İçeriğe geç

Ders EKO-105.02 · Seviye 1 — Temel

Bilanço

EKO-105 Finansal Tablo Okuma

3.640 kelime · yaklaşık 17 dakika okuma · seslendirme 8 dk · veriler Eylül 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • dönen varlık
  • duran varlık
  • kısa vadeli yabancı kaynak
  • geçmiş yıllar kârları
  • net işletme sermayesi
  • bilanço makyajı
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Bilanço belirli bir tarihin fotoğrafıdır; varlıkları nakde dönüş hızına göre dönen ve duran, kaynakları vadeye göre kısa ve uzun vadeli yabancı kaynaklar ile özkaynak olarak gruplar.
  2. Özkaynak ödenmiş sermaye, yedekler ve geçmiş yıllar kârlarından oluşur; bir kasa değil, varlıkların sahiplere ait kısmını gösteren bir hesaptır.
  3. Net işletme sermayesi dönen varlıklardan kısa vadeli yabancı kaynakların çıkarılmasıyla bulunur ve iş modeliyle birlikte okunmalıdır; varlıkların özkaynağa oranı kaldıracı gösterir.
  4. Lehman Brothers, Repo 105 işlemleriyle 2008'in ikinci çeyrek sonunda 50,38 milyar dolarlık varlığı birkaç günlüğüne bilançodan çıkararak açıkladığı net kaldıracı 13,9 yerine 12,1 gösterdi; Basel Komitesi dönem sonu makyajını 2018'de kabul edilemez ilan etti.
  5. Bilanço tarihî maliyet, görünmeyen varlıklar ve raporlama gününe bağlılık yüzünden işletmenin değerini doğrudan göstermez; dipnotlar ve öbür tablolarla birlikte okunur.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — Dönen ve duran varlığı, kısa vadeli yabancı kaynağı, geçmiş yıllar kârlarını, net işletme sermayesini ve bilanço makyajını tanımlar.
  • Anlama — Bilançonun neden belirli bir günün fotoğrafı olduğunu ve kalemlerin neden nakde dönüş hızına ve vadeye göre sıralandığını açıklar.
  • Uygulama — Bir fırının yıl sonu bilançosunu düzenler, net işletme sermayesini ve varlıkların özkaynağa oranını hesaplar.
  • Değerlendirme — Bir bilançonun işletmenin gerçek durumunu hangi noktalarda eksik ya da yanıltıcı gösterebileceğini değerlendirir.

Sezgi

Açılış

Bir fotoğraf çekileceğini bilen biri, o an için dik durur, saçını düzeltir, dağınık masayı toplar. Fotoğraf yalan söylemez ama bir anı gösterir; o anın öncesini ve sonrasını göstermez. Bir işletmenin bilançosu da böyledir: belirli bir günün, çoğu zaman yılın ya da çeyreğin son gününün kapanışında, işletmenin elinde neler olduğunu ve bunların kime borçlu olunduğunu gösterir.

Önceki derste her işlemin muhasebe denklemini koruduğunu gördük: varlık toplamı, yükümlülüklerle özkaynağın toplamından hiç sapmaz. Bilanço, bu denklemin ayrıntılı ve düzenli bir dökümüdür. Ama bir bankacı ya da yatırımcı için asıl soru toplamların eşit olması değildir. Soru şudur: bu işletme önümüzdeki aylarda borçlarını ödeyebilir mi, ne kadarını borçla finanse ediyor ve sahipleri işletmede gerçekte ne kadar paya sahip?

Bu ders bilançonun nasıl düzenlendiğini, kalemlerinin ne anlattığını ve bir fotoğraf olmasının hangi riskleri taşıdığını ele alıyor. Tarihten bir örnek, fotoğraf çekilmeden hemen önce masanın nasıl toplanabileceğini gösteriyor.

Hikâye — Çeyrek sonunda kaybolan elli milyar

2008 yazında Lehman Brothers, Amerika'nın en büyük yatırım bankalarından biriydi. Konut piyasası çökerken bankaların ne kadar borçla çalıştığı, yatırımcıların en çok izlediği sayılardan biri hâline gelmişti. Lehman her çeyrek sonunda açıkladığı bilançosunda, borçlanmasının azaldığını ve kaldıracının düştüğünü gösteriyordu.

Banka Eylül 2008'de iflas etti. İflastan sonra mahkeme tarafından atanan inceleme görevlisi Anton Valukas, 2010'da yayımlanan raporunda bu düşüşün bir kısmının arkasında ne olduğunu ortaya koydu. Lehman, kendi içinde «Repo 105» adı verilen bir yöntem kullanıyordu. Normal bir repo işleminde banka, elindeki menkul kıymetleri teminat göstererek kısa vadeli borç alır ve bu, bilançoda bir borç olarak görünür. Repo 105'te ise teminat, alınan paranın en az yüzde 105'i değerinde tutuluyordu ve Lehman bu işlemleri borçlanma olarak değil, bir satış olarak kaydediyordu. Menkul kıymetler bilançodan çıkıyor, elde edilen para başka borçları ödemekte kullanılıyordu. Birkaç gün sonra, genellikle yedi ile on gün arasında, işlem tersine dönüyor ve her şey eski yerine geliyordu.

Zamanlama tesadüf değildi. Rapora göre bu işlemler çeyrek sonlarından hemen önce yoğunlaşıyordu: 2007'nin son çeyreğinin sonunda 38,6 milyar, 2008'in ilk çeyreğinin sonunda 49,1 milyar, ikinci çeyreğinin sonunda 50,38 milyar dolar. Bankanın açıkladığı net kaldıraç oranı 2008'in ikinci çeyreğinde 12,1'di; Repo 105 olmasaydı 13,9 olacaktı. Lehman bu işlemleri ve kaldıraç oranına etkisini kamuoyuna hiç açıklamadı. Lehman'ın kıdemli yöneticilerinden biri, bir e-postada bu uygulamayı «bağımlı olduğumuz başka bir ilaç» diye nitelemişti.

Rapor ilginç bir ayrıntıyı da not etti: Lehman bu işlemleri Amerikan hukukuna göre satış sayan bir hukuk görüşü bulamamış, işlemleri Londra'daki bir hukuk bürosunun İngiliz hukukuna göre verdiği görüşe dayanarak yürütmüştü. Raporun vardığı sonuç, işlemlerin muhasebe standardına teknik olarak uyup uymadığından bağımsızdı: açıklanmamaları, bankanın finansal durumu hakkında önemli ölçüde yanıltıcı bir tablo çiziyordu.

Hikâyenin dersi yalnızca Lehman'la ilgili değildir. Bir bilanço belirli bir günü gösteriyorsa, o günü güzel göstermek için bir teşvik de vardır.

Kavram

Bilançonun varlık tarafı, kalemlerin nakde dönüş hızına göre iki gruba ayrılır.

Kaynak tarafı da vadeye göre ayrılır. Türkçe muhasebede yükümlülüklere yabancı kaynak denir.

Özkaynağın bir kısmı sahiplerin koyduğu paradan, bir kısmı işletmenin kendi kazancından gelir.

Dönen kalemler ile kısa vadeli borçlar arasındaki fark, işletmenin kısa vadeli dayanıklılığının en basit ölçüsüdür.

Son olarak, bu dersin hikâyesinin adı:

Veri ve kanıt

Lehman'ın uygulamasının ayrıntıları, iflas sürecindeki resmî inceleme raporunda belgelendi.

Bilanço makyajı yalnızca bir bankanın sorunu değildir. Düzenleyiciler, bankaların raporlama günlerinde bilançolarını sistemli biçimde küçülttüğünü gözlemledi.

Bu iki kaynak aynı olgunun iki ucunu gösterir. Lehman örneğinde makyaj açıklanmamış ve inceleme raporunca kasıtlı bulunmuştur. Basel Komitesi'nin tarif ettiği davranış ise, çoğu durumda kurallar içinde kalan ama raporlanan sayıyı gerçek ortalamadan uzaklaştıran bir düzenlemedir. Bir tarafın savunması şudur: işletme, raporlama gününde kurallara uygun bir işlem yapmıştır ve o günkü durum doğru gösterilmiştir. Öbür tarafın itirazı ise şudur: bir tablonun amacı okuyucuya gerçekçi bir resim vermekse, yalnızca o gün için kurulan bir durum bu amacı boşa çıkarır. Düzenleyicilerin bir kısmı, bu yüzden bazı oranların dönem sonu değerleri yerine dönem ortalamalarıyla hesaplanmasını istemektedir.

Yaygın yanlış«Bilançoda yüksek geçmiş yıllar kârları görünüyorsa, işletmenin kasasında o kadar para vardır.»
Doğrusu

Geçmiş yıllar kârları, özkaynağın bir bileşenidir ve kaynak tarafında durur. Bu kârlarla elde edilen para makineye, stoğa ya da borç ödemeye gitmiş olabilir. İşletmenin elindeki nakit, varlık tarafındaki hazır değerlerde görünür.

Yaygın yanlış«Bilanço, bir işletmenin ne kadar değerli olduğunu gösterir.»
Doğrusu

Bilanço, varlıkları çoğunlukla alındıkları maliyetten, amortisman düşülerek gösterir. İşletmenin kendi geliştirdiği marka, müşteri ilişkileri ya da çalışanlarının becerisi gibi değerlerin çoğu bilançoda yer almaz. Özkaynağın defterdeki tutarı ile işletmenin piyasadaki değeri birbirinden çok uzak düşebilir.

Neden önemli?

Bir banka kredi verirken, bir tedarikçi veresiye mal satarken, bir yatırımcı hisse alırken bilançoya bakar. Her biri farklı bir soru sorar. Banka, kredinin vadesi geldiğinde ödenebileceğinden emin olmak ister; tedarikçi, kısa vadeli borçların dönen varlıklarla karşılanıp karşılanmadığına bakar; yatırımcı, işletmenin ne kadar borçla büyüdüğünü ve sahiplerin payının nasıl değiştiğini izler. Aynı tablo, doğru okunduğunda bu soruların her birine bir başlangıç cevabı verir.

Bilanço, iktisadın büyük sorularına da bağlanır. Önceki derslerde gördüğümüz gibi finansal krizlerin çoğu, vadesi yakın borçlarla vadesi uzak yatırımları taşıyan kurumlarda başlar. Bir işletmenin ya da bankanın vade uyumsuzluğunu görmenin ilk yeri bilançodur. Hanelerin, firmaların, bankaların ve devletin bilançoları, bir ekonominin kırılganlığını ölçmenin temel malzemesidir.

Model

Bilanço bir andır

Bilanço, belirli bir tarihin sonundaki durumu gösterir: 31 Aralık, 31 Mart ya da başka bir raporlama günü. Bu yüzden başlığında her zaman bir tarih vardır. Gelir tablosu ise bir dönemin, örneğin bir yılın, toplamını verir. İktisattaki stok ve akım ayrımının muhasebedeki karşılığı budur: bilanço kalemleri stoktur, gelir ve giderler akımdır. İki bilanço arasındaki fark, o dönemdeki akımların sonucudur. Bir bilançoyu tek başına okumak, tek bir fotoğraftan bir kişinin nasıl yürüdüğünü anlamaya çalışmaya benzer; en az iki tarihi karşılaştırmak gerekir.

Sıralama ilkesi

Türkiye'de Tekdüzen Hesap Planı'na göre hazırlanan bilançolar, varlıkları nakde en hızlı dönüşenden en yavaşa, kaynakları ise vadesi en yakın olandan en uzağa doğru sıralar. Varlık tarafında önce dönen, sonra duran varlıklar gelir; kaynak tarafında önce kısa vadeli, sonra uzun vadeli yabancı kaynaklar, en sonda da özkaynaklar yer alır. Hesap planındaki ilk beş ana grup bu sırayı izler: dönen varlıklar, duran varlıklar, kısa vadeli yabancı kaynaklar, uzun vadeli yabancı kaynaklar ve özkaynaklar. Uluslararası standartlar belirli bir sıra dayatmaz ve pek çok şirket duran varlıklarla başlar; okurken sıralamaya değil gruplara bakmak gerekir.

Dönen varlıkların içi

Dönen varlıklar kendi içinde de nakde yakınlığa göre sıralanır. En başta hazır değerler gelir: kasa, bankadaki mevduat ve çok kısa vadeli yatırımlar. Sonra ticari alacaklar, yani müşterilerin henüz ödemediği satış tutarları. Ardından stoklar: hammadde, yarı mamul ve satışa hazır ürünler. En sonda peşin ödenmiş giderler gelir; gelecek ayların kirası önceden ödenmişse, bu tutar henüz gider olmamış bir haktır ve varlık olarak durur. Stoklar ve alacaklar nakde dönmeyi bekleyen paradır; bu bekleme süresinin uzaması, kâr eden bir işletmeyi bile nakitsiz bırakabilir.

Duran varlıklar ve net defter değeri

Duran varlıklar üç ana gruba ayrılır. Maddi duran varlıklar, makine, bina ve taşıt gibi fiziksel varlıklardır. Maddi olmayan duran varlıklar, satın alınmış yazılım lisansları, patentler ve başka bir şirketin satın alınmasından doğan şerefiye gibi fiziksel varlığı olmayan haklardır. Mali duran varlıklar, başka şirketlerdeki uzun vadeli paylardır. Maddi duran varlıklar bilançoda alış maliyetinden birikmiş amortisman düşülerek gösterilir. 180 bin liraya alınmış ve bugüne kadar 36 bin lira amortisman ayrılmış bir makinenin net defter değeri 144 bin liradır. Bu tutar, makinenin bugün kaça satılabileceğini değil, maliyetinin ne kadarının henüz gidere dönüşmediğini gösterir.

Faaliyet döngüsü

Bir yıl sınırı pratik bir kuraldır, ama asıl ölçüt işletmenin faaliyet döngüsüdür: nakdin hammaddeye, hammaddenin ürüne, ürünün satışa, satışın alacağa ve alacağın yeniden nakde dönmesi için geçen süre. Bir fırında bu döngü birkaç gün ya da hafta sürer. Bir tersanede ya da bir şarap üreticisinde ise yıllar alabilir; bu yüzden onların stokları bir yıldan uzun sürede nakde dönse bile dönen varlık sayılabilir. Döngü uzadıkça, işletmenin satışlarını finanse etmek için daha fazla işletme sermayesine ihtiyacı olur.

Yabancı kaynaklar ve vade

Kaynak tarafında yükümlülükler vadelerine göre ayrılır. Bir yıl içinde ödenecekler kısa vadeli, daha uzun vadeliler uzun vadeli yabancı kaynaklardır. Önemli bir ayrıntı şudur: beş yıllık bir kredinin önümüzdeki on iki ay içinde ödenecek taksitleri, kısa vadeli yabancı kaynaklara aktarılır. Bu yüzden uzun vadeli bir kredi zamanla parça parça kısa vadeye geçer. Bir de müşterilerden alınan avanslar vardır: sipariş için peşin ödeme alan bir işletme, henüz mal teslim etmediği için bu parayı gelir değil, bir yükümlülük olarak kaydeder.

Karşılıklar

Bazı yükümlülüklerin tutarı ya da zamanı kesin değildir ama doğmuş olmaları büyük olasılıktır. Muhasebe bunları karşılık olarak kaydeder. Türkiye'de en bilinen örnek kıdem tazminatı karşılığıdır: işletme, çalışanlarının bugüne kadarki hizmet süresi için ileride ödeyebileceği tazminatı tahmin eder ve bunu uzun vadeli bir yükümlülük olarak bilançoya yazar. Garanti kapsamındaki onarımlar ya da kaybedilmesi beklenen bir dava için de karşılık ayrılır. Karşılıklar tahmine dayandığı için, bir işletmenin kârını ve yükümlülüklerini yargıyla etkileyebildiği kalemlerin başında gelir.

Özkaynağın bileşenleri

Özkaynak üç ana parçadan oluşur. Ödenmiş sermaye, sahiplerin işletmeye koyduğu paradır. Yedekler, yasal ya da isteğe bağlı olarak ayrılmış kâr paylarıdır. Geçmiş yıllar kârları, önceki dönemlerde elde edilip dağıtılmamış kârların toplamıdır ve buna içinde bulunulan dönemin net kârı eklenir. Bir işletme yıllarca zarar etmişse, geçmiş yıllar zararları özkaynağı eritir; özkaynak negatife düşerse, varlıklar borçları karşılamaya yetmiyor demektir. Özkaynak bir kasa değil, varlıkların hangi kısmının sahiplere ait olduğunu gösteren bir hesaptır.

Net işletme sermayesi

Dönen varlıklardan kısa vadeli yabancı kaynaklar çıkarılınca net işletme sermayesi bulunur. Bu tutar, işletmenin bir yıl içinde nakde dönecek kaynaklarla, bir yıl içindeki borçlarını karşıladıktan sonra elinde kalacak tamponu gösterir. Negatif bir net işletme sermayesi her zaman tehlike işareti değildir: müşterilerinden peşin tahsilat yapıp tedarikçilerine vadeli ödeyen bazı perakendeciler bilinçli olarak böyle çalışır. Ama nakit tahsilatı yavaş olan bir sanayi firmasında negatif değer, kısa vadeli bir sıkışmanın habercisi olabilir. Rakamı işletmenin iş modeliyle birlikte okumak gerekir.

Kaldıraç

Bir işletmenin ne kadar borçla çalıştığı, varlıklarının özkaynağına oranıyla ölçülebilir. Varlıkları 320, özkaynağı 185 olan bir işletmede bu oran yaklaşık 1,7'dir: her 1 liralık özkaynak, 1,7 liralık varlığı taşır. Oran yükseldikçe varlıkların değerindeki küçük bir düşüş, özkaynağın büyük bir kısmını eritir. Oranı 30 olan bir bankada varlıkların yüzde 3,3 değer kaybetmesi özkaynağı sıfırlar. Lehman'ın izlediği net kaldıraç oranı bu mantığın bir çeşitlemesidir. Oranların ayrıntılı kullanımı sonraki derslerin konusudur; burada önemli olan, bu sayıların doğrudan bilanço kalemlerinden hesaplandığını görmektir.

Çözümlü örnek — Fırının ikinci yıl sonu bilançosu

Bir fırının ikinci faaliyet yılının sonundaki kalemleri aşağıdaki gibidir (bin lira).

Dönen varlıklar. Hazır değerler 90, ticari alacaklar 45, stoklar 25, peşin ödenmiş kira 10; toplam 170.

Duran varlıklar. Makine ve teçhizat 180, birikmiş amortisman −36, net 144; satın alınmış yazılım lisansı 6; toplam 150.

Varlık toplamı. 170 + 150 = 320.

Kısa vadeli yabancı kaynaklar. Satıcılara borçlar 40, kısa vadeli banka kredisi 20, ödenecek vergi 8, alınan sipariş avansları 7; toplam 75.

Uzun vadeli yabancı kaynaklar. Banka kredisi 60.

Özkaynaklar. Ödenmiş sermaye 150, geçmiş yıllar kârları 25, dönem net kârı 10; toplam 185.

Kaynak toplamı. 75 + 60 + 185 = 320. Bilanço denktir.

Net işletme sermayesi. 170 − 75 = 95.

Borçluluk. Toplam yabancı kaynak 135, özkaynağın yaklaşık 0,73 katıdır; varlıklar özkaynağın yaklaşık 1,73 katıdır.

Okuma. Fırın kısa vadede rahattır: bir yıl içindeki borçları, bir yıl içinde nakde dönecek varlıklarının yarısından azdır. Varlıklarının yarıya yakını makinedir ve özkaynağın büyük kısmı sahiplerin koyduğu sermayedir; biriken kâr henüz küçüktür.

Makyajın bilançoya etkisi

Fırının sahibi, yıl sonundan bir gün önce 20 bin liralık kısa vadeli krediyi bankadaki parayla kapatır ve ocağın ilk haftasında aynı limiti yeniden kullanır. 31 Aralık bilançosunda hazır değerler 70'e, dönen varlıklar 150'ye, kısa vadeli yabancı kaynaklar 55'e iner. Net işletme sermayesi 95'te kalır; ama dönen varlıkların kısa vadeli borçlara oranı 170 ÷ 75 ≈ 2,27'den 150 ÷ 55 ≈ 2,73'e çıkar. Varlık toplamı 300'e düşer ve varlıkların özkaynağa oranı 1,73'ten 1,62'ye iner. Hiçbir şey kalıcı olarak değişmemiştir; yalnızca fotoğraf farklıdır. Farkları oranlar kadar tutarlar üzerinden okumak, bu tür oynamaları fark etmeyi kolaylaştırır.

İki bilançoyu karşılaştırmak

Tek bir bilanço bir andır; iki ardışık bilanço bir hikâye anlatır. Fırının birinci yıl sonunda ödenmiş sermayesi 150, geçmiş yıllar kârları sıfır, dönem kârı 35 olsun. Sahip bu 35'in 10'unu çekmişse, ikinci yılın başında geçmiş yıllar kârları 25 olarak açılır. İkinci yılın 10 bin liralık kârı eklendiğinde özkaynak 185'e ulaşır. Alacaklar bir yılda 20'den 45'e çıktıysa, işletme satışlarını büyütmüş ama tahsilatı geride kalmış olabilir. Kalemlerin yıldan yıla değişimi, gelir tablosuyla ve nakit hareketlerini gösteren tabloyla birlikte okunduğunda anlam kazanır.

Defter değeri ile piyasa değeri

Bilançodaki özkaynak, işletmenin defter değeridir. Piyasa değeri ise bir alıcının işletmenin tamamı için ödemeye razı olacağı tutardır. İkisi nadiren eşittir. Varlıklar çoğunlukla tarihî maliyetle gösterildiği için, yıllar önce alınmış bir arsanın bugünkü değeri defterde görünmez. Tersine, modası geçmiş bir makine defterde hâlâ yüksek bir tutarla duruyor olabilir. Bir işletmenin gelecekte elde edeceği kazançlar da bilançoda yer almaz; piyasa değeri ise büyük ölçüde bu beklentilere dayanır.

Görünmeyen varlıklar

Uluslararası standartlar, bir işletmenin kendi içinde oluşturduğu markayı, müşteri listesini ya da çalışanlarının birikimini varlık olarak kaydetmeye genellikle izin vermez; çünkü bunların maliyetini ve değerini güvenilir biçimde ölçmek zordur. Aynı marka, başka bir şirket tarafından satın alındığında ise ödenen bedel bilançoya girer. Bu yüzden iki benzer işletmeden biri büyüyerek, öbürü satın almalarla büyümüşse bilançoları çok farklı görünebilir. Yazılım ve hizmet ağırlıklı işletmelerin bilançoları, değerlerinin önemli bir kısmını göstermez.

Enflasyon ve tarihî maliyet

Tarihî maliyet ilkesi fiyatların istikrarlı olduğu ekonomilerde makul çalışır. Yüksek enflasyonda ise birkaç yıl önce alınmış bir makinenin defterdeki tutarı, bugünkü değerinin çok altında kalır; farklı yıllarda alınmış varlıkların liraları birbirine eklenmiş olur. Türkiye'de bu sorun yüzünden belirli dönemlerde enflasyon düzeltmesi uygulanmıştır. Bu konu kursun ilerleyen bir dersinde ayrıca ele alınacak; bilanço okurken şimdilik şu soruyu akılda tutmak yeter: bu tutarlar hangi yılın lirasıyla yazılmış?

Bilanço dışı kalemler

Bazı yükümlülükler ve riskler bilançonun içinde değil, dipnotlarında yer alır: başkası adına verilmiş kefaletler, sonucu belirsiz davalar ya da belirli türde taahhütler. Lehman'ın Repo 105 uygulaması, bilançoda olması gereken bir borçlanmanın dışarıda kalmasının örneğiydi. Standartlar zamanla bu alanları daraltmıştır, ama bilançoyu dipnotlar olmadan okumak hâlâ eksik bir okumadır. Dipnotlar, rakamların nasıl hesaplandığını ve rakamlara girmeyen önemli bilgileri verir.

Bilanço okurken sorulacak sorular

Bir bilançoya ilk bakışta dört soru sorulabilir. Kısa vadeli borçlar dönen varlıklarla karşılanabiliyor mu ve dönen varlıkların ne kadarı gerçekten hızlı nakde dönebilir? Varlıkların ne kadarı borçla, ne kadarı özkaynakla finanse edilmiş? Özkaynağın ağırlığı ödenmiş sermayede mi, birikmiş kârlarda mı? Önceki döneme göre hangi kalemler olağan dışı biçimde değişmiş? Bu soruların cevabı bir yargı değil, bir başlangıçtır; dönemin kazancını ve nakit hareketlerini gösteren tablolar olmadan tamamlanmaz.

Bilançonun sınırları

Bilanço bir işletmenin kaynaklarını ve yükümlülüklerini düzenli biçimde gösterir, ama işletmenin nasıl kazandığını göstermez. Tarihî maliyet, görünmeyen varlıklar, tahminler ve raporlama gününe bağlılık, tablonun gerçekliği ancak bir ölçüde yansıttığını hatırlatır. Bu sınırlar bilançoyu değersiz kılmaz; onu bir kanıt parçası olarak, öbür tablolar ve dipnotlarla birlikte okumayı gerektirir. İyi bir okur, her satırın arkasında hangi ölçüm kararının yattığını sorar ve rakamı o kararla birlikte tartar.

Uygulama

Özet kartı

  1. Bilanço belirli bir tarihin fotoğrafıdır; varlıkları nakde dönüş hızına göre dönen ve duran, kaynakları vadeye göre kısa ve uzun vadeli yabancı kaynaklar ile özkaynak olarak gruplar.
  2. Özkaynak ödenmiş sermaye, yedekler ve geçmiş yıllar kârlarından oluşur; bir kasa değil, varlıkların sahiplere ait kısmını gösteren bir hesaptır.
  3. Net işletme sermayesi dönen varlıklardan kısa vadeli yabancı kaynakların çıkarılmasıyla bulunur ve iş modeliyle birlikte okunmalıdır; varlıkların özkaynağa oranı kaldıracı gösterir.
  4. Lehman Brothers, Repo 105 işlemleriyle 2008'in ikinci çeyrek sonunda 50,38 milyar dolarlık varlığı birkaç günlüğüne bilançodan çıkararak açıkladığı net kaldıracı 13,9 yerine 12,1 gösterdi; Basel Komitesi dönem sonu makyajını 2018'de kabul edilemez ilan etti.
  5. Bilanço tarihî maliyet, görünmeyen varlıklar ve raporlama gününe bağlılık yüzünden işletmenin değerini doğrudan göstermez; dipnotlar ve öbür tablolarla birlikte okunur.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Dönen varlıkCurrent assetBir yıl içinde nakde dönmesi beklenen varlık
Duran varlıkNon-current assetBir yıldan uzun süre kullanılan varlık
Kısa vadeli yabancı kaynakCurrent liabilityBir yıl içinde ödenecek yükümlülük
Geçmiş yıllar kârlarıRetained earningsDağıtılmayıp işletmede bırakılan kârların toplamı
Net işletme sermayesiNet working capitalDönen varlıklar eksi kısa vadeli yabancı kaynaklar
Bilanço makyajıWindow dressingRaporlama günü için bilançoyu geçici olarak güzelleştirme

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) Dönen varlığı duran varlıktan ayıran ölçüt nedir? Her gruptan iki kalem say.
  2. (Çıktı 2) Bir bilançonun başlığında neden her zaman bir tarih bulunur? Gelir tablosunun başlığıyla farkı nedir?
  3. (Çıktı 3) Bir işletmenin hazır değerleri 40, alacakları 60, stokları 50, makineleri net 200; satıcılara borçları 70, kısa vadeli kredileri 30, uzun vadeli kredileri 100 bin liradır. Özkaynağı ve net işletme sermayesini hesapla.
  4. (Çıktı 3) Aynı işletmede varlıkların özkaynağa oranı nedir? Makinelerin değeri 30 bin lira düşerse özkaynak yüzde kaç azalır?
  5. (Çıktı 2) Beş yıllık bir kredinin bilançodaki yeri zamanla neden değişir?
  6. (Çıktı 4) Bir şirketin yöneticisi, «Yıl sonunda kısa vadeli kredileri kapattık, bilançomuz kurallara tamamen uygun» diyor. Ocağın ilk haftasında krediler yeniden kullanılmış. Bu durumu değerlendir.

Cevaplar

  1. Dönen varlıklar bir yıl içinde nakde dönmesi, satılması ya da tüketilmesi beklenen varlıklardır; nakit, ticari alacaklar ve stoklar örnektir. Duran varlıklar bir yıldan uzun süre kullanılmak üzere tutulur; makine ve satın alınmış bir yazılım lisansı örnektir.
  2. Bilanço belirli bir günün sonundaki durumu, yani stokları gösterir; hangi gün olduğu bilinmeden okunamaz. Gelir tablosu ise bir dönemin, örneğin 1 Ocak ile 31 Aralık arasının akımlarını toplar; başlığında bir tarih aralığı bulunur.
  3. Varlıklar 40 + 60 + 50 + 200 = 350, yabancı kaynaklar 70 + 30 + 100 = 200, özkaynak, 350'den 200 düşülerek 150 bin lira bulunur. Dönen varlıklar 150, kısa vadeli yabancı kaynaklar 100; net işletme sermayesi 50 bin liradır.
  4. Varlıkların özkaynağa oranı 350 ÷ 150 ≈ 2,33'tür. Makinelerin değeri 30 bin lira düşerse borçlar değişmez ve özkaynak 120'ye iner; bu, yüzde 20'lik bir azalıştır. Varlıklardaki yaklaşık yüzde 8,6'lık düşüş, kaldıraç yüzünden özkaynakta yüzde 20'lik bir düşüşe dönüşür.
  5. Kredinin önümüzdeki on iki ay içinde ödenecek taksitleri her bilanço tarihinde kısa vadeli yabancı kaynaklara aktarılır. Vade yaklaştıkça uzun vadeli kısım azalır, kısa vadeli kısım artar; son yılında kredinin tamamı kısa vadelidir.
  6. Yöneticinin 31 Aralık için verdiği bilgi doğru olabilir ve işlem kurallara uygun olabilir. Ama krediler birkaç gün sonra yeniden kullanıldıysa, bilanço işletmenin yıl içindeki olağan borçluluğunu olduğundan düşük gösterir; bu dersin adını verdiği makyajın ta kendisidir. Okuyucu açısından doğru soru, dönem içindeki ortalama borç düzeyinin ne olduğu ve bunun dipnotlarda açıklanıp açıklanmadığıdır. Lehman örneğinde benzer bir uygulamanın açıklanmaması, raporları yanıltıcı kılmıştı; Basel Komitesi de bankalar için bu tür dönem sonu düzenlemelerini kabul edilemez saymıştır.

İleri okuma

  • Report of Anton R. Valukas, Examiner, In re Lehman Brothers Holdings Inc. (2010). Cilt 3, Repo 105 bölümü. Bilanço makyajının ayrıntılı ve belgeli bir incelemesi.
  • Basel Committee on Banking Supervision (2018). «Statement on leverage ratio window-dressing behaviour». Düzenleyicinin dönem sonu makyajına bakışı.
  • Stephen H. Penman (2013). Financial Statement Analysis and Security Valuation. 5. baskı, McGraw-Hill. Bilançonun değerleme için nasıl okunacağı.

Sonraki derse köprü

Fırının ikinci yıl sonu bilançosunda özkaynağın içinde küçük bir satır vardı: dönem net kârı, 10 bin lira. Bilanço bu sayıyı gösterir ama nereden geldiğini söylemez. Fırın bir yıl boyunca ne kadar ekmek sattı, unun ve işçiliğin maliyeti ne tuttu, kira ve amortisman ne kadar yer kaptı, faiz ve vergiden sonra elde ne kaldı? Bir yılın satışlarından net kâra uzanan bu merdiveni basamak basamak gösteren tablo, gelir tablosudur. Sıradaki ders, gelir tablosunun nasıl kurulduğunu ve hangi basamağın işletme hakkında ne söylediğini ele alıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: bir fotoğraf stüdyosu; çekimden hemen önce masa toparlanır, flaş patlar, ardından masa yeniden dağılır.
  • Hikâye: bir takvimde çeyrek sonları kırmızıyla işaretli; her birinin birkaç gün öncesinde bir bilanço daralır, birkaç gün sonrasında eski hâline döner. Ekranda üç tutar belirir: 38,6, 49,1 ve 50,38 milyar dolar.
  • Kavram: iki sütunlu bir bilanço; varlıklar yukarıdan aşağıya nakde yakınlığa göre, kaynaklar vadeye göre dizilir. Her grup kendi rengiyle vurgulanır.
  • Veri ve kanıt: iki kaldıraç çubuğu yan yana, 12,1 ve 13,9; ardından 2018 tarihli bir düzenleyici açıklamanın başlığı.
  • Model: fırının bilançosu kalem kalem kurulur; net işletme sermayesi dönen varlıklar ile kısa vadeli borçlar arasındaki boşluk olarak gösterilir, yıl sonundan bir gün önceki makyajla iki oranın nasıl oynadığı görülür.
  • Neden önemli: bir kredi masasında aynı bilançoya bakan üç kişi: bankacı, tedarikçi, yatırımcı; her birinin gözü başka bir satıra takılır.

Seslendirme Lehman örneğini bir skandal anlatısı gibi değil, bilançonun yapısından doğan bir risk olarak aktarır; dönem sonu düzenlemelerinin kurallar içinde kalan biçimlerini ayrı tutar.

Kısa kesit

Dikey, elli saniyelik. Seslendirme: «Bir bankanın bilançosundan her çeyrek sonunda elli milyar dolar nasıl kaybolur?» Ekranda bir bilanço çeyrek sonunda küçülür, birkaç gün sonra büyür. Kapanışta: «Bilanço bir fotoğraftır; fotoğraf gününü kim seçiyor, ona bak.»