Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Genel bir faiz kuralında politika faizi nötr nominal faize, enflasyon sapmasına ve üretim açığına göre belirlenir; Taylor'ın 1993'te önerdiği kural, ABD Merkez Bankası'nın 1987–1992 kararlarını yakından izliyordu.
- Taylor ilkesine göre faiz enflasyona birden büyük bir katsayıyla tepki vermelidir; Clarida, Galí ve Gertler bu katsayıyı Volcker öncesi için yaklaşık 0,83, Volcker–Greenspan dönemi için yaklaşık 2,15 buldu ve ilkenin sağlanmadığı dönemin kendini gerçekleştiren dalgalanmalara açık olduğunu gösterdi.
- İleriye dönük kurallar politikanın gecikmeli etkisini hesaba katar ama tahminlere bağımlıdır; faiz yumuşatma faizi hedefe kademeli taşır, öngörülebilirlik sağlar ama tepkiyi geciktirebilir.
- Taylor, 2002–2005'te faizlerin kuraldan belirgin biçimde saptığını ve konut balonunu beslediğini savundu; Bernanke, karar anındaki tahminlerle sapmanın küçük olduğunu ve ülkeler arası konut fiyatı farklarının çok azının para politikasıyla açıklandığını gösterdi.
- Fiyat düzeyi ve ortalama enflasyon hedeflemesi geçmişteki sapmaları telafi eder, nominal GSYH hedeflemesi arz şoklarının yükünü üretim ile fiyatlar arasında paylaştırır; ABD Merkez Bankası 2020'de ortalama enflasyon hedeflemesine geçti, 2025'te telafi stratejisini kaldırdı.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Taylor ilkesini, ileriye dönük kuralı, faiz yumuşatmayı, fiyat düzeyi hedeflemesini, ortalama enflasyon hedeflemesini ve nominal GSYH hedeflemesini tanımlar.
- Anlama — Bir faiz kuralının katsayılarının enflasyonun istikrarı için neden belirleyici olduğunu ve farklı hedefleme çerçevelerinin geçmişteki sapmalara nasıl tepki verdiğini açıklar.
- Uygulama — Bir kuralın önerdiği faizi farklı katsayılar ve tahminlerle hesaplar; Taylor ilkesinin sağlanıp sağlanmamasına göre enflasyonun yolunu, faiz yumuşatmanın faiz patikasına etkisini ve fiyat düzeyi hedeflemesinin gerektirdiği telafiyi bulur.
- Değerlendirme — Kurallardan sapmanın sonuçlarına dair tartışmayı ve farklı para politikası çerçevelerinin güçlü ve zayıf yönlerini değerlendirir.
Sezgi
Açılış
Bir hakem, maçın başında kuralları ilan eder ve oyuncular bu kurallara göre oynar. Hakem kuralları maç sırasında keyfine göre değiştirirse, oyuncular ne yapacaklarını bilemez; ama kurallar hiçbir beklenmedik duruma izin vermeyecek kadar katıysa, oyunun ruhu bozulabilir. Para politikası da benzer bir dengeyle karşı karşıyadır. Hanelerin, şirketlerin ve yatırımcıların merkez bankasının gelecekte ne yapacağını tahmin edebilmesi, bugünkü kararların etkisini güçlendirir. Ama ekonomi, önceden yazılmış hiçbir kuralın öngöremediği şoklarla karşılaşabilir.
Merkez bankası dersinde Taylor kuralını basit bir başparmak kuralı olarak tanımış, para politikası dersinde de kural ile takdir arasındaki tartışmayı ve zaman tutarsızlığı sorununu görmüştük. Bu derste kuralın iç yapısına giriyoruz: katsayıların neden önemli olduğunu, bir kuralın enflasyonu nasıl istikrara kavuşturduğunu ya da kavuşturamadığını, faizlerin neden yavaş ayarlandığını ve enflasyon hedeflemesine alternatif çerçevelerin ne önerdiğini inceleyeceğiz.
Hikâye — Çok düşük, çok uzun süre mi?
1993'te Stanford Üniversitesi'nden John Taylor, Carnegie-Rochester konferans dizisinde yayımlanan bir makalede basit bir formül önerdi: politika faizi, enflasyonun hedeften ve üretimin potansiyelden sapmasına göre ayarlanmalıydı. Formülün dikkat çekici yanı, ABD Merkez Bankası'nın 1987–1992 dönemindeki faiz kararlarını şaşırtıcı bir yakınlıkla izlemesiydi. Kısa sürede kural, merkez bankalarının kararlarını değerlendirmek için en çok kullanılan ölçütlerden biri oldu.
On yıl sonra kural, bir tartışmanın merkezine yerleşti. ABD Merkez Bankası 2001 durgunluğundan sonra faizleri hızla indirmiş, Haziran 2003'te politika faizini yüzde 1'e çekmiş ve bir yıl boyunca bu düzeyde tutmuştu. Aynı yıllarda konut fiyatları hızla yükseliyordu. 2007'de Taylor, Wyoming'deki yıllık Jackson Hole toplantısına sunduğu bildiride, 2002–2005 döneminde faizlerin önceki yirmi yılın deneyiminin önerdiği düzeyin belirgin biçimde altında kaldığını savundu. Basit bir konut modeliyle yaptığı karşı-olgusal hesaba göre, faiz kurala uygun izlenseydi konut başlangıçlarındaki patlama ve ardından gelen çöküş çok daha sınırlı kalabilirdi. Taylor'a göre para politikası, kuraldan saparak konut balonunu beslemişti.
Ben Bernanke, 3 Ocak 2010'da Amerikan İktisat Derneği toplantısında yaptığı konuşmada farklı bir tablo çizdi. Kuralda geçmiş enflasyon yerine, politika yapıcıların karar anında elinde bulunan enflasyon tahminleri kullanıldığında, 2000'lerin ortasındaki faizlerin kuraldan pek sapmadığını gösterdi. Ülkeler arası bir karşılaştırmada, para politikası ABD'den daha sıkı olan pek çok ülkede konut fiyatlarının daha hızlı arttığını buldu. Bernanke'ye göre konut balonunun asıl nedeni para politikası değil, riskli konut kredisi ürünlerinin yayılması ve bunları denetleyen kurumların zayıflığıydı. Aynı kural, iki farklı biçimde uygulandığında, aynı dönem için iki farklı hüküm veriyordu.
Kavram
Taylor kuralının en önemli özelliği, enflasyona verdiği tepkinin büyüklüğüdür.
Faiz kararları bugün alınır, ama etkileri aylar sonra görülür.
Merkez bankaları kuralın önerdiği faize genellikle bir kerede değil, adım adım gider.
Enflasyon hedeflemesinde geçmişteki sapmalar «geçmişte kalır»; bazı çerçeveler ise geçmişi telafi etmeyi öngörür.
Veri ve kanıt
Bu çalışma, 1970'lerin yüksek enflasyonunu yalnızca petrol şoklarına değil, para politikasının tepki biçimine de bağlar. Enflasyon yükseldiğinde faizi yeterince artırmayan bir merkez bankası, reel faizi düşürerek talebi canlandırır ve enflasyonu besler. Ama bu yorumun da eleştirileri vardır. Merkez bankası 1970'lerde karar verirken, sonradan revize edilen veriler yerine o gün elindeki verileri kullanıyordu; bu verilerle bakıldığında, tepkinin o kadar zayıf olmadığını savunan çalışmalar da vardır. karar anında elde bulunan açık tahminlerinin güvenilmezliğini AD-AS dersinde görmüştük.
Bernanke ile Taylor arasındaki tartışma, kuralların nasıl kullanıldığına dair önemli bir ders içerir. Taylor, gerçekleşmiş enflasyonla hesaplanan kuralı esas aldı ve büyük bir sapma gördü. Bernanke, ileriye dönük bir kural ve karar anındaki tahminlerle aynı dönemi değerlendirdi ve sapmanın küçük olduğunu gördü. İki tarafın da savunduğu bir gerçek vardır: kuralın hangi enflasyon ölçüsüyle, hangi tahminle ve hangi katsayılarla uygulandığı, bir politikanın duruşuna dair hükmü değiştirebilir. Bu yüzden kurallar tek başına bir karar mekanizması değil, kararları değerlendirmek için bir ortak dil olarak kullanılır.
Yaygın yanlış«Enflasyon yükselirken merkez bankası faizi artırıyorsa, politika sıkılaşıyordur.»
Önemli olan nominal faiz değil, reel faizdir. Enflasyon bir puan artarken faiz yalnızca yarım puan artırılırsa, reel faiz düşer ve politika fiilen gevşer. Taylor ilkesi, faizin enflasyondan daha fazla artmasını bu yüzden gerektirir.
Yaygın yanlış«Bir merkez bankası Taylor kuralını izliyorsa, faiz kararları tamamen mekanik ve tartışmasızdır.»
Kuralın içindeki nötr faiz ve üretim açığı gözlenemez; hangi enflasyon ölçüsünün ve hangi katsayıların kullanılacağı da bir tercihtir. Farklı makul varsayımlar, aynı gün için birkaç puan farklı faiz önerileri üretebilir.
Neden önemli?
Para politikası kuralları, merkez bankalarının kararlarını daha öngörülebilir ve hesap verebilir kılar. Piyasalar, para otoritesinin yeni bir fiyat ya da büyüme verisine nasıl tepki vereceğini tahmin edebildiğinde, faiz beklentileri ve uzun vadeli faizler politika kararlarını önceden fiyatlar; bu da politikanın etkisini güçlendirir. Kuraldan büyük ve açıklanmayan sapmalar ise güveni zedeleyebilir. Bu nedenle ABD Merkez Bankası, Kongre'ye sunduğu para politikası raporlarında birkaç farklı kuralın önerdiği faizleri de yayımlar.
Türkiye'de Merkez Bankası, 2006'dan bu yana açık enflasyon hedeflemesi çerçevesinde çalışır. Enflasyonun hedeften uzun süre ve büyük ölçüde saptığı dönemlerde, bir kuralın önerdiği faiz ile uygulanan faiz arasındaki fark, kamuoyunda politikanın duruşuna dair tartışmanın merkezinde yer aldı. Kuralların hangi varsayımlarla hesaplandığını bilmek, bu tartışmaları değerlendirmeyi kolaylaştırır.
Model
Genel bir faiz kuralı
Merkez bankası dersindeki Taylor kuralını genel bir biçimde yazalım: i = r + π + φπ × (π − π) + φy × (üretim açığı). Burada r nötr reel faiz, π enflasyon hedefi, φπ enflasyon sapmasına, φy üretim açığına verilen tepkidir. Enflasyon ve üretim hedefteyken faiz r + π*, yani nötr nominal faizdir. Taylor'ın özgün kuralında faiz formülü, gerçekleşen enflasyonun kendisini de içerdiği için enflasyona toplam tepki 1,5, üretim açığına tepki 0,5'tir; bu genel yazımda φπ = 1,5 ve φy = 0,5 değerlerine karşılık gelir. Katsayılar değiştikçe kural, enflasyona daha sert ya da daha yumuşak, üretime daha duyarlı ya da daha kayıtsız bir merkez bankasını tarif eder.
Taylor ilkesinin mantığı
Fiyat artış hızı bir puan yükseldiğinde nominal faiz φπ puan artar; reel faiz ise φπ − 1 puan değişir. φπ = 1,5 ise reel faiz yarım puan yükselir ve talep yavaşlar. φπ = 0,83 ise nominal faiz artsa bile reel faiz yaklaşık 0,17 puan düşer: merkez bankası faiz artırıyor görünürken aslında talebi destekler. Clarida, Galí ve Gertler'in Volcker öncesi dönem için bulduğu tablo budur. İlkenin sezgisi basittir, ama sonuçları derindir: tepki katsayısının birin iki yanından hangisinde durduğu, enflasyonun bir şoktan sonra hedefe dönüp dönmeyeceğini belirler.
Çözümlü örnek — Katsayı ve enflasyonun yolu
Sade bir ekonomide üretim açığı reel faizin nötr düzeyden sapmasının eksi bir katı, gelecek dönemin enflasyonu ise bu dönemin enflasyonuna üretim açığının yarısının eklenmesiyle bulunsun. Bu yapıda enflasyonun hedeften sapması her dönem 1 − 0,5 × (φπ − 1) çarpanıyla değişir. Enflasyon hedefin 4 puan üstünde olsun. φπ = 1,5 ise çarpan 0,75'tir; sapma 4, 3, 2,25 ve yaklaşık 1,69 puan diye küçülerek hedefe yaklaşır. φπ = 0,83 ise çarpan yaklaşık 1,085'tir; sapma 4, 4,34, 4,71 ve 5,11 puan diye büyür. İlk durumda merkez bankası reel faizi yükselterek talebi frenler ve enflasyon söner; ikinci durumda reel faizi düşürür, talebi canlandırır ve enflasyon kendini besler. Aynı başlangıç, yalnızca bir katsayının birin iki yanında olmasına göre iki zıt yol izler.
Kendini gerçekleştiren enflasyon
Taylor ilkesi sağlanmadığında bir başka sorun ortaya çıkar. İnsanlar, temel bir neden olmadan daha yüksek enflasyon beklemeye başlarsa, merkez bankası bu beklentiye reel faizi düşürerek karşılık verir; düşen reel faiz talebi artırır ve enflasyon gerçekten yükselir. Beklenti kendini doğrular. İlke sağlandığında ise böyle bir beklenti reel faizi yükseltir, talebi frenler ve yanlış çıkar; bu yüzden tutunamaz. Clarida ve arkadaşlarının Volcker öncesi kural için «kendini gerçekleştiren dalgalanmalara açık» nitelemesi bu mekanizmaya dayanır. Beklentilerin çapalanmasının bir koşulu, merkez bankasının Taylor ilkesine uygun davranacağına duyulan güvendir.
İleriye dönük kurallar
Para politikası, etkisini aylar hatta yıllar sonra gösterir. Bu nedenle karar vericiler, gerçekleşmiş rakamlardan çok, bir ya da iki yıl sonrası için tahmin ettikleri enflasyona tepki vermeye çalışır. Bir enerji fiyatı şoku bugünkü enflasyonu yükseltip gelecek yıl kendiliğinden sönecekse, ileriye dönük bir kural bu şoka zayıf tepki verir; geriye dönük bir kural ise faizi gereksiz yere yükseltebilir. Ama ileriye dönük kural, tahminlerin doğruluğuna bağımlıdır. 2021'de pek çok merkez bankası, enflasyonun geçici olacağını tahmin ettiği için faizleri geç artırdı; tahmin yanlış çıktığında, ileriye dönük kural da gecikmiş bir tepki üretti.
Faiz yumuşatma
Merkez bankalarının faiz patikası, kuralın önerdiği düzeyin ani sıçramalarını izlemez; faizler genellikle çeyrek ya da yarım puanlık adımlarla ve aynı yönde birkaç toplantı boyunca değişir. Bunu betimlemenin bir yolu, faizin bir kısmının önceki düzeyde kalıp bir kısmının kuralın önerdiği düzeye yaklaşmasıdır: iₜ = ρ × iₜ₋₁ + (1 − ρ) × i*ₜ. Clarida ve arkadaşlarının tahminlerinde de önceki faize verilen ağırlık yüksek çıkmıştı. Yumuşatmanın birkaç gerekçesi vardır: finansal piyasalardaki ani dalgalanmalardan kaçınmak, verilerdeki belirsizlik karşısında temkinli olmak ve kademeli ama tutarlı adımlarla gelecekteki faiz yoluna dair güçlü bir sinyal vermek.
Çözümlü örnek — Adım adım hedefe
Politika faizi yüzde 3 iken koşullar değişsin ve kuralın önerdiği faiz yüzde 8'e çıksın. Önceki faize verilen ağırlık ρ = 0,8 ise, birinci dönemin faizi eski düzeyin beşte dördü ile hedefin beşte birinin toplamıdır: 2,4 + 1,6, yani yüzde 4. Sonraki dönemde yüzde 4,8, üçüncü dönem yüzde 5,44, dördüncü dönem yaklaşık yüzde 5,95'tir. Dört dönem sonra bile faiz, önerilen düzeye olan mesafenin ancak yaklaşık yüzde 59'unu kapatmıştır. Yumuşatma, faiz yolunu öngörülebilir kılar ve piyasaların gelecekteki artışları önceden fiyatlamasını sağlar; ama enflasyon hızla yükseliyorsa, bu gecikme merkez bankasını olayların gerisinde bırakabilir. Hangi ağırlığın uygun olduğu, şokların ne kadar kalıcı olduğuna ve merkez bankasının güvenilirliğine bağlıdır.
Nötr faiz ve üretim açığı belirsizliği
Kuralın iki kritik girdisi, nötr reel faiz ve üretim açığı, doğrudan gözlenmez. Nötr faiz tahminleri, gelişmiş ekonomilerde 2008 krizinden sonra belirgin biçimde düştü; bu düşüşün kalıcı mı geçici mi olduğu hâlâ tartışılıyor. Nötr faiz tahmini yüzde 2 yerine yüzde 0,5 alınırsa, kuralın önerdiği faiz de 1,5 puan düşer. Üretim açığı tahminindeki bir puanlık hata, φy = 0,5 ile faiz önerisini yarım puan değiştirir. Bu belirsizlik karşısında bazı iktisatçılar, üretim açığına daha az ağırlık veren ya da gözlenemeyen değişkenler yerine gözlenebilir büyüme oranlarını kullanan kuralları önerir. Belirsizliğin kendisi de politika tepkisini etkiler: parametrelerden emin olmayan bir merkez bankası, adımlarını küçültmeyi tercih edebilir.
Kurallar ve sıfır alt sınır
Derin bir durgunlukta kural, negatif bir faiz önerebilir. Denge reel faizi 2 puan, gerçekleşen enflasyon 1 puan, hedef 2 puan ve kapasite açığı eksi 6 olsun. Taylor'ın özgün katsayılarıyla nötr nominal faiz 3 puan, enflasyon sapmasına tepki eksi yarım puan, açığa tepki eksi 3 puan olur; önerilen faiz eksi yarım puandır. Üretim açığına bir tam puanlık tepki veren bir kural ise −3,5 önerir. Faiz sıfırın çok altına inemediğinde, merkez bankası kuralın önerdiği gevşekliği sağlayamaz. Bu durumda başvurulan araçlar, para politikası dersinde gördüğümüz ileriye dönük yönlendirme ve bilanço politikalarıdır. Bazı iktisatçılar, faizin sıfırda kaldığı dönemin ardından, kuralın önerdiğinden daha uzun süre düşük faiz uygulanmasını, yani kaçırılan gevşekliğin telafi edilmesini önerdi; bu fikir, hedefleme çerçevesi tartışmalarının merkezine yerleşti.
Açık ekonomide kurallar
Taylor kuralı kapalı bir ekonomi için önerildi. Dışa açık ekonomilerde döviz kuru, enflasyonu ve talebi doğrudan etkiler: yerli paranın değer kaybı ithal fiyatları yükseltir ve kur geçişkenliği yüksekse enflasyonu hızla artırır. Bu yüzden bazı iktisatçılar, faiz kuralına kurdaki değişimi de eklemeyi önerdi. John Taylor, 2001'de yayımladığı bir değerlendirmede, kuralın içine kuru doğrudan eklemenin çoğu modelde istikrarı belirgin biçimde iyileştirmediğini, çünkü kurun etkisinin zaten enflasyon ve üretim açığı üzerinden kurala yansıdığını savundu. Buna karşılık, dövizle borçlanmanın yaygın olduğu ve kur geçişkenliğinin güçlü olduğu gelişmekte olan ekonomilerde, kurun sert hareketlerinin finansal istikrarı da tehdit ettiği ve bu yüzden daha doğrudan bir tepki gerektirebileceği görüşü yaygındır. Uygulamada pek çok gelişmekte olan ülke merkez bankası, faiz kararının yanında döviz müdahalesi ve makro ihtiyati önlemler gibi araçları da kullanır. Bir kuralın açık bir ekonomiye taşınması, bu nedenle tek bir formülden çok, farklı araçların birlikte nasıl kullanılacağına dair bir çerçeve gerektirir.
Fiyat düzeyi hedeflemesi
Enflasyon hedeflemesinde geçmişteki sapmalar telafi edilmez: bir yıl enflasyon hedefin altında kalırsa, merkez bankası ertesi yıl yine aynı hedefi amaçlar ve fiyat düzeyi kalıcı olarak eski yolunun altında kalır. Fiyat düzeyi hedeflemesinde ise hedef, fiyat düzeyinin belirli bir yolu izlemesidir. Hedef yol yıllık yüzde 2'lik bir artışsa ve bir yıl enflasyon sıfır olursa, fiyat düzeyi yolun yaklaşık 2 puan altına düşer. Merkez bankası bu farkı kapatmak için ertesi yıl yaklaşık yüzde 4'lük ya da iki yıl boyunca yaklaşık yüzde 3'lük bir enflasyonu hedefler. Bu yaklaşımın bir avantajı, insanlar telafiyi beklediği için, faizler sıfırdayken bile reel faiz beklentilerini aşağı çekmesidir. Dezavantajı ise, bir arz şokundan sonra fiyat düzeyini geri indirmek için enflasyonun hedefin altına itilmesini gerektirebilmesidir.
Ortalama enflasyon hedeflemesi: bir deneyim
ABD Merkez Bankası Ağustos 2020'de politika çerçevesini güncelleyerek esnek ortalama enflasyon hedeflemesine geçti. Enflasyonun uzun süre yüzde 2'nin altında kaldığı dönemlerin ardından, bir süre yüzde 2'nin biraz üzerinde bir enflasyonu hedefleyecekti. Çerçevenin arkasında, faizlerin sıfır alt sınıra sık sık dayandığı bir dünyada beklentileri hedefin altına kaymaktan korumak düşüncesi vardı. Kısa süre sonra enflasyon, hedefin çok üzerine çıktı. Ağustos 2025'te ABD Merkez Bankası çerçevesini yeniden gözden geçirdi ve telafi stratejisini kaldırarak esnek enflasyon hedeflemesine döndü. Başkan Powell, bilinçli ve ılımlı bir hedef aşımı fikrinin önemini yitirdiğini, 2020 değişikliklerinden birkaç ay sonra gelen enflasyonun ne bilinçli ne de ılımlı olduğunu söyledi. Bu deneyim, bir çerçevenin tasarlandığı koşullar değiştiğinde neden yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösterir.
Nominal GSYH hedeflemesi
Nominal GSYH hedeflemesinde merkez bankası, reel büyüme ile enflasyonun toplamının belirli bir hızda, örneğin yılda yüzde 5 büyümesini hedefler. Bir talep şoku hem reel büyümeyi hem enflasyonu düşürdüğünde, hedef güçlü bir gevşemeyi gerektirir. Bir arz şoku ise reel büyümeyi düşürüp enflasyonu yükseltir; örneğin reel büyüme yüzde 3'ten eksi yüzde 1'e inerse, yüzde 5'lik nominal hedef yüzde 6'lık bir enflasyona izin verir. Merkez bankası, şokun yükünü üretim ile fiyatlar arasında kendiliğinden paylaştırır. Destekçileri, bu çerçevenin arz şoklarında daha makul bir tepki verdiğini ve üretim açığı gibi gözlenemeyen değişkenlere ihtiyaç duymadığını savunur. Eleştirenler ise nominal GSYH verilerinin geç yayımlandığını ve sık revize edildiğini, ayrıca kamuoyuna anlatmanın enflasyon hedefinden daha zor olduğunu belirtir.
Çözümlü örnek — Talep şoku ve nominal hedef
Nominal GSYH hedefi yıllık yüzde 5 olsun ve ekonomi reel olarak yüzde 3 büyüyüp yüzde 2 enflasyon yaşıyor olsun. Bir talep şoku reel büyümeyi yüzde 1'e, enflasyonu yüzde 1'e düşürürse, nominal GSYH yalnızca yüzde 2 büyür ve hedefin 3 puan gerisinde kalır. Merkez bankası bu açığı kapatmak için güçlü bir gevşemeye gider; enflasyon hedeflemesinde yalnızca enflasyondaki bir puanlık düşüş tepkiyi belirlerken, nominal hedefte büyümedeki düşüş de doğrudan tepkiye eklenir. Ertesi yıl nominal büyüme hedefi aşarsa, bir önceki yılın açığının telafisi olarak kabul edilir. Talep şoklarında nominal hedef, enflasyon hedeflemesinden daha güçlü bir istikrar tepkisi üretir; arz şoklarında ise daha yumuşak bir tepki.
Modelin sınırları
Basit kurallar, karmaşık bir ekonominin çok sade bir özetidir. Kuralların katsayıları geçmiş verilerden tahmin edilir; Lucas eleştirisinin uyardığı gibi, merkez bankası davranışını değiştirdiğinde ekonominin tepkisi de değişebilir. Finansal istikrar, kur hareketleri ve kredi koşulları gibi etkenler, basit kuralların dışında kalır; açık ve dış finansmana bağımlı ekonomilerde bu eksiklik daha belirgindir. Kurallar, faizin tek politika aracı olduğunu varsayar; oysa bilanço politikaları, makro ihtiyati araçlar ve iletişim de politikanın parçasıdır. Son olarak, bir kuralın başarısı, merkez bankasının o kurala bağlı kalacağına duyulan güvene bağlıdır; bu güven ise kurumsal bağımsızlık ve geçmiş performansla oluşur.
Uygulama
Özet kartı
- Genel bir faiz kuralında politika faizi nötr nominal faize, enflasyon sapmasına ve üretim açığına göre belirlenir; Taylor'ın 1993'te önerdiği kural, ABD Merkez Bankası'nın 1987–1992 kararlarını yakından izliyordu.
- Taylor ilkesine göre faiz enflasyona birden büyük bir katsayıyla tepki vermelidir; Clarida, Galí ve Gertler bu katsayıyı Volcker öncesi için yaklaşık 0,83, Volcker–Greenspan dönemi için yaklaşık 2,15 buldu ve ilkenin sağlanmadığı dönemin kendini gerçekleştiren dalgalanmalara açık olduğunu gösterdi.
- İleriye dönük kurallar politikanın gecikmeli etkisini hesaba katar ama tahminlere bağımlıdır; faiz yumuşatma faizi hedefe kademeli taşır, öngörülebilirlik sağlar ama tepkiyi geciktirebilir.
- Taylor, 2002–2005'te faizlerin kuraldan belirgin biçimde saptığını ve konut balonunu beslediğini savundu; Bernanke, karar anındaki tahminlerle sapmanın küçük olduğunu ve ülkeler arası konut fiyatı farklarının çok azının para politikasıyla açıklandığını gösterdi.
- Fiyat düzeyi ve ortalama enflasyon hedeflemesi geçmişteki sapmaları telafi eder, nominal GSYH hedeflemesi arz şoklarının yükünü üretim ile fiyatlar arasında paylaştırır; ABD Merkez Bankası 2020'de ortalama enflasyon hedeflemesine geçti, 2025'te telafi stratejisini kaldırdı.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Taylor ilkesi | Taylor principle | Faizin enflasyona birden büyük katsayıyla tepki vermesi gerektiği ilke |
| İleriye dönük kural | Forward-looking rule | Beklenen enflasyon ve üretim açığına göre işleyen faiz kuralı |
| Faiz yumuşatma | Interest rate smoothing | Faizin hedefe kademeli taşınması |
| Fiyat düzeyi hedeflemesi | Price-level targeting | Fiyat düzeyinin belirli bir yolu izlemesinin hedeflenmesi |
| Ortalama enflasyon hedeflemesi | Average inflation targeting | Enflasyonun bir dönem boyunca ortalama olarak hedefte tutulması |
| Nominal GSYH hedeflemesi | Nominal GDP targeting | Reel büyüme ile enflasyonun toplamının hedeflenmesi |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Taylor ilkesi nedir? Bir merkez bankası enflasyon yükselirken faizi artırdığı hâlde politikası neden gevşek olabilir?
- (Çıktı 2) Fiyat düzeyi hedeflemesi ile enflasyon hedeflemesi, enflasyonun bir yıl hedefin altında kalmasına nasıl farklı tepki verir?
- (Çıktı 3) Denge reel faizi 1,5 puan, enflasyon hedefi yüzde 5, beklenen enflasyon yüzde 9 ve üretim açığı eksi 1 olsun. φπ = 1,5 ve φy = 0,5 ile ileriye dönük kuralın önerdiği faizi hesapla. Nötr faiz yüzde 3 kabul edilirse öneri ne olur?
- (Çıktı 3) Dersteki sade ekonomide enflasyon hedefin 6 puan üstündeyken φπ = 2 ise sapmanın sonraki üç dönemdeki yolunu hesapla. φπ = 0,9 olsaydı ne olurdu?
- (Çıktı 3) Faiz yüzde 10 iken kuralın önerdiği faiz yüzde 4'e iniyor ve orada kalıyor. ρ = 0,7 ile ilk üç dönemin faizini bul.
- (Çıktı 4) Taylor ile Bernanke'nin 2000'lerin ortasındaki para politikasına dair farklı hükümlerini karşılaştır. Bu tartışma, bir merkez bankasının «kurala uyup uymadığını» değerlendirirken nelere dikkat etmemiz gerektiğini gösterir?
Cevaplar
- Taylor ilkesi, politika faizinin enflasyondaki bir puanlık artışa bir puandan fazla tepki vermesi gerektiğini söyler. Faiz enflasyondan daha az artırılırsa, örneğin enflasyon bir puan artarken faiz yarım puan artırılırsa, reel faiz düşer. Düşen reel faiz talebi destekler; bu yüzden faiz artırılmış görünse de politika fiilen gevşemiştir.
- Enflasyon hedeflemesinde bir yılın sapması geçmişte kalır; merkez bankası ertesi yıl yine aynı hedefi amaçlar ve fiyat düzeyi eski yolunun altında kalır. Fiyat düzeyi hedeflemesinde ise merkez bankası fiyat düzeyini hedef yola geri getirmek için sonraki dönemlerde hedefin üzerinde bir enflasyon hedefler; hedef yıllık yüzde 2 ve bir yıl enflasyon sıfırsa, ertesi yıl yaklaşık yüzde 4 ya da iki yıl yaklaşık yüzde 3 hedeflenir.
- Nötr nominal faiz 6,5 puandır; enflasyon sapmasına tepki 6 puan, üretim açığına tepki eksi yarım puan ekler. Öneri yüzde 12'dir. Nötr faiz yüzde 3 kabul edilirse öneri 1,5 puan artarak yüzde 13,5 olur.
- φπ = 2 ise reel faiz tepkisi bir puandır ve çarpan 0,5 olur; sapma 6'dan 3'e, 1,5'e ve 0,75'e iner. φπ = 0,9 ise reel faiz ters yönde 0,1 puan oynar ve çarpan 1,05 olur; sapma 6'dan 6,3'e, yaklaşık 6,62'ye ve 6,95'e yükselir. İlke sağlanmadığında enflasyon hedeften uzaklaşır.
- Her dönem faizin yüzde 70'i önceki düzeyden, yüzde 30'u hedeften gelir; hedef tarafı 1,2 puan katkı yapar. Birinci dönem 7 + 1,2 ile yüzde 8,2, ikinci dönem yaklaşık 5,74 + 1,2 ile yüzde 6,94, üçüncü dönem yaklaşık yüzde 6,06 olur.
- Taylor, gerçekleşmiş enflasyonla hesaplanan kuralı esas aldı ve 2002–2005'te faizlerin kuralın belirgin biçimde altında kaldığını, bunun konut balonuna katkıda bulunduğunu savundu. Bernanke, politika yapıcıların karar anındaki enflasyon tahminlerini kullanan ileriye dönük bir kuralla sapmanın küçük olduğunu gösterdi ve ülkeler arası verilerde para politikasının konut fiyatı farklarını çok az açıkladığını buldu. Tartışma, bir değerlendirmede kuralın hangi enflasyon ölçüsüyle, geçmiş mi tahmin mi kullanılarak, hangi nötr faiz ve üretim açığı varsayımlarıyla ve hangi katsayılarla hesaplandığına bakmak gerektiğini gösterir; aynı dönem için farklı makul seçimler farklı hükümler üretebilir.
İleri okuma
- Gauti B. Eggertsson ve Michael Woodford (2003). «The Zero Bound on Interest Rates and Optimal Monetary Policy». Brookings Papers on Economic Activity 2003(1). Sıfır alt sınırda telafi taahhüdü ve fiyat düzeyi hedeflemesi.
- Richard Clarida, Jordi Galí ve Mark Gertler (2000). «Monetary Policy Rules and Macroeconomic Stability: Evidence and Some Theory». Quarterly Journal of Economics 115(1). Volcker öncesi ve sonrası faiz kuralları.
- John B. Taylor (2007). «Housing and Monetary Policy». Jackson Hole sempozyumu bildirisi. 2000'lerin ortasında kuraldan sapma ve konut piyasası.
- Ben S. Bernanke (2010). «Monetary Policy and the Housing Bubble». Amerikan İktisat Derneği toplantısında yapılan konuşma. İleriye dönük kural ve ülkeler arası karşılaştırma.
Sonraki derse köprü
Son on üç derste orta düzey makroiktisadın temel modellerini kurduk: büyümeden emek piyasasına, IS-LM'den açık ekonomiye, Phillips eğrisinden beklentilere, tüketimden yatırıma, kamu borcundan para politikası kurallarına. Her modelin arkasında, ekonominin nasıl işlediğine dair varsayımlar ve bu varsayımları savunan ya da eleştiren okullar vardı. Piyasalar kendi kendine dengeye ne kadar hızlı döner? Devletin istikrar politikası ne kadar etkilidir? Sıradaki ders, kursun son dersi olarak makroekonomik tartışmaları ele alıyor: Keynesyenler ile klasikler arasındaki eski ayrımın bugünkü biçimlerini, kriz sonrası yeniden açılan soruları ve makroiktisadın hâlâ uzlaşamadığı konuları bir arada değerlendireceğiz.