Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Üretim, bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelerle ülkeler arasında aşamalara bölündü; Hummels, Ishii ve Yi, ithal girdilerin ihraç mallarına dönüştürülmesi olan dikey uzmanlaşmanın dünya ihracatının yüzde 30'una kadar ulaştığını ve hızla büyüdüğünü gösterdi.
- Brüt ticaret istatistikleri ara malları defalarca sayar ve ikili dengeleri yanıltıcı kılar. Xing ve Detert'e göre iPhone 3G'nin yaklaşık 179 dolarlık üretim maliyetinin yalnızca 6,50 doları Çin'deki montajdan geliyordu; 2009'da iPhone'un ABD–Çin açığına 1,9 milyar dolarlık katkısı, katma değer esasına göre 73 milyon dolara iniyordu.
- Sınırları defalarca geçen mallarda gümrük vergileri birikir; açıklayıcı örnekte üç sınırda yüzde 5'lik vergi, son aşamanın katma değerinin yüzde 30'u kadar bir yük yarattı. İthal girdi payı yüzde 60 olan bir ihracatçıda yüzde 10'luk değer kaybı maliyetleri yalnızca yüzde 4 düşürür.
- Gülümseme eğrisine göre montaj en düşük katma değerli aşamadır; zincirde yükselmek, daha karmaşık parçalara, tasarım ve Ar-Ge'ye ya da marka ve dağıtıma geçmeyi gerektirir.
- Boehm, Flaaen ve Pandalai-Nayar, 2011 Tōhoku depreminden sonra ABD'deki Japon iştiraklerinde üretimin ithal girdilerdeki düşüşle neredeyse bire bir azaldığını gösterdi; zincirler şokları yayar. Verimlilik ile dayanıklılık arasındaki ödünleşim ve yakına taşıma eğilimi, Türkiye için fırsatlar ve koşullar yaratır.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Dikey uzmanlaşmayı, katma değer ticaretini, geriye ve ileriye doğru katılımı, gülümseme eğrisini ve yakına taşımayı tanımlar.
- Anlama — Üretimin ülkeler arasında aşamalara bölünmesinin brüt ticaret istatistiklerini neden yanıltıcı kıldığını, küçük ticaret maliyetlerinin neden büyük etkiler yaratabildiğini ve şokların zincirler boyunca nasıl yayıldığını açıklar.
- Uygulama — Bir ürünün ihracat değerini yerli ve yabancı katma değer olarak ayrıştırır, sınırları defalarca geçen bir malda gümrük vergilerinin birikimini hesaplar ve ithal girdi payının kurdaki değer kaybının rekabet etkisini nasıl zayıflattığını gösterir.
- Değerlendirme — Küresel değer zincirlerine katılımın kalkınma fırsatlarını ve kırılganlıklarını, verimlilik ile dayanıklılık arasındaki ödünleşimi ve Türkiye'nin konumunu tartar.
Sezgi
Açılış
Bir akıllı telefonun arkasında çoğu zaman bir ülkenin adı yazar; ama telefonun içindeki bellek bir ülkede, ekran bir başkasında, işlemci üçüncü bir ülkede, kamera dördüncüsünde üretilmiş olabilir. Parçalar bir fabrikada birleştirilir ve telefon oradan bütün dünyaya gönderilir. Gümrük istatistikleri, telefonun tam değerini son montajın yapıldığı ülkenin ihracatı olarak kaydeder. Oysa o ülkenin gerçek katkısı, telefonun değerinin küçük bir kesri olabilir.
Önceki derslerde ticareti, ülkelerin bütün bir malı üretip başka ülkelere sattığı bir süreç olarak ele aldık. Oysa bugün sınırları geçen yüklerin önemli bölümü bitmiş ürün değil, başka bir fabrikada işlenecek parçadır. Bu derste üretimin sınırlar ötesine yayılmasını, bu yayılmanın ticareti ölçme biçimimizi nasıl değiştirdiğini ve ülkelerin bu zincirlerde nasıl konumlandığını inceliyoruz.
Hikâye — Altı buçuk dolar
2009'da ABD'de 11 milyondan fazla iPhone satıldı. Telefonlar Çin'in Shenzhen kentindeki bir fabrikada, Tayvanlı Foxconn şirketi tarafından monte ediliyor ve oradan ABD'ye gönderiliyordu. Gümrük istatistiklerine göre iPhone, Çin'in ABD'ye yaptığı ihracatın bir parçasıydı ve ABD'nin Çin ile ticaret açığını büyütüyordu.
Asya Kalkınma Bankası Enstitüsü'nde çalışan iktisatçılar Yuqing Xing ve Neal Detert, iPhone 3G'nin maliyet dökümüne yakından baktılar. Bir telefonun üretim maliyeti yaklaşık 179 dolardı. Bu maliyetin 172,46 doları parçalardan oluşuyordu: Japon Toshiba'nın bellek ve ekranı, Alman Infineon'un iletişim yongaları, Güney Koreli Samsung'un işlemci ve bellek bileşenleri ve ABD'li şirketlerin başka parçaları. Çin'de yapılan montajın payı ise yalnızca 6,50 dolardı.
Bu ayrıntı çarpıcı bir sonuç doğurdu. Geleneksel hesaplamaya göre iPhone ticareti 2009'da ABD'nin Çin ile ticaret açığına 1,9 milyar dolar ekliyordu. Ama Çin, ABD'ye ihraç edilen yaklaşık 2 milyar dolarlık iPhone'un değerine yalnızca yüzde 3,6 katkıda bulunmuştu; geri kalan değer Japonya, Almanya, Güney Kore, ABD ve başka ülkelerden geliyordu. Katma değer esasına göre hesaplandığında, Çin'in iPhone ticaretindeki fazlası 1,9 milyar dolar değil, yalnızca 73 milyon dolardı.
Kavram
iPhone örneği, üretimin ülkeler arasında aşamalara bölündüğü bir dünyayı gösterir. Bu bölünmeyi ölçmek için önerilen ilk ölçü, bir ülkenin ihracatının ne kadarının ithal girdilere dayandığına bakar.
Brüt ticaret istatistikleri, sınır geçen her malın tam değerini kaydeder. Bu yüzden ara mallar zincir boyunca defalarca sayılır ve ülkelerin gerçek katkısı gizlenir.
Bir ülkenin küresel değer zincirlerine katılımı iki yönde olabilir. Birinci yön, zincirde kendisinden önce gelen ülkelerle kurduğu bağdır.
İkinci yön, zincirde kendisinden sonra gelen ülkelerle kurduğu bağdır. Bu yön, ülkenin başkalarına girdi sağlama rolünü ölçer.
Zincirin farklı aşamaları, farklı katma değer düzeyleri yaratır. Bu farklılığı özetleyen bir çizim, iş dünyasından iktisada geçmiştir.
Son yıllarda şirketler ve hükümetler, verimlilik uğruna dünyaya yayılmış zincirlerin kırılganlığını daha fazla sorgulamaya başladı. Bu sorgulama, üretimin coğrafyasında bir eğilim yarattı.
Veri ve kanıt
Hummels, Ishii ve Yi'nin çalışması, dünya ticaretinin neden milli gelirden çok daha hızlı büyüdüğüne dair bir açıklama sundu. Klasik modellerde tarifelerdeki küçük bir düşüş, ticarette küçük bir artışa yol açmalıdır. Ama bir mal üretim sürecinde sınırları birkaç kez geçiyorsa, her geçişteki tarife ve taşıma maliyeti malın toplam değerine eklenir; toplam maliyet, tek bir tarifenin gösterdiğinden çok daha büyüktür. Bu yüzden ticaret maliyetlerindeki düşüşler, üretimin parçalanmasını ve ara mal ticaretini hızla artırdı. Aynı mantık tersine de işler: ticaret maliyetlerindeki artışlar, zincirlere yayılmış üretimi orantısız biçimde vurabilir.
Boehm, Flaaen ve Pandalai-Nayar'ın bulgusu, küresel değer zincirlerinin verimliliğinin arkasındaki kırılganlığı gösterdi. Bir parça başka bir kaynaktan kolayca bulunamıyorsa, onun tedarikindeki bir kesinti, bütün üretimi durdurabilir. Bu bulgu, pandemi döneminde yarı iletken kıtlığının otomotiv üretimini dünya genelinde nasıl sekteye uğrattığını da açıklamaya yardım eder. Zincirler, normal zamanlarda maliyetleri düşürür; ama olağandışı şoklarda, bir ülkede başlayan kesintiyi hızla başka ülkelere taşır.
Yaygın yanlış«Bir ülkenin başka bir ülkeyle ticaret açığı, o ülkenin bu ticaretten kaybettiğini ve öbür ülkenin kazandığını gösterir.»
İkili brüt ticaret dengeleri, değer zincirlerinin olduğu bir dünyada son derece yanıltıcıdır. iPhone örneğinde ABD'nin Çin ile brüt ticaret açığı 1,9 milyar dolar görünürken, Çin'in yarattığı katma değer yalnızca 73 milyon dolardı; değerin çoğu Japonya, Almanya, Güney Kore ve ABD'nin kendisinden geliyordu. Bir ülkenin ticaretten ne kazandığı, ikili dengelere değil, yarattığı katma değere ve ticaretin genel verimlilik etkilerine bakılarak değerlendirilmelidir.
Yaygın yanlış«Yüksek ihracat rakamları, bir ülkenin ihracattan yüksek gelir elde ettiği anlamına gelir.»
İhracatın içinde yüksek oranda ithal girdi varsa, brüt ihracat rakamı yurt içinde yaratılan değeri olduğundan büyük gösterir. Montaj ağırlıklı bir sektörde 100 liralık ihracatın 70 lirası ithal parçalardan oluşabilir; yurt içinde kalan katma değer yalnızca 30 liradır. Bu yüzden ihracat performansını değerlendirirken, yurt içi katma değerin payına da bakmak gerekir.
Neden önemli?
Küresel değer zincirleri, gelişmekte olan ülkeler için yeni bir kalkınma yolu açtı. Geçmişte bir ülkenin sanayileşmesi, bütün bir sanayiyi, örneğin otomobil sanayisini, baştan sona kurmasını gerektiriyordu. Bugün bir ülke, bir zincirin tek bir aşamasına, örneğin montaja ya da belirli bir parçanın üretimine katılarak dünya pazarlarına girebilir. Bu, sanayileşmenin eşiğini düşürdü; ama aynı zamanda ülkelerin düşük katma değerli aşamalarda sıkışıp kalma riskini de beraberinde getirdi.
Türkiye için değer zincirleri hem fırsat hem de kırılganlık kaynağıdır. Otomotiv, beyaz eşya ve tekstil gibi sektörler, Avrupa'daki üretim ağlarının önemli halkaları hâline geldi. Ama Türkiye'nin ihracatının önemli bir kısmı ithal girdilere dayanır; bu, kurdaki değer kaybının ihracata etkisini sınırlar ve dış ticaret açığının yapısal bir boyut kazanmasına katkıda bulunur. Pandemi ve sonrasında şirketlerin tedarik zincirlerini yeniden düzenleme arayışları, Avrupa'ya yakınlığıyla Türkiye için yeni fırsatlar yaratırken, bu fırsatlardan yararlanmak altyapıya, becerilere ve kurumsal güvenilirliğe bağlıdır.
Model
Üretimin parçalanması
İktisatçı Richard Baldwin, küreselleşmenin tarihini iki büyük ayrışmayla açıklar. Birinci ayrışmada, on dokuzuncu yüzyılda buharlı gemiler ve demiryolları taşıma maliyetlerini düşürdü ve üretimin tüketimden coğrafi olarak ayrılmasını mümkün kıldı: bir ülkede üretilen mallar dünyanın öbür ucunda tüketilebilir hâle geldi. Ama üretimin kendisi, koordinasyon güçlüğü nedeniyle büyük ölçüde tek bir yerde kaldı.
İkinci ayrışma, 1980'lerin sonundan itibaren bilgi ve iletişim teknolojilerindeki devrimle başladı. Uzak mesafelerden karmaşık üretim süreçlerini koordine etmek ucuzladı; şirketler üretimin farklı aşamalarını, her aşama için en uygun maliyetli ülkeye yerleştirmeye başladı. Bu ayrışma, gelişmiş ülkelerin teknolojisini gelişmekte olan ülkelerin emeğiyle birleştirerek küresel değer zincirlerini doğurdu.
Dikey uzmanlaşmanın ölçülmesi
Hummels, Ishii ve Yi'nin ölçüsü basit bir mantığa dayanır. Bir sektörün ihracatı içindeki ithal girdi değeri, o sektörün üretiminde kullanılan ithal girdilerin üretime oranı ile ihracatın çarpımıdır. Bir sektör 1.000 liralık üretimde 400 liralık ithal girdi kullanıyor ve 600 liralık ihracat yapıyorsa, ihracatındaki ithal girdi değeri, 0,4 çarpı 600, yani 240 liradır.
Bu ölçünün bir sınırı, ithal girdilerin kendisinin de başka ülkelerin girdilerini içerebilmesidir. Bir ülkenin ithal ettiği bir parça, zincirin önceki aşamalarında o ülkenin kendi ihraç ettiği girdileri de içerebilir. Bu dolaylı bağlantıları hesaba katmak için ülkeler arası girdi-çıktı tablolarının kullanılması gerekir. OECD ve Dünya Ticaret Örgütü, 2013'ten itibaren bu tür tablolara dayanan katma değer ticareti verilerini yayımlamaya başladı.
Çözümlü örnek — Brüt ile katma değer
İki aşamalı bir zincir düşünelim. Güney Kore, 60 dolarlık parçaları Türkiye'ye ihraç ediyor. Türkiye bu parçalarla 40 dolarlık katma değer yaratarak bir cihaz üretiyor ve cihazı 100 dolara Almanya'ya ihraç ediyor. Brüt ticaret istatistiklerinde Güney Kore'nin Türkiye'ye 60, Türkiye'nin Almanya'ya 100 dolarlık ihracatı görünür; toplam dünya ihracatı 160 dolardır.
Oysa dünyada yaratılan toplam katma değer yalnızca 100 dolardır: Güney Kore'nin 60 ve Türkiye'nin 40 doları. Brüt istatistikler, 60 dolarlık parçayı iki kez saymıştır. Katma değer esasına göre Almanya'nın ithal ettiği 100 dolarlık cihazın 60 doları Güney Kore'den, 40 doları Türkiye'den gelir. Brüt istatistiklere göre Almanya'nın Türkiye ile 100 dolarlık, Güney Kore ile sıfır ticaret açığı vardır; katma değer esasına göre ise Türkiye ile 40, Güney Kore ile 60 dolarlık açığı vardır. Türkiye'nin ihracatındaki yabancı katma değer payı, yani geriye doğru katılımı, yüzde 60'tır.
İkili dengeler neden yanıltır?
Değer zincirlerinin olduğu bir dünyada, ikili brüt ticaret dengeleri, son montajın yapıldığı ülkeleri olduğundan büyük ihracatçılar gibi gösterir. Çin gibi büyük montaj merkezleri, zincirin önceki aşamalarındaki ülkelerin katma değerini de ihraç ediyor görünür; bu yüzden bu ülkelerle ticaret açığı veren ülkelerin açıkları, katma değer esasına göre ölçülen açıklardan büyüktür.
Bu, ticaret politikası tartışmaları için önemli bir sonuç doğurur. İkili ticaret açıklarını kapatmaya yönelik gümrük vergileri, yalnızca son montaj ülkesini değil, zincirin bütün halkalarını, hatta vergiyi koyan ülkenin kendi şirketlerinin ihraç ettiği parçaları da vurabilir. iPhone örneğinde, ABD'nin Çin'den yapılan iPhone ithalatına koyacağı bir vergi, Japon, Alman ve Koreli parça üreticilerini ve ABD'li şirketleri de etkilerdi.
Gümrük vergilerinin birikimi
Bir mal zincir boyunca sınırları birkaç kez geçtiğinde, her geçişte o aşamaya kadar birikmiş değerin tamamı üzerinden gümrük vergisi ödenir. Üç aşamalı bir zincir düşünelim: her aşama 100 dolarlık katma değer ekliyor ve her aşamadan sonra mal bir sınırı geçiyor. Her sınırda yüzde 5 vergi uygulanıyor.
Birinci geçişte 100 dolar üzerinden 5, ikincide 200 dolar üzerinden 10, üçüncüde 300 dolar üzerinden 15 dolar vergi ödenir; toplam 30 dolardır. Son aşamada eklenen katma değer yalnızca 100 dolar olduğu için, bu aşama açısından toplam vergi yükü katma değerinin yüzde 30'udur. Yüzde 5 gibi küçük görünen bir vergi oranı, zincire yayılmış üretim için çok daha büyük bir maliyet yaratır. Bu, önceki derslerde gördüğümüz etkin koruma oranı mantığının zincirlere uygulanmış biçimidir ve Hummels, Ishii ve Yi'nin vurguladığı büyütme etkisinin kaynağıdır.
Kur değişiminin zayıflayan etkisi
Önceki derste dalgalı kurun şok emici işlevini gördük: yerli paranın değer kaybetmesi ihracatçıların rekabet gücünü artırır. Ama ihracatın içinde yüksek oranda ithal girdi varsa, bu etki zayıflar. Değer kaybı, yerli maliyetleri döviz cinsinden ucuzlatır; ama ithal girdilerin maliyeti döviz cinsinden değişmez.
Açıklayıcı bir örnekte, bir ihracatçının maliyetinin yüzde 60'ı ithal girdilerden, yüzde 40'ı yerli emek ve katma değerden oluşsun. Yerli paranın değeri yüzde 10 gerilediğinde, yerli maliyetlerin döviz cinsinden değeri yüzde 10 düşer; toplam maliyet ise yalnızca yüzde 4 düşer. Maliyetlerin tamamı yerli olsaydı, rekabet gücündeki artış yüzde 10 olurdu. Bu yüzden ithal girdi bağımlılığı yüksek ekonomilerde, kurun değer kaybı ihracatı daha az artırır ve dış ticaret dengesini daha yavaş iyileştirir.
Gülümseme eğrisi ve kalkınma
Gülümseme eğrisine göre, montaj ve imalat aşamaları, değer zincirindeki en düşük katma değerli aşamalardır. iPhone örneğinde Çin'deki montajın payı, telefonun üretim maliyetinin yüzde 4'ünden azdı; tasarım, yazılım ve marka ise en büyük değeri yaratıyordu. Bu durum, zincirlere montaj aşamasından katılan ülkeler için bir soru doğurur: zincirde yukarı nasıl çıkılır?
Zincirde yükselmenin birkaç yolu vardır. Birincisi, daha karmaşık parçaların üretimine geçmektir. İkincisi, tasarım, mühendislik ve Ar-Ge gibi başlangıç aşamalarına girmektir. Üçüncüsü, marka ve dağıtım gibi bitiş aşamalarını kontrol etmektir. Bu yollar, beceri birikimini, teknoloji yatırımını ve kurumsal kapasiteyi gerektirir. Güney Kore ve Tayvan gibi ülkeler, montajdan başlayarak kendi markalarını ve yüksek teknolojili parçalarını üreten ülkelere dönüştü; ama pek çok ülke düşük katma değerli aşamalarda sıkışıp kaldı.
Zinciri kim yönetir?
Değer zincirleri kendiliğinden oluşmaz; çoğu zaman bir öncü şirket tarafından tasarlanır ve yönetilir. Gary Gereffi, John Humphrey ve Timothy Sturgeon 2005'te, zincirlerin yönetim biçimlerini beş tipe ayırdılar: alıcı ile satıcının yalnızca fiyat üzerinden ilişki kurduğu piyasa tipi; standartlaşmış parçaların kolayca farklı tedarikçilere yaptırılabildiği modüler tip; karşılıklı güvene ve yoğun bilgi alışverişine dayanan ilişkisel tip; küçük tedarikçilerin büyük bir alıcıya bağımlı olduğu tutsak tip ve bütün aşamaların tek bir şirketin içinde yürütüldüğü hiyerarşik tip.
Bu ayrım, bir ülkenin zincirden ne kazanacağını anlamak için önemlidir. Tutsak ilişkilerde tedarikçiler, öncü şirketin koşullarına bağımlıdır ve kazançların büyük kısmı öncü şirkete gider. İlişkisel ve modüler zincirlerde ise tedarikçiler yeteneklerini geliştirerek farklı müşterilere hizmet verebilir ve zincirde yükselme şansları artar. Bir ülkenin şirketlerinin hangi tür ilişkilere dahil olduğu, zincire katılımın kalkınmaya ne ölçüde katkı sağlayacağını belirler.
Bölgesel fabrikalar
Küresel değer zincirleri, adlarına rağmen, büyük ölçüde bölgesel olarak örgütlenmiştir. Baldwin, dünya imalat sanayisinin üç büyük merkez etrafında kümelendiğini vurgular: Almanya merkezli bir Avrupa fabrikası, Çin, Japonya ve Güney Kore merkezli bir Asya fabrikası ve ABD merkezli bir Kuzey Amerika fabrikası. Parça ticaretinin büyük kısmı bu bölgelerin içinde gerçekleşir.
Bu bölgesel yapının nedeni, önceki derslerde gördüğümüz ticaret maliyetleridir. Zincirlere yayılmış üretim, sık ve hızlı teslimat, yüz yüze koordinasyon ve güvenilir lojistik gerektirir; bunlar uzaklıkla hızla pahalanır. Türkiye'nin otomotiv ve beyaz eşya sektörlerinin Avrupa fabrikasına entegrasyonu, bu coğrafi mantığın bir örneğidir ve gümrük birliği bu entegrasyonu kolaylaştırmıştır.
Hizmetlerin gizli payı
Değer zincirleri yalnızca mallardan oluşmaz. Tasarım, mühendislik, yazılım, lojistik, finans ve pazarlama gibi hizmetler, imalat ürünlerinin değerinin önemli bir kısmını oluşturur. Brüt ticaret istatistiklerinde bu hizmetler, içinde yer aldıkları malların değerine gömülü olarak görünür ve hizmet ticareti olarak kaydedilmez.
Katma değer ticareti verileri, hizmetlerin bu gizli payını görünür kılar. Bir otomobilin ihracat değerinin içinde, yurt içindeki mühendislik, bankacılık ve taşımacılık hizmetlerinin katkısı vardır. Bu, bir ülkenin hizmet sektörünün verimliliğinin, imalat ihracatının rekabet gücünü de doğrudan etkilediği anlamına gelir; yavaş gümrük işlemleri, pahalı lojistik ya da yetersiz dijital altyapı, imalatçıların zincirlere katılımını zorlaştırır.
Zincirler ve emek
Değer zincirlerinin işçiler üzerindeki etkisi tartışmalıdır. Bir görüş, zincirlerin gelişmekte olan ülkelerde tarımdan imalata geçişi hızlandırdığını, kayıtlı istihdamı artırdığını ve ücretleri yükselttiğini vurgular. Zincire katılan firmalar, genellikle katılmayanlardan daha verimlidir ve daha yüksek ücret öder.
Öbür görüş, öncü şirketlerin maliyet baskısının tedarikçileri düşük ücretlere, uzun çalışma saatlerine ve zayıf iş güvenliği koşullarına ittiğini vurgular. 2013'te Bangladeş'te bir hazır giyim fabrikasının çökmesi ve binlerce işçinin yaralanması ya da hayatını kaybetmesi, bu tartışmayı dünya gündemine taşıdı. Bu felaketten sonra uluslararası markalar, tedarikçilerindeki çalışma koşullarını denetlemeyi taahhüt eden anlaşmalar imzaladı. Zincirlerin emek üzerindeki etkisi, ülkenin kurumlarına, sektöre ve zincirin yönetim biçimine bağlıdır.
Şokların yayılması
Değer zincirleri, bir ülkedeki şokun başka ülkelere hızla yayılması için kanallar oluşturur. Boehm, Flaaen ve Pandalai-Nayar'ın gösterdiği gibi, girdiler kolayca ikame edilemediğinde, bir tedarikçideki kesinti bütün zinciri durdurabilir. Tam zamanında üretim anlayışı, yani stokları en aza indirerek maliyetleri düşürme stratejisi, bu kırılganlığı artırır.
Pandemi dönemi bu kırılganlığı açıkça gösterdi. Fabrikaların kapanması, konteyner taşımacılığındaki aksaklıklar ve yarı iletken kıtlığı, birbirine bağlı zincirler boyunca yayıldı ve pek çok sektörde üretim kesintilerine ve fiyat artışlarına yol açtı. Bu deneyim, şirketleri ve hükümetleri, verimlilik ile dayanıklılık arasındaki ödünleşimi yeniden düşünmeye yöneltti.
Verimlilik ve dayanıklılık
Küresel değer zincirleri, üretimin her aşamasını en uygun maliyetli yere yerleştirerek verimliliği en üst düzeye çıkarır. Ama bu verimlilik, tedarik kaynaklarının az sayıda ülkede ve şirkette yoğunlaşması pahasına gelebilir. Dayanıklılığı artırmanın yolları, tedarik kaynaklarını çeşitlendirmek, stokları artırmak ve üretimi yakına taşımaktır; ama bu yolların her biri maliyetleri artırır.
Bu ödünleşim konusunda iktisatçılar arasında farklı görüşler vardır. Bir görüş, dayanıklılığın şirketlerin kendi çıkarına olduğunu, bu yüzden piyasanın uygun dengeyi kendiliğinden bulacağını savunur. Öbür görüş, bir şirketin tedarik kesintisinin başka şirketlere ve bütün ekonomiye yayılan maliyetlerini hesaba katmadığını, bu yüzden özel kararların toplumsal açıdan yetersiz dayanıklılık üreteceğini ve kamu politikasının rol oynayabileceğini öne sürer. Ulusal güvenlik kaygılarıyla birleştiğinde bu tartışma, önceki derslerde gördüğümüz korumacılık tartışmalarıyla kesişir.
Yakına taşıma ve Türkiye
Pandemi ve jeopolitik gerilimler, bazı şirketlerin üretimlerini Asya'dan tüketici pazarlarına daha yakın ülkelere kaydırma arayışını güçlendirdi. Avrupa pazarı için Türkiye, Doğu Avrupa ve Kuzey Afrika bu eğilimin olası adresleri arasında sık sık anılır. Türkiye'nin avantajları, Avrupa'ya coğrafi yakınlığı, gümrük birliği, gelişmiş sanayi altyapısı ve belirli sektörlerdeki deneyimidir.
Ama bu fırsattan yararlanmak kendiliğinden gerçekleşmez. Şirketlerin yatırım kararları, makroekonomik istikrara, hukuki öngörülebilirliğe, nitelikli işgücüne, lojistik altyapıya ve enerji maliyetlerine bağlıdır. Ayrıca yakına taşıma eğiliminin gerçek büyüklüğü tartışmalıdır: bazı veriler tedarik kaynaklarının gerçekten çeşitlendiğini gösterirken, bazıları zincirlerin büyük ölçüde yerinde kaldığını, yalnızca belirli ürünlerde yeniden düzenlendiğini gösterir.
Uygulama
Özet kartı
- Üretim, bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelerle ülkeler arasında aşamalara bölündü; Hummels, Ishii ve Yi, ithal girdilerin ihraç mallarına dönüştürülmesi olan dikey uzmanlaşmanın dünya ihracatının yüzde 30'una kadar ulaştığını ve hızla büyüdüğünü gösterdi.
- Brüt ticaret istatistikleri ara malları defalarca sayar ve ikili dengeleri yanıltıcı kılar. Xing ve Detert'e göre iPhone 3G'nin yaklaşık 179 dolarlık üretim maliyetinin yalnızca 6,50 doları Çin'deki montajdan geliyordu; 2009'da iPhone'un ABD–Çin açığına 1,9 milyar dolarlık katkısı, katma değer esasına göre 73 milyon dolara iniyordu.
- Sınırları defalarca geçen mallarda gümrük vergileri birikir; açıklayıcı örnekte üç sınırda yüzde 5'lik vergi, son aşamanın katma değerinin yüzde 30'u kadar bir yük yarattı. İthal girdi payı yüzde 60 olan bir ihracatçıda yüzde 10'luk değer kaybı maliyetleri yalnızca yüzde 4 düşürür.
- Gülümseme eğrisine göre montaj en düşük katma değerli aşamadır; zincirde yükselmek, daha karmaşık parçalara, tasarım ve Ar-Ge'ye ya da marka ve dağıtıma geçmeyi gerektirir.
- Boehm, Flaaen ve Pandalai-Nayar, 2011 Tōhoku depreminden sonra ABD'deki Japon iştiraklerinde üretimin ithal girdilerdeki düşüşle neredeyse bire bir azaldığını gösterdi; zincirler şokları yayar. Verimlilik ile dayanıklılık arasındaki ödünleşim ve yakına taşıma eğilimi, Türkiye için fırsatlar ve koşullar yaratır.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Dikey uzmanlaşma | Vertical specialisation | İthal girdilerle üretilen malların ihracatı |
| Katma değer ticareti | Trade in value added | Ticaretin ülkelerin yarattığı katma değere göre ölçülmesi |
| Geriye doğru katılım | Backward participation | İhracattaki yabancı katma değer payı |
| İleriye doğru katılım | Forward participation | Başka ülkelerin ihracatında kullanılan yurt içi girdi payı |
| Gülümseme eğrisi | Smile curve | Zincirin baş ve son aşamalarında yüksek, ortasında düşük katma değer |
| Yakına taşıma | Nearshoring | Üretimin tüketici pazarlarına yakın ülkelere kaydırılması |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Geriye doğru katılım ile ileriye doğru katılım arasındaki fark nedir? Hangi tür ülkelerde hangisinin yüksek olmasını beklersin?
- (Çıktı 2) Brüt ticaret istatistikleri neden ara malları çift sayar? Bu durum ikili ticaret dengelerini nasıl etkiler?
- (Çıktı 3) Japonya, 30 dolarlık bir parçayı Vietnam'a ihraç ediyor. Vietnam 20 dolarlık katma değer ekleyerek bir ürün üretip 50 dolara Türkiye'ye satıyor. Türkiye 50 dolarlık katma değer ekleyerek son ürünü 100 dolara ABD'ye ihraç ediyor. Brüt dünya ihracatını ve toplam katma değeri hesapla. Türkiye'nin ihracatındaki yabancı katma değer payı nedir?
- (Çıktı 3) Dört aşamalı bir zincirde her aşama 50 dolarlık katma değer ekliyor ve her aşamadan sonra mal bir sınır geçiyor. Her sınırda yüzde 4 vergi uygulanıyor. Toplam vergiyi ve son aşamanın katma değerine oranını hesapla.
- (Çıktı 3) Bir ihracatçının maliyetinin yüzde 45'i ithal girdilerden oluşuyor. Yerli paranın değeri yüzde 20 gerilerse, döviz cinsinden toplam maliyet ne kadar düşer? İthal girdi payı yüzde 70 olsaydı sonuç ne olurdu?
- (Çıktı 4) Bir açık oturumda şu görüş dile getiriliyor: «Türkiye'nin küresel değer zincirlerine katılımı, ihracatımızı artırdı ama bizi dışa bağımlı ve kırılgan yaptı; çözüm, bütün parçaları yurt içinde üretmektir» diyor. Gülümseme eğrisini, Boehm, Flaaen ve Pandalai-Nayar'ın bulgusunu, verimlilik ile dayanıklılık ödünleşimini ve yakına taşımayı kullanarak bu görüşün güçlü ve zayıf yanlarını ayır.
Cevaplar
- Geriye doğru katılım, bir ülkenin ihracatının içindeki yabancı katma değer payıdır; ülkenin başkalarının girdilerini işleyerek ihraç ettiğini gösterir. İleriye doğru katılım ise ülkenin ihraç ettiği girdilerin başka ülkelerin ihracatında kullanılan kısmıdır; ülkenin başkalarına girdi sağladığını gösterir. Montaj ve işleme ağırlıklı ülkelerde geriye doğru katılım yüksektir; hammadde, enerji ve yüksek teknolojili parça ihracatçılarında ve tasarım ile Ar-Ge hizmeti sunan ülkelerde ileriye doğru katılım yüksektir.
- Brüt istatistikler, sınırı geçen her malın tam değerini kaydeder. Bir parça bir ülkeden ihraç edildiğinde bir kez, o parçayı içeren ürün başka bir ülkeden ihraç edildiğinde ise ikinci kez sayılır. Bu yüzden son montajın yapıldığı ülke, zincirin önceki aşamalarındaki ülkelerin katma değerini de ihraç ediyor gibi görünür. İkili dengelerde bu ülkeyle ticaret yapan ülkelerin açıkları, katma değer esasına göre ölçülen açıklardan büyük, önceki aşamalardaki ülkelerle olan açıklar ise küçük görünür.
- Brüt dünya ihracatı 30 artı 50 artı 100, yani 180 dolardır. Toplam katma değer 30 artı 20 artı 50, yani 100 dolardır; 80 dolar çift sayılmıştır. Türkiye'nin 100 dolarlık ihracatının içindeki yabancı katma değer, Japonya'nın 30 ve Vietnam'ın 20 dolarıdır; toplam 50 dolar, yani ihracatın yüzde 50'sidir.
- Birinci sınırda 50 dolar üzerinden 2, ikincide 100 dolar üzerinden 4, üçüncüde 150 dolar üzerinden 6, dördüncüde 200 dolar üzerinden 8 dolar vergi ödenir; toplam 20 dolardır. Son aşamanın katma değeri 50 dolar olduğu için, toplam vergi yükü bu katma değerin yüzde 40'ıdır. Yüzde 4 gibi küçük bir vergi oranı, zincire yayılmış üretimde çok daha büyük bir yük yaratır.
- Yerli maliyetler toplam maliyetin yüzde 55'idir. Yüzde 20'lik değer kaybı, bu kısmın döviz cinsinden değerini yüzde 20 düşürür; toplam maliyet 0,55 çarpı 20, yani yüzde 11 düşer. İthal girdi payı yüzde 70 olsaydı, yerli pay yüzde 30 olurdu ve toplam maliyet 0,30 çarpı 20, yani yalnızca yüzde 6 düşerdi. İthal girdi bağımlılığı arttıkça, kurun rekabet gücü üzerindeki etkisi zayıflar.
- Görüşün tespiti kısmen doğrudur, ama önerisi sorunludur. Boehm, Flaaen ve Pandalai-Nayar'ın bulgusu, zincirlerin şokları yaydığını ve ithal girdilerin kolayca ikame edilemediğini gösterir; bu kırılganlık gerçektir. Ama bütün parçaları yurt içinde üretmek, zincirlerin sağladığı verimlilik kazançlarından vazgeçmek, maliyetleri artırmak ve ihracatta rekabet gücünü kaybetmek anlamına gelir; ayrıca yurt içi üretim de kendi şoklarına açıktır. Gülümseme eğrisine göre asıl hedef, bütün aşamaları yurt içine almak değil, zincirde daha yüksek katma değerli aşamalara yükselmektir. Dayanıklılık, tedarik kaynaklarını çeşitlendirerek, kritik girdilerde stok tutarak ve yakına taşıma eğiliminden yararlanarak Avrupa'ya yönelik zincirlerde daha büyük bir rol üstlenerek de artırılabilir. Daha dengeli bir yaklaşım, verimlilik ile dayanıklılık arasındaki ödünleşimi sektör sektör değerlendirmek ve kritik darboğazlara odaklanmaktır.
İleri okuma
- Yuqing Xing ve Neal Detert (2010). «How the iPhone Widens the United States Trade Deficit with the People's Republic of China». ADBI Working Paper 257. Brüt ve katma değer ticaretinin karşılaştırılmasının klasik örneği.
- David Hummels, Jun Ishii ve Kei-Mu Yi (2001). «The Nature and Growth of Vertical Specialization in World Trade». Journal of International Economics 54(1). Dikey uzmanlaşmanın ölçülmesi.
- Christoph E. Boehm, Aaron Flaaen ve Nitya Pandalai-Nayar (2019). «Input Linkages and the Transmission of Shocks: Firm-Level Evidence from the 2011 Tōhoku Earthquake». Review of Economics and Statistics 101(1). Şokların zincirler boyunca yayılması.
- Richard Baldwin (2016). The Great Convergence: Information Technology and the New Globalization. Harvard University Press. Küreselleşmenin iki ayrışması ve değer zincirleri.
Sonraki derse köprü
Bu derste üretimin ülkeler arasında aşamalara bölündüğünü ve bu zincirlerin büyük kısmının çok uluslu şirketler tarafından örgütlendiğini gördük. iPhone'u Apple tasarlıyor, parçalarını farklı ülkelerdeki şirketlerden alıyor ve Tayvanlı bir şirketin Çin'deki fabrikasında monte ettiriyordu. Şirketler neden bazı aşamaları kendi yabancı iştiraklerinde yürütürken bazılarını bağımsız tedarikçilere bırakır? Bir ülkeye yapılan yabancı yatırım, o ülkenin verimliliğine, ücretlerine ve teknolojisine ne katar? Sıradaki ders doğrudan yabancı yatırımı ele alıyor: şirketlerin yurt dışında üretim yapma nedenlerini, yatay ve dikey yatırım ayrımını ve yabancı yatırımın ev sahibi ülkeye etkilerine dair kanıtları inceleyeceğiz.