İçeriğe geç

Ders EKO-203.01 · Seviye 2 — Orta

Para arzı süreci

EKO-203 Para, Banka ve Finansal Piyasalar

3.817 kelime · yaklaşık 17 dakika okuma · seslendirme 8 dk · veriler Eylül 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • nakit-mevduat oranı
  • rezerv-mevduat oranı
  • fazla rezerv
  • rezervlere faiz ödenmesi
  • bol rezerv sistemi
  • içsel para
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Para arzı M = m × B biçiminde yazılabilir; çarpan m = (1 + c) / (c + r), hanelerin nakit-mevduat oranı c ile bankaların rezerv-mevduat oranı r'ye bağlıdır ve sabit bir sayı değildir.
  2. Nakit-mevduat ya da rezerv-mevduat oranı yükseldiğinde çarpan küçülür; bir bankacılık panikte iki oran birlikte yükselir ve taban artsa bile para miktarı hızla daralabilir.
  3. Friedman ve Schwartz, 1929–1933'te ABD'de parasal taban artarken para stokunun banka panikleriyle kabaca üçte bir erdiğini ve merkez bankasının bu daralmayı yeterince telafi etmediğini gösterdi.
  4. Ekim 2008'de rezervlere faiz ödenmeye başlanması ve büyük varlık alımları, ABD'de rezervleri yaklaşık 20 milyar dolardan trilyonlarca dolara çıkardı; ama çarpan düştü ve geniş para ile enflasyon ılımlı kaldı; Carpenter ve Demiralp, aktarımın standart çarpan modeliyle işlemediğini buldu.
  5. Bol rezerv sisteminde merkez bankası faizi rezervlere ödediği faizle yönetir; içsel para görüşüne göre para miktarını kredi talebi ve bankaların kredi kararları belirler, merkez bankası ise miktarı değil faizi belirler.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — Nakit-mevduat oranını, rezerv-mevduat oranını, fazla rezervi, rezervlere faiz ödenmesini, bol rezerv sistemini ve içsel parayı tanımlar.
  • Anlama — Para arzının merkez bankası, bankalar ve haneler tarafından birlikte nasıl belirlendiğini ve para çarpanının neden sabit bir sayı olmadığını açıklar.
  • Uygulama — Parasal taban, nakit-mevduat oranı ve rezerv-mevduat oranından para çarpanını ve para arzını hesaplar; bir panikte ya da rezervler bollaştığında para arzının nasıl değiştiğini bulur.
  • Değerlendirme — Para çarpanı yaklaşımının 1930'larda ve 2008 sonrasında açıklama gücüne dair kanıtları, içsel para görüşüyle karşılaştırarak değerlendirir.

Sezgi

Açılış

Bir merkez bankası, bir gecede bankacılık sistemindeki rezervleri kat kat artırabilir. Ders kitaplarındaki basit hesaba göre bu, para arzının da kat kat artması, ardından enflasyonun hızlanması demektir. Ama 2008 krizinden sonra ABD'de tam olarak bu yaşandı ve beklenen sonuç gelmedi: rezervler katlanarak arttı, geniş para miktarı ise ağır ağır büyüdü, enflasyon da yıllarca hedefin altında kaldı. Ters yönde, 1930'ların başında merkez bankasının yarattığı para azalmadığı hâlde ekonomideki para stoku kabaca üçte bir küçüldü.

Temel kursta bankaların kredi verirken mevduat yarattığını ve ders kitabındaki para çarpanının bu süreci basitleştirdiğini görmüştük. Bu kursun ilk dersinde, para miktarının kimlerin kararlarıyla belirlendiğini daha ayrıntılı inceliyoruz. Merkez bankası, bankalar ve haneler aynı denklemin farklı parçalarını kontrol eder. Bu parçaların nasıl etkileştiğini bilmek, hem tarihsel krizleri hem de bugünkü merkez bankacılığını anlamanın anahtarıdır.

Hikâye — Patlayan rezervler, sakin kalan para

Ağustos 2008'e kadar ABD'deki bankalar, Merkez Bankası'ndaki hesaplarında zorunlu tutarın çok az üzerinde rezerv tutuyordu. Rezervler faiz getirmiyordu; fazla rezervin bedeli, aynı fonun bankalar arası piyasada kazanabileceği faizdi. Bankalar gün sonunda rezerv ihtiyaçlarını bankalar arası piyasada birbirlerinden borçlanarak karşılıyordu ve toplam rezerv miktarı birkaç on milyar dolar düzeyindeydi.

Lehman Brothers'ın Eylül 2008'deki çöküşü bu tabloyu kökten değiştirdi. Merkez Bankası, finansal sistemi ayakta tutmak için bankalara ve piyasalara büyük miktarda likidite sağladı; ardından yıllar süren varlık alımlarına başladı. Her alım, bankacılık sistemine yeni rezerv olarak girdi. Ekim 2008'de Merkez Bankası, bankaların rezervlerine faiz ödemeye de başladı. Birkaç yıl içinde rezervler bir trilyon doların üzerine çıktı; 2014'e gelindiğinde yaklaşık 2,8 trilyon dolara ulaştı.

Ders kitabı çarpanına göre bu artış, para arzını ve enflasyonu patlatmalıydı. Pek çok yorumcu da bunu bekledi ve yüksek enflasyon uyarısında bulundu. Ama geniş para, yani mevduatlar ve nakit toplamı, rezervlerle kıyaslanamayacak kadar yavaş büyüdü. Para arzının parasal tabana oranı, yani ölçülen para çarpanı, 2008'in sonunda sert biçimde düştü ve yıllarca eski düzeyine dönmedi. Enflasyon da yükselmedi. Soru açıktı: merkez bankası rezerv yaratıyordu, ama para neden onunla birlikte büyümüyordu?

Kavram

Para arzı, merkez bankasının yarattığı tabanın üzerine bankaların ve hanelerin davranışlarıyla kurulur. Hanelerin parayı nasıl tuttuğu, bu yapının ilk katmanıdır.

Bankaların merkez bankasında ne kadar rezerv tuttuğu ikinci katmandır.

Bankalar zorunlu tutarın üzerinde rezerv tutabilir. Bunun nedeni, belirsiz zamanlarda güvenlik ya da rezervlerin getirisi olabilir.

Rezervlerin getirisi, merkez bankasının kararıyla değişebilir.

Rezervler çok bol olduğunda, merkez bankası faizi yönetmek için rezerv miktarını ayarlamak zorunda kalmaz.

Son olarak, para arzının yönüne dair farklı bir bakış vardır.

Veri ve kanıt

Bu tarihsel örnek, para çarpanı çerçevesinin güçlü yanını gösterir. Para miktarı yalnızca merkez bankasının kararına değil, halkın nakit tutma eğilimine ve bankaların rezerv tercihine de bağlıdır. Bir panikte bu iki oran aynı anda yükselir ve çarpan çöker; taban sabit kalsa bile para miktarı hızla daralır. Friedman ve Schwartz'ın yorumu, merkez bankasının bu davranış değişikliğini telafi edecek kadar taban yaratmamasının Buhran'ı derinleştirdiği yönündeydi. Bu yorumun ağırlığı tartışılsa da, çarpanın sabit bir sayı olmadığı dersi kalıcı oldu.

İki kaynak, farklı dönemlerde aynı sabit çarpan fikrinin sınırını gösterir. 1930'larda halk ve bankalar rezerv ve nakde kaçtığı için çarpan çöktü ve para daraldı; 2008 sonrasında ise merkez bankası rezervleri bolca yarattı, ama bankalar bu rezervleri kredi genişlemesine çevirmedi ve çarpan yine düştü. Ama iki dönem, farklı dersler de verir. Friedman ve Schwartz, taban ile oranları birlikte izleyen bir çerçevenin olan biteni açıkladığını gösterir. Carpenter ve Demiralp ise günümüzün kurumsal yapısında, bankaların kredi kararlarının rezervlere değil, kredi talebine, faizlere, sermayeye ve riske bağlı olduğunu vurgular. Çarpan, bir mekanizma olmaktan çok, sonradan hesaplanan bir oran olarak daha iyi anlaşılır.

Yaygın yanlış«Merkez bankası rezervleri artırdığında para arzı çarpan oranında kendiliğinden artar.»
Doğrusu

Çarpan, bankaların ve hanelerin davranışına bağlıdır ve sabit değildir. Bankalar ek rezervleri krediye dönüştürmeyi seçmezse ya da kredi talebi zayıfsa, rezervler artarken para arzı az artar; 2008 sonrasında ABD'de olan budur.

Yaygın yanlış«Para miktarı yalnızca merkez bankasının kararıyla belirlenir.»
Doğrusu

Tabanı ve faizleri merkez bankası yönlendirir; ama dolaşımdaki toplam paranın ağırlıklı bölümü, bankaların verdiği kredilerle doğan mevduatlardır. Hanelerin nakit tutma kararı, bankaların rezerv ve kredi tercihleri ve ekonomideki kredi talebi, para miktarını birlikte belirler.

Neden önemli?

Para arzının nasıl belirlendiğini anlamak, merkez bankası politikalarının etkisini doğru okumanın ön koşuludur. Bir merkez bankası bilançosunu genişlettiğinde, bu genişlemenin ekonomideki para ve kredi miktarına ne kadar yansıyacağı, bankaların ve hanelerin tepkisine bağlıdır. Bankalara güvenin sarsıldığı bir dönemde, merkez bankası para miktarındaki daralmayı önlemek için çok daha fazla taban yaratmak zorunda kalabilir. Tersine, rezervlerin bollaştığı bir dönemde, bilanço büyüklüğü tek başına enflasyon için güvenilir bir gösterge olmayabilir.

Türkiye'de Merkez Bankası, M1, M2 ve M3 gibi farklı genişlikteki para tanımlarını düzenli olarak yayımlar. Bu büyüklüklerin nasıl hareket ettiği, kredi büyümesi, mevduatların nakde ya da dövize kayması ve bankaların rezerv davranışıyla yakından ilişkilidir. Dolarizasyon, yani mevduatların yabancı paraya kayması, yerli para cinsinden para arzının yapısını da değiştirir. Bu derste kuracağımız çerçeve, bu tür değişimlerin para ve kredi üzerindeki etkisini izlemeye yardım eder.

Model

Üç oyuncu, bir denklem

Para arzını, iki büyüklük üzerinden tanımlayalım. Parasal taban B, dolaşımdaki nakit C ile bankaların rezervleri R'nin toplamıdır: B = C + R. Geniş para M ise dolaşımdaki nakit ile mevduatların D toplamıdır: M = C + D. Merkez bankası tabanı doğrudan etkiler: açık piyasa işlemleriyle rezerv yaratır ya da çeker. Haneler ve şirketler, paralarının ne kadarını nakit, ne kadarını mevduat olarak tutacaklarına karar verir; bu, nakit-mevduat oranını, c = C / D'yi belirler. Bankalar ise mevduatlarına karşılık ne kadar rezerv tutacaklarına karar verir; bu da rezerv-mevduat oranını, r = R / D'yi belirler. Para arzı, bu üç kararın birlikte sonucudur.

Çarpanın türetilmesi

Geniş paranın tabana oranını yazalım: M / B = (C + D) / (C + R). Pay ve paydayı D'ye bölersek M / B = (c + 1) / (c + r) elde ederiz. Bu oran para çarpanıdır: m = (1 + c) / (c + r). Temel kurstaki çarpan, nakit tutulmadığı varsayımıyla, yani c = 0 iken bu formülün özel hâlidir: m = 1 / r. Formül, çarpanın hem hanelerin hem bankaların kararlarına bağlı olduğunu açıkça gösterir. c ya da r arttığında payda büyür, çarpan küçülür. Para arzı M = m × B olarak yazılabilir; merkez bankası B'yi, haneler c'yi, bankalar r'yi etkiler.

Çözümlü örnek — Sakin zamanlarda para arzı

Parasal taban 100 milyar lira, nakit-mevduat oranı 0,1 ve rezerv-mevduat oranı 0,05 olsun. Çarpan, 1,1'in 0,15'e bölümü olarak yaklaşık 7,33'tür ve para arzı yaklaşık 733 milyar liradır. Bu ekonomide mevduatlar D = M / (1 + c) ≈ 667 milyar lira, dolaşımdaki nakit yaklaşık 67 milyar, rezervler ise yaklaşık 33 milyar liradır; nakit ile rezervlerin toplamı gerçekten 100 milyar eder. Merkez bankası tabanı 10 milyar artırırsa, oranlar değişmediği sürece para arzı yaklaşık 73 milyar lira artar.

Halk nakde kaçınca

Bankalara güven sarsılsın ve haneler mevduatlarının bir kısmını nakde çevirsin; nakit-mevduat oranı üç katına, 0,3'e yükselsin. Çarpan (1 + 0,3) / (0,3 + 0,05) = 1,3 / 0,35 ≈ 3,71'e düşer. Taban 100 milyarda sabit kalırsa para arzı 733'ten yaklaşık 371 milyar liraya iner; yarıya yakın bir daralma. Neden? Nakde çevrilen her lira, bankaların rezervlerinden çıkar. Rezervleri azalan bankalar, rezerv oranlarını korumak için kredi vermeyi keser ve mevduatlar daralır. Merkez bankasının yarattığı para aynı kalsa bile, bu paranın ne kadarının mevduat zincirinin tabanı olarak çalıştığı değişmiştir.

Bankalar rezerve kaçınca

Başka bir senaryoda halk bankalara güvenmeye devam etsin, ama bankalar olası çekilişlere karşı fazla rezerv tutmaya başlasın; rezerv-mevduat oranı 0,05'ten 0,25'e çıksın. Çarpan 1,1 / 0,35 ≈ 3,14'e iner ve para arzı taban sabitken yaklaşık 314 milyar liraya düşer. Bankalar rezervlerini artırmak için kredi vermeyi kısar; geri ödenen krediler yenilenmez, mevduatlar küçülür. Bu davranış tek bir banka için ihtiyatlı ve makuldür, ama bütün bankalar aynı anda yaptığında ekonomideki para ve kredi hızla daralır.

Çözümlü örnek — Bir panik ve merkez bankasının tepkisi

1930'ların başındakine benzer bir tabloda iki oran birlikte yükselsin: nakit-mevduat oranı 0,3'e, rezerv-mevduat oranı 0,15'e. Çarpan 1,3 / 0,45 ≈ 2,89 olur. Merkez bankası tabanı yüzde 10 artırıp 110 milyar liraya çıkarmış olsun; para arzı yine de 110 × 2,89 ≈ 318 milyar liraya düşer. Başlangıçtaki 733 milyara göre bu, yaklaşık yüzde 57'lik bir daralmadır. Para arzını eski düzeyinde tutmak için tabanın 733 / 2,89 ≈ 254 milyar liraya, yani yaklaşık iki buçuk katına çıkması gerekirdi. Friedman ve Schwartz'ın eleştirisi tam olarak buydu: merkez bankası tabanı artırmıştı, ama davranış değişikliğini telafi edecek ölçekte değil. Aynı mantık, kriz anlarında merkez bankalarının bankalara neden sınırsıza yakın likidite açtığını da açıklar.

Rezervler faiz getirdiğinde

Ekim 2008'den önce ABD'de rezervler faiz getirmiyordu. Fazla rezerv tutmanın fırsat maliyeti, bankalar arası faiz kadardı; bu yüzden bankalar fazla rezervlerini bankalar arası piyasada borç vermeyi ya da krediye dönüştürmeyi tercih ediyordu. Rezervlere faiz ödenmeye başlanınca bu hesap değişti. Rezervler, riski neredeyse sıfır olan ve faiz getiren bir varlığa dönüştü. Bir banka için rezervi krediye dönüştürmenin getirisi, kredi faizi ile rezerv faizi arasındaki farktır; bu fark, kredi riski ve sermaye maliyetiyle karşılaştırılır. Kredi talebinin zayıf, riskin yüksek olduğu bir dönemde, bankalar ek rezervleri tutmayı tercih eder. Rezerv-mevduat oranı yükselir ve çarpan düşer.

Çözümlü örnek — Bol rezervler ve çarpan

Nakit-mevduat oranı 0,2 ve rezerv-mevduat oranı 0,1 olan bir ekonomide çarpan (1,2) / (0,3) = 4'tür. Merkez bankası varlık alımlarıyla tabanı üç katına çıkarsın, ama bankalar ek rezervleri krediye dönüştürmeyip rezerv-mevduat oranı 0,4'e yükselsin. Çarpan 1,2 / 0,6 = 2'ye iner. Taban üç katına çıkarken çarpan yarıya indiği için para arzı yalnızca 1,5 katına çıkar. Gerçek verilerde oranlar bu örnektekinden farklıdır, ama 2008 sonrasının genel tablosu budur: tabanın büyük kısmı bankaların rezerv hesaplarında kaldı ve geniş paraya dönüşmedi.

Koridordan tabana

Kriz öncesinde pek çok merkez bankası, politika faizini bir faiz koridoru içinde, rezerv miktarını dikkatle ayarlayarak yönetiyordu. Rezervler kıt olduğu için, açık piyasa işlemleriyle yapılan küçük değişiklikler bankalar arası faizi hedefe taşıyordu. Kriz sonrasında rezervler çok bollaşınca bu yöntem işlemez hâle geldi: bankalar ihtiyaçlarından çok fazla rezerve sahipti ve bankalar arası faiz, koridorun alt sınırına indi. Merkez bankaları bol rezerv sistemine geçti. Bu sistemde politika faizini, merkez bankasının rezervlere ödediği faiz belirler; bankalar rezervlerini bu faizin altında borç vermez, bu yüzden piyasa faizi bu düzeyin çok altına inemez. Rezerv miktarı ile faiz arasındaki bağ kopar: merkez bankası bilançosunu büyütüp küçültürken faizi ayrı bir araçla yönetebilir.

Çözümlü örnek — Taban sisteminde faiz

Bol rezerv sisteminde merkez bankası rezervlere yüzde 40 faiz ödüyor olsun. Bir banka elindeki fazla rezervi başka bir bankaya bir gecelik borç vermeyi düşündüğünde, yüzde 40'ın altında bir faizi kabul etmez; çünkü aynı parayı merkez bankasında risksiz olarak yüzde 40'la tutabilir. Bu yüzden gecelik piyasa faizi yüzde 40'ın çevresinde oluşur. Merkez bankası faizi yüzde 42'ye çıkarmak isterse, rezerv miktarını değiştirmesine gerek yoktur; rezerv faizini yüzde 42'ye yükseltmesi yeter. Aynı dönemde bilançosunu varlık alımları ya da satışlarıyla büyütüp küçültebilir. Faiz ile miktar birbirinden ayrılmıştır: bu, rezervlerin kıt olduğu eski sistemde mümkün değildi.

İçsel para görüşü

İçsel para görüşü, süreci ters yönden anlatır. Bir şirket kredi istediğinde, banka kredinin kârlı olup olmadığına, müşterinin riskine ve kendi sermaye durumuna bakarak karar verir. Kredi verildiğinde yeni bir mevduat oluşur; banka, zorunlu karşılık ya da ödeme ihtiyacı için rezerve gerek duyarsa, bunu gün sonunda öteki bankalar ya da merkez bankası aracılığıyla, politika faizi civarında bir maliyetle sağlar. Merkez bankası, faiz hedefini korumak için gereken rezervi sağlamak zorundadır; aksi hâlde faiz hedeften sapar. Bu görüşte para miktarını belirleyen, kredi talebi ve bankaların kredi arzıdır; merkez bankası miktarı değil, fiyatı, yani faizi belirler. Temel kursta gördüğümüz, bankaların kredi verirken mevduat yarattığı bulgusu, bu görüşün temel taşıdır.

İki görüşü uzlaştırmak

Çarpan yaklaşımı ile içsel para görüşü, ilk bakışta çelişir. Ama bir anlamda aynı ilişkinin iki yüzüdür. M = m × B eşitliği her zaman bir muhasebe özdeşliği olarak geçerlidir: para arzı, tabanın çarpanla çarpımıdır. Tartışma, nedenselliğin yönüyle ilgilidir. Rezervlerin kıt olduğu ve merkez bankasının miktarı hedeflediği bir dünyada, tabandaki değişim para arzını belirleyebilir. Merkez bankasının faizi hedeflediği ve rezervlerin talep üzerine sağlandığı bir dünyada ise, para arzı kredi talebine göre belirlenir ve taban onu izler. Bankacılık panikleri ya da rezervlerin çok bollaştığı dönemler gibi olağanüstü durumlarda, iki görüşün de söyleyeceği bir şey vardır: halkın ve bankaların davranışındaki ani değişimler, merkez bankasının kararlarından bağımsız olarak para miktarını büyük ölçüde değiştirebilir.

Para miktarı ve enflasyon

Paranın fiyatlarla bağı, uzun vadede ve fiyatların hızla yükseldiği ülkelerde sıkıdır; kısa vadede ve fiyat istikrarının sağlandığı ülkelerde ise gevşer. 2008 sonrasında ABD'de taban hızla büyürken geniş para ve enflasyon ılımlı kaldı. 2020–2021'de ise durum farklıydı: salgın döneminde doğrudan hanelere ve şirketlere yapılan ödemeler ve kredi destekleri, mevduatları, yani geniş parayı, onyıllardır görülmemiş bir hızla büyüttü. Bazı iktisatçılar bu büyümenin enflasyon habercisi olduğunu savundu ve ardından enflasyon yükseldi. Başkaları ise enflasyonu ağırlıklı olarak arz şoklarına ve talebin bileşimindeki kaymaya bağladı. Bu tartışma, para miktarının tek başına güvenilir bir gösterge olmasa da, geniş paranın ani ve büyük sıçramalarının göz ardı edilmemesi gerektiğini hatırlatır.

Dijital ödemeler ve nakit

Nakit-mevduat oranı yalnızca kriz anlarında değil, ödeme alışkanlıkları değiştikçe de hareket eder. Kartlı ödemelerin, mobil bankacılığın ve anlık ödeme sistemlerinin yaygınlaşması, insanların elinde tuttuğu nakdi azaltır. Rezerv-mevduat oranı 0,1 iken nakit-mevduat oranı yarı yarıya azalıp 0,1'e inerse, çarpan 4'ten 5,5'e çıkar: formülün payı 1,2'den 1,1'e, paydası ise 0,3'ten 0,2'ye iner. Aynı taban, yüzde 37,5 daha fazla geniş paraya karşılık gelir. Bu değişim bir politika kararından değil, teknolojiden gelir; merkez bankası, ölçülen para büyüklüklerini yorumlarken bu tür yapısal kaymaları hesaba katmak zorundadır. Tersine, bazı ülkelerde düşük faiz dönemlerinde ya da vergi ve güven kaygılarıyla nakit talebi artabilir; bu da çarpanı düşürür.

Dolarizasyon ve yerli para arzı

Mevduatların bir kısmının yabancı para cinsinden tutulduğu ekonomilerde, para arzını ölçmek daha karmaşıktır. Toplam mevduatlar 1.000 milyar lira karşılığı olsun ve bunların beşte ikisi döviz cinsinden tutulsun: yerli para mevduatlar 600 milyar liradır. Haneler kur belirsizliği nedeniyle yerli para mevduatlarının bir kısmını dövize çevirsin ve döviz payı yüzde 55'e çıksın. Toplam mevduat, kur sabitken değişmediği hâlde, yerli para mevduatlar 450 milyar liraya iner; yerli para cinsinden geniş para yüzde 25 küçülür. Merkez bankasının politika faizi ve likidite kararları öncelikle yerli para üzerinden işlediği için, dolarizasyon para politikasının etkisini zayıflatır. Aynı zamanda döviz mevduatları, bankaların döviz cinsinden rezerv ve likidite ihtiyacını artırır. Bu yüzden dolarizasyonun yüksek olduğu ekonomilerde, yerli para ve döviz cinsinden büyüklüklerin ayrı ayrı izlenmesi gerekir.

Modelin sınırları

Para çarpanı çerçevesi, muhasebe ilişkilerini açıkça gösterir, ama davranış kurallarını basitleştirir. Nakit-mevduat ve rezerv-mevduat oranları sabit sayılar değil, faizlere, güvene, düzenlemelere ve teknolojiye bağlı değişkenlerdir. Bankaların kredi kararlarını rezervlerden çok sermaye yeterliliği, kârlılık, risk iştahı ve düzenleyici kurallar belirler. Dijital ödemelerin yaygınlaşması nakit kullanımını azaltırken, bazı ülkelerde kriz dönemlerinde nakde ve dövize kaçış artar. Para tanımlarının kendisi de zamanla değişir; yeni finansal ürünler, dar ve geniş para arasındaki sınırı bulanıklaştırır. Son olarak, bankacılık dışındaki kuruluşların kredi ve ödeme hizmetleri, geleneksel para arzı ölçülerinin dışında kalan bir finansman dünyası yaratır.

Uygulama

Özet kartı

  1. Para arzı M = m × B biçiminde yazılabilir; çarpan m = (1 + c) / (c + r), hanelerin nakit-mevduat oranı c ile bankaların rezerv-mevduat oranı r'ye bağlıdır ve sabit bir sayı değildir.
  2. Nakit-mevduat ya da rezerv-mevduat oranı yükseldiğinde çarpan küçülür; bir bankacılık panikte iki oran birlikte yükselir ve taban artsa bile para miktarı hızla daralabilir.
  3. Friedman ve Schwartz, 1929–1933'te ABD'de parasal taban artarken para stokunun banka panikleriyle kabaca üçte bir erdiğini ve merkez bankasının bu daralmayı yeterince telafi etmediğini gösterdi.
  4. Ekim 2008'de rezervlere faiz ödenmeye başlanması ve büyük varlık alımları, ABD'de rezervleri yaklaşık 20 milyar dolardan trilyonlarca dolara çıkardı; ama çarpan düştü ve geniş para ile enflasyon ılımlı kaldı; Carpenter ve Demiralp, aktarımın standart çarpan modeliyle işlemediğini buldu.
  5. Bol rezerv sisteminde merkez bankası faizi rezervlere ödediği faizle yönetir; içsel para görüşüne göre para miktarını kredi talebi ve bankaların kredi kararları belirler, merkez bankası ise miktarı değil faizi belirler.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Nakit-mevduat oranıCurrency–deposit ratioElde tutulan nakdin mevduata oranı
Rezerv-mevduat oranıReserve–deposit ratioBanka rezervlerinin mevduata oranı
Fazla rezervExcess reservesZorunlu tutarın üzerindeki banka rezervleri
Rezervlere faiz ödenmesiInterest on reservesMerkez bankasının banka rezervlerine faiz ödemesi
Bol rezerv sistemiAmple-reserves regimeFaizin rezerv faiziyle yönetildiği, rezervlerin bol olduğu sistem
İçsel paraEndogenous moneyPara miktarının kredi talebiyle belirlendiği görüş

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) Nakit-mevduat oranı ve rezerv-mevduat oranı nedir? Her biri kimin kararını yansıtır?
  2. (Çıktı 2) Merkez bankası parasal tabanı artırdığı hâlde para arzı neden düşebilir? 1930'ların başındaki deneyimle açıkla.
  3. (Çıktı 3) Parasal taban 200 milyar lira, nakit-mevduat oranı 0,25 ve rezerv-mevduat oranı 0,1 ise para çarpanı ve para arzı nedir? Mevduat ve dolaşımdaki nakit ne kadardır?
  4. (Çıktı 3) Aynı ekonomide nakit-mevduat oranı 0,4'e, rezerv-mevduat oranı 0,2'ye çıkarsa para arzı ne olur? Para arzını eski düzeyinde tutmak için taban ne kadar olmalıdır?
  5. (Çıktı 3) Bir ekonomide çarpan 5 iken merkez bankası tabanı iki katına çıkarıyor, ama bankaların ek rezerv tutması nedeniyle çarpan 3'e düşüyor. Para arzı yüzde kaç değişir?
  6. (Çıktı 4) Bir yorumcu, «Merkez bankasının bilançosu üç katına çıktı, enflasyon mutlaka üç katına çıkacak» diyor. Friedman–Schwartz ile Carpenter–Demiralp'in bulgularına ve içsel para görüşüne dayanarak bu öngörüyü değerlendir.

Cevaplar

  1. Nakit-mevduat oranı, hanelerin ve şirketlerin elinde tuttuğu nakdin mevduatlara oranıdır ve halkın parasını nasıl tutmak istediğine dair kararını yansıtır. Rezerv-mevduat oranı, bankaların merkez bankasında ve kasalarında tuttuğu rezervlerin mevduatlara oranıdır; zorunlu karşılıklar merkez bankasının, bunun üzerindeki fazla rezervler ise bankaların kararını yansıtır.
  2. Para arzı, taban ile çarpanın çarpımıdır ve çarpan halkın ve bankaların davranışına bağlıdır. 1930'ların başında banka panikleri nedeniyle halk mevduatlarını nakde çevirdi, bankalar da olası hücumlara karşı rezerv biriktirdi. İki oran birlikte yükselince çarpan çöktü. Merkez bankası tabanı bir miktar artırdı, ama bu artış çarpandaki düşüşü telafi etmeye yetmedi ve para stoku kabaca üçte bir eridi.
  3. Çarpan, 1,25'in 0,35'e bölümü olarak yaklaşık 3,57'dir. Para arzı 200 × 3,57 ≈ 714 milyar liradır. Mevduatlar 714 / 1,25 ≈ 571 milyar, dolaşımdaki nakit 0,25 × 571 ≈ 143 milyar, rezervler 0,1 × 571 ≈ 57 milyar liradır; nakit ile rezervlerin toplamı 200 milyar eder.
  4. Yeni çarpan 1,4 / 0,6 ≈ 2,33'tür ve para arzı 200 × 2,33 ≈ 467 milyar liraya düşer. Para arzını 714 milyarda tutmak için tabanın 714 / 2,33 ≈ 306 milyar liraya çıkması gerekir.
  5. Başlangıçta para arzı 5B'dir; sonra 3 × 2B = 6B olur. Para arzı yüzde 20 artar; taban yüzde 100 artmış olsa da.
  6. Öngörü, kanıtların izin verdiğinden çok daha mekaniktir. Friedman ve Schwartz, para miktarının tabanla değil, taban ile halkın ve bankaların davranışının birlikte belirlendiğini gösterir. Carpenter ve Demiralp, 2008 sonrasında rezervlerin büyük artışının standart çarpan yoluyla para ve krediye dönüşmediğini bulmuştur. İçsel para görüşüne göre para miktarını kredi talebi ve bankaların kredi kararları belirler; bilanço büyüklüğü, bu kararlar değişmedikçe enflasyona doğrudan dönüşmez. Yine de bilanço genişlemesi geniş paranın hızla büyümesine ve güçlü bir talebe eşlik ederse, 2021 deneyiminde olduğu gibi enflasyon riski artabilir; bu yüzden bilançoyu değil, geniş parayı, krediyi ve talebi birlikte izlemek gerekir.

İleri okuma

  • Barry Eichengreen (2015). Hall of Mirrors: The Great Depression, the Great Recession, and the Uses — and Misuses — of History. Oxford University Press. İki büyük krizde para, bankalar ve politika tepkilerinin karşılaştırması.
  • Seth B. Carpenter ve Selva Demiralp (2012). «Money, Reserves, and the Transmission of Monetary Policy: Does the Money Multiplier Exist?». Journal of Macroeconomics 34(1). Rezervler, para ve kredi ilişkisi.
  • Phillip Cagan (1965). Determinants and Effects of Changes in the Stock of Money, 1875–1960. NBER. Para arzının yakın belirleyicilerinin tarihsel analizi.
  • Jane Ihrig, Gretchen Weinbach ve Scott Wolla (2021). «Teaching the Linkage Between Banks and the Fed: R.I.P. Money Multiplier». Federal Reserve Bank of St. Louis, Page One Economics. Bol rezerv sisteminde bankalar ve merkez bankası ilişkisinin anlatımı.

Sonraki derse köprü

Bu derste para arzını, bankaların rezerv ve kredi kararlarını bir oran olarak ele aldık. Ama bankalar yalnızca mevduat toplayıp kredi veren makineler değildir; ekonomide neden var olduklarını, hangi sorunları çözdüklerini sormak gerekir. Bir tasarruf sahibi parasını neden doğrudan bir şirkete değil de bir bankaya emanet eder? Bankalar kısa vadeli mevduatları uzun vadeli kredilere dönüştürürken hangi riskleri üstlenir? Sıradaki ders bankaların ekonomik rolünü ele alıyor: bilgi sorunlarını nasıl azalttıklarını, vade ve likidite dönüşümünü nasıl yaptıklarını ve bu işlevlerin bankaları neden kırılgan kıldığını inceleyeceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: bir terazinin bir kefesinde merkez bankası rezervleri hızla birikirken öbür kefede geniş para yavaşça büyür; terazi beklendiği gibi dengelenmez.
  • Hikâye: 2008 öncesinde ince bir rezerv çizgisi; Eylül 2008'den sonra dik bir yükselişle trilyonlara ulaşır. Yanında geniş paranın yavaş yükselen çizgisi ve aralarında giderek açılan bir boşluk.
  • Kavram: üç oyuncuyu temsil eden üç kol; merkez bankası tabanı, haneler nakit ile mevduat arasındaki ayarı, bankalar rezerv düğmesini çevirir. Her kolun hareketi para arzı göstergesini değiştirir.
  • Veri ve kanıt: 1929–1933 arasında bir yanda artan taban çubuğu, öbür yanda yaklaşık üçte bir kısalan para stoku çubuğu; önlerinde bankalara uzanan mevduatçı kuyrukları. Ardından 2008 sonrası rezervler ile kredi büyümesi arasındaki kopukluk.
  • Model: çarpan formülünde c ve r kaydırıcıları hareket ettikçe çarpan ve para arzı göstergesinin değişmesi; panik senaryosunda iki kaydırıcının birlikte yükselip para arzını yarıya indirmesi.
  • Neden önemli: bir merkez bankası bilanço tablosu ve yanında bir para büyüklükleri tablosu.

Seslendirme, merkez bankası bilançosunun büyüklüğünü tek başına ne tehlike ne güvence olarak sunar; para miktarının üç oyuncunun kararlarıyla birlikte belirlendiğini vurgular.

Kısa kesit

Dikey, elli saniyelik. Seslendirme: «Merkez bankası rezervleri yirmi milyar dolardan trilyonlara çıkardı. Para arzı neden onunla patlamadı?» Ekranda ayrışan iki çizgi. Kapanış: «Çünkü para miktarını yalnızca merkez bankası değil, bankalar ve haneler de belirler. Derste.»