Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Muhasebe denklemi, Varlıklar = Yükümlülükler + Özkaynak, bir tanımdır ve her işlemden sonra korunur.
- Çift taraflı kayıtta her işlem bir hesabın borç, başka bir hesabın alacak tarafına eşit tutarla yazılır; Pacioli bu Venedik usulünü 1494'te ilk kez basılı olarak anlattı.
- Varlık ve gider hesapları borçta, yükümlülük, özkaynak ve gelir hesapları alacakta artar; mizan iki tarafın eşitliğini denetler.
- Tahakkuk esası geliri ve gideri olayın gerçekleştiği döneme yazar; bu yüzden kâr ile nakit değişimi farklıdır ve fark amortisman, alacaklar, stoklar ve borçlarla açıklanır.
- Mizanın denk olması kayıtların gerçeği yansıttığını garanti etmez; Sombart ile Yamey'in tartışması da bu tekniğin tarihteki rolünün hâlâ tartışmalı olduğunu hatırlatır.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Muhasebe denklemini, çift taraflı kaydı, hesabı, borç ve alacak kuralını, mizanı ve tahakkuk esasını tanımlar.
- Anlama — Her işlemin neden en az iki hesabı birden etkilediğini ve kârın neden kasadaki paranın değişimine eşit olmadığını açıklar.
- Uygulama — Küçük bir işletmenin bir aylık işlemlerini çift taraflı kayıtla deftere geçirir, mizanı çıkarır ve dönem kârını hesaplar.
- Değerlendirme — Çift taraflı kaydın hangi hataları yakaladığını, hangilerini yakalayamadığını değerlendirir.
Sezgi
Açılış
Mahallede yeni bir fırın açılıyor. Ay sonunda sahibi banka hesabına bakıyor: açılışta yatırdığı paradan çok daha azı kalmış. Fırın zarar mı ediyor? Yoksa parası, satın aldığı makineye, müşterilerin henüz ödemediği veresiye satışlara ve depodaki una mı dönüştü? Kasadaki para bu soruların hiçbirine tek başına cevap veremez.
İktisat derslerinde kâr, gelirden maliyetin çıkarılmasıyla bulunan temiz bir sayıdır. Gerçek bir işletmede ise her gün yüzlerce işlem olur: alışlar, satışlar, borçlanmalar, ödemeler, tahsilatlar. Bu işlemlerden bir kâr rakamı çıkarmak, onları belirli bir düzenle kaydetmeyi gerektirir. Muhasebe bu düzenin adıdır.
Bu ders, finansal tabloları okumanın temelini kuruyor: işlemler nasıl kaydedilir, kayıtlar neden hep iki yerde birden tutulur ve kâr ile nakit neden ayrı hesaplanır? Bilanço, gelir tablosu ve nakit akış tablosu, bu dersteki kayıt mantığının üç farklı özetidir.
Hikâye — Venedik usulü
1494'te Venedik'te basılan kalın bir matematik kitabı, bugün dünyanın her yerinde kullanılan bir yöntemin ilk basılı anlatımını içeriyordu. Kitabın yazarı Luca Pacioli, Fransisken tarikatına bağlı bir keşiş ve bir matematik öğretmeniydi; sonraki yıllarda Leonardo da Vinci'yle birlikte çalışacak ve onun resimleriyle süslenmiş bir geometri kitabı yayımlayacaktı. Summa de arithmetica, geometria, proportioni et proportionalita adlı bu eser, aritmetikten cebire, geometriden ticari hesaplara kadar dönemin matematiğini bir araya getiriyordu.
Kitabın bir bölümü tüccarlara ayrılmıştı ve onlara defterlerini nasıl tutacaklarını anlatıyordu. Pacioli, anlattığı yöntemin kendi icadı olmadığını açıkça belirtti: Venedik'te kullanılan sistemi izleyeceğini ve bu sistemin öbürlerinden üstün olduğunu yazdı. Yöntemin özü basitti. Her işlem iki kez yazılır: bir hesabın solunda, öbürünün sağında, aynı tutarla. Böylece bütün hesapların sol tarafları toplamı, sağ tarafları toplamına her zaman eşit olur.
Pacioli yöntemi icat etmemişti; İtalyan tüccarlar onu en az iki yüzyıldır kullanıyordu. Cenova şehrinin hazinedarlarının 1340 tarihli defterleri, eksiksiz çift kayıt biçiminde tutulmuştur ve bu, yöntemin o tarihte çoktan yerleşmiş olduğunu gösterir. Pacioli'nin katkısı, yöntemi sistematik biçimde yazıya dökmek ve matbaanın yeni gücüyle yaymaktı. Kitap birçok dile çevrildi, uyarlandı ve Avrupa'nın dört bir yanında muhasebe kitaplarının örneği oldu.
Yüzyıllar sonra, bu sade kayıt tekniğinin tarihte ne kadar büyük bir rol oynadığı tartışma konusu oldu. Alman iktisatçı Werner Sombart, yirminci yüzyılın başında, çift taraflı kayıt olmadan kapitalizmin düşünülemeyeceğini ileri sürdü. Ona göre bu yöntem, işletmeyi sahibinden ayrı bir varlık olarak görmeyi ve kârı sistemli biçimde hesaplamayı mümkün kılmıştı. Londra'da çalışan iktisatçı Basil Yamey ise 1949'da bu görüşe itiraz etti: ona göre dönemin defterleri, çift kaydın ticari kararlar için kâr hesaplamakta sistemli olarak kullanılmadığını gösteriyordu.
Muhasebe tarihçileri bu soruyu hâlâ kapatmış değil. Ama iki taraf da bir noktada anlaşıyor: çift taraflı kayıt, beş yüz yıldan uzun bir süredir hemen hemen değişmeden kullanılan az sayıdaki ticari icattan biridir.
Kavram
Muhasebenin bütün mantığı tek bir eşitliğe dayanır.
Bu eşitliği her işlemden sonra korumanın yolu, işlemi iki yere birden yazmaktır.
Hesabın iki tarafının Türkçe muhasebede özel adları vardır.
Kayıtların doğru tutulup tutulmadığını görmek için dönem sonunda bir özet çıkarılır.
Son olarak, bir işlemin ne zaman kaydedileceğine dair temel ilke:
Veri ve kanıt
Çift taraflı kaydın ilk basılı anlatımı, bir matematik kitabının içinde yer aldı.
Yöntemin tarihsel önemi ise iki farklı biçimde okundu.
Bu iki kaynak, muhasebenin iki yüzünü gösterir. Bir yanda, işlemleri düzenli ve denetlenebilir biçimde kaydeden bir tekniktir; bu tekniğin ne kadar dayanıklı olduğunu beş yüz yıllık süreklilik gösterir. Öbür yanda, bu tekniğin kararları ne kadar değiştirdiği ayrı bir sorudur ve tarihçiler bu konuda anlaşamamıştır. Bugün her iki taraf da muhasebenin, yatırımcıların, bankaların ve devletin bir işletmeyi dışarıdan değerlendirmesinin temel aracı olduğunu kabul eder.
Yaygın yanlış«Muhasebede borç, işletmenin başkasına olan borcu; alacak, başkasından alacağıdır.»
Borç ve alacak, bir hesabın sol ve sağ taraflarının adıdır. Kasaya para girdiğinde kasa hesabı borçlandırılır; bu, işletmenin borçlandığı anlamına gelmez. Gündelik anlamıyla borçlar, satıcılar ya da banka kredileri gibi yükümlülük hesaplarında, alacaklar ise alıcılar gibi varlık hesaplarında izlenir.
Yaygın yanlış«İşletmenin bu ayki kârı, banka hesabındaki paranın artışıdır.»
Tahakkuk esasında kâr, dönemin gelirleri ile giderlerinin farkıdır. Veresiye satışlar gelir sayılır ama kasaya girmemiştir; bir makine alımı nakdi azaltır ama gider değildir; bir kredi nakdi artırır ama gelir değildir. Kâr ile nakit değişimi aynı ay içinde çok farklı olabilir.
Neden önemli?
İktisatçılar firmaların davranışını modellerle incelerken kâr, maliyet ve yatırım gibi kavramları kullanır. Bu kavramların gerçek verisi büyük ölçüde muhasebe kayıtlarından gelir. Bir sektörün kârlılığını, bir firmanın borçluluğunu ya da bir ekonomideki yatırım miktarını ölçen her istatistik, sonunda binlerce işletmenin defterlerine dayanır. Bu defterlerin nasıl tutulduğunu bilmeden, onlardan çıkan sayıları doğru okumak zordur.
Muhasebenin mantığı gündelik kararlarda da işe yarar. Bir hisse senedi almayı düşünen biri, bir şirketin kârının nereden geldiğini anlamak zorundadır. Bir banka, kredi verirken firmanın bilançosuna ve nakit akışına bakar. Bir girişimci, işinin kârlı olup olmadığını ve nakit sıkıntısına girip girmeyeceğini ayrı ayrı sormalıdır. Çift taraflı kaydın disiplini, bu soruların her birine ayrı bir cevap verebilmeyi sağlar.
Model
Muhasebe denklemi bir özdeşliktir
Varlıklar = Yükümlülükler + Özkaynak eşitliği ampirik bir bulgu değildir; tanım gereği doğrudur. Özkaynak, varlıklardan yükümlülükler çıkarıldıktan sonra kalan kısım olarak tanımlandığı için eşitlik her zaman sağlanır. Bir fırının 300 bin liralık varlığı ve 80 bin liralık borcu varsa, sahibinin payı 220 bin liradır. Bu eşitlik, bir işletmenin elindekilerin iki kaynaktan geldiğini söyler: başkalarından borçlanılan kaynaklar ve sahiplerin koyduğu ya da işletmede bıraktığı kaynaklar.
Her işlem denklemi korur
Her işlem, denklemin iki tarafını birlikte ya da bir tarafın içindeki kalemleri değiştirir. Sahip işletmeye 200 bin lira koyduğunda varlıklar ve özkaynak birlikte 200 bin artar. Bir makine peşin alındığında bir varlık, yani nakit, azalır ve başka bir varlık, yani makine, artar; toplam değişmez. Banka kredisi alındığında nakit ve yükümlülükler birlikte artar. Hiçbir işlem eşitliği bozamaz; bozuyorsa kayıtta bir hata vardır. Çift taraflı kaydın gücü buradan gelir.
Hesaplar ve T biçimi
Her kalem için ayrı bir hesap açılır. Öğretimde hesaplar çoğu zaman büyük bir T harfi biçiminde çizilir: sol taraf borç, sağ taraf alacak. Bir hesabın bakiyesi, iki tarafın toplamlarının farkıdır. Bankalar hesabının borç tarafında 310 bin, alacak tarafında 145 bin lira varsa, hesabın 165 bin liralık borç bakiyesi vardır; yani bankada 165 bin lira bulunur. Türkiye'de işletmeler Tekdüzen Hesap Planı'nı kullanır ve hesaplar numaralanır: 100 Kasa, 102 Bankalar, 120 Alıcılar, 320 Satıcılar, 500 Sermaye, 600 Yurt İçi Satışlar bunlardan birkaçıdır.
Borç ve alacak kuralı
Kuralı ezberlemek yerine muhasebe denkleminden türetmek daha kolaydır. Denklemin sol tarafındaki varlıklar borç tarafında artar. Sağ taraftaki yükümlülükler ve özkaynak ise alacak tarafında artar. Gelir özkaynağı artırdığı için alacak tarafında, gider özkaynağı azalttığı için borç tarafında kaydedilir. Her işlemde en az bir hesap borçlandırılır, en az bir hesap alacaklandırılır ve iki tarafın tutarı eşittir. Bir örnekle: fırın veresiye un aldığında hammadde bir varlık olarak artar ve borçlandırılır; satıcılara olan yükümlülük artar ve alacaklandırılır. Satıcıya ödeme yapıldığında ise yükümlülük azaldığı için borç tarafına, banka azaldığı için alacak tarafına yazılır. Azalışlar, artışların ters tarafına kaydedilir.
Gelir ve gider hesapları
Gelir ve gider hesapları, aslında özkaynağın alt hesaplarıdır. Her satışı doğrudan özkaynağa, her gideri doğrudan özkaynaktan yazmak mümkündür ama o zaman kârın nereden geldiği görünmez. Bu yüzden dönem boyunca satışlar, kira, ücret ve benzeri kalemler ayrı hesaplarda toplanır. Dönem sonunda bu hesaplar kapatılır ve farkları, yani dönem kârı ya da zararı, özkaynağa aktarılır. Gelir tablosu, bu geçici hesapların dönem içindeki özetidir.
Yevmiye defteri ve büyük defter
Kayıtlar iki aşamada tutulur. Önce her işlem, tarih sırasıyla yevmiye defterine yazılır: hangi hesap borçlandırıldı, hangi hesap alacaklandırıldı, tutar ne kadar. Sonra bu kayıtlar büyük defterdeki ilgili hesaplara aktarılır; büyük defter, her hesabın bütün hareketlerini bir arada gösterir. Yevmiye olayların sırasını, büyük defter her kalemin durumunu verir. Bugün bu işi muhasebe yazılımları yapar, ama mantık Pacioli'nin anlattığıyla aynıdır.
Mizan
Dönem sonunda her hesabın bakiyesi çıkarılır ve mizanda listelenir. Borç bakiyeli hesaplar bir sütunda, alacak bakiyeli hesaplar öbür sütunda toplanır. İki toplam eşit değilse, bir kayıtta tutar yanlış yazılmış, bir kayıt tek taraflı geçirilmiş ya da bir aktarma unutulmuştur. Mizan, çift taraflı kaydın kendi kendini denetleyen yapısının en görünür parçasıdır.
Tahakkuk esası ile nakit esası
Nakit esasında gelir, para tahsil edildiğinde; gider, para ödendiğinde kaydedilir. Hanelerin çoğu bütçesini böyle tutar. Tahakkuk esasında ise olay gerçekleştiğinde kayıt yapılır. Veresiye satış satışın yapıldığı ay gelirdir; ay içinde kullanılan ama gelecek ay faturası ödenecek elektrik, bu ayın gideridir. Tahakkuk esası, bir dönemin performansını o dönemde olanlarla ölçer; nakit esası ise yalnızca paranın hareketini izler. Finansal tablolar tahakkuk esasıyla hazırlanır ve nakit hareketleri ayrı bir tabloda gösterilir.
Uzun ömürlü varlıklar ve amortisman
Fırının 120 bin liralık makinesi beş yıl kullanılacaksa, bütün maliyeti alındığı ayın gideri saymak o ayı çok kötü, sonraki ayları çok iyi gösterir. Tahakkuk esası, makinenin maliyetini kullanıldığı dönemlere yayar. Beş yıla eşit dağıtılırsa her yıl 24 bin, her ay 2 bin lira gider yazılır. Bu gidere amortisman denir. Amortisman nakit çıkışı değildir; nakit makine alındığında çıkmıştır. Ama kâr hesabında her ay görünür ve makinenin defterdeki değeri her ay 2 bin lira azalır.
Çözümlü örnek — Mahalle fırınının ilk ayı
Bir fırının ocak ayındaki işlemleri şöyle olsun; tutarlar bin liradır.
1. Sahip bankaya 200 yatırarak işletmeyi kurar. Borç: Bankalar 200. Alacak: Sermaye 200.
2. Fırın makinesi peşin alınır. Borç: Makine 120. Alacak: Bankalar 120.
3. Bankadan kredi alınır. Borç: Bankalar 50. Alacak: Banka kredileri 50.
4. Un veresiye alınır. Borç: Hammadde 30. Alacak: Satıcılar 30.
5. Ekmek satılır; 60'ı peşin, 20'si veresiye. Borç: Bankalar 60, Alıcılar 20. Alacak: Satışlar 80.
6. Ay içinde 25'lik un kullanılır. Borç: Satılan malın maliyeti 25. Alacak: Hammadde 25.
7. Kira ödenir. Borç: Kira gideri 10. Alacak: Bankalar 10.
8. Ücretler ödenir. Borç: Ücret gideri 15. Alacak: Bankalar 15.
9. Makinenin aylık amortismanı yazılır. Borç: Amortisman gideri 2. Alacak: Birikmiş amortisman 2.
10. Kredinin ocak faizi işler ama henüz ödenmez. Borç: Faiz gideri 1. Alacak: Ödenecek faiz 1.
Denetim. On kaydın borç toplamı da alacak toplamı da 533'tür.
Kâr. Gelir 80, giderler 25 + 10 + 15 + 2 + 1 = 53; dönem kârı 27.
Muhasebe denklemi. Varlıklar: banka 165, alıcılar 20, hammadde 5, makinenin net değeri 118; toplam 308. Yükümlülükler: kredi 50, satıcılar 30, ödenecek faiz 1; toplam 81. Özkaynak: sermaye 200 artı kâr 27, yani 227. 81 + 227 = 308; eşitlik sağlanır.
Mizanı okumak
Fırının ocak sonu mizanında borç bakiyeli hesaplar şunlardır: bankalar 165, alıcılar 20, hammadde 5, makine 120 ve beş gider hesabı toplam 53; genel toplam 363. Alacak bakiyeli hesaplar: birikmiş amortisman 2, banka kredileri 50, satıcılar 30, ödenecek faiz 1, sermaye 200 ve satışlar 80; genel toplam yine 363. Eşitlik, kayıtların aritmetik olarak tutarlı olduğunu gösterir. Mizandaki hesaplar iki gruba ayrılır: varlık, yükümlülük ve özkaynak hesapları bilançoya, gelir ve gider hesapları gelir tablosuna gider.
Kârdan nakde köprü
Fırın 27 bin lira kâr etti ama işletme faaliyetlerinden giren nakit 35 bin liradır: 60 bin tahsilat eksi 10 bin kira ve 15 bin ücret. Fark şöyle açıklanır. Kâra, nakit çıkışı olmayan 2 bin liralık amortisman eklenir. Tahsil edilmeyen 20 bin liralık veresiye satış düşülür. Depoya giren unun 5 bin liralık kısmı henüz gider olmadığı için stok artışı düşülür; ama unun tamamı veresiye alındığı için 30 bin liralık satıcı borcu geri eklenir. Ödenmemiş 1 bin liralık faiz de eklenir: 27 + 2 − 20 − 5 + 30 + 1 = 35. Makine alımı 120 bin liralık yatırım çıkışı, sermaye ve kredi 250 bin liralık finansman girişidir. 35 − 120 + 250 = 165; banka bakiyesiyle aynı sayı.
Dönem sonu kapanışı
Ay kapanırken gelir ve gider hesaplarının bakiyeleri sıfırlanır ve farkları dönem kârı olarak özkaynağa aktarılır. Satışlar hesabındaki 80 bin ile beş gider hesabındaki 53 bin kapanır ve 27 bin lira özkaynağa geçer. Şubat, gelir ve gider hesapları sıfırdan başlayarak açılır; varlık, yükümlülük ve özkaynak hesapları ise bakiyelerini taşır. Bu ayrım, gelir tablosunun bir dönemin akımını, bilançonun ise belirli bir anın stokunu göstermesinin muhasebedeki karşılığıdır.
Özkaynağın hareketleri
Özkaynak üç yoldan değişir. Sahipler işletmeye yeni sermaye koyduğunda artar. İşletme kâr ettiğinde, dönem sonu kapanışıyla artar; zarar ettiğinde azalır. Sahiplere kâr payı dağıtıldığında ya da sahip işletmeden para çektiğinde azalır. Kâr payı bir gider değildir; kâr hesaplandıktan sonra, kârın bir kısmının sahiplere aktarılmasıdır. Fırının sahibi şubatta 10 bin lira çekerse kayıt, borç tarafında özkaynak ya da ortaklara ait bir hesap, alacak tarafında bankalar olarak yapılır; şubatın kârı bundan etkilenmez. Bu ayrım, bir işletmenin ne kadar kazandığı ile sahiplerine ne kadar ödediğini ayrı ayrı görmeyi sağlar.
Hatalar silinmez, düzeltilir
Çift taraflı kayıtta yanlış bir kayıt silinmez; tersine bir kayıtla iptal edilir ve doğrusu yeniden yazılır. Fırının kira ödemesi yanlışlıkla ücret gideri olarak kaydedildiyse, borç tarafında kira gideri, alacak tarafında ücret gideri olmak üzere 10 bin liralık bir düzeltme kaydı yapılır. Bu uygulama, defterin geçmişini korur: kimin neyi, ne zaman değiştirdiği izlenebilir. Denetçiler ve vergi idaresi, silinmiş ya da üzerine yazılmış kayıtlara bu yüzden şüpheyle bakar. Muhasebenin güvenilirliği, yalnızca doğru toplamlara değil, bu izlenebilirliğe de dayanır.
Muhasebe kârı ile iktisatçının kârı
Fırının 27 bin liralık kârı bir muhasebe kârıdır. Sahip fırında kendisi de çalışıyorsa ve kendine maaş ödemiyorsa, başka bir işte kazanacağı ücret bu hesapta yoktur. Koyduğu 200 bin liranın başka bir yatırımda getireceği gelir de yoktur. İktisatçının kârı bu örtük maliyetleri de düşer ve 27 bin liradan çok daha küçük, hatta negatif olabilir. Muhasebe, belgelenebilen işlemleri kaydeder; vazgeçilen seçeneklerin değeri defterde yer almaz.
Tahminler ve yargılar
Muhasebe kesin bir hesap gibi görünür ama birçok tahmin içerir. Makinenin beş yıl mı yoksa sekiz yıl mı kullanılacağı, amortisman giderini ve dolayısıyla kârı değiştirir. Veresiye satışların bir kısmının hiç tahsil edilemeyeceği tahmin edilmelidir. Depodaki malın değeri düşmüşse bu kayda yansıtılmalıdır. Bu yargılar kurallarla sınırlandırılır ve denetçiler tarafından incelenir, ama tamamen ortadan kalkmaz. Aynı işletmenin kârı, makul tahminlerin farklı seçilmesiyle birkaç puan değişebilir.
Çift kayıt neyi yakalar, neyi yakalamaz?
Mizanın dengede olması kayıtların doğru olduğunu garanti etmez. Tek taraflı ya da yanlış tutarla geçirilmiş bir kaydı yakalar. Ama doğru tutarla yanlış hesaba yazılmış bir kaydı, hiç yazılmamış bir işlemi ya da iki tarafı da uydurulmuş bir kaydı yakalayamaz. Hayali bir satış, borç tarafında alıcılar, alacak tarafında satışlar olarak kaydedilirse mizan yine denktir. Bu yüzden kayıtların arkasındaki belgelerin ve varlıkların gerçekten var olduğunun ayrıca doğrulanması gerekir; bağımsız denetimin işi budur.
Standartlar
Farklı işletmelerin tablolarını karşılaştırabilmek için kayıtların ortak kurallara göre tutulması gerekir. Dünyada iki büyük standart ailesi vardır: pek çok ülkenin benimsediği Uluslararası Finansal Raporlama Standartları ve Amerika Birleşik Devletleri'nde kullanılan genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri. Türkiye'de Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, uluslararası standartlarla uyumlu Türkiye Finansal Raporlama Standartlarını yayımlar. Standartlar, tahakkukun, amortismanın ve değerlemenin nasıl yapılacağını belirler; ama her durumu önceden kuralla bağlayamaz. Bir standart değiştiğinde, işleri hiç değişmemiş bir işletmenin raporladığı kâr bile değişebilir; tabloları yıllar arasında karşılaştırırken bu yüzden dipnotlara bakılır.
Uygulama
Özet kartı
- Muhasebe denklemi, Varlıklar = Yükümlülükler + Özkaynak, bir tanımdır ve her işlemden sonra korunur.
- Çift taraflı kayıtta her işlem bir hesabın borç, başka bir hesabın alacak tarafına eşit tutarla yazılır; Pacioli bu Venedik usulünü 1494'te ilk kez basılı olarak anlattı.
- Varlık ve gider hesapları borçta, yükümlülük, özkaynak ve gelir hesapları alacakta artar; mizan iki tarafın eşitliğini denetler.
- Tahakkuk esası geliri ve gideri olayın gerçekleştiği döneme yazar; bu yüzden kâr ile nakit değişimi farklıdır ve fark amortisman, alacaklar, stoklar ve borçlarla açıklanır.
- Mizanın denk olması kayıtların gerçeği yansıttığını garanti etmez; Sombart ile Yamey'in tartışması da bu tekniğin tarihteki rolünün hâlâ tartışmalı olduğunu hatırlatır.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Muhasebe denklemi | Accounting equation | Varlıklar = Yükümlülükler + Özkaynak özdeşliği |
| Çift taraflı kayıt | Double-entry bookkeeping | Her işlemi iki hesaba eşit tutarla yazan yöntem |
| Hesap | Account | Aynı türden işlemlerin toplandığı kayıt birimi |
| Borç ve alacak | Debit and credit | Bir hesabın sol ve sağ tarafının adları |
| Mizan | Trial balance | Hesap bakiyelerinin iki tarafının eşitliğini denetleyen liste |
| Tahakkuk esası | Accrual basis | Gelir ve gideri olayın gerçekleştiği döneme yazma ilkesi |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Muhasebe denklemini yaz ve neden her zaman sağlandığını açıkla.
- (Çıktı 2) Bir işletme bankadan 100 bin lira kredi alıyor. Bu işlem hangi hesapları etkiler, kâr değişir mi?
- (Çıktı 3) Fırın şubat ayında önceki ayın 20 bin liralık veresiye satışını tahsil ediyor. Yevmiye kaydını yaz. Bu tahsilat şubatın gelirini artırır mı?
- (Çıktı 3) Fırın şubatta satıcıya 30 bin liralık un borcunu ödüyor ve 90 bin liralık peşin satış yapıyor. İki kaydı yaz ve banka hesabının yeni bakiyesini bul.
- (Çıktı 2) Bir işletmenin bu ay 50 bin lira kâr ettiği hâlde banka hesabının 40 bin lira azalması nasıl mümkün olabilir? Üç olası neden say.
- (Çıktı 4) Bir muhasebeci, «Mizanımız her ay denk çıkıyor, kayıtlarımızda hata olamaz» diyor. Bu iddia nerede aşırıya kaçıyor?
Cevaplar
- Varlıklar = Yükümlülükler + Özkaynak. Özkaynak, varlıklardan yükümlülüklerin çıkarılmasıyla tanımlandığı için eşitlik bir özdeşliktir. Her işlem ya iki tarafı aynı tutarda değiştirir ya da bir tarafın içindeki kalemleri yer değiştirir; eşitlik hiçbir işlemle bozulmaz.
- Bankalar hesabı 100 bin lira borçlandırılır, banka kredileri hesabı 100 bin lira alacaklandırılır. Varlıklar ve yükümlülükler birlikte artar. Kredi bir gelir değildir; kâr değişmez. Kredinin faizi ise işledikçe gider olarak yazılacaktır.
- Borç: Bankalar 20. Alacak: Alıcılar 20. Bir varlık artar, başka bir varlık azalır. Tahsilat şubatın gelirini artırmaz, çünkü satış ocakta gerçekleşmiş ve ocağın geliri olarak kaydedilmiştir.
- Borç: Satıcılar 30, Alacak: Bankalar 30. Borç: Bankalar 90, Alacak: Satışlar 90. Önceki soru dahil banka bakiyesi 165 + 20 − 30 + 90 = 245 bin lira olur.
- İşletme dönem içinde bir makine ya da bina almış olabilir; bu nakit çıkışıdır ama gider değildir. Satışlarının büyük kısmı veresiye olabilir; kâr yazılmış ama para girmemiştir. Kredi taksidinin anapara kısmını ödemiş olabilir; bu da nakit çıkışıdır ama gider değildir. Stoklarını artırmak ya da ortaklara kâr payı ödemek de benzer bir fark yaratır.
- Mizanın denk olması, her kaydın borç ve alacak tutarlarının eşit girildiğini gösterir. Ama doğru tutarla yanlış hesaba yazılmış bir kaydı, hiç yazılmamış bir işlemi ya da iki tarafı birden uydurulmuş bir kaydı yakalamaz. Wirecard örneğinde kayıtlar dengedeydi ama nakit yoktu. İddia bu yüzden fazla iddialıdır; kayıtların belgelerle ve varlıkların bağımsız kaynaklarla doğrulanması ayrıca gerekir.
İleri okuma
- Alan Sangster (2016). «The Genesis of Double Entry Bookkeeping». The Accounting Review 91(1). Çift kaydın İtalyan ticaret şehirlerinde nasıl ortaya çıktığı.
- Basil S. Yamey (1949). «Scientific Bookkeeping and the Rise of Capitalism». Economic History Review 1(2–3). Sombart'ın tezine yöneltilen klasik itiraz.
- Jane Gleeson-White (2011). Double Entry: How the Merchants of Venice Created Modern Finance. Allen & Unwin. Pacioli'nin kitabının ve Venedik usulünün yayılması.
Sonraki derse köprü
Fırının ocak sonundaki muhasebe denklemi tek bir satırdı: 308 bin liralık varlık, 81 bin liralık yükümlülük, 227 bin liralık özkaynak. Bu satır, belirli bir günün fotoğrafıdır. Ama bir banka ya da yatırımcı bu fotoğrafa baktığında daha fazlasını sorar: varlıkların ne kadarı kısa sürede nakde dönebilir, borçların ne kadarı bir yıl içinde ödenmelidir, özkaynak sahiplerin koyduğu paradan mı yoksa biriken kârlardan mı oluşuyor? Bilanço, bu soruları cevaplayacak biçimde kalemleri sıralayan ve gruplayan tablodur. Sıradaki ders, bir bilançonun nasıl düzenlendiğini ve nasıl okunduğunu ele alıyor.