İçeriğe geç

Ders EKO-205.01 · Seviye 2 — Orta

Ticaret neden yapılır?

EKO-205 Uluslararası İktisat

4.121 kelime · yaklaşık 19 dakika okuma · seslendirme 9 dk · veriler Eylül 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • otarşi
  • göreli otarşi fiyatı
  • endüstriler arası ticaret
  • endüstri içi ticaret
  • ticaret maliyetleri
  • çekim modeli
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Ticaretin temel mantığı, göreli otarşi fiyatlarının ülkeden ülkeye farklı olmasıdır; dünya fiyatı iki otarşi fiyatı arasında oluştuğunda iki ülke de kazanır ve fiyatın bu aralıktaki yeri, kazancın ülkeler arasında nasıl bölüneceğini belirler.
  2. Jefferson'ın 1807–1809 ambargosu Amerikan ihracatını 49 milyon dolardan 9 milyon dolara düşürdü; Irwin'e göre maliyeti, ticaret payının yaklaşık yüzde 13 olduğu bir dönemde milli gelirin yaklaşık yüzde 5'iydi.
  3. Ticaret hem farklılıklardan, yani teknoloji ve kaynak farklarından doğan endüstriler arası ticaretten, hem benzerliklerden, yani ölçek ekonomileri ve çeşitlilikten doğan endüstri içi ticaretten oluşur; ticareti ise az sayıda büyük ve verimli firma yapar.
  4. Ticaret maliyetleri çarpımsal olarak birleşir ve gelişmiş ülkelerde bile malın değerinin yaklaşık yüzde 170'ine ulaşabilir; çekim modelinde uzaklık esnekliği yaklaşık eksi 0,9'dur, yani iki kat uzaklık ticareti yaklaşık yüzde 46 azaltır.
  5. Frankel ve Romer coğrafyayı kullanarak ticaretin geliri artırdığını buldu, ama tahminler kesin değildir ve Rodríguez–Rodrik eleştirisi tartışmayı sürdürdü; ticaretten ülke bütün olarak kazansa da, kazanç ve kayıplar ülke içindeki gruplar arasında eşit dağılmaz.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — Otarşiyi, göreli otarşi fiyatını, endüstriler arası ve endüstri içi ticareti, ticaret maliyetlerini ve çekim modelini tanımlar.
  • Anlama — Ülkeler arasındaki ticaretin hem farklılıklardan hem benzerliklerden doğabileceğini, göreli otarşi fiyatları arasındaki farkın ticarete neden yol açtığını ve ticaretten kazancın neden herkese eşit dağılmadığını açıklar.
  • Uygulama — İki ülkenin göreli otarşi fiyatlarından iki tarafın da kazandığı dünya fiyatı aralığını bulur, ticaret maliyeti bileşenlerini birleştirir ve çekim modeliyle uzaklığın ticaret hacmine etkisini hesaplar.
  • Değerlendirme — Ticaretin gelir üzerindeki etkisine dair kanıtların güçlü ve zayıf yanlarını, özellikle nedensellik sorununu ve ticaretin dağılım etkilerini tartar.

Sezgi

Açılış

Bir sabah kahvaltı masasına bakalım. Çay Rize'den, zeytin Ayvalık'tan gelmiş olabilir; ama kahve Brezilya'dan ya da Etiyopya'dan, telefonun içindeki çip Tayvan'dan, ekmeğin unundaki buğdayın bir kısmı Rusya'dan gelmiş olabilir. Türkiye bu malların bir kısmını kendisi de üretebilir, bir kısmını hiç üretemez. Yine de hepsini, dünyanın başka köşelerinde yaşayan ve hiç tanımadığı insanlardan alır; karşılığında da onlara otomobil, beyaz eşya, giysi ve fındık satar.

Başlangıç seviyesindeki derslerde iki kişi arasındaki değişimin neden iki tarafı da zenginleştirebileceğini ve karşılaştırmalı üstünlüğün mantığını gördük. İktisat tarihi derslerinde de Smith'in ve Ricardo'nun bu fikirleri nasıl geliştirdiğini inceledik. Bu kursta ülkeler arası ticareti modellerle ve verilerle derinlemesine ele alıyoruz. İlk ders, kursun temel sorusunu soruyor: ülkeler neden ticaret yapar, ne ticaret yapar ve ticaretten gerçekte ne kazanılır?

Hikâye — Kendi kapısını kapatan ülke

1807'nin sonunda Amerika Birleşik Devletleri zor bir durumdaydı. Britanya ile Fransa, Napolyon Savaşları'nın ortasında birbirlerinin ticaretini engellemeye çalışıyordu. İngiliz donanması Amerikan kıyılarında devriye geziyor, tarafsız Amerikan gemilerini durduruyor, yüklerine el koyuyor, hatta denizcileri zorla kendi hizmetine alıyordu. Başkan Thomas Jefferson, savaşa girmek yerine başka bir yol seçti.

Aralık 1807'de Kongre, Jefferson'ın isteği üzerine Amerikan gemilerinin yabancı limanlara gitmesini neredeyse tamamen yasaklayan bir ambargo yasası çıkardı. Amaç, Amerikan mallarından ve gemilerinden mahrum kalan Britanya ile Fransa'yı politikalarını değiştirmeye zorlamaktı. Ambargo beklenmedik ölçüde etkili uygulandı: yurt içinde üretilen malların ihracatı 1807'de 49 milyon dolardan 1808'de 9 milyon dolara, yani yüzde 80'in üzerinde düştü; ithalat da yaklaşık yarıya indi.

Ama asıl bedeli Amerikalılar ödedi. Pamuk, un ve tütün gibi ihraç mallarının iç fiyatları çöktü; yurt dışından gelen malların fiyatları hızla yükseldi. Limanlarda gemiler boş bekledi, denizciler işsiz kaldı ve özellikle ticarete bağımlı New England'da öfke büyüdü. Britanya politikasını değiştirmedi. Kongre, yürürlüğe girmesinden yalnızca on dört ay sonra, Mart 1809'da ambargoyu kaldırdı. Yaklaşık iki yüz yıl sonra iktisat tarihçisi Douglas Irwin, bu kısa dönemi, bir ülkenin ticaretten kazancını ölçmek için eşsiz bir fırsat olarak inceleyecekti.

Kavram

Jefferson'ın ambargosu, bir ülkeyi kısa bir süreliğine ticaretin olmadığı bir duruma yaklaştırdı. İktisatçılar bu durumu, ticaretten kazancı ölçerken başvurulan bir kıyas noktası olarak kullanır.

Otarşide her ülke, iki mal arasındaki değişim oranını kendi üretim ve tüketim koşullarına göre belirler. Bu oranların ülkeden ülkeye farklı olması, ticaretin temel nedenidir.

Ülkeler arası ticaretin bir kısmı, birbirinden çok farklı malların değişiminden oluşur. Bu tür ticaret, klasik kuramların açıklamaya çalıştığı biçimdir.

Ama dünya ticaretinin büyük bir kısmı, benzer ülkeler arasında benzer malların değişiminden oluşur. Bu gözlem, 1970'lerden itibaren yeni kuramların geliştirilmesine yol açtı.

Ticaretin ne kadar yapılacağını, yalnızca kazancın büyüklüğü değil, ticareti yapmanın bedeli de belirler. Bu bedel, çoğu zaman sanıldığından çok daha büyüktür.

Ticaret maliyetlerinin önemi, ticaretin coğrafyasında açıkça görülür. Ülkeler arası ticaret hacmini şaşırtıcı bir tutarlılıkla açıklayan bir ilişki, fiziğe benzetilerek adlandırılmıştır.

Veri ve kanıt

Irwin'in bulgusunun değeri, ticaretten kazancın genellikle yalnızca kuramda karşılaştırılabilmesinden gelir. Bir ülkeyi otarşiye zorlayıp sonucu gözlemlemek mümkün değildir; Jefferson'ın ambargosu bu nadir durumlardan biriydi. Maliyetin ticaret payından küçük çıkmasının iki nedeni vardı: ambargo ticareti tamamen sıfırlamadı ve yurt içi üreticiler daha önce ithal edilen mamul malların bir kısmını kendileri üretmeye yöneldi. Bu ikinci nokta, ticaretin kesilmesinin bazı yerli üreticilere fırsat yarattığını ama toplumun bütününe bedel yüklediğini gösterir.

Frankel ile Romer'in yaklaşımı, ekonometri kursunda gördüğümüz nedensellik sorununa zekice bir çözüm önerdi: zengin ülkeler daha çok ticaret yapabilir ama coğrafya zenginlikten etkilenmez. Ama çalışma eleştirilerden de kaçamadı. Francisco Rodríguez ve Dani Rodrik 2000'de, coğrafyanın geliri ticaret dışındaki kanallardan da, örneğin iklim, hastalık yükü ve kurumlar yoluyla etkileyebileceğini ve bu kanallar hesaba katıldığında sonuçların zayıfladığını savundu. Ticaretin gelire etkisi bugün de iktisadın en canlı tartışma konularından biri olmayı sürdürüyor; ama ticaretin tamamen kesilmesinin büyük bir bedeli olduğu konusunda iktisatçıların büyük çoğunluğu hemfikirdir.

Yaygın yanlış«Bir ülke ancak başka ülkelerden daha verimli ürettiği mallarda ticaretten kazanabilir; her şeyde daha verimsiz olan bir ülkenin ticarette kaybetmesi kaçınılmazdır.»
Doğrusu

Ticaretten kazancın kaynağı mutlak değil, göreli farklılıklardır. İki ülkenin göreli otarşi fiyatları farklı olduğu sürece, her şeyi daha verimsiz üreten bir ülke bile kendi içinde görece ucuz olan malı ihraç ederek kazanabilir. Başlangıç seviyesinde gördüğümüz karşılaştırmalı üstünlük ilkesi, bunu iki kişi için göstermişti; ülkeler için de aynı mantık geçerlidir.

Yaygın yanlış«Ticaret, bir ülkenin ihracatla kazandığı ve ithalatla kaybettiği bir oyundur; ne kadar çok ihracat, o kadar çok kazanç.»
Doğrusu

Bu, merkantilist bir bakış açısıdır. Ticaretten kazanç, ihracattan değil, ihracat karşılığında elde edilen ithalattan ve kaynakların daha verimli kullanımından gelir. İhracat, ithalatın bedelidir. Ticaret hem ülkelerin tüketim olanaklarını genişletebilir, hem de ülke içinde bazı gruplara kazandırıp bazılarına kaybettirebilir; ama bu kazanç ve kayıplar ülkeler arasında değil, ülkelerin içindeki gruplar arasında dağılır.

Neden önemli?

Uluslararası ticaret, dünya ekonomisinin merkezinde yer alır. Türkiye gibi orta gelirli ve dışa açık bir ekonomi için ticaret, hem büyümenin hem de kırılganlığın kaynağıdır: ihracat pazarlarındaki talep, istihdamı ve geliri doğrudan etkiler; ithal ara mallara bağımlılık, döviz kurundaki değişimleri üretim maliyetlerine yansıtır. Başlangıç seviyesindeki verilerde gördüğümüz gibi, Türkiye'nin ithalatının üçte ikisinden fazlası ara mallarından oluşur; yani ithalat, büyük ölçüde üretimin kendisi için yapılır.

Ticaretin nedenlerini anlamak, ticaret politikası tartışmalarını değerlendirmek için de gereklidir. Gümrük vergileri, ticaret anlaşmaları, gümrük birlikleri ve ticaret savaşları, hangi grupların kazanıp hangilerinin kaybedeceğini belirler. Son yıllarda ABD ile Çin arasındaki gerilimler, küresel tedarik zincirlerinin yeniden düzenlenmesi ve korumacılığın yeniden yükselmesi, bu soruları gündemin merkezine taşıdı. Bu kursun ilerleyen derslerinde bu tartışmaları modellerle ve kanıtlarla inceleyeceğiz.

Model

İki soru: neden ve ne

Uluslararası ticaret kuramı iki soruya cevap arar. Birincisi, ülkelerin neden ticaret yaptığıdır; yani ticaretin kaynağı nedir? İkincisi, ülkelerin ne ticaret yaptığıdır; yani hangi ülke hangi malı ihraç eder? İki soru birbirine bağlıdır: ticaretin kaynağını açıklayan bir kuram, genellikle ticaretin yönünü de öngörür.

Bu iki soruya verilen cevaplar tarih boyunca değişti. Klasik iktisatçılar ticareti ülkeler arasındaki farklılıklarla açıkladı. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında gözlenen, benzer ülkeler arasındaki yoğun ticaret ise, farklılıkların tek açıklama olamayacağını gösterdi. Bugün ticaret iktisadı, farklılıklara, benzerliklere ve firmalar arasındaki farklara dayanan kuramları birlikte kullanır.

Göreli otarşi fiyatlarının mantığı

Ticaretin en temel mantığı, iki ülkenin otarşideki göreli fiyatlarının karşılaştırılmasıyla anlaşılır. Otarşide her ülke, iki malın değişim oranını kendi üretim olanaklarına ve tüketicilerinin tercihlerine göre belirler. Bir malı üretmek bir ülkede görece kolay, öbüründe görece zorsa, o malın göreli fiyatı ilk ülkede düşük, ikincide yüksek olur.

Ticarete açıldıklarında, iki ülke tek bir dünya göreli fiyatıyla karşılaşır. Bu fiyat iki otarşi fiyatı arasında bir yerde oluşursa, her ülke kendi içinde ucuz olan malı pahalı olduğu yere satar ve karşılığında kendi içinde pahalı olan malı daha ucuza alır. Bu yüzden ticaretin varlığı için ülkelerin mutlak verimliliklerinin değil, göreli fiyatlarının farklı olması yeterlidir.

Çözümlü örnek — Kazançlı fiyat aralığı

Açıklama amacıyla kurulmuş basit bir örnek düşünelim. A ülkesinde otarşide bir ton buğday 2 metre kumaşla, B ülkesinde 4 metre kumaşla değiştirilsin. Buğday A'da görece ucuz, kumaş ise B'de görece ucuzdur.

Dünya fiyatı bir ton buğday karşılığında 3 metre kumaş olursa, A ülkesi bir ton buğdayı ihraç ederek 3 metre kumaş alır; otarşide aynı buğdayla yalnızca 2 metre elde edebilirdi. B ülkesi ise 3 metre kumaş karşılığında bir ton buğday alır; otarşide aynı buğday ona 4 metre kumaşa mal olurdu. Dünya fiyatı 2 ile 4 arasında kaldığı sürece iki ülke de kazanır. Fiyat 2'ye yaklaştıkça kazancın büyük kısmı B'ye, 4'e yaklaştıkça A'ya kalır; bu da iktisat tarihi derslerinde tanıdığımız ticaret hadlerinin, kazancın ülkeler arasında nasıl bölündüğünü belirlediğini gösterir.

Kazancın iki kaynağı

Ticaretten kazanç iki kanaldan gelir. Birincisi tüketim kanalıdır: üretim hiç değişmese bile, bir ülke ürettiği malların bir kısmını dünya fiyatından değiştirerek otarşide ulaşamayacağı bir tüketim bileşimine ulaşabilir. İkincisi üretim kanalıdır: ticarete açılan ülke, kaynaklarını görece verimli olduğu sektörlere kaydırarak toplam üretiminin değerini artırır.

Jefferson'ın ambargosu, bu iki kanalın tersine işlediğini gösterdi. Ticaret kesildiğinde Amerikalılar hem ithal mallara daha yüksek fiyat ödemek zorunda kaldı, hem de kaynakların bir kısmı daha az verimli oldukları sektörlere kaydı. Ambargonun maliyetinin ticaret payından küçük kalması da, üretim kanalının kısmen uyum sağlayabildiğini gösterir.

Farklılıklardan doğan ticaret

Ticaretin ilk açıklaması, ülkeler arasındaki teknoloji farklılıklarıdır. Bir ülke bazı malları üretmekte, öbür ülkelere göre görece daha verimliyse, o malları ihraç eder. Sıradaki derste ele alacağımız Ricardo modeli, bu açıklamanın en sade biçimidir ve yalnızca emek verimliliğindeki farklarla ticareti açıklar.

İkinci açıklama, üretim kaynaklarının miktarındaki farklılıklardır. Toprağı bol bir ülke toprak yoğun malları, sermayesi bol bir ülke sermaye yoğun malları görece ucuza üretir. Kursun ilerleyen derslerinde ele alacağımız Heckscher–Ohlin modeli bu açıklamayı geliştirir ve ticaretin ülke içindeki gelir dağılımını nasıl etkilediğini de gösterir. Her iki açıklama da endüstriler arası ticareti, yani farklı malların değişimini anlatır.

Benzerliklerden doğan ticaret

Farklılıklara dayanan kuramlar, dünya ticaretinin önemli bir gerçeğini açıklamakta zorlanır: ticaretin büyük bir kısmı, teknolojileri ve kaynakları birbirine benzeyen gelişmiş ülkeler arasında yapılır. Almanya Fransa'ya otomobil satarken Fransa da Almanya'ya otomobil satar.

Bu gözlemi açıklayan kuramlar, 1970'lerin sonunda Paul Krugman'ın öncülüğünde geliştirildi. Üretimde ölçek ekonomileri varsa, her ülke bir malın bütün çeşitlerini değil, birkaç çeşidini büyük ölçekte üretmeyi tercih eder. Tüketiciler çeşitliliği sevdiği için, benzer ülkeler birbirlerinin farklı çeşitlerini alıp satar. Bu tür ticaretten kazanç, daha düşük maliyetlerden ve daha fazla çeşitlilikten gelir; kursun yeni ticaret kuramı dersinde bu modeli ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.

Endüstri içi ticaretin yaygınlığı

Endüstri içi ticaret, gelişmiş ülkelerin ticaretinde baskındır ve orta gelirli ülkelerde de hızla artmıştır. Türkiye'nin otomotiv sektörü bunun örneğidir: Türkiye'de üretilen otomobiller ve yedek parçalar Avrupa'ya ihraç edilirken, Avrupa'da üretilen başka marka ve modeller de Türkiye'ye ithal edilir.

Endüstri içi ticaretin payı, ticaretin dağılım etkilerini de değiştirir. Endüstriler arası ticarette bir ülkenin bütün bir sektörü küçülebilir ve o sektörde çalışanlar ciddi kayıplar yaşayabilir. Endüstri içi ticarette ise her iki ülkede de aynı sektör hem ihracat hem ithalat yapar; uyum, sektörler arasında değil, sektör içindeki firmalar arasında olur ve genellikle daha az sancılıdır.

Firmalar: ticareti kim yapar?

Klasik kuramlar ülkelerden söz eder, ama ticareti gerçekte firmalar yapar. 2000'lerde firma düzeyindeki verilerin kullanılmasıyla şaşırtıcı bir tablo ortaya çıktı. Andrew Bernard, Bradford Jensen, Stephen Redding ve Peter Schott'un 2007'deki incelemesine göre, 2000 yılında ABD'de faaliyet gösteren yaklaşık 5,5 milyon firmanın yalnızca yüzde 4'ü ihracat yapıyordu ve ihracatçıların en büyük yüzde 10'u toplam ihracatın yaklaşık yüzde 96'sını gerçekleştiriyordu.

İhracatçı firmalar, aynı sektördeki öbür firmalardan daha büyük, daha verimli ve daha yüksek ücret ödeyen firmalardır. Bu gözlem, ticarete açılmanın bir sektörün içinde de kaynakları yeniden dağıttığını gösterir: verimli firmalar büyüyüp ihracata yönelirken, verimsiz firmalar küçülür ya da piyasadan çıkar. Bu seçilim, ticaretten kazancın üçüncü bir kaynağıdır.

Ticaret maliyetlerinin büyüklüğü

Ticaret maliyetleri, ticaretin ne kadar yapılacağını belirleyen en önemli etkenlerden biridir. James Anderson ve Eric van Wincoop 2004'te yayımladıkları kapsamlı incelemede, gelişmiş bir ülke için temsilî ticaret maliyetinin, malın fabrika çıkış fiyatına göre yaklaşık yüzde 170'lik bir ek maliyete denk geldiğini hesapladı.

Bu toplam üç bileşenden oluşuyordu: yaklaşık yüzde 21'lik taşıma maliyeti, yaklaşık yüzde 44'lük sınırla ilgili engeller ve yaklaşık yüzde 55'lik toptan ve perakende dağıtım maliyeti. Sınır engelleri yalnızca gümrük vergilerinden değil, farklı dillerden, para birimlerinden, düzenlemelerden, bilgi eksikliğinden ve sözleşmelerin uygulanmasındaki güçlüklerden de oluşur. Bu yüzden gümrük vergileri çok düşük olsa bile, ülkeler arasındaki ticaret, ülke içindeki ticarete göre çok daha maliyetli kalır.

Çözümlü örnek — Maliyetleri birleştirmek

Ticaret maliyeti bileşenleri toplanmaz, çarpılır; çünkü her aşamadaki maliyet, önceki aşamaların üzerine eklenir. Taşıma maliyeti fiyatı 1,21 katına, sınır engelleri 1,44 katına, dağıtım maliyeti 1,55 katına çıkarıyorsa, toplam çarpan 1,21 çarpı 1,44 çarpı 1,55, yani yaklaşık 2,70'tir.

Bu, fabrika çıkışında 100 lira olan bir malın, yabancı bir ülkedeki tüketiciye yaklaşık 270 liraya ulaştığı ve ticaret maliyetinin malın değerinin yaklaşık yüzde 170'i olduğu anlamına gelir. Bileşenler yanlışlıkla toplansaydı, 21 artı 44 artı 55, yani yüzde 120 bulunurdu; bu da maliyeti önemli ölçüde küçük gösterirdi. Taşıma maliyetlerindeki bir düşüşün etkisi de bu çarpımsal yapı nedeniyle diğer maliyetlerin büyüklüğüne bağlıdır.

Çekim modeli

Jan Tinbergen 1962'de, bir ülke çiftinin karşılıklı ticaretinin, tarafların gayri safi yurt içi hasılalarının çarpımıyla doğru, aralarındaki uzaklıkla ters orantılı olduğunu gösterdi. Bu ilişki, o günden bu yana yüzlerce çalışmada, farklı dönemler ve ülkeler için doğrulandı ve ticaret iktisadının en sağlam ampirik bulgularından biri hâline geldi.

Ekonometride gördüğümüz logaritmik dönüşüm, çekim modelini doğrusal bir regresyona çevirir: ticaretin logaritması, iki ülkenin hasılalarının logaritmalarıyla ve uzaklığın logaritmasıyla açıklanır. Uzaklığın katsayısı bir esneklik olarak okunur. Anne-Célia Disdier ve Keith Head 2008'de, yayımlanmış yüzlerce çekim modeli tahminini inceleyen bir meta analizde, uzaklık esnekliğinin ortalamasının yaklaşık eksi 0,9 olduğunu ve uzaklığın ticareti azaltan etkisinin, taşıma teknolojisindeki bütün gelişmelere rağmen yirminci yüzyılın ortalarında artıp o tarihten beri yüksek kaldığını buldu.

Çözümlü örnek — Uzaklığın bedeli

Uzaklık esnekliği eksi 0,9 olsun. Bir ülke, ekonomik büyüklüğü aynı olan iki ortakla ticaret yapıyor; ikincisi birincisinden iki kat daha uzakta. Çekim modeline göre ikinci ortakla ticaret, birincisiyle ticaretin 2 üzeri eksi 0,9 katı, yani yaklaşık 0,54 katı olur: iki kat uzaklık, ticareti yaklaşık yüzde 46 azaltır.

Ekonomik büyüklük ise ters yönde çalışır. Bir ortağın hasılası iki katına çıkarsa, onunla yapılan ticaret de yaklaşık iki katına çıkar. Bu iki etki birlikte, Türkiye'nin ticaretinde Avrupa'nın neden ağırlıklı bir yer tuttuğunu açıklamaya yardım eder: Avrupa hem büyük bir ekonomidir hem de Türkiye'ye yakındır. Uzaklığın etkisinin taşıma maliyetlerinden çok daha büyük olması, uzaklığın bilgi, güven, dil ve kültür gibi başka engelleri de temsil ettiğini düşündürür.

Ticaret ve gelir: nedensellik sorunu

Ticarete daha açık ülkelerin daha zengin olduğu bilinen bir gözlemdir. Ama bu ilişkinin yönü belirsizdir: ticaret geliri artırabilir, ama zengin ülkeler de daha fazla ticaret yapabilir; iyi kurumlar ya da coğrafi avantajlar hem ticareti hem geliri artırabilir. Ekonometri kursunda gördüğümüz gibi, basit bir regresyon bu kanalları birbirinden ayıramaz.

Frankel ile Romer'in coğrafyaya dayanan yaklaşımı ve Irwin'in ambargo gibi doğal deneyleri kullanması, bu sorunu aşmaya yönelik girişimlerdir. Ama her yaklaşımın kendi varsayımları vardır ve Rodríguez ile Rodrik'in eleştirisinin gösterdiği gibi, bu varsayımlar tartışmaya açıktır. Bugünkü kanıtlar, ticaretin tamamen kesilmesinin büyük bir bedeli olduğunu güçlü biçimde gösterir; ama ticarete ne ölçüde açılmanın ne kadar büyüme getireceği sorusu, ülkenin koşullarına ve açılmanın biçimine bağlı olarak tartışılmaya devam etmektedir.

Kazananlar ve kaybedenler

Ticaretten bir ülkenin bütün olarak kazanması, ülkedeki herkesin kazandığı anlamına gelmez. İthal mallarla yarışan sektörlerde çalışanlar ve o sektörlerin sermaye sahipleri kaybedebilir; ihracat sektörlerindekiler ve ithal malların tüketicileri kazanır. Başlangıç seviyesinde gördüğümüz Çin şoku çalışması, bu kayıpların bölgesel olarak yoğunlaşabileceğini ve uzun süre kalıcı olabileceğini göstermişti.

Bu dağılım etkileri, ticaret politikası tartışmalarının merkezindedir. Kazananların kazancı kaybedenlerin kaybını aşsa bile, kaybedenlerin telafi edilmesi kendiliğinden gerçekleşmez; bunun için işsizlik sigortası, yeniden eğitim programları ya da bölgesel politikalar gibi araçlar gerekir. Bu kursun ilerleyen derslerinde, ticaret politikasının siyasetini ve korumacılık tartışmalarını bu dağılım etkileri ışığında inceleyeceğiz.

Kalkınma ve ticaret tartışması

Ticaretin kalkınmadaki rolü, iktisat tarihinin en uzun tartışmalarından biridir. Bir görüş, dışa açıklığın ülkelerin karşılaştırmalı üstünlüklerine göre uzmanlaşmasını, yeni teknolojilere erişmesini ve büyük pazarlara ulaşmasını sağlayarak kalkınmayı hızlandırdığını savunur. Doğu Asya ekonomilerinin ihracata dayalı büyümesi, bu görüşün sık verilen örneğidir.

Öbür görüş, iktisat tarihi derslerinde gördüğümüz gibi, bugün zengin olan ülkelerin çoğunun sanayileşme dönemlerinde korumacı politikalar uyguladığını ve genç sanayilerin başlangıçta korunmaya ihtiyaç duyabileceğini vurgular. Türkiye'nin kendi deneyimi de, 1950–1980 dönemindeki ithal ikameci sanayileşmeden 1980 sonrası dışa açılmaya uzanan bir yol izledi. Bu kurs, iki görüşün de hangi koşullarda güçlü olduğunu anlamak için gereken araçları sağlamayı amaçlar.

Uygulama

Özet kartı

  1. Ticaretin temel mantığı, göreli otarşi fiyatlarının ülkeden ülkeye farklı olmasıdır; dünya fiyatı iki otarşi fiyatı arasında oluştuğunda iki ülke de kazanır ve fiyatın bu aralıktaki yeri, kazancın ülkeler arasında nasıl bölüneceğini belirler.
  2. Jefferson'ın 1807–1809 ambargosu Amerikan ihracatını 49 milyon dolardan 9 milyon dolara düşürdü; Irwin'e göre maliyeti, ticaret payının yaklaşık yüzde 13 olduğu bir dönemde milli gelirin yaklaşık yüzde 5'iydi.
  3. Ticaret hem farklılıklardan, yani teknoloji ve kaynak farklarından doğan endüstriler arası ticaretten, hem benzerliklerden, yani ölçek ekonomileri ve çeşitlilikten doğan endüstri içi ticaretten oluşur; ticareti ise az sayıda büyük ve verimli firma yapar.
  4. Ticaret maliyetleri çarpımsal olarak birleşir ve gelişmiş ülkelerde bile malın değerinin yaklaşık yüzde 170'ine ulaşabilir; çekim modelinde uzaklık esnekliği yaklaşık eksi 0,9'dur, yani iki kat uzaklık ticareti yaklaşık yüzde 46 azaltır.
  5. Frankel ve Romer coğrafyayı kullanarak ticaretin geliri artırdığını buldu, ama tahminler kesin değildir ve Rodríguez–Rodrik eleştirisi tartışmayı sürdürdü; ticaretten ülke bütün olarak kazansa da, kazanç ve kayıplar ülke içindeki gruplar arasında eşit dağılmaz.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
OtarşiAutarkyBir ülkenin dış dünyayla hiç ticaret yapmadığı durum
Göreli otarşi fiyatıRelative autarky priceTicaret yokken bir malın başka bir mal cinsinden fiyatı
Endüstriler arası ticaretInter-industry tradeFarklı sektörlerin mallarının değişimi
Endüstri içi ticaretIntra-industry tradeAynı sektörün mallarının hem ihracı hem ithali
Ticaret maliyetleriTrade costsMalı yabancı tüketiciye ulaştırmanın bütün ek maliyetleri
Çekim modeliGravity modelTicaretin büyüklükle doğru, uzaklıkla ters orantılı olması

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) Endüstriler arası ticaret ile endüstri içi ticaret arasındaki fark nedir? Her birinin hangi ülke çiftleri arasında daha yaygın olduğunu ve neden olduğunu açıkla.
  2. (Çıktı 2) İki malda da öbür ülkenin gerisinde kalan bir ülke, ticaretten neden yine de kazanabilir? Göreli otarşi fiyatları kavramını kullanarak açıkla.
  3. (Çıktı 3) C ülkesinde otarşide bir bilgisayar 50 çift ayakkabıyla, D ülkesinde 20 çift ayakkabıyla değiştiriliyor. Hangi ülke hangi malı ihraç eder? İki ülkenin de kazandığı dünya fiyatı aralığı nedir? Dünya fiyatı bir bilgisayar karşılığında 30 çift ayakkabı olursa, her ülkenin kazancını açıkla.
  4. (Çıktı 3) Bir malın taşıma maliyeti yüzde 10, sınır engelleri yüzde 25, dağıtım maliyeti yüzde 40 ek maliyet getiriyor. Toplam ticaret maliyetini yüzde olarak hesapla. Bileşenler toplansaydı ne bulunurdu?
  5. (Çıktı 3) Çekim modelinde uzaklık esnekliği eksi 1'dir. Bir ülke, ekonomik büyüklüğü aynı olan iki ortakla ticaret yapıyor; birincisi 1.000, ikincisi 4.000 kilometre uzakta. İkinci ortakla ticaret, birincisiyle ticaretin kaç katıdır? İkinci ortağın hasılası dört kat büyük olsaydı ne olurdu?
  6. (Çıktı 4) Bir gazete yazısında şu cümle geçiyor: «Dışa açık ülkeler daha zengin; o hâlde ticarete açılmak her ülkeyi zenginleştirir» diyor. Nedensellik sorununu, Frankel–Romer çalışmasını, Rodríguez–Rodrik eleştirisini ve ticaretin dağılım etkilerini kullanarak bu iddianın ne kadar sağlam olduğunu tart.

Cevaplar

  1. Endüstriler arası ticarette bir ülke bir sektörün mallarını ihraç edip başka sektörlerin mallarını ithal eder; örneğin tarım ürünleri karşılığında makine alır. Teknoloji ve kaynak farklılıklarından doğar ve kalkınmışlık düzeyleri ya da kaynakları çok farklı ülkeler arasında daha yaygındır. Endüstri içi ticarette bir ülke aynı sektörün mallarını hem ihraç hem ithal eder; örneğin otomobil satıp başka marka otomobiller alır. Ölçek ekonomileri ve tüketicilerin çeşitlilik sevgisinden doğar; teknoloji ve kaynakları birbirine benzeyen gelişmiş ülkeler arasında daha yaygındır.
  2. Ticaretten kazancın kaynağı mutlak değil, göreli farklılıklardır. İki malda da geride kalan bir ülkede bile, bir malın öbürüne göre görece verimsizliği daha az olabilir; bu mal o ülkede görece ucuzdur. İki ülkenin göreli otarşi fiyatları farklıysa, dünya fiyatı bu iki fiyat arasında oluştuğunda, her ülke kendi içinde görece ucuz olan malı ihraç ederek otarşide elde edebileceğinden daha fazla ithal mal alabilir.
  3. Bilgisayar D ülkesinde görece ucuzdur, çünkü orada bir bilgisayar yalnızca 20 çift ayakkabıya mal olur; D bilgisayar, C ayakkabı ihraç eder. İki ülkenin de kazandığı dünya fiyatı aralığı, bir bilgisayar karşılığında 20 ile 50 çift ayakkabı arasıdır. Fiyat 30 çift olursa, D bir bilgisayar ihraç ederek 30 çift ayakkabı alır; otarşide yalnızca 20 çift elde ederdi. C ise 30 çift ayakkabı karşılığında bir bilgisayar alır; otarşide aynı bilgisayar ona 50 çifte mal olurdu.
  4. Toplam çarpan 1,10 çarpı 1,25 çarpı 1,40, yani 1,925'tir; ticaret maliyeti yaklaşık yüzde 92,5'tir. Bileşenler toplansaydı yüzde 75 bulunurdu ve maliyet yaklaşık 17,5 yüzde puan küçük gösterilirdi.
  5. Uzaklık dört kat olduğu için, ikinci ortakla ticaret birincisinin 4 üzeri eksi 1, yani dörtte biri kadardır. İkinci ortağın hasılası dört kat büyük olsaydı, hasıla etkisi ticareti yaklaşık dört katına çıkarırdı ve iki etki birbirini dengeleyerek iki ortakla ticaret yaklaşık eşit olurdu.
  6. İddia, bir ilişkiden nedensellik çıkarıyor. Dışa açık ülkelerin daha zengin olması, ticaretin geliri artırmasından kaynaklanabileceği gibi, zengin ülkelerin daha fazla ticaret yapmasından ya da iyi kurumlar ve coğrafi avantajlar gibi ortak etkenlerden de kaynaklanabilir. Frankel ve Romer, coğrafyanın ticaret üzerindeki etkisini kullanarak ticaretin geliri artırdığına dair kanıt buldu, ama tahminleri kesin değildi. Rodríguez ve Rodrik, coğrafyanın geliri ticaret dışındaki kanallardan da etkileyebileceğini ve bu kanallar hesaba katıldığında sonuçların zayıfladığını gösterdi. Ayrıca bir ülke bütün olarak kazansa bile, ithal mallarla yarışan işlerde çalışanlar kaybedebilir; «her ülkeyi zenginleştirir» ifadesi, ülke içindeki dağılımı ve açılmanın biçimini görmezden gelir. Daha savunulabilir bir iddia, ticaretin tamamen kesilmesinin büyük bir bedeli olduğu, ama açılmanın kazançlarının ve dağılımının koşullara bağlı olduğudur.

İleri okuma

  • Douglas A. Irwin (2005). «The Welfare Cost of Autarky: Evidence from the Jeffersonian Trade Embargo, 1807–09». Review of International Economics 13(4). Ticaretten kazancın doğal bir deneyle ölçülmesi.
  • Jeffrey A. Frankel ve David Romer (1999). «Does Trade Cause Growth?». American Economic Review 89(3). Coğrafyayı araç olarak kullanan klasik çalışma.
  • James E. Anderson ve Eric van Wincoop (2004). «Trade Costs». Journal of Economic Literature 42(3). Ticaret maliyetlerinin kapsamlı incelemesi.
  • Andrew B. Bernard, J. Bradford Jensen, Stephen J. Redding ve Peter K. Schott (2007). «Firms in International Trade». Journal of Economic Perspectives 21(3). Ticaret yapan firmaların özellikleri.

Sonraki derse köprü

Bu derste ticaretin göreli otarşi fiyatlarındaki farklardan doğduğunu gördük, ama bu farkların nereden geldiğini henüz açıklamadık. İki ülkenin göreli fiyatları neden farklıdır? En sade cevap, ülkelerin farklı malları üretmekte farklı verimliliklere sahip olmasıdır. Sıradaki ders Ricardo modelini ele alıyor: yalnızca emeğin kullanıldığı iki ülkeli ve iki mallı bir dünyada, emek verimliliğindeki farkların ticaretin yönünü, dünya fiyatını ve ülkeler arasındaki ücret farklarını nasıl belirlediğini inceleyeceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: bir kahvaltı masasındaki her ürünün üzerinden dünya haritasına bir çizgi çekilir; masa, birbirine bağlanan ülkelerden oluşan bir ağın merkezine dönüşür.
  • Hikâye: 1808'de bir Amerikan limanı; demirli gemiler, boş rıhtımlar. Ekranın bir köşesinde ihracat grafiği 49'dan 9'a düşer, ithal mal fiyatları yükselen bir çizgiyle gösterilir.
  • Kavram: iki ülkenin terazileri; birinde bir ton buğday 2 metre kumaşa, öbüründe 4 metreye denk gelir. Aradaki bölge yeşille boyanır ve dünya fiyatı bu bölgeye yerleşir.
  • Veri ve kanıt: bir haritada ülkeler kıyılarına, komşularına ve büyüklüklerine göre renklenir; renkler, coğrafyanın ticareti nasıl şekillendirdiğini gösterir.
  • Model: bir malın fabrikadan yabancı bir mağazaya yolculuğu; her aşamada fiyat etiketi büyür ve 100'den 270'e ulaşır.
  • Neden önemli: Türkiye'nin ithalatının pasta grafiği; ara malları dilimi büyür ve bir fabrikanın üretim hattına akar.

Seslendirme, ticareti ne sorunsuz bir kazanç kaynağı ne de bir tehdit olarak sunar; ülke bütünündeki kazançla ülke içindeki dağılım etkilerini ayrı ayrı anlatır. Kalkınma ve ticaret tartışmasında iki görüşü de dengeli biçimde aktarır.

Kısa kesit

Dikey, elli saniyelik. Seslendirme: «1807'de bir ülke kendi limanlarını kapattı.» Ekranda boş rıhtımlar. «On dört ay sonra kararı geri aldı.» Kapanış: «Neden? Çünkü ticaretin bedelini, ancak ondan vazgeçince görürsünüz. Derste.»