Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Tekel, yakın ikamesi olmayan bir malın tek satıcısıdır; piyasanın aşağı eğimli talep eğrisiyle tek başına karşılaşır.
- Tekelcinin marjinal geliri fiyattan küçüktür, çünkü ek birimi satmak için önceki birimlerin fiyatını da düşürmesi gerekir.
- Tekelci MR = MC olan miktarı üretir ve fiyatı talep eğrisinden okur; sonuç, rekabete göre daha düşük miktar ve daha yüksek fiyattır.
- Tekelin toplum için maliyeti, üretilmeyen birimlerin yarattığı ölü ağırlık kaybıdır; tüketicilerden tekelciye aktarılan tutar bir bölüşüm meselesidir.
- Doğal tekelde tek firma en ucuz yoldur; düzenleyici, fiyatı marjinal maliyete eşitleyip sübvansiyon vermek ile ortalama maliyete eşitleyip bir miktar verimlilik kaybını kabul etmek arasında seçim yapar.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Tekeli, piyasa gücünü, doğal tekeli ve Lerner endeksini tanımlar.
- Anlama — Tek satıcının marjinal gelirinin neden fiyattan küçük olduğunu ve bunun neden daha düşük üretim ile daha yüksek fiyata yol açtığını açıklar.
- Uygulama — Doğrusal bir talep ve sabit marjinal maliyetle tekelin seçeceği fiyat ve miktarı, elde edeceği kârı ve topluma yüklediği kaybı hesaplar; doğal tekelde iki düzenleme kuralını karşılaştırır.
- Değerlendirme — Patentlerin yarattığı geçici tekelin yenilik teşviki ile erişim maliyeti arasındaki dengeyi farklı görüşler üzerinden değerlendirir.
Sezgi
Açılış
Aynı ilaç, aynı fabrika, aynı kutu. Bir gün bir tableti 13,50 dolar, ertesi gün 750 dolar. Üretim maliyeti değişmedi, hammadde pahalanmadı, ilaca yeni bir özellik eklenmedi. Değişen tek şey, ilacın sahibiydi.
Bir satıcı fiyatını bir gecede elli beş katına çıkarabiliyorsa, bu satıcının müşterisinin gidecek başka yeri yoktur. Tam rekabette fiyatın biraz üstüne çıkan satıcı bütün müşterilerini kaybeder. Burada ise müşteriler, fiyat ne olursa olsun, ilaca ihtiyaç duymaya devam eder.
Bu dersin sorusu şu: tek bir satıcı, önünde rakip yokken fiyatı nasıl belirler? Her şeyi istediği fiyattan satabilir mi, yoksa onun gücünün de bir sınırı var mı? Ve bu güç, satıcının cebine giden paranın ötesinde, toplumdan neyi eksiltir?
Hikâye — Altmış yıllık bir tablet
Daraprim, toksoplazmoz adlı paraziter hastalığın tedavisinde kullanılan bir ilaçtır. Sağlıklı insanlarda hastalık çoğunlukla hafif geçer, ama bağışıklığı zayıflamış kişilerde, örneğin HIV ile yaşayanlarda ve anne karnındaki bebeklerde hayati tehlike yaratabilir. İlaç ABD'de 1953'te onaylanmıştı. Patenti onlarca yıl önce sona ermişti. Kâğıt üzerinde herkes onu üretebilirdi.
Ağustos 2015'te Turing Pharmaceuticals adlı bir şirket, ilacın ABD'deki haklarını satın aldı ve bir tabletin fiyatını 13,50 dolardan 750 dolara çıkardı. New York başsavcılığının hesabına göre tipik bir tedavi kürünün maliyeti 1.350 dolardan 75.000 dolara çıktı. Kamuoyu tepki gösterdi, şirketin yöneticisi Kongre'ye çağrıldı. Ama asıl soru ekonomikti: patenti bitmiş bir ilaçta böyle bir fiyat nasıl ayakta kalabildi? Neden başka bir firma hemen ucuz bir kopya üretip piyasaya girmedi?
Cevap, girişin kâğıt üzerinde serbest ama pratikte engelli olmasındaydı. ABD'de jenerik bir ilacın onay alması için üreticinin, orijinal ilacın örnekleriyle karşılaştırmalı testler yapması gerekir. ABD Federal Ticaret Komisyonu'nun sonradan açtığı davaya göre şirket, dağıtımcılarla yaptığı sözleşmelerle ilacın jenerik üreticilerin eline geçmesini engelledi, etken maddenin tedarikçileriyle münhasırlık anlaşmaları yaptı ve satış verilerinin paylaşılmasını kısıtladı. Rakip olabilecek firmalar, test için gereken ilaca bile ulaşamıyordu.
İlk jenerik Daraprim ancak Şubat 2020'de onaylandı. Mahkeme sürecinin sonunda şirketin eski yöneticisi ilaç sektöründen ömür boyu men edildi ve yaklaşık 65 milyon dolar ödemeye mahkûm edildi. Hikâye, tekelin gücünün patentten değil, rakiplerin önüne konan engellerden gelebileceğini gösterdi.
Kavram
Bir malın tek satıcısı olan ve o malın yakın bir ikamesi bulunmayan firmaya tekel denir. Tekelci, piyasanın bütün talebiyle tek başına karşı karşıyadır. Tam rekabetteki firmanın karşısındaki talep yatay bir çizgiydi; tekelcinin karşısındaki talep ise piyasanın aşağı eğimli talep eğrisinin kendisidir.
Bu durum, satıcıya fiyatı belirleme gücü verir. Tekelci etiketi yukarı çektiğinde bazı alıcılar vazgeçer, ama alıcıların tamamı kapıdan dönmez. Satışını artırmak isterse fiyatı düşürmek zorundadır. Bu gücün iktisattaki adı piyasa gücüdür.
Tekelcinin gücünün bir sınırı vardır: alıcıların ödeme isteği. Talep eğrisinin üstünde bir fiyat-miktar bileşimi seçemez. Soru, eğri üzerindeki hangi noktayı seçeceğidir. Burada tam rekabetle arasındaki temel fark ortaya çıkar. Satışını bir kutu artırmak isteyen tekelci etiketi aşağı çeker; ama yeni etiket yalnızca o fazladan kutuya değil, zaten satacağı bütün kutulara da uygulanır. Fazladan kutunun kasaya kattığı net tutar, bu yüzden etiketteki rakamın altında kalır.
Tekelci, kârını en yükseğe çıkarmak için yine marjinal geliri marjinal maliyete eşitler. Ama marjinal gelir fiyatın altında kaldığı için bu eşitlik, rekabetçi bir piyasanın üreteceğinden daha az bir miktarda sağlanır. Daha az miktar, talep eğrisi üzerinde daha yüksek bir fiyat demektir.
Tekelin kaynağı çeşitlidir. Bazen devlet tek bir firmaya yasal bir ayrıcalık verir; eskiden pek çok ülkede posta, telefon ya da tütün böyleydi. Bazen bir buluşa patent tanınır. Bazen bir firma, kritik bir girdinin tek sahibidir. Bazen de üretim öyle büyük sabit maliyet gerektirir ki piyasada tek bir firmanın bulunması en ucuz yoldur.
Veri ve kanıt
Girişin önündeki engel kalkınca ne olur? Jenerik ilaç piyasası bu soruya sistematik bir cevap verir. Bir ilacın patenti bitip jenerik üreticiler piyasaya girdikçe fiyatlar düşer; ne kadar çok üretici girerse düşüş o kadar büyük olur.
Bu rakamlar, tekel fiyatının ne kadarının piyasa gücünden kaynaklandığını dolaylı olarak gösterir. Orijinal ilacın fiyatı, rekabet başladığında bu kadar düşebiliyorsa, rekabet öncesi fiyatın büyük kısmı üretim maliyetinden değil, rakibin yokluğundan geliyordu.
Ama aynı veri başka bir soruyu da gündeme getirir. İlaç şirketleri patent süresince yüksek fiyatla kazandıkları kârın, başarısız olan araştırmaların maliyetini de karşıladığını söyler. Joseph Schumpeter bu fikri daha genel bir biçimde savunmuştu: geçici tekel kârları, yeniliğin ödülüdür; yenilik yapan firmayı piyasaya yeni ürünlerle girmeye iten de bu ödülün beklentisidir. Kenneth Arrow ise ters yönde bir argüman geliştirdi: rakibi olmayan bir tekelci, zaten kazandığı kârı yeni bir ürünle yerinden etmeye daha az isteklidir; yenilik için en güçlü teşvik rekabetten gelir. Patent sistemi, iki görüş arasında bir uzlaşma olarak okunabilir: yenilikçiye belirli bir süre tekel tanır, süre bitince malı rekabete açar.
Yaygın yanlış«Tekelci istediği fiyatı koyabilir.»
Tekelci fiyatı belirler, ama talep eğrisinin sınırları içinde. Fiyatı yükseltirse daha az satar. Kârı en yüksek yapan fiyat, hiçbir zaman «alabildiği en yüksek fiyat» değildir; son kutunun kasaya kattığı net tutarın o kutunun maliyetini ancak karşıladığı miktarda, talep eğrisinin gösterdiği fiyattır.
Yaygın yanlış«Tekelin topluma zararı, tüketicilerden tekelciye giden paradır.»
Tüketicilerden tekelciye aktarılan tutar bir bölüşüm meselesidir; biri kaybeder, öbürü kazanır. Tekelin toplam refaha asıl zararı, alıcıların maliyetinin üstünde değer biçtiği ama tekelcinin üretmediği birimlerden gelir. Bu birimlerin yarattığı kazanç kimseye geçmez; ölü ağırlık kaybı olarak kaybolur.
Neden önemli?
Türkçede «tekel» kelimesi, hemen her mahallede bir tabelada durur: tekel bayii. Bu tabela, tütün ve alkollü içki satışının uzun yıllar boyunca devletin tekelinde olduğu dönemden kalmadır. Tekel İdaresi'nin alkollü içki fabrikaları 2004'te 292 milyon dolara, sigara fabrikaları ise 2008'de 1 milyar 720 milyon dolara özel şirketlere satıldı. Özelleştirme, bir kamu tekelini ortadan kaldırdı; ama bir piyasada rekabetin ortaya çıkıp çıkmayacağı, satışın kendisine değil, sonrasında piyasaya girişin ne kadar kolay olduğuna bağlıdır.
Tekel kavramı gündelik hayatta başka yerlerde de karşımıza çıkar. Şehirlerdeki su ve doğal gaz dağıtımı, elektrik iletim hattı ve demiryolu altyapısı, tek bir şebekenin en ucuz çözüm olduğu alanlardır. Bu alanlarda fiyatları çoğunlukla bir düzenleyici kurum belirler ya da denetler. İlaç fiyatları, yazılım lisansları ve bazı platformların komisyon oranları da piyasa gücü tartışmalarının merkezindedir.
Tekelin nasıl davrandığını anlamak, bu tartışmaları okumanın anahtarıdır. Bir fiyat yüksek olduğunda sorulması gereken soru, «maliyet mi yüksek, yoksa rakip mi yok?» sorusudur. İlk durumda fiyatı düşürmenin yolu verimliliktir; ikinci durumda ise girişin önündeki engellerin kaldırılması ya da fiyatın düzenlenmesidir.
Model
Tek satıcının geliri
Bir ilacın tek üreticisi olan bir firmayı düşünelim. Aylık piyasa talebi P = 120 − 2 × Q olsun; Q bin kutu, P lira cinsinden kutu fiyatıdır. Rakamlar örnektir. Firmanın her kutuyu üretme maliyeti sabit ve 40 liradır; şimdilik sabit maliyetleri yok sayalım.
Firma fiyatı seçtiğinde miktarı da seçmiş olur, çünkü her fiyatta alıcıların ne kadar alacağı talep eğrisiyle belirlidir. Toplam gelir TR = P × Q = (120 − 2 × Q) × Q = 120 × Q − 2 × Q² olur. Birkaç nokta bu gelirin nasıl davrandığını gösterir:
| Miktar (bin kutu) | Fiyat (TL) | Toplam gelir (bin TL) | Önceki satıra göre ek gelir (bin TL) |
|---|---|---|---|
| 10 | 100 | 1.000 | — |
| 15 | 90 | 1.350 | 350 |
| 20 | 80 | 1.600 | 250 |
| 25 | 70 | 1.750 | 150 |
| 30 | 60 | 1.800 | 50 |
Miktar 20'den 25'e çıkınca 5 bin kutu fazladan satılır ve her biri 70 liradan satılır: 350 bin lira. Ama bunu başarmak için fiyatın 80'den 70'e düşürülmesi gerekti ve ilk 20 bin kutunun her biri artık 10 lira ucuza satılıyor: 200 bin lira kayıp. Net ek gelir 350 − 200 = 150 bin liradır; kutu başına 30 lira. Kutunun fiyatı 70 lira iken ek gelir 30 liradır. Bu fark, tekeli fiyat alıcı firmadan ayıran şeydir.
Doğrusal talepte marjinal gelir kısa bir formülle bulunur: talep P = a − b × Q ise marjinal gelir MR = a − 2 × b × Q'dur. Marjinal gelir eğrisi, talep eğrisiyle aynı noktadan başlar ama iki kat dik iner. Bizim örneğimizde MR = 120 − 4 × Q.
Tekelcinin seçimi
Firma üretimini MR ile MC'nin buluştuğu yere kadar sürdürür: 120 − 4 × Q = 40, yani Q = 20 bin kutu. Fiyatı bulmak için bu miktarı talep eğrisine koyarız: P = 120 − 2 × 20 = 80 lira. Firmanın aylık kârı (80 − 40) × 20 = 800 bin liradır.
Burada sık yapılan bir hata vardır: fiyatı marjinal gelir eğrisinden okumak. Marjinal gelir eğrisi yalnızca kaç birim üretileceğini söyler. Fiyatı belirleyen, alıcıların o miktar için ödemeye hazır olduğu tutardır ve bu tutar talep eğrisindedir.
Tekelcinin talep eğrisinin hangi bölümünde üretim yaptığı da ilginçtir. Marjinal maliyet pozitif olduğu için marjinal gelirin de pozitif olması gerekir. Marjinal gelirin pozitif olduğu bölge, talebin esnek olduğu bölgedir; fiyat indirimi toplam geliri artırır. Tekelci hiçbir zaman talebin esnek olmadığı bir noktada üretmez: orada fiyatı yükseltmek hem geliri artırır hem maliyeti düşürür, dolayısıyla kârı kesinlikle artırır.
Rekabetle karşılaştırma
Aynı piyasa, her biri kutu başına 40 liraya üretebilen çok sayıda firmadan oluşsaydı, fiyat marjinal maliyete, 40 liraya inerdi. Talep eğrisinden 40 = 120 − 2 × Q, yani Q = 40 bin kutu bulunur.
| Piyasa yapısı | Fiyat (TL) | Miktar (bin kutu) | Tüketici rantı (bin TL) | Üretici kârı (bin TL) | Toplam (bin TL) |
|---|---|---|---|---|---|
| Rekabet | 40 | 40 | 1.600 | 0 | 1.600 |
| Tekel | 80 | 20 | 400 | 800 | 1.200 |
Rekabetçi piyasada tüketici rantı, fiyatın üstünde kalan üçgendir: ½ × 40 × (120 − 40) = 1.600 bin lira. Tekelde bu üçgen küçülür: ½ × 20 × (120 − 80) = 400 bin lira. Tüketici rantının 1.200 bin liralık kaybının 800 bin lirası tekelciye kâr olarak geçer. Kalan 400 bin lira hiç kimseye geçmez.
Bu kayıp, satılmayan 20 bin kutudan gelir. Bu kutuların her biri için bir alıcı, 40 liralık üretim maliyetinden fazlasını ödemeye hazırdı; ama tekelci fiyatı 80'de tuttuğu için bu alıcılar ilacı almadı. Kaybın büyüklüğü, iki miktar arasında kalan üçgenin alanıdır: ½ × (40 − 20) × (80 − 40) = 400 bin lira. Bu, tekelin ölü ağırlık kaybıdır.
Piyasa gücünü ölçmek
Bir firmanın piyasa gücünü, fiyatının marjinal maliyetinin ne kadar üstünde olduğuyla ölçebiliriz. Bu ölçüyü 1934'te iktisatçı Abba Lerner önerdi.
Örneğimizde L = (80 − 40) ÷ 80 = 0,5'tir. Aynı sonuç esneklikten de bulunur. Talep eğrisinde miktar, fiyattaki her 1 liralık artışta 0,5 bin kutu azalır. Tekel noktasında esneklik −0,5 × (80 ÷ 20) = −2'dir; mutlak değerinin tersi 1 ÷ 2 = 0,5. Bu eşitlik bir sezgi taşır: alıcıların fiyata duyarlılığı ne kadar düşükse, tekelcinin fiyatı maliyetin üstüne çıkarabileceği pay o kadar büyüktür. Daraprim gibi, hastanın ikamesi olmayan bir ilaçta talep çok az esnektir ve payın bu kadar büyük olabilmesi bundandır.
Çözümlü örnek — doğal tekelin düzenlenmesi
Bir şehrin su dağıtım şebekesini düşün. Boruları döşemek ve bakımını yapmak büyük bir sabit maliyettir; şebeke bir kez kurulduktan sonra bir metreküp daha su vermenin maliyeti ise görece küçüktür. Böyle bir sektörde iki ayrı firmanın iki ayrı boru ağı döşemesi israf olur. Tek bir firmanın bütün şehre hizmet vermesi, toplam maliyeti en aza indirir.
Aynı talep eğrisini, P = 120 − 2 × Q, bu kez su için kullanalım ve firmanın her ay 600 bin liralık sabit maliyete katlandığını, marjinal maliyetinin 40 lira olduğunu varsayalım. Ortalama toplam maliyet ATC = 600 ÷ Q + 40'tır ve üretim arttıkça sürekli düşer.
Birinci adım, düzenlenmemiş tekel. Firma MR = MC koşuluyla 20 bin birim üretir ve 80 liradan satar. Geliri 1.600, toplam maliyeti 600 + 40 × 20 = 1.400 bin liradır; kârı 200 bin lira. Ölü ağırlık kaybı, sabit maliyet eklenmesine rağmen 400 bin liradır, çünkü üretilmeyen birimler aynıdır.
İkinci adım, fiyatı marjinal maliyete eşitlemek. Düzenleyici fiyatı 40 liraya sabitlerse talep 40 bin birim olur ve ölü ağırlık kaybı ortadan kalkar. Ama firmanın geliri 40 × 40 = 1.600, toplam maliyeti 600 + 1.600 = 2.200 bin lira olur. Firma her ay 600 bin lira zarar eder; yani sabit maliyetin tamamı karşılanmaz. Bu kural ancak devletin sabit maliyeti bir sübvansiyonla karşılaması durumunda sürdürülebilir.
Üçüncü adım, fiyatı ortalama maliyete eşitlemek. Düzenleyici, firmanın kâr ya da zarar etmeyeceği fiyatı ararsa, talep eğrisinin ortalama maliyet eğrisini kestiği noktayı bulur: 120 − 2 × Q = 600 ÷ Q + 40. Her iki tarafı Q ile çarpıp düzenleyince Q² − 40 × Q + 300 = 0 çıkar; kökler Q = 10 ve Q = 30'dur. Düzenleyici daha büyük miktarı seçer: Q = 30 bin birim, P = 120 − 60 = 60 lira. Firmanın geliri 1.800, maliyeti 600 + 1.200 = 1.800 bin liradır; kâr sıfırdır. Ölü ağırlık kaybı ½ × (40 − 30) × (60 − 40) = 100 bin liraya iner.
| Kural | Fiyat (TL) | Miktar (bin) | Firmanın kârı (bin TL) | Ölü ağırlık kaybı (bin TL) |
|---|---|---|---|---|
| Düzenlenmemiş tekel | 80 | 20 | 200 | 400 |
| Fiyat = marjinal maliyet | 40 | 40 | −600 | 0 |
| Fiyat = ortalama maliyet | 60 | 30 | 0 | 100 |
Tablo, düzenleyicinin önündeki seçimi açıkça gösterir. Marjinal maliyet fiyatlaması en verimli sonucu verir ama bir vergi kaynağından sübvansiyon gerektirir; vergilerin de kendi ölü ağırlık kayıpları vardır. Ortalama maliyet fiyatlaması firmayı kendi ayakları üzerinde tutar ama bir miktar verimlilik kaybını kabul eder. Hangisinin seçileceği hem iktisadi hem de siyasi bir karardır. Pek çok ülkede uygulama ikisinin arasında bir yerde durur: düzenleyici, şebekenin sabit maliyetini bir kısmı kullanım ücretine, bir kısmı sabit abonelik bedeline yayarak karşılar.
Tekelin görünmeyen maliyeti
Ölü ağırlık kaybı hesabı, tekelcinin de rekabetçi firmalar kadar verimli üretim yaptığını varsayar: iki durumda da kutu başına maliyet 40 liraydı. Harvey Leibenstein 1966'da bu varsayımı sorguladı. Rakibi olmayan bir firmada yöneticilerin ve çalışanların maliyetleri düşürmek için baskı hissetmediğini, bu yüzden aynı ürünün tekelde daha pahalıya üretilebileceğini savundu. Bu ek maliyete X-verimsizliği adını verdi.
X-verimsizliği varsa tekelin toplam maliyeti ölü ağırlık üçgeninden büyüktür. Örneğimizde tekelcinin marjinal maliyeti 40 yerine 50 lira olsaydı, tekelci MR = MC koşuluyla 120 − 4 × Q = 50'den 17,5 bin kutu üretir ve 85 liradan satardı. Hem miktar daha da düşer hem de üretilen her kutu için 10 liralık kaynak boşa harcanmış olur. Rekabet savunucularının bir argümanı budur: rekabet yalnızca fiyatı maliyete yaklaştırmaz, maliyetin kendisini de aşağı çeker. Hazır beton santralleri örneğindeki eleme mekanizması, bu argümanın sahadaki bir görüntüsüdür.
Girişin tehdidi
Tekelcinin gücü, girişin gerçekten engellenip engellenmediğine bağlıdır. William Baumol ve arkadaşları 1980'lerin başında, tek bir firmanın bulunduğu bir piyasanın bile tekel gibi davranmak zorunda olmayabileceğini savundu. Piyasaya girmek ve çıkmak kolay ve ucuzsa, yani giren firmanın batık maliyeti yoksa, yüksek fiyat anında rakipleri çeker. Böyle bir piyasada tek firma, rakiplerin gelmesini önlemek için fiyatını ortalama maliyete yakın tutar. Bu fikre rekabete açık piyasalar denir.
Fikrin gücü de sınırı da aynı yerdedir. Gerçek sektörlerin çoğunda girişin batık bir maliyeti vardır: fabrika kurulur, lisans alınır, müşteri kazanılır. Daraprim örneğinde de giriş, yasal olarak serbest olduğu hâlde pratikte engellenmişti. Rekabet otoritelerinin dikkatinin çoğunlukla piyasa payından çok giriş engellerine yönelmesinin nedeni budur: bir piyasada kaç firma bulunduğu kadar, yeni bir firmanın ne kadar kolay girebileceği de fiyatları belirler.
Modelin sınırları
Bu model tek bir fiyattan satan, maliyetlerini bilen ve rakiplerin girişinden hiç korkmayan bir tekelciyi varsayar. Gerçekte tekelciler farklı alıcılara farklı fiyatlar uygulayabilir, maliyetlerini düşürmek için rakipli firmalar kadar çaba harcamayabilir ya da girişi caydırmak için fiyatlarını bilerek düşük tutabilir. Düzenleyiciler de firmanın gerçek maliyetini tam olarak bilemez; ortalama maliyet fiyatlaması, maliyetleri şişirme teşviki yaratabilir. Bu sınırlar modelin ana sonucunu değiştirmez: rakibin yokluğu, fiyatı maliyetin üstüne, miktarı ise etkin düzeyin altına iter.
Uygulama
Özet kartı
- Tekel, yakın ikamesi olmayan bir malın tek satıcısıdır; piyasanın aşağı eğimli talep eğrisiyle tek başına karşılaşır.
- Tekelcinin marjinal geliri fiyattan küçüktür, çünkü ek birimi satmak için önceki birimlerin fiyatını da düşürmesi gerekir.
- Tekelci MR = MC olan miktarı üretir ve fiyatı talep eğrisinden okur; sonuç, rekabete göre daha düşük miktar ve daha yüksek fiyattır.
- Tekelin toplum için maliyeti, üretilmeyen birimlerin yarattığı ölü ağırlık kaybıdır; tüketicilerden tekelciye aktarılan tutar bir bölüşüm meselesidir.
- Doğal tekelde tek firma en ucuz yoldur; düzenleyici, fiyatı marjinal maliyete eşitleyip sübvansiyon vermek ile ortalama maliyete eşitleyip bir miktar verimlilik kaybını kabul etmek arasında seçim yapar.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Tekel | Monopoly | Yakın ikamesi olmayan bir malın tek satıcısı |
| Piyasa gücü | Market power | Fiyatı marjinal maliyetin üstünde tutabilme yeteneği |
| Lerner endeksi | Lerner index | Fiyat ile marjinal maliyet farkının fiyata oranı |
| Doğal tekel | Natural monopoly | Bütün talebi tek firmanın en düşük maliyetle karşılayabildiği durum |
| Patent | Patent | Buluş sahibine belirli bir süre için tanınan yasal üretim ve satış tekeli |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Tekel ile piyasa gücü arasındaki fark nedir? Tekel olmayan bir firmanın piyasa gücü olabilir mi?
- (Çıktı 2) Tekelcinin marjinal geliri neden fiyattan küçüktür? Örnekteki tablo üzerinden açıkla.
- (Çıktı 2) Tekelci neden talebin esnek olmadığı bir noktada üretim yapmaz?
- (Çıktı 3) Talep P = 100 − Q, marjinal maliyet sabit ve 20 lira olsun. Tekelcinin miktarını, fiyatını ve kârını, rekabetçi miktarı ve ölü ağırlık kaybını hesapla.
- (Çıktı 3) Aynı piyasada Lerner endeksini hesapla ve tekel noktasındaki talep esnekliğiyle karşılaştır.
- (Çıktı 3) Doğal tekel örneğinde sabit maliyet 600 bin liradan 750 bin liraya çıksaydı ortalama maliyet fiyatlaması hangi fiyat ve miktarı verirdi?
- (Çıktı 4) Patent sisteminin yenilik teşviki ile erişim maliyeti arasındaki dengesini Schumpeter ve Arrow'un görüşleri üzerinden tartış.
Cevaplar
- Tekel, bir malın tek satıcısı olma durumudur; piyasa gücü ise fiyatı marjinal maliyetin üstünde tutabilme yeteneğidir. Tekel piyasa gücünün en uç biçimidir, ama birkaç büyük firmanın bulunduğu piyasalarda ya da ürünlerini farklılaştıran firmalarda da piyasa gücü olabilir.
- Satışı artırmanın yolu fiyatı indirmektir ve indirim önceki kutulara da uygulanır. Tabloda miktar 20'den 25'e çıkınca yeni kutular 350 bin lira getirir, ama ilk 20 bin kutunun fiyatındaki 10 liralık düşüş 200 bin lira götürür; net ek gelir 150 bin lira, yani kutu başına 30 liradır, fiyat ise 70 liradır.
- Talep esnek değilse fiyatı yükseltmek toplam geliri artırır. Aynı zamanda daha az üretileceği için maliyet düşer. Gelir artıp maliyet düştüğü için kâr kesinlikle artar; dolayısıyla o nokta kârı en yüksek yapan nokta olamaz.
- MR = 100 − 2 × Q = 20'den Q = 40, P = 60. Kâr (60 − 20) × 40 = 1.600. Rekabette P = 20, Q = 80. Ölü ağırlık kaybı ½ × (80 − 40) × (60 − 20) = 800.
- L = (60 − 20) ÷ 60 = 40 ÷ 60 ≈ 0,67. Talep eğrisinde fiyat 1 lira artınca miktar 1 birim azalır; tekel noktasında esneklik −1 × (60 ÷ 40) = −1,5'tir. Mutlak değerinin tersi 1 ÷ 1,5 ≈ 0,67; iki hesap aynı sonucu verir.
- 120 − 2 × Q = 750 ÷ Q + 40'tan Q² − 40 × Q + 375 = 0; kökler Q = 15 ve Q = 25. Düzenleyici 25 bin birimi seçer; fiyat 120 − 50 = 70 lira.
- Schumpeter'e göre geçici tekel kârı yeniliğin ödülüdür ve firmaları riskli araştırmaya yönelten bu beklentidir; patent bu ödülü güvence altına alır. Arrow'a göre ise tekelci mevcut kârını yeni bir ürünle yerinden etmeye isteksizdir ve yenilik için asıl teşvik rekabetten gelir. Patent süresi bu iki etki arasındaki dengeyi kurar: süre uzadıkça yenilikçinin ödülü artar, ama tüketicilerin yüksek fiyat ödediği ve ölü ağırlık kaybının sürdüğü dönem de uzar.
İleri okuma
- U.S. Food and Drug Administration (2019). «Generic Competition and Drug Prices». Rakip sayısı ile ilaç fiyatları arasındaki ilişkinin verisi.
- Abba P. Lerner (1934). «The Concept of Monopoly and the Measurement of Monopoly Power». The Review of Economic Studies, cilt 1, sayı 3. Piyasa gücü ölçüsünün ilk önerisi.
- Joseph A. Schumpeter, Kapitalizm, Sosyalizm ve Demokrasi (1942). Yaratıcı yıkım ve geçici tekel kârı fikrinin klasik anlatımı.
- Kenneth J. Arrow (1962). «Economic Welfare and the Allocation of Resources for Invention». The Rate and Direction of Inventive Activity içinde, Princeton University Press. Rekabetin ve tekelin yenilik teşvikleri üzerine.
Sonraki derse köprü
Tam rekabet ile tekel, piyasa yapılarının iki ucudur: birinde sayısız küçük satıcı, öbüründe tek bir satıcı. Gerçek piyasaların çoğu bu iki uç arasında yer alır. Bir kentteki kafeler, kuaförler ve restoranlar birbirine benzer ama tıpatıp aynı değildir; her biri küçük bir piyasa gücüne sahiptir, ama girişin serbest olması bu gücü sınırlar. Bir ülkedeki birkaç büyük havayolu, operatör ya da çimento üreticisi ise fiyatlarını belirlerken birbirlerinin ne yapacağını hesaba katmak zorundadır. Bu iki ara yapıyı, tekelci rekabeti ve oligopolü, sıradaki ders açıyor.