İçeriğe geç

Ders EKO-205.04 · Seviye 2 — Orta

Yeni ticaret teorisi

EKO-205 Uluslararası İktisat

4.183 kelime · yaklaşık 19 dakika okuma · seslendirme 9 dk · veriler Eylül 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • dışsal ölçek ekonomileri
  • çeşitlilikten kazanç
  • Grubel–Lloyd endeksi
  • ev pazarı etkisi
  • firma heterojenliği
  • stratejik ticaret politikası
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Ölçek ekonomileri, karşılaştırmalı üstünlük olmasa bile ticaretin bağımsız bir nedenidir; Krugman'ın 1979 modeli, Ocak 1978'de Dornbusch'a anlattığı bir sezgiden doğdu, önce bir dergiden reddedildi ve 2008'de Nobel ödülüne giden yolu açtı.
  2. Açıklayıcı tekelci rekabet modelinde 900 ve 1.600 birimlik iki pazar birleştiğinde firma sayısı 30 ve 40'tan 50'ye, fiyat 8,33 ve 7,5'ten 7'ye iner, firma başına üretim artar; tüketiciler daha fazla çeşide daha düşük fiyatla ulaşır, ama toplam firma sayısı 70'ten 50'ye düşer.
  3. Grubel–Lloyd endeksi endüstri içi ticaretin payını ölçer; 8 milyar dolar ihracat ve 6 milyar dolar ithalat yaklaşık 0,86 verir. Ev pazarı etkisi, büyük bir iç pazarın ölçek ve taşıma maliyetleri olan sektörlerde ihracat üstünlüğü yaratabileceğini gösterir.
  4. Trefler, Kanada–ABD anlaşmasından sonra Kanada'nın en çok indirim yaptığı sektörlerde istihdamın yüzde 12 düştüğünü, verimliliğin yüzde 15 arttığını buldu; firma heterojenliği, sektör içinde verimsiz firmalardan verimli firmalara yeniden dağılımla üçüncü bir kazanç kaynağı ekler.
  5. Broda ve Weinstein, ABD'nin 1972–2001 döneminde ithal ettiği çeşit sayısının üç katına çıktığını ve çeşitlilikten kazancın milli gelirin yaklaşık yüzde 2,6'sı olduğunu gösterdi. Stratejik ticaret politikası kuramsal olarak mümkündür ama uygulamada bilgi eksikliği, lobi baskıları ve misilleme nedeniyle tartışmalıdır.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — Dışsal ölçek ekonomilerini, çeşitlilikten kazancı, Grubel–Lloyd endeksini, ev pazarı etkisini, firma heterojenliğini ve stratejik ticaret politikasını tanımlar.
  • Anlama — Üretim koşulları neredeyse özdeş ülkeler arasında bile ölçek ekonomileri ve ürün çeşitliliği yoluyla ticaretten nasıl kazanç doğduğunu ve bu kazancın karşılaştırmalı üstünlüğe dayanan kazançtan nasıl ayrıldığını açıklar.
  • Uygulama — Tekelci rekabet modelinde pazar büyüklüğünden firma sayısını, fiyatı ve firma başına üretimi hesaplar ve bir sektörün ticaret verilerinden Grubel–Lloyd endeksini bulur.
  • Değerlendirme — Ticarete açılmanın firmalar arasındaki yeniden dağılım etkilerini, bunların uyum maliyetlerini ve stratejik ticaret politikasının vaatleri ile risklerini tartar.

Sezgi

Açılış

Bir otomobil galerisine girdiğimizde, yerli fabrikalarda üretilmiş modellerin yanında Almanya'dan, Fransa'dan, Japonya'dan ve Kore'den gelmiş modeller görürüz. Aynı dönemde Türkiye'de üretilen otomobiller de Avrupa'daki galerilere gider. İki ülke de otomobil üretebiliyor ve birbirine otomobil satıyorsa, bu ticaret neyin karşılığıdır? Karşılaştırmalı üstünlük, iki ülkenin farklı malları değiştirdiği bir dünyayı anlatır; burada ise aynı malın farklı çeşitleri karşılıklı olarak el değiştirir.

Önceki iki derste ticareti ülkeler arasındaki farklılıklarla açıklayan iki modeli inceledik: Ricardo modeli teknoloji farklarını, Heckscher–Ohlin modeli kaynak farklarını öne çıkarıyordu. İkisi de, gelişmiş ekonomilerin birbirine benzer ürünleri karşılıklı satmasını, yani küresel ticaretin ağırlıklı bir parçasını açıklamakta zorlanıyordu. Bu derste, farklılık olmasa bile ticaretin neden kazançlı olabileceğini gösteren yeni ticaret teorisini ele alıyoruz.

Hikâye — Bir danışman ziyareti

Ocak 1978'de, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde doktorasını yeni bitirmiş yirmi dört yaşındaki Paul Krugman, kendini biraz kaybolmuş hissediyordu. Eski tez danışmanı Rudi Dornbusch'u ziyaret etti ve ona aklındaki birkaç fikri anlattı. Bunlardan biri belirsiz bir sezgiydi: Robert Solow'un verdiği kısa bir derste öğrendiği tekelci rekabet modelleri, özellikle Avinash Dixit ile Joseph Stiglitz'in zarif küçük modeli, uluslararası ticaretle ilgili bir şey söyleyebilir miydi?

Dornbusch bu fikrin çok ilginç olabileceğini söyledi. Krugman eve dönüp üzerinde ciddi biçimde çalışmaya başladı ve birkaç gün içinde, kendi deyişiyle, meslek hayatının çekirdeğini oluşturacak bir şey yakaladığını fark etti. Bulduğu nokta şuydu: ölçek ekonomileri, karşılaştırmalı üstünlük hiç olmasa bile ticaretin bağımsız bir nedeni olabilirdi. Krugman sonradan, bu fikrin kendisinden önce de birçok eleştirmen tarafından dile getirildiğini, ama ticaret kuramcılarının onu modellemesi çok zor olduğu için görmezden geldiğini yazacaktı.

Aynı dönemde Avinash Dixit ile Victor Norman ve Kelvin Lancaster da benzer modeller üzerinde birbirinden bağımsız çalışıyordu. Krugman'ın makalesi önce önde gelen bir dergi olan Quarterly Journal of Economics tarafından küçümseyici bir biçimde reddedildi; 1979'da Journal of International Economics'te yayımlandı. Aradan otuz yıl geçtikten sonra, 2008'de Krugman, ticaret örüntüleri ve ekonomik faaliyetin coğrafi dağılımı üzerine çalışmaları nedeniyle iktisat alanındaki Nobel ödülünü aldı.

Kavram

Krugman'ın modeli, önceki derslerde tanıdığımız iki kavramı birleştirir: ölçek ekonomisi ve tekelci rekabet. Ama ölçek ekonomilerinin bir türü, firmanın kendi büyüklüğünden değil, bulunduğu sektörün ve bölgenin büyüklüğünden gelir.

Ticaretin getirdiği kazançlardan biri, tüketicilerin daha fazla seçeneğe ulaşmasıdır. Bu kazanç, geleneksel fiyat endekslerinde çoğu zaman görünmez.

Bir sektördeki ticaretin ne ölçüde endüstri içi ticaret olduğunu ölçmek için basit bir endeks kullanılır. Endeks, ihracat ile ithalatın birbirine ne kadar yakın olduğuna bakar.

Ölçek ekonomileri ve ticaret maliyetleri bir arada olduğunda, pazarın büyüklüğü ticaretin yönünü etkiler. Bu etki, Krugman'ın 1980'deki çalışmasıyla tanımlandı.

Yeni ticaret teorisinin ilk kuşağı, bir sektördeki bütün firmaları birbirinin aynı sayıyordu. 2000'lerde firma verileri, bu varsayımın önemli bir gerçeği gizlediğini gösterdi.

Ölçek ekonomileri ve eksik rekabet, ticaret politikasına yeni bir boyut kattı. Bazı iktisatçılar, devletin belirli sektörleri destekleyerek ülkeye kâr aktarabileceğini öne sürdü.

Veri ve kanıt

Trefler'in bulguları, yeni ticaret teorisinin firma heterojenliği boyutunun gerçekte nasıl işlediğini açıkça gösterdi. Ticarete açılma, sektörlerin içinde verimli fabrikalardan verimsiz olanlara doğru değil, tam tersine, verimsiz fabrikalardan verimli olanlara doğru bir yeniden dağılım başlattı. Uzun dönemde bu, ülkenin verimliliğini kalıcı olarak artırdı. Ama Trefler, bulgularının iki grup arasındaki çatışmayı da gösterdiğini vurguladı: kısa dönemli uyum maliyetlerini işini kaybeden işçiler ve zorlanan fabrikalar üstlenirken, uzun dönemli kazançlar tüketicilere ve verimli fabrikalara gitti.

Broda ile Weinstein'ın çalışması, çeşitlilikten kazancın yalnızca kuramsal bir olasılık değil, ölçülebilir ve önemli bir büyüklük olduğunu gösterdi. Bu kazanç, ölçülen milli gelirde ya da enflasyonda doğrudan görünmez: yeni bir çeşit piyasaya girdiğinde, fiyat endeksleri onu genellikle ancak bir süre sonra hesaba katar ve tüketicinin elde ettiği ek seçenek değeri kaybolur. Aynı mantıkla, ticaretin kısıtlanması da, ölçülen fiyatlarda görülenden daha büyük bir refah kaybına yol açabilir.

Yaygın yanlış«Benzer teknolojilere ve kaynaklara sahip iki ülkenin birbiriyle ticaret yapmasının bir anlamı yoktur; aynı malları kendileri de üretebilirler.»
Doğrusu

Ölçek ekonomileri varsa, her ülkenin bir malın bütün çeşitlerini küçük ölçekte üretmesi pahalıdır. Ticaret, her ülkenin daha az sayıda çeşidi daha büyük ölçekte üretmesine ve tüketicilerin her iki ülkenin çeşitlerine erişmesine olanak tanır. Kazanç, karşılaştırmalı üstünlükten değil, daha düşük maliyetlerden, daha fazla çeşitlilikten ve daha verimli firmaların büyümesinden gelir.

Yaygın yanlış«Endüstri içi ticaret uyum maliyeti yaratmaz, çünkü sektör bütünüyle küçülmez, yalnızca çeşitler el değiştirir.»
Doğrusu

Aynı sektörün iki yönlü ticaretinde yük, bir sektörden öbürüne göç eden işçilere değil, aynı sektörde küçülen ve büyüyen işletmelere düşer; bu genellikle daha az sancılıdır, çünkü işçiler aynı becerilerle aynı sektörde yeni iş bulabilir. Ama uyum maliyeti ortadan kalkmaz. Kanada verisinin ortaya koyduğu üzere, verimsiz fabrikaların küçülmesi, en çok etkilenen sektörlerde istihdamı yüzde 12 azaltabilir.

Neden önemli?

Yeni ticaret teorisi, gelişmiş ülkeler arasındaki ticaretin neden bu kadar büyük olduğunu ve serbest ticaret anlaşmalarının neden genellikle benzer ülkeler arasında yapıldığını açıklar. Avrupa Birliği'nin tek pazarı, Kuzey Amerika'daki anlaşmalar ve Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki gümrük birliği, bu kuramın öngördüğü türden kazançları hedefler: daha büyük pazar, daha büyük ölçek, daha fazla çeşitlilik ve daha verimli firmalar.

Kuram, ekonomik faaliyetin coğrafi dağılımını anlamak için de önemlidir. Sanayilerin neden belirli bölgelerde kümelendiği, büyük şehirlerin neden sürekli büyüdüğü ve bir bölgenin bir sektördeki öncülüğünün neden onlarca yıl sürebildiği, dışsal ölçek ekonomileri ve ev pazarı etkisiyle açıklanır. Türkiye'de bazı illerin belirli sektörlerde uzmanlaşarak ihracat merkezlerine dönüşmesi, bu mekanizmaların yerel ölçekteki örnekleridir. Bu, bölgesel kalkınma politikaları için hem fırsatlar hem de sınırlar anlamına gelir.

Model

Ölçek ekonomileri ve ticaret

Ricardo ve Heckscher–Ohlin modelleri, ölçeğe göre sabit getiri varsayar: üretim iki katına çıktığında maliyet de iki katına çıkar. Oysa pek çok sektörde, bir fabrika kurmanın, yeni bir ürün tasarlamanın ya da bir markayı tanıtmanın büyük sabit maliyetleri vardır. Bu maliyetler üretim miktarına bölündüğünde, birim maliyet üretim arttıkça düşer.

Ölçek ekonomileri varsa, küçük bir pazarda çok sayıda çeşidi ayrı ayrı üretmek pahalıdır. Her ülke ya az sayıda çeşit üretip tüketicilerini sınırlı bir seçenekle bırakır, ya da çok sayıda çeşit üretip her birini küçük ölçekte ve yüksek maliyetle üretir. Ticaret, bu ödünleşimi yumuşatır: ülkeler birleşik bir pazar oluşturur, her çeşit daha büyük ölçekte üretilir ve tüketiciler daha fazla çeşide erişir.

Tekelci rekabet modelinin yapısı

Mikroiktisat kursunda tanıdığımız tekelci rekabette, her firma farklılaştırılmış bir çeşit üretir ve kendi çeşidinin fiyatını belirleyebilir; ama piyasaya giriş serbest olduğu için uzun dönemde kâr sıfırlanır. Krugman'ın modeli bu yapıyı ticarete uygular.

Modelin temel mantığı iki ilişkiye dayanır. Birincisi, sektördeki firma sayısı arttıkça rekabet yoğunlaşır ve fiyat düşer. İkincisi, firma sayısı arttıkça her firma pazarın daha küçük bir payını alır, üretimi azalır ve sabit maliyet daha az birime bölündüğü için ortalama maliyet yükselir. Uzun dönem dengesi, fiyatın ortalama maliyete eşit olduğu firma sayısında oluşur. Pazar büyüdükçe, her iki eğri de kayar: daha fazla firma, daha düşük fiyat ve firma başına daha büyük üretim mümkün olur.

Çözümlü örnek — Pazar büyüdüğünde

Açıklayıcı bir model kuralım. Bir sektörde her firmanın sabit maliyeti 100, birim başına değişken maliyeti 5 olsun. Talep yapısı öyle olsun ki uzun dönem dengesinde firma sayısı, pazar büyüklüğünün kareköküne eşit çıksın ve fiyat, 5 artı 100 bölü firma sayısı olsun.

Yurt içi pazarın büyüklüğü 900 birimse, 30 firma faaliyet gösterir, fiyat yaklaşık 8,33'tür ve her firma 30 birim üretir. Yabancı ülkenin pazarı 1.600 birimse, orada 40 firma vardır, fiyat 7,5'tir ve her firma 40 birim üretir. İki ülke ticarete açılıp 2.500 birimlik birleşik bir pazar oluşturduğunda, 50 firma kalır, fiyat 7'ye iner ve her firma 50 birim üretir.

Sonuç üç kazancı birlikte gösterir. Yurt içi tüketiciler 30 yerine 50 çeşide, yabancı tüketiciler 40 yerine 50 çeşide erişir. Fiyat her iki ülkede de düşer: yurt içinde yaklaşık 8,33'ten 7'ye, yabancı ülkede 7,5'ten 7'ye. Firma başına üretim artar ve ortalama maliyet düşer. Ama iki ülkenin toplam 70 firmasından 20'si piyasadan çıkar; birleşik pazar, daha az ama daha büyük firmayla hizmet görür.

Rekabet etkisi

Birleşik pazarın bir başka kazancı, firmaların fiyat belirleme gücünün azalmasıdır. Küçük ve kapalı bir pazarda az sayıda firma, maliyetlerinin üzerine yüksek bir kâr marjı ekleyebilir. Ticarete açılmayla birlikte yabancı çeşitler de rafa girer; her firmanın ürünü, daha fazla ikame karşısında kalır ve firmalar fiyatlarını maliyete yaklaştırmak zorunda kalır.

Açıklayıcı örnekte bu etki açıkça görülür: yurt içinde fiyatın değişken maliyetin üzerindeki kısmı yaklaşık 3,33 iken, birleşik pazarda 2'ye iner. Tüketicilerin kazancının bir kısmı, firmaların kâr marjlarının daralmasından gelir. Bu kazanç, özellikle rekabetin sınırlı olduğu küçük ekonomilerde büyük olabilir ve ticaret politikasının rekabet politikasıyla birlikte düşünülmesi gerektiğini gösterir.

Endüstri içi ticareti ölçmek

Grubel–Lloyd endeksi, Herbert Grubel ve Peter Lloyd'un 1975'te yayımladıkları kitapta sistemli biçimde kullanıldı. Bir ülke bir sektörde 8 milyar dolar ihracat ve 6 milyar dolar ithalat yapıyorsa, ihracat ile ithalat arasındaki fark 2, toplam 14 milyar dolardır; endeks bir eksi 2 bölü 14, yani yaklaşık 0,86'dır. Bu, o sektördeki ticaretin büyük ölçüde endüstri içi olduğunu gösterir.

Aynı ülkenin başka bir sektörde 10 milyar dolar ihracatı ve 1 milyar dolar ithalatı varsa, endeks bir eksi 9 bölü 11, yani yaklaşık 0,18'dir; ticaret büyük ölçüde tek yönlüdür. Endeksin değeri, sektörün ne kadar ayrıntılı tanımlandığına bağlıdır: çok geniş tanımlanmış bir sektörde, aslında farklı mallar olan ürünler birlikte sayılabilir ve endeks yapay olarak yükselir. Bu yüzden endeks, olabildiğince ayrıntılı ürün sınıflandırmalarıyla hesaplanmalıdır.

Ev pazarı etkisi

Krugman 1980'de, ölçek ekonomileri ile taşıma maliyetlerini birleştiren bir model kurdu. Bir malın talebi bir ülkede daha büyükse, o malı üreten firmalar, taşıma maliyetinden kaçınmak için büyük pazarın içine yerleşmeyi tercih eder ve oradan küçük pazara ihracat yapar. Sonuçta büyük ülke, o malın dünya üretiminde, talebindeki payından daha büyük bir paya sahip olur.

Bu etki, pazar büyüklüğünün kendisinin bir karşılaştırmalı üstünlük kaynağı olabileceğini gösterir. Heckscher–Ohlin modelinde bir malı çok talep eden ülke, o malı ithal etmeye yönelir; ev pazarı etkisi olan sektörlerde ise tersine, o malı ihraç eder. Bu, büyük bir iç pazarın, bazı sektörlerde ihracat başarısının temeli olabileceği anlamına gelir.

Dışsal ölçek ekonomileri ve kümelenme

Alfred Marshall, on dokuzuncu yüzyılın sonunda, aynı sektördeki firmaların neden belirli bölgelerde toplandığını üç nedenle açıkladı. Birincisi, bir kümede uzmanlaşmış tedarikçiler ve hizmetler gelişir. İkincisi, nitelikli işçilerden oluşan ortak bir havuz, hem işçilere hem de firmalara esneklik sağlar. Üçüncüsü, bilgi ve fikirler firmalar arasında hızla yayılır.

Bu nedenlerle bir bölge bir sektörde öne geçtiğinde, bu üstünlük kendini besleyebilir. Kayseri'nin mobilyada ya da Bursa'nın otomotiv yan sanayisinde bir merkez hâline gelmesi, bu tür mekanizmaların örnekleridir. Dışsal ölçek ekonomilerinin önemli bir sonucu, tarihsel rastlantıların kalıcı olabilmesidir: bir sektörün ilk olarak nerede kurulduğu, o bölgenin doğal üstünlüklerinden bağımsız olarak onlarca yıl belirleyici olabilir. Bu durumda, başka bir bölge aynı işi daha düşük maliyetle yapabilecek olsa bile, mevcut kümenin avantajı yeni bir kümenin oluşmasını engelleyebilir.

Merkez ve çevre

Krugman 1991'de, ölçek ekonomilerini, taşıma maliyetlerini ve işçilerin bölgeler arasında göç edebilmesini birleştiren bir model kurdu. Kurgusunda bir bölgede biraz daha fazla sanayi varsa, o bölgenin işçilerine daha fazla çeşit ve daha yüksek ücret sunulur; bu da daha fazla işçiyi ve dolayısıyla daha fazla talebi çeker. Başlangıçtaki küçük bir fark, kendini besleyerek bir sanayi merkezi ile tarıma dayalı bir çevre ayrışmasına dönüşebilir.

Modelin önemli bir sonucu, taşıma maliyetlerinin düşmesinin her zaman bölgeleri birbirine yaklaştırmamasıdır. Taşıma maliyetleri çok yüksekken her bölge kendi sanayisini tutar; orta düzeye indiğinde sanayi merkezde toplanabilir; çok düşük düzeye indiğinde ise çevredeki düşük ücretler yeniden cazip hâle gelebilir. Bu, yeni ekonomik coğrafya adıyla anılan bir araştırma alanının başlangıcı oldu ve bölgesel eşitsizliklerin neden kalıcı olabildiğine dair bir açıklama sundu.

Çeşitlilik ve fiyat ölçümü

Çeşitlilikten kazancın ölçülmesi, fiyat endekslerinin nasıl hesaplandığıyla doğrudan ilgilidir. Geleneksel endeksler, aynı ürünlerin fiyatlarını zaman içinde izler; yeni bir çeşit piyasaya girdiğinde onu ancak bir süre sonra sepete ekler ve girişin kendisinden doğan kazancı hiç hesaba katmaz.

Broda ile Weinstein'ın yöntemi, her ürün grubunda çeşitlerin birbirinin yerini ne ölçüde tutabildiğini tahmin ederek bu kazancı ölçer. Çeşitler birbirine çok benziyorsa, yeni bir çeşidin getirdiği kazanç küçüktür; çok farklılarsa kazanç büyüktür. Bu yaklaşım, aynı mantıkla ticaret kısıtlamalarının maliyetinin de, yalnızca fiyat artışlarına bakılarak hesaplandığında olduğundan küçük görünebileceğini gösterir.

Firmalar arasındaki farklar

Önceki derslerde gördüğümüz gibi, ihracatın büyük kısmı bir avuç büyük ve verimli işletmeden gelir. Andrew Bernard ve Bradford Jensen 1999'da, ABD verilerinde ihracatçı firmaların ihracata başlamadan önce de öbür firmalardan daha verimli olduğunu gösterdi. Bu bulgu, ihracatın firmaları verimli kılmasından çok, verimli firmaların ihracata yönelmesiyle, yani seçilimle uyumluydu.

Melitz modeli bu seçilimi açıklar. İhracat, yabancı pazarda dağıtım ağı kurmak, düzenlemelere uymak ve pazar araştırması yapmak gibi sabit maliyetler gerektirir. Yalnızca bu maliyeti karşılayacak kadar verimli firmalar ihracat yapar. Ticaret maliyetleri düştüğünde, ihracatçı firmalar büyür, iş gücüne olan talep artar ve ücretler yükselir; en verimsiz firmalar bu yüksek maliyetlerle ayakta kalamaz ve piyasadan çıkar. Sektörün ortalama verimliliği, hiçbir firma kendi verimliliğini değiştirmese bile artar.

Üçüncü kazanç kaynağı

Klasik modellerde ticaretten kazanç, ülkeler arasındaki uzmanlaşmadan gelir. Yeni ticaret teorisi iki kazanç daha ekler: ölçek ekonomilerinden gelen düşük maliyetler ve çeşitlilik artışı. Firma heterojenliği ise üçüncü bir kaynak ekler: sektör içinde kaynakların verimsiz firmalardan verimli firmalara kayması.

Trefler'in Kanada bulguları bu üçüncü kaynağın gücünü gösterdi. Gümrük vergilerinin en çok indirildiği sektörlerde yüzde 15'lik verimlilik artışının büyük kısmı, verimsiz fabrikaların küçülmesinden ve kapanmasından geldi. Bu kazanç, klasik modellerin öngördüğünden farklı bir yoldan gelir ve serbest ticaret anlaşmalarının neden beklenenden büyük verimlilik artışları sağlayabildiğini açıklar.

Stratejik ticaret politikası

1980'lerde James Brander ve Barbara Spencer, az sayıda büyük firmanın rekabet ettiği sektörlerde, bir hükümetin yerli firmaya verdiği sübvansiyonun, yabancı rakibi piyasadan caydırarak yerli firmanın kârlarını sübvansiyon maliyetinden daha fazla artırabileceğini gösterdi. Büyük yolcu uçağı pazarındaki Avrupa ve ABD üreticileri arasındaki rekabet, bu tartışmanın sık verilen örneğidir.

Bu fikir hızla tartışmaya açıldı. Sonucun, firmaların birbirleriyle nasıl rekabet ettiğine dair varsayımlara çok duyarlı olduğu gösterildi: rekabet biçimi değişince, doğru politika sübvansiyon yerine vergiye dönüşebiliyordu. Hükümetlerin doğru sektörü ve doğru firmayı seçmek için gereken bilgiye sahip olmadığı, lobi baskılarına açık olduğu ve rakip ülkelerin misillemesinin kazançları ortadan kaldırabileceği vurgulandı. Krugman'ın kendisi de, stratejik ticaret politikasının kuramsal olarak mümkün olduğunu ama uygulamada genellikle önerilmemesi gerektiğini savundu.

Kazananlar ve kaybedenler

Endüstri içi ticaret, endüstriler arası ticarete göre daha yumuşak bir uyum süreci sunar. Bir sektör bütünüyle küçülmez; sektörün içinde bazı firmalar büyür, bazıları küçülür. İşçiler çoğu zaman aynı becerilerle aynı sektörde yeni iş bulabilir ve Heckscher–Ohlin modelindeki gibi bütün bir faktörün gelirinin düşmesi beklenmez.

Ama uyumun maliyeti sıfır değildir. Kapanan fabrikaların işçileri, özellikle bu fabrikalar küçük şehirlerde tek büyük işverense, uzun süre iş bulamayabilir. Firma heterojenliğinin yarattığı seçilim, verimsiz firmaların sahiplerine ve çalışanlarına yoğunlaşan kayıplar doğurur. Trefler'in vurguladığı gibi, ticaret politikasının asıl sorusu, uzun dönemli kazançlarla kısa dönemli uyum maliyetleri arasındaki dengenin nasıl kurulacağı ve maliyetleri üstlenenlerin nasıl destekleneceğidir.

Kuramlar arası bütünlük

Yeni ticaret teorisi, klasik kuramların yerini almaz; onları tamamlar. Ülkeler arasındaki büyük teknoloji ve kaynak farkları, gelişmiş ile gelişmekte olan ülkeler arasındaki endüstriler arası ticareti açıklar. Benzer ülkeler arasındaki ticaret ise ölçek ekonomileri ve çeşitlilikle açıklanır. Gerçek ticaret, bu iki bileşenin karışımıdır.

Bir ülke karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olduğu geniş sektörlerde net ihracatçı olurken, her sektörün içinde farklı çeşitleri hem ihraç hem ithal edebilir. Grubel–Lloyd endeksinin sektörler ve ülke çiftleri arasında büyük farklılıklar göstermesi, bu karışımın oranlarının ülkelerin benzerlik düzeyine ve sektörlerin yapısına göre değiştiğini gösterir.

Uygulama

Özet kartı

  1. Ölçek ekonomileri, karşılaştırmalı üstünlük olmasa bile ticaretin bağımsız bir nedenidir; Krugman'ın 1979 modeli, Ocak 1978'de Dornbusch'a anlattığı bir sezgiden doğdu, önce bir dergiden reddedildi ve 2008'de Nobel ödülüne giden yolu açtı.
  2. Açıklayıcı tekelci rekabet modelinde 900 ve 1.600 birimlik iki pazar birleştiğinde firma sayısı 30 ve 40'tan 50'ye, fiyat 8,33 ve 7,5'ten 7'ye iner, firma başına üretim artar; tüketiciler daha fazla çeşide daha düşük fiyatla ulaşır, ama toplam firma sayısı 70'ten 50'ye düşer.
  3. Grubel–Lloyd endeksi endüstri içi ticaretin payını ölçer; 8 milyar dolar ihracat ve 6 milyar dolar ithalat yaklaşık 0,86 verir. Ev pazarı etkisi, büyük bir iç pazarın ölçek ve taşıma maliyetleri olan sektörlerde ihracat üstünlüğü yaratabileceğini gösterir.
  4. Trefler, Kanada–ABD anlaşmasından sonra Kanada'nın en çok indirim yaptığı sektörlerde istihdamın yüzde 12 düştüğünü, verimliliğin yüzde 15 arttığını buldu; firma heterojenliği, sektör içinde verimsiz firmalardan verimli firmalara yeniden dağılımla üçüncü bir kazanç kaynağı ekler.
  5. Broda ve Weinstein, ABD'nin 1972–2001 döneminde ithal ettiği çeşit sayısının üç katına çıktığını ve çeşitlilikten kazancın milli gelirin yaklaşık yüzde 2,6'sı olduğunu gösterdi. Stratejik ticaret politikası kuramsal olarak mümkündür ama uygulamada bilgi eksikliği, lobi baskıları ve misilleme nedeniyle tartışmalıdır.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Dışsal ölçek ekonomileriExternal economies of scaleBirim maliyetin sektörün yerel büyüklüğüyle düşmesi
Çeşitlilikten kazançGains from varietyErişilebilen ürün çeşidinin artmasından doğan refah artışı
Grubel–Lloyd endeksiGrubel–Lloyd indexBir sektördeki endüstri içi ticaretin payı
Ev pazarı etkisiHome market effectBüyük talebin bir sektörde net ihracat üstünlüğü yaratması
Firma heterojenliğiFirm heterogeneityAynı sektördeki firmaların verimlilik ve ihracatta farklılaşması
Stratejik ticaret politikasıStrategic trade policyEksik rekabetçi sektörlerde yerli firmaya üstünlük sağlama politikası

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) İçsel ve dışsal ölçek ekonomilerini birbirinden ayır. İkisinin ticaret ve sanayinin coğrafi dağılımı açısından sonucunu açıkla.
  2. (Çıktı 2) Teknolojileri ve kaynakları aynı olan iki ülke, ticaretten nasıl kazanır? Bu kazanç, Ricardo modelindeki kazançtan nasıl farklıdır?
  3. (Çıktı 3) Dersteki modelde firma sayısı pazar büyüklüğünün kareköküne eşittir ve fiyat 5 artı 100 bölü firma sayısıdır. Pazar büyüklükleri 400 ve 2.100 birim olan iki ülke için ticaretten önce ve sonra firma sayısını, fiyatı ve firma başına üretimi hesapla.
  4. (Çıktı 3) Bir ülke bir sektörde 12 milyar dolar ihracat ve 9 milyar dolar ithalat, başka bir sektörde 3 milyar dolar ihracat ve 15 milyar dolar ithalat yapıyor. Her sektörün Grubel–Lloyd endeksini hesapla ve yorumla.
  5. (Çıktı 3) Broda ve Weinstein'a göre geleneksel ithalat fiyat endeksi fiyat artışını yılda yaklaşık 1,2 yüzde puan fazla gösteriyordu. Bu yanlılık yirmi yıl boyunca sürerse, bileşik olarak endeks yaklaşık yüzde kaç fazla artış gösterir?
  6. (Çıktı 4) Bir bakan, «Büyük yolcu uçağı üretimini sübvansiyonla destekleyerek bu sektörde dünya liderliğine oynayabiliriz; kuram bunu gösteriyor» diyor. Stratejik ticaret politikası, dışsal ölçek ekonomileri, firma heterojenliği ve Trefler'in bulgularını kullanarak bu önerinin zayıf noktalarını göster.

Cevaplar

  1. İçsel ölçek ekonomilerinde birim maliyet, firmanın kendi üretimi arttıkça düşer; bu, az sayıda büyük firmanın ve tekelci rekabetin doğmasına yol açar ve ticaret, her firmanın daha büyük bir pazara satarak ölçeğini artırmasını sağlar. Dışsal ölçek ekonomilerinde birim maliyet, firmanın değil, bulunduğu yerdeki sektörün toplam büyüklüğü arttıkça düşer; bu, sektörlerin belirli bölgelerde kümelenmesine ve bir bölgenin öncülüğünün tarihsel rastlantılara bağlı olarak uzun süre kalıcı olmasına yol açar.
  2. Ölçek ekonomileri varsa, her ülkenin bir malın bütün çeşitlerini küçük ölçekte üretmesi pahalıdır. Ticaret, iki pazarı birleştirerek her çeşidin daha büyük ölçekte ve daha düşük maliyetle üretilmesine, tüketicilerin iki ülkenin çeşitlerine erişmesine ve en verimli firmaların büyümesine olanak tanır. Ricardo modelinde kazanç ülkeler arasındaki verimlilik farklarından ve farklı mallarda uzmanlaşmadan gelirken, burada kazanç ölçekten, çeşitlilikten ve sektör içindeki seçilimden gelir; ülkeler arasında hiçbir fark olmasa bile ortaya çıkar.
  3. Ticaretten önce birinci ülkede 20 firma, fiyat 5 artı 5, yani 10, firma başına üretim 20'dir. İkinci ülkede yaklaşık 45,8 firma, fiyat yaklaşık 7,18, firma başına üretim yaklaşık 45,8'dir. Birleşik pazar 2.500 birimdir: 50 firma, fiyat 7, firma başına üretim 50. Küçük ülkenin tüketicileri çok daha büyük bir kazanç elde eder: çeşit sayısı 20'den 50'ye çıkar, fiyat 10'dan 7'ye düşer. Büyük ülkede kazanç daha sınırlıdır.
  4. Birinci sektörde endeks bir eksi 3 bölü 21, yani yaklaşık 0,86'dır; ticaret büyük ölçüde endüstri içidir. İkinci sektörde endeks bir eksi 12 bölü 18, yani yaklaşık 0,33'tür; ticaret ağırlıklı olarak tek yönlüdür ve ülke bu sektörde net ithalatçıdır, bu da endüstriler arası ticarete daha yakın bir yapıya işaret eder.
  5. Yılda yüzde 1,2'lik yanlılık, yirmi yıl boyunca bileşik olarak 1,012 üzeri 20, yani yaklaşık 1,27 katına ulaşır; endeks fiyat artışını yaklaşık yüzde 27 fazla gösterir. Bu, Broda ve Weinstein'ın otuz yıl için bulduğu yaklaşık yüzde 28'lik toplam yanlılığa yakındır; yıllık küçük görünen yanlılıklar uzun dönemde büyük farklar yaratır.
  6. Öneri, kuramın bir olasılığını kesinlik gibi sunuyor. Stratejik ticaret politikası, az sayıda firmanın yüksek kâr elde ettiği sektörlerde sübvansiyonun yabancı rakibi caydırabileceğini gösterir, ama bu sonuç rekabet biçimine dair varsayımlara çok duyarlıdır ve rakip ülkelerin misillemesi kazançları silebilir. Büyük yolcu uçağı gibi bir sektörde, güçlü dışsal ölçek ekonomileri ve onlarca yıllık birikim mevcut kümelere büyük bir avantaj sağlar; yeni bir oyuncunun bu avantajı sübvansiyonla aşması son derece maliyetli olabilir. Firma heterojenliği, ihracatta başarının firmanın verimliliğine bağlı olduğunu gösterir; sübvansiyon verimsiz bir firmayı ayakta tutabilir ama onu verimli kılmaz. Trefler'in bulguları ise, verimlilik kazançlarının çoğu zaman korumadan değil, rekabetten ve seçilimden geldiğini gösterir. Bu yüzden öneri, bilgi eksikliği, lobi baskıları ve misilleme riskleri açıkça tartışılmadan kuramın desteği olarak sunulamaz.

İleri okuma

  • Paul R. Krugman (1979). «Increasing Returns, Monopolistic Competition, and International Trade». Journal of International Economics 9(4). Yeni ticaret teorisinin kurucu makalelerinden biri.
  • Paul R. Krugman (1980). «Scale Economies, Product Differentiation, and the Pattern of Trade». American Economic Review 70(5). Ev pazarı etkisinin ortaya konduğu çalışma.
  • Marc J. Melitz (2003). «The Impact of Trade on Intra-Industry Reallocations and Aggregate Industry Productivity». Econometrica 71(6). Firma heterojenliğinin ticaret kuramına katılması.
  • Daniel Trefler (2004). «The Long and Short of the Canada-U.S. Free Trade Agreement». American Economic Review 94(4). Bir serbest ticaret anlaşmasının kısa ve uzun dönemli etkileri.

Sonraki derse köprü

Bu derste ticaretin ölçek ekonomileri, çeşitlilik ve firmalar arası seçilim yoluyla benzer ülkelere bile kazanç sağladığını ve bu kazançların uyum maliyetleriyle birlikte geldiğini gördük. Şimdiye kadarki modellerde ticaret ya tamamen serbestti ya da tamamen kapalıydı. Gerçekte hükümetler ticareti bu iki uç arasında, çoğu zaman ithal mallara vergi koyarak ya da ithal edilebilecek miktarı sınırlayarak düzenler. Bir gümrük vergisi fiyatları, üretimi ve tüketimi nasıl değiştirir, kim kazanır, kim kaybeder? Sıradaki ders tarifeleri ve kotaları ele alıyor: bu araçların yurt içi fiyatlara, üreticilere, tüketicilere ve devlet gelirine etkilerini ve yarattıkları verimlilik kaybını inceleyeceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: bir otomobil galerisi; araçların üzerinde farklı ülkelerin bayrakları belirir. Ardından bir Türk fabrikasından çıkan otomobiller bir limanda Avrupa'ya giden gemilere yüklenir.
  • Hikâye: 1978 kışında bir üniversite koridoru; genç bir araştırmacı bir profesörün kapısını çalar. Tahtada iki basit eğri belirir ve bir not: «ölçek + çeşitlilik = ticaret».
  • Kavram: iki küçük pazar, her birinde az sayıda çeşit ve yüksek fiyat etiketi. Pazarlar birleşince raflar genişler, fiyat etiketleri küçülür, bazı küçük fabrikaların ışığı söner.
  • Veri ve kanıt: Kanada haritası üzerinde fabrika simgeleri; bir kısmı söner, kalanlar büyür. Yanında istihdam çubuğu yüzde 12 kısalır, verimlilik çubuğu yüzde 15 uzar.
  • Model: 30 ve 40 firmadan oluşan iki grup birleşir ve 50 firmaya iner; fiyat göstergesi 8,33 ve 7,5'ten 7'ye düşer.
  • Neden önemli: bir ülke haritasında sanayi kümeleri ışık noktaları olarak belirir ve zamanla büyür.

Seslendirme, yeni ticaret teorisini klasik kuramların yerine geçen değil, onları tamamlayan bir yaklaşım olarak sunar. Ticaretin verimlilik kazançlarını ve bu kazançların kısa dönemde işçiler ile küçük firmalar üzerinde yarattığı uyum maliyetlerini birlikte anlatır; stratejik ticaret politikası tartışmasını iki tarafıyla aktarır.

Kısa kesit

Dikey, elli saniyelik. Seslendirme: «İki komşu ülke, aynı yıl birbirine binlerce otomobil satıyor.» Ekranda karşılıklı giden iki gemi. «Neden herkes kendi otomobilini kullanmıyor?» Kapanış: «Cevap, 1978'de bir danışman ziyaretinde bulundu. Derste.»