Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Toplam arz ilişkisi, ücret ve fiyat belirlemenin birleşiminden türer: P = Pᵉ × (1 + m) × F(1 − Y / L, z); üretim arttıkça fiyat düzeyi yükselir, beklenen fiyat ya da kâr payı arttıkça ilişki yukarı kayar.
- Beklentiler gerçekleşen fiyatlara yetiştikçe arz ilişkisi kayar ve orta dönemde üretim doğal düzeyine döner; para arzındaki bir artış orta dönemde yalnızca fiyat düzeyini aynı oranda yükseltir.
- Kâr payını artıran bir göreli fiyat şoku doğal üretim düzeyini düşürür; merkez bankası uyum sağlamazsa fiyat düzeyi bir kez yükselir, uyum sağlayıp üretimi eski düzeyinde tutmaya çalışırsa sürekli bir enflasyon doğar.
- Bernanke ve Blanchard'a göre 2021 sonrası ABD enflasyonunun büyük kısmı enerji, gıda ve sektörel kıtlık kaynaklı fiyat şoklarından geldi; emek piyasası sıkılığının etkisi daha küçük ama daha kalıcıydı.
- Jordà ve arkadaşlarına göre mali destek 2021 sonuna kadar ABD enflasyonunu yaklaşık 3 puan artırmış olabilir; iki çalışma arasındaki fark, talebe ve arza verilen ağırlıktadır.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Toplam arz ilişkisini, beklenen fiyat düzeyini, orta dönemi, göreli fiyat şokunu, sektörel kıtlığı ve uyumlu para politikasını tanımlar.
- Anlama — Toplam arz ilişkisinin ücret ve fiyat belirleme davranışından nasıl türediğini ve beklentiler ayarlandıkça ekonominin neden doğal üretim düzeyine döndüğünü açıklar.
- Uygulama — Sayısal bir AD-AS modelinde para arzı artışının ve bir kâr payı şokunun dönem dönem üretim ve fiyat üzerindeki etkisini izler; orta dönem dengesini hesaplar.
- Değerlendirme — 2021–2022 enflasyonunun kaynaklarına dair talep ve arz ağırlıklı açıklamaları, modelin ayrımlarını kullanarak değerlendirir.
Sezgi
Açılış
Bir ekonomide fiyatlar hızla yükselmeye başladığında ilk soru, bu artışın nereden geldiğidir. İnsanlar çok mu harcıyor, yoksa üretim mi aksıyor? İki cevap aynı fiyat artışını açıklayabilir, ama çok farklı politikalar ister. Talep fazlaysa, harcamayı yavaşlatmak hem fiyatları hem üretimi aynı yöne iter. Üretim aksıyorsa, harcamayı yavaşlatmak fiyatları biraz frenler ama zaten düşen üretimi daha da düşürür.
Temel kursta AD ve AS eğrilerini çizdik ve arzın kısa ve uzun vadede neden farklı davrandığını gördük. Son üç derste ise bu eğrilerin arkasındaki parçaları kurduk: ücret ve fiyat belirlemeyi, IS-LM modelini ve açık ekonomiyi. Bu derste parçaları bir araya getiriyoruz. Toplam arz ilişkisini emek piyasasından türeteceğiz, beklentilerin nasıl ayarlandığını dönem dönem izleyeceğiz ve kısa dönemden orta döneme geçişin hesabını yapacağız.
Hikâye — Geçici mi, kalıcı mı?
2021'in Şubat ayında ABD'de yeni yönetim, salgın dönemi için yaklaşık 1,9 trilyon dolarlık bir destek paketi hazırlıyordu. 4 Şubat'ta eski Hazine Bakanı Lawrence Summers, Washington Post'ta yayımlanan bir yazıda bir uyarıda bulundu. Paketin büyüklüğü, tahmin edilen üretim açığının yaklaşık üç katıydı. Summers'a göre, olağan bir durgunluktan çok savaş dönemi ölçeğine yakın bir canlandırma, bir kuşaktır görülmemiş türden enflasyon baskıları yaratabilirdi.
Pek çok iktisatçı bu uyarıya katılmadı. Paul Krugman da riskin sınırlı olduğunu düşünenler arasındaydı. ABD Merkez Bankası da fiyatlar yükselmeye başladığında artışı geçici olarak nitelendirdi: yeniden açılan ekonomide aksayan tedarik zincirleri, araba ve çip kıtlığı, enerji fiyatları bir süre sonra normale dönecek, enflasyon da kendiliğinden gerileyecekti. Paket Mart 2021'de yasalaştı.
Enflasyon beklenenden hızlı ve geniş biçimde yükseldi. 30 Kasım 2021'de Senato'da konuşan Merkez Bankası Başkanı Jerome Powell, «geçici» kelimesini emekliye ayırmanın iyi bir zaman olduğunu söyledi; kurumun bu kelimeyle kastettiği, enflasyonun kalıcı bir iz bırakmayacağıydı ve bu risk artık artmıştı. 2022 Temmuz'unda Krugman, New York Times'taki köşesinde enflasyon konusunda yanıldığını yazdı; ama beklenmeyen arz şoklarının, özellikle Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ve tedarik zinciri sorunlarının da rol oynadığını ekledi. Tartışma bugün de sürüyor: 2021–2022 enflasyonu, çok güçlü talebin mi, yoksa art arda gelen arz şoklarının mı ürünüydü?
Kavram
Toplam arzı yalnızca çizilmiş bir eğri olarak değil, emek piyasasının davranışından türeyen bir ilişki olarak düşünmek, bu tartışmayı düzenlemenin ilk adımıdır.
Ücret pazarlıkları, insanların gelecek dönemde fiyatların ne olacağına dair tahminine göre yapılır.
Beklentiler zamanla gerçekleşen fiyatlara yetişir. Bu yetişme süreci, kısa dönemi uzun dönemden ayıran ara zaman dilimini tanımlar.
Fiyatları iten şoklar her zaman genel talepten gelmez. Bazen tek bir malın ya da bir grup malın fiyatı, ücretlerden bağımsız olarak sıçrar.
Bir arz şoku karşısında merkez bankası bir seçimle karşılaşır: şokun üretimi düşürmesine izin vermek ya da para arzını artırarak üretimi korumaya çalışmak.
Veri ve kanıt
Bu sonuç, AD-AS modelinin diliyle, enflasyonun ilk dalgasının büyük ölçüde toplam arz ilişkisini yukarı iten göreli fiyat şoklarından geldiğini söyler. Ama çalışma talebi tamamen dışarıda bırakmaz: kıtlıkları doğuran, güçlü talebin kısıtlı arzla karşılaşmasıydı. Ayrıca emek piyasasının sıkılığından gelen baskı, ürün piyasası şoklarından daha kalıcıdır; bu, fiyat şokları sönümlense bile enflasyonun hedefe dönmesi için emek piyasasının biraz gevşemesi gerekebileceği anlamına gelir.
Bu çalışma talep tarafına daha fazla ağırlık verir. Tüm gelişmiş ülkeler benzer enerji ve tedarik şoklarıyla karşılaştıysa ve ABD enflasyonu daha yüksek çıktıysa, fark büyük ölçüde ülkeye özgü bir etkene, yani daha büyük mali desteğe bağlanabilir. İki çalışmanın açıklamaları tamamen çelişmez: Bernanke ve Blanchard da kıtlıkların güçlü talep ile kısıtlı arzın buluşmasından doğduğunu kabul eder. Asıl fark, ağırlıktadır. Politikacılar için bu ağırlık önemlidir, çünkü talep kaynaklı bir enflasyon faiz artışlarıyla görece hızlı frenlenir, arz kaynaklı bir enflasyonu frenlemenin bedeli ise daha yüksek bir üretim kaybıdır.
Yaygın yanlış«Fiyatlar yükseliyorsa ekonomi mutlaka aşırı talep altındadır.»
Fiyatlar, talebin arttığı kadar arzın daraldığı dönemlerde de yükselebilir. Talep fazlasında fiyat ve üretim birlikte artar; bir göreli fiyat şokunda ise fiyat artarken üretim düşer. Hangi durumun geçerli olduğunu anlamak için üretimin ve istihdamın da nereye gittiğine bakmak gerekir.
Yaygın yanlış«Merkez bankası parayı çoğaltırsa üretim kalıcı olarak artar.»
Para arzı artışı kısa dönemde üretimi potansiyelin üzerine çıkarabilir. Ama ücret belirleyenler beklentilerini gerçekleşen fiyatlara göre ayarladıkça toplam arz ilişkisi yukarı kayar ve orta dönemde üretim doğal düzeyine döner; kalıcı olan, fiyat düzeyindeki artıştır.
Neden önemli?
Bir merkez bankasının faiz kararı, bir enflasyon artışını nasıl okuduğuna bağlıdır. Artış geçici bir fiyat şokundan geliyorsa ve beklentiler sağlamsa, sert bir tepki gereksiz bir üretim kaybına yol açabilir. Artış güçlü talepten geliyorsa ya da beklentiler kaymaya başladıysa, gecikmiş bir tepki enflasyonun yerleşmesine izin verebilir. 2021–2022 deneyimi, bu okumanın ne kadar zor ve ne kadar önemli olduğunu gösterdi.
Türkiye gibi enerji ithalatına bağımlı ve kur hareketlerine duyarlı bir ekonomide, göreli fiyat şokları sık görülür: petrol fiyatı, doğal gaz fiyatı ya da kurdaki bir değer kaybı toplam arz ilişkisini yukarı iter. Bu şokların fiyatlara bir kez mi yansıyacağı, yoksa ücret ve fiyat beklentilerine yerleşip kalıcı bir enflasyona mı dönüşeceği, büyük ölçüde beklentilerin nasıl oluştuğuna ve para politikasının şoka nasıl karşılık verdiğine bağlıdır.
Model
Toplam talep: IS-LM'den gelen eğri
IS-LM dersinde, fiyat düzeyi yükseldiğinde reel para arzının azaldığını, LM eğrisinin sola kaydığını ve gelirin düştüğünü görmüştük. Bu hesabı olası bütün fiyat düzeyleri için tekrarladığımızda aşağı eğimli bir toplam talep eğrisi elde ederiz. Bu derste hesapları sade tutmak için toplam talebi Y = 45 + 50 × (M / P) biçiminde yazacağız. M nominal para arzı, P fiyat düzeyidir; M = 1 ve P = 1 iken üretim 95'tir. Kamu harcamasındaki ya da güvendeki bir artış sabit terimi, para arzındaki bir artış ise M'yi büyüterek eğriyi sağa kaydırır. Eğrinin eğimi, IS ve LM eğrilerinin eğimlerinden gelir; burada onu veri alıyoruz.
Toplam arz ilişkisini türetmek
Emek piyasası dersinde nominal ücretin, beklenen fiyat düzeyi ile F(u, z) çarpanının çarpımı olarak belirlendiğini; firmaların ise birim emek maliyetine (1 + m) katsayısını uygulayarak fiyat koyduğunu görmüştük. Verimliliği A = 1 alırsak ikinci denklemde W'nin yerine birinciyi koyarız: P = Pᵉ × (1 + m) × F(u, z). İşgücü L ise ve her çalışan bir birim üretiyorsa, istihdam N = Y ve işsizlik oranı u = 1 − Y / L olur. Böylece P = Pᵉ × (1 + m) × F(1 − Y / L, z) elde edilir. Bu, toplam arz ilişkisidir. Üretim arttıkça işsizlik düşer, F yükselir ve fiyat düzeyi artar: ilişki yukarı eğimlidir. Beklenen fiyat düzeyi yükselirse bütün eğri aynı oranda yukarı kayar. Kâr payı m ya da kurumsal değişken z artarsa da eğri yukarı kayar.
Çözümlü örnek — Arz ilişkisinin sayıları
Ücret belirleme ilişkisi F = 1 − 4u, kâr payı m = 0,25 ve işgücü L = 100 olsun. Kâr payı 0,25 iken firmaların ödemeye hazır olduğu reel ücret yüzde 80 düzeyindedir. Doğal işsizlik oranı, pazarlıkla ulaşılan reel ücretin bu düzeye eşitlendiği yerdir: 1 − 4u = 0,8 koşulundan u = yüzde 5 bulunur; doğal üretim düzeyi Yₙ = 95'tir. Toplam arz ilişkisi P = Pᵉ × 1,25 × (1 − 4 × (1 − Y / 100)), yani P = Pᵉ × 1,25 × (0,04Y − 3) olur. Üretim 95 iken parantez 0,8 ve fiyat düzeyi tam olarak Pᵉ'dir: doğal düzeyde beklentiler gerçekleşir. Üretim 96'ya çıkarsa parantez 0,84 olur ve fiyat düzeyi beklenen düzeyin yüzde 5 üstüne çıkar. Üretim 94'e inerse fiyat düzeyi beklenenin yüzde 5 altında kalır. Doğal düzeyden her bir birimlik sapma, fiyatları beklentiye göre yaklaşık yüzde 5 oynatır.
Beklentiler nasıl ayarlanır?
Beklentilerin nasıl oluştuğu ayrı bir dersin konusudur; burada en sade varsayımı kullanıyoruz: ücret belirleyenler bu dönemin fiyat düzeyini, bir önceki dönemde gerçekleşen fiyat düzeyi olarak tahmin eder, yani Pᵉₜ = Pₜ₋₁. Üretim doğal düzeyin üzerindeyse gerçekleşen fiyat beklenenden yüksek çıkar, bir sonraki dönemin beklentisi yükselir ve toplam arz ilişkisi yukarı kayar. Bu kayma, üretim doğal düzeyine inene kadar sürer. Üretim doğal düzeyin altındaysa tersi olur: fiyat beklenenden düşük çıkar, beklentiler düşer ve eğri aşağı kayar. Ekonomi, beklentilerin gerçekleşen fiyatlara yetişmesiyle kendiliğinden doğal düzeye yönelir; bu yönelmenin hızı, beklentilerin ne kadar hızlı ayarlandığına bağlıdır.
Çözümlü örnek — Para arzı artışının dönem dönem etkisi
Ekonomi başlangıçta Y = 95, P = 1 dengesinde olsun ve merkez bankası para arzını bir kerede yüzde 10 artırarak 1,1'e çıkarsın. Toplam talep Y = 45 + 55 / P olur. İlk dönemde beklenen fiyat 1'dir; toplam arz ilişkisi ile yeni toplam talebi birlikte çözdüğümüzde üretim yaklaşık 96,4, fiyat düzeyi yaklaşık 1,070 bulunur. Fiyat düzeyi ilk dönemde yaklaşık yüzde 7 yükselmiş, üretim ise doğal düzeyin yaklaşık 1,4 birim üzerine çıkmıştır.
İkinci dönemde beklenen fiyat 1,070'e yükselir ve arz ilişkisi yukarı kayar. Yeni denge yaklaşık Y = 95,4 ve P = 1,091'dir. Üçüncü dönemde üretim 95,1'e, fiyat 1,098'e ulaşır; dördüncü dönemde üretim 95,03, fiyat 1,099 olur. Süreç, üretim 95'e ve fiyat düzeyi 1,1'e ulaşana kadar sürer. Orta dönemde paranın reel değeri yeniden 1'e döner, üretim doğal düzeyine iner ve nominal paradaki onda birlik genişleme, fiyatların aynı oranda yükselmesiyle tamamen emilir. Temel kursta tanıdığımız paranın yansızlığı, burada kısa dönemden orta döneme geçişin sonucu olarak görülür.
Orta dönemde faiz ve bileşim
Para arzı artışının orta dönemde hiçbir iz bırakmaması, faizin de başlangıç düzeyine dönmesinden gelir: reel para arzı eski düzeyine döndüğünde LM eğrisi eski yerine gelir. Kamu harcaması artışında ise durum farklıdır. Harcama artışı da orta dönemde üretimi doğal düzeyine geri getirir, ama bu kez fiyat düzeyindeki artış reel para arzını azaltır, faiz yükselir ve yatırım düşer. Üretim eski düzeyindedir, ama içindeki paylar kaymıştır: kamu harcamasının payı artmış, özel yatırımınki azalmıştır. Orta dönemde yatırım, kamu harcamasındaki artış kadar dışlanır. Bu sonuç, kısa dönemdeki çarpan tartışmasından bağımsız olarak, kalıcı bir harcama artışının uzun vadeli sermaye birikimini zayıflatabileceğini hatırlatır.
Arz şoku: kâr payının artması
Enerji fiyatlarındaki bir artışı, firmaların birim emek maliyetinin üstüne ekledikleri payın büyümesi gibi düşünebiliriz: firmalar enerji maliyetini karşılamak için aynı ücrete daha yüksek bir fiyat koyar. Kâr payı 0,25'ten 0,30'a çıksın. İki şey olur. Doğal işsizlik oranı değişir: 1 − 4u = 1 / 1,3 koşulundan u ≈ yüzde 5,77 bulunur ve doğal üretim yaklaşık 94,23'e iner. Toplam arz ilişkisi de hem bu yeni doğal düzeyi yansıtacak biçimde hem de aynı beklenen fiyatla daha yüksek bir fiyat verecek biçimde yukarı kayar. Emek piyasası dersinde kâr payının doğal oranı yükselttiğini görmüştük; burada aynı değişikliğin fiyatlar ve üretim üzerindeki zamana yayılan etkisini görüyoruz.
Çözümlü örnek — Şoka uyum sağlamayan merkez bankası
Para arzı 1'de sabit kalsın. İlk dönemde beklenen fiyat 1'dir ve arz ilişkisi P = 1,3 × (0,04Y − 3) olur. Toplam talep ile birlikte çözüldüğünde üretim yaklaşık 94,45'e düşer, fiyat düzeyi yaklaşık 1,011'e çıkar: üretim azalırken fiyatlar yükselir. Sonraki dönemlerde beklentiler ayarlandıkça fiyat yükselmeye, üretim düşmeye devam eder; ikinci dönemde üretim 94,29, fiyat 1,014; birkaç dönem sonra üretim yeni doğal düzey olan 94,23'e, fiyat düzeyi ise yaklaşık 1,016'ya yerleşir. Fiyat düzeyindeki toplam artış yüzde 1,6'da kalır ve bir kerelik bir düzey artışıdır; sürekli bir enflasyon doğmaz. Ama üretim kalıcı olarak düşmüştür, çünkü şok ekonominin doğal düzeyini değiştirmiştir.
Çözümlü örnek — Şoka uyum sağlayan merkez bankası
Şimdi merkez bankası üretimi eski düzeyi olan 95'te tutmak istesin. İlk dönemde beklenen fiyat 1 iken, üretim 95 olduğunda arz ilişkisi P = 1,3 × 0,8 = 1,04 verir. Toplam talebin 95 olması için 45 + 50 × M / 1,04 = 95, yani M = 1,04 gerekir: para arzı yüzde 4 artırılır. İkinci dönemde beklenen fiyat 1,04'e yükselir ve üretimi yine 95'te tutmak için fiyat düzeyinin 1,04 × 1,04 ≈ 1,082 olması gerekir; merkez bankası para arzını yeniden yüzde 4 artırmak zorundadır. Her dönem aynı şey tekrarlanır. Üretim korunur, ama ekonomi her dönem yüzde 4'lük bir enflasyona girmiştir ve bu enflasyon, merkez bankası uyum sağladığı sürece durmaz. Sorunun kaynağı, 95'in artık doğal düzey olmamasıdır: doğal düzeyin üzerinde tutulan üretim, sürekli yükselen beklentiler demektir.
Çözümlü örnek — Beklenen bir para artışı
Para arzı örneğinde ücret belirleyenler artışı önceden bilmiyordu; beklentileri geçmiş fiyata bakıyordu. Şimdi merkez bankası yüzde 10'luk artışı önceden ve inandırıcı biçimde duyursun, ücret sözleşmeleri de bu duyuruyu hesaba katarak yapılsın. İlk dönemde beklenen fiyat doğrudan 1,1 olur. Arz ilişkisi P = 1,1 × 1,25 × (0,04Y − 3), talep ise Y = 45 + 55 / P'dir. Üretim 95 iken parantez yine 0,8'dir ve kâr payı katsayısıyla çarpımı bire eşit olduğundan arz ilişkisi fiyatı tam beklenen düzeyde, 1,1'de verir; talep tarafında da 45 + 55 / 1,1 = 95 olur. Denge ilk dönemde Y = 95 ve P = 1,1'dir: fiyatlar hemen ayarlanır, üretim hiç değişmez. Aynı para artışı, beklenmediğinde üretimi dört dönem boyunca yükseltiyordu; tamamen beklendiğinde ise yalnızca fiyatları yükseltir. Bu karşılaştırma, beklentilerin oluşum biçiminin belirleyici rolünü gösterir: politikanın etkisi, yalnızca ne yapıldığına değil, ne yapılacağının ne kadar önceden bilindiğine de bağlıdır. Gerçek dünyada sözleşmeler farklı zamanlarda yapıldığı ve duyurular her zaman inandırıcı olmadığı için sonuç iki ucun arasına düşer.
1970'lerden bugüne
İki örnek, 1970'lerin petrol şoklarından çıkarılan dersi özetler. Uyum sağlayan bir para politikası, şokun ilk etkisini yumuşatır, ama beklentiler ayarlandıkça enflasyonu yerleştirir ve sonradan enflasyonu düşürmek daha pahalı hâle gelir. Uyum sağlamayan bir politika, fiyat artışını bir kerelik bir düzey değişikliğiyle sınırlar, ama kısa dönemde daha büyük bir üretim kaybına razı olur. Gerçek merkez bankaları çoğu zaman arada bir yol seçer: şokun doğrudan etkisini kabul eder, ama ikincil etkilerin, yani ücretlere ve beklentilere yayılmanın önüne geçmeye çalışır. 2021–2022'de tartışmanın özü de buydu: enerji ve kıtlık kaynaklı fiyat artışları ne ölçüde beklentilere ve ücretlere yayılacaktı?
Doğal düzeyi gerçek zamanda bilmek
Modelin bütün sonuçları, doğal üretim düzeyinin bilindiğini varsayar. Gerçekte doğal düzey gözlenmez; tahmin edilir ve tahminler sonradan büyük ölçüde değişebilir. Athanasios Orphanides, 2001 tarihli bir makalesinde, ABD'de politika kararlarının verildiği anda elde bulunan üretim açığı tahminlerinin, sonradan revize edilen verilerle hesaplananlardan önemli ölçüde farklı olduğunu gösterdi. Sonraki çalışmalarında da 1970'lerde üretim açığının gerçek zamanda olduğundan büyük sanılmasının politika hatalarına katkıda bulunabileceğini savundu. Bir arz şoku doğal düzeyi düşürdüğünde, bu düşüş gerçek zamanda fark edilmeyebilir; merkez bankası üretimin doğal düzeyin altında olduğunu sanıp, farkında olmadan uyum sağlayan bir politika izleyebilir. Bu, uyum sağlayan örneğimizin gerçek dünyadaki karşılığıdır.
Fiyat düzeyinden enflasyona
Bu derste fiyat düzeyleriyle çalıştık: bir şok fiyat düzeyini bir kez yükseltiyor ya da para arzı bir kez artıyordu. Gerçek ekonomilerde ise fiyatlar sürekli artar ve asıl ilgilenilen değişken enflasyondur. Toplam arz ilişkisini enflasyon cinsinden yazdığımızda, beklenen fiyat düzeyinin yerini beklenen enflasyon, üretimin doğal düzeyden sapmasının yerini işsizliğin doğal orandan sapması alır. Bu ilişki, sıradaki derste ele alacağımız eğrinin temelidir. Beklentilerin bir önceki dönemin fiyatına göre oluştuğu varsayımımız da orada yeniden sorgulanacak; beklentiler ileriye bakıyorsa ve merkez bankasının hedefine güveniyorsa, ayarlama çok daha hızlı ya da çok daha yavaş olabilir.
Modelin sınırları
AD-AS modeli, kısa dönemden orta döneme geçişi tek bir çerçevede gösterir, ama birkaç sadeleştirmeye dayanır. Beklentilerin yalnızca geçmiş fiyatlara bakarak oluştuğu varsayımı, beklentilerin politika açıklamalarına ve kurumlara duyulan güvene tepki verdiği gerçeği karşısında kaba kalır. Toplam talep eğrisi basit bir biçimde yazıldı; gerçekte eğimi, faizin, kurun ve servetin fiyatlara tepkisine bağlıdır ve zamanla değişebilir. Model tek bir mal ve tek bir fiyat düzeyi varsayar; oysa Bernanke ve Blanchard'ın vurguladığı sektörel kıtlıklar, fiyatların sektörler arasında çok farklı hareket ettiği durumlardır. Son olarak, doğal düzey sabit alınır; histerezis ya da uzun durgunlukların kalıcı etkileri, doğal düzeyin kendisini talep koşullarına bağlayabilir.
Uygulama
Özet kartı
- Toplam arz ilişkisi, ücret ve fiyat belirlemenin birleşiminden türer: P = Pᵉ × (1 + m) × F(1 − Y / L, z); üretim arttıkça fiyat düzeyi yükselir, beklenen fiyat ya da kâr payı arttıkça ilişki yukarı kayar.
- Beklentiler gerçekleşen fiyatlara yetiştikçe arz ilişkisi kayar ve orta dönemde üretim doğal düzeyine döner; para arzındaki bir artış orta dönemde yalnızca fiyat düzeyini aynı oranda yükseltir.
- Kâr payını artıran bir göreli fiyat şoku doğal üretim düzeyini düşürür; merkez bankası uyum sağlamazsa fiyat düzeyi bir kez yükselir, uyum sağlayıp üretimi eski düzeyinde tutmaya çalışırsa sürekli bir enflasyon doğar.
- Bernanke ve Blanchard'a göre 2021 sonrası ABD enflasyonunun büyük kısmı enerji, gıda ve sektörel kıtlık kaynaklı fiyat şoklarından geldi; emek piyasası sıkılığının etkisi daha küçük ama daha kalıcıydı.
- Jordà ve arkadaşlarına göre mali destek 2021 sonuna kadar ABD enflasyonunu yaklaşık 3 puan artırmış olabilir; iki çalışma arasındaki fark, talebe ve arza verilen ağırlıktadır.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Toplam arz ilişkisi | Aggregate supply relation | Fiyat düzeyinin beklenen fiyata ve üretime bağlılığı |
| Beklenen fiyat düzeyi | Expected price level | Ücret belirleyenlerin tahmin ettiği fiyat düzeyi |
| Orta dönem | Medium run | Beklentilerin gerçekleştiği, üretimin doğal düzeye döndüğü ufuk |
| Göreli fiyat şoku | Relative price shock | Belirli malların fiyatlarının öbür fiyatlara göre ani yükselişi |
| Sektörel kıtlık | Sectoral shortage | Bir sektörde talebin kısa dönem kapasitesini aşması |
| Uyumlu para politikası | Accommodative monetary policy | Arz şokunda talebi destekleyerek üretimi koruma çabası |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Toplam arz ilişkisini hangi iki davranış oluşturur? Beklenen fiyat düzeyi yükseldiğinde ilişki nasıl değişir?
- (Çıktı 2) Para arzındaki bir artış neden kısa dönemde üretimi yükseltir de orta dönemde yükseltmez?
- (Çıktı 3) Dersteki arz ilişkisinde (P = Pᵉ × 1,25 × (0,04Y − 3)) beklenen fiyat 1 iken üretim 97 olursa fiyat düzeyi ne olur? Aynı üretimde beklenen fiyat 1,2 olsaydı?
- (Çıktı 3) Aynı ekonomide kâr payı 0,25'ten 0,20'ye düşerse (örneğin enerji fiyatları gerilerse) doğal işsizlik oranı ve doğal üretim düzeyi ne olur?
- (Çıktı 3) Uyum sağlayan merkez bankası örneğinde üçüncü dönemde fiyat düzeyi ve para arzı yaklaşık hangi düzeye ulaşır?
- (Çıktı 4) Bir yorumcu, «2021–2022 enflasyonu tamamen tedarik sorunlarından kaynaklandı, talebin hiçbir rolü yoktu» diye savunuyor. Bu savı, derste okuduğun iki çalışmanın bulgularıyla sına.
Cevaplar
- Toplam arz ilişkisini emek piyasasındaki ücret pazarlığı ile firmaların fiyat koyma kuralı birlikte oluşturur. Ücretler beklenen fiyat düzeyine ve işsizliğe göre belirlenir; firmalar fiyatı ücret maliyetinin üstüne kâr payı ekleyerek koyar. Beklenen fiyat düzeyi yükseldiğinde nominal ücretler ve dolayısıyla her üretim düzeyindeki fiyat aynı oranda yükselir; ilişki yukarı kayar.
- Kısa dönemde ücretler, önceden oluşmuş beklenen fiyatlara göre belirlenmiştir. Para arzı artışı talebi artırır, üretim doğal düzeyin üstüne çıkar ve fiyatlar beklentiyi aşar. Sonraki dönemlerde beklentiler gerçekleşen fiyatlara göre yükselir, arz ilişkisi yukarı kayar ve üretim doğal düzeyine inene kadar süreç sürer. Orta dönemde fiyat düzeyi para arzıyla aynı oranda artmış, reel para arzı ve üretim eski düzeyine dönmüştür.
- Üretim 97 iken parantez 0,04 × 97 − 3 = 0,88 olur; fiyat düzeyi 1,25 × 0,88 = 1,10'dur. Beklenen fiyat 1,2 olsaydı fiyat düzeyi 1,2 × 1,10 = 1,32 olurdu.
- Firmaların ödemeye hazır olduğu reel ücret 1'in 1,2'ye bölümü, yaklaşık 0,833'tür; 1 − 4u bu değere eşitlenince 4u ≈ 0,167 ve u ≈ yüzde 4,2 olarak bulunur. Doğal üretim düzeyi yaklaşık 100 × (1 − 0,042) ≈ 95,8'e yükselir.
- Her dönem fiyat düzeyi yaklaşık yüzde 4 artar. Üçüncü dönemde fiyat düzeyi 1,04 × 1,04 × 1,04 ≈ 1,125 olur. Üretimi 95'te tutmak için reel para arzının 1 olması, yani nominal para arzının fiyat düzeyine eşit, yaklaşık 1,125 olması gerekir.
- Görüş, iki kaynağın da desteklemediği kadar keskindir. Bernanke ve Blanchard, enflasyonun ilk dalgasının büyük kısmını enerji, gıda ve sektörel kıtlıklara bağlar; ama bu kıtlıkların güçlü talep ve harcama bileşimindeki kaymanın kısıtlı arzla karşılaşmasından doğduğunu da belirtir ve emek piyasası sıkılığının zamanla kalıcı bir baskı yarattığını bulur. Jordà ve arkadaşları ise ABD enflasyonunun öbür gelişmiş ülkelerden yüksek olmasının bir kısmını, yaklaşık 3 puanını, mali desteğe bağlar. İki kaynağa göre arz şokları belirleyicidir, ama talebin rolü sıfır değildir.
İleri okuma
- Ben S. Bernanke ve Olivier J. Blanchard (2023). «What Caused the U.S. Pandemic-Era Inflation?». NBER Working Paper 31417. Fiyat şokları ile emek piyasası sıkılığının enflasyona katkısını ayıran model.
- Òscar Jordà, Celeste Liu, Fernanda Nechio ve Fabián Rivera-Reyes (2022). «Why Is U.S. Inflation Higher than in Other Countries?». FRBSF Economic Letter 2022-07. Mali desteğin ABD enflasyonuna katkısına dair tahmin.
- Athanasios Orphanides (2001). «Monetary Policy Rules Based on Real-Time Data». American Economic Review 91(4). Gerçek zamanlı üretim açığı tahminlerinin güvenilmezliği.
Sonraki derse köprü
Bu derste fiyat düzeyleriyle çalıştık ve toplam arz ilişkisini beklenen fiyat düzeyine bağladık. Ama gerçek ekonomilerde fiyatlar her yıl artar ve merkez bankaları fiyat düzeyini değil, enflasyonu hedefler. Aynı ilişkiyi enflasyon ve işsizlik cinsinden yazdığımızda, iktisadın en çok tartışılan eğrilerinden biri ortaya çıkar. Sıradaki ders Phillips eğrisini ele alıyor: enflasyon ile işsizlik arasında gerçekten bir seçim var mı, bu seçim neden 1970'lerde çöktü ve beklentiler eğrinin şeklini nasıl değiştiriyor?