı şirketlerin ev sahibi ülkede beklenen vergi gelirini yaratmayabileceğini gösterir. Ülkeler aynı yatırım için yarıştığında teşvikler, yayılmaların değerini aşan düzeylere çıkabilir ve kazancın büyük kısmı şirkete kalabilir. Daha savunulabilir bir yaklaşım, teşvikleri beklenen yayılmaların, yerli tedarik bağlantılarının ve istihdam hedeflerinin gerçekleşmesine bağlamak ve maliyetlerini şeffaf biçimde raporlamaktır.

İleri okuma

  • Michael Greenstone, Richard Hornbeck ve Enrico Moretti (2010). «Identifying Agglomeration Spillovers: Evidence from Winners and Losers of Large Plant Openings». Journal of Political Economy 118(3). Büyük fabrikaların verimlilik yayılmaları.
  • Beata Smarzynska Javorcik (2004). «Does Foreign Direct Investment Increase the Productivity of Domestic Firms? In Search of Spillovers through Backward Linkages». American Economic Review 94(3). Tedarikçiler üzerinden yayılma.
  • Elhanan Helpman, Marc J. Melitz ve Stephen R. Yeaple (2004). «Export Versus FDI with Heterogeneous Firms». American Economic Review 94(1). Firma verimliliği ile ihracat ve yatırım seçimi.
  • Thomas Tørsløv, Ludvig Wier ve Gabriel Zucman (2023). «The Missing Profits of Nations». Review of Economic Studies 90(3). Çok uluslu şirketlerin kâr kaydırması.

Sonraki derse köprü

Burada uluslararası iktisat kursunu tamamladık. Kurs boyunca ticaretin neden yapıldığından başlayarak Ricardo, Heckscher–Ohlin ve yeni ticaret teorisi modellerine, gümrük vergilerinden korumacılık tartışmalarına, çok taraflı ticaret sisteminden Türkiye–Avrupa Birliği gümrük birliğine, ödemeler dengesinden kur rejimlerine, küresel değer zincirlerinden doğrudan yabancı yatırıma uzandık. Her adımda karşımıza devlet çıktı: gümrük vergisi koyan, anlaşma imzalayan, kuru yöneten, yatırımcıya teşvik veren ve çok uluslu şirketleri vergilendirmeye çalışan bir devlet. Devletin ekonomide ne zaman ve neden müdahale etmesi gerekir, müdahalenin hangi araçları vardır ve devletin kendisi ne zaman başarısız olur? Sıradaki ders, kamu ekonomisi kursunun ilk dersi olarak piyasa başarısızlıklarını ve devletin rolünü ele alıyor: piyasaların hangi koşullarda etkin sonuç üretmediğini ve kamu müdahalesinin gerekçelerini ve sınırlarını inceleyeceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: bir haritada iki ülke, büyük bir fabrika maketini kendi topraklarına çekmek için teşvik paketleri uzatır; paketlerin üzerinde vergi indirimi, arazi ve altyapı simgeleri belirir.
  • Hikâye: ABD haritasında kazanan ve kaybeden ilçe çiftleri; kazanan ilçelere birer fabrika yerleşir. Beş yıl sonra kazanan ilçelerdeki mevcut fabrikaların verimlilik çubukları yüzde 12 daha uzun görünür, yanında ücret çubukları da yükselir.
  • Kavram: bir şirket merkezinden iki ok çıkar; biri aynı ürünü üreten bir yabancı fabrikaya (yatay), öbürü farklı aşamaları üstlenen bir montaj tesisine (dikey) gider.
  • Veri ve kanıt: iki ülke; Venezuela'da yabancı şirketin yanındaki yerli rakip küçülür, Litvanya'da yabancı şirketin tedarikçileri büyür.
  • Model: bir terazide bir kefede ticaret maliyetleri, öbüründe fabrikanın sabit maliyeti; satış miktarı arttıkça terazi yerinde üretime doğru eğilir. Ardından bir kâr çubuğunun bir kısmı bir adaya doğru kayar.
  • Neden önemli: Türkiye haritasında otomotiv ve beyaz eşya fabrikaları; yanlarında yerli tedarikçilerden gelen oklar.

Seslendirme, yabancı yatırımı ne kurtarıcı ne de tehdit olarak sunar; faydalarının yatırımın türüne, bağlantıların yapısına ve teşviklerin tasarımına bağlı olduğunu vurgular. Yayılmalara dair farklı sonuçları ve vergi rekabeti tartışmasını dengeli biçimde aktarır.

Kısa kesit

Dikey, elli saniyelik. Seslendirme: «İki ilçe aynı fabrika için yarıştı.» Ekranda iki harita noktası. «Beş yıl sonra kazanan ilçenin diğer fabrikaları da daha verimliydi.» Kapanış: «Peki fabrikayı çekmek için ne kadar ödemek mantıklı? Derste.»