Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- David Ricardo, borsada servet edinmiş, Adam Smith'i okuyarak iktisada yönelmiş bir yatırımcıydı; 1815 Tahıl Yasaları tartışması onu bir kuramcıya dönüştürdü ve 1817'de İlkeler'i yayımladı.
- Ricardo'nun örneğinde İngiltere'de kumaş 100, şarap 120; Portekiz'de şarap 80, kumaş 90 kişi-yıllık emek gerektirir. Portekiz iki malda da daha verimli olduğu hâlde, Portekiz şarapta, İngiltere kumaşta uzmanlaşınca iki ülke de kazanır.
- Fark rantı kuramına göre rant, toprakların verimliliği arasındaki farktan ve nüfus artışıyla daha verimsiz toprakların işlenmesinden doğar; Tahıl Yasaları toprak sahiplerinin rantını korurken sanayicilerin kârını düşürüyordu.
- Bernhofen ve Brown, Japonya'nın 1850'lerin sonunda dünyaya açılmasını kullanarak ticaret desenlerinin karşılaştırmalı üstünlük kuramının öngördüğü gibi olduğunu gösterdi; Chang ise zengin ülkelerin kendi sanayileşmelerinde korumacılığa başvurduğunu savundu.
- Karşılaştırmalı üstünlük toplam kazancı gösterir, ama kazanç ve kayıplar ülke içinde eşit dağılmaz; Schumpeter, soyut modellerden doğrudan politika çıkarma alışkanlığını Ricardocu kusur olarak eleştirdi.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Fark rantını, emek-değer kuramını, Tahıl Yasalarını, ticaret hadlerini, durağan durumu ve Ricardocu kusuru tanımlar.
- Anlama — Ricardo'nun her malı daha verimsiz üreten bir ülkenin de ticaretten kazanabileceğini nasıl gösterdiğini ve bu fikrin Tahıl Yasaları tartışmasıyla bağını açıklar.
- Uygulama — Ricardo'nun İngiltere ve Portekiz örneğindeki dört sayıyla uzmanlaşmadan ve ticaretten doğan kazancı ve fark rantını hesaplar.
- Değerlendirme — Karşılaştırmalı üstünlüğün ampirik desteğini ve serbest ticaretin gelişmekte olan ülkeler için her zaman doğru politika olmadığını savunan eleştirilerin karşısına koyarak tartar.
Sezgi
Açılış
Bir avukat, sekreterinden daha hızlı daktilo yazabiliyor olsun. Avukat kendi yazışmalarını kendisi mi yazmalı, yoksa bir sekreter mi tutmalı? Sezgimiz, her işi en iyi yapanın o işi yapması gerektiğini söyler. Oysa avukatın bir saati, bir müvekkille geçirildiğinde çok daha değerlidir. Daktilo işini daha yavaş ama daha ucuza yapabilen birine bırakmak, ikisinin de yararınadır.
Bu basit gözlem, ülkeler arasındaki ticarete uygulandığında şaşırtıcı bir sonuç doğurur. Bir ülke bütün mallarda rakibinden verimli olsa bile, iki ülke yine de ticaretten kazanç sağlayabilir. Temel iktisat kursunda bu fikri karşılaştırmalı üstünlük adıyla ve günlük hayattan örneklerle görmüştük. Bu ders, fikrin doğduğu tarihsel bağlama, onu ilk kez açıkça ortaya koyan iktisatçıya ve onun fikirlerini doğuran siyasi kavgaya odaklanıyor.
Bir önceki derste Adam Smith'in her ülkenin mutlak üstünlüğü olan malları üretmesi gerektiğini savunduğunu gördük. Ricardo bu fikri genişletti ve iktisadın en güçlü ama en sezgiye aykırı önermelerinden birini dört sayılık bir örnekle anlattı.
Hikâye — Borsadan tahıl kavgasına
David Ricardo 1772'de Londra'da, Hollanda'dan göç etmiş Sefarad Yahudisi bir ailede doğdu. Babası borsa simsarıydı ve Ricardo on dört yaşında onun yanında çalışmaya başladı. Yirmi bir yaşında bir Quaker kızla evlenip ailesinin dininden ayrılınca babasıyla arası açıldı ve kendi işini kurdu. Devlet tahvilleri ve hisse senetleri üzerine yaptığı işlemlerle kısa sürede büyük bir servet edindi; Napolyon Savaşları sırasında devlet borçlanmalarından elde ettiği kazançlar, onu çok varlıklı bir adam yaptı.
Rivayete göre Ricardo, 1799'da bir kaplıca kasabasında tatildeyken Smith'in büyük kitabını tesadüfen eline aldı ve iktisada ilgisi o zaman başladı. İlk yazıları, savaş yıllarında kâğıt paranın değer kaybı ve İngiliz merkez bankasının politikası üzerineydi. Ama onu bir iktisat kuramcısına dönüştüren, tahıl üzerine çıkan bir kavga oldu.
Napolyon Savaşları sırasında kıta Avrupası'ndan tahıl ithalatı zorlaşmış, İngiltere'de tahıl fiyatları yükselmiş ve toprak sahipleri büyük gelirler elde etmişti. Savaşın sonu yaklaşırken toprak sahiplerinin ağırlıkta olduğu parlamento, ucuz ithal tahılın fiyatları düşürmesinden korktu. 1815'te, iç fiyatlar belirli bir düzeyin altındayken tahıl ithalatını yasaklayan bir yasa çıkardı. Tahıl Yasaları adıyla bilinen bu düzenlemeler, ekmeği pahalı tutuyor ve toprak sahiplerinin rantını koruyordu.
Ricardo aynı yıl yayımladığı bir denemede, tahıl fiyatının düşük olmasının sermaye kârları üzerindeki etkisini tartıştı. Nüfus büyüdükçe verimi düşük arazilerin de sürülmesi gerektiğini, bunun tahıl fiyatını ve toprak sahiplerinin rantını yükselttiğini, sanayicilerin kârını ise düşürdüğünü savundu. Tahıl Yasaları, bu süreci hızlandırıyordu; serbest tahıl ithalatı ise onu yavaşlatabilirdi.
İki yıl sonra, 1817'de Ricardo, büyük eseri Ekonomi Politiğin ve Vergilendirmenin İlkeleri'ni yayımladı. Kitabın dış ticarete ayrılan yedinci bölümünde, birkaç paragraflık bir örnekle karşılaştırmalı üstünlük fikrini ortaya koydu. İngiltere'de kumaş üretmek bir yılda 100, şarap üretmek 120 kişinin emeğini gerektiriyordu; Portekiz'de şarap 80, kumaş 90 kişinin emeğiyle üretilebiliyordu. Portekiz iki malda da daha verimliydi. Yine de Portekiz'in şarapta, İngiltere'nin kumaşta uzmanlaşıp ticaret yapması, iki ülkeyi de daha zengin kılıyordu.
Ricardo 1819'da parlamentoya girdi ve serbest ticaret, para politikası ve devlet borcu konularında konuşmalar yaptı. 1823'te, elli bir yaşında öldü. Tahıl Yasaları ise ancak 1846'da kaldırıldı.
Kavram
Ricardo'nun tahıl tartışmasındaki temel aracı, toprak rantına dair bir açıklamaydı.
Tartışmanın siyasi odağı, bir dizi yasaydı.
Ticaretten doğan kazancın ülkeler arasında nasıl paylaşıldığı, mallar arasındaki bir orana bağlıdır.
Ricardo'nun uzun dönem vizyonu karamsardı.
Ricardo'nun yöntemi ise sonradan eleştirel bir adla anıldı.
Veri ve kanıt
Karşılaştırmalı üstünlük kuramının gerçek dünyada sınanması zordur, çünkü ülkelerin ticaretten önceki fiyatları çoğu zaman gözlenemez. Bir tarihsel olay bu sınamayı mümkün kıldı.
Kuramın politika sonuçları ise her zaman aynı güçte kabul görmedi.
Bu iki kaynak, karşılaştırmalı üstünlük tartışmasının iki farklı sorusunu ele alır. Bernhofen ve Brown, kuramın öngördüğü ticaret desenlerinin gerçekten gözlendiğini ve ticaretin statik kazançlar sağladığını gösterir. Chang ise statik kazançların ötesinde, bir ülkenin bugünkü üstünlüklerinin yarının üstünlüklerini nasıl belirlediği sorusunu sorar: bir ülke bugün göreli olarak iyi olduğu tarım ürünlerinde uzmanlaşırsa, gelecekte daha verimli sanayilere geçme fırsatını kaçırabilir mi? Kuramın savunucuları ise korumacılığın da sık sık başarısız olduğunu ve korunan sanayilerin çoğu zaman hiç rekabetçi hâle gelmediğini hatırlatır. Tartışma, karşılaştırmalı üstünlüğün doğru olup olmadığından çok, hangi zaman ufkunda ve hangi politikalarla uygulanması gerektiği üzerinedir.
Yaygın yanlış«Bütün mallarda rakibinden verimsiz olan bir ülke, onunla ticaretten hiçbir şey kazanamaz.»
Ticaretten kazanç, mutlak değil, göreli verimliliğe bağlıdır. Ricardo'nun örneğinde İngiltere her iki malı da daha fazla emekle üretiyordu; ama kumaştaki dezavantajı şaraptakinden daha küçüktü. İngiltere kumaşta, Portekiz şarapta uzmanlaştığında iki ülke de daha fazla tüketebilir.
Yaygın yanlış«Karşılaştırmalı üstünlük, serbest ticaretin bir ülkedeki herkesin durumunu iyileştireceğini kanıtlar.»
Kuram, bir ülkenin toplam olarak kazanç sağlayacağını gösterir; ama kazanç ve kayıplar ülke içinde eşit dağılmaz. İthalatla rekabet eden sektörlerde çalışanlar ve bu sektörlere yatırım yapanlar kaybedebilir. Ricardo'nun kendi döneminde de Tahıl Yasalarının kaldırılması toprak sahiplerinin rantını düşürecek, sanayicileri ve işçileri ise kazançlı çıkaracaktı.
Neden önemli?
Karşılaştırmalı üstünlük, uluslararası ticaretin neden var olduğunu ve neden iki taraf için de kazançlı olabileceğini açıklayan temel fikirdir. Dünya Ticaret Örgütü'nün kuralları, serbest ticaret anlaşmaları ve ülkelerin ticaret politikaları üzerine yapılan tartışmaların çoğu, bu fikrin üzerine kurulur. Ama aynı fikir, serbest ticaretin kazananları ve kaybedenleri olduğunu, kazançların ancak kaybedenlerin telafi edilmesiyle herkese yayılabileceğini de hatırlatır.
Ricardo'nun katkısı, dış ticaretle sınırlı değildir. Fark rantı kuramı, gelir dağılımının arazi kıtlığıyla nasıl ilişkili olduğunu açıkladı; bu fikir bugün de şehirlerdeki arsa fiyatlarının ve kira artışlarının anlaşılmasında kullanılır. Ricardo'nun soyut model kurma yöntemi, iktisadı Smith'in tarihsel ve betimsel anlatımından daha matematiksel ve kuramsal bir disipline dönüştürdü. Bu yöntemin gücü de sınırları da, sonraki iki yüzyılın iktisadında kendini göstermeye devam etti.
Model
Dört sayı
Ricardo'nun örneği dört sayıya dayanır. İngiltere'de bir birim kumaş 100, bir birim şarap 120 kişi-yıllık emek gerektirir. Portekiz'de bir birim şarap 80, bir birim kumaş 90 kişi-yıllık emek gerektirir. Portekiz iki malda da mutlak üstünlüğe sahiptir, çünkü iki malı da daha az emekle üretir. Paul Samuelson bu örnekteki sayılara «dört sihirli sayı» adını verdi; bu kadar az sayıyla bu kadar şaşırtıcı bir sonuca ulaşılması, onu iktisadın en sık anılan örneklerinden biri hâline getirdi.
Göreli maliyetler
Ricardo'nun anahtarı, her ülkenin kendi içindeki göreli maliyetlere bakmaktır. İngiltere'de bir birim şarap üretmek için 120 kişilik emek gerekir; bu emekle 1,2 birim kumaş üretilebilirdi. Yani İngiltere'de bir şarabın fırsat maliyeti 1,2 kumaştır. Portekiz'de bir şarap için gereken 80 kişilik emekle yaklaşık 0,89 birim kumaş üretilebilirdi; Portekiz'de bir şarabın fırsat maliyeti 0,89 kumaştır. Şarap Portekiz'de göreli olarak ucuz, İngiltere'de göreli olarak pahalıdır. Kumaş için tersi geçerlidir. Her ülke, fırsat maliyetinin daha düşük olduğu malda karşılaştırmalı üstünlüğe sahiptir: Portekiz şarapta, İngiltere kumaşta.
Çözümlü örnek — Uzmanlaşmanın kazancı
Ticaretten önce her ülke bir birim kumaş ve bir birim şarap üretsin. İngiltere bunun için 100 + 120 = 220, Portekiz 90 + 80 = 170 kişi-yıllık emek kullanır. İki ülkenin toplam üretimi 2 kumaş ve 2 şaraptır.
Şimdi her ülke kendi emeğinin tamamını karşılaştırmalı üstünlüğü olan malda kullansın. İngiltere 220 kişilik emekle 220 ÷ 100 = 2,2 birim kumaş, Portekiz 170 kişilik emekle 170 ÷ 80 = 2,125 birim şarap üretir. Aynı emekle dünya üretimi 2,2 kumaş ve 2,125 şaraba çıkmıştır; iki malda da ticaret öncesinden fazla.
İki ülke bir şarabı bir kumaşla değiştirmekte anlaşsın; bu oran, İngiltere'nin 1,2 ve Portekiz'in 0,89 olan fırsat maliyetleri arasındadır. İngiltere 1 kumaşı 1 şarapla değiştirir ve elinde 1,2 kumaş ile 1 şarap kalır; ticaret öncesine göre 0,2 kumaş fazladır. Portekiz 1 şarabı 1 kumaşla değiştirir ve elinde 1,125 şarap ile 1 kumaş kalır; 0,125 şarap fazladır. İki ülke de, her malı daha verimsiz üreten İngiltere de dahil, ticaretten kazançlı çıkar.
Buluş kime ait?
Karşılaştırmalı üstünlük fikrinin Ricardo'ya ait olduğu genellikle kabul edilir, ama öncelik tartışmasız değildir. Robert Torrens'in 1815'te tahıl ticareti üzerine yayımladığı bir eserde benzer bir akıl yürütme bulunduğu, James Mill'in de fikrin gelişmesinde rol oynadığı ileri sürülmüştür. Roy Ruffin, Ricardo'nun yazışmalarını ve taslaklarını inceleyerek fikrin 1816 civarında Ricardo'nun kendi çalışmasından doğduğunu savundu; başka tarihçiler bu okumaya itiraz etti. Tartışma, bilimsel fikirlerin çoğu zaman tek bir parlak anda değil, bir grup insanın yazışmaları ve tartışmaları içinde olgunlaştığını hatırlatır.
Ricardo ve Malthus
Ricardo'nun hem dostu hem de en inatçı muhatabı Thomas Robert Malthus'tu. İkisi yıllar boyunca yüzlerce mektup yazıştı ve neredeyse her konuda anlaşamadı. Malthus, Tahıl Yasalarını, ülkenin gıda arzını güvence altına almak ve tarımı korumak gerekçesiyle destekledi; Ricardo ise yasaların kaldırılmasını savundu. Malthus, bir ekonomide genel bir talep yetersizliği ve mal fazlası olabileceğini düşünürken, Ricardo bunun mümkün olmadığını savundu. Bu tartışma, bir yüzyıl sonra Keynes tarafından yeniden ele alınacak ve Keynes, bu konuda Malthus'un haklı olduğunu yazacaktı. İki dostun anlaşmazlığı, iktisadın en verimli tartışmalarından biri oldu ve ikisi de birbirinin eleştirileriyle kendi kuramlarını keskinleştirdi.
Ticaret hadlerinin sınırları
Ticaretin iki ülkeye de kazanç sağlaması için ticaret hadlerinin iki ülkenin fırsat maliyetleri arasında olması gerekir. Bir şarap 1,2 kumaştan fazlasına değiştirilirse, İngiltere şarabı kendisi üretmeyi tercih eder; 0,89 kumaştan azına değiştirilirse, Portekiz kumaşı kendisi üretmeyi tercih eder. Bu iki sınır arasında ticaret hadlerinin nerede oluşacağı, iki ülkenin her iki mala olan talebine bağlıdır. Ricardo bu soruyu tam olarak cevaplamadı; sonradan John Stuart Mill, karşılıklı talebin ticaret hadlerini belirlediğini göstererek boşluğu doldurdu. Ticaret hadleri, kazancın ülkeler arasında nasıl paylaşılacağını belirler.
Neden emek ülkeler arasında taşınmaz?
Ricardo'nun örneği bir soruyu akla getirir: Portekiz her iki malda da daha verimliyse, İngiliz sermayesi ve işçileri neden Portekiz'e gidip orada üretim yapmaz? Ricardo bu soruyu kendisi sordu ve cevabı, sermaye sahiplerinin kendi ülkelerinden ayrılmaya ve servetlerini yabancı bir hükümetin ve yabancı yasaların yönetimine emanet etmeye isteksiz olmasında buldu. Karşılaştırmalı üstünlük kuramı, emeğin ve sermayenin ülke içinde serbestçe, ülkeler arasında ise zor hareket ettiği varsayımına dayanır. Sermayenin serbestçe dolaştığı bugünkü dünyada, bu varsayım Ricardo'nun zamanındakinden daha tartışmalıdır.
Fark rantı
Ricardo'nun rant kuramı, farklı verimlilikteki toprakların sırayla işlenmesine dayanır. Aynı miktarda emek ve sermaye kullanıldığında birinci kalite toprağın 100, ikinci kalite toprağın 90, üçüncü kalite toprağın 80 ölçek buğday verdiğini varsayalım. Nüfus azken yalnızca birinci kalite toprak işlenir ve rant yoktur. Nüfus artıp ikinci kalite toprak işlenmeye başlandığında, tahılın fiyatı ikinci kalite toprakta üretim maliyetini karşılayacak düzeye çıkar; birinci kalite toprağın sahibi 100 − 90 = 10 ölçeklik bir rant alır. Üçüncü kalite toprak işlendiğinde birinci kalitenin rantı 20, ikinci kalitenin rantı 10 ölçeğe çıkar.
Rantın toplumsal sonucu
Ricardo'nun fark rantı kuramının önemli bir sonucu vardı: rant, toprak sahiplerinin çabasının değil, nüfus artışının ve toprak kıtlığının bir sonucuydu. Nüfus arttıkça rant artıyor, sanayicilerin kârı ise düşüyordu, çünkü işçilere ödenen ücretin önemli bir kısmı pahalılaşan ekmeğe gidiyordu. Toprak sahiplerinin çıkarı, Ricardo'ya göre toplumun geri kalanının çıkarıyla çelişiyordu. Tahıl Yasaları, bu çelişkiyi derinleştiriyordu; serbest tahıl ithalatı ise İngiltere'nin daha verimsiz topraklarını işlemek zorunda kalmadan nüfusunu beslemesini sağlayacaktı.
Emek ve değer
Ricardo, İlkeler'in ilk bölümünde malların göreli değerinin, onları üretmek için gereken emek miktarıyla belirlendiğini savundu. Ama bu kuramın sınırlarını da gördü: farklı mallarda sermaye ile emeğin oranı ve sermayenin üretimde kalma süresi farklı olduğunda, göreli fiyatlar emek miktarından sapıyordu. Ricardo, ölümüne kadar değişmez bir değer ölçüsü aradı ve bulamadı. Emek-değer kuramı, sonraki derste göreceğimiz Marx'ın elinde bambaşka bir anlam kazanacak, marjinalist devrimle ise ana akım iktisatta terk edilecekti.
Ücretler, kârlar ve durağan durum
Ricardo, uzun dönemde ücretlerin işçilerin geçimini sağlayacak bir düzeye yöneldiğini düşündü. Nüfus arttıkça daha verimsiz topraklar işlenir, tahılın fiyatı yükselir, işçilerin geçim ücreti artar ve kâr oranı düşer. Kâr oranı yeterince düştüğünde sermaye birikimi durur ve ekonomi durağan duruma ulaşır. Ricardo'ya göre bu süreci yavaşlatmanın iki yolu vardı: tarımda teknolojik ilerleme ve ucuz tahıl ithalatı. Bu karamsar vizyon, iktisadın «kasvetli bilim» diye anılmasına katkıda bulundu; sonraki yüzyılda sanayi devriminin getirdiği verimlilik artışları ise bu öngörünün gerçekleşmesini engelledi.
Makineler üzerine bölüm
Ricardo, İlkeler'in 1821'deki üçüncü baskısına makineler üzerine yeni bir bölüm ekledi. Bu bölümde, makinelerin işçilerin çıkarına zararlı olamayacağına dair önceki görüşünü değiştirdiğini açıkça yazdı. Makinelerin kullanılmaya başlanması, belirli koşullarda toplam ürünü artırırken işçilere ödenen ücret fonunu azaltabilir ve işsizliğe yol açabilirdi. Bir kuramcının kendi görüşünü açıkça düzeltmesi, iktisat tarihinde nadir görülen bir dürüstlük örneği olarak anılır. Bu bölüm, bugün teknoloji ve istihdam üzerine yapılan tartışmaların da erken bir habercisidir.
Soyut yöntem ve eleştirisi
Ricardo, Smith'in tarihsel örneklerle dolu anlatımından farklı olarak, birkaç varsayıma dayanan soyut modeller kurdu ve bu modellerden kesin sonuçlar çıkardı. Bu yöntem, iktisadın kuramsal bir bilim olarak gelişmesini sağladı. Ama Schumpeter, bu alışkanlığı, soyut bir modeli basitleştirici varsayımlarla dondurup ondan doğrudan politika önerileri çıkarmak olarak eleştirdi ve Ricardocu kusur adını verdi. Model sonuçlarının geçerliliği, varsayımlarının gerçekliğe ne kadar uyduğuna bağlıdır; iki ülke, iki mal ve tek bir üretim faktörüyle kurulan bir modelin gerçek dünyadaki ticaret politikasına nasıl uygulanacağı, dikkatli bir değerlendirme gerektirir.
Karşılaştırmalı üstünlüğün değişkenliği
Ricardo'nun modelinde karşılaştırmalı üstünlük, iki ülkenin teknolojisiyle belirlenen sabit bir veridir. Oysa gerçek dünyada karşılaştırmalı üstünlük zamanla değişir. Güney Kore, 1960'larda tekstil ve emek yoğun ürünlerde üstünlüğe sahipken, sonraki on yıllarda gemi yapımı, çelik, otomobil ve elektronikte üstünlük kazandı. Bu değişimin ne kadarının piyasa güçlerinden, ne kadarının devletin sanayi politikalarından kaynaklandığı, Chang ve öbür iktisatçılar arasında tartışılan bir sorudur. Bir ülkenin bugünkü üstünlükleri, yarının üstünlükleri için bir kader değildir.
Çok mallı dünyaya genişleme
Ricardo'nun örneği iki mal ve iki ülkeyle sınırlıdır. Yirminci yüzyılda iktisatçılar, fikri çok sayıda mala genişletti. Rudiger Dornbusch, Stanley Fischer ve Paul Samuelson, 1977'de, sürekli bir mal yelpazesi üzerinde her ülkenin göreli verimlilik sırasına göre hangi malları üreteceğini gösteren bir model kurdu. Bu modelde ücretler ve ticaret hadleri, iki ülkenin malları arasındaki sınırın nereden geçeceğini belirler. Bir ülkede verimlilik genel olarak arttığında, sınır kayar ve ülke daha önce ithal ettiği bazı malları üretmeye başlar. Böylece karşılaştırmalı üstünlüğün sabit bir veri değil, ücretler, verimlilik ve talep tarafından birlikte belirlenen hareketli bir sınır olduğu görülür.
Ricardocu denklik adı
Temel makroekonomi kursunda, borçla finanse edilen bir vergi indiriminin hanelerin tasarrufunu artırarak etkisiz kalabileceği önermesini Ricardocu denklik adıyla görmüştük. Bu önerme adını Ricardo'dan alır, çünkü Ricardo devlet harcamalarının vergiyle ya da borçla finanse edilmesinin kuramsal olarak eşdeğer olabileceğini tartışmıştı. Ama Ricardo'nun kendisi, insanların pratikte böyle davranmayacağını, borçla finansmanın onlara daha az yük gibi görüneceğini düşünüyordu. Önerme, bir yüzyıl sonra Robert Barro tarafından modern biçimiyle savunuldu. Bir kavramın adını taşıdığı düşünürün tam olarak savunduğu şey olmayabileceğinin güzel bir örneğidir.
Kazananlar ve kaybedenler
Karşılaştırmalı üstünlük, bir ülkenin toplam olarak ticaretten kazanç sağlayacağını gösterir, ama bu kazancın herkese eşit dağıldığını söylemez. Ricardo'nun kendi örneğinde, Tahıl Yasalarının kaldırılması toprak sahiplerini kaybeden, sanayicileri ve işçileri kazanan taraf yapacaktı. Bugün de ithalatla rekabet eden sektörler ve bölgeler, ticaretin serbestleşmesinden zarar görebilir. Temel iktisat kursunda gördüğümüz gibi, ithalat rekabetine en açık bölgelerde istihdam ve ücretler üzerindeki olumsuz etkiler uzun süre kalıcı olabilir. Kazananların kaybedenleri telafi etmesi kuramsal olarak mümkündür, ama bu telafi kendiliğinden gerçekleşmez; politika gerektirir.
Ricardo'yu okumanın sınırları
Ricardo'nun örneği, iki ülke, iki mal ve tek bir üretim faktörüyle kurulmuş bir düşünce deneyidir. Taşıma maliyetleri, ölçek ekonomileri, birden çok üretim faktörü ve ülkeler arası sermaye hareketleri modelde yoktur. Ricardo'nun örnek olarak seçtiği İngiltere ve Portekiz arasındaki şarap ve kumaş ticareti de, gerçekte uzun süredir var olan ve siyasi anlaşmalarla şekillenmiş bir ticaretti. Modelde ülkelerin tam istihdamda olduğu da varsayılır; uzmanlaşmanın gerektirdiği yeniden dağılım sırasında işsiz kalanların zamanı ve geliri hesaba girmez. Bu sınırlar, kuramın ana fikrini, yani ticaretin göreli verimlilik farklarından kazanç yarattığı fikrini ortadan kaldırmaz; ama onu gerçek bir politikaya dönüştürürken bu varsayımların her birinin sorgulanması gerekir.
Uygulama
Özet kartı
- David Ricardo, borsada servet edinmiş, Adam Smith'i okuyarak iktisada yönelmiş bir yatırımcıydı; 1815 Tahıl Yasaları tartışması onu bir kuramcıya dönüştürdü ve 1817'de İlkeler'i yayımladı.
- Ricardo'nun örneğinde İngiltere'de kumaş 100, şarap 120; Portekiz'de şarap 80, kumaş 90 kişi-yıllık emek gerektirir. Portekiz iki malda da daha verimli olduğu hâlde, Portekiz şarapta, İngiltere kumaşta uzmanlaşınca iki ülke de kazanır.
- Fark rantı kuramına göre rant, toprakların verimliliği arasındaki farktan ve nüfus artışıyla daha verimsiz toprakların işlenmesinden doğar; Tahıl Yasaları toprak sahiplerinin rantını korurken sanayicilerin kârını düşürüyordu.
- Bernhofen ve Brown, Japonya'nın 1850'lerin sonunda dünyaya açılmasını kullanarak ticaret desenlerinin karşılaştırmalı üstünlük kuramının öngördüğü gibi olduğunu gösterdi; Chang ise zengin ülkelerin kendi sanayileşmelerinde korumacılığa başvurduğunu savundu.
- Karşılaştırmalı üstünlük toplam kazancı gösterir, ama kazanç ve kayıplar ülke içinde eşit dağılmaz; Schumpeter, soyut modellerden doğrudan politika çıkarma alışkanlığını Ricardocu kusur olarak eleştirdi.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Fark rantı | Differential rent | Topraklar arasındaki verimlilik farkından doğan rant |
| Emek-değer kuramı | Labour theory of value | Göreli değeri gereken emek miktarına bağlayan görüş |
| Tahıl Yasaları | Corn Laws | İngiltere'nin 1815–1846 tahıl ithalatı kısıtlamaları |
| Ticaret hadleri | Terms of trade | İhraç fiyatlarının ithal fiyatlarına oranı |
| Durağan durum | Stationary state | Kârın düşüp birikimin ve büyümenin durduğu uzun dönem |
| Ricardocu kusur | Ricardian vice | Soyut modelden doğrudan politika sonucu çıkarma alışkanlığı |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Ricardo'nun fark rantı kuramına göre en verimsiz işlenen toprak neden rant getirmez?
- (Çıktı 2) Ricardo'nun örneğinde Portekiz her iki malı da daha az emekle üretiyor. Buna rağmen İngiltere neden ticaretten kazanç sağlar?
- (Çıktı 3) Ricardo'nun sayılarıyla İngiltere'de bir kumaşın fırsat maliyetini şarap cinsinden, Portekiz'de bir kumaşın fırsat maliyetini şarap cinsinden hesapla. İngiltere hangi malda karşılaştırmalı üstünlüğe sahiptir?
- (Çıktı 3) Bu dersteki fark rantı örneğine dördüncü kalite bir toprak eklensin; aynı emek ve sermayeyle 70 ölçek veriyor. Dördüncü kalite toprak işlenmeye başlandığında birinci, ikinci ve üçüncü kalite toprakların rantı ne olur?
- (Çıktı 2) Tahıl Yasalarının kaldırılmasından kim kazançlı, kim kayıplı çıkacaktı? Ricardo bu sonucu hangi kuramına dayandırdı?
- (Çıktı 4) Bir politikacı, «Karşılaştırmalı üstünlük bir ülkenin serbest ticaretle her zaman kalkınacağını kanıtlar» diyor. Bu görüşü Bernhofen ve Brown'ın bulgusu ve Chang'in eleştirisi ışığında tartış.
Cevaplar
- Fark rantı kuramına göre tahılın fiyatı, işlenen en verimsiz toprakta üretim maliyetini karşılayacak düzeyde belirlenir. En verimsiz toprakta elde edilen ürün, yalnızca harcanan emek ve sermayenin karşılığını verir ve geriye bir fazla kalmaz. Daha verimli topraklar ise aynı maliyetle daha fazla ürün verir; bu fazla, rant olarak toprak sahiplerine gider.
- Ticaretten kazanç mutlak değil, göreli verimliliğe bağlıdır. İngiltere her iki malı da daha fazla emekle üretiyor, ama kumaştaki dezavantajı şaraptakinden küçüktür: kumaşta 100'e karşı 90, şarapta 120'ye karşı 80. İngiltere'de kumaşın fırsat maliyeti Portekiz'dekinden düşüktür. İngiltere kumaşta uzmanlaşıp kumaşı Portekiz şarabıyla değiştirdiğinde, şarabı kendi üretmesine göre daha az emekle elde eder.
- İngiltere'de bir kumaşın fırsat maliyeti 100 ÷ 120 ≈ 0,83 şaraptır. Portekiz'de bir kumaşın fırsat maliyeti 90 ÷ 80 = 1,125 şaraptır. Kumaşın fırsat maliyeti İngiltere'de daha düşük olduğu için İngiltere kumaşta karşılaştırmalı üstünlüğe sahiptir.
- Dördüncü kalite toprak işlenmeye başladığında fiyat onun maliyetine göre belirlenir ve dördüncü kalite rant getirmez. Birinci kalite toprağın rantı 100 − 70 = 30, ikinci kalitenin 90 − 70 = 20, üçüncü kalitenin 80 − 70 = 10 ölçek olur. Nüfus artıp daha verimsiz toprak işlendikçe bütün toprakların rantı yükselir.
- Tahıl Yasalarının kaldırılması tahıl ve ekmek fiyatlarını düşürecekti. Toprak sahipleri rantlarının azalmasıyla kaybedecek; sanayiciler kârlarının artmasıyla, işçiler ise daha ucuz ekmekle kazançlı çıkacaktı. Ricardo bu sonucu fark rantı kuramına dayandırdı: ucuz tahıl ithalatı, İngiltere'nin daha verimsiz topraklarını işlemek zorunda kalmasını önleyecek ve böylece rantı düşürüp kâr oranını koruyacaktı.
- Bernhofen ve Brown, Japonya'nın dünyaya açılmasında ticaret desenlerinin karşılaştırmalı üstünlük kuramının öngördüğü gibi olduğunu ve ticaretin statik kazançlar sağladığını gösterdi; bu, kuramın ana fikrini destekler. Ama Chang, zengin ülkelerin kendi sanayileşmelerinde korumacılık kullandığını ve bir ülkenin bugünkü üstünlüklerinde uzmanlaşmasının, gelecekte daha verimli sanayilere geçmesini zorlaştırabileceğini savundu. Kuram toplam statik kazancı gösterir; kalkınmanın dinamik süreci, kazançların ülke içindeki dağılımı ve korumacılığın da sık sık başarısız olabileceği ayrıca değerlendirilmelidir. «Her zaman kalkınır» iddiası, kuramın gösterdiğinden fazlasını söyler.
İleri okuma
- David Ricardo (1817). Ekonomi Politiğin ve Vergilendirmenin İlkeleri, özellikle 1., 2. ve 7. bölümler. Türkçe çevirisi mevcuttur.
- Roy J. Ruffin (2002). «David Ricardo's Discovery of Comparative Advantage». History of Political Economy 34(4). Karşılaştırmalı üstünlük fikrinin nasıl doğduğu.
- Daniel M. Bernhofen, John C. Brown (2004). «A Direct Test of the Theory of Comparative Advantage: The Case of Japan». J. Political Economy 112(1). Kuramın tarihsel bir doğal deneyle sınanması.
- Ha-Joon Chang (2002). Kicking Away the Ladder. Anthem Press. Serbest ticaretin kalkınma tarihindeki yerine eleştirel bir bakış.
Sonraki derse köprü
Ricardo'nun karamsar vizyonunun merkezinde nüfus vardı: nüfus arttıkça daha verimsiz topraklar işleniyor, ekmek pahalanıyor, ücretler geçim düzeyine iniyor ve büyüme duruyordu. Bu vizyonun arkasında, Ricardo'nun dostu ve yıllarca mektuplaştığı muhatabı olan bir din adamının fikirleri yatıyordu. O, nüfusun geçim araçlarından daha hızlı artma eğiliminde olduğunu ve bu dengesizliğin kıtlık, hastalık ve sefaletle düzeltildiğini savunmuştu. Nüfus gerçekten besin kaynaklarından hızlı mı büyür ve bu kehanet neden gerçekleşmedi? Sıradaki ders, Malthus'u ve nüfus kuramını ele alıyor.