Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Tam rekabet, çok sayıda küçük alıcı ve satıcının, homojen bir malı, girişin ve çıkışın serbest olduğu bir piyasada alıp sattığı yapıdır; tek bir firma fiyatı etkileyemez.
- Fiyat alıcı firmada marjinal gelir fiyata eşittir; firma kârını P = MC olan miktarda en yükseğe çıkarır.
- Fiyat ortalama değişken maliyetin üstündeyse firma zarar etse bile kısa dönemde üretir; altına inerse kapanır. Arz eğrisi, marjinal maliyet eğrisinin kapanma noktasının üstündeki parçasıdır.
- Uzun dönemde giriş ve çıkış, fiyatı ortalama toplam maliyetin en alçak noktasına iter ve ekonomik kârı sıfırlar.
- Model hem bir ölçüt hem de bir tartışma konusudur: rekabetin varacağı dengeyi tarif eder, ama rekabetin bir keşif süreci olarak nasıl işlediğini göstermez.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Tam rekabetin varsayımlarını, fiyat alıcı firmayı, marjinal geliri ve kapanma noktasını tanımlar.
- Anlama — Rekabetçi bir firmanın arz eğrisinin neden marjinal maliyet eğrisinin bir parçası olduğunu ve uzun dönemde ekonomik kârın neden sıfıra indiğini açıklar.
- Uygulama — Bir maliyet fonksiyonundan firmanın kâr maksimize eden üretimini, kârını ya da zararını ve piyasanın uzun dönem dengesini hesaplar.
- Değerlendirme — Tam rekabet modelinin gerçek piyasaları ne ölçüde açıkladığını, rekabeti bir durum olarak gören ve bir süreç olarak gören yaklaşımlar üzerinden değerlendirir.
Sezgi
Açılış
Bir sabah Antalya'daki toptancı haline bir kamyon domates geliyor. Onu getiren seracı, fiyatı kendisi belirlemiyor. Tahtada yazan fiyatı kabul ediyor ya da domatesini bir başka güne saklamayı göze alıyor. Yüzlerce seracıdan biri o. Bugün domatesini hale getirmese bile tahtadaki fiyat kıpırdamaz.
Şimdi bir telefon şirketini düşün. Yeni modelinin fiyatını kendisi ilan ediyor; fiyatı biraz yükseltirse satışları düşer ama sıfıra inmez. Bu iki üretici aynı iktisadi kurallara mı uyar? Seracı ne kadar domates yetiştireceğine nasıl karar verir, ve domates fiyatı birkaç mevsim yüksek seyrederse ne olur?
Bu derste iktisadın en sade piyasa yapısını, tam rekabeti inceliyoruz. Bu yapı gerçek dünyada saf hâliyle nadiren görülür. Ama onu anlamak, öbür bütün piyasa yapılarını ölçmek için bir cetvel sağlar.
Hikâye — Betonun kısa ömrü
Hazır beton ilginç bir maldır. Santralde karıştırıldıktan sonra kısa sürede, genellikle bir buçuk saat içinde dökülmesi gerekir; yoksa sertleşmeye başlar. Bu yüzden beton uzağa taşınamaz. Her şehir, hatta bir şehrin her bölgesi, kendi beton santrallerinden oluşan küçük ve ayrı bir piyasadır.
İktisatçı Chad Syverson bu özelliği bir doğal laboratuvar olarak kullandı. ABD'nin yüzlerce yerel beton piyasasını karşılaştırdı. Bazı piyasalar kalabalıktı: yoğun inşaat olan bölgelerde santraller birbirine yakındı ve bir müteahhit, fiyatı ya da hizmeti beğenmediği santrali bırakıp birkaç kilometre ötedekine gidebiliyordu. Bazı piyasalar ise seyrekti: tek bir santral kilometrelerce çevrede tek başınaydı.
Syverson'ın bulduğu şey, rekabetin ne yaptığına dair ders kitabı tahmininin sahadaki bir görüntüsüydü. Kalabalık piyasalarda santrallerin ortalama verimliliği daha yüksekti, en verimsiz santraller bile seyrek piyasalardaki en verimsizlerden daha iyiydi ve santraller arasındaki verimlilik farkı daha dardı. Seyrek piyasalarda ise verimsiz santraller ayakta kalabiliyordu, çünkü müşterinin gidecek başka yeri yoktu.
Mekanizma basittir. Müşteri kolayca başka bir satıcıya geçebiliyorsa, her satıcı piyasa fiyatına uymak zorundadır. O fiyatta maliyetlerini karşılayamayanlar zamanla piyasadan çekilir. Geride, fiyatı karşılayabilecek kadar verimli olanlar kalır. Rekabet böylece bir eleme mekanizması gibi çalışır.
Kavram
Tam rekabet dört varsayıma dayanır. Piyasada çok sayıda alıcı ve satıcı vardır ve her biri toplamın içinde çok küçüktür. Satılan mal homojendir; bir seracının domatesi ile öbürününki alıcı için birbirinin aynısıdır. Piyasaya giriş ve piyasadan çıkış serbesttir. Son olarak, alıcılar da satıcılar da fiyatları bilir.
Bu varsayımların en önemli sonucu, tek bir firmanın fiyatı etkileyememesidir. Seracı fiyatı tahtadaki rakamın biraz üstüne çıkarırsa kimse ondan almaz, çünkü aynı domates yan tezgâhta daha ucuzdur. Fiyatın altına inmesi için de bir neden yoktur, çünkü o fiyattan istediği kadarını satabilir. Firma fiyatı alır, belirlemez.
Fiyat sabit olunca, bir birim daha satmanın getirdiği ek gelir de fiyata eşittir. Bu ek gelire marjinal gelir denir. Firma, bir birim daha üretmenin ek gelirini ek maliyetiyle karşılaştırır. Ek gelir ek maliyetten büyükse üretimi artırır, küçükse azaltır. Kâr, iki büyüklüğün eşitlendiği yerde en yüksektir: fiyat eşittir marjinal maliyet.
Uzun dönemde bir şey daha olur. Piyasa fiyatı firmaların ortalama maliyetinin üstündeyse, bu sektör ekonomik kâr getiriyordur. Serbest giriş olduğu için bu kâr yeni üreticileri çeker. Yeni seralar kurulur, arz artar, fiyat düşer. Fiyat ortalama maliyete inene kadar giriş sürer. Tersine, fiyat ortalama maliyetin altındaysa bazı üreticiler çıkar, arz azalır ve fiyat toparlanır.
Veri ve kanıt
Bu bulgu, tam rekabet modelinin bir tahminini doğrular: rekabet, piyasa fiyatını karşılayamayan üreticileri eler ve kalanları ortalama olarak daha verimli kılar. Ama aynı çalışma, modelin öbür bir varsayımının gerçekte ne kadar esnek olduğunu da gösterir. Beton homojen bir maldır, ama taşıma maliyeti her piyasayı yerelleştirir; seyrek bir bölgedeki santral, fiyatı bir ölçüde kendisi belirleyebilir. Tam rekabet bir sektörün değişmez özelliği değil, o sektörün hangi koşullarda çalıştığının bir sonucudur.
Tam rekabet modeline yöneltilen en güçlü itirazlardan biri, rekabetin kendisini nasıl tanımladığıyla ilgilidir. Friedrich Hayek, 1946'da verdiği ve sonradan yayımlanan bir konferansta, modelin rekabeti bir denge durumu olarak tarif ettiğini, oysa gerçek rekabetin bir süreç olduğunu savundu. Modelde herkes fiyatları ve en iyi üretim yöntemlerini zaten bilir; Hayek'e göre ise rekabetin asıl işi, bu bilgiyi keşfetmektir. Kimsenin fiyatı etkileyemediği, herkesin aynı malı sattığı bir dünyada reklam, ürün farklılaştırma ya da yeni bir yöntem denemek anlamsız olurdu; oysa gerçek rekabet tam da bunlardan oluşur.
Modeli savunanlar ise onu gerçek piyasaların bir tasviri olarak değil, bir ölçüt olarak kullandıklarını söyler. Tam rekabet, bir piyasanın ne kadar verimli olabileceğinin sınırını çizer; gerçek piyasalardaki sapmalar, yani yüksek fiyatlar, düşük üretim, verimsiz firmaların ayakta kalması, bu sınırla karşılaştırılarak ölçülür. İki görüş aslında farklı sorulara cevap verir: biri «rekabet sonunda nereye varır?», öbürü «rekabet oraya nasıl varır?» diye sorar.
Yaygın yanlış«Rekabetçi bir piyasada firmalar kâr etmez, çünkü uzun dönemde kâr sıfıra iner.»
Sıfıra inen, ekonomik kârdır. Muhasebe kârı pozitif kalır ve sahibin emeğinin ve sermayesinin başka yerde getireceği getiriyi tam olarak karşılar. Ekonomik kârın sıfır olması, firmanın en iyi alternatifi kadar kazandığı anlamına gelir.
Yaygın yanlış«Zarar eden bir firma hemen kapanmalıdır.»
Kısa dönemde sabit maliyetler ödenecektir. Firma, fiyat ortalama değişken maliyetin üstünde kaldıkça üretmeye devam ederek zararını küçültür; çünkü satışlar değişken maliyetleri karşılayıp sabit maliyetin bir kısmını da öder. Kapanma, ancak fiyat ortalama değişken maliyetin altına indiğinde doğru karardır.
Neden önemli?
Türkiye ekonomisinin önemli bir kısmı, tam rekabete yakın koşullarda çalışır. Tarımda binlerce küçük üretici hallerde oluşan fiyatları kabul eder; tekstil ve hazır giyimde çok sayıda fason atölye, büyük markaların siparişleri için birbiriyle yarışır. Bu piyasalarda tek bir üreticinin fiyat pazarlığı gücü sınırlıdır. Maliyetler arttığında, örneğin gübre, enerji ya da ücret zamlarıyla, üreticiler bu artışı fiyatlara tek başlarına yansıtamaz; en verimsiz olanlar önce zorlanır.
Model, bu piyasalardaki döngüleri de açıklar. Bir ürünün fiyatı bir mevsim yüksek seyrederse, ertesi mevsim o ürünü eken üretici sayısı artar ve fiyat düşer. Fiyatın düştüğü mevsimde bazı üreticiler başka ürünlere geçer. Bu giriş ve çıkış, uzun dönemde fiyatı üretim maliyetine yakın tutar, ama kısa dönemde hem üreticiler hem tüketiciler için sert dalgalanmalar yaratabilir.
Son olarak model, rekabet politikasının neyi koruduğunu gösterir. Türkiye'de Rekabet Kurumu, piyasaya giriş engellerini, firmalar arası anlaşmaları ve hâkim durumun kötüye kullanılmasını denetler. Bu denetimin gerekçesi, rekabetin fiyatları maliyete yaklaştırması ve verimsiz üreticileri elemesidir; tam rekabet modeli, bu gerekçenin en sade ifadesidir.
Model
Firmanın gelir tarafı
Bir hazır giyim piyasasında yüzlerce benzer fason atölye, basit bir tişört üretsin. Tek bir atölye, piyasa fiyatı P'yi veri kabul eder. Q adet tişört satarsa toplam geliri TR = P × Q olur. Her ek tişört, fiyat kadar ek gelir getirir, dolayısıyla marjinal gelir fiyata eşittir.
Bu eşitlik yalnızca fiyat alıcı firma için geçerlidir. Satışını artırmak için fiyatını düşürmek zorunda olan bir firmada, ek birimin getirdiği gelir fiyattan küçük olur, çünkü fiyat indirimi önceki birimlere de yansır. Bu fark, tam rekabeti öbür piyasa yapılarından ayıran temel noktalardan biridir.
Firmanın maliyet tarafı
Atölyenin günlük maliyet fonksiyonu şu olsun. Rakamlar örnektir.
TC = 800 + 10 × Q + 0,5 × Q²
İlk terim, kira ve makine kiralaması gibi günlük sabit maliyettir: 800 lira. Kalan iki terim değişken maliyettir. Üretim arttıkça makineler ve çalışanlar daha yoğun kullanılır ve her ek tişört bir öncekinden biraz daha pahalıya çıkar. Bu fonksiyondan şu büyüklükler türetilir:
- Marjinal maliyet: MC = 10 + Q
- Ortalama değişken maliyet: AVC = 10 + 0,5 × Q
- Ortalama toplam maliyet: ATC = 800 ÷ Q + 10 + 0,5 × Q
Marjinal maliyet, maliyet fonksiyonunun eğimidir; ikinci dereceden terimin türevi Q'yu verir. Ortalama toplam maliyetin en alçak noktası, marjinal maliyetin ortalamayı kestiği yerdedir. 10 + Q = 800 ÷ Q + 10 + 0,5 × Q eşitliğinden 0,5 × Q = 800 ÷ Q, yani Q² = 1.600 ve Q = 40 bulunur. Bu üretimde ortalama toplam maliyet 20 + 10 + 20 = 50 liradır, marjinal maliyet de 10 + 40 = 50 liradır.
Kâr maksimizasyonu
Atölye kârını, yani TR − TC'yi en yüksek yapacak üretimi arar. Her tişört için karşılaştırma aynıdır: fiyat marjinal maliyetin üstündeyse o tişörtü üretmek kârı artırır; altındaysa kârı azaltır. Kâr, ikisinin eşitlendiği noktada en yüksektir.
Grafikte bu karar sade bir resim çizer. Yatay eksende üretim, dikey eksende lira vardır. Piyasa fiyatı yatay bir çizgidir; atölyenin talep eğrisi, marjinal gelir eğrisi ve ortalama gelir eğrisi bu tek çizgide üst üste biner. Marjinal maliyet eğrisi bu çizgiyi aşağıdan keserek yukarı çıkar ve kesişme noktası üretim miktarını verir. O miktardan yukarı çıkıp ortalama toplam maliyet eğrisine kadar inen dikey mesafe, birim başına kârdır. Bu mesafe ile üretim miktarının oluşturduğu dikdörtgen toplam kârı gösterir. Fiyat çizgisi aşağı indikçe dikdörtgen incelir, fiyat en düşük ortalama maliyete değdiğinde kaybolur ve daha aşağıda, ortalama maliyet eğrisinin altında kalan bir zarar dikdörtgenine dönüşür.
Bu kuralın bir sonucu önemlidir: kâr maksimize eden üretimi bulmak için ortalama maliyete bakılmaz. Ortalama maliyet yalnızca, bulunan üretim düzeyinde firmanın kâr mı zarar mı ettiğini söyler. Kârın büyüklüğü, fiyat ile ortalama toplam maliyet arasındaki farkın üretimle çarpımıdır: kâr = (P − ATC) × Q.
Çözümlü örnek
Birinci adım, yüksek fiyat. Piyasa fiyatı 70 lira olsun. P = MC koşulundan 70 = 10 + Q, yani Q = 60 tişört. Toplam gelir 70 × 60 = 4.200 lira. Toplam maliyet 800 + 600 + 0,5 × 3.600 = 800 + 600 + 1.800 = 3.200 lira. Kâr 1.000 liradır. Ortalama toplam maliyet 3.200 ÷ 60 ≈ 53,33 lira; kâr, (70 − 53,33) × 60 ≈ 1.000 lira olarak da bulunur.
İkinci adım, başabaş fiyatı. Fiyat 50 lira olsun. 50 = 10 + Q'dan Q = 40. Toplam gelir 2.000 lira, toplam maliyet 800 + 400 + 800 = 2.000 lira. Ekonomik kâr sıfırdır. Başabaş fiyatı, ortalama toplam maliyet eğrisinin dibine denk gelir. Bu fiyatın altında atölye zarar eder.
Üçüncü adım, zarar ama üretim. Fiyat 30 liraya düşsün. 30 = 10 + Q'dan Q = 20. Toplam gelir 600 lira, toplam maliyet 800 + 200 + 200 = 1.200 lira; zarar 600 liradır. Atölye kapansaydı gelir sıfır olurdu ama 800 liralık sabit maliyet yine ödenirdi; zarar 800 lira olurdu. Üretmek zararı 200 lira azaltır. Bunun nedeni, 600 liralık gelirin 400 liralık değişken maliyeti karşılayıp sabit maliyetin 200 lirasını da ödemesidir.
Dördüncü adım, kapanma. Fiyat ortalama değişken maliyetin altına inerse üretmek, değişken maliyetleri bile karşılamaz. Bu maliyet fonksiyonunda ortalama değişken maliyet, üretim sıfıra yaklaşırken 10 liraya iner. Fiyat 10 liranın altındaysa atölye üretimi durdurur ve yalnızca sabit maliyetini öder.
Bu dört adım, atölyenin kısa dönem arz eğrisini verir. Fiyat 10 liranın üstündeyken atölye, marjinal maliyet eğrisi üzerinde, Q = P − 10 kadar üretir. Fiyat 10 liranın altındayken hiç üretmez. Rekabetçi firmanın arz eğrisi, marjinal maliyet eğrisinin kapanma noktasının üstünde kalan parçasıdır.
Piyasa arzı ve kısa dönem dengesi
Piyasada 100 özdeş atölye olsun. Her biri Q = P − 10 kadar ürettiğine göre, her fiyatta atölyelerin üretimleri toplanarak piyasa arzı bulunur: Qs = 100 × (P − 10) = 100 × P − 1.000. Piyasa talebi de Qd = 9.500 − 50 × P olsun.
Denge için arz talebe eşitlenir: 100 × P − 1.000 = 9.500 − 50 × P, buradan 150 × P = 10.500 ve P = 70 lira. Piyasada günde 6.000 tişört alınıp satılır; her atölye 60 tişört üretir ve birinci adımda bulduğumuz gibi günde 1.000 lira ekonomik kâr eder.
Uzun dönem dengesi
Günde 1.000 lira ekonomik kâr, bu sektörün sahiplerine en iyi alternatiflerinden daha fazla kazandırdığı anlamına gelir. Giriş serbest olduğu için yeni atölyeler açılır. Her yeni atölye piyasa arz eğrisini sağa kaydırır ve fiyat düşer. Giriş, fiyat 50 liraya, yani atölyelerin ulaşabileceği en düşük birim maliyete inene kadar sürer; o noktada ekonomik kâr sıfırdır ve yeni birinin girmesi için bir neden kalmaz.
Uzun dönem dengesini hesaplamak için iki bilgi yeter. Fiyat 50 liradır ve her atölye 40 tişört üretir. Bu fiyatta talep 9.500 − 50 × 50 = 7.000 tişörttür. 7.000 tişörtü, her biri 40 tişört üreten atölyeler karşılayacaksa atölye sayısı 7.000 ÷ 40 = 175 olur. Piyasaya 75 yeni atölye girmiştir.
| Durum | Fiyat (TL) | Atölye sayısı | Atölye başına üretim | Piyasa miktarı | Atölye başına ekonomik kâr (TL) |
|---|---|---|---|---|---|
| Kısa dönem | 70 | 100 | 60 | 6.000 | 1.000 |
| Uzun dönem | 50 | 175 | 40 | 7.000 | 0 |
Bu sonuçta dikkat çekici iki şey var. Birincisi, tüketiciler kazandı: fiyat 70 liradan 50 liraya indi ve alınan miktar 6.000'den 7.000'e çıktı. İkincisi, her atölye daha az üretiyor ama tam olarak ortalama maliyetinin en düşük olduğu noktada üretiyor; yani tişörtler mümkün olan en ucuz yolla üretiliyor.
Talep artınca ne olur?
Uzun dönem dengesindeki piyasada talebin arttığını düşünelim; örneğin tişörtler bir okul kıyafeti yönetmeliğiyle daha çok aranır olsun ve talep Qd = 11.300 − 50 × P'ye kaysın. Kısa dönemde atölye sayısı 175'te sabittir. Piyasa arzı 175 × (P − 10) = 175 × P − 1.750 olur. Arz talebe eşitlenince 175 × P − 1.750 = 11.300 − 50 × P, yani 225 × P = 13.050 ve P = 58 lira bulunur.
Bu fiyatta her atölye 58 − 10 = 48 tişört üretir ve piyasa miktarı 175 × 48 = 8.400 olur. Atölye başına toplam gelir 58 × 48 = 2.784 lira, toplam maliyet 800 + 480 + 0,5 × 2.304 = 2.432 liradır; her atölye günde 352 lira ekonomik kâr eder. Talep artışının ilk etkisi, mevcut üreticilerin fiyat yükselişinden kazanmasıdır.
Ama bu kâr, yeni girişleri çeker. Giriş, fiyat yeniden 50 liraya inene kadar sürer. O fiyatta talep 11.300 − 2.500 = 8.800 tişörttür ve her atölye 40 tişört ürettiğine göre atölye sayısı 8.800 ÷ 40 = 220 olur. Talep artışı uzun dönemde fiyatı değiştirmedi; yalnızca sektörü büyüttü.
Bu yüzden özdeş firmaların bulunduğu ve girdi fiyatlarının sektörün büyüklüğünden etkilenmediği bir piyasada uzun dönem arz eğrisi, en düşük ortalama maliyet düzeyinde yatay bir doğrudur. Talep ne kadar artarsa artsın, uzun dönemde piyasa o fiyattan istenen miktarı, firma sayısını ayarlayarak sağlar. Kısa dönemdeki fiyat sıçraması, bu ayarlamanın zaman aldığı dönemin izidir: yeni atölyelerin kurulması, makinelerin gelmesi, çalışanların bulunması haftalar ya da aylar sürer.
Neden bu sonuç verimlidir?
Uzun dönem dengesi iki tür verimliliği bir arada taşır. Fiyat marjinal maliyete eşit olduğu için, bir tişörte en az üretim maliyeti kadar değer biçen her alıcı tişörtünü alır; kimse, maliyetinden fazla değer biçtiği bir tişörtten yoksun kalmaz. Bu, piyasa etkinliğidir. Fiyat aynı zamanda ortalama toplam maliyetin en alçak noktasına eşit olduğu için, her tişört mümkün olan en düşük birim maliyetle üretilir. Bu da üretim etkinliğidir.
Bu iki sonucu sağlayan, hiçbir firmanın niyeti değildir. Her atölye yalnızca kendi kârını düşünür. Ama fiyat alıcı olmak, kârı peşinde koşan her firmayı fiyatı marjinal maliyete eşitlemeye zorlar; serbest giriş ise kârı peşinde koşan yeni firmaları, kâr sıfırlanana kadar piyasaya çeker.
Modelin sınırları
Bu sonuçlar varsayımlara bağlıdır. Firmalar özdeş değilse, uzun dönemde en verimli firmalar pozitif ekonomik kâr etmeye devam edebilir; bu kâr, onların özel yeteneğinin ya da konumunun getirisidir. Girdi fiyatları sektör büyüdükçe artıyorsa, uzun dönem arz eğrisi yatay değil, yukarı eğimli olur. Ve modeldeki dengeye varış anlık değildir: giriş ve çıkış zaman alır, bu arada fiyatlar hem yukarı hem aşağı taşabilir. Bu sınırlar modeli geçersiz kılmaz, ama modelden okunacak sonucun hangi koşullarda geçerli olduğunu hatırlatır.
Uygulama
Özet kartı
- Tam rekabet, çok sayıda küçük alıcı ve satıcının, homojen bir malı, girişin ve çıkışın serbest olduğu bir piyasada alıp sattığı yapıdır; tek bir firma fiyatı etkileyemez.
- Fiyat alıcı firmada marjinal gelir fiyata eşittir; firma kârını P = MC olan miktarda en yükseğe çıkarır.
- Fiyat ortalama değişken maliyetin üstündeyse firma zarar etse bile kısa dönemde üretir; altına inerse kapanır. Arz eğrisi, marjinal maliyet eğrisinin kapanma noktasının üstündeki parçasıdır.
- Uzun dönemde giriş ve çıkış, fiyatı ortalama toplam maliyetin en alçak noktasına iter ve ekonomik kârı sıfırlar.
- Model hem bir ölçüt hem de bir tartışma konusudur: rekabetin varacağı dengeyi tarif eder, ama rekabetin bir keşif süreci olarak nasıl işlediğini göstermez.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Tam rekabet | Perfect competition | Çok sayıda küçük firma, homojen mal, serbest giriş-çıkış ve tam bilgi |
| Fiyat alıcı | Price taker | Piyasa fiyatını etkileyemeyen, onu veri kabul eden firma |
| Marjinal gelir | Marginal revenue | Bir birim daha satmanın toplam gelire eklediği tutar |
| Kâr maksimizasyonu koşulu | Profit-maximizing condition | Marjinal gelirin marjinal maliyete eşitlendiği üretim |
| Kapanma noktası | Shutdown point | Fiyatın ortalama değişken maliyetin en alçak düzeyine eşit olduğu nokta |
| Uzun dönem dengesi | Long-run equilibrium | Fiyatın en düşük ortalama maliyete eşit olduğu, ekonomik kârın sıfırlandığı denge |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Tam rekabetin varsayımlarından her biri, firmanın fiyat alıcı davranmasına nasıl katkı yapar? Her varsayım için tek cümleyle açıkla.
- (Çıktı 2) Rekabetçi bir firmanın arz eğrisi neden marjinal maliyet eğrisinin bir parçasıdır? Kapanma noktasının altında neden eğri yoktur?
- (Çıktı 3) Modeldeki atölye için piyasa fiyatı 80 lira olsun. Atölyenin üretimini, toplam gelirini, toplam maliyetini ve kârını hesapla.
- (Çıktı 3) Aynı atölye için fiyat 20 lira olsun. Atölye üretmeli mi? Üretirse zararı ne olur, kapanırsa ne olur?
- (Çıktı 3) Piyasa talebi Qd = 9.500 − 50 × P iken, atölyenin sabit maliyeti 800 liradan 1.250 liraya çıksaydı uzun dönemde fiyat, atölye başına üretim ve atölye sayısı ne olurdu?
- (Çıktı 4) Hazır beton piyasasındaki bulgular tam rekabet modelinin hangi tahminini destekliyor, hangi varsayımının sınırını gösteriyor?
- (Çıktı 4) Hayek'in tam rekabet modeline itirazı nedir? Modeli savunanlar bu itiraza nasıl cevap verir?
Cevaplar
- Çok sayıda küçük firma: hiçbiri piyasa miktarını belirgin biçimde değiştiremez. Homojen mal: alıcı pahalı satıcıdan kaçıp ucuzuna gider. Serbest giriş ve çıkış: kâr ya da zarar uzun süre kalıcı olamaz. Tam bilgi: alıcılar daha ucuz fiyatın nerede olduğunu bilir.
- Firma her fiyatta P = MC olan miktarı üretir; fiyat ile üretim arasındaki ilişkiyi marjinal maliyet eğrisi verir. Fiyat ortalama değişken maliyetin en alçak noktasının altındaysa firma hiç üretmez; bu yüzden eğrinin o bölgesi arz eğrisine dahil değildir.
- 80 = 10 + Q'dan Q = 70. Toplam gelir 80 × 70 = 5.600 lira. Toplam maliyet 800 + 700 + 0,5 × 4.900 = 800 + 700 + 2.450 = 3.950 lira. Kâr 1.650 liradır.
- 20 = 10 + Q'dan Q = 10. Toplam gelir 200 lira, toplam maliyet 800 + 100 + 50 = 950 lira; zarar 750 lira. Kapanırsa zarar 800 lira olur. Fiyat ortalama değişken maliyetin, 10 + 5 = 15 liranın, üstünde olduğu için üretmek zararı 50 lira küçültür.
- En düşük ortalama toplam maliyet, 0,5 × Q = 1.250 ÷ Q'dan Q² = 2.500, Q = 50'de oluşur. Bu üretimde ATC = 25 + 10 + 25 = 60 lira. Uzun dönem fiyatı 60 liradır. Talep 9.500 − 3.000 = 6.500 tişört, atölye sayısı 6.500 ÷ 50 = 130 olur.
- Yoğun piyasalarda verimsiz santrallerin tutunamaması, rekabetin fiyatı karşılayamayan üreticileri elediği tahminini destekler. Taşıma maliyetinin her piyasayı yerelleştirmesi ise, homojen bir malda bile firmaların fiyatı bir ölçüde etkileyebildiğini, yani fiyat alıcı varsayımının koşullara bağlı olduğunu gösterir.
- Hayek, modelin herkesin fiyatları ve en iyi üretim yöntemlerini zaten bildiği bir durumu tarif ettiğini, oysa rekabetin asıl işinin bu bilgiyi keşfetmek olduğunu savunur; model rekabetin sürecini değil, varacağı sonucu betimler. Savunucular, modeli gerçek piyasaların tasviri olarak değil, gerçek piyasalardaki sapmaları ölçmek için bir ölçüt olarak kullandıklarını söyler.
İleri okuma
- Chad Syverson (2004). «Market Structure and Productivity: A Concrete Example». Journal of Political Economy 112(6). Rekabetin verimsiz üreticileri nasıl elediğinin sahadan ölçümü.
- Friedrich A. Hayek (1948). «The Meaning of Competition». Individualism and Economic Order içinde, University of Chicago Press. Rekabeti bir süreç olarak ele alan klasik eleştiri.
- N. Gregory Mankiw, Principles of Microeconomics (Cengage, güncel baskılar). Rekabetçi piyasalarda firmalar bölümü.
- Rekabet Kurumu, yıllık faaliyet raporları (rekabet.gov.tr). Türkiye'de rekabet ihlallerine ve giriş engellerine dair kararlar.
Sonraki derse köprü
Tam rekabette hiçbir firma fiyatı etkileyemiyordu; bir birim daha satmanın getirisi her zaman fiyata eşitti. Şimdi tersini düşün: piyasada tek bir satıcı var ve yakın bir ikamesi yok. Bu satıcı fiyatı yükselttiğinde müşterilerinin bir kısmını kaybeder ama hepsini kaybetmez. Satışını artırmak için fiyatı düşürmesi gerektiğinde ek birimin getirisi fiyattan neden küçük olur, tek satıcı hangi miktarı ve fiyatı seçer, ve bu seçim toplumun kazancından neyi eksiltir? Sıradaki ders tekeli açıyor.