Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Mallar dışlanabilirlik ve rakiplik ölçütleriyle dört gruba ayrılır: özel mal, kulüp malı, ortak kaynak ve kamu malı.
- Kamu malında toplam marjinal fayda, bireylerin ödeme isteklerinin dikey toplamıdır; gönüllü katkıda bedavacılık yüzünden mal eksik sağlanır.
- Ortak kaynakta her kullanıcı başkalarına yüklediği maliyeti hesaba katmaz; serbest erişim kaynağı aşırı kullanır ve kaynağın getirisini eritir.
- Ruhsat ücreti, giriş sınırı ve aktarılabilir kota, ortak kaynaktaki dışsallığı düzeltmenin yollarıdır; farkları gelirin ve hakların kime kaldığıdır.
- Ostrom, pek çok topluluğun ortak kaynaklarını kendi kurallarıyla sürdürülebilir biçimde yönettiğini gösterdi; hangi kurumun işe yarayacağı koşullara bağlıdır.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Malları dışlanabilirlik ve rakiplik ölçütleriyle sınıflandırır; ortak kaynağı, kulüp malını ve bireysel aktarılabilir kotayı tanımlar.
- Anlama — Kamu mallarının neden eksik sağlandığını, ortak kaynakların ise neden aşırı kullanıldığını açıklar.
- Uygulama — Bir kamu malının toplum için en iyi miktarını ve gönüllü katkıyla sağlanan miktarı; bir ortak kaynakta serbest erişimdeki ve en iyi kullanımdaki tekne sayısını hesaplar.
- Değerlendirme — Ortak kaynakların yönetiminde devlet denetimi, özel mülkiyet ve topluluk kuralları arasındaki tercihi kanıtlar üzerinden değerlendirir.
Sezgi
Açılış
2 Temmuz 1992'de Kanada hükümeti, Newfoundland kıyılarındaki morina avını yasakladı. Beş yüz yıldır süren bir balıkçılık bir gün içinde durdu ve yaklaşık otuz bin kişi işsiz kaldı. Balıkçılar yıllardır daha küçük balık yakaladıklarını, daha uzağa açılmak zorunda kaldıklarını görüyordu. Ama hiçbiri tek başına avı azaltmak için bir neden görmedi.
Aynı yıllarda, Akdeniz'in öbür ucunda, Alanya'nın küçük balıkçıları farklı bir yol bulmuştu. Kıyıdaki av yerlerini her yıl kura ile paylaştırıyor, teknelerini her gün sırayla bir sonraki yere kaydırıyorlardı. Kimse onlara bu kuralları dayatmamıştı; kendi aralarında kurmuşlardı.
İki hikâye aynı soruya iki farklı cevap veriyor. Herkesin kullanabildiği ama kullandıkça tükenen bir kaynak nasıl korunur? Bu derste bu soruyu ve ona yakın bir soruyu, herkesin yararlandığı ama kimsenin ödemek istemediği malların nasıl sağlanacağını ele alıyoruz.
Hikâye — Büyük Banka'nın morinası
Newfoundland'ın doğusundaki sığ deniz, yüzyıllar boyunca dünyanın en zengin morina alanlarından biriydi. Balıkçılar küçük teknelerle kıyıya yakın avlanır, yakaladıklarını tuzlayıp kurutur ve Avrupa'ya satardı. Stok o kadar büyüktü ki tükenebileceği kimsenin aklına gelmezdi.
1950'lerden sonra tablo değişti. Dev fabrika gemileri, balığı denizde işleyip dondurabilen trol tekneleri, derin sularda sürü hâlinde duran morinayı toplu olarak avlamaya başladı. Kanada 1977'de kıyılarından 200 deniz mili açığa kadar kendi ekonomik bölgesini ilan ettiğinde, yabancı filolar büyük ölçüde çıkarıldı. Ama boşalan yeri Kanada'nın kendi filosu doldurdu. Kota hesapları, stokun gerçek durumundan daha iyimser tahminlere dayanıyordu.
Balıkçıların her biri bir ikilemle karşı karşıyaydı. Stok azalıyorsa, kendi avını azaltmak onu kurtarmaya yetmezdi; öbür tekneler yine avlanırdı. Üstelik bugün yakalanmayan balık yarın başkasının ağına girerdi. Her balıkçı için akılcı olan, kalan balıktan payını almaktı. Herkes böyle düşündüğü için stok çöktü. Kuzey morinasının üreme stoku, 1962 ile 1992 arasındaki otuz yılda yaklaşık yüzde 93 azalmıştı.
Moratoryum geçici olarak düşünülmüştü. Ama morina, beklenenden çok daha yavaş toparlandı; av yasağı otuz yıldan uzun sürdü. Bir ortak kaynağın aşırı kullanımı yalnızca bugünün avını değil, gelecek kuşakların geçimini de götürmüştü.
Kavram
Malları iki soruyla sınıflandırabiliriz. Birincisi: malı parasını ödemeyenlerin kullanmasını engellemek mümkün mü? İkincisi: bir kişinin kullanması başkalarının kullanabileceği miktarı azaltıyor mu?
Bir ekmek hem dışlanabilir hem rakiptir: parasını vermeyen alamaz, biri yerse öbürü yiyemez. Bu, özel maldır ve piyasalar onu iyi sağlar. Ulusal savunma ise ne dışlanabilir ne rakiptir: ülke savunulduğunda ödeme yapmayan da korunur, bir kişinin korunması başkasının korunmasını azaltmaz. Bu, kamu malıdır ve bedavacı sorunu yüzünden piyasada eksik sağlanır.
Denizdeki balık üçüncü gruptadır. Kimseyi denizden uzak tutamazsın, ama birinin yakaladığı balığı bir başkası yakalayamaz.
Ortak kaynaklarda sorun, kamu mallarının tersidir. Kamu malında herkes başkasının ödemesini bekler ve mal eksik sağlanır. Ortak kaynakta ise herkes kendi payını almak için acele eder ve kaynak aşırı kullanılır. Her kullanıcı, aldığı her birimin başkalarına ve geleceğe yüklediği maliyeti hesaba katmaz. Bu, dışsallığın özel bir türüdür.
Dördüncü grup, dışlanabilir ama rakip olmayan mallardır. Bir yüzme havuzu, bir şifreli yayın platformu ya da bir paralı otoyol, ücret ödemeyenleri dışarıda tutabilir; ama kalabalık olmadıkça bir kişinin kullanımı başkasınınkini azaltmaz.
Veri ve kanıt
Hardin'in 1968'deki makalesi, bu tür çöküşlerin kaçınılmaz olduğunu düşündürdü. Hardin'e göre ortak kaynağı korumanın iki yolu vardı: ya devlet kullanımı sıkı biçimde denetleyecek, ya da kaynak özel mülke dönüştürülecekti. Elinor Ostrom ise bu ikiliğe itiraz etti. Dünyanın dört bir yanından sulama sistemleri, ormanlar, meralar ve balıkçılıklar üzerine yapılmış saha çalışmalarını inceledi ve pek çok topluluğun, ne devlete ne de özel mülkiyete başvurmadan, ortak kaynaklarını yüzyıllar boyunca sürdürülebilir biçimde yönettiğini gösterdi.
Alanya sisteminin gücü, balıkçıların sorunu kendi bilgileriyle çözmesindedir. En verimli yerlerin hangileri olduğunu, balığın mevsime göre nasıl hareket ettiğini en iyi onlar bilir. Kura herkese eşit şans tanır, rotasyon da verimli yerlerin herkese sırayla düşmesini sağlar. Kuralı çiğneyen balıkçıyı öbürleri hemen fark eder, çünkü herkes o gün hangi yerde kimin olması gerektiğini bilir. Ostrom bu ve benzeri başarılı örneklerden, kaynağın sınırlarının açık olması, kuralların yerel koşullara uyması, denetimin kullanıcılar tarafından yapılması ve kural ihlaline kademeli yaptırımlar uygulanması gibi ortak ilkeler çıkardı. 2009'da iktisat alanında Nobel ödülü alan ilk kadın oldu.
Ostrom'un bulgusu, Hardin'in yanıldığı anlamına gelmez. Newfoundland gibi büyük, göçmen balık stoklarının, binlerce teknenin ve uluslararası filoların bulunduğu durumlarda topluluk kuralları yetersiz kalabilir. Ostrom'un kendisi de başarılı yönetimin belirli koşullara bağlı olduğunu vurguladı: kullanıcıların birbirini tanıması, kaynağın sınırlarının belli olması, ihlalin gözlenebilmesi. Tartışma, «hangi çözüm her zaman doğrudur?» sorusundan «hangi koşulda hangi kurum işe yarar?» sorusuna kaydı.
Yaygın yanlış«Kamu malı, devletin ürettiği maldır.»
Kamu malı, malın kendi özellikleriyle, dışlanamaz ve rakip olmaması ile tanımlanır; kimin ürettiğiyle değil. Devlet pek çok özel mal da üretir, örneğin bir kamu hastanesindeki muayene rakip ve dışlanabilirdir. Bir kamu malı da bazen özel kişiler ya da topluluklar tarafından sağlanabilir.
Yaygın yanlış«Ortak kaynakların korunmasının tek yolu onları devletleştirmek ya da özelleştirmektir.»
Alanya balıkçıları gibi pek çok topluluk, kendi kurallarını koyup denetleyerek ortak kaynaklarını sürdürülebilir biçimde yönetebildi. Hangi yöntemin işe yarayacağı, kullanıcı sayısına, kaynağın sınırlarının belirliliğine ve kural ihlalinin ne kadar kolay gözlendiğine bağlıdır.
Neden önemli?
Türkiye'nin denizleri ve yeraltı suları, ortak kaynak sorununun canlı örnekleridir. Balıkçılıkta av yasağı dönemleri, asgari av boyları ve bölge kısıtlamaları, her balıkçının tek başına yapmayacağı fedakârlığı herkese birden dayatma girişimleridir. Tarımsal sulamada yeraltı suyu, pek çok kuyu sahibinin aynı akiferden çektiği bir ortak kaynaktır; her kuyu sahibi biraz daha derine inip biraz daha çok su çektikçe su seviyesi herkes için düşer.
Kamu malı sorunu da gündelik hayatın içindedir. Bir mahallenin parkı, sokak aydınlatması, bir şehrin sel önleme altyapısı, salgınlara karşı erken uyarı sistemleri ve temel bilimsel araştırma, piyasanın kendiliğinden yeterince sağlamayacağı mallardır. Bu malların vergilerle mi, belediye bütçeleriyle mi, gönüllü katkılarla mı, yoksa bağışçılarla mı finanse edileceği, bir toplumun bu soruna verdiği cevaptır.
Bu kavramlar dijital dünyada da yeni biçimler alır. Açık kaynaklı yazılım, bir kez yazıldıktan sonra herkesin kullanabildiği ve kullananın başkasının payını azaltmadığı bir maldır. Onu geliştiren gönüllülerin nasıl motive edildiği ve bu yazılıma dayanan şirketlerin katkı yapıp yapmadığı, bedavacı sorununun güncel bir sürümüdür.
Model
Dört tür mal
Dışlanabilirlik ve rakiplik ölçütleri, malları dört gruba ayırır:
| Rakip | Rakip değil | |
|---|---|---|
| Dışlanabilir | Özel mal: ekmek, giysi, taksi yolculuğu | Kulüp malı: yüzme havuzu üyeliği, şifreli yayın, paralı otoyol |
| Dışlanamaz | Ortak kaynak: denizdeki balık, mera, yeraltı suyu | Kamu malı: ulusal savunma, sokak aydınlatması, sel önleme |
Bu sınıflandırma kesin sınırlar çizmez. Bir otoyol, trafik azken rakip değildir; bayram tatilinde her ek araç öbürlerini yavaşlattığı için rakip hâle gelir. Bir kıyı parkı, kalabalık bir yaz gününde rakiptir. Teknoloji de sınırları kaydırır: şifreleme, eskiden dışlanamayan televizyon yayınını dışlanabilir kıldı. Sınıflandırmanın değeri, bir malın hangi özelliğinin piyasanın onu sağlamasını zorlaştırdığını göstermesidir. Özel malda piyasa işini görür; öbür üç grupta ise ya fiyat hiç kurulamaz ya da kurulan fiyat, kullanımın başkalarına yüklediği maliyeti taşımaz. Bu yüzden iktisatçılar bir malın sağlanmasına dair tartışmaya genellikle «bu mal hangi kutuda?» sorusuyla başlar.
Kamu malının en iyi miktarı
Bir sokakta üç hane yaşasın: A, B ve C. Sokağa kaç lamba takılacağına karar verecekler. Lamba bir kamu malıdır: yandığında bütün sokak aydınlanır ve bir hanenin ışıktan yararlanması öbürlerininkini azaltmaz. Her lambanın yıllık maliyeti 60 bin liradır. Rakamlar örnektir.
Hanelerin bir lamba daha için ödemeye razı oldukları tutar, lamba sayısı arttıkça azalır. L lamba sayısı olmak üzere, bin lira cinsinden:
- A: 90 − 10 × L
- B: 70 − 10 × L
- C: 50 − 10 × L
Özel bir malda toplam talep bulunurken her fiyatta hanelerin istediği miktarlar yatay olarak toplanır. Kamu malında ise her lambayı üç hane aynı anda tükettiği için, bir lambanın topluma değeri, üç hanenin o lamba için ödeme isteklerinin toplamıdır. Toplam marjinal fayda, ödeme isteklerinin dikey toplamıdır. Paul Samuelson bu koşulu 1954'te formüle etti.
C'nin ödeme isteği beşinci lambada sıfıra indiği için beş lambaya kadar üç hanenin de ödeme isteği pozitiftir. Bu aralıkta toplam marjinal fayda (90 − 10 × L) + (70 − 10 × L) + (50 − 10 × L) = 210 − 30 × L'dir. Toplum için en iyi lamba sayısı, toplam marjinal faydanın marjinal maliyete eşit olduğu yerdedir: 210 − 30 × L = 60, yani L = 5.
Gönüllü katkıyla ne olur?
Şimdi her hanenin, öbürlerinin ne yaptığını görerek kendi başına lamba satın aldığını düşünelim. A'nın kendi ödeme isteği, 90 − 10 × L, lamba maliyetine üç lambaya kadar yetişir: 90 − 10 × 3 = 60. A, sokakta üç lamba olana kadar lamba almaya razıdır.
B açısından durum farklıdır. A üç lamba aldıktan sonra, B'nin dördüncü lamba için ödeme isteği 70 − 40 = 30 bin liradır; bu, 60 bin liralık maliyetin çok altındadır. B hiç lamba almaz. C'nin dördüncü lamba için ödeme isteği 50 − 40 = 10 bin liradır; C de almaz. B ve C, A'nın aldığı lambaların ışığından bedavaya yararlanır.
Sonuç üç lambadır: toplum için en iyi beş lambanın iki eksiği. Dördüncü lambanın topluma değeri 210 − 120 = 90 bin lira, beşincininki 210 − 150 = 60 bin liradır. İkisi birlikte, maliyetlerinin üstünde, 30 ve 0 bin lira ek değer yaratacaktı. Kayıp, toplam marjinal fayda eğrisi ile maliyet çizgisi arasında, üç ile beş lamba arasındaki üçgenin alanıdır: ½ × 2 × (120 − 60) = 60 bin lira.
| Durum | Lamba sayısı | Toplam marjinal fayda, son lamba (bin TL) | Kayıp (bin TL) |
|---|---|---|---|
| Gönüllü katkı | 3 | 120 | 60 |
| Toplum için en iyi | 5 | 60 | 0 |
Bu sonuç, mahkûmlar ikileminin çok oyunculu bir sürümüdür. Her hane için bedavacı olmak akılcıdır; ama herkes böyle davrandığında sokak karanlık kalır. Hanelerin sayısı arttıkça sorun büyür: üç komşu bir akşam oturup pazarlık edebilir, bir şehrin milyonlarca sakini edemez.
Kamu malı nasıl sağlanır?
Vergi tek yol değildir. Radyo ve televizyon yayınları uzun süre reklamla finanse edildi: yayın dinleyici için dışlanamazdı, ama reklamverene satılan şey dinleyicinin dikkatiydi. Bazı kamu malları bağışlarla ya da vakıflarla sağlanır; bağışçı, malın kendisinden çok katkı yapmanın verdiği tatmini satın alır. Telif ve patent gibi yasal araçlar ise bir bilgiyi yapay olarak dışlanabilir kılar ve üreticisine gelir sağlar, ama bu gelirin bedeli, bilginin olabileceğinden daha az kişiye ulaşmasıdır.
En yaygın cevap yine de vergilerdir: devlet, kamu malını vergilerle finanse eder ve bedavacı sorununu zorunlu katkıyla aşar. Ama devletin çözümü de bilgi sorunu taşır. Toplum için en iyi miktarı bulmak için her hanenin ödeme isteğini bilmek gerekir. Oysa haneler, vergiyi ödeme isteklerine göre ödeyeceklerini bilirlerse, isteklerini olduğundan düşük gösterme eğilimindedir.
Laboratuvar deneyleri, insanların bu sorunda kuramın öngördüğü kadar bencil olmadığını, ama yine de bedavacılığa kaydığını gösterir. Kamu malı oyunlarında katılımcılara bir miktar para verilir ve bunun bir kısmını ortak bir hesaba koymaları istenir; ortak hesaba giren para büyütülüp herkese eşit dağıtılır. Kurama göre kimse bir şey koymamalıdır. Oysa katılımcılar genellikle ilk turlarda paralarının önemli bir kısmını ortak hesaba koyar; turlar ilerledikçe katkılar düşer. Ernst Fehr ve Simon Gächter 2000'de, katılımcılara bedavacıları kendi paralarından harcayarak cezalandırma imkânı verildiğinde katkıların büyük ölçüde arttığını ve yüksek düzeyde kaldığını gösterdi. İnsanlar, adil olmayan davranışı cezalandırmak için bedel ödemeye razıdır ve bu, topluluk kurallarının neden işe yarayabildiğini açıklar.
Kalabalık: kulüp malından ortak kaynağa
Bazı mallar kullanıcı sayısına göre bir gruptan öbürüne geçer. Bir şehir içi yol, gece yarısı neredeyse rakip değildir: bir aracın geçmesi öbürlerini yavaşlatmaz. Sabah sekizde ise her ek araç bütün trafiği biraz daha yavaşlatır; yol bir ortak kaynağa dönüşür. Her sürücü kendi yolculuk süresini hesaba katar, ama öbür sürücülere eklediği gecikmeyi katmaz.
Bu durumda dışlanabilirliği teknolojiyle sağlamak mümkündür. Bir şehir, yoğun saatlerde merkeze giren araçlardan ücret alarak yolu yeniden dışlanabilir kılabilir. Stockholm bunu 2006'da yedi aylık bir deneme olarak uyguladı. Deneme süresince şehir merkezini çevreleyen kordondan geçen trafik yüzde 20 ile 25 arasında azaldı. Deneme sonunda Stockholm belediyesinde yapılan danışma oylamasında sakinler kalıcı uygulamaya evet dedi ve ücret 1 Ağustos 2007'de kalıcı hâle geldi.
Stockholm örneğinin öğrettiği bir şey de siyasettir. Ücret, deneme başlamadan önce kamuoyunda büyük ölçüde tepkiyle karşılanmıştı. İnsanlar yolun sıkışıklığını görüyordu, ama ücretin bu sıkışıklığı azaltacağına inanmıyordu. Deneme sonuçları görüldükten sonra destek arttı. Bir ortak kaynağı fiyatlamanın faydası, çoğu zaman ancak uygulandıktan sonra görünür hâle gelir.
Ortak kaynak: bir göl ve teknelerin sayısı
Bir gölde balık avlanan tekneleri düşünelim. Göle giriş serbesttir. Göldeki toplam yıllık av, tekne sayısına B dersek, 100 × B − 2 × B² ton olsun. Tekne sayısı arttıkça toplam av artar, ama giderek daha yavaş; çünkü her tekne, göldeki balığı öbürleriyle paylaşır. Tekne başına ortalama av 100 − 2 × B tondur. Bir balığın tonu 1 bin lira, bir teknenin yıllık işletme maliyeti 40 bin liradır. Rakamlar örnektir.
Serbest erişimde yeni tekneler, bir tekne kâr ettiği sürece göle gelir. Yeni bir tekne sahibi, göldeki ortalama avı alacağını düşünür ve bunu maliyetiyle karşılaştırır: 100 − 2 × B = 40, yani B = 30 tekne. Bu noktada her tekne tam maliyetini çıkarır, kimse kâr etmez. Toplam av 3.000 − 1.800 = 1.200 ton, toplam maliyet 30 × 40 = 1.200 bin liradır.
Toplum açısından doğru soru ise farklıdır: bir tekne daha eklemek toplam avı ne kadar artırır? Bir tekne daha geldiğinde kendi avını alır, ama öbür teknelerin avını da azaltır. Toplam avdaki artış, marjinal av, 100 − 4 × B'dir. En iyi tekne sayısı, marjinal avın tekne maliyetine eşit olduğu yerdedir: 100 − 4 × B = 40, yani B = 15 tekne. Toplam av 1.500 − 450 = 1.050 ton, toplam maliyet 600 bin liradır. Gölün yıllık net getirisi 450 bin liradır.
| Durum | Tekne sayısı | Toplam av (ton) | Toplam maliyet (bin TL) | Net getiri (bin TL) |
|---|---|---|---|---|
| Serbest erişim | 30 | 1.200 | 1.200 | 0 |
| En iyi kullanım | 15 | 1.050 | 600 | 450 |
Çözümlü örnek — trajedinin muhasebesi
Birinci adım, farkı gör. Serbest erişimde tekne sayısı iki katına çıkar ama toplam av yalnızca 150 ton artar. Bu 150 ton için 600 bin liralık ek maliyete katlanılır. Gölün sağlayabileceği 450 bin liralık net getiri, fazla teknelerin maliyetiyle tamamen erir.
İkinci adım, nedenini bul. On altıncı tekne sahibi göle geldiğinde kendi avını hesaplar: 100 − 2 × 16 = 68 ton, maliyeti 40 ton karşılığı; kârlıdır. Ama göldeki toplam av yalnızca 100 − 4 × 16 = 36 ton artar, çünkü yeni tekne öbür teknelerin avından 32 ton eksiltir. Yeni tekne sahibi bu eksiltmeyi hesaba katmaz. Bu, ortak kaynaktaki dışsallıktır ve serbest erişimin bütün sorunu bu tek eksik kalemde yatar.
Üçüncü adım, düzeltme araçlarını karşılaştır. Göle giriş 15 tekneyle sınırlanabilir; bu, hangi 15 teknenin seçileceği sorusunu doğurur. Her tekneden yıllık 30 bin liralık bir ruhsat ücreti alınabilir: o zaman tekne başına maliyet 70 bin liraya çıkar ve serbest giriş 100 − 2 × B = 70'ten B = 15'te durur. Ya da toplam av 1.050 tonla sınırlanıp bu av, alınıp satılabilen paylara bölünebilir.
Bu üç aracın her biri, kullanıcıya başkalarına yüklediği maliyeti hesaba kattırmanın bir yoludur. Ruhsat ücreti Pigou vergisinin, aktarılabilir kota ise emisyon ticaretinin ortak kaynaktaki karşılığıdır. Farkları, gelirin kime kaldığında ve kotanın başlangıçta kime dağıtıldığında ortaya çıkar.
Modelin sınırları
Göl modeli durağandı: her yıl aynı av, aynı stok. Gerçek balıkçılıkta bu yılın avı, gelecek yılın stokunu belirler. Stok belirli bir eşiğin altına indiğinde, Newfoundland'da olduğu gibi, avı tamamen durdurmak bile toparlanmayı garanti etmez. Bu dinamik boyut, ortak kaynak sorununu durağan modelin gösterdiğinden daha ciddi kılar. Ayrıca model, kullanıcıların birbirini tanımadığını ve kural koyamadığını varsayar. Ostrom'un gösterdiği gibi, gerçek topluluklar çoğu zaman bu varsayımın dışına çıkar; model onların neyi çözmeye çalıştığını gösterir, nasıl çözdüklerini değil.
Uygulama
Özet kartı
- Mallar dışlanabilirlik ve rakiplik ölçütleriyle dört gruba ayrılır: özel mal, kulüp malı, ortak kaynak ve kamu malı.
- Kamu malında toplam marjinal fayda, bireylerin ödeme isteklerinin dikey toplamıdır; gönüllü katkıda bedavacılık yüzünden mal eksik sağlanır.
- Ortak kaynakta her kullanıcı başkalarına yüklediği maliyeti hesaba katmaz; serbest erişim kaynağı aşırı kullanır ve kaynağın getirisini eritir.
- Ruhsat ücreti, giriş sınırı ve aktarılabilir kota, ortak kaynaktaki dışsallığı düzeltmenin yollarıdır; farkları gelirin ve hakların kime kaldığıdır.
- Ostrom, pek çok topluluğun ortak kaynaklarını kendi kurallarıyla sürdürülebilir biçimde yönettiğini gösterdi; hangi kurumun işe yarayacağı koşullara bağlıdır.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Dışlanabilirlik ve rakiplik | Excludability and rivalry | Ödemeyenin dışarıda tutulabilmesi ve kullanımın başkasının payını azaltması |
| Ortak kaynak | Common-pool resource | Dışlanması zor ama rakip olan kaynak |
| Ortak malların trajedisi | Tragedy of the commons | Açık kaynağın bireysel çıkarla hep birlikte tüketilmesi |
| Kulüp malı | Club good | Dışlanabilir ama kapasiteye kadar rakip olmayan mal |
| Bireysel aktarılabilir kota | Individual transferable quota | Toplam avın alınıp satılabilen paylara bölünmesi |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Aşağıdakileri dört mal grubundan birine yerleştir ve gerekçeni yaz: bir radyo yayını, bir şehir içi otobüs koltuğu, bir yayla merası, bir müzik platformu aboneliği.
- (Çıktı 2) Kamu malları neden eksik sağlanır, ortak kaynaklar neden aşırı kullanılır? İki sorunun ortak kökü nedir?
- (Çıktı 3) Sokak lambalarının her biri yıllık 90 bin liraya mal olursa sokağa kaç lamba takılmalıdır? Haneler kendi başlarına karar verirse kaç lamba takılır?
- (Çıktı 3) Göl örneğinde tekne maliyeti 40 değil 60 bin lira olsaydı, serbest erişimdeki ve en iyi kullanımdaki tekne sayısını bul.
- (Çıktı 3) Göl örneğinde 15 tekneye ulaşmak için gereken ruhsat ücretini hesapla ve bu ücretin toplam gelirini bul.
- (Çıktı 4) Newfoundland ve Alanya örneklerini karşılaştır. Alanya'daki topluluk yönetimini mümkün kılan hangi koşullar Newfoundland'da yoktu?
Cevaplar
- Radyo yayını kamu malıdır: dinleyici dışlanamaz, bir kişinin dinlemesi başkasınınkini azaltmaz. Otobüs koltuğu özel maldır: bilet gerekir ve bir kişi oturunca başkası oturamaz. Yayla merası ortak kaynaktır: sürüleri dışarıda tutmak zordur, bir sürünün otlaması başkasına kalan otu azaltır. Müzik platformu aboneliği kulüp malıdır: abone olmayan dışlanır, ama bir kişinin dinlemesi başkasınınkini azaltmaz.
- Kamu malında dışlanamazlık yüzünden herkes başkasının ödemesini bekler ve mal eksik sağlanır. Ortak kaynakta dışlanamazlık yüzünden herkes payını almak için acele eder ve kaynak aşırı kullanılır. Ortak kök, dışlanamazlıktır: kullanıcı, kararının başkalarına etkisini fiyat olarak görmez.
- 210 − 30 × L = 90'dan L = 4. Gönüllü katkıda A'nın ilk lamba için ödeme isteği 90 − 10 × 1 = 80 bin liradır; bu, 90 bin liralık maliyetin altındadır. B ve C'nin istekleri daha da düşüktür. Hiçbir hane tek başına lamba almaz; toplum için dört lamba değerliyken sokak karanlık kalır. Maliyet arttıkça bedavacılık sorunu daha da ağırlaşır.
- Serbest erişimde 100 − 2 × B = 60'tan B = 20 tekne. En iyi kullanımda 100 − 4 × B = 60'tan B = 10 tekne.
- Serbest girişin 15 teknede durması için tekne başına ortalama avın, 100 − 30 = 70 bin lira, işletme maliyeti ile ruhsat ücretinin toplamına eşit olması gerekir: 40 + ücret = 70, ücret 30 bin lira. Toplam ruhsat geliri 15 × 30 = 450 bin liradır; bu, gölün net getirisine eşittir ve kaynağın değeri balıkçılarda değil, ücreti toplayan kurumda kalır.
- Alanya'da balıkçı sayısı sınırlı ve birbirini tanıyordu, av yerleri kıyıya yakın ve adlandırılabilirdi, kural ihlali öbür balıkçılar tarafından kolayca gözlenebiliyordu. Newfoundland'da binlerce tekne, geniş ve açık denizde göçmen bir stoku avlıyordu; ulusal ve uluslararası filolar birbirini tanımıyordu ve stokun durumu doğrudan gözlenemiyordu. Bu koşullar topluluk kurallarının işlemesini zorlaştırdı.
İleri okuma
- Elinor Ostrom (1990). Governing the Commons: The Evolution of Institutions for Collective Action. Cambridge University Press. Ortak kaynakların topluluk yönetimine dair saha kanıtları; Alanya örneği de burada.
- Garrett Hardin (1968). «The Tragedy of the Commons». Science 162(3859). Kavramı yaygınlaştıran makale.
- Christopher Costello, Steven D. Gaines, John Lynham (2008). «Can Catch Shares Prevent Fisheries Collapse?». Science 321(5896). Av payı sistemlerinin küresel etkisi.
- Ernst Fehr, Simon Gächter (2000). «Cooperation and Punishment in Public Goods Experiments». American Economic Review 90(4). Cezanın kamu malı katkısına etkisi.
Sonraki derse köprü
Bu kursta şimdiye kadar mal ve hizmet piyasalarına baktık: kahve, tişört, ilaç, balık. Ama bu malları üretmek için bir girdi daha gerekir: insanların emeği. Ücret de bir fiyattır, ama alışılmadık bir fiyat. Bir işverenin bir çalışan daha almaya ne zaman karar verdiği, bir mühendisin neden bir garsondan daha çok kazandığı, aynı işi yapan iki kişinin ücretinin neden farklı olabildiği ve asgari ücretin işgücü piyasasında neyi değiştirdiği, sıradaki dersin soruları. Emek piyasasını ve ücretleri açıyoruz.