Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Bretton Woods düzeni Temmuz 1944'te 44 ülkenin katılımıyla kuruldu; ABD bir ons altını 35 dolardan çevirmeyi taahhüt etti, öbür paralar dolara bağlandı.
- Kurlar paritenin yüzde 1 çevresinde sabitti ama temel dengesizlikte ayarlanabilirdi; sermaye kontrolleri, sabit kur ile bağımsız para politikasını birlikte mümkün kıldı.
- Keynes, yükü fazla veren ülkelere de yükleyen bir takas birliği önerdi; ağırlıklı olarak White'ın planı kabul edildi ve IMF ile Dünya Bankası'nın öncülü kuruldu.
- Triffin ikilemi: dünya daha çok dolar rezervine ihtiyaç duydukça ABD açık vermek zorundaydı, ama açık büyüdükçe doların altına çevrilebilirliğine güven azalıyordu.
- Türkiye 1947'de IMF'ye katıldı; 1946'da dolar yaklaşık 1,3 liradan 2,80 liraya, 1958'de 9 liraya çıkarıldı. Ayarlanabilir kur, uyumu yıllara yayılan bir deflasyon yerine ani bir karara çevirdi.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Bretton Woods düzenini, ayarlanabilir sabit kuru ve rezerv parayı tanımlar.
- Anlama — Düzenin, 1930'ların altın standardı deneyiminden hangi dersleri çıkararak kurulduğunu açıklar.
- Analiz — Triffin ikilemini, doların hem dünyaya likidite sağlama hem de altına bağlı kalma görevlerinin çatışması olarak çözümler.
- Değerlendirme — Türkiye'nin 1946 ve 1958 devalüasyonlarını, sabit ama ayarlanabilir kur düzeninin işleyişi içinde değerlendirir.
Sezgi
Açılış
Temmuz 1944'te, Normandiya çıkarmasından birkaç hafta sonra, ABD'nin New Hampshire eyaletinde, beyaz dağların arasındaki Mount Washington Oteli'ne 44 ülkeden 730 kişi geldi. Savaş hâlâ sürüyordu. Ama katılımcıların gündemi savaş değil, savaştan sonraki dünyaydı: paraların birbirine nasıl bağlanacağı, ülkelerin ödeme güçlüğüne düştüğünde kime başvuracağı ve 1930'ların felaketinin nasıl tekrarlanmayacağı.
Katılımcıların çoğu, bir önceki derste gördüğümüz on yılı yaşamıştı: altın standardına sadık kalan ülkelerin durgunlukta nasıl sıkıştığını, altından çıkanların birbirine karşı nasıl kur indirimine giriştiğini ve dünya ticaretinin nasıl daraldığını. 22 gün süren toplantının sonunda imzalanan anlaşmalar, yirmi beş yılı aşkın bir süre dünyanın para düzenini belirledi.
Hikâye — iki plan, bir otel
Toplantıya iki büyük plan geldi. Birini İngiltere adına John Maynard Keynes hazırlamıştı. Keynes, ülkelerin birbirine ödemelerini bancor adlı yeni bir uluslararası hesap birimiyle yapacağı bir takas birliği öneriyordu. Planın özü, dengesizliğin yükünü yalnızca açık veren ülkelere değil, sürekli fazla veren ülkelere de yüklemekti: aşırı fazla veren ülkeler de faiz ödeyecekti.
Öbür planı ABD Hazinesi'nden Harry Dexter White hazırlamıştı. White'ın planı daha sınırlıydı: ülkelerin katkılarıyla oluşan bir fondan, ödeme güçlüğüne düşenlere geçici kredi verilecek ve paralar doların üzerinden altına bağlanacaktı. Savaşın sonunda dünyanın altın rezervlerinin büyük kısmı ABD'deydi ve dünyanın en büyük alacaklısı da ABD'ydi. Toplantının sonunda ağırlıklı olarak White'ın planı kabul edildi.
Kurulan düzende ABD, bir ons altını 35 dolardan yabancı merkez bankalarına satmayı taahhüt etti. Öbür ülkeler paralarını dolara sabitledi ve kurlarını bu paritenin yüzde 1 çevresinde tutmayı üstlendi. Bir ülke «temel dengesizlik» içindeyse kurunu ayarlayabilecekti. Ödeme güçlüğüne düşen ülkelere kısa vadeli destek için Uluslararası Para Fonu, IMF; savaş sonrası yeniden yapılanmayı finanse etmek için de bugün Dünya Bankası'nın parçası olan Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası kuruldu.
Kavram — sabit ama ayarlanabilir
Bretton Woods, altın standardının iki derdine iki çözüm getirdi. Birincisi, kurlar sabitti ama kaya gibi değil. Ayarlanabilir sabit kur düzeninde ülkeler günlük dalgalanmayı dar bir bant içinde tutuyordu, ama ciddi bir dengesizlikte pariteyi değiştirebiliyordu. Bir ülke, altın standardında olduğu gibi yıllarca ücretleri ve fiyatları aşağı zorlamak yerine, parasının değerini bir kerede düşürebiliyordu. Buna devalüasyon denir.
İkinci çözüm, sermaye kontrolüydü. Düzen, ülkelerin sınır ötesi sermaye hareketlerini sınırlamasına izin veriyordu. Bu, kurların sabit tutulmasını kolaylaştırıyor ve ülkelere kendi faizlerini belirleme serbestliği bırakıyordu. İktisatçılar sonradan bu seçimi bir üçlü çıkmaz olarak formüle etti: bir ülke aynı anda sabit kuru, serbest sermaye hareketini ve bağımsız para politikasını birlikte sürdüremez; bunlardan yalnızca ikisini seçebilir. Bretton Woods, sermaye hareketinden vazgeçip öbür ikisini seçmişti.
Düzenin kalbinde dolar vardı. Öbür ülkelerin merkez bankaları rezervlerini büyük ölçüde dolar olarak tutuyordu, çünkü dolar hem her yerde kabul görüyor hem de istendiğinde altına çevrilebiliyordu. Bu, ABD'ye özel bir ayrıcalık veriyordu: dünya doları istediği sürece, ABD kendi parasıyla borçlanabiliyordu. Ama aynı yapı, düzenin en zayıf noktasını da doğurdu.
Yaygın yanlış«Bretton Woods bir altın standardıydı» diye düşünülür.
Yalnızca dolar altına bağlıydı ve yalnızca yabancı merkez bankaları doları altına çevirebiliyordu; öbür paralar dolara bağlıydı ve bireyler paralarını altına çeviremiyordu. Bu yüzden düzene çoğu zaman altın-döviz standardı denir.
Yaygın yanlış«Sabit kur, kurun hiç değişmeyeceği anlamına gelir» diye düşünülür.
Bretton Woods'ta paritelerin ayarlanması düzenin bir parçasıydı; pek çok ülke bu dönemde bir ya da birkaç kez devalüasyon yaptı.
Veri ve kanıt — Triffin'in uyarısı
1960'ta Belçikalı iktisatçı Robert Triffin, Altın ve Dolar Krizi adlı kitabında düzenin bir çelişki taşıdığını gösterdi. Dünya ticareti büyüdükçe ülkelerin daha fazla rezerve, yani daha fazla dolara ihtiyacı vardı. Bu dolarlar ancak ABD'nin dünyaya ödediğinden fazlasını ödemesiyle, yani dış açık vermesiyle dünyaya yayılabilirdi. Ama ABD açık verdikçe dünyadaki dolar miktarı ABD'nin altın stoku karşısında büyüyecek ve doların 35 dolardan altına çevrilebileceğine olan güven azalacaktı.
Çelişki açıktı: ABD açık vermeyi keserse dünya rezerv kıtlığına düşecek, açık vermeye devam ederse doların altın karşılığı sorgulanacaktı. 1960'ların başında ABD'nin yurt dışına karşı dolar yükümlülükleri, altın stokunu aştı. Triffin'in öngördüğü güven sorunu artık bir olasılık değil, bir tablodaydı.
Düzeni ayakta tutmak için 1960'larda pek çok geçici önlem alındı. Büyük merkez bankaları altının piyasa fiyatını 35 dolarda tutmak için ortak müdahale yaptı; ABD sermaye çıkışlarını sınırlamaya çalıştı; IMF yeni bir rezerv varlığı tasarladı. Ama her önlem, çelişkinin kendisini değil belirtilerini hedefliyordu. İktisat tarihçisi Michael Bordo'nun incelemesine göre düzen, kuruluşunda taşıdığı tasarım kusurlarını hiçbir zaman gideremedi.
Neden önemli? — Türkiye ve ayarlanabilir kur
Türkiye Bretton Woods düzenine 1947'de IMF'ye üye olarak katıldı. Düzenin ayarlanabilir kur mantığı Türkiye'de iki büyük devalüasyonla kendini gösterdi. 7 Eylül 1946'da doların resmî kuru yaklaşık 1,3 liradan 2,80 liraya çıkarıldı. 4 Ağustos 1958'de ise, dış ödemeler krizinin ve IMF ile yürütülen bir istikrar programının ardından, bir dolar 9 liraya eşitlendi.
Bu iki karar, Bretton Woods'un sunduğu seçeneğin bir ülke için ne anlama geldiğini gösteriyor. Sabit kur, dış ticarette ve fiyatlarda bir çapa sağlıyordu; ama enflasyon ve dış açık birikip paritenin sürdürülemez hâle geldiği noktada, ayarlama sert ve ani olabiliyordu. Devalüasyon ithal malları bir gecede pahalandırıyor, dış borcun lira karşılığını büyütüyordu. Altın standardında bu uyum yıllara yayılan bir deflasyonla, Bretton Woods'ta ise bir kararla yapılıyordu.
Düzen, kuruluşundan yirmi yılı aşkın bir süre sonra çelişkilerinin ağırlığı altında sarsılmaya başladı. Doların altına çevrilebilirliği, Triffin'in öngördüğü gibi, giderek bir taahhüt olmaktan çıkıp bir soru işaretine dönüştü.
Özet kartı
- Bretton Woods düzeni Temmuz 1944'te 44 ülkenin katılımıyla kuruldu; ABD bir ons altını 35 dolardan çevirmeyi taahhüt etti, öbür paralar dolara bağlandı.
- Kurlar paritenin yüzde 1 çevresinde sabitti ama temel dengesizlikte ayarlanabilirdi; sermaye kontrolleri, sabit kur ile bağımsız para politikasını birlikte mümkün kıldı.
- Keynes, yükü fazla veren ülkelere de yükleyen bir takas birliği önerdi; ağırlıklı olarak White'ın planı kabul edildi ve IMF ile Dünya Bankası'nın öncülü kuruldu.
- Triffin ikilemi: dünya daha çok dolar rezervine ihtiyaç duydukça ABD açık vermek zorundaydı, ama açık büyüdükçe doların altına çevrilebilirliğine güven azalıyordu.
- Türkiye 1947'de IMF'ye katıldı; 1946'da dolar yaklaşık 1,3 liradan 2,80 liraya, 1958'de 9 liraya çıkarıldı. Ayarlanabilir kur, uyumu yıllara yayılan bir deflasyon yerine ani bir karara çevirdi.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Ayarlanabilir sabit kur | Adjustable peg | Günlük olarak dar bir bantta sabit tutulan ama temel dengesizlikte değiştirilebilen kur |
| Rezerv para | Reserve currency | Merkez bankalarının rezerv olarak büyük miktarda tuttuğu yabancı para |
| Sermaye kontrolü | Capital controls | Sınır ötesi sermaye giriş ve çıkışlarına getirilen sınırlamalar |
| Triffin ikilemi | Triffin dilemma | Rezerv para ülkesinin dünyaya likidite sağlama ile parasına güveni koruma görevleri arasındaki çatışma |
| Devalüasyon | Devaluation | Sabit kur düzeninde paranın resmî değerinin bir kararla düşürülmesi |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Bretton Woods'ta hangi para altına bağlıydı ve öbür paralar neye bağlıydı?
- (Çıktı 1) Devalüasyon ile dalgalı kurda paranın değer kaybetmesi arasındaki fark nedir?
- (Çıktı 2) Bretton Woods, altın standardının 1930'lardaki hangi sorununa ayarlanabilir kur ile cevap vermeye çalıştı?
- (Çıktı 2) Sermaye kontrolleri, sabit kur ile bağımsız para politikasının birlikte sürdürülmesine nasıl yardım ediyordu?
- (Çıktı 3) Triffin ikilemini kendi cümlelerinle anlat. ABD'nin dış açık vermeyi kesmesi neden de bir sorun doğururdu?
- (Çıktı 4) 1958 devalüasyonunun bir Türk ithalatçısı ve bir Türk ihracatçısı için sonuçları nasıl farklıydı?
Cevaplar
- Yalnızca dolar, ons başına 35 dolardan altına bağlıydı ve bu çevrilebilirlik yabancı merkez bankalarına tanınmıştı. Öbür paralar dolara sabitlenmişti.
- Devalüasyon sabit kur düzeninde bir hükümet kararıyla resmî paritenin düşürülmesidir. Dalgalı kurda değer kaybı ise piyasadaki arz ve talebin sonucudur.
- Altın standardında dış açık veren ülkeler, uyum için yıllarca fiyatları ve ücretleri düşürmek zorunda kalıyordu; bu durgunluğu derinleştiriyordu. Ayarlanabilir kur, bu uyumu bir kerelik bir parite değişikliğiyle yapmaya imkân verdi.
- Sermaye serbestçe dolaşsaydı, faiz farkları büyük sermaye akımlarına ve kur üzerinde baskıya yol açardı. Kontroller bu akımları sınırlayarak ülkenin, kuru korurken kendi faizini belirleyebilmesini sağladı.
- Dünya ticareti büyüdükçe ülkelerin rezerv olarak daha fazla dolara ihtiyacı vardı ve bu dolarlar ABD'nin dış açığıyla dünyaya yayılıyordu. Açık sürdükçe dolar miktarı ABD'nin altın stokunu aştı ve çevrilebilirliğe güven azaldı. Açık kesilseydi, dünya ticaretinin ihtiyaç duyduğu rezervler bulunamaz ve büyüme sınırlanırdı.
- İthalatçı için dolar 2,80 liradan 9 liraya çıktığı için aynı ithal mal lira cinsinden üç kattan fazla pahalandı. İhracatçı için ise sattığı her dolar daha fazla lira getirdi; yurt dışında daha rekabetçi fiyat verebilir hâle geldi.
İleri okuma
- Benn Steil (2013). The Battle of Bretton Woods: John Maynard Keynes, Harry Dexter White, and the Making of a New World Order. Konferansı ve iki planın çatışmasını anlatan tarih kitabı.
- Robert Triffin (1960). Gold and the Dollar Crisis: The Future of Convertibility. Düzenin çelişkisini öngören kitap.
- Michael D. Bordo (2017). «The Operation and Demise of the Bretton Woods System». NBER Working Paper 23189. Düzenin işleyişini ve çöküş nedenlerini özetleyen inceleme.
- Barry Eichengreen (2019, 3. baskı). Globalizing Capital: A History of the International Monetary System. Altın standardından günümüze uluslararası para düzeninin tarihi.
Sonraki derse köprü
1960'ların sonunda doların altına çevrilebilirliği, yalnızca bir kâğıt üzerindeki söz olarak kaldı. Yabancı merkez bankaları dolarlarını altına çevirmek istedikçe ABD'nin altın stoku eridi. Ağustos 1971'de ABD, bu sözü tek taraflı olarak askıya aldı. O günden sonra dünyanın paraları artık hiçbir metale bağlı değildi. Değerini yalnızca onu çıkaran devletin ve merkez bankasının güvenilirliğinden alan paranın doğuşu, sıradaki dersin konusu.