İçeriğe geç

Ders EKO-101.08 · Seviye 1 — Temel

Üretim ve maliyetler

EKO-101 Mikroiktisada Giriş

3.656 kelime · yaklaşık 17 dakika okuma · seslendirme 8 dk · veriler Eylül 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • üretim fonksiyonu
  • kısa dönem ve uzun dönem
  • sabit maliyet ve değişken maliyet
  • marjinal maliyet
  • ortalama toplam maliyet
  • ekonomik kâr ve muhasebe kârı
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Üretim fonksiyonu girdilerle çıktı arasındaki ilişkidir; kısa dönemde en az bir girdi sabittir, uzun dönemde hepsi değişebilir.
  2. Sabit maliyet üretimden bağımsızdır, değişken maliyet üretimle artar; ek birim kararına yalnızca değişken maliyet girer.
  3. Marjinal maliyet, girdi fiyatının marjinal ürüne bölümüyle ilişkilidir; marjinal ürün düştükçe marjinal maliyet yükselir.
  4. Marjinal maliyet ortalama toplam maliyeti en alçak noktasında keser; ek sipariş kararı ortalamayla değil, marjinal maliyetle verilir.
  5. Ekonomik kâr, muhasebe kârından sahibin vazgeçtiği gelir gibi örtük maliyetlerin de düşülmesiyle bulunur.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — Üretim fonksiyonunu, sabit ve değişken maliyeti, marjinal ve ortalama maliyeti tanımlar.
  • Anlama — Kısa dönemde marjinal maliyetin neden önce düşüp sonra yükseldiğini ve ortalama maliyet eğrisini neden en alçak noktasında kestiğini açıklar.
  • Uygulama — Bir üretim tablosundan maliyet tablosu kurar ve ek bir siparişin kabul edilip edilmeyeceğine marjinal maliyetle karar verir.
  • Değerlendirme — Ders kitabındaki U biçimli maliyet eğrisini, şirketlerin kendi maliyetlerini nasıl tarif ettiğine dair anket kanıtıyla karşılaştırır.

Sezgi

Açılış

Bir kafe işletiyorsun. Dört çalışanla günde 320 fincan kahve satıyorsun ve hesap defterin, bir fincanın sana ortalama 48 lira civarında mal olduğunu söylüyor. Bir sabah yan binadaki bir şirket teklif getiriyor: her gün 40 fincan daha, fincanı 50 liradan. Ortalama maliyetin 48, teklif 50. Kabul etmeli misin?

Çoğu kişi hemen «evet» der: her fincanda iki lira kazanç var gibi görünüyor. Ama bu hesap yanlış soruya cevap veriyor. Ortalama maliyet, bugüne kadar üretilmiş bütün fincanların maliyetini sayıya böler. Teklifi kabul edip etmemek ise yalnızca bir şeye bağlıdır: o 40 fincanı fazladan üretmek sana kaça patlayacak? Tezgâh zaten dolu, dört kişi zaten koşturuyor. Beşinci bir çalışan gerekecek ve bu çalışan, kalabalık bir tezgâhta öncekiler kadar çok kahve yetiştiremeyecek.

Bu derste bu hesabın nasıl yapılacağını göreceğiz. Cevap, bir firmanın üretimi ile maliyetleri arasındaki ilişkide saklı. O ilişki de arz eğrisinin arkasındaki mantıktır.

Hikâye — Toplu iğne atölyesi

1776'da Adam Smith, Milletlerin Zenginliği'ni sıradan bir eşyanın, toplu iğnenin üretimiyle açtı. Smith'in anlattığına göre işi bilmeyen tek bir işçi, bütün gün uğraşsa belki tek bir iğne bile yapamaz, yirmi tanesini ise kesinlikle yapamazdı. Oysa gördüğü küçük bir atölyede işler bölünmüştü. Biri teli çekiyor, bir başkası düzeltiyor, üçüncüsü kesiyor, dördüncüsü sivriltiyor, beşincisi baş takılacak ucu biliyordu. Smith, iğne yapımının bu biçimde yaklaşık on sekiz ayrı işleme ayrıldığını yazdı.

Bu atölyede yalnızca on kişi çalışıyordu ve pek iyi donanımlı da değildi. Yine de Smith'e göre on kişi, gayret ettiklerinde günde yaklaşık on iki libre iğne üretiyordu. Orta boy bir libre dört binden fazla iğne ettiğine göre bu, günde kırk sekiz binin üzerinde iğne demekti. Kişi başına dört bin sekiz yüzü aşan bir üretim; tek başına çalışan bir işçinin günde yirmiye bile ulaşamayacak üretimiyle karşılaştır.

Smith bu farkı üç kaynağa bağladı: tek işi tekrarlayan işçinin becerisi artar, bir işten ötekine geçerken kaybedilen zaman ortadan kalkar ve bölünmüş işler için makine icat etmek kolaylaşır. İğne atölyesi, iktisat tarihinin en çok alıntılanan sahnelerinden biri oldu, çünkü bir gerçeği çarpıcı biçimde gösteriyordu: aynı insanlar, aynı malzeme, farklı örgütlenme ile bambaşka bir üretim.

Ama hikâyenin ikinci yarısı Smith'in anlatısında yoktur. Atölyeye on birinci, on ikinci, yirminci işçiyi ekleseydin ne olurdu? Tezgâh, tel çekme makinesi ve oda aynı kalırken yeni işçiler birbirinin yolunu kesmeye başlardı. İşbölümünün kazancı bir noktadan sonra tükenir, kalabalığın bedeli başlar. Bir firmanın maliyetlerini anlamak, bu iki kuvvetin, uzmanlaşmanın ve sıkışıklığın, üretimin hangi noktasında el değiştirdiğini anlamaktır.

Kavram

Bir firmanın ne kadar girdiyle ne kadar ürün çıkarabileceğini gösteren ilişkiye üretim fonksiyonu denir. Kafede girdiler çalışanlar, kahve makinesi, tezgâh, dükkân ve çekirdektir; çıktı fincan sayısıdır.

Girdilerin hepsini aynı hızla değiştiremezsin. Yarın bir çalışan daha alabilirsin, ama daha büyük bir dükkâna taşınmak aylar sürer. İktisatçılar bu farkı iki zaman ufkuyla anlatır. Kısa dönemde en az bir girdi sabittir; uzun dönemde bütün girdiler değiştirilebilir.

Bu ayrım maliyetleri de ikiye böler. Kira, makine kiralaması ve sigorta, bu ay kaç fincan satarsan sat aynıdır: bunlar sabit maliyettir. Çekirdek, süt, bardak ve saatlik çalışan ücretleri ise üretimle birlikte artar: bunlar değişken maliyettir.

Açılıştaki soruya dönen kavram marjinal maliyettir: bir birim daha üretmenin toplam maliyete eklediği tutar. Sabit maliyetler bu hesaba hiç girmez, çünkü ek fincanı üretsen de üretmesen de ödenecektir. Kararı ortalama değil, marjinal belirler.

Maliyet hesabında bir şey daha gözden kaçar: senin kendi emeğin ve kendi paran. Kafeyi işletmek için başka bir işteki maaşından vazgeçtiysen, o maaş da bir maliyettir, defterde görünmese bile. İktisatçı, muhasebecinin yazdığı giderlere bu vazgeçilen seçenekleri de ekler.

Veri ve kanıt

Smith'in rakamları bir tanıklıktır, ölçüm değil; kendisi de atölyeyi «gördüğünü» söyler, kayıt tutmaz. Ama anlattığı mekanizma, yani uzmanlaşmanın üretimi girdiden daha hızlı büyütebilmesi, sonraki iki yüz yılda fabrika verileriyle defalarca gözlendi.

Ders kitaplarının maliyet eğrisi ise başka bir iddiada bulunur: kısa dönemde, sabit tesise işçi ekledikçe bir noktadan sonra marjinal maliyet yükselir. Bu iddia azalan marjinal getiriden türetilir. Şirketler kendi maliyetlerini böyle mi görüyor?

Bu bulgu iki farklı yorumla okunur. Standart kuramdan bakan iktisatçılar, şirketlerin çoğunun olağan günlerde kapasitesinin altında çalıştığını hatırlatır. Makineler boşta, vardiyalar dolu değilken ek bir birim neredeyse aynı maliyetle üretilir; ama kapasitenin sınırına yaklaşıldığında fazla mesai, acele sipariş ve bakım aksaması marjinal maliyeti hızla yükseltir. Yani eğri, şirketlerin çoğunun günlük olarak görmediği bir bölgede diklenir.

Heterodoks iktisatçılar, özellikle post-Keynesyen gelenekten gelenler, bu bulgunun daha derin bir şey söylediğini savunur: sanayi firmaları fiyatlarını çoğunlukla maliyetin üzerine bir pay ekleyerek belirler ve geniş bir üretim aralığında sabit birim maliyetle çalışır. Onlara göre U biçimli eğri gerçek firmaları değil, bir kuram gereksinimini yansıtır. İki görüş aynı veriye bakar; ayrıldıkları yer, olağan üretim aralığının mı yoksa kapasite sınırının mı karar açısından belirleyici olduğudur.

Yaygın yanlış«Fiyat ortalama maliyetin üstündeyse ek sipariş kârlıdır.»
Doğrusu

Ek sipariş için karşılaştırılacak şey, o siparişin getirdiği ek gelir ile yarattığı ek maliyettir. Ortalama maliyet bütün eski birimlerin, sabit giderler dahil, ortalamasıdır; ek birimin maliyeti ondan çok daha yüksek ya da çok daha düşük olabilir.

Yaygın yanlış«Kira sabit bir maliyet olduğuna göre üretim kararında önemi yoktur; kira ne kadar artarsa artsın firma aynı üretimi sürdürür.»
Doğrusu

Kısa dönemde kira, ek birimin maliyetini değiştirmediği için kaç birim üretileceği kararını etkilemez. Ama uzun dönemde kira da değişken hâle gelir: sözleşme yenilenirken firma daha küçük bir yere taşınabilir ya da piyasadan çıkabilir. Sabit maliyet, işin sürdürülüp sürdürülmeyeceği kararında belirleyicidir.

Neden önemli?

Türkiye'de küçük işletmelerin gündemindeki maliyet haberleri çoğunlukla iki türdendir: kira artışları ile enerji, ücret ve hammadde zamları. Bu iki tür haber aynı gazete sayfasında dursa da firmanın kararlarını farklı biçimde etkiler. Elektrik ya da un zammı her ekmeğin ek maliyetini doğrudan yükseltir ve fiyatlara hızla yansıma eğilimindedir. Kira artışı ise fırının kaç ekmek çıkaracağını bugünden değiştirmez, ama sözleşme yenilenirken fırının o semtte kalıp kalmayacağını belirler.

Asgari ücret tartışmalarında da aynı ayrım işe yarar. Ücret artışı, çalışan başına maliyeti yükseltir; işletmenin bunu nasıl karşılayacağı, çalışanlarının marjinal ürününe, fiyatlarını ne kadar artırabileceğine ve hangi girdiyi hangisiyle ikame edebileceğine bağlıdır. Bir kafe bir çalışanı daha az saat çalıştırabilir, bir fırın hamur yoğurma makinesine yatırım yapabilir, bir başkası fiyatını artırabilir.

Bu ders aynı zamanda kişisel kararlara da uzanır. Bir iş kurmayı düşünen biri, yalnızca kira ve malzeme giderlerini değil, vazgeçeceği maaşı ve işe koyacağı birikimin başka yerde getireceği getiriyi de hesaba katmalıdır. Aksi hâlde defterde kâr gibi görünen bir iş, aslında kişiyi daha yoksul bırakıyor olabilir.

Model

Kafenin üretim tablosu

Kafenin kısa döneminde dükkân, tezgâh ve iki kahve makinesi sabit olsun. Tek değişken girdi, gün boyu tezgâhta çalışan kişi sayısıdır. Aşağıdaki tablo, farklı çalışan sayılarıyla günde kaç fincan hazırlanabildiğini gösteriyor. Rakamlar örnek içindir, belirli bir kafeden alınmamıştır.

Çalışan (L)Günlük fincan (Q)Marjinal ürün
00—
18080
2180100
326080
432060
536040
638020

Tablonun ilk satırlarında Smith'in atölyesini görüyoruz. Tek başına çalışan kişi sipariş alır, ödemeyi alır, kahveyi hazırlar, bardakları yıkar; bir işten ötekine geçerken zaman kaybeder. İkinci kişi gelince biri kasaya, öbürü makineye geçer ve ikincinin eklediği üretim birincininkini aşar: 80'e karşı 100. Bu, artan marjinal getiri bölgesidir.

Üçüncü çalışandan itibaren tablo tersine döner. İki makine ve tek tezgâh aynı kalırken her yeni kişinin katkısı küçülür: 80, 60, 40, 20. Altıncı çalışan artık büyük ölçüde sırasını bekler. Bu, azalan marjinal getirinin gündelik yüzüdür. Makine sayısı artsaydı tablo baştan yazılırdı; ama makine sayısını değiştirmek kısa dönemin dışında kalır.

Tablodan bir büyüklük daha çıkar: ortalama ürün, yani toplam fincanın çalışan sayısına bölümü. Bir çalışanla ortalama ürün 80, iki çalışanla 90, üç çalışanla yaklaşık 87, dört çalışanla 80 fincandır. Marjinal ürün ortalamanın üstünde kaldıkça ortalama yükselir, altına indiğinde ortalama da düşmeye başlar. Bu ilişki az sonra maliyet tarafında aynen tekrar edecek; çünkü maliyet eğrileri, üretim eğrilerinin ayna görüntüsüdür. Ortalama ürünün zirvesi, ortalama değişken maliyetin dibine karşılık gelir; marjinal ürünün zirvesi de marjinal maliyetin dibine.

Maliyetleri yazmak

Şimdi maliyetleri ekleyelim. Kafenin günlük sabit maliyeti, kira, makine kiralaması ve sigortanın günlük payı olarak 3.000 lira olsun. Her çalışanın günlük maliyeti 1.500 lira, her fincanın malzemesi 20 lira olsun. Toplam maliyet üç parçadan oluşur:

TC = 3.000 + 1.500 × L + 20 × Q

İlk terim sabit maliyettir, öbür ikisi değişken maliyettir. Buradan üç ortalama ve bir marjinal büyüklük türetilir. Ortalama sabit maliyet 3.000 ÷ Q, ortalama değişken maliyet değişken maliyet ÷ Q, ortalama toplam maliyet TC ÷ Q'dur. Marjinal maliyet ise toplam maliyetteki değişimin üretimdeki değişime oranıdır: MC = ΔTC ÷ ΔQ.

Kafede bir çalışan daha almanın ek maliyeti 1.500 liradır ve bu çalışan marjinal ürünü kadar fincan ekler. Ayrıca her ek fincanın 20 liralık malzemesi vardır. Buradan pratik bir kural çıkar: marjinal maliyet, çalışan ücretinin marjinal ürüne bölümü artı malzeme maliyetidir. Yani MC = 1.500 ÷ MP + 20. Marjinal ürün düştükçe marjinal maliyet yükselir; üretim ve maliyet, aynı gerçeğin iki yüzüdür.

Çözümlü örnek

Birinci adım, maliyet tablosu. Her satır için toplam maliyeti hesapla. İki çalışanla Q = 180 olur ve TC = 3.000 + 3.000 + 3.600 = 9.600 lira. Dört çalışanla Q = 320, TC = 3.000 + 6.000 + 6.400 = 15.400 lira. Aynı hesap bütün satırlar için yapılır.

LQToplam maliyet (TL)Ortalama sabit (TL)Ortalama değişken (TL)Ortalama toplam (TL)Marjinal maliyet (TL)
1806.10037,5038,7576,2538,75
21809.60016,6736,6753,3335,00
326012.70011,5437,3148,8538,75
432015.4009,3838,7548,1345,00
536017.7008,3340,8349,1757,50
638019.6007,8943,6851,5895,00

Marjinal maliyet sütunundaki her değer, o satıra geçerken eklenen fincanların birim başına maliyetidir. Dördüncü satırda 60 ek fincan için 2.700 lira harcanmıştır: 2.700 ÷ 60 = 45 lira. Kısa yoldan da aynı sonuç çıkar: 1.500 ÷ 60 + 20 = 45.

İkinci adım, eğrilerin biçimini oku. Ortalama sabit maliyet sürekli düşer, çünkü aynı 3.000 lira giderek daha çok fincana bölünür. Marjinal maliyet önce 38,75'ten 35'e iner, sonra hızla yükselir: 38,75, 45, 57,50, 95. Ortalama toplam maliyet önce düşer, dört çalışan civarında en alçak noktasına iner, sonra yükselmeye başlar.

Üçüncü adım, iki eğrinin kesiştiği yeri bul. Dört çalışanla marjinal maliyet 45 lira, ortalama toplam maliyet 48,13 liradır. Eklenen fincan ortalamadan ucuz olduğu için ortalamayı aşağı çeker. Beş çalışanla marjinal maliyet 57,50'ye çıkar ve 49,17'lik ortalamanın üstüne geçer; artık eklenen fincan ortalamayı yukarı iter. Marjinal maliyet eğrisi, ortalama toplam maliyet eğrisini tam en alçak noktasında keser. Bu bir tesadüf değil, aritmetiğin kuralıdır: sınıfa ortalamanın altında not alan bir öğrenci katılırsa sınıf ortalaması düşer, üstünde not alan biri katılırsa yükselir.

Dördüncü adım, açılıştaki teklife karar ver. Kafe dört çalışanla 320 fincandadır. 40 fincan daha için beşinci çalışan gerekir. Ek maliyet 17.700 − 15.400 = 2.300 liradır, yani fincan başına 57,50 lira. Teklif fincan başına 50 lira, toplam 2.000 lira getirir. Kafe teklifi kabul ederse günde 300 lira kaybeder. Ortalama toplam maliyet 48,13 olduğu için teklif kârlı görünüyordu; ama karşılaştırılması gereken rakam marjinal maliyetti.

Aynı mantık ters yönde de çalışır. Kafe iki çalışanla 180 fincandayken biri 80 fincan için fincan başına 45 lira teklif etseydi, bu fiyat ortalama toplam maliyetin, 53,33'ün, altında kalırdı. Ama ek maliyet 3.100 lira, ek gelir 3.600 lira olurdu; kafe günde 500 lira daha iyi duruma gelirdi.

Eğrileri grafikte okumak

Maliyet tablosunu grafiğe dökmek, sayıların anlattığı hikâyeyi bir bakışta görmeyi sağlar. Yatay eksene günlük fincan sayısını, dikey eksene fincan başına lirayı koy. Ortalama sabit maliyet eğrisi sol üstten başlar ve sağa doğru giderek yatıklaşarak alçalır; hiçbir zaman sıfıra değmez, çünkü 3.000 lira ne kadar çok fincana bölünürse bölünsün bir şey kalır. Ortalama değişken maliyet eğrisi sığ bir çanak çizer: önce biraz düşer, iki çalışan civarında dibe vurur, sonra yavaşça yükselir.

Ortalama toplam maliyet eğrisi bu iki eğrinin dikey toplamıdır. Düşük üretimde sabit maliyetin ağırlığıyla yüksektir, üretim arttıkça sabit yük dağıldığı için hızla alçalır, sonra ortalama değişken maliyetin yükselişi ağır basınca yukarı kıvrılır. Bu yüzden ortalama toplam maliyetin dibi, ortalama değişken maliyetin dibinden daha sağdadır. İki eğri arasındaki dikey mesafe, ortalama sabit maliyettir ve üretim arttıkça daralır.

Marjinal maliyet eğrisi ise en dinamik olanıdır. Artan getiri bölgesinde kısa bir süre alçalır, ardından azalan getiriyle birlikte dikleşir ve önce ortalama değişken maliyeti, sonra ortalama toplam maliyeti tam en alçak noktalarında keserek yukarı çıkar. Altıncı çalışanın bölgesinde neredeyse dikleşir: tezgâh artık dolmuştur ve her ek fincan pahalıya patlar.

Bir girdi fiyatı değişince

Maliyet eğrileri yerinden kıpırdamaz değildir. Kahve çekirdeğinin fiyatı yükselip fincan başına malzeme maliyeti 20 liradan 26 liraya çıksın. Bu artış her fincanın maliyetine aynı tutarı ekler: marjinal maliyet eğrisi ve ortalama değişken maliyet eğrisi 6 lira yukarı kayar, ortalama toplam maliyet de onlarla birlikte yükselir. Ortalama sabit maliyet yerinde kalır. Bir üretim girdisinin fiyatı değişince firmanın her fincanı artık daha pahalıya çıkar; piyasa düzeyinde bu, arz eğrisinin yukarı kayması demektir.

Kira artışı ise farklı bir iz bırakır. Günlük sabit maliyet yükselince yalnızca ortalama sabit ve ortalama toplam maliyet eğrileri yukarı çıkar. Marjinal maliyet eğrisi yerinden oynamaz, dolayısıyla kısa dönemde kafenin fincan başına hesabı değişmez. Kira artışının asıl etkisi, kafenin uzun dönemde ayakta kalıp kalamayacağı sorusunda ortaya çıkar.

Muhasebe kârı ve ekonomik kâr

Kafenin sahibi, kafeyi açmadan önce bir şirkette günde 1.200 liraya denk gelen bir maaşla çalışıyordu. Muhasebe defterine yalnızca ödenen giderler yazılır: kira, ücret, malzeme. Bu giderler gelirden düşülünce kalan tutar muhasebe kârıdır. İktisatçı ise sahibin vazgeçtiği maaşı da bir maliyet sayar, çünkü sahibin kafede geçirdiği her gün, o maaştan vazgeçilen bir gündür.

Kafe fincanı 55 liradan satıp dört çalışanla günde 320 fincan satarsa geliri 17.600 lira olur. Muhasebe kârı 17.600 − 15.400 = 2.200 liradır. Sahibin vazgeçtiği 1.200 lira da düşülünce ekonomik kâr 1.000 lira kalır. Ekonomik kâr sıfır olsaydı bile sahip kötü bir iş yapmış sayılmazdı: bu, kafenin ona en iyi alternatifi kadar kazandırdığı anlamına gelir.

Uzun dönem

Uzun dönemde kafe sahibi dükkânı da, makine sayısını da değiştirebilir. Günde 360 fincan hedefliyorsa, beşinci çalışanı sıkışık bir tezgâha sokmak yerine üçüncü bir makine alıp tezgâhı genişletebilir. Her tesis büyüklüğü için ayrı bir kısa dönem ortalama maliyet eğrisi vardır; uzun dönem ortalama maliyet eğrisi, her üretim düzeyi için en ucuz tesisi seçerek bu eğrilerin altını birleştirir.

Bu uzun dönem eğrisinin biçimi, ölçekle ne olduğuna bağlıdır. Büyüdükçe birim maliyet düşüyorsa firma ölçek ekonomisi yaşar: büyük sabit maliyetler daha çok ürüne bölünür, uzmanlaşma derinleşir. Birim maliyet sabit kalıyorsa ölçeğe göre sabit getiri vardır. Belli bir büyüklükten sonra yönetim zorlaşır, iletişim yavaşlar ve birim maliyet yükselmeye başlarsa buna negatif ölçek ekonomisi (diseconomies of scale) denir. Hangi bölgenin geniş olduğu sektöre göre değişir: bir otomobil fabrikasında ölçek ekonomisi çok geniş bir aralıkta sürer, bir mahalle berberinde ise çabuk tükenir.

Kısa dönemdeki azalan marjinal getiri ile uzun dönemdeki ölçek ekonomisi birbiriyle çelişmez. Birincisi tek bir girdi artarken öbürleri sabit kaldığında olanı anlatır; ikincisi bütün girdiler birlikte büyüdüğünde olanı. Kafe, tezgâhına işçi sıkıştırarak azalan getirinin bedelini öder; dükkânını ve makinelerini birlikte büyüterek o bedelden kurtulabilir.

Modelin sınırları

Buradaki kafe tek bir ürün üretiyor, girdi fiyatları sabit ve her çalışan aynı verimde. Gerçek firmalar birden çok ürün üretir, girdi fiyatları dalgalanır ve çalışanlar birbirinden farklıdır. Ayrıca Blinder anketinin gösterdiği gibi pek çok firma, olağan üretim aralığında marjinal maliyetini sabit görüyor. Model yine de işe yarar, çünkü kararların nasıl verilmesi gerektiğini gösterir: ek birim, ek maliyetle karşılaştırılır; sabit giderler bu karara değil, işte kalıp kalmama kararına girer.

Uygulama

Özet kartı

  1. Üretim fonksiyonu girdilerle çıktı arasındaki ilişkidir; kısa dönemde en az bir girdi sabittir, uzun dönemde hepsi değişebilir.
  2. Sabit maliyet üretimden bağımsızdır, değişken maliyet üretimle artar; ek birim kararına yalnızca değişken maliyet girer.
  3. Marjinal maliyet, girdi fiyatının marjinal ürüne bölümüyle ilişkilidir; marjinal ürün düştükçe marjinal maliyet yükselir.
  4. Marjinal maliyet ortalama toplam maliyeti en alçak noktasında keser; ek sipariş kararı ortalamayla değil, marjinal maliyetle verilir.
  5. Ekonomik kâr, muhasebe kârından sahibin vazgeçtiği gelir gibi örtük maliyetlerin de düşülmesiyle bulunur.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Üretim fonksiyonuProduction functionGirdi bileşimleriyle elde edilebilecek en yüksek çıktı
Kısa dönem ve uzun dönemShort run and long runEn az bir girdinin sabit olduğu süre ile bütün girdilerin ayarlanabildiği süre
Sabit maliyet ve değişken maliyetFixed and variable costsÜretimden bağımsız maliyet ile üretimle artan maliyet
Marjinal maliyetMarginal costBir birim daha üretmenin toplam maliyete eklediği tutar
Ortalama toplam maliyetAverage total costToplam maliyetin üretim miktarına bölümü
Ekonomik kâr ve muhasebe kârıEconomic and accounting profitÖrtük maliyetlerin düşüldüğü kâr ile yalnız açık giderlerin düşüldüğü kâr

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) Bir fırın için kira, un, elektrik, fırıncının ücreti ve fırın makinesinin kredi taksiti kısa dönemde sabit mi değişken mi? Gerekçelendir.
  2. (Çıktı 2) Kafe tablosunda ikinci çalışanın marjinal ürünü neden birincininkinden büyük? Bu, azalan marjinal getiriyle çelişir mi?
  3. (Çıktı 2) Marjinal maliyet ortalama toplam maliyetin altındayken ortalama neden düşer?
  4. (Çıktı 3) Kafe üç çalışanla 260 fincan üretiyor. Biri, dördüncü çalışanı almayı gerektiren 60 fincan için fincan başına 42 lira teklif ediyor. Kabul etmeli mi? Hesapla.
  5. (Çıktı 3) Çalışan ücreti günde 1.500 liradan 1.800 liraya çıkarsa dört çalışanla üretimde marjinal maliyet ne olur? Sabit maliyet 3.000'den 4.000'e çıksaydı ne olurdu?
  6. (Çıktı 4) Şirketlerin çoğu marjinal maliyetini sabit ya da azalan olarak tarif ediyor. Bu, azalan marjinal getirinin yanlış olduğunu mu gösterir? İki farklı yorumu açıkla.

Cevaplar

  1. Kira ve kredi taksiti kısa dönemde sabittir; kaç ekmek çıkarılırsa çıkarılsın ödenir. Un ve elektrik üretimle artar, değişkendir. Fırıncının ücreti, sabit maaşlıysa ve üretim arttıkça yeni kişi alınmıyorsa kısa dönemde sabit gibi davranır; ek vardiya ya da ek çalışan gerekiyorsa değişkendir.
  2. İki kişi işi bölüştüğünde her biri tek bir işe odaklanır ve bir işten ötekine geçme kaybı azalır; uzmanlaşma ikinci kişinin katkısını artırır. Bu çelişki değildir: azalan marjinal getiri, sabit girdiler üzerinde yeterince çok işçi biriktiğinde başlar; tablo üçüncü çalışandan itibaren bunu gösterir.
  3. Ortalamanın altında maliyetli bir birim eklenince yeni ortalama, eskisinin altına iner; sınıfa ortalamanın altında not alan bir öğrencinin katılması gibi.
  4. Dördüncü çalışanla ek maliyet 15.400 − 12.700 = 2.700 lira, fincan başına 45 liradır. Teklif 60 × 42 = 2.520 lira getirir. Kafe 180 lira kaybeder; teklif reddedilmelidir. Ortalama toplam maliyet üç çalışanla 48,85, dört çalışanla 48,13 olsa da karar marjinal maliyete göre verilir.
  5. Dördüncü çalışanın marjinal ürünü 60 fincan olduğu için MC = 1.800 ÷ 60 + 20 = 30 + 20 = 50 lira olur. Sabit maliyetin 4.000'e çıkması marjinal maliyeti değiştirmez, yine 45 lira kalır; yalnızca ortalama sabit ve ortalama toplam maliyeti yükseltir.
  6. Göstermez. Standart yorum, firmaların çoğunun olağan günlerde kapasitesinin altında çalıştığını, marjinal maliyetin ancak kapasite sınırına yaklaşınca yükseldiğini söyler. Post-Keynesyen yorum ise firmaların geniş bir üretim aralığında gerçekten sabit birim maliyetle çalıştığını ve fiyatları maliyete pay ekleyerek belirlediğini savunur; U biçimli eğrinin karar açısından önemini sorgular.

İleri okuma

  • Adam Smith (1776). Milletlerin Zenginliği, 1. kitap, 1. bölüm. Toplu iğne atölyesinin ilk elden anlatımı.
  • Alan S. Blinder ve ark. (1998). Asking About Prices. Russell Sage Foundation. Şirketlerin fiyat ve maliyet kararlarını kendi ağızlarından anlatan görüşme çalışması.
  • Paul Krugman, Robin Wells, Microeconomics (Worth, güncel baskılar). Üretim ve maliyet eğrileri bölümü.
  • TÜİK, Yıllık Sanayi ve Hizmet İstatistikleri. Türkiye'de sektörlere göre girdi maliyetleri, personel giderleri ve üretim değerleri.

Sonraki derse köprü

Artık bir firmanın her üretim düzeyinde ne kadar maliyete katlandığını biliyoruz. Ama kaç birim üreteceğine karar vermek için maliyetin yanına bir de fiyatı koymak gerekir. Fiyatı kendisi belirleyemeyen, yüzlerce benzer satıcıdan biri olan bir üretici, bir çiftçi ya da bir tekstil atölyesi, üretimini nerede durdurur? Marjinal maliyet eğrisi nasıl bir arz eğrisine dönüşür, ve kârlı bir piyasaya yeni girenler akın ettiğinde uzun dönemde kâra ne olur? Sıradaki ders tam rekabeti açıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: kalabalık bir kafe tezgâhı, dört çalışan. Kapıdan bir takım elbiseli el bir sipariş kâğıdı uzatır: «40 fincan, 50 lira». Tahtada 48 rakamı parlar.
  • Hikâye: on sekizinci yüzyıl gravürü üslubunda bir atölye; tel makarası, kesici, sivrilten tezgâh. Tek bir işçinin önünde bir iğne, on kişinin önünde bir dağ. Sonra atölyeye yirmi kişi girer ve birbirine çarpar.
  • Kavram: bir hesap defteri iki sütuna ayrılır; kira ve sigorta bir tarafa, çekirdek, süt ve bardak öbür tarafa kayar. Ardından bir çalışan silüeti ve yanında bir etiket: vazgeçilen maaş.
  • Veri ve kanıt: iki yüz şirket logosu yerine iki yüz soyut bina simgesi; üç renge ayrılırlar: küçük bir kırmızı dilim, iki büyük gri ve mavi dilim.
  • Neden önemli: bir fırının tezgâhı; un çuvalının fiyat etiketi değişir ve her ekmeğin üstünde küçük bir artı işareti belirir. Kapıdaki kira sözleşmesinin yenileme tarihi ise ayrı bir takvimde yanıp söner.

Seslendirme U biçimli eğriyi de anket bulgusunu da mutlak doğru diye sunmaz; ikisinin hangi üretim aralığında konuştuğunu gösterir.

Kısa kesit

Dikey, elli saniyelik. Seslendirme: «Fincan sana 48 liraya mal oluyor. Biri 50 lira teklif ediyor. Kabul eder misin?» Tezgâh kalabalıklaşır, beşinci çalışan sıkışır. Kapanışta: «Cevap ortalamada değil, son fincanda.»