Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Nakit akış tablosu, dönem içindeki nakit hareketlerini işletme, yatırım ve finansman faaliyetleri olarak üçe ayırır; üçünün toplamı bilançodaki nakdin değişimine eşittir.
- Dolaylı yöntem net kârdan başlar, amortisman gibi nakit dışı giderleri ekler ve işletme sermayesi değişimlerini düzeltir; doğrudan yöntem tahsilat ve ödemeleri listeler; iki yöntem aynı sonucu verir.
- Serbest nakit akışı, işletme nakdinden yatırım harcamalarının çıkarılmasıyla bulunur; tek bir yıla değil, birkaç yılın ortalamasına bakılmalıdır.
- W. T. Grant, yıllarca kâr açıklarken işletme faaliyetlerinden negatif nakit akışı üretti ve 1975'te iflas etti; Largay ve Stickney, nakit analizinin çöküşü yaklaşık on yıl önceden gösterebileceğini buldu.
- Sloan'a göre tahakkuk ağırlıklı kâr daha az kalıcıdır; Green, Hand ve Soliman ise bu farktan yararlanan yatırım getirisinin zamanla kaybolduğunu gösterdi: kârın nakit kalitesini okumak değerlidir ama kolay kazanç vaat etmez.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — İşletme, yatırım ve finansman faaliyetlerinden nakit akışlarını, dolaylı yöntemi, serbest nakit akışını ve tahakkukları tanımlar.
- Anlama — Kâr eden bir işletmenin neden nakitsiz kalabileceğini ve nakit akış tablosunun bunu hangi satırlarda gösterdiğini açıklar.
- Uygulama — İki bilanço ve bir gelir tablosundan bir fırının nakit akış tablosunu dolaylı ve doğrudan yöntemle kurar, serbest nakit akışını hesaplar.
- Değerlendirme — Kârın ne kadarının nakde dayandığını ölçmenin yatırımcılar ve kredi verenler için değerini ve sınırlarını değerlendirir.
Sezgi
Açılış
Bir işletme sahibinin en çok korktuğu cümle «zarar ediyoruz» değil, «maaşları ödeyecek para yok» olabilir. İkisi aynı şey değildir. Kâr eden, satışları büyüyen, gelir tablosu her yıl daha iyi görünen bir işletme, bir sabah tedarikçisine ödeme yapamadığını fark edebilir. Tersine, bir yıl zarar yazan bir işletmenin bankada bol parası olabilir.
Önceki iki derste bilançoyu ve gelir tablosunu gördük. Bilanço bir günün fotoğrafıdır; gelir tablosu bir dönemin kazancını tahakkuk esasıyla ölçer. İkisi de şu soruya doğrudan cevap vermez: bu dönemde kasaya gerçekte ne kadar para girdi, ne kadarı çıktı ve bu hareketlerin kaynağı neydi? Nakit akış tablosu bu soruyu cevaplar.
Bu ders, nakit akış tablosunun üç bölümünü, kârdan nakde uzanan köprünün nasıl kurulduğunu ve bir işletmenin nakit üretip üretmediğini okumanın neden hayati olduğunu ele alıyor. Geçmişten bir vaka, yıllarca kâr açıklayan bir perakende zincirinin nakit tablosunda çöküşün çok önceden görülebildiğini gösteriyor.
Hikâye — Kâr eden, nakit yakan mağazalar
W. T. Grant, yirminci yüzyılın başında kurulmuş ve Amerika'nın dört bir yanına yayılmış büyük bir perakende zinciriydi. 1960'larda şirket hızlı bir büyüme dönemine girdi: yeni mağazalar açtı, ürün yelpazesini genişletti ve müşterilerine kolay kredi imkânı sundu. Veresiye satışlar arttıkça satışlar büyüdü ve şirket, 1970'lerin başına kadar kâr açıklamayı sürdürdü.
Gelir tablosunun göstermediği bir şey vardı. Müşterilerin ödemediği alacaklar ve rafları dolduran stoklar hızla birikiyordu. Her satış gelir tablosuna kâr olarak yazılıyor, ama paranın önemli bir kısmı kasaya girmiyordu; alacak olarak bilançoda bekliyordu. Stoklar için tedarikçilere ödeme yapılıyor, ama bu stoklar yavaş satılıyordu. Şirket bu açığı kapatmak için giderek daha fazla kısa vadeli borca başvurdu.
1975'te W. T. Grant iflas başvurusunda bulundu. Birkaç yıl sonra, 1980'de, James Largay ve Clyde Stickney şirketin mali tablolarını yeniden incelediler. Buldukları şey çarpıcıydı: dönemin standartlarında raporlanan fon akışları, stok ve alacak birikimi yüzünden olumlu görünüyordu; oysa işletme faaliyetlerinden gelen nakit akışı yıllardır negatifti. Geleneksel oran analizi şirketin sorunlarını ancak 1970–1971 civarında gösterebiliyordu. Nakit akışlarının dikkatli bir incelemesi ise çöküşü neredeyse on yıl önceden işaret edebilirdi.
Bu çalışma, muhasebe ve finans dünyasında nakit akışının önemine dair en çok atıf yapılan örneklerden biri oldu. Amerika'da muhasebe standartlarını belirleyen kurum, 1987'nin sonunda, işletmelerin daha genel bir fon tablosu yerine ayrıntılı bir nakit akış tablosu yayımlamasını zorunlu kıldı. Bugün uluslararası standartlar da her işletmeden bu tabloyu ister.
Kavram
Nakit akış tablosu, dönem içindeki bütün nakit giriş ve çıkışlarını üç faaliyet grubuna ayırır.
İşletme faaliyetlerinden nakit akışı iki yoldan hesaplanabilir; yaygın olanı kârdan başlar.
Yatırımcıların sık kullandığı bir ölçü, işletmenin yatırımlarını yaptıktan sonra elinde kalan nakdi gösterir.
Kâr ile işletme nakdi arasındaki farkın bir adı vardır.
Veri ve kanıt
W. T. Grant örneği, nakit akışının kârın gizlediği sorunları nasıl ortaya çıkardığının klasik anlatımıdır.
Kârın nakit ve tahakkuk bileşenlerine ayrılması, sonraki yıllarda piyasaların bu bilgiyi ne kadar iyi kullandığı sorusunu doğurdu.
Bu iki kaynak aynı fikri iki farklı açıdan sınar. W. T. Grant örneği, kârın nakitten uzaklaşmasının bir tehlike işareti olabileceğini tek bir şirketin çöküşüyle gösterir. Sloan'ın çalışması aynı fikri binlerce şirkette genelleştirir: tahakkuk ağırlıklı kâr daha az kalıcıdır. Green ve arkadaşlarının bulgusu ise bir uyarı ekler: bir bilgi yaygın olarak bilindiğinde ve piyasalar onu kullanmaya başladığında, ondan kolay kazanç sağlama fırsatı kaybolabilir. Kârın nakit kalitesini okumak hâlâ değerlidir; ama bunun tek başına bir yatırım stratejisi olarak kazanç getireceğini varsaymak artık zordur.
Yaygın yanlış«Kâr eden bir işletme nakit sıkıntısına düşmez.»
Kâr tahakkuk esasıyla ölçülür; veresiye satışlar, stok birikimi ve yatırım harcamaları kârı etkilemeden nakdi tüketir. Hızla büyüyen işletmeler, satışlarını finanse etmek için gereken alacak ve stok yükü yüzünden kâr ederken nakitsiz kalabilir. W. T. Grant bunun en bilinen örneğidir.
Yaygın yanlış«Nakit akış tablosunda net nakit artışı pozitifse işletme sağlıklıdır.»
Nakit artışının nereden geldiğine bakmak gerekir. İşletme faaliyetleri nakit yakarken yeni bir krediyle kasa doldurulduysa, toplam artış pozitif görünür ama işletme kendi işinden para üretmiyordur. Hangi bölümün nakit ürettiği, hangisinin tükettiği, toplamdan daha çok şey söyler.
Neden önemli?
Nakit, bir işletmenin can damarıdır. Maaşlar, kira, tedarikçi faturaları ve kredi taksitleri kârla değil, nakitle ödenir. Bir bankanın kredi değerlendirmesinde işletme faaliyetlerinden nakit akışı, borç ödeme gücünün doğrudan ölçüsüdür. Bir yatırımcı için serbest nakit akışı, işletmenin sahiplerine uzun vadede ne kadar para dağıtabileceğinin en yakın göstergesidir. Tedarikçiler ise müşterilerinin nakit tablosuna bakarak ne kadar veresiye verebileceklerini tartar.
Nakit akış tablosu, öbür tabloların güvenilirliğini sınamanın da bir yoludur. Kâr, amortisman süreleri, karşılıklar ve hasılatın zamanlaması gibi yargılarla şekillenir; nakit ise ya kasaya girmiştir ya girmemiştir. Kâr ile işletme nakdi yıllar boyunca birbirinden uzaklaşıyorsa, bu, iş modelinde bir sorunun ya da muhasebe tercihlerinde bir iyimserliğin işareti olabilir. İktisat açısından da tablo, firmaların yatırım kararlarının ne kadarını kendi kaynaklarıyla, ne kadarını borçla finanse ettiğini gösterir.
Model
Üç bölümün mantığı
Nakit akış tablosu, dönem başındaki nakit ile dönem sonundaki nakit arasındaki farkı üç kaynağa ayırır. İşletme faaliyetleri, işletmenin asıl işinden gelen nakdi gösterir. Yatırım faaliyetleri, geleceğe dönük varlık alım ve satımlarını gösterir. Finansman faaliyetleri, işletmenin kaynak sağlayanlarla, yani kredi verenler ve sahiplerle yaptığı işlemleri gösterir. Üç bölümün toplamı, bilançodaki nakit kaleminin iki tarih arasındaki değişimine eşit olmak zorundadır. Bu eşitlik, tablonun doğru kurulduğunun ilk sağlamasıdır.
Nakit ve nakit benzerleri
Tablonun ölçtüğü nakit, yalnızca kasadaki para değildir. Bankadaki vadesiz mevduat ile çok kısa vadeli, kolayca nakde çevrilebilen ve değeri önemli ölçüde değişmeyen yatırımlar da nakit benzeri sayılır. Uluslararası standartlarda bunun ölçütü, yatırımın vadesinin alındığı tarihten itibaren genellikle üç ay ya da daha kısa olmasıdır. Altı aylık bir vadeli mevduat nakit benzeri sayılmaz; ona yatırılan para, yatırım faaliyetlerinde bir çıkış olarak görünür. Bu tanım, farklı işletmelerin nakit rakamlarını karşılaştırırken dikkat edilmesi gereken bir ayrıntıdır.
Nakit dışı işlemler
Bazı önemli işlemler hiç nakit hareketi doğurmaz ve bu yüzden tablonun gövdesinde görünmez. Bir makinenin tamamen vadeli alınması, bir borcun hisseye çevrilmesi ya da bir varlığın başka bir varlıkla takas edilmesi bunlara örnektir. Fırın yeni bir hamur makinesini satıcısına üç yıl vadeyle borçlanarak alırsa, yatırım faaliyetlerinde bir çıkış görünmez; ama işletme hem bir varlık hem de bir borç edinmiştir. Standartlar bu tür işlemlerin dipnotlarda açıklanmasını ister. Yatırım harcamalarını yalnızca nakit tablosundan okuyan biri, bu yoldan yapılan yatırımları kaçırabilir.
Hangi işlem nereye?
Bir işlemin hangi bölüme gireceği, niteliğine göre belirlenir. Müşterilerden tahsilat, tedarikçilere ve çalışanlara ödeme işletme faaliyetidir. Yeni bir fırın makinesinin satın alınması ya da eski bir aracın satılması yatırım faaliyetidir. Banka kredisi kullanmak, taksit ödemek, sahiplerin sermaye koyması ya da kâr payı alması finansman faaliyetidir. Faiz ve kâr payları için uluslararası standartlar bir seçim hakkı tanır: ödenen faiz işletme ya da finansman faaliyetlerinde gösterilebilir. Bu seçim, iki şirketin işletme nakit akışlarını karşılaştırırken dikkat edilmesi gereken bir noktadır.
Dolaylı yöntemin adımları
Dolaylı yöntem net kârla başlar ve onu adım adım nakde çevirir. Önce, nakit çıkışı gerektirmeyen giderler, özellikle amortisman, geri eklenir. Sonra işletme sermayesi kalemlerindeki değişimler düzeltilir. Bir varlık kalemi arttıysa, örneğin alacaklar ya da stoklar, bu artış nakit bağlamıştır ve kârdan düşülür. Bir yükümlülük kalemi arttıysa, örneğin satıcılara borçlar, bu artış nakdi işletmede tutmuştur ve kâra eklenir. Azalışlarda işaretler tersine döner. Son olarak, yatırım satışından doğan kazanç gibi işletme faaliyeti sayılmayan kalemler kârdan çıkarılır.
İşaret kuralının sezgisi
İşaretleri ezberlemek yerine bir soru sormak yeter: bu değişim kasaya para mı getirdi, kasadan para mı götürdü? Müşterilerin borcu arttıysa, satış yapılmış ama para gelmemiştir; kasa, kârın gösterdiğinden fakirdir. Tedarikçilere borç arttıysa, mal alınmış ama parası ödenmemiştir; kasa, kârın gösterdiğinden zengindir. Peşin ödenmiş kira arttıysa, gelecek ayların kirası bugün kasadan çıkmıştır. Müşterilerden sipariş avansı alındıysa, satış henüz gelir sayılmadan para kasaya girmiştir.
Doğrudan yöntem
Doğrudan yöntem, işletme faaliyetlerini tahsilat ve ödeme kalemleri hâlinde listeler: müşterilerden tahsilat, tedarikçilere ödeme, çalışanlara ödeme, ödenen faiz ve vergi. Okuması daha kolaydır ve nakdin nereden gelip nereye gittiğini doğrudan gösterir. Ama hazırlaması daha zahmetlidir; bu yüzden işletmelerin büyük çoğunluğu dolaylı yöntemi kullanır. Uluslararası standartlar doğrudan yöntemi teşvik eder ama zorunlu tutmaz. İki yöntem, işletme faaliyetlerinden nakit akışının toplamında her zaman aynı toplamda buluşur.
Çözümlü örnek — Fırının ikinci yılının nakdi
Önceki iki derste bilançosunu ve gelir tablosunu gördüğümüz fırının iki yıl sonu arasındaki değişimleri alalım; tutarlar bin liradır. Birinci yıl sonunda nakit 82, alacaklar 20, stoklar 20, peşin kira 0; satıcılara borç 30, kısa vadeli kredi 10, ödenecek vergi 7, sipariş avansı 0, uzun vadeli kredi 70 idi. Makine birinci yılın son haftasında 180'e alınmıştı. İkinci yılda net kâr 10, amortisman 36'dır; sahip dönem başında 10 çekmiş ve 6'lık bir yazılım lisansı alınmıştır.
Net kâr. 10.
Amortisman geri eklenir. +36.
Alacak artışı. 20'den 45'e: −25.
Stok artışı. 20'den 25'e: −5.
Peşin kira artışı. 0'dan 10'a: −10.
Satıcılara borç artışı. 30'dan 40'a: +10.
Ödenecek vergi artışı. 7'den 8'e: +1.
Sipariş avansı artışı. 0'dan 7'ye: +7.
İşletme faaliyetlerinden nakit akışı. 10 + 36 − 25 − 5 − 10 + 10 + 1 + 7 = 24.
Yatırım faaliyetleri. Yazılım lisansı: −6.
Finansman faaliyetleri. Kısa vadeli kredi 10'dan 20'ye: +10; uzun vadeli kredi 70'ten 60'a: −10; sahibin çektiği: −10; toplam −10.
Nakitteki değişim. 24 − 6 − 10 = 8. Nakit 82'den 90'a çıkar; ikinci yıl sonu bilançosundaki 90 ile tutar.
Serbest nakit akışı. 24 − 6 = 18.
Aynı sonuç doğrudan yöntemle
Müşterilerden tahsilat, satışlardan alacak artışı düşülüp avans artışı eklenerek bulunur: 960 − 25 + 7 = 942. Satışların maliyeti için ödenen, 600'e stok artışı eklenip satıcı borcu artışı düşülerek 595'tir. Faaliyet giderleri için ödenen, kira, personel ve genel yönetim giderlerinin toplamı 300'e peşin kira artışı eklenerek 310'dur. Ödenen faiz 11,5; ödenen vergi, gider olan 2,5'ten vergi borcu artışı düşülerek 1,5'tir. Toplam ödemeler 595 + 310 + 11,5 + 1,5 = 918. İşletme faaliyetlerinden nakit akışı 942 − 918 = 24; dolaylı yöntemle bulunan tutarın aynısı.
Tabloyu okumak
Fırının tablosu üç şey söyler. Birincisi, işletme kendi işinden nakit üretmektedir: 10 bin liralık kâra karşılık 24 bin liralık işletme nakdi vardır, çünkü amortisman nakit çıkarmayan büyük bir giderdir. İkincisi, bu nakdin önemli bir kısmı büyüyen alacaklara bağlanmıştır; alacaklar bir yılda 25 bin lira artmıştır ve bu artış sürerse işletme nakdi erir. Üçüncüsü, işletme uzun vadeli borcunu azaltırken kısa vadeli borcunu artırmıştır; toplam borç aynı kalmış ama vadesi kısalmıştır.
Tahakkukları ölçmek
Net kâr ile işletme nakdi arasındaki fark tahakkukları verir. Fırında bu fark 10 − 24 = −14'tür; kâr, işletme nakdinin altındadır. Bunun ana nedeni 36 bin liralık amortismandır. Amortismanı ayrı tutarsak, işletme sermayesi kalemleri nakdi 22 bin lira azaltmıştır. Tahakkukların büyüklüğünü toplam varlıklara bölmek, boyları farklı işletmeleri yan yana koymayı mümkün kılar. Kârı sürekli olarak işletme nakdinin çok üstünde seyreden bir işletmede, kârın ne kadarının gerçekten tahsil edileceği sorulmalıdır.
Nakit dönüşüm döngüsü
Bir işletmenin nakdinin işletme sermayesine ne kadar süre bağlı kaldığı, alacakların tahsil süresi, stokların satılma süresi ve tedarikçilere ödeme süresiyle ölçülür. Stoklar ortalama 30 günde satılıyor, alacaklar 20 günde tahsil ediliyor ve tedarikçilere 25 günde ödeme yapılıyorsa, işletme her satışı yaklaşık 25 gün boyunca kendi parasıyla finanse eder. Bu süre uzadıkça, aynı satış düzeyi daha fazla nakit gerektirir. Hızla büyüyen bir işletme, bu süreyi kısaltamazsa büyümesini borçla finanse etmek zorunda kalır.
Büyümenin nakit maliyeti
Fırın satışlarını gelecek yıl yüzde 20 artırmayı planlasın. Alacaklar ve stoklar satışlarla aynı oranda büyürse, alacaklar 45'ten 54'e, stoklar 25'ten 30'a çıkar; bu, 14 bin liralık ek nakit ihtiyacı demektir. Satıcı borçları da yüzde 20 artarsa 8 bin lira nakit sağlar. Net ihtiyaç 6 bin liradır. Büyüme ayrıca yeni bir fırın makinesi gerektiriyorsa, yatırım harcaması da eklenir. Kâr, büyümeyle artsa bile, büyümenin ilk yılında nakit çoğu zaman azalır. W. T. Grant'in hikâyesi, bu mantığın büyük ölçekte ve yıllarca sürdürülmüş hâliydi.
Serbest nakit akışının iki yüzü
Serbest nakit akışı, işletmenin yatırımlarını yaptıktan sonra elinde kalan nakdi gösterir ve değerleme çalışmalarının temel girdisidir. Ama tek bir yılın serbest nakit akışı yanıltıcı olabilir. Yatırımlarını erteleyen bir işletme bu yıl yüksek serbest nakit akışı gösterir, ama makineleri eskir ve gelecek yıllarda daha büyük harcama yapmak zorunda kalır. Tersine, büyük bir yatırım yılında negatif serbest nakit akışı, gelecekteki büyümenin habercisi olabilir. Birkaç yılın ortalamasına bakmak ve yatırım harcamasını amortismanla karşılaştırmak daha sağlıklı bir resim verir.
Yaşam döngüsü ve işaretler
Üç bölümün işaretleri birlikte okunduğunda işletmenin hangi evrede olduğuna dair bir ipucu verir. Yeni kurulan bir işletmede işletme nakdi çoğu zaman negatif, yatırım nakdi negatif, finansman nakdi pozitiftir: kurucular ve bankalar para koyar, işletme bu parayı makinelere ve ilk stoklara harcar. Olgunlaşmış bir işletmede işletme nakdi pozitiftir, yatırım harcamaları sürer ve finansman nakdi negatife döner; borçlar ödenir, sahiplere kâr payı dağıtılır. Gerileyen bir işletmede ise yatırım nakdi pozitife dönebilir, çünkü işletme varlıklarını satarak ayakta kalmaya çalışır. Bu kalıplar kesin kurallar değil, ilk soruyu sormak için bir başlangıçtır.
Kur farklarının etkisi
Döviz cinsinden nakit tutan bir işletmede, kurun değişmesi hiçbir işlem yapılmadan nakdin lira karşılığını değiştirir. Bu etki, üç faaliyet bölümünden hiçbirine ait değildir; bu yüzden tabloda ayrı bir satırda, kur değişimlerinin nakit üzerindeki etkisi olarak gösterilir. Türkiye gibi kurun sık ve sert hareket ettiği ekonomilerde bu satır büyük olabilir. İşletme faaliyetlerinden gelen nakdi değerlendirirken, dönem sonundaki nakit artışının ne kadarının kurdan geldiğini ayırmak gerekir.
Nakit akışında da yargı vardır
Nakit akışı kârdan daha zor oynanır, ama yargıdan tamamen bağımsız değildir. Bir işletme dönem sonundan hemen önce tedarikçi ödemelerini birkaç gün geciktirerek işletme nakdini yüksek gösterebilir; ödeme bir sonraki döneme kayar. Alacaklarını bir finans kuruluşuna satarak tahsilatı öne çekebilir. Bir kalemi işletme yerine yatırım ya da finansman faaliyetinde sınıflandırmak, işletme nakdini değiştirir. Önceki derslerdeki bilanço makyajının nakit tablosundaki karşılıkları bunlardır; dönemler arası tutarlılık ve dipnotlar bu yüzden önemlidir.
Üç tablonun bağlantısı
Üç tablo birbirine sıkıca bağlıdır. Gelir tablosunun net kârı, nakit akış tablosunun dolaylı yöntemdeki ilk satırıdır ve bilançodaki özkaynağa eklenir. Nakit akış tablosunun son satırı, bilançodaki nakdin değişimidir. İşletme sermayesi kalemlerindeki düzeltmeler, iki bilanço arasındaki farklardan gelir. Bir tabloda yapılan bir değişiklik, öbür ikisinde de iz bırakır. Bu bağlantı, tablolar arasındaki tutarsızlıkları fark etmenin en güçlü aracıdır. Örneğin alacaklar bilançoda büyürken nakit tablosundaki düzeltme satırı bu büyümeyle örtüşmüyorsa, arada açıklanması gereken bir kalem, belki bir satın alma ya da bir sınıflandırma değişikliği vardır; okuyucu farkın nereden geldiğini dipnotlarda aramalıdır.
Tablonun sınırları
Nakit akış tablosu geçmişe bakar ve bir dönemin toplamını verir. Dönem içindeki dalgalanmaları, örneğin ay ortasında yaşanan bir nakit sıkışmasını göstermez. Mevsimsel işletmelerde yıllık tablo, en zor ayları gizleyebilir. İşletmenin kullanılmamış kredi limitleri ya da yaklaşan büyük ödemeleri de tabloda değil, dipnotlarda ya da yönetimin açıklamalarında yer alır. Nakit akış tablosu, bilanço ve gelir tablosuyla birlikte okunduğunda anlam kazanır; tek başına, geçmiş bir yılın kasa hareketlerinin düzenli bir özetinden ibarettir.
Uygulama
Özet kartı
- Nakit akış tablosu, dönem içindeki nakit hareketlerini işletme, yatırım ve finansman faaliyetleri olarak üçe ayırır; üçünün toplamı bilançodaki nakdin değişimine eşittir.
- Dolaylı yöntem net kârdan başlar, amortisman gibi nakit dışı giderleri ekler ve işletme sermayesi değişimlerini düzeltir; doğrudan yöntem tahsilat ve ödemeleri listeler; iki yöntem aynı sonucu verir.
- Serbest nakit akışı, işletme nakdinden yatırım harcamalarının çıkarılmasıyla bulunur; tek bir yıla değil, birkaç yılın ortalamasına bakılmalıdır.
- W. T. Grant, yıllarca kâr açıklarken işletme faaliyetlerinden negatif nakit akışı üretti ve 1975'te iflas etti; Largay ve Stickney, nakit analizinin çöküşü yaklaşık on yıl önceden gösterebileceğini buldu.
- Sloan'a göre tahakkuk ağırlıklı kâr daha az kalıcıdır; Green, Hand ve Soliman ise bu farktan yararlanan yatırım getirisinin zamanla kaybolduğunu gösterdi: kârın nakit kalitesini okumak değerlidir ama kolay kazanç vaat etmez.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| İşletme faaliyetlerinden nakit akışı | Cash flow from operating activities | Asıl işten doğan net nakit akışı |
| Yatırım faaliyetlerinden nakit akışı | Cash flow from investing activities | Uzun ömürlü varlık alım ve satımlarından doğan net nakit akışı |
| Finansman faaliyetlerinden nakit akışı | Cash flow from financing activities | Borç, sermaye ve kâr payı işlemlerinden doğan net nakit akışı |
| Dolaylı yöntem | Indirect method | Net kârdan başlayarak işletme nakdini bulan yöntem |
| Serbest nakit akışı | Free cash flow | İşletme nakdi eksi yatırım harcamaları |
| Tahakkuklar | Accruals | Net kâr ile işletme nakdi arasındaki fark |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Şu işlemlerin her biri nakit akış tablosunun hangi bölümüne girer: bir kamyonet alımı, bir banka kredisinin taksit ödemesi, müşterilerden tahsilat, sahiplere kâr payı ödemesi?
- (Çıktı 2) Bir işletme bu yıl 100 bin lira kâr etmiş ama işletme faaliyetlerinden nakit akışı eksi 20 bin liradır. Bunun olası iki nedenini açıkla.
- (Çıktı 3) Net kârı 50, amortismanı 20 bin lira olan bir işletme düşün. Alacaklar 15 arttı, stoklar 10 azaldı, satıcılara borçlar 5 azaldı. İşletme faaliyetlerinden nakit akışını dolaylı yöntemle hesapla.
- (Çıktı 3) Aynı işletme yıl içinde 40 bin liralık makine almış ve 25 bin lira kredi kullanmıştır. Serbest nakit akışını ve nakitteki toplam değişimi hesapla.
- (Çıktı 2) Amortisman neden dolaylı yöntemde net kâra geri eklenir? Amortismanı artırmak işletmenin nakdini artırır mı?
- (Çıktı 4) Bir yatırımcı, «Tahakkukları düşük şirketlerin hisselerini alırsam piyasayı geçerim; Sloan bunu gösterdi» diyor. Bu görüşü değerlendir.
Cevaplar
- Kamyonet alımı yatırım faaliyetidir. Kredi taksitinin anapara kısmı finansman faaliyetidir; faiz kısmı, işletmenin seçimine göre işletme ya da finansman faaliyetinde gösterilebilir. Müşterilerden tahsilat işletme faaliyetidir. Sahiplere kâr payı ödemesi finansman faaliyetidir.
- İşletme satışlarının büyük kısmını veresiye yapmış ve alacakları hızla artmış olabilir; satış kâra yazılmış ama para kasaya girmemiştir. Ya da stoklarını büyük ölçüde artırmış olabilir; mallar için ödeme yapılmış ama henüz satılmamıştır. Tedarikçilere ödemeleri hızlandırmak da benzer bir etki yaratır.
- 50 + 20 − 15 + 10 − 5 = 60 bin lira. Alacak artışı nakdi azaltır, stok azalışı nakit serbest bırakır, satıcı borcunun azalması nakit çıkışı demektir.
- Serbest nakit akışı 60 − 40 = 20 bin liradır. Nakitteki toplam değişim 60 − 40 + 25 = 45 bin liradır.
- Amortisman gelir tablosunda gider olarak kârı düşürür ama o yıl kasadan para çıkmaz; nakit, varlık alındığında çıkmıştır. Dolaylı yöntem kârdan başladığı için bu gideri geri ekler. Amortismanı artırmak doğrudan nakit yaratmaz; yalnızca vergiye tabi kârı düşürerek ödenecek vergiyi azaltırsa dolaylı bir nakit etkisi olur.
- Sloan 1996'da tahakkukları düşük şirketlerin sonraki dönemde daha iyi getiri sağladığını göstermişti. Ama Green, Hand ve Soliman, bu getiri farkının zamanla azaldığını ve Amerika'da ortalamada artık güvenilir biçimde pozitif olmadığını buldu; bunun bir nedeni, farktan yararlanmaya çalışan fonların bu alana sermaye yöneltmesiydi. Tahakkuk bilgisi, kârın kalitesini değerlendirmek için hâlâ değerlidir, ama tek başına piyasayı geçmeyi garanti eden bir strateji değildir. Bu değerlendirme yatırım tavsiyesi değildir.
İleri okuma
- James A. Largay III, Clyde P. Stickney (1980). «Cash Flows, Ratio Analysis and the W. T. Grant Company Bankruptcy». Financial Analysts Journal 36(4). Nakit akışı analizinin klasik örneği.
- Richard G. Sloan (1996). «Do Stock Prices Fully Reflect Information in Accruals and Cash Flows about Future Earnings?». The Accounting Review 71(3). Kârın tahakkuk bileşeninin kalıcılığı.
- Jeremiah Green, John R. M. Hand, Mark T. Soliman (2011). «Going, Going, Gone? The Apparent Demise of the Accruals Anomaly». Management Science 57(5). Bir piyasa düzensizliğinin zamanla kaybolması.
Sonraki derse köprü
Largay ve Stickney'nin bulgusunun bir yarısı nakitle, öbür yarısı oranlarla ilgiliydi: geleneksel oranlar W. T. Grant'in sorununu ancak geç yakalamıştı. Oysa üç tablonun her biri, doğru bölündüğünde çok şey söyler. Alacakların satışlara oranı tahsilatın hızını, borçların özkaynağa oranı kaldıracı, faaliyet kârının faize oranı borç taşıma gücünü, net kârın özkaynağa oranı sahiplerin kazancını gösterir. Hangi oran hangi soruya cevap verir, oranlar nasıl karşılaştırılır ve hangi oran hangi durumda yanıltır? Sıradaki ders, finansal oranları ele alıyor.