İçeriğe geç

Ders EKO-101.12 · Seviye 1 — Temel

Dışsallıklar ve kirlilik

EKO-101 Mikroiktisada Giriş

3.592 kelime · yaklaşık 16 dakika okuma · seslendirme 7 dk · veriler Eylül 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • negatif dışsallık
  • pozitif dışsallık
  • marjinal sosyal maliyet
  • Pigou vergisi
  • Coase teoremi
  • emisyon ticareti
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Negatif dışsallıkta bir faaliyetin başkalarına yüklediği maliyet fiyata yansımaz; piyasa, toplumun istediğinden fazla üretir. Pozitif dışsallıkta piyasa az üretir.
  2. Toplum için en iyi miktar, talebin marjinal sosyal maliyete eşit olduğu yerdedir; bu miktarda da kirlilik genellikle sıfır değildir.
  3. Pigou vergisi, dışsal zarara eşit olarak konduğunda piyasayı etkin miktara getirir ve gelir de toplar; ama zararın büyüklüğünü bilmeyi gerektirir.
  4. Coase teoremine göre haklar tanımlı ve pazarlık ucuzsa taraflar etkin sonuca kendileri ulaşır; pazarlık maliyeti yüksekse hakların dağılımı sonucu belirler.
  5. Emisyon ticareti toplam kirliliği sınırlar ve azaltmayı en ucuz yapılabildiği yere yönlendirir; vergi fiyatı, izin piyasası miktarı sabitler.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — Negatif ve pozitif dışsallığı, marjinal sosyal maliyeti, Pigou vergisini, Coase teoremini ve emisyon ticaretini tanımlar.
  • Anlama — Dışsallık bulunan bir piyasanın, rekabet tam olsa bile neden toplum açısından yanlış miktarda ürettiğini açıklar.
  • Uygulama — Bir dışsallığın yol açtığı fazla üretimi ve refah kaybını hesaplar; düzeltici vergiyi ve izin ticaretinin maliyet tasarrufunu bulur.
  • Değerlendirme — Vergi, düzenleme, izin piyasası ve pazarlık gibi araçları etkinlik, bilgi gereksinimi ve bölüşüm açısından karşılaştırır.

Sezgi

Açılış

1980'lerde ABD'nin kuzeydoğusundaki bazı göllerde balıklar kayboldu. Göllerin suyu berraktı, çevrede fabrika yoktu, kimse göle bir şey dökmemişti. Sorunun kaynağı yüzlerce kilometre uzaktaydı: Orta Batı'daki kömür santrallerinin bacalarından yükselen kükürt dioksit, atmosferde asite dönüşüp yağmurla göllere iniyordu.

Santral sahipleri kötü niyetli değildi. Elektrik ürettiler, sattılar, maliyetlerini ödediler. Ama bir maliyeti ödemediler: bacadan çıkan gazın yüzlerce kilometre ötedeki göllere, ormanlara ve insanlara yüklediği zararı. Bu zarar elektrik faturasında görünmüyordu. Ne santral onu hesaba katıyordu ne de elektriği satın alan.

Piyasalar, alıcıların ve satıcıların kararlarını fiyatlar üzerinden birbirine bağlayarak iyi çalışır. Ama bir kararın bedeli fiyata hiç girmiyorsa, piyasa o bedeli görmez. Bu dersin sorusu şu: fiyatın dışında kalan maliyetler piyasayı nasıl yanıltır, ve bu yanılgı nasıl düzeltilir?

Hikâye — Göllere düşen yağmur ve bir yasa

Asit yağmurunun ABD'de siyasi bir sorun hâline gelmesi yıllar aldı. Bilim insanları göllerin asitlendiğini ve balık popülasyonlarının çöktüğünü gösteriyordu. Kömür üreten eyaletler ise santrallere zorunlu filtre taktırmanın elektriği pahalandıracağını ve işleri yok edeceğini söylüyordu. Tartışma on yıl boyunca tıkandı.

Çıkış, beklenmedik bir yerden geldi. 1990'da ABD Kongresi, Temiz Hava Yasası'nda yaptığı değişiklikle, santrallerin kükürt dioksit emisyonu için bir üst sınır koydu. Ama her santrale ne yapacağını söylemek yerine, toplam sınırı izinlere böldü. Her izin, bir ton kükürt dioksit salma hakkı veriyordu. İzinler santraller arasında alınıp satılabiliyordu.

Mantık basitti. Bazı santraller emisyonlarını ucuza azaltabilirdi; örneğin kükürdü az olan kömüre geçerek. Bazıları için bu çok pahalıydı. Ucuza azaltabilenler fazla azaltıp artan izinlerini satabilir, pahalıya azaltanlar ise izin satın alabilirdi. Toplam emisyon sınırda kalırken, azaltmanın büyük kısmı en ucuz yapılabildiği yerde yapılacaktı.

Sistem 1995'te işlemeye başladı ve sonuçlar pek çok tahmini aştı. Santrallerin kükürt dioksit emisyonu hızla düştü, üstelik aynı dönemde kömürden elektrik üretimi artmasına rağmen. İzinlerin fiyatı, yasa tartışılırken öngörülenlerin çok altında kaldı; azaltma, beklenenden ucuza gerçekleşti. İktisatçıların on yıllardır savunduğu bir fikir, ilk kez büyük ölçekte sınanmıştı.

Kavram

Bir ekonomik faaliyetin, o faaliyete taraf olmayan kişiler üzerinde fiyata yansımayan bir etkisi olduğunda dışsallık vardır. Etki zarar veriyorsa buna negatif dışsallık denir.

Bazı faaliyetler ise başkalarına fayda sağlar ve bu fayda da fiyata yansımaz. Aşı olan biri yalnızca kendini değil, çevresindekileri de hastalığa karşı korur. Bahçesini güzelleştiren biri, komşularının evlerinin değerini de artırır.

Dışsallık, piyasanın kararlarını iki maliyet arasında böler. Üretici yalnızca kendi ödediği maliyete, özel maliyete bakar. Toplum açısından ise önemli olan, özel maliyete dışsal maliyetin eklenmesiyle bulunan toplam maliyettir.

Piyasa, fiyatın marjinal özel maliyete eşit olduğu yerde dengeye gelir. Negatif dışsallık varsa bu miktar, toplum açısından en iyi miktardan fazladır: son birimlerin topluma maliyeti, alıcıların onlara biçtiği değeri aşar. Pozitif dışsallıkta ise tersi olur ve piyasa, toplumun istediğinden az üretir.

Bu sorunu çözmenin birkaç yolu vardır. Devlet kirletici faaliyeti vergilendirebilir, belirli bir teknolojiyi zorunlu kılabilir, ya da toplam kirliliğe bir sınır koyup izinleri piyasaya bırakabilir. Bazı durumlarda ise etkilenen taraflar kendi aralarında pazarlık ederek sorunu çözebilir. Her yolun bir bedeli ve bir bilgi gereksinimi vardır.

Veri ve kanıt

Tasarruf tahmininin bu kadar geniş bir aralıkta olması dikkat çekicidir. Emir-denetim politikasının ne kadara mal olacağı gözlenmez; hangi santrale hangi teknolojinin dayatılacağına dair varsayımlara göre hesaplanır. Yine de alt sınırın bile anlamlı olması, izin ticaretinin azaltmayı daha ucuz yerlere kaydırdığını gösterir.

Schmalensee ile Stavins, makalelerinin başlığındaki ironiyi de açıklar: bu başarılı sistem, sonraki yıllarda mahkeme kararları ve yeni düzenlemelerle fiilen işlevsiz kaldı. Ayrıca emisyon ticareti ABD'de iklim politikası tartışmalarında siyasi olarak itibar kaybetti. İktisadi başarı, siyasi sürekliliği garanti etmedi.

Dışsallığın çözümü konusunda iktisatçılar arasında da farklı yaklaşımlar vardır. Arthur Cecil Pigou 1920'de, kirletici faaliyete zararına eşit bir vergi konmasını önerdi; böylece üretici, başkalarına yüklediği maliyeti kendi hesabına katmak zorunda kalırdı. Ronald Coase ise 1960'ta yayımladığı bir makalede, sorunun iki taraflı olduğunu vurguladı: kirlilik, kirleten ile zarar görenin aynı kaynağı, örneğin havayı ya da nehri, farklı amaçlarla kullanmak istemesinden doğar. Mülkiyet hakları açıkça tanımlanır ve pazarlığın maliyeti düşükse, taraflar kendi aralarında anlaşarak etkin sonuca ulaşabilir; devletin vergi koymasına gerek kalmayabilir.

Yaygın yanlış«Kirliliğin doğru miktarı sıfırdır.»
Doğrusu

Kirliliği azaltmanın da bir maliyeti vardır: daha pahalı yakıt, filtre, üretimden vazgeçme. Toplum açısından en iyi kirlilik miktarı, bir birim daha azaltmanın maliyeti ile o birimin yarattığı zararın eşitlendiği yerdedir. Bu miktar bazı zararlı maddeler için sıfıra çok yakın, bazıları için değildir; hesap maddeden maddeye değişir.

Yaygın yanlış«Emisyon izni satmak, zenginlere kirletme hakkı satmaktır; bu yüzden izin piyasası çevreye zarar verir.»
Doğrusu

İzin piyasasında toplam kirlilik, izinlerin toplam sayısıyla sınırlıdır; izinlerin el değiştirmesi bu toplamı artırmaz. Ticaret yalnızca azaltmanın nerede yapılacağını belirler. İzin piyasasına yöneltilebilecek meşru eleştiri, sınırın yeterince sıkı konup konmadığı ve kirliliğin belirli bölgelerde yoğunlaşıp yoğunlaşmadığıdır.

Neden önemli?

Türkiye'de dışsallık tartışması artık gündelik ekonomi gündeminin içindedir. 9 Temmuz 2025'te Resmî Gazete'de yayımlanan 7552 sayılı İklim Kanunu, sera gazı emisyonları için bir ulusal emisyon ticaret sistemi kurulmasını öngörür. Kanunun ardından Temmuz 2025'te kamuoyu görüşüne açılan yönetmelik taslağı, sistemin bir pilot dönemle başlamasını öngörüyordu. Aynı dönemde Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, çelik, çimento, alüminyum ve gübre gibi ürünlerin ithalatında karbon maliyetinin ödenmesini öngören kesin dönemine geçti. Türkiye'nin bu ürünlerde AB'ye ihracatı düşünüldüğünde, bir karbon fiyatının Türk sanayicisi için ne anlama geldiği doğrudan bir iş sorusu hâline geldi.

Dışsallık kavramı şehir hayatında da karşımıza çıkar. Büyük şehirlerde trafik sıkışıklığı, her sürücünün yola çıkarak başkalarının yolculuğunu uzatmasından doğar; hiçbir sürücü bu uzamanın bedelini ödemez. Kış aylarında bazı şehirlerde görülen hava kirliliği, evlerde ve işletmelerde yakılan yakıtın komşulara yüklediği bir maliyettir. Gece yarısı yüksek sesle müzik dinleyen bir komşu da küçük ölçekli bir dışsallık yaratır.

Dışsallığı anlamak, bu sorunlara hangi aracın uygun olduğunu sormayı sağlar. Vergi mi, yasak mı, izin piyasası mı, yoksa komşuyla konuşmak mı? Cevap, zararın ne kadar ölçülebilir olduğuna, kaç kişinin etkilendiğine ve etkilenenlerin masaya oturmasının güçlüğüne bağlıdır.

Model

Özel maliyet ile sosyal maliyet

Bir nehrin kıyısında, çok sayıda küçük boya atölyesinden oluşan rekabetçi bir piyasa düşünelim. Atölyeler ürettikleri her ton boya için nehre bir miktar atık bırakıyor; bu atık, nehrin aşağısındaki balıkçılara ve suyu kullanan köylere zarar veriyor. Rakamlar örnektir.

Boyanın aylık piyasa talebi P = 200 − Q'dur; Q ton, P bin lira cinsindendir. Atölyelerin marjinal özel maliyeti, yani piyasa arzı, MPC = 20 + Q'dur. Her ton boyanın nehre verdiği zarar ise 30 bin liradır ve sabittir. Bu zarar atölyelerin maliyetine girmez. Marjinal sosyal maliyet, özel maliyete dışsal maliyetin eklenmesiyle bulunur:

MSC = 20 + Q + 30 = 50 + Q

Grafikte bu iki maliyet, birbirine paralel iki doğru olarak görünür. Alttaki doğru atölyelerin kendi hesabıdır ve piyasa arzıdır. Üstteki doğru, her tona 30 bin liralık zarar eklenmiş hâlidir ve toplumun gerçek hesabıdır. İki doğru arasındaki dikey mesafe, her ton için dışsal maliyettir. Talep eğrisi bu iki doğruyu farklı noktalarda keser: alttakiyle kesişme piyasanın seçtiği miktarı, üsttekiyle kesişme toplumun istediği miktarı gösterir. İki kesişme noktası arasında kalan üçgen, dışsallığın bedelidir. Dışsal maliyet büyüdükçe iki doğru arasındaki mesafe açılır, kesişme noktaları birbirinden uzaklaşır ve üçgen büyür.

Piyasa dengesi ve toplum için en iyi miktar

Piyasa, talebin marjinal özel maliyete eşit olduğu yerde dengeye gelir: 200 − Q = 20 + Q, yani Q = 90 ton ve P = 110 bin lira. Atölyeler 90 ton üretir, alıcılar tonunu 110 bin liradan alır.

Toplum için en iyi miktar ise talebin marjinal sosyal maliyete eşit olduğu yerdedir: 200 − Q = 50 + Q, yani Q = 75 ton. Bu miktarda alıcıların tona biçtiği değer 125 bin liradır ve bu değer, bir ton daha üretmenin topluma toplam maliyetine tam olarak eşittir.

Piyasa 15 ton fazla üretir. Bu fazla tonların her biri için toplumun maliyeti, alıcıların o tona biçtiği değeri aşar. 76. tonda alıcının ödeme isteği 124, sosyal maliyet 126 bin liradır; 90. tonda ödeme isteği 110, sosyal maliyet 140 bin liradır. Aradaki fark her tonda büyür.

DurumMiktar (ton)Alıcının ödediği fiyat (bin TL)Toplam dışsal zarar (bin TL)Refah kaybı (bin TL)
Piyasa dengesi901102.700225
Toplum için en iyi751252.2500

Refah kaybı, fazla üretilen tonlar üzerindeki üçgenin alanıdır. 75 ile 90 ton arasında, sosyal maliyet eğrisi ile talep eğrisi arasındaki fark 0'dan 30 bin liraya çıkar: ½ × 15 × 30 = 225 bin lira. Bu tutar hiçbir tarafın hesabına kazanç olarak yazılmaz: alıcılar, atölyeler ve balıkçılar birlikte ondan yoksun kalır. Vergi ya da izin gibi bir araçla fazla tonlar üretimden çıkarılırsa, toplumun elinde kalan toplam değer tam bu tutar kadar artar.

Dikkat edilecek bir nokta: toplum için en iyi miktarda da dışsal zarar sıfır değildir. 75 ton boya yine nehre 2.250 bin liralık zarar verir. Ama bu tonların her biri için alıcıların biçtiği değer, üretim maliyeti ile zararın toplamından fazladır. Kirliliği sıfıra indirmek, bu değerli üretimden de vazgeçmek anlamına gelir.

Pigou vergisi

Pigou'nun çözümü, atölyelerden her ton boya için dışsal zarara eşit bir vergi almaktır.

Ton başına 30 bin liralık vergi konduğunda atölyelerin arz eğrisi 30 bin lira yukarı kayar: 50 + Q. Yeni denge, 200 − Q = 50 + Q'dan Q = 75 tondur. Alıcılar tonunu 125 bin liradan alır, atölyeler vergiyi ödedikten sonra 95 bin lira ellerinde tutar. Devletin vergi geliri 30 × 75 = 2.250 bin liradır.

Bu vergi, önceki derslerdeki vergilerden farklı bir iş görür. Sıradan bir vergi, piyasayı etkin miktardan uzaklaştırıp ölü ağırlık kaybı yaratıyordu. Pigou vergisi ise piyasayı etkin miktara yaklaştırır ve refah kaybını ortadan kaldırır. Bir vergi hem gelir toplayıp hem de etkinliği artırabiliyorsa, iktisatçılar buna bazen «çifte kazanç» der.

Pigou vergisinin güçlü yanı, devletin hangi atölyenin ne kadar azaltacağını bilmesine gerek olmamasıdır. Her atölye, vergiyle karşılaştırarak kendi üretimini ayarlar. Zayıf yanı ise devletin dışsal zararın büyüklüğünü bilmesini gerektirmesidir. Nehre verilen zarar ton başına 30 değil de 20 ya da 50 bin liraysa, vergi yanlış miktarı hedefler.

Coase ve pazarlık

Şimdi tek bir atölye ile nehrin aşağısındaki tek bir balıkçı kooperatifini düşünelim. Atölye atığını nehre boşaltmaya devam ederse yılda 500 bin lira tasarruf eder, çünkü atığı arıtmak pahalıdır. Kooperatif ise bu atık yüzünden yılda 300 bin lira kaybeder.

Nehri kirletme hakkı atölyedeyse, atölye boşaltmaya devam eder. Kooperatif ona boşaltmaması için en fazla 300 bin lira önerebilir; bu, atölyenin tasarrufundan azdır ve teklif kabul edilmez. Nehrin temiz kalmasını talep etme hakkı kooperatifteyse, atölye kooperatife boşaltma izni için ödeme yapmayı teklif eder. 300 bin liradan fazla, 500 bin liradan az bir ödeme ikisini de daha iyi duruma getirir; anlaşma yapılır ve atık yine nehre gider.

İki durumda da sonuç aynıdır: atık nehre boşaltılır, çünkü atölyenin tasarrufu kooperatifin kaybından büyüktür. Hakların kime verildiği yalnızca paranın kimden kime aktarılacağını belirler. Kooperatifin kaybı 700 bin lira olsaydı, iki durumda da atölye boşaltmayı bırakırdı.

Bu sonucun koşulu, pazarlığın ucuz olmasıdır. Tek bir atölye ile tek bir kooperatif kolayca masaya oturabilir. Ama kükürt dioksitin yüzlerce kilometre ötedeki milyonlarca insanı etkilediği bir durumda, bütün etkilenenleri bir araya getirmek, zararı ölçmek ve bir anlaşmayı uygulamak imkânsıza yakındır. Coase'un kendisi de gerçek dünyada pazarlık maliyetlerinin çoğu zaman yüksek olduğunu vurgulamıştır. Teoremin asıl dersi, pazarlığın her şeyi çözdüğü değil, pazarlık maliyetlerinin ve mülkiyet haklarının sonucu nasıl belirlediğidir.

Çözümlü örnek — izin ticaretinin tasarrufu

Aynı nehre atık bırakan iki fabrika olsun: A ve B. Her biri bugün yılda 100 ton atık bırakıyor. Düzenleyici toplam atığın 200 tondan 100 tona inmesini istiyor. A için atığı bir ton azaltmanın maliyeti 10 bin lira, B için 40 bin liradır; bu maliyetler sabittir. Rakamlar örnektir.

Birinci adım, eşit zorunluluk. Düzenleyici her fabrikaya 50 ton azaltma zorunluluğu getirsin. A'nın maliyeti 50 × 10 = 500, B'nin maliyeti 50 × 40 = 2.000 bin liradır. Toplam azaltma maliyeti 2.500 bin liradır.

İkinci adım, izin dağıtımı. Düzenleyici bunun yerine her fabrikaya 50 tonluk izin versin ve izinlerin alınıp satılmasına izin versin. Toplam izin 100 ton olduğu için toplam atık yine 100 tona iner.

Üçüncü adım, ticaret. B için bir tonu azaltmak 40 bin liraya mal olur; A için 10 bin liraya. B, A'dan bir tonluk izni 10 ile 40 bin lira arasında herhangi bir fiyattan almaya razıdır; A da bu fiyattan bir ton daha azaltıp iznini satmaya razıdır. Ticaret, A bütün 100 tonunu azaltıp 50 tonluk iznini B'ye satana kadar sürer.

Dördüncü adım, toplam maliyet. A 100 ton azaltır: 100 × 10 = 1.000 bin lira. B hiç azaltmaz. Toplam azaltma maliyeti 1.000 bin liradır; eşit zorunluluğa göre 1.500 bin lira tasarruf. Toplam atık iki durumda da 100 tondur. İzin fiyatı örneğin ton başına 25 bin liradan belirlenirse, A iznini 50 × 25 = 1.250 bin liraya satar ve azaltma maliyetini fazlasıyla karşılar; B izne 1.250 öder ama 2.000 bin liralık azaltma maliyetinden kurtulur.

Vergi mi, izin mi?

Pigou vergisi ile izin piyasası birbirinin ayna görüntüsüdür. Vergi, kirliliğin fiyatını sabitler ve miktarını piyasaya bırakır. İzin piyasası, kirliliğin miktarını sabitler ve fiyatını piyasaya bırakır. Düzenleyici azaltma maliyetlerini tam olarak bilseydi, iki araç aynı sonucu verirdi.

Belirsizlik olduğunda seçim önem kazanır. Zararın belirli bir eşiği aşınca hızla arttığı durumlarda, örneğin bir gölün asitliği belirli bir düzeyi aşınca canlı yaşamı çöküyorsa, miktarı sabitleyen izin piyasası daha güvenlidir. Azaltma maliyetinin belirsiz olduğu ve maliyet patlamasının ciddi ekonomik zarar vereceği durumlarda ise fiyatı sabitleyen vergi daha öngörülebilirdir. Uygulamada pek çok sistem ikisini birleştirir: izin piyasalarına taban ve tavan fiyatlar eklenir.

İki araç bölüşüm açısından da farklıdır. Vergi ve açık artırmayla satılan izinler devlete gelir getirir; bu gelir başka vergileri azaltmak ya da etkilenen hanelere destek olmak için kullanılabilir. İzinler ücretsiz dağıtılırsa bu değer mevcut kirleticilere kalır. Karbon fiyatlamasının siyasi olarak kabul görmesi çoğu zaman bu gelirin nereye gittiğine bağlıdır.

Pozitif dışsallık

Pozitif dışsallıkta tablo tersine döner. Aşı olan biri, çevresindeki insanların hastalanma olasılığını da düşürür, ama aşı kararını yalnızca kendi faydasına bakarak verir. Marjinal sosyal fayda, marjinal özel faydadan büyüktür. Piyasa toplumun istediğinden daha az aşı üretir ve tüketir.

Burada Pigou'nun mantığı ters yönde çalışır: dışsal faydaya eşit bir sübvansiyon, tüketiciyi toplumun istediği miktara yöneltir. Ücretsiz aşı kampanyaları, eğitim burslarının bir kısmı ve temel araştırmaya verilen devlet desteği bu mantıkla gerekçelendirilir. Ama pozitif dışsallığın büyüklüğünü ölçmek, negatif dışsallığınkinden de zordur ve bu, sübvansiyonun aşırı ya da yetersiz kalma riskini artırır.

Modelin sınırları

Modeldeki dışsal zarar ton başına sabit 30 bin liraydı. Gerçekte zararı ölçmek başlı başına bir iştir: sağlık etkileri, ekosistem kayıpları ve gelecek kuşaklara yüklenen maliyetler bir liraya çevrilmeye çalışılır ve bu çevirinin her adımı tartışmalıdır. Karbon gibi küresel kirleticilerde zarar ülke sınırlarını aşar; bir ülkenin tek başına koyduğu vergi, üretimin başka bir ülkeye kaymasına yol açabilir. Sınırda karbon düzenlemeleri tam da bu kaymayı engellemek için tasarlanmıştır. Model yine de temel soruyu doğru koyar: bir maliyet fiyatın dışındaysa, piyasa onu görmez; araçların hepsi, onu fiyatın içine sokmanın farklı yollarıdır.

Uygulama

Özet kartı

  1. Negatif dışsallıkta bir faaliyetin başkalarına yüklediği maliyet fiyata yansımaz; piyasa, toplumun istediğinden fazla üretir. Pozitif dışsallıkta piyasa az üretir.
  2. Toplum için en iyi miktar, talebin marjinal sosyal maliyete eşit olduğu yerdedir; bu miktarda da kirlilik genellikle sıfır değildir.
  3. Pigou vergisi, dışsal zarara eşit olarak konduğunda piyasayı etkin miktara getirir ve gelir de toplar; ama zararın büyüklüğünü bilmeyi gerektirir.
  4. Coase teoremine göre haklar tanımlı ve pazarlık ucuzsa taraflar etkin sonuca kendileri ulaşır; pazarlık maliyeti yüksekse hakların dağılımı sonucu belirler.
  5. Emisyon ticareti toplam kirliliği sınırlar ve azaltmayı en ucuz yapılabildiği yere yönlendirir; vergi fiyatı, izin piyasası miktarı sabitler.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Negatif dışsallıkNegative externalityTaraf olmayanlara yüklenen, fiyata yansımayan maliyet
Pozitif dışsallıkPositive externalityTaraf olmayanlara sağlanan, fiyata yansımayan fayda
Marjinal sosyal maliyetMarginal social costÖzel maliyet ile dışsal maliyetin toplamı
Pigou vergisiPigouvian taxMarjinal dışsal maliyete eşit düzeltici vergi
Coase teoremiCoase theoremHaklar tanımlı ve pazarlık ucuzsa tarafların etkin sonuca kendi ulaşması
Emisyon ticaretiEmissions tradingToplam kirliliğe sınır koyup izinleri ticarete açan düzenleme

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) Negatif ve pozitif dışsallığa Türkiye'den birer örnek ver ve her birinde etkilenen tarafı belirt.
  2. (Çıktı 2) Rekabetçi bir piyasa neden negatif dışsallık varken toplum açısından fazla üretir? Marjinal özel ve sosyal maliyet kavramlarıyla açıkla.
  3. (Çıktı 3) Modeldeki boya piyasasında dışsal zarar ton başına 30 değil 50 bin lira olsaydı, toplum için en iyi miktar, refah kaybı ve gereken Pigou vergisi ne olurdu?
  4. (Çıktı 3) İzin ticareti örneğinde B'nin azaltma maliyeti ton başına 40 değil 20 bin lira olsaydı, eşit zorunluluğa göre ticaretin tasarrufu ne olurdu?
  5. (Çıktı 3) Coase örneğinde atölyenin tasarrufu 500, kooperatifin kaybı 300 bin liraydı. Kooperatifin kaybı 700 bin lira olsaydı ve kirletme hakkı atölyede olsaydı, pazarlık nasıl sonuçlanırdı?
  6. (Çıktı 4) Karbon emisyonlarını azaltmak için bir karbon vergisi ile bir emisyon ticaret sistemini karşılaştır. Hangi koşullarda hangisini tercih edersin?

Cevaplar

  1. Negatif: büyük şehirlerde bir aracın trafiğe katılması, öbür sürücülerin yolculuğunu uzatır; etkilenen diğer sürücüler ve yayalardır. Pozitif: bir çocuğun aşılanması, aşı olamayan bebeklerin ve bağışıklığı zayıf kişilerin hastalanma riskini düşürür; etkilenenler çevredeki insanlardır.
  2. Üreticiler yalnızca kendi ödedikleri marjinal özel maliyete bakar ve fiyat bu maliyete eşit olana kadar üretir. Marjinal sosyal maliyet ise özel maliyete dışsal zararı ekler ve daha yüksektir. Piyasa dengesindeki son birimlerde sosyal maliyet alıcıların ödeme isteğini aşar; bu birimler toplum açısından fazladır.
  3. MSC = 20 + Q + 50 = 70 + Q. 200 − Q = 70 + Q'dan Q = 65 ton. Piyasa 90 ton üretir, fazla 25 ton. Refah kaybı ½ × 25 × 50 = 625 bin lira. Gereken Pigou vergisi ton başına 50 bin liradır.
  4. Eşit zorunlulukta maliyet 50 × 10 + 50 × 20 = 500 + 1.000 = 1.500 bin lira. Ticaretle A 100 ton azaltır: 1.000 bin lira. Tasarruf 500 bin liradır. Azaltma maliyetleri birbirine yaklaştıkça ticaretin tasarrufu küçülür.
  5. Kooperatif atölyeye boşaltmayı bırakması için 500 bin liradan fazla, 700 bin liradan az bir ödeme önerir; atölye bu teklifi kabul eder, çünkü tasarrufundan fazlasını alır. Atık nehre boşaltılmaz. Sonuç, hakların kooperatifte olduğu durumla aynıdır; değişen yalnızca kimin kime ödeme yaptığıdır.
  6. Vergi karbonun fiyatını sabitler; şirketler için maliyet öngörülebilirdir ama toplam emisyon belirsiz kalır. Emisyon ticareti toplam emisyonu sabitler; hedefe ulaşmak garantidir ama izin fiyatı dalgalanabilir. Zararın belirli bir eşikten sonra hızla arttığına inanılıyorsa miktarı sabitleyen izin piyasası, azaltma maliyetinin ani sıçramalarından kaçınmak önemliyse fiyatı sabitleyen vergi tercih edilebilir. İki araç, taban ve tavan fiyatlı bir izin piyasasında birleştirilebilir.

İleri okuma

  • Richard Schmalensee, Robert N. Stavins (2013). «The SO2 Allowance Trading System: The Ironic History of a Grand Policy Experiment». Journal of Economic Perspectives 27(1). İzin ticaretinin ilk büyük uygulamasının değerlendirmesi.
  • Ronald H. Coase (1960). «The Problem of Social Cost». Journal of Law and Economics 3. Dışsallığa pazarlık ve mülkiyet hakları üzerinden bakan kurucu makale.
  • Arthur C. Pigou (1920). The Economics of Welfare. Macmillan. Düzeltici vergi fikrinin kaynağı.
  • 7552 sayılı İklim Kanunu, Resmî Gazete, 9 Temmuz 2025 (mevzuat.gov.tr). Türkiye'de emisyon ticaret sisteminin yasal çerçevesi.

Sonraki derse köprü

Dışsallıkta bir faaliyetin etkisi fiyatın dışına taşıyordu. Bazı mallarda ise sorun daha derindir: malın kendisi, bir kez üretildiğinde herkesin yararlanabildiği ve kimsenin dışarıda bırakılamadığı bir şeydir. Ulusal savunma, bir sokak lambası ya da temiz hava için kimse ödemek istemez, çünkü ödemese de yararlanır. Denizdeki balık ya da ortak bir mera ise herkese açıktır ama tükenebilir; her kullanıcı biraz fazlasını almak ister. Bu malları kim sağlamalı, bedavacılık sorunu nasıl aşılır ve ortak kaynaklar nasıl tükenmekten korunur? Sıradaki ders kamu mallarını ve ortak kaynakları açıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: berrak bir göl, içinde balık yok. Kamera yükselir ve yüzlerce kilometre ötedeki santral bacalarına kadar uzanan bir rüzgâr oku belirir.
  • Hikâye: bir harita üzerinde santraller; her birinin üstünde bir izin kâğıdı yığını. Kâğıtlar santraller arasında el değiştirir, bacaların dumanı incelir, toplam emisyon göstergesi düşer.
  • Kavram: bir arz eğrisi ve onun üstünde paralel ikinci bir eğri; arada «dışsal maliyet» yazan bir bant. Talep eğrisiyle iki kesişme noktası ve aralarında gölgeli bir üçgen.
  • Veri ve kanıt: iki çizgi grafik; biri kükürt dioksit emisyonu (iniyor), öbürü kömürden elektrik üretimi (çıkıyor). Ardından bir terazi: bir kefede vergi, öbüründe izin.
  • Neden önemli: bir limanda AB'ye giden çelik yükü; her rulonun üstünde bir karbon etiketi. Ardından bir şehir trafiği ve kışın dumanlı bir mahalle.

Seslendirme ne vergiyi ne izin piyasasını tek doğru çözüm olarak sunar; her aracın hangi bilgiyi gerektirdiğini ve kimin cebine dokunduğunu gösterir.

Kısa kesit

Dikey, elli saniyelik. Seslendirme: «Kirlilik için doğru miktar sıfır mıdır?» Temiz bir nehir, yanında kapalı bir fabrika ve işsiz kalan bir işçi. Kapanışta: «Cevap, bir ton daha azaltmanın neye mal olduğunda.»