Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Türkiye 1959'da ortaklık başvurusu yaptı; 1963 Ankara Anlaşması gümrük birliğini hedefledi, 1970 Katma Protokol takvimi belirledi ve 1/95 sayılı kararla birlik 31 Aralık 1995'te yürürlüğe girdi. Birlik sanayi mallarını kapsar; tarım, hizmetler ve kamu alımları dışındadır.
- Gümrük birliğinde ortak dış tarife menşe kurallarını gereksiz kılar; Dünya Bankası'na göre bir serbest ticaret anlaşması altında Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne ihracatı yüzde 3 ile 7 arasında daha düşük olurdu. Buna karşılık üyeler dış ticaret politikasındaki bağımsızlığını kaybeder.
- Viner'e göre bölgesel anlaşmalar hem ticaret yaratır hem de ticaret saptırır; açıklayıcı örnekte yüzde 30'luk ortak dış tarife 1.000 liralık saptırma kaybıyla ülkeye net 879 lira kaybettirirken, yüzde 10'luk dış tarife saptırmayı ortadan kaldırıp net 392 lira kazandırdı. Yeats, Mercosur'da yüksek dış tarifelerin önemli bir saptırmaya yol açtığını buldu.
- İki taraf arasındaki ticaret 1996'dan bu yana dört kattan fazla arttı, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne ihracatında endüstri içi ticaretin payı yüzde 30'dan yüzde 50'nin üzerine çıktı; ama Türkiye'nin dünyanın geri kalanıyla ticareti daha hızlı büyüdüğü için Avrupa Birliği'nin payı azaldı.
- Birliğin temel sorunu, Avrupa Birliği'nin kural koyucu, Türkiye'nin kural alıcı olmasıdır; Avrupa Birliği'nin üçüncü ülkelerle anlaşmaları ticaret sapmasına yol açar. Karayolu kotaları, vizeler ve ticaret koruma araçları da serbest dolaşımı sınırlar; güncelleme tartışması tarım, hizmetler ve karar alma asimetrisi etrafında döner.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Gümrük birliğini, serbest ticaret alanını, menşe kurallarını, ticaret yaratmayı, ticaret saptırmayı ve ticaret sapmasını tanımlar.
- Anlama — Bölgesel bir anlaşmanın, üyeler arasındaki ticareti artırsa bile neden bir ülkenin refahını azaltabileceğini ve gümrük birliği ile serbest ticaret alanının hangi sorunlarda farklı sonuçlar doğurduğunu açıklar.
- Uygulama — Basit bir ithalat piyasasında gümrük birliğinin tüketici kazancını, gümrük geliri kaybını, ticaret yaratma kazancını ve ticaret saptırma kaybını hesaplar; ortak dış tarifenin düzeyinin sonucu nasıl değiştirdiğini gösterir.
- Değerlendirme — Türkiye–AB gümrük birliğinin kazançlarını, asimetrilerini ve güncelleme tartışmasını kanıtlara dayanarak dengeli biçimde değerlendirir.
Sezgi
Açılış
Türkiye'de üretilen bir otomobil, Almanya'daki bir galeriye hiçbir gümrük vergisi ödemeden ulaşır; Almanya'da üretilmiş bir otomobil de Türkiye'ye aynı biçimde girer. Ama Güney Kore'den gelen bir otomobil, hem Almanya'ya hem Türkiye'ye aynı ortak vergiyle girer. Bu düzen, Türkiye'nin 1996'dan beri içinde bulunduğu gümrük birliğinin özüdür. Aynı düzen, Türkiye'nin kendi başına belirleyemediği bir dış ticaret politikası anlamına da gelir.
Önceki derste çok taraflı ticaret sisteminin tıkandığını ve ülkelerin giderek daha fazla bölgesel anlaşmaya yöneldiğini gördük. Bu derste bölgesel anlaşmaların en derin biçimlerinden biri olan gümrük birliklerini inceliyoruz. Bir gümrük birliğinin üyelerine ne zaman kazandırıp ne zaman kaybettirdiğini açıklayan kuramsal çerçeveyi kuracak, ardından bu çerçeveyi Türkiye–AB gümrük birliğine uygulayacağız.
Hikâye — Otuz iki yıllık bir yol
31 Temmuz 1959'da Türkiye, iki yıl önce kurulmuş olan Avrupa Ekonomik Topluluğu'na ortak üyelik için başvurdu. Başvuru, 12 Eylül 1963'te imzalanan ve Ankara Anlaşması olarak bilinen ortaklık anlaşmasıyla sonuçlandı. Taraflar, aralarında bir gümrük birliği kurmayı kabul ettiler; ama bu hedefe nasıl ve ne zaman ulaşılacağı henüz belirsizdi.
23 Kasım 1970'te imzalanan Katma Protokol, gümrük vergilerinin ve kotaların kaldırılması için bir takvim belirledi. Topluluk, Türkiye'nin sanayi mallarına pazarını 1970'lerden itibaren büyük ölçüde açtı; ama Türkiye'nin kendi indirimleri, ekonomik krizler ve siyasi çalkantılar nedeniyle defalarca ertelendi. Ancak 6 Mart 1995'te Ortaklık Konseyi'nin aldığı 1/95 sayılı kararla gümrük birliğinin son aşaması tanımlandı ve birlik, 31 Aralık 1995'te yürürlüğe girdi.
Dünya Bankası'nın 2014'te yayımladığı değerlendirmeye göre, bu, Avrupa Birliği'nin üye olmayan bir ülkeyle kurduğu işleyen gümrük birliklerinin ilk örneklerinden biriydi ve Ankara Anlaşması'ndan otuz iki yıl sonra gelen bir sonuçtu. Türkiye, sanayi mallarında AB'nin ortak dış tarifesini kendi tarifesi olarak kabul etti ve iki taraf, aralarındaki gümrük vergilerini, miktar kısıtlamalarını ve eşdeğer etkili vergileri kaldırdı. Ama tarım, hizmetler ve kamu alımları birliğin dışında kaldı; ve Türkiye, ortak tarifeyi uygularken, bu tarifenin ve Avrupa Birliği'nin üçüncü ülkelerle yapacağı anlaşmaların belirlenmesinde söz sahibi olmayacaktı.
Kavram
Bölgesel ticaret anlaşmaları, üyeleri arasındaki entegrasyonun derinliğine göre sınıflanır. Gümrük birliği, bu derinliğin önemli bir basamağıdır.
Gümrük birliğinden daha sığ bir entegrasyon biçimi, her üyenin dış politikasını kendi belirlediği düzenlemedir. Bu düzenleme, dünyada çok daha yaygındır.
Serbest ticaret alanında, dış tarifesi düşük bir üye üzerinden mallar dış tarifesi yüksek bir üyeye vergisiz ulaşabilir. Bunu önlemek için özel kurallar gerekir.
Bölgesel anlaşmaların refah etkilerini anlamak için, 1950'de Jacob Viner'in yaptığı bir ayrım temel alınır. Bu ayrıma göre anlaşmanın ticaret üzerindeki etkisi iki farklı biçim alabilir.
Viner'in asıl katkısı, bölgesel anlaşmaların her zaman refahı artırmayabileceğini göstermesiydi. Anlaşma, ticareti daha verimli dış üreticilerden daha az verimli üye üreticilere de kaydırabilir.
Gümrük birliğinin bir üyesi ortak tarifeyi uygularken üçüncü ülkelerle kendi anlaşmalarını yapamıyorsa, başka bir asimetri ortaya çıkar. Bu asimetri, malların üçüncü ülkelerden dolaylı yoldan girmesine yol açabilir.
Veri ve kanıt
Aynı rapor, gümrük birliğinin kusurlarını da açıkça ortaya koydu. Avrupa Birliği'nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmaları, bu ülkelerin mallarının Avrupa Birliği üzerinden Türkiye'ye vergisiz ulaşabilmesine yol açıyor, ama bu ülkeler Türkiye ile ayrı anlaşma yapmayı bazen reddettiği için Türk ihracatçıları aynı erişimi elde edemiyordu. Karayolu taşımacılığındaki kotalar ve geçiş izinleri, iş seyahatleri için vizeler ve iki tarafın birbirine karşı kullandığı ticaret koruma araçları da malların serbest dolaşımını sınırlıyordu. Ayrıca Türkiye'nin milli gelirinin yaklaşık yüzde 10'unu oluşturan tarım ve yüzde 60'ını oluşturan hizmetler birliğin dışındaydı. Rapor, bu alanlara genişlemenin önemli kazançlar sağlayabileceğini değerlendirdi.
Yeats'in bulgusu, Viner'in kuramsal uyarısının gerçek bir karşılığı olduğunu gösterdi. Birlik içindeki ticaretin hızla artması, bir anlaşmanın başarısının kanıtı gibi görünebilir; ama bu artış, üyelerin verimli olmadığı mallarda dış rekabetten korunarak sağlanıyorsa, refah kazancı değil kaybı olabilir. Yeats'in çalışması Mercosur üyelerinin itirazlarına da konu oldu; ama dış tarifenin düzeyinin ticaret saptırmanın boyutunu belirlediği sonucu, bölgesel anlaşmaların değerlendirilmesinde temel bir ölçüt olarak kaldı. Türkiye'nin gümrük birliğinde görece düşük bir ortak dış tarifeyi benimsemesi, bu açıdan önemli bir avantajdı.
Yaygın yanlış«Bölgesel bir anlaşmadan sonra üyeler arasındaki ticaret artıyorsa, anlaşma üyelerin refahını artırmıştır.»
Üyeler arası ticaretin artışı, ticaret yaratmadan olduğu kadar ticaret saptırmadan da kaynaklanabilir. Ticaret, birlik dışındaki daha verimli üreticilerden birlik içindeki daha az verimli üreticilere kayıyorsa, üyeler arası ticaret artsa bile ülke gümrük gelirini kaybeder ve mal için gerçekte daha fazla öder. Refah etkisi, ticaret yaratma kazancının ticaret saptırma kaybından büyük olup olmadığına bağlıdır.
Yaygın yanlış«Gümrük birliği ile serbest ticaret alanı arasında pratikte bir fark yoktur; ikisinde de üyeler arasında vergi kalkar.»
İki düzenleme önemli bakımlardan farklıdır. Gümrük birliğinde ortak dış tarife vardır; bu yüzden menşe kurallarına gerek kalmaz ve belgeleme maliyetleri düşer. Ama üyeler dış ticaret politikalarındaki bağımsızlıklarını kaybeder. Serbest ticaret alanında ise her üye kendi dış politikasını belirler, ama menşe kuralları ve ticaret sapması sorunlarıyla uğraşmak zorunda kalır.
Neden önemli?
Türkiye–AB gümrük birliği, Türkiye'nin dış ticaret politikasının temel çerçevesidir. Türkiye'nin sanayi mallarındaki gümrük vergileri, ticaret anlaşmaları, ticaret koruma önlemleri ve teknik mevzuatı, büyük ölçüde bu çerçeve tarafından belirlenir. Birliğin kazançlarını ve maliyetlerini anlamak, Türkiye'nin ticaret politikası tartışmalarını ve Avrupa Birliği ile ilişkilerini değerlendirmek için vazgeçilmezdir.
Gümrük birliğinin güncellenmesi, uzun süredir gündemdedir. Tarımın, hizmetlerin ve kamu alımlarının kapsama alınması, karar alma süreçlerindeki asimetrilerin giderilmesi ve Avrupa Birliği'nin üçüncü ülkelerle yaptığı anlaşmalardan doğan sorunların çözülmesi, Türkiye için önemli fırsatlar ve bazı sektörler için zorlu uyum süreçleri anlamına gelir. Bu tartışmaları anlamak, bölgesel ticaret anlaşmalarının kuramını ve somut kanıtlarını birlikte kullanmayı gerektirir.
Model
Bölgesel entegrasyonun basamakları
Bölgesel entegrasyon, genellikle giderek derinleşen basamaklar hâlinde sınıflandırılır. En sığ basamak, üyelerin birbirlerine bazı mallarda tercihli vergi uyguladığı tercihli ticaret anlaşmasıdır. Serbest ticaret alanında üyeler arasındaki vergiler tamamen kalkar ama dış tarifeler ayrı kalır. Gümrük birliğinde bunlara ortak dış tarife eklenir.
Daha derin basamaklarda, ortak pazarda emek ve sermayenin de serbestçe dolaşması sağlanır; ekonomik birlikte ise ekonomi politikaları uyumlaştırılır ve bazen ortak bir para birimi benimsenir. Avrupa Birliği, üyeleri arasında bu basamakların en derinlerine ulaşmıştır. Türkiye–AB düzenlemesi ise yalnızca sanayi mallarını kapsayan bir gümrük birliğidir; emek, hizmetler ve sermaye bakımından ortak pazarın parçası değildir.
Menşe kurallarının maliyeti
Serbest ticaret alanlarında menşe kuralları kaçınılmazdır, ama maliyetlidir. Bir ihracatçı, ürününün tercihli muameleden yararlanabilmesi için girdilerinin nereden geldiğini belgelemek, gerekirse tedarik zincirini değiştirmek zorunda kalabilir. Menşe kurallarını karşılamanın maliyeti tercih marjını aşarsa, ihracatçı tercihi hiç kullanmaz ve normal vergiyi öder.
Dünya Bankası'nın hesabı, gümrük birliğinin bu maliyeti ortadan kaldırmasının değerini gösterir: menşe kurallarının maliyeti malın değerinin yüzde 2 ile 6'sı arasındaysa, bir serbest ticaret anlaşması altında Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne ihracatı yüzde 3 ile 7 arasında daha düşük olurdu. Küresel değer zincirlerinde, bir malın parçaları birçok ülkeden geldiği için, bu maliyetler daha da önemlidir.
Viner'in çerçevesi
Jacob Viner 1950'de yayımladığı kitapta, gümrük birliklerinin refah etkisinin belirsiz olduğunu gösterdi. O zamana kadar birçok iktisatçı, gümrük birliğini serbest ticarete doğru bir adım olarak görüyor ve bu yüzden refahı artıracağını varsayıyordu. Viner, birliğin ayrımcı bir düzenleme olduğunu vurguladı: üyelere karşı vergiler kalkarken, üye olmayanlara karşı vergiler kalır.
Bu ayrımcılık, iki etkiyi birlikte doğurur. Ticaret yaratma, verimsiz yurt içi üretimin yerini daha verimli bir üyeden ithalatın almasıdır ve refahı artırır. Ticaret saptırma ise verimli bir üye olmayan ülkeden yapılan ithalatın yerini daha az verimli bir üyeden ithalatın almasıdır ve refahı azaltabilir. Birliğin net etkisi, iki etkinin göreli büyüklüğüne bağlıdır.
Çözümlü örnek — Saptırmanın bedeli
Açıklayıcı bir piyasa düşünelim. Bir ülke bir malı üretmiyor ve tamamen ithal ediyor. Dünyanın en ucuz üreticisi olan üçüncü bir ülkede malın fiyatı 70, gümrük birliğine katılacağı ortakta ise 80 liradır. Ülkenin talebi, 282 eksi iki kat fiyattır.
Birlikten önce bütün ülkelere yüzde 30 vergi uygulanıyor. Üçüncü ülkenin malı 91, ortağın malı 104 liraya geliyor; ülke 100 birim alıyor ve hepsini üçüncü ülkeden ithal ediyor. Gümrük geliri birim başına 21, toplam 2.100 liradır. Birlikten sonra ortaktan gelen mal vergisiz, 80 liradan girer; üçüncü ülkeye ise ortak dış tarife olarak yine yüzde 30 uygulanırsa, onun malı 91 lirada kalır. Ülke bütün ithalatını ortağa kaydırır ve fiyat 80'e düştüğü için 122 birim alır.
Tüketicilerin kazancı, fiyat düşüşü ile ortalama miktarın çarpımı olarak 11 çarpı 111, yani 1.221 liradır. Ama devlet 2.100 liralık gümrük gelirini tamamen kaybeder. Net sonuç eksi 879 liradır. Bu kayıp iki parçaya ayrılır: 100 birimi 70 yerine 80'e almanın bedeli olan 1.000 liralık ticaret saptırma kaybı ve artan tüketimin getirdiği 121 liralık ticaret yaratma kazancı. Birlik içi ticaret sıfırdan 122 birime çıkmış, ama ülkenin refahı azalmıştır.
Çözümlü örnek — Ortak dış tarife düşük olursa
Aynı piyasada, birliğin ortak dış tarifesi yüzde 30 yerine yüzde 10 olsun. Bu durumda üçüncü ülkenin malı 77 liraya gelir; ortağın 80 liralık malından hâlâ ucuzdur. Ülke ithalatını üçüncü ülkeden yapmaya devam eder, fiyat 91'den 77'ye düşer ve tüketim 128 birime çıkar.
Tüketicilerin kazancı 14 çarpı 114, yani 1.596 liradır. Gümrük geliri 2.100'den 7 çarpı 128, yani 896 liraya düşer; kayıp 1.204 liradır. Net sonuç artı 392 liradır ve ticaret saptırma hiç yoktur. Bu karşılaştırma, bir gümrük birliğinin refah etkisinin büyük ölçüde ortak dış tarifenin düzeyine bağlı olduğunu gösterir. Türkiye'nin gümrük birliğiyle birlikte Avrupa Birliği'nin görece düşük sanayi tarifelerini benimsemesi, Dünya Bankası'nın vurguladığı gibi, Türkiye'nin sanayi mallarındaki ithalat vergilerini büyük ölçüde düşürdü ve bu, birliğin en önemli kazançlarından biri oldu.
Saptırmayı ne belirler?
Ticaret saptırma riskini belirleyen birkaç etken vardır. Birincisi, ortak dış tarifenin düzeyidir: yüksek bir dış tarife, üye olmayan verimli üreticileri dışarıda bırakır ve saptırmayı artırır. İkincisi, birlik üyelerinin dünyanın en verimli üreticilerine ne kadar yakın olduğudur: üyeler zaten dünyanın en verimli üreticileri arasındaysa, saptırma az olur.
Üçüncüsü, üyelerin birlik kurulmadan önce birbirleriyle ne kadar ticaret yaptığıdır. Paul Krugman gibi bazı iktisatçılar, coğrafi olarak yakın ve zaten yoğun ticaret yapan «doğal ticaret ortakları» arasındaki anlaşmaların, taşıma maliyetlerinin düşüklüğü nedeniyle daha az saptırma yaratacağını savundu. Türkiye için Avrupa Birliği, gümrük birliğinden önce de en büyük ticaret ortağıydı; bu, saptırma riskini sınırlayan bir etkendi.
Dinamik etkiler
Viner'in çerçevesi durağandır: ticaretin mevcut üreticiler arasında nasıl yeniden dağıldığına bakar. Ama bölgesel anlaşmaların önemli etkileri zaman içinde ortaya çıkar. Daha büyük bir pazara erişim, önceki derslerde gördüğümüz ölçek ekonomilerini ve çeşitlilik kazançlarını mümkün kılar. Daha yoğun rekabet, verimsiz firmaları piyasadan çıkarır ve verimli firmaları büyütür.
Gümrük birliği ayrıca teknik mevzuatın ve standartların uyumlaştırılmasını gerektirir. Türkiye, birlik kapsamında Avrupa Birliği'nin ürün güvenliği ve standartlar mevzuatını büyük ölçüde benimsedi. Bu uyum, Türk üreticilerinin Avrupa tedarik zincirlerine katılmasını kolaylaştırdı ve Dünya Bankası'nın belirttiği gibi, Avrupa Birliği kaynaklı doğrudan yatırımların artmasına katkıda bulundu. Bu dinamik kazançlar, durağan hesaplarda görünmez ama birliğin toplam etkisinin önemli bir parçası olabilir.
Türkiye'nin ticaretindeki değişim
Dünya Bankası'na göre, 1996–2011 döneminde Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne ihracatı yaklaşık dört kat artarken, dünyaya ihracatı yaklaşık beş kat arttı. Avrupa Birliği'nden ithalat yaklaşık üç kat artarken, dünyanın geri kalanından ithalat beş kattan fazla arttı. Bu yüzden Avrupa Birliği'nin Türkiye'nin toplam ticaretindeki payı, özellikle 2007'den sonra azaldı.
Bu tablo ilk bakışta şaşırtıcı görünebilir: gümrük birliği, Avrupa Birliği'nin payını artırmak yerine azalmasıyla birlikte gözlendi. Ama iki açıklama bu durumu anlaşılır kılar. Birincisi, Avrupa Birliği Türk sanayi mallarına pazarını 1970'lerden beri büyük ölçüde açmıştı; bu yüzden birlik, Türk ihracatçıları için yeni bir erişimden çok var olanın güvence altına alınması anlamına geliyordu. İkincisi, Türkiye'nin ortak dış tarifeyi benimsemesi, dünyanın geri kalanından yapılan ithalatın vergilerini de düşürdü. Bu, ticaret saptırmanın sınırlı kaldığının bir işaretidir.
Karar alma asimetrisi
Türkiye–AB gümrük birliğinin en temel yapısal sorunu, Dünya Bankası'nın ifadesiyle, Avrupa Birliği'nin kural koyucu, Türkiye'nin ise kural alıcı olmasıdır. Türkiye, ortak dış tarifeyi ve ilgili mevzuatı uygular, ama bu tarifenin ve mevzuatın belirlendiği Avrupa Birliği karar süreçlerinde oy hakkına sahip değildir.
Bu asimetri, Avrupa Birliği'nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarında en belirgin biçimde ortaya çıkar. Avrupa Birliği bir ülkeyle anlaşma yaptığında, o ülkenin malları Avrupa Birliği üzerinden Türkiye'ye vergisiz ulaşabilir; ama o ülke Türkiye ile ayrı bir anlaşma yapmak zorunda değildir ve Türk ihracatçıları aynı erişimi elde edemeyebilir. Rapor, Avrupa Birliği'nin ABD ve Kanada gibi büyük ekonomilerle yapacağı anlaşmaların bu açıdan Türkiye için daha büyük kayıp riskleri taşıdığını vurguladı.
Gümrük gelirleri ne oldu?
Gümrük birliğinden önce Türkiye'nin ithalatının yarısından fazlası Avrupa Birliği'nden yapılıyordu ve bu ithalat vergilendiriliyordu. Birlikle birlikte bu vergilerin kalkması ve üçüncü ülkelere uygulanan tarifelerin düşmesi, gümrük vergilerinin devlet gelirleri içindeki payını belirgin biçimde azalttı. Viner'in çerçevesinde gördüğümüz gelir kaybı, burada somut bir maliye sorunu olarak ortaya çıktı.
Dünya Bankası'nın değerlendirmesine göre, bu kayıp büyük ölçüde başka bir kalemle telafi edildi: ithalat üzerinden alınan katma değer vergisi. Gümrük vergileri artık Türkiye'nin kamu gelirleri için önemli değildir, ama ithalattaki katma değer vergisi önemlidir. Bu yüzden devlet gelirleri, ithalat hacmindeki büyük dalgalanmalara karşı hâlâ duyarlıdır; ama enerji ve makine gibi büyük ithalat kalemlerinin istikrarlı olması, bu riski sınırlar.
Ticaret koruma araçları ve fiziki engeller
Gümrük birliği içinde bile iki taraf, birbirlerine karşı anti-damping gibi ticaret koruma araçlarını kullanabilir. Dünya Bankası, bu araçların iki taraf arasındaki ticareti sınırlayan bir sorun alanı olduğunu vurguladı. Bir birlik içinde bu tür önlemlerin kullanılması, malların serbest dolaşımı ilkesiyle gerilim içindedir.
Fiziki engeller de önemlidir. Bazı Avrupa Birliği üyelerinin Türk kamyonlarına uyguladığı karayolu taşıma kotaları ve geçiş izinleri, taşıyıcıları daha pahalı alternatif yollara yöneltir. Türk iş insanlarına uygulanan vize rejimi de ticaret maliyetlerini artırır. Önceki derslerde gördüğümüz ticaret maliyetlerinin büyüklüğü düşünüldüğünde, gümrük vergilerinin sıfırlanmasından sonra kalan bu engellerin etkisi küçümsenemez.
Türkiye'nin kendi anlaşma ağı
Ticaret sapması sorununa karşı Türkiye, Avrupa Birliği'nin serbest ticaret anlaşması yaptığı ülkelerle benzer anlaşmalar imzalamaya çalıştı. Bu strateji, Türk ihracatçılarının da o ülkelerin pazarlarına eşit koşullarda erişmesini amaçlıyordu. Pek çok ülkeyle bu tür anlaşmalar imzalandı.
Ama bu yolun sınırları vardır. Avrupa Birliği ile anlaşma yapmış bir ülke, mallarının Avrupa Birliği üzerinden Türkiye'ye zaten vergisiz girebildiğini bildiği için, Türkiye ile ayrı bir anlaşma yapmakta acele etmeyebilir. Türkiye'nin pazarlık gücü bu durumda zayıflar. Dünya Bankası'nın önerisi, Avrupa Birliği'nin üçüncü ülkelerle müzakereleri sırasında Türkiye'nin de sürece daha iyi dahil edildiği paralel bir mekanizmaydı.
Güncelleme süreci
Gümrük birliğinin güncellenmesi için Avrupa Komisyonu 2016'nın sonunda bir öneri hazırladı ve müzakere yetkisi talep etti. Öneri, tarım ürünleri, hizmetler ve kamu alımlarında karşılıklı tavizlerin kapsama alınmasını ve uyuşmazlık çözüm sisteminin güçlendirilmesini içeriyordu. Ama müzakere yetkisi, Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki siyasi ilişkilerin gerginleşmesi nedeniyle uzun süre verilmedi.
Bu durum, bölgesel ticaret anlaşmalarının iktisadi olduğu kadar siyasi bir süreç olduğunu da gösterir. İktisadi değerlendirmeler güncellemenin iki tarafa da yarar sağlayabileceğini gösterse de, müzakerelerin başlaması, tarafların daha geniş siyasi ilişkilerine bağlıdır. Türkiye için bu belirsizlik, birliğin yapısal sorunlarının çözümünü de ertelemektedir. İhracatçılar ve yatırımcılar ise kuralların yakın gelecekte nasıl değişeceğini bilmeden karar vermek zorunda kalır.
Birliğin dışında kalan alanlar
Gümrük birliği, Türkiye ekonomisinin büyük bir kısmını kapsamaz. Tarım, milli gelirin yaklaşık yüzde 10'unu oluşturur ve Dünya Bankası'na göre Türkiye'nin tarım ürünlerindeki ortalama en çok kayrılan ulus tarifesi yüzde 41,7 gibi yüksek bir düzeydedir. Hizmetler, milli gelirin yaklaşık yüzde 60'ını oluşturur ama birliğin dışındadır. Kamu alımları da kapsama alınmamıştır.
Bu alanların birliğe dahil edilmesi, önemli kazançlar ve zorlu uyum süreçleri doğurabilir. Tarımda serbestleşme, Türk tüketicileri için fiyatları düşürebilir ama korunan bazı üreticiler için ciddi bir uyum anlamına gelir. Hizmetlerde serbestleşme, Türkiye'nin rekabetçi olduğu inşaat ve ulaştırma gibi sektörlere yeni pazarlar açabilir. Güncelleme tartışması, bu kazanç ve maliyetlerin nasıl dengeleneceği sorusunun etrafında döner.
Uygulama
Özet kartı
- Türkiye 1959'da ortaklık başvurusu yaptı; 1963 Ankara Anlaşması gümrük birliğini hedefledi, 1970 Katma Protokol takvimi belirledi ve 1/95 sayılı kararla birlik 31 Aralık 1995'te yürürlüğe girdi. Birlik sanayi mallarını kapsar; tarım, hizmetler ve kamu alımları dışındadır.
- Gümrük birliğinde ortak dış tarife menşe kurallarını gereksiz kılar; Dünya Bankası'na göre bir serbest ticaret anlaşması altında Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne ihracatı yüzde 3 ile 7 arasında daha düşük olurdu. Buna karşılık üyeler dış ticaret politikasındaki bağımsızlığını kaybeder.
- Viner'e göre bölgesel anlaşmalar hem ticaret yaratır hem de ticaret saptırır; açıklayıcı örnekte yüzde 30'luk ortak dış tarife 1.000 liralık saptırma kaybıyla ülkeye net 879 lira kaybettirirken, yüzde 10'luk dış tarife saptırmayı ortadan kaldırıp net 392 lira kazandırdı. Yeats, Mercosur'da yüksek dış tarifelerin önemli bir saptırmaya yol açtığını buldu.
- İki taraf arasındaki ticaret 1996'dan bu yana dört kattan fazla arttı, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne ihracatında endüstri içi ticaretin payı yüzde 30'dan yüzde 50'nin üzerine çıktı; ama Türkiye'nin dünyanın geri kalanıyla ticareti daha hızlı büyüdüğü için Avrupa Birliği'nin payı azaldı.
- Birliğin temel sorunu, Avrupa Birliği'nin kural koyucu, Türkiye'nin kural alıcı olmasıdır; Avrupa Birliği'nin üçüncü ülkelerle anlaşmaları ticaret sapmasına yol açar. Karayolu kotaları, vizeler ve ticaret koruma araçları da serbest dolaşımı sınırlar; güncelleme tartışması tarım, hizmetler ve karar alma asimetrisi etrafında döner.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Gümrük birliği | Customs union | Üyeler arası vergilerin kaldırıldığı ve ortak dış tarifenin uygulandığı düzenleme |
| Serbest ticaret alanı | Free trade area | Üyeler arası vergilerin kaldırıldığı ama dış tarifelerin ayrı kaldığı düzenleme |
| Menşe kuralları | Rules of origin | Tercihli muamele için malın üyelerde üretilmiş sayılma ölçütleri |
| Ticaret yaratma | Trade creation | Verimsiz yurt içi üretimin yerini daha verimli üye ithalatının alması |
| Ticaret saptırma | Trade diversion | Verimli dış tedarikçinin yerini daha az verimli üye tedarikçinin alması |
| Ticaret sapması | Trade deflection | Malın daha avantajlı erişimi olan bir üye üzerinden sokulması |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Gümrük birliği ile serbest ticaret alanı arasındaki temel fark nedir? Menşe kuralları neden serbest ticaret alanında gerekir, gümrük birliğinde gerekmez?
- (Çıktı 2) Bir gümrük birliği, üyeler arası ticareti artırdığı hâlde bir ülkenin refahını neden azaltabilir? Ticaret yaratma ve ticaret saptırma kavramlarıyla açıkla.
- (Çıktı 3) Yurt içinde hiç üretilmeyen bir mal düşün; dünyanın en ucuz üreticisinde fiyat 50, birlik ortağında 60 liradır. Birlikten önce bütün ülkelere birim başına 20 lira vergi uygulanıyor ve ülke 200 birim ithal ediyor. Birlikten sonra ortak vergisiz girer, üçüncü ülkeye aynı 20 liralık vergi uygulanır ve ülke 220 birim alır. Tüketici kazancını, gümrük geliri kaybını, ticaret saptırma kaybını, ticaret yaratma kazancını ve net refah etkisini hesapla.
- (Çıktı 3) Üçüncü sorudaki birlikte ortak dış tarife birim başına 5 lira olsaydı ülke hangi ülkeden ithal ederdi? Tüketim 230 birime çıkıyorsa, net refah etkisini hesapla.
- (Çıktı 3) Menşe kurallarının maliyeti malın değerinin yüzde 4'ü, serbest ticaret anlaşmasının sağladığı tercih marjı yüzde 3 ise, bir ihracatçı tercihli muameleyi kullanır mı? Bu durum serbest ticaret anlaşmalarının etkinliği hakkında ne söyler?
- (Çıktı 4) Bir yorumcu, «Gümrük birliği Türkiye'nin aleyhine işledi, çünkü Avrupa Birliği'nin Türkiye'nin ticaretindeki payı azaldı ve Avrupa Birliği'nin anlaşmaları bize zarar veriyor; hemen çıkıp serbest ticaret anlaşmasına geçmeliyiz» diyor. Dünya Bankası'nın bulgularını, ticaret saptırmanın sınırlılığını, menşe kurallarının maliyetini ve ticaret sapması sorununu kullanarak bu iddiayı değerlendir.
Cevaplar
- Gümrük birliğinde üyeler kendi aralarındaki vergileri kaldırır ve üçüncü ülkelere ortak bir dış tarife uygular; serbest ticaret alanında ise üyeler arası vergiler kalkar ama her üye kendi dış tarifesini korur. Serbest ticaret alanında dış tarifeler farklı olduğu için, bir mal dış tarifesi düşük bir üye üzerinden yüksek tarifeli bir üyeye vergisiz ulaşabilir; menşe kuralları bunu önlemek için malın üyelerde yeterince üretilmiş olmasını şart koşar. Gümrük birliğinde dış tarife ortak olduğu için bir malın birliğe hangi üyeden girdiği fark etmez; menşe denetimine gerek kalmaz.
- Gümrük birliği, üyelere karşı vergileri kaldırırken üye olmayanlara karşı vergileri korur. Bu ayrımcılık, ithalatı birlik dışındaki daha verimli bir üreticiden birlik içindeki daha az verimli bir üreticiye kaydırabilir; bu ticaret saptırmadır. Tüketiciler vergisiz fiyattan yararlansa da, devlet daha önce elde ettiği gümrük gelirini kaybeder ve ülke mal için gerçekte daha fazla kaynak öder. Ticaret yaratma, verimsiz yurt içi üretimin ya da tüketilmeyen miktarın yerini üye ithalatının almasıdır ve refahı artırır. Saptırma kaybı yaratma kazancından büyükse, üyeler arası ticaret artsa bile refah azalır.
- Birlikten önce üçüncü ülkenin malı 70, ortağınki 80 liraya gelir; ülke üçüncü ülkeden alır ve gümrük geliri 20 çarpı 200, yani 4.000 liradır. Birlikten sonra ortağın malı 60 lirayla ucuz hâle gelir ve ülke 220 birim alır. Tüketici kazancı, 10 çarpı 200 ile 220'nin ortalaması olan 210, yani 2.100 liradır. Gümrük geliri kaybı 4.000 liradır. Ticaret saptırma kaybı, 200 birimi 50 yerine 60'a almanın bedeli olan 10 çarpı 200, yani 2.000 liradır. Ticaret yaratma kazancı, 10 ile 20'nin çarpımının yarısı, yani 100 liradır. Net refah etkisi 2.100 eksi 4.000, yani eksi 1.900 liradır; bu, 100 eksi 2.000'e eşittir.
- Ortak dış tarife 5 lira olursa üçüncü ülkenin malı 55 liraya gelir; ortağın 60 liralık malından ucuzdur ve ülke üçüncü ülkeden almaya devam eder. Fiyat 70'ten 55'e düşer ve tüketim 230 birime çıkar. Tüketici kazancı 15 çarpı 200 ile 230'un ortalaması olan 215, yani 3.225 liradır. Gümrük geliri 4.000'den 5 çarpı 230, yani 1.150 liraya düşer; kayıp 2.850 liradır. Net refah etkisi 3.225 eksi 2.850, yani artı 375 liradır ve ticaret saptırma yoktur.
- Menşe kurallarına uymanın maliyeti yüzde 4, tercih marjı yüzde 3 olduğu için, ihracatçı tercihli muameleyi kullanmak yerine normal vergiyi ödemeyi tercih eder; tercihten yararlanmak ona net bir kayıp getirir. Bu, serbest ticaret anlaşmalarının kâğıt üzerindeki tercih marjlarının gerçek erişimi abartabileceğini, özellikle tercih marjının küçük ve menşe kurallarının karmaşık olduğu ürünlerde anlaşmaların beklenen etkiyi yaratamayabileceğini gösterir.
- İddianın bir kısmı gerçek sorunlara dayanır, ama sonucu aşırı bir genellemedir. Avrupa Birliği'nin payının azalması, Türkiye'nin ortak dış tarifeyi benimseyerek dünyanın geri kalanından ithalat vergilerini de düşürmesinin ve dünyanın geri kalanıyla ticaretinin daha hızlı büyümesinin bir sonucudur; bu, ticaret saptırmanın sınırlı kaldığının bir işaretidir ve bir başarısızlık kanıtı değildir. Dünya Bankası, birliğin iki taraf için de büyük ölçüde yararlı olduğunu, ticaretin dört kattan fazla arttığını ve endüstri içi ticaretin yükseldiğini buldu. Ticaret sapması sorunu gerçektir ve karar alma asimetrisinden kaynaklanır; ama bir serbest ticaret anlaşmasına geçmek, menşe kurallarını geri getirir ve Dünya Bankası'nın hesabına göre Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne ihracatını yüzde 3 ile 7 arasında azaltabilir. Daha dengeli bir yaklaşım, asimetrileri ve kapsam dışındaki alanları birliğin güncellenmesi yoluyla ele almaktır; ama bu seçeneğin de siyasi olarak ne kadar mümkün olduğu belirsizdir.
İleri okuma
- World Bank (2014). Evaluation of the EU-Turkey Customs Union. Rapor No. 85830-TR. Gümrük birliğinin kapsamlı değerlendirmesi ve güncelleme önerileri.
- Jacob Viner (1950). The Customs Union Issue. Carnegie Endowment for International Peace. Ticaret yaratma ve ticaret saptırma ayrımının kaynağı.
- Alexander J. Yeats (1998). «Does Mercosur's Trade Performance Raise Concerns about the Effects of Regional Trade Arrangements?». World Bank Economic Review 12(1). Bölgesel bir anlaşmada ticaret saptırmanın kanıtı.
- Jagdish Bhagwati (2008). Termites in the Trading System: How Preferential Agreements Undermine Free Trade. Oxford University Press. Bölgesel anlaşmaların eleştirisi.
Sonraki derse köprü
Bu dersle birlikte kursun ticaret politikası bölümünü tamamladık: ticaretin nedenlerini, ticaret politikasının araçlarını, korumacılık tartışmalarını, çok taraflı sistemi ve bölgesel anlaşmaları inceledik. Ama bir ülkenin dünyayla ilişkisi yalnızca mal ticaretinden ibaret değildir. Ülkeler hizmet alıp satar, yurt dışında çalışanlar para gönderir, yatırımcılar sınırlar ötesinde hisse, tahvil ve fabrika alır. Bu işlemlerin tümü nasıl kaydedilir, bir ülkenin dış açığı nasıl finanse edilir ve bir ülkenin dünyaya karşı net borçlu ya da alacaklı olması ne anlama gelir? Sıradaki ders ödemeler dengesini ele alıyor: temel iktisat kursunda tanıdığımız bu hesabın bileşenlerini, aralarındaki özdeşliği ve bir ülkenin dış konumunu ölçen stok göstergelerini ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.