Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Yüksek enflasyonda tarihî maliyet tablolarındaki liralar farklı satın alma güçlerini taşır; kâr, varlıklar ve oranlar sistematik olarak bozulur.
- Parasal kalemler düzeltilmez ama taşıdıkları satın alma gücü değişimi net parasal pozisyon kazancı ya da kaybı olarak kaydedilir; parasal olmayan kalemler ve gelir tablosu bir fiyat endeksiyle yeniden ifade edilir.
- Türkiye'de üç yıllık birikimli enflasyon Nisan 2022'de yüzde 100'ü aştı; Kamu Gözetimi Kurumu 23 Kasım 2023'te 31 Aralık 2023 ve sonrasındaki tabloların enflasyona göre düzeltilmesini zorunlu kıldı.
- Fırının basitleştirilmiş örneğinde tarihî maliyetle 10 bin lira görünen kâr, amortisman, stok maliyeti ve parasal pozisyon düzeltmeleriyle yaklaşık 10,5 bin lira zarara döner.
- Modigliani ve Cohn yatırımcıların enflasyonda hisseleri sistematik olarak düşük değerlediğini ileri sürdü ve Campbell ile Vuolteenaho bunu destekleyen kanıt buldu; Fama ise ilişkinin rasyonel bir büyüme beklentisini yansıttığını savundu.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Yüksek enflasyonlu ekonomiyi, parasal ve parasal olmayan kalemleri, enflasyon düzeltmesini, net parasal pozisyon kazancını ve enflasyon yanılsamasını tanımlar.
- Anlama — Tarihî maliyetle tutulan tabloların yüksek enflasyonda kârı, varlıkları ve oranları hangi yönde çarpıttığını açıklar.
- Uygulama — Bir fırının makinesini, amortismanını ve parasal pozisyonunu bir fiyat endeksiyle düzelterek kârın nasıl değiştiğini basitleştirilmiş bir örnekle hesaplar.
- Değerlendirme — Yatırımcıların enflasyonu değerlemeye yanlış yansıtıp yansıtmadığı konusundaki iki görüşü kanıtlarıyla karşılaştırır.
Sezgi
Açılış
Beş yıl önce 100 bin liraya alınmış bir makine, bugün defterde amortisman düşüldükten sonra 50 bin lira görünüyor. Aynı makinenin yenisini almak ise bugün 400 bin lira tutuyor. Defterdeki rakam yanlış değildir; muhasebe kurallarına göre doğru hesaplanmıştır. Ama bu rakamla fırının değerini, kârlılığını ya da makineyi yenilemek için ne kadar para ayırması gerektiğini anlamak mümkün değildir.
Enflasyon düşük olduğunda tarihî maliyet ilkesi makul bir sadelik sağlar: farklı yıllarda harcanmış liralar kabaca aynı satın alma gücünü taşır. Enflasyon yüksek olduğunda ise bir tabloda toplanan liralar farklı birimlerdir. Ocak ayında 1 lira ile aralık ayında 1 lira, aynı gelir tablosunda yan yana yazılır ama aynı şeyi ölçmez. Bu, bir cetvelin boyunun yıl içinde kısalmasına benzer.
Bu ders, yüksek enflasyonun mali tabloları nasıl bozduğunu, muhasebenin bu bozulmayı nasıl düzeltmeye çalıştığını ve yatırımcıların enflasyonlu dönemlerde tabloları okurken hangi hatalara düşebildiğini ele alıyor. Türkiye'nin yakın geçmişi, bu sorunun ne kadar somut olduğunu gösteriyor.
Hikâye — Aynı şirketin iki tablosu
2022 baharında Türkiye'de tüketici fiyatlarının üç yıllık birikimli artışı yüzde 100'ü aştı. Uluslararası finansal raporlama standartlarında bir ekonominin yüksek enflasyonlu sayılıp sayılmayacağı tek bir kesin sınırla değil, bir dizi özellikle değerlendirilir; bunlardan en çok izleneni, üç yıllık birikimli enflasyonun yüzde 100'e yaklaşması ya da onu aşmasıdır. Büyük denetim ve danışmanlık firmaları, bu ölçüte dayanarak Türkiye'nin 30 Haziran 2022'de ve sonrasında sona eren raporlama dönemleri için yüksek enflasyonlu ekonomi sayılması gerektiği görüşüne vardı.
Bunun ilk sonucu, yurt dışında kurulu ve Türkiye'de bağlı ortaklığı olan şirketlerde görüldü. Bu şirketler, Türkiye'deki birimlerinin tablolarını kendi konsolide tablolarına aktarırken 2022'nin ortasından itibaren enflasyon düzeltmesi yapmaya başladı. Yüksek enflasyonlu ekonomilerde finansal raporlamayı düzenleyen standart, bir ekonomi bu duruma girdiğinde düzeltmenin, o ekonomi hep yüksek enflasyonlu olmuş gibi yapılmasını ister. Böylece bazı şirketlerin Türkiye'deki faaliyetleri, ana şirketin raporunda enflasyona göre düzeltilmiş, Türkiye'deki yerel raporda ise tarihî maliyetle görünür oldu.
Türkiye'deki yerel uygulamada karar biraz daha gecikti. Türkiye'de muhasebe standartlarını belirleyen kurum, kısa adıyla Kamu Gözetimi Kurumu (KGK), 23 Kasım 2023'te yaptığı duyuruyla, Türkiye Finansal Raporlama Standartlarını uygulayan işletmelerin 31 Aralık 2023 tarihli ve sonrasındaki tablolarını yüksek enflasyonlu ekonomilerde finansal raporlama standardına göre düzelterek sunması gerektiğini açıkladı. Birkaç gün sonra da ayrıntılı bir uygulama rehberi yayımladı.
Düzeltmenin etkisi şirketten şirkete çok farklı oldu. Büyük duran varlıkları olan şirketlerin varlıkları ve özkaynakları yukarı düzeltildi, amortisman giderleri arttı ve raporlanan kârları çoğu zaman azaldı. Elinde yüksek nakit ve alacak tutan şirketler, bu parasal varlıkların satın alma gücü kaybını bir zarar olarak gördü. Borçları ağır olan şirketler ise tersine, borçlarının reel olarak erimesinden bir kazanç kaydetti. Aynı şirket için iki farklı kâr rakamı, okuyuculara tarihî maliyet tablosunun enflasyonlu bir dönemde ne kadar yanıltıcı olabileceğini açıkça gösterdi.
Kavram
Standartlar, bir ekonominin durumunu tek bir sayıyla değil, birkaç özellikle değerlendirir.
Düzeltmenin temel ayrımı, kalemlerin enflasyondan nasıl etkilendiğine dayanır.
Parasal kalemler düzeltilmez, ama tuttukları satın alma gücündeki değişim ayrı bir kalemde gösterilir.
Son olarak, yatırımcıların enflasyonla ilgili sistematik bir hatasının adı:
Veri ve kanıt
Türkiye'deki geçişin resmî çerçevesi, standart koyucu kurumun duyurusuyla çizildi.
Enflasyonun tabloları ve değerlemeyi nasıl etkilediği, yatırımcıların davranışı açısından da tartışıldı.
Bu görüşe karşı güçlü bir açıklama da vardır. Eugene Fama, 1981'de yayımlanan bir çalışmasında, hisse getirileri ile enflasyon arasındaki olumsuz ilişkinin bir yanılsamadan değil, enflasyonun gelecekteki reel ekonomik faaliyet için bir gösterge olmasından kaynaklanabileceğini savundu: yüksek enflasyon, zayıf bir büyüme beklentisiyle birlikte geliyorsa, hisse fiyatlarının düşmesi rasyonel bir tepkidir. Bu tartışma, enflasyonlu dönemlerde düşük görünen hisse değerlerinin bir fırsat mı, yoksa kötü haberlerin doğru bir yansıması mı olduğu sorusunu açık bırakır. Tartışmanın iki ucu şurada buluşur: enflasyonun tablolara ve beklentilere nasıl yansıdığını anlamadan bir değerleme yapmak mümkün değildir.
Yaygın yanlış«Enflasyonda şirketlerin kârları yükseldiği için şirketler zenginleşir.»
Tarihî maliyet tablolarında enflasyon kârı şişirebilir: satılan malların ve amortismanın maliyeti eski fiyatlarla, satışlar ise yeni fiyatlarla yazılır. Bu fark gerçek bir kazanç değildir; işletme stoklarını ve makinelerini yenilemek zorunda kaldığında daha fazla para ödeyecektir. Bu şişkin kârın vergisi ve dağıtılan kâr payı ise işletmenin reel sermayesini eritebilir.
Yaygın yanlış«Enflasyon düzeltmesi yapılınca bütün şirketlerin kârı düşer.»
Etkinin yönü işletmenin yapısına bağlıdır. Duran varlığı ve stoğu büyük olan işletmelerde amortisman ve satışların maliyeti artar ve kâr düşer. Ama parasal yükümlülükleri parasal varlıklarından fazla olan borçlu bir işletme, borçlarının reel olarak erimesinden net parasal pozisyon kazancı kaydeder ve düzeltilmiş kârı artabilir.
Neden önemli?
Yüksek enflasyon, Türkiye için soyut bir risk değil, yakın geçmişin gerçeğidir. Enflasyonun yüksek olduğu yıllarda tarihî maliyet tablolarına dayanarak verilen kararlar sistematik olarak yanılabilir. Bir işletme sahibi şişkin bir kârı gerçek sanıp dağıtırsa, makinelerini yenileyecek parayı dağıtmış olur. Bir banka, eski fiyatlarla yazılmış varlıklara bakarak bir işletmenin teminat gücünü düşük görebilir. Vergi, şişkin kâr üzerinden alındığında işletmenin reel sermayesinden de bir pay alır.
Enflasyon muhasebesi aynı zamanda karşılaştırılabilirlik sorunudur. Farklı yıllarda alınmış varlıkları toplayan, farklı aylarda yapılmış satışları tek bir satırda birleştiren bir tablo, zaman içinde karşılaştırma yapmayı zorlaştırır. Bir önceki yılın tablosu, bu yılın lirasıyla yeniden ifade edilmezse, satışların yüzde 60 artması yüzde 10'luk bir reel büyüme de olabilir, reel bir küçülme de. Kursun önceki derslerindeki bütün oranlar ve değerleme yöntemleri, ancak tutarlı bir para birimiyle ölçülen tablolar üzerinde anlamlıdır.
Model
Ölçü birimi sorunu
Muhasebe, bir işletmenin varlıklarını ve işlemlerini tek bir ölçü birimiyle, yerel parayla ifade eder. Bu, ölçü biriminin zaman içinde kabaca sabit kaldığını varsayar. Yıllık enflasyon yüzde 2 iken bu varsayım küçük bir hata üretir; yüzde 50 iken ise bir tablo, farklı uzunluktaki cetvellerle yapılmış ölçümlerin toplamına dönüşür. Enflasyon düzeltmesinin amacı, bütün tutarları tek bir cetvele, raporlama tarihindeki liranın satın alma gücüne taşımaktır. Bunun için bir fiyat endeksi kullanılır: bir tutar, işlemin yapıldığı tarihteki endekse bölünüp raporlama tarihindeki endeksle çarpılır. Endeks 120 iken yapılmış 60 liralık bir harcama, endeks 180'e çıktığında 60 × 180 ÷ 120 = 90 lira olarak ifade edilir; iki tarihin lirası böylece aynı cetvelle ölçülmüş olur.
Tarihî maliyet tablolarında üç bozulma
Yüksek enflasyon tarihî maliyet tablolarında üç temel bozulma yaratır. Birincisi, duran varlıklar eski fiyatlarla durur ve amortisman giderleri bugünkü yenileme maliyetinin çok altında kalır; kâr olduğundan yüksek görünür. İkincisi, stoklar eski fiyatlarla alınıp yeni fiyatlarla satıldığında satışların maliyeti düşük kalır; kârın bir kısmı aslında stokun fiyat artışından gelir. Üçüncüsü, nakit ve alacak tutan işletme bunların satın alma gücünü kaybeder, borç taşıyan işletme ise borcunun reel yükünün azalmasından yararlanır; tarihî maliyet tablosu bu kayıp ya da kazancı hiç göstermez.
Parasal kalemler düzeltilmez
Nakit, alacaklar ve borçlar zaten raporlama tarihinin lirasıyla ifade edilmiştir; 100 bin liralık bir banka kredisi, dönem sonunda da 100 bin lira borçtur. Bu yüzden parasal kalemler bilançoda yeniden ifade edilmez. Ama bu kalemlerin taşıdığı satın alma gücü değişmiştir. Yıl başında 100 bin lira nakdi olan bir işletme, yıl boyunca yüzde 50 enflasyon yaşandığında, yıl sonunda aynı 100 bin lirayla yıl başındaki mal miktarının üçte ikisini alabilir. Bu kayıp, net parasal pozisyon kaybı olarak gelir tablosuna yansır.
Parasal olmayan kalemler yeniden ifade edilir
Stoklar, makineler, binalar ve özkaynak kalemleri, edinildikleri tarihten raporlama tarihine kadarki endeks değişimiyle yeniden ifade edilir. Endeksin 100 olduğu bir tarihte 180 bin liraya alınmış bir makine, endeks 150'ye çıktığında 180 × 150 ÷ 100 = 270 bin lira olarak gösterilir. Birikmiş amortisman da aynı oranla düzeltilir. Özkaynakta ödenmiş sermaye, sahiplerin sermayeyi koyduğu tarihten itibaren endekslenir. Bu işlem varlığın piyasa değerini bulmaz; yalnızca geçmişte harcanmış lirayı bugünkü liraya çevirir. Düzeltilmiş tutar, varlığın geri kazanılabilir tutarını aşıyorsa, ayrıca bir değer düşüklüğü kaydedilir.
Gelir tablosunun düzeltilmesi
Gelir tablosundaki her kalem, işlemin gerçekleştiği aydan raporlama tarihine kadarki endeks değişimiyle yeniden ifade edilir. Ocak ayındaki bir satış, aralıktaki bir satıştan daha büyük bir katsayıyla çarpılır. Satışların maliyeti ve amortisman, ilgili stokların ve varlıkların düzeltilmiş tutarlarından hesaplanır. Sonuna, net parasal pozisyon kazancı ya da kaybı eklenir. Böylece bütün kalemler aynı satın alma gücüyle ifade edilir ve dönem kârı, işletmenin yıl boyunca reel olarak ne kazandığını daha doğru gösterir.
Stoklar ve satılan malın maliyeti
Stokların düzeltilmesi, kârın en çok bozulduğu yerlerden biridir. Stoklar yavaş dönüyorsa, satılan malın maliyeti aylar önceki fiyatlarla hesaplanır ve kâr, fiyat artışından gelen bir kazancı da içerir. Uluslararası standartlar, son giren ilk çıkar yöntemine izin vermez; bu yöntem enflasyonda satışların maliyetini güncel fiyatlara yaklaştırdığı için bazı ülkelerin vergi uygulamalarında kullanılır. Standartlar içinde kalan işletmelerde ise stoklar, edinildikleri ayın endeksinden raporlama tarihine taşınır. Stok devir süresi uzun olan bir işletmede, örneğin aylarca olgunlaşan peynir üreten bir mandırada ya da yıllık stokla çalışan bir hırdavat toptancısında, bu düzeltme bir fırındakinden çok daha büyük olur.
Karşılaştırmalı tutarlar
Enflasyon düzeltmesinde bir önceki yılın tabloları da cari yılın sonundaki lirayla yeniden ifade edilir. Geçen yıl 800 bin lira satış yapan bir işletme, endeks yıl boyunca yüzde 50 arttıysa, bu satış bu yılın lirasıyla 1,2 milyon lira olarak gösterilir. Bu yıl 1,1 milyon lira satış yapılmışsa, nominal olarak yüzde 37,5'lik bir artış, reel olarak yaklaşık yüzde 8'lik bir düşüştür. Karşılaştırmalı tutarların düzeltilmesi, yatay okumanın yüksek enflasyonda anlamlı kalmasının tek yoludur.
Çözümlü örnek — Fırının enflasyonlu yılı
Fırının ikinci yılında genel fiyat endeksinin 100'den 150'ye, yani yüzde 50 arttığını varsayalım. Hesabı sade tutmak için yalnızca üç büyük etkiye bakalım; tutarlar bin liradır. Tam bir uygulamada gelir tablosunun bütün kalemleri de aylık endekslerle yeniden ifade edilir.
Tarihî maliyet kârı. 10.
Makine ve amortisman. Makine birinci yılın sonunda, endeks 100 iken 180'e alınmıştı. Yıl sonu lirasıyla tutarı 270 olur. Beş yıllık ömürle yıllık amortisman 36 değil 54'tür; kâr 18 azalır. Makinenin net tutarı 144 değil 216 olarak görünür.
Stoklar. Fırının stokları yaklaşık 15 günde dönüyor. Satılan unun ortalama yarım ay önceki fiyatlarla alınmış olması, satışların maliyetini düzeltilmiş hesapta yarım aylık enflasyon kadar artırır. Yüzde 50'lik yıllık enflasyon ayda yaklaşık yüzde 3,4'e karşılık gelir; yarım ayda yaklaşık yüzde 1,7'dir: 600 × 0,017 ≈ 10; kâr 10 azalır.
Net parasal pozisyon. Yıl başında fırının parasal varlıkları nakit 82 ve alacaklar 20, toplam 102; parasal yükümlülükleri satıcılar 30, krediler 80 ve vergi 7, toplam 117 idi. Net parasal yükümlülük 15'tir. Bu pozisyon yıl boyunca sabit kalmış sayılırsa, borçların reel olarak erimesinden doğan kazanç yaklaşık 15 × 0,5 = 7,5'tir; kâra eklenir.
Düzeltilmiş kâr. 10 − 18 − 10 + 7,5 ≈ −10,5. Tarihî maliyetle 10 bin lira kâr görünen fırın, enflasyona göre düzeltildiğinde zarar etmektedir.
Yorum. Fırın makinesini ve stoklarını bugünkü fiyatlarla yenilemek zorunda kaldığında, tarihî maliyet kârının gösterdiğinden daha fazla harcayacaktır. Sahip 10 bin liralık kârı dağıtırsa, işletmenin reel sermayesini dağıtmış olur. Borç taşımak ise bu dönemde fırının lehine çalışmıştır. Bu hesap basitleştirilmiştir, ama yönü açıktır. Tam bir düzeltmede satışlar ve öbür giderler de aylık endekslerle yıl sonu lirasına taşınır; her kalem büyür, ama kâr üzerindeki asıl farkı yine eski fiyatlarla alınmış varlıklar ve parasal pozisyon yaratır. Sonucun işareti, fırının borç ağırlığı ile duran varlık yoğunluğu arasındaki dengeye bağlıdır: daha çok borçlu bir fırın, aynı yılda düzeltilmiş kâr gösterebilirdi.
Nakit akış tablosunda enflasyon
Enflasyona göre düzeltilmiş tablolarda nakit akış tablosunun kalemleri de raporlama tarihinin lirasıyla ifade edilir. Burada bir ayrıntı önemlidir: net parasal pozisyon kazancı ya da kaybı, kârı etkiler ama kasadan para girip çıkmasına yol açmaz. Dolaylı yöntemde bu kalem, amortisman gibi, nakit dışı bir kalem olarak düzeltilir. Nakdin kendisi de bir parasal kalemdir; dönem başındaki nakit, dönem sonunun lirasıyla ifade edildiğinde, nakitteki değişimin bir kısmı enflasyonun nakit üzerindeki etkisi olarak ayrı bir satırda görünür.
Özkaynak ve sermayenin korunması
Enflasyon muhasebesinin arkasında bir soru yatar: bir işletme hangi durumda gerçekten kâr etmiştir? Tarihî maliyet yaklaşımında, dönem sonu özkaynağı nominal olarak dönem başından fazlaysa kâr vardır. Enflasyon düzeltmesi ise sermayenin satın alma gücünün korunmasını ister: dönem başında 185 bin liralık özkaynağı olan bir işletme, yüzde 50 enflasyonlu bir yılda bu gücü korumak için yıl sonunda yaklaşık 277,5 bin liralık bir özkaynağa ihtiyaç duyar. Bunun üstünde kalan kısım gerçek kârdır. Bu bakış, kâr dağıtımı ve vergi tartışmalarının merkezindedir.
Oranlar üzerindeki etkiler
Enflasyon düzeltmesi, önceki derste gördüğümüz oranları da değiştirir. Duran varlıklar yukarı düzeltildiği için toplam varlıklar ve özkaynak büyür; aktif ve özkaynak kârlılığı, hem pay hem payda değiştiği için genellikle belirgin biçimde düşer. Varlık devir hızı azalır. Borç özkaynak oranı, özkaynağın büyümesiyle düşük görünür. Cari oran ise stokların düzeltilmesiyle biraz yükselir. Tarihî maliyet tablolarından hesaplanmış oranlar ile düzeltilmiş tablolardan hesaplanmış oranlar, aynı işletme için birbirinden epey uzak bir resim verebilir; karşılaştırma yaparken iki tür tabloyu karıştırmamak gerekir.
Vergi ile finansal raporlama farkı
Finansal raporlama amacıyla yapılan enflasyon düzeltmesi ile vergi hesabı için yapılan düzeltme aynı şey değildir. Türkiye'de vergi mevzuatı da belirli dönemlerde enflasyon düzeltmesini öngörmüştür, ama kuralları ve uygulama takvimi finansal raporlama standartlarından ayrıdır. Bir işletmenin finansal tablolarında gördüğümüz düzeltilmiş kâr, ödeyeceği verginin hesaplandığı matrahla aynı olmayabilir. Bu fark, ertelenmiş vergi kalemlerinin büyümesine yol açar ve tabloları okurken ayrıca izlenmelidir.
Endeksin sınırları
Düzeltme, genel bir fiyat endeksiyle yapılır. Ama bir işletmenin kullandığı varlıkların fiyatları genel endeksten çok farklı seyredebilir. Döviz cinsinden ithal edilen bir makinenin fiyatı kur artışıyla, bir arsanın fiyatı bölgesel talep ile değişir. Genel endeksle düzeltilmiş tutar bu yüzden ne varlığın piyasa değeri ne de yenileme maliyetidir; yalnızca geçmişte harcanmış paranın bugünkü satın alma gücü karşılığıdır. Endeksin kendisinin ölçüm doğruluğu da, düzeltilmiş tabloların güvenilirliğini doğrudan etkiler.
Değerlemede enflasyon
Önceki derste değerlemede nakit akışları ile iskonto oranının aynı birimde olması gerektiğini gördük. Enflasyon yanılsaması tam bu kuralın ihlalidir. Bir yatırımcı, fırının reel nakit akışlarını nominal faizlerden türetilmiş yüksek bir oranla indirgerse, değeri olduğundan çok düşük bulur. Tersine, nominal nakit akışlarını reel bir oranla indirgerse, değeri olduğundan yüksek bulur. Enflasyonun yüksek ve değişken olduğu ekonomilerde reel yolla çalışmak çoğu zaman daha güvenlidir; ama bunun için başlangıç rakamlarının da enflasyona göre düzeltilmiş olması gerekir.
Düzeltilmiş tabloları okumak
Enflasyona göre düzeltilmiş bir tabloyu okurken dört noktaya bakılır. Hangi endeks ve hangi tarih kullanılmış? Net parasal pozisyon kazancı ya da kaybı ne büyüklükte ve kârın ne kadarı bu kalemden geliyor? Duran varlıkların düzeltilmiş tutarları geri kazanılabilir tutarlarını aşıyor mu? Karşılaştırmalı tutarlar da aynı birimle ifade edilmiş mi? Kârının büyük kısmı borçlarının erimesinden gelen bir işletme, asıl işinden para kazanmıyor olabilir; bu kazanç, enflasyon düştüğünde kaybolur.
Yüksek enflasyondan çıkış
Bir ekonomi yüksek enflasyonlu olmaktan çıktığında, işletmeler düzeltme yapmayı bırakır. Standart, son düzeltilmiş tablolardaki tutarların, sonraki dönemlerin tarihî maliyet tablolarının başlangıç noktası olmasını ister. Yani yıllar boyunca biriken düzeltmeler silinmez; varlıklar ve özkaynak, son düzeltme tarihinin lirasıyla taşınmaya devam eder. Hangi tarihte düzeltmenin sona ereceği ise, tıpkı başlangıçta olduğu gibi, üç yıllık birikimli enflasyon ve öbür göstergelerle birlikte değerlendirilir. Bu yüzden enflasyon düşmeye başladıktan sonra da düzeltilmiş tablolar bir süre daha hazırlanabilir.
Enflasyon muhasebesinin sınırları
Enflasyon düzeltmesi tabloları daha anlamlı kılar, ama karmaşıklaştırır da. Hesaplama yükü artar, okuyucuların alışkın olduğu rakamlar değişir ve bir önceki yılın tabloları her yıl yeniden ifade edildiği için geçmiş rakamlar sabit kalmaz. Genel endeks bütün işletmelere aynı ölçüyü uygular, sektörlerin farklı fiyat hareketlerini yakalamaz. Düzeltilmiş tablolar da tahminlerden ve yargılardan bağımsız değildir. Yine de yüksek enflasyonda, düzeltilmemiş bir tablonun yanıltıcılığı, düzeltilmiş bir tablonun karmaşıklığından çoğu zaman daha büyük bir sorundur.
Uygulama
Özet kartı
- Yüksek enflasyonda tarihî maliyet tablolarındaki liralar farklı satın alma güçlerini taşır; kâr, varlıklar ve oranlar sistematik olarak bozulur.
- Parasal kalemler düzeltilmez ama taşıdıkları satın alma gücü değişimi net parasal pozisyon kazancı ya da kaybı olarak kaydedilir; parasal olmayan kalemler ve gelir tablosu bir fiyat endeksiyle yeniden ifade edilir.
- Türkiye'de üç yıllık birikimli enflasyon Nisan 2022'de yüzde 100'ü aştı; Kamu Gözetimi Kurumu 23 Kasım 2023'te 31 Aralık 2023 ve sonrasındaki tabloların enflasyona göre düzeltilmesini zorunlu kıldı.
- Fırının basitleştirilmiş örneğinde tarihî maliyetle 10 bin lira görünen kâr, amortisman, stok maliyeti ve parasal pozisyon düzeltmeleriyle yaklaşık 10,5 bin lira zarara döner.
- Modigliani ve Cohn yatırımcıların enflasyonda hisseleri sistematik olarak düşük değerlediğini ileri sürdü ve Campbell ile Vuolteenaho bunu destekleyen kanıt buldu; Fama ise ilişkinin rasyonel bir büyüme beklentisini yansıttığını savundu.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Yüksek enflasyonlu ekonomi | Hyperinflationary economy | Tarihî maliyet tablolarının anlamını yitirdiği ekonomi |
| Parasal kalem | Monetary item | Tutarı sabit para miktarıyla belirlenmiş varlık ya da borç |
| Parasal olmayan kalem | Non-monetary item | Değeri belirli bir para miktarına bağlı olmayan kalem |
| Enflasyon düzeltmesi | Restatement for inflation | Tutarları raporlama tarihinin satın alma gücüne taşıma |
| Net parasal pozisyon kazancı | Gain on net monetary position | Parasal yükümlülüklerin reel erimesinden doğan kazanç |
| Enflasyon yanılsaması | Inflation illusion | Nominal ve reel büyüklükleri karıştırarak yanlış değerleme |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Parasal ve parasal olmayan kalemlere ikişer örnek ver. Enflasyon düzeltmesinde bu iki grup neden farklı işlem görür?
- (Çıktı 2) Tarihî maliyet tablolarında enflasyon kârı hangi iki yoldan şişirir? Bu şişkin kârın dağıtılması neden işletmeye zarar verebilir?
- (Çıktı 3) Endeksin 200 olduğu bir tarihte 60 bin liraya alınmış bir makine, endeks 300 iken nasıl ifade edilir? Makinenin ömrü 6 yılsa düzeltilmiş yıllık amortisman ne olur?
- (Çıktı 3) Bir işletme yıl başında 50 bin lira nakit ve 200 bin lira banka kredisi tutuyor ve yıl boyunca bu pozisyonu değiştirmiyor. Yıllık enflasyon yüzde 40 ise yaklaşık net parasal pozisyon kazancı ya da kaybı ne olur?
- (Çıktı 2) Bir işletmenin satışları geçen yıl 500, bu yıl 650 bin liradır; aynı dönemde fiyat endeksi yüzde 45 artmıştır. Geçen yılın satışını bu yılın lirasıyla ifade et ve reel değişimi hesapla.
- (Çıktı 4) Bir yorumcu, «Enflasyonlu yıllarda hisseler hep ucuzdur, çünkü yatırımcılar enflasyonu yanlış hesaplar» diyor. Bu görüşü Modigliani–Cohn, Campbell–Vuolteenaho ve Fama'nın görüşleri ışığında değerlendir.
Cevaplar
- Parasal kalemlere nakit ve banka kredisi, parasal olmayan kalemlere stoklar ve makineler örnektir. Parasal kalemler zaten raporlama tarihinin lirasıyla ifade edildiği için yeniden ifade edilmez; yalnızca taşıdıkları satın alma gücü değişimi ayrı bir satırda gösterilir. Parasal olmayan kalemler ise edinildikleri tarihin lirasıyla durduğu için endeksle bugünkü liraya taşınır.
- Amortisman, varlıkların eski fiyatlarından hesaplandığı için bugünkü yenileme maliyetinin altında kalır. Satışların maliyeti, stokların eski fiyatlarla alınmış olmasından ötürü düşük kalır. Bu iki etki kârı şişirir. Şişkin kâr dağıtılırsa işletme, makinelerini ve stoklarını yenilemek için gereken parayı sahiplerine vermiş olur ve reel sermayesi erir.
- Makine 60 × 300 ÷ 200 = 90 bin lira olarak ifade edilir. Altı yıllık ömürle düzeltilmiş yıllık amortisman 90 ÷ 6 = 15 bin liradır; tarihî maliyetle 10 bin lira olurdu.
- Net parasal yükümlülük 200 − 50 = 150 bin liradır. Yüzde 40 enflasyonla bu borcun reel yükü yaklaşık 150 × 0,40 = 60 bin lira azalır; işletme yaklaşık 60 bin liralık net parasal pozisyon kazancı kaydeder.
- Geçen yılın satışı bu yılın lirasıyla 500 × 1,45 = 725 bin liradır. Bu yıl 650 bin lira satış yapıldığı için reel olarak 650 ÷ 725 − 1 ≈ yüzde 10'luk bir düşüş vardır; nominal olarak ise yüzde 30'luk bir artış görünür.
- Modigliani ve Cohn, yatırımcıların reel kazançları nominal faizle indirgediğini ve borçların erimesinden doğan kazancı gözden kaçırdığını, bu yüzden hisseleri enflasyonlu dönemlerde düşük değerlediğini ileri sürdü; Campbell ve Vuolteenaho, Amerikan piyasasında yanlış fiyatlamanın zaman içindeki değişiminin büyük kısmının enflasyonla açıklandığını buldu. Fama ise hisse getirileri ile enflasyon arasındaki olumsuz ilişkinin, enflasyonun zayıf bir reel büyüme beklentisinin göstergesi olmasından kaynaklanabileceğini savundu; bu durumda düşük fiyatlar rasyonel bir tepkidir. Yorumcunun «hep ucuz» iddiası birinci görüşü kesin bir kural hâline getiriyor; oysa iki açıklama da kanıtlarla desteklenir ve belirli bir dönemde hangisinin ağır bastığı ayrıca incelenmelidir. Bu değerlendirme bir yatırım önerisi değildir.
İleri okuma
- KGK (2023). «Yüksek Enflasyonlu Ekonomilerde Finansal Raporlama Hakkında Uygulama Rehberi». Türkiye'de uygulamanın resmî çerçevesi.
- Franco Modigliani, Richard A. Cohn (1979). «Inflation, Rational Valuation and the Market». Financial Analysts Journal 35(2). Enflasyon yanılsaması hipotezinin kaynağı.
- John Y. Campbell, Tuomo Vuolteenaho (2004). «Inflation Illusion and Stock Prices». American Economic Review 94(2). Hipotezin ampirik sınaması.
- Eugene F. Fama (1981). «Stock Returns, Real Activity, Inflation, and Money». American Economic Review 71(4). Hisse getirileri ile enflasyon ilişkisine rasyonel bir açıklama.
Sonraki derse köprü
Yedi ders boyunca bir mahalle fırınını izledik: defterlerini tuttuk, bilanço, gelir ve nakit tablolarını çıkardık, oranlarını hesapladık, değerini tahmin ettik ve enflasyonun rakamlarını nasıl bozduğunu gördük. Gerçek bir halka açık şirketin yıllık raporu ise yüzlerce sayfadır: bağımsız denetçinin görüşü, yönetimin faaliyet raporu, onlarca sayfalık dipnot ve bölümlere göre ayrılmış sonuçlar. Bu kalabalığın içinde nereden başlanır, hangi sayfaya önce bakılır ve öğrendiğimiz araçlar gerçek bir raporda nasıl birlikte kullanılır? Kursun son dersi, bir halka açık şirketin raporunu baştan sona okumayı bir vaka üzerinden ele alıyor.