İçeriğe geç

Ders EKO-202.09 · Seviye 2 — Orta

Beklentiler ve rasyonel beklentiler

EKO-202 Orta Düzey Makroiktisat

3.816 kelime · yaklaşık 17 dakika okuma · seslendirme 8 dk · veriler Eylül 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • uyarlanmış beklentiler
  • rasyonel beklentiler
  • Lucas eleştirisi
  • politika etkisizliği önermesi
  • bilgi katılığı
  • deneyime dayalı öğrenme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Naif ve uyarlanmış beklentiler geçmişe bakarak tahmin yapar; kalıcı bir değişim karşısında hatalar dönemler boyunca aynı yönde kalır ve örümcek ağı gibi çevrimler doğabilir.
  2. Muth'un 1961'de önerdiği rasyonel beklentiler, insanların ekonominin işleyişini bilerek tahmin yaptığını ve hatalarının sistematik olmadığını varsayar; Lucas bu fikri makroiktisada taşıdı ve 1995'te Nobel ödülünü aldı.
  3. Sargent ve Wallace'ın politika etkisizliği önermesine göre rasyonel beklentiler ve esnek fiyatlar altında yalnızca beklenmeyen politikalar üretimi etkiler; Fischer ve Taylor'ın uzun süreli sözleşme modelleri, fiyatlar yavaş ayarlanırken sistematik politikanın da etkili olabileceğini gösterdi.
  4. Lucas eleştirisine göre geçmiş verilerden tahmin edilen ilişkiler politika değiştiğinde değişir, çünkü eski politikaya göre oluşmuş beklentileri içerir.
  5. Malmendier ve Nagel, insanların yaşadıkları enflasyona aşırı ağırlık verdiğini; Coibion ve Gorodnichenko ise tahmin revizyonlarının sonraki hataları öngördüğünü, yani beklentilerin yeni bilgiye gecikmeli ve eksik tepki verdiğini buldu.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — Uyarlanmış beklentileri, rasyonel beklentileri, Lucas eleştirisini, politika etkisizliği önermesini, bilgi katılığını ve deneyime dayalı öğrenmeyi tanımlar.
  • Anlama — Beklentilerin nasıl oluştuğuna dair farklı varsayımların, politika etkisine dair birbirine zıt sonuçlara nasıl götürdüğünü açıklar.
  • Uygulama — Uyarlanmış beklentilerle tahmin hatalarını dönem dönem hesaplar; beklenen ve beklenmeyen bir politikanın işsizlik üzerindeki etkisini karşılaştırır; piyasa fiyatlarından örtük bir enflasyon beklentisi türetir.
  • Değerlendirme — İnsanların fiilen nasıl tahmin ürettiğini gösteren anket kanıtlarını, rasyonel beklentiler varsayımının nerede işe yarayıp nerede zorlandığını gözeterek tartar.

Sezgi

Açılış

Bir çiftçi, gelecek yıl kaç dönüm buğday ekeceğine karar verirken hasat zamanının fiyatını bilmez. Bir şirket, yeni bir fabrika kurup kurmayacağını düşünürken on yıllık talebi bilmez. Bir işçi, iki yıllık ücret sözleşmesi imzalarken önümüzdeki iki yılın enflasyonunu bilmez. Hepsi bir tahminle hareket eder. Ekonomideki kararların büyük kısmı, bugün bilinmeyen bir geleceğe dair tahminlere dayanır.

Önceki iki derste beklentilerin ne kadar önemli olduğunu gördük: duyurulmamış bir parasal genişleme üretimi artırıyor, önceden bilinen ise yalnızca fiyatlara yansıyordu; Phillips eğrisi beklentiler geçmişe baktığı için çöküyor, hedefe çapalandığı için düzleşiyordu. Ama bu beklentilerin kaynağını sorgulamadan kabul ettik. Bu derste o varsayımın kendisini masaya koyuyoruz: insanlar geleceği nasıl tahmin eder ve bu soruya verilen cevap, ekonomi politikası hakkındaki düşüncemizi nasıl değiştirir?

Hikâye — Domuz çevriminden bir devrime

1920'lerde ve 1930'larda Avrupa'da ve ABD'de tarım ekonomistleri, domuz fiyatlarında şaşırtıcı bir düzenlilik gözledi. Fiyatlar birkaç yıl yükseliyor, sonra düşüyor, sonra yeniden yükseliyordu. Açıklama sadeydi: domuz yetiştirmek zaman alır. Fiyatlar yüksek olduğu bir yıl, çiftçiler daha çok domuz yetiştirmeye karar veriyordu. Bu domuzlar pazara geldiğinde arz bollaşıyor ve fiyat düşüyordu. Düşük fiyatı gören çiftçiler üretimi kısıyor, bir sonraki dönemde arz daralıyor ve fiyat yeniden yükseliyordu. ABD Tarım Bakanlığı'nda çalışan Mordecai Ezekiel, 1938 tarihli bir makalesinde bu tür dalgalanmaları «örümcek ağı teoremi» başlığı altında toparladı.

Modelin gizli bir varsayımı vardı: çiftçiler gelecek yılın fiyatını, bu yılın fiyatı olarak tahmin ediyordu. Fiyatların yıllardır dalgalandığını gören bir çiftçi, neden hep aynı hatayı yapsın? 1961'de Carnegie Teknoloji Enstitüsü'nde çalışan John Muth, Econometrica'da yayımladığı «Rational Expectations and the Theory of Price Movements» başlıklı makalesinde bu soruyu sordu. Muth'un önerisi, insanların beklentilerinin, ilgili iktisat kuramının öngörüleriyle özünde aynı olduğunu varsaymaktı: insanlar bilgiyi boşa harcamaz ve ekonominin nasıl işlediğini hesaba katarak tahmin yapar.

Makale yaklaşık on yıl boyunca pek ilgi görmedi. 1970'lerin başında Robert Lucas, Muth'un fikrini makroiktisada taşıdı. Lucas 1976'da yayımladığı «Econometric Policy Evaluation: A Critique» başlıklı makalesinde daha ileri gitti: geçmiş verilerle tahmin edilen ilişkiler, politika değiştiğinde değişecekti, çünkü insanlar yeni politikaya göre beklentilerini ve davranışlarını değiştirecekti. 1970'lerde Phillips eğrisinin çöküşü bu uyarının canlı bir örneği gibi görüldü. Lucas 1995'te, rasyonel beklentiler hipotezini geliştirip uygulayarak makroiktisadi analizi dönüştürdüğü gerekçesiyle Nobel iktisat ödülünü aldı.

Kavram

Beklentilerin nasıl oluştuğuna dair ilk ve en sade varsayım, insanların geçmişe bakarak tahmin yapmasıdır.

Muth'un önerisi farklıydı.

Rasyonel beklentilerin iki önemli sonucu vardır.

Bu önermeler, sonraki on yıllarda iki yönden sorgulandı. Birincisi, insanların bilgiyi ne kadar hızlı işlediğine dair kanıtlardır.

İkincisi, insanların kendi yaşadıklarına ne kadar ağırlık verdiğidir.

Veri ve kanıt

Bu bulgu, rasyonel beklentilerin en güçlü biçimine meydan okur. Aynı bilgiye erişen iki kişi, yalnızca yaşları farklı olduğu için farklı tahminler yapıyorsa, beklentiler yalnızca «ilgili kuramın öngörüsü» olamaz. Ama bulgu, insanların akılsızca davrandığını da söylemez: yazarların modelinde insanlar yeni verilerden öğrenir, yalnızca bu öğrenmede kendi deneyimlerine fazla güvenir. Politika için sonucu açıktır: uzun bir yüksek enflasyon dönemi yaşamış bir toplumda, beklentileri düşürmek, o dönemi yaşamamış bir toplumdakinden daha uzun sürebilir.

İki kaynak, rasyonel beklentilerden farklı yönlerde uzaklaşır. Malmendier ve Nagel, insanların geçmişi farklı tarttığını gösterir; Coibion ve Gorodnichenko ise geçmişi doğru tartsalar bile yeni bilgiyi yavaş işlediklerini. İkinci çalışmanın yorumu, rasyonel beklentiler çerçevesine görece yakındır: tahminciler, bilgi edinmenin maliyetleri altında makul davranıyor olabilir. Rasyonel beklentileri savunan iktisatçılar da hipotezi, her bireyin her an doğru tahmin yaptığı bir iddia olarak değil, sistematik ve kolayca düzeltilebilir hataların uzun süre ayakta kalamayacağını söyleyen bir çıpa olarak görür. Tartışma, rasyonel beklentilerin yanlış olup olmadığından çok, hangi durumlarda iyi bir yaklaşım olduğu üzerinedir.

Yaygın yanlış«Rasyonel beklentiler, insanların geleceği kusursuz biçimde bildiğini varsayar.»
Doğrusu

Varsayım, insanların hata yapmadığı değil, hatalarının sistematik olmadığıdır. Rasyonel beklentilerle yapılan tahminler de yanılabilir; ama ortalamada doğrudur ve hatalar önceden bilinen bir bilgiyle öngörülemez.

Yaygın yanlış«Beklentiler yalnızca psikolojik bir konudur; ekonomi politikasının sonuçlarını değiştirmez.»
Doğrusu

Aynı politika, beklenip beklenmemesine göre çok farklı sonuçlar doğurur. Beklenen bir para genişlemesi büyük ölçüde fiyatlara yansırken beklenmeyen bir genişleme kısa vadede iş ve üretim üzerinde de iz bırakır. Bu yüzden merkez bankaları beklentileri ölçmeye ve iletişimle yönlendirmeye büyük önem verir.

Neden önemli?

Rasyonel beklentiler devrimi, ekonomi politikasının nasıl düşünüldüğünü değiştirdi. Politikacılar artık tek tek kararların değil, politika kurallarının ve kurumların etkisini düşünmek zorunda kaldı: insanlar gelecekteki kararları tahmin ettiğine göre, bugünkü bir kararın etkisi, insanların gelecekte ne yapılacağına dair inancına bağlıdır. Bağımsız merkez bankaları, ilan edilmiş sayısal hedefler ve düzenli iletişim bu düşüncenin kurumsal ürünleridir.

Aynı zamanda, beklentilerin gerçekte nasıl oluştuğuna dair kanıtlar, merkez bankalarının işini zorlaştırır. Hanelerin ve şirketlerin çoğu merkez bankası açıklamalarını izlemez; beklentilerini market fiyatlarından ve kendi deneyimlerinden oluşturur. Türkiye gibi yıllarca yüksek fiyat artışlarıyla yaşamış bir ülkede, deneyime dayalı öğrenme ve bilgi katılıkları, beklentileri hedefe çekmenin neden zaman aldığını anlamaya yardım eder.

Model

Beklentiler neden gereklidir?

Pek çok ekonomik karar, sonucu gelecekte ortaya çıkan eylemlerdir. Üretim bugün başlar ama satış yarın yapılır; ücret bugün kararlaştırılır ama gelecek aylarda ödenir; yatırım bugün yapılır ama getirisi yıllar içinde gelir. Bu kararları veren herkes, bilmediği bir gelecek değişkeni yerine bir tahmin koyar. Bir modelde beklentilerin nasıl oluştuğuna dair varsayım, bu yüzden bir ayrıntı değil, modelin sonuçlarını belirleyen bir parçadır. Aynı model, farklı beklenti varsayımlarıyla birbirine zıt politika önerileri üretebilir.

Çözümlü örnek — Naif beklentiyle fiyat çevrimi

Bir tarım ürününün talebi Q = 100 − 2P, arzı ise Q = 10 + Pᵉ olsun; Pᵉ, çiftçilerin ekim zamanında beklediği fiyattır. Beklentiler doğru olduğunda denge 100 − 2P = 10 + P koşulundan P = 30 ve Q = 40 çıkar. Şimdi çiftçilerin bu yılın fiyatını gelecek yıl da beklediğini varsayalım ve başlangıç fiyatı 36 olsun. Çiftçiler 36 bekleyerek 46 birim üretir; bu miktarın satılabilmesi için fiyat 27'ye düşer. Ertesi yıl 27 bekleyen çiftçiler 37 üretir ve fiyat 31,5'e yükselir. Sonraki yıl üretim 41,5, fiyat 29,25 olur. Fiyat 36, 27, 31,5, 29,25 diye inip çıkarak dengeye yaklaşır. Her yıl çiftçiler aynı yönde yanılır: fiyat yüksekken ertesi yılın da yüksek olacağını, düşükken düşük olacağını sanırlar. Bu sistematik hata, çevrimin kaynağıdır.

Uyarlanmış beklentiler

Naif beklentinin daha genel bir biçimi, beklentilerin her dönem önceki hatanın bir kısmını düzeltmesidir: Pᵉₜ = Pᵉₜ₋₁ + λ × (Pₜ₋₁ − Pᵉₜ₋₁). λ = 1 ise naif beklentiye döneriz; λ küçükse beklentiler yavaş ayarlanır. Bu kural, gerçekleşen değerler sabit bir düzeyde dolaştığında makul sonuçlar verir. Ama gerçekleşen değerin kalıcı olarak değiştiği ya da sürekli arttığı durumlarda beklentiler hep gerideki bir hedefi kovalar ve hatalar dönemler boyunca aynı yönde kalır.

Çözümlü örnek — Kalıcı bir değişimi kovalamak

Enflasyon yıllarca yüzde 2'de kalmış ve beklentiler de yüzde 2'ye yerleşmiş olsun. Bir yıl enflasyon kalıcı olarak yüzde 6'ya çıksın. λ = 0,5 ile ertesi yılın beklentisi 2 + 0,5 × 4 = yüzde 4 olur. Enflasyon yine yüzde 6 gerçekleşir; bir sonraki beklenti 4 + 0,5 × 2 = yüzde 5'tir. Sonraki yıllarda beklenti yüzde 5,5, sonra 5,75 olur. Her yıl gerçekleşen enflasyon beklenenin üstündedir: dört yıl boyunca hatalar 4, 2, 1 ve 0,5 puan olarak hep aynı yöndedir. Bu hataların yönünü önceden bilen biri, onları kolayca düzeltebilirdi. Rasyonel beklentilerin temel itirazı budur: bu kadar öngörülebilir bir hatayı insanların yıllarca tekrarlaması beklenmez.

Rasyonel beklentiler

Rasyonel beklentiler altında insanlar, ekonominin nasıl işlediğini bilerek tahmin yapar. Tarım örneğinde, talep ve arz koşullarını bilen çiftçiler denge fiyatını, yani 30'u bekler ve 40 birim üretir; fiyat da 30 çıkar. Hava koşulları gibi rastgele şoklar bazı yıllar fiyatı 30'un üstüne ya da altına iter, ama bu sapmalar önceden öngörülemez ve ortalamada sıfırdır. Sistematik bir çevrim oluşmaz. Rasyonel beklentiler bu nedenle bir tahmin kuralı değil, bir tutarlılık koşuludur: modeldeki insanların beklentisi, modelin kendisinin öngördüğü değerle aynıdır. İnsanlar yine yanılır, ama yanılgıları rastgeledir.

Politika etkisizliği önermesi

Rasyonel beklentileri önceki dersteki Phillips eğrisine uygulayalım: enflasyonun beklentiden sapması, işsizliğin doğal orandan sapmasının −α katıdır. Merkez bankası belirli bir kuralı izliyorsa ve insanlar bu kuralı biliyorsa, kuralın öngördüğü enflasyonu bekler. Bu durumda π = πᵉ olur ve işsizlik doğal oranda kalır. İşsizliği etkileyebilen tek şey, insanların öngöremediği sürprizlerdir. Thomas Sargent ve Neil Wallace'ın 1975'te geliştirdiği bu sonuç, politika etkisizliği önermesi olarak bilinir. Önermenin keskin bir sonucu vardır: sistematik bir para politikası kuralıyla ekonomiyi istikrara kavuşturmaya çalışmak, üretim üzerinde hiçbir etki yaratmaz; yalnızca enflasyonu belirler.

Çözümlü örnek — Beklenen ve beklenmeyen genişleme

α = 2 ve doğal oran yüzde 5 olsun. Para otoritesi, enflasyonu 3'ten 7'ye taşıyacak bir genişlemeye gitsin. Genişleme önceden duyurulmuş ve inandırıcıysa, insanlar yüzde 7 bekler; π − πᵉ = 0 olur ve işsizlik yüzde 5'te kalır. Genişleme sürpriz olursa ve insanlar yüzde 3 beklemeye devam ederse, 7 − 3 = −2 × (u − 5) koşulundan u = yüzde 3 bulunur: işsizlik iki puan düşer. Aynı politika, beklenip beklenmemesine göre ya yalnızca enflasyonu ya da enflasyonla birlikte işsizliği değiştirir. Ama sürpriz tekrarlanamaz: merkez bankası her yıl sürpriz yapmaya çalışırsa, insanlar bunu öğrenir ve daha yüksek bir enflasyon bekler.

Önermenin sınırları

Politika etkisizliği önermesi, rasyonel beklentilerin yanında esnek fiyatları da varsayar. Stanley Fischer ve John Taylor, 1970'lerin sonunda ücretlerin birkaç yıllık sözleşmelerle ve farklı zamanlarda belirlendiği modeller kurdu. Bu modellerde insanlar beklentilerini rasyonel biçimde oluştursa bile, önceden imzalanmış sözleşmeler yeni bilgiye hemen uyarlanamaz; bu yüzden merkez bankası, sözleşmeler yenilenmeden önce gelen şoklara tepki vererek üretimi etkileyebilir. Sonuç, rasyonel beklentilerle sistematik para politikasının bir arada anlamlı olabildiğidir. Bugünkü merkez bankacılığının dayandığı modellerin çoğu bu sentezin ürünüdür: beklentiler ileriye bakar, ama fiyatlar ve ücretler yavaş ayarlanır.

Lucas eleştirisi

Lucas eleştirisi, politika değerlendirmesinin kendisine yöneltilmiş bir uyarıdır. Bir iktisatçı, geçmiş verilerden bir ilişki tahmin edip bu ilişkiyi yeni bir politikanın etkisini hesaplamak için kullanırsa, ilişkinin yeni politika altında aynı kalacağını varsaymış olur. Ama geçmiş verilerdeki ilişki, insanların eski politikaya göre oluşturduğu beklentileri içerir. Politika değişince beklentiler, dolayısıyla ilişki de değişir. 1960'larda tahmin edilen Phillips eğrisi, enflasyonun düşük ve istikrarlı olduğu bir dönemin beklentilerini taşıyordu; bu eğriyi sürekli daha düşük bir işsizlik için kullanmaya çalışmak, eğrinin kendisini yukarı kaydırdı.

Çözümlü örnek — Eski ilişkiyle yeni politika

Bir ülkede yirmi yıl boyunca enflasyon hedefi yüzde 2 olmuş ve beklentiler bu hedefe çapalanmış olsun. Verilerden tahmin edilen ilişki π = 2 − 2 × (u − 5) biçimindedir: işsizlik yüzde 4'e indiğinde enflasyon yüzde 4 olmuştur. Yeni bir hükümet bu ilişkiye bakarak işsizliği kalıcı olarak yüzde 4'te tutmaya ve yüzde 4 enflasyona razı olmaya karar versin. Birinci yılın sonucu tahminle örtüşür. Ama insanlar hükümetin hedefinin değiştiğini fark eder ve beklentilerini yüzde 4'e çeker. İkinci yıl ilişki π = 4 − 2 × (u − 5) olur; işsizlik yüzde 4'te kalmaya devam ederse enflasyon yüzde 6'ya çıkar. Geçmiş verilerden tahmin edilen ilişki, yeni politika altında geçerliliğini yitirmiştir. Bu sorunu aşmanın yolu, modelleri tercihler, teknoloji ve beklenti oluşumu gibi politikadan bağımsız olduğu düşünülen derin parametreler üzerine kurmaktır.

Yapışkan bilgi

Gregory Mankiw ve Ricardo Reis, 2002 tarihli bir QJE makalesinde, bilgi katılığını basit bir biçimde modelledi: her dönemde insanların yalnızca belirli bir payı, örneğin dörtte biri, bilgisini günceller; öbürleri eski bilgiyle tahmin yapmaya devam eder. Bilgisini güncelleyenler rasyonel biçimde tahmin yapar. Bu durumda toplam beklentiler, yeni bir şoka yavaş ve kademeli olarak tepki verir. Her üç ayda bir insanların yüzde 25'i güncelleme yapıyorsa, bir şoktan sonraki ilk çeyrekte insanların yüzde 25'i, ikinci çeyreğin sonunda 1 − 0,75², yani yaklaşık yüzde 44'ü, dördüncü çeyreğin sonunda 1 − 0,75⁴, yani yaklaşık yüzde 68'i şoktan haberdar olur. Bir yıl sonra bile insanların üçte birine yakını eski bilgiyle hareket etmektedir. Bu yapı, Coibion ve Gorodnichenko'nun bulduğu gecikmeli tepkiyle uyumludur.

Çözümlü örnek — Tahmin hatasını öngörmek

Coibion ve Gorodnichenko'nun testi basit bir fikre dayanır. Rasyonel beklentiler altında, bir tahmincinin bugünkü tahmin revizyonu, gelecekteki tahmin hatasını öngörmemelidir. Bir tahmincinin gelecek yılın enflasyonuna dair tahmini geçen çeyrek yüzde 4 iken bu çeyrek yüzde 5'e yükselsin; revizyon +1 puandır. Gerçekleşen enflasyon yüzde 5,5 olursa hata +0,5 puandır. Pek çok tahminci ve pek çok dönem için yukarı revizyonların ardından sistematik olarak pozitif hatalar, aşağı revizyonların ardından negatif hatalar görülüyorsa, tahminciler yeni bilgiye yeterince tepki vermiyor demektir. Revizyon yönünde yeterli bir düzeltme yapılsaydı hata ortalamada sıfır olurdu. Coibion ve Gorodnichenko'nun bulduğu tablo budur: tahminler doğru yönde ama eksik ayarlanıyordu.

Çözümlü örnek — İki kuşak, iki tahmin

Kurgusal bir ülkede enflasyon yirmi yıl boyunca yılda ortalama yüzde 60 olmuş, son on yılda ise yüzde 10'a inmiş olsun. Bu ülkede iki kişi, yaşadıkları yetişkin yılların enflasyonunun ortalamasını gelecek için bir çıpa olarak kullanıyor. Otuz yıllık yetişkin deneyimi olan kişinin ortalaması (20 × 60 + 10 × 10) / 30 ≈ yüzde 43'tür. Yalnızca son on yılı yetişkin olarak yaşamış genç için bu ortalama yüzde 10'dur. İki kişi aynı ülkede, aynı istatistiklere bakarak yaşıyor, ama beklentileri arasında otuz puandan fazla fark var. Malmendier ve Nagel'in modelinde ağırlıklar eşit değildir, yakın yıllar daha ağır basar; bu yüzden yaşlı kişinin tahmini de zamanla aşağı iner, ama gençten daha yavaş. Bu örnek, bir toplumdaki ortalama beklentinin yalnızca bugünkü politikaya değil, nüfusun yaş yapısına ve kuşakların taşıdığı hafızaya da bağlı olabileceğini gösterir.

Beklentileri ölçmek

Beklentiler doğrudan gözlenmez; üç kaynaktan tahmin edilir. Anketler, hanelere, şirketlere ve profesyonel tahmincilere gelecek dönemin enflasyonunu sorar. Bu gruplar genellikle farklı cevaplar verir: hanelerin beklentileri daha yüksek ve daha dağınık, profesyonellerinki gerçekleşen değerlere daha yakındır. İkinci kaynak piyasa fiyatlarıdır. Aynı vadede enflasyona endeksli bir tahvilin reel getirisi ile sabit getirili bir tahvilin nominal getirisi karşılaştırılarak, yatırımcıların örtük enflasyon beklentisi hesaplanabilir. Üçüncü kaynak ücret sözleşmeleri ve şirketlerin fiyatlama planları gibi davranışlardır. Her ölçü farklı bir grubun beklentisini yansıtır ve risk primleri, likidite farkları ya da anket sorusunun biçimi gibi nedenlerle sapabilir.

Çözümlü örnek — Tahvillerden örtük beklenti

Aynı vadede, sabit getirili bir devlet tahvilinin yıllık getirisi yüzde 30, tüketici fiyatlarına endeksli bir tahvilin reel getirisi yüzde 5 olsun. Yatırımcılar iki tahvil arasında kayıtsızsa, beklenen enflasyon 1,30 / 1,05 − 1 ≈ 0,238, yani yaklaşık yüzde 23,8 olmalıdır. Bu sayıya başabaş enflasyon denir: gerçekleşen enflasyon bu düzeyin üzerinde olursa endeksli tahvil, altında olursa sabit getirili tahvil daha kazançlı çıkar. Başabaş enflasyon tam bir beklenti ölçüsü değildir; yatırımcılar enflasyon belirsizliğine karşı bir prim isteyebilir ve endeksli tahvil piyasası daha sığ olabilir. Bu örnek, beklentilerin piyasa fiyatlarından nasıl okunabildiğini göstermek içindir ve yatırım tavsiyesi değildir.

Modelin sınırları

Rasyonel beklentiler, iktisatçılara tutarlı ve güçlü bir araç sağladı; modeldeki insanların, modeli kuran iktisatçıdan daha aptal olmadığını varsaymak makuldür. Ama varsayımın gerçekçiliği her durumda aynı değildir. İnsanların ekonominin gerçek modelini bildiği varsayılır; oysa iktisatçılar bile hangi modelin doğru olduğu konusunda anlaşamaz. Bilgi edinmenin maliyeti, dikkat sınırları, deneyimin etkisi ve farklı grupların farklı bilgiye sahip olması, beklentilerin gerçekte daha yavaş ve daha dağınık oluşmasına yol açar. Yeni bir politika rejiminin ilk yıllarında insanların o rejimi öğrenmesi de zaman alır. Güncel araştırmaların önemli bir kısmı, rasyonel beklentileri bir kıyas noktası olarak koruyup bu sapmaları modellere eklemeye çalışır.

Uygulama

Özet kartı

  1. Naif ve uyarlanmış beklentiler geçmişe bakarak tahmin yapar; kalıcı bir değişim karşısında hatalar dönemler boyunca aynı yönde kalır ve örümcek ağı gibi çevrimler doğabilir.
  2. Muth'un 1961'de önerdiği rasyonel beklentiler, insanların ekonominin işleyişini bilerek tahmin yaptığını ve hatalarının sistematik olmadığını varsayar; Lucas bu fikri makroiktisada taşıdı ve 1995'te Nobel ödülünü aldı.
  3. Sargent ve Wallace'ın politika etkisizliği önermesine göre rasyonel beklentiler ve esnek fiyatlar altında yalnızca beklenmeyen politikalar üretimi etkiler; Fischer ve Taylor'ın uzun süreli sözleşme modelleri, fiyatlar yavaş ayarlanırken sistematik politikanın da etkili olabileceğini gösterdi.
  4. Lucas eleştirisine göre geçmiş verilerden tahmin edilen ilişkiler politika değiştiğinde değişir, çünkü eski politikaya göre oluşmuş beklentileri içerir.
  5. Malmendier ve Nagel, insanların yaşadıkları enflasyona aşırı ağırlık verdiğini; Coibion ve Gorodnichenko ise tahmin revizyonlarının sonraki hataları öngördüğünü, yani beklentilerin yeni bilgiye gecikmeli ve eksik tepki verdiğini buldu.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Uyarlanmış beklentilerAdaptive expectationsÖnceki hatanın bir kısmını düzelterek güncellenen beklentiler
Rasyonel beklentilerRational expectationsTüm bilgiyi kullanan, hataları sistematik olmayan beklentiler
Lucas eleştirisiLucas critiquePolitika değişince tahmin edilmiş ilişkilerin de değişeceği uyarısı
Politika etkisizliği önermesiPolicy ineffectiveness propositionYalnızca beklenmeyen politikanın üretimi etkilediği önermesi
Bilgi katılığıInformation rigidityYeni bilginin gecikmeli ya da kısmen işlenmesi
Deneyime dayalı öğrenmeExperience-based learningYaşanmış olaylara tarihsel kaydın tamamından fazla ağırlık verme

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) Uyarlanmış beklentiler ile rasyonel beklentiler arasındaki temel fark nedir? Rasyonel beklentiler insanların hiç yanılmadığı anlamına mı gelir?
  2. (Çıktı 2) Politika etkisizliği önermesi hangi varsayımlara dayanır? Uzun süreli ücret sözleşmeleri önermeyi nasıl değiştirir?
  3. (Çıktı 3) Enflasyon yıllarca yüzde 10'da kalmış ve beklentiler de yüzde 10'a yerleşmişken, enflasyon kalıcı olarak yüzde 4'e iniyor. λ = 0,4 ile uyarlanmış beklentilerin ilk üç yıllık seyrini ve her yılın tahmin hatasını hesapla.
  4. (Çıktı 3) π = πᵉ − 1,5 × (u − 6) olsun. Beklenen enflasyon yüzde 5 iken merkez bankası sürpriz bir genişlemeyle enflasyonu yüzde 8'e çıkarırsa işsizlik ne olur? Aynı genişleme tamamen beklenseydi?
  5. (Çıktı 3) Sabit getirili bir tahvilin yıllık getirisi yüzde 18, aynı vadeli endeksli tahvilin reel getirisi yüzde 3 ise örtük enflasyon beklentisi yaklaşık kaçtır? Bu sayıyı saf bir beklenti olarak okumak neden yanıltıcı olabilir?
  6. (Çıktı 4) Enflasyonun on yıllarca iki haneli seyrettiği bir ülkede yeni atanan bir merkez bankası başkanı, «İnsanlar rasyoneldir; hedefimizi açıkladık, beklentiler hemen hedefe inecek» diyor. Malmendier–Nagel ve Coibion–Gorodnichenko bulgularını kullanarak bu beklentinin ne kadar gerçekçi olduğunu tartış.

Cevaplar

  1. Uyarlanmış beklentiler yalnızca geçmiş gözlemlere bakar ve önceki hatanın bir kısmını düzeltir; kalıcı bir değişim karşısında hatalar sistematik olarak aynı yönde kalır. Rasyonel beklentiler ise ekonominin işleyişine ve politikaya dair bütün bilgiyi kullanır. İnsanların hiç yanılmadığı anlamına gelmez; hataların ortalamada sıfır olduğu ve önceden bilinen bilgiyle öngörülemediği anlamına gelir.
  2. Önerme, rasyonel beklentilere ve fiyatların ile ücretlerin esnek olduğu varsayımına dayanır. Bu durumda sistematik ve bilinen bir politika beklentilere tamamen yansır ve üretimi etkilemez. Ücretler birkaç yıllık sözleşmelerle ve farklı zamanlarda belirleniyorsa, sözleşme imzalandıktan sonra gelen şoklara merkez bankası tepki verebilir; sözleşmeler bu tepkiye hemen uyarlanamadığı için sistematik bir politika da üretimi etkileyebilir.
  3. Birinci yıl beklenti yüzde 10'dur ve gerçekleşen yüzde 4 olduğu için hata −6 puandır. İkinci yıl beklenti 10 + 0,4 × (−6) = yüzde 7,6, hata −3,6 puan olur. Üçüncü yıl beklenti 7,6 + 0,4 × (−3,6) = yüzde 6,16, hata −2,16 puandır. Hatalar küçülür ama hep aynı yöndedir: beklentiler, düşen enflasyonun hep üstünde kalır.
  4. Sürprizde 8 − 5 = −1,5 × (u − 6) koşulundan u − 6 = −2 ve u = yüzde 4 bulunur; işsizlik iki puan düşer. Genişleme tamamen beklenseydi πᵉ = 8 olur, π − πᵉ = 0 ve işsizlik doğal oranda, yüzde 6'da kalırdı.
  5. Örtük beklenti 1,18 / 1,03 − 1 ≈ 0,146, yani yaklaşık yüzde 14,6'dır. Bu sayı, enflasyon belirsizliğine karşı istenen risk primini ve iki tahvil piyasası arasındaki likidite farklarını da içerir; bu nedenle saf bir beklenti ölçüsü değildir.
  6. Beklenti fazla iyimser olabilir. Malmendier ve Nagel'in bulgusu, insanların yaşadıkları enflasyona aşırı ağırlık verdiğini gösterir; yüksek fiyat artışlarıyla büyümüş kuşakların beklentileri, bir açıklamadan sonra hemen düşmeyebilir. Coibion ve Gorodnichenko'nun bulgusu, profesyonel tahmincilerin bile yeni bilgiyi gecikmeli ve eksik işlediğini gösterir; haneler ve küçük işletmeler için bu gecikme daha büyük olabilir. Açıklama beklentileri etkileyebilir, ama beklentilerin hedefe inmesi için politikanın zaman içinde tutarlı biçimde uygulanması ve insanların bunu kendi deneyimleriyle görmesi gerekir.

İleri okuma

  • John F. Muth (1961). «Rational Expectations and the Theory of Price Movements». Econometrica 29(3). Rasyonel beklentiler hipotezinin ilk ifadesi.
  • Robert E. Lucas Jr. (1976). «Econometric Policy Evaluation: A Critique». Carnegie-Rochester Conference Series on Public Policy 1. Lucas eleştirisinin kaynağı.
  • Ulrike Malmendier ve Stefan Nagel (2016). «Learning from Inflation Experiences». Quarterly Journal of Economics 131(1). Deneyimin enflasyon beklentilerine etkisi.
  • Olivier Coibion ve Yuriy Gorodnichenko (2015). «Information Rigidity and the Expectations Formation Process: A Simple Framework and New Facts». American Economic Review 105(8). Bilgi katılıklarının sınanması.

Sonraki derse köprü

Bu derste beklentileri enflasyon ve para politikası üzerinden inceledik. Ama beklentilerin en doğrudan etkilediği kararlardan biri, hanelerin bugün ne kadar harcayıp ne kadar biriktireceğidir. Gelecekte gelirinin artacağını bekleyen biri bugün daha fazla harcar mı? Geçici bir vergi indirimi ile kalıcı bir vergi indirimi aynı etkiyi yapar mı? Sıradaki ders tüketim teorilerini ele alıyor: Keynes'in cari gelire dayanan tüketim fonksiyonundan, insanların ömür boyu bekledikleri gelire dayanan kuramlara uzanan tartışmayı ve kuramların gerçek harcama verileriyle nasıl sınandığını inceleyeceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: bir tarlada ekim planı yapan bir çiftçi, bir fabrika planı çizen bir yönetici ve bir sözleşme imzalayan bir işçi; üçünün de üstünde bir soru işaretiyle bulanık bir gelecek.
  • Hikâye: 1930'lardan bir domuz çiftliği; fiyat ve üretim çizgileri birbirini izleyerek iner çıkar ve bir örümcek ağı çizer. Ardından 1961 tarihli bir dergi sayfası, on yıl boyunca rafta tozlanır; 1970'lerde yeniden açılır.
  • Kavram: bir beklenti çizgisi, merdiven gibi kademeli ilerleyerek yeni düzeyi kovalar; yanında hedefe doğrudan atlayan ikinci bir çizgi.
  • Veri ve kanıt: aynı grafiğe bakan genç ve yaşlı iki figür; ikisinin baloncuklarında farklı enflasyon tahminleri. Ardından tahmincilerin revizyon oklarının hep eksik kaldığı bir hedef tahtası.
  • Model: sürpriz ve beklenen genişleme yan yana: birinde işsizlik çizgisi düşer, öbüründe sabit kalır; ardından eski bir eğrinin, yeni politika uygulanınca yukarı kayması.
  • Neden önemli: bir basın toplantısı salonu ve bir market rafı; iki kaynaktan gelen beklenti okları bir hanenin zihninde buluşur.

Seslendirme, rasyonel beklentileri ne kusursuz bir gerçek ne de bir hata olarak sunar; bir kıyas noktası olarak değerini ve kanıtların gösterdiği sapmaları birlikte anlatır.

Kısa kesit

Dikey, elli saniyelik. Seslendirme: «Domuz fiyatları yükseldi, çiftçiler daha çok domuz yetiştirdi, fiyatlar çöktü. Sonra yine. Neden hep aynı hata?» Ekranda inip çıkan bir fiyat çizgisi. Kapanış: «İnsanlar geçmişe mi bakar, geleceği mi hesaplar? Politikanın işe yarayıp yaramayacağı bu soruya bağlı. Derste.»