İçeriğe geç

Ders EKO-101.05 · Seviye 1 — Temel

Fiyat tavanı ve tabanı: Kira kontrolü, asgari ücret

EKO-101 Mikroiktisada Giriş

3.691 kelime · yaklaşık 17 dakika okuma · seslendirme 8 dk · veriler Eylül 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • bağlayıcı sınır
  • fiyat dışı paylaştırma
  • kira kontrolü
  • asgari ücret
  • monopson
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Bir tavan denge fiyatının altında, bir taban üstünde olduğunda bağlayıcıdır; bağlayıcı olmayan sınır piyasayı etkilemez.
  2. Bağlayıcı bir kira tavanı kıtlık, fiyat dışı paylaştırma ve ölü ağırlık kaybı yaratır; San Francisco'da kira kontrolü ev sahiplerinin kiralık arzı yaklaşık yüzde 15 azaltmasına yol açtı.
  3. Türkiye'de iki yıl boyunca yenilenen konut kiralarında yıllık artışa yüzde 25'lik bir üst çizgi çekildi; mevcut kiracıları korurken yeni kiracılar için piyasayı sıkıştırdı.
  4. Rekabetçi modelde bağlayıcı asgari ücret işsizlik yaratır; ama New Jersey çalışması ve 138 eyalet artışını inceleyen çalışma, ılımlı artışlarda belirgin bir istihdam kaybı bulmadı.
  5. Monopson gücü olan emek piyasalarında iyi ayarlanmış bir asgari ücret istihdamı azaltmayabilir; etki, asgari ücretin düzeyine ve piyasanın yapısına bağlıdır.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — Bir fiyat tavanının ve tabanının hangi durumda bağlayıcı olduğunu söyler.
  • Anlama — Bağlayıcı bir kira tavanının kıtlığa, fiyat dışı paylaştırmaya ve uzun vadede arzın daralmasına nasıl yol açabileceğini açıklar.
  • Uygulama — Doğrusal talep ve arzla bir tavanın ve tabanın yarattığı kıtlığı, fazlayı ve ölü ağırlık kaybını hesaplar.
  • Değerlendirme — Asgari ücretin istihdama etkisine dair farklı kanıtları ve rekabetçi model ile monopson modelinin farklı öngörülerini değerlendirir.

Sezgi

Açılış

Haziran 2022'de Türkiye'de bir yasa değişikliği, bir yıl içinde yenilenen konut kira sözleşmelerinde kira artışını yüzde 25 ile sınırladı. O sırada yıllık enflasyon yüzde 70'in üzerindeydi. Birçok kiracı için bu, bir yıllık bütçesini ayakta tutan bir güvenceydi. Birçok ev sahibi için ise kiranın gerçek değerinin hızla erimesi demekti. Sınır bir kez uzatıldı ve Temmuz 2024'te sona erdi.

Aynı yıllarda asgari ücret, yüksek enflasyon nedeniyle birkaç kez, bazı yıllarda yılda iki kez artırıldı. 2026 için net asgari ücret aylık 28.075,50 lira olarak belirlendi. Bir fiyatın en yüksek düzeyini sınırlayan kira kuralı ile bir fiyatın en düşük düzeyini belirleyen asgari ücret, iktisadın en çok tartışılan iki müdahalesidir. İkisi de iyi niyetle, zayıf durumdaki tarafı korumak için konur. Soru, bu korumanın kimi, ne kadar ve hangi bedelle koruduğudur.

Hikâye — San Francisco'nun kira deneyi

Kira kontrolünün uzun vadeli etkisini ölçmek zordur, çünkü kontrol altındaki ve dışındaki evler çoğu zaman birbirinden farklıdır. 2019'da iktisatçılar Rebecca Diamond, Tim McQuade ve Franklin Qian, San Francisco'da bu sorunu aşan bir durum buldu. 1994'te kentte bir halk oylamasıyla kira kontrolü, 1980'den önce yapılmış küçük apartmanlara da genişletilmişti. 1979'da ve 1980'de yapılmış, birbirine çok benzeyen binalar böylece iki gruba ayrıldı: biri kontrol altına girdi, öbürü girmedi.

Araştırmacılar iki grubu yıllar boyunca izledi. Kontrol altına giren evlerdeki kiracılar, adreslerinde kalma olasılığı belirgin biçimde daha yüksek olan, yerinden edilmekten korunan bir grup oldu. Ama ev sahipleri de tepki verdi. Kontrol altına giren binaların sahipleri, kiralık daire arzını yaklaşık yüzde 15 azalttı: binaları mülk sahiplerinin oturacağı dairelere dönüştürdüler, sattılar ya da yenileyip kira kontrolünün dışına çıkardılar. Araştırmacılara göre bu arz daralması kentin genelinde kiraları yükseltti; kurallar, ilk kiracıları korurken sonradan gelenler için kiralık ev bulmayı zorlaştırmıştı.

Kavram — ne zaman bağlayıcı?

Tavan fiyatın çıkabileceği üst çizgiyi, taban ise inebileceği alt çizgiyi çizer. İki kavramı fındık ve uçak bileti derslerinde tanımladık; burada soru, ne zaman etkili olduklarıdır. Tavan denge fiyatının üstündeyse hiçbir şey değişmez: piyasa zaten tavandan düşük bir fiyatta dengededir. Tavan ancak denge fiyatının altında olduğunda piyasayı etkiler; bu durumda tavana bağlayıcı denir. Taban için de tersi geçerlidir: denge fiyatının üstündeyse bağlayıcıdır.

Bağlayıcı bir tavan, talep fazlası yaratır: o fiyattan isteyenler, sunulandan fazladır. Fiyat artık kimin alacağını belirleyemediği için, başka bir mekanizma devreye girer. Kuyrukta en önde olan, ev sahibini tanıyan, gizlice ek ödeme yapan ya da şanslı olan kazanır. Bu mekanizmalara fiyat dışı paylaştırma denir. Her birinin bir bedeli vardır: kuyrukta harcanan zaman, arama maliyeti ya da kayıt dışı ödemeler.

Kira kontrolü, konut kiralarına konan tavanların ve artış sınırlarının genel adıdır. Kısa vadede, konut arzı sabit olduğu için kira kontrolü mevcut kiracılara büyük bir koruma sağlar ve ev sahiplerinin gelirini kiracılara aktarır. Uzun vadede ise ev sahipleri tepki verir: bakım harcamalarını kısar, evi kiralamak yerine satar ya da kendileri kullanır, yeni kiralık konut yapımı yavaşlar.

Asgari ücret ise emek piyasasına konan bir tabandır. Rekabetçi bir emek piyasası modelinde, denge ücretinin üstündeki bir taban, işverenlerin talep ettiği emeği azaltır ve çalışmak isteyenlerin sayısını artırır; aradaki fark işsizliktir. İş bulanlar daha yüksek ücret alır, iş bulamayanlar hiç ücret almaz.

Yaygın yanlış«Kira kontrolü kiracıları, asgari ücret işçileri her zaman korur» diye düşünülür.
Doğrusu

Kira kontrolü, kontrol altındaki evde oturan kiracıyı korur; ama yeni ev arayan kiracının işini zorlaştırabilir. Asgari ücret, işini koruyan çalışanın gelirini artırır; ama bazı durumlarda işe girmeye çalışanların iş bulmasını zorlaştırabilir. Koruma, aynı grubun içinde bile kazananlar ve kaybedenler yaratabilir.

Yaygın yanlış«Bir fiyat sınırı konulduğunda piyasa o fiyattan çalışmaya devam eder» diye düşünülür.
Doğrusu

Bağlayıcı bir sınır, el değiştiren miktarı değiştirir. Tavan altında satıcılar daha az sunar, taban üstünde alıcılar daha az ister. Ayrıca sınır, fiyat dışındaki boyutlarda uyuma yol açar: kira tavanında bakım azalır, asgari ücrette işverenler çalışma saatlerini ya da ek hakları kısabilir.

Veri ve kanıt — asgari ücret tartışması

Asgari ücretin istihdama etkisi, iktisadın en uzun süren ampirik tartışmalarından biridir. 1994'te David Card ve Alan Krueger, New Jersey'nin 1992'de asgari ücreti saatte 4,25 dolardan 5,05 dolara çıkarmasının etkisini, komşu Pennsylvania'daki fast food restoranlarıyla karşılaştırarak ölçtü. Rekabetçi modelin öngördüğü istihdam kaybını bulamadılar. Bu bulgu büyük bir tartışma başlattı; bazı iktisatçılar farklı verilerle istihdam kaybı buldu, bazıları bulgunun sağlamlığını savundu.

Daha yeni bir çalışma, tartışmaya geniş bir veri ekledi. Doruk Cengiz, Arindrajit Dube, Attila Lindner ve Ben Zipperer, ABD'de 1979 ile 2016 arasında eyaletlerin yaptığı 138 büyük asgari ücret artışını inceledi. Asgari ücretin altında kalan işlerin kaybolduğunu, ama yeni asgari ücretin hemen üstünde neredeyse aynı sayıda yeni iş belirdiğini buldular. Artıştan sonraki beş yılda düşük ücretli işlerin toplam sayısı neredeyse değişmemişti.

Bu bulgular asgari ücretin hiçbir zaman istihdam kaybına yol açmayacağı anlamına gelmez. Çalışmaların çoğu, ortalama ücrete göre ılımlı düzeydeki artışlara bakıyor. Asgari ücret ortalama ücretin çok üstüne çıkarıldığında, ya da ücretlerin düşük olduğu bölgelerde, etkiler farklı olabilir. İktisatçıların büyük kısmı bugün, etkinin asgari ücretin düzeyine ve emek piyasasının yapısına bağlı olduğu konusunda uzlaşıyor; ama tam büyüklüğü hâlâ tartışılıyor.

Neden önemli? — Türkiye'de iki sınır

Türkiye'de yüzde 25'lik kira sınırı yürürlükteyken, kira sözleşmesi süren kiracılar korunurken yeni kiracılar çok yüksek başlangıç kiralarıyla karşılaştı. Ev sahipleri ile kiracılar arasındaki uyuşmazlıklar arttı; 1 Eylül 2023'ten itibaren kira uyuşmazlıklarında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunlu hâle getirildi. Bu tablo, San Francisco çalışmasının çizdiği resimle örtüşüyor: mevcut sözleşmeler korunuyor, yeni girenler için piyasa sıkışıyor.

Asgari ücret ise Türkiye'de çalışanların önemli bir kısmının gelirini doğrudan belirliyor ve yüksek enflasyon döneminde sık sık yeniden ayarlanıyor. Bu durum, asgari ücretin bir taban olmaktan çok, geniş bir kesim için ücretin kendisi hâline gelmesine yol açabiliyor. Böyle bir durumda asgari ücretteki bir artışın etkisi, yalnızca en düşük ücretlilerle sınırlı kalmaz; fiyatlara, kayıt dışı istihdama ve işverenlerin çalışan sayısı kararlarına da yansıyabilir. Bu etkilerin büyüklüğü, iktisatçılar arasında Türkiye verisiyle de tartışılmaya devam ediyor.

Model

Bağlayıcı bir tavan

Bir kentin kiralık daire piyasasında aylık talep Qd = 90 − 3P, arz Qs = −10 + 2P olsun. P bin lira cinsinden aylık kira, Q bin daire cinsinden kiralık ev sayısıdır. Denge, 90 − 3P = −10 + 2P eşitliğinden 100 = 5P ile bulunur: P = 20 bin lira, Q = 30 bin daire.

Şimdi aylık kiraya 15 bin liralık bir tavan konsun. Bu tavan denge kirasının altında olduğu için bağlayıcıdır. 15 bin lirada kiracıların istediği daire sayısı Qd = 90 − 45 = 45 bin, ev sahiplerinin sunduğu daire sayısı Qs = −10 + 30 = 20 bindir. 25 bin dairelik bir kıtlık oluşur. Kiralanan daire sayısı, iki taraftan kısa olanı, yani sunulan 20 bindir. Tavan, kira ödemesini düşürürken kiralanan ev sayısını 30 binden 20 bine indirir.

Rantlar da değişir. Tavan olmadan tüketici rantı ½ × 30 × (30 − 20) = 150 milyon lira, üretici rantı ½ × 30 × (20 − 5) = 225 milyon liradır; talep eğrisi kira eksenini 30 bin lirada, arz eğrisi 5 bin lirada keser. Toplam rant 375 milyon liradır.

Tavan altında, 20 bin daire en çok değer veren kiracılara giderse, onların ödeme istekleri 30 bin liradan başlayıp 20 bininci dairede 90 − 3P = 20, yani yaklaşık 23,3 bin liraya iner. Bu kiracıların toplam ödeme isteği, ortalamada yaklaşık 26,7 bin lira üzerinden 20 × 26,7 ≈ 533 milyon liradır; ödedikleri kira 20 × 15 = 300 milyon liradır. Tüketici rantı yaklaşık 233 milyon liraya çıkar. Üretici rantı ½ × 20 × (15 − 5) = 100 milyon liraya düşer. Toplam rant yaklaşık 333 milyon liradır; kaybolan 42 milyon lira, kiralanmayan 10 bin dairenin ölü ağırlık kaybıdır: ½ × (30 − 20) × (23,3 − 15) ≈ 42 milyon lira.

Bu hesap, kira tavanının kiracılar lehine bir aktarım yaptığını gösteriyor: ev sahiplerinin rantı 125 milyon lira düşerken, dairelerde kalan kiracıların rantı 83 milyon lira artıyor. Ama hesap iyimser bir varsayıma dayanıyor: dairelerin, ona en yüksek ödeme isteğine sahip kiracılara gittiğini varsaydık. Fiyat dışı paylaştırmada bu garanti değildir. Daireler, en yüksek ödeme isteğine sahip olanlara değil, en şanslılara ya da en iyi bağlantısı olanlara gidebilir. Bu durumda tüketici rantı hesapladığımızdan düşük, ölü ağırlık kaybı ise daha büyük olur. Buna, kuyrukta ve aramada harcanan zamanın maliyeti de eklenir.

Kısa vade ve uzun vade

Kira tavanının etkisi, arzın esnekliğine bağlıdır ve arz zaman geçtikçe esnekleşir. Tavan konduğu gün, binalar yerindedir; ev sahipleri kısa vadede kiralık daire sayısını çok az değiştirebilir. Bu yüzden kısa vadede arz esnek değildir ve tavan kıtlığı sınırlı tutar; etkinin büyük kısmı ev sahiplerinden kiracılara bir gelir aktarımıdır.

Yıllar geçtikçe tablo değişir. Ev sahipleri daireleri satar, kendi kullanımlarına alır ya da kısa süreli kiralamaya kaydırır. Yeni kiralık konut yapımı azalır. Bakım harcamaları kısılır; tavan altında ev sahibi, evi iyi tutmakla kiracı bulma arasında bir bağ göremez. Arz eğrisi daha yatık hâle geldikçe, aynı tavan daha büyük bir kıtlık ve daha büyük bir ölü ağırlık kaybı yaratır. San Francisco çalışmasında görülen yüzde 15'lik arz daralması, bu uzun vadeli tepkinin ölçülmüş bir örneğidir.

Bu yüzden iktisatçılar arasında, kalıcı ve sıkı kira tavanlarının uzun vadede kiralık konut arzını azalttığı konusunda geniş bir uzlaşma vardır. Tartışma, bu bedeli kısa vadeli korumanın faydasıyla nasıl karşılaştıracağımız ve konut arzını artırmak ile kiracıları korumak için başka hangi araçların kullanılabileceği üzerinedir.

Bağlayıcı bir taban: rekabetçi emek piyasası

Bir emek piyasasında işverenlerin emek talebi Ld = 150 − 2w, çalışanların emek arzı Ls = −30 + 4w olsun; w saatlik ücret, L bin kişi cinsinden istihdamdır. Denge ücreti 150 − 2w = −30 + 4w eşitliğinden 180 = 6w ile w = 30 liradır; istihdam L = 90 bin kişidir.

Saatlik asgari ücret 36 lira olarak belirlensin. Bu taban denge ücretinin üstündedir, bağlayıcıdır. 36 lirada işverenler Ld = 150 − 72 = 78 bin kişi çalıştırmak ister; çalışmak isteyenler Ls = −30 + 144 = 114 bin kişidir. İstihdam 90 binden 78 bine düşer; 36 bin kişi, bu ücretten çalışmak isteyip iş bulamaz. Bu 36 bin kişinin 12 bini, eskiden çalışıp şimdi işini kaybedenlerdir; 24 bini ise yüksek ücret nedeniyle iş aramaya başlayan yeni kişilerdir.

İş bulan 78 bin kişi ise saat başına 6 lira daha fazla kazanır. Çalışanların toplam ücret geliri 90 × 30 = 2.700'den 78 × 36 = 2.808'e, yaklaşık yüzde 4 artar. Bu sonuç, emek talebinin esnekliğine bağlıdır: talep esnek olsaydı toplam ücret geliri düşebilirdi. Rekabetçi modelde asgari ücret, bir grup çalışanın gelirini artırırken bir başka grubun işini kaybetmesine yol açan bir aktarımdır.

Monopson: rekabetçi modelin sınırı

Card ve Krueger'in bulgusunu açıklamaya çalışan görüşlerden biri, emek piyasalarının her zaman rekabetçi olmadığıdır. Bir bölgede az sayıda işveren varsa, ya da çalışanların iş değiştirmesi zor ve maliyetliyse, işverenler ücreti rekabetçi düzeyin altında tutabilir. Tek bir alıcının piyasada güçlü olduğu bu duruma monopson denir.

Monopson gücü olan bir işveren, daha fazla işçi çekmek için ücreti yükseltmesi gerektiğini bilir; ama ücreti yükseltirse, yalnızca yeni işçilere değil mevcut işçilerin hepsine de daha fazla ödemek zorunda kalır. Bu yüzden rekabetçi bir işverene göre daha az işçi çalıştırır ve daha düşük ücret öder. Böyle bir piyasada, iyi ayarlanmış bir asgari ücret, işverenin ücreti düşük tutma gücünü sınırlar; istihdam azalmaz, hatta artabilir. Ama taban çok yükseğe konursa, monopson piyasasında bile istihdam düşmeye başlar.

İki model farklı sonuçlar öngördüğü için, asgari ücretin etkisi bir kuram sorusu değil, büyük ölçüde bir ölçüm sorusudur: gerçek emek piyasası hangisine daha çok benziyor, ve asgari ücret, piyasa ücretinin ne kadar üstünde? Bu soruların cevabı ülkeden ülkeye, bölgeden bölgeye ve dönemden döneme değişebilir.

Fiyat dışındaki boyutlarda uyum

Bir fiyat sınırı yalnızca fiyatı dondurur; malın öbür özelliklerini dondurmaz. Bu yüzden piyasa, sınırlanamayan boyutlarda uyum sağlar. Kira tavanı altında ev sahibi, kirayı artıramıyorsa, evin niteliğini düşürerek aynı sonuca ulaşabilir: boyayı, tesisatı, ısıtmayı ertelemek, eşyalı daireyi eşyasız kiralamak ya da depozito ve peşinat koşullarını ağırlaştırmak. Kiracının ödediği para aynı kalsa bile, aldığı hizmet küçülür. Ölçülen kira sabitken gerçek kira, yani birim nitelik başına ödenen fiyat, yükselmiş olur.

Asgari ücrette de benzer bir uyum görülebilir. İşveren saatlik ücreti düşüremiyorsa, işin başka koşullarını değiştirebilir: çalışma saatlerini kısmak, fazla mesai ödemelerini azaltmak, yemek ve yol gibi yan hakları kısmak ya da işin yoğunluğunu artırmak. Bazı işverenler ise asgari ücretin üstünde olan ücretleri artırmayarak, ücret dağılımını asgari ücret düzeyinde sıkıştırır. Bu uyumların hangisinin ne kadar görüldüğü, asgari ücretin istihdama etkisini ölçen çalışmaların da açıklamaya çalıştığı sorulardandır.

Bu tür uyumlar, bir fiyat sınırının etkisini ölçmeyi zorlaştırır. Yalnızca fiyata ve miktara bakan bir çözümleme, niteliğin, koşulların ve yan hakların değişimini gözden kaçırır. Bu yüzden iyi bir değerlendirme, sınırın konduğu fiyatın yanında, malın ya da işin öbür boyutlarında neler olduğunu da izler. Kira kontrolü uygulanan kentlerde konut stokunun yaşlanması ve bakım düzeyi, asgari ücret tartışmalarında ise çalışma saatleri ve yan haklar, bu yüzden en sık incelenen göstergeler arasındadır.

Aynı hedefe başka araçlar

Kira kontrolünün ve asgari ücretin hedefi, düşük gelirli hanelerin konut ve gelir sorunlarını hafifletmektir. İktisatçıların bir kısmı, aynı hedefe fiyatı sınırlamadan ulaşan araçları önerir. Konut tarafında bunlar, düşük gelirli kiracılara doğrudan kira yardımı yapmak ve imar ile yapı kurallarını gevşeterek konut arzını artırmaktır. Kira yardımı, fiyatı sınırlamadığı için kıtlık yaratmaz; ama yardımın bir kısmı, arz esnek değilse, kiraların yükselmesiyle ev sahiplerine geçebilir.

Gelir tarafında ise çalışan düşük gelirli hanelere vergi sistemi üzerinden yapılan destekler önerilir; ABD'deki kazanılmış gelir vergi indirimi bunun bilinen bir örneğidir. Bu tür destekler, işverenin maliyetini doğrudan artırmadığı için istihdamı azaltma riski taşımaz; ama bütçeden finanse edilir ve tasarımı karmaşıktır. Hangi aracın daha iyi olduğu, yalnızca etkinlik sorusu değil, maliyetin kime yükleneceğine dair bir tercihtir: fiyat sınırlarında bedeli ev sahipleri ve işverenler, destek programlarında ise vergi mükellefleri öder.

Çözümlü örnek

Bir tahıl piyasasında talep Qd = 240 − 4P, arz Qs = −60 + 6P olsun; P ton başına yüz lira, Q bin ton cinsindendir. Devlet üreticileri korumak için ton başına 35 yüz liralık bir taban fiyat koyuyor ve satılamayan fazlayı kendisi satın almayı taahhüt ediyor.

Birinci adım, dengeyi bulmaktır: 240 − 4P = −60 + 6P, 300 = 10P, P = 30, Q = 120 bin ton.

İkinci adım, tabanın bağlayıcı olup olmadığına bakmaktır. 35, denge fiyatı 30'un üstünde olduğu için taban bağlayıcıdır.

Üçüncü adım, taban fiyattaki miktarları bulmaktır. Tüketiciler Qd = 240 − 140 = 100 bin ton ister; üreticiler Qs = −60 + 210 = 150 bin ton sunar. 50 bin tonluk bir arz fazlası oluşur.

Dördüncü adım, devletin maliyetini hesaplamaktır. Devlet 50 bin tonu ton başına 35 yüz liradan, yani 3.500 liradan alır: 50.000 × 3.500 = 175 milyon lira. Bu tahılın bir kısmı depolanır, bir kısmı daha düşük fiyattan yurt dışına satılır ya da bozulur; her durumda vergi mükellefleri için bir maliyettir.

Beşinci adım, kazananları ve kaybedenleri saymaktır. Üreticiler hem daha yüksek fiyat alır hem daha fazla satar. Tüketiciler daha yüksek fiyat öder ve daha az tüketir. Devlet bütçesi fazlayı satın almak için harcama yapar. Tabanın kurduğu bu düzen, gelirini korumak istediği üreticiler için etkilidir, ama tüketiciler ve vergi mükellefleri için pahalıdır ve toplumun kullanmayacağı bir üretimi teşvik eder. Tarım politikalarında taban fiyatların yanında üretim kotalarının ya da doğrudan gelir desteklerinin de kullanılmasının bir nedeni budur: amaç üreticinin gelirini korumak ise, fazla üretimi teşvik etmeyen araçlar aynı hedefe daha düşük bir toplam maliyetle ulaşabilir.

Uygulama

Özet kartı

  1. Bir tavan denge fiyatının altında, bir taban üstünde olduğunda bağlayıcıdır; bağlayıcı olmayan sınır piyasayı etkilemez.
  2. Bağlayıcı bir kira tavanı kıtlık, fiyat dışı paylaştırma ve ölü ağırlık kaybı yaratır; San Francisco'da kira kontrolü ev sahiplerinin kiralık arzı yaklaşık yüzde 15 azaltmasına yol açtı.
  3. Türkiye'de iki yıl boyunca yenilenen konut kiralarında yıllık artışa yüzde 25'lik bir üst çizgi çekildi; mevcut kiracıları korurken yeni kiracılar için piyasayı sıkıştırdı.
  4. Rekabetçi modelde bağlayıcı asgari ücret işsizlik yaratır; ama New Jersey çalışması ve 138 eyalet artışını inceleyen çalışma, ılımlı artışlarda belirgin bir istihdam kaybı bulmadı.
  5. Monopson gücü olan emek piyasalarında iyi ayarlanmış bir asgari ücret istihdamı azaltmayabilir; etki, asgari ücretin düzeyine ve piyasanın yapısına bağlıdır.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Bağlayıcı sınırBinding constraintDenge fiyatını gerçekten engelleyen fiyat sınırı
Fiyat dışı paylaştırmaNon-price rationingFiyat yerine kuyruk, kura, tanıdık gibi yollarla malın dağıtılması
Kira kontrolüRent controlKonut kiralarının düzeyine ya da artışına yasal üst sınır konması
Asgari ücretMinimum wageYasayla belirlenen en düşük ücret; emek piyasasına konan taban
MonopsonMonopsonyTek ya da çok güçlü bir alıcının bulunduğu piyasa

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) Bir malın denge fiyatı 80 lira. 100 liralık bir fiyat tavanı ve 60 liralık bir fiyat tabanı bu piyasayı etkiler mi? Neden?
  2. (Çıktı 2) Kira tavanının kısa vadeli ve uzun vadeli etkileri neden farklıdır? Arzın esnekliği kavramıyla açıkla.
  3. (Çıktı 2) Bağlayıcı bir kira tavanı altında kiralık evler hangi yollarla paylaştırılabilir? Her birinin bir bedelini yaz.
  4. (Çıktı 3) Modeldeki kira piyasasında tavan 15 bin yerine 18 bin lira olsaydı, kiralanan daire sayısı ve kıtlık ne olurdu?
  5. (Çıktı 3) Modeldeki emek piyasasında asgari ücret 33 lira olsaydı istihdam ve işsizlik ne olurdu?
  6. (Çıktı 4) Card ve Krueger'in bulgusu ile rekabetçi modelin öngörüsü arasındaki farkı monopson kavramıyla nasıl açıklayabilirsin?
  7. (Çıktı 4) Bir iktisatçı asgari ücretin istihdamı azaltacağını, bir başkası azaltmayacağını savunuyor. İkisinin de haklı olabileceği koşulları yaz.

Cevaplar

  1. 100 liralık tavan denge fiyatının üstünde olduğu için bağlayıcı değildir; piyasa zaten 80 lirada işler. 60 liralık taban denge fiyatının altında olduğu için o da bağlayıcı değildir. İkisi de piyasayı etkilemez.
  2. Kısa vadede binalar yerinde olduğu için kiralık daire arzı esnek değildir; tavan büyük ölçüde ev sahiplerinden kiracılara bir gelir aktarımı yapar ve kıtlık sınırlıdır. Uzun vadede ev sahipleri daireleri satar, kendileri kullanır, bakımı azaltır, yeni yapım yavaşlar; arz esnekleşir ve aynı tavan daha büyük bir kıtlık yaratır.
  3. Kuyruk ve bekleme listeleri, zaman kaybı yaratır; tanıdık ve bağlantılar, adaletsiz bir dağılım yaratır; kayıt dışı ek ödemeler, yasayı delen ve fiyatı fiilen yükselten bir düzen yaratır; kura, evin ona en çok ihtiyacı olana gitmesini garanti etmez.
  4. Tavan 18 bin lira olsaydı, istenen daire sayısı 90 − 54 = 36 bin, sunulan −10 + 36 = 26 bin olurdu. Kiralanan daire sayısı 26 bin, kıtlık 10 bin daire olurdu.
  5. Asgari ücret 33 lira olsaydı, işverenler 150 − 66 = 84 bin kişi, çalışmak isteyenler −30 + 132 = 102 bin kişi olurdu. İstihdam 84 bin, işsizlik 18 bin kişi olurdu.
  6. Rekabetçi modelde taban denge ücretinin üstündeyse istihdam azalır. Ama işverenin monopson gücü varsa, ücret rekabetçi düzeyin altındadır; ılımlı bir asgari ücret artışı işverenin bu gücünü sınırlar ve istihdamı azaltmayabilir, hatta artırabilir. Card ve Krueger'in bulgusu, fast food emek piyasasının bu türden özellikler taşıdığıyla uyumludur.
  7. Asgari ücret piyasa ücretinin çok üstündeyse, emek talebi esnekse ve emek piyasası rekabetçiyse istihdam azalır. Asgari ücret piyasa ücretine yakın ve ılımlıysa, işverenlerin monopson gücü varsa ya da işverenler maliyeti fiyatlara yansıtabiliyorsa istihdam azalmayabilir. İkisi farklı koşulları anlattığı için aynı anda haklı olabilir.

İleri okuma

  • David Card, Alan B. Krueger (1994). «Minimum Wages and Employment». American Economic Review 84(4). Asgari ücret tartışmasını başlatan doğal deney çalışması.
  • Rebecca Diamond, Tim McQuade, Franklin Qian (2019). «The Effects of Rent Control Expansion on Tenants, Landlords, and Inequality». American Economic Review 109(9). Kira kontrolünün hem kiracılar hem ev sahipleri üzerindeki etkisinin ölçümü.
  • Alan Manning (2003). Monopsony in Motion: Imperfect Competition in Labor Markets. Princeton University Press. Emek piyasalarında işveren gücüne dair kapsamlı bir çalışma.

Sonraki derse köprü

Kira tavanı ve asgari ücret, fiyatı doğrudan sınırlayarak piyasaya müdahale ediyordu. Devletin daha sık kullandığı araç ise fiyatı sınırlamak değil, ona bir tutar eklemek ya da ondan bir tutar düşmektir: vergi ve sübvansiyon. Bir ürüne konan verginin yükünü gerçekte kim taşır, yasanın vergiyi ödemekle yükümlü tuttuğu taraf mı, yoksa fiyata fiyat karşısında daha az kıpırdayabilen taraf mı? Ve bir sübvansiyonun faydası, onu almak için başvuran tarafa mı kalır? Vergiler ve sübvansiyonlar, sıradaki dersin konusu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: bir kira sözleşmesi; kira artış satırında yüzde 25 yazar, yanında yüzde 70'in üzerinde bir enflasyon göstergesi. Ardından bir maaş bordrosunda asgari ücret satırı.
  • Hikâye: San Francisco'da iki bina yan yana; biri 1979, öbürü 1980 yapımı. Birinin üzerine kira kontrolü damgası vurulur; yıllar geçtikçe o binadaki kiralık daire ışıklarının bir kısmı söner, «satılık» ve «mülk sahibi» tabelaları belirir.
  • Kavram: iki eğrinin kesiştiği noktanın altından geçen yatay bir tavan çizgisi. Tavan çizgisinin üstünde istenen ile sunulan arasındaki boşluk genişler; boşluğun önünde bir kuyruk oluşur.
  • Veri ve kanıt: New Jersey ve Pennsylvania haritası; iki eyalette fast food restoranları. Ardından yüzlerce çubuklu bir grafik; asgari ücretin altındaki çubuklar kaybolur, hemen üstünde yeni çubuklar belirir.
  • Neden önemli: bir arabuluculuk odası, bir ev sahibi ve bir kiracı. Ardından bir işyerinde çalışan sayısı ve saatleri gösteren bir çizelge.

Seslendirme iki müdahaleyi ne savunur ne kınar; her birinin kimi koruduğunu ve kime bedel ödettiğini sayılarla gösterir.

Kısa kesit

Dikey, elli saniyelik. Seslendirme: «Kira artışına yüzde 25 sınırı kondu. Kiracı korundu mu?» İki kiracı: biri eski sözleşmesiyle, öbürü yeni ev arıyor. Kapanışta: «Bir fiyat sınırı herkesi değil, bazılarını korur; soru, kimi ve hangi bedelle.»